insana mutluluk veren sıradan olaylar
size gösterilen zorunlu olmayan nezaket ve kibarlıklar. bir küçük iyilik bütün gününüze etki edebiliyor bence.
devamını gör...
3 şubat 2021 tüik enflasyon açıklaması
merakla beklenen ocak ayı enflasyon oranını tüik açıkladı. buna göre ocak ayında enflasyon oranı yıllık %14,97, aylık %1,68 olarak gerçekleşti.
kaynak.
devamını gör...
dini inancın zayıflama nedenleri
cuma vaazında 'evet' isteyen imam.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
dünyadaki fiziksel yani basılı olan para miktarı toplam 37 trilyon dolardır. 2021* insan nüfusu 7,8 milyar.
eğer dünya üzerinde var olan parayı tüm dünya nüfusuna eşit dağıtmak istersek kişi başına 4.750 dolar düşüyor.
eğer aslında var olmayıp bankaların var gibi davrandığı meblağı eklersek toplam 90.4 trilyon dolar, kişi başı 11.500 dolar düşüyor.
fakat bu paraya yatırımlar, mevduatlar, kripto paralar da dahil edilirse meblağ 1.2 katrilyon dolara, kişi başına düşen meblağ ise 154.000.000 dolara çıkıyor.
ıf you are looking for all the physical money (notes and coins) and the money deposited in savings and checking accounts, you could expect to find approximately $37 trillion. this figure represents only ‘narrow money’. however, if you add the ‘broad money’, the amount rises to over $90.4 trillion. this amount further increases when bitcoins and other cryptocurrencies are included. money in the form of investments, derivatives, and cryptocurrencies exceeds $1.2 quadrillion. this is what it looks like written out: $1,200,000,000,000,000
ne kadar doğru bilemedim ama kaynak
eğer dünya üzerinde var olan parayı tüm dünya nüfusuna eşit dağıtmak istersek kişi başına 4.750 dolar düşüyor.
eğer aslında var olmayıp bankaların var gibi davrandığı meblağı eklersek toplam 90.4 trilyon dolar, kişi başı 11.500 dolar düşüyor.
fakat bu paraya yatırımlar, mevduatlar, kripto paralar da dahil edilirse meblağ 1.2 katrilyon dolara, kişi başına düşen meblağ ise 154.000.000 dolara çıkıyor.
ıf you are looking for all the physical money (notes and coins) and the money deposited in savings and checking accounts, you could expect to find approximately $37 trillion. this figure represents only ‘narrow money’. however, if you add the ‘broad money’, the amount rises to over $90.4 trillion. this amount further increases when bitcoins and other cryptocurrencies are included. money in the form of investments, derivatives, and cryptocurrencies exceeds $1.2 quadrillion. this is what it looks like written out: $1,200,000,000,000,000
ne kadar doğru bilemedim ama kaynak
devamını gör...
normal sözlük'te tanışıp evlenecek ilk çift
ermolettin'in burası çok sesli ortam ben çıkıyorum diye homurdanacağı, yeni evli çifte beş kuruş para takmayacağı, boşanırsanız haber edinde biraz mutlu olayım diyeceği düğün günüdür. ermolettin için acı verici ama merak ettiği içinde katılacağı düğündür. ben bir kasa dolusu vişne getiririm benden çok şey beklemeyin. arada sarhoşu,huysuzu muhakkak olacaktır. kaotik bir ortam olur bence silah seslerini duyar gibi oldum.
devamını gör...
12 nisan 2021 bir grubun attığı tecavüz içerikli tweet rezaleti
bugün herkese çiçek vereceğiz, bugün hiç durmadan ağaç dikeceğiz, bugün herkese selam vereceğiz diye bir mizah anlayışı olmadığına göre bunun neresi mizah oluyor? ruh hali bozuk toplumlarda, eşitsizliğin olduğu yerlerde arınma gecelerine heves artar. yeni türkiye'nin eskisinden en önemli farkı sosyal medya sayesinde eşitsizliğin gözümüzün içine sokuluyor oluşu.
devamını gör...
kalkan balığı
fiyatı itibarı ile balıkçıların gel kalkana gel şeklinde slogan attığı kadar var. zira kaldırmış bekliyorlar.
devamını gör...
rhetorical question
rhetorical question, türkçede ''retorik soru'' olarak bilinir.
aslında cevabı belli olan ya da cevap almak için sorulmayan sorulardır.
en popüler örneği, ''geldin mi?'' sorusu olabilir.
aslında cevabı belli olan ya da cevap almak için sorulmayan sorulardır.
en popüler örneği, ''geldin mi?'' sorusu olabilir.
devamını gör...
canım kardeşim
en sevdiğim yeşilçam filmidir. kanını satıp geçinmeye çalışan umudunu at yarışına bağlayan yoksul bir halkın hikayesidir.
devamını gör...
bir insanın boş biri olduğunu anlama yöntemi
durup dururken birilerini yargılıyor ve ayrıştırıyorsa,
söyleyeceği sözün kimi nasıl etkileyeceğini düşünmeden konuşuyorsa*,
dikkat çekmek için başkalarını rahatsız etmekten çekinmiyorsa,
tartışma sırasında dinlemekten çok konuşmaya odaklıysa benim için boş insan olma ihtimali yüksek*.
söyleyeceği sözün kimi nasıl etkileyeceğini düşünmeden konuşuyorsa*,
dikkat çekmek için başkalarını rahatsız etmekten çekinmiyorsa,
tartışma sırasında dinlemekten çok konuşmaya odaklıysa benim için boş insan olma ihtimali yüksek*.
devamını gör...
ursula k. le guin
“özgürlük ağır bir yüktür, ruhun yüklenmesi gereken büyük ve garip bir sorumluluk. kolay değildir. verilen bir armağan değil, yapılan bir seçimdir; bu seçim de zor bir seçim olabilir.”
devamını gör...
özenilen meslekler
ses sanatçısı.
hem şarkı söyleyip, severek hissederek her anını dile dökebilmek, duygulara tercüman olabilmek ve iyi para kazanıp geçim sıkıntısı çekmemek.
hem şarkı söyleyip, severek hissederek her anını dile dökebilmek, duygulara tercüman olabilmek ve iyi para kazanıp geçim sıkıntısı çekmemek.
devamını gör...
air crash investigation
national geographic'te yayınlanan,gelişmiş bilgisayar simülatörleri ve tanık ifadelerinden faydalanarak geçmişteki uçak kazalarını tekrar canlandırmasını yapıp kaza sebeplerini güzel bir dille açıklayan program.vait geçirmek ve eğer ilginiz varsa uçaklar ile alakalı bir sürü yeni bilgi öğrenmek için ideal bir tv programı.
devamını gör...
ağzında gümüş kaşıkla doğmak
tesadüfen duyduğum, çok hoşuma giden bir söz dizisi.
ingilizcede çok kullanılan bir deyim olduğunu öğrendim.
antibiyotiğin keşfinden önce gümüşün bakteriler üzerine yok edici etkisi biliniyormuş ve varlıklı aileler yemek gereçlerinin gümüş olmasına çok dikkat ederlermiş. çıkış noktası da bu sebepledir sanırım.
ingilizcede çok kullanılan bir deyim olduğunu öğrendim.
antibiyotiğin keşfinden önce gümüşün bakteriler üzerine yok edici etkisi biliniyormuş ve varlıklı aileler yemek gereçlerinin gümüş olmasına çok dikkat ederlermiş. çıkış noktası da bu sebepledir sanırım.
devamını gör...
troll dili ve edebiyatı
kafa sözlük üniversite olsa, bu başlıkla aynı ismi taşıyan bir bölüm olabilirdi.
*dekan: (bkz: lucifer)
*halkla ilişkiler departmanı: (bkz: ermolettin)
*öğrenci işleri: (bkz: abdulseyidbincabbar)
*temizlik ve çay-çorba hizmetleri: (bkz: armullah)
*dekan: (bkz: lucifer)
*halkla ilişkiler departmanı: (bkz: ermolettin)
*öğrenci işleri: (bkz: abdulseyidbincabbar)
*temizlik ve çay-çorba hizmetleri: (bkz: armullah)
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
bebek bakıyorumdur.
son bir saatim şu şekilde.

uyanmış ona yuva yaptığım çamaşır sepetinde mızırdanıyordu. hayır miyavlamıyor, miyavlamayı bilmiyor, mızırdanıyor.

neyse ki ben biliyorum miyavlamayı.
yatağın altına kaçtı. gel annecim gelmez. çık annecim çıkmaz. eski taktik araçlara kaçan minnakları çıkarmak için miyavlardım. bundada işe yaradı. miyavı duyunca tası tarağı toplayıp çıktı dışarı. bir sürtünmeler, bir sev beni aman yapmalar. ohooo daha çok işimiz var ufaklık. neyse kıyamadım az sevdim.

hemen aç karnını doyurduk tabi. yaş mamayı kutusundan çıkarmamı beklemeden üstüme tırmanmaya başladı. sakin ol şampiyon bıdık.
antibiyotiğimizi içtik, vitaminlerimizi aldık, kremimizi süründük, uykuya daldık. mide hassasiyeti olanlar yıldızı okumayınız efem. *

ee çocuğu uyuttuk.
sıra sabah kahvesinde.
bi kahve?
son bir saatim şu şekilde.

uyanmış ona yuva yaptığım çamaşır sepetinde mızırdanıyordu. hayır miyavlamıyor, miyavlamayı bilmiyor, mızırdanıyor.

neyse ki ben biliyorum miyavlamayı.
yatağın altına kaçtı. gel annecim gelmez. çık annecim çıkmaz. eski taktik araçlara kaçan minnakları çıkarmak için miyavlardım. bundada işe yaradı. miyavı duyunca tası tarağı toplayıp çıktı dışarı. bir sürtünmeler, bir sev beni aman yapmalar. ohooo daha çok işimiz var ufaklık. neyse kıyamadım az sevdim.

hemen aç karnını doyurduk tabi. yaş mamayı kutusundan çıkarmamı beklemeden üstüme tırmanmaya başladı. sakin ol şampiyon bıdık.
antibiyotiğimizi içtik, vitaminlerimizi aldık, kremimizi süründük, uykuya daldık. mide hassasiyeti olanlar yıldızı okumayınız efem. *

ee çocuğu uyuttuk.
sıra sabah kahvesinde.
bi kahve?
devamını gör...
etek giyen kadın kalmaması
şimdi başıma üşüşenler olacaktır "cinsiyetçi başlık açıyor." diye ama gerçekten böyle bir şey var.
benimki yakınma falan değil, sadece bir tespitten ibaret sinyoritalar. kadınlarımız, normalde giyse bile günlük hayatta eteği daha az tercih etmeye başladı. etek, daha önceleri kadınların günlük hayatının bir parçasıyken, içinde bulunduğumuz zaman için özel günlerde ya da ciddi ortamlarda giyilen bir kıyafete büründü. bunun sebebinin kot pantolon gibi daha az bakım isteyen ama tarz olan kıyafetlere artan talepten kaynaklı olduğunu düşünüyorum. zira bir erkek olarak, kumaş veya keten pantolon üstüne gömlek giymekten büyük keyif alsam da, allah'ın günü ütü yapmak bir yerden sonra can sıkıcı oluyor. bu konuda elbette ki kadın yazarlar daha makul bir açıklamada bulunabilir. *
edit: bir kız arkadaşımla bir keresinde sohbet ederken kot pantolon vb. kıyafetlerle kadınların toplum içinde daha az dikkat çektiğini söylemişti. bir de kadın yazarlardan dinlemek adına bu hikayeyi eklememiştim ama sağ olun, ne cinsi sapıklığım kaldı ne röntgenciliğim.
gel gelelim başlıkta mini etek giyen kadın, dizüstü etek giyen kadın gibi bir ayrım yapmıyorum. maksadım bir moda devrimi mi oluyor yoksa bunun altında toplumsal bir neden mi yatıyoru tartışmak iken gene birkaç klavye efendisi beni olmayacak şeylerle itham ediyor. bir erkek hakkını, kadınlar olarak hakkınızı savunmaya çalışsın, ama sen çıkıp "kadınları dikizliyorsun" gibi bir söylemde bulun. gerçekten akla mantığa yatıyor mu bu söylediklerin? ne kadar kolay bir erkeği röntgencilikle itham etmek. tabii, erkektir nihayetinde yapar böyle şeyler!
siz kadınlar olarak bunları hak etmediniz ama biz de erkekler olarak bunları hak etmedik. önünüze gelen her erkeği vajina sevdalısı a*salak zannetmemeniz dileğiyle...
benimki yakınma falan değil, sadece bir tespitten ibaret sinyoritalar. kadınlarımız, normalde giyse bile günlük hayatta eteği daha az tercih etmeye başladı. etek, daha önceleri kadınların günlük hayatının bir parçasıyken, içinde bulunduğumuz zaman için özel günlerde ya da ciddi ortamlarda giyilen bir kıyafete büründü. bunun sebebinin kot pantolon gibi daha az bakım isteyen ama tarz olan kıyafetlere artan talepten kaynaklı olduğunu düşünüyorum. zira bir erkek olarak, kumaş veya keten pantolon üstüne gömlek giymekten büyük keyif alsam da, allah'ın günü ütü yapmak bir yerden sonra can sıkıcı oluyor. bu konuda elbette ki kadın yazarlar daha makul bir açıklamada bulunabilir. *
edit: bir kız arkadaşımla bir keresinde sohbet ederken kot pantolon vb. kıyafetlerle kadınların toplum içinde daha az dikkat çektiğini söylemişti. bir de kadın yazarlardan dinlemek adına bu hikayeyi eklememiştim ama sağ olun, ne cinsi sapıklığım kaldı ne röntgenciliğim.
gel gelelim başlıkta mini etek giyen kadın, dizüstü etek giyen kadın gibi bir ayrım yapmıyorum. maksadım bir moda devrimi mi oluyor yoksa bunun altında toplumsal bir neden mi yatıyoru tartışmak iken gene birkaç klavye efendisi beni olmayacak şeylerle itham ediyor. bir erkek hakkını, kadınlar olarak hakkınızı savunmaya çalışsın, ama sen çıkıp "kadınları dikizliyorsun" gibi bir söylemde bulun. gerçekten akla mantığa yatıyor mu bu söylediklerin? ne kadar kolay bir erkeği röntgencilikle itham etmek. tabii, erkektir nihayetinde yapar böyle şeyler!
siz kadınlar olarak bunları hak etmediniz ama biz de erkekler olarak bunları hak etmedik. önünüze gelen her erkeği vajina sevdalısı a*salak zannetmemeniz dileğiyle...
devamını gör...
maladaptasyon
insanların temel ihtiyaçlarının karşılanmadığı toplum yapılarında, bireylerin birbirine yararcı değil zararcı olması. şiddetin ve bencilliğin artması durumu. dahası maladaptasyon geçiren toplumlarda bir çıkar yolu bulmak, çözüm üretmek imkansız ayrıca başka kültürlere vahşet gelecek ritüelller, radikal kültür kabul edilebilir. buna örnek olarak toplum yapıları şu şekilde anlatılmış.
britanyalı saygıdeğer sosyal antropolog evans pritchard klasik eseri "the nuer" adlı kitabında; sudanlı erkeklerin küçük bir kışkırtmayla birbirleriyle çoğunlukla kavga ettiklerini, bazen bu kavgaların ölümle noktalandığını yazmıştı. jale halkı gibi, nuerler de bunun gibi şiddeti veya yol açtığı misilleme güdüsünü önleme konusunda etkili bir araca sahip değildi. söylendiği üzere bilakis nuer halkı bu duruma bitmeyen bir kan davası diyordu. pritchard bunu "nuer halkının gerektiği kadar gıda almamış olmasına" bağladı. buna rağmen kıt hayvancılıkla zar zor geçinen bu insanlar, hayvancılık hastalıklarına karşı tarıma yönelmek vb çözüm üretmek yerine, hayvancılıkta inatçıydılar.
bolivya'nın doğusunda yer alan tropik ormanlarda avcılık, balıkçılık ve tarla ekip biçerek yaşamış sirion6 yerlilerini düşünelim. allan r. holmberg bir bireyin diğerine karşı aile içinde bile hissiz olmasının kendisini "şaşkına çevirmeyi asla durdurmayacağını" yazmıştı. bunu göstermek için, "tüm gün avlandıktan sonra kampa dönüş yolunda karanlığa yakalanmış bir adamın" tipik olduğu söylenen bir hikayesini şöyle anlatmaktadır: "ay ışığının olmadığı bir gecede kaybolmuş bir adam defalarca yardım istemiş, siriono yakınlarındaki bir kampta yaşayan akrabaları ise adamın çığlıklarını duymalarına rağmen önemsememişler. yarım saat sonra bağırma sesi kesildiğinde, adamın kız kardeşi neşeli bir şekilde: 'bir jaguar onu kapmış olmalı' demiş. aslında, bu avcı geceyi bir ağaca tırmanarak ağacın tepesinde geçirmişti. o karanlık gecenin sabahında kampa döndüğünde kimse onu karşılamamıştı. bunun yerine kız kardeşi yakaladığı avların küçük bir kısmını verdi diye acılı bir serzenişte bulunmuştu. holmberg, siriono halkının kavga ettiğini, yemekleri bir yerlere gizlemek, paylaşmayı reddetmek, tek başına gece ya da ormanda yemek, aile üyelerinden saklamak, özellikle kadınların yemekleri vajinalrına gizlemesi gibi konularda birbirleriyle sürekli kavga ettiklerini de ifade etmiştir.
siriono'da gıda daima kısıtlı ve açlık hayatın değişmez bir gerçeğiydi. bazı grupların nerdeyse açlıktan ölmenin eşiğine geldiği zamanlar olurdu. aslında göçebe hayata ayak uyduramayan hasta ve yaşlı insanlar dışlanırdı, bazen göç eden grubun arkasında acınacak halde ölene kadar sürünmeye bırakılırdı.
kültür ve din çoğunlukla bu başıbozukluğu dizginlemeye çalışan adaptif kendiliğinden ortaya çıkan kurallar bütünüydü. bize göre topluma zararlı, tehlikeli olsa da bu patternlerin çıkış nedeni, zarardan çok topluma yararı olması.
eğer büyücülük gibi belli bir inanç sisteminin bir topluma zararlı olabileceği kabul edilirse, onun zararlarından çok daha fazla ağır basan faydalarının da olduğu hemen öne sürülür. örneğin clyde kluckhohn ve dorothea leighton klasik etnografyalan the navaho aralarındaki büyücülerin varlığı hakkında yaygın navaho inancının korku ürettiği, şiddete yol açtığı ve bazen masum insanların trajik acılar çekmesine neden olduğu sonucuna vardılar. yine de, clyde kluckhohn ve dorothea leighton, navahoların akrabalarına ve hayatın kendi tehlikelerine karşı hissettiği tüm düşmanlığı büyücülere yönlendirmesine izin vererek büyücülük inançlarının "toplumun çekirdeğini sağlam tuttuğu" ve dahası, zenginlerin ve güçlülerin çok aşırı güce ulaşmasını engellediği ve genelde sosyal açıdan bölücü eylemleri önleme amacına hizmet ettiğini gördüler.
sonuç, maslow ihtiyaçlarının ilk adımlarını tamamlayamayan toplumlardan, modern fikirler, eşitlik, hukuk beklemek doğru olmaz. aynı şekilde gerçek dışı inançlar sisteminin de kültür olmasına şaşırmak. gelir düşüklüğü ile giderek artan şiddet ve insanların yoksullaştıkça daha fantastik fikirlere kendilerini kaptırması bana türk toplumunu hatırlattıç.
britanyalı saygıdeğer sosyal antropolog evans pritchard klasik eseri "the nuer" adlı kitabında; sudanlı erkeklerin küçük bir kışkırtmayla birbirleriyle çoğunlukla kavga ettiklerini, bazen bu kavgaların ölümle noktalandığını yazmıştı. jale halkı gibi, nuerler de bunun gibi şiddeti veya yol açtığı misilleme güdüsünü önleme konusunda etkili bir araca sahip değildi. söylendiği üzere bilakis nuer halkı bu duruma bitmeyen bir kan davası diyordu. pritchard bunu "nuer halkının gerektiği kadar gıda almamış olmasına" bağladı. buna rağmen kıt hayvancılıkla zar zor geçinen bu insanlar, hayvancılık hastalıklarına karşı tarıma yönelmek vb çözüm üretmek yerine, hayvancılıkta inatçıydılar.
bolivya'nın doğusunda yer alan tropik ormanlarda avcılık, balıkçılık ve tarla ekip biçerek yaşamış sirion6 yerlilerini düşünelim. allan r. holmberg bir bireyin diğerine karşı aile içinde bile hissiz olmasının kendisini "şaşkına çevirmeyi asla durdurmayacağını" yazmıştı. bunu göstermek için, "tüm gün avlandıktan sonra kampa dönüş yolunda karanlığa yakalanmış bir adamın" tipik olduğu söylenen bir hikayesini şöyle anlatmaktadır: "ay ışığının olmadığı bir gecede kaybolmuş bir adam defalarca yardım istemiş, siriono yakınlarındaki bir kampta yaşayan akrabaları ise adamın çığlıklarını duymalarına rağmen önemsememişler. yarım saat sonra bağırma sesi kesildiğinde, adamın kız kardeşi neşeli bir şekilde: 'bir jaguar onu kapmış olmalı' demiş. aslında, bu avcı geceyi bir ağaca tırmanarak ağacın tepesinde geçirmişti. o karanlık gecenin sabahında kampa döndüğünde kimse onu karşılamamıştı. bunun yerine kız kardeşi yakaladığı avların küçük bir kısmını verdi diye acılı bir serzenişte bulunmuştu. holmberg, siriono halkının kavga ettiğini, yemekleri bir yerlere gizlemek, paylaşmayı reddetmek, tek başına gece ya da ormanda yemek, aile üyelerinden saklamak, özellikle kadınların yemekleri vajinalrına gizlemesi gibi konularda birbirleriyle sürekli kavga ettiklerini de ifade etmiştir.
siriono'da gıda daima kısıtlı ve açlık hayatın değişmez bir gerçeğiydi. bazı grupların nerdeyse açlıktan ölmenin eşiğine geldiği zamanlar olurdu. aslında göçebe hayata ayak uyduramayan hasta ve yaşlı insanlar dışlanırdı, bazen göç eden grubun arkasında acınacak halde ölene kadar sürünmeye bırakılırdı.
kültür ve din çoğunlukla bu başıbozukluğu dizginlemeye çalışan adaptif kendiliğinden ortaya çıkan kurallar bütünüydü. bize göre topluma zararlı, tehlikeli olsa da bu patternlerin çıkış nedeni, zarardan çok topluma yararı olması.
eğer büyücülük gibi belli bir inanç sisteminin bir topluma zararlı olabileceği kabul edilirse, onun zararlarından çok daha fazla ağır basan faydalarının da olduğu hemen öne sürülür. örneğin clyde kluckhohn ve dorothea leighton klasik etnografyalan the navaho aralarındaki büyücülerin varlığı hakkında yaygın navaho inancının korku ürettiği, şiddete yol açtığı ve bazen masum insanların trajik acılar çekmesine neden olduğu sonucuna vardılar. yine de, clyde kluckhohn ve dorothea leighton, navahoların akrabalarına ve hayatın kendi tehlikelerine karşı hissettiği tüm düşmanlığı büyücülere yönlendirmesine izin vererek büyücülük inançlarının "toplumun çekirdeğini sağlam tuttuğu" ve dahası, zenginlerin ve güçlülerin çok aşırı güce ulaşmasını engellediği ve genelde sosyal açıdan bölücü eylemleri önleme amacına hizmet ettiğini gördüler.
sonuç, maslow ihtiyaçlarının ilk adımlarını tamamlayamayan toplumlardan, modern fikirler, eşitlik, hukuk beklemek doğru olmaz. aynı şekilde gerçek dışı inançlar sisteminin de kültür olmasına şaşırmak. gelir düşüklüğü ile giderek artan şiddet ve insanların yoksullaştıkça daha fantastik fikirlere kendilerini kaptırması bana türk toplumunu hatırlattıç.
devamını gör...
özel hayattan insan silmek
mutfak tezgahını silmek daha zor benim için. anında silerim.
devamını gör...
ömer hayyam
rubailerine mest olduğum iranlı filozof ve şairdir.
şu rubaisi resmen mevcut hükümete cuk oturmuyor mu?
ferman sende, ama güzel yaşamak bizde
senden ayığız bu sarhoş halimizle.
sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı
insaf be sultanım, kötülük hangimizde?
şu rubaisi resmen mevcut hükümete cuk oturmuyor mu?
ferman sende, ama güzel yaşamak bizde
senden ayığız bu sarhoş halimizle.
sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı
insaf be sultanım, kötülük hangimizde?
devamını gör...