zaman tüneli

liverpool'da wirtz, kerkez, isak, gakpo yedek. frimpong, ekitike, gravenberch zaten yok. u19 takımıyla falan mı çıkacaklar daha önce hiç kazanamadıkları istanbul deplasmanına.
devamını gör...

gönüldür sevebilir.

hiç değilse, "sevmeye utanacağım kadar uç bir güzelliğe sahip değilmişsin" mutlu ettin beni! diyebilirsiniz.
seni sevmek benim hakkım! diyebilirsiniz!

artık gönül rahatlığıyla sevebilirsiniz. hem o kızın kusursuzluk takıntısı da kalmaz. kendi doğal halinin beğenilebileceğini de düşünerek sizi mucuk diye öper.

başıma böyle bir şey gelirse şikayet etmeyeceğim. çünkü nicedir yanıyor içim. öf. öyle işte. neyse.
devamını gör...

bir kader mahkumu abi vardı burda, o temiz yapardı. en son onun tezgahından yemiştim. uzun süredir göremiyorum. sanırım yeniden içeri girdi. şimdi her yerden de alınıp yenilmez ki. devlet büyüklerimizin bir af çıkarmasını bekleyeceğiz mecbur.
devamını gör...

ennn az beklentiyle yaşayınca bile beklediklerinin hiçbiri gerçekleşmiyor. yav bari biri olsun. o da olmuyor. e diğeri? o da yok.

ay ne dertli bir karı oldum böyle. kendimden tiksindim. kusacağım. biri şakalarımı geri versin.
devamını gör...

günler sonra sözlüğe gireyim dedim.
ne bir beğeni ne bir bildirim ne özel mesaj ne küfür.

beklentim yoktu neyse ki de çok üzmedi.

beklentilerinizi azaltın mutlak mutluluk yaşarsınız.
teşekkürler.
devamını gör...

aşk diyorum. neden bir kadına aşık olmak diye seçenek yok. çok kırıldım. ben artık bir adama aşık olmak istemiyorum. yönelim değiştirme talebim tanrı ve yüce isa tarafından dikkate alınsın.
devamını gör...

dizi izlemek yoksa dizinin sonu amsterdam'a bağlanıyor.
devamını gör...

ben de dizi izlemek diyorum ki bu saatten sonra adımız .rspuya çıkmasın.
devamını gör...

bir kız için yaptığım en büyük fedakarlık, hiç şüphesiz kendi kızım için yaptıklarımdır. önce dokuz ay boyunca karnımda kutsal bir emanet gibi taşıdım onu. bütün düzenimi, alışkanlıklarımı, sağlığımı ona göre yeniden şekillendirdim. sonra canımdan can verdim.
bebekliği oldukça zorluydu. saatlerce ayağımda salladığımı, uyusun diye evin içinde kaç tur attığımı hatırlıyorum. gecenin uykusu yoktu, gündüzün dinlenmesi yoktu. hatta onunla ilgili neredeyse her şeyi excel tablolarına kaydediyordum. emdiği saatler, mamaları, uyuduğu zamanlar, çişi, kakası, aşıları, hastalıkları, gelişim basamakları, verdiği tepkiler, kilosu, boyu, kafa çapı... kayıt altına almadığım bir gelişim değeri yoktu. biraz takıntılı bir anne olduğum da söylenebilir ama o dönem benim dünyamın merkezi tamamen oydu.

tuvalete bile onu başka bir odada bırakıp gidemezdim. eşim eve gelmeden rahatça banyo yapabildiğim günler neredeyse yoktu. huysuzdu, çabuk sıkılırdı, kendi kendine oyalanmayı pek bilmezdi. sürekli ilgi, sürekli temas, sürekli annesini isterdi. ben de yıllarca onun gönüllü kölesi oldum. kendi ihtiyaçlarımı, uykumu, sosyal hayatımı, bazen kendime ait olma hissimi bile ikinci plana attım. ama bunların hiçbirini bir yük olarak görmedim o zaman. seve seve yaptım. insan çocuğu söz konusu olduğunda kendi sınırlarını nerede bıraktığını bazen kendisi bile fark etmiyor.

şimdi geriye dönüp baktığımda bütün o uykusuz gecelerin, telaşların, endişelerin, vazgeçişlerin karşılığını fazlasıyla almış olduğumu düşünüyorum. emeklerime değmiş, güzel bir genç kız oldu. zeki, başarılı, vicdanlı ve güzel yürekli. elbette bunda yalnızca benim emeğim yok, ama annesi olarak onun büyüme hikayesinde payım olduğunu bilmek de bir mutluluk..
devamını gör...

kürtçe güzel bir amaç için gruplaşma anlamına gelir.
devamını gör...

sesin soluğun çıkmıyo bugün, hayırdır, gergin misin?
devamını gör...

aklıma turşu bidonları ve kalabalık geliyor. hala aynı mıdır bilmiyorum.
devamını gör...

rakı eşlikçisi, dostlarla güzel..
devamını gör...

"hayallerini bırak
umutlar senin olsun"
beklentisiz yaşamak nasıl mümkün olur bilmiyorum. beklentiler aslında yaşam belirtisidir. insan yaşadığı müddetçe hayal eder ve umar..
devamını gör...

insanın ruhunu boğan, zamanla kendine, hayatına yabancılaşmasına neden olan bir durum. sürekli çevrenin, toplumun, ailenin, eşin, dostun, arkadaşın beklentilerini karşılamak, kimseyi hayal kırıklığına uğratmamak, kimsenin gözünde yanlış bir insan olmamak için çabalamak gerçekten çok yorucu.. ideal evlat, ideal eş, ideal anne, ideal arkadaş, ideal çalışan... bitmek bilmeyen bir sıfatlar ve sorumluluklar listesi. üstelik bunların hepsini aynı anda, eksiksiz biçimde yerine getirmemiz bekleniyor.

oysa ideal bir düzende yaşamıyoruz ki..! türkiye'deyiz lan biz sözlük. ayrıntı vermeme gerek yok sen de aynı yerdesin, tahmin edersin. insan hangi birini, neleri kontrol edebilir ki? hayat zaten başlı başına bir mücadeleyken bir de herkesin kafasındaki ideal insan olmaya çalışarak tüketiyoruz kendimizi. bütün bu idealleri gerçekleştirmek uğruna kendi isteklerimizi, ihtiyaçlarımızı, hatta bazen kişiliğimizi bile geri plana atıyoruz. bir bakmışız, başkalarının mutlu olduğu ama bizim kendimize ait pek bir şey bulamadığımız bir hayatın içinde ömür tüketmişiz.

kaç yaşına geldim, hala annemin kafasındaki ideal kız sınırını aşamıyorum mesela. bu hafta artık saldım. çünkü ne onun beklentilerinin bir sonu var ne de benim bunları karşılayacak yüreğim kaldı. üstelik insan çabaladıkça karşı tarafın beklentileri azalmak yerine artıyor ya. bir noktadan sonra yaptığınız fedakarlıklar iyilik olmaktan çıkıp üzerinize yüklenen doğal bir görev gibi görülmeye başlanıyor. siz verdikçe daha fazlası isteniyor, vermediğiniz ilk anda da bütün geçmişiniz unutulup eksikliğiniz yüzünüze vuruluyor.

en acısı da yıllar sonra dönüp geriye baktığınızda, kendi hayatınızdan ne kadar çok şeyi başkalarını memnun etmek uğruna ertelediğinizi fark etmek. keşke şunu da kendim için yapsaydım, keşke o zaman hayır deseydim, keşke bu kadar uğraşmasaydım diye hayıflanıyorsunuz. ama geçen zaman geri gelmiyor.

sanırım artık anlamam lazım, herkesin beklentisini karşılamak mümkün değil. üstelik bunu başaramamak kötü bir evlat, kötü bir eş ya da kötü bir insan olduğunuz anlamına da gelmiyor. başkalarının hayal kırıklıklarını önlemek için kendi hayatınızı hayal kırıklığına çevirmek zorunda değilsiniz. ipleri biraz salmak lazım yani. çünkü bu hayatı başkalarının beklentilerine göre yaşamaya çalışırken kendi hayatımızı yaşamayı unutuyoruz. ve insanın en büyük hayal kırıklığı, yıllar sonra kendi kendine yetememiş olmak değil, kendisi için hiç yaşamamış olduğunu fark etmek galiba.
devamını gör...

nasrettin hoca'nın açlığa alıştırmaya çalıştırdığı eşeği gibi ölmekle sonuçlanır.
devamını gör...

bu sorunu, ilkkan ile yılmaz atın bulunuşu bölümünde samimi bir şekilde tartışmıştı zaten.
www.youtube.com/shorts/-Ybw...
devamını gör...

#4106200

sadrazamcım, bu parçayı özellikle senin için seçtim. güle güle dinle, devrimci duyguların kabarsın

devamını gör...

sanki herkes bir yerlere gitmiş, sözlük biraz kendi haline terk edilmiş gibi.. açıkçası etkileşimin azlığından çok entry sayısının giderek azalmasını daha ciddi bir mesele olarak görüyorum. keşke daha hareketli, daha fazla insanın yazıp çizdiği, başlıkların kendiliğinden canlandığı bir sözlük olsaydı. ama yapacak pek bir şey yok, burası da bu kadar. belki de normal olan budur, bilemiyorum..

bir de işin başka bir yönü var. sözlük formatının kendi kuralları, tanım yapma zorunluluğu ve belli bir yazım disiplini var. bu kuralların dışına çıkılmadığında ortaya daha nitelikli ama ister istemez daha seyrek bir içerik akışı çıkabiliyor. dolayısıyla etkileşim de heyecan da bir noktadan sonra azalabiliyor. diğer taraftan yeniden canlanan diğer sözlüğe bakıyorum, neredeyse her başlıkta onlarca girdi var. fakat yazılanların çoğu tanım niteliğinde değil. adı sözlük olsa da işleyişi daha çok forumu andırıyor. insanlar konuşuyor, birbirine cevap veriyor, muhabbet dönüyor. bu da doğal olarak trafiği ve hareketliliği artırıyor.

aslında burada da benzer bir serbestlik olsa muhtemelen etkileşim artar, başlıklar daha çok canlanır, sözlük daha hareketli görünürdü. ama ortaya çıkacak şey yine bizi memnun eder miydi, orası şüpheli. çünkü bir yandan hareketlilik isterken diğer yandan burayı burası yapan niteliğin de kaybolmasını istemiyoruz. bu çelişki önemli bence.

sonuçta daha fazla etkileşim uğruna sözlüğün karakterini değiştirmek ne kadar doğru, emin değilim. herkesin beklentisi farklı elbette ama bence olduğu kadarıyla yetinmek ve buranın kendi ritmini kabul etmek en iyisi gibi. yine de daha canlı bir trafik görmeyi de isterdim.
devamını gör...

etkileşim sorun değil de eğlenemiyoruz.

yoksa etkileşim kolay.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim