sevgili tarafından aldatılmak
sigara yaktıran sebep.
gözle görene kadar inanmazsınız, yakıştıramazsınız, sütte leke vardır sevdiceğinizde yoktur , işte o kadar malsınızdır. yanlışlıkla fark edersiniz, uzaktan bir el artık acır size, tesadüfler ya da sebepler vasıtasıyla gözündeki perdeyi kaldırır. ilk başta kavrayamazsın. yok dersin, hayır, dersin ama sonunda ağzında acı tadıyla kabullenirsin. yakarsın paketten çıkardığın dalı çeker de durursun. biraz aklın başına gelmiş sarhoşluktan ayılmış ayık kafa ile parçaları birleştirirsin. olayı çözersin sonra bir daha kabullenirsin. salak saçma depresif şarkılarda aptallığına gülersin.
gözle görene kadar inanmazsınız, yakıştıramazsınız, sütte leke vardır sevdiceğinizde yoktur , işte o kadar malsınızdır. yanlışlıkla fark edersiniz, uzaktan bir el artık acır size, tesadüfler ya da sebepler vasıtasıyla gözündeki perdeyi kaldırır. ilk başta kavrayamazsın. yok dersin, hayır, dersin ama sonunda ağzında acı tadıyla kabullenirsin. yakarsın paketten çıkardığın dalı çeker de durursun. biraz aklın başına gelmiş sarhoşluktan ayılmış ayık kafa ile parçaları birleştirirsin. olayı çözersin sonra bir daha kabullenirsin. salak saçma depresif şarkılarda aptallığına gülersin.
devamını gör...
altın
iyi bir ustanın elinde sanat eserine dönüşen, doğada diğer metallere kıyasla daha ender bulunduğu ve güzel görüntüsü sebebiyle yüzyıllarca insanoğlunun elinde oyuncak olmuş bir madendir.
doğada saf halde bulunur ancak insanoğlunun değer yargıları ve hırsı yüzünden insan eliyle ''ayar'' dediğimiz yüzdesel oranlara bölünüp, daha çok insana daha ulaşılabilir bir şekle sokulup,sunulmuştur.
altın ayarı, ticarette 24'e bölünmüştür. 24 ayar altının en saf halidir, içinde herhangi bir katkı maddesi bulunmaz.
1'den 24'e kadar giden skalada 1 ayar içerisinde en az altın bulunan karışımı, 24 ayar ise saf altını temsil eder.
binlik yüzde ile hesaplandığı zaman ise şöyle bir tablo çıkar karşımıza:
1000/24=41,66 demektir. yani 1 ayarlık altın dendiğinde aklınıza binde 41,66 yani yüzde 4'lük bir oran gelmelidir.
kuyumcularda duyduğunuz 8 ayar,14 ayar, 18 ayar ve 22 ayar(genellikle burma bilezikler) aslında size o mamülün içindeki has altın oranı hakkında bilgi verir.
10 gramlık 22 ayar bir burma bileziğin içinde 9,16 gram has altın bulunmaktadır.geriye kalan 0,84'gramlık kısım ise katkı maddeleridir(bakır,alloy ve rodyum genellikle)
şöyle hesaplayabilirsiniz; 10 gr (toplam bileziğin gramı) x 0,916( 22 ayarlık bir bileziğin içerisindeki altın oranının katsayısı- 41,66x22: 916)
aynı hesabı diğer ayarlar için de bulabilirsiniz.
bu nerede işime yarar derseniz:
güncel gram altın fiyatının 500 tl olduğunu düşünürsek;
10 gramlık 18 ayar bir ürünün içerisindeki sadece altının fiyatını hesaplayabilirsiniz:
o da şöyle olmakta;
10x(41,66x18)=10x0,750=7,5 gram has altın demektir.
7,5grx500(güncel altın fiyatı)= 3750 tl 10 gramlık 18 ayarlık bir bileziğin içindeki altın fiyatıdır.
tabii ki size kuyumcu bunu bu fiyata veremez. çünkü altın satmıyor, size aslında sattığı şey işçiliktir.
yani bir kuyumcuya gidip bak abi bunun fiyatı bu sen neden bana başka fiyat veriyorsun dediğiniz zaman sizi dükkandan kovarsa hakkıdır.
çünkü o ürünü yaptırmak için sadece altını tezgaha koyup oluşmasını beklemiyorlar.
1 bilezik yapımı için makina ve katkı maddeleri, kiralar, çalışan masrafları, vergiler vs. hepsini hesaplaması gerekiyor.
kuyumculuk sektöründe özellikle makinelerin döviz ile satılması, altının içine konulan katkı maddelerinin döviz kuruna endeksli olması gibi çok fazla dışa bağımlı etmen vardır.
ve özellikle kalifiye eleman gereklidir çünkü elinizde bulunan altın madeni biraz kaprislidir, öyle herkes kolay kolay ondan bir şeyler çıkaramaz.
ek olarak, kuyumculuk sürekli ve düzenli para kazanabileceğiniz bir alan değildir.çok risklidir ve biraz da şansa ihtiyacınız vardır, sürekli satış durumunuz olmadığı için yüksek kar marjıyla çalışmak zorundasınızdır. yani bu hesaplamayı alıp da lütfen kuyumcu abilerimiz ablalarımıza atar yapmayınız.
türkiye'de bu işin uzmanı ermenilerdir. gerçekten madenle aralarında özel bir ilişki vardır, bunu konuşmalarından, bakış açılarından farkedebillirsiniz.
esnaflıkları harikadır. hiç bir şekilde size türlü çakallıklar yapıp sizi uyutmaya çalışmazlar. ürünleri el emeğidir, harika tasarımları vardır ve siz işe yeni başlamış bir genç olarak yanlarına gittiğiniz zaman size abilik yapıp her şeyi gösterirler. tanıdığım onca ermeni usta hakkında bir kere bile kötü bir şey duymadım.
altın muhteşem bir madendir. ruhu ve kişiliği vardır, istediğiniz kadar kimya okuyup teorik olarak düşünseniz dahi bazen tepkimeye girmesi gereken yerde tepkimeye girmez,böyle durumlarda ustanıza bakarsınız, madenin canı sıkkın rahat bırak der, gümüş yenge ile mi atışmış usta dersiniz, güler geçersiniz.
doğada saf halde bulunur ancak insanoğlunun değer yargıları ve hırsı yüzünden insan eliyle ''ayar'' dediğimiz yüzdesel oranlara bölünüp, daha çok insana daha ulaşılabilir bir şekle sokulup,sunulmuştur.
altın ayarı, ticarette 24'e bölünmüştür. 24 ayar altının en saf halidir, içinde herhangi bir katkı maddesi bulunmaz.
1'den 24'e kadar giden skalada 1 ayar içerisinde en az altın bulunan karışımı, 24 ayar ise saf altını temsil eder.
binlik yüzde ile hesaplandığı zaman ise şöyle bir tablo çıkar karşımıza:
1000/24=41,66 demektir. yani 1 ayarlık altın dendiğinde aklınıza binde 41,66 yani yüzde 4'lük bir oran gelmelidir.
kuyumcularda duyduğunuz 8 ayar,14 ayar, 18 ayar ve 22 ayar(genellikle burma bilezikler) aslında size o mamülün içindeki has altın oranı hakkında bilgi verir.
10 gramlık 22 ayar bir burma bileziğin içinde 9,16 gram has altın bulunmaktadır.geriye kalan 0,84'gramlık kısım ise katkı maddeleridir(bakır,alloy ve rodyum genellikle)
şöyle hesaplayabilirsiniz; 10 gr (toplam bileziğin gramı) x 0,916( 22 ayarlık bir bileziğin içerisindeki altın oranının katsayısı- 41,66x22: 916)
aynı hesabı diğer ayarlar için de bulabilirsiniz.
bu nerede işime yarar derseniz:
güncel gram altın fiyatının 500 tl olduğunu düşünürsek;
10 gramlık 18 ayar bir ürünün içerisindeki sadece altının fiyatını hesaplayabilirsiniz:
o da şöyle olmakta;
10x(41,66x18)=10x0,750=7,5 gram has altın demektir.
7,5grx500(güncel altın fiyatı)= 3750 tl 10 gramlık 18 ayarlık bir bileziğin içindeki altın fiyatıdır.
tabii ki size kuyumcu bunu bu fiyata veremez. çünkü altın satmıyor, size aslında sattığı şey işçiliktir.
yani bir kuyumcuya gidip bak abi bunun fiyatı bu sen neden bana başka fiyat veriyorsun dediğiniz zaman sizi dükkandan kovarsa hakkıdır.
çünkü o ürünü yaptırmak için sadece altını tezgaha koyup oluşmasını beklemiyorlar.
1 bilezik yapımı için makina ve katkı maddeleri, kiralar, çalışan masrafları, vergiler vs. hepsini hesaplaması gerekiyor.
kuyumculuk sektöründe özellikle makinelerin döviz ile satılması, altının içine konulan katkı maddelerinin döviz kuruna endeksli olması gibi çok fazla dışa bağımlı etmen vardır.
ve özellikle kalifiye eleman gereklidir çünkü elinizde bulunan altın madeni biraz kaprislidir, öyle herkes kolay kolay ondan bir şeyler çıkaramaz.
ek olarak, kuyumculuk sürekli ve düzenli para kazanabileceğiniz bir alan değildir.çok risklidir ve biraz da şansa ihtiyacınız vardır, sürekli satış durumunuz olmadığı için yüksek kar marjıyla çalışmak zorundasınızdır. yani bu hesaplamayı alıp da lütfen kuyumcu abilerimiz ablalarımıza atar yapmayınız.
türkiye'de bu işin uzmanı ermenilerdir. gerçekten madenle aralarında özel bir ilişki vardır, bunu konuşmalarından, bakış açılarından farkedebillirsiniz.
esnaflıkları harikadır. hiç bir şekilde size türlü çakallıklar yapıp sizi uyutmaya çalışmazlar. ürünleri el emeğidir, harika tasarımları vardır ve siz işe yeni başlamış bir genç olarak yanlarına gittiğiniz zaman size abilik yapıp her şeyi gösterirler. tanıdığım onca ermeni usta hakkında bir kere bile kötü bir şey duymadım.
altın muhteşem bir madendir. ruhu ve kişiliği vardır, istediğiniz kadar kimya okuyup teorik olarak düşünseniz dahi bazen tepkimeye girmesi gereken yerde tepkimeye girmez,böyle durumlarda ustanıza bakarsınız, madenin canı sıkkın rahat bırak der, gümüş yenge ile mi atışmış usta dersiniz, güler geçersiniz.
devamını gör...
iz bırakan kitap cümleleri
kaçma. kendine bakma yürekliliğini göster!
"bana bunları söylemeye ne hakkın var?" kuşkulu ve kavrayışlı bakışlarında bu soruyu okuyorum. saygısız ağzından bu sözcüklerin döküldüğünü duyuyorum, küçük adam. kendine bakmaktan korkuyorsun, eleştiriden korkuyorsun küçük adam; sana vereceklerini vaat ettikleri yetkiden korktuğun gibi korkuyorsun. bu yetkiyi nasıl kullanacağını bilemezsin. başka bir biçimde yaşayabileceğini düşünmeye cesaret edemiyorsun: koyun gibi güdülmek yerine özgür yaşamak, taktikler uygulamak yerine açık davranmak, bir hırsız gibi gecenin karanlığında sevmek yerine açık açık sevebilmek düşüncelerine yer vermiyorsun kafanda. kendini küçümsüyorsun, küçük adam. "ben kim oluyorum da kendi görüşüm olacakmış, kendi yaşamımı kendim saptayacak ve dünyanın benim olduğunu açıklayacakmışım" diyorsun. haklısın; sen kim oluyorsun da kendi yaşamın üzerinde hak sahibi olmak isteyeceksin? sana kim olduğunu söyleyeceğim.
gerçekten büyük olan insandan seni ayıran tek bir nokta var: büyük adam da bir zamanlar çok küçük bir adamdı; ama bir tek önemli yetenek geliştirdi: düşünce ve davranışlarında küçük olduğu noktaları görmeyi öğrendi. kendisi için çok değerli olan bazı şeyleri yitirmeyi göze alarak kendi küçüklüğünün ve önemsizliğinin taşıdığı tehlikeyi giderek daha iyi sezmeyi öğrendi. demek ki, büyük adam, ne zaman ve hangi alanda küçük adam olduğunu bilir. küçük adam, küçük olduğunu bilmez ve bunu bilmekten korkar.
* *
ilk yayınlanma tarihi 1948 olan bir kitabın günümüz insanı için hala geçerliliğini koruması...
"bana bunları söylemeye ne hakkın var?" kuşkulu ve kavrayışlı bakışlarında bu soruyu okuyorum. saygısız ağzından bu sözcüklerin döküldüğünü duyuyorum, küçük adam. kendine bakmaktan korkuyorsun, eleştiriden korkuyorsun küçük adam; sana vereceklerini vaat ettikleri yetkiden korktuğun gibi korkuyorsun. bu yetkiyi nasıl kullanacağını bilemezsin. başka bir biçimde yaşayabileceğini düşünmeye cesaret edemiyorsun: koyun gibi güdülmek yerine özgür yaşamak, taktikler uygulamak yerine açık davranmak, bir hırsız gibi gecenin karanlığında sevmek yerine açık açık sevebilmek düşüncelerine yer vermiyorsun kafanda. kendini küçümsüyorsun, küçük adam. "ben kim oluyorum da kendi görüşüm olacakmış, kendi yaşamımı kendim saptayacak ve dünyanın benim olduğunu açıklayacakmışım" diyorsun. haklısın; sen kim oluyorsun da kendi yaşamın üzerinde hak sahibi olmak isteyeceksin? sana kim olduğunu söyleyeceğim.
gerçekten büyük olan insandan seni ayıran tek bir nokta var: büyük adam da bir zamanlar çok küçük bir adamdı; ama bir tek önemli yetenek geliştirdi: düşünce ve davranışlarında küçük olduğu noktaları görmeyi öğrendi. kendisi için çok değerli olan bazı şeyleri yitirmeyi göze alarak kendi küçüklüğünün ve önemsizliğinin taşıdığı tehlikeyi giderek daha iyi sezmeyi öğrendi. demek ki, büyük adam, ne zaman ve hangi alanda küçük adam olduğunu bilir. küçük adam, küçük olduğunu bilmez ve bunu bilmekten korkar.
* *
ilk yayınlanma tarihi 1948 olan bir kitabın günümüz insanı için hala geçerliliğini koruması...
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
#444587 şurada bahsedilen önerinin yeniden altını çizmek gerek. zira ben sözlükte kaybolmaya başladım. çoğu zaman yolumu bulamıyorum. o başlık senin bu tanım benim gezerken, harap ve bitap düşüyorum. yan tarafta akan gürül gürül bir dünya var. aksın zaten onunla ilgili herhangi bir sorunumuz yok. geyik başlıklar boynuzlarını daha da sivriltsin, millet eğlensin buna da bir şey demiyoruz. amma velâkin gelin görün ki, o başlıklar yüzünden köstebek oldum iğne ile kuyu kazıp, arkeolojik eser bulur gibi tanım ve başlık buluyorum. istediğim tarz bir tanım/başlık bulunca heyecandan evraka evraka diye bağırıyorum. bunu yaparken harcadığım enerji sonrasında, yazıları okurken gözlerim düşmeye başlıyor. sızıp kalıyorum.
işte bu sıkıntıya bir çözüm bulmak lazım. sözlükte cidden okunası ve okumayı atladığımız yığınla yazı var. ben bu yazılara sayısal loto çekilişi sonrası, ikramiye kazanmış talihli mutluluğunda ulaşmak istemiyorum. dediğim gibi gerekli kazı çalışmaları da ziyadesiyle yorucu oluyor.
artı bazı başlıklar var ki, onlarda da ciddi bir akış var. misal sözlük yazarlarının şiirleri başlığı ya da karalama defteri vesaire. inanılmaz şiirler var mesela, hele bir yazarımızın yazdığı şiirler var ki es geçilmemesi gerek. ama o kalabalığın içerisinde atlıyoruz bunları ve cidden hakkını veremiyoruz, içinde emek ve güzellik barındıran şeylerin. hal böyle olunca şu vitrin önerisini de okuyunca öneri çok mantıklı geldi. geliştirilmeye de açık...
yönetim bu konuda bir adım atarsa çok iyi olur. sağ olsunlar her şeye kulp takma mütehassısı olan bizlerin taleplerini ellerinden geldiğince yerine getirmeye çalışıyorlar. yönetim derken yoldaşı kast etmiyorum elbette. o bir diktatör. o bir kitle imha silahı. onunla hesabımız mahşerde bile kapanmaz (!)
bu son kısım havalı oldu sanki. oldu oldu. son günlerdeki yoldaşa sallama şenliklerine ben de katılayım dedim. sözlükte itibarı arttırıyor vesselam.
alttaki mesaja el cevap: ben dün senin manas destanını okudum. direkt diploma verdiler bana. o derece. ermolettin şahit.
işte bu sıkıntıya bir çözüm bulmak lazım. sözlükte cidden okunası ve okumayı atladığımız yığınla yazı var. ben bu yazılara sayısal loto çekilişi sonrası, ikramiye kazanmış talihli mutluluğunda ulaşmak istemiyorum. dediğim gibi gerekli kazı çalışmaları da ziyadesiyle yorucu oluyor.
artı bazı başlıklar var ki, onlarda da ciddi bir akış var. misal sözlük yazarlarının şiirleri başlığı ya da karalama defteri vesaire. inanılmaz şiirler var mesela, hele bir yazarımızın yazdığı şiirler var ki es geçilmemesi gerek. ama o kalabalığın içerisinde atlıyoruz bunları ve cidden hakkını veremiyoruz, içinde emek ve güzellik barındıran şeylerin. hal böyle olunca şu vitrin önerisini de okuyunca öneri çok mantıklı geldi. geliştirilmeye de açık...
yönetim bu konuda bir adım atarsa çok iyi olur. sağ olsunlar her şeye kulp takma mütehassısı olan bizlerin taleplerini ellerinden geldiğince yerine getirmeye çalışıyorlar. yönetim derken yoldaşı kast etmiyorum elbette. o bir diktatör. o bir kitle imha silahı. onunla hesabımız mahşerde bile kapanmaz (!)
bu son kısım havalı oldu sanki. oldu oldu. son günlerdeki yoldaşa sallama şenliklerine ben de katılayım dedim. sözlükte itibarı arttırıyor vesselam.
alttaki mesaja el cevap: ben dün senin manas destanını okudum. direkt diploma verdiler bana. o derece. ermolettin şahit.
devamını gör...
ince ince yasemince
kocamustafapaşa dan,sevgili komşumuz sayın yasemin yalçın hanımefendi ye,selam olsun, saygılarımla.
kendisi ve eşi türk tiyatrosuna büyük emek harcamış sanatçlar dir .
kendisi ve eşi türk tiyatrosuna büyük emek harcamış sanatçlar dir .
devamını gör...
nüfus kontrolü
afrika gibi yoksul ve yaşamın zor olduğu ülkelerde, özellikle eğitimi verilmeye çalışılan durum. çünkü zor hayat sürmelerine rağmen, bu gibi ülkeler çocuk sahibi olurken pek kontrollü olmayıp, fazla sayıda çocuk dünyaya getirebiliyor. bunun yanında bazı komplo teorileri, hastalık yoluyla da nüfus patlamaların önüne geçildiğini savunuyor. kansere kesin tedavinin bulunmamasının sebebinin, ölümleri durdurmamak olduğu yönünde söylemler de mevcut.
devamını gör...
fotoğrafın hikayesi
hepimiz mutlaka görmüşüzdür bu fotoğrafı: 5. solvay fizik konferansı* (1927)

bu fotoğraftan yola çıkarak solvay konferansları'nın ünlü birkaç fotoğrafını anlatmaya çalışacağım.
solvay konferansı ilk defa belçikalı bir kimyager ve iş adamı olan ernest solvay'in çabalarıyla 1911 yılında belçika'nın başkenti brüksel'de bir otelde,* nobel ödüllü fizikçi hendrik a. lorentz başkanlığında yapıldı. konferansın amacı dönemin öncü bilim insanları ile fizik ve kimya alanlarında güncel yaklaşımları tartışmaktı.
1. solvay konferansı (1911)*

fotoğrafta size tanıdık gelen birileri var mı? birkaçını sıralayayım ben:
-masanın baş kısmında, gür beyaz sakalıyla ve şık papyonuyla gözlerini kameradan kaçıran kişi ernest solvay'in ta kendisi.
-solvay'in hemen sol tarafındaki* kişi konferansın başkanı nobel fizik ödülü* sahibi fizikçi hendrik lorentz.
-lorentz ile solvay'in arasında kaytan bıyıkları ile gülümseyen kişi arnold j.w. sommerfeld. sommerfeld, joseph j. thomson'ın öğrencisi.*
-lorentz'in hemen üstünde ve bize göre hafif solunda kalan, saçlarını ikiye ayırmış kaytan bıyıklı kişi nobel fizik ödülü sahibi* maurice de broglie. evet evet şu de broglie dalga boyundan hatırladığımız de broglie.
-de broglie'nin arkasında sadece başı ve sağ omzu görünen kişi ferdinand von lindemann. kendisi pi sayısı üzerine çalışmaları ile bilinir. aynı zamanda arnold sommerfeld'in de hocasıdır.
-fotoğrafın sol alt kısmında pos bıyıkları, keçi sakalı ve ciddi duruşuyla kameraya bakan kişi nobel kimya ödülü* sahibi walther h. nernst. sayısalcı yazarlar hatırlar belki, elektrokimyadaki nernst denklemini bulan kişi olur kendisi.
-nernst'in hemen yanındaki kişi ingiliz fizikçi marcel l. brillouin. kendisini daha sonra meşhur solvay fotoğrafında da göreceğiz.
-fotoğrafın sağ alt kısmında kamerayla hiç ilgilenmeyen ve yanındaki bilim kadınına bir şeyler anlatıyor gibi görünen kişi ünlü fransız matematikçi ve fizikçi henri poincaré. (bkz: poincaré hipotezi)
-ve evet tahmin ettiğiniz üzere henri poincaré'nin hemen sağındaki, elini başına dayamış sıkılgan bir ifadeyle bakan kişi büyük bilim kadını, nobel fizik* ve kimya* ödülü sahibi marie curie.
-fotoğrafın sol üst ikinci sırasındaki alnı açık, hafif kısa boylu ve pos bıyıklı kişi nobel fizik ödülü* sahibi max planck
-lorentz'in sol çaprazında, en arkada ayakta uzun boylu ve nispeten kısa bıyıklı kişi avusturyalı fizikçi friedrich hasenöhrl. burada biraz durmak istiyorum.
hasenöhrl'ü belki hiçbirimiz tanımayız fakat e=mc^2 formülünü hepimiz duymuşuzdur. einstein'a ait diye biliriz değil mi? evet kesinlikle öyledir. prof. hasenhöhrl bu formülü einstein'dan tam bir sene önce bulmuş kişidir. fakat küçük bir farkla, hasenhöhrl'ün formülünün başında 4/3 katsayısı vardır, dolayısıyla bulduğu formül e=4/3 mc^2 şeklindedir. hasenöhrl'ün bu buluşu maalesef dikkatleri einstein kadar çekmemiştir. prof. hasenöhrl aynı zamanda ludwig boltzmann ve heike k. onnes'in öğrencisi, h.a. lorentz'in arkadaşı, schrödinger ve karl herzfeld'in hocasıydı. schrödinger daha sonra nobel fizik ödülü alacak, herzfeld ise amerika'da joseph weber isimli fizikçinin hocalığını yapacaktı. weber de 1962-63'te nobel fizik ödülüne aday gösterilecek fakat ödülü weber'le aynı konuyu çalışan nikolay basov ve aleksandr prokhorov alacaktı.
-poincaré'nin başını üstünde gür bıyıkları ile kameraya gülümseyerek poz veren kişi nobel kimya ödülü* sahibi ernest rutherford.
-rutherford'un hemen solundaki yanlış kameraya gülümseyen pala bıyıklı kişi nobel fizik ödülü* sahibi hollandalı fizikçi heike k. onnes. onnes'in hocalarından biri gustav r. kirchhoff (kendisini kirchoff yasalarından tanır bazılarımız). onnes'in öğrencilerinden biri olan pieter zeeman, 1902'de hendrik lorentz ile birlikte nobel fizik ödülü almıştır. onnes, helyumu sıvılaştırmayı başaran ilk kişidir.
-ve son olarak fotoğrafa bakınca herkesin şıp diye tanıdığı, fotoğrafın sağ üst ikinci sırasındaki, bıyığı ve saçı henüz beyazlamamış, genç ve düşünceli kişi nobel fizik ödülü sahibi* albert einstein.
-fotoğrafın geri kalanındaki kişiler önemsiz sanmayın sakın, neredeyse hepsi nobel ödülü sahibi,* dönemin önde gelen bilim insanları.
1911'deki bu konferansın ardından 1912'de solvay enstitüsü kuruldu ve enstitü aracılığıyla her üç yılda bir konferanslar düzenlenmeye başlandı.
2. solvay konferansı(1913)*

3. solvay konferansı(1921)**

4. solvay konferansı(1924)*

ve nihayet o ünlü fotoğrafın çekildiği 5. solvay fizik konferansı**

ekleme: fotoğrafın renklendirilmiş hali:

bu konferansa ait kısa bir video kaydı da var üstelik!!
ingilizce hali buradan
türkçe altyazılı buradan
fotoğrafta kimler var sol üstten sırasıyla bakalım:
-en sol üstteki kişi august piccard. helyum balonları üzerine çalışmaları ile bilinen isviçreli fizikçi, aynı zamanda batiskaf isimli insansız denizaltı gözlem aracının mucidi. bu araç sayesinde yeryüzünün en derin noktası olan mariana çukuru gözlemlenebildi.
-piccard'ın hemen solundaki kişi fransız kimyacı émile henriot. kendisi madame curie'nin danışmanlığında araştırmalar yapıyordu.
-henriot'un solundaki kişi avusturyalı fizikçi paul ehrenfest. kendisi ludwig boltzmmann danışmanlığında çalışmalarını yürütüyordu. boltzmann'ı tanıyanlarınız vardır belki (entropi formülü ve boltzmann sabiti desem? peki ya boltzmann denklemi? ). boltzmann aynı zamanda walter h. nernst'in* de çalışma arkadaşıydı.
-onun da solundaki kişi belçikalı kimyacı édouard herzen.
-herzen'in yanındaki kişi belçikalı fizikçi théophile ernest de donder. kendisi brüksel'de henri poincaré'nin* danışmanlığında çalışıyordu.
-onun da solundaki kişi karizmasıyla dikkat çeken nobel ödüllü* fizikçi erwin schrödinger. kendisi hakkında pek yorum yapmaya gerek yok sanırım aşağı yukarı herkes tanıyor. ayrıca kendisinin hocası friedrich hasenöhrl olur.*
-schördinger'in hemen sol kolundaki kişi belçikalı fizikçi jules-émile verschaffelt. kendisi heike k. onnes'in* laboratuvarında çalışıyordu.
-sıradan devam ediyoruz ve karşımıza wofgang pauli çıkıyor (pauli dışarılama ilkesini bilir bazılarımız). kendisi henüz 21 yaşındayken fizik doktorasını tamamlamıştı. dışarılama ilkesini keşfetmesi ile bizzat albert einstein tarafından nobel'e aday gösterilmiştir ve aynı yıl* nobel fizik ödülünü almıştır. kendisinin hocası arnold sommerfeld'dir.*
-sıradan devam ediyoruz ve karşımıza nobel fizik ödülü* sahibi werner heisenberg çıkıyor, bazılarımız kendisini belirsizlik ilkesinden tanır. kendisi aynı zamanda sommerfeld'in de öğrencisidir.
-pauli'nin hemen sol kolundaki kişi ingiliz fizikçi ralph h. fowler. kendisi 20. yüzyılın en önemli fizikçilerinden paul dirac'ın hocasıdır.
-fotoğrafın en sağ üstünde kalan kişi ilk solvay konferansı'nda da gördüğümüz marcel brillouin.
-orta sıranın en solunda oturan kişi nobel kimya ödülü* sahibi hollanda-amerika'lı fizikokimyacı peter debye.
-orta sıradan devam ediyoruz, danimarkalı fizikçi martin knudsen.
-knudsen'nin sol kolundaki kişi nobel fizik ödüllü* lawrence bragg.
-sıradaki kişi hollandalı fizikçi hans a. kramers. kendisi niels bohr ve paul ehrenfest'in de öğrencisi.
-kramers'in sol kolundaki kişi ünlü ingiliz fizikçi paul dirac. kendisi 20. yüzyılın en önemli fizikçilerinden olup 1933'te schrödinger ile birlikte nobel fizik ödülünü almıştır.
-dirac'ın hemen yanındaki kişi ünlü amerikalı fizikçi arthur h. compton. compton etkisi (ya da saçılması) keşfi ile nobel fizik ödülünü* almıştır.
-compton'nun yanında ilk solvey konferansı'nda da gördüğümüz l. de broglie var.
-de broglie'nin yanında nobel fizik ödüllü* alman fizikçi max born yer alıyor. ilk solvey konferansı'nda da bahsetmiştim, kendisi j.j.thompson'un öğrencilerinden ve j.r.oppenheimer'ın da hocalarından biri.
-ve sıradaki kişi nobel fizik ödüllü* ünlü danimarkalı fizikçi niels bohr.
-en sol altta oturan kişi nobel kimya ödüllü amerikalı kimyacı ırving langmuir. kendisi aynı zamanda ilk solvey konferansı'ndan tanıdığımız w. nernst'in de öğrencisidir.
-sıradaki kişi max planck. ilk solvey konferansı'nda da bahsetmiştik.
-planck'in hemen sol kolundaki hanımefendi marie curie. kendisi için ayrı başlık atmak lazım, zira hakkında yazılacak tonlarca kelime var.
-fotoğrafın merkezinde ve belki de toplantının en büyük iki ismi olan madame curie ile albert einstein'ın arasında duran kişi solvey konferansı'na son kez başkanlık edecek olan hendrik lorentz.
-lorentz'in öbür yakasındaki ismi hep bir ağızdan bağırabiliriz albert einstein!!
-einstein'in sol kolundaki kişi fransız fizikçi paul langevin. kendisi madame curi'nin eşi olan fransız fizikçi pierre curie'nin öğrencisi olur aynı zamanda. l.brillouin ve de broglie'nin de hocasıdır.
-langevin'in yanındaki kişi isviçreli fizikçi charles-eugène guye.
-sıradaki kişi bulut odası keşfi ile nobel fizik ödülünü* alan iskoç fizikçi ve meteorolog c.t.r. wilson.
-fotoğrafın en sağ altındaki kişi ise nobel fizik ödüllü* ingiliz fizikçi o. willans richardson. kendisi aynı zamanda j.j.thompson'un da öğrencilerinden biri.
solvay konferansları daha sonra bir yıl arayla olmak kaydıyla düzenlenmeye devam etti.*
gerçekleştirilen son fizik konferansı 2017 yılında ''the physics of living matter: space, time and information in biology''* başlığıyla toplandı.

gerçekleştirilen son kimya konferansı 2019'da ''computational modeling: from chemistry to materials to biology'' başlığı ile toplandı.

son konferans ekim 2020'de 28. solvay fizik konferansı olacaktı fakat küresel pandemi nedeniyle ekim 2021'e ertelenmiş durumda.
ayrıntılı bilgi için buradan
bütün bu cümleler bütününde anlatmaya çalıştığım tek bir şey vardı: bilimin bir kültürü olduğu. isimlerini saydığım bütün bu bilim insanlarına tekrar bakın, hepsi birbirinin hocası/öğrencisi, ki bunu özellikle belirmeye çalıştım satır aralarında.* bilim böyle bir şeydir, bilimde usta ve çırak vardır. ustanın başlattığını çırak ilerletir. şimdi tekrar bakın bu bilim insanlarına, onların öğrencilik yaptığı okullara, onların hocalık yaptığı okullara. bu okullara dışarıdan hoca atayamazsınız, bu okullara dışarıdan öğrenci getiremezsiniz, bu okullara dışarıdan müfredat uygulatamazsınız.
bilim bir kültür üzere ilerler, o kültürün oluşmasına müsaade etmezseniz gazi yaşargil gibi bir adamı zürih üniversitesi'ne, aziz sancar gibi bir adamı kuzey karolina ünivesitesi'ne kaptırırsınız. ardından da el çırparsınız 'o bir türk' diye.
ekleme: zaman içinde bu tanıma eklemeler çıkarmalar yapmayı planlıyorum

bu fotoğraftan yola çıkarak solvay konferansları'nın ünlü birkaç fotoğrafını anlatmaya çalışacağım.
solvay konferansı ilk defa belçikalı bir kimyager ve iş adamı olan ernest solvay'in çabalarıyla 1911 yılında belçika'nın başkenti brüksel'de bir otelde,* nobel ödüllü fizikçi hendrik a. lorentz başkanlığında yapıldı. konferansın amacı dönemin öncü bilim insanları ile fizik ve kimya alanlarında güncel yaklaşımları tartışmaktı.
1. solvay konferansı (1911)*

fotoğrafta size tanıdık gelen birileri var mı? birkaçını sıralayayım ben:
-masanın baş kısmında, gür beyaz sakalıyla ve şık papyonuyla gözlerini kameradan kaçıran kişi ernest solvay'in ta kendisi.
-solvay'in hemen sol tarafındaki* kişi konferansın başkanı nobel fizik ödülü* sahibi fizikçi hendrik lorentz.
-lorentz ile solvay'in arasında kaytan bıyıkları ile gülümseyen kişi arnold j.w. sommerfeld. sommerfeld, joseph j. thomson'ın öğrencisi.*
-lorentz'in hemen üstünde ve bize göre hafif solunda kalan, saçlarını ikiye ayırmış kaytan bıyıklı kişi nobel fizik ödülü sahibi* maurice de broglie. evet evet şu de broglie dalga boyundan hatırladığımız de broglie.
-de broglie'nin arkasında sadece başı ve sağ omzu görünen kişi ferdinand von lindemann. kendisi pi sayısı üzerine çalışmaları ile bilinir. aynı zamanda arnold sommerfeld'in de hocasıdır.
-fotoğrafın sol alt kısmında pos bıyıkları, keçi sakalı ve ciddi duruşuyla kameraya bakan kişi nobel kimya ödülü* sahibi walther h. nernst. sayısalcı yazarlar hatırlar belki, elektrokimyadaki nernst denklemini bulan kişi olur kendisi.
-nernst'in hemen yanındaki kişi ingiliz fizikçi marcel l. brillouin. kendisini daha sonra meşhur solvay fotoğrafında da göreceğiz.
-fotoğrafın sağ alt kısmında kamerayla hiç ilgilenmeyen ve yanındaki bilim kadınına bir şeyler anlatıyor gibi görünen kişi ünlü fransız matematikçi ve fizikçi henri poincaré. (bkz: poincaré hipotezi)
-ve evet tahmin ettiğiniz üzere henri poincaré'nin hemen sağındaki, elini başına dayamış sıkılgan bir ifadeyle bakan kişi büyük bilim kadını, nobel fizik* ve kimya* ödülü sahibi marie curie.
-fotoğrafın sol üst ikinci sırasındaki alnı açık, hafif kısa boylu ve pos bıyıklı kişi nobel fizik ödülü* sahibi max planck
-lorentz'in sol çaprazında, en arkada ayakta uzun boylu ve nispeten kısa bıyıklı kişi avusturyalı fizikçi friedrich hasenöhrl. burada biraz durmak istiyorum.
hasenöhrl'ü belki hiçbirimiz tanımayız fakat e=mc^2 formülünü hepimiz duymuşuzdur. einstein'a ait diye biliriz değil mi? evet kesinlikle öyledir. prof. hasenhöhrl bu formülü einstein'dan tam bir sene önce bulmuş kişidir. fakat küçük bir farkla, hasenhöhrl'ün formülünün başında 4/3 katsayısı vardır, dolayısıyla bulduğu formül e=4/3 mc^2 şeklindedir. hasenöhrl'ün bu buluşu maalesef dikkatleri einstein kadar çekmemiştir. prof. hasenöhrl aynı zamanda ludwig boltzmann ve heike k. onnes'in öğrencisi, h.a. lorentz'in arkadaşı, schrödinger ve karl herzfeld'in hocasıydı. schrödinger daha sonra nobel fizik ödülü alacak, herzfeld ise amerika'da joseph weber isimli fizikçinin hocalığını yapacaktı. weber de 1962-63'te nobel fizik ödülüne aday gösterilecek fakat ödülü weber'le aynı konuyu çalışan nikolay basov ve aleksandr prokhorov alacaktı.
-poincaré'nin başını üstünde gür bıyıkları ile kameraya gülümseyerek poz veren kişi nobel kimya ödülü* sahibi ernest rutherford.
-rutherford'un hemen solundaki yanlış kameraya gülümseyen pala bıyıklı kişi nobel fizik ödülü* sahibi hollandalı fizikçi heike k. onnes. onnes'in hocalarından biri gustav r. kirchhoff (kendisini kirchoff yasalarından tanır bazılarımız). onnes'in öğrencilerinden biri olan pieter zeeman, 1902'de hendrik lorentz ile birlikte nobel fizik ödülü almıştır. onnes, helyumu sıvılaştırmayı başaran ilk kişidir.
-ve son olarak fotoğrafa bakınca herkesin şıp diye tanıdığı, fotoğrafın sağ üst ikinci sırasındaki, bıyığı ve saçı henüz beyazlamamış, genç ve düşünceli kişi nobel fizik ödülü sahibi* albert einstein.
-fotoğrafın geri kalanındaki kişiler önemsiz sanmayın sakın, neredeyse hepsi nobel ödülü sahibi,* dönemin önde gelen bilim insanları.
1911'deki bu konferansın ardından 1912'de solvay enstitüsü kuruldu ve enstitü aracılığıyla her üç yılda bir konferanslar düzenlenmeye başlandı.
2. solvay konferansı(1913)*

3. solvay konferansı(1921)**

4. solvay konferansı(1924)*

ve nihayet o ünlü fotoğrafın çekildiği 5. solvay fizik konferansı**

ekleme: fotoğrafın renklendirilmiş hali:

bu konferansa ait kısa bir video kaydı da var üstelik!!
ingilizce hali buradan
türkçe altyazılı buradan
fotoğrafta kimler var sol üstten sırasıyla bakalım:
-en sol üstteki kişi august piccard. helyum balonları üzerine çalışmaları ile bilinen isviçreli fizikçi, aynı zamanda batiskaf isimli insansız denizaltı gözlem aracının mucidi. bu araç sayesinde yeryüzünün en derin noktası olan mariana çukuru gözlemlenebildi.
-piccard'ın hemen solundaki kişi fransız kimyacı émile henriot. kendisi madame curie'nin danışmanlığında araştırmalar yapıyordu.
-henriot'un solundaki kişi avusturyalı fizikçi paul ehrenfest. kendisi ludwig boltzmmann danışmanlığında çalışmalarını yürütüyordu. boltzmann'ı tanıyanlarınız vardır belki (entropi formülü ve boltzmann sabiti desem? peki ya boltzmann denklemi? ). boltzmann aynı zamanda walter h. nernst'in* de çalışma arkadaşıydı.
-onun da solundaki kişi belçikalı kimyacı édouard herzen.
-herzen'in yanındaki kişi belçikalı fizikçi théophile ernest de donder. kendisi brüksel'de henri poincaré'nin* danışmanlığında çalışıyordu.
-onun da solundaki kişi karizmasıyla dikkat çeken nobel ödüllü* fizikçi erwin schrödinger. kendisi hakkında pek yorum yapmaya gerek yok sanırım aşağı yukarı herkes tanıyor. ayrıca kendisinin hocası friedrich hasenöhrl olur.*
-schördinger'in hemen sol kolundaki kişi belçikalı fizikçi jules-émile verschaffelt. kendisi heike k. onnes'in* laboratuvarında çalışıyordu.
-sıradan devam ediyoruz ve karşımıza wofgang pauli çıkıyor (pauli dışarılama ilkesini bilir bazılarımız). kendisi henüz 21 yaşındayken fizik doktorasını tamamlamıştı. dışarılama ilkesini keşfetmesi ile bizzat albert einstein tarafından nobel'e aday gösterilmiştir ve aynı yıl* nobel fizik ödülünü almıştır. kendisinin hocası arnold sommerfeld'dir.*
-sıradan devam ediyoruz ve karşımıza nobel fizik ödülü* sahibi werner heisenberg çıkıyor, bazılarımız kendisini belirsizlik ilkesinden tanır. kendisi aynı zamanda sommerfeld'in de öğrencisidir.
-pauli'nin hemen sol kolundaki kişi ingiliz fizikçi ralph h. fowler. kendisi 20. yüzyılın en önemli fizikçilerinden paul dirac'ın hocasıdır.
-fotoğrafın en sağ üstünde kalan kişi ilk solvay konferansı'nda da gördüğümüz marcel brillouin.
-orta sıranın en solunda oturan kişi nobel kimya ödülü* sahibi hollanda-amerika'lı fizikokimyacı peter debye.
-orta sıradan devam ediyoruz, danimarkalı fizikçi martin knudsen.
-knudsen'nin sol kolundaki kişi nobel fizik ödüllü* lawrence bragg.
-sıradaki kişi hollandalı fizikçi hans a. kramers. kendisi niels bohr ve paul ehrenfest'in de öğrencisi.
-kramers'in sol kolundaki kişi ünlü ingiliz fizikçi paul dirac. kendisi 20. yüzyılın en önemli fizikçilerinden olup 1933'te schrödinger ile birlikte nobel fizik ödülünü almıştır.
-dirac'ın hemen yanındaki kişi ünlü amerikalı fizikçi arthur h. compton. compton etkisi (ya da saçılması) keşfi ile nobel fizik ödülünü* almıştır.
-compton'nun yanında ilk solvey konferansı'nda da gördüğümüz l. de broglie var.
-de broglie'nin yanında nobel fizik ödüllü* alman fizikçi max born yer alıyor. ilk solvey konferansı'nda da bahsetmiştim, kendisi j.j.thompson'un öğrencilerinden ve j.r.oppenheimer'ın da hocalarından biri.
-ve sıradaki kişi nobel fizik ödüllü* ünlü danimarkalı fizikçi niels bohr.
-en sol altta oturan kişi nobel kimya ödüllü amerikalı kimyacı ırving langmuir. kendisi aynı zamanda ilk solvey konferansı'ndan tanıdığımız w. nernst'in de öğrencisidir.
-sıradaki kişi max planck. ilk solvey konferansı'nda da bahsetmiştik.
-planck'in hemen sol kolundaki hanımefendi marie curie. kendisi için ayrı başlık atmak lazım, zira hakkında yazılacak tonlarca kelime var.
-fotoğrafın merkezinde ve belki de toplantının en büyük iki ismi olan madame curie ile albert einstein'ın arasında duran kişi solvey konferansı'na son kez başkanlık edecek olan hendrik lorentz.
-lorentz'in öbür yakasındaki ismi hep bir ağızdan bağırabiliriz albert einstein!!
-einstein'in sol kolundaki kişi fransız fizikçi paul langevin. kendisi madame curi'nin eşi olan fransız fizikçi pierre curie'nin öğrencisi olur aynı zamanda. l.brillouin ve de broglie'nin de hocasıdır.
-langevin'in yanındaki kişi isviçreli fizikçi charles-eugène guye.
-sıradaki kişi bulut odası keşfi ile nobel fizik ödülünü* alan iskoç fizikçi ve meteorolog c.t.r. wilson.
-fotoğrafın en sağ altındaki kişi ise nobel fizik ödüllü* ingiliz fizikçi o. willans richardson. kendisi aynı zamanda j.j.thompson'un da öğrencilerinden biri.
solvay konferansları daha sonra bir yıl arayla olmak kaydıyla düzenlenmeye devam etti.*
gerçekleştirilen son fizik konferansı 2017 yılında ''the physics of living matter: space, time and information in biology''* başlığıyla toplandı.

gerçekleştirilen son kimya konferansı 2019'da ''computational modeling: from chemistry to materials to biology'' başlığı ile toplandı.

son konferans ekim 2020'de 28. solvay fizik konferansı olacaktı fakat küresel pandemi nedeniyle ekim 2021'e ertelenmiş durumda.
ayrıntılı bilgi için buradan
bütün bu cümleler bütününde anlatmaya çalıştığım tek bir şey vardı: bilimin bir kültürü olduğu. isimlerini saydığım bütün bu bilim insanlarına tekrar bakın, hepsi birbirinin hocası/öğrencisi, ki bunu özellikle belirmeye çalıştım satır aralarında.* bilim böyle bir şeydir, bilimde usta ve çırak vardır. ustanın başlattığını çırak ilerletir. şimdi tekrar bakın bu bilim insanlarına, onların öğrencilik yaptığı okullara, onların hocalık yaptığı okullara. bu okullara dışarıdan hoca atayamazsınız, bu okullara dışarıdan öğrenci getiremezsiniz, bu okullara dışarıdan müfredat uygulatamazsınız.
bilim bir kültür üzere ilerler, o kültürün oluşmasına müsaade etmezseniz gazi yaşargil gibi bir adamı zürih üniversitesi'ne, aziz sancar gibi bir adamı kuzey karolina ünivesitesi'ne kaptırırsınız. ardından da el çırparsınız 'o bir türk' diye.
ekleme: zaman içinde bu tanıma eklemeler çıkarmalar yapmayı planlıyorum
devamını gör...
bir nahiflik örneği
naif ile nahif arasındaki farkı bilip bu kelimeyi doğru kullanmak yeterince nahif bir hareket yahuu.
devamını gör...
eksik bir şey mi var hayatında
zaman zaman kişinin kendine sorduğu sorulardan biridir.
aslında bilir herkes neyin eksik olduğunu ama itiraf etmesi zordur, soruyu soran da cevaplayan da kendisi olsa da.
edit: şarkı olanın başlığı şuradadır, eksik bir şey
aslında bilir herkes neyin eksik olduğunu ama itiraf etmesi zordur, soruyu soran da cevaplayan da kendisi olsa da.
edit: şarkı olanın başlığı şuradadır, eksik bir şey
devamını gör...
harry potter vs lord of the rings
tolkien iki dünya savaşını görmüş, oxford’da edebiyat profesörlüğü yapan bir deha. yüzüklerin efendisi için ayrı bir dünya, ayrı diller ve haritalar tasarlıyor. hatta diğer kitaplarını da alırsanız ayrı bir evreni var.
rowling ise ayrı bir dünyaya ihtiyaç duymadan, büyü, cadı, süpürge gibi yüzlerce yıldır bilinen kavramlara bazen yenisini de ekleyerek akıcı bir seri çıkarıyor.
yani yüzüklerin efendisi edebi şaheserdir, harry potter serisi ise keyifli okumalıktır. ilki mükellef ana yemek iken, ikincisi çok sevsek de atıştırmalıktır.
rowling ise ayrı bir dünyaya ihtiyaç duymadan, büyü, cadı, süpürge gibi yüzlerce yıldır bilinen kavramlara bazen yenisini de ekleyerek akıcı bir seri çıkarıyor.
yani yüzüklerin efendisi edebi şaheserdir, harry potter serisi ise keyifli okumalıktır. ilki mükellef ana yemek iken, ikincisi çok sevsek de atıştırmalıktır.
devamını gör...
italyanca
çok ahenkli bir dildir. hint avrupa dil ailesine mensuptur. şiirleri muazzam ahenklidir. cahit sıtkı çevirili bir şiir bırakayım.
italyanca:
thanatos athanatos (ıtalian)
e dovremo dunque negarti, dio
dei tumori, dio del fiore vivo,
e cominciare con un no all'oscura
pietra «io sono», e consentire alla morte
e su ogni tomba scrivere la sola
nostra certezza:
«thànatos athànatos»?
senza un nome che ricordi i sogni
le lacrime i furori di quest'uomo
sconfitto da domande ancora aperte?
ıl nostro dialogo muta; diventa
ora possibile l'assurdo. là
oltre il fumo di nebbia, dentro gli alberi
vigila la potenza delle foglie,
vero è il fiume che preme sulle rive.
la vita non è sogno. vero l'uomo
e il suo pianto geloso del silenzio.
dio del silenzio, apri la solitudine.
türkçesi
ölümlü ölümsüzlük
ve şimdi seni yadsımak zorunda mı kalacağız
urların tanrısı, canlı çiçeklerin tanrısı
bir hayırla mı yanıtlayacağız o karanlık
kayayı ki benim özbenliğimdir, ölüme razı mı olacağız?
ve her mezartaşına kazıyacak mıyız
tek kesin gerçeğimizi: thanatos athanatos!
apaçık sorulara yenilmiş şu adamın
düşlerini, gözyaşlarını, öfkelerini
yorumlayacak bir addan yoksun.
diyaloglarımız da değişmiş şimdi bak
saçmalıklar da mümkün olmada.
orada sislerin dumanların ötesinde, ağaçların içinde
yaprakların gücü uyanmada
doğrudur ırmağın kıyılarına basınç yaptığı.
hayat düş değil. doğrudur insan
ve onun kıskanç yakınışı sessizlikten.
susku tanrısı, açık yalnızlık.
italyanca:
thanatos athanatos (ıtalian)
e dovremo dunque negarti, dio
dei tumori, dio del fiore vivo,
e cominciare con un no all'oscura
pietra «io sono», e consentire alla morte
e su ogni tomba scrivere la sola
nostra certezza:
«thànatos athànatos»?
senza un nome che ricordi i sogni
le lacrime i furori di quest'uomo
sconfitto da domande ancora aperte?
ıl nostro dialogo muta; diventa
ora possibile l'assurdo. là
oltre il fumo di nebbia, dentro gli alberi
vigila la potenza delle foglie,
vero è il fiume che preme sulle rive.
la vita non è sogno. vero l'uomo
e il suo pianto geloso del silenzio.
dio del silenzio, apri la solitudine.
türkçesi
ölümlü ölümsüzlük
ve şimdi seni yadsımak zorunda mı kalacağız
urların tanrısı, canlı çiçeklerin tanrısı
bir hayırla mı yanıtlayacağız o karanlık
kayayı ki benim özbenliğimdir, ölüme razı mı olacağız?
ve her mezartaşına kazıyacak mıyız
tek kesin gerçeğimizi: thanatos athanatos!
apaçık sorulara yenilmiş şu adamın
düşlerini, gözyaşlarını, öfkelerini
yorumlayacak bir addan yoksun.
diyaloglarımız da değişmiş şimdi bak
saçmalıklar da mümkün olmada.
orada sislerin dumanların ötesinde, ağaçların içinde
yaprakların gücü uyanmada
doğrudur ırmağın kıyılarına basınç yaptığı.
hayat düş değil. doğrudur insan
ve onun kıskanç yakınışı sessizlikten.
susku tanrısı, açık yalnızlık.
devamını gör...
viceroy
insanların oldukça farklı isimlerle istediği sigara markasıdır.
devamını gör...
spiral
--- alıntı ---
spiral veya rahim içi araç spermlerin yumurtanın yanına ulaşıp döllenme olmasını, döllenme olsa bile rahim iç duvar yapısını bozarak döllenmiş yumurtanın yerleşmesini engeller. günümüzde spiral, halen tüm dünyada en sık başvurulan doğum kontrol yöntemlerinden birisidir. bu kadar yaygın ve sık kullanımının nedeni kolay uygulanabilir olması, ekonomik olması, takıldığı an etkinliğinin hemen başlaması ve çıkartıldığı an doğurganlığın hemen geri kazanılmasıdır.
spiral polietilen yapıda üretilen, etrafında bakır telle sarılı ve rahim iç duvar yapısına uyacak şekilde t şeklinde bir alettir. direk grafilerde spiralin görülebilme özelliğini sağlayan baryum sülfat spiralin dış kısmında bulunur. spiralin alt ucunda, spirali kolaylıkla çıkarmak amacıyla yerleştirilmiş ipler vardır. bu ipler aynı zamanda rutin kontroller sırasında spiralin kaymadığını ve olması gereken pozisyonda durduğunu da bize gösterir.
bakır içeren spirallerin yanı sıra hormon içeriğine sahip spiraller de vardır. bu spiraller içerdikleri progesteron hormonu aracılığıyla etkisini gösterir ve korunma sağlar.
spiral rahim içine yerleştirilmesi ile birlikte vücut tarafından yabancı madde olarak algılanır ve enflamasyon tarzı bir reaksiyon oluşturarak tepki verir. işte bu enflamasyon nedeniyle oluşturulan lokal reaksiyon spermlerin rahim duvarına tutunmasına engel olur ve gebelik gelişemez.
spiralin koruyuculu etkisi takıldığı anda başlar ve çıkarıldığı anda son bulur. ülkemizde kullandığımız spirallerin ortalama 5- 10 yıl koruyuculuk süreleri vardır. spiralle korunan kadınların, spiralin koruyuculuk etkisinden daha uzun süre faydalanabilmeleri için, her yıl rutin kontrollerini yaptırmaları ve varsa spiralle ilgili problemlerini doktorlarıyla paylaşmaları gerekmektedir.
spiralin koruyuculuk etkisi içerdiği bakır ve progesteron miktarı ile orantılıdır. her markanın farklı miktarda içerikleri olacağı için spiralin markasına göre farklı etkinlik süresi olacaktır. ancak tüm ürünlerin en az 5 yıllık koruyucu etkisi vardır.
--- alıntı --- buradan
spiral veya rahim içi araç spermlerin yumurtanın yanına ulaşıp döllenme olmasını, döllenme olsa bile rahim iç duvar yapısını bozarak döllenmiş yumurtanın yerleşmesini engeller. günümüzde spiral, halen tüm dünyada en sık başvurulan doğum kontrol yöntemlerinden birisidir. bu kadar yaygın ve sık kullanımının nedeni kolay uygulanabilir olması, ekonomik olması, takıldığı an etkinliğinin hemen başlaması ve çıkartıldığı an doğurganlığın hemen geri kazanılmasıdır.
spiral polietilen yapıda üretilen, etrafında bakır telle sarılı ve rahim iç duvar yapısına uyacak şekilde t şeklinde bir alettir. direk grafilerde spiralin görülebilme özelliğini sağlayan baryum sülfat spiralin dış kısmında bulunur. spiralin alt ucunda, spirali kolaylıkla çıkarmak amacıyla yerleştirilmiş ipler vardır. bu ipler aynı zamanda rutin kontroller sırasında spiralin kaymadığını ve olması gereken pozisyonda durduğunu da bize gösterir.
bakır içeren spirallerin yanı sıra hormon içeriğine sahip spiraller de vardır. bu spiraller içerdikleri progesteron hormonu aracılığıyla etkisini gösterir ve korunma sağlar.
spiral rahim içine yerleştirilmesi ile birlikte vücut tarafından yabancı madde olarak algılanır ve enflamasyon tarzı bir reaksiyon oluşturarak tepki verir. işte bu enflamasyon nedeniyle oluşturulan lokal reaksiyon spermlerin rahim duvarına tutunmasına engel olur ve gebelik gelişemez.
spiralin koruyuculu etkisi takıldığı anda başlar ve çıkarıldığı anda son bulur. ülkemizde kullandığımız spirallerin ortalama 5- 10 yıl koruyuculuk süreleri vardır. spiralle korunan kadınların, spiralin koruyuculuk etkisinden daha uzun süre faydalanabilmeleri için, her yıl rutin kontrollerini yaptırmaları ve varsa spiralle ilgili problemlerini doktorlarıyla paylaşmaları gerekmektedir.
spiralin koruyuculuk etkisi içerdiği bakır ve progesteron miktarı ile orantılıdır. her markanın farklı miktarda içerikleri olacağı için spiralin markasına göre farklı etkinlik süresi olacaktır. ancak tüm ürünlerin en az 5 yıllık koruyucu etkisi vardır.
--- alıntı --- buradan
devamını gör...
güne bir söz bırak
bugün yaşamın anlamı dediğin şey, yarın bir taş parçasından daha anlamsız olabiliyor. bu kadar ince bekleyişler gerekir mi acaba?
(bkz: leyla erbil)
(bkz: leyla erbil)
devamını gör...
kitap okumayı meziyet sanan insan
çiğ ve ergendir. bu tiplerin okuduğu kişiler ilber ortaylı, sabahattin ali, yuval noah harari, oğuz atay, stephen hawking'ten öteye gitmez. bu saydığım isimler alanında çok değerli isimler olmakla birlikte belli dönemlerde popülerleşip bu gerzek takımının tüketim kültürüne maruz kalmıştır. bu arkadaşların konulardaki bilgisi genel görüşlerden öteye gitmez ve inatla kitap okuma edebiyatı kasıp dururlar.
kitap okumak müthiş bir serüvendir ancak bundan üstünlük hissi hissetmek okumak dışında kabiliyeti olmayanların yapacağı bir iştir. lanet olsun atom fiziğine de mühendisliğine de diyenler ise okumaktan gözlerini bozmuş ama böyle saçma romantizmler kasmayan gerçekten aydın ya da entelektüellerdir.
bugün de bilgiye alanınıza göre kitap dışında da - video vb- erişebilirsiniz ki artık günlük okuma alışkanlığımız ekran üzerinden ilerliyor.
abi kitap ya.. abi çay ya.. abi rakı ya.. felsefe moruk... bilim moruk bilim...
not: sosyal bilim mezunuyum.
kitap okumak müthiş bir serüvendir ancak bundan üstünlük hissi hissetmek okumak dışında kabiliyeti olmayanların yapacağı bir iştir. lanet olsun atom fiziğine de mühendisliğine de diyenler ise okumaktan gözlerini bozmuş ama böyle saçma romantizmler kasmayan gerçekten aydın ya da entelektüellerdir.
bugün de bilgiye alanınıza göre kitap dışında da - video vb- erişebilirsiniz ki artık günlük okuma alışkanlığımız ekran üzerinden ilerliyor.
abi kitap ya.. abi çay ya.. abi rakı ya.. felsefe moruk... bilim moruk bilim...
not: sosyal bilim mezunuyum.
devamını gör...
hiç bilinen türk ressam olmaması
badanacı hamdi
devamını gör...
ağlamaktan utanma sebepleri
şemsiye elimizde olduğu halde, onu açmadığımız için.
bunu gördükleri için.
gülmekten hiç utanmayız ama.
bunu gördükleri için.
gülmekten hiç utanmayız ama.
devamını gör...

