>dil (organ)
>dil (lisan)
>tdk'ya göre farsça gönül, yürek demektir.

bazı dil bilimcilere göre eski toplumlar hakkında tahmin edilenden çok daha fazla bilgi veren anlaşma yöntemidir. kaynağı hatırlayamamakla birlikte toplumlarda özellikle de eski toplumlarda en çok telaffuz edilen kelimeler genelde kısa (az harfli) ve/veya kolay telaffuzlu olurdu.
-ana,
-ata,
-su,aş,
- ya da türkçe'deki kişi ve/veya işaret zamirleri,
-ova,
-ada,
-kan,
-at,et,
-al, ak, kara,
-şen/şan/ün,
-han, kaan,
-han/hane, ev
-ulu, kut, vb...

elbette buradaki ölçüt en azından bilindiği kadarıyla öz türkçe olmasıdır. dolayısıyla türkler'in göçebelik, aile vb. ya da iktidara bakışları üzerine görece bilgi edinmek görece mümkündür.

daha da enteresanı her ne kadar tdk en azından sözlüğünde tanımlamasa da türkçe'de anti/a ekleri vardır. mesela?
eylemlere, me/ma ya da meme/mama ekleri getirilerek anti-tersi anlamı ekler. elbettte her me/ma/meme/memek bu anlama gelmeye de bilir ancak
ör:
yap->-/+
yapma->+/-
yapmama(n/k/sı..)->+/-
et->-/+
etme->+/-
etmeme(n/k/si..)->-/+

+/- yazmanın sebebi ise eylemden önce gelen kelime olumsuzsa eylem olumsuz, tersinde de olumlu olur.
-yemek yaptım ya da tembellik yaptım. gibi..

dahası ingilizce öğrenirken bize hep denen ingilizce'de: özne+yüklem+nesne+belirteç+zaman şeklindeyken türkçe de özne .... yüklemdir. yani işi yapanlar ortakken ingiliz eylemi ortaya koyup sonrasında açıklıyor. biz ise tersine özneyi belirtip diğer detayları verip en son eylemi söylüyoruz. yani yabancılar gibi olanı önce değil en son söylüyoruz..yani biz işi yapanı, sonrasında olanları ve en sonunda da işi(eylemi) söylüyoruz. ingilzce de yapan ve iş sonrasında olanları veriyor. bu açıdan ingilize kıyasla işi uzatıyoruz. bu açıdan da lafı uzatmayı secdiğimiz ya da işin olup-olmadığındansa önceliğimiz işin nasıl olduğu çıkarımı yapılabilir. ve bu durum tdk'nın mı müdahalesi yoksa eskiden beri mi bilmemekle birlikte bu duruma ilk getiren/lerin aklı.
edit: bu kısaltma ile çok kullanım arasındaki bağ çok mu ütopik geldi? hâlâ yapıyoruz.. mustafa'yı musti, mehmet ali'yi mali, mehmet'i memo vb.. kısaltmaları samimi olduklarımıza karşı hâlâ kullanmıyormuyuz?
devamını gör...

'kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda' der nazım hikmet. herkes unutulur, gider, bir başka sevgili sevilir.
devamını gör...

“yeşil ipek gömleğinin yakası
büyük zamana düşer.

herşeyin fazlası zararlıdır ya,
fazla şiirden öldü edip cansever.”

cemal süreya’nın yakın arkadaşı edip cansever için yazdığı şiir.
devamını gör...

mükemmel soundtrackleri vardır. özellikle i'm a man of constant sorrow şarkısı adıyla çelişmekle birlikte hoplatır zıplatır. süperdir.
devamını gör...

bu zor günlerde az da olsa bişeyler yapabilmek adına adımlarımızı tema vakfına bağışlamaya davet ediyorum. davet koduyla katılım sağlandığında uygulama size 50 bin ek adım hediye ediyor. adımlar biriktikçe de fidanlara dönüşüyor. davet kodu isteyenlere ulaştırabilirim, uygulama için sormak istediklerinizi cevaplayabilirim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2007 senesinde hiç unutmam 7. sınıftayken sınıfımda bir kız vardı, (ismini vermeyeceğim kim bilir belki buradadır.) sınıfın en güzeli ve okulun popüler kızlarındandı.
kızıl saçları, masmavi gözleri ve bembeyaz bir teni vardı. peri kızı gibiydi gözümde. bende şişman, gözlüklü, inek tipli bir çocuktum.
bir gün cesaretimi toplayıp yanına gittim, hafiften kekeleyerek ona açıldım.
bana baktı, baktı, baktı...
sonra o dönemin şarkısı olan rober hatemonun "biir çok sıkıldım, ikiii yerim çok dar... " diye devam eden şarkısını söyledi. benim gözümde imajı yerle bir oldu çünkü bana doğru düzgün cevap verecek kapasitesi yoktu.
hangisi daha kötü bilmiyorum. benim aklımda ve kalbimde yaratmış olduğum o peri kızı imajının o dakikadan sonra tamamen yıkılması mı? yoksa 1 hafta boyunca herkesin benimle dalga geçmesi mi?
şimdi bu anıyı anlatırken ufak bir tebessüm ediyorum ama o zaman çok ağlamıştım.
devamını gör...

bir barbaros hayrettin şarkısıdır.

90’lar neydi? doksanlar travmaydı, doksanlar absürt hayatın doruk noktasıydı, doksanlar hala güzellemesi yapılan bir bataklıktı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hikaye özetle şöyle aslında: barbaros hayrettin kobra isimli grubuyla yurtdışında metal ve rock tarzı şarkılar yapan bir müzisyen abimiz. kaliteli müzikler yaptığı iddia ediliyor. sonra kalkıp müziğini türkiye’ye de dinletmek için yurda dönüyor. ama plak şirketleri reddediyor kendisini. bu tutmaz diyorlar türkiye’de. o da geri dönüp ben sizin babanızım şarkısını yapıyor ve plakçıya dinletince adam kendinden geçiyor ve hemen kaset çıkartmaya kadar veriyor.

barbaros hayrettin de tek şarkı ile bu iş olmayacağı için başka saçma şarkılar da yazıyor. bunlardan biri de sevgilim sevgilim nasılsın?. albümün a yüzünün 3. şarkısı.

barbaros’a göre bunun amacı dalga geçmek, ders vermek, mesaj iletmek.

sonra da bu şarkılara birbirinden saçma klipler çekiyor. derdini anladık müzisyen abinin ama merakım odur ki yolu bu muydu tepki vermenin? bizim gençliğimizin, çocukluğumuzun hesabını kim verecek? almanya’da pink floyd çalıp türkiye’de burnun kapıya kısılsın demek nedir? insafınız kurusun.

yine de eğer dinlemek isterseniz:

sevgilim sevgilim nasılsın
devamını gör...

aşırı uzun saçlarım otobüsün kapısına sıkıştı. utancımdan yardım da isteyemedim. bir sonraki durağa kadar kafam kapıya yapışık gittim...
devamını gör...

bu da soru mu para tabiki. aşık olup da napıcaksınız.
devamını gör...

denizin verdiği huzur ve özgürlük hissi. ikisi de burnumda tütüyor ve ikisine de ulaşılmaz geliyor zira pandeminin biteceğine inancım kalmadı.
devamını gör...

...
pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
yangelmişim diz boyu sulara
hepinize iyiniyetle gülümsüyorum
hiçbirinizle dövüşemem
benim bir gizli bildiğim var
sizin alınız al inandım
morunuz mor inandım
ben tam kendime göre
ben tam dünyaya göre
ama sizin adınız ne
benim dengemi bozmayınız.

turgut uyar/denge
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

cladophora topu, yosun topu veya göl topu olarak da bilinir. bir yeşil alg türünün (aegagropila linnaei) kadifemsi bir görünüme kavuşarak büyük toplar halinde büyümüş görüntüsüne verilen addır. japonya, kuzey avrupa ve izlanda'daki göl ve nehirlerde bulunur.

3 şekilde büyüyebilir: kayalarda büyüme, serbest yüzen filametler halinde veya top şeklinde. kayalardaki versiyonları genel anlamda kayaların gölgeli yüzlerinde büyür. serbest yüzen filamentler, küçük ve tutturulmamış lif kümeleri şeklinde çamurlu göl dibinde halı oluşturur. büyük topların ise çekirdekleri yoktur.

ekolojisi; düşük ışık koşullarına, rüzgarın neden olduğu akımlara göre değişkenlik gösterebilir. çoğunlukla kalsiyum açısından zengin ortamları tercih eder. ancak popülasyonu hızla azalmaktadır.

japonya'da ainu halkı her ekim ayında akan gölü'nde 3 günlük bir marimo festivali düzenler. marimonun sahiplerine şans ve aşk getirdiğine inanılır.



kaynakça
devamını gör...

haluk levent-kağızman.
devamını gör...

bence klasik süpürgeler kadar verimli olmayan ama daha ergonomik olan süpürgelerdir.
devamını gör...

kendi hayatından çalmaktır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

merhaba sevgili yazarlar, jedi’lar ve sithler. dizi-film kulübünün taze başkanı olarak sizleri en içten dileklerimle selamlıyorum. değerli başkanım venüs ile birlikte sizlerle güzel vakitler geçirecek, beraber izleyecek, beraber tartışacağız. zeki demirkubuz’un dediği gibi ; “sinema ortaya bir mesele koyma, hayat hakkında anlatılması da biraz zor, belki genel anlamda çok kabul edilmeyen, ideolojik ve kabul görmüş egemen algıların dışında, bir şeyler yapma fırsat ve özgürlüğü veriyor.” biz de bu bağlamda itinayla güzel filmler ve diziler seçeceğimiz, üzerine saatlerce konuşacağımız, bir şeyler çıkaracağımız, yaşamı biraz da olsa çekilebilir kılacağımız “dizi film” kulübümüzü kurmuş bulunmaktayız.

kısa bir özetle amaçlarımızı ve yol haritamızı anlatmak gerekirse ;
*düzenli olarak dizi ve film gösterimleri yapmak. (film ve dizi izleme etkinliklerimizi sizlerle beraber gerçekleştireceğiz.)
*istekleriniz doğrultusunda “haftanın filmini” seçmek ve üzerine konuşmak.
*filmler hakkında tartışacağımız bir ses kanalı da olacak. burada filmler üzerine konuşacak, toplantılar düzenleyeceğiz. konuk olarak çok değerli isimler bizlerle olacak. (spoiler : zeki demirkubuz’u sesli sohbet etkinliğine davet edebiliriz.)
*filmler ve diziler hakkında inceleme ve eleştiri yazıları yazacağız. (neden “yazacağız” dedim? çünkü sizler de isterseniz yazılarınızı yollayabileceksiniz.)
*letterboxd üzerinden kendi izleme listemizi yapacağız. (sizin istekleriniz doğrultusunda yapılacak olan bu izleme listesi, letterboxd üzerinden tüm dünya ile paylaşılacaktır.)
şimdilik yol haritamızın bir bölümü bu kadar, elbette daha çok etkinlik planlıyoruz lakin sürprizi bozmak istemeyiz değil mi?

spoiler : çok eğleneceğiz.

“güç sizinle olsun!”

-godard
katılım linki: discord.gg/cfgf94HMKf
devamını gör...

turkiye'nin gelisememesindeki en buyuk etkenlerden birisidir. bunun da temelinde egitimin kalitesizligi yatiyor. hem ailenin egitimsizligi sonucu cocuguna duzgun bir birey olma davranislarini asilayamamasi hem de cocugun okulda icine islenmeyen ahlak bilgisinden kaynaklidir. ben hatirliyorum 90li yillarinsonunda ortaokuldayken din kulturu ve ahlak dersinde sure ezberlemek namaz oruc vs seylerin kurallarinin yani sira ciddi mana da ahlak da ogretiliyordu kitaplarda yaziyordu. simdi durum nasil bilmiyorum. din kismi secmeli olup ahlak kismi 2 kat zorunlu olmali ve bu derslerde ogretmenler sinif ogretmeni ile is birligi yapip ogrenciyi sinif icinde ve disinda gozlemleyip ciddi manada kanaat notu kullanmalidir.

bu egitimsizlik kaynakli ahlak probleminin duzelmesi on yillar alacak birsey. 5 yilda bozulmadik ki 5 yilda duzelelim. paylasmak, her bireyin esit oldugunu ogretmek bunu kabullendirmek, kendini baskalarindan ustun gormemek gibi seyler hem aileden gelen sevgi/saygi ogretisi hem de toplumun birbirine iyi ornek olmasi ile duzelecek seyler.

cig koftecide dayak yiyen cocuk mesela iyi bir birey terbiye almis birisi belli. adama karsi saldiriya gecip tezgahtaki bicagi adamin bi tarafina sokacak fiziksel guce sahip, boyu daha uzun. ama sadece kendini korumak ve adami sakinlestirmekle yetiniyor.
devamını gör...

sürahi-sülale**.
devamını gör...

çocuk bakmaya uygun hissetmiyor olabilirler kendilerini. saygı gösterilmesi ve her görüldüğü yerde 'ee çocuk ne zaman?' diye sorulmamalıdır.
devamını gör...

son derece normal bir olaydır.

(bkz: insan)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim