1.
çok hayati bazı konularda buz gibi haklı sayılacak isyandır.
bilim'in geçmişine bi bakalım;
(bkz: lobotomi)
beynin bir kısmını kesip alarak zihinsel hastalıkları tedavi etme yöntemi.
bak bu ekstradan bombadır, çünkü bu yöntemi keşfeden antonio egas moniz isimli dengeis nobel ödülü kazandı (1949'daymış bu bak. öyle eski de değil).
zamanın devrim niteliğindeki psikiyatrik tedavisi'dir lobotomi.
amerika'da baya esnaf gibi kasaba kasaba gezen seyyar lobotomi'ciler falan vardı lan.
(bkz: radyum kızları)
bunda başlık detaylı dolu olduğu için bunu açıklamaya gerek duymuyorum.
ama ekleme yapabilirim.
radyum içeren içecekler, radyumlu diş macunları ve radyumlu el yüz kremleri satıldı da satıldı.
o zamanlar "bilim" bu elementi tam oalrak tanıdığına çok emindi. hatta dönemin npc'leri yüksek bir kibirle 'ben buna güvenmiyıorum" diyenleri alaya almıştır muhtemelen.
(bkz: cıvanın ilaç olarak kullanılması)
aynen bildiğimiz sıvı metal olan ve ağır metal zehirlenmesi yapan cıva, her derde "devaydı".
sivilce mi çıktı? cıva sür.
karnın mı ağrıyo? cıva iç.
kabız mı oldun? makattan cıva enjekte et.
noldu sayın bilim? içer miyiz birer cıva shot?
(bkz: kozmetik)
1800'lerde, bilimin altın çağındaki bazı güzellik ürünleri şöyle;
- arsenikli yüz kremi
- kurşunlu pudra
- siyanürlü göz kremi
(bkz: eugenics)
1800lerin ikinci yarısından 1940'lara kadar en saygın bilim insanları ve kurumlar bu alanda ciddi çalışmalar aptı.
eugenics, "insan ırkını ıslah edelim" gibi psikopatça bir fikrin hastalıklı beyinlerden çıkmış bir ürünüydü. uzun yıllar boyunca binlerce insan zorla kısırlaştırıldı, birçoğuna bilinçli düşük yaptırıldı. çünkü genlerin düzgün olanlarının aktarılması, çöp olanların yok edilmesi gerekiyordu.
her şey bilim için!!
hitler denen ruh hastasının siyasi kampanyaları ve ari ırk sapıklığı bilimsel temel olarak eugenics'e dayandırılmıştır.
daha önceden yazdığım bazı olaylara bu başlıkta yer vermedim.
daha da araştırsam bulurum. çünkü bilim'in sabıkası pek kabarık bu konularda. öyle nadir olaylar değil yani bunlar.
gelelim meseleye;
ben bugün bilim'e, daha doğrusu bilim fetişizminden muzdarip saygın bilim adamlarına neden ve nasıl güveneyim ? o yüzden başlıktaki cümle çatır çatır haklıdır.
"dediydi" dersiniz; elektrikli arabalar, yapay zeka ve nesnelerin interneti dedikleri muazzam ilerlemeler de aynen bunlar gibi "kara leke" oalrak anılacak bi süre sonra...
bilim'in geçmişine bi bakalım;
(bkz: lobotomi)
beynin bir kısmını kesip alarak zihinsel hastalıkları tedavi etme yöntemi.
bak bu ekstradan bombadır, çünkü bu yöntemi keşfeden antonio egas moniz isimli dengeis nobel ödülü kazandı (1949'daymış bu bak. öyle eski de değil).
zamanın devrim niteliğindeki psikiyatrik tedavisi'dir lobotomi.
amerika'da baya esnaf gibi kasaba kasaba gezen seyyar lobotomi'ciler falan vardı lan.
(bkz: radyum kızları)
bunda başlık detaylı dolu olduğu için bunu açıklamaya gerek duymuyorum.
ama ekleme yapabilirim.
radyum içeren içecekler, radyumlu diş macunları ve radyumlu el yüz kremleri satıldı da satıldı.
o zamanlar "bilim" bu elementi tam oalrak tanıdığına çok emindi. hatta dönemin npc'leri yüksek bir kibirle 'ben buna güvenmiyıorum" diyenleri alaya almıştır muhtemelen.
(bkz: cıvanın ilaç olarak kullanılması)
aynen bildiğimiz sıvı metal olan ve ağır metal zehirlenmesi yapan cıva, her derde "devaydı".
sivilce mi çıktı? cıva sür.
karnın mı ağrıyo? cıva iç.
kabız mı oldun? makattan cıva enjekte et.
noldu sayın bilim? içer miyiz birer cıva shot?
(bkz: kozmetik)
1800'lerde, bilimin altın çağındaki bazı güzellik ürünleri şöyle;
- arsenikli yüz kremi
- kurşunlu pudra
- siyanürlü göz kremi
(bkz: eugenics)
1800lerin ikinci yarısından 1940'lara kadar en saygın bilim insanları ve kurumlar bu alanda ciddi çalışmalar aptı.
eugenics, "insan ırkını ıslah edelim" gibi psikopatça bir fikrin hastalıklı beyinlerden çıkmış bir ürünüydü. uzun yıllar boyunca binlerce insan zorla kısırlaştırıldı, birçoğuna bilinçli düşük yaptırıldı. çünkü genlerin düzgün olanlarının aktarılması, çöp olanların yok edilmesi gerekiyordu.
her şey bilim için!!
hitler denen ruh hastasının siyasi kampanyaları ve ari ırk sapıklığı bilimsel temel olarak eugenics'e dayandırılmıştır.
daha önceden yazdığım bazı olaylara bu başlıkta yer vermedim.
daha da araştırsam bulurum. çünkü bilim'in sabıkası pek kabarık bu konularda. öyle nadir olaylar değil yani bunlar.
gelelim meseleye;
ben bugün bilim'e, daha doğrusu bilim fetişizminden muzdarip saygın bilim adamlarına neden ve nasıl güveneyim ? o yüzden başlıktaki cümle çatır çatır haklıdır.
"dediydi" dersiniz; elektrikli arabalar, yapay zeka ve nesnelerin interneti dedikleri muazzam ilerlemeler de aynen bunlar gibi "kara leke" oalrak anılacak bi süre sonra...
devamını gör...
2.
şunu baştan yazıpta vakit kaybetmeseydiniz iyiydi primo arkadaş.. peki neye güvenelim diye de sormayacağım. çünkü o konuda da asıl düşüncenizi açıklamakta gecikeceksiniz kanımca.
siz düşüncenizi söylediniz.
ben de bilime güvenin diyorum.
bırakalım hayat herkese doğruyu göstersin.
(verdiğiniz örnekler için uğraşmayıp "reklamlardaki isviçreli bilim adamları" da deseniz olurdu. nasılsa ikimizde gerçek bilim ve bilim insanlarından neyin kastedildiğini biliyoruz.)
siz düşüncenizi söylediniz.
ben de bilime güvenin diyorum.
bırakalım hayat herkese doğruyu göstersin.
(verdiğiniz örnekler için uğraşmayıp "reklamlardaki isviçreli bilim adamları" da deseniz olurdu. nasılsa ikimizde gerçek bilim ve bilim insanlarından neyin kastedildiğini biliyoruz.)
devamını gör...
3.
dini kökenli hurafeleri bilim zanneden birinin değersiz fikridir. hitler bilim aşığı olduğu için değil sapık bir dinci olduğu için katliamcıdır. avrupa ırkçılığının kökeninde yine haçlı zihniyeti vardır, bilimle alakası yoktur. uranyum olayı kapitalist baronların halt yemesidir, yeterince araştırma yapılmadan kadınları ucuz iş gücü olarak kullanmıştır. uranyumun verdiği zarar bilim sayesinde açıklanmıştır.
ilkokul seviyesinde fen bilimleri anlatıyoruz, müthiş.
ilkokul seviyesinde fen bilimleri anlatıyoruz, müthiş.
devamını gör...
4.
belli promilin üzerine çıkınca kendini uçak moduna alan telefonu icat edin artık mk bilim adamları.
devamını gör...
5.
bilimin bu kadar bilimsel verilerle ve bilgiyle tartışıldığı az yer vardır (neyse ki).
devamını gör...
6.
neye güveneceğimizi şaşırdık? *
şaka maka bilim konuşuluyor lan.
kadıncılar, hanımcılar, hamamcılar gitti bilim tartışmasına girildi..
seviyorum bu sözlüğü..*
şaka maka bilim konuşuluyor lan.
kadıncılar, hanımcılar, hamamcılar gitti bilim tartışmasına girildi..
seviyorum bu sözlüğü..*
devamını gör...
7.
aşırı saçma argüman.
orta çağ ve öncesine bakın, 50 yaşını gören insan bile az. bugün bilim sayesinde 70 yaşında ölenlere "erken gitti" diyoruz. ki 1990'larda falan 70'ini görebilenlere "iyi yaşamış" denirdi.
bilim elbette yanılmaya devam edecek ama totaline baktığımızda, kümülatif olarak artan bilimsel bilgilerimiz insanlığa lineer olarak git gide daha fazla fayda sağlayacak.
ilk insanlar da hangi mantar zehirli hangisi değil, bilmiyordur. birileri yiyip öldükten sonra "öğrenmiştir". bu bile "bilimsel" perspektifin bir iz düşümüdür. yani en basitinden, ilk tanımda bahsedilen radyumun zararlarını bile bilim sayesinde biliyoruz bugün.
ayrıca: (bkz: zamanına göre değerlendirmek)
orta çağ ve öncesine bakın, 50 yaşını gören insan bile az. bugün bilim sayesinde 70 yaşında ölenlere "erken gitti" diyoruz. ki 1990'larda falan 70'ini görebilenlere "iyi yaşamış" denirdi.
bilim elbette yanılmaya devam edecek ama totaline baktığımızda, kümülatif olarak artan bilimsel bilgilerimiz insanlığa lineer olarak git gide daha fazla fayda sağlayacak.
ilk insanlar da hangi mantar zehirli hangisi değil, bilmiyordur. birileri yiyip öldükten sonra "öğrenmiştir". bu bile "bilimsel" perspektifin bir iz düşümüdür. yani en basitinden, ilk tanımda bahsedilen radyumun zararlarını bile bilim sayesinde biliyoruz bugün.
ayrıca: (bkz: zamanına göre değerlendirmek)
devamını gör...
8.
bu devirde bu savın savunulacağı aklıma gelmezdi. düşünce dünyasında da geriye gitmişiz yazık!.. ortaçağa yakınız sanırım şu tartışmayla..
bilime güvenmeyin demek, kanıta dayalı bilgi üretmenin yerine daha zayıf ve denetlenemez yolları önermek demektir.
bilim mutlak doğruyu değil, yanlışlanmış alternatifler arasındaki en iyi açıklamayı sunar ve bu insanlığın şimdiye kadar geliştirdiği en güvenilir bilgi üretme yöntemidir.
bilime güvenmeyin diyenler genelde yerine şunları koyar: kişisel sezgi, gelenek, otorite, komplo anlatıları..
bu yöntemlerin hiçbiri: sistematik test, hata ayıklama ve ilerleme mekanizmasına sahip değildir.
bilime güvenmeyin demek, kanıta dayalı bilgi üretmenin yerine daha zayıf ve denetlenemez yolları önermek demektir.
bilim mutlak doğruyu değil, yanlışlanmış alternatifler arasındaki en iyi açıklamayı sunar ve bu insanlığın şimdiye kadar geliştirdiği en güvenilir bilgi üretme yöntemidir.
bilime güvenmeyin diyenler genelde yerine şunları koyar: kişisel sezgi, gelenek, otorite, komplo anlatıları..
bu yöntemlerin hiçbiri: sistematik test, hata ayıklama ve ilerleme mekanizmasına sahip değildir.
devamını gör...
9.
tamam.
öneri doğru yerden geldiyse dinlemek lazım.
bir bilim insanı olarak bilime ben de çok kırgınım. sürekli standart güncelleniyor. eskiden kloroformla yapılan analizleri şimdi izooktanla yapın diyorlar. eee ne oldu kloroform kullanırken iyiydi.
hep yalan dolan her şey boş. peeaahh.
öneri doğru yerden geldiyse dinlemek lazım.
bir bilim insanı olarak bilime ben de çok kırgınım. sürekli standart güncelleniyor. eskiden kloroformla yapılan analizleri şimdi izooktanla yapın diyorlar. eee ne oldu kloroform kullanırken iyiydi.
hep yalan dolan her şey boş. peeaahh.
devamını gör...
10.
bilime güvenmeyin değil de dogma haline getirmeyin demek istemiş sanıyorum yazar arkadaş. buna da katılmamak mümkün değil, çünkü bilim bir süreçler bütünü. bugünün bilimsel doğrusu yarın bambaşka bir bilimsel doğruyla yok edilebiliyor. o yüzden değiştirilemez bir gerçek gibi değil de, bir süreç olarak bakılırsa daha sağlıklı olabilir diye düşünüyorum ben de.
devamını gör...