zaman tüneli
çerçeve yasa
oylayacaklar bugün...çok büyük oyla geçecek hem de.
devamını gör...
çerçeve yasa
genel veya özel af ancak tbmm’nin 5/3’ünün onayıyla çıkarılabilir, kanun ile af çıkartılamaz. bu yönüyle bu kanun şekli olarak dahi anayasaya aykırıdır.
neyi tartışıyoruz?
neyi tartışıyoruz?
devamını gör...
çerçeve yasa
devamını gör...
seksten sonra namaz kılmak
erdim şükür gördüm şükürşeklindeki duyguları ifaden bir durum bence.
devamını gör...
duşta röportaj veren yeşilçam yönetmenine dönüşmek
kısa bir serinleme duşumun vazgeçilmez parçası... yıllar önce izleyip ''ben de bunun gibi bir şey yapıcam.'' deyip hiçbir zaman yapamadığım o filmin röportajını veriyorum.
önce filmi yıllaaaar yıllar önce çekmek istediğimi ama yapımcıların vizyonuma hazır olmadığını belirtiyorum. bunu belirtmezsem olmaz, bu verilecek röportajın zorunlu cümlesi... hemen ardından gelen saçma sapan, anlamsız ama izleyicilerin anlam yüklediği o şeyi cevaplıyorum... ''filmin 42. dakikasında kadraja giren adamın bir çorabı neden yırtık? burada ne anlatmak istediniz?''
içimden bir ses ''o adamın çorabı gün içinde yırtılmış, hiçbir şey anlatmak istemedim öyle spontane gelişen bi olay bu...'' demek istiyor ama yapmıyorum, derin bir nefes alıp kameraya o mistik, bilge bakışı atıyorum: ''orada sağ ayağındaki o yırtık... aslında sistemin birey üzerinde açtığı o tamir edilemez deşiktir. adam yürüyor ama topuğu toprağa değiyor, anlıyor musun? burjuva ahlakının dikiş tutmazlığıdır o yırtık. izleyici orada kendi hayatındaki yırtıkları görecek.''
sırf röportajı devam ettirmek için saçımı bir kere daha şampuanlıyorum bu arada.
sonrasında yüzümü kızartan ve beni utandıran o soru geliyor...
''filmdeki bazı şarkılar direkt olarak müzik gruplarından çalıntı izlenimi veriyor. bir esinlenme mi söz konusu yoksa direkt çaldınız mı? müzik gruplarının bundan haberi var mı?''
işte o an yine yüzüme hiçbir şey bilmeyen bilge gülümsemesini yerleşiriyorum... ''çalmak veya çalıntı demek kadar sığ, kadar estetikten uzak bir yaklaşım olamaz. biz buna sinema dilinde sesler arası metinsellik'veya auditory collage diyoruz.'' diyerek konuyu kapatıyorum ve duştan çıkıyorum.
önce filmi yıllaaaar yıllar önce çekmek istediğimi ama yapımcıların vizyonuma hazır olmadığını belirtiyorum. bunu belirtmezsem olmaz, bu verilecek röportajın zorunlu cümlesi... hemen ardından gelen saçma sapan, anlamsız ama izleyicilerin anlam yüklediği o şeyi cevaplıyorum... ''filmin 42. dakikasında kadraja giren adamın bir çorabı neden yırtık? burada ne anlatmak istediniz?''
içimden bir ses ''o adamın çorabı gün içinde yırtılmış, hiçbir şey anlatmak istemedim öyle spontane gelişen bi olay bu...'' demek istiyor ama yapmıyorum, derin bir nefes alıp kameraya o mistik, bilge bakışı atıyorum: ''orada sağ ayağındaki o yırtık... aslında sistemin birey üzerinde açtığı o tamir edilemez deşiktir. adam yürüyor ama topuğu toprağa değiyor, anlıyor musun? burjuva ahlakının dikiş tutmazlığıdır o yırtık. izleyici orada kendi hayatındaki yırtıkları görecek.''
sırf röportajı devam ettirmek için saçımı bir kere daha şampuanlıyorum bu arada.
sonrasında yüzümü kızartan ve beni utandıran o soru geliyor...
''filmdeki bazı şarkılar direkt olarak müzik gruplarından çalıntı izlenimi veriyor. bir esinlenme mi söz konusu yoksa direkt çaldınız mı? müzik gruplarının bundan haberi var mı?''
işte o an yine yüzüme hiçbir şey bilmeyen bilge gülümsemesini yerleşiriyorum... ''çalmak veya çalıntı demek kadar sığ, kadar estetikten uzak bir yaklaşım olamaz. biz buna sinema dilinde sesler arası metinsellik'veya auditory collage diyoruz.'' diyerek konuyu kapatıyorum ve duştan çıkıyorum.
devamını gör...
evinde klima olmayan insan
evine klima ustası girmemiş insandır, duyduğuma göre klima ustaları çok fenamış puhaha...
devamını gör...
en çok tatil yapan meslekler
vekilime kaymak lazım ....
devamını gör...
bennu gerede'nin kullandığı vibratörün fiyatı
bir sözlük erkeği olarak beni ilgilendirmez puhaha...
devamını gör...
taş plaj vs kum plaj
kum her zaman iyidir, taşlı plaja denize girmesi bir dert çıkması bir dert. taş plaj şekilden şekile sokar adamı haraket ederken..
devamını gör...
bennu gerede'nin kullandığı vibratörün fiyatı
şöyle birşey sanırım.https://media.normalsozluk.com/up/2026/08/06/mdpbisuhqbypbmwx.jpg
devamını gör...
taş plaj vs kum plaj
çor çocuk varsa silke silke kum plaj.
bekarlar toplanıp gidildiyse, iyide yüzme biliyorsanız... cumburlopppp kayadan ağrı....
bekarlar toplanıp gidildiyse, iyide yüzme biliyorsanız... cumburlopppp kayadan ağrı....
devamını gör...
taş plaj vs kum plaj
taşların ayağa batması ve havluyu sererek üstüne oturayım desen de rahatsız ettiğinden kum plaj benim için.taş plajdan ayrılırken temizlenmek biraz daha iyi olabilse de kumdan vazgeçemem gibi.
devamını gör...
en çok tatil yapan meslekler
patron yalakaları. bu kişiler çalışırken bile tatildeler.
devamını gör...
trabzon belediyesinin 6661 adet salah forması satın alması
link
chp'li belediyelere operasyon yapıldığında tarkan konseri için bilmem ne kadar para harcamışlar aboov diye ortalığı yangın yeri yapan aktrollerin kafalarını kuma gömeceği başka bir mevzu. formanın tanesi 4500 tl gösteriyor ts club sitesinde. 6661 ile çarpıldığında 30 milyon tl civarı bir para ediyor. o paraya şirket kurabilir, yol, köprü, okul, kütüphane yapılabilir, kaç tane yetimin karnını doyurabilirsin. ya da açlık sınırının altında yaşayan onlarca ailenin borcunu kapatabilirsin. ama böylesi şov daha tatlı.
chp'li belediyelere operasyon yapıldığında tarkan konseri için bilmem ne kadar para harcamışlar aboov diye ortalığı yangın yeri yapan aktrollerin kafalarını kuma gömeceği başka bir mevzu. formanın tanesi 4500 tl gösteriyor ts club sitesinde. 6661 ile çarpıldığında 30 milyon tl civarı bir para ediyor. o paraya şirket kurabilir, yol, köprü, okul, kütüphane yapılabilir, kaç tane yetimin karnını doyurabilirsin. ya da açlık sınırının altında yaşayan onlarca ailenin borcunu kapatabilirsin. ama böylesi şov daha tatlı.
devamını gör...
titanyum
doğada çoğu metalden daha fazla bulunuyor, hemen her yerde var ve tonlarca... eeeee neden altın fiyatında neredeyse?
hayranlık veren bu metalin serüvenini izledim az önce. kolumuz, bacağımız, implantımız, saatimizin kordonu, uçakların kanadı, hafifliğin, direncin, ısıya dayanıklılığın titanı...vücudumuzun ret etmediği tek metal.
hayranlık veren bu metalin serüvenini izledim az önce. kolumuz, bacağımız, implantımız, saatimizin kordonu, uçakların kanadı, hafifliğin, direncin, ısıya dayanıklılığın titanı...vücudumuzun ret etmediği tek metal.
devamını gör...
gazete kuponu biriktirmek
hangi gazete olduğu fark etmez, yeterki manşetin üstünde kutulu porselen yemek seti 35 kupona gazetenizde ibaresi olsun, o tirajları uçurmaya yeterdi. yoksa dünyada ve ülkede gündem ve meselelerin çok da tartışılır tarafı yoktu.
devamını gör...
evinde klima olmayan insan
yazın evlerine ateşler salınan insandır. güney cephede evi varsa ve önü de açıksa bu dünyada cehennem ızdırabını deneyimleyen insandır. evi klimalı değil çin malıdır.
devamını gör...
good luck babe (yazar)
gelişim 12'yi geçebilir bilemedim.
devamını gör...
düzenli spor yapmak
eskiden boks yapardım.. 18 sene dövüştüm..
genelde soft contact maç yapardık ama haftada bir, adetimizdi, aynı veya yakın sıkletler kurayla ring yapardı..
tecrübesiz adamla dövüşmek zordur. dayak yemekten korkar, centilmenlik dışı saldırır. böyle bir durumda tecrübeli taraf karşısındaki rakibi önce yatıştırır (heyecanı geçtikten sonra döver).
kulübümüz eğlenceliydi.. ufak tefek de mamalandığımız için spordan idmandan tazı gibiydik.. bir köşede hoca sudan bir sebeple ceza vermiş, herifin biri 500 tane yarım mekik çekiyor, biri gitmiş ritm torbasına takır takır takır vuruyor falan.. bu eğlenceyi bozan tek faktör ise, ayhan'dı..
ayhan bir body guard'dı.. benim şimdiki kilom 107.. maç ağırlığım 93.5.. boyu benden şu kadar yüksek olsa, kilosu şu kadar fazla olsa.. 187 boy, 97 kilo gibi bir şeydi.. biz bu adamla dövüşmeyi hiç istemezdik.
epey bir süre şanslı kuralar çektikten sonra o kara gün, elimdeki kağıtta ayhan yazıyordu.
ring yaptım. bu bir iki yokladı, gel gel yapıyor, gaza gelip -geldim geldim- yapmadım.. ama ayhan geldi...
ilk iki round dengeliydi, beş tane o vuruyordu, üç tane ben..
üçüncü round biraz daha zor geçti.. dört-beş rahattı, çünkü artık dayak yemekten uyuşmuştum, canım acımıyordu.. round aralarında hoca sevabına yüzüme su tutuyordu falan..
neyse.. bu işkence bitti..
soyunma odasına doğru süründüm, baktım ayhan geldi, kaçmayıp güzel dövüştüğüm için beni tebrik etti.. eve gittim, duşu açtım, altında biraz uyumuşum.. kalktım, yatağa gittim, pazartesiye kadar biraz toparlandım, o zamanki kız arkadaşım bana morluk falan kapatmak için fondöten bırakmıştı, biraz yüzümü toparlayıp işe gittim.. sonra daha iyi oldum ama burnumda bir boşluk hissi vardı, sürekli.. çok üstelemedim, 4-5 gün geçti, bir vakit ayakkabımı bağlamak için yere eğildim ve yere kan boşaldı.. o zaman boşluk hissi de geçti.. hocaya anlattım, "sen bu hafta çok ağır antrenman yapma, git mekik çek" diye yolladı beni.
genelde soft contact maç yapardık ama haftada bir, adetimizdi, aynı veya yakın sıkletler kurayla ring yapardı..
tecrübesiz adamla dövüşmek zordur. dayak yemekten korkar, centilmenlik dışı saldırır. böyle bir durumda tecrübeli taraf karşısındaki rakibi önce yatıştırır (heyecanı geçtikten sonra döver).
kulübümüz eğlenceliydi.. ufak tefek de mamalandığımız için spordan idmandan tazı gibiydik.. bir köşede hoca sudan bir sebeple ceza vermiş, herifin biri 500 tane yarım mekik çekiyor, biri gitmiş ritm torbasına takır takır takır vuruyor falan.. bu eğlenceyi bozan tek faktör ise, ayhan'dı..
ayhan bir body guard'dı.. benim şimdiki kilom 107.. maç ağırlığım 93.5.. boyu benden şu kadar yüksek olsa, kilosu şu kadar fazla olsa.. 187 boy, 97 kilo gibi bir şeydi.. biz bu adamla dövüşmeyi hiç istemezdik.
epey bir süre şanslı kuralar çektikten sonra o kara gün, elimdeki kağıtta ayhan yazıyordu.
ring yaptım. bu bir iki yokladı, gel gel yapıyor, gaza gelip -geldim geldim- yapmadım.. ama ayhan geldi...
ilk iki round dengeliydi, beş tane o vuruyordu, üç tane ben..
üçüncü round biraz daha zor geçti.. dört-beş rahattı, çünkü artık dayak yemekten uyuşmuştum, canım acımıyordu.. round aralarında hoca sevabına yüzüme su tutuyordu falan..
neyse.. bu işkence bitti..
soyunma odasına doğru süründüm, baktım ayhan geldi, kaçmayıp güzel dövüştüğüm için beni tebrik etti.. eve gittim, duşu açtım, altında biraz uyumuşum.. kalktım, yatağa gittim, pazartesiye kadar biraz toparlandım, o zamanki kız arkadaşım bana morluk falan kapatmak için fondöten bırakmıştı, biraz yüzümü toparlayıp işe gittim.. sonra daha iyi oldum ama burnumda bir boşluk hissi vardı, sürekli.. çok üstelemedim, 4-5 gün geçti, bir vakit ayakkabımı bağlamak için yere eğildim ve yere kan boşaldı.. o zaman boşluk hissi de geçti.. hocaya anlattım, "sen bu hafta çok ağır antrenman yapma, git mekik çek" diye yolladı beni.
devamını gör...
bennu gerede'nin kullandığı vibratörün fiyatı
çeyizim için alıyorum...
devamını gör...