turistik yerlerin olmazsa olmazları
ekose capri bermuda altına çoraplı sandalet giymiş colormatik gözlüklü hacı amcalar, şeklinde spesifik örneklenebilecek olmazsa olmazlardır.
bazen -özellikle erken veya geç saatlerde- öylesine dolaşırlar, alışveriş yaparlar, kahveye takılırlar, bazen de yörenin esnafı olarak görülebilirler.
bazen -özellikle erken veya geç saatlerde- öylesine dolaşırlar, alışveriş yaparlar, kahveye takılırlar, bazen de yörenin esnafı olarak görülebilirler.
devamını gör...
milas'ta alevlerin termik santrale ulaşması
daha kötü ne olabilir ki dedikten sonra daha kötüsünün olması
hissizleştik... bu ülke de acıya ne kadar dayanaklısın testi yapılsa çoğumuz'un çok dayanıklı çıkacağını düşünüyorum. gündem alev alev her bir yandan yanıyor. açıp bakıyorum ne demişler; (bkz: canlılar şöyle yandı böyle yandı). şöyleydi böyleydi derken yandık işte. bunun üzerine anka kuşu misali küllerimizden doğarız sözünü bekliyorum ben. cumhurbaşkan'ı konuşma metni yazarının yoğun mesai harcaması gerekiyor artık. şöyleli böyleli olan çok etkili bir konuşma metni değildi.
daha neler göreceğiz?
yanmışız.
ama bu da can be..
hissizleştik... bu ülke de acıya ne kadar dayanaklısın testi yapılsa çoğumuz'un çok dayanıklı çıkacağını düşünüyorum. gündem alev alev her bir yandan yanıyor. açıp bakıyorum ne demişler; (bkz: canlılar şöyle yandı böyle yandı). şöyleydi böyleydi derken yandık işte. bunun üzerine anka kuşu misali küllerimizden doğarız sözünü bekliyorum ben. cumhurbaşkan'ı konuşma metni yazarının yoğun mesai harcaması gerekiyor artık. şöyleli böyleli olan çok etkili bir konuşma metni değildi.
daha neler göreceğiz?
yanmışız.
ama bu da can be..
devamını gör...
sevdiğin bir insanı 3 kelimeyle anlat
itici-çekici,vurdumduymaz.
devamını gör...
normal sözlük kapansa olacaklar
trt fm dinlemeye başlarız.
devamını gör...
türk eğitim sisteminde ingilizce öğretememe problemi
durun bir de ben anlatayım dediğim başlıktır.
öğrencinin hiçbir suçu günahı yoktur. öğretmenin sorumluluğu ve vebali ise büyüktür. hemen size durumu netliğe kavuşturacağını düşündüğüm bir hikaye anlatayım.
öğretmen olarak atandığım okulumda eğitim fakültesinden yeni mezun olmanın verdiği şevkle ingilizce öğretmek için hazırlık sınıflarına daldım. ben tecrübesiz ve yeni bir öğretmen olduğum için beni sınıfların dinleme ve konuşma derslerine verdiler.
tecrübeli olan öğretmen arkadaşlarımın hiçbir öğretmenlik mezunu değildi, sıkı durun hatta hiçbiri ingilizce mezunu değildi.
subject + verb + object metodunu kullanarak ingilizce öğreteceğini sanan bu güruhla çalışan acemi öğretmen ben tabii ki buna bir dur demeye kararlıydım.
dinleme dersleri için ideal olduğunu düşündüğüm filmler seçtim ve kendimce bir yöntem uygulamaya başladım. ama önce sınıflarda şöyle bir konuşma yaptım:
“ arkadaşlar aranızda 2 yaşına geldiğinde annesi babası tarafından karşısına oturtulup “ evladım artık konuşma zamanın geldi, geniş zamanla başlıyoruz” şeklinde türkçe öğrenen oldu mu? olmadığına göre ingilizceyi de böyle öğrenmeyeceğiz.”
öğrencilerin gözleri parladı tabii ki. filmleri açıp izliyor, benim önceden belirlediğim belli yerlerde filmi durdurup üzerinde elimizden geldiğince tartışıp eğlenip zaman geçiriyorduk. 3 ayın sonunda öğrencilerim ingilizce konuşmaya, konuşulanı anlamaya başladı. tabii ki bu sadece filmlerle olmadı; roleplay etkinlikleri, diyaloglar ve benzeri etkinlikler de yaptık.
sonuç gerçekten çok iyiydi.
peki bu güzel ve eğlenceli dönemin sonunda ne oldu sizce? okul müdürü beni odasına çağırıp hakkımda şikayet olduğunu söyledi, şikayet edenler diğer ingilizce öğretmeni arkadaşlarım, şikayet konusu da benim ders işlemek yerine çocuklara film izletip oyun oynatmam. hakkımda soruşturma açıldı elbette ama hiçbir şey çıkmadı.
demem o ki; tembel ingilizce öğretmenleri ve zavallı idareciler yüzünden ingilizce öğrenmeye istekli ve bu işi keyif alarak yapabilecek gençler heba olup gidiyor.
kimse üzülmesin ama ben pes etmedim, hala çok eğleniyoruz derste ve çocuklar konuşabiliyorlar ingilizce. mutluyuz.
öğrencinin hiçbir suçu günahı yoktur. öğretmenin sorumluluğu ve vebali ise büyüktür. hemen size durumu netliğe kavuşturacağını düşündüğüm bir hikaye anlatayım.
öğretmen olarak atandığım okulumda eğitim fakültesinden yeni mezun olmanın verdiği şevkle ingilizce öğretmek için hazırlık sınıflarına daldım. ben tecrübesiz ve yeni bir öğretmen olduğum için beni sınıfların dinleme ve konuşma derslerine verdiler.
tecrübeli olan öğretmen arkadaşlarımın hiçbir öğretmenlik mezunu değildi, sıkı durun hatta hiçbiri ingilizce mezunu değildi.
subject + verb + object metodunu kullanarak ingilizce öğreteceğini sanan bu güruhla çalışan acemi öğretmen ben tabii ki buna bir dur demeye kararlıydım.
dinleme dersleri için ideal olduğunu düşündüğüm filmler seçtim ve kendimce bir yöntem uygulamaya başladım. ama önce sınıflarda şöyle bir konuşma yaptım:
“ arkadaşlar aranızda 2 yaşına geldiğinde annesi babası tarafından karşısına oturtulup “ evladım artık konuşma zamanın geldi, geniş zamanla başlıyoruz” şeklinde türkçe öğrenen oldu mu? olmadığına göre ingilizceyi de böyle öğrenmeyeceğiz.”
öğrencilerin gözleri parladı tabii ki. filmleri açıp izliyor, benim önceden belirlediğim belli yerlerde filmi durdurup üzerinde elimizden geldiğince tartışıp eğlenip zaman geçiriyorduk. 3 ayın sonunda öğrencilerim ingilizce konuşmaya, konuşulanı anlamaya başladı. tabii ki bu sadece filmlerle olmadı; roleplay etkinlikleri, diyaloglar ve benzeri etkinlikler de yaptık.
sonuç gerçekten çok iyiydi.
peki bu güzel ve eğlenceli dönemin sonunda ne oldu sizce? okul müdürü beni odasına çağırıp hakkımda şikayet olduğunu söyledi, şikayet edenler diğer ingilizce öğretmeni arkadaşlarım, şikayet konusu da benim ders işlemek yerine çocuklara film izletip oyun oynatmam. hakkımda soruşturma açıldı elbette ama hiçbir şey çıkmadı.
demem o ki; tembel ingilizce öğretmenleri ve zavallı idareciler yüzünden ingilizce öğrenmeye istekli ve bu işi keyif alarak yapabilecek gençler heba olup gidiyor.
kimse üzülmesin ama ben pes etmedim, hala çok eğleniyoruz derste ve çocuklar konuşabiliyorlar ingilizce. mutluyuz.
devamını gör...
normal sözlük'ten kimler geldi kimler geçti
harbiden öyle yahu. kimler geldi kimler geçti. biz burada iyisiyle kötüsüyle ne numuneler tanıdık. bütün o iyi insanlar güzel portakallarına binip gittiler.
yemin ederim ben gitmeyeceğim. herkes gitsin ben kalacağım. yeni gelen bıcırıklara burada biz kimleri tanıdık diye anlatacağım.
lucifer bir gün gidecek. rahmetli ne sapıktı ulan diyeceğim.
sevişme konusu olacak durumumuz yoktu diye bir deyyus vardı diyeceğim her tanımında sevişirdi diyeceğim.
yemin ederim ben gitmeyeceğim. herkes gitsin ben kalacağım. yeni gelen bıcırıklara burada biz kimleri tanıdık diye anlatacağım.
lucifer bir gün gidecek. rahmetli ne sapıktı ulan diyeceğim.
sevişme konusu olacak durumumuz yoktu diye bir deyyus vardı diyeceğim her tanımında sevişirdi diyeceğim.
devamını gör...
normal sözlük'te silinen başlıklar
bazen, hiç okumamışsın gibi, yazmamışsın gibi, hiç var olmamış gibi. sen şizofrenmişsin gibi.
devamını gör...
armysuzy
benim fake'im zannedilen yazarımız.
ama şöyle bir durum var, pek sevgili armysuzy'in cinsiyeti kadın, ben ise erkeğim.
tıp bu kadar ilerledi mi bilmiyorum, aydınlatırsanız sevinirim *
ama şöyle bir durum var, pek sevgili armysuzy'in cinsiyeti kadın, ben ise erkeğim.
tıp bu kadar ilerledi mi bilmiyorum, aydınlatırsanız sevinirim *
devamını gör...
herkesin naziler hakkında atıp tutması
"hiçbir iktidar masum değildir. bütün iktidarlar öyle ya da böyle, birinin katilidir…"
serenad - zülfü livaneli
serenad - zülfü livaneli
devamını gör...
fırat yılmaz çakıroğlu
fırat ve arkadaşları teröristlerle karşı karşıya kalmış bir grup falan değildir.
banka soyanların, hakim vuranların kahraman diye bilindiği ülkede fırat çakıroğlu'nun faşist diye bilinmesi milli şuur eksikliğidir. şehit edilişinin 6. yıl dönümünde saygı ve rahmetle anıyorum.
banka soyanların, hakim vuranların kahraman diye bilindiği ülkede fırat çakıroğlu'nun faşist diye bilinmesi milli şuur eksikliğidir. şehit edilişinin 6. yıl dönümünde saygı ve rahmetle anıyorum.
devamını gör...
normal sözlük’te tanıdık birilerine rastlamak
ay hayır cidden hayır bunu kaldıramam midem bulanır bi kere.
devamını gör...
sıkıldım dövmesi
"dövmek" anlamındaki dövme sanan bir ben değilimdir umarım. sıkılınca, pata küte kardeş dalaşı geldi aklıma. bu daha mantıklı. yoksa, sıkıldım diye dövme yaptırsam, vucudumda dövmesiz yer kalmazdı.
devamını gör...
çocuk kabul etmeyen restoranlar
gayet normal bir uygulama. sonuçta tüm restoranlar bu konseptte değil. dileyen buralar dışındaki tüm yerlere gidebilir. yani bir özgürlük kısıtlaması yok. sadece bir seçenek oluşturulmuş. başka bir sürü yer varken de illa buraya gidicem diye inatlaşmak ciddi saçma.
devamını gör...
otobüs camına kafayı yaslayınca gelen hüzün
nihayetinde bu da dizilerde, filmlerde izleye izleye öğrenilen bir şey. yoksa bir cama kafamı yaslayıp geçmişi, geleceği hüzünle kurcalamak aklıma gelmezdi. otobüs camıyla münasebetim dahi kendine has değil ki.
ama kimi zaman, "guzum ben cam kenarı sandıydım biletimi, beni araba tutar. değiştirsek olur mu?" talebiyle birlikte sekteye uğrayabilen hüzün.
ama kimi zaman, "guzum ben cam kenarı sandıydım biletimi, beni araba tutar. değiştirsek olur mu?" talebiyle birlikte sekteye uğrayabilen hüzün.
devamını gör...
sözlüğü terk ediyoruz kampanyası
türk dilinin yanlış kullanılması, yanlış kullanımına karşı sözlük yönetiminden ses çıkmaması sebebi ile katıldığım kampanyadır.
bir işi yapıyorsan doğru yap. beceremiyorsan, yarım yamalak yapıyorsan da yapma. uyarılara karşı yanlış yapmaya devam etmek cahillik belirtileri arasında sayılabilir.
toplumuzun genelinde doğruyu söyleyenin değil, cambazlık yapanın, şaklabanlık yapanın değer gördüğünü biliyoruz. mesela, sağlam müzik bilgisini eserlerine yansıtan sanatçıların değil, dandik popçuların daha çok değer gördüğü toplumda yaşadığımız gibi, bu sözlükte de aynı durum geçerli.
okuduğunu anlamayan, ne yazdığını bilmeyen, fikir üretemeyen yazarların değer gördüğü bir sözlük. bu rezil durumu destekleyen sözlük yöneticileri de var.
balık baştan kokar. yönetim kadrosu kalitesi ne ise sözlük de öyledir. ülkenin durumu ne ise her ortamda benzer şekilde işliyor olaylar. pisliğe bulanmış. kalitesini kaybetmiş bir toplum. kokuşmuş. ama konuştuğunu ve pisliğe bulanmış olduğunu farketmiyor. sorsanız dünyayı kurtaracak kişiler onlar. çok güzel kurtarıyorsunuz. bilginin değer görmediği, şaklabanlığın değer gördüğü ortamda çok güzel işler başarıyorsunuz. bravo. okuduğunu anlamamaya devam. ne yazdığını bilmemeye devam. şaklabanlığa devam. buyurun ortam sizin olsun.
bir işi yapıyorsan doğru yap. beceremiyorsan, yarım yamalak yapıyorsan da yapma. uyarılara karşı yanlış yapmaya devam etmek cahillik belirtileri arasında sayılabilir.
toplumuzun genelinde doğruyu söyleyenin değil, cambazlık yapanın, şaklabanlık yapanın değer gördüğünü biliyoruz. mesela, sağlam müzik bilgisini eserlerine yansıtan sanatçıların değil, dandik popçuların daha çok değer gördüğü toplumda yaşadığımız gibi, bu sözlükte de aynı durum geçerli.
okuduğunu anlamayan, ne yazdığını bilmeyen, fikir üretemeyen yazarların değer gördüğü bir sözlük. bu rezil durumu destekleyen sözlük yöneticileri de var.
balık baştan kokar. yönetim kadrosu kalitesi ne ise sözlük de öyledir. ülkenin durumu ne ise her ortamda benzer şekilde işliyor olaylar. pisliğe bulanmış. kalitesini kaybetmiş bir toplum. kokuşmuş. ama konuştuğunu ve pisliğe bulanmış olduğunu farketmiyor. sorsanız dünyayı kurtaracak kişiler onlar. çok güzel kurtarıyorsunuz. bilginin değer görmediği, şaklabanlığın değer gördüğü ortamda çok güzel işler başarıyorsunuz. bravo. okuduğunu anlamamaya devam. ne yazdığını bilmemeye devam. şaklabanlığa devam. buyurun ortam sizin olsun.
devamını gör...
konu neydi radyo yayını
merhaba kafa sözlük,
adil ve hasan sizleri yüksek nitelikli konuların ev sıcaklığında konuşulduğu güzide programlarına bir kez daha davet ediyor.
herkes belirli konular üzerinde konuşmak ister ancak dünya üzerinde herkese yetecek kadar konu yoktur.
bu nedenle konularımızı seçerken dikkat etmeliyiz.
ihtiyacımız olmayan konuları konuşmayarak, israf etmeyelim.
siz değerli sözlük yazarlarını ve bizleri dinlemek isteyen herkesi saat 21:00’da sözlük radyoya bekliyoruz.
not: ground control to major tom
adil ve hasan sizleri yüksek nitelikli konuların ev sıcaklığında konuşulduğu güzide programlarına bir kez daha davet ediyor.
herkes belirli konular üzerinde konuşmak ister ancak dünya üzerinde herkese yetecek kadar konu yoktur.
bu nedenle konularımızı seçerken dikkat etmeliyiz.
ihtiyacımız olmayan konuları konuşmayarak, israf etmeyelim.
siz değerli sözlük yazarlarını ve bizleri dinlemek isteyen herkesi saat 21:00’da sözlük radyoya bekliyoruz.
not: ground control to major tom
devamını gör...
içimizdeki şeytan
son okudugum sabahhatin ali kitabi genel bir degerlendirme yapacak olursam,
baslarda verilen betimlemeleri cok uzun ve gereksiz bulsamda sonralarinda o kadar uzamadigini gördüm. omerin icinde olan bir seytan olarak tanimladigi sey cogumuzun icinde o düşüncelerden barindigina eminim. sayin sabahattin bey cok detay detay insanin ic dusuncelerine deginmis bunu guzel buldum cogu kitapta ic dusunceler bu kadar uzun olmaz. bunun yani sira evliligin bu kadar korkunc bir sey olarak gorunmemesi gerektiginin kanisindayim para bulmak gecinmek icin bu kadar dusulmemeli, para bir aracken amac olmamali ya. omeri cok yanlis buldugum macideden kendimden parcalar buldugum da oldu ozellikle omer icin yazdığı o mektupta durup durup dusuncelere daldim. cok gercekte olmasi muhtemel bir temasi var. fakat omere cok kizginim insan biricik karisini son bir görmek istemez mi tahliye olurken, onunla duzelip bir yuva kurmak sevgiyle evinin tuglalari ormek istemez mi korkak herifin teki. yüzü bile yok macidenin yuzune bakicak o meyhanedeki yaptiklari neydi ben macidenin yerinde olsam hayatta katlanamaz musade vermezdim. gercekten cok sinirliyim sana ömer yaziklar olsun. bi de bedri konusu var oraya deginecek olursam beni heyecanlandirdi boyle bir asigin olmasi. hayallerimde bedri ve macide beraber o yuzden huzurluyum.
baslarda verilen betimlemeleri cok uzun ve gereksiz bulsamda sonralarinda o kadar uzamadigini gördüm. omerin icinde olan bir seytan olarak tanimladigi sey cogumuzun icinde o düşüncelerden barindigina eminim. sayin sabahattin bey cok detay detay insanin ic dusuncelerine deginmis bunu guzel buldum cogu kitapta ic dusunceler bu kadar uzun olmaz. bunun yani sira evliligin bu kadar korkunc bir sey olarak gorunmemesi gerektiginin kanisindayim para bulmak gecinmek icin bu kadar dusulmemeli, para bir aracken amac olmamali ya. omeri cok yanlis buldugum macideden kendimden parcalar buldugum da oldu ozellikle omer icin yazdığı o mektupta durup durup dusuncelere daldim. cok gercekte olmasi muhtemel bir temasi var. fakat omere cok kizginim insan biricik karisini son bir görmek istemez mi tahliye olurken, onunla duzelip bir yuva kurmak sevgiyle evinin tuglalari ormek istemez mi korkak herifin teki. yüzü bile yok macidenin yuzune bakicak o meyhanedeki yaptiklari neydi ben macidenin yerinde olsam hayatta katlanamaz musade vermezdim. gercekten cok sinirliyim sana ömer yaziklar olsun. bi de bedri konusu var oraya deginecek olursam beni heyecanlandirdi boyle bir asigin olmasi. hayallerimde bedri ve macide beraber o yuzden huzurluyum.
devamını gör...



