zaman tüneli
pierre auguste renoir
“sanat duyguyla ilgilidir; açıklanması gerekiyorsa o artık sanat değildir.”
devamını gör...
bugün kendin için ne yaptın sorusu
migrosta erikli 5 lt 35 tl ye düşmüş....(75 tl normalde) 4 tane ondan, 6 tane arpalısından aldım.
arpalı daha güzel, eriklisi eşki....
arpalı daha güzel, eriklisi eşki....
devamını gör...
bugün kendin için ne yaptın sorusu
az alışveriş, az yürüyüş, az çalışma.
şu saatten sonra biraz hobisel çalışma, biraz abur cubur.
sözümona dinlence...
şu saatten sonra biraz hobisel çalışma, biraz abur cubur.
sözümona dinlence...
devamını gör...
türklere özgü davranışlar
gidenin arkasından su dökmek.
devamını gör...
bugün kendin için ne yaptın sorusu
yürüyüş yaptım ve alış veriş yaptım.
devamını gör...
ce se diye biri var mı gerçekten bilememek
sanal alem söz konusu olduğunda kimsenin gerçekten var olup olmadığından emin olunamayacağı gerçeğidir.
ben ce se diye biri var mı, bunu garanti edemem. her şey bir sır ve bilinmezlik.
ben ce se diye biri var mı, bunu garanti edemem. her şey bir sır ve bilinmezlik.
devamını gör...
yazarların şu anki şarj yüzdesi
%43
devamını gör...
90'ların özünün lise olması
90lar denince aklıma hep siyasiler geliyor ve daha ilkokul çocuğu olmama rağmen onlarla fazla haşır neşir oluşum. yuvada olmak ayrı bir meseleydi ama ankara'da yuvada olmak apayrı bir meseleydi. ben başka yuvalar da görmüştüm elbette ama en berbatı ankara atatürk çocuk yuvası idi. kesinlikle.
burada sürekli olarak çocuk yaşta siyasilerle haşır neşir olmak zorunda kalıyordunuz. çünkü ne zaman o tırt siyasetlerine sizi meze yapasıları tutsa burnunuzun ucunda bitiyorlardı. ortamda acayip gergin bir hava oluyordu haliyle. hepsi de büyük başlar tabii, en düşük rütbelisi milletvekili. hesap et.
birgün süleyman demirel ile bir masada oturuyorduk. 23 nisan geyiğine çankaya'ya götürmüşlerdi bizi. ben hem derslerim mükemmel, hem de tatlı bir piç olduğum için hiç kaçarım olmuyordu bu işlerden. hemen karnemi ilgili kişiye gösterip, bizi nasıl eğittiklerine dair örnek teşkil ettirip, kendilerine paye çıkarmasını biliyordu o yaşvaklar. öyle olunca da o siyasi senin, bu milli bayram benim, bayağ gezdirdiler beni.
süleyman demirel bize acayip havalı dolma kalemler hediye etmişti o gün. merak edip duruyordum, bu kalemlerle ne bok yapacaktık diye, daha ben henüz ilkokul 3. sınıftaydım. dötüme mi sokacaktım dolma kalemi yani? bok gibi bir hediyeydi sonuç olarak. sonra o herifin hediyelerinizi beğendiniz mi diye sorası tuttu, öylesine. yani şimdi... ben zaten uzun zamandır kafamda bunu evirip, çeviriyordum. birden bire beğenmedim diye çıkıverdi ağzımdan. kim beğenmedi diye ısrarla sorası tuttu. ben diye yanıtladım. niye diye sordu. yani ben daha ilkokula gidiyorum, napacam ki böyle havalı bir kalemi dedim. o da önemli olan hediyeyi kimin verdiği, hediye değil diye laf ebeliği yapıyordu kendince. kim, diye sordum. ben dedi. sen kimsin dedim. cumhurbaşkanı dedi. ha iyi dedim. yani ben mesela bir oyuncak almayı daha tercih ederdim kendimce. cumhurbaşkanı ya da çöpçü fark etmez, kimin verdiği.
sonra cebinden para çıkarıp, bana uzattı, al dedi, kendine istediğin bir şey alırsın yavrum. ben de istemediğimi söyledim. ısrar mısrar, yok, almıyordum, herif kızarmaya başladı birden. sonra yuvadaki hocalar; biz kendisine sonra veririz efendim diye şirinlik yapma işine soyundular, mahçup bir biçimde.
yuvaya varınca başıma gelecekler üç aşağı beş yukarı belli oldu böylece. banyoda ıslatılıp, kurtulacaktım defalarca besbelli. nalet olası siyasiler. hayatımın içine daha çocukken etmeye başladılar. ben de öyle olunca apolitik oldum, hayatım boyunca oy vermeye gitmedim. çünkü kamera arkasına dair birinci elden deneyimlerim vardı kendimce. öyle işte.
burada sürekli olarak çocuk yaşta siyasilerle haşır neşir olmak zorunda kalıyordunuz. çünkü ne zaman o tırt siyasetlerine sizi meze yapasıları tutsa burnunuzun ucunda bitiyorlardı. ortamda acayip gergin bir hava oluyordu haliyle. hepsi de büyük başlar tabii, en düşük rütbelisi milletvekili. hesap et.
birgün süleyman demirel ile bir masada oturuyorduk. 23 nisan geyiğine çankaya'ya götürmüşlerdi bizi. ben hem derslerim mükemmel, hem de tatlı bir piç olduğum için hiç kaçarım olmuyordu bu işlerden. hemen karnemi ilgili kişiye gösterip, bizi nasıl eğittiklerine dair örnek teşkil ettirip, kendilerine paye çıkarmasını biliyordu o yaşvaklar. öyle olunca da o siyasi senin, bu milli bayram benim, bayağ gezdirdiler beni.
süleyman demirel bize acayip havalı dolma kalemler hediye etmişti o gün. merak edip duruyordum, bu kalemlerle ne bok yapacaktık diye, daha ben henüz ilkokul 3. sınıftaydım. dötüme mi sokacaktım dolma kalemi yani? bok gibi bir hediyeydi sonuç olarak. sonra o herifin hediyelerinizi beğendiniz mi diye sorası tuttu, öylesine. yani şimdi... ben zaten uzun zamandır kafamda bunu evirip, çeviriyordum. birden bire beğenmedim diye çıkıverdi ağzımdan. kim beğenmedi diye ısrarla sorası tuttu. ben diye yanıtladım. niye diye sordu. yani ben daha ilkokula gidiyorum, napacam ki böyle havalı bir kalemi dedim. o da önemli olan hediyeyi kimin verdiği, hediye değil diye laf ebeliği yapıyordu kendince. kim, diye sordum. ben dedi. sen kimsin dedim. cumhurbaşkanı dedi. ha iyi dedim. yani ben mesela bir oyuncak almayı daha tercih ederdim kendimce. cumhurbaşkanı ya da çöpçü fark etmez, kimin verdiği.
sonra cebinden para çıkarıp, bana uzattı, al dedi, kendine istediğin bir şey alırsın yavrum. ben de istemediğimi söyledim. ısrar mısrar, yok, almıyordum, herif kızarmaya başladı birden. sonra yuvadaki hocalar; biz kendisine sonra veririz efendim diye şirinlik yapma işine soyundular, mahçup bir biçimde.
yuvaya varınca başıma gelecekler üç aşağı beş yukarı belli oldu böylece. banyoda ıslatılıp, kurtulacaktım defalarca besbelli. nalet olası siyasiler. hayatımın içine daha çocukken etmeye başladılar. ben de öyle olunca apolitik oldum, hayatım boyunca oy vermeye gitmedim. çünkü kamera arkasına dair birinci elden deneyimlerim vardı kendimce. öyle işte.
devamını gör...
nev
allah rahmet etsin.
yarın nasıl öleceği belliymiş, hiç düşmeyecek, buhrana girmeyecekmiş gibi "alkolden vefat etti, içki kendini bitirdi" diyen kim varsa şerefini sikeyim.
yarın nasıl öleceği belliymiş, hiç düşmeyecek, buhrana girmeyecekmiş gibi "alkolden vefat etti, içki kendini bitirdi" diyen kim varsa şerefini sikeyim.
devamını gör...
cesedinin çürümemesini arzulamak
cezaevinde büyük olasılıkla suikast sonucu ölen "kaşif kozinoğlu"nun açılan mezarından sonra ortaya çıkardığım kişisel tartışmamdır.
otopsi için bakılan cesedin geçen süreye kıyasla oldukça iyi durumda görüldüğü haber olmuştu. bir takım meczuplar da; " işte o bir "şehit" ki çürümemiş. şehitler ölümsüzdür, tekbiiirrrr"der olunca merak ettim. ama bildiğin yavaş çürüme bu. çürüyor ama daha yavaş. muhtemelen soğuk yeraltı bölgesi nedenli.
"canlılık" dediğimiz halimiz bittiyse, bedene geri gelmek söz konusu değilse, cesedimin çürümemesi anlamsız bir şey. çürüsün gitsin. ben yoksam ne anlamı var.
zaten beden dediğin bir kılıf değil mi? ruhun kılıfı.
otopsi için bakılan cesedin geçen süreye kıyasla oldukça iyi durumda görüldüğü haber olmuştu. bir takım meczuplar da; " işte o bir "şehit" ki çürümemiş. şehitler ölümsüzdür, tekbiiirrrr"der olunca merak ettim. ama bildiğin yavaş çürüme bu. çürüyor ama daha yavaş. muhtemelen soğuk yeraltı bölgesi nedenli.
"canlılık" dediğimiz halimiz bittiyse, bedene geri gelmek söz konusu değilse, cesedimin çürümemesi anlamsız bir şey. çürüsün gitsin. ben yoksam ne anlamı var.
zaten beden dediğin bir kılıf değil mi? ruhun kılıfı.
devamını gör...
yazarların açık mı kapalı mı tercihi
eski açık. parası olmayan ya da bilet bulamayan taraftarın karşılaşmayı izlemesine başka hangi tribün izin verir ki.
bir de galatasaray'ın eski açığı var. o bambaşka bir şey. inönü eski açık ne kadar beyefendi ise ali sami yen eski açık o derece holigan ve terörist hissettirir bana. eski açık sarı desene diye kapalı bağırdığında ayağa kalkıp bağırmayan olmazmış, öyle yanarmış taraftar. iyi ki hiçbir zaman böyle fanatik olmadım.
bir de galatasaray'ın eski açığı var. o bambaşka bir şey. inönü eski açık ne kadar beyefendi ise ali sami yen eski açık o derece holigan ve terörist hissettirir bana. eski açık sarı desene diye kapalı bağırdığında ayağa kalkıp bağırmayan olmazmış, öyle yanarmış taraftar. iyi ki hiçbir zaman böyle fanatik olmadım.
devamını gör...
yazarların açık mı kapalı mı tercihi
kafa yapısı uysun yeter. mesela bu tarz konuları tartışmanın bile anlamsız olduğunun farkında olan biri. pratik hayatta ikisindende hoşlandığım oldu, konuştuğum oldu, inanın bana aralarında bir fark yok. kadın, kadındır.
devamını gör...
shape of my heart
devamını gör...
nev
rip
ben bir tek bu şarkısını seviyorum. biz hep yeniliyoruz* da karşısı maşallah dipçik gibi ayakta.
ben bir tek bu şarkısını seviyorum. biz hep yeniliyoruz* da karşısı maşallah dipçik gibi ayakta.
devamını gör...
yazarların açık mı kapalı mı tercihi
ayran kapalıdır arkadaş.
açık ayrana yapılan güzellemeleri anlayabilmiş değilim.
lezzetse, hijyense kesinlikle kapalı.
bakmayın öyle köpürtmelerine, bir kapalı ayran değildir yani hiçbir konuda.
ayrıca kim ister ki ayranı dökülsün.
efenim ???
açık ayrana yapılan güzellemeleri anlayabilmiş değilim.
lezzetse, hijyense kesinlikle kapalı.
bakmayın öyle köpürtmelerine, bir kapalı ayran değildir yani hiçbir konuda.
ayrıca kim ister ki ayranı dökülsün.
efenim ???
devamını gör...
she’s so strange
(bkz: travis) güzelliklerinden.
devamını gör...



