6 şubat 2023 gaziantep-kahramanmaraş depremleri
başlık "cordarone" tarafından 06.02.2023 04:35 tarihinde açılmıştır.
221.
6 şubat 2023 tarihinde, sabaha karşı saat 04.20'de olan ve doğu anadolu fayının kırılması nedeniyle oluşan depremdir. şiddeti 7.8dir. antalya'da bile tüm şiddetiyle hissedilmiştir.
düzenleme1: merkez üssü maraş'ın pazarcık ilçesidir. ilk aldığım habere göre tahribat çok büyükmüş.
düzenleme 2: deprem bölgesinde, maraş'ta çok yakın akrabam var. geçici bir süre buraya yanıma gelmişti. eşi oradaydı. kurtulmuş. ama tüm ev gitmiş. 4ncü kattaki ev 2nci kat olmuş.
düzenleme 3:depremin telaşıyla anadolu yerine anadou yazmışım. modlar düzeltebilir mi lütfen.
düzenleme1: merkez üssü maraş'ın pazarcık ilçesidir. ilk aldığım habere göre tahribat çok büyükmüş.
düzenleme 2: deprem bölgesinde, maraş'ta çok yakın akrabam var. geçici bir süre buraya yanıma gelmişti. eşi oradaydı. kurtulmuş. ama tüm ev gitmiş. 4ncü kattaki ev 2nci kat olmuş.
düzenleme 3:depremin telaşıyla anadolu yerine anadou yazmışım. modlar düzeltebilir mi lütfen.
devamını gör...
222.
hazin sonuçları karşısında yüzer hastanelerin de hizmete sokulduğu olaylar.
t.me/sondakika_Dakika_Depre...
t.me/sondakika_Dakika_Depre...
devamını gör...
223.
enkazdan ceset çıkarıp kenara koyuyorlar. afganlı biri gelip kolunu kesiyor, altınlarını alıyor" iddiasını sosyal medyadan yayan ve iddiaların asılsız çıkması üzerine gözaltına alınan uğur kardaş, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
soytarının sonu
buradan
devamını gör...
224.
yıllardır ne önlem alınıyor ne başka bi şey yapılıyor, yardım eden yine halk oluyor. çok yazık çok...
devamını gör...
225.
yıllardır ne önlem alınıyor ne başka bi şey yapılıyor, yardım eden yine halk oluyor. çok yazık çok...
devamını gör...
226.
227.
milletimiz tarihinin en ağır felaketlerinden birine maruz kaldı. geçen bir haftalık sürede yardımlaşmanın dayanışmanın, devlet millet bütünleşmesinin olağanüstü örneklerini görmemiz acılarımızı bir nebze olsun hafifletti, umutlarımızı çoğalttı. her zamanda ve her yerde karşılaşılabilecek kötülere, kötülüklere, eksikliklere rağmen mayası iyilikle yoğrulmuş olan bu güzel millet, yedisinden yetmişine başlattığı seferberlikle adeta bir destan yazdı. hiç şüphemiz olmasın, nice zorlukların üstesinden gelen milletimiz bu afetin yaralarını da saracak, bu zor günleri de aşacak ve bu felaketin içinden eskisinden daha güçlü çıkacaktır. bize düşen yardımlarımızı, dualarımızı ve umutlarımızı devam ettirmektir.
devamını gör...
228.
5 gün önce şu tanımımda #2416271 bazı noktalara değinmeye çalışmıştım. burada özellikle öncelikli ihtiyaçlardan birinin hijyen olduğunu belirtmiştim. bunun nedenini o gün özellikle açıklamadım. şimdi madem ekranlara düştü artık, belirteyim. insanların sokakta olması , su olmaması nedeniyle tuvalet ihtiyaçlarını ya az hasarlı binalara girerek giderecekler ya da bulabildikleri yerde giderecekler. ama su olmaması ve yeterli temizlik yapılamaması nedeniyle maalesef mikrobik hastalıklar da bir iki gün içinde vuku buluyor. yemeği önceliğe koymamıştım. çünkü halkımız öyle bir halk ki, depremi duyar duymaz deposunda dolabında ne varsa doldurup hemen şehre koşmuştur. burada hatay’ı ayrı tutuyorum. çünkü şanssızlık yollarını da bozmuş ve ulaşım neredeyse imkansız hale gelmiş.
ikinci değineceğim konu şu: önceki yazımda şunu yazmıştım: bu büyük bir travmadır ve insanlar bunu ömürleri boyunca taşıyacaktır. şu an inanın çoğu insan orada şok durumunda, olanların boyutunun büyüklüğünün henüz farkında değil. bu şok evresi kiminde 1 gün sürer, kiminde 5 gün, kiminde daha uzun. o yüzden ekranda gülen deoremzedeleri görüyorsunuz ya, sanmayın mutlu olduklarından. çoğu hala şok durumunda. şu başlıktaki yazıyı yazan arkadaş #2420935 işte bu yüzden oluyor bunlar. o şok durumundan. yine aynı şekilde şunu soran depremzede de aynı şok durumunda: özel hastaneye götürmeyin param yok diyen depremzede.
biraz uzun bir yazı olacak sanırım. aslında en çok değinmek istediğim husus sosyal medyada damar şarkılarla paylaşılan deprem/ depremzede görüntüleri. bakın, rica ediyorum; lütfen bunu yapıyorsanız buna son verin; etrafınızda yapan kişi varsa da lütfen yazımın bu paragrafını ona gönderin. ben şok durumundan tam 3 gün ağlayamadım bile. ne zaman ağladım biliyor musunuz? antalya’dan vefakar bir abinin kamyonun arkasını ne varsa doldurup geldiğinde, ondan yardım istemeye çekindiğimde ve isteyemediğimde onun elime bir poşet zeytin bir poşet domates turturduğunda. kendimi o kdar çaresiz hissettim ki o zaman. gururuma da yediremedim o kadar muhtaç olmayı. biraz ilerde kaldırıma çöküp, bir elimde zeytin bir elimde domates poşeti olduğu halde hüngür hüngür ağladım. şimdi … ben o haldeyken biri beni videoya çekip, damar bir şarkıyla sosyal medyada paylaşsaydı yemin ederim küfür ederdim. lütfen, bu insanların travma yaşadığını, çoğunun hala ellerinde telefonlarının olduğunu ve bu görüntüleri gördüklerini unutmayın! bu görüntüler yüzünden kaç gündür uyuyamıyorum bile. durup durup ağlıyorum. depremi 24 yıl önce yaşamış birinin bile travmasını tetikliyorsunuz. böyle yaparak en çok siz üzülmüş olmuyorsunuz. kendi sosyal medya hesabımdan uyarıyı yaptım. hala yapan olursa kimdir nedir bakmadan sileceğim hepsini.
lütfen biraz empati. bunu ancak yaşayan bilir biliyorum ama lütfen , rica ediyorum. bu insanların şok içerisinde olduğunu unutmayın; rencide edici paylaşımlar yapmayın.
ikinci değineceğim konu şu: önceki yazımda şunu yazmıştım: bu büyük bir travmadır ve insanlar bunu ömürleri boyunca taşıyacaktır. şu an inanın çoğu insan orada şok durumunda, olanların boyutunun büyüklüğünün henüz farkında değil. bu şok evresi kiminde 1 gün sürer, kiminde 5 gün, kiminde daha uzun. o yüzden ekranda gülen deoremzedeleri görüyorsunuz ya, sanmayın mutlu olduklarından. çoğu hala şok durumunda. şu başlıktaki yazıyı yazan arkadaş #2420935 işte bu yüzden oluyor bunlar. o şok durumundan. yine aynı şekilde şunu soran depremzede de aynı şok durumunda: özel hastaneye götürmeyin param yok diyen depremzede.
biraz uzun bir yazı olacak sanırım. aslında en çok değinmek istediğim husus sosyal medyada damar şarkılarla paylaşılan deprem/ depremzede görüntüleri. bakın, rica ediyorum; lütfen bunu yapıyorsanız buna son verin; etrafınızda yapan kişi varsa da lütfen yazımın bu paragrafını ona gönderin. ben şok durumundan tam 3 gün ağlayamadım bile. ne zaman ağladım biliyor musunuz? antalya’dan vefakar bir abinin kamyonun arkasını ne varsa doldurup geldiğinde, ondan yardım istemeye çekindiğimde ve isteyemediğimde onun elime bir poşet zeytin bir poşet domates turturduğunda. kendimi o kdar çaresiz hissettim ki o zaman. gururuma da yediremedim o kadar muhtaç olmayı. biraz ilerde kaldırıma çöküp, bir elimde zeytin bir elimde domates poşeti olduğu halde hüngür hüngür ağladım. şimdi … ben o haldeyken biri beni videoya çekip, damar bir şarkıyla sosyal medyada paylaşsaydı yemin ederim küfür ederdim. lütfen, bu insanların travma yaşadığını, çoğunun hala ellerinde telefonlarının olduğunu ve bu görüntüleri gördüklerini unutmayın! bu görüntüler yüzünden kaç gündür uyuyamıyorum bile. durup durup ağlıyorum. depremi 24 yıl önce yaşamış birinin bile travmasını tetikliyorsunuz. böyle yaparak en çok siz üzülmüş olmuyorsunuz. kendi sosyal medya hesabımdan uyarıyı yaptım. hala yapan olursa kimdir nedir bakmadan sileceğim hepsini.
lütfen biraz empati. bunu ancak yaşayan bilir biliyorum ama lütfen , rica ediyorum. bu insanların şok içerisinde olduğunu unutmayın; rencide edici paylaşımlar yapmayın.
devamını gör...
229.
duruyor duruyor balyozla vuruyorlar gibi gümlüyor, sallanıyor. (13 şubat)
devamını gör...
230.
önemli bir doğa olayı.
antep, maraş, urfa, malatya vs. illerimiz ile ilgili bazı bilgileri aşağıda paylaştığım gibidir.
t.me/sondakika_Dakika_Depre...
























antep, maraş, urfa, malatya vs. illerimiz ile ilgili bazı bilgileri aşağıda paylaştığım gibidir.
t.me/sondakika_Dakika_Depre...
























devamını gör...
231.
232.
sayelerinde, ülke olarak kayıp sayımız, ne yazık ki insanlık tarihine geçecek..
tahminim : hayatını kaybedeceklerin sayısı 1 milyonu bulur ve belki biraz da geçebilir.
iyimser değilim evet!
kayıp sayımız, hafif ve ağır yaralı insan sayısı ile başa baş gidecek, belki de bu sayıyı sollayıp geçecektir.
konu üzerine yapılabilecek tüm yolsuzlukların takipcisi olmak, en önemli görevlerimizden biri olmalıdır.
ek 1 : üçüncü uykusunda depreme yakalanan çok fazla yurttaşımız olmuştur. kayıp katlanır.
deprem fazladan büyük ve şiddetli idi ve uzun sürdü. kayıp katlanır.
deprem sonrası müdahelede devlet organizasyon yokluğundan dolayı her şeyi eksik, yanlış ve çok geç yapmıştır. kayıp katlanır.
soğuk hava koşulları insafa gelmediği için yine kayıp katlanır.
ek 2 : nufüs sayısı ile ilgili standart sapma durumu, suriye kökenli insanlar sebebi ile feci durumdadır. kayıp katlanır. hayatını kaybeden 300-500 bin kişi sadece suriye kökenlidir. kendi kaybımızdan saymamızda bir sakınca yoktur.
ek 3 : tüm dünya ile birlikte yırtınsak yüzlerce kişiyi kurtarabiliriz ancak. enkaz altından çıkacakların geneli ölmüş olacaktır. kayıp katlanır.
kurtarma çalışmaları kaç kişi kurtarılacak olursa olsun durdurulmamalıdır. tüm bağışlar öncelikle kurtarma çalışmalarına hizmet etmeli.
toplum rantçıların aceleciliğine karşı birlik olmalı ve ölü-diri, tüm depremzedeleri sahiplenmeye devam etmeli.
daha sonrasında çok fazla olumsuzlukla karşılaşacağız, gölcük depreminden çok çok büyük bir sorun ile karşı karşıya olduğumuz için.
geç kaldık demeyelim. içinde bulunduğumuz tüm olumsuz durumlar sebebi ile beterin beteri bizleri bekliyor. yaşamayalım!
tahminim : hayatını kaybedeceklerin sayısı 1 milyonu bulur ve belki biraz da geçebilir.
iyimser değilim evet!
kayıp sayımız, hafif ve ağır yaralı insan sayısı ile başa baş gidecek, belki de bu sayıyı sollayıp geçecektir.
konu üzerine yapılabilecek tüm yolsuzlukların takipcisi olmak, en önemli görevlerimizden biri olmalıdır.
ek 1 : üçüncü uykusunda depreme yakalanan çok fazla yurttaşımız olmuştur. kayıp katlanır.
deprem fazladan büyük ve şiddetli idi ve uzun sürdü. kayıp katlanır.
deprem sonrası müdahelede devlet organizasyon yokluğundan dolayı her şeyi eksik, yanlış ve çok geç yapmıştır. kayıp katlanır.
soğuk hava koşulları insafa gelmediği için yine kayıp katlanır.
ek 2 : nufüs sayısı ile ilgili standart sapma durumu, suriye kökenli insanlar sebebi ile feci durumdadır. kayıp katlanır. hayatını kaybeden 300-500 bin kişi sadece suriye kökenlidir. kendi kaybımızdan saymamızda bir sakınca yoktur.
ek 3 : tüm dünya ile birlikte yırtınsak yüzlerce kişiyi kurtarabiliriz ancak. enkaz altından çıkacakların geneli ölmüş olacaktır. kayıp katlanır.
kurtarma çalışmaları kaç kişi kurtarılacak olursa olsun durdurulmamalıdır. tüm bağışlar öncelikle kurtarma çalışmalarına hizmet etmeli.
toplum rantçıların aceleciliğine karşı birlik olmalı ve ölü-diri, tüm depremzedeleri sahiplenmeye devam etmeli.
daha sonrasında çok fazla olumsuzlukla karşılaşacağız, gölcük depreminden çok çok büyük bir sorun ile karşı karşıya olduğumuz için.
geç kaldık demeyelim. içinde bulunduğumuz tüm olumsuz durumlar sebebi ile beterin beteri bizleri bekliyor. yaşamayalım!
devamını gör...
233.
önce deprem olduğunda ırgalamadım bile... her zamanki gibi sallanıyor maraş dedim...baktım şiddetlendi dolapların kapakları açılmaya duvarlar sallanmaya başladı.. neden dedim neden bu kadar şiddetli ... çığlık atmaya başladım ...baktım çığlıklarıma annem yetişti... oturma odasına gidelim dedik o panikle hangi akla hizmetse...inanın antrenin tüm duvarlarına çarptı bizi... biraz durur gibi oldu annem pencereyi açıp baktı...anne çekil oradan sallanıyoruz düşeceksin dedim.. baktık yine hızlandı... çığlık ve dua karışımı geçti. durunca o telefonu nasıl kaptım kedimin taşıma çantasını aldım ...telefon ışıklarıyla indik aşağı... kurtulduk diye düşündük.. malesef büyük artçı başladı otoparkta yakalandık...bizim bina karşı binayla eş zamanlı sallanmaya başladı... bu arada komşumuzda o sırada arabası ile siper oldu ki üzerimize olurda bizim bina yıkılırsa hayatta kalalım diye... neyse artçıya merdivenlerde yakalanan babam da çıkabildi binadan... arabaya kendimizi attık...saatlerce bekledik yağmurda soğukta... sonra bir şeyleri güç bela kaptık ve şehirden dışarı çıktık... o dakikaları yaşayanlar için hiç bir şey eskisi gibi olmayacak..
devamını gör...
234.
devamını gör...
235.
hasar tespitleri hatay vilayetinin tamamında, tamamında sıfırdan yapılması gerekirken aman yaptık işte denilen. 6.4'lük defne merkezli artçıdan önce yaptıkları hasar tespitleri geçersiz şimdi. iskenderun gibi bazı ilçelerde yeniden hasar tespiti yapmayacaklar mesela.
umurlarında mı? tüm dertleri bir an önce inşaat yapmak. profesörler başka artçıları hem de şiddetli artçıları bekliyoruz diyor. ama tabii profesör kim ki! dinlerine laf etti diye yargılayacakları birinden başka kim ki profesör!
yer hala oynarken zemin etüdünü hangi güne göre esas alacaklar datlumm?
osmaniye barosu, deliller toplanmadan binalar yıkılamaz kararı çıkarttı mahkemeden. ama tabii baro kim ki! avukat kim ki! hatta kanun kim! diyor ya işte açık açık; vatandaş olarak, sen kimsin yhaa!
umurlarında mı? tüm dertleri bir an önce inşaat yapmak. profesörler başka artçıları hem de şiddetli artçıları bekliyoruz diyor. ama tabii profesör kim ki! dinlerine laf etti diye yargılayacakları birinden başka kim ki profesör!
yer hala oynarken zemin etüdünü hangi güne göre esas alacaklar datlumm?
osmaniye barosu, deliller toplanmadan binalar yıkılamaz kararı çıkarttı mahkemeden. ama tabii baro kim ki! avukat kim ki! hatta kanun kim! diyor ya işte açık açık; vatandaş olarak, sen kimsin yhaa!
devamını gör...
236.
türkiye'deki çürümüşlüğü, cehalet seviyesini, eğitimsizliği, ahlaki çöküntüyü, siyasi bitkinliği, kutuplaşmanın ne denli büyük olduğunu gösteren deprem. binlerce insanımız hayatını enkaz altında kaybetmişken ülkemiz ve iktidar sahipleri de enkazın altında kalmışlardır.
devamını gör...
237.
"çok çabuk unutuyoruz." falan deniyor da, hayır, unutmuyoruz. dengelenmesi gereken bir psikolojimiz var.
umarım türk halkı olarak sandıklarda göstereceğiz bazı şeyleri unutmadığımızı...
umarım türk halkı olarak sandıklarda göstereceğiz bazı şeyleri unutmadığımızı...
devamını gör...
238.
seçimin gölgesi düşse de yaşayanların unutamadığı asla unutamayacağı depremler. hala hemen hemen her gün acabalarla diken üstünde yaşamamıza sebep olan büyük acı.
devamını gör...
239.
malarya ve çevresi dikkatli olmalı. tarih vermek imkansız ama fayın malatya ucunda yeni bir deprem olma olasılığı yüksek. önlem almak gerek.
devamını gör...
240.
resmi rakamlara göre 53bin, gerçek rakamlara göre yüzbinlerce insanımızın hayatını kaybettiği deprem. yüzlerce kilometre uzaklıktaki beni bile 10 günlük kısa bir sürede ne hale getirdiğini anlatmak istiyorum. deprem bölgesinde yaşayanları ise tahmin etmek mümkün değil.
6 şubat 2023 günü sabaha karşı uyandım ve telefonuma baktığımda bir haber sitesi uygulamasından bildirim geldiğini gördüm. haberin manşeti "yıkıldık". uykudan uyanmış olmanın verdiği sersemlikle o saatte bildirim gelmesine anlam veremedim ve haberin içeriğine girdiğimde kahramanmaraş merkezli bir deprem olduğunu öğrendim. haber henüz çok yeni olduğu için depremin şiddeti konusunda net bilgi yoktu ve açıkçası olayın ciddiyetinin farkına varamadım. öğle saatlerine doğru haberleri izlediğimde yıkımın büyüklüğünü gördüm ve o sırada bir deprem daha oldu. arka arkaya yaşanan felaketlerden sonra 8 şubat günü kocaeli'den 4 arkadaşla beraber, çevre illerden gelenlerle toplam 14 kişilik grup halinde hatay'a doğru yola çıktık. günün ilk ışıklarıyla birlikte hala yanmakta olan iskenderun limanını gördüm fakat henüz ne ile karşılaşacağımı bilmiyordum. defne ilçesine ulaştığımızda gördüğüm manzara korkunçtu. bütün binalar olduğu yere çökmüş, sanki şehir savaştan yeni çıkmış gibiydi. önce dostluk parkına gittik ve orada kurulmuş olan tip koordinasyon merkezine gelen yardım tırlarını indirmeye başladık. öğleden sonra şehir merkezine doğru ilerlediğimde etrafımda gördüğüm tek şey yerle bir olmuş binalar, yıkılmayan binalar ise yan yatmış halde duruyor. çatılardan düşen su depoları yol kenarındaki arabaların üzerine yağmur gibi yağmıştı. daha 2 gün öncesine kadar mutlu insanların yaşadığı binalar şimdi camları kapıları kırık, perdeleri rüzgarda uçuşan birer harabeye dönmüştü. elektrik yok, yiyecek yok, hijyen yok, su yok. sadece ölüm var. kum yığını gibi olduğu yere çöken binaların altında onlarca insan olduğunu biliyor olmama rağmen karşısında diz çöküp sadece izlemekle yetinmek durumundaydım. enkazların içinden görünen kitaplar, ayakkabılar, koltuklar, çocuk oyuncakları.. şehrin her yerinden ambulans sesleri geliyordu ve hiç tanımadığım bir insan için "yaşıyor mu acaba?" diye endişe ediyordum her duyduğumda. herkes kendi imkanları dahilinde enkaz altından yakınlarını kurtarmaya çalışıyordu, biz de oradan oraya koşarak birkaç gün boyunca elimizden geleni yapmaya çalıştık. akşam olduğunda tahta paletleri kırarak yaktığımız ateşin etrafında ısınmaya çalışırken artçı depremler olduğunda yakınlarımızdaki yıkık binaların seslerini, çatıların gıcırtılarını duyabiliyorduk fakat artık çok normal bir hale gelmişti bu. artık depremin ilk haftası dolarken enkaz alanında daha fazla elimizden gelen bir şey olmadığını düşünerek asi nehrinin kenarında "asi yaşam merkezi" ni kurmak için kolları sıvadık ve yardım olarak gönderilen konteynerleri yerleştirdik, alt yapısını kurduk, yeni bir yaşamın başlayabilmesi için ne gerekiyorsa yaptık. 18 şubat günü tükenmiş bir ruh haliyle geri dönüş yoluna çıkarken arkamızda yerden göğe kadar acı ve her şeye rağmen umut bıraktık. kocaeli'ne döndükten sonra çok uzun bir süre boyunca yüksek binaların yıkılmış hali gözümde canlandı, her gördüğüm binayı karşımda yıkılırken düşünmekten alıkoyamıyordum kendimi. zamanla hafifledi fakat tamamen geçmedi, bu tanımı yazarken bile camın kenarında oturup karşımdaki kocaman apartmana bakıyorum. kimseye anlatamadığım, anlatmak istemediğim bu duyguları ve gördüklerimi tam 1 yıl sonra ilk defa burada anlatıyorum. deprem felaketinden kaçmak mümkün değil şüphesiz fakat deprem kader değildir. mühendislik, önlem, denetim ile bu felaketten en az zararla kurtulmak mümkün. liyakatsiz kamu görevlileri, halkından kopuk bir iktidar, iktidara yakın duran çakma müteahhitler ile her afet bir felaket olmaya devam edecektir.
6 şubat 2023 günü sabaha karşı uyandım ve telefonuma baktığımda bir haber sitesi uygulamasından bildirim geldiğini gördüm. haberin manşeti "yıkıldık". uykudan uyanmış olmanın verdiği sersemlikle o saatte bildirim gelmesine anlam veremedim ve haberin içeriğine girdiğimde kahramanmaraş merkezli bir deprem olduğunu öğrendim. haber henüz çok yeni olduğu için depremin şiddeti konusunda net bilgi yoktu ve açıkçası olayın ciddiyetinin farkına varamadım. öğle saatlerine doğru haberleri izlediğimde yıkımın büyüklüğünü gördüm ve o sırada bir deprem daha oldu. arka arkaya yaşanan felaketlerden sonra 8 şubat günü kocaeli'den 4 arkadaşla beraber, çevre illerden gelenlerle toplam 14 kişilik grup halinde hatay'a doğru yola çıktık. günün ilk ışıklarıyla birlikte hala yanmakta olan iskenderun limanını gördüm fakat henüz ne ile karşılaşacağımı bilmiyordum. defne ilçesine ulaştığımızda gördüğüm manzara korkunçtu. bütün binalar olduğu yere çökmüş, sanki şehir savaştan yeni çıkmış gibiydi. önce dostluk parkına gittik ve orada kurulmuş olan tip koordinasyon merkezine gelen yardım tırlarını indirmeye başladık. öğleden sonra şehir merkezine doğru ilerlediğimde etrafımda gördüğüm tek şey yerle bir olmuş binalar, yıkılmayan binalar ise yan yatmış halde duruyor. çatılardan düşen su depoları yol kenarındaki arabaların üzerine yağmur gibi yağmıştı. daha 2 gün öncesine kadar mutlu insanların yaşadığı binalar şimdi camları kapıları kırık, perdeleri rüzgarda uçuşan birer harabeye dönmüştü. elektrik yok, yiyecek yok, hijyen yok, su yok. sadece ölüm var. kum yığını gibi olduğu yere çöken binaların altında onlarca insan olduğunu biliyor olmama rağmen karşısında diz çöküp sadece izlemekle yetinmek durumundaydım. enkazların içinden görünen kitaplar, ayakkabılar, koltuklar, çocuk oyuncakları.. şehrin her yerinden ambulans sesleri geliyordu ve hiç tanımadığım bir insan için "yaşıyor mu acaba?" diye endişe ediyordum her duyduğumda. herkes kendi imkanları dahilinde enkaz altından yakınlarını kurtarmaya çalışıyordu, biz de oradan oraya koşarak birkaç gün boyunca elimizden geleni yapmaya çalıştık. akşam olduğunda tahta paletleri kırarak yaktığımız ateşin etrafında ısınmaya çalışırken artçı depremler olduğunda yakınlarımızdaki yıkık binaların seslerini, çatıların gıcırtılarını duyabiliyorduk fakat artık çok normal bir hale gelmişti bu. artık depremin ilk haftası dolarken enkaz alanında daha fazla elimizden gelen bir şey olmadığını düşünerek asi nehrinin kenarında "asi yaşam merkezi" ni kurmak için kolları sıvadık ve yardım olarak gönderilen konteynerleri yerleştirdik, alt yapısını kurduk, yeni bir yaşamın başlayabilmesi için ne gerekiyorsa yaptık. 18 şubat günü tükenmiş bir ruh haliyle geri dönüş yoluna çıkarken arkamızda yerden göğe kadar acı ve her şeye rağmen umut bıraktık. kocaeli'ne döndükten sonra çok uzun bir süre boyunca yüksek binaların yıkılmış hali gözümde canlandı, her gördüğüm binayı karşımda yıkılırken düşünmekten alıkoyamıyordum kendimi. zamanla hafifledi fakat tamamen geçmedi, bu tanımı yazarken bile camın kenarında oturup karşımdaki kocaman apartmana bakıyorum. kimseye anlatamadığım, anlatmak istemediğim bu duyguları ve gördüklerimi tam 1 yıl sonra ilk defa burada anlatıyorum. deprem felaketinden kaçmak mümkün değil şüphesiz fakat deprem kader değildir. mühendislik, önlem, denetim ile bu felaketten en az zararla kurtulmak mümkün. liyakatsiz kamu görevlileri, halkından kopuk bir iktidar, iktidara yakın duran çakma müteahhitler ile her afet bir felaket olmaya devam edecektir.
devamını gör...
241.
vaktinden önce gider mi insan?.
gidiyorlar işte.
duvarda hırkaları,
cebinde fotoğrafları,
radyoda şarkıları.
herşeyi dağıtıp gidiyorlar hemde.
gidiyorum’ bile diyemeden.
gidiyorlar işte.
duvarda hırkaları,
cebinde fotoğrafları,
radyoda şarkıları.
herşeyi dağıtıp gidiyorlar hemde.
gidiyorum’ bile diyemeden.
devamını gör...

