zaman tüneli

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hastaneden eve dönüş.
devamını gör...

11k nesine istersin bu mertiğin?*

youtube.com/shorts/KqnWvvrv...
devamını gör...

neden bıraktığımı hatırlamadığım, nerede kaldığımı da unuttuğum için tekrardan başlama olasılığımı 0 gördüğüm dizi. ızlemeyen varsa izleyebilir, tavsiyedir. gereksiz zeki bir adamla, kendisine zekaca diğer insanlardan daha yakın olan arkadaşlarıyla arasında geçen güzel bir dizi.
devamını gör...

başrol oyuncularından hayden panettiere'in vefat ettiği güzel bir dizidir. hatta bir adım öteye gideyim, bazı marvel dizilerinden daha da iyidir.
devamını gör...

sırf eva green için başladığım, sonrasında da gece uyuyamadığım için bıraktığım dizidir.
devamını gör...

türk milletinde olmazsa olmazdır. her alanda küfür ederek övebilme ihtimalimiz vardır. örneğin;
1- o topa oradan nasıl vurdun be .....
2- abi o ses nedir lan ..... çocuğu
3- ....... evladı ne güzel film yapmış.
gibi gibi.
devamını gör...

uyursam işlerimi halledemem sözlük beni ayakta tut işkence çekiyorum şu an.s
devamını gör...

ha sinir baba
ha hakan günday
ona göre ayağınızı denk alın
ewed.
devamını gör...

(bkz: tabutta rövaşata)
devamını gör...

onunla tanışmasaydım benim de nedenlerim olurdu.

ama onunla tanıştım...
devamını gör...

38 yaşındayım, doğma büyüme istanbul'luyum. 8 senedir aralıklı olarak bartın'da yaşıyorum. bilmeyenler için zonguldak'ın 90km ilerisi. gayet küçük bir şehir ve hayatımdan memnunum. öğrenciler olmasaydı belki daha ucuz bir şehir olacaktı fakat, özellikle kiralarda şaka gibi ama istanbul ve ankara ile kapışıyor.
devamını gör...

kaynak? ona göre içimden bir şeyler diyeceğim.
devamını gör...

voleybolcu kızları tebrik ediyorum.
devamını gör...

devamını gör...

doğma büyüme istanbulluyum. içine doğduğum, parçası olduğum şehiri çok seviyorum ama hem orantısız yurt içi hem de yurt dışı göç'ün sağladığı ekstra nüfus patlaması sebebiyle artık yaşanmayacak bir şehir haline geldi.


inanır mısınız artık izin günlerim gelsin istemiyorum. apartmanınızdan dışarı çıktığınız anda hayatınız işkence halini almaya başlıyor. en yakın mesafeye bile saatlerce trafikten ve insan kalabalığından varamıyorsunuz. belki size garip gelecek ama istanbul'da sadece kahve içecek yer bulmak ve kahvenizi içmeniz saatlerinizi alabilir.

eğer üst seviye mekanlarda veya semtlerde takılıyorsanız, istanbul'da hayat kolaydır. misal bebekte her daim denize sıfır bir mekanda anında boş masa bulabilirsiniz veya yeniköy'de iyi
bir restaurantta rezervasyonsuz bir yer. ıstanbul'da, belirli kesimin girebildiği bölgeler her zaman daha sakin ve daha rafine olur. herkesin girememesi bu ortamları temiz ve sakin tutuyor.

fakat işler standart halkın gidebileceği mekanlara geldiğinde, cehennem, ısısını yüzünüze vurmaya başlıyor. eğer çok uç bir semt değilse( büyükçekmece, beylikdüzü, şile, ağva, göktürk, zekeriyaköy vb), starbucks ve türevi kahvecilerde, ortalama fiyatlandırması olan mekanlarda yer bulma- oturup sakince muhabbet etme şansınız yok.

istanbul'da yaşayan ve burada doğmuş insanlar olarak evlerimizde takılmaya başladık. çoğumuz evde netflix veya diğer online platformları izliyor ve eve yemek sipariş ediyoruz. artık alışverişlerimiz dahi online platformlar üzerinden yürüyor. market ve kıyafet alışverişini dahi online yapıyoruz çünkü öyle bir kalabalık var ki.. markette bile 3 ürün için kuyruk bekliyorsun. istanbul'da en kolay harcanan ve aynı zamanda en pahalı olan şey bu yüzden "zamandır." bu şehir inanılmaz vakit kaybettirir. her şey kalabalık ve trafik yüzünden 2.5 kat vakit alır. buda ciddi bir kişisel zaman kaybı demektir hele ki sınırlı izin gününüz varsa...

mesela istanbul'da her zaman ekstra zaman payı bırakmalısınız. aslında işinizi yapmak için tam zamanında evinizden çıkamazsınız çünkü hiçbir yere zamanında yetişme gibi bir durumunuz yoktur. mesela :

işinize yetişebilmek için mutlaka 2-3 saat önceden yola çıkmalısınız( çünkü trafik her gün değişir. genellikle daha ve daha yoğun hale gelir. geç kalmamak için evden erken çıktığınız o 2-3 saat güvenlik payınızdır)

arkadaşlarınızla buluşacaksanız, gideceğiniz yere göre mutlaka 2-3 saat,

bir organizasyona yetişecekseniz 2.5-3 saat aralığı hep erken çıkmanız gerekir..

hayatınıza hep güvenlik payı eklemek zorunda kalırsınız. burada yaşam daima böyle akar. 500m'lik yolu trafikten 1.5 saatte gidemediğimi biliyorum. bunlar abartı değil. burada yaşayanlara sorun ve teyit edin. aksini söyleyeni bulamazsınız.

bu gibi sebeplerden ötürü istanbul'un asıl sakinleri olarak çok dışarı çıkmıyoruz. bu bireysel bir tercih ama aslında temelinde bir rahatsız edici gerçeklik var. evde kalmayı tercih ediyoruz çünkü başka türlü sakin ve rafine kalabilme şansımız kalmadı.

ben eğer dışarı çıkacaksam, gece çok geç saatleri veya sabahın şafak vaktinden itibaren olan zamanını baz alıyorum. - çünkü toplumun o gereksiz yoğunluk yaratan kitlesi ortalıkta olmuyor ve istanbul kısa süreliğine size ait kalıyor.

sahilde yürüyüş için sabah 4.30-6.30 suları idealdir mesela.
gece oturayım, sakince kafamı dinleyeyim diyorsanız 1-2 suları idealdir. gördüğünüz üzere, boğazın bile zaman dilimi var. :)

ifade etmeden geçmek istemiyorum:

istanbul'da yaşayan arkadaşlar bunu zaten bilir fakat bilmeyen arkadaşlarım için yineliyorum: istanbul'da her saatte, her yerde gezilmez. burada hiç girmemeniz gereken semtler olduğu gibi, çok rahat gezebileceğiniz semtlerde vardır. yukarıdaki zaman dilimleri yaşadığınız semtin yapısına göre kesinlikle değişir. mesela, bu saatlerde boğazda ( yeniköy, tarabya, bebek , caddebostan , kalamış vb) bulunabilirsiniz ama zeytinburnu - avcılar sahilde bulunamazsınız. o yüzden aman diyelim dikkatli olun!

rica ederim dizilerde size gösterilen istanbul'a aldanmayın. burası "dream city" falan değil. her türlü suçun ve suçlunun kol gezdiği ve eğer şehiri ve içerideki kötü niyetleri insanları tanıyamıyorsanız( genelde başka şehirden ve küçük bölgelerden gelen insanlar için), başınıza her şeyin gelebilme ihtimali olan gri bir alandır. buranın suçluları veya dolandırıcıları temiz- bu şehire yeni gelmiş insanı tanır ve özellikle onları seçer. bilhassa, üniversite tercihi yaparken dikkatli olun. 18-19 yaş için burası gerçekten tehlikelidir. başka bir şehirde büyüyüp sırf buranın televizyonlarda gösterilen yüzü için geliyorsanız, gelmeyin. daha küçük, suçtan kirlenmemiş, hala temiz kalabilmiş bölgelerde okuyun. istanbul'dan daha güvende olursunuz. 18 yaşındaki bir genç için ( kız- erkek fark etmez) burada sıfırdan yaşam ciddi tehlikeler barındırır.

------> sunuda eklemeden geçmeyelim:

dizilerde gördüğünüzde istanbuldur. bu bilgi kesinlikle doğru fakat asıl hinlik başka bir yerde saklı.

daha önceki paragraflarda bahsettiğim "belirli kesimin girebildiği bölgeler( zengin ailelerin veya bütçe açısından fazlasıyla rahat olan insanların yaşam alanı)" konusuna geri dönelim. burada direkt bu olgu çalışıyor. yani diziler genellikle elit ve sosyetenin oturduğu semtlerde çekiliyor. hayranlık uyandıran o evler, entelektüel insanların uzandığı şerit halinde sahil kesimi ve niceleri hep üst düzey insanların oturduğu adreslerden seçiliyor ve bu bölgelerde dizinin total süresi kadar evler veya köşkler kiralanıyor.

bu bölgelerde ikamet edebilecek bütçeniz varsa, istanbul'dan daha iyi şehir bulamazsınız. zengin insanların bulunduğu semtlerde can güvenliği ve diğer sorunlar çok olmaz fakat anne- baba maaşı ile okuyacaksanız veya part time çalışarak hayatta kalmayı düşünüyorsanız, istanbul iyi bir tercih değil. ( çünkü hem çok pahalı hem de toplumu çok kirlendi. her çeşit insan var)


yukarıda bahsettiğim ve daha bahsemediğim sayısız sorunu göz önüne alarak söyleyebilirim ki kesinlikle kırsalda yaşamak artık daha cazip geliyor. 90'lı jenerasyondan gelen bir kadınım. yani yaşlı da değilim. buna rağmen, yoruldum. şehir hayatı insanı yoruyor.
devamını gör...

2-3 saatte tek oturuşta biten 120 sayfalık bir kitap. dün fırsat bulabildim okumaya.

biyografi desen değil, roman desen hiç değil, adı üstünde, bir günce. yer yer rahmetlinin düşünceleri karışıyor, ancak yaşadıklarını çok güzel ifade ediyor, sıkmadan bitiriyorsunuz.

kanat güner hakkında bir bilgim yoktu, öğrenmiş oldum.

istanbul çocuğuyum, kendisi 70 doğumluymuş, ve 28 yaşında ölmüş. 90'larda geçtiği yerlerin benzerlerinden (eroin hariç) 2000'lerin ortasında geçtim. bir çok tanıdık şey bulabiliyorsunuz.

christiane felscherinow tarafından yazılmış ünlü wir kinder vom bahnhof zoo [türkçe'ye eroin diye çevrilmiştir] romanı kadar vurucu ya da sağlam yapıya sahip değil, ama sıkıcı da değil. güzel bir hikayeden çok bir insanın psikolojisini gösterme yönü ile öne çıkıyor.

kendi türünde: 7/10
devamını gör...

köyde, köy içinde değil ana yolda yazlık var. köylü ile muhatap olmazsan güzel oluyor.
evin önünde ağaçlar hayvanlar mecburi bir hareket getiriyor hayatına. monoton masa başı işler insana uygun değil bence.

muhtemelen temelli yerlesirim projem tutarsa .
devamını gör...

1 eş yetiyor 2'inciye gerek yok :)
devamını gör...

köyde yaşamayı seviyorum. tek sıkıntı çarşıda işim olduğu günler uyumamak zorundayım. bu yorucu. zaten kırklareli zorlasan kendisi köy abv..
her türlü köyde yaşamak. versus yok.
devamını gör...

animenin ingilizce adı: ı want to love you till your dying day

bir yetimhanede çocuk olduğunuzu düşünün. savaştan nefret ediyorsunuz, zaten isteseniz de savaşacak gücünüz yok.
ama bu yetimhanedeki çocukların tek bir amacı var. bitmek bilmeyen bir savaşta çatışmak...

oda arkadaşınızın bu bitmek bilmeyen bir savaşta öldüğü, sınıfta ruhsuzca söyleniyor. kalıplaşmış bir cümle ile kahramanlıktan bahsedilip sonra hiçbir şey olmamış gibi derse devam ediliyor.
daha onun yasını tutuyorken küçük bir kızla tanışıyorsunuz. üstü başı kan içinde.
ne güzel değil mi? yeni oda arkadaşının ölmesinden artık endişelenmene gerek yok. çünkü o ölümsüz... ölmeyen bir kız...
gerçekten güzel mi? ölememek... gerçekten güzel mi?..

bu animede savaşın dehşetini iliklerine kadar hisseden hassas bir kalp ile, insan öldürme ile maydanoz doğramak, kendisi için aynı şeyi ifade eden, yaptıklarının sonucu idrak edemeyen ve o güne kadar mutluluğu hiç tatmamış bir çocuğun aynı odayı paylaşmasını seyrediyorsunuz.

bu hassas kalbin defalarca maruz kaldığı ahlaki ikilemlere siz ne cevap verirdiniz?

not: maalesef böylesi güzel bir konuya her yapımda olduğu gibi yer yer lgbti sapkınlıkları da katmışlar.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim