ekmek arasına en çok yakışan yiyecek
şüphesiz sucuk.
devamını gör...
anket başlığından rahatsızlık duymak
karşı değilim, lakin savunmam. ama ırkçı, ayrıştırıcı veya cinsiyetçi başlıklara karşıyım, tepkimi koyarım. format dahilinde herkes istediği gibi başlık açabilir, anket başlık görmek istemeyen diğer katagorilere gider, bu kadar basit.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
cem adrian'dan gelsin.
devamını gör...
küyerelleşme
roland robertson'un küreselleşme ve yerelleşme yönündeki baskılar arasındaki kopmaz birliği açığa vuran ifadesidir.
küresel olanla yerel olanın, farklı coğrafi alanlarda değişik sonuçlar doğuracak şekilde, birbirlerinin içine girmesidir.
bir sosyoloji tabiridir.
bu duruma örnek olarak, mc donald's gibi küresel firmaların türkiye'de standart menülerine, tavuk döner gibi yerel yemekleri eklemesi verilebilir.
küresel olanla yerel olanın, farklı coğrafi alanlarda değişik sonuçlar doğuracak şekilde, birbirlerinin içine girmesidir.
bir sosyoloji tabiridir.
bu duruma örnek olarak, mc donald's gibi küresel firmaların türkiye'de standart menülerine, tavuk döner gibi yerel yemekleri eklemesi verilebilir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
ahmet hamdi tanpınar - (bkz: huzur)
fernando pessoa -(bkz: huzursuzluğun kitabı)
carl gustav jung - (bkz: dört arketip)
fernando pessoa -(bkz: huzursuzluğun kitabı)
carl gustav jung - (bkz: dört arketip)
devamını gör...
güne bir söz bırak
''hareket etmezsen zincirlerini fark edemezsin.''
tolstoy
tolstoy
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
küçükken daha akıllıydım.şimdi işler biraz karışık.
devamını gör...
adalet
hakkında ufak bir yazı kaleme aldığım başlıktır. sabırla okursanız sevinirim.
zamanın birinde yaz ayının ikisinde günün tam üçünde bize göre huzurun kalmadığı yöremizde, fısıltılar duyulmaya başlamıştı.
günler ilerledikçe fısıltılar artıyordu, sanki dağ, taş her taraf fısıldaşma ile doluyordu. yer yarılsında içine girsindi bu sesler. çığlıktan beterdi.
yeniden bir gemi yapmanın zamanı gelmişti. burayı terk etmedikçe fısıltılar tarafından boğulacağımızı düşünüyorduk. diğerlerini uyarmaya çalıştık ama fısıltılar çoktan yüreklerini bağlamıştı.
bir an önce gemiyi bitirmek tek isteğimizdi. şekli şemalı çok önemli değildi hatta gemiye benzemese de olurdu. yeter ki fısıltılara benzemesindi.
yoğun uğraşlar sonucu gemiyi tamamladık. ismini ruhun gemisi koyduk. son kez diğerlerini gemiye gelmeleri için ikna etmeye çalıştık. bunu yürekten istiyorduk.
orada kalmayı tercih ettiler.
biz ise çoktan harfleri toplamaya başlamıştık. ünlü ünsüz demeden, ayırt etmeden onları, tümünü almaya çalışıyorduk. kolay olmadı bu. her tarafı kapladıkları yetmezmiş gibi harfleri de etkileri altına almaktı amaçları. elimizden geldiğince gemimize topladık harfleri. rakamları almadık bıkmıştık artık küçük hesaplardan. sonra notaları topladık birer birer, sol anahtarını da ihmal etmedik, es işaretlerini de. notalar fısıltılardan sağırlaşmaya başlamışlardı artık hangi sesi çıkardıklarını bilemez haldelerdi. çok vaktimiz kalmamıştı. son olarak adaleti almaya karar verdik gemimize.
en çok zamanı da onu bulmaya çalışırken harcamıştık. adalet ortalarda görünmüyordu. fısıltılar tamamen örtmüştü üzerini. zorda olsa bulduk onu. bulduğumuzda hiç tanınmayacak haldeydi.
özenle topladığımız harfleri ve notaları ve işaretleri ve acınacak halde olan adaleti gemimizde tüm fısıltılardan arındırmaya çalıştık.
gemimiz suda değilde fısıltılar üzerinde yüzmeye çalışıyordu. balıklar bile fısıltı olmuştu.
günler belki de aylar boyunca ilerledik. artık sular üzerinde gittiğimizi fark eder olmuştuk.
temizlenmeye ve özüne dönmeye başlayan harfler sayesinde, tüm varlığını unutmuş olan ,adalet, var oluş amacını hatırlamaya çalışıyordu. gemideki herkes gibi o da çok gayretliydi.
ancak, adaletimiz tamamen temizlendiğinde kendimize yeni bir yaşam kurmaya cesaret edebilirdik. işimiz zordu ama bu yolun sonu aydınlıktı ve güzel günler bekliyordu bizi bunu hissedebiliyorduk.
zamanın birinde yaz ayının ikisinde günün tam üçünde bize göre huzurun kalmadığı yöremizde, fısıltılar duyulmaya başlamıştı.
günler ilerledikçe fısıltılar artıyordu, sanki dağ, taş her taraf fısıldaşma ile doluyordu. yer yarılsında içine girsindi bu sesler. çığlıktan beterdi.
yeniden bir gemi yapmanın zamanı gelmişti. burayı terk etmedikçe fısıltılar tarafından boğulacağımızı düşünüyorduk. diğerlerini uyarmaya çalıştık ama fısıltılar çoktan yüreklerini bağlamıştı.
bir an önce gemiyi bitirmek tek isteğimizdi. şekli şemalı çok önemli değildi hatta gemiye benzemese de olurdu. yeter ki fısıltılara benzemesindi.
yoğun uğraşlar sonucu gemiyi tamamladık. ismini ruhun gemisi koyduk. son kez diğerlerini gemiye gelmeleri için ikna etmeye çalıştık. bunu yürekten istiyorduk.
orada kalmayı tercih ettiler.
biz ise çoktan harfleri toplamaya başlamıştık. ünlü ünsüz demeden, ayırt etmeden onları, tümünü almaya çalışıyorduk. kolay olmadı bu. her tarafı kapladıkları yetmezmiş gibi harfleri de etkileri altına almaktı amaçları. elimizden geldiğince gemimize topladık harfleri. rakamları almadık bıkmıştık artık küçük hesaplardan. sonra notaları topladık birer birer, sol anahtarını da ihmal etmedik, es işaretlerini de. notalar fısıltılardan sağırlaşmaya başlamışlardı artık hangi sesi çıkardıklarını bilemez haldelerdi. çok vaktimiz kalmamıştı. son olarak adaleti almaya karar verdik gemimize.
en çok zamanı da onu bulmaya çalışırken harcamıştık. adalet ortalarda görünmüyordu. fısıltılar tamamen örtmüştü üzerini. zorda olsa bulduk onu. bulduğumuzda hiç tanınmayacak haldeydi.
özenle topladığımız harfleri ve notaları ve işaretleri ve acınacak halde olan adaleti gemimizde tüm fısıltılardan arındırmaya çalıştık.
gemimiz suda değilde fısıltılar üzerinde yüzmeye çalışıyordu. balıklar bile fısıltı olmuştu.
günler belki de aylar boyunca ilerledik. artık sular üzerinde gittiğimizi fark eder olmuştuk.
temizlenmeye ve özüne dönmeye başlayan harfler sayesinde, tüm varlığını unutmuş olan ,adalet, var oluş amacını hatırlamaya çalışıyordu. gemideki herkes gibi o da çok gayretliydi.
ancak, adaletimiz tamamen temizlendiğinde kendimize yeni bir yaşam kurmaya cesaret edebilirdik. işimiz zordu ama bu yolun sonu aydınlıktı ve güzel günler bekliyordu bizi bunu hissedebiliyorduk.
devamını gör...
dünyanın en gizemli olayları
(bkz: dyatlov geçidi olayı)
(bkz: tamam shud olayı)
(bkz: tarsus'taki gizemli kazı)
(bkz: young deneyi)
(bkz: tamam shud olayı)
(bkz: tarsus'taki gizemli kazı)
(bkz: young deneyi)
devamını gör...
imkansız aşk
kavuşamayınca aşk oluyor derler ya gercekten de oyle. bazen en buyuk engel gururun oluyor. ezip gecemiyorsun çünkü ya buna degmezse diye düşünüyorsun. gerçi üç gunluk dünya. en fazla ne kaybedebilirizki?
devamını gör...
radyo tiyatrosu
en çok trt radyonun emek verdiği, bir çok sanatçının sesinden hayat bulan özel programlardır.
özellikle "arkası yarın" la pehlivan tefrikası heyecanının tadına varırsınız...
özellikle "arkası yarın" la pehlivan tefrikası heyecanının tadına varırsınız...
devamını gör...
ahmed arif'in dizeleri
öyle yıkma kendini,
öyle mahzun, öyle garip…
nerede olursan ol,
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne üstüne,
tükür yüzüne celladın,
fırsatçının, fesatçının, hayının…
dayan kitap ile
dayan iş ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni.
gör, nasıl yeniden yaratılırım,
namuslu, genç ellerinle.
kızlarım,
oğullarım var gelecekte,
herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
kaç bin yıllık hasretimin koncası,
gözlerinden,
gözlerinden öperim,
bir umudum sende,
anlıyor musun ?
öyle mahzun, öyle garip…
nerede olursan ol,
içerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne üstüne,
tükür yüzüne celladın,
fırsatçının, fesatçının, hayının…
dayan kitap ile
dayan iş ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile
dayan rüsva etme beni.
gör, nasıl yeniden yaratılırım,
namuslu, genç ellerinle.
kızlarım,
oğullarım var gelecekte,
herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
kaç bin yıllık hasretimin koncası,
gözlerinden,
gözlerinden öperim,
bir umudum sende,
anlıyor musun ?
devamını gör...
sözlükten insan düşürmek
kadını erkeği fark etmeksizin kişilerin yapmaya çalıştığı eylem. düşürmek kelimesi argo evet. sevimsiz. hele hele iki kişiden biri düşmek istemeyip ısrar varsa, son derece üzüntü verici durumlar ortaya çıkabiliyor. boş laf kalabalığı aynı zamanda. düşürmeye çalışan kişiyi yalan söylemeye kadar itiyor bazı durumlarda. çok can sıkıcı olmaya başlayan durumlar. kafa sözlükte yaşanacak güzel deneyimleri birden zehir haline getirebilir. yazarların sözlükte yazma amacı sadece bu olmamalı diye düşünüyorum. ama varsa böyle kişiler niyetlerini de açık açık söylerlerse çok rahat olur. açıklık şeffaflık her zaman için iyidir. ben şahsen buradan bir kaç kez, kimseyi aramaya gelmedim burada ki amacım eğlenmek ve sohbet etmek dememe rağmen ısrarlar oldu. anlatamıyorsun. dinletemiyorsun. çaresiz kalıyorsun. sonunda hiç sevmediğim engelleme eylemi geliyor. şiddetin bir başka türlüsü bu. sözlüğü bazılarımız bir sığınak gibi görebiliyor. bu bile bazen kişinin hayatını gereğinden fazla buraya kaptırmasına sebebiyet verebiliyor. neyse. şimdilik bu kadar. kim neyi yazarsa yazsın. kim kimi "düşürmek" mi istiyor " sevişmek" mi istiyor. "dost" mu olmak istiyor. " arkadaş" mı olmak istiyor... ne yaparsa yapsın ama kimse kimseyi malzeme yapmasın. bu ne ya?
devamını gör...
günün sözü
kuşkusuz ki en büyük ön yargı,etrafımızdaki herkesi insan sanmamızdır.
charles bukowski
charles bukowski
devamını gör...
amelie
özgün adı le fabuleux destin d'amélie poulain olan ve ülkemizde amelie ismiyle vizyona giren bir jean-pierre jeunet filmi, bir feel-good movie. başrolünde audrey tautou oynamaktadır. tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük ilgi görmüştür.
devamını gör...
bir kadının sözlük yazarı olma nedeni
(bkz: abi geç oldu yat istersen)
devamını gör...
hediye olarak alınmaması gereken şeyler
kitap okuyan birine kitap
okuduğu kitabı alma olasılığınız yüksek
önceden bilgi almak gerekir
yoklama çekmek gerekir
okuduğu kitabı alma olasılığınız yüksek
önceden bilgi almak gerekir
yoklama çekmek gerekir
devamını gör...
geceye attila ilhan şiiri bırak
jilet yiyen kız
o kızı nerede nasıl görsem
aklımı başımdan alır ağzı
saçları şıra köpüğü desem
kaşları bıçak izi kırmızı
yakut pulları mı? bu ne görkem
kanlı gözbebeklerindeki yazı
beni nasıl büyüledi bilmem
kirpikleri örümcek kırmızı
kızıl demirden bir ünlem
salınması yangın yalnızı
korkmasam öpmeye eğilsem
dişleri elektrik kırmızı
çarpılmışım başım sersem
sevdim jilet yiyen kızı
göğsündeki kumrulara değsem
gagaları zehirli kırmızı
gece gündüz tek düşüncem
kasıklarımdaki ince sızı
artık kimseyle sevişemem
anladım sevişmek kırmızı
jilet yiyen kız merih'li gecem
birlikte bulacağız belâmızı
sonumuz kuşkusuz cehennem
kırmızı kırmızı kırmızı
o kızı nerede nasıl görsem
aklımı başımdan alır ağzı
saçları şıra köpüğü desem
kaşları bıçak izi kırmızı
yakut pulları mı? bu ne görkem
kanlı gözbebeklerindeki yazı
beni nasıl büyüledi bilmem
kirpikleri örümcek kırmızı
kızıl demirden bir ünlem
salınması yangın yalnızı
korkmasam öpmeye eğilsem
dişleri elektrik kırmızı
çarpılmışım başım sersem
sevdim jilet yiyen kızı
göğsündeki kumrulara değsem
gagaları zehirli kırmızı
gece gündüz tek düşüncem
kasıklarımdaki ince sızı
artık kimseyle sevişemem
anladım sevişmek kırmızı
jilet yiyen kız merih'li gecem
birlikte bulacağız belâmızı
sonumuz kuşkusuz cehennem
kırmızı kırmızı kırmızı
devamını gör...
eski sevgilinin durduk yere mesaj atması
yoklama alıyordur dedirten olay.
devamını gör...
