george orwell
1984 adlı ütopik kitabın yazarı.
devamını gör...
ağız şapırdatmak
yetmezmiş gibi parmaklarını da tek tek yalıyorsa hem sinirlerinizi hem de içinizi kaldırır.
devamını gör...
youtube kanalı önerileri
kazıklı maria
devamını gör...
intihar etmek
bir tanıdığımız misafirliğe gelirken bazen komşusunun kızını da getirirdi.15-16 yaşlarında cıvıl cıvıl,sosyal olduğunu hatırlıyorum.aile içinde geçim sıkıntısı,şiddet ve benzeri olaylar olmamasına rağmen(bildiğimiz kadarıyla)odasında kendini asmış olarak bulundu.intihar edecek son insan derdiniz tanısaydınız.sırlarıyla birlikte defnedildi.sebebini ailesi dahil kimse öğrenemedi.
devamını gör...
utanmadan hala kablolu kulaklık kullanan insan
ezikçe ve şuursuzca kullanmaya devam edecektir. çünkü kablosuzları kaybetmektedir. ipi olan şey kaybolmaz. size bedavadan hayat dersi.
devamını gör...
geçmiş günlere hüzünlenmek
geceleri sık sık yaptığım aktivitedir. yaşadığım ve yasayamadığım her türlü şey için üzülürüm. ben bu zamana ait değilim dostlar.*
devamını gör...
kendini geliştirip eski sevgilinin karşısına çıkmak
okulu sayemde bitirmiş, zorlamamla işe girmiş, tüm kültür etkinliklerine tarafımca alıştırılmış olan er kişisi;
geçen yıl gelmiş karşıma da bana vitrin gösterisi yaptı.
helal hoş olsun, hakediyordu tüm desteklerimi. ama benimle karşılaşmasa babasının kanatlarından çıkıp da ne okul bitirebilirdi ne vizyon sahibi olabilirdi. en azından bana hava basmasa iyiydi..
geçen yıl gelmiş karşıma da bana vitrin gösterisi yaptı.
helal hoş olsun, hakediyordu tüm desteklerimi. ama benimle karşılaşmasa babasının kanatlarından çıkıp da ne okul bitirebilirdi ne vizyon sahibi olabilirdi. en azından bana hava basmasa iyiydi..
devamını gör...
sofie'nin dünyası
kendisinden çok uzakta bir babaya, kendisiyle yeterince ilgilenemeyecek kadar meşgul bir anneye ve tüm bunların içerisinde kendini oyalaması için kendi çapında küçük bir hayvanat bahçesi büyüklüğünde evcil hayvan kadrosuna sahip olan sophie isimli küçük kızımızın, kendi adına bir mektup alması ile gelişen olaylar bütününün yer aldığı, dünyada satış rekorları kırmış bir kitaptır bu kitap…
öncelikle şunu belirtmeliyim, her ne kadar üzerinde ‘felsefe tarihi üzerine bir roman’ yazsa da, aslında en başından, sonuna kadar felsefe tarihini sade, basit, akıcı bir dille ( unutmayın ki sophie’miz küçük bir çocuk, aslında tam da onun anlayabileceği şekilde) anlatan muhteşem bir kitaptır.
felsefeye, felsefe tarihine kıyısından köşesinden, azıcık ucundan, kenarından dokunan herkesin okuması gereken, felsefeyle tanışmak için müthiş bir başlangıç kitabıdır.
ilk çağ doğa filozoflarından, helenistik döneme,
varoluşçulara,
materyalistlere,
hegel, darwin, hume, kant, locke, descartes, freud, marx ve daha nicelerine,
bu kişilere ve akımlarına dair çok detaylı bilgiler bulundurmaktadır bu kitap..
kitap aslında, çevresini, etrafını, insanları, hayatı, kısacası üzerinde yaşadığı dünyayı sadece sorduğu sorularla algılayabilecek olan genç bir kızın dünyasından, onun gözlerinden bize felsefenin tarihini aktarırken, aynı zama da sophie’nin hayatı ile ilgili bazı kurguları da bize aktararak aslında bir mesaj da veriyor.
sophie’nin dünyası sadece sophie’nin değil; hepimizin dünyasıdır.
tüm insanlığın dünyasıdır.
küçücük, şuncacık ilginiz, alakanız, merakınız varsa felsefeye dair; bu kitap tanışmanız için müthiş bir seçenek olacaktır.
tavsiyemdir…
çünkü felsefe;
socrates’e göre neler bilmediğimizi bilmektir.
platon’a göre doğruyu bulma yolunda düşünsel bir çalışmadır.
aristo’ya göre ilk nedenler bilimidir.
hobbes’a göre doğru düşünmektir.
spinoza’ya göre genelleştirilmiş bir matematiktir.
yani özetle; ‘’felsefe, hayatın ta kendisidir.’’
öncelikle şunu belirtmeliyim, her ne kadar üzerinde ‘felsefe tarihi üzerine bir roman’ yazsa da, aslında en başından, sonuna kadar felsefe tarihini sade, basit, akıcı bir dille ( unutmayın ki sophie’miz küçük bir çocuk, aslında tam da onun anlayabileceği şekilde) anlatan muhteşem bir kitaptır.
felsefeye, felsefe tarihine kıyısından köşesinden, azıcık ucundan, kenarından dokunan herkesin okuması gereken, felsefeyle tanışmak için müthiş bir başlangıç kitabıdır.
ilk çağ doğa filozoflarından, helenistik döneme,
varoluşçulara,
materyalistlere,
hegel, darwin, hume, kant, locke, descartes, freud, marx ve daha nicelerine,
bu kişilere ve akımlarına dair çok detaylı bilgiler bulundurmaktadır bu kitap..
kitap aslında, çevresini, etrafını, insanları, hayatı, kısacası üzerinde yaşadığı dünyayı sadece sorduğu sorularla algılayabilecek olan genç bir kızın dünyasından, onun gözlerinden bize felsefenin tarihini aktarırken, aynı zama da sophie’nin hayatı ile ilgili bazı kurguları da bize aktararak aslında bir mesaj da veriyor.
sophie’nin dünyası sadece sophie’nin değil; hepimizin dünyasıdır.
tüm insanlığın dünyasıdır.
küçücük, şuncacık ilginiz, alakanız, merakınız varsa felsefeye dair; bu kitap tanışmanız için müthiş bir seçenek olacaktır.
tavsiyemdir…
çünkü felsefe;
socrates’e göre neler bilmediğimizi bilmektir.
platon’a göre doğruyu bulma yolunda düşünsel bir çalışmadır.
aristo’ya göre ilk nedenler bilimidir.
hobbes’a göre doğru düşünmektir.
spinoza’ya göre genelleştirilmiş bir matematiktir.
yani özetle; ‘’felsefe, hayatın ta kendisidir.’’
devamını gör...
türkiye'de bilimin ilgi görmeme nedeni
aslında ilgi gördüğü zamanlar da var demek istediğim başlıktır:
(bkz: para karşılığı tez yazdırırken dolandırılmak)
(bkz: intihal)
değerli olmasaydı neden çalardık ve çöplük haline getirmek için uğraşırdık??
(bkz: para karşılığı tez yazdırırken dolandırılmak)
(bkz: intihal)
değerli olmasaydı neden çalardık ve çöplük haline getirmek için uğraşırdık??
devamını gör...
you
netflix'in bu günlerde 3. sezonuyla ekranlarda olan dizisi. ilk 2 sezon hakkında bir çok yazı yazılmış başlıkta. ben daha çok 3. sezon üzerine yazmak istiyorum ve biraz da amerikan sinema endüstrisine dair bir şeyler paylaşmak da istiyorum ama bu kısım genel yani 3. sezonla alakalı değil.
genel olarak baktığımızda joe karakteri -özellikle ilk sezon için- gayet düzgün, kültürlü, kitaplarla içli dışlı bir insan. yani tam bir iyilik abidesi. ve aslında bir seri katil. ancak öldürdüğü kişiler "ölmeyi hak eden" kişiler. yani kötü kişiler. yani bir yerde "bunu da niye öldürdü" yerine "oh iyi ki öldürdü" denilmesi bekleniyor seyirci tarafından. amerikan sinema endüstrisi bunu çok yapıyor. dexter dizisinde de dexter'la bunu yapmışlardı. gayet düzgün, tıp okumuş, üzerine emniyette kan analisti olarak çalışan bir insan, ve sadece kötüleri, hak edenleri öldüren bir seri katil. amerikan sineması buradan yola çıkarak insanların, devletlerin hak edenleri öldürebileceğini normalize etmeye çalışıyor. tam da ırak, suriye, afganistan ve hatta vietnam'da yaptığı işgaller ve ölen insan sayıları ortadayken. neyse bu belki de bir başka yazı konusu. ben şimdi you 3. sezondan bahsedeyim değil mi?
ben 3. sezonu açıkçası çok beğendim. ve joe'nin neden böyle bir psikopat olduğunu hatta love'ın neden bir psikopat olduğunu çözümlemeye çalışmışlar.
aşı karşıtlığı ve covid sürecine el atmışlar ki bu da bence çok güzeldi.
eş değiştirme ve grup sex olayını baya bir abartmışlar bence. ancak sosyal medya, influncerlık olayı çok iyi işlenmiş. yozlaşma ve dejenerasyon olarak. tabi sosyal medya olayı zaten dizinin ana konusuydu değil mi? hi stalker.
sonu muğlak bitti joe yine her zaman bildiğimiz joe. haz için yapamayacağı şey yok. asla aşk değil net haz. bakalım 4. sezon gelecek mi_?
genel olarak baktığımızda joe karakteri -özellikle ilk sezon için- gayet düzgün, kültürlü, kitaplarla içli dışlı bir insan. yani tam bir iyilik abidesi. ve aslında bir seri katil. ancak öldürdüğü kişiler "ölmeyi hak eden" kişiler. yani kötü kişiler. yani bir yerde "bunu da niye öldürdü" yerine "oh iyi ki öldürdü" denilmesi bekleniyor seyirci tarafından. amerikan sinema endüstrisi bunu çok yapıyor. dexter dizisinde de dexter'la bunu yapmışlardı. gayet düzgün, tıp okumuş, üzerine emniyette kan analisti olarak çalışan bir insan, ve sadece kötüleri, hak edenleri öldüren bir seri katil. amerikan sineması buradan yola çıkarak insanların, devletlerin hak edenleri öldürebileceğini normalize etmeye çalışıyor. tam da ırak, suriye, afganistan ve hatta vietnam'da yaptığı işgaller ve ölen insan sayıları ortadayken. neyse bu belki de bir başka yazı konusu. ben şimdi you 3. sezondan bahsedeyim değil mi?
ben 3. sezonu açıkçası çok beğendim. ve joe'nin neden böyle bir psikopat olduğunu hatta love'ın neden bir psikopat olduğunu çözümlemeye çalışmışlar.
aşı karşıtlığı ve covid sürecine el atmışlar ki bu da bence çok güzeldi.
eş değiştirme ve grup sex olayını baya bir abartmışlar bence. ancak sosyal medya, influncerlık olayı çok iyi işlenmiş. yozlaşma ve dejenerasyon olarak. tabi sosyal medya olayı zaten dizinin ana konusuydu değil mi? hi stalker.
sonu muğlak bitti joe yine her zaman bildiğimiz joe. haz için yapamayacağı şey yok. asla aşk değil net haz. bakalım 4. sezon gelecek mi_?
devamını gör...
sonsuz küme
sayılabilir ve sayılamaz olarak ikiye ayrılır.
rasyonel sayılar sayılabilir,
irrasyonel sayılar sayılamaz
sonsuz sayı kümeleridir
rasyonel sayılar sayılabilir,
irrasyonel sayılar sayılamaz
sonsuz sayı kümeleridir
devamını gör...
mikis theodorakis
gün itibariyle 96 yaşında hayata veda eden, sadece yunan müziğinin değil çağdaş yunan kültürünün de en büyük isimlerinden.
müziği kadar politik çıkışlarıyla da sürekli gündemde kaldı, ancak son zamanlarına en büyük sevdası müzikten vazgeçmedi.
yunan müziğine evrensel bir çehre kazandırdığı için hiç unutulmayacak.
edit: her biri ayrı anlamlı onlarca şarkısı var ama bir tanesini, dinleyeni en olmadık hayallere götürenini şuracığa bırakayım istedim.
καλό ταξίδι μίκη, μεγάλε δάσκαλε!
müziği kadar politik çıkışlarıyla da sürekli gündemde kaldı, ancak son zamanlarına en büyük sevdası müzikten vazgeçmedi.
yunan müziğine evrensel bir çehre kazandırdığı için hiç unutulmayacak.
edit: her biri ayrı anlamlı onlarca şarkısı var ama bir tanesini, dinleyeni en olmadık hayallere götürenini şuracığa bırakayım istedim.
καλό ταξίδι μίκη, μεγάλε δάσκαλε!
devamını gör...
özlemek bahsi
bugün haftalardır goremedigim babamı ziyarete gittigim için ilk kısmını dinleyemedigim radyo programı konusu.
yol boyu düşündüm ama özlemek bahsini.
insan kendini güvende hissettiği yeri ve kendine güvendiği anları özlüyor en çok. bir de kafasında hiç bir pürüz, sorumluluk, iş,güç olmadan uyuyabildigi geceleri özlüyor.
annem hep; "gündüzleri peşinizde kostugum yetmiyor gibi gece olup kafamı yastığa koyunca aklım birinizde kalbim birinizde oluyor. hiç huzurlu uykum yok." derdi. şimdi ben de gözlerim yorgunluktan kapanırken bir yandan uykuya yenik düşmemeye çalışırken diğer yandan yarın yapılacak onlarca işi,.sorumluluklarını ustlendigim.insanları, verdiğim sozleri düşünüyorum. sadece kendim için yaşadığım ve tek derdimin kendim olduğu günleri zaman zaman özlüyorum.
yol boyu düşündüm ama özlemek bahsini.
insan kendini güvende hissettiği yeri ve kendine güvendiği anları özlüyor en çok. bir de kafasında hiç bir pürüz, sorumluluk, iş,güç olmadan uyuyabildigi geceleri özlüyor.
annem hep; "gündüzleri peşinizde kostugum yetmiyor gibi gece olup kafamı yastığa koyunca aklım birinizde kalbim birinizde oluyor. hiç huzurlu uykum yok." derdi. şimdi ben de gözlerim yorgunluktan kapanırken bir yandan uykuya yenik düşmemeye çalışırken diğer yandan yarın yapılacak onlarca işi,.sorumluluklarını ustlendigim.insanları, verdiğim sozleri düşünüyorum. sadece kendim için yaşadığım ve tek derdimin kendim olduğu günleri zaman zaman özlüyorum.
devamını gör...
ince ama ufuk açıcı kitaplar
yeraltından notlar, fareler ve insanlar, küçük prens vb. az kelime ile çok şey anlatan, derin manalar içeren kitaplardır.
devamını gör...
tyt
temel yıkık testidir.
devamını gör...
the walking dead
11.sezonu ile ekranlara veda eden bilim kurgu dizisi. piyasaya 2010 yılın da çıkan dizi bu yıl 10.sezonunu yayınladı ve 11.sezon da ekranlara veda edeceğini söyledi.
diziyi izlemeyenler için 3 defa diziyi izleyip bitirdiğimi söylemek istiyorum. bana göre bitmesi gerekli miydi? evet gerekliydi çünkü orta da konu kalmadı ve dizinin iki tane alt dizisi sayesin de ilkine ihtiyaç kalmadı gibi bir şey.
the walking dead; konusu dünya da bilim insanları tarafından bir virüs geliştirilir ve bu virüs insanlar öldükten sonra yeniden canlanıp tamamen insanlıktan arınmış şekilde tabiri caizse zombi olarak geri gelmesi.
fear the walking dead ve the walking dead: world beyond, the walking dead'in alt iki dizisidir.
diziyi izlemeyenler için 3 defa diziyi izleyip bitirdiğimi söylemek istiyorum. bana göre bitmesi gerekli miydi? evet gerekliydi çünkü orta da konu kalmadı ve dizinin iki tane alt dizisi sayesin de ilkine ihtiyaç kalmadı gibi bir şey.
the walking dead; konusu dünya da bilim insanları tarafından bir virüs geliştirilir ve bu virüs insanlar öldükten sonra yeniden canlanıp tamamen insanlıktan arınmış şekilde tabiri caizse zombi olarak geri gelmesi.
fear the walking dead ve the walking dead: world beyond, the walking dead'in alt iki dizisidir.
devamını gör...



