yazarların kişisel çöküşünün başladığı yıl
2020 tabii ki. ne dostluklarım kaldı, ne sevdiğim insan kaldı, ne psikoloji kaldı.
devamını gör...
orman yangını çıkan yerlere gidip çay dağıtmak
sel felaketi yaşanan bölgede çay dağıtan reisten beklediğimiz güzellik. hadi reis, çık otobüsün üstüne de çay fırlat vatandaşa. bu zor günler ancak bu şekilde atlatılır.
devamını gör...
tamir işlerinden anlamayan erkek
munistir kesin. tanıdığım tüm tamir yapan erkekler sinirli idi ve yakınlarındaki herkesi hem çırak hem şamaroğlanı ilan ederdiler.
devamını gör...
severus snape
dumbledore: after all this time?
severus: always...
severus: always...
devamını gör...
hükümdarın süt hikayesi
bir zamanlar bir ülkede halk ayaklanır hükümdara karşı.
haklılardır da.
ne adalet ne düzen kalmıştır ülkede.
hükümdar ayaklanan halkı meydandaki devasa bir havuzun etrafında toplar ve bir konuşma yapar;
-"eğer isterseniz benden çok kolay bir şekilde kurtulabilirsiniz. böyle isyan etmenize hiç gerek yok, şimdi ben bu havuzu boşalttıracağım, üzerini de kapattıracağım, sizden tek isteğim bu havuzu süt ile doldurmanız.
herkes gece yarısından sonra bu havuza bir kova süt dökecek.
herkes tek başına dökecek sütü kimse kimseyi görmeyecek. güneş doğarken hepiniz burada olun.
havuz süt ile dolduğunda ben tahtı bırakıp gideceğim.
ertesi gün sabah olur herkes sevinçle toplanır havuzun başına.
öyle ya artık bu düzenbaz hükümdardan kurtulacaklardır.
hükümdar da gelir ve üzeri kapalı havuz açılır.
bir de ne görsünler?
havuz besberrak suyla doludur çünkü herkes aynı şeyi düşünmüştür;
“onca sütün içinde benim döktüğüm bir kova suyu kim fark edecek?”
hükümdar konuşur;
- "gördünüz mü ? siz ne iseniz ben de oyum!
siz düzenbaz olduğunuz için içinizden kimi seçerseniz seçin sonuç hiçbir zaman değişmeyecek.
o yüzden ben tahtımda kalıyorum siz de layık olduğunuz sistemin içinde!"
haklılardır da.
ne adalet ne düzen kalmıştır ülkede.
hükümdar ayaklanan halkı meydandaki devasa bir havuzun etrafında toplar ve bir konuşma yapar;
-"eğer isterseniz benden çok kolay bir şekilde kurtulabilirsiniz. böyle isyan etmenize hiç gerek yok, şimdi ben bu havuzu boşalttıracağım, üzerini de kapattıracağım, sizden tek isteğim bu havuzu süt ile doldurmanız.
herkes gece yarısından sonra bu havuza bir kova süt dökecek.
herkes tek başına dökecek sütü kimse kimseyi görmeyecek. güneş doğarken hepiniz burada olun.
havuz süt ile dolduğunda ben tahtı bırakıp gideceğim.
ertesi gün sabah olur herkes sevinçle toplanır havuzun başına.
öyle ya artık bu düzenbaz hükümdardan kurtulacaklardır.
hükümdar da gelir ve üzeri kapalı havuz açılır.
bir de ne görsünler?
havuz besberrak suyla doludur çünkü herkes aynı şeyi düşünmüştür;
“onca sütün içinde benim döktüğüm bir kova suyu kim fark edecek?”
hükümdar konuşur;
- "gördünüz mü ? siz ne iseniz ben de oyum!
siz düzenbaz olduğunuz için içinizden kimi seçerseniz seçin sonuç hiçbir zaman değişmeyecek.
o yüzden ben tahtımda kalıyorum siz de layık olduğunuz sistemin içinde!"
devamını gör...
türkiye'nin en iyi dizisi
bende oyumu şahsiyete veriyorum.dizinin çok farklı ambiyansı ,etkileyici anlatimı, ince mesajları ve tabi usta oyunculugu var.aynı ekibin yeni bir iş yaptıklarını duydum heyecanla bekliyorum.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
kalbim gözlerimin önünde eriyor ve bunu durduramıyorum. içimdeki kırgınlığı nasıl atarım, onu da bilmiyorum. birilerine, tüm dünyaya, hiç sevilmemişliğime çok kırgınım.
devamını gör...
@ işareti
sapienza üniversitesi profesörlerine göre internetin sembolü olan "@" işareti 1536 yılında latin amerika'dan italya'ya mal taşıyan floransalı tacirlerin oldukça sık kullandığı bir işarettir. yaklaşık 500 yıl önce içecek ve tahılda ölçü birimi olan"ampboranın simgesi olarak da kullanılan bu işaret, uzak mesafeler arasında ticareti belirtmek için kullanılmıştır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
makyajla ilgili düşündürücü sözler
favorim; makyajına ve yüzündeki boyalara güvenme. yollar da güzeldir ama altından kanalizasyon geçer... yaralı yüz filminden (1983)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
ben neden bilmiyorum çok daha genç bir platform zannetmişim burayı bir öğrenci olarak. ama böylesi beni daha mutlu etti zira daha tecrübeli insanların da fikirlerini okuyabileceğim.
devamını gör...
mutfakta sinir eden durumlar
tam bulaşıkları makineye yerleştirecekken makinenin temiz bulaşıkla dolu olması. bakın bu bir dramdır.
devamını gör...
harold and maude
1971 yapımı, asıl senaryosunu colin higgins’in yazdığı bu filmin yönetmenlik koltuğunda hal ashby oturmaktadır.
filmin türüne kara komedi demek pekâlâ uygundur diye düşünmekteyim.
filmin ana konusu, 20’li yaşlarının başında depresif ruh halinde, oldukça ölüme yatkın bir genç olan harold’un (but cort),
80’li yaşların başına gelmiş olan pozitif, neşeli, dopdolu bir yaşam sevincine sahip olan maude’un (ruth gordon) birbirleriyle bir cenaze töreninde karşılaşmalarını ve bu karşılaşma sonucunda ortaya çıkacak olan dostluklarını, arkadaşlıklarını ve aşklarını izlemiş oluyoruz.
harold, çok küçük yaşta babasını kaybetmiştir ve bu yüzden ilgisiz ve sevgisiz büyüyen bir çocuk olarak büyümüştür. bu yüzden bu depresif karakterimiz, annesinin karşısında sayısızca sahte intihar denemelerinde bulunmuş ve annesinden ilgi görmek istemiştir. fakat annesi olan mrs.chasen (vivian pickles), fazlasıyla soğukkanlı bir kadındır ve oğlunun bu davranışlarına alışıktır bundan dolayı oğluna hiçbir şekilde ilgi göstermez.
az önce dediğim gibi, maude seksenli yaşlarının başlarında olmasına rağmen çok neşeli, yaşamayı olabildiğince seven bir kadın. aslında ‘harold’ karakterinin tam tersi. belki de bu iki karakterin zıtlıkları birbirlerini birleştiren, tamamlayan özellik oldu.
avusturya asıllı bir amerikalı olduğunu öğrendiğimiz maude’un filmin ilerleyen sahnelerinde kolunda görmüş olacağımız dövmesi sayesinde, zamanında toplama kamplarında bulunmuş olabileceği fikrini çıkartmak pek de zor değil.
ayrıca bu eksantrik filmin herkese hitap etmeyeceğini belirtmem gerekir. bu iki aşığın sevgisi çok alışılmışın dışında, çok çok farklı. ilk başta izlerken yadırgayabilirsiniz fakat sonradan alışacaksınızdır. ben bu filmi yüzümde büyük bir tebessümle izledim, insana sebepsiz yere yaşam sevinci aşılıyor sanki.
bu harikulade filmin güzide şarkılarını cat stevens bestelemiş. çok da güzel ve keyifli olmuş. ben şarkıların hepsini beğensem de, bana dokunan iki şarkısı var sizlerle de paylaşayım. miles from nowhere ve if you want to sing out
filmi izleyecek olanlara şimdiden keyifli izlemeler diliyorum. cat stevens’ın bu harika şarkıları size yolda eşlik eden çok iyi bir arkadaş olacak. sevgiler.
filmin türüne kara komedi demek pekâlâ uygundur diye düşünmekteyim.
filmin ana konusu, 20’li yaşlarının başında depresif ruh halinde, oldukça ölüme yatkın bir genç olan harold’un (but cort),
80’li yaşların başına gelmiş olan pozitif, neşeli, dopdolu bir yaşam sevincine sahip olan maude’un (ruth gordon) birbirleriyle bir cenaze töreninde karşılaşmalarını ve bu karşılaşma sonucunda ortaya çıkacak olan dostluklarını, arkadaşlıklarını ve aşklarını izlemiş oluyoruz.
harold, çok küçük yaşta babasını kaybetmiştir ve bu yüzden ilgisiz ve sevgisiz büyüyen bir çocuk olarak büyümüştür. bu yüzden bu depresif karakterimiz, annesinin karşısında sayısızca sahte intihar denemelerinde bulunmuş ve annesinden ilgi görmek istemiştir. fakat annesi olan mrs.chasen (vivian pickles), fazlasıyla soğukkanlı bir kadındır ve oğlunun bu davranışlarına alışıktır bundan dolayı oğluna hiçbir şekilde ilgi göstermez.
az önce dediğim gibi, maude seksenli yaşlarının başlarında olmasına rağmen çok neşeli, yaşamayı olabildiğince seven bir kadın. aslında ‘harold’ karakterinin tam tersi. belki de bu iki karakterin zıtlıkları birbirlerini birleştiren, tamamlayan özellik oldu.
avusturya asıllı bir amerikalı olduğunu öğrendiğimiz maude’un filmin ilerleyen sahnelerinde kolunda görmüş olacağımız dövmesi sayesinde, zamanında toplama kamplarında bulunmuş olabileceği fikrini çıkartmak pek de zor değil.
ayrıca bu eksantrik filmin herkese hitap etmeyeceğini belirtmem gerekir. bu iki aşığın sevgisi çok alışılmışın dışında, çok çok farklı. ilk başta izlerken yadırgayabilirsiniz fakat sonradan alışacaksınızdır. ben bu filmi yüzümde büyük bir tebessümle izledim, insana sebepsiz yere yaşam sevinci aşılıyor sanki.
bu harikulade filmin güzide şarkılarını cat stevens bestelemiş. çok da güzel ve keyifli olmuş. ben şarkıların hepsini beğensem de, bana dokunan iki şarkısı var sizlerle de paylaşayım. miles from nowhere ve if you want to sing out
filmi izleyecek olanlara şimdiden keyifli izlemeler diliyorum. cat stevens’ın bu harika şarkıları size yolda eşlik eden çok iyi bir arkadaş olacak. sevgiler.
devamını gör...
yazarların google nick araştırma sonucu
haberler...
devamını gör...
bir anda 700 tanım giren normal sözlük yazarları
devamını gör...
normal sözlük logosundaki kafanın gittiği yer
acıkınca kafan dominosa gider.
devamını gör...
karnabahar
albino brokoli.
devamını gör...



