meme kanseri
birkaç yıl önce meme kanseri şüphesi ile hastaneye gittim. ama o ihtimal bile insanı öyle bir düşürüyor ki.. elle muayene ettim önce ve kitleler vardı, sonra doktor muayenesi, ultrason derken sadece ihtimal olarak kaldı.. gerçekten çok kötü bir durum. geçen gün yine kitle hissettim, yine aynı korku ile doldum ama geçti çok şükür. tüm hastalara şifa dilerim..
devamını gör...
kayser-i rum
fatih sultan mehmet'in istanbul'u fethi sonrasında aldığı ''roma'nın sezar'ı'' anlamına gelen ünvandır. baştan aşağıya tam bir rönesans avrupalısı olan fatih'in en büyük hayali roma imparatorluğunu diriltmek olduğu söylenir. sezar da roma imparatorluğunun efsanevî imparatoruydu. rum ise hem anadolu hem de roma demektir. buna ek olarak, kayseri şehrimizin adı da sezar'ın isminden gelir.
düzetlme: roma'nın ilk imparatoru augustus'muş. sezar imparator değil diktatörmüş. @novalideas'a teşekkürü borç bilirim.
--! spoiler !--
sezar öldüğünde ömür boyu diktatör ünvanına sahip cumhuriyette. roma cumhuriyetinde diktatörlük olağanüstü durumlarda veriken bir ünvan. normalde 6 ay ile kısıtlı ama sezar iç savaşı kazandığı için ömür boyu diktatör ilan ettiriyor kendini.
--! spoiler !--
düzetlme: roma'nın ilk imparatoru augustus'muş. sezar imparator değil diktatörmüş. @novalideas'a teşekkürü borç bilirim.
--! spoiler !--
sezar öldüğünde ömür boyu diktatör ünvanına sahip cumhuriyette. roma cumhuriyetinde diktatörlük olağanüstü durumlarda veriken bir ünvan. normalde 6 ay ile kısıtlı ama sezar iç savaşı kazandığı için ömür boyu diktatör ilan ettiriyor kendini.
--! spoiler !--
devamını gör...
avgi
dokuzbin yıl önce yaşamış bir genç kız.
gözlerini hayata yumduğu yerde, yunanistan'ın teselya bölgesinde bulunan theopetra mağarası'nda 1993 yılında bulundu. yüzü bilim adamları tarafından aslına uygun olarak tekrar oluşturuldu.

18 yaşlarında olduğu düşünülen genç kıza yunanca’da şafak anlamına gelen avgi ismi verilmiştir.

isveçli arkeolog ve aynı zamanda heykeltraş olan oscar nilsson tarafından inşa edilen avgi atinada bulunan akropolis müzesinde sergilenmektedir.
gözlerini hayata yumduğu yerde, yunanistan'ın teselya bölgesinde bulunan theopetra mağarası'nda 1993 yılında bulundu. yüzü bilim adamları tarafından aslına uygun olarak tekrar oluşturuldu.

18 yaşlarında olduğu düşünülen genç kıza yunanca’da şafak anlamına gelen avgi ismi verilmiştir.

isveçli arkeolog ve aynı zamanda heykeltraş olan oscar nilsson tarafından inşa edilen avgi atinada bulunan akropolis müzesinde sergilenmektedir.
devamını gör...
beğeni bildirimi güncellemesi
deneme konusunda yardımcı olun pls.
devamını gör...
ihsan yüce
efsane sinema ve tiyatro oyuncusu.
her gittiği köyde "burada okuma yazma bilmeyen var mı?" diye soruşturup öğretmesi de ayrı bir yüceliğidir. filmlerinde inceden anayasanın bilmem kaçıncı maddelerine atıfta bulunup ironi yapması da iyi bir sosyalist olduğunu gösterir.
meşhur ekmek şarap sen ve ben şiirini yazdıktan sonra bir köşeye attığını, mazlum çimen'in ortaya çıkardığı söylenir

edit: foto
her gittiği köyde "burada okuma yazma bilmeyen var mı?" diye soruşturup öğretmesi de ayrı bir yüceliğidir. filmlerinde inceden anayasanın bilmem kaçıncı maddelerine atıfta bulunup ironi yapması da iyi bir sosyalist olduğunu gösterir.
meşhur ekmek şarap sen ve ben şiirini yazdıktan sonra bir köşeye attığını, mazlum çimen'in ortaya çıkardığı söylenir

edit: foto
devamını gör...
tıp vs mühendislik
tıp fakültesi okurken kimse rakibin değildir, not paylaşımı en üst noktadadır kimse kimseden notunu bilgisini saklamaz, tabi ki istisnalar mevcut, ki zaten hipokrat yemininde de bulunur bilginin karşılıksız aktarmaya olan sözümüz.
sınıf geçmek zaman zaman zorlayabilir zaten uzun olan mesleğe adımınız gecikeceği için stres altında hissedebilirsiniz kendinizi.
6.seneye geldiğinizde intörnlük denen ne olduğu belirsiz bir döneme girilir. yarı doktor yarı hemşire olursunuz , hemşirelerin yapmadığı işler ,asistanların angarya gördüğü işler ,nöbet ,hasta muayenesi , pratisyenlik için tecrübe kazanmak , düşünüyorsanız tus çalışma derken zorlu bi periyota girersiniz. tabi bu dönemin harika bir yönü vardır ; maaş almaya başlarsınız... şaka şaka ne harikası 600 lira bi şey alırsınız işte çok da şey etmeyin.
ama bu zorlu dönemin sonunda o hayallerini kurduğunuz harika gün gelir evet evet artık mezun olmuşsunuzdur. 6 senelik okulunuz bitmiş ve artık gerçekten doktorsunuzdur.. muhteşem değil mi? değil işte... şanslıysanız ilk tercihinize yerleşirsiniz dhy denen atamada. değilseniz devlet nereye atarsa belki şırnak belki diyarbakır şans işi. olsun be dersiniz en azından atandık yerimiz belli..başlarsınız göreve iki gün sonra başhekim gelir ve hop o da ne geçici görev selamun aleyküm demiş bile size..ama ev tutmuştum bu ilçeden diğeri daha uzak diyemeden imzalar atılır ve yeni hastanenize geçersiniz. toplum sağlığı merkezi veya acil serviste görev yapılır genelde. intörnlükte kimse size pratik bilgi vermediği için zorlanmanız kuvvetle muhtemeldir. maaş olarak 6civarı alırsınız. 6bin maaşı kalem kalem verdikleri için asıl maaşınız 3.5tir aslında. yani kalanı ekstradır. başakşehir çam sakurada bir dönem olduğu gibi 3.5 bine de insan hayatıyla uğraşabilirsiniz . döneri varsa hastanenizin şanslısınız 8e kadar varabilir maaş ama çoğu hastane battığı için o da zor sanırım. ha tus kazanamadıysanız geçici görev ,hastalar , verilen beyaz kodlar, gelen şikayetler ,pratisyenlik derken onunla da uğraşırsınız.
lan bi kazanayım tusu rahatım dersiniz dershaneler de bunu aşılar size verin parayı kazandıralım hayatınız kurtulsun... verirsiniz parayı çalışırsınız günde 6-7 saat kazanırsınız evet artık uzmanlığa geçiş yapmışsınızdır asistan doktorsunuzdur...herkes kazanayım mutlu olucam hayalleri kurarken mutlu olmaya zaman bulamadan ayda en az 10dan başlayan üst sınırı bulunmayan nöbetler gelir.bu nöbetlerse günde 3 saat uyursanı şanslı sayılırsınız. yaklaşık iki sene böyle devam eder.kafayı sıyırmazsanız çok şanslı sayabilirsiniz kendinizi çünkü altınıza çömez geldikçe rahatlamaya başlarsınız zira artık onlar zorlanmaya başlamıştır. uzmanlık eğitimi bitince zorunlu göreve başlarsınız maaşı pratisyen maaşından pek de farklı olmaz. bi de yan dal yapayım dersiniz binbir emek verip onu da kazanırsınız... yan dal sonrası tekrar zorunlu hizmet yaparsınız. yaşınız her sınavı ilkinde kazandığınızı hiç sınıfta kalmadığınızı her şeyin mükemmel gittiğini düşünürsek 35e dayanır. hayırlı olsun artık bir yandal uzmanısınızdır. bu kısımdan itibaren pek bilgim olmadığı için sonrasını bilemeyeceğim. ..
sonuç olarak bana sorarsanı tıp yazayım mı diye hayır yazmayın derim. siz bana tekrar tıp yazar mısın diye sorarsanız evet yazarım. samimi arkadaşlıklar hekim dayanışması ve benim karakterime uygun gelmeyen patrona yalakalık gibi muhabbetlere canınız istemediğini sürece girmezsiniz. kendi yağınızda kavrulursunuz halk sizi çok zengin sanırken. bu arada aldığınız her kuruş ananızın ak sütü gibi helaldir. bütün sağlık çalışanları için söylüyorum bunu. eksiği çok fazlası hiç yok bu maaşın. 48 saatte 40 saat insan hayatıyla uğraşmayan anlamaz bunu.
galiba dağınık yazdım ama içimden geldiği gibi planlamadan birinci sınıftan pratisyenliğime kadar olan zamanı gözümün önüne getirerek yazmaya çalıştım. sorusu olan bütün gençlere mesaj kutum açıktır.
sınıf geçmek zaman zaman zorlayabilir zaten uzun olan mesleğe adımınız gecikeceği için stres altında hissedebilirsiniz kendinizi.
6.seneye geldiğinizde intörnlük denen ne olduğu belirsiz bir döneme girilir. yarı doktor yarı hemşire olursunuz , hemşirelerin yapmadığı işler ,asistanların angarya gördüğü işler ,nöbet ,hasta muayenesi , pratisyenlik için tecrübe kazanmak , düşünüyorsanız tus çalışma derken zorlu bi periyota girersiniz. tabi bu dönemin harika bir yönü vardır ; maaş almaya başlarsınız... şaka şaka ne harikası 600 lira bi şey alırsınız işte çok da şey etmeyin.
ama bu zorlu dönemin sonunda o hayallerini kurduğunuz harika gün gelir evet evet artık mezun olmuşsunuzdur. 6 senelik okulunuz bitmiş ve artık gerçekten doktorsunuzdur.. muhteşem değil mi? değil işte... şanslıysanız ilk tercihinize yerleşirsiniz dhy denen atamada. değilseniz devlet nereye atarsa belki şırnak belki diyarbakır şans işi. olsun be dersiniz en azından atandık yerimiz belli..başlarsınız göreve iki gün sonra başhekim gelir ve hop o da ne geçici görev selamun aleyküm demiş bile size..ama ev tutmuştum bu ilçeden diğeri daha uzak diyemeden imzalar atılır ve yeni hastanenize geçersiniz. toplum sağlığı merkezi veya acil serviste görev yapılır genelde. intörnlükte kimse size pratik bilgi vermediği için zorlanmanız kuvvetle muhtemeldir. maaş olarak 6civarı alırsınız. 6bin maaşı kalem kalem verdikleri için asıl maaşınız 3.5tir aslında. yani kalanı ekstradır. başakşehir çam sakurada bir dönem olduğu gibi 3.5 bine de insan hayatıyla uğraşabilirsiniz . döneri varsa hastanenizin şanslısınız 8e kadar varabilir maaş ama çoğu hastane battığı için o da zor sanırım. ha tus kazanamadıysanız geçici görev ,hastalar , verilen beyaz kodlar, gelen şikayetler ,pratisyenlik derken onunla da uğraşırsınız.
lan bi kazanayım tusu rahatım dersiniz dershaneler de bunu aşılar size verin parayı kazandıralım hayatınız kurtulsun... verirsiniz parayı çalışırsınız günde 6-7 saat kazanırsınız evet artık uzmanlığa geçiş yapmışsınızdır asistan doktorsunuzdur...herkes kazanayım mutlu olucam hayalleri kurarken mutlu olmaya zaman bulamadan ayda en az 10dan başlayan üst sınırı bulunmayan nöbetler gelir.bu nöbetlerse günde 3 saat uyursanı şanslı sayılırsınız. yaklaşık iki sene böyle devam eder.kafayı sıyırmazsanız çok şanslı sayabilirsiniz kendinizi çünkü altınıza çömez geldikçe rahatlamaya başlarsınız zira artık onlar zorlanmaya başlamıştır. uzmanlık eğitimi bitince zorunlu göreve başlarsınız maaşı pratisyen maaşından pek de farklı olmaz. bi de yan dal yapayım dersiniz binbir emek verip onu da kazanırsınız... yan dal sonrası tekrar zorunlu hizmet yaparsınız. yaşınız her sınavı ilkinde kazandığınızı hiç sınıfta kalmadığınızı her şeyin mükemmel gittiğini düşünürsek 35e dayanır. hayırlı olsun artık bir yandal uzmanısınızdır. bu kısımdan itibaren pek bilgim olmadığı için sonrasını bilemeyeceğim. ..
sonuç olarak bana sorarsanı tıp yazayım mı diye hayır yazmayın derim. siz bana tekrar tıp yazar mısın diye sorarsanız evet yazarım. samimi arkadaşlıklar hekim dayanışması ve benim karakterime uygun gelmeyen patrona yalakalık gibi muhabbetlere canınız istemediğini sürece girmezsiniz. kendi yağınızda kavrulursunuz halk sizi çok zengin sanırken. bu arada aldığınız her kuruş ananızın ak sütü gibi helaldir. bütün sağlık çalışanları için söylüyorum bunu. eksiği çok fazlası hiç yok bu maaşın. 48 saatte 40 saat insan hayatıyla uğraşmayan anlamaz bunu.
galiba dağınık yazdım ama içimden geldiği gibi planlamadan birinci sınıftan pratisyenliğime kadar olan zamanı gözümün önüne getirerek yazmaya çalıştım. sorusu olan bütün gençlere mesaj kutum açıktır.
devamını gör...
fatma şahin'in rte'yi başöğretmen ilan etmesi
kendi destekçileri için önemli olsa da dünya için önemi olmayan bir gelişme.
devamını gör...
fazla ciddiye alınan şeyler
hayat.
yaşayıp öleceğiz ne bu tantana anlamadım.
yaşayıp öleceğiz ne bu tantana anlamadım.
devamını gör...
20 temmuz 2021 normal sözlük bayramlaşması
harçlık yerine artı ve favori dağıtılacak bayram.
efenim bayramınız kutlu olsun. sosyal mesafeye dikkat edelim el öpmeye, sarılmamaya bir müddet daha özen gösterelim. kalabalık ortamda kalmamaya çalışalım ki kışın maske yüzümüze yapışmasın. böyle de çok fahrettin koca gibi oldu ama idare edin. tekrardan hayırlı bayramlar.
efenim bayramınız kutlu olsun. sosyal mesafeye dikkat edelim el öpmeye, sarılmamaya bir müddet daha özen gösterelim. kalabalık ortamda kalmamaya çalışalım ki kışın maske yüzümüze yapışmasın. böyle de çok fahrettin koca gibi oldu ama idare edin. tekrardan hayırlı bayramlar.
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
yazmak, başka bir nedeni yok.
zihin çöplüğümden yakaladığımı bırakıyorum buraya, bazen şöyle düşünüyorum da daha yazacak çook şey var ömür bitti yazma isteği bitmiyor.
terketmedi sevdan beni.
zihin çöplüğümden yakaladığımı bırakıyorum buraya, bazen şöyle düşünüyorum da daha yazacak çook şey var ömür bitti yazma isteği bitmiyor.
terketmedi sevdan beni.
devamını gör...
uzun tanımları okumamak
bayıla bayıla okuyanlardan biriyim. uzun yazılan tanımları daha çok seviyorum. öğreniyorum çünkü. okumayı da sevdiğimden hiç yormuyor beni.
uzun tanımları okumamak isteyenlerin forumsal başlıklarda takılabileceğini önerdiğim sitem.
ya da gülü seven dikenine katlansın bir zahmet.
uzun tanımları okumamak isteyenlerin forumsal başlıklarda takılabileceğini önerdiğim sitem.
ya da gülü seven dikenine katlansın bir zahmet.
devamını gör...
iticilikte çığır açan sözcükler
hatun , manita , koçum ve aslanım gibi manipüle edici laflar vs.
devamını gör...
6 kelimelik hikayeler
zamanların en iyisiydi. zamanların en kötüsüydü.
devamını gör...
sma
omurilikte bulunan sinir hücrelerini etkileyerek hücrelerin görevini yerine getirmesini engelleyen ve buna bağlı olarak zayıflık ve kas güçsüzlüğüne neden olan bir kas hastalığı.
hastalığın görülme sıklığı dünya genelinde 1/10000 iken, türkiye’de 1/6000.
tedavisini devlet karşılamadığı için son günlerde tedavi kampanlarına oldukça sık rastlıyoruz. aileler, maddi imkansızlık yüzünden tedavi ettiremedikleri ve küçücük bedenleriyle bu hastalığa direnmeye çalışan evlatlarının sesini sosyal medya üzerinden duyurmaya çalışıyorlar. sayısı net olarak bilinmese de türkiye’de 3000 civarında sma hastası çocuğun olduğu tahmin ediliyor. tedavisi için gerekli parayı toplayabilenlere bir umut, peki ya toplayamayanlar?
sma hastalığının şu an için bilinen kesin bir tedavisi yok fakat anne baba adaylarına doğumdan önce yapılacak testler aracılığıyla hastalık tespit edilebiliyor. * en azından adayların bu geni taşıyıp taşımadığı tespit edilebiliyor. o yüzden lütfen anne baba olmadan önce gerekli testleri yaptırın, ihmal etmeyin.
edit: robins'in çocuk doktoru bir arkadaşından aldığı bilgiye göre; etkisi kanıtlanmış tedaviler devlet tarafından ücretsiz olarak sağlanmaktaymış fakat şu an yürütülen kampanyalar gen tedavisi amaçlı olduğundan ve bu tedavinin etkisi henüz kesin olarak kanıtlanmadığından devlet tarafından karşılanmıyormuş.
hastalığın görülme sıklığı dünya genelinde 1/10000 iken, türkiye’de 1/6000.
tedavisini devlet karşılamadığı için son günlerde tedavi kampanlarına oldukça sık rastlıyoruz. aileler, maddi imkansızlık yüzünden tedavi ettiremedikleri ve küçücük bedenleriyle bu hastalığa direnmeye çalışan evlatlarının sesini sosyal medya üzerinden duyurmaya çalışıyorlar. sayısı net olarak bilinmese de türkiye’de 3000 civarında sma hastası çocuğun olduğu tahmin ediliyor. tedavisi için gerekli parayı toplayabilenlere bir umut, peki ya toplayamayanlar?
sma hastalığının şu an için bilinen kesin bir tedavisi yok fakat anne baba adaylarına doğumdan önce yapılacak testler aracılığıyla hastalık tespit edilebiliyor. * en azından adayların bu geni taşıyıp taşımadığı tespit edilebiliyor. o yüzden lütfen anne baba olmadan önce gerekli testleri yaptırın, ihmal etmeyin.
edit: robins'in çocuk doktoru bir arkadaşından aldığı bilgiye göre; etkisi kanıtlanmış tedaviler devlet tarafından ücretsiz olarak sağlanmaktaymış fakat şu an yürütülen kampanyalar gen tedavisi amaçlı olduğundan ve bu tedavinin etkisi henüz kesin olarak kanıtlanmadığından devlet tarafından karşılanmıyormuş.
devamını gör...
insanın canını acıtan gerçekler
er ya da geç bütün sevdiklerimin toprağa girecek olduğunu bilmek canımı çok yakıyor
devamını gör...
uğur mumcu
tanım: son gazeteci.
türkiye'nin aydın yüzüydü. o bu dünyada ki en doğru insanlardan biriydi. gazeteciliğin hakkını verdi ve asla inandığı doğrulardan vazgeçmedi. nur içinde yatsın..
"dün sabaha değin, araştırarak yazdığım hiçbir konuyu yalanlayamadınız. öyleyse vurun, parçalayın, her parçamdan benim gibiler beni aşacaklar doğacaktır."
uğur mumcu
türkiye'nin aydın yüzüydü. o bu dünyada ki en doğru insanlardan biriydi. gazeteciliğin hakkını verdi ve asla inandığı doğrulardan vazgeçmedi. nur içinde yatsın..
"dün sabaha değin, araştırarak yazdığım hiçbir konuyu yalanlayamadınız. öyleyse vurun, parçalayın, her parçamdan benim gibiler beni aşacaklar doğacaktır."
uğur mumcu
devamını gör...
kitap alıntıları
“şu kadınlar ne garip mahluklar. duygusal durumları ne kadar çabuk değilebiliyor. küçücük şeylerden nasıl da hemen etkileniveriyorlar. bir anda dünyanın en mutsuz en kederli, en suçlu insanı iken, nasıl da kolayca gökyüzünün en üst katına çıkabiliyorlar. sevgileri, tutkuları uğruna neleri göze alabiliyorlar. onlar için yaşamanın temel şartı sevilmek. aşk’la tutku’yla sonsuza kadar sevilmek ve asla vazgeçilmemek. her şeyi affedebilirler ama sevilmeme’yi asla.”
gülseren budayıcıoğlu- madalyonun içi
devamını gör...
don't cry for me argentina
başrolünde madonna, antonio banderas vejonathan pryce gibi isimlerin yer aldığı 1996 yapımı müzikal bir film olan evita'nın balkon konuşması sahnesinde madonna'nın seslendirdiği mükemmel şarkıdır. 'benim için ağlama,arjantin' anlamındadır.
evita filmi,eva peron yani namıdiğer evita ile arjantin başbakanı juan peron 'un efsaneleşmiş aşk hikayesini anlatır.don't cry for me argentina ise bu hikayeyi ölümsüzleştirmiş bir mühür gibidir ve her dinleyişimde madonna'nın neden madonna olduğunu bana tepeden tırnağa hissettirir.
şarkının sözlerini ise andrew lloyd weber yazmış olup piyasaya çıktığı tarih olan 1976'dan beri insanlar bu unutulmaz parçayı dinlemekten ve söylemekten hiç vazgeçmemiştir.
demir leydi margeret thatcher'ın eva peron hakkında 1980 yılındaki bir röportajda söylediği ilginç bir cümle vardır;
"eva peron gibi hiçbir ideali olmayan bir kadın o kadar yol almışsa, sahip olduğum ideallerle benim ne kadar yol alacağımı düşünün bir."
evita filmi,eva peron yani namıdiğer evita ile arjantin başbakanı juan peron 'un efsaneleşmiş aşk hikayesini anlatır.don't cry for me argentina ise bu hikayeyi ölümsüzleştirmiş bir mühür gibidir ve her dinleyişimde madonna'nın neden madonna olduğunu bana tepeden tırnağa hissettirir.
şarkının sözlerini ise andrew lloyd weber yazmış olup piyasaya çıktığı tarih olan 1976'dan beri insanlar bu unutulmaz parçayı dinlemekten ve söylemekten hiç vazgeçmemiştir.
demir leydi margeret thatcher'ın eva peron hakkında 1980 yılındaki bir röportajda söylediği ilginç bir cümle vardır;
"eva peron gibi hiçbir ideali olmayan bir kadın o kadar yol almışsa, sahip olduğum ideallerle benim ne kadar yol alacağımı düşünün bir."
devamını gör...
türkler hristiyanlığı kabul etseydi olabilecekler
haçlı seferleri çok farklı bir boyut kazanmış olacaktı. dünya siyasi haritası günümüzden tamamen farklı bir halde bulunacaktı. en fazla cadı yakılan ülke rekoru bizde olacaktı.
devamını gör...