hacamat yaptıran basur hastasının anüsüne bardak kaçması
"hacamat yapan adam ise itibarım sarsıldı diyerek bardak kaçan adamdan şikayetçi oldu"
hem adamın makatına çay bardağı sok hem tazminat bekle*
devamını gör...
antidepresan etkisi gösteren şeyler
bir hafta önce yaşadığım şeydir. düşündükçe bir sakinlik geliyor.
kamp ateşi, etraf zifiri karanlık, ağzımda pipo ve karanlık içinde yanan ateş böcekleri... bu anı hiç unutamayacağım.
kamp ateşi, etraf zifiri karanlık, ağzımda pipo ve karanlık içinde yanan ateş böcekleri... bu anı hiç unutamayacağım.
devamını gör...
balonlu fok
kuzey atlantikte yaşan fokgiller familyasından bir memeli türüdür.erkek fok, tehlike hissettiğinde ve dişi foku etkilemek istediğinde burnunun üstündeki hortumsu kırmızı torbayı şişirir. balonlu fok adını da buradan almıştır. bu canlılar 3 metre boya ve 400 kg ağırlığa erişebilirler.
kaynak
kaynak
devamını gör...
bağımsız sinema
yönetmenin yapımcı baskısına maruz kalmadan, kendi yarattığı bütçeyle çektiği filmleri kapsayan sinemadır.
bağımsız sinema, soğanlı lahmacun yiyen sonradan görme yapımcıların maddi kaygılar güderek; bu rolde şu oynasın, bu sahne şöyle olsun, bu müzik yerine şu olsun, bu sahne fazla politik... gibi isteklerinin önüne geçer. anlatısını ortaya çıkarmak için büyük stüdyolara da gerek duymaz. sinemanın amatör ruhla yapılanıdır, özüdür.
ünlü yönetmenlerin ilk çektikleri filmler, genelde bağımsız bir şekilde çekilmiştir.
nuri bilge ceylan; kasaba, mayıs sıkıntısı.
quentin tarantino; reservoir dogs.
bağımsız sinema, soğanlı lahmacun yiyen sonradan görme yapımcıların maddi kaygılar güderek; bu rolde şu oynasın, bu sahne şöyle olsun, bu müzik yerine şu olsun, bu sahne fazla politik... gibi isteklerinin önüne geçer. anlatısını ortaya çıkarmak için büyük stüdyolara da gerek duymaz. sinemanın amatör ruhla yapılanıdır, özüdür.
ünlü yönetmenlerin ilk çektikleri filmler, genelde bağımsız bir şekilde çekilmiştir.
nuri bilge ceylan; kasaba, mayıs sıkıntısı.
quentin tarantino; reservoir dogs.
devamını gör...
yeni neslin tüm bilgilere çabucak ulaşabilmesi
kullanamadıktan sonra neye yarar,.sonra tiktok çekmeye başlarlar.bilgiye ulaşmak değil kullanmak önemli ,git kütüphaneye ya da internetten arat ama muhakeme edemedikten sonra hikaye.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
eşim ınstagram hesabından tik tok videoları izlemeye başladı. bayaaa da egleniyor gibi bir hali var. benim için kimi zaman barış manço kimi zaman üstün dökmen kimi zaman m.ali birand olan adam yavaş yavaş nihat doğan' a dönüşmeye başladı. inşallah geçici bir hevestir. sanırım onu kaybediyorum.*
devamını gör...
insanlığa güncelleme gelse ilk istenecek özellik
empati kurabilme ve muhakeme kapasitemizi bir tık daha geliştirme.
devamını gör...
volkswagen
'halk arabası' anlamına gelir.
çok ünlü bir araba markasıdır.
'folksvagın' olarak okunur.
çok ünlü bir araba markasıdır.
'folksvagın' olarak okunur.
devamını gör...
sensörlü lamba
bir kitapta bu lambayla ilgili harika bir kısım vardı bulunca mutlaka ekleyeceğim.
buldum emrah serbes erken kaybedenler kitabındaymış.
“apartmanın girişindeki lambayı sen mi kırdın bülent?”
“hangisini?”
“otomatik yanan, sensörlü lamba.”
“hayır.”
“komşu görmüş, yalan söyleme. süpürge sapıyla kırmışsın dün gece.”
önüme baktım.
“neden kırdın?”
cevap yok.
“hasta mısın evladım? söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle…”
“kırdımsa kırdım, ne olacak! çok mu değerliymiş?”
“lamba senden değerli mi evladım, lambanın a***** k******, lamba kim? yöneticiye de dedim. lambanızı s****, kaç paraysa veririz. sen değerlisin benim için.”
“beni görünce yanmıyordu baba.”
“nasıl ya?”
“görmezden geliyordu, yanmıyordu. kaç sefer yok saydı beni.”
“e beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor.”
“hadi ya! sahiden mi?”
“evet. ucuzundan takmışlar. bizimle bir alakası yok.”
babama sarıldım yıllar sonra.”
buldum emrah serbes erken kaybedenler kitabındaymış.
“apartmanın girişindeki lambayı sen mi kırdın bülent?”
“hangisini?”
“otomatik yanan, sensörlü lamba.”
“hayır.”
“komşu görmüş, yalan söyleme. süpürge sapıyla kırmışsın dün gece.”
önüme baktım.
“neden kırdın?”
cevap yok.
“hasta mısın evladım? söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle…”
“kırdımsa kırdım, ne olacak! çok mu değerliymiş?”
“lamba senden değerli mi evladım, lambanın a***** k******, lamba kim? yöneticiye de dedim. lambanızı s****, kaç paraysa veririz. sen değerlisin benim için.”
“beni görünce yanmıyordu baba.”
“nasıl ya?”
“görmezden geliyordu, yanmıyordu. kaç sefer yok saydı beni.”
“e beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor.”
“hadi ya! sahiden mi?”
“evet. ucuzundan takmışlar. bizimle bir alakası yok.”
babama sarıldım yıllar sonra.”
devamını gör...
bir kadını mutlu etmenin en güzel yolu
olduğu gibi sevmenizdir. yanında olduğunuzu hissettirmeniz, güvenmeniz, güven vermeniz, desteklemeniz, gülüşüne doyamadığınız, gözyaşına kıyamadığınız biri olduğunu bilmesini istediğiniz zaman o kadın sizi çok sever, sevdiği için çok mutlu olur ve siz de mutlu olursunuz.
devamını gör...
sevilmemek
bazen düşünüyorum. insanlar gerçekten birbirlerini hiç mi sevmiyorlar? herkes mi rol yapıyor?
ben seviyorum mesela, bazen bazı insanları çok seviyorum. onlar sevmiyor mu? hiç mi?
dostoyevski konuyu özetle şöyle açıklamış.
“kimse, seni sen olduğun için sevmeyecek; herkes seni, seni sevmenin onlara ne kadar yakışacağını düşündüğü için, yani kendileri için sevecek. ve bu da demek oluyor ki insan böyle yaparak yine kendini sevecek. sen hiç sevilmemiş olacaksın hikâyenin sonunda.”
ben seviyorum mesela, bazen bazı insanları çok seviyorum. onlar sevmiyor mu? hiç mi?
dostoyevski konuyu özetle şöyle açıklamış.
“kimse, seni sen olduğun için sevmeyecek; herkes seni, seni sevmenin onlara ne kadar yakışacağını düşündüğü için, yani kendileri için sevecek. ve bu da demek oluyor ki insan böyle yaparak yine kendini sevecek. sen hiç sevilmemiş olacaksın hikâyenin sonunda.”
devamını gör...
daddy (yazar)
entryler öncelikle okunur,ardından seri şekilde beğenilir.okumadığımı lütfen düşünmeyin iyi bir okuyucuyum aynı zamanda.
devamını gör...
the call
oyunculuğunu hiç ama hiç beğenmediğim ve büyük bir önyargı taşıdığım park shin hye’ye karşı önyargılarımı kıran ve büyük bir heyecanla izlediğim 2020 yapımı the call bize büyük bir gerilim-gizem ziyafeti sunuyor.
yıllar sonra çocukken yaşadığı eve dönen seoyeon isimli kadın yaptığı tren yolculuğu sırasında telefonunu kaybeder ve eve ulaştığı zaman yaptığı ilk şey bulduğu eski bir telefondan kendi telefonunu aramak olur. ancak yaptığı bu aramada 1999 yılında aynı evde yaşayan young-sook ile bağlantı kurar.
zamanla konuşmaları artan iki kadının arasında bir arkadaşlık bağı oluşur ancak bu arkadaşlık büyük bir vahşete yol açacaktır.

başlarda da bahsettiğim gibi, seoyeon karakterini canlandıran park shin hye kore’nin önde gelen aktristlerinden biri olsa da şahsi olarak oyunculuğunu beğenmediğim ve tek düze bulduğum bir oyuncuydu ancak bu filmde beni çok şaşırttı ve önyargılarımı aşmama sebep oldu. ancak bence filmin asıl starı youngsook karakterini canlandıran jeon jongseo hanımefendiydi. psikopat rolü kendisine öyle yakışmış ki, içim kıpır kıpır oldu izlerken.
film de oyunculuk da gayet iyiydi anlayacağınız. izleyin, belki siz de beğenirsiniz.
yıllar sonra çocukken yaşadığı eve dönen seoyeon isimli kadın yaptığı tren yolculuğu sırasında telefonunu kaybeder ve eve ulaştığı zaman yaptığı ilk şey bulduğu eski bir telefondan kendi telefonunu aramak olur. ancak yaptığı bu aramada 1999 yılında aynı evde yaşayan young-sook ile bağlantı kurar.
zamanla konuşmaları artan iki kadının arasında bir arkadaşlık bağı oluşur ancak bu arkadaşlık büyük bir vahşete yol açacaktır.

başlarda da bahsettiğim gibi, seoyeon karakterini canlandıran park shin hye kore’nin önde gelen aktristlerinden biri olsa da şahsi olarak oyunculuğunu beğenmediğim ve tek düze bulduğum bir oyuncuydu ancak bu filmde beni çok şaşırttı ve önyargılarımı aşmama sebep oldu. ancak bence filmin asıl starı youngsook karakterini canlandıran jeon jongseo hanımefendiydi. psikopat rolü kendisine öyle yakışmış ki, içim kıpır kıpır oldu izlerken.
film de oyunculuk da gayet iyiydi anlayacağınız. izleyin, belki siz de beğenirsiniz.
devamını gör...
92 yaşındaki kadının cinsel saldırıya uğrayarak öldürülmesi
iğrenç bir olaydır. ülkenin ciddi bir psikoterapiden geçmesi gerektiğini düşünüyorum. bu basit hayvani bir istek değil, hastalıklı bir durum bu. adama hakaretler yağdırmak yerine nedenleri ve çözümleri tartışmamız gerektiğini düşünüyorum. linç kültürü bizi bir yere götürmüyor.
not; adamın siyasi görüşü ile işlediği suç arasında bir bağ yok. münferit bir vaka üzerinden toplumun ciddi bir kesimini tenkit etmek yanlıştır.
not; adamın siyasi görüşü ile işlediği suç arasında bir bağ yok. münferit bir vaka üzerinden toplumun ciddi bir kesimini tenkit etmek yanlıştır.
devamını gör...
bankanın tüm parasını kredi çekip bankayı satın almak
bak sen şu geniusa! cern al bunu al al al!
devamını gör...
cemil meriç
"yaşamaktan korkuyorsun sevgilim. ve saadetten korkuyorsun. halbuki hayatın ve saadetin ta kendisisin."
cemil meriç.
cemil meriç.
devamını gör...
ak parti'nin z kuşağının aileleriyle iletişime geçmesi
aile baskısı olsa ne olur, oyu verirken yalnızız. verdim baba evet bastım ampule der genç kardeşlerimiz olmadı. şükür akıllı bizim çocuklar.
devamını gör...


