7 şubat 2021 beyza buldağ'ın tutuklanması
denilecek söz kalmadı. ifade özgürlüğünü bu denli kışkırtmak artık tahammül edilcek seviyede değil. gencecik çocuklara göz dağı vererek korkutma çabaları... yazıklar olsun sessiz kalan herkese.
kaynak 1
kaynak 2
tutuklanma sebebi ise telefon numarasının sonunun 12 ile bitmesi. inanılır gibi değil.
buradan
kaynak 1
kaynak 2
tutuklanma sebebi ise telefon numarasının sonunun 12 ile bitmesi. inanılır gibi değil.
buradan
devamını gör...
the last shadow puppets
ingiliz beyefendileri alex turner ve miles kane tarafından 2007 senesinde kurulan bir müzik grubudur. ilk albümleri 2008 senesinde yayınlanmıştır. (bkz: the age of the understatement) çok uzuuun bir aradan sonra 2. albümleri (bkz: everything you've come to expect) 2016 senesinde yayınlanmıştır. benim için arctic monkeys'den sonra en iyi gruptur, alex turner ve miles kane bana biraz paul mccartney ve john lennon ikilisini anımsatır.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
ne güzel şarkılar istenmiş, ne güzel zaman geçirmişiz. şimdi aynı duygularla dinletiyor.
çok iyi iş çok.
çok iyi iş çok.
devamını gör...
yapılan onca doğrunun tek yanlışla unutulması
işte insanlar biraz böyledir, yanlış yaparsan doğrularını unutur.
devamını gör...
argus
her şeyi gördüğünden bahsedilen mitolojik yaratık.
hera kendisini hafiye olarak tutunca ve altın boynuzlu inek io'yu takip etmesi istenince baltayı taşa vurmuştur. zira hermes kendisini öldürmüş, yüz adet göz boşa çıkmıştır.
sonrasında hera'nın boşa çıkan bu gözleri bir tavus kuşunun kanadına yerleştirdiğine inanılır. o kadar gözü, kanatlara nasıl yerleştirdi o kısım muamma, tanrıça netice de yapmış falan ama yine de zor iş. takdir edilesi.
özetle zeus'un hovardalığı yüzünden hakkın rahmetine kavuşmuş bir başka görev adamı diyerek tanımı sonlandıralım.
hovardalık hikayesinin ayrıntıları için (bkz: altın boynuz)
hera kendisini hafiye olarak tutunca ve altın boynuzlu inek io'yu takip etmesi istenince baltayı taşa vurmuştur. zira hermes kendisini öldürmüş, yüz adet göz boşa çıkmıştır.
sonrasında hera'nın boşa çıkan bu gözleri bir tavus kuşunun kanadına yerleştirdiğine inanılır. o kadar gözü, kanatlara nasıl yerleştirdi o kısım muamma, tanrıça netice de yapmış falan ama yine de zor iş. takdir edilesi.
özetle zeus'un hovardalığı yüzünden hakkın rahmetine kavuşmuş bir başka görev adamı diyerek tanımı sonlandıralım.
hovardalık hikayesinin ayrıntıları için (bkz: altın boynuz)
devamını gör...
seri tanım silmek sözlüğe zarar vermektedir
hiç seri silmedim ama az önce girdim baktım 64 tane tanım silmişim. umarım sana zarar vermemişimdir sözlük. çünkü eğer bu sana zarar veriyorsa galiba en büyük zararı ben veriyorum.
devamını gör...
tüm gece bir sezon vikings izlediği için uyanamayıp ertesi günkü yağmaya katılamayan viking askeri
tez zamanda tarkan filmindeki ahtapot ile karşı karşıya getirildiği takdirde yaşadığı travmanın etkisiyle kendine gelecek vikingtir. ne demek yağmaya katılmamak? * arkasından da cesaretinden dolayı gerçek ismini verip göndeririz genci.
devamını gör...
forbes dergisi
iki hafta bir yayınlanan iş dünyası dergisidir. b.c. forbes tarafından kurulmuştur. merkezi (bkz: new york) 5. cadde üzerinde bulunur.
devamını gör...
göz yanılması nedir sorunsalı
göz yanılması biraz da algıyla alakalıdır. az evvel madayla müracaatları başlığı ile lgbt başlığı alt altaydı ve ben başlığı lgbt müracaatları diye okuyup donup kaldım. üstelik bold görünüyordu. sonra lan nasıl derken tekrar okudum...
devamını gör...
tsunami
pasifik okyanusu başta olmak üzere, genellikle okyanus ve açık denizlerde ortaya çıkan, çok yüksek yıkıcı etkilere sahip olan dev deniz dalgası.
edit: "tsu" liman, "nami" dalga anlamına geliyor.
biz okurken "tusunami" diyoruz, fakat dünya genelinde çoğunlukla "sunami" şeklinde telaffuz ediliyor.
tsunamiler, deniz dibinde gerçekleşen depremler ya da volkanik faaliyetler, denizlerde yapılan nükleer deneme kaynaklı patlamalar, çok büyük boyutlu meteorların yeryüzüne düşmesi, denize çok büyük miktarda madde salınımı gibi olaylar sonucunda gerçekleşebilirler. böyle bir olayın ardından deniz öncelikle kıyıdan geriye çekilir, ardından yüksek bir dalga olarak hızla geri gelir ve önce kıyılarda ne varsa yıkıp döker, sonra iç kesimlere kadar ilerleyerek mal ve can kayıplarına neden olur, fukuşima nükleer santrali'nde meydana gelen kazada olduğu gibi son derece tehlikeli ve sıkıntılı durumlara da yol açarlar.
edit 2: neye benzediğini görmek isteyen için
edit: "tsu" liman, "nami" dalga anlamına geliyor.
biz okurken "tusunami" diyoruz, fakat dünya genelinde çoğunlukla "sunami" şeklinde telaffuz ediliyor.
tsunamiler, deniz dibinde gerçekleşen depremler ya da volkanik faaliyetler, denizlerde yapılan nükleer deneme kaynaklı patlamalar, çok büyük boyutlu meteorların yeryüzüne düşmesi, denize çok büyük miktarda madde salınımı gibi olaylar sonucunda gerçekleşebilirler. böyle bir olayın ardından deniz öncelikle kıyıdan geriye çekilir, ardından yüksek bir dalga olarak hızla geri gelir ve önce kıyılarda ne varsa yıkıp döker, sonra iç kesimlere kadar ilerleyerek mal ve can kayıplarına neden olur, fukuşima nükleer santrali'nde meydana gelen kazada olduğu gibi son derece tehlikeli ve sıkıntılı durumlara da yol açarlar.
edit 2: neye benzediğini görmek isteyen için
devamını gör...
kaşkolnikov
hiç konuşmadık ancak varlığını seviyorum. ömrü güzel olsun.
devamını gör...
paylaş benimle
tv8 kanalında yeni başlayan bir programın adıdır.
en baştan söyleyeyim bir kez denk geldiğim bu programı hiç beğenmedim. yani hiç. insanların çektiği acıları kanırta kanırta gösterip izleyiciyi ağlatarak ekrana bağlayan farklı bir stockholm sendromu yaratan bir program.

programın sunuculuğunu sezen cumhur önal tarzı konuşmasıyla insanları buğulu anlara gark eden gökhan çınar yapmaktadır. gökhan çınar daha önce kral tv kanalında bir doksanlar müzik programı yaparken oldukça sempatik bir sunumla beni etkilemişti. daha sonra mesleğini sergilemek niyetiyle olsa gerek internet üzerinden katarsis diye bir program da yapmıştır ki bu program da izlenebilecek bir programdır. kafa dergisinde de yazarlık yapan gökhan çınar bir ted konuşmacısıdır da aynı zamanda.
ama sonra tv8 ekranlarında her zaman görülen insanları ağlatmaya yönelik programlardan birini yapmaya başlıyor arkadaşımız. buraya kadar da bir sorun yok aslında. beni rahatsız eden nokta şu: acılarını paylaşan bir insan karşısında bir klinik psikolog bu kadar acı dolu mimikler yapıp ağlar mı? ya da bu bir tedavi yöntemi midir? anlıyorum bu bir program ve psikolojik tedavi yok ortada ama bir psikologdan beklenen bu mudur gerçekten? program kırmızı oda formatına dönme yolunda emin adımlarla ilerlerken en acılı hikayelerden bize kolajlar sunacağının garantisini de veriyor.

paylaşmak o kadar da güzel değil sanki bazen.
en baştan söyleyeyim bir kez denk geldiğim bu programı hiç beğenmedim. yani hiç. insanların çektiği acıları kanırta kanırta gösterip izleyiciyi ağlatarak ekrana bağlayan farklı bir stockholm sendromu yaratan bir program.

programın sunuculuğunu sezen cumhur önal tarzı konuşmasıyla insanları buğulu anlara gark eden gökhan çınar yapmaktadır. gökhan çınar daha önce kral tv kanalında bir doksanlar müzik programı yaparken oldukça sempatik bir sunumla beni etkilemişti. daha sonra mesleğini sergilemek niyetiyle olsa gerek internet üzerinden katarsis diye bir program da yapmıştır ki bu program da izlenebilecek bir programdır. kafa dergisinde de yazarlık yapan gökhan çınar bir ted konuşmacısıdır da aynı zamanda.
ama sonra tv8 ekranlarında her zaman görülen insanları ağlatmaya yönelik programlardan birini yapmaya başlıyor arkadaşımız. buraya kadar da bir sorun yok aslında. beni rahatsız eden nokta şu: acılarını paylaşan bir insan karşısında bir klinik psikolog bu kadar acı dolu mimikler yapıp ağlar mı? ya da bu bir tedavi yöntemi midir? anlıyorum bu bir program ve psikolojik tedavi yok ortada ama bir psikologdan beklenen bu mudur gerçekten? program kırmızı oda formatına dönme yolunda emin adımlarla ilerlerken en acılı hikayelerden bize kolajlar sunacağının garantisini de veriyor.

paylaşmak o kadar da güzel değil sanki bazen.
devamını gör...
anın fotoğrafı
devamını gör...
değersizlik hissi
durduk yere gelmeyen histir. ve, değersiz hissedilmez, hissettirilir. üzücüdür. bir kere de düşünce akla bu, sonrasında hiçbir şey o kişi/kişilerle eski gibi olmaz. olmaması da gerekir. hayat, böyle hissettirenlerle yola devam edecek kadar da uzun değil maalesef. değerli hissettirecek kişi(ler) mutlaka vardır, olacaktır da.
devamını gör...
pazara diye çıkıp aynı adama kaçan 2 kadın
"ulan hani marjinal bizdik?" ve "yine ben hariç herkes sevişiyor" dedirtir.
devamını gör...
çifteler köy enstitüsü
1937 yılında ülkemizde kurulan ikinci köy enstitüsü. izmir şirinyer'deki eski amerikan kolejinde açılan kızılçullu köy enstitüsü'nün hazıra konmasını kendi felsefesine yakıştıramayan, zorda verilen emeğin kutsal olduğunu savunan ismail hakkı tonguç'un bir nevi pilot okul olarak kurduğu bir kurumdu.
1937'de eğitmen kursu olarak mahmudiye köyünde (şimdi eskişehir'in bir ilçesi) başlayan kurumda uzun süre eğitmen programı faaliyet gösterir. askerliğini çavuş olarak yapmak dışında bir vasıf aranmayan köylülere sertifika vererek onları eğitmen (öğretmen değil) olarak köylerine gönderen bu program, beş yıllık ilkokulun olmadığı köylere üç yıllık okulların açılıp öğretmen atanması üzerinedir. bu okullar diploma verme yeterliğine sahip değildi ama, yani okuma yazma bilip de elinde hiçbir diploma olmayan insanlar bu okullarda okurdu (bir de askerdeki âli mektebi var ama o konumuz dışı). aynı yıl hamidiye köyünde ikinci bir kampüs de "köy öğretmen okulu" olarak açılır. 1940'da her iki kurum "köy enstitüsü" olarak birleşecektir.
geniş tarlalar üzerine kurulan, üstüne macar inşaat ustası sili layoş'un şantiye şefliğinde yapılan binalara öğrenciler eliyle elektrik ve su getirilir, tarlalar derslerde ekilir, hayvanlar derslerde yetiştirilir, hatta yakındaki derede balığa bile gidilir. 1930'ların 40'ların tatlı suları da tertemiz herhalde, hemen her enstitüde tatlı su balıkçılığı yapılıyormuş...
içlerinde talip apaydın'ın ve yakup kepenek'in de bulunduğu birçok kişiyi yetiştirmiş okulun öğretmen kadrosunda da, daha sonra kurulan birçok enstitüde yönetici olarak çalışan isimler bulunmuştur. okul günümüzde yunusemre anadolu meslek lisesi olarak devam ediyor.
kaynak: tonguç ve enstitüleri, pakize türkoğlu; ayrıca bu okulun mezunlarından ilyas küçükcan'ın "çifteler köy enstitüsü" çalışması.
1937'de eğitmen kursu olarak mahmudiye köyünde (şimdi eskişehir'in bir ilçesi) başlayan kurumda uzun süre eğitmen programı faaliyet gösterir. askerliğini çavuş olarak yapmak dışında bir vasıf aranmayan köylülere sertifika vererek onları eğitmen (öğretmen değil) olarak köylerine gönderen bu program, beş yıllık ilkokulun olmadığı köylere üç yıllık okulların açılıp öğretmen atanması üzerinedir. bu okullar diploma verme yeterliğine sahip değildi ama, yani okuma yazma bilip de elinde hiçbir diploma olmayan insanlar bu okullarda okurdu (bir de askerdeki âli mektebi var ama o konumuz dışı). aynı yıl hamidiye köyünde ikinci bir kampüs de "köy öğretmen okulu" olarak açılır. 1940'da her iki kurum "köy enstitüsü" olarak birleşecektir.
geniş tarlalar üzerine kurulan, üstüne macar inşaat ustası sili layoş'un şantiye şefliğinde yapılan binalara öğrenciler eliyle elektrik ve su getirilir, tarlalar derslerde ekilir, hayvanlar derslerde yetiştirilir, hatta yakındaki derede balığa bile gidilir. 1930'ların 40'ların tatlı suları da tertemiz herhalde, hemen her enstitüde tatlı su balıkçılığı yapılıyormuş...
içlerinde talip apaydın'ın ve yakup kepenek'in de bulunduğu birçok kişiyi yetiştirmiş okulun öğretmen kadrosunda da, daha sonra kurulan birçok enstitüde yönetici olarak çalışan isimler bulunmuştur. okul günümüzde yunusemre anadolu meslek lisesi olarak devam ediyor.
kaynak: tonguç ve enstitüleri, pakize türkoğlu; ayrıca bu okulun mezunlarından ilyas küçükcan'ın "çifteler köy enstitüsü" çalışması.
devamını gör...






