--- alıntı ---

kimi amerika kızılderilileri tarafından kullanılan bir terim olup, algonkin halklarına göre, gözle görülmez, gizemli bir güçtür. insan kendisine sağladığı bireysel enerjiyi manitu’dan edinir. kabile şamanları insanlara yardım amacıyla bu güçle irtibat kurabilirler. bu güç siu kızılderilileri’nde "wakan", iroquois kızılderilileri’nde ise "orenda" adını almıştır. kızılderililerdeki bu kavramın çeşitli kültürlere ait birçok gelenekte prana, mana, qi ya da ch’i gibi çeşitli adlarda belirtilen evrensel yaşam gücü kavramıyla hemen hemen eş olduğu görülmektedir. fakat kızılderili geleneklerinde, manitu teriminin başına “yüce” sözcüğü getirildiğinde terim çok farklı bir anlam kazanır : “yüce manitu” tüm yaratılışı canlandıran, ahengi sağlayan, her şeyin en güçlüsü olan “ulu ruh” anlamına gelir.

--- alıntı ---
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

güzel bir akşamüstü
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

proje deadlineları yaklaştıkça sıklıkla rastlanan ve insanın içinin acıyarak rengini kaybetmemesini dilediği gıcık ötesi renk.
devamını gör...

ege türküleri. mesela :
hakim hanımın memleketi
kütahya tavşanlı.
devamını gör...

en basit tanımıyla gözlemlenebilir evrenin sınırı.

normalde ufuk dediğimiz yer, görüş açımızın sınırıdır. burada da aynı tanım geçerli. evrende herhangi bir yöne doğru baktığımızda, belirli bir mesafenin ötesini göremiyoruz. o mesafeyi belirleyen şey de evrenin genişleme oranı ve ışık hızı.

evren sürekli genişleme halinde. ışığın hızı ise sonlu bir değere sahip. yani çok uzaktaki bir cisimden çıkan ışığın bize kadar ulaşması için bir süre gerekiyor. genişlemeyle birlikte uzaklıklar da arttığı için, gereken bu süre gittikçe uzuyor. bu durum, bir noktadan sonra artık bazı cisimlerin ışığının bize ulaşmasının mümkün olmadığı, yani onları göremeyeceğimiz anlamına geliyor ki işte kozmik ufuk dediğimiz yer de cisimleri görememeye başladığımız o noktaları ifade ediyor.
devamını gör...

ileri seviye excel eğitimi aldıktan sonra ben :/
devamını gör...

atmosferdeki hava yetişkin bir insana yakaşık 160 000 newtonluk bir kuvvet uygular. bu kuvvet 16 tonluk bir kütleye eşdeğerdir. vücuttaki kanın oluşturduğu sıvı basınç kuvveti, bu basınç kuvvetini dengeler.

uzayda hava olmadığından vücuttaki sıvı basıncını dengelemek amacıyla astronotlara özel giysiler giydirilir. giyside oksijenle doldurulan bir katman bulunur. bu katman hem yapay bir açık hava basıncı oluşturarak astronotların kan basıncını dengeler hemde astronotun nefes alabilmesini sağlar.
devamını gör...

bir mario puzo romanıdır.

sinemaya uyarlanan ve efsane filmler arasında çok sağlam bir yere sahip olan the godfather’ın yaratıcısı mario puzo’nun mario cleri mahlası ile yazdığı hacimsiz ve vasat bu roman sanki öylesine yazılmış izlenimi uyandırdı bende.

kitap hakkında araştırma yaparken sosyal medya fenomeni, vitaminsiz mafya sedat peker’in kitabı paylaşması ile türkiye’de satışlarının arttığını öğrendiğimde kitabın vasatlığı konusunda da fikrim pekişmiş oldu.

kitap ikinci dünya savaşının ardından bir intikam hissi ile dopdolu olan yakışıklı ve müthiş zeki bir casusun kendine işkence eden nazileri bir bir avlamasını anlatıyor.

kötü amerikan aksiyon filmlerinin senaryosundan pek de farklı olmayan kurgusu ve nedendir bilinmez anlatımdaki yavanlığı ile ancak metro yolculukları ya da şehirlerarası seyahatlerde zaman geçirmek için okunacak bir kitap olmaktan öteye geçememiş.

şiddet ve cinselliğin kitabın sayfalarından taşması bazı okurlar için kitabı çekici bir hale getirebilir ama edebiyat namına kitabın içinde en ufak bir kırıntı bile yok.

okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünmesem de kötü bir aksiyon filmi yerine değerlendirilebilecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

keşke yazar bana reddedemeyeceğim bir teklif yapsaydı bu kitabı yazmak yerine.
devamını gör...

magandanın sol tarafı. belinde silah olmadan gezmeyen, kadını aşağılayan, içip içip millete saran, alkollüyken bir çocuğu ezen, karısının başındaki bardağa ateş edip şov peşinde koşan, aynı karısını arabayla ezen, bir önceki karısının şiddete dayanamayıp boşandığı adamı cilalayıp parlatmak nedense türk solcusuna nasip olmuştur. durun siz hümanist adamlarsınız diyen olmadı mı bunlara acaba?

cevap: ben kürt olmasa da maganda derdim de siz acaba kürt olmasa hırbo diyeceğiniz adamı neden bu kadar savunuyorsunuz anlamıyorum. adam suç makinesi yüz falsolu davranışın hepsini sergiliyor ama gel gör sadece kürt olduğu için bu adamı çekemiyormuşuz.
devamını gör...

bir itirafımın olmaması.bir eksik hissettim kendimi ne itiraf edebilirim dedim bulamadım.
devamını gör...

rakıyı şalgamla mı içersin, suyla mı, sodayla mı?
devamını gör...

antepliyim ben bir simite methiyeler düzemem.

ankara simidi ve ankaralı arkadaşlarım alınmayınız lütfen. (bu arada ankarayla tek ilişkim başka şehirlere giderken aşti'de bekleşmem. artistlik yapmama bakmayın yani goygoy olsun benim ki hah.)
devamını gör...

ayrıştırıcı başlık açanlar,kaostan beslenenler bir kitleye kin kusanlar.
devamını gör...

deniz yatağı, can simidi, şişme bot ya da jetski, inan hiç farketmez. getirin!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ikinci dünya savaşı sonrası şair isidore isou tarafından kurulmuş, diğer adı harfçilik olan bir şiir akımdır. isou’ya göre, “harf olmayan ya da harf olmayacak hiçbir tinsel (manevi) şey var olamaz.”
sözcüklerin bilinen ve kullanılan anlamlarını reddedip anlamı doğrudan hecelere ve harflere yüklemişlerdir.
devamını gör...

-kardeşim selamun aleyküm nasılsın iyi misin?
+iyiyim sen
-kötü kardeşim ya çok paraya sıkıştım. sen de 3000 lira kadar var mıydı?
+ya kem küm
-kardeşim bir haftalığına lazım ya zaten bir yerden gelecek bana geldiği gibi öderim
+abi bir hafta sonra ödeyeceksen yardımcı olayım
-tabi kardeşim tabi ya bir hafta bilemedin 10 güne veririm. beni bilen bilir zaten

20 gün sonra

+kardeşim borcunu verecektin 2 hafta geçti üzerinden
-yaa kardeşim vallahi para bekliyorum gelsin hemen ödeyecem. az daha idare et beni kardeşim. borcum borçtur benim.

2 ay sonra
+kardeşi..
-kardeşim ödeyecez dedik ya durup durup darlıyorsun. var da mı vermiyoruz be. ne karaktersiz adammışsın sanki canını aldık. lanet olsun senden borç aldığım güne be

vs vs vs diye uzar gider. borç veren de en sonunda üzerine soğuk bir bardak su içer
devamını gör...

el bileğiniz öne-arkaya, sağa-sola hareket eder ama sağa sola dönme hareketi yapmaz. sebebi ise elipsoid ekleme sahip olmasıdır. asıl dönme hareketi ön kolda olur. inanamayanınız var ise bir eliyle diğer el bileğini kavrasın ve kavradığı el bileğini şişe kapağı açar gibi çevirmeye çalışsın yapamayacaktır.
devamını gör...

söylemeyin kardeşim size ne? yıllardır kilolarla başım dertte. kilo alma/verme sebebim, duygu durum bozukluğu. içimde alıngan, kırılgan bir kız çocuğu vardı benim.. yıllardır onu büyütmeye çalıştım/çalışıyorum. duygularımdaki dengesizliğe bağlı olarak ilk başta 30 kg aldım, sonrasında 25 kg verdim, aradan 10 sene gibi bir süre geçti, yine o kiloları geri aldım, sonra spor ve diyetle 25 kg verdim, sonra pandemide 10 kg aldım. işin özü, hayatımın sınavı kilolar ve bu süreçte çok sözler duydum ki kilo, duygularla ilgili bir sorunsa, karşınızdaki kişiye çok büyük duygusal acılar yaşatmış olabilirsiniz. bu öyle az ye, spor yap, bol su iç kilo ver gibi bir döngü değil.. o yüzden sizi ilgilendirmeyen konularda konuşmayın kardeşim...
devamını gör...

sanıyorum metamfetaminden sonra en kolay bağımlılık yaratan uyuşturucu türü. oral yolla vücuda alıyor ve tüm kimyanızı bu şeyle allak bullak ediyorsunuz. etkileri çoğunlukla benzer olmakla birlikte kişiden kişiye değişmekte. bünyesi güçlü bir tip bu zıkkımı yuvarladıktan sonra en ufak bir ruh hali değişikliği yaşamadan sadece düşüşünü hissedebiliyor (evet yükselmeden alçalmak gibi, nereye böyle?) kalp ritmini arttırdığı için zayıf bir bünyeniz varsa ya da kronik bir hastalığa sahipseniz kalp krizi geçirerek ölme ihtimaliniz son derece yüksek. yine alışkın olmayan bir tip bu b**u ilk kullanışında fazla heyecan yapıp kaldıramadığında kusma ihtiyacı hissedebiliyor; bu durumda kusamayıp, kusmayı reddedip içinizde tuttuğunuz vakit kanınızı zehirleme olasılığı da son derece yüksek. (ben kusmak isteyip de reddeden ancak saatler sonra kustuğunda masmavi bir jöle kusan birinin kendine çektirdiği eziyete şahit olarak söylüyorum bunu)

piyasada türlü türlü üretimi söz konusu. merdiven altı denilen ürünlerden birine denk geldiyseniz içinde ne halt olduğunu bilmeden salak salak patlayıp durursunuz ortalıkta. ertesi gün zangır zangır titreyen eller, tuvaletten dışarı çıkamamaklar, yemek yiyememekler, içtiğiniz suyun tuzlu gibi gelmesinden mütevellit su tüketememek, fakat dehidrasyon sebebiyle yaşanan yine el titremeleri, baş ağrıları, günlerce rutine dönemeyen ruh hali, standarda inemeyen beden fonksiyonları, hafızadaki boşluklar; sabah yediğin yemeği unutmak gibi, iş yerindeki kasada 100 lira açık vermek gibi, çene kemiklerinin iki gün boyunca kasılıp durmasından mütevellit akıcı konuşma yetisini yitirmek gibi... bir çok zararı, açığı, yan etkisi var bu şeyin.

ortamın mı denk geldi, bir deneyeyim nasıl olsa bir şey olmaz diye düşünerek bulaştın mı bu pisliğe; ilkinin sana muazzam kafalar yaşatması hep aynı kafaları yaşayacağın anlamına gelmiyor. başka bir ortamda yine denk geldiğinde ilk deneyişinden aldığın cesartle bir kez daha patlarken yükselttiğin kafaya vücudun ya da hayal gücün yetişmeyebilir (evet bunu yaşayanı da gördüm, kulaklıkları takıp dinlediği müziklerle kafasını 7890000 fite kadar yükseltip bedeni bu kafaya yetişmediği için ağlama krizlerine girdiler) bu durum seni acayip bunalımlara sürükleyebilir. halüsinatif etkileriyle karşılaştığında üç gün ortalıkta paranoyaklar gibi dolaşır tik sahibi olursun. kafayı yedirtir sana sen fark etmeden.

en iğrenci de gerçekten güzel deneyimler yaşamışsan bu zıkkımı özleyecek olmandır. maksimum iki saat farklı boyutlarda gezindikten ve o an sahip olduğun tüm mutluluk hormonunu harcadıktan sonra gerçek hayata dönüş insanı üzer/üzecektir. bilirsin ama ''nooolur bir saat daha sürsün hemen çekip gitmesin'' diye mızıldanırsın. mutsuzluktan ölecek gibi olur ve hep bir daha istersin; bir daha ve daha fazla. aynı b.ktan bir tane alanla, dört tane alan aynı kafayı yaşar o an gözünün önünde; o eşiğin yükselmesi kolaydır çünkü. eşiği yükseltecek kadar bu b.ka battığında da yapman gereken kendini doyurmak değil arkana bakmadan koşarak uzaklaşmaktır. sana nasıl kafalar yaşatırsa yaşatsın yapay olduğunun, doğal olmadığının, kurcaladığın şeyin gerçek olmadığının farkına vardığın gün özlemekten vazgeçeceksin. o zaman tıpkı sevgilinden ayrılır gibi üzüntüyle, kederle, münakaşa ile ayrılacaksın ondan. bazı insanlar bu noktada ya bir gün bir yerde, bir barda, bir arkadaşımın evinde rastlarsam ona gibi endişeler taşıyacaklar (tıpkı eski sevgilinle karşılaşma telaşı gibi) o zaman da bir an kafan karışacak, allak bullak olacak, sana hissettirdiği şeyleri hatırlayacak tekrar bir araya gelmek; onunla yakınlaşmak isteyecek fakat neden ilişkinizin yürümediğini ve yürümeyeceğini kendine hatırlatarak oradan uzaklaşacaksın. en önemlisi de onu sana hatırlatan şarkılardan uzak duracaksın.

bu sebeple tüm bu eziyeti çekmek yerine en iyisi en başından meraka ya de türevlerine yenilmeyip hiç bulaşmamaktır buna. durduk yere hayatı perişan etmeye gerek yok. sağlıklı düşünceler, sağlıklı ruh halleri, sağlıklı ilişkiler, sağlıklı hayaller, sağlıklı müzikler insanın yaşamını kolaylaştırır. kolay yaşayın.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim