klasik müziği sevdirecek eserler
klasik müziği sıkıcı olduğu için sevmeyen insanlar var. bu kişilere klasik müziği sevdirmeyi kendime görev bildim* ve bildiğim biraz daha hareketli klasik müzikleri paylaşmaya karar verdim.
offenbach-can can(kadınların eteklerini kaldırdığı bir çeşit dans çeşididir ayrıca)
in the hall of the mountain king
ride of the valkyries
9. senfoni
ronda alla turca
offenbach-can can(kadınların eteklerini kaldırdığı bir çeşit dans çeşididir ayrıca)
in the hall of the mountain king
ride of the valkyries
9. senfoni
ronda alla turca
devamını gör...
sözlükteki kan aranıyor duyuruları
allah şifasını versin inşallah.
devamını gör...
pişmanlık garantili tavsiyeler
sevin arkadaşlar, kör kütük aşık olun. *
devamını gör...
türkiye'de en yaşanılası şehirler
antalya, demre.
devamını gör...
iktifa etmek
reşat nuri güntekin'in romanlarında karşınıza sık sık çıkan, yetinmek anlamındaki söz.
devamını gör...
deniz temiz/turmepa
ülkemizin hem denizlerini hem kıyılarını korumak amacıyla faaliyetler yürüten bir sivil toplum kuruluşu.
pandemiden çok önce kıyı temizliği etkinliklerinden birine katılmıştım, günün sonunda topladığımız atıkların ne kadar çok olduğunu ve kıyının temizlendiğini görmek bana kendimi çok iyi hissettirmişti. yazara teşekkür ederim, formu doldurdum. bir yerden tekrar başlamak lazım.
pandemiden çok önce kıyı temizliği etkinliklerinden birine katılmıştım, günün sonunda topladığımız atıkların ne kadar çok olduğunu ve kıyının temizlendiğini görmek bana kendimi çok iyi hissettirmişti. yazara teşekkür ederim, formu doldurdum. bir yerden tekrar başlamak lazım.
devamını gör...
ileri derecede cimri arkadaş
cimrinin yaşantısında yalnız bir başına kalması gerek. arkadaşlığı kesmezseniz içinizi 'ben miyim tek enayi?' sorusu kemirir ki yok yere üzüntü demektir.
devamını gör...
mahlassızım
ortak moderatör işine girdik biz bu yazar arkadaşla, aramızda anlaştık hazall'ın dörtte üçü ona ait, gerisi benim.
şaka maka da benim pay iyice azaldı bu ara? biraz da bana bıraksan mı acaba?*
şaka maka da benim pay iyice azaldı bu ara? biraz da bana bıraksan mı acaba?*
devamını gör...
kitap alıntıları
çağdaş insan, uyanık olduğuna ve de doğru düşündüğüne inanmak istiyor. ama bu tür inanç ve düşünceler bizi karabasanlara soktu -akıl aynalarımızda, art arda işkence odalarını gördüğümüz karabasanlardı onlar. bu karabasandan çıktığımızda, uyanık durumda düş gördüğümüzü ve usçu düşlerimizin dayanılmaz düşler olduğunu belki de fark edeceğiz. ve ondan sonra, belki de gözlerimizi kapayıp yeniden düş görmeğe başlayacağız.
yalnızlık dolambacı / octavio paz
yalnızlık dolambacı / octavio paz
devamını gör...
misafir çocuğu
3 yaşından büyük ise sevmem, ağzına vurasım gelir.
devamını gör...
film izleyerek entelektüel olunur mu sorunsalı
akıllara ilber ortaylı hocamızın bir anısını aktardığı anekdotu getirmiştir.
“üniversitede, en çok sevdiğim hocanın odasındaydım.
bana ‘ne olmak istiyorsun?’ dedi.
‘entelektüel olmak istiyorum.’ dedim.
‘senden entelektüel olmaz!’ dedi.
şaşırmıştım, sonra, kırılgan bir ses tonuyla ‘dersinizi geçmeme rağmen sürekli dersinizdeyim. okulda en çok okuyan, araştıran ve tartışmalara giren, hep benim?’ dedim.
tekrar ‘senden entelektüel olmaz!’ dedi.
çok kızmıştım!
‘doçentlik tezlerin konularını bile ben öneriyorum…’ dedim.
profesör gülümseyerek geriye yaslandı.
‘senden çok iyi bir araştırmacı olur; ama entelektüel olmaz! nedenine gelince; sana entelektüel olamazsın dediğimde, bana bir entelektüel gibi ‘niçin olmaz?’ diye sormadın, aksine alındın ve hiddetlendin. yazarlık bir bilgi işidir. oysa entelektüellik bilgi değil, davranış biçimidir. bir insanın entelektüel olması için en az üç kuşak ailesinin okuması gerekir…
okulun önüne bir baksana. hepsi son model araç dolu ve bunların çoğu hocalara ait. onlar her sene model yenilerler.
gerçekten böyle bir yenilenmeye ihtiyaçları var mı?
niçin bu şekilde yaşıyorlar?
çünkü o ünvanlarla gördüğün hocalarının kariyerleri ne kadar yüksek olursa olsun, ruhları feodal bir köylü. güçlerini topluma kabul ettirmek için böyle hava atmak zorundalar. gerçek bir entelektüel asla bu güdüyle hareket etmez.
entel feodal köylülere artık diploma ve ünvan da yetmez.
tıpkı paranın yetmediği gibi…”
“üniversitede, en çok sevdiğim hocanın odasındaydım.
bana ‘ne olmak istiyorsun?’ dedi.
‘entelektüel olmak istiyorum.’ dedim.
‘senden entelektüel olmaz!’ dedi.
şaşırmıştım, sonra, kırılgan bir ses tonuyla ‘dersinizi geçmeme rağmen sürekli dersinizdeyim. okulda en çok okuyan, araştıran ve tartışmalara giren, hep benim?’ dedim.
tekrar ‘senden entelektüel olmaz!’ dedi.
çok kızmıştım!
‘doçentlik tezlerin konularını bile ben öneriyorum…’ dedim.
profesör gülümseyerek geriye yaslandı.
‘senden çok iyi bir araştırmacı olur; ama entelektüel olmaz! nedenine gelince; sana entelektüel olamazsın dediğimde, bana bir entelektüel gibi ‘niçin olmaz?’ diye sormadın, aksine alındın ve hiddetlendin. yazarlık bir bilgi işidir. oysa entelektüellik bilgi değil, davranış biçimidir. bir insanın entelektüel olması için en az üç kuşak ailesinin okuması gerekir…
okulun önüne bir baksana. hepsi son model araç dolu ve bunların çoğu hocalara ait. onlar her sene model yenilerler.
gerçekten böyle bir yenilenmeye ihtiyaçları var mı?
niçin bu şekilde yaşıyorlar?
çünkü o ünvanlarla gördüğün hocalarının kariyerleri ne kadar yüksek olursa olsun, ruhları feodal bir köylü. güçlerini topluma kabul ettirmek için böyle hava atmak zorundalar. gerçek bir entelektüel asla bu güdüyle hareket etmez.
entel feodal köylülere artık diploma ve ünvan da yetmez.
tıpkı paranın yetmediği gibi…”
devamını gör...
güce tapmak
yaşadığımız ülkenin en büyük sorunu bence.
yolsuzluklara, hırsızlığa, adam kayırmaya, haksızlığa. karşı çıktığımız ne varsa içten içe biliyoruz ki elimize fırsat geçse biz de yapacağız. başımızdakiler ise toplumumuzun birebir yansıması. kendimize benzeyeni getirdik başımıza. o güçlendikçe ona daha çok bağlandık.
toplumsal ahlakımız yok. ticaret ahlakımız yok. bütün amacımız daha çok kazanmak. çünkü cebimizdeki para kadar saygın ve değerliyiz. zor durumda olanı ezmek, aşağılamak, haksızca ya da emeksiz kolay kazandığımız paramızla, emeği ile çalışıp kazananı fakir diye aşağılamaktan gocunmayız..bu kazancı elde etmek için güç nerede ve kimde ise onun yanındayız. kurnazlığımızla övünürüz. badem bıyığımız hemen uzayıverir.
bundan 10 sene önce fethullah hocaefendiydi. hazrete kimse laf ettirmezdi. neden? çünkü güçlü olan oydu. devletin içinde devletti. küçük çıkarlarımız için devletimizi sattık. şimdi değişti mi? hayır. güç el değiştirdi sadece. hemen onun yanında yerimizi aldık.
bundan 20 yıl önce bu kadar muhafazakar değildik mesela. muhafazakar iktidarla birlikte kendini ona eklemlemeye çalışan, yeni bir sınıf yarattık. gizli olması gereken ibadetimizi milletin gözüne soktuk ki onlardan olduğumuz anlaşılsın. umreye gidip fotoğraflar çektirdik. camilerin hoparlörleri son ses açıldı ki herkes duysun en çok müslüman biziz. alnımız secdede, aklımız cüzdanda kaldı.
olur da devran döner sermaye el değiştirirse o görüşün de en ateşli savunucusu oluruz bir anda. çünkü çıkarlarımız neyi gerektiriyorsa onu yaparız. vatanmış, adaletmiş, hukukmuş umurumda değil. ben güçlünün yanında oldukça bana hiç bir şey olmaz.
kimse bu ülkenin kutsal değerleri, milli bilmemneleri diye martaval okumasın. çok iyi biliyoruz ki dinimiz de, imanımız da, milli değerimiz de para.
"güç, yalnızca ahlaken düşük olan insanları cezbeder". (albert einstein)
selam ve dua ile.
yolsuzluklara, hırsızlığa, adam kayırmaya, haksızlığa. karşı çıktığımız ne varsa içten içe biliyoruz ki elimize fırsat geçse biz de yapacağız. başımızdakiler ise toplumumuzun birebir yansıması. kendimize benzeyeni getirdik başımıza. o güçlendikçe ona daha çok bağlandık.
toplumsal ahlakımız yok. ticaret ahlakımız yok. bütün amacımız daha çok kazanmak. çünkü cebimizdeki para kadar saygın ve değerliyiz. zor durumda olanı ezmek, aşağılamak, haksızca ya da emeksiz kolay kazandığımız paramızla, emeği ile çalışıp kazananı fakir diye aşağılamaktan gocunmayız..bu kazancı elde etmek için güç nerede ve kimde ise onun yanındayız. kurnazlığımızla övünürüz. badem bıyığımız hemen uzayıverir.
bundan 10 sene önce fethullah hocaefendiydi. hazrete kimse laf ettirmezdi. neden? çünkü güçlü olan oydu. devletin içinde devletti. küçük çıkarlarımız için devletimizi sattık. şimdi değişti mi? hayır. güç el değiştirdi sadece. hemen onun yanında yerimizi aldık.
bundan 20 yıl önce bu kadar muhafazakar değildik mesela. muhafazakar iktidarla birlikte kendini ona eklemlemeye çalışan, yeni bir sınıf yarattık. gizli olması gereken ibadetimizi milletin gözüne soktuk ki onlardan olduğumuz anlaşılsın. umreye gidip fotoğraflar çektirdik. camilerin hoparlörleri son ses açıldı ki herkes duysun en çok müslüman biziz. alnımız secdede, aklımız cüzdanda kaldı.
olur da devran döner sermaye el değiştirirse o görüşün de en ateşli savunucusu oluruz bir anda. çünkü çıkarlarımız neyi gerektiriyorsa onu yaparız. vatanmış, adaletmiş, hukukmuş umurumda değil. ben güçlünün yanında oldukça bana hiç bir şey olmaz.
kimse bu ülkenin kutsal değerleri, milli bilmemneleri diye martaval okumasın. çok iyi biliyoruz ki dinimiz de, imanımız da, milli değerimiz de para.
"güç, yalnızca ahlaken düşük olan insanları cezbeder". (albert einstein)
selam ve dua ile.
devamını gör...
evde hep aynı yerde duran eşyalar
koltuk kılıfı yapmak için alınan 1 top kumaş ,10 yıldır çalışma odasının kapısının ardında,çocuk olsa 10 senede ilkokul ögrencisi olacaktı.*
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
tişörtlerimi benden başka herkes giyiyor. bu üstümdeki kimin?
devamını gör...
poşetlerin parayla satılması
evet artık çöplerimizi dünya para verdiğimiz ama sızma, akma ihtimali dip kıvrımlarında gizli; kokulu, büzgülü, renk renk, desen desen envai çeşit poşetler vasıtası ile atıyoruz. yaşasın...
çok yakın bir zamanda (daha bu sabah) başıma geldiği için sanırım biraz sinirliyim "çöp poşeti" diye satın aldığım ürünün delik olabilmesine. yoksa delik poşetlerle çöp atılmasını tasvip etmiyoruz, hatta kınıyoruz!
küfür niyetine geçecek sözlere eklenebilir sanırım; içine çöp attığın poşet altından sızdırsın emi diye...*
hepimize çersiz, çöpsüz, mis kokulu günler olsun o zaman. *
çevre kirliliği, doğa katliamı bu ülkenin yaralarındandır maalesef, onu başka zaman yazarız elbet...
** düzeltme
çok yakın bir zamanda (daha bu sabah) başıma geldiği için sanırım biraz sinirliyim "çöp poşeti" diye satın aldığım ürünün delik olabilmesine. yoksa delik poşetlerle çöp atılmasını tasvip etmiyoruz, hatta kınıyoruz!
küfür niyetine geçecek sözlere eklenebilir sanırım; içine çöp attığın poşet altından sızdırsın emi diye...*
hepimize çersiz, çöpsüz, mis kokulu günler olsun o zaman. *
çevre kirliliği, doğa katliamı bu ülkenin yaralarındandır maalesef, onu başka zaman yazarız elbet...
** düzeltme
devamını gör...
düşünseli
harry potter filminden türkçeleştirilmiş muazzam bir kelime. türkçeleştirmesini serinin çoğunu çevirmiş olan sevin okyay ve kutlukhan kutlu yapmıştır.
devamını gör...
mustafa kemal'in ne işi var burada diyen şey
atatürk olmak da zor iş vesselam. sen tut yoktan bir ülke var edilmesine önderlik et, bir sürü yenilik getir, sata sata anca bitirilen fabrika kur, "muasır medeniyet" düsturuyla tüm hayatını bir ülkeye ve onun yurttaşlarına harca, sen öldükten 83 sene sonra dangalağın biri çıkıp sana laf etsin. atatürk olmak zor iş vesselam.
devamını gör...
7 nisan 2021 futbolcuların öncelikli aşı listesine alınması
niye bu kadar şaşırdınız anlamadım? geri kalmış toplumların en büyük uyku tulumu futboldur. o yüzden bu şımarık cahil kişilere destek veriliyor.
devamını gör...
gülhane parkı
1839 tanzimat fermanı'nın, hariciye nazırı koca mustafa reşit paşa tarafından okunduğu yerdir.
devamını gör...
