zaman tüneli

ben alman vakıfları, vakıf okulları, dernekler, kitapevleri vesaire üzerine de aynı şeylerin yapılması gerektiğini düşünüyorum.

para alan emir alır. ben lgbt düşmanı değilim, bana ne, adamların bana ağzı değmemiş, yüzü değmemiş.

ama tek bir hastanedeki tek bir cerrah grubu inanılmaz bir miktar “cinsiyet değişimine uygundur” raporu verip, ardından çok pahalı bir ameliyatla devletten büyük paralar alıyorsa ya da birileri yurt dışından para kabul ediyorsa bu hayvan derneği mi, gay derneği mi, emekli derneği mi, horoz severler derneği mi, ben buna bakmam. sorunum gay’ler değil, ülke güvenliği..
devamını gör...

değişmeyen polen filtresi yüzünden, kimin gardaşı bak klima menfezi hep toz olmuş, aşkopat çocuk bunlar çok mikrobiyal şeyler, falenjit oluruz akutik pnömoni oluruz niye anlamıyon, hofffff!
devamını gör...

var böyle modeller, baktılar olmuyor, fedailerini gönderiyorlar üzerinize sonra.

heheeeey, sözlük çok rezil bir yer.
allah bizleri böyle kadınların şerrinden muhafaza eylesin.
bir kere terslemeyin,
hz. yusuf gibi saldırıya uğrarsınız.
devamını gör...

hesabını dondurmuş olduğunu fark ettim.. umarım bu iyi kalpli arkadaşımızı bütünüyle kaybetmemişizdir.
devamını gör...

rivayet odur ki kurtuluş savaşı zamanı urfalılar fransız işgalcileri şehirden atmak için dağa çekilmiş. gelgelelim kuvâ-yi milliye yetersiz, cephane kıt... günler geçmiş, dağda tık yok. ne memleket sevdası nede kurtuluş hırsı kimseyi dağdan indirmeye yetmemiş.
​ta ki o meşhur çocuk dağa soluk soluğa koşup haberi verene kadar:
— "beyleee! fransızlar isot tarlasına girdi!"
​işte o an filmin koptuğu an olmuş. "vatan esir düşebilir ama isot tarlası asla!" felsefesiyle ayaklanan ahali, "namus elden gidiyor!" nidasıyla dağdan öyle bir inmiş ki... fransızlar neye uğradığını şaşırmış, urfa tek bir günde kurtulmuş.
bugün isot alınca aklıma bu hikaye geldi. dedem anlatmıştı yıllar yıllar önce..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

son yıllarda perinçek tarikatı lgbt dayanışma aglarını ve aktivistlerini hedef gösteriyordu,yandaş medya kamuoyunu hazırlıyordu aile kurumu kisvesi altında,gözaltılar sonrası lgbt karşıtı provakatif eylemler gerçekleşebilir,savunmasız suçsuz kişiler zarar görmemeli.
devamını gör...

o kadar önemli bir işin bel kemiği olan o kadar önemsiz bir işi o kadar uzun bir zamandır bekliyorum ki, ailemin hukuk danışmanı ile günde iki kere, ailemin kendisiyle haftada bir kere görüşüyorum ve bu dandik iş için o kadar yüksek insanlara ulaşmak zorunda kaldım ki.. fakat iş, başladığı noktadan çok farklı yerlere geldi, anlatsam inanılmaz..

neyse, zannederim yarın çözülüyor, çözülmeye başlıyor da olabilir, olmayabilir de.. artık gözüm korktu, bir şeye kesin olur diyemiyorum ama hallolacak gibi duruyor.
devamını gör...

büyük ihtimalle 1 ay boyunca sabah kahvaltıda ve akşam yemeğinde yiyebileceğim bir lezzet.
devamını gör...

devletin işleyisi hatalı olabilir, bu düzeltilmek için uğraşılabilir ama devletin olmadığı bir vatan da hayal edemiyorum ben.
devamını gör...

yaşadığın her deneyim bir iz bırakıyor hayatında.. ve her yeni deneyimden sonra yeni bir insan olarak başlıyor ve devam ediyorsun hayata..
şimdi 20 yaşımdaki beni düşünüyorum da.. muhtemelen şuan geldiğim noktadaki bana inanamayacaktır.. çoğunluğu tesadüf, bir kısmı şans, bi o kadar şanssızlık, bir bölümü seçim.. sen kurguladığın hayatı yaşadığını zannederken kimi zaman koluna girerek , kimi zaman sürükleyerek seni bambaşka yerlere götürüyor.. kötü bir kimse değilim, olmamaya özen gösterdim hep.. bilerek isteyerek kimseyi kırmadım hiç, en azından kurgulamadım, korkarım bundan çok.. hatta kıramam kimseyi, hayır diyemem.. mutlu edemediğim, hayal kırıklığı yarattığım tonla insanla hergün her gece yüzleşirim kimse bilmez.. götümü dönüp, hiç var olmamışlar gibi yapamam.. götümü de si... bu sonucu değiştirmez.. kolay kolay kıyamam kimseye, çok kızarım kırar dökerim ama nefret besleyemem, kin bilmem, tüm kalbimle beddua ettiğim tek bir kişi bile yoktur.. kendimle bunları konuşurken, herhangi birşeye ikna olma peşinde de değilim aslında.. bi başkası için bu söylediklerimin hiç bir geçerliliği yoktur ve bambaşka biriyimdir muhtemelen bilmiyorum.. konum da bu değil zaten.. ilk başa dönecek olursak, hesabın dibinde eşitlikten sonra geriye kalan= üzgünüm..
yaşadığım, yaşamak zorunda kaldığım, beni bugüne taşıyan çoğu şey için çok üzgünüm.. ama bu hiç birşeyi değiştirmeyecek, değiştirsin de istemiyorum.. ama herşeyi geride bırakacak sağlam bir yeniden başlangıca ihtiyacım var artık, sürüklenmekten yoruldum..
hayatımın en kötü günlerini yaşadım, daha bikaç sene olmadı, yeni bir başlangıç demiştim, yeni hayatımın ilk günü olsun artık.. beceremedim başa döndüm.. tutunabileceğim herşeye uzandım, bir kısmını tutamadım gücüm yetmedi, bir kısmı sandığım doğru şey değildğ.. bilmiyorum gerçekten.. hiç bilmiyorum.. tek bildiğim alkol dışında bişeylere tutunup durmam gerektiği.. çünkü bunun bir dibi yok.. yarın sabah bu yazdıklarımdan köpek gibi pişman olacağım, adım kadar iyi biliyorum.. çelikten yapılmış şizofrentirtil tüm simlerini döker bu yüzleşme.. ama ben artık güçlü olmaktan da yoruldum.. bugünü hayatımdan silmek istiyorum..tamamını.. kendimden nefret ettiğim bir gündü.. yarın yepyeni bir gün olsun istiyorum, sabah yepyeni bir sizofrentirtil olarak uyanmak istiyorum.. bunu yapmalıyım, yapıcam, yapmazsam götüm.. tüm gün size sövüyorum, derdimi de çekeceksiniz götlük yapmayın, kime anlatıcam aq.
devamını gör...

amerika’da bir idam mahkumuna bir teklif yapılır: infazı darağacı yerine zehirli serumla gerçekleşecek, karşılığında ailesine yüklü bir para verilecektir. mahkum kabul eder.
​infaz günü doktor, serumdaki renkli sıvıları gösterir: "yeşil sıvı bittiğinde el ve ayakların, mavi sıvı bittiğinde kol ve bacakların uyuşacak. kırmızı sıvı bittiğinde ise kalbin duracak."
​her şey tam doktorun dediği gibi gerçekleşir; mahkum sırayla tüm hissini kaybeder ve kalbi durarak ölür. oysa serumdaki sıvı zehir değil, sadece sudur. mahkumu öldüren şey zehir değil, öleceğine olan sarsılmaz inancıdır.
​inanarak kendini bile öldürebilen insan; inanarak yeniden doğabilir de... özgürlüğe, mutluluğa ve geleceğe.
güzel düşünün, güzel yaşayın.
ümitle...
devamını gör...

hayat bir şekilde kötülerin yanına kalmıyor. mesela ben.

kalmıyor bir şekilde. kalmasın da bence de zaten.
devamını gör...

kayahan sabahlar uzak ile her şeyi anlatmış benim ekleyecek bir şeyim yok. bir daha böyle sevecek olsam bir kalemde silerdim seni. seni değil, hissettirdiklerini özlüyorum hadi eyw
devamını gör...

hiçbir zaman istediğin gibi olamayacaksın.
devamını gör...

devletçilik işçi sınıfını sıradan halkı güçlendirmez, sadece patronu değiştirir... üretim araçları bürokrasiye değil, doğrudan emekçiye aittir.
​devlet büyüdükçe işçi özgürleşmez, bürokrasi yeni patron katmanı olur. biz sınıfsız toplum istiyoruz, devlete kul olmak değil.
devamını gör...

nasip..
devamını gör...

ben yine çok bunalıyorum. yine ruhum bedenime ağır geliyor. yine hiçbir şey doğru değilmiş hissiyle boğuşmaya başladım. yine kendimle savaşa ittim kendimi.

ben, ne olsun istiyorum? ne olursa mutlu olacağım? beni ne tatmin edecek bu hayatta? kimim ben ya, neyim, ne olacağım.. olacak mıyım?

döne döne iç huzuru arıyorum ama bulmak istediğimden bile emin değilim. sanırım hiçbir hedefim de yok hayata dair. başardığım(!) hiçbir şey beni mutlu etmeyecek, sadece yapmış olacağım.

acaba büyüme dönemimdeki başarılarım yeteri kadar takdir mi edilmedi de böyle hissediyorum bilmiyorum ki.
övülmeyi de hiç sevmem mesela. bugün iş yerindeki abi işimi ve el becerimi övdü. kendimi iyi hissetmedim. “evet ya yapıyorum bir şeyleri, iyiyim ben” hissi olmadı.

neden?
gerçekten neden?
ne olması gerekiyor tam ve yeterli hissetmem için?

büyümeyi beğenmedim ben. geri alabilir miyiz lütfen.. değiştirmek istediğim bir şey de yok anasını öpeyim hiçbir şeyle uğraşmak istemiyorum.
ben sadece çocuk kalmak istiyorum. ama kendi çocukluğum olarak değil.

çocukluğa dönelim desek o da sıkıntı. hayatının hiçbir evresi mi verimli olmaz insanın.. bir de bu evreleri daha tamamlamamış hâlim, şaka gibi.

büyüdüm ama büyük hissetmiyorum. çok büyümedim ama çok da yaşlı hissediyorum. çocuk değilim ama çocukmuşum gibi de geliyor. çok garip hissediyorum.

iyi değilim sanırım. ama ne olursa iyi olurum onu da bilmiyorum..

bu şarkı gibi hissediyorum bu ara. ben de sürekli yenilmekteyim, hayatımda yok son raund.
devamını gör...

" - abicim garantisi benim diyorum sana ya. "
devamını gör...

devletin var oluş amacı, şiddeti ve cinselliği tekeline almaktır.
şiddet silahlı kuvvetler ve polis gücüdür,
cinsellik ise resmi nikah işlemleridir.

bunun dışında devletin asli bir kontrolü yoktur. eğitim, sağlık bilimum tüm alanlarda özel sektör gerekli mevzuat ve denetim şartıyla iş görebilir.
bireyin nasıl yaşayacağından, nasıl yaşamasını gerektiğini dikte eden şey devlet değil mafya düzenidir.

eğer bir devlet "depremde", krizde, savaşta, "suçluya ceza vermekte" yetersiz kalıyor ve vatandaşın aleyhinde işler ceviriyorsa bu devlet değildir.

burada ki devleti savunan, misalen şilideki sel felaketinde yardım kolilerinin uzerine parti logosu basmayı, kolombiyada farc liderine villa yaptırmayı, 20-25 sene önceki yunanistan gibi kendi yollarını satmayı da savunuyordur.

gerçek devlet amerika'daki gibidir. vardır ama yoktur, düzeni sağlar ama karışmaz, ticaret ve girişime teşvik eder ama vergilerle belini bukmez, silahlanmana karışmaz...
devamını gör...

sözlük'ün hala açık olmasının sebebi bu gelip giden yazarlar. ortalık karışmasa bir şey yazacak olan mı var. üç gün aynı sol frame'e bakarız. o yüzden, istediğiniz şey yoldaş'ın eylül planının gerçekleşmesinden de zor. bir iki ay lucifer eyledi, bir iki ay da böyle gelip gidenler eylese yılbaşını çıkartır işte. 1 ocak'ta da uçarız hep birlikte.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim