sigmund freud
insanın yaşam serüvenini çok kısa bir sözle özetleyen düşünce adamı.
"insan mutlu olmak ister, bu yüzden berbat bir haldedir."
"insan mutlu olmak ister, bu yüzden berbat bir haldedir."
devamını gör...
martı
çatıya attığımız artıkları anında görüp yetişiyorlar.
birisi bacaya çıkıp gagasını sonuna kadar açıp bağırıyor, galiba bu çığırtkan olan.onun seslenmesiyle martı doluyor çatı.
martılar, kargalarla beslenme şekli aynı olan kuşlar: çöpçü ve leşçiler.ayırmaksızın her şeyi afiyetle yiyorlar.
etrafta hiç serçe görmediğimden - istanbul’da tükendi diyorlar- biraz da bu dev kuşlardan şüpheleniyorum, sayılarının çok artmasından dolayı.çocukluğumda gündöndüleri yağmalayan, bu yüzden çiftçilerin hiç sevmediği serçeler yok artık.belki de tarım ilaçlarındandır kimbilir?
şuraya kocaman kuşların olduğu bir fotoğraf bırakayım:
birisi bacaya çıkıp gagasını sonuna kadar açıp bağırıyor, galiba bu çığırtkan olan.onun seslenmesiyle martı doluyor çatı.
martılar, kargalarla beslenme şekli aynı olan kuşlar: çöpçü ve leşçiler.ayırmaksızın her şeyi afiyetle yiyorlar.
etrafta hiç serçe görmediğimden - istanbul’da tükendi diyorlar- biraz da bu dev kuşlardan şüpheleniyorum, sayılarının çok artmasından dolayı.çocukluğumda gündöndüleri yağmalayan, bu yüzden çiftçilerin hiç sevmediği serçeler yok artık.belki de tarım ilaçlarındandır kimbilir?
şuraya kocaman kuşların olduğu bir fotoğraf bırakayım:
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
ne zaman nickaltıma bir şey girilse hafiften tırsıyorum biri küfür mü etti acaba sonunda diye.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
kitap aldım.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
bilmemek ayıp değildir, yeter ki çaktırma.
devamını gör...
kocasının parasıyla hava atan hanımlar
net görgüsüzdür. kütahyada öğrenci yurdunda kaldığım zamanlar oda arkadaşım sevgilisi için sürekli ''bana onu aldı bana bunu aldı''... yahu bana ne arkadaşım, elin çocuğunu dinlemek zorunda mıyım? yok şurda dükkanları var yok merkezde evleri var vsvsvsvs...
çiçek alırdı çocuk, çürüyene kadar odada tutardı. evlerine giderdi gelir kayınvalidesini anlatır da anlatırdı.
yarının zulümkarlarıdır velhasılı. duyduğum kadarıyla çocuğu kafalayıp evlenmişti. allah sabır versin.
çiçek alırdı çocuk, çürüyene kadar odada tutardı. evlerine giderdi gelir kayınvalidesini anlatır da anlatırdı.
yarının zulümkarlarıdır velhasılı. duyduğum kadarıyla çocuğu kafalayıp evlenmişti. allah sabır versin.
devamını gör...
insanın kendini çaresiz hissettiği anlar
çok fazla değer verdiğiniz insanın sesini yavaş yavaş unutmaya başladığınız ya da toprağına sarıldığınız an.
devamını gör...
geceye bir poyraz karayel repliği bırak
+ “bu aşk işleri niye bu kadar zor?”
– “kıymetli de ondan herhalde. itin kopuğun elinde rezil olmasın diye bize iteliyolar.”
– “kıymetli de ondan herhalde. itin kopuğun elinde rezil olmasın diye bize iteliyolar.”
devamını gör...
çiçekli şiirler yazmak istiyorum bayım
bir didem madak şiiri. üzerine bir şey söylenmez, doğrudan okumak yeterlidir sanıyorum.
zenciler prensesi olacağım.
hayat işte asıl o zaman başlayacak
pippi uzunçorap
çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
bilmiyorsunuz. darmadağın gövdemi
çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.
karanlıkta oturuyorum. ışıkları yakmıyorum.
çalar saat zembereği boşalana kadar çalıyor
acı veren bir sevişmeyi hatırlıyorum.
bir bıçağın gereksiz yere parlaması bu.
yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.
bir yağsam pahalıya malolacağım.
ben bir bodrum kat kızıyım bayım
yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum
bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum
fakat korkuyorum. birazdan da
kırk üç numara ayakkabılarınızla
bahçede oynayan çocukların üstüne basacaksınız
bu iyi olmaz bayım!
"gün akşam oldu" diyorum
ekmek kırıntıları atıyorum kuşlara
cam kırıkları yiyorlar
rüyamda; bir kâse dolusu suyun içinde
rengârenk yap-boz parçacıkları
anlatmak istiyorum, dinlemiyorsunuz.
hayır, sanırım sabahı bekleyemem
bilmiyorum.
insanlar rüyalarını acilen anlatmalı.
on dört yaşındaydı ruhum bayım
bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı.
protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz
gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri
protez bacaklarıma bile ıslık çaldılar
o ara içimde çiçeklerden oluşmuş
bir silahsız kuvvet ablukaya alındı
sinemalarda da "organzm gıcırtıları" oynuyordu.
kaçmaya çalıştım. olmadı.
bu nedenle, çiçekli şiirler yazmayı
ruhum açısından faydalı buluyorum bayım.
neyse işte
ben her filmi hatırlarım
sinemaların hiç bitmeyen gecesine sığındığım çok oldu.
"sofi'nin tercihini" seyrederken çok ağlamıştım.
öpüşen guramilerle ilgili bir film yapsalar
onu da mutlaka hatırlardım.
insan içinde çevrilen bir çıkrığın sesini unutur mu?
hem sonra ben hatırlamaya alışkınım
bir "eşya toplayıcısıyım" bayım.
büyük gemiler de yok artık bayım
büyük yelkenler de
büyük kâğıtlar yakmak istiyor şimdi canım.
işte az önce bir karabatak daldı suya
bir süredir kayıp
dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya
ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.
kasımpatları kadar acı kokuyorum biliyorum.
ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen
yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?
bir gül, bir güle derdi ki görse
yalan söylüyorum
güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım
zenciler prensesi olacağım.
hayat işte asıl o zaman başlayacak
pippi uzunçorap
çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
bilmiyorsunuz. darmadağın gövdemi
çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.
karanlıkta oturuyorum. ışıkları yakmıyorum.
çalar saat zembereği boşalana kadar çalıyor
acı veren bir sevişmeyi hatırlıyorum.
bir bıçağın gereksiz yere parlaması bu.
yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.
bir yağsam pahalıya malolacağım.
ben bir bodrum kat kızıyım bayım
yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum
bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum
fakat korkuyorum. birazdan da
kırk üç numara ayakkabılarınızla
bahçede oynayan çocukların üstüne basacaksınız
bu iyi olmaz bayım!
"gün akşam oldu" diyorum
ekmek kırıntıları atıyorum kuşlara
cam kırıkları yiyorlar
rüyamda; bir kâse dolusu suyun içinde
rengârenk yap-boz parçacıkları
anlatmak istiyorum, dinlemiyorsunuz.
hayır, sanırım sabahı bekleyemem
bilmiyorum.
insanlar rüyalarını acilen anlatmalı.
on dört yaşındaydı ruhum bayım
bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı.
protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz
gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri
protez bacaklarıma bile ıslık çaldılar
o ara içimde çiçeklerden oluşmuş
bir silahsız kuvvet ablukaya alındı
sinemalarda da "organzm gıcırtıları" oynuyordu.
kaçmaya çalıştım. olmadı.
bu nedenle, çiçekli şiirler yazmayı
ruhum açısından faydalı buluyorum bayım.
neyse işte
ben her filmi hatırlarım
sinemaların hiç bitmeyen gecesine sığındığım çok oldu.
"sofi'nin tercihini" seyrederken çok ağlamıştım.
öpüşen guramilerle ilgili bir film yapsalar
onu da mutlaka hatırlardım.
insan içinde çevrilen bir çıkrığın sesini unutur mu?
hem sonra ben hatırlamaya alışkınım
bir "eşya toplayıcısıyım" bayım.
büyük gemiler de yok artık bayım
büyük yelkenler de
büyük kâğıtlar yakmak istiyor şimdi canım.
işte az önce bir karabatak daldı suya
bir süredir kayıp
dünyayı yutmuş olarak çıksa da ortaya
ölüm çok iri bir sözcük değil bayım.
kasımpatları kadar acı kokuyorum biliyorum.
ama siz sobada sucuklu yumurta pişirip yiyen
yoksul bir aşkın güzelliğini bilir misiniz?
bir gül, bir güle derdi ki görse
yalan söylüyorum
güller bu sıra hiç konuşmuyor bayım
devamını gör...
en sevilen çorba
doğulu biri olarak kelle paça çorbası, mercimek ve tarhana diyeceğim başlıktır. diğerleri (yayla, tavuk vs) bana bu çorbaların yaşattığı mutluluğu yaşatmamaktadır.
mercimek çorbasına azıcık limon, tarhanaya pul biber, kelle paçaya ise yine limon ekleyip içerseniz tadlarını nirvanaya çıkarırsınız. ayrıca baharat olarak kekik kullanabilirsiniz. kokusunu üst levellere taşırsınız.
mercimek çorbasına azıcık limon, tarhanaya pul biber, kelle paçaya ise yine limon ekleyip içerseniz tadlarını nirvanaya çıkarırsınız. ayrıca baharat olarak kekik kullanabilirsiniz. kokusunu üst levellere taşırsınız.
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
ilk erkek yurduna kayıt olmak için kız yurdundaki ofise gitmiştik, sonra asansörden inen bi kız ofisin olduğu bölgeye doğru yürürken ayakkabısını fırlattı, işlemi konuştuğumuz masaya, yani bizim masaya sonra da olduğu yere kusmaya başlamıştı. zaten sonra da anlaşamayıp eve çıkmıştık.
devamını gör...
ingilizce deyimler
yeni öğrendiğim bir deyimi paylaşarak katkı sağlamak istediğim başlık.
chomp at the bit: bir şeyi yapmak için sabırsızlanmak, bekleyememek.
chomp at the bit: bir şeyi yapmak için sabırsızlanmak, bekleyememek.
devamını gör...
en güzel çiçek
herkesin adını bildiği ama birçok insanın hiç görmediği muhteşem kokulu yasemindir bana göre.
devamını gör...
unutulmayan anlar
benim için çok önemli ve değerli bi anımı yazmak yerine komik bir anımı anlatmak istiyorum sizlere.
birkaç yıl önce kıyma makinesi almıştı babam eve ve getirdiği zaman çalıştığından emin olmak için denemek istedik biz de. biraz fazla küçük parçalara ve bıçaklara sahipti. kafamız karıştı, beceremedik bi türlü. kullanma kılavuzunu hem türkçe hem ingilizce olarak okudum, her şeyi denedik ama yapamamıştık asla olmuyordu parçalar doğru yerlerine yerleştiremiyorduk. e o kadar çabalayıp uğraştıktan sonra olmayınca da ister istemez gerilmiştik hepimiz. en son aldığımız mağazaya götürmeye karar verdik. bi alışveriş merkezindeki mutfak eşyaları satan bi mağazadan almıştık o yüzden gittik oraya ama hepimiz çok sinirliydik ve sürekli birbirimize kızıyorduk. tam alışveriş merkezinin kapısından girdikten sonra babam “kıyma makinesini” çantaları kontrol etmek için girişte bant şeklinde bulunan x-ray cihazına soktu birden ve sığmadığı için makine orada takıldı tabii. ordaki görevli de biz de neye uğradığımızı şaşırdık birden çünkü boyu daha uzun olan yani insanların geçtiği cihazdan geçse sorun olmayacaktı ama babam sinirli olduğu için fark etmeden o küçük bantın üzerine koydu cihazı ve sıkıştı makine. görevlinin de yardımıyla çıkardık zorla da olsa ama hala çantaların bile zor sığdığı o küçücük bantın üzerine kocaman makineyi sokmasını hatırladıkça gülüyoruz ve gerçekten unutamıyoruz.
birkaç yıl önce kıyma makinesi almıştı babam eve ve getirdiği zaman çalıştığından emin olmak için denemek istedik biz de. biraz fazla küçük parçalara ve bıçaklara sahipti. kafamız karıştı, beceremedik bi türlü. kullanma kılavuzunu hem türkçe hem ingilizce olarak okudum, her şeyi denedik ama yapamamıştık asla olmuyordu parçalar doğru yerlerine yerleştiremiyorduk. e o kadar çabalayıp uğraştıktan sonra olmayınca da ister istemez gerilmiştik hepimiz. en son aldığımız mağazaya götürmeye karar verdik. bi alışveriş merkezindeki mutfak eşyaları satan bi mağazadan almıştık o yüzden gittik oraya ama hepimiz çok sinirliydik ve sürekli birbirimize kızıyorduk. tam alışveriş merkezinin kapısından girdikten sonra babam “kıyma makinesini” çantaları kontrol etmek için girişte bant şeklinde bulunan x-ray cihazına soktu birden ve sığmadığı için makine orada takıldı tabii. ordaki görevli de biz de neye uğradığımızı şaşırdık birden çünkü boyu daha uzun olan yani insanların geçtiği cihazdan geçse sorun olmayacaktı ama babam sinirli olduğu için fark etmeden o küçük bantın üzerine koydu cihazı ve sıkıştı makine. görevlinin de yardımıyla çıkardık zorla da olsa ama hala çantaların bile zor sığdığı o küçücük bantın üzerine kocaman makineyi sokmasını hatırladıkça gülüyoruz ve gerçekten unutamıyoruz.
devamını gör...
soba üzerine portakal kabuğu koymak
oda parfümü etkisi gösterir. ohh miss.
devamını gör...
toplu taşımada görgü kuralları
telefonda yüksek sesle konuşmamak.
birine nefesini hissettirecek kadar yaklaşmamak.
yaşlılara yer vermek. (bunu suistimal ettikleri için pek yapmıyorum)
öküzün trene baktığı gibi karşı cinsi kesmemek.
birine nefesini hissettirecek kadar yaklaşmamak.
yaşlılara yer vermek. (bunu suistimal ettikleri için pek yapmıyorum)
öküzün trene baktığı gibi karşı cinsi kesmemek.
devamını gör...
alttaki yazara bir şarkı bırak
devamını gör...
sözlüğü terk ediyoruz kampanyası
sözlüğe üye olurken haberdar olunan ve mevcut oldukları halde yazılıp çizildikten sonra vay bu kurallar var yazmayı bırakalım demek pek samimi gelmiyor bana. ayrıca bırakana da bırakma denmiyor bildiğim kadarıyla. *
arkamda iz bırakmayayım istiyorsanız bir yönetici ile irtibata geçin sildirin bütün hesabı ve tanımları.
(bkz: kafa sözlük'ten süresiz uzaklaştırılan yazar)
arkamda iz bırakmayayım istiyorsanız bir yönetici ile irtibata geçin sildirin bütün hesabı ve tanımları.
(bkz: kafa sözlük'ten süresiz uzaklaştırılan yazar)
devamını gör...
emekli olduktan sonra ateist olan din kültürü öğretmeni
o eğitim sistemine 20 yıl hizmet etse, imam şafii bile ateist olurdu bence, çok görmemek lazım.
devamını gör...
