aslında çok saçma geldi, bi de söyleyen kişi türkiye'de liberalizm simgesi gibi, okuyunca kafama dank etti.
adama parayı ver, sonra geri iste bakalım, devrim bile yapar bu halk.
devamını gör...

eskiden beğenmediğim kitabı, filmi, diziyi bitirmeye çalışırdım hep. ne zaman "ben bunları hayattan keyif almak için yapıyorum ya, niye sevmediğim bir şeyi izlemek/okumak zorunda hissediyorum?" dedim o zaman bırakmayı öğrendim.
hayattan keyif almak için yaptığımız şeyleri böyle zorunluluk haline getirmek insanı mutsuz eden en önemli şeylerden biri bence.
devamını gör...

kimseyi ilgilendirmeyen durum. tıp da zaten buna anlam vermeye çalışmaz. ahlak bekçiliğinden daha önemli işleri vardır zira.
devamını gör...

bu yazıyı yazmaya başladığım şu anda cep telefonumun saati 09:32, bilgisayarımın saati 09:34, trt’nin saati 09:30 ve kol saatim inadına 09:35… allahım bu ne büyük bir azaptır, bundan bir kurtuluş yok mudur? hangisine inanayım? hangi saate güveneyim? kaybettiğim bu kadar zamanın vebalinin altından nasıl kalkarım? bu kadar büyük bir karmaşadan beni kurtaracak bir halit ayarcı’ya şu an bile ne kadar da ihtiyacım var!

saat deyip geçmeyiniz efendim saatler zamanın bizimle konuşma organıdır. onlar olmasa birçok şeyden mahrum kalırdık ya da en azından yarım yamalak yapardık yaptığımız şeyleri. “allah’ı bulmanın en kolay yolu saattir.” ezan, ramazanda oruç hep saatle. işimizde gücümüzde insanlarız ya, nasıl bileceksin ne zaman nereye gideceğini, ne zaman bitirceğini. ahmet hamdi tanpınar olmasaydı, hayri irdal ve halit ayarcı da olmayacaktı ve o zaman biz zamana ihanetimizin farkında olmadan, kaybettiğimiz onca zamanın günahıyla yaşayıp gidecektik. halit ayarcı’nın keskin zekasının ürünü olan saatleri ayarlama enstitüsü lağvedilmeseydi eğer, şimdi zaman karmaşası yaşamayacaktık. onun önce bir isim bulup sonra içini doldurma fikri bana şu sözü hatırlattı nedense;
“nerde ki kavram yoktur, tam zamanında bir kelime imdada yetişir.kelimelerle mükemmel tartışılabilir. sistemler kurulabilir. kelimeye pek ala iman edilebilir. ve ondan bir tek harf çıkarılamaz.” hatırladınız mı eski dostumuz mefisto’yu. saatleri ayarlama ensitütüsünün kendisinin, böümlerinin, müdürlüklerinin ve diğer bütün parçalarının mefisto’nun bu sözünden etkilenilmiş gibi ortaya çıkması size de ilginç gelmedi mi? doğrusu odur ki s.a.e. nin çalışanları ayarcı ve irdal’ın akrabalarından, eşinden, dostundan ve dahi diğer tavsiyelerden saçilmeliydi, öyle de oldu. fakirlikten bir anda sıyrılıp erfaha eren insanlar, ölümden dönen, mezardan çıkanlar, bir anda gerçek aşkı bulanlar o zamana kadar manasız gördükleri enstitüye aşkla bağlandılar. ey mübarek sen olmasaydın, ahmet zamani efendi de olmayacaktı, enstitünün yeni binası senin kendine güvenli sesin, mağrur duruşunla var oldu. sen öyle bir saattin ki her evde bir tane olmalı, gençler bayram sabahları elini öpmeli ,sana adaklar adamalıdır. hayri irdal senin alelade bir aat olduğunu düşünmüş olabilir bir zamanlar ama inandıktan sonra o da emin olmasa da kabul etmiş görünmedi mi senin kerametlerini?

avrupa’dan amerika’dan gelen heyetler bu ne yaptığı tam belli olmayan enstitüye hayran kaldıkları anda artık dünüşü olmayan bir yola giren enstitü, herkesi şaşırtma, imkansıza yönelme yoluna girdiğinde elleri alkışlamaktam kızaranlar arasında sen değilsen bile dedelerinden bir yok muyu ey okur!

tatlı bir kızın yolda seni durdurup saatini ayarlmasını istemez misin içinde bulunduğumuz şu sanal yüzyılda bile.
ahmet hamdi tanpınar üstün bir zeka ürünün oalrak saatleri ayarlama enstitüsü koymamış olsaydı bu başyapıtın adını böyle bir fikir deler miydi zihnimizi?

bu yazıyı bitirmeye hazırlandığım şu anda cep telefonumun saati 09:51, bilgisayarımın saati 09:53, trt’nin saati 09:39 ve kol saatim inadına 09:54… ne kadar sürede yazdım bu yazıyı bilemiyorum, bu sabah kaçta uyandım, ne kadar zaman yitirdim daha sabahın bu vakitlerinde? çıldırmak işten değil!!!
pazar gecesi saatlerinizi 1 saat geri almayı unutmayın! hayri irdal ve halit ayarcı yoksa da artık, saatleri ayarlama enstitüsü lağvedilmiş olsa da, mübarek’in kerametleri sorgulanmakta olsa da, ben fahri bir s.a.e. çalışanı olarak nakdi ceza uygulamak için sizi kontrole geliyor olacağım…
devamını gör...

atomdan daha küçük boyutlu parçacıklar.

bu parçacıklar başlıca 2 gruba ayrılır:

1- fermiyonlar

bu grupta 6 lepton ve 6 kuark bulunur. 6 adet kuark birbiriyle birleşebilir ve hadronları oluşturur. hadronlar da kendi aralarında 2'ye ayrılır: baryonlar ve mezonlar.

2- bozonlar

bunlara kuvvet taşıyıcı parçacıklar da denir. fermiyonlar arasındaki temel etkileşimleri sağlayan aracılardır.

standart model dediğimiz ve maddenin yapısını açıklamamızı sağlayan fiziksel model ile, bu parçacıklara ait birçok özellik tanımlanmıştır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne göbek gider ne dert
kaldı mı bıngıl bıngıl sarkan et
devam ederse pandemi
tüm dünya olacak pavarotti.*
devamını gör...

rock müzik.
türkiye'de neredeyse hiç aktif rock müzik yapan grup kalmadı. 90larda her yerden rock grupları çıkıyordu. şimdi onun yerini rap müzik aldı. *
devamını gör...

dedikodu kötü bir şeydir efendim. dedikodu seven de ha kadın olsun ha erkek olsun bomboş insandır.
devamını gör...

garip bir ülkede yaşıyoruz, her ay ülkede işsizlik, alım gücü, dolar kuru vs. artarken bu kampanyalar da artıyor. önceden halktan böyle para istendiğini hatırlamıyorum nedense ya da ben kaçırdım. konu x kulübü değil cidden toplumun aklıyla utanıp sıkılmadan dalga geçilecek raddeye ne ara geldiğimiz. bir ülke düşünün ki sma hastaları ya da diğer bir çok sıkıntısı yüzünden çekindiği için para isteyemeyen gerçek ihtiyaç sahipleri, bir yandan da hayatta kalma kaygısından uzak amaçlarla yapılan bu sözüm ona yardımlar. klasik dilencilik bitti artık sanal dilencilikler arttı. konu asla bu spor kulübü değil, kimseyi de salak yerine koymuyorum ama umarım bu destekler azalırve bu gibi kampanyalarda hızlıca kaybolur. kendi adıma hangisini görsem beynimi utanç kaplıyor.
devamını gör...

tarihte gelmiş geçmiş en yetenekli üç samuray'dan biri olarak gösterilen kılıç üstadıdır. hayatı boyunca 60'dan fazla savaşa girmiş ve hepsinde hayatta kalmıştır. nito riyu olarak adlandırılan, çift kılıçla dövüş tekniğinin mucididir. bu kılıçlardan birisi samurayların kullandığı geleneksel geniş kılıç iken, diğeri ise biraz daha küçük, kamayı andıran, ani saldırılarda kullanılmak için tasarlanmış bir kılıçtı.

efsaneler onun bu tekniği ile birlikte adete dans eder gibi savaştığından bahsederler. dev kertenkeleleri yok edişi, bu şekilde betimlenmektedir. tabi zaman içerisinde bununla ilgili pek çok illüstrasyonda yapılmıştır. o kadar büyük bir kılıç üstadıdır ki, namı yayıldıkça hakkındaki efsaneler de, almış başını yürümüştür. insanlar onun suyun üzerinde yürüyebildiğinden, havada süzülebildiğinden bahseder olmuşlardır. bu sebeple de kendisine ''kenseyi'' yani ''kılıç azizi'' lakabı takılmıştır.

hakkındaki tüm bu mistik söylentileri, aslında kendisi şu sözleri ile yerle yeksan eder; - ki bence asıl efsane hareketi budur-

''baştan kaybedeceğimi anladığım hiçbir düelloya girmedim.''

buradan da anlıyoruz ki, kendisi, buşido'nun en önemli ilkesi olan ''dürüstlük'' ilkesine sonuna kadar bağlı bir üstattır.

musashi kılıç üstatlığının yanı sıra, yetenekli bir yazar ve ressamdır. iki kitabı bulunmaktadır;

''kenjutsu'' bu kitabında geleneksel japon savaş sanatını anlatmaktadır.

diğer kitabı go rin no şo yani ''beş çember kitabı'' ise strateji ve felsefe üzerinedir.

kendisinden hayat dersi niteliğinde bir söz aktarmakta fayda var;

''bedenin ruhunu etkilemesin, ruhun da bedenini. ne cansız ol, ne de aşırı canlı. coşkulara kapılmış bir ruh da güçsüzdür, bitkin bir ruh da. düşmanın senin ruhunu okumasına asla fırsat verme.''

ayrıca miyatomo musashi ile ilgili mhiroshi inogaki tarafından aynı isimle çekilmiş, 1954 yapımı bir sinema filmi de mevcuttur. üçleme olarak çekilmiştir. fazla ipucu vermeden söylenebilecek tek şey ise; üçüncü filmi muhakkak izleyiniz olacaktır. ben işin gerisine karışmıyorum.
devamını gör...

"ulan bir milimden daha yakın olup da nasıl tarifsiz uzaklıkta olabiliyor iki insan?" ~abnie~
kalemin hiç tükenmesin ilhami algör.
tanım: okuyanı bol olsun dediğim başlıktır.
devamını gör...

(bkz: ses kaydında intihal şoku)*
devamını gör...

inanılmaz itici bir durumdur. kadınlar erkekler gibi değildir, her an güzel ve bakımlı görünmek isterler. içlerinden gelmiyorsa fotoğraf çekmek istemezler.
bu yüzden de sürekli:
- foto atsana
- boydan foto atsana
- yandan foto atsana
- anlık foto atsana
gibi talepler sinir eder.
bırakın içinden geldiği zaman kendisi atsın. böyle çok darlanıyor kadınlar.
devamını gör...

hepten kurtulmuş oluruz öyle kampanyalardan. destekliyorum.
devamını gör...

dünden beri tavana vurmuş olan karşıtlıktır. dindar kızlara olmadık benzetmeler zina iftiraları. dindar erkeklerin kul hakkı yediği iftiraları. bunları yapan insanlar zaten dindar değildir. çünkü dinen haram şeyler. tamam siz ateistler en ahlaklı en namuslu insanlarsınız.
devamını gör...

orhan velinin bir şiiri diş fırçasına sarılı olarak bulunmuştur. vefatından sonra yayımlanan bu şiiri; aşk resmi geçidi dir.
devamını gör...

dökülmeye yatkınsa uzatmayın derim, ekstra özen göstermeniz gerekir.

bakımını düzenli aralıklarla dandik olmayan ürünler ile yapın.

fön makinasını son ayarda kullanmayın.

uzama aşamasında ise entele otu ile uzamayı hızlandırabilirsiniz. (bkz: entele otu)

ama dikkatli olun toksiktir, gözünüze veya açık bir yaranız varsa eğer temas ettirmeyin, gözünüzü hastanede açabilirsiniz.
devamını gör...

latin amerikalı, yazar ve gazeteci.
2015 yılında aramızdan ayrıldı.
2,3 yıl kadar önce açık radyo'da her sabah açılışı eduardo galeano metinleri ile yaptıkları bir dönem vardı ve çok keyifliydi.
yaşadığı çağa tanıklık eden dürüst çıkarımları ile evrensel olarak sevilen bir insandı.


alarm: bisikletler!

"dünyadaki kadınların eşit haklara ulaşması yolunda bisikletin yaptığını ne başka bir şey ne de başka bir kimse," yaptı diyordu susan anthony.
mücadele arkadaşı elizabeth stanton da şöyle diyordu:
"biz kadınlar oy kullanma hakkına doğru pedal çeviriyoruz."

philippe tissié gibi bazı doktorlar bisikletin düşük ve kısırlığa sebep olabileceği konusunda uyarırken, bazı meslektaşları bu edepsiz aletin ahlaksızlığı teşvik ettiğini, zira mahrem yerleri seleye sürtündükçe kadınların zevk aldıklarını savunuyorlardı.

gerçek şu ki, bisiklet yüzünden kadınlar kendi başlarına çıkıp dolaşıyor, evden uzaklaşıyor ve özgürlüğün tehlikeli zevkini tadıyorlardı. ve yine bisiklet yüzünden, pedal çevirmeyi engelleyen o bunaltıcı korse elbise çıkıp müzedeki yerini alıyordu.

kadınlar isimli kitabından
devamını gör...

wellington - yeni zelanda.
devamını gör...

kitap okurken akla gelen geçmiş yüzünden olur bu bazen. bazen de o cümleleri beynine kazımak istersin, anlamak istersin. duruma gore değişen olay.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim