namaz kılmak için mekke'de bulunan kabe'ye doğru dönülmesi gereken yön.
belkide dünyada bir tek surinam ülkesi iki ayrı yöne kıblesi olan camilerin olduğu bir ülkedir, çünkü insanlar bu ülkeye gelirken hangi yönden gelmişse ona göre kıble tayin etmişler. endonezya kökenli müslümanların camilerinin kıblesi batıya doğru, hint kökenli müslümanların camilerinin kıblesi doğuya doğrudur.
devamını gör...

aristokrat ailenin müzisyen çocuğu.

1809 almanya hamburg doğumludur. musevi bir aileden gelir ancak babası onu vaftiz ettirir ve bir protestan olarak yetiştirir. bartholdy soyadı sonradan alınır ve aile bir protestan olarak görülür. o dönem musevilikten, protestanlığa geçen çok kişi görürüz. alman şair heinrich heine bunlardan birisidir. yazdık bunları.

çok zenginler çok. öyle ki, ailesi çocuklarını okula göndermez, okulu eve getirir. o döneme kadar genelde müzisyenleri maddi sıkıntılar içerisinde görürüz. mozart, haydn, beethoven gibi ünlü isimler avam ailelerden gelirlerdi ve ancak kendilerini ıspatladıktan sonra para kazanmaya başlamışlardır. felix, romantik dönemin en önemli bestecilerinden biridir. edebiyatta romantik dönem, klasik müzikten önce başlamıştır. en önemli isim ise goethe’dir. hanh işte bizim felix daha çocukken tanışır goethe ile ve müzik hayatını, bestelerini etkileyen en önemli olayda budur.

aristokrat aile dedik ya. çok zenginler çok. yahu adamın daha 20’li yaşlarda kendine ait orkestrası vardır. bestelerini evde yapar, orkestrası o olmadan saraylarda konserler verirlerdi. artık nasıl bir paraysa.

ancak zenginlik de bir yere kadar. henüz 38 yaşında geçirdiği bir beyin felci ile hayattan ayrılır. onun için bach’ı yeniden dirilten müzisyen denir. bach’a klasik müziğin otoritesi demek yanlış olmaz. felix 13 yaşında ilk senfonisini yapar ve artık bir dahi olarak anılmaya başlar. 20’li yaşlarda bach eserleri üzerine çalışmalar yapar. tarih 1841’i gösterdiğinde kendine ait bir müzik okulu açar. 1847’de ölür.

hayatı ve eserleri hakkında yazılacak çok şey var ama yazıyı uzatmayalım. yok bu kadarı bana yetmez diyorsanız, kaynak bırakalım.
devamını gör...

kendisine büyük bir haksızlık yapılmakta olan ve ivedilikle yazar yapılması gereken çaylak dostumuz.
devamını gör...

sözlük çok sessiz diyenlere inat çatır çutur mantıklı başlık açan yazardır.

adam hem güzel başlık açıyor, hem güzel tanım giriyor. daha ne olacak. müthiş.


hocam ibanı atıyorum övdük o kadar.
devamını gör...

ne anlam yüklemesi kardeşim altı üstü nickimizi solda görünce heyecandan sözlüğü kapatıp telefonu fırlatıyoruz o kadar.
devamını gör...

alıştın mı kesinlikle bırakamıyorsun krem kokusu bile bağımlılık yapıyor zamanla.o yüzden ben nefret edenlerden değil sevenlerdenim.canım kremlerim..
devamını gör...

neden bu kadar düşmansınız neden bu kadar hazmedemiyorsunuz. ne var bunda. bir cami ne kadar kirlenmiş olabilir. zaten camileri belediye ekipleri temizliyor. bu bir etkinlik bizde 10 13 yaşlarında okulun çevresine ağaç dikmiştik . kazma kürekle . bırakın çocuklar camiyi görsün tanısın bilsin. laikliği çok yanlış anlıyoruz. hele ki çocuk psikoloji anlayışımız yerlerde..
devamını gör...

tamamına olmasa da ana fikrine katıldığım tespit. olaya biraz daha farklı açıdan yaklaşarak bir şeyler eklemek isterim.

geri kafalılık ya da saçmalık diyebilirsiniz fakat teknoloji ve sosyal medya araçları insanları bir yandan daha özgür ve yenilikçi fikirlere, daha geniş ufuklara teşvik ederken, diğer yandan da sığlaştırıyor ve tembelleştiriyor. nitekim başlığa yansıyan şikayetleri de, bu durumun kafa sözlük üzerindeki yansıması olarak görüyorum.

öncelikle kabul etmemiz gerekiyor; internete ve dolayısı ile bilgiye erişimin bu denli yaygınlaştığı bir dönemde, sözlükleri artık salt kutsal bilgi kaynağı olarak göremeyiz. her ne kadar “sözlük” fikrinin yıllar önceki ortaya çıkış amacı bu olsa da; günümüzde tamamen bu amaca hizmet etmediğini, sözlüğün bilgiye ulaşmak için tercih edilen son araçlardan biri olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz. açıkçası sözlük denilince akla gelen ilk mecra olan ekşisözlük’ün bugün geldiği noktayı da buna bağlıyorum. ancak böyle dahi olsa, sözlüğün var olma amacının dışına çıkarılarak şu anki duruma getirilmesini üzücü buluyorum.

elbette tüm bunlar sözlükte gün boyu siyaset konuşmayı, sürekli bilgi içerikli tanım girmeyi ya da geyik başlıklara yazmamayı gerektirmiyor. ancak ağırlıklı olarak görece boş ve içerik bakımından zayıf başlıklar gündemi işgal ediyorsa -ki ediyor- bu noktada oturup düşünmek gerekiyor. örneğin; yazdığı şeyleri son derece ilgi çekici bulduğum herhangi bir yazarın açtığı başlık ya da girdiği tanım, daha ben göremeden akış içerisinde kaybolup gidiyor. bu sebepten ötürü sözlüğe her girişimde gündemden önce takip sekmesi altından takibinde olduğum yazarların girdilerini okuyor; ilgimi çeken başlıklara ve hatta yazarlara da yine bu sayede erişebiliyorum.

evet sorun büyük fakat çözümsüz değil. burada sorunun çözümüne yönelik aksiyon almak yönetimin işi ancak yazarlar da bu durumun bir sorun olduğu gerçeğini kabul ederek çözüme bireysel anlamda katkı sağlayabilirler.
devamını gör...

antidepresanlar depresyon, okb, travma sonrası stres gibi birtakım rahatsızlıklarda psikiyatr tarafından reçeteli yazılan ilaçtır. bu tarz rahatsızlıklar, beynin çalışmasında değişimlere yol açar. antidepresan ilaçları ise, beyinde nörotransmitter adı verilen ve sinir hücreleri arasında haberleşmeyi sağlayan maddelerin dengesini değiştirerek beynin sağlıklı,olması gerektiği gibi çalışmasını sağlar. kendi kafanıza göre kullanmamanız gereken ilaçlar olduğu gibi "bırakınca daha kötü oluyosun" tarzı yorumlara aldanıp ön yargıyla da yaklaşmamanız gereken ilaçlardır. sağlıklı bir insan beyni zaten çalışması gerektiği gibi çalışıyor, mutlu olması gereken zamanlarda mutluluk hormonu saglayabiliyordur. ancak burda bi sıkıntı olduğunda kişinin muhakkak gerek ilaçla gerek terapiyle bir destek alması gerekmektedir. ruhsal bozukluklar, vücudumuzun diğer bölgelerindeki rahatsızlıklar kadar önemlidir ve en az onlar kadar ciddiye alınmalıdır. aksi takdirde bozuk bir ruh sağlığı beraberinde bozuk bir beden sağlığını da getirecektir.
devamını gör...

2007 senesinde bu operasyondan geçmiştim. mıntıka ve ev imkanı dolayısıyla mersin'de yaptırdığım operasyondu. ileri derecede astigmat ve miyop olmuş gözlerim yaşam standartlarımı zorladığı için kararım kesindi, artık bu operasyon kaçınılmazdı. buluştuğumuz doktor önce kornea ölçümü yaparak operasyona onay verdi. birkaç gün sonra operasyon öncesi gözüme hemşirenin damlattığı göz damlası ile geçici sürede resmen hipermetrop oldum. bu sayede operasyon öncesi üç göz kusurunu aynı anda yaşadım. sıra operasyona gelince öyle bir heyecan ve tedirginlik hakim oldu ki daha sonra giydirdiler bir önlük, ellerimi birbirine kavuşturdum sanki kendi cenaze namazıma duruyormuşum gibi. sonra oturttular yarı oturur vaziyette sedyeye. operasyon boyunca sadece beş dakika boyunca dans eden yeşil ve kırmızı ışıklara baktım, bir beş dakika boyunca da diğer gözde aynı işlem devam etti. operasyon kolay bir şekilde tamamlandı ama işin ıstırabı bundan sonra başladı. operasyon gecesi gözler cayır cayır yanıyor ve beş dakikaya bir damla damlatıyoruz. neyseki sabaha kalmadan dindi acısı. operasyon sonrası gözüme yerleştirilen kontak lensin çıkması için beş gün süre verildi. bu beş gün boyunca toz, su, ışıkla temas yasak. evin perdelerini çekmiş vaziyette güneş gözlüğü ile dolaştım. ne seyir var ne okuma, evde bile dolaşırken yarasa gibi yalpalıyorum. bu ıstıraplı beş günü sabırla atlattıktan sonra kontak lensten de kurtulunca gözler yavaş yavaş netliğine kavuştu. şimdi şükürler olsun bu kadar sene geçmesine rağmen kartal gibi bakış açısına sahibim. bir de bunların farklı yöntemleri var. lasek, lasik, şahin göz, wavefront gibi yöntemler. bana uygulanan ıstıraplı yöntem, lasik isimli yöntemmiş.
devamını gör...

uzun zaman önce, şehirlerarası otobüs firması olmaktan çıkıp organize suç örgütü olarak tersine evrimleşmiş ne idüğü belirsiz bir oluşumun şaşırtmayan son icraatı.
devamını gör...

her ailede var olup, kim olduğu da su götürmez gerçek olan ama sıpalarının bir türlü kabul etmediği mahluk.
bi seferinde kuzenim sormuştu bizim aileninki kim diye. ebem dedim ebemden ala var mı dolandırıcı.. zevzekzeka.. çık oradan diyecektim, bir bak bakalım kim kime kefil olmuş da malikaneleri, fabrikaları gitmiş... ebesinin örekesini göresice de üstüne yorgan yakılasıca..
devamını gör...

çok eskiden kafa sözlüğün kurulduğu ilk zamanlar bir yazar varmış. bu yazar biraz agresif bir tipmiş kurallara uymayınca sözlükten uçurulmuş. ama kendisi biraz takıntılı biriymiş. o günden sonra ruhu sözlüğe musallat olmuş. her gece saat 03.00 sularında ruhu sözlükte gezinir, gözüne kestirdiği yazarlara musallat olurmuş. işte bu yüzdendir ki ben de korkuyorum dostlarım.
devamını gör...

bir film türüdür. fransızca kara film demektir. bu terim ilk kez 1946 yılında isviçreli eleştirmen nino frank tarafından kullanılmıştır.

bu film türünün özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

önce canımız ciğerimiz kadınlardan başlayalım. bu filmlerin vazgeçilmez ögelerindedir femme fatale. masum, ezik, dayak yiyen kadın gibi görünürler ama aslında çok fettandırlar, genelde çok seksidirler ve filmimizin baş kahramanını suça teşvik eden karakterleri vardır. zaten bu tarz filmlerde kadın-erkek ilişkileri hep bir çıkar üzerine inşaa edilmiştir, gerçek sevgi asla yoktur. kahramanımız başta bu kadına kapılır genelde de filmin sonunda kadına galip gelir.

baş kahramanımız olan erkek karakterimiz bir polis, bir dedektif ya da savcı gibi kanun adamı olabileceği gibi hayatta başarılı olamamış tiplerde olabilir. bazen kanun adamı olsa bile yozlaşmış biri olur.

film suç üzerine kurulmuştur, cinayet bu filmlerin vazgeçilmezidir.

mekan olarak büyük şehirler bu tarzın favorisidir, buranın batakhaneleri, barları, gece kulüpleri sıklıkla filmin geçtiği yerlerdir. içki ve sigara bol bol tüketilir.

film genelde karanlıktır, genelde siyah-beyaz çekilmiştir. kasvet her sahnede gözükür, ışık ve gölge oyunları boş sokaklarda gece birinden kaçarken duvarlara yansır, yağan yağmurda bu fonun vazgeçilmez ögesidir. sisli sokaklar sahneyi daha da germekte kullanılır.

hikayeyi anlatırken mutlaka "geriye dönüşler" yapılır, bazende "ileri gidişler" yapılır. genelde filmde mutlaka bir dış ses vardır. bu dış ses kahramanlarımız olabileceği gibi bir başkası da olabilir, genelde bu dış ses hikayeyi anlatır ve çoğunlukla erkek olur.

kara film siyah ve beyaz gibidir. karakterler başta iyiyken sonradan kötü veya tam tersi olabilir.

şuana kadar seyrettiğim bu türün en iyi örnekleri :

the maltese falcon (1941), çoğu kişi tarafından türünün ilk örneği olarak kabul edilir.
double indemnity (1944),
the big sleep (1946),
out of the past (1947),
the third man (1949),
sunset boulevard (1950),
touch of evil (1958),
chinatown (1974)
devamını gör...

uçak kaçıran konyalının venüste trafiğe takılması rezaleti.
devamını gör...

evet değerli dostlar; ilkeli ve tarafsız haberciliğin adresi kafa sözlük haber ajansı'na karşı yapılan baskılar ve izlenen yıldırma politikaları her geçen gün artıyor. son dönemlerde yaptığımız haberler ve bazı yazarlarımızın kirli çamaşırlarını ortaya çıkarmamız sonrasında hedef tahtasına oturtulup, dart misali üzerimizde oyun oynamak isteyenler var. lakin bize atılan bu kirli oklar bizi yıldırmayacak. gerçekleri ve sadece doğru bildiklerimizi yayınlamaktan geri durmayacağız.

tarafımıza karşı tertiplenen çıtalı uçurtma tadındaki haber gerçekleri yansıtmamaktadır. bu haberin niye yapıldığını ise sizlere şöyle izah etmek isteriz; malumunuz olduğu üzere evernevergreen ve kanal tıkanıklığı üzerine yaptığımız haber sarsıcı gerçeklerin ortaya çıkmasına vesile olmuştu. bu gerçeklere bir yenisini daha eklemek üzere çalışmalara başladığımızın istihbaratını alan ve olayı sümen altı etmek isteyen kara gözlüklü kedi ve yandaşları düzmece bir haber ortaya atarak hedef çarpıtmaya çalışıyorlar.

buyurun efendim; evernevergreen'den gelen ikinci skandalın fotoğrafı...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kendileri bu seferde çin'deki bir otoyolu tıkamışlar. bu tıkanışlar bir tükenişin habercisi değildir de nedir?

kaldı ki; tosbağa haberindeki algı yönetiminin de altını çizmek isteriz; söz konusu yavrular su tosbağasıdır. biz ezelden ebede kara tosbağası olduğumuzu göğsümüzü gere gere dile getirmişiz. su tosbağaları ile olan sancılı münasebetimiz ise ortadadır. düşman kardeşler sayılırız ve kendilerinden pek haz etmeyiz.

kaynaklarımızdan aldığımız bilgilere göre; kızıl öfke benjamin bu tarz haberler yaptırarak kurumumuzu hedef almakta ve muhalif duruşumuzu örselemek istemektedir. bu uğurda ne yazık ki daha önce haberlerini yaptığımız yazarları kullanarak, kabuğumuza kazık çakmak istemektedir. biz bu kazıkları ne kabuğumuza ne de sözlüğe çaktırmayacağız!

özgür basın susturulamaz! bunu da böyle bilesiniz!

açık mert korkusuz kafa sözlük haber ajansı basın bültenini okudunuz.

sürç-i lisan ettiysek af ola!
devamını gör...

en kısa sürede katılıp destekleyeceğim hesaptır. anadolunun ücra köşesindeki bilmemne köyü derneği bile aidat alıyor, yok öyle bedaveden gülmek!(bkz: sısısısı)
devamını gör...

karikatürlerine de tanımlarına da bayıldığım çok pozitif yazar. ne zaman profiline girsem içim açılıyor mutlu oluyorum bi. herkesi güldüren hoş biri. seviyorum seni böyle devam edersin umarım.*
devamını gör...

bir lokantada bir mağazada bir kuaförde vb. yerlerde hep kameraları tespit ederim. hırsızlık yapacağımdan da değil yani dhdhdgdhdh
tuhaf bir alışkanlık işte
devamını gör...

opus v, matematiksel düzen içinde tasarlanmış bir parfüm. adeta bu parfümü tasarlamak için geometri kullanılmış gibi. ilk adımda üst notaları, ikinci adımda kalp notalarını ve üçüncü adımda temel notalar çok net bir şekilde tespit edebilir durumdadır. (üst notalar süsen kökü ve rum; orta notalar iris, gül ve yasemin; temel notalar ud, odunsu notalar ve civetta (misk kedisinden elde edilen ve parfüm yapımında kullanılan bir madde)’dir. her nota tören kıtasındaki asker gibi yerini iyice bellemiştir. görevini yapar ve işi bitince çekilir. hiçbir nota asla diğer nota piramitlerine gitmez.

1- ilk anda üst notadaki süsen kökü hissedilir. daha önce bu kökün kokusunu aldıysanız, bu kokuyu nerede olsanız ayırt edersiniz. rum da süsen kökünün yanına çok nazik ve düzgün bir şekilde yerleştirilmiştir.

2- otuz dakika sonra üst notalar tamamen kaybolur ve sahneye kalp notaları çıkar. bu aşamada parfüm, sadece ama sadece "çiçek" kokusuna döner. adeta bir cennet bahçesi gibi kokar. gül ve iris bir uyum yaratırken, yasemin saf/temiz bir koku yayar. gül de iris de yasemin de çok net algılanabilir, çünkü hepsi görevini tam ve layığıyla yerine getirir. rolleri bitince kıdemli bir tiyatro sanatçısı gibi eğilip, selam vererek sahneden ayrılırlar.

3- yaklaşık 3 saat sonra kalp notalar tamamen kaybolur ve önce alt notalarda yer alan ud ve odunsu notalar devreye girer: amouage'ın parfüm yapma sanatı bu dip noktada adeta cetvel ve pusula gibi çalışmıştır: ud (agar) ve odunsu notalar kuyumcu titizliğinde çok nazik bir biçimde kullanılmıştır. çok güçlü ya da baskın değildirler. birkaç dakika sonra animalic koku olan civettayı algılıyorsınız. ancak bu da abartılı kullanılmamıştır. ona adeta koku alma sinirlerini gıdıklama görevi verilmiştir. o da bu sinirlere zevk verir ve çok ilginç anlar yaşatır.

opus v, asil bir arabic parfüm ama asla arabesk değil. bin bir gece masallarının anlatıldığı sarayların beyaz mermer koridorlarında esen tatlı bir meltem ya da o koridorun açıldığı cennet bahçesi gibi bir şey.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim