bir üstteki yazar arkadaşa istinaden bir şey eklemek istediğim olaydır. son günlerde televizyon programlarındaki garip durumlardan birisi de bu; bir grup maske takıyor bir grup takmıyor. gerçi orkestra kendini korusun bir şekilde, çünkü ünlülerin parası var onlar en güzel yerde tedavi olurlar...

zaten pandemi var, virüs var diye didemcan'ı maskelemişler, sanırım titreşimlere bağlı damlacıklar daha fazla dağılmasın diye. bu yeterli diye düşünmüşler herhal...
devamını gör...

hasret'i okurken nasıl bir duygu durumunda olduğunu merak ettiğim efsane sanatçı. şarkıyı öyle içten öyle naif okuyor ki dinlerken boğazıma bir yumru oturuyor.
devamını gör...

şu an 446 yazar veya insan veya kişi aynı mecrada aynı ekrana bakıyorlar aynı şeyleri okuyorlar.
harbiden şaşırıp böyle saçma bir başlık açmama sebep olan sorunsaldır.
abi ne yapıyoruz biz ya. birbirimizin yüzüne tükürelim gidelim yatalım.
devamını gör...

kahve önünde toplanan dayı/amca bireylerin yoldan geçen insanları gözleriyle sekme geleneği.
devamını gör...

bir gün yine çay içip fotoğrafını paylaşıyorumdur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ilk önce çaysız çektim, sonra dedim bir şey eksik bunda, bir de çaylı çekeyim. *
devamını gör...

saçmalıktan ibaret olan bir hurafedir.
devamını gör...

bir gün birini yola itip gideceğim ama inşallah yapmam
devamını gör...

her yıl 21 mayıs'ta anma yapılır. çerkezler gemilerle osmanlı toprağına sığınırken yolda bir çok kişi açlıktan, hastalıktan ölmüştür. ölen kişiler gemilerden denize atılmıştır. bu nedenle çerkezler uzun yıllar *balık yememiştir. (bkz: kazanuka jabağ)kitabında ve bir çok kitapta anlatılan, dilden dile dolaşan bir çok anı/hikaye insanın kaldıramayacağı cinsten. günümüz dünyasında artık hiç bir ırk vatanından sürgün edilmez umarım.
devamını gör...

şimdi gökdelenlerin dolu olduğu bu yer eski raritan toprağıdır.
bugünkü new york city'e ilk gelen beyazlar, hollanda'lılar, bu topraklara new amsterdam demişlerdi. onlar geldiğinde manhattan'da, raritan isimli kızılderili kabilesi yaşıyormuş ve beyazların bazı hediyeleri karşılığında buraya yerleşmesine izin vermişler. beyazlar çoğaldıkça problemler artmış ve raritan'lar hollanda'lılar tarafından katliama uğramışlar.
devamını gör...

sesine aşık olduğum kadın.o kadar içten söylüyor ki .. tutuşmuş beraber/geri ver/hepsi geçti/kimin ızdırabı favori şarkılarım.bir de “diva bebe şov” adı altındaki videolarına bakmanızı öneririm.adamlar grubuyla şu dağlarda kar olsaydım söylemiş ve ciğer miğer bırakmamıştır.buradan
devamını gör...

yazım ve imlâ yanlışlarıyla dolu yazıları ciddiye alamama durumudur. bir insanın yazdığı yazıdan, üslubundan, kelime tercihlerinden ve imlâ kurallarıyla ilişkisinden hareketle okuyup okumadığını anlayabiliriz. bazılarının durumu tamamen umutsuz vaka. yapılabilecek herhangi bir şey yok. mesele sadece -de/da eki vesaire değil üstelik. ne demek istediği anlaşılmıyor yahu, öyle bir anlatım bozukluğu seviyesinde ki... bir de genel bir yanılgı var ona değinmek istiyorum. doğru düzgün yazamayan insanların üniversiteye gitmediği için bu dertten muzdarip oldukları sanılıyor. hiç öyle değil, korkunç bir yanılgı bu. üniversite mezunlarının veya öğrencilerinin hâli de çok farklı değil. hattâ bazı üniversite hocalarının durumu bile içler acısı... kelimeleri yanlış telaffuz edip yazanı mı dersiniz, noktalama işaretlerinden bihaber olanı mı dersiniz... öyle çoklar ki insan hayret ediyor. bu işin yolu bellidir, kitap okumak. isteyen istediğini düşünebilir, elime aldığım kitap özensiz bir baskıysa okumayı bırakan bir insanım. sözlükte filan tahammül etmem mümkün değil. hele de iki kelimeyi bir araya getiremeyip büyük büyük laflar eden bazıları var ki...

edit: haruki murakami adlı yazar iyice suyu bulandırmış. öncelikle ben kimseden nefret etmiyorum. bu size ait. de bağlacıyla nefretinize beni bağlamayın, yazıda böyle bir ifade yok çünkü. engelli kelimesini hakaret veya kötü anlamda kullanmadım. daha doğrusu sizin imâ ettiğiniz anlamda fiziksel veya zihinsel engellilere dokunan bir tarafı yok benim kullanımımda. bu sizin aşırı yorumunuz. niyet okumaktan ibâret anlamsız bir itham doğrusu. engelli kelimesi özürlü kelimesinin yerine geçmiştir türkçede. dile yerleşmiş, kabul görmüş bir kelimedir. özürlünün biraz kötü bir çağrışımı olduğunu ben de kabul ediyorum. ama bunların yukarıdaki yazıyla ve benimle ne ilgisi var yahu? engel yani, engel. yolda bazı engeller vardı desem, beni mi paralayacaksınız? bir konuda engeli olmak, bir engelin hâsıl olması, engellenen evlilik... biraz tartarak ölçüp biçerek yazmak lâzım. bu işin suyunu çıkarmaya başladınız çünkü. o kelimeyi kullanma, bunu kullanma. üstelik imâ edilen şeyle uzaktan yakından ilgisi yok. kör demeyin sakın... görme engelli demek gerekir. iyi de saramago'nun romanını körlük olarak değil de görme engellilik olarak mı okuyacağız? orhan kemal'in topal eskici ve oğulları vardır. yürüme engelli eskici ve oğulları diyelim mi? çolak salih'i filan ne yapacağız? sayonara...
devamını gör...

uzaylılar nerede? gerçekten kainatta bizden başkaları da var mı, yoksa bu uçsuz bucaksız evren’de tek miyiz? bu sorunun cevabını tabiki veremiyoruz. evet, şu zamana kadar elle tutulur bir kanıt da bulamadık. ama henüz kanıt bulamamak onların var olmadığını gösterir mi ? veya biz göremiyoruz ama varlar diyebilir miyiz ?

drake denklemi’ne göre bırakın tüm evren’i sadece samanyolu galaksisi’nde bile en az bizim kadar akıllı 100.000’den fazla medeniyet olmalı. drake denklemi başlıklı tanımımda bunun nasıl mümkün olabileceğini açıklamıştım. drake denklemi'nin doğru olduğunu var sayalım, peki öyleyse nerede tüm bu medeniyetler ?

"fermi paradoksu"na göre bu soruya cevap arayacak olursak eğer;

1-)belki de hep boşuna bir arayıştayız. hiç kimse yok. kainatta, dünya üzerindekinden başka herhangi bir canlı aramak beyhude bir çaba. hiçbir zaman olmadılar ve olmayacaklar. koca kainatta yalnızca dünya üzerinde yaşayan canlılar, ağaçlar, insanlar, balıklar vs. var...

2-) var birileri. ancak henüz ilkel aşamadalar. bu aşamada uygarlıklar nasıl bizden haberdar olacak ki? veya radyo sinyali bile göndermiyorlar. bundan dolayı orada olduklarını nasıl göreceğiz veya bileceğiz ? insanlık ilkelken 10 kilometre ötesinden bile haberdar olamıyorken gezegenler, yıldızlar arası bir hayat varsa ve bu formdaki canlılar ilkelse tabii ki de haberdar olamayacağız.

3-) eskiden, çok eskiden vardılar. ama artık yoklar. bir medeniyet gelişince kendi içlerinde veya kendi seviyesinde başka bir medeniyetle çatışıp birbirlerini yok etmeye meyilliler. ki bizler insanlık olarak bırakın başka medeniyeti, birbirimizi bile yok etmekten çekinmiyoruz. savaşıyor, yok ediyor, öldürüyor, yakıp yıkıyoruz. biz bile kendi içimizde böyleyken başka uzaylı medeniyetler birbirini neden yok etmiş olmasın ki ?

4-) gelecekte var olacaklar. ancak şu an yoklar. kainat insanla başlamadı elbette. dünyanın da insanla başlamadığı bir gerçek. yani biz insanlar var olmadan milyar yıllar önce de dinozorlar, canlılar, ağaçlar, balıklar vardı. tabii evrimleştiler. kimi suda yaşamaya başladı, kimi karada, kimi havada... kimi de yok oldu. dünya için dahi insan veya uygarlıklar yokken, kainatta da belki şu anda yoklar ama ilerde de var olmayacaklar diyemeyiz...

5-) gelişme gösteren medeniyetleri adeta yok eden, ezen ve gelişmesine asla müsaade etmeyen bir veya birkaç hiper güçte medeniyet var. kainatta yalnızca kendilerinin varlığına tahammül edebiliyorlar. tüm medeniyetlerin ya ilkelce yaşamasına müsaade edecekler ya da gelişim gördükleri an o medeniyeti yok ediyorlar

6-) onları anlayamıyoruz. bizlere mesaj gönderiyorlar ancak fark etmiyoruz. iletişim kanallarımız bir değil. frekanslarımız uyuşmuyor. belki biz onlardan, belki de onlar bizden çok daha gelişmiş haberleşme ağlarına sahipler. bir böceği ultra lüks bir havaalanına götürseniz onun için ne fark eder ki ?

7-) önemsemiyorlar. fark ettiler ancak bizlere değer vermiyorlar. onlar için önemsiziz. bizim varlığımız onlara hiç bir şey katmadığı gibi yokluğumuz da onlardan bir şey eksiltmiyor. ha varız, ha yokuz. onların umurlarında değiliz.

8-) kainat hiper bir medeniyet tarafından çoktan modelize ve simulize edildi. aslında her şey bir oyun ve bizler bu oyun içinde bize biçilen karakterlerden fazlası değiliz. sadece rollerimizi oynuyor, günümüzü tamamlıyor ve oyundan çıkıyoruz, yani game over...

9-) onların hayvanat bahçesindeyiz. bir önemimiz yok. sadece izliyorlar. insanlık olarak hayvanlara yaptığımız muameleyi hiper medeniyetler bize yapıyor. aslında dünya kocaman bir hayvanat bahçesi ve bizler de bu bahçede sergilenen canlılarız.

10-) bizden korkuyorlar. "acaba bir belirti, bir sinyal gönderirsek sonuçları ne olur?" sorusu yüzünden korkuyorlar ve bekliyorlar. bana en mantıklı gelen bu oluyor. çünkü insan olarak yok etmeye fazlasıyla meraklıyız. ya bizdensin, ya da düşmansın felsefesi tüm insanlık için geçerli.

11-) milyonlarca yıl önce geldiler. dünyamıza baktılar. onlar dünyamıza, dünya üzerinde henüz akıllı bir yaşam yoktu. gereksiz bir yer olarak gördüler ve bir daha gelmemek üzere gittiler.

12-) yakında gelecekler. geldiklerinde ne olacak bilemiyoruz ama umarım ki bizden daha güçlü ve daha gelişmiş değillerdir. aslında gelmiş olurlarsa, zaten bizden daha gelişmiş oldukları da bir nevi ortaya çıkmış olacak.

kim bilir ?
devamını gör...

sözlüğün sessiz kalması ilginç.

insan düşünmeden edemiyor her ay döngünün içinde olan kadınlar ne yapacak diye, heyalllam
devamını gör...

uzakta bulunan bir ışık kaynağından gelen ışığın, gözlemci ile o kaynak arasındaki büyük kütleli bir yapı nedeniyle yolunu değiştirmesi. gravitasyonel mercek adıyla da bilinir.

eğer kaynak, gözlemci ve mercek etkisi yaratan cisim aynı hizada bulunuyorsa, kaynaktan gelen cisim, mercek etrafında halka oluşturur. buna einstein halkası da denir. şöyle görünür:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


eğer cisimler ve gözlemci aynı hizada değilse, bu kez tam bir halka yerine yay şeklinde bir görüntü çıkar ortaya:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

***

kütle çekimsel mercekler 3 başlıkta incelenir:

- güçlü merceklenme

yukarıdaki fotoğraflarda gördüğünüz gibi, ışık dağılmasının net şekilde gözlendiği merceklenme etkisidir.

- zayıf merceklenme

ışığın dağılmasını gözümüzle göremeyiz. bu tür merceklenmeler, istatistiksel hesaplamalar sonucunda tespit edilirler.

- mikro merceklenme

belirli bir ışık dağılımı görülmez. onun yerine arkada kalan kaynağın yaydığı ışık miktarında, zamana bağlı bir değişim görülür.

***

işin geometrisi nasıl derseniz, şekilden açıklayayım kısaca:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

actual star: yıldızın gerçek yeri
observed star: ışık kayması nedeniyle yıldızı gördüğümüz yer
sun: güneş
earth: dünya

normal şartlarda güneş'in arkasında kalması gereken yıldızın ışığı, güneş'in kütlesi nedeniyle yolunu değiştirir ve biz onu görmememiz gerektiği halde görebiliriz. bu olayın varlığı ilk kez 1919'da bir güneş tutulması sırasında kanıtlanmıştır.
devamını gör...

bilgi ve inanç aynı cümle içinde pek eğreti durmuş. bilginin hangi dilde ne anlama geldiği de bu durumu rasyonalize etmez.

bilim ön kabullerle ilerler doğru ama yukarıda bazı yazarların biraz kurnazlıkla görmezden geldikleri şu.

bilimde teori ispatlanmadığı sürece teori olarak kalır. teoriyi ispatlamak için bilim deney ortamı oluşturur ya da veri toplar. sonuç ya da yeni gelen veri öngörülenden farklıysa yeni teori inşa eder.

her iki durumu da örnekleyelim:

eldeki kabullere göre kütlesi olmayan atomlara kütlesini veren bir nesne var ama ne olduğu bilinmiyor. bu parçacığın var olduğunu higgs isimli bir bilim insanı ortaya atıyor, sırf bu parçacığı bulmak için isviçre'de
laboratuvar ortamı kuruluyor, inanılmaz paralar harcanıyor. kaç yıldır deneyler yapılıyor, ancak hala ortada kesin bir kanıt yok takip ettiğim kadarıyla. (bkz: büyük hadron çarpıştırıcısı) yani bilim deneme-yanılma prensibiyle ilerler ve geri adım atmak her zaman mümkündür.

göbeklitepe örneğinden gidelim, tarih biliminin kabul görmüş tüm değerlerini yıktı, eldeki veri setine göre dinler yerleşik hayatın başlamasından sonra ortaya çıkmıştı ama göbeklitepe sonrası hiç bir bilim insanı kalkıp da vay efendim, nasıl olur, daha önce doğruysa şimdi de doğrudur söylediklerimiz yazdıklarımız demiyor.

inanç sistemleri basit anlatımla siyah-beyaz prensibi üzerine kuruludur. ispat gerekmez, inanan bir insandan ispat istemek de zaten anlamsızdır. inanırsın ya da inanmazsın. temelinde spiritüeldir, metafiziktir.
devamını gör...

nick altı panayır alanına dönmüş yazar beyanı. yapma nelson din kardeşiyiz yahu! *
devamını gör...

sıcaklık ölçmeye yarayan aygıt. uzun süre boyunca cıvalı olanlarını kullandık ancak son yıllarda dijital olanları da kullanılıyor artık.

eski tip cıvalı termometre:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

dijital termometre:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

albeni yapma evladım

t: bakkal, bakkalım ben.
devamını gör...

alkol kullanan biri degilim.
çevremde kimse de kullanmıyor. kokusunu dahi bilmem.
lakin bu millet içiyorsa; üstelik vergi ile sattığın kanunen meşru olan bir şeyi bahane yaratıp yasaklamak insan hak ve özgürlüklerine saldırı değil de ne?
devamını gör...

yaşadığım sıkıntıların hayata devam etmemi engellemesine izin vermek sanırım.her şeye rağmen yoluma devam edebilseydim çok daha huzurlu olabileceğimi hissediyorum.bunu en başta da eğitimim için hissediyorum.normalde bu sene 6.sınıfa geçip mezun olacaktım bir şekilde kendi ayaklarımın üstünde durmayı başarmış olacaktım.bunu derken de hayattan beklentimin ne kadar küçüldüğünü hissettim.kendime yetebilsem yeterliydi ama olmadı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim