321.
6 şubat 2023 tarihinde, sabaha karşı saat 04.20'de olan ve doğu anadolu fayının kırılması nedeniyle oluşan depremdir. şiddeti 7.8dir. antalya'da bile tüm şiddetiyle hissedilmiştir.
düzenleme1: merkez üssü maraş'ın pazarcık ilçesidir. ilk aldığım habere göre tahribat çok büyükmüş.
düzenleme 2: deprem bölgesinde, maraş'ta çok yakın akrabam var. geçici bir süre buraya yanıma gelmişti. eşi oradaydı. kurtulmuş. ama tüm ev gitmiş. 4ncü kattaki ev 2nci kat olmuş.
düzenleme 3:depremin telaşıyla anadolu yerine anadou yazmışım. modlar düzeltebilir mi lütfen.
devamını gör...
322.
sorunumuzun deprem değil, ahlak olduğunu hatırlatan büyük doğa olayı.

müteahhit işini yapmaz, yapı denetim hakkıyla denetleme yapmaz, dönemin siyasi figürleri özeleştiri yapmaz, yardım yapmaya çalışan yardımı ulaştıramaz, ulaştıran kendi meşrebine ve kimliğine yakın olana öncelik tanır. velhasıl mesele deprem değil; ahlak meselesidir.

resmi olmayan rakamlara göre 100 bini aşkın vatandaşımızın şehit olduğu, ne yazık ki herhangi büyük bir depremde aynı kayıpların tekrar yaşanacağını bilmek çok acı.
devamını gör...
323.
dün gece kahramanmaraş’ta kimse uyumadı. evlerin ışıklarından görebilirdiniz. büyük depremin 2.yılı gelmişken izninizle bir kaç şey söylemek istiyorum. biz çok büyük bir milletiz. birbirimize kızsakta, ayrı da düşsek, farklı da düşünsek çok büyük bir milletiz. o günlerde bizlere yardıma gelen herkese teşekkürü bir borç bilirim. yardım tırlarını gördüğüm an allahım yalnız değilmişiz diye ağladım günü unutmadım ben. 2. gün elime zorla tutuşturulan o sıcak çorbayı da. benim evim yıkılmadı ama ihtiyaç sahiplerine verin dediğimde abla bu şehirdeysen sen de depremzedesin diyerek zorla arabama koymuşlardı. eve götürüp çocuklarıma içirmiştim. nitekim doğalgaz, elektriğimiz ve suyumuz yoktu. aslında paramız da olsa o an hepimiz ihtiyaç sahibi olmuştuk. yine enkazda sevdiklerimiz başında beklerken bisküvi su dağıtanları unutmadım. beklediğim enkaza gelen bolu ekibi bir öğle vakti yemek bulmaya biraz ileriye gideceğim araçla dediğinde anladım onların da apartopar hazırlıksız geldiklerini. bir kaç saat sonra kurufasülye pilav bulup gelmişlerdi. bizlere de ikram ettiler geri çevirdik aç değiliz diye. yemeniz gerek diyerek bin bir ısrar sonucu tabaklarımızı doldurdular. ağlayarak hep birlikte yedik. yine son hız gelen tırlar. o dağıtılan ısıtıcılar o soğuk kış günü o kadar işimize yaradı ki. bizim doğalgazımız aylarca gelmedi. ne yapardık olmasaydı. arkadaşlar yanlış anlamayın evi yıkılmayanın da alacak bir yeri yoktu. para geçmez mi. geçmezmiş. allah kimseyi o duruma düşürmesin. gelen gelemeyen, yardım gönderen yalnızca dua eden herkesten rabbim razı olsun. bir daha kimseye bu acıları yaşatmasın. iyi ki vardınız. iyi ki varsınız.
devamını gör...
324.
hepimizin bir yanı öldü o gece. ama kimseden hesap sorulmadı. ne o binaları yapanlardan ne de o dönem çadır satan güruhtan.
devamını gör...
325.
ülkece çaresiz ve kimsesizdik. internet bandı daraltıldı. ülkenin farklı yerlerinde çığlıklarımız göğe ulaştı da birbirimize sesimiz ulaşamadı. hâlâ hayattayken selâmız bile verildi.
başımız sağolsun. bu son olsun çok isterdim lakin ülkemiz bir deprem kuşağı üzerinde ve yetkililerimizin ipiyle kuşağı denk olduğu için pek de bu durumu dert ettikleri yok.
depremlerin olması onların müteahhitlerine yeni ihalelerden başka bir anlam taşımıyor.
devamını gör...
326.
her anımsadığımda hüngür hüngür ağladığım felaket. ben saçları ağarmış adamım lan neden ağlatıyorsunuz?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
evin tekinden düşmüş. toplayıp kenara koymuşlar. bir fotoğrafçı filme almış. fotoğraftakiler fotoğraf sahibinin anne babası olmalı. fotoğraf sahibi orta yaşlarda ve mutlaka bir kadın. erkekler fotoğraf saklamaz.
bir evin duvarı aşağı inmiş. sağlam duvardaki raflarda cam kavanozlarda domates konserveleri.
yaşlı bir ablamız can dostundan haber alamıyor. elime sarılmış "sağdır değil mi" diye ağlıyor. kendi durumu iyi. evinin bacası düşmüş. arsuz'dan iskenderun'a gelmiş arkadaşını arıyor. birkaç gün sonra cenazelerini çıkarmışlar. elli yıllık dostum öldü diye ağlıyor.
dinsel kitaplarda sözü edilen mahşer yeri bu olsa gerek. her yer toz duman her yerden feryatlar yükseliyor.
ders aldık mı?
devamını gör...
327.
geçmiş olsun güzel ülkem. insanlarım, kentlerim, halkım.. geçmiş olsun.. inanıyorum ki birgün hepimiz, bunun bir kader olmadığı, bunları bize yaşatan koşulları yaratanlardan ve bundan korunabileceğimiz bilincinde ortaklaşarak, büyük acıların hep bize düşmesi ve çaresizliğimizin bile sömürülmesine karşı çıkabilir, hakettiğimiz güzel, güvenli ve mutlu bir yaşamı hep birlikte paylaşabiliriz.
çünkü bundan başka hiçbir şey dindirip onaramaz büyük açımızı.
devamını gör...
328.
öncelikle geçmiş olsun güzel ülkem, bugün 6 şubat 2023 gaziantep-kahramanmaraş depremi'nin 2. yıldönümü. 6 şubat depremi'nde malatya'daki halamın evi yıkılmıştı. o depremde kırgızistan; çadırı bedava göndermişken afad, çadırı paralı olarak göndermişti. akp'nin bu kazığını da unutmadık!.. her zamanki gibi ufak çıkarlar uğruna bilim, hiçe sayıldı. zaten türkiye bir deprem ülkesi.
hepimize tekrardan geçmiş olsun.
devamını gör...
329.
ülke yıkıldı, hükümet yıkılmadı.

bir tuhaf.
devamını gör...
330.
akpye göre 'sadece çok sayıda kölenin öldüğü ve mukadderat denilip geçiştirilebilecek' depremdir. bir tane arap şeyhi ölse yapılan devlet protokolünün binde biri, yüzbinlerce insanımıza yapılmamıştır. olay sabahı rte uyanamadı diye bakanların rtesiz toplanmasına izin verilmemiş, çok önemli olan ilk saatleri boşa harcamışlardır. rte olay mahaline haftalar sonra, otomobili rahat gitsin diye enkaz alelacele toplanıp üstüne kıytırık bir asfalt çekilince gitmiş, bir de üstüne ortalık da tertemiz diye dalga geçmiştir. kızılayın depremzedelere çadır sattığı, yabancı ekiplerin kurtarma operasyonlarının afad şovuna dönüştürüldüğü, akpnin tüm yardımlara el koyduğu, kurtarılan çocukların kaybolduğu, depremzede çocukların sağlık kontrolü için gittiğimiz sağlık bakanının özel hastanesinde fahiş fiyatlar istendiği, olayın kocaman bir akp talanına dönüştüğü kabus gibi olaylar silsilesidir.
olaydan bir sene sonra yıkık dökük sokaklarda dolaşan akpnin ultralüks araç konvoyuyla oy istemesi ve rtenin oy yoksa hizmet yok diye tehdit etmesini ise nereye sığdıracağımı bilemiyorum.
devamını gör...
331.
adana'da yaşadım ben depremi, kuzenimin ailesiyle bizim eve gelip de kendi evlerinin karşısındaki binanın yıkıldığını görmüş, çocuk aklıyla bana "abla bizim evin karşısındaki bina ortadan kırıldı biliyor musun" dediğini unutamıyorum. hatay antakya'da tanıdıklarımız vefat etti. ceset diye bir akrabama siyah poşet içinde tabiri caizse ölen kişinin vücudundan geriye kalan birkaç et parçası verdiklerini, depremden önce yapımı başlayan ama depremden etkileyen inşaat halindeki binanın çatlaklarını sıvayla kapatan işçileri, ölen kişilerin numaralarına fatura gönderenleri unutmadım. hele hele o yardım kolilerine gerçekten ihtiyaç varken salak saçma şeyler koyup sözde yardım edenleri, yardım için dağıtılan çorbayı parayla depremzedelere satanları, arama kurtaymaya gönlüllü gelen bir hanımefendiyi taciz eden o şahsı yitiği unutmadım. ders alacak çok şey var ama sözlerin artık kifayetsiz kaldığı bir gün. ne desem eksik kalacak. yaşayanlara geçmiş olsun, ölülerimize allah rahmet eylesin. o müteahhit ve o kaçak yapılara müsaade edenlerin yatacak yeri yok.
devamını gör...
332.
depremi ucundan kıyısından hisseden ben bile travma yaşadım. en ufak bir sarsıntıda beynime kan sıçrıyor. orada olup hayatta kalan insanların ne yaşadığını, ne hissettiğini tahmin bile edemem. hele de bir sürü yakınını kaybeden onca insan hayatına nasıl devam ediyor, bilmiyorum. üzücü değil yıkıcı bir gün hakikaten.
devamını gör...
333.
hâlâ koridor ışıkları açık uyumak. bazen içimin titremesi ve deprem artçısı mı yaşıyorum diye panik olmak. bizim yaşadıklarımız çok küçük, en ağırını yaşayanlar hala o günde kaldı...
devamını gör...
334.
ilk şoku atlatıp kendine gelmesini umduğum güzel ülkemin her anlamda dostu ve düşmanı ayırt edebilceğini düşündüren büyük, çok büyük felaket.
ancak sonrası bende umut veya beklenti bırakmadı.
çok üzgünüz, çok öfkeliyiz, çok karamsarız...
gene de bana değil ama belki birinize bile olsa umut verebilecek şu resmi bırakayım;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
335.
tam iki yıl oldu.hatay, hala deprem komasında!
6 şubat günü,50 binden fazla canımızı kaybettiğimiz büyük bir felaketi yaşadık.17 ağustos’ depreminden 24 koca yıl geçti.
nasıl ders almadık?
neden bu kadar can kaybettik?
nasıl korunma ve barınma hakkından olduk?
nerede hata yaptık?
cevabı çok basit...
kur korumalı mevduat garabetiyle 48 milyar dolar milletten alındı, bir avuç zümreye verildi.
bu parayla 761 bin 904 konut...
99 depreminden bu yana deprem vergisi adı altında toplanan 39 milyar dolarla 619 bin 47 sosyal konut...
2024 merkezi bütçenin faizi giderleri için harcanan para 1 trilyon 254 milyar tl. ülke kötü yönetilip faiz bu maliyeti bu kadar yükseltilmese, bu parayla 568 bin 707 sosyal konut
geçiş garantili yollara yani geçmediğimiz yol köprü tünellere hazine tarafından ödenen parayla 99 bin 773 konut
istanbul'da 25 yıl boyunca 140 alanda rant operasyonları yapılmasaydı, üretilen 85 milyar dolar rantla halkımıza 1 milyon 349 bin 206 konut yapılabilirdi..
toplamda harcanan bu büyük kaynaklarla 3 milyon 481 bin 179 konut yapılabilirdi.
peki bunlar ne yaptı?
yetkilerini kendi zümresine, kendi yandaşlarına ve kendi çıkarları doğrultusunda kullandılar. birileri kazandı türkiye kaybetti.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
deprem bölgesinde gülerek gezen bakanları unutmayın..
onlar güle dursun ..
ama hala her evde bir acı var....
devamını gör...
336.
canımız çok yandı.
tarifsiz bir acı ve bu coğrafyadan, bunu bizzat yaşayanlardan, bizlerden, hiçbirimizden asla gitmeyecek bir acı…
devamını gör...
337.
büyük felaketin seneyi devriyesinde hayatını kaybedenlere rahmet diliyor, acılı ailelere sabır ve dayanışma duygularımı en içten dileklerimle iletirken direkt depreme ve sorumluluğuna dair duygularımı ifade ettiğim bir yazımı paylaşmak istiyorum;

sesimi duyan var mı?

bu bir soru olmaktan, soru sormaktan ziyade ya da asıl anlamından öte bir serzeniş, bir çığlık olarak algılanıyorsa ilkin, bunun sebebi hepimizin malumu. deprem, maalesef deprem, bir büyük doğal afet. üç tarafı denizlerle çevrili, yazları sıcak ve kurak; kışları ılık ve yağışlı tanımıyla meşhur, güzel ülkemin bir doğal afeti, hatta en doğal afeti. o kadar doğal, o kadar alışılmış, o kadar tanıdık ki en sevdiklerimizi bizden çok kolay alabiliyor, bir çırpıda ayırabiliyor bizden. artık bizden biri yani.

doğup büyüdüğümüz, kendimizi bildiğimiz, tanıdığımız günden bu yana içimizde hep bir korku, kaygı olarak kendine yer bulmuş olan bir doğal afet. o yüzdendir bizden biri olarak onu tarif etmem. takdir edersiniz ki bu bir abartı değil. gün gibi gerçeğimiz maalesef. asırlardır yer kürenin hareketlerinden, doğanın kendi işleyişinden bizim kadar etkilenen başka toplum var mıdır, doğrusu buna pek emin değilim. dünyanın birçok yerinde zaman zaman yaşanan bu büyük doğal afet bizimki kadar olmasa da maddi, manevi kayıplara, hasarlara yol açıyor elbette. yine de sırf bu yüzden bu konuda biraz daha gelişmiş toplumları kutlayacak; bizden birilerini direkt suçlayacak değilim. coğrafya gerçekten kaderdir çünkü. dün ve bugün olanlar, depremle mücadelemizi henüz etkin kılmadıysa, onunla baş edemiyorsak hala ve sevdiklerimizi bir çırpıda bizden koparabiliyorsa bu hepimizin, her birimizin biraz sorumluluğu. onu yenebilme ya da zararını minimuma indirme kısmında her ne kadar sınıfta kalmış olsak da; insan olmanın, dayanışmanın, birlik ve beraberliğin dünyada görülmemiş örneğini verirken gururlu ve onurluyuz. tırnaklarıyla kazıya kazıya evladına ulaşmaya çalışan bir babanın çaresizliği yüreğimize ateş düşürse de; ekmeğinden, harçlığından kısıp oralara yardım göndermeye çalışan başka evlatların fedakarlığı içimize bir nebze su serpmeye yetiyor bazen. keşke bu böyle olmasaydı, böyle anlatılmasaydı diyeceğimiz şey çok elbette; ben de bir büyük acıyı romantize ediyormuşum gibi anlaşılmak istemem burada, utanç duyarım bundan; fakat en başta belirttiğim gibi bizim dayanışmamız da acıyı paylaşarak azaltmamız da biraz buradan, kendi gerçeğimizden; doğayla baş edemezken, insan kalmanın onurunu taşımaktan geçiyor. depremle ilgili, gönül rahatlığıyla ifade edebileceğimiz, belki de övüneceğimiz başka ne var ki? ben de bunu yapıyorum haliyle.

daha ne kadar bu böyle sürecek, ne zaman dinecek bu yangın bilmiyorum. ben bunları yazarken bile bu korkuyu, kaygıyı oturduğum yerden sürekli olarak hissederek yazdım. bunun çözümü, neredeyse orada olmalı çünkü. orada olmalıyız; doğayla baş ederek değil, tırnaklarla kazıyarak değil, ona bilimin ışığında kulak vererek bir yol almalıyız. coğrafyanın bizim için de artık yaşanabilir bir kader olması için birilerine, bir yerlere sesimizin ulaşması gerekiyor artık belki de. o halde ben tüm içtenliğimle ve serzenişimle başladığım gibi bitiriyorum; sahiden sesimi duyan var mı?
devamını gör...
338.
depremzedelerin azarlandığı, yakınları tekmelenen madencilerin ise yarınlar yok gibi çalışmasını unutanlar, ettiklerini çekmeden ölemesin inşallah. ayrıca yayın daraltmak kimin fikriyse ....

allah bir daha bu felaketi başımıza vermesin ve önlem alan kullarından eylesin bizleri.
devamını gör...
339.
bi arkadasim da yasamisti bu depremi de allah'tan bisey olmamisti.

vefat edenlere allah'tan rahmet, yasayan, zarar gormus veyahut da gormemis depremzedelere de sifa, sabir ve gecmis olsun dileklerimi yolluyorum. amin.

edit: allah bidaha boyle bi olay yasatmasin. amin.
devamını gör...
340.
ne yazılırsa yazılsın kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir felaket. hem öncesinden gelme ihmaller hem de depremin ardından yapılan saçmalıklar da depremin hatırlatıcıları arasındadır.
devamını gör...
341.
değerli arkadaşlar kimse birbirini kandırmasın (bkz: unuttuk unutturuyoruz) yılda bir gün ölenlere rahmet ailelerine başsağlığı dilemekle unutmamazlık olmuyor. duygusal keman müzikleriyle strory atarakta bu iş olmuyor. hatırlıyor musunuz depremin ilk aylarında tarot baktırır gibi insanlar binalarının depreme karşı dayanıklılığına baktırıyordu şimdi baktıran varmı merak ediyorum? kaçınız evinde deprem çantanız hazır? yarın bir gün istanbul depremi olacak ben kahin değilim ancak size olacakları söyleyeyim:


o gün geldiğinde yine binalar yıkılacak, yine insanlar enkaz altında kalacak, yine çocuklar kaybolacak. ve biz,
‘keşke’ diye başlayan cümlelerle acımızı hafifletmeye çalışacağız. ama o ‘keşke’ler hiçbir zaman yıkılan
hayatları geri getirmeyecek. deprem uzmanları, deprem unutulana kadar millî kahramanlarımız olacak. sonra unutulup gidecekler tabii ki. çadır
krizleri, iletişim krizleri… krizler, krizler. yalan dolan onlarca haber dolanacak; barajlar patlayacak, insanlar kaçışacak. enkaz altında binlerce
insanın çığlığına şahit olacağız. insanlar kendi ölümlerini izlerken, biz de onlar gibi izleyeceğiz. sonra ne olacak peki? ‘önlem alınamaz mıydı?’ diye
soracağız. evet, önlem alınamazdı. soruyorum değerli okuyucu arkadaşlarım abilerim ablalarım 53 bin insan öldü 53 bin dile kolay 53 bin anne 53 bin baba 53 bin çocuk bir şey değişti mii? bence hiçbir şey değişmedi ölen öldüğüyle kaldı. ölmemeye bakın yoksa senede bir gün yad edilirsiniz yoksa senede bir gün ailenize sabır dilenir. soruyorum tekrardan unutmadık mı hakikaten.?
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"6 şubat 2023 gaziantep-kahramanmaraş depremleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim