ağlayan erkek
başlık "sadrazam ikarus'un sol kanadı" tarafından 24.10.2021 19:43 tarihinde açılmıştır.
21.
büyüdükçe zorlaşan eylem.eğer yapılacaksa da kimsenin olmadığı bi kuytu kuyuda yapılması makbuldür.
devamını gör...
22.
olur öyle şeyler.
devamını gör...
23.
bundan sonra; ağlatmayanın anasını silkeyime evrilmiştir....
devamını gör...
24.
25.
gülen erkek kadar normaldir. ama bunların ağlaması çok çirkin oluyor, o yüzden siz gizli ağlayın*
başlığı okuyunca şey geldi aklıma. zamanında bir bey uzun zamandır ağlamadım demişti ve ondan aylar sonra çok saçma bir anda ağlama krizine girdiğini anlatmıştı.
tutmayınız efendim. ağlayınız gitsin.
başlığı okuyunca şey geldi aklıma. zamanında bir bey uzun zamandır ağlamadım demişti ve ondan aylar sonra çok saçma bir anda ağlama krizine girdiğini anlatmıştı.
tutmayınız efendim. ağlayınız gitsin.
devamını gör...
26.
sık olmaya başladıysa bi hormon testi vermesi gereken erkek olabilir. *
geçenlerde kardeşimle* konuşurken sevgilisinin ara ara kardeşimi izlerken duygulanıp ağladığını, nasıl davranacağını bilemediğini, sıklık seviyesinin artmaya başladığını falan anlatmıştı. hani erkekler ağlamaz gibi bir yerde de değilim ama çok sık oluyor deyince garipsemiştim. çocukla konuşmasını, belki hayatında başka sorunlar olabileceğini, en kötü çocuğun bir psikologla falan görüşmesini söylemiştim. nerden bileyim ben yani. neyse.
kardeşim, arkadaşlarıyla da konuyu konuştuğunda, arkadaşlarının hepsinden "benim bi x vardı. o da böyleydi. psikiyatriye gitti. kan tahlilerine bakınca östrojen seviyesi çok arttığı için böyle olmuş" gibi hikayeler duymaya başladık.
bu böyle yaygınlaşmaya başlayan bir durum mu yoksa biz ilk kez bu kadar üst üste duyduğumuz için mi garipsedik bilemiyorum ama ağlamayın arkadaşlar kıyamisu ya. *
geçenlerde kardeşimle* konuşurken sevgilisinin ara ara kardeşimi izlerken duygulanıp ağladığını, nasıl davranacağını bilemediğini, sıklık seviyesinin artmaya başladığını falan anlatmıştı. hani erkekler ağlamaz gibi bir yerde de değilim ama çok sık oluyor deyince garipsemiştim. çocukla konuşmasını, belki hayatında başka sorunlar olabileceğini, en kötü çocuğun bir psikologla falan görüşmesini söylemiştim. nerden bileyim ben yani. neyse.
kardeşim, arkadaşlarıyla da konuyu konuştuğunda, arkadaşlarının hepsinden "benim bi x vardı. o da böyleydi. psikiyatriye gitti. kan tahlilerine bakınca östrojen seviyesi çok arttığı için böyle olmuş" gibi hikayeler duymaya başladık.
bu böyle yaygınlaşmaya başlayan bir durum mu yoksa biz ilk kez bu kadar üst üste duyduğumuz için mi garipsedik bilemiyorum ama ağlamayın arkadaşlar kıyamisu ya. *
devamını gör...
27.
bu eylem neden cinsiyetçiliğe maruz kalıyor anlamış değilim. "erkek adam ağlamaz" diye mi büyüttüler sizi hep.
ağlar arkadaşlar, yakınını kaybettiğinde de, çoğu şey üstüne gelip mücadele edemediğinde de, kelimelerle atamadığını gözünün yaşıyla atar, gayet insanidir.
ağlar arkadaşlar, yakınını kaybettiğinde de, çoğu şey üstüne gelip mücadele edemediğinde de, kelimelerle atamadığını gözünün yaşıyla atar, gayet insanidir.
devamını gör...
28.
keşke becerebilsem, ne kadar çok istesem de bu konuda başarısız oluyorum maalesef. belki de sürekli içime atıp hiçbir şey yokmuş gibi davranmaktan duygusal tepkiler körelmiştir. bari ağlayabilsek kısa süreli de olsa bir iç dökme olur.
devamını gör...
29.
normal bir insandır.
herhangi bir sebeple ağlayan erkeği eleştirenden, ağlayan erkekle dalga geçenden uzak durun. onlar insan değil, en iyi ihtimalle ruhsuz et parçalarıdır.
erkeklerden duygularını saklamaları beklenir. öfke, nefret, sinir gibi duygular hariç. sizce bu sağlıklı mı? medyada erkekler hep göstere göstere vurup kıran ama ağlayacaksa yada üzülecekse bunu kıyıda köşede saklanarak yapan karakterler olarak gösterilir. medyayla onlarca yıldır toplumların bilinçaltına kazınmış bu bakış açısı erkeklerin üzüntü, yas, mutsuzluk gibi duyguları sağlıklı biçimde yaşamalarının imkansızlaşmasını normalleştirmiş. sert görünümlü, duygularını göstermeyen erkeklerin şiddete meyilli hale gelebileceği yada psikopatiye varan mental sorunları olabileceği hiç düşünülmüyor. şimdilerde kadınlar hem ağlayarak duygularını gösterebilen bu tür erkekleri aşağılıyorlar, erkek dediğin masaya yumruğunu vuracak diyorlar, hem de erkek şiddetine karşı eylemler yapıyorlar. halbuki toplumlar bile isteye sağlıksız hale getirildi. ve sağlıksız insanlar hala bunu normalmiş gibi dayatmaya çalışıyor. toplumda tamamen yıkıldığında bile ağlayan erkeğe zayıf gözüyle bakıldığından bahsediliyor. o yüzden lütfen yıkanmış beyinlerinizle erkeklere duygularını saklamayı tavsiye etmeye devam edin. en doğrusunu yapıyorsunuz. buradan
herhangi bir sebeple ağlayan erkeği eleştirenden, ağlayan erkekle dalga geçenden uzak durun. onlar insan değil, en iyi ihtimalle ruhsuz et parçalarıdır.
erkeklerden duygularını saklamaları beklenir. öfke, nefret, sinir gibi duygular hariç. sizce bu sağlıklı mı? medyada erkekler hep göstere göstere vurup kıran ama ağlayacaksa yada üzülecekse bunu kıyıda köşede saklanarak yapan karakterler olarak gösterilir. medyayla onlarca yıldır toplumların bilinçaltına kazınmış bu bakış açısı erkeklerin üzüntü, yas, mutsuzluk gibi duyguları sağlıklı biçimde yaşamalarının imkansızlaşmasını normalleştirmiş. sert görünümlü, duygularını göstermeyen erkeklerin şiddete meyilli hale gelebileceği yada psikopatiye varan mental sorunları olabileceği hiç düşünülmüyor. şimdilerde kadınlar hem ağlayarak duygularını gösterebilen bu tür erkekleri aşağılıyorlar, erkek dediğin masaya yumruğunu vuracak diyorlar, hem de erkek şiddetine karşı eylemler yapıyorlar. halbuki toplumlar bile isteye sağlıksız hale getirildi. ve sağlıksız insanlar hala bunu normalmiş gibi dayatmaya çalışıyor. toplumda tamamen yıkıldığında bile ağlayan erkeğe zayıf gözüyle bakıldığından bahsediliyor. o yüzden lütfen yıkanmış beyinlerinizle erkeklere duygularını saklamayı tavsiye etmeye devam edin. en doğrusunu yapıyorsunuz. buradan
devamını gör...
30.
yakınını kaybetmek gibi, her şeyin anlamsızlaştığı olayları bir kenara koyarsam;
her ne kadar politik doğruculuk bize “yahu erkek de insan değil mi, tabi ki ağlar” vs diye fısıldasa da soğuk gerçek; ağlayan erkekten kimse hazzetmez.
kadın için bu zaten, ilgili bağlamda ne kadar doğal gözükürse gözüksün, günün sonunda güven sarsıcıdır. yani evet, erkek tabi ki ağlayabilir, o da insandır ama bu hali süreğense veya olaylara reaksiyonunda genel olarak duygusal yön ağır basıyorsa bir gün kendi başımın çaresine bakmam gerekecek.
erkek dünyasında ise bu durum duygusal değil, bilişsel empatiyle anlamlandırılır ve doğal olarak bunun duygusal anlamda teselli edici bir sonucu olmaz. erkekler böyle durumlarda pratik çözüm önerisi bulmaya çalışır, bulamıyorsa ne yapacağını bilemeden mal gibi birbirlerine bakarlar. (şahsen böyle durumlarda ben napacağımı şaşırıyorum. boşver olm, gibi saçma sapan şeyler söyleyesim geliyor)
kısacası toplumda anlamlı bir karşılığı olmadığı gibi, olumsuz sonuçları var.
bu noktada the godfather’dan bir sahne yeterince açıklayıcı bence.
müzisyen al martino, bir takım sorunlarını çözmesi için baba’ya başvurur, bir süre şikayetlendikten sonra “what can i do” diyerek ağlamaya başlar. baba bunu görünce birden hiddetlenir ve ağlamasını taklit ederek onu tokatlar.
ve o basit gerçeği vurgular: you can act like a man!
belki ağlamak gereklidir ve hatta rahatlatıcı oluyordur ama öyleyse bile yalnızken yapmak ve dışarıya renk vermemek iyidir. çünkü bir gün o üzüntüye sebep olan şeyler unutulur, etkisizleşir ancak sizin o olay/durum karşısında gösterdiğiniz reaksiyon hiçbir zaman unutulmaz.
her ne kadar politik doğruculuk bize “yahu erkek de insan değil mi, tabi ki ağlar” vs diye fısıldasa da soğuk gerçek; ağlayan erkekten kimse hazzetmez.
kadın için bu zaten, ilgili bağlamda ne kadar doğal gözükürse gözüksün, günün sonunda güven sarsıcıdır. yani evet, erkek tabi ki ağlayabilir, o da insandır ama bu hali süreğense veya olaylara reaksiyonunda genel olarak duygusal yön ağır basıyorsa bir gün kendi başımın çaresine bakmam gerekecek.
erkek dünyasında ise bu durum duygusal değil, bilişsel empatiyle anlamlandırılır ve doğal olarak bunun duygusal anlamda teselli edici bir sonucu olmaz. erkekler böyle durumlarda pratik çözüm önerisi bulmaya çalışır, bulamıyorsa ne yapacağını bilemeden mal gibi birbirlerine bakarlar. (şahsen böyle durumlarda ben napacağımı şaşırıyorum. boşver olm, gibi saçma sapan şeyler söyleyesim geliyor)
kısacası toplumda anlamlı bir karşılığı olmadığı gibi, olumsuz sonuçları var.
bu noktada the godfather’dan bir sahne yeterince açıklayıcı bence.
müzisyen al martino, bir takım sorunlarını çözmesi için baba’ya başvurur, bir süre şikayetlendikten sonra “what can i do” diyerek ağlamaya başlar. baba bunu görünce birden hiddetlenir ve ağlamasını taklit ederek onu tokatlar.
ve o basit gerçeği vurgular: you can act like a man!
belki ağlamak gereklidir ve hatta rahatlatıcı oluyordur ama öyleyse bile yalnızken yapmak ve dışarıya renk vermemek iyidir. çünkü bir gün o üzüntüye sebep olan şeyler unutulur, etkisizleşir ancak sizin o olay/durum karşısında gösterdiğiniz reaksiyon hiçbir zaman unutulmaz.
devamını gör...
31.
zayıflık ve kontrol kaybı değildir, hissetmeyi öğrenmiş ya da gömmüştür. toplumsal dayatmadan uzaklaşan erkektir, değerlidir.
devamını gör...
32.
toplumsal dayatmayla alakası yok. doğal dayatmadır o. kurtlukta kanundur düşeni yemek. o yüzden düşmemeyi öğrenmiş erkek ağlamaz. ağlayanın ensesine ensesine vururlar. erkek dediğin bunu bilir, bilmiyorsa da öğrenir ya da hiç olur.
duygusal olmak erkek için lükstür. haddinden pahalı bir lüks. kanıp düşme. benden uyarması. düşeni kaldıran olmaz. bütün leşçiller üstüne üşüşür.
duygusal olmak erkek için lükstür. haddinden pahalı bir lüks. kanıp düşme. benden uyarması. düşeni kaldıran olmaz. bütün leşçiller üstüne üşüşür.
devamını gör...
33.
ağlayamadığım günlerden sonra özgürce ağladığım günleri yaşıyorum. üzülünce de mutlu olunca da ağlıyorum. demir gibi görünmenin bir anlamı yok, tam tersine öyle görünmek daha bir içsel zayıflıkmış aslında, bunu 30'lu yaşlarda keşfetmek daha da kötü.
devamını gör...
34.
ben babamı bir kere ağlarken gördüm hayatım boyunca. çok küçük yaşlarda beni ilk kez gittiğim bir şehirde; yurda bırakıp, dönerken. sessizce sadece gözyaşı süzülüyordu gözlerinden. yüzüne bakmadım, yüzüme bakmadı. ikimizde hiç konuşmadık, sarılıp ayrıldık. sonra ikimizde çok hastalık gördük, ölüm gördük, dert tasa gördük ama o hiç ağlamadı. ben de bazen sinirden ağladım.
devamını gör...
35.
en son sırrı türkçülük gününde geberdiğinde gözümden 2 damla yaş gelmişti oda mutluluktan bir tane sarı torbalık olması gereken geberdi diye.
devamını gör...
