normal sözlük yazarlarının başına gelmiş trajikomik olaylar
kendi kendime ingilizce öğrenmeye başladığım ilk dönemlerde, turistin tekine acılı ve acısız kebabın tarifini yapmaya çalışırken ''hot'' kelimesinin aklıma gelmemesi sonucu ''kebap with pain, kebap without pain'' demem. baya gülmüştük.
devamını gör...
22.00-06.00 arası alkol satış yasağı
pandemi yasaklarının arasına şeriat sıkıştırmaktır.
devamını gör...
yanlış anlamayın amacım rahatsız etmek değil
yanlış anlamayın amacım rahatsız etmek değil şöyle bir etrafınızda döner misiniz
devamını gör...
eylül akşamı
bülent ortaçgil şarkısı; yollarımız hiç kesismemiş şu eylül akşamı dışında.... aynı anda başka insanlara
seni seviyorum demişizdir..
mutlak güven duygusuyla
başımızı başka omuzlara dayamışızdır
olamaz mı? olabilir
onca yıl sen burada
onca yıl ben burada
yollarımız hiç kesişmemiş
şu eylül akşamı dışında....
seni seviyorum demişizdir..
mutlak güven duygusuyla
başımızı başka omuzlara dayamışızdır
olamaz mı? olabilir
onca yıl sen burada
onca yıl ben burada
yollarımız hiç kesişmemiş
şu eylül akşamı dışında....
devamını gör...
olgunluk belirtileri
hayatın çok kısa ve boş olduğu gerçeği ile yüzleşip; gereksiz tartışmalardan, ruh emici insanlardan, öfkeden, nefretten ve diğer her türlü vakit ve enerji kaybı yaratan oluşumlardan uzak kalabilmeyi sağlayan her şey.
devamını gör...
haki
parka rengi olarak da bildiğimiz yeşil ile kahverengi arası gidip gelen renk.
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
elbiselerini,botlarını ve motorunu istiyorum!
terminatör 2.
terminatör 2.
devamını gör...
yerli uçağımız göklerde
sanırım göklere bir kere çıkmış, ve çok sevmiş olacak ki bir daha yere inmemiş uçak. yakıtı bitmeyen uçak yapmış adamlar yahu bizde tebrik edeceğimize eleştiriyoruz tüh bize.
devamını gör...
öfke gelir göz kararır öfke gider yüz kızarır
öfkeli anında gözü dönmüş kişinin söylediği sözlerden ve yaptığı eylemlerden, öfkesi yatıştıktan sonra pişman olacağını anlatan bir deyim.
devamını gör...
aaahh belinda
1986 yapımı atıf yılmaz filmi..
türk sinemasının ara dönemidir 80 'ler. 70 'lerin sonunda ekonomik yokluklar sebebiyle furya haline gelmiş ucuz seks filmlerinden ve 80 ihtilalinin toplum üzerinde yarattığı sert travmadan etkilenen türk sineması, ardı ardına tarihi yapımlara imza atmıştır. davaro, yol, çiçek abbas, namuslu gibi türk sinemasının en güzel filmleri bu yıllarda çekilmiştir. bu filmlere itiraz edenler varsa, kendilerini recep ivedik ve kolpaçino serilerini beraber izlemeye davet ediyorum..
işte bu üretken ve yaratıcı dönemin en sıra dışı filmidir ah belinda.. müjde ar ve macit koper 'e merhum yılmaz zafer eşlik eder. müjde ar 'ın canlandırdığı karakter, elit ve bohem bir yaşam süren bir oyuncudur. toplumun diğer yüzünü bilmez, görmez, görmek istemez. sonraları, belinda adında bir şampuan markasının reklam filminde oynaması teklif edilir, reklam filminde, alt tabakadan bir ev hanımını oynayacaktır, ne olursa burada olur, reklam çekimleri sırasında, müjde ar bayılır, uyandığında, rolde oynadığı alt tabakadan kadın olmuştur. ne yaptıysa, ne dediyse fayda etmez ve o yaşamı sürdürmek zorunda kalır.
ülkenin yaşadığı gelir adaletsizliği, kültür çeşitliliği, fırsat eşitsizliği, muhafazakarlığın handikapları gibi sayısız soruna parmak basan film, türk sinemasında paralel evren kavramını da belki de ilk ve son defa ortaya atmıştır. 2 paralel evren arasında kısılıp kalan kadın kahramanımızın macerası hakikaten dramatiktir. ortaya yıllar sonra bile hatırlanacak çok güzel ve farklı bir film çıkar..
türk sinemasının ara dönemidir 80 'ler. 70 'lerin sonunda ekonomik yokluklar sebebiyle furya haline gelmiş ucuz seks filmlerinden ve 80 ihtilalinin toplum üzerinde yarattığı sert travmadan etkilenen türk sineması, ardı ardına tarihi yapımlara imza atmıştır. davaro, yol, çiçek abbas, namuslu gibi türk sinemasının en güzel filmleri bu yıllarda çekilmiştir. bu filmlere itiraz edenler varsa, kendilerini recep ivedik ve kolpaçino serilerini beraber izlemeye davet ediyorum..
işte bu üretken ve yaratıcı dönemin en sıra dışı filmidir ah belinda.. müjde ar ve macit koper 'e merhum yılmaz zafer eşlik eder. müjde ar 'ın canlandırdığı karakter, elit ve bohem bir yaşam süren bir oyuncudur. toplumun diğer yüzünü bilmez, görmez, görmek istemez. sonraları, belinda adında bir şampuan markasının reklam filminde oynaması teklif edilir, reklam filminde, alt tabakadan bir ev hanımını oynayacaktır, ne olursa burada olur, reklam çekimleri sırasında, müjde ar bayılır, uyandığında, rolde oynadığı alt tabakadan kadın olmuştur. ne yaptıysa, ne dediyse fayda etmez ve o yaşamı sürdürmek zorunda kalır.
ülkenin yaşadığı gelir adaletsizliği, kültür çeşitliliği, fırsat eşitsizliği, muhafazakarlığın handikapları gibi sayısız soruna parmak basan film, türk sinemasında paralel evren kavramını da belki de ilk ve son defa ortaya atmıştır. 2 paralel evren arasında kısılıp kalan kadın kahramanımızın macerası hakikaten dramatiktir. ortaya yıllar sonra bile hatırlanacak çok güzel ve farklı bir film çıkar..
devamını gör...
gençlerin vedalaşırken allah'a emanet ol demesi
sen rahatsız olmaya devam et.
devamını gör...
yazarların en ünlü etkileşimi
doksanlarda bir tiyatrosuna gitmiş olduğum rahmetli nejat uygur'dan imzalı fotoğraf almışlığım var.
devamını gör...
kitap sayfalarını ayraç niyetine katlayan insan
benim yıpranmasın diye gözümden sakındığım kitaplara nasıl kıyabilir nasıl nasıl.
devamını gör...
bir insanla ilişkiyi kesmek için yeterli sebepler
atatürk'ü sevmemesi.
devamını gör...
kıskanmayan sevgili
"kendisinin" farkındadır.
saçma sapan genellemeler yapmak yerine partnerinizle aranızdaki güven durumunu sorgulayın.
saçma sapan genellemeler yapmak yerine partnerinizle aranızdaki güven durumunu sorgulayın.
devamını gör...
kan kardeşler : malcolm x ve muhammed ali

belgesel işini harika bir şekilde yapan netflix'in belgeselidir. yine bir belgesel yine netflix ve yine nefis.
belgesel tesadüf eseri karşılaşıp dost olan muhammed ali ve malcolm x in hayatını anlatıyor. ikilinin dostluğu ve onları bir araya getiren bağı işliyor.
1 saat 35 dakika süren belgeselin yönetmenliğini marcus a clarke yapıyor. senaryo koltuğunda ise johhny smith ve randy roberts oturuyor.
bir tarafta tarihin en efsane boksörlerinden olan muhammed ali diğer tarafta insan hakları aktivisti malcolm x. bu ikiliyi birleştiren inanç ve görüş belgeselde anlatılıyor.
ikilinin hayatları kısa kısa ve teker teker anlatılıyor sonra birleştiriliyor. dönemin amerika'sı, beyazların üstünlüğü, siyahlara yapılan zorbalıklar, hiç yayınlanmamış görüntüler belgeselde anlatılıyor.
muhammed ali ve malcolm x in dünya için ne kadar çaba gösterdiği ve o dönem ne kadar ses getirdikleri gösteriliyor. çok güzel ve çok hoş bir belgeseldi.
kullanılan görüntüler ve müzikler güzeldi. senaryo ve kurgu güzeldi. anlatım ve konuklar çok iyiydi.
muhammed alinin müslüman olma aşaması ve müslüman olduktan sonra yaşadığı zorbalıklar gerçekten izlerken kötü hissettirdi. malcolm x ve dostluğu sonrasında aralarının bozulması izlerken moralimi bozdu. keşke araları bozulmasaydı. belgesel ayrı iki tarafın neden aralarının bozulduğunu ve küstüklerini anlatıyor. sonuç olarak belgesel o döneme ve ikiliye dair her şeyi teker teker anlatıyor. konuklarla, görüntülerle, röportajlarla seyirciye aktarıyor.
belgeselde beni en etkileyen kısımlar ise muhammed alinin final maçına çıkarken gerilmesi ve yanına malcolm x in gelip destek olması. malcolm x in 7. sıra ve 7. koltuğa oturması ve maçın 7. rauntta son bulması.
ayrıca malcolm x e düzenlenen suikast ve evine yapılan bombalı saldırı belgeselde etkilendiğim kısımlardı.
bir belgesel izleyip bu kadar şeye hakim olmak ve onları görüntüleriyle görmek gerçekten hoşuma gitti. güzel bir senaryo güzel bir kurgu olunca iyice keyif aldım. herkese tavsiye ederim. belgesel sevenler kaçırmasın.
devamını gör...
ikinci nesil yazarların sanki biraz şey olması
henüz gelmedikleri halde rahatsızlık veren bir nesil, öyle de sıkıntılıdır bunlar.
hadi bi anımı anlatayım.
geçenlerde kafa ofisteyim, benjamin'in dolaptaki iskenderini yiyorum.
mutfağa biri geldi, saçlar maçlar değişik böyle, elinde barış mançovari bi yüzük, kulaklarda küpe...
cv bırakmaya gelmiş de susamış da bilmem ne. ilk sözlük deneyimiymiş.
dedim al kardeşim sana kağıt, iskender hakkında bir tanım gir.
yazıyo falan ama nasıl böyle, yazım hataları, gereksiz aforizmalar...
lan dedim böyle tanım mı girilir!?
yazdım işte, eğer başkasının ısmarladığı bir iskenderi yiyorsanız en güzel yemektir.
vay be dedi yitzhar abi, daha alınmadan çok şey öğrendim elhamdülillah!
alınmadın, fazla heveslisin, çıkarken kapıyı kapat dedim, adamı kovdum.
öyle bi nesil işte.
hadi bi anımı anlatayım.
geçenlerde kafa ofisteyim, benjamin'in dolaptaki iskenderini yiyorum.
mutfağa biri geldi, saçlar maçlar değişik böyle, elinde barış mançovari bi yüzük, kulaklarda küpe...
cv bırakmaya gelmiş de susamış da bilmem ne. ilk sözlük deneyimiymiş.
dedim al kardeşim sana kağıt, iskender hakkında bir tanım gir.
yazıyo falan ama nasıl böyle, yazım hataları, gereksiz aforizmalar...
lan dedim böyle tanım mı girilir!?
yazdım işte, eğer başkasının ısmarladığı bir iskenderi yiyorsanız en güzel yemektir.
vay be dedi yitzhar abi, daha alınmadan çok şey öğrendim elhamdülillah!
alınmadın, fazla heveslisin, çıkarken kapıyı kapat dedim, adamı kovdum.
öyle bi nesil işte.
devamını gör...
yazarların psikolojik durumunun 3 kelime ile özeti
“sadece uyumak istiyorum.” diye yapacağım özet.
devamını gör...
yazarlara bir enerji patlaması bir öz güven gelmesi
hep bu havalaradan.. bahar geldi ciceklendik..
devamını gör...

