kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

malatya yöresine ait bir türkü. hasan durak ve mehmet seske tarafından derlenmiştir.

pek çok sanatçı tarafından seslendirilmiş olsa da benim en sevdigim yorumu (bkz: grup abdal)'dan dinlemek için tık tık.

--- alıntı ---

bir ay doğar ilk akşamdan geceden
neydem neydem geceden
şavkı vurur pencereden bacadan
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben

uykusuz mu kaldın dünkü geceden
neydem neydem geceden
uyan uyan yâr sinene sar beni
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben

uyan uyan yâr sinene sar beni
dağlar harâmı açma yaramı perişânım ben

yüce dağ başından aşırdın beni
neydem neydem yâr beni
tükenmez dertlere düşürdün beni
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben

madem soysuz gönlün bende yok idi
neydem neydem yok idi
niye doğru yoldan şaşırdın beni
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
niye doğru yoldan şaşırdın beni
dağlar harâmi açma yaramı perişânım ben

aşağıdan gelir eli boş değil
neydem neydem boş değil
söylerim söylerim gölnüm hoş değil
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben

bir güzeli bir çirkine vermişler
neydem neydem vermişler
baş yastığı kendisine eş değil
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
baş yastığı kendisine eş değil
dağlar harâmi açma yaramı perişânım ben

--- alıntı ---
devamını gör...

uzun süre yurtdışında yaşamış olan insandır o. sürekli farklı bir dile ve aksana maruz kaldığı için gayet normal olan bir durumdur.

ha bide bunun tam tersi grup var. bunlar genelde plazada çalışırlar, günlük aldıkları vitaminlerle ayakta dururlar. zaten farklı bir jargonları vardır, onlara da çok görmemek lazım. *
devamını gör...


çünkü ruhumuz yokluk çekti


1772 doğumlu, aydınlanma çağı ve fransız devrimi'ni yaşayabilmiş, mistik ve romantik alman şair, feylesof. asıl adı georg friedrich phillipp von hardenberg.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

29 senelik kısa ömrü, geceyle, tanrıyla, hakikatle, ölümle bezeli şiirlerle geçmiştir. her şeye çok duyarlılıkla yaklaşır, sıradan şeyleri en romantik haliyle anlatır. tam bir duygular şelale insanı. hukuk okurken johann christoph friedrich von schiller'le tanışır, derslerine katılır.

ilk nişanlısı tüberküloz sebebiyle vefat eder. ikinci nişanlığında da kendisi tüberküloz sebebiyle vefat eder, 1801'de.


...
ve parlak yıldızlar olacağız.
özgür bırakıldı sevgi,
ve ayrılık da yok bundan böyle.
yaşam, tüm gücüyle,
dalgalanmakta sonsuz bir deniz gibi.
hazzın yalnızca tek bir gecesi -
sonsuz bir şiir -
ve hepimizin güneşidir
tanrının çehresi.
devamını gör...

ben de buraya yazayım istedim. tanımlarımı okuyan, okurken keyif alan herkese çok teşekkürler.
kırıp incittiğim varsa da özürlerimi bir borç bilirim.
nice 1000 entry'ye.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

daha da kötüsü aslında bunun farkında olmak; ama içine doğduğun hayatın uyuşturucu durgunluğuna kapılıp savrulmaktır.

önce iyi bir eğitim almadığını bilirsin içten içe, yalnızca vasat diyebilecegin düzeydedir, ama yine de tutulduğun yarışın anlamsızlığının farkında olmana rağmen düzene boyun eğip vasat bir insan olmaya ilk adımını atmış olursun.

insanlar bir yerlerde yaşamlarını sürdürmeye devam ederken, boş insanların boş muhabbetlerini dinlemek zorunda kalırsın; dinlemiyor musun ? haa işte o zaman yalnız kalırsın ve asosyallikle suçlanırsın; dinlersen de bomb*k kafalı, vasat biri olursun.

bu düzen üzerine bir pislik gibi yapışır. silmeye çalıştıkça daha çok bulaşır; öyle kalakalırsın. ilişkiler yüzeysel ve vasattır. öyle dandik bir çevren vardır ki, iyi bir şeyler yapmaya çalışmak demek, delirme noktasına gelinceye kadar ödün vermek demektir. sorgulayan bireyler, hem aşağılanır, hem yalnız bırakılır, hem de ümitsizlik içinde boğulmasına göz yumulur. yani vasat yaşamaya mahkûm edilir.

garip, kasvetli ve kötümser bir yorum gibi görünebilir ama değildir, çünkü bu toplumsal zehrin kendini nasıl da felç ettiğini bazen çok geç anlarsın; bazen de hiç anlayamazsın. umutsuzluk bir yandadır, ancak yaşama tutunmaya çalışmak da diğer bir yanda...

ilginç bir karmaşıklıktır bu, anlatmak zor.
devamını gör...

kişinin elbette kendi tercihidir. ancak ciddiye alınmak ya da alınmamak konusunda abaza değilseniz bu gibi kriterleri olan ve dişiliğinden başka bir vasfı bulunmayan bu hanımefendileri fazla ciddiye almazsınız zaten. her şeyden önce kendinize saygınız olsun.
devamını gör...

eviniz yanarken maskeniz yoksa ceza yemenizdir.
devamını gör...

kimsenin atatürk'e ilah muamelesi yaptığı, ona ibadet ettiği falan yok. şuurunu o kadar yitirmiş olan kişi zaten gazi'yi anlamamıştır. paşa hayattayken kendisi böyle taleplerde bulunmamış, muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kandadır diyerek kurtarıcı beklemeyin çare sizsiniz kendinize inanın mesajı vermiş, bir gün sözlerim bilimle ters düşerse bilimi seçin diyerek de yolumuzu çizmiştir. ulu önder'e tanrı muamelesi yapan insan varsa bile toplasan bir elin parmaklarını geçmez.
türk'ün atası, ülkenin kurucusu olan olan başbuğ'un fotoğraf ve heykellerinin olması da gayet doğaldır.

başlık altında bu fotoğraf ve heykel meselesine gönderme yapan arkadaşın -ülkenin en kalabalık şehri olması sebebiyle- istanbul'da yaşadığını umarak, sahil yolundan bi eminönü - halkalı seyahati yapmasını tavsiye ediyorum. 3-5 metrede bir bulunan her sokak lambası direğinde erdoğan'ın çarşaf çarşaf posterleri mevcuttur. ayrıca bilbordlarda yan yana zibilyon fotoğrafı asılması da çok sık karşılaşılan bir durumdur. -yanlış hatırlamıyorsam- cevizlibağ'da 4-5 katlı binanın yan duvarı dev bir posteriyle kaplıdır. bunlar aklıma sadece şuan gelenlerdir. bakkal kadar dükkan açsa market kadar posteri asılır her yere, yapılan işin bilmem kaç katı maliyeti umursanmadan bakın biz yaptık ha diye puntolarla yazılır. (parti gözetmeksizin tüm belediyelerde olan bir saçmalıktır bu aslında. ama madem fotoğrafı 30-40 kişi görünce sorun oluyor, o fotoğrafsa bu kartpostal mı bu da fotoğraf. yol yapanın fotoğrafı asılıyorsa ülke kuranın pekala asılır.)

bir diğer konu atatürk'e ilah diyen adam çıkmışsa, erdoğan'a da peygamber diyenler çıktı. kimi erdoğan'ı karısıyla yakalasa kızmayacağını söyledi, kimi erdoğan istese kocasını düşünmeden gideceğini. kimileri oturma organına kıl bile oldu:) bunlara da lafınız var mı sevgili yazar yoksa kafayı kuma gömmeye devam mı? belki de bunlar vahim durumlar değildir ne dersin ;)
devamını gör...

"karda donmak üzeresin uyumak tatlı geliyor ama sen öldüğünün farkında değilsin." ıssız adam, 2012
devamını gör...

birinin yol vermesi.
devamını gör...

eğitimli ya da eğitimi olmasın kendini bir şey sananlar .aşırı tiksindirici..
devamını gör...

güzel yazan herkes çok beğeni, fav alır.
insanlar kendinden bir parça bulduğu tanımları
beğenir elbet.
önemli olan içinizden geldiği gibi yazmak ve insanları rahatsız etmemektir.
siz hissiyatınızı belli ediyorsanız zaten gerisi önemli değildir.
devamını gör...

devamını gör...

en sık görülen glikospingolipit hastalığıdır.
beta glukozidaz enzim eksikliğine bağlı patolojiler ortaya çıkar.
klinikte ağrılı kemik lezyonları, erlenmeyer deformitesi, hepatosplenomegali görülür.
bu hastalar enzimoterapiden fayda görür.
devamını gör...

mesela bu başlığa yazarken bile kendi kendime konuşuyordum. tenhada yapmak sorun olmuyor da kalabalık da yapınca "haa , bana mı dedin ? bir şey mi dedin?" gibi soruların yanında ayrıca tuhaf bakışlara maruz kalmaktır.
devamını gör...

1 buçuk bırakayım, ihtiyacı olan alsın.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim