zaman tüneli

önerme
devamını gör...

önerme + anket.
devamını gör...

hepsinin kalbimde yeri ayrı hepsini içerim ayırt etmem.
devamını gör...

milyonlarca, sözlük ergeni tarafından açılan, "sözlük karısına yavşama" başlıklarından sadece biri daha...
devamını gör...

steamımı satsam 200k eder ayak üstü.
bir de oyun oynayan hatun alsam da mehrinde pc istese.

evet.
devamını gör...

para kazanmasa da bireydir aslında ama farkında değildir.
40 k parayı ben vereyim sus güzel kardeşim.

git çay demle, yemek yap, çocuk doğur ve sus.

evet. ltfn.
devamını gör...

çıkarın o terliklerden dizlerime uzatın hanımlar, ellerim sıcacıktır.
mucks.

evet.
devamını gör...

şarap ve biradır.

haa çakır mı olmak istiyorum.
çakarım tekilayı geçerim abi.

az meze çok huzur.
devamını gör...

ankarayı romantize edemem, geldiğim birkaç gün hep yağmur yağdı, daha bir gri oldu işte.
ama atamıza bir ziyaret borcumuz vardı
okutulmayan kız çocuklarından ankaraya seminer almaya gelen kız çocuklarına giden o kıymeti bahşettiği için, sonsuz teşekkürler.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendi kendime teşhis koyabilseydim, şu an burada olmazdım.
devamını gör...

şu brezilya'da kendisini 17 yaşında sanan 35 yaşında bir herif vardı, demek bunlardan bu sözlükte de varmış.
devamını gör...

devamını gör...

belgeselin son sahnesinde yani senna'nın cenaze törenine dair o unutulmaz görüntülerin art arda ekrana gelişinin ardından birden karşımızda bir basın toplantısı anı beliriyor. muhtemelen yine önde tamamladığı bir yarışın akabindeki basın toplantısı. muhabir, senna'ya kariyerinde kendisini en çok tatmin eden anı soruyor. kazandığı onlarca yarış ve formula 1 grand prix'lerinden bahsetmiyor. '' carting günlerime geri dönerek cevap vermek istiyorum. '' diye söze başlıyor ve fullerton isimli bir ingiliz go cart yarışçısından bahsederek, onun profesyonelliğinden araç ve yarış bilgisinden övgüyle bahsediyor. sonrasında da carting günleri için, '' o yarışlarda politika yoktu, kazanana ödül de verilmezdi. saf yarış vardı'' diye sözünü tamamlıyor. yani belgeselin yönetmeni kapadia, filmi senna zafer kürsüsünde iken değil, cenaze törenindeki brezilyalılar, ulusal bir yas anı yaşarken değil adeta epilog hükmünde bir sahneyle kapatıyor. açalım;

soru aslında kariyerinde yarışmaktan en zevk aldığın kişi kimdir ? şeklinde geliyor. senna, fullerton'un adını verdikten sonra carting günlerinde ''para yok, şöhret yok, politika yok, saf yarış'' denklemini kurarak aslında kendi geldiği yere dönüyor. zira esasen belgesel, kirli ve politikayla yoğrulmuş formula 1 düzenine karşı savaşan güney amerikalı yetenekli senna imajını yaratmasına rağmen, gerçekte kendisi de kazanmak için zaman zaman manipülasyon yapmaktan çekinmeyen, son derece dominant bir karakterdi. ancak belgeselde kısmen kötü adam gibi gösterilen alain prost'tan ayrıldığı bir nokta vardı ki senna'nın en zirve noktasındaki hali bile yarış anında kazanmak için her şeyi deneyen, o azimli ve saf yarış tutkusuna sahip çocuğun ruhunu taşımasıydı. dolayısıyla senna'nın hayat çemberi aslında onu başlangıç noktasındaki haline, yani, '' yarışmayı seven çocuk'' mitine geri götürüyor. zira senna içten içe kim olduğunun artık bir önem taşımadığını, seni sen yapanın ''ne olduğun'' hükmüne varmıştı. ödüller, şöhret, sonsuz bir sevgi, saygı, güzel kadınlarla birliktelik, hepsi bitecekti ama yarışmayı seven o çocuk imgesi baki kalacaktı. dolayısıyla belgeselin son sahnesi benim için tıpkı john wayne'in oynadığı (bkz: the searchers) filminin son sahnesi gibi, eserin kendisinden daha büyük ve daha anlamlı. yarışmayı seven bir çocuk olarak doğdu, yarış için ölen bir adam olarak öldü.
devamını gör...

ben kalem tutamayan kolsuz şairlerin sözcüsüyüm. ben acı çığlıklarla yağan yağmura destek olan gök gürültülerinin haykırışlarıyım. ben kosova'da yetimim. ben bosnada öldürülen ve bedeni toplu mezarda çürüyen adamım. ben filistin'de hayatı yok olan onlarca çocuğun yok olan hayat sevinciyim. dün karabağ'da bir ermeni doktor üzerimde deneyler yaptı. bugün bir israilli bana ıslak ekmek verdi ve onu yedim. üç beş dalkavuk ile tozpembe anlatılan tarih derslerinde zarar gören sayılardaki insanlardanım. ben çok zaman sustum. bana susmayı öğretti çevrem. aynı çevre kendisine yönelik ufak bir iğne batırımında dünyayı yaktı. o dünyada benim evim yandı. benim dünyam sessiz ve yaşama çabasıyla dolu. her şeyi doğru yapsam bile birkaç güdümlü hain beni savaş ortamına soktu. beni bosna'da öldüren adam lahey'de duruşmalara giderken özel doktorlar tarafından tedavi edildi. acı çekmesin diye morfin verildi. karabağ'da üzerimde deney yapan doktora yılın doktoru ödülü verildi.

ben kim miyim? zarar gören. sayılardan ibaret olanlardan biri. soğuk bir matematik ifadesine sıkıştırılan kişi.
devamını gör...


bir gün santa clara'da uyursam,
‎monika ertl'im olur musun ?
‎
devamını gör...

bu aralar sele kapılırlar maazallah. pek tavsiye etmiyorum.
devamını gör...

kel marcus

bir müşterim. her geldiğinde on bira içip, kalkar. muhabbeti en sarmayan kişilerden. bayılıyorum içimden ama kaçacak yerimde dar. terasta yemek yiyenler var, mutfakta keko patronlarım. diğer salonda başka müşteriler… mecburen barda dikiliyorum ve maruz kalıyorum bu kelin sohbetine. neys’ bugün her kaçacağım köşeyi dolandıktan sonra yerimdeyim yine, direkt konuya girdi bu.

sudok’ silahım var.

beni bir sevinç sardı, gözlerimden ateş fışkırıyor o an. anlatamam o an ki sevincimi. hehe.

ya ama mecbur normal davrancam falan, iş yerindeki masum, kibar sudok’un rolündeyim. korkmuş gibi davranayım…

gözlerimi berelttim, girdim role;

ne, nasıl yani? ciddi misin marcus?
- gerçekten bak!
- ama sen kullanmazsın ya ne diye aldın ki?
- n’olur n’olmaz eve hırsız girerse diye korunma amaçlı aldım. pşşşşşttt kaçak he.
- ay inanmıyoruuum.


merakımı çaktırmıyım o anlatsın istiyorum. o yüzden soru sormayı bıraktım. dayanılmaz sessizliği fırlattım kafasına ki, ötsün.

- ya bir gün öyle benzinlikte dışardayım, bi kamyon şöfürü indi. sohbete daldık. bir daha yolun düşerse bana 300 euroluk silah getir dedim.
- hmm.
- ya sudok’ mermileriyle birlikte getirdi, gelmez sanıyordum biliyor musun?
- e ama ruhsatta kimin adı yazıyor? illa bir isim yazmalı. nasıl kaçak aldın ki?
- o da başkasından almış, kıps, kıpssss.
- kullanma ya tehlikeli fln.
- yok, zaten saklı bir kutuda.

- hmm.
…

onuncu birasından sonra sendeleyerek gitti 56’lık, daha öncelerinde bana date teklif edip, numarasını vermiş olan kel marcus.

ihtiyaç halinde azmedersem her gün benzinlikte bekleyebileceğimin farkındayım. kendimi biliyorum. bulana kadar salmam peşini. kafaya takıyım yeter ki. her insan, bir fikir gözümde.
devamını gör...

kamyon, tır vb araçlarda ağır yükleri sabitlemeye yarayan kayış.
devamını gör...

o kadar majör bir agresyonum var ki üç beş gişiği spanzetnen zopalasam cigerim soğumaz la gardaş!

oluyor mu böyle?
devamını gör...

tutsun da ben de mutlu oliim diye sorulmuş bir anket sorusu...
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim