6 şubat 2023 gaziantep-kahramanmaraş depremleri
başlık "cordarone" tarafından 06.02.2023 04:35 tarihinde açılmıştır.
241.
6 şubat 2023 tarihinde, sabaha karşı saat 04.20'de olan ve doğu anadolu fayının kırılması nedeniyle oluşan depremdir. şiddeti 7.8dir. antalya'da bile tüm şiddetiyle hissedilmiştir.
düzenleme1: merkez üssü maraş'ın pazarcık ilçesidir. ilk aldığım habere göre tahribat çok büyükmüş.
düzenleme 2: deprem bölgesinde, maraş'ta çok yakın akrabam var. geçici bir süre buraya yanıma gelmişti. eşi oradaydı. kurtulmuş. ama tüm ev gitmiş. 4ncü kattaki ev 2nci kat olmuş.
düzenleme 3:depremin telaşıyla anadolu yerine anadou yazmışım. modlar düzeltebilir mi lütfen.
düzenleme1: merkez üssü maraş'ın pazarcık ilçesidir. ilk aldığım habere göre tahribat çok büyükmüş.
düzenleme 2: deprem bölgesinde, maraş'ta çok yakın akrabam var. geçici bir süre buraya yanıma gelmişti. eşi oradaydı. kurtulmuş. ama tüm ev gitmiş. 4ncü kattaki ev 2nci kat olmuş.
düzenleme 3:depremin telaşıyla anadolu yerine anadou yazmışım. modlar düzeltebilir mi lütfen.
devamını gör...
242.
fay hatlarının dalga geçtiği gün.
gidenler hayatını, kalanlar aklını yitirdi
gidenler hayatını, kalanlar aklını yitirdi
devamını gör...
243.
'ışığını kapatıp uyuduğumuz evin bir daha ışığını açmayalı tam 365 gün oldu'
cümlenin ağırlığı altında eziliyorum. yaşayanlara allah sabır versin.
cümlenin ağırlığı altında eziliyorum. yaşayanlara allah sabır versin.
devamını gör...
244.
lanetli gece. pohtan bir binada oturduğumuzu ve başımıza çökeceğini biliyordum.
çünkü türk-iş'e asla güvenmiyordum; mütayitinin, müyendisinin, ustasının, işçisinin, belediyesinin ve ç.ş.b'nin sahtekar olduğunu biliyordum. japonyada da oluyor aynı derpremler. 20 bina yıkılmıyor. 50 kişi ölmüyor. bizim şu başımıza gelenlere bak! benim hakkım tüm sahtekarlara haram olsun. kaynakları vatandaşa değil de patronlara akıtan düzenin defteri dürülsün. amin.
çünkü türk-iş'e asla güvenmiyordum; mütayitinin, müyendisinin, ustasının, işçisinin, belediyesinin ve ç.ş.b'nin sahtekar olduğunu biliyordum. japonyada da oluyor aynı derpremler. 20 bina yıkılmıyor. 50 kişi ölmüyor. bizim şu başımıza gelenlere bak! benim hakkım tüm sahtekarlara haram olsun. kaynakları vatandaşa değil de patronlara akıtan düzenin defteri dürülsün. amin.
devamını gör...
245.
üstünden 1 yıl geçmiş bir deprem, kayıp yüz binlerce can, geride sevdiklerinin yasını tutan milyonlar; deprem günü de şimdi de vatandaşına hakaret eden bir yönetim, hiçbir zaman düzelmeyecek bir ülke. o gün yaşadığım korkuyu hiçbir zaman unutmayacağım, dışarı çıktığım her gün yerinde olmayan binaları görmeye devam edeceğim fakat bu ülke çok çabuk unutuyor, asla önlem almıyor. aklım almıyor nasıl bu kadar vicdansız olabilir insanlar? daha ülkeyi yerinden oynatacak bir istanbul depremi daha var, ölmeyi bekliyor herkes. ben hakkımı insanları ölürken yağmacılık yapanlara da bu adama oy verenlere de bu ülkeyi yıkanlara da helal etmiyorum. hepsinin elinde milyonların kanı var.
devamını gör...
246.
ülkede bölgeye uzak yakın herkesin farklı derecelerde de olsa travmatik olarak etkilendiği, kader diyerek geçiştirilemeyecek, eğer gerekli önlemler alınsa, herkes işini düzgünce yapsa bu kadar kayıp vermeyeceğimiz, bir daha hiçbir şekilde, hiç kimsenin yaşamamasını temenni ettiğim afet.
yarın itibarıyla üstünden bir yıl geçti belki ancak kimse yaralarını sarabilmiş değil, hoş gerçi bu yaralar sarılabilir mi onu da bilmiyorum. unutkan biriyimdir ancak afette yaşanan hiçbir olayı uzaktan takip etmeme rağmen unutmadığım gibi travma sebebiyle bir süre tam da depremin olduğu saat olan gece 4 sularında bir anda uyanıp bir daha uyuyamamalarımı, gönüllüsü olduğum psikososyal destek hattında kelimenin tam anlamıyla her şeylerini kaybeden ve bu yaşadıkları felaketin doğurduğu psikolojik sorunları biraz olsun dindirmek için çaresizce iletişime geçen kişilerin de seslerindeki o acıyı elbette unutmuyorum.
ülkemizde yaşanan depremden sonra ''kaderciliğin'' deprem hazırlığına olan etkisiyle ilgili bir tez çalışmasında bulunduk. ve gördük ki ''kader'' demek belki ilk başlarda bu olayı yaşayanlar için tutunacak bir dal olsa da deprem hazırlığı konusunda aslında insanların elini kolunu da bağlayan bir kavram. elbette ekonomik nedeni daha büyük. bulunduğu dayanıksız binalardan ekonomik sebepli taşınamayan çok fazla kişi var. bu kişilerin yapabileceği tek şey kadere sığınmak oluyor. halbuki devletin de desteği ve teşvikiyle güzel ilerlemeler kaydedilebilirdi. ''kadere'' sığınılmayabilirdi. tüm önlemler alındıktan sonra afetin yıkıcı etkisine kader denebilir. hiçbir hazırlık olmadan yakalanılan afete ''yüzyılın felaketi'', ''kader'' denemez.
olay olduktan, birçok kayıp verdikten sonra ''yapılabilirdi, edilebilirdi'' sözleri çok gereksiz sözler oluyor. ancak hala bir şeylerin yapılmadığını, görmek, hala yeni bir afeti elimiz kolumuz bağlı bir şekilde beklediğimizi bilmek tüm pişmanlıklardan daha acı geliyor.
allah tekrarını yaşatmasın, özellikle hiçbir hatasından ders almayan, insan hayatının ucuz olduğu ülkemizde.
yarın itibarıyla üstünden bir yıl geçti belki ancak kimse yaralarını sarabilmiş değil, hoş gerçi bu yaralar sarılabilir mi onu da bilmiyorum. unutkan biriyimdir ancak afette yaşanan hiçbir olayı uzaktan takip etmeme rağmen unutmadığım gibi travma sebebiyle bir süre tam da depremin olduğu saat olan gece 4 sularında bir anda uyanıp bir daha uyuyamamalarımı, gönüllüsü olduğum psikososyal destek hattında kelimenin tam anlamıyla her şeylerini kaybeden ve bu yaşadıkları felaketin doğurduğu psikolojik sorunları biraz olsun dindirmek için çaresizce iletişime geçen kişilerin de seslerindeki o acıyı elbette unutmuyorum.
ülkemizde yaşanan depremden sonra ''kaderciliğin'' deprem hazırlığına olan etkisiyle ilgili bir tez çalışmasında bulunduk. ve gördük ki ''kader'' demek belki ilk başlarda bu olayı yaşayanlar için tutunacak bir dal olsa da deprem hazırlığı konusunda aslında insanların elini kolunu da bağlayan bir kavram. elbette ekonomik nedeni daha büyük. bulunduğu dayanıksız binalardan ekonomik sebepli taşınamayan çok fazla kişi var. bu kişilerin yapabileceği tek şey kadere sığınmak oluyor. halbuki devletin de desteği ve teşvikiyle güzel ilerlemeler kaydedilebilirdi. ''kadere'' sığınılmayabilirdi. tüm önlemler alındıktan sonra afetin yıkıcı etkisine kader denebilir. hiçbir hazırlık olmadan yakalanılan afete ''yüzyılın felaketi'', ''kader'' denemez.
olay olduktan, birçok kayıp verdikten sonra ''yapılabilirdi, edilebilirdi'' sözleri çok gereksiz sözler oluyor. ancak hala bir şeylerin yapılmadığını, görmek, hala yeni bir afeti elimiz kolumuz bağlı bir şekilde beklediğimizi bilmek tüm pişmanlıklardan daha acı geliyor.
allah tekrarını yaşatmasın, özellikle hiçbir hatasından ders almayan, insan hayatının ucuz olduğu ülkemizde.
devamını gör...
247.
yok artık o antik evler
begonvillerini koklayarak büyüdüğüm sokaklar
merhabalaştığım nergis satan teyze yumurta satan ama
fotoğraf çekilmek için bir saat dil döktüğüm baloncu dayı
çocukluğum gençliğim
ömrümün baharı dediğim en hoş zamanlar
kalan ne biliyor musun pişmanlıklar keşkeler
keşke o gün kahve içmeye gitseydim sonsuzluk kadar sarilabilseydim.
pişmanim yağmur yağıyor diye çıkıp kaldırımları aşındırmadığıma
sadece hafızamda kalan o güzel anların silinmemesi için delirlememeye çalışıyorum
begonvillerini koklayarak büyüdüğüm sokaklar
merhabalaştığım nergis satan teyze yumurta satan ama
fotoğraf çekilmek için bir saat dil döktüğüm baloncu dayı
çocukluğum gençliğim
ömrümün baharı dediğim en hoş zamanlar
kalan ne biliyor musun pişmanlıklar keşkeler
keşke o gün kahve içmeye gitseydim sonsuzluk kadar sarilabilseydim.
pişmanim yağmur yağıyor diye çıkıp kaldırımları aşındırmadığıma
sadece hafızamda kalan o güzel anların silinmemesi için delirlememeye çalışıyorum
devamını gör...
248.
unutma, unuttuğun kadar yakınsın her felakete !
hamiş: hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.
hamiş: hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.
devamını gör...
249.
250.
benim 2 kuzenim ve hayatını kaybeden herkese allah'tan rahmet diliyorum. o günü hatırlamak bile istemiyorum. sabahın 4:30'unda acı acı çalan telefon, telefondan gelen feryat sesleri. orada yaşayanlar kim bilir ne psikolojiye girdiler. halâ atamadılar, bunu tahmin edebiliyorum yakınlarımdan.
bir daha böyle bir faciayı yaşamamak dileğiyle.
bir daha böyle bir faciayı yaşamamak dileğiyle.
devamını gör...
251.
bu depremde sadece aciyi yasamakla, aciya sahitlik etmekle kalmadik. ınsan denilen canlilarin bazilarinin ne kadar aşşşagilik olabilecegini de gorduk.
devamını gör...
252.
yaşadığım en zor ve tarif edilemez andır . umarım bir daha öyle zor günler yaşamayız. uyumak , yemek yemek hatta yıkanmanın bile lüks olduğunu zor yollarla öğretti bana. ne acılar ne feryadlar. yıkılan bir şehirden pek de bir şey kalmadı zaten , evimi , arkadaşlarımı ve bir çok şeyi kaybettim. insanın içini en çok yakan şey ise deprem olmadan önce içip yarısını bıraktığım suyu sekiz az sonra döktüm. yarım kalan binlerce yaşamın hüznü sinmiş bir şehirde yaşamaya çalışan binlerce yaralı ruhtan biriyim işte. o soğuk , o acı. hatırlamak bile yüreğimi ağrıtıyor. umarım bir daha böyle bir acı yaşanmaz.
devamını gör...
253.
1999 depreminin sloganı "sesimi duyan var mı"ydı. her duyduğumda, bak çeyrek asır geçmiş, halâ tüylerim ürperir, halâ ağlarım.
6 şubat'ın bir sloganı bile yok. 4.17'de mışıl mışıl uyuyan kadınlar, erkekler, kızlar, oğullar, nineler, dedeler bebeler. tek hamlede gitti. on binlercesi. adları yok, isimsiz mezarlarda yatıyorlar, kiminin mezarı bile yok.
ağlayamıyorum bile. ne olur bir daha yaşamayalım bu acıyı.
6 şubat'ın bir sloganı bile yok. 4.17'de mışıl mışıl uyuyan kadınlar, erkekler, kızlar, oğullar, nineler, dedeler bebeler. tek hamlede gitti. on binlercesi. adları yok, isimsiz mezarlarda yatıyorlar, kiminin mezarı bile yok.
ağlayamıyorum bile. ne olur bir daha yaşamayalım bu acıyı.
devamını gör...
254.
1 yıl ne kadar hızlı geçen bir zamanmış yaşamayanlar için. yaşayanlar içinse ne kadar geçmemiştir oysa bu zaman dilimi. bazı şeyleri biz ne yapabiliriz diyerek boşvermemek lazım ya. bu kadar balık hafızalı bir millet olarak bazı şeyler hatırlanmalı, sorgulanmalı hayat sorumsuzca yaşanmıyor.
devamını gör...
255.
işini şikayet ile yapan verimli yapamaz. işini düzgün yapan ise yaptığı işten memnuniyet duyar.
her ne işle uğraşırsak uğraşalım, ucunun insanlara dokunduğunu bilmeli ve işimizi en iyi şekilde yapmalıyız. hepimiz aynı ipin farklı yerlerinden tutuyoruz.
bir kez daha 3 kuruş etmeyen dünya menfaati için, yüz binlerce 'bir insan' hayatı sönmesin.
unutmayalım ki 6 şubat'ı felaketle andıran deprem değil. yöneticilerin ve müteahhitlerin çıkar peşinde koşmasıdır.
allah bir daha böyle acılar yaşatmasın. biz de bunun için çabalayalım.
"sükutun ardında bir nefes
ve bir vatandır azadını bekleyen
o nefes ki dağları titreten
dağı dağa kırdıran
şu cihan sessizliğe hasret
bir mezar ki gökten inmiş
tabut yok, kefen yok, taş yok
giden şehidmiş
kalansa biçare
toprağın sessizliği bozulmuş
şehrin gürültüsünü kusarcasına
bu ne feryattır; işitmeyen sağır,
işiteninse başı kesilmiş"
her ne işle uğraşırsak uğraşalım, ucunun insanlara dokunduğunu bilmeli ve işimizi en iyi şekilde yapmalıyız. hepimiz aynı ipin farklı yerlerinden tutuyoruz.
bir kez daha 3 kuruş etmeyen dünya menfaati için, yüz binlerce 'bir insan' hayatı sönmesin.
unutmayalım ki 6 şubat'ı felaketle andıran deprem değil. yöneticilerin ve müteahhitlerin çıkar peşinde koşmasıdır.
allah bir daha böyle acılar yaşatmasın. biz de bunun için çabalayalım.
"sükutun ardında bir nefes
ve bir vatandır azadını bekleyen
o nefes ki dağları titreten
dağı dağa kırdıran
şu cihan sessizliğe hasret
bir mezar ki gökten inmiş
tabut yok, kefen yok, taş yok
giden şehidmiş
kalansa biçare
toprağın sessizliği bozulmuş
şehrin gürültüsünü kusarcasına
bu ne feryattır; işitmeyen sağır,
işiteninse başı kesilmiş"
devamını gör...
256.
sürekli hatırlatmanın anlamı var da ben mi kaçırdım bilmiyorum.
evet bir deprem oldu o gün, beşik gibi sallandı her şey, türkiye'nin kıyameti koptu o gün.
o gün ölenlerden bir daha haber alamadık biz, uzak bir ülkeye, başka bir şehre gittiler sanıyorum. yeni bir hayat kurdular, telefon numaralari değişti, ondan ulaşamıyoruz, hepsi bu.
ölmediler diye varsayıyoruz sevdiklerimizi. zihnimizde yaşatmaya çalışıyoruz anıları düşünüyoruz.
kendi ölümlerinden haberlerinin olmayışına kahroluyoruz.
onları o insan yapan şeyler şimdi neredeler bilmiyorum.
son kez göremedik diye bunun bir son ve yok oluş olduğuna inanmıyorum.
hayat bunlardan ibaret, güzel olduğu kadar acımasız da.
her an her şey olabilir arkadaşım, her an yok olacakmış gibi yaşayacaksın.
belki de tanrı onları yaşamaktan kurtardı diye avunuyoruz.
başka türlüsünü düşünmek bir paket sigara yaktırır.
içmek istemiyorum.
evet bir deprem oldu o gün, beşik gibi sallandı her şey, türkiye'nin kıyameti koptu o gün.
o gün ölenlerden bir daha haber alamadık biz, uzak bir ülkeye, başka bir şehre gittiler sanıyorum. yeni bir hayat kurdular, telefon numaralari değişti, ondan ulaşamıyoruz, hepsi bu.
ölmediler diye varsayıyoruz sevdiklerimizi. zihnimizde yaşatmaya çalışıyoruz anıları düşünüyoruz.
kendi ölümlerinden haberlerinin olmayışına kahroluyoruz.
onları o insan yapan şeyler şimdi neredeler bilmiyorum.
son kez göremedik diye bunun bir son ve yok oluş olduğuna inanmıyorum.
hayat bunlardan ibaret, güzel olduğu kadar acımasız da.
her an her şey olabilir arkadaşım, her an yok olacakmış gibi yaşayacaksın.
belki de tanrı onları yaşamaktan kurtardı diye avunuyoruz.
başka türlüsünü düşünmek bir paket sigara yaktırır.
içmek istemiyorum.
devamını gör...
257.
zaman dediğimiz kavramın ne kadar da basit bir şey olduğunu öğretti bana bugün, bu tarih. oysa ki daha dün gibi hatırlıyorum sabah uyandığımda kalbimin sıkışmasını. allah yitirdiğimiz tüm canlara rahmet etsin. nur içinde uyusunlar.
devamını gör...
258.
bugün, 6 şubat 2023 kahramanmaraş depremi'nin 1. yıldönümü. malzemeden çalan sahtekar müteahhitler ile onlara "imar barışı" adı altında oy veren siyasetçilerin yüzünden o depremde yüzbinlerce insan öldü, yüzlerce kişi yaralandı, zamanında ecevit'i 9 saat sonra olay yerine gelmekle suçlayan cumhurcular, 9 gün sonra olay yerine vardı ve vicdanlı tüm yürekler dağlandı. depremde suriyeli sığınmacılar; soygun yaptı ama gel gör ki maraş halkı, bu kadar sıkandala rağmen yine akp'ye oy verdi, o bölgelerde akp'ye bir tane oy çıkmaması gerekiyordu. celladına aşık olan dindoş ruh hastaları.
bu deprem bize öğrettiği en önemli şey, kendisini eşref-i mahlukat(yaratılmışların en şereflisi) sanan bazı insanların aslında esfel-i safilin(yaratılmışların en aşağısı) olduğuydu. 1999 depremi'nin sloganı, "sesimi duyan var mı"ydı. 6 şubat 2023 depremi'nin ise "tekbir allahuekber"di. biz; toplum olarak son 20 yılda nereden nereye geldik, ne oldu bize? :(
bu deprem bize öğrettiği en önemli şey, kendisini eşref-i mahlukat(yaratılmışların en şereflisi) sanan bazı insanların aslında esfel-i safilin(yaratılmışların en aşağısı) olduğuydu. 1999 depremi'nin sloganı, "sesimi duyan var mı"ydı. 6 şubat 2023 depremi'nin ise "tekbir allahuekber"di. biz; toplum olarak son 20 yılda nereden nereye geldik, ne oldu bize? :(
devamını gör...
259.
geçen yıl bu vakitlerde; yarınlarımız için ne hayaller kuruyorduk! hayata dair kaygılarımız, kuşkularımız elbet vardı ama 4:17'de kopacak küçük kıyametin yanında bunlar neydi! saatler bizi hızla felâkete götürürken kimimiz son kez gördü güneşi, son akşam yemeğini yedi, son kez güldü ve ölüm uykusuna yattı.
devamını gör...
260.
bundan 1 yıl önce... ne güzel pazar günü yoğun bir kar yağışı(yağmur)... zannettik ki karla süslenecek şehrimiz... okulların açılacağı için heyecanlı çocuklar... işine gidecek insanlar... kim bilebilirdi ki sevdiklerimizi göreceğimiz son günü olacağını ?koca 1 yıl geçti üzerinden... ne yanan canımız ne de kanayan yaramız geçmedi. geçmeyecekte... yüreğimizin yangısı bitmiyor. düşünüyorum da enkazda kalan yakınlarımı o zaman hangi sabırla, dirayetle öyle bekleyebilmişiz?
devamını gör...
261.
bir yıl önce bugün enkazda kalan yakınlarımızın çıkıp gelmesini bekledik.
o bekleyiş o kadar zor bir süreçti ki...
onları bir daha görebilecek miyiz?
tekrar bir araya gelebilecek miyiz?
düşünceler, bekleyişler...
allah onların bize acısını yaşatmadı çok şükür.
peki ya enkazdan çıkıp gelemeyenler?
onca bekleyiş, arayış sonunda o yürek yakan haberlerini almak...
bu acı hiç dinmeyecek.
hayaller,hayatlar yarım kaldı...
allah böyle bir felaketi bir daha yaşatmasın...
o bekleyiş o kadar zor bir süreçti ki...
onları bir daha görebilecek miyiz?
tekrar bir araya gelebilecek miyiz?
düşünceler, bekleyişler...
allah onların bize acısını yaşatmadı çok şükür.
peki ya enkazdan çıkıp gelemeyenler?
onca bekleyiş, arayış sonunda o yürek yakan haberlerini almak...
bu acı hiç dinmeyecek.
hayaller,hayatlar yarım kaldı...
allah böyle bir felaketi bir daha yaşatmasın...
devamını gör...
