zaman tüneli
10 eylül 2026 fenerbahçe as roma maçı
trt 1'den yayımlanacak olan karşılaşmadır.
devamını gör...
haklı azınlık vs haksız çoğunluk
katılımcı temsili demokrasinin "patladığı" yerden konuşmalıyız.
çoğuluğun dediği olacaktır.
hak "ne", hukuk "kim", doğru göreceli olur bu yolla... isa öğrencilerine şöyle der:"kendimizi bilmezsek, baba nerdesin diye inleriz. amen".
çoğuluğun dediği olacaktır.
hak "ne", hukuk "kim", doğru göreceli olur bu yolla... isa öğrencilerine şöyle der:"kendimizi bilmezsek, baba nerdesin diye inleriz. amen".
devamını gör...
10 eylül 2026 fenerbahçe as roma maçı
normalde cimbom kaybetti, bari fenev alsın derim de; diyemiyorum asuman.
devamını gör...
sincap beslemek
içimden sürekli geçen ama yabani hayvanı kafese hapsetmek benlik değil.
devamını gör...
10 eylül 2026 fenerbahçe as roma maçı
bartuğ haberleri doğruysa ismail kartal'ın diziliş değişikliğinden kast ettiği üçlü savunma yerine ismail & kante & bartuğ merkezli 4-3-3 de olabilir.
devamını gör...
eylül ayı gelince zihne yüklenen o tekinsiz sarı filtre
yılın tam bu zamanlarında, saat öğleden sonra iki ile yedi arasında havaya çöken ve insanı gerçekten üzen bi sarı filtre bu...
yazın o parlak, umursamaz güneşi bir anda çekiliyo, yerine sanki mekanın ışıklarını bi derece kısmışlar da ortalama meksika dizisi ya da doksanlar filmi filtresi basmışlar gibi sapsarı soluk bi ışık geliyo gibi... ne odayı aydınlatan ne de tam karanlık bırakan ışık gibi bir şey bu...
beynim otomatik olarak bu ışığı görünce mutsuzluk modunu açıyo... normalde sıradan duran eşyalar bile gözüme bi anda aşırı mutsuz görünmeye başlıyo ya... az önce beyaz kahve kupasının ne kadar üzücü gözüktüğünü fark ettim mesela...
içimden fırlayıp gitmek geliyo ama gidecek bi yerim de yok doğru düzgün, arkada ladytron çalıyo ama o bile üzücü...
yazın o parlak, umursamaz güneşi bir anda çekiliyo, yerine sanki mekanın ışıklarını bi derece kısmışlar da ortalama meksika dizisi ya da doksanlar filmi filtresi basmışlar gibi sapsarı soluk bi ışık geliyo gibi... ne odayı aydınlatan ne de tam karanlık bırakan ışık gibi bir şey bu...
beynim otomatik olarak bu ışığı görünce mutsuzluk modunu açıyo... normalde sıradan duran eşyalar bile gözüme bi anda aşırı mutsuz görünmeye başlıyo ya... az önce beyaz kahve kupasının ne kadar üzücü gözüktüğünü fark ettim mesela...
içimden fırlayıp gitmek geliyo ama gidecek bi yerim de yok doğru düzgün, arkada ladytron çalıyo ama o bile üzücü...
devamını gör...
melankoli ile vizyonsuzluk arasında gidip gelmek
baktım melankoli baş ağrısı yapıyor ben de vizyonsuzluğu seçtim. artık ağrı yapmıyor başım.
devamını gör...
melankoli ile vizyonsuzluk arasında gidip gelmek
iki ucu boklu değnek.
ikisinden de uzak durun.
ikisinden de uzak durun.
devamını gör...
sabiha gökçen havalimanı
#4059532
saw'a özel bir durum değil. hepsinde pahalı.
saw'a özel bir durum değil. hepsinde pahalı.
devamını gör...
sabiha gökçen havalimanı
dünyanın en pahalı havalimanlarından biri. stgt havalimanında 1,20 olan biradan daha düşük kaliteli bira sabiha gökçen' de 11,50 euro !!
aktarma yapacaksan büyük sıkıntı. karnın acıkırsa basit abur cubura kolaylıkla 100 euro harcarsın.
aktarma yapacaksan büyük sıkıntı. karnın acıkırsa basit abur cubura kolaylıkla 100 euro harcarsın.
devamını gör...
pisti pas geçen uçak
emin ol o durumda pas geçmezse asıl korkulu anlar başlar. arkana yaslan* ve tekrar inişin tadını çıkart dostum.
devamını gör...
melankoli ile vizyonsuzluk arasında gidip gelmek
şu sıralar başıma geldiğini hissettiğim şey...
mesela normalde insan melankoliye bağladığı zaman onu üzecek ağır bi şarkı açar, pencereden soluk eylül güneşini ya da can sıkıcı yağmurunu izleyerek romantik bir biçimde derin derin yaşadığı hayatı sorgular, eskileri düşünür...
bende şu sıralar neden böyle olmuyo hiç bilmiyorum... zihnim arkada kaybettiği eski sevgilisinin hayatını yaşayan bir ressamın acısını çekmek istiyo ama çapım yetmiyo buna... hüzünlü bi atmosfer görür görmez canım çiğköfte yemek ile kötü film izlemek arasında gidip geliyo, ne tam dipte bi ressam, bi şair olabiliyorum ne de hayatımı sorunsuz yaşayan düzgün bir insan...
varoluşsal kriz çekecek kadar derinleşemiyorum ama keyif çatacak kadar da gamsız olamıyorum... sonunda bomboş bi insana dönüşüyorum... ''ben şu an tam olarak neye üzülüyorum ya?'' diye kendimi felç bırakan enteresan bi haldeyim.
mesela normalde insan melankoliye bağladığı zaman onu üzecek ağır bi şarkı açar, pencereden soluk eylül güneşini ya da can sıkıcı yağmurunu izleyerek romantik bir biçimde derin derin yaşadığı hayatı sorgular, eskileri düşünür...
bende şu sıralar neden böyle olmuyo hiç bilmiyorum... zihnim arkada kaybettiği eski sevgilisinin hayatını yaşayan bir ressamın acısını çekmek istiyo ama çapım yetmiyo buna... hüzünlü bi atmosfer görür görmez canım çiğköfte yemek ile kötü film izlemek arasında gidip geliyo, ne tam dipte bi ressam, bi şair olabiliyorum ne de hayatımı sorunsuz yaşayan düzgün bir insan...
varoluşsal kriz çekecek kadar derinleşemiyorum ama keyif çatacak kadar da gamsız olamıyorum... sonunda bomboş bi insana dönüşüyorum... ''ben şu an tam olarak neye üzülüyorum ya?'' diye kendimi felç bırakan enteresan bi haldeyim.
devamını gör...
pisti pas geçen uçak
zaten pilotlar tekrar kalkma kararı aldığı gibi kalkabildikleri için bu kadar çekiciler*
devamını gör...
sara perche ti amo
oha o ne biçim kıyas #4059509 sara perche ti amo bin kere sollar. benim de sevdiğim şarkılardandır.
devamını gör...
günün belli saatlerinde zihne çöken arka plan atmosferi
çok güzel kafalar bunlar. gündüz vakti rüya görmek gibi olmalı.
devamını gör...
sex on the beach
igrenc bir kokteyl.
devamını gör...
irish car bomb
normal sozluk adsiz alkolikler lobisi’ni ozelestiri vermeye davet ediyorum, bunun basligi nasil acilmaz olm!
neyse efendim, isminden de anlasilacagi uzre irlanda ickileriyle yapilan fakat mensei abd olan kokteyl. gidip belfast ya da dublin’de siparis etmeye kalkmayin, arabalara yerlestirilen patlayicilar the troubles ile ozdes oldugundan sebep adami silkerler.
yapimi cok basit. klasik guinness bardagina yarisina kadar guinness’i doldurup, biranin hafif cokmesini bekliyoruz. ertesi bir shot bardagina yarim shot bailey’s ekledikten sonra jameson namli irlanda viskimizden yarim shot koyuyoruz ayni bardaga.
hayvan gibi koymayin bailey’s ve jameson’i, yavas yavas. katman kazansin.
bu asamadan sonra da shotimizi guinness’in icine cumburlop diye birakiyor ve fondip yapiyoruz. beklete beklete icmiyoruz. sakkadanak vuruyoruz, direkt mala gidiyor.
aliskin degilseniz bir tane icin zira abartirsaniz agd yuksek bir ihtimal degil, kaskati bir hakikat. ilk blackout’imi bu ickiyle yasamistim. yeri ayri o yuzden. eheheh.
neyse efendim, isminden de anlasilacagi uzre irlanda ickileriyle yapilan fakat mensei abd olan kokteyl. gidip belfast ya da dublin’de siparis etmeye kalkmayin, arabalara yerlestirilen patlayicilar the troubles ile ozdes oldugundan sebep adami silkerler.
yapimi cok basit. klasik guinness bardagina yarisina kadar guinness’i doldurup, biranin hafif cokmesini bekliyoruz. ertesi bir shot bardagina yarim shot bailey’s ekledikten sonra jameson namli irlanda viskimizden yarim shot koyuyoruz ayni bardaga.
hayvan gibi koymayin bailey’s ve jameson’i, yavas yavas. katman kazansin.
bu asamadan sonra da shotimizi guinness’in icine cumburlop diye birakiyor ve fondip yapiyoruz. beklete beklete icmiyoruz. sakkadanak vuruyoruz, direkt mala gidiyor.
aliskin degilseniz bir tane icin zira abartirsaniz agd yuksek bir ihtimal degil, kaskati bir hakikat. ilk blackout’imi bu ickiyle yasamistim. yeri ayri o yuzden. eheheh.
devamını gör...
sabiha gökçen havalimanı
düşünsene dersim'li bir alevisin, önce sabiha gökçen'e iniyorsun sonra yavuz sultan selim köprüsünden geçiyorsun...
devamını gör...
günün belli saatlerinde zihne çöken arka plan atmosferi
yıllardır günün belli saatlerinde zihnime çöken, arka planda beni başka yerlere götüren tuhaf bir şey...
fiziksel olarak masada oturup ekrana bakıyorum ama zihinsel olarak 2012'de eski evimin bahçesinde oturuyorum... her zaman aynı yer de değil bu arada, bazen çocukken saklambaç oynadığımız farklı bir yer, bazen ailecek pikniğe gittiğimiz göl kenarı, bazen üniversitemin ilk yıllarında kaldığım çok sesli apart, bazen de gün batımı saatlerinde karanlık olan bir çatı katının enteresan salonu...
en garip yanı da ruh halime olan o anlık ve nedensiz darbesi bunun... mesela o çatı katında hissettiğimde genelde tekinsiz ve kötü oluyorum. o bahçede saklandığımız yere gidince çocukluğumdaki garip güven geliyo üstüme... sanki beynim bi videoyu loopa almış gibi oynatıyo...
yani atıyorum bundan 1,5 ay önce bi olay aklıma geliyo, olay aklıma geldiği zaman arka planda kafamın nerede olduğu da aklıma geliyo... çok enteresan bir şey, mekansal derealizasyon...
fiziksel olarak masada oturup ekrana bakıyorum ama zihinsel olarak 2012'de eski evimin bahçesinde oturuyorum... her zaman aynı yer de değil bu arada, bazen çocukken saklambaç oynadığımız farklı bir yer, bazen ailecek pikniğe gittiğimiz göl kenarı, bazen üniversitemin ilk yıllarında kaldığım çok sesli apart, bazen de gün batımı saatlerinde karanlık olan bir çatı katının enteresan salonu...
en garip yanı da ruh halime olan o anlık ve nedensiz darbesi bunun... mesela o çatı katında hissettiğimde genelde tekinsiz ve kötü oluyorum. o bahçede saklandığımız yere gidince çocukluğumdaki garip güven geliyo üstüme... sanki beynim bi videoyu loopa almış gibi oynatıyo...
yani atıyorum bundan 1,5 ay önce bi olay aklıma geliyo, olay aklıma geldiği zaman arka planda kafamın nerede olduğu da aklıma geliyo... çok enteresan bir şey, mekansal derealizasyon...
devamını gör...
