kalın başlık denemesi
gönüllerin dürümcüsünü mü kıracağız deyip bold'ladığımız başlıktır.
devamını gör...
ahmet kaya şarkılarındaki ölümcül cümleler
bağıra bağıra yazdım seni içime,
bir kez olsun yüzünü güldüremedim.
bir kez olsun yüzünü güldüremedim.
devamını gör...
angara nehri
kaynağını dünyanın en derin gölü olan baykal gölü'nden alıp yenisey nehrini besleyen rusya'daki 1849 km uzunluğundaki nehirdir.
devamını gör...
ailede sevilmeyen evlat olmak
büyüdüğüm ailede ben olduğumu düşündüğümdür.
evin büyük çoğunluğu olmanın verdiği zorunlu sorumluluklar sebebiyle olsa gerek, biraz nalına mıhına bir yapım var gençlik yıllarımdan beri. bu durum duymak istemediği gerçekleri sizden duyan yakınlarınız tarafından sevilmemek olarak geri dönüyor, karşınıza çıkıyor.
iyi midir, kötü mü? bilemem, ama elini taşın altına sokmaya alışmamış yakınlarınız tarafından sevilmezsiniz, ama bir o kadar da vazgeçilmesinizdir.
evin büyük çoğunluğu olmanın verdiği zorunlu sorumluluklar sebebiyle olsa gerek, biraz nalına mıhına bir yapım var gençlik yıllarımdan beri. bu durum duymak istemediği gerçekleri sizden duyan yakınlarınız tarafından sevilmemek olarak geri dönüyor, karşınıza çıkıyor.
iyi midir, kötü mü? bilemem, ama elini taşın altına sokmaya alışmamış yakınlarınız tarafından sevilmezsiniz, ama bir o kadar da vazgeçilmesinizdir.
devamını gör...
ramazan davulcusu
kendisiyle hiç de hoş anılarımın olmadığı davulcudur.
annemle babam çalıştığı için 4-5 yaşlarımdayken hafta içlerinde babannemlerde kalıyordum. ramazan ayına denk gelen kahvaltılarda dedem ve babannem kahvaltı ederken ben de onlarla beraber sofraya oturur üzüm hoşafı içerdim.
işte yine o kahvaltılardan birinde, şimdi nedenini hatırlayamadığım bir yaramazlık(!) yüzünden ramazan davulcusu ile tehdit edilmiştim. yaramazlığı hatırlamıyorum ancak babannemle aramda geçen diyaloğu çok net hatırlıyorum;
babannem: bak işte davulcu geçiyor, böyle yaparsan veririm seni davulcuya götürür.
ben: ben davulcudan korkuyorum vermeyin beni.
babannem: uslu durursan vermeyiz.
ben: dede verme beni.
dedem: vermem ben kızımı verir miyim hiç, deme öyle ninesi.
dede seni çok seviyorum, keşke bu kadar erken gitmeseydin, keşke hep bu kadar kolay rahatlatabilseydin içimi ve keşke camiden dönerken bana bir sürü şekerli sakız getirseydin yeniden.
ve sevgili ramazan davulcusu, seni sevmiyorum. hala sokağımdan geçtiğin her an tüylerim diken diken oluyor, hoşlanmıyorum bu sesten.
ve sevgili anne babalar, eğer bu yazdıklarımı okuyorsanız çocuklarınızı hiçbir meslek grubu ile korkutmayın. "bak polis geliyor yaramazlık yaparsan seni ona veririm, bak doktor geldi sana yaramazlık yaptığın için iğne verecek, bak bu abla öğretmenmiş yaramazlık yapan çocuklara ceza verirmiş" diyerek çocuklarınızı bu meslek gruplarından uzaklaştırıp korkutuyorsunuz. onlara yapabileceğiniz en büyük kötülük belki de toplumdaki bu insanlardan korkutmanız. polisini, doktorunu, öğretmenini sevmeyen çocuk onlardan korkacak ve kendisine yakışmayan şeyler yapacaktır ilerde.
annemle babam çalıştığı için 4-5 yaşlarımdayken hafta içlerinde babannemlerde kalıyordum. ramazan ayına denk gelen kahvaltılarda dedem ve babannem kahvaltı ederken ben de onlarla beraber sofraya oturur üzüm hoşafı içerdim.
işte yine o kahvaltılardan birinde, şimdi nedenini hatırlayamadığım bir yaramazlık(!) yüzünden ramazan davulcusu ile tehdit edilmiştim. yaramazlığı hatırlamıyorum ancak babannemle aramda geçen diyaloğu çok net hatırlıyorum;
babannem: bak işte davulcu geçiyor, böyle yaparsan veririm seni davulcuya götürür.
ben: ben davulcudan korkuyorum vermeyin beni.
babannem: uslu durursan vermeyiz.
ben: dede verme beni.
dedem: vermem ben kızımı verir miyim hiç, deme öyle ninesi.
dede seni çok seviyorum, keşke bu kadar erken gitmeseydin, keşke hep bu kadar kolay rahatlatabilseydin içimi ve keşke camiden dönerken bana bir sürü şekerli sakız getirseydin yeniden.
ve sevgili ramazan davulcusu, seni sevmiyorum. hala sokağımdan geçtiğin her an tüylerim diken diken oluyor, hoşlanmıyorum bu sesten.
ve sevgili anne babalar, eğer bu yazdıklarımı okuyorsanız çocuklarınızı hiçbir meslek grubu ile korkutmayın. "bak polis geliyor yaramazlık yaparsan seni ona veririm, bak doktor geldi sana yaramazlık yaptığın için iğne verecek, bak bu abla öğretmenmiş yaramazlık yapan çocuklara ceza verirmiş" diyerek çocuklarınızı bu meslek gruplarından uzaklaştırıp korkutuyorsunuz. onlara yapabileceğiniz en büyük kötülük belki de toplumdaki bu insanlardan korkutmanız. polisini, doktorunu, öğretmenini sevmeyen çocuk onlardan korkacak ve kendisine yakışmayan şeyler yapacaktır ilerde.
devamını gör...
özdemir erdoğan'ın zeki müren'le ilgili açıklamaları
senelerce zeki müren dinledik/izledik. buna çocukluk yılları da dahil, herhangi bir travma yaşamadık. bilâkis türkçemize katkısı oldu.
zeki müren izlediği için birilerinin eşcinsel olduğunu sananlar, nedense yurtlarda, orada burada tacize, tecavüze uğrayan çocuklarımız için bu kadar yüksek perdeden konuşamıyor. geleceği kararan o minik yürekler için gıkını çıkaramıyor.
varsa yoksa medyatik olayım, tribünlere oynayayım... nasıl olsa kitlelerin dehası bunu istiyor.
açlar. at önlerine yemi... gündemi işgal et!
önümüzdeki ayda huysuz virjine salla. nasıl olsa o da vefat ettil. sana cevap veremez.
zeki müren izlediği için birilerinin eşcinsel olduğunu sananlar, nedense yurtlarda, orada burada tacize, tecavüze uğrayan çocuklarımız için bu kadar yüksek perdeden konuşamıyor. geleceği kararan o minik yürekler için gıkını çıkaramıyor.
varsa yoksa medyatik olayım, tribünlere oynayayım... nasıl olsa kitlelerin dehası bunu istiyor.
açlar. at önlerine yemi... gündemi işgal et!
önümüzdeki ayda huysuz virjine salla. nasıl olsa o da vefat ettil. sana cevap veremez.
devamını gör...
maskeyi dirseğe takmak
korona virüsün yayılmasına sebep olan sorumsuzluklarsan biridir. süs olsun diye ya da ceza yeme diye değil gerçekten kendin ve diğer tüm insanlar için takması gerektiği bilincine bir türlü varamayan insanın yaptığı sorumsuzluktur.
devamını gör...
kafede yalnız başına oturan insan
kafa dinlemek isteyen insandır.vakit geçirmek için başkalarına ihtiyaç duymayan biridir aynı zamanda ve saygı duyulması gerekir.
devamını gör...
güzel kitap isimleri
kitap ismi değil ama bölüm olarak.
"yağmur damlasından dünyayı içmek"
şükrü erbaş - bütün şiirleri 4
"yağmur damlasından dünyayı içmek"
şükrü erbaş - bütün şiirleri 4
devamını gör...
kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanır sorunsalı
bu başlığa yazılanları okumayan erkeklerden...
devamını gör...
sözlükte artistlik yapan yazarla yolda karşılaşmak
(bkz: mal beyanı).
zor dakikalar? mayfa mısınız hayırdır? her anlaşamadığımız gırtlaklasın o zaman? kaçıncı yüzyıldayız hala şöyle şeyler yazılıyor yeminle çıldırtırsınız insanı.
zor dakikalar? mayfa mısınız hayırdır? her anlaşamadığımız gırtlaklasın o zaman? kaçıncı yüzyıldayız hala şöyle şeyler yazılıyor yeminle çıldırtırsınız insanı.
devamını gör...
sokrates
değerli bir yunan filozof ve bilge.
idamı sırasında karısıyla arasında ibretlik bir konuşma geçmiştir.
"sokrates'in karısı, 'ah bu yargıçlar! seni haksız yere öldürüyorlar.' diye ağlarken sokrates, 'haklı olarak öldürselerdi daha mı iyi olurdu?' demiş."
idamı sırasında karısıyla arasında ibretlik bir konuşma geçmiştir.
"sokrates'in karısı, 'ah bu yargıçlar! seni haksız yere öldürüyorlar.' diye ağlarken sokrates, 'haklı olarak öldürselerdi daha mı iyi olurdu?' demiş."
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
sus artık dedi.
sert bir dimağ karşıladı bu sesi.
bu bir hoş geldin sayılmazdı. adeta,
bu boğuk atmosfere mahkumsun der gibiydi.
sus demek yerine dinle der gibi bir karşılamaydı.
özgürlüğün şifreleri sanki bu mahkumiyette gizliydi.
tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır mı?
gardiyan hadi aç kapıyı da çıkalım. lütfen!
kapı açık mı?
arkadaşlar kapı açıkmış, çıkabilen çıksın...
sert bir dimağ karşıladı bu sesi.
bu bir hoş geldin sayılmazdı. adeta,
bu boğuk atmosfere mahkumsun der gibiydi.
sus demek yerine dinle der gibi bir karşılamaydı.
özgürlüğün şifreleri sanki bu mahkumiyette gizliydi.
tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır mı?
gardiyan hadi aç kapıyı da çıkalım. lütfen!
kapı açık mı?
arkadaşlar kapı açıkmış, çıkabilen çıksın...
devamını gör...
konfor alanından çıkmaya cesaret edemeyen insan
benim efendim. ailemle yaşıyorum, evlenmedim ve her şey gayet tıkırında. tutupta evlensem nasıl mı olurdu; şu odanın rahatlığı, annemin güzel yemekleri, kafama estiği gibi arkadaşlarla çıkıp gezmeler yok, üstüne de fırça yersin bir şeyi eksik yapsan, endişe yok abi kısacası. hayat böyle daha güzel, sizlere de en içten geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.
devamını gör...
geceye bir şarkı sözü bırak
hiçbir kenarı olmayan hiçgen.
devamını gör...
seni sen yapan özelliklerin
annemin benimle ilgili bir tespiti var,
"bıçağı boğazına dayasınlar,
söyleyeceğini söyler öyle ölür"
sanırım çok inatçıyım, kör bir inat değil ama, haklıysam vazgeçmem.
"bıçağı boğazına dayasınlar,
söyleyeceğini söyler öyle ölür"
sanırım çok inatçıyım, kör bir inat değil ama, haklıysam vazgeçmem.
devamını gör...
taze evli bir çifte neden çocuk yapmıyorsunuz diye sormak
gerdek gecesinin sabahında kanlı çarşaf isteyen bir kültürün olduğu bu coğrafyada böyle bir soru sorulmasa zaten şaşardım. sınır çizmeyi bilmeyen biriyseniz, evlilikte çok zorluk yaşarsınız. önce haddinizi bilmeyi, sonra had bildirmeyi öğrenip öyle evlenmek lazım yoksa bu ülkede hiç istemediğiniz şeyleri mecburen yaşayan birine dönüşmek hiç zor değil...
devamını gör...
tecavüz
şimdi size bir hikaye anlatayım sayın sözlük yazarları. tamamen benim uydurmama rağmen daha önce oldu,şimdi bir yerlerde oluyor ve gelcekte de olacak. ta ki biz dur diyene kadar.(hikaye sizi iğrendirebilir ama gerçekler maalesef böyle)
ahmet şırnak'ta fırıncılık yapan bir esnaftı. insanlar onu ahlaklı biri olarak bilirdi. ama iç yüzü öyle değildi. çocukluğundan beri cinselliği kötü bir şeymiş gibi anlatan ve yasaklayan ailesinden dolayı en küçük bir şeyde bile azıyordu.ama çevresindeki kızlar kapalıydı. uzun elbise giyiyorlardı. dışarda hatları belli eden birini gördüğünde dışından onu lanetliyordu ama içten içe onu arzuluyordu.onun tek kaynağı ise çevresiydi. kendini tatmin etmek için çevresindeki insanlara bakıyordu. onları hayal ediyordu. sonra yaşı küçük akrabalarının daha açık giyindiğini farketti. ve daha masumlardı. onlara kötü niyetli baksa hatta dokunsa bile bunu anlamazlardı. ve artık onları arzulamaya başladı. onlara dokunmaya başladı. çocuklar ise bunun bir oyundan ibaret olduğunu zannediyordu. bir gün yalnız kaldıklarında o malum hatayı yaptı. ona çok zevk vermişti. ama çocuk için aynı şey söylenemezdi. sonra ailesinin bunu farkedeceğini anladı ve kıvrak zekası hemen bir fikir buldu. çocuğu öldürüp bir yere gömmeliydi. böylece çocuk kaybolacak ve hatası yok olacaktı. ama işler beklenildiği gibi gitmedi. ailesi jandarmaya başvurdu. ama o ahlaklı bir insandı. kimse ondan şüphelenmezdi. 15 gün geçtikten sonra deliller neticesinde şüpheler onun üzerine yoğunlaştı. ve itiraf etmek zorunda kaldı. insanlar şok olmuştu. nasıl böyle bir şey yapabilirdi? o müslüman bir ailede yetişmişti. ve çevresi de çok ahlaklıydı.
ah ahh bir gün anlayacaklar neden böyle olduğunu. bir şeyi ne kadar fazla sıkıştırırsanız o kadar şiddetli patlar. yasaklar her zaman çekicidir. islamın kadınlara uyguladığı kıyafet kanunları yetişkinleri başka yönlere çekiyor. "islam kusursuzdur, müslümanlar değil" demeyin sakın. sonsuz kudreti olan bir tanrının bunu hesaplayamaması kadar saçma bir şey olabilir mi?
çok üzülüyorum be sözlük. her erkeğin tecavüzcü olma potansiyeli varsa bunun ana sebebi islamdır. insanlara bu güvensizliği vermesinin sebebi islamdır. umarım bu kara bulutlar üstümüzden dağılır ve güneşi görebiliriz. gerçi galaksi lideri marx'tan daha fazla inançsız genç yetiştirdi bu büyük bir umut kapısı. z kuşağı bu gibi sorunları atlatıcaktır. sağlıcakla kalın.
ahmet şırnak'ta fırıncılık yapan bir esnaftı. insanlar onu ahlaklı biri olarak bilirdi. ama iç yüzü öyle değildi. çocukluğundan beri cinselliği kötü bir şeymiş gibi anlatan ve yasaklayan ailesinden dolayı en küçük bir şeyde bile azıyordu.ama çevresindeki kızlar kapalıydı. uzun elbise giyiyorlardı. dışarda hatları belli eden birini gördüğünde dışından onu lanetliyordu ama içten içe onu arzuluyordu.onun tek kaynağı ise çevresiydi. kendini tatmin etmek için çevresindeki insanlara bakıyordu. onları hayal ediyordu. sonra yaşı küçük akrabalarının daha açık giyindiğini farketti. ve daha masumlardı. onlara kötü niyetli baksa hatta dokunsa bile bunu anlamazlardı. ve artık onları arzulamaya başladı. onlara dokunmaya başladı. çocuklar ise bunun bir oyundan ibaret olduğunu zannediyordu. bir gün yalnız kaldıklarında o malum hatayı yaptı. ona çok zevk vermişti. ama çocuk için aynı şey söylenemezdi. sonra ailesinin bunu farkedeceğini anladı ve kıvrak zekası hemen bir fikir buldu. çocuğu öldürüp bir yere gömmeliydi. böylece çocuk kaybolacak ve hatası yok olacaktı. ama işler beklenildiği gibi gitmedi. ailesi jandarmaya başvurdu. ama o ahlaklı bir insandı. kimse ondan şüphelenmezdi. 15 gün geçtikten sonra deliller neticesinde şüpheler onun üzerine yoğunlaştı. ve itiraf etmek zorunda kaldı. insanlar şok olmuştu. nasıl böyle bir şey yapabilirdi? o müslüman bir ailede yetişmişti. ve çevresi de çok ahlaklıydı.
ah ahh bir gün anlayacaklar neden böyle olduğunu. bir şeyi ne kadar fazla sıkıştırırsanız o kadar şiddetli patlar. yasaklar her zaman çekicidir. islamın kadınlara uyguladığı kıyafet kanunları yetişkinleri başka yönlere çekiyor. "islam kusursuzdur, müslümanlar değil" demeyin sakın. sonsuz kudreti olan bir tanrının bunu hesaplayamaması kadar saçma bir şey olabilir mi?
çok üzülüyorum be sözlük. her erkeğin tecavüzcü olma potansiyeli varsa bunun ana sebebi islamdır. insanlara bu güvensizliği vermesinin sebebi islamdır. umarım bu kara bulutlar üstümüzden dağılır ve güneşi görebiliriz. gerçi galaksi lideri marx'tan daha fazla inançsız genç yetiştirdi bu büyük bir umut kapısı. z kuşağı bu gibi sorunları atlatıcaktır. sağlıcakla kalın.
devamını gör...

