kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sokaklar, dar sokaklar neden sizden kurtulup caddelere çıkamıyorum. dön dolaş aynı darlık, aynı kaldırımlar, aynı elektrik telleri. tozlar, toz bulutları sarıyor etrafı. ayaklarıma kara sular indiriyor bu toz bulutları. azıcık yürüyerek nasıl da birbirinden farklı yerler görüyorum öyle. bir bakmışım kalabalıklar, bir bakmışım kocaman boşluklar insanlar arasında, bir bakmışım koca koca bloklar, bir bakmışım ahşap evler, bir bakmışım kagir evler. başım dönmeye başlıyor artık.

bir dakika, bir ara çok mutluydum, bu mutluluğumun sebebi neydi acaba? tabi ya o vardı. işte bu yüzden çok mutluydum. oh be tekrar keyiflendim. sonra o gülümsemeleri içimi nasıl da ısıtmıştı. caddelere çıkmam lazım. ancak oralarda bir otel bulabilirim. evet olacak bu sefer.

babam ne kadar da üzgündü yola çıktığımda. bu üzüntüsünün büyük bir kısmının para için olduğundan eminim, küçük bir kısmının bile benden ayrı yaşamaktan kaynaklandığını bir bilebilsem, işte o kadarcık önemseme bile bana sevinç katabilirdi. ama olsun buradan da bir miktar yardım edebilirim ona.

kendimi bildim bileli arada bir gelen, bu içimin sıkıntısından ne zaman tamamen kurtulacaktım acaba. elimde olmayan şeyler için bile duyduğum pişmanlıklar nedendi. kendimi böylesine üzmemim sebebi, beni sevmediğim için miydi? peki neden önemsiyordum kendimi. sevmesem bu kadar önemser miydim acaba?

valizler elimde külçeye döndü sanki. ah hayallerimi içine koyduğum valizler. söyleyin fazla mı geldi hayallerim size. başım dönüyor, tozlar içime içime giriyor, allah’tan havanın griliği tanıdık geliyor. ah, yeşil gözlerin nasıl da parıldıyor. nasıl da beni benden alıp, hülyalara daldırıyor. bu koku nereden geliyor, midem bulanıyor. yollar biraz genişlemeye başladı galiba. kollarım kopacak artık. ah yine mi bilincim kaymaya başlıyor. işte tam zamanında bir pansiyon buldum. bu nasıl oldu da, yine sığınağa rastladım. o eski ve rahatsız edici yatakta yatmak istemiyorum. ama başka şansım da yok, yorgunluktan bayılmak, kokudan kusmak üzereyim.
devamını gör...

birini seviyor olmanız onu istediğiniz anlamına gelmeyebilir. hatta seviyorsunuzdur, ama istediğiniz şey onu sevmemek, o duygudan kurtulmak olabilir. hatta ve hatta kendinize kızıyor bile olabilirsiniz bu sevgi için.
devamını gör...

şurdan şurdan gelenler beğenin de sayımızı bilelim.
devamını gör...

bugda birakan durumdur.

düşünsene seviliyorsun bundan daha lüks ne olabilir ? seviliyorsun ama sevmediğin biri tarafından. eee sevmediğin biri ha sevmiş ha sevmemiş, ne önemi var?

belki de ömrün boyunca sevilmediğin kadar çok sevileceksin, bir türlü sev(e)mediğin biri tarafından. bir şans vermeye değer mi? işte bu çok büyük kumar. ya karşılıklı olacak bu sevme işi ya da olmayacak. deneme yanılma yoluyla anca tadacaksın bir şeyleri.

sevmiyorsan ilgini de çekmiyordur zaten. ama nasrettin hoca hesabı. ya sende onu seversen? ya kalbinde mayaladığı yoğurt tutarsa?
bilemiyorum altan bilemiyorum...

lükse bak lan seviyorsun,seviliyorsun yine yaranamıyorsun.
devamını gör...

lan yine mi gece operasyonu dediğim hadisedir. kardeşim gece getiriyorsunuz gece götürüyorsunuz manyak mısınız siz.

ulan halkın yarısını ayakta uyutuyorsunuz. diğer yarısı cidden uyurken hareket ediyorsunuz. garipsiniz vallahi.
devamını gör...

çok içimden geldi, bir iki kelam da ben edeyim hakkında.

herkesin kalemi kuvvetli olmak zorunda değil. herkes gönlünden geçenleri dilediği gibi kağıda aktaramaz mesela. herkesin sözü doğru, dili tatlı, ufku geniş olmayabilir. herkes hitap edemez engin kitlelere. ama bal porsuğu, işte bütün bu meşreplere sahip bir doğa harikasıdır, ender rastlanan.

kafa sözlük'te muhteşem bir başlık listeleme aracı var: "takip". aktif şekilde sözlüğü okuyan herkesin takip listesinde bir şekilde var olmuştur ya da olacaktır bal porsuğu. naçizane, benim de listemin ilk göz ağrılarındandır. "dur bakalım ne yazmış ben yokken?" diye muhakkak açılır bakılır önce. ve kesinlikle edinirsiniz bir şeyler kendinize. ya yeni bir bilgi, ya yeni bir görüş ya da yeni bir haber öğrenmiş olursunuz. "vay be", dersiniz, "döktürmüş gene."

insanlara bu denli ilham verebilmek ne büyük meziyet!

var olsun. kağıdı yırtılmasın, kalemi de kırılmasın hiç.
devamını gör...

dünkü; pardon 00:30 dan sonra benim anonsum geçildiğine göre yani bugün oluyor.* bir assolist olduğum için en son sırada olduğumu bütün kafa sözlük yazarlarımız da anlamış oldu.*
devamını gör...

1980 darbesinden sonra ingiltere'ye kaçan bir ingiliz ajanıdır. rıza nur'un hatıratlarını ingilizlerin desteğiyle yayınlamıştır.
fes takmakla gurur duyduğunu iddia ediyor. fesin yunan şapkası olduğunu ve osmanlı'ya ilk getirildiğinde dinsizliğin sembolü olduğunu biliyor mu acaba? bence biliyordur. çünkü kendisi ''keşke yunan galib geleydi'' demiştir.
atatürk'e ingiliz ajanı diyor. tam tersine ingilizler atatürk gibi bir adamı istemez. halkın beynini dinle yıkayan, ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken adamları ister. yani ingilizler tıpkı kadir mısıroğlu ve desteklediği vahdettin gibilerini ister. atatürk kaybetseydi, ingilizler kazansaydı yine hilafet, saltanat kaldırılırdı, laiklik gelirdi, alfabe değişirdi falan diyor. tam tersine. ingilizler kazansaydı bunların hiçbirisini yapmazdı. halifeliği ve saltanatı kendi çıkarlarına göre kullanırdı. atatürk'ün yaptığı şey batı tarafından asimile edilmek değil batılıların seviyesine çıkmaktı. batılılar türkiye'nin kendileri gibi modern ve gelişmiş olmasını istemez. beyni dinle yıkanmış, cahil, eğitimsiz, sömürge haline gelmiş bir türkiye ister.
devamını gör...

kış,çay,kitap.
devamını gör...

umarim ahiret dedikleri yer gercektir ve orada kavusup bir sarilma ihtimali vardir. 5 sene gecmis.. zamanla gecer dediler ama gecmedi, ozlemim gun gectikce daha da cok artiyor..
devamını gör...

ölen kişinin günah ve kusurlarının affedilmesi için söylenen, bir nevi dua sayılabilecek cümle.

bazı kişiler tarafından "allah tahsilatını affetsin." şeklinde, yani çok yanlış bir biçimde kullanılır. taksirat "kusurlar, suçlar" anlamına gelirken, tahsilat "alacakların yasal yollardan alınması" anlamındadır.
devamını gör...

eymir’de,* j.c. jacobsen’in hayatımıza kattığı en değerli bira ile dinlenmesi keyifli olacak şarkıdır.
devamını gör...

#930092
sözlük çok sakin, bir orta açayım yazarlar içini döksün dedim. ancak sevgili yazar (bkz: domestic hıyar) beni topla birlikte kaleye sokmuştur.

kendisine sesleniyorum; “seni seviyoruz”
oh be! dedim kurtuldum.

sonradan edit: yarı açtığım ukde’ye, gelişine vole çakan (bkz: domestic hıyar) fitili ateşledi. (bkz: thedansözkiller) gönderme dolu yazısı çok iyi. (bkz: turab) müthiş bir tanım.
ancak arkadaşlar yazıya dönecek olursak, hayatınızda böyle birinin olmaması ve bunun eksikliği üzerine idi benim ukdem. yoksa emin olun söylemişliğim vardır. ve yine yakın zamanda hak eden birine söyleyeceğimdir. (bkz: aşk yeniden)
devamını gör...

eskiden bir ağaç kütüğü oyularak oluşturulan ve ormanlardaki yüksek ağaçların tepe dallarına yerleştirilen karakovanlar olurmuş. sonra bu zahmete katlanamayanlar ve daha fazla, daha ucuz bal isteyenler fenni kovanları icat etmiş. arıyı yormayacak ve karakovandaki doğal peteklerin yerine parafin ile desteklenmiş petekler bulmuşlar. hani silah icat edilince mertliğin elden gitmesi gibi.
ballar, çiçek nektarlarından ziyade şeker şurubundan imal ediliyor. ürün, bala benzese bile hakiki bal değil. daha kötüsü, piyasada bal diye satılan gıdaların yüzde 70 ya da 80 kadarının bu hileli ürün olması.
devamını gör...

yılan sürünür akraba süründürür.
devamını gör...

tıbbi olarak nasıl bir izahı var bilmiyorum. ama bir kere yaşadım.
yaşadığım şeyi biliyorum.
hayattan hiç zevk almadığınızı ve her şeyin boş olduğunu düşünün öyle ki çektiğiniz acı bile boş, öyle bir bomboşluk hali. koca bir anlamsızlık.
devamını gör...

(bkz: kamelya çiçeği) başlığındaki tanımı sayesinde kamelyalara hayran olmamı sağlamış yazarımız. biraz geç farkettim kendisini ama geç olsun güç olmasın derler. bundan sonra keyifle takip edeceğim. umarım çiçeklerle ilgili tanımlarının devamı gelir *.
devamını gör...

ey eski günler artık bana yaklaşmayınız,
ey hayaller, vurmayın kalbimin sert taşına.
bütün bir hayat bile değmez bir göz yaşına,
ruhumun dalgaları, köpürüp taşmayınız.
devamını gör...

yaşayan bir bedenin içinde ölen bir ruhun hayatını okudunuz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim