zaman tüneli
ne zaman adam oluruz sorusu
bu soruyu sormayarak işe başlayabilirsiniz, ewat.
devamını gör...
üzüntüyü belli etmemek
belli etmemeye çalışıyorum aslında ama hüngür şakır böğürtülü falan ağladığım için anlıyorlar galiba.
devamını gör...
ne zaman adam oluruz sorusu
bize benzemeyenin derdiylen dertlendiğimizde.
dualardan daha etkilidir.
dualardan daha etkilidir.
devamını gör...
normal sözlük'e giriş serüveni
yalan yok 50 liralık d&r kuponu reklamıyla twitterdan göçüp gelmiştik. o kuponu da kullanmadım eridi sanırım... belki kitap almadım ama paha biçilemeyecek insanlar tanıdım*. bu da bizim karımız olsun, pardon kârımız...
devamını gör...
10 ekim 2026 çaykur rizespor fenerbahçe maçı
gooooool
devamını gör...
üzüntüyü belli etmemek
stoacı felsefe aslında bunun tam tersi üzerine kuruludur, en azından bir kısmı. "acı çekmiyormuş gibi görünmekten çok, acı çekerken bile kendi iradesini koruyabilmelidir insan" der.
"kederimize gerçekten hiçbir şey eklemeyelim ve onu başkalarının örneklerine bakarak büyütmeyelim. acıyı sergilemek, acı çekmenin kendisinden daha fazlasını gerektirir."
(bkz: seneca)
binlerce yıldır insanlık, hatta romalı filozoflar bile bunu irdelemişler ama onlar bile çözümünü bulamamış. üzüntüleri ve dolayısıyla acıyı bir parçamız olarak kabul edip yaşamaktan başka çaremiz yok.
"kederimize gerçekten hiçbir şey eklemeyelim ve onu başkalarının örneklerine bakarak büyütmeyelim. acıyı sergilemek, acı çekmenin kendisinden daha fazlasını gerektirir."
(bkz: seneca)
binlerce yıldır insanlık, hatta romalı filozoflar bile bunu irdelemişler ama onlar bile çözümünü bulamamış. üzüntüleri ve dolayısıyla acıyı bir parçamız olarak kabul edip yaşamaktan başka çaremiz yok.
devamını gör...
ölüm
çevremin başına geldiğinde beni de yoran, hayat kadar gerçek olandır.
aklıma bir şey düşünce onu a’dan z’ye falakaya yatırdığımdan dolayı ölüm üzerine düşünmeyi sevmem. aklıma geldiğinde tüm olası felaket senaryolarını da beraberinde düşünürüm. aklıma gelmez o yüzden.
geçen günlerde patronlarımdan birinin babası öldü. araba ile son sürat giderken bir kaç takla atmış. çiftçi işçileri haberini alıp yardıma koşmuş ama yetişememişler. haber bize kolay ulaşmadı tabii. sıradan bir iş günü gibiydi ama ortamda garip bir negatif enerji yaygındı. hepimiz domuşuktuk. suratlar sekiz karış. patronlarımdan biri diyip durmamak adına adama da nickname vereyim; mike olsun.
mike’ın bir akrabası öğle sularında geldi kızıyla elele. bana merhaba diyerek koşar adım mola odasına geçti. peşlerinden gittim. ne içersiniz dedim, bir şey almayayım dedi. normalde mike’a misafir geldiğinde hunharca yiyip, içiyorlar. o yüzden bir gariplik var. sessizce yerime geçtim. bir masa geldi onun yemeğini yapıyordu mike. eski patron olan ponçik amca da gelmişti ziyarete. terasta kahve içiyorduk. amcayla yemeğe bakmaya gittik, mike dışardan kulağında telefonla mutfağa girdi. kürtçe bir şeyler söyledi amcaya. ben anlamadım, amcaya baktım kaşları çatıktı. mike koşarak çıktı. misafir zaten bahçedeymiş, iki araba gittiler.
isot a.k.a benim diğer patron o gün benim çocuklarımı okuldan almaya gitmişti. yanlışlıkla mühim biri oldum o yüzden benim restorandan çıkmam yasak.
amcaya soruyorum n’oldu? amca diyor mike’ın babası ağır yaralanmış, o yüzden gittiklerini söyledi mike. bence haber vermemişlerdir ona, ölmüşte olabilir babası dedi.
içime oturdu. şaşırıyor insan, beklemiyor ölümü. her an başına gelebilecek olma ihtimali aklından çıkıyor…
isot’a yazdım. mike ararsa sakın açma. çünkü isot küçük, kafası çok çabuk dağılabiliyor ve uyuşuk bir tip. çocuklarımı bana getirene kadar kaza yapmaması lazım. tek derdim bu, evet. isot amcayı aradı, ölmüş diyor hüngür şakır ağlayarak. işte şimdi benim de çocuklarımın hayatı tehlikede. gözleri bulanır, yolu göremez. zaten arabayı mal gibi kullanıyor, ben öleceğim endişeden. inşallah kaza yapmadan gelir diye diye kırk dakikada kırk kez öldüm.
ponçik amcanınsa o sırada telefon trafiği kesilmiyor. hepsi aynı köyden oldukları için herkes birbirini tanıyor. isot çocuklarımı sağa sağlim getirdi ve timsah göz yaşlarıyla ağlıyor. rolüne şaşırıyorum. dayısı öldü tepki bu şekil.
mike iş yerinden akrabalarının olduğu köye kadar 40 km arabayla gitmek zorunda ve şok halinde. bu durumda değilken bile trafik canavarı olan insan bu durumda da arabayı düzgün kullanamaz. neyse ki o da sağa sağlim varıyor.
amca dükkanı kapatacağız diyor, tüm hazırlıkları yapıyorum. isot hiç bir şeye el atmıyor tabii ki ve dağılıyoruz. isot mike’ın köyüne, amca da benle çocuklarımı eve bırakacaktı. amca ile giderken telefonda detay veriyorlar;
arabayla taklalar atarak öldü
ponçik amca ile benim çarşıya varışımıza kadar araba 70’lik yolda iki kere kendi kendini durdurdu. stop tuşuyla çalışan arabalardan. kendini durdurduğu halde ilerleyişi sorun. komple aniden dursa sorun. değişik anlar yaşıyoruz. her an bok yoluna gidecek gibiyiz. üçüncü kere de istop ettiğinde dedim amca kenara çek biz inelim.
velhasılkelam, bir kişinin ölümü sebebiyle bir çok hayat tehlikeye girdi. hepimiz farklı arabaların kazasında ölebilirdik o gün. neys’ mike türkiyeye uçtu, babasını defnetti, bir takım miras işlerini halletti ve döndü. mike’ın sürekli kendini tutup, en sonunda dün görüntülü bir konuşma sırasında kürtçe ninni gibi bir şey söylenirken kendini salışı ve hüngür şakır ağladığını gördüğümde benimde biriktirmiş olduklarım döküldü gözlerimden.
ölüm mü ağır olan etkisi mi? bence çevredeki etkisi ağır.
kalan sağ’lar zorlandı.
aklıma bir şey düşünce onu a’dan z’ye falakaya yatırdığımdan dolayı ölüm üzerine düşünmeyi sevmem. aklıma geldiğinde tüm olası felaket senaryolarını da beraberinde düşünürüm. aklıma gelmez o yüzden.
geçen günlerde patronlarımdan birinin babası öldü. araba ile son sürat giderken bir kaç takla atmış. çiftçi işçileri haberini alıp yardıma koşmuş ama yetişememişler. haber bize kolay ulaşmadı tabii. sıradan bir iş günü gibiydi ama ortamda garip bir negatif enerji yaygındı. hepimiz domuşuktuk. suratlar sekiz karış. patronlarımdan biri diyip durmamak adına adama da nickname vereyim; mike olsun.
mike’ın bir akrabası öğle sularında geldi kızıyla elele. bana merhaba diyerek koşar adım mola odasına geçti. peşlerinden gittim. ne içersiniz dedim, bir şey almayayım dedi. normalde mike’a misafir geldiğinde hunharca yiyip, içiyorlar. o yüzden bir gariplik var. sessizce yerime geçtim. bir masa geldi onun yemeğini yapıyordu mike. eski patron olan ponçik amca da gelmişti ziyarete. terasta kahve içiyorduk. amcayla yemeğe bakmaya gittik, mike dışardan kulağında telefonla mutfağa girdi. kürtçe bir şeyler söyledi amcaya. ben anlamadım, amcaya baktım kaşları çatıktı. mike koşarak çıktı. misafir zaten bahçedeymiş, iki araba gittiler.
isot a.k.a benim diğer patron o gün benim çocuklarımı okuldan almaya gitmişti. yanlışlıkla mühim biri oldum o yüzden benim restorandan çıkmam yasak.
amcaya soruyorum n’oldu? amca diyor mike’ın babası ağır yaralanmış, o yüzden gittiklerini söyledi mike. bence haber vermemişlerdir ona, ölmüşte olabilir babası dedi.
içime oturdu. şaşırıyor insan, beklemiyor ölümü. her an başına gelebilecek olma ihtimali aklından çıkıyor…
isot’a yazdım. mike ararsa sakın açma. çünkü isot küçük, kafası çok çabuk dağılabiliyor ve uyuşuk bir tip. çocuklarımı bana getirene kadar kaza yapmaması lazım. tek derdim bu, evet. isot amcayı aradı, ölmüş diyor hüngür şakır ağlayarak. işte şimdi benim de çocuklarımın hayatı tehlikede. gözleri bulanır, yolu göremez. zaten arabayı mal gibi kullanıyor, ben öleceğim endişeden. inşallah kaza yapmadan gelir diye diye kırk dakikada kırk kez öldüm.
ponçik amcanınsa o sırada telefon trafiği kesilmiyor. hepsi aynı köyden oldukları için herkes birbirini tanıyor. isot çocuklarımı sağa sağlim getirdi ve timsah göz yaşlarıyla ağlıyor. rolüne şaşırıyorum. dayısı öldü tepki bu şekil.
mike iş yerinden akrabalarının olduğu köye kadar 40 km arabayla gitmek zorunda ve şok halinde. bu durumda değilken bile trafik canavarı olan insan bu durumda da arabayı düzgün kullanamaz. neyse ki o da sağa sağlim varıyor.
amca dükkanı kapatacağız diyor, tüm hazırlıkları yapıyorum. isot hiç bir şeye el atmıyor tabii ki ve dağılıyoruz. isot mike’ın köyüne, amca da benle çocuklarımı eve bırakacaktı. amca ile giderken telefonda detay veriyorlar;
arabayla taklalar atarak öldü
ponçik amca ile benim çarşıya varışımıza kadar araba 70’lik yolda iki kere kendi kendini durdurdu. stop tuşuyla çalışan arabalardan. kendini durdurduğu halde ilerleyişi sorun. komple aniden dursa sorun. değişik anlar yaşıyoruz. her an bok yoluna gidecek gibiyiz. üçüncü kere de istop ettiğinde dedim amca kenara çek biz inelim.
velhasılkelam, bir kişinin ölümü sebebiyle bir çok hayat tehlikeye girdi. hepimiz farklı arabaların kazasında ölebilirdik o gün. neys’ mike türkiyeye uçtu, babasını defnetti, bir takım miras işlerini halletti ve döndü. mike’ın sürekli kendini tutup, en sonunda dün görüntülü bir konuşma sırasında kürtçe ninni gibi bir şey söylenirken kendini salışı ve hüngür şakır ağladığını gördüğümde benimde biriktirmiş olduklarım döküldü gözlerimden.
ölüm mü ağır olan etkisi mi? bence çevredeki etkisi ağır.
kalan sağ’lar zorlandı.
devamını gör...
üzüntüyü belli etmemek
içeride 3. dünya savaşı yaşanırken, dışarıda isviçre tarafsızlığı ve sükuneti sergileme sanatıdır.
genellikle "yok ya esnedim ondan yaşardı", "alerjim var bu mevsimde" veya klasik "gözüme toz kaçtı" gibi düşük bütçeli bahanelerle desteklenir. bu eylemin ustaları, boğazlarında aniden beliren o portakal büyüklüğündeki düğümü yutmaya çalışırken, bir anda tavandaki kartonpiyerin işçiliğini veya telefon ekranındaki görünmez bir lekeyi büyük bir ilgiyle incelemeye başlarlar.
gündüzleri oscar'lık bir performansla sergilenen bu eylemin faturası maalesef ağırdır; zira en büyük yan etkisi, gece yastığa kafayı koyduğunuz an başlayan ve gişede sadece sizin olduğunuz o dramatik "özel gösterim"dir. eyvallah sözlük.
genellikle "yok ya esnedim ondan yaşardı", "alerjim var bu mevsimde" veya klasik "gözüme toz kaçtı" gibi düşük bütçeli bahanelerle desteklenir. bu eylemin ustaları, boğazlarında aniden beliren o portakal büyüklüğündeki düğümü yutmaya çalışırken, bir anda tavandaki kartonpiyerin işçiliğini veya telefon ekranındaki görünmez bir lekeyi büyük bir ilgiyle incelemeye başlarlar.
gündüzleri oscar'lık bir performansla sergilenen bu eylemin faturası maalesef ağırdır; zira en büyük yan etkisi, gece yastığa kafayı koyduğunuz an başlayan ve gişede sadece sizin olduğunuz o dramatik "özel gösterim"dir. eyvallah sözlük.
devamını gör...
10 ekim 2026 çaykur rizespor fenerbahçe maçı
asensio, taylan denen herife dikkat et. her maç bizi biçmek için oynar başka bi amacı yoktur. haberin olsun.
devamını gör...
normal sözlük'e giriş serüveni
ekşi sözlük'ten birisi mesaj atmıştı, kayıt olur musun diye. ben de saf gibi atladım. attığım adıma da verdiğim karara da lanet olsun.
devamını gör...
seni tanıyorum
zottirik bir türk dizisi. 1 günde izleyip bitirdim, atlaya atlaya izledim. uzun uzun döşenmeye bile üşeniyorum.
devamını gör...
normal sözlük'e giriş serüveni
tamamen şans eseri. ıyiki de gelmişim, güzel insanlar tanıdım.
devamını gör...
normal sözlük'e giriş serüveni
ekşi'de başlık açmışlardı öyle bir bakayım demiştim zamanında. birkaç aya kapanır diyordum ama kurucusu iyi direnmiş bu zamana kadar.
devamını gör...
normal sözlük'e giriş serüveni
kitap var diye gelmiştim. cahildim dünyanın rengine kandım.
devamını gör...
sadece komik erkeğe yükselen kadın
komik erkek zeki erkektir. hazır cevaptır. ben seviyorum. gelip beni alabilir.
devamını gör...
sadece komik erkeğe yükselen kadın
dedi ve acı acı gülümsedi.
devamını gör...
sadece komik erkeğe yükselen kadın
kendi yükselme tercihlerimizi biyolojik ya da evrimsel yasa sanmamız da komik ama yükseltici değil*. yükselme ya da eş seçimi fiziksel özelliklerle sınırlı değildir ki bu evrimde de sınırlı değildir. iletişim becerileri, zeka, mizah, uyum ne bilim bi sürü faktör sayılabilir.
gülmekten yükselmeye adlı makalem yayında. sevin sevişin gülün gülüşün. tşkler.
gülmekten yükselmeye adlı makalem yayında. sevin sevişin gülün gülüşün. tşkler.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
iyi biri. darbe girişiminde bulunmasa daha iyidi.
devamını gör...
x a ve birkac harf kombinasyonu (yazar)
aslında nick alırken direkt bunu seçtiği için pek bir sıkıntı yaşamamıştır.
devamını gör...
