tatil anlayışı köye gitmek olan baba
aaa baba sen mi açtın bu başlığı... her sene istanbul'un köylerinde birinde olan köyümüze /yazlığa gidiyoruz ve artık çok sıkıldık. dedik ki bu yaz başka yere gidelim, resmen tatil planlamasını unutmuşuz. tek gitsem neyse, aile olunca işin içinde kocaman bir sorun olmaya başlıyo. bize tatil planlamasını unutturan babamcıma buradan selam olsun. *
devamını gör...
bilgenin sarsılmazlığı üzerine
romalı filozof seneca'nın eseridir. seneca büyük bir söylev ustası olduğu içindir ki eserlerinde nev-i şahsına münhasır bir üslup göze çarpar. bilgenin sarsılmazlığı üzerine bu anlamda onun en önemli eserlerinden biridir. seneca stoacı doğa ve evren anlayışının etkisiyle bilgeyi âdeta kutsar. bilge kimsenin ondan alamayacağı bir şeye sahiptir: erdem. bilgenin erdemi talihin bütün aksaklıklarından âzâdedir. talih vermemiştir bilgeye bilgeliğini ve erdemini. dolayısıyla alamaz da. bilge her şeye sahiptir aslında; onun dış etkenlere bağımlı olmayan bir özgürlüğü vardır. insanî ve hatta tanrısal erdemlerle donanmış olan bilge sıradan insanlardan farklıdır. seneca'ya göre bilge haksızlığa veya hakarete uğrayamaz. bilge sarsılmazdır. elbette bilgeye hakaret etmeye yeltenen insanlar olacaktır; elbette bilgeye haksızlık yapmak isteyenler olacaktır. ama bilge bunlardan etkilenmez. ona yönelik bu saldırılar gökyüzüne fırlatılan oklar gibidir. yani faydasızdır. bilge yukarıda olandır ve aşağıdakilerin saldırıları onu etkileyemez. bilgenin talihten aldığı veya beklediği bir şey yoktur. o her şeye sahiptir zaten ve bunları muhafaza eder. ona kötülük yapılamaz. çünkü yalnızca bilge iyidir ve kötülük iyilikten aşağı bir şey olduğu için ona erişemez. bilge ortalama insanın çok üzerinde bir yerdedir. ortalama insanın hakaret ve haksızlıkları onun sağlam yapısına zarar veremez. ona atılan mızraklar boşlukta süzüldükten sonra yere çakılırlar. bilge ayak takımının sadece haksızlıklarını ve hakaretlerini değil; aynı zamanda övgülerini de umursamaz. seneca bu bağlamda ruhun özgürlüğünden söz eder. dışsal etkilerin insanı yapması gereken şeylerden alıkoyabilen engeller oluşturabileceğini ifade eder. öfke, sabırsızlık, nefret, itiş kakış gibi şeylerden uzak durulmasını tavsiye eder. sokrates'in kendisiyle ilgili komedilere nasıl güldüğünü örnek olarak verir. seneca'nın hareket noktası cato aslında. yani cato'nun bilge olduğu ve haksızlığa veya hakarete uğrayamayacağı savı. ama onun özelinde bütün insanlığa seslenmiştir. değil mi ki bilge evrenseldir. stoacı öğretinin bu bağlamda izlerini görmek mümkün.
devamını gör...
saniyelik salaklıklar
az önce çamaşır makinasının deterjan gözüne çamaşır suyu döktüm. şu an keder ve merakla sonucu bekliyorum.
devamını gör...
normal sözlük'ü beğenmeyenler sessizce gitsinler artık
her gün, hatta günde bir kaç tane kafa sözlüğü kötüleyen başlık açılmaya başlandı son zamanda.
hatta artık işi daha da ilerlettiler, ' şu sözlük şöyle, bu sözlük böyle şeklinde' adres de gösteriyorlar.
gereksiz bir eylem ve artık gerçekten sıkıcı olmaya başladı.
mal bu arkadaşlar, beğenseniz de beğenmeseniz de her şey ortada.
bu adamlar burayı açmış, kendilerince doğru olduğuna inandıkları bazı kurallar getirmiş ve birşeyler yapmaya çalışıyorlar.
burada kimseyi zorla tutan yok.
beğenmeyen anında şimdi çıkıp gidebilir. sürekli bu konuda başlıklar açmak sözlüğü kirletmekten ve gereksiz kalabalık yapmaktan başka bir işe yaramıyor, aksine sözlüğü sürekli takip eden ben gibiler için de artık kabak tadı verdi bu durum.
burayı başka yerlere benzetmeye çalışmak yerine gidin.
yönetimin de bu tür başlıklara artık müsamaha göstermeyip, akıştan almasının en doğru yol olduğunu düşünüyorum.
edit : #363965 yok paşam, kraldan çok kralcı değilim.
sözlüğü vakti zamanında en fazla eleştirenlerden biriyim hatta, geriye dönüp bakarsan bulursun.
biz eleştirmeyin mi dedik,
sürekli aynı konuları başlık yapmayın dedik, ayrıca burayı bir baska yere benzetmeye çalışmayın dedik.
kötü mü dedik, sana göre öyle, kötü dedik.
oysa sana göre;
-herkes içinden geldiği gibi sövüp saymalı,
-ana avrad bacı küfür gırla olmalı,
-bel altı muhabbet, yatak odasına kadar girmeli,
-tüm yazarlar penis boylarını yarıştırmalı,
- bir gecede kaç kez seks yapabildiği yarıştırılmalı , vs.vs.
o kadar rahat anlıyorum ki sizi.
ama sizin anlamadığımız şu,
bunları yapan bir çok yer var zaten,
neden oralarda takılmıyor da,
burayı oralara benzetme çabası içine giriyorsunuz?
bu eleştiri değil bir dayatma, dağdan gelip bağdakini kovma durumu.
şimdi sana kapiş mapiş derdim de, ben kendime yakışanı yapayım,
anlayabildin mi meselenin özünü ?
edit 2 :daha bir kaç saat önce eleştiriyle ilgili bak ne yazmışım bir başka başlığa. #363760
edit 3 : #364066 bir sen eksiktin, toplanın bakalım, bir kaç kişi daha var, sürekli bana muhalefet eden.
toplanın, toplanın, biriniz yetmez, hepiniz gelin .)))
bunların bütün derdi benim siyasi tercihim ve bu konudaki duruşumdur.
geriye dönük tecrübeyle sabittir.
edit 4:
cümleye şöyle
"ben de son zamanlarda gereksiz eleştiriler ile buranın dolduğunun farkındayım"
başlayıp,
böyle
"ortada hiçbir şey yokken bu başlığın açılması "
bitirerek muhalefet etmek de görecekmişiz demek ki ..
yorum yazarların.
hatta artık işi daha da ilerlettiler, ' şu sözlük şöyle, bu sözlük böyle şeklinde' adres de gösteriyorlar.
gereksiz bir eylem ve artık gerçekten sıkıcı olmaya başladı.
mal bu arkadaşlar, beğenseniz de beğenmeseniz de her şey ortada.
bu adamlar burayı açmış, kendilerince doğru olduğuna inandıkları bazı kurallar getirmiş ve birşeyler yapmaya çalışıyorlar.
burada kimseyi zorla tutan yok.
beğenmeyen anında şimdi çıkıp gidebilir. sürekli bu konuda başlıklar açmak sözlüğü kirletmekten ve gereksiz kalabalık yapmaktan başka bir işe yaramıyor, aksine sözlüğü sürekli takip eden ben gibiler için de artık kabak tadı verdi bu durum.
burayı başka yerlere benzetmeye çalışmak yerine gidin.
yönetimin de bu tür başlıklara artık müsamaha göstermeyip, akıştan almasının en doğru yol olduğunu düşünüyorum.
edit : #363965 yok paşam, kraldan çok kralcı değilim.
sözlüğü vakti zamanında en fazla eleştirenlerden biriyim hatta, geriye dönüp bakarsan bulursun.
biz eleştirmeyin mi dedik,
sürekli aynı konuları başlık yapmayın dedik, ayrıca burayı bir baska yere benzetmeye çalışmayın dedik.
kötü mü dedik, sana göre öyle, kötü dedik.
oysa sana göre;
-herkes içinden geldiği gibi sövüp saymalı,
-ana avrad bacı küfür gırla olmalı,
-bel altı muhabbet, yatak odasına kadar girmeli,
-tüm yazarlar penis boylarını yarıştırmalı,
- bir gecede kaç kez seks yapabildiği yarıştırılmalı , vs.vs.
o kadar rahat anlıyorum ki sizi.
ama sizin anlamadığımız şu,
bunları yapan bir çok yer var zaten,
neden oralarda takılmıyor da,
burayı oralara benzetme çabası içine giriyorsunuz?
bu eleştiri değil bir dayatma, dağdan gelip bağdakini kovma durumu.
şimdi sana kapiş mapiş derdim de, ben kendime yakışanı yapayım,
anlayabildin mi meselenin özünü ?
edit 2 :daha bir kaç saat önce eleştiriyle ilgili bak ne yazmışım bir başka başlığa. #363760
edit 3 : #364066 bir sen eksiktin, toplanın bakalım, bir kaç kişi daha var, sürekli bana muhalefet eden.
toplanın, toplanın, biriniz yetmez, hepiniz gelin .)))
bunların bütün derdi benim siyasi tercihim ve bu konudaki duruşumdur.
geriye dönük tecrübeyle sabittir.
edit 4:
cümleye şöyle
"ben de son zamanlarda gereksiz eleştiriler ile buranın dolduğunun farkındayım"
başlayıp,
böyle
"ortada hiçbir şey yokken bu başlığın açılması "
bitirerek muhalefet etmek de görecekmişiz demek ki ..
yorum yazarların.
devamını gör...
kafamıza göre radyo yayını
hastam kullandığı ilaçları masaya dökünce bende içimden bu nakaratı söylüyorum.
"gözümu açtım gördüğüme inanmadım, sanki bir kötü rüya korkarım aman allah."
"gözümu açtım gördüğüme inanmadım, sanki bir kötü rüya korkarım aman allah."
devamını gör...
asla bir sorunun mu var evladım demeyen ebeveyn
hayret ve kınayarak baktığım ebeveyn. sürekli suçlayıp asla sorunların özüne inmeye çalışmazlar. şefkatle çocuklarını dinlemeye, konuşturmaya çalışmazlar. onunla dayak yoluyla iletişim kurmaya çalışırlar. büyüyünce de bu çocuk niye böyle oldu diye içtenlikle hayret ederler.
devamını gör...
kalbin acıyınca sığındığın şeyler
kadim dostlarıma tabiki.
biri karanlık biri de en yakını olan yalnızlık.
biri karanlık biri de en yakını olan yalnızlık.
devamını gör...
sözlükteki en yaşlı yazar kaç yaşında sorunsalı
şurada çıldırmış halde gelinliğim ve evde kalmışlığım ile koştururken 150 yaşında olduğumu ögrendigim başlık.
bir süredir 28 yaşındayım. çok ciddi söylüyorum yanıma selam vermek için yaklaşmadan önce sen 28 yaşındasın merhaba diyen gördüm. 2 senedir 28 yaşın kutlu olsun mesajları alıyorum. evde olaylar çıkarıyorum, gerçek yaşımı söyleyen olursa önce kavga edip sonra görüşmeyi kesiyorum. tüm sınıf arkadaşlarım benden daha yaşlı. hepsinden gencim. oh olsun.
şu an burada olan tüm yazarlar 20 yıl sonra yaşlanmış olacak ve ben yine 28 yaşında olacagım. hep en küçüğünüz olacagım.
ayrıca nikimi veren kişiyi bizzat cimer'e şikayet ettim. sayın cumhurbaşkanım diye attım başlığı, tak diye gönderdim. rte okusun o zaman göreceğim. pazartesi ayrıca hakaret davası açacağım. bu konuda ne kadar hassas olduğumu yeterli şekilde anlatabildiysem hoşşaçağalın.
bir süredir 28 yaşındayım. çok ciddi söylüyorum yanıma selam vermek için yaklaşmadan önce sen 28 yaşındasın merhaba diyen gördüm. 2 senedir 28 yaşın kutlu olsun mesajları alıyorum. evde olaylar çıkarıyorum, gerçek yaşımı söyleyen olursa önce kavga edip sonra görüşmeyi kesiyorum. tüm sınıf arkadaşlarım benden daha yaşlı. hepsinden gencim. oh olsun.
şu an burada olan tüm yazarlar 20 yıl sonra yaşlanmış olacak ve ben yine 28 yaşında olacagım. hep en küçüğünüz olacagım.
ayrıca nikimi veren kişiyi bizzat cimer'e şikayet ettim. sayın cumhurbaşkanım diye attım başlığı, tak diye gönderdim. rte okusun o zaman göreceğim. pazartesi ayrıca hakaret davası açacağım. bu konuda ne kadar hassas olduğumu yeterli şekilde anlatabildiysem hoşşaçağalın.
devamını gör...
soyunan bir kadın kadar güzel bir tablo yoktur
cesare pavese’nin yalnız kadınlar arasında isimli romanında geçen ve çok isabetli bir tespit içeren cümlesidir.
bahsi geçen cümle herhangi bir şekilde bir çıplak kadın teni gördüğü anda kurt adama dönüşüp ulumaya başlayan erkeklerin anlayabileceği bir cümle değil.
soyunan bir kadının sanat eserine dönüşmesini izleyebilecek kadar sanat zevki gelişmiş olan insanların anlam verebileceği bir cümle bu.
kadın bedeninin içinde bütün sanat dallarını barındırabileceğini anlayacak zekaya sahip olmak gerekir öncelikle. ve bu ince zevki destekleyebilecek bir sanat zevkine. ve her şeyin sosu olacak, bu sanatsallığa tatlı bir lezzet katacak olan şehvete.
gördüğü güzelliğe hemen sahip olmaktan başka bir şey düşünemeyecek kadar gözü dönmüş yarı evrilmiş insansılar anlatmak istediklerimi anlayamayacaklardır. çünkü bu insansılar sanata düşkün entelektüellerin cinsellikle mesafeli tavırları olduğunu düşünen varlıklardır. onların varlığı kağıt mendiller içinde yok olmaya mahkûmdur.
soyunan bir kadın izlenmeye değer, insanın sanata olan aşkını pekiştiren, dünyanın varoluş amacını anlamlandıran bir tablodur.
ben bu tanımı yazarken biraz cesare pavese’nin etkisi altında kalmış olabilirim. ama yetkin fırça darbeleri ile yapılmış gamzeler birçok rönesans ressamına fırça kırdıracak kadar sanatsaldır.
bahsi geçen cümle herhangi bir şekilde bir çıplak kadın teni gördüğü anda kurt adama dönüşüp ulumaya başlayan erkeklerin anlayabileceği bir cümle değil.
soyunan bir kadının sanat eserine dönüşmesini izleyebilecek kadar sanat zevki gelişmiş olan insanların anlam verebileceği bir cümle bu.
kadın bedeninin içinde bütün sanat dallarını barındırabileceğini anlayacak zekaya sahip olmak gerekir öncelikle. ve bu ince zevki destekleyebilecek bir sanat zevkine. ve her şeyin sosu olacak, bu sanatsallığa tatlı bir lezzet katacak olan şehvete.
gördüğü güzelliğe hemen sahip olmaktan başka bir şey düşünemeyecek kadar gözü dönmüş yarı evrilmiş insansılar anlatmak istediklerimi anlayamayacaklardır. çünkü bu insansılar sanata düşkün entelektüellerin cinsellikle mesafeli tavırları olduğunu düşünen varlıklardır. onların varlığı kağıt mendiller içinde yok olmaya mahkûmdur.
soyunan bir kadın izlenmeye değer, insanın sanata olan aşkını pekiştiren, dünyanın varoluş amacını anlamlandıran bir tablodur.
ben bu tanımı yazarken biraz cesare pavese’nin etkisi altında kalmış olabilirim. ama yetkin fırça darbeleri ile yapılmış gamzeler birçok rönesans ressamına fırça kırdıracak kadar sanatsaldır.
devamını gör...
lady godiva
ingiliz ressam john collier'in 1898'de tamamladığı tablo dur. eskiden britanya'da bildiğimiz ingilizlerin çok daha eski versiyonları varken (vikings izleyenler aşinadır, northumbrialar, wessexler falan dönemi) mercia diye bir krallık varmış, tam olarak şuradaymış. tablodaki kadın işte mercia'nın kontesi godiva.
efsaneye göre godiva'nın kocası leofric halkın sırtına o kadar yüksek bir vergi yüklemiş ki halk artık isyan noktasına gelmiş. karısı godiva da halktan yana tavır alınca leofric karısına asla kabul etmeyeceğini düşündüğü bir teklifte bulunmuş: "sadece saçlarına sarılarak, cıbıldak halde at sırtında sokaklarda gezersen vergileri indiririm". tablo da bu teklifi kabul eden godiva'yı gösterir. // yazar notu: aslında bütün süsün püsün, mücevheratın, kraliyeti simgeleyen kaftanların falan kullanılmadan yürünmesi zaman içinde değişerek "çırılçıplak yürüdü" efsanesine evrilmiş olabilir. o dönemlerde soyluluk bazı eşyalar üzerinden taşınan bir paye idi. "madem halkın yanındasın o zaman sıradan halk ol, soyluluğunu ve kraliyet kimliğini bırak da sıradan halk ol, yanlarında yürü bakalım" da denilmiş olabilir dük leofric tarafından (ki bu daha muhtemel olan senaryo).
tablo yıllar yılı bilinirliğini yitirmeden günümüze kadar ulaşmış, hatta heaven shall burn isimli bir grubun da veto isimli albümüne kapak fotoğrafı olmuştur (albümün ilk şarkısının ismi de godiva'dır hatta). şarkı için gerekli olan çilekli link
efsaneye göre godiva'nın kocası leofric halkın sırtına o kadar yüksek bir vergi yüklemiş ki halk artık isyan noktasına gelmiş. karısı godiva da halktan yana tavır alınca leofric karısına asla kabul etmeyeceğini düşündüğü bir teklifte bulunmuş: "sadece saçlarına sarılarak, cıbıldak halde at sırtında sokaklarda gezersen vergileri indiririm". tablo da bu teklifi kabul eden godiva'yı gösterir. // yazar notu: aslında bütün süsün püsün, mücevheratın, kraliyeti simgeleyen kaftanların falan kullanılmadan yürünmesi zaman içinde değişerek "çırılçıplak yürüdü" efsanesine evrilmiş olabilir. o dönemlerde soyluluk bazı eşyalar üzerinden taşınan bir paye idi. "madem halkın yanındasın o zaman sıradan halk ol, soyluluğunu ve kraliyet kimliğini bırak da sıradan halk ol, yanlarında yürü bakalım" da denilmiş olabilir dük leofric tarafından (ki bu daha muhtemel olan senaryo).
tablo yıllar yılı bilinirliğini yitirmeden günümüze kadar ulaşmış, hatta heaven shall burn isimli bir grubun da veto isimli albümüne kapak fotoğrafı olmuştur (albümün ilk şarkısının ismi de godiva'dır hatta). şarkı için gerekli olan çilekli link
devamını gör...
geceye bir mabel matiz şarkı sözü bırak
“bir dokunursa bin aşka boyar rengimi ellerinin ateşi”
devamını gör...
amensalizm
aynı veya komşu komünitelerde yaşayan canlılar arasındaki bir ekolojik etkileşimdir.
bir simbiyoz (ortak yaşam) çeşididir.
amensalizmde etkileşim halinde olan canlılardan biri zarar görür diğeri olumlu ya da olumsuz etkilenmez.
google a sor, ilk örnek: antibiyotik üreten canlı ve antibiyotikten etkilenen canlı örneğini bulacaksın(vikipedi)
meb ve benzer kitaplara bak ceviz ağacı ve ürettiği salgı sonucu (juglon) zarar gören bitki örneğini bulacaksın.
bu iki örneğin de çok doğru olmadığını düşünüyorum.
evet zarar gören canlılar var ama yarar görenler de var. sonuçta bakteri antibiyotik ile ceviz juglon ile diğer canlının yaşamasını zorlaştırıyor, belki de öldürüyor. bu durum onu kaynaklardan daha rahat yararlanabilir haline getiriyor.
bu amensalizm ne biçim bir şey o zaman derseniz alın size daha güzel bir örnek:
bir su aygırı düşünün. afrika steplerinde takılyor. susadı ve nehir kenarına geldi. suyunu içerken tepindi durdu, bu sırada otu, çiçeği ezdi.
işte su aygırı ve ezdiği otlar arasındaki etkileşim amensalizm oluyor.
su aygırı ve ot aynı komünitede yaşıyorlar. etkileşim halindeler. su aygırı bu örnekte etkilenmezken, ot zarar görüyor.
zorlama bir tanım işte sonuçta.
toparlarsak amensalizmde etkileşim halinde olan canlılardan biri zarar görürken diğeri olumlu veya olumsuz bu etkileşimden etkilenmez.
bir simbiyoz (ortak yaşam) çeşididir.
amensalizmde etkileşim halinde olan canlılardan biri zarar görür diğeri olumlu ya da olumsuz etkilenmez.
google a sor, ilk örnek: antibiyotik üreten canlı ve antibiyotikten etkilenen canlı örneğini bulacaksın(vikipedi)
meb ve benzer kitaplara bak ceviz ağacı ve ürettiği salgı sonucu (juglon) zarar gören bitki örneğini bulacaksın.
bu iki örneğin de çok doğru olmadığını düşünüyorum.
evet zarar gören canlılar var ama yarar görenler de var. sonuçta bakteri antibiyotik ile ceviz juglon ile diğer canlının yaşamasını zorlaştırıyor, belki de öldürüyor. bu durum onu kaynaklardan daha rahat yararlanabilir haline getiriyor.
bu amensalizm ne biçim bir şey o zaman derseniz alın size daha güzel bir örnek:
bir su aygırı düşünün. afrika steplerinde takılyor. susadı ve nehir kenarına geldi. suyunu içerken tepindi durdu, bu sırada otu, çiçeği ezdi.
işte su aygırı ve ezdiği otlar arasındaki etkileşim amensalizm oluyor.
su aygırı ve ot aynı komünitede yaşıyorlar. etkileşim halindeler. su aygırı bu örnekte etkilenmezken, ot zarar görüyor.
zorlama bir tanım işte sonuçta.
toparlarsak amensalizmde etkileşim halinde olan canlılardan biri zarar görürken diğeri olumlu veya olumsuz bu etkileşimden etkilenmez.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
afiş harika olmuş, program da öyle olacak şüphem yok* ama domestic hıyar mahlaslı dostum, sevgili yayın ortağım robnaja hanımefendiyle arama girerek nasıl bir mesaj vermek istemekte çözemedim.
bi sonraki programda sovyet marşları çalmamızı istiyorsanız mesajla falan uğraşmayın yani eğer afişi hazırlayan sevgili gomercan böyle uygun görüyorsa ben mis gibi sovyet marşları çalarım ancak muhterem yoldaş benjamin franklin beyefendi nick'ini yoldaş josef stalin olarak değiştirmek zorunda kalır demedi demeyin.

hayır tam altımızda da hitler'li profil fotoğrafıyla sayın fuzzy lee arzı endam etmekte. ikinci dünya savaşı mı çıkarmak istiyosunuz anlamadım?
bi sonraki programda sovyet marşları çalmamızı istiyorsanız mesajla falan uğraşmayın yani eğer afişi hazırlayan sevgili gomercan böyle uygun görüyorsa ben mis gibi sovyet marşları çalarım ancak muhterem yoldaş benjamin franklin beyefendi nick'ini yoldaş josef stalin olarak değiştirmek zorunda kalır demedi demeyin.

hayır tam altımızda da hitler'li profil fotoğrafıyla sayın fuzzy lee arzı endam etmekte. ikinci dünya savaşı mı çıkarmak istiyosunuz anlamadım?
devamını gör...
uğur mumcu
ben atatürkçüyüm, ben cumhuriyetçiyim, ben lâikim, ben antiemperyalistim, ben tam bağımsız türkiye'den yanayım, ben insan hakları savunucuyum, ben terörün karşısındayım; ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım diyen araştırmacı gazeteci uğur mumcu.
24 ocak 1993’te kim vurduya giden usta gazeteci.
saygı ve özlemle anıyorum.
uğurlar olsun...
24 ocak 1993’te kim vurduya giden usta gazeteci.
saygı ve özlemle anıyorum.
uğurlar olsun...
devamını gör...
yazarların kötü olduklarında aradıkları ilk kişi
kızkardeşlerimden biri.
allahtan 2 taneler. birinin işi varsa ötekini arayabiliyorum. benim iki tane nimetim.
elhamdulillah.
allahtan 2 taneler. birinin işi varsa ötekini arayabiliyorum. benim iki tane nimetim.
elhamdulillah.
devamını gör...



