dünya klasikleri / roman / edebiyat
9.6 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

finlandiya’nın yozlaşmadan kurtuluş ve kendi kendine yükselişini anlatan kitap. bu kitap bana göre bir şeyleri yapabilmek için gerekli motivasyonu sağlayan ,ufku genişleten ve insana ilham veren kitaplardan . atatürk'ün mutlaka okunmalı okutulmalı demesinin sebebinin bu olduğunu düşünüyorum.
beyaz zambaklar ülkesinde kitabın da ekonomiden siyasete, spordan dine ve eğitime kadar birçok toplumsal alanın hepsine ayrı ayrı değinilir. baskı altında yaşayan bir halk düşünün ki , kısıtlanmış halkın öncelikle aydın ve eğitimli olan kesim tarafından halkı bilinçlendirmesi, uyandırılması gerektiğinin farkına varır ve ancak bu şekilde başarıya ulaşmayı hedefleyerek gelişmek için adımlar atarlar.
kitap bir halkın uyanışı, çabası ve başarılarının yanında bireysel başarı öyküleri de anlatır. bu ise okuyucusuna kendi hayatında bir şeyler yapmak için çaba gösterenlere ayrı bir motivasyon kaynağı oluşturur. öncelikle her kişi kendinden sorumludur ve uyanmalıdır .uyanmalıdır ki halk olarak uyanıp birşeyler başarabilsinler.
hayatın her alanında önümüze olumlu, olumsuz birçok şey çıkar, önemli olansa kişinin bakış açısı ve istekleridir. bu istekler için neyi ne kadar yaptığıdır ne kadar çaba sarf ettiğidir aslında.
kitaptan herkesin az çok bildiği bazı cümleleri de şöyle bir kenara iliştirelim;

kendi içinizden namuslu bir çoban bulamıyorsanız, gerçek din adamları olmamasına neden şaşırıyorsunuz?


"tanrım, beni dostlarımdan koru, düşmanlarımla kendim baş ederim."


"burada insanlar kendi sefaletlerine teslim olmuyorlar. başkasının iradesine güvenip olacaksa olur demiyorlar."

“hayatta yaşadığımız karışıklığın başlıca nedenlerinden biri, herkesin iyi bir işe yerleşip rahat yaşamak istemesidir. ama hiç kimse kendi çabasıyla bir hayat kurup yaşamını daha anlamlı bir şekilde düzenlemeyi istemiyor!”


her bir cümle sanki şuan yaşadıklarımızdan birer kesit gibi.
devamını gör...
grigory petrov'un 1923 yılında basılan kitabı. konusu finlandiya halkının içinde bulunduğu cehaletten ve geri kalmışlıktan kurtulmak için olağanüstü bir çaba gösteren johan vilhelm snellman ve bir kaç aydının mücadelesini konu alıyor.
kitapta yer alan konular fin halkından bahsetse de aslında her millette örnek olacak niteliktedir. atatürk'ün okullarda okutulmasını istediği kitap olması boşa değildir.
bulunduğumuz şu dönemden yola çıkarak kitap bittikten sonra biraz düşününce aslında 1900'lü yıllardaki fin halkından değil de sanki günümüz türkiye'sinden bahsediyormuş hissine kapılıyorsunuz. fakat devlet, asker, din, eğitim, siyaset, spor gibi konular ayrı ayrı eleştirilmişken ülkemizde yasaklanması olası kitaplar arasına girmesi de mümkün. kitabın ilk sayfalarında ''yeni kuşlar, yeni şarkılar söyler, değişip yenilenen nesiller yeni kavramlar, yeni istekler ve yeni ihtiyaçlarla gelmektedir. bu yeni nesillere, aslında çoktan eskimiş yönetim şekilleri zorla dayatılamaz. onun yerine, yeni nesillerin hayatının, devlet yönetiminin daha anlaşılır, daha adil ve daha sağlam olduğu bir temel üzerine inşa edilmesi gerekir.'' sözleri üzerine yönetim anlayışından, kültürel yapıya kadar, bir ülkenin temellerini oluşturan yapının yeniliklere açık olması ve içinde barındırdığı insanların isteklerine yenilenerek karşılık vermesi gerektiği anlamını çıkarabiliyorsunuz. osmanlı devletinin gerileme döneminden günümüze kadar gelen süreçleri göz önünde bulundurursak yeniliklere açık olmadan, gelişimin süreklilik arz etmemesi , kendi küçük işlerimiz ve kaygılarımız arasında debelenip dururken, temelleri nasıl sağlamlaştırabileceğimizi düşünmeden hareket etmek, devlet yapısının duvarlarında büyük çatlaklara sebep oluyor.
petrov; fin halkının bataklıklarla çevrili bir ülke olmasına, eğitim seviyesinin düşük, tarım ve madencilikle uğraşmaları için elverişli bir koşul olmamasına rağmen ülkenin gelebileceği en iyi seviyeye ulaşması için ne yapılması gerektiğini didaktik ama eleştirel bir dil ile yansıtmış kitabına.
ülkenin gelişip, ayakta sağlam bir şekilde durabilmesi için eğitim seviyesinin yükseltilmesi dikkat çekiyor kitapta. papazından doktoruna, öğretmeninden askerine kadar herkes bu konu için büyük ve istikrarlı emekler sarf etmiş. tabii verdiği emeklerin karşılığını aldığını da görüyoruz. ''ülke insanının çoğunluğunun eğitimden yoksun bırakılmış olması bir cinayettir. devletin kendi kendini yok edişi, intihar etmesi demektir.” sözleri ile fin halkının eğitim konusundaki hassasiyeti de örnek alınması gereken bir konudur.
günümüzde sürekli değişen, belirli bir kitaba bağlı kalarak ezbere verilen eğitimler, okulların sadece karnımızı doyurmak için bir amaç gütmesi, insanların kendini geliştirmekten yoksun ve ülkesine fayda sağlamak gibi bir çabasının olmaması, bu uyuşukluk, mutsuzluk, öz güven eksikliği, bencillik kitapta eleştirilen tüm kötü özelliklerin üzerimizde bulunması ve bunları düzeltmek için hiç bir çaba sarf etmememiz normal mi? peki bu yaşamı normalleştirip hiç bir eleştiriye açık olmayan yönetim şekli? insanların hem fiziksel hem manevi olarak günden güne çürüyerek, kokarak yaşaması mı normal ? yoksa bu kokuya duyarsızlaşıp olağan bir şeymiş gibi yaşaması mı? daha kötü günlerin varlığını düşünüp haline şükreden kesimden, bir kurtarıcı bekleyip güzel günlerin geleceğini umut eden kesimden, cahillikten, umutsuzluktan çıkıp kendi öğretmenimiz olmayı, kendi dünyamızı kurmamızı ve kendi kendimizin kahramanı olmayı anlatan bir baş yapıt olduğunu söylemek mümkün.
devamını gör...
çalışkan ve gelişime açık insanların onları yansıtan bir yöneticileri vardır.
bu kitapta bu yöneticiliği snelman üstleniyor. o, ülkesinin gelişimi için diğer insanları bilinçlendirerek ülkecek birlik oluyorlar ve ülkeleri bu sayede gelişiyor. onlar uyduruk romanları okuyarak sarhoş olmuyorlar. onlar kendi işlerinin dehası oluyorlar. ve onlar kendi gelişimleri, aile ilişkilerinin gelişimi, ülkelerinin gelişimi ile tüm dünyanın gelişimine hiç şüphesiz derin bir katkıda bulunuyorlar. bütün bunlar onların içindeki ışığı onlara fark ettiren insanlar sayesinde gerçekleşiyor.

beyaz zambaklar'ın esas karakteri snelman, gerçek yuhanna snelman'a benziyor mu veya belki de bu petrov'un kendisidir, veya belki de kemal atatürk'tür?

son sözünde pekka kauppala marina vituhnovskaya'ya ait bu cümlenin geçişi beni etkilemiş ve gururlandırmış olan kitap, aslında atatürk'ün tavsiye ettiği ve müfredata da eklenmesini istediği bir yapıttır.
bu kitap; karanlıklardan sonra nasıl aydınlığa çıkıldığını, insanların yapacakları ya da yapıyor oldukları her işi özenip bezenerek ve en iyi şekilde yapmalarını, ülkelerinin gelişimi için önce kendilerini, ailelerini, diğer insanları geliştirmeleri gerektiğini tabiri caiz bir şekilde anlatıyor.
bu kitabı bin dokuz yüzlü yıllarda okuyan subaylar çok etkilendikleri gerçeğini itiraf etmekten kaçınmıyordu okuduğum bir yazıda.
bu kitapta kullanılan her cümle sanki bir ülkenin yeniden doğuşu için yazılmış gibiydi.
devamını gör...
grigoriy petrov tarafından yazılmış olan etkileyici bir roman. eserde rusya'ya karşı bağımsızlık mücadelesi veren finlandiya halkının onurlu mücadelesini anlatıyor.her meslekten olan ayrımsız bütün ülke halkının kalkınma çabası ele alınıyor.
devamını gör...
ilk okuduğumda çok etkilendiğim ve sonra birkaç kez daha okuduğum roman. fin halkının ne kadar zorluklardan geçerek geliştiğini ve ilerlediğini anlatır. türkiye'nin de kaderinde böyle bir gelişim hikayesi vardır umarım.
devamını gör...
o kadar idealist bir eser ki..
mest oldum okurken.
bir aydın herkesi yanına cekip ulkeyi saha kaldırıyor. cocukları, koyluleri, kliseyi, askerleri, doktorları, futbolcuları vs vs

ataturk un askeri lisede okunmasını onerdigi kitapmıs ve de.
devamını gör...
bu kitap, atatürk’ün önerdiği dünyaca ünlü bir eserdir. grigoriy petrov’un bu kitabında, öncelikle finlandiya’nın 19. yüzyıl gibi yakın bir tarihte hala yoksul ve geri kalmış vaziyetinin bir tasviri yapılıyor. ardından topyekün bir değişim ile bu makus kaderi değiştirip günümüzdeki müreffeh yapısına kavuşmasını ele alıyor. tabi eser bu büyük değişimi çeşitli başlıklar altında ele alıyor.

ilk olarak bu büyük değişime öncü olan johan vilhelm snellman eserin merkezinde yer alıyor diyebiliriz. bu büyük lider pek çok noktada halkı eğitime ve gelişmeye çağırıp bilinçlendiriyor. ancak eser burada tüm mahareti tek bir lidere bahşetmiyor. zira carlyle ve tolstoy bakış açısı birlikte doğru kabul ediliyor. yani bu lideri ortaya çıkarıp destekleyen halk da, ortaya atılıp halkı bilinçlendiren lider de eşit derecede önemli ve birbirini destekleyen unsurlar olarak kabul ediliyor.

ayrıca eserin en çok üzerinde durduğu başlık ise eğitim. finlandiya’nın içerisinde bulunduğu feci vaziyetin en büyük müsebbibinin cehalet olduğu ortaya atılmıştır. bunun için de topyekün bir eğitim seferberliği yapılmıştır. köyden kente tüm toplum buna iştirak etmiş, liderler ve öğretmenler tüm halkı bilinçlendirmişlerdir. ayrıca eskiden korkulan ve liyakatsiz insanların olduğu askeri kışlalar adeta halk eğitim merkezine döndürülmüştür. böylece toplum ve devlet el ele bu değişimi ve bilinçlenmeyi birlikte sürdürmüştür. eğitim ile birlikte bozlulan ahlaki yapıya da değinilmiştir. hatta eskiden kötü sözler söylemek toplum genelinde çok yaygın iken bilinçlenme neticesinde bu kötü alışkanlıklar değişmiş ve yerine güzel bir ahlaki yapı kurulmuştur. bir diğer önemli nokta ise eğitimde olduğu gibi çalışma ve gelişim konusunda da toplumun kolektif bir biçimde hareket etmesi sağlanmıştır. böylece bu gelişim ve değişim sürecinde her bir fert üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye çalışmıştır.

ben bu eseri çok daha erken okumak isterdim. ama nedense bir türlü kısmet olmadı diyeyim. fakat bu eseri oldukça beğendim. zaten bu eser pek çok tavsiye listesinde ve temel okuma listelerinde de mevcut. bu kitabı okurken kendi ülkemizin halini de düşünüp üzüldüm gerçekten. çünkü bizler de toplum olarak çok daha iyi bir vaziyette olabilirdik. elbette doğrudan kendimizi finlandiya ile kıyaslamak doğru olmaz. ancak şu an içerisinde bulunduğumuz vaziyet de pek iftihar edilecek bir seviyede değil. bizim de toplum olarak eğitime çok daha fazla önem vermeye, ahlaki çöküşü engellemeye, sorumluluklarımızın bilincinde olup toplumsal değişmeye katkı sağlamaya ihtiyacımız var. bu da elbette başkalarının yardımıyla ve bir anda olmayacak. yine bizler elimizi taşın altına koyacağız ve zaman içerisinde bu ideaya ulaşacağız.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"beyaz zambaklar ülkesinde" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim