1.
saflığın ve iyiliğin rengi.
devamını gör...
2.
kıyafetlerde tercih edilmemesi gerektiğini düşündüğüm renk.. aşırı güzel duruyor ama hemen kirleniyor ya..
devamını gör...
soğuk kanlılığı, asaleti, masumiyeti, istikrarı ve devamlılığı temsil eder. huzur ve güven verir.
devamını gör...
beyazıt ozturk un sahne adı.
devamını gör...
çin ve asya'nın büyük bir kısmı için yas durumunu ifade eden renktir. mekan rengi olarak tercih edildiğinde insanlara sakinlik verir. hedef kitle mekanda uzun süre vakit geçirsin isteniyorsa beyaz renk tercih edilebilir.
devamını gör...
"ana renklerin karışımı beyazdır" cümlesinden de tanıdığımız renktir. küçükken bu karışım olayını yeterince açıklamadıkları için bir sürü çocuğun renkli boyları birbirine karışmış kahverenginin berbat bir tonu yakalanmıştır. halbuki burada bahsedilen boya renkleri değil ışık renkleridir.
devamını gör...
ışığın tamamen yansıması ile ortaya çıkan renk.
devamını gör...
bir renk. tüm ana renklerin karışımı ile ortaya çıkmıştır. fikrimce birçok araç, gereç, eşya, kıyafete yakışan renktir.
devamını gör...
özellikle yaz aylarında giyilen kıyafetler için vazgeçilmez olan renktir.
devamını gör...
tercih edilmemesi gereken bir renktir. çünkü ne kadar beyazsanız o kadar kir tutarsanız.
devamını gör...
yazın kullanırım. nasıl olsa yaz kıyafeti bir seferlik.
kışın beyaz kazağa bayılırım.
her şeyle kombinleniyor.
dış giysi olarak tercih edemiyorum, elimi kolumu sağa sola vururum ben, her gün de dış giysi yıkayamam
devamını gör...
arabalarda en çok tercih edilen renktir.
devamını gör...
tüm ışıkların yansıması, yani dışavurumu halinde ortaya çıkan renk. renksiz değildir, aksine ağzına kadar renkle doludur bu yüzden bir gram daha renge ihtiyaç olmadığından tüm ışıkları yansıtır. ayna gibidir de denilebilir.
devamını gör...
beyaz giyersen toz, siyah giyersen söz olur. karar senin.
devamını gör...
bazı insanlara temizlik,şeffaflık,saflık anlamını çıkarttıran renk.
devamını gör...
aklıma pek de hoş olmayan bir şey getiren renk.
devamını gör...
zihinde yaptığı temizlik, duruluk çağrışımlarının aksiymiş gibi sokak ağzında pek kirli anlamlar taşıyabilen renk.
devamını gör...
bir ten renk tematiği içinde ırkilik kazandırdığımız arapların dilinden geçme tüm renklerin kendinden çıkmasına rağmen kirlenme yarışını göğüsleyen renk
devamını gör...
mor ve ötesi türküsü.
devamını gör...
beyaz herkesin aklındaki temizliği, sadeliği, soyluluğu, iyiyi ve doğruyu, olması gereken ütopyayı simgeleyen renktir. spektrofotometrik açıdan bakıldığında ise, bütün mümkün olan renklerin toplamıdır. içinde mevcut olan her şeyi – evet, kötüyü de – barındırır (siyah ise teknik olarak – inanılanın aksine – kötüyü değil hiçliği simgeler. siyah ve beyaz sanatsal olarak renk kabul edilseler bile, spektrofotometrik olarak siyah hiçbir rengi, beyaz ise bütün renkleri temsil eder. siyah “hiçlik”tir, beyaz “varlık”).

spektrum
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

biyolojik olarak ise beyazın yeri tam tersidir. beyaz renk genellikle pigmentasyon hatasıdır, genetik bozukluktur, gen sağlam ise transport mekanizmasının çalışmamasıdır, çeşitli bir takım sebeplerdir. “yokluk”tur. yani neymiş,

1) imgelem olarak iyi ve doğruyu,
2) spektrofotometrik olarak herşeyi,
3) biyolojik olarak yokluğu
simgeliyormuş beyaz.

şimdi sizlerle bu 3 açıdan bakarak doğru yanlış bir takım tespitler, efendime söyleyeyim iddialar, hatta çok afedersiniz öneriler paylaşacağım.

öncelikle beyazın saflık, temizlik, doğru-dürüst her şey olduğu fikrini ele alalım. sizler gibi ben de bu ülkede, bu ülkenin örf-adet-gelenek-göreneklerine göre yetiştirildim. günümüzde çoğunlukla bu yolu terk edip kendi çizdiğim yolu takip etsem de (aileme göre “yoldan çıkmış” durumda olsam da) bu yetiştirilme tarzının hala izlerini bende bulmak mümkün. beyaz da bu izlerden biri. daha önce saydığım 3 açıdan bakınca, öncelikle, beyaz renk benim için iyiliği ve “asilliği” çağrıştırıyor. yaptığım işin ve hayat gâyemin asil bir yol olduğunu, kendimi ise “güneş şövalyesi” olarak kabul ederim çoğu zaman. ellerimde bir çift silah, karanlığın kalbine ışıktan kurşunlarımı ateşlemekten çekinmem. kendimi arındırırken çevremi de arındıracak, böylece topluma olan borcumu ödeyeceğim.

bütün bu süslü püslü anlatının özeti şu: yaptığım işi (herhangi bir işi. sadece meslek olarak düşünmeyin) mükemmel yapmalıyım ki kimse arkamdan laf edemesin (kendimi arındırma), aynı zamanda kusursuz bir işçilik olduğu için de örnek alınsın, izimden gidilsin (toplumu arındırma). mükemmeliyetçiyim, evet.
“mükemmeliyetçiliğin aslında başarısızlık korkusu olması” diyen güruha kısmen katılıyorum, fakat bu korkuyu kendi lehime kullanmayı öğrenebilmiş olduğumu da gururla söyleyebilirim.

mesleğiyle evli, mesleği için yaşayan ve onunla var olan, hırslı ve fakat gâyesiyle arasında durana merhamet göstermeyecek kadar da acımasız birinin öyküsü bu. o yüzden, “beyaz”ının içinde imgelem olarak asillik ve doğruluk olduğu kadar spektrofotometrik olarak “her şey” de bulunmakta.
bu “iyi ve asil” amaç uğruna yürürken tamamen günahsız olmadığımı biliyorum. ben ışıktan yapılmadım, aksine ışık benim bu amaçta kullandığım bir araç. evet, ışıktan yapılmadım fakat içimde elbet karanlık var. hayatım uğruna bencil olmam gerektiğinde bencil, duygusuz olmam gerektiğinde duygusuz, kibirli olmam gerektiğinde kibirli olabiliyorum. bütün bu farklı “yüz”ler arasında da ustalıkla dans ediyorum (ve bu beni rahatsız etmiyor aslında). bazen kendi kedime şu soruyu soruyorum; “bütün bu bencil, kibirli, kendini beğenmiş maskeler acaba karakterim mi olmaya başladılar?”

karşılığında cevap yok. cevap alsam da hangi maskenin, hangi yüzün bana cevap verdiğini bilmiyorum. kendi cevabımı kendim mi veriyorum, yoksa bana cevap veren kendi yarattığım ‘persona’lardan biri mi asla emin olamıyorum. aslına bakarsanız, emin olmak da istemiyorum.
ışık nasıl ki yürüdüğüm yolda kullandığım bir araçsa, karanlık da öyle olmalı. “piercing light” her zaman işe yaramıyor. “piercing darkness” yastık altından çıkarttığım, zor zamanların kurtarıcısı olarak her zaman benimle.

bütün bunların yanında, bahsettiğimiz bir de yokluk vardı. bazen, ama sadece bazen, amacımı unutuyorum. kendimi unutuyorum. yürüdüğüm yolu, dünyayı, silahlarımı, ailemi, sevdiklerimi, beni sevenleri, mesleğimi, başardıklarımı başaracaklarımı, “var olmayı” unutuyorum. black-out olmak gibi bir his. varlığın tekrar bilincinde olup etrafıma baktığım zaman silahlarımı herkese doğrulttuğumu, kullanmaktan çekinmediğimi, çoğunu kaçırdığımı fakat bir kısmını öldürdüğümü görüyorum.

yıkım, kaos, gözyaşı ve hüzün benimle birlikte, her zaman peşimden geliyor. sürekli aynı siklusu baştan yaşıyorum. birtakım şeyler yapıyorum, uğraşıyorum, bir hayat ya da çevre inşa ediyorum, sonra bunu gözümü kırpmadan yok ediyorum. yıkıntıların arasında gezmekten zevk alıyorum. “nasıl da yaptım ama? haha! hem yaptım, hem yıktım. hepsini ben yaptım!” diye gururla kendime hayran hayran bakıyorum.

sonra bu yıkıntıdan sıkılıp tekrar birşey inşa etmeye başlıyorum. yeni insanlar, yeni bir çevre, patlamayı gerçekleştirecek bambaşka bir mekan… sonra bum! gözlerimi açtığımda karşımda ruhunu söküp aldığım bir grup insan. “bunu nasıl yaptın, nasıl bu kadar kötü olabilirsin?” der gibi bakıyorlar bana. arkalarından bakarken garip bir duygu kaplar her zaman içimi. sonra neden böyle yaptığımı merak ediyorum. ne alakası var hayattaki amacımla insanların ruhunu sökmemin?

yok. hiçbir alakası yok. yokluk işte. belki de biri benim ruhumu sökmüştür, ben de başkalarınınkini söküp kendi boşluğumu dolduracak mı diye deniyorumdur. bilmiyorum.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"beyaz" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim