vitor pereira
elindeki kadroya göre gayet başarılı olan fakat bu başarının, başını yakması muhtemel hoca. teknik direktör, elindeki oyuncuyu değerlendirmeli ve bir üst seviyeye çıkmasını sağlamalıdır. geldiğinden beri bunu gayet iyi yaptığı, hatta birçok oyuncuyu da başka mevkilere devşirip -ferdi, novak, osayi- verim aldığını gördük. sıkıntı da burada başlıyor zira bu oyuncuların performansı ve gayretleri sezon başından beri olumlu olsa da, yeni bir mevkide oynamak için o alışma sürecinden geçmek zorundalar.
transfer sezonuna dönelim, fenerbahçeliler gayet yakından takip ettiğinden medyadaki isimleri biliyorlardı fakat ben burada da telaffuz edeyim. bu isimler; orta saha olan eustaquio ve morita, kanat-bek rolünde olan bustos ve forvet için ismi geçen keita balde. fenerbahçe kadrosunun stoper tandemi hariç -onların da yedekleri soru işareti- orta saha ve 3'lü formasyonun can damarı olan kanat-bek pozisyonlarında ciddi eksiklikleri var. bunun üstüne bir de forvet hattının bitiricilik problemi eklendiğinde can sıkıcı puan kayıpları kaçınılmaz oldu. orta sahanda gustavo'nun muadili olarak hoca morita istiyor, crespo alınıyor. eustaquio isteniyor, geçen sene 15 maça bile çıkmamış olan max meyer alınıyor. hadi orta saha şişik anladık, kanat-bek mevki? 10 numara orijinli ferdi ile o mevkiyi götürüyorsun şu an. özetle, baştan aşağı yanlış kurulan ve yanlış takviye edilen bir kadro.
hocaya gelelim. öncelikle, puan kaybettiğimiz maçlarda -sivas, başakşehir, oly- görüldüğü üzere, oyun sete döndüğünde gol atamıyoruz. bu puan kaybettiğimiz maçların da ortak noktası, hepsinde topa sahip olma oranında %60 hatta daha fazlasını görmemiz. topu rakibe verdiğimiz maçlarda ise -altay, antalya, hatay- sezonun en rahat maçlarını oynadık. bunun sebebi ise, geçiş oyununu iyi oynamamız. tisserand ve zajc'ın eksiklikleri çok farkediyor zira tisserand'ın defans hattından topla katetmesi, zajc'ın ise orta sahadan oyun kurması ve ceza sahası içine yaptığı koşular ile gol tehdidi oluşturmasını mum ile arıyoruz. bu iki oyuncunun -sosa da dahil edilebilir- mevcut çekirdek korunma şartı ile pamuklara sarılması lazım. hocanın da kapanan rakiplere karşı bir formül üretmesi, geçiş oyunundaki başarıyı set oyununa da yansıtması gerekiyor. devre arasına kadar minimum puan kaybı ile gemiyi limana yaklaştırırsa, transfer sezonu ile yapılacak takviyeler bizi rahatlatacaktır.
ali koç'un başkanlığı boyunca verdiği en iyi kararlardan biri vitor pereira'yı geri getirmesi oldu. türk futbol iklimi, türk futbolunun gün geçtikçe geriye gitmesi, medya ve döviz kurları sebebiyle artık donanımlı hocalar göremeyeceğimizi düşünürken, fenerbahçelilerin ve ali koç'un, hocayı -erol bulut faciasından sonra- pamuklara sarması lazım. bu sene istenen başarılar elde edilemese bile kendisiyle devam edilmesi de gerek zira yukarıda saydığım sebepler artık kariyerli ve üst seviye hocaların bu topraklarda vahadan ibaret olduğunu gün geçtikçe yüzümüze vuruyor.
transfer sezonuna dönelim, fenerbahçeliler gayet yakından takip ettiğinden medyadaki isimleri biliyorlardı fakat ben burada da telaffuz edeyim. bu isimler; orta saha olan eustaquio ve morita, kanat-bek rolünde olan bustos ve forvet için ismi geçen keita balde. fenerbahçe kadrosunun stoper tandemi hariç -onların da yedekleri soru işareti- orta saha ve 3'lü formasyonun can damarı olan kanat-bek pozisyonlarında ciddi eksiklikleri var. bunun üstüne bir de forvet hattının bitiricilik problemi eklendiğinde can sıkıcı puan kayıpları kaçınılmaz oldu. orta sahanda gustavo'nun muadili olarak hoca morita istiyor, crespo alınıyor. eustaquio isteniyor, geçen sene 15 maça bile çıkmamış olan max meyer alınıyor. hadi orta saha şişik anladık, kanat-bek mevki? 10 numara orijinli ferdi ile o mevkiyi götürüyorsun şu an. özetle, baştan aşağı yanlış kurulan ve yanlış takviye edilen bir kadro.
hocaya gelelim. öncelikle, puan kaybettiğimiz maçlarda -sivas, başakşehir, oly- görüldüğü üzere, oyun sete döndüğünde gol atamıyoruz. bu puan kaybettiğimiz maçların da ortak noktası, hepsinde topa sahip olma oranında %60 hatta daha fazlasını görmemiz. topu rakibe verdiğimiz maçlarda ise -altay, antalya, hatay- sezonun en rahat maçlarını oynadık. bunun sebebi ise, geçiş oyununu iyi oynamamız. tisserand ve zajc'ın eksiklikleri çok farkediyor zira tisserand'ın defans hattından topla katetmesi, zajc'ın ise orta sahadan oyun kurması ve ceza sahası içine yaptığı koşular ile gol tehdidi oluşturmasını mum ile arıyoruz. bu iki oyuncunun -sosa da dahil edilebilir- mevcut çekirdek korunma şartı ile pamuklara sarılması lazım. hocanın da kapanan rakiplere karşı bir formül üretmesi, geçiş oyunundaki başarıyı set oyununa da yansıtması gerekiyor. devre arasına kadar minimum puan kaybı ile gemiyi limana yaklaştırırsa, transfer sezonu ile yapılacak takviyeler bizi rahatlatacaktır.
ali koç'un başkanlığı boyunca verdiği en iyi kararlardan biri vitor pereira'yı geri getirmesi oldu. türk futbol iklimi, türk futbolunun gün geçtikçe geriye gitmesi, medya ve döviz kurları sebebiyle artık donanımlı hocalar göremeyeceğimizi düşünürken, fenerbahçelilerin ve ali koç'un, hocayı -erol bulut faciasından sonra- pamuklara sarması lazım. bu sene istenen başarılar elde edilemese bile kendisiyle devam edilmesi de gerek zira yukarıda saydığım sebepler artık kariyerli ve üst seviye hocaların bu topraklarda vahadan ibaret olduğunu gün geçtikçe yüzümüze vuruyor.
devamını gör...
arada sırada radyo yayını
programın ancak ilk 15-20 dakikasını dinleyebilme fırsatı bulabildim. hafta içi, gece yarısı yapılan yayınları dinleyebilmek bizim gibi sabahın köründe uyanmak durumunda kalan kitle için zor oluyor. şu tarz programların kayıtları olsa da, erman-şansal tadında, dur! şimdi oynat! ileri al! falan tarzı fanteziler yaparak arkadaşları dinleyebilsek fena olmayacak.
yayının dinleyebildiğim bölümünde gördüklerim ise şunlar;
1- lucifer entelliğe entegrasyon sürecinde kulak memesi kıvamına gelmiş. bu saatten sonra işi zor. biraz önce bir başlığını gördüm evlilik listeleri falan hazırlamaya başlamış ki, dönülmez akşamın ufkunda olduğunun kendisi de farkında gibi. sorunsuz geçiş yapmak için zaman kazanmaya çalışıyor. benim programı dinlemediğim zaman diliminde memeye meyletmesinin sebebi de bu olsa gerek. zira genç trollerin verdiği tepkiler sonrası, boynunu sıkan fuları meme kartını kullanarak atmaya çalışmış ama bunlar nafile çabalar. meme meme ille de meme derken adam karşınıza evlendim diye çıkacak gibi duruyor. * zaten daha öncesinde gidişi görmüş, şeytana pabucunu ters giydirecekler, boynuzlarını törpüleyecekler, kuyruğuna teneke bağlayacaklar diye uyarmıştım. olay o noktaya doğru gidiyor. bu saatten sonra lucifer'in emekliye ayrılıp sitedeki yeni ve taze trollere, troll eğitmenliği yapması lazım. bu mevzudan başka türlü çıkamaz gibi. hem eğitim/öğretim şart. kaliteli troll yetiştirmesi de bir nevi vatana/millete ve dahi sözlüğe hizmet olur.
2- meja trolleşmemiş. bazıları lucifer'in kulak memesi kıvamına gelmiş olduğunu kabul edemedikleri ve bu durum onlara ağır geldiği için bu tezi öne sürerek, iyice sevimli hale gelen iblisi kurtarmaya çalışıyorlar, lakin bu çaba nafile. meja daha önce sergilemediği bir takım özelliklerini sergiliyor. tabiri caizse ince görüyor ve mizah kartını kullanıyor. zaten robot olmadığını hepimiz biliyorduk. onun bu yönlerini trolleşmek olarak nitelemek yanlış olur. bence aslına rücu etmiş durumda. salt bilgi başlıklarında görünmüyor diye meja'yı dönüştürdük diye zafer tam tamları çalmak troll avuntusu olur. koskoca lucifer kaydı gitti elinizden, acınız büyük anlıyorum ama gerçeklerle yüzleşmeniz gerekiyor *
3- kimse fark etmemiş ama lucifer'ın ses tonu yoldaş'a çok benziyor. hatta bir ara ne oluyoruz yahu dedim. verdiği esler falan da enteresandı. bilemiyorum yani * adamın içine yoldaşın ses tonumu kaçtı yoksa ''yoldaş kızıl öfke benjamin'' trolleri kamulaştıracağım derken fazla mı ileri gitti orası muamma * işin latifesi bir yana ben pek bir benzettim. işte program kaydı böyle şeyler için lazım. ileri sar, geri al derken durumu netleştirirdik. *
sonuç olarak siteden pek çok entelin gidişi ile zafer kazanan troll cephesi, önce kızıl nelson'un kaybı arkasından da lucifer'in kulak memesi kıvamına gelmesi ile büyük yara almış oldu. mücadele eşitlenmiş gibi gözüküyor. bu arada kızıl nelson'da güzel adamdı, adı geçmişken anmış olalım. troll kalitemiz umarım düşmez. zira bu kayıplar ciddi kayıplar.
gerek meja'ya gerekse lucifer'a böyle bir programı yapma cesareti gösterdikleri için teşekkür ederiz. ara sıra yapmayın bol bol yapın ki, lucifer'in dönüşümünü canlı takip edelim *
ağzınıza sağlık arkadaşlar...
yayının dinleyebildiğim bölümünde gördüklerim ise şunlar;
1- lucifer entelliğe entegrasyon sürecinde kulak memesi kıvamına gelmiş. bu saatten sonra işi zor. biraz önce bir başlığını gördüm evlilik listeleri falan hazırlamaya başlamış ki, dönülmez akşamın ufkunda olduğunun kendisi de farkında gibi. sorunsuz geçiş yapmak için zaman kazanmaya çalışıyor. benim programı dinlemediğim zaman diliminde memeye meyletmesinin sebebi de bu olsa gerek. zira genç trollerin verdiği tepkiler sonrası, boynunu sıkan fuları meme kartını kullanarak atmaya çalışmış ama bunlar nafile çabalar. meme meme ille de meme derken adam karşınıza evlendim diye çıkacak gibi duruyor. * zaten daha öncesinde gidişi görmüş, şeytana pabucunu ters giydirecekler, boynuzlarını törpüleyecekler, kuyruğuna teneke bağlayacaklar diye uyarmıştım. olay o noktaya doğru gidiyor. bu saatten sonra lucifer'in emekliye ayrılıp sitedeki yeni ve taze trollere, troll eğitmenliği yapması lazım. bu mevzudan başka türlü çıkamaz gibi. hem eğitim/öğretim şart. kaliteli troll yetiştirmesi de bir nevi vatana/millete ve dahi sözlüğe hizmet olur.
2- meja trolleşmemiş. bazıları lucifer'in kulak memesi kıvamına gelmiş olduğunu kabul edemedikleri ve bu durum onlara ağır geldiği için bu tezi öne sürerek, iyice sevimli hale gelen iblisi kurtarmaya çalışıyorlar, lakin bu çaba nafile. meja daha önce sergilemediği bir takım özelliklerini sergiliyor. tabiri caizse ince görüyor ve mizah kartını kullanıyor. zaten robot olmadığını hepimiz biliyorduk. onun bu yönlerini trolleşmek olarak nitelemek yanlış olur. bence aslına rücu etmiş durumda. salt bilgi başlıklarında görünmüyor diye meja'yı dönüştürdük diye zafer tam tamları çalmak troll avuntusu olur. koskoca lucifer kaydı gitti elinizden, acınız büyük anlıyorum ama gerçeklerle yüzleşmeniz gerekiyor *
3- kimse fark etmemiş ama lucifer'ın ses tonu yoldaş'a çok benziyor. hatta bir ara ne oluyoruz yahu dedim. verdiği esler falan da enteresandı. bilemiyorum yani * adamın içine yoldaşın ses tonumu kaçtı yoksa ''yoldaş kızıl öfke benjamin'' trolleri kamulaştıracağım derken fazla mı ileri gitti orası muamma * işin latifesi bir yana ben pek bir benzettim. işte program kaydı böyle şeyler için lazım. ileri sar, geri al derken durumu netleştirirdik. *
sonuç olarak siteden pek çok entelin gidişi ile zafer kazanan troll cephesi, önce kızıl nelson'un kaybı arkasından da lucifer'in kulak memesi kıvamına gelmesi ile büyük yara almış oldu. mücadele eşitlenmiş gibi gözüküyor. bu arada kızıl nelson'da güzel adamdı, adı geçmişken anmış olalım. troll kalitemiz umarım düşmez. zira bu kayıplar ciddi kayıplar.
gerek meja'ya gerekse lucifer'a böyle bir programı yapma cesareti gösterdikleri için teşekkür ederiz. ara sıra yapmayın bol bol yapın ki, lucifer'in dönüşümünü canlı takip edelim *
ağzınıza sağlık arkadaşlar...
devamını gör...
kadınların yedekte birçok erkek tutması
bir kesimin yaptığı bir şeyi koca bir cinsiyetin üzerine yıkmak oldukça uygunsuz bir davranış biçimi diye düşündüren başlık efenim.
devamını gör...
seven sevdiğine
sevdiğini belli etsin. söylesin ya da daha güzeli hissettirsin, şüphe duymaya ya da acaba beni seviyor mu diye düşünmek zorunda bırakmasın.
devamını gör...
elbisenin kadınları daha zarafet sahibi göstermesi
erkekler giyse de doğru bir karşılaştırma yapabilsek diye düşündürten başlıktır*.
devamını gör...
minareyi çalan kılıfını hazırlar
kolay kolay saklanamayacak kadar büyük bir yolsuzluk yapan kimse, sorumluluktan kurtulma yollarını iyiden iyiye düşünür ve ortaya çıkmasını önleyecek tedbirleri önceden alır anlamındaki atasözü.
devamını gör...
adamın gol diyor
futbolda fairplay’in halka açık alanlarda sergilendiği çocuksu oyunların en afili cümlesidir.
biz back to the future nesli olarak top oynamaya yuvarlak olan ve tekme atılabilir bir dokuya sahip olan her şeyle başladık. bu yeri geldiğinde ezilmiş bir kola kutusu, yeri geldiğinde ise iç içe geçmiş çoraplar oldu. havası indiği için bir köşede bırakılan bir top bulmak ise ballon d’or kazanmak gibiydi.
top bulmak bir zaman sonra nispeten kolaylaşsa da top oynanacak sahada bir kale bulmak neredeyse mümkün değildi. dolayısıyla üst üste konan taşlarla yapılan ilkel kaleler her türlü şaibeye açık önemli pozisyonlar yaratırdı.
bu kalelerin en büyük sorunu kaleye yönelen her topun direküstü sayılmasına neden olmasıydı. o top kalecinin bacak arasından geçmediği sürece tartışmasız gol sayılması görülmüş şey değildi.
üst direk de olmadığı için kalecinin boyunu aşan toplar asla gol sayılamazdı. bu da bambaşka bir dertti. tekrar izleme şansı da olmadığı için bir kavgadır başlardır. golü attıktan sonra rakibin türlü bahanelerle golü iptal etmeye çalıştığı zamanlarda çözümsüzlük maçın tüm keyfini alıp götürmek üzere olurdu.
işte o anda bir kahraman; dağların tepesinde tek kişilik bir ordu olarak yükselen altar’ın oğlu tarkan gibi; fangorn ormanına bir güneş gibi doğan gandalf gibi ortaya çıkar ve “gol” derdi.
o saatten sonra bütün oyuncular “ adamın gol diyor” diye bağırmaya başlar, kendi takımı tarafından dışlanan oyuncu dokuz köyden kovulur ve maç yeniden başlardı.
o kahramanları unutmadık. kral çıplak diyen o çocuğun soyundan gelen bu isimsiz kahramanların anısını sonsuza dek yaşatmamız gerekir.
biz back to the future nesli olarak top oynamaya yuvarlak olan ve tekme atılabilir bir dokuya sahip olan her şeyle başladık. bu yeri geldiğinde ezilmiş bir kola kutusu, yeri geldiğinde ise iç içe geçmiş çoraplar oldu. havası indiği için bir köşede bırakılan bir top bulmak ise ballon d’or kazanmak gibiydi.
top bulmak bir zaman sonra nispeten kolaylaşsa da top oynanacak sahada bir kale bulmak neredeyse mümkün değildi. dolayısıyla üst üste konan taşlarla yapılan ilkel kaleler her türlü şaibeye açık önemli pozisyonlar yaratırdı.
bu kalelerin en büyük sorunu kaleye yönelen her topun direküstü sayılmasına neden olmasıydı. o top kalecinin bacak arasından geçmediği sürece tartışmasız gol sayılması görülmüş şey değildi.
üst direk de olmadığı için kalecinin boyunu aşan toplar asla gol sayılamazdı. bu da bambaşka bir dertti. tekrar izleme şansı da olmadığı için bir kavgadır başlardır. golü attıktan sonra rakibin türlü bahanelerle golü iptal etmeye çalıştığı zamanlarda çözümsüzlük maçın tüm keyfini alıp götürmek üzere olurdu.
işte o anda bir kahraman; dağların tepesinde tek kişilik bir ordu olarak yükselen altar’ın oğlu tarkan gibi; fangorn ormanına bir güneş gibi doğan gandalf gibi ortaya çıkar ve “gol” derdi.
o saatten sonra bütün oyuncular “ adamın gol diyor” diye bağırmaya başlar, kendi takımı tarafından dışlanan oyuncu dokuz köyden kovulur ve maç yeniden başlardı.
o kahramanları unutmadık. kral çıplak diyen o çocuğun soyundan gelen bu isimsiz kahramanların anısını sonsuza dek yaşatmamız gerekir.
devamını gör...
erken boşalma
sünnet ile alakası olmayan durumdur.
"andrologia dergisinde henüz yayınlanan bir meta-analiz bu konudaki belirsizliği ortadan kaldırmak maksadıyla, sünnet ve erken boşalma konusunda yapılan 12 çalışmanın sonuçlarını incelemiştir. toplamda 10.019 sünnetli ve 11.570 sünnetsiz erkeğin cinsel fonksiyonlarını analiz eden araştırmacılar, sünnet işleminin erken boşalmaya neden olmadığını göstermiştir. bununla birlikte sünnetli erkeklerde boşalma süresi daha uzun, sertleşme bozukluğu ve cinsel ilişki sırasında ağrı sıklığının daha az olduğu tespit edilmiştir."
andrologia. 2017 jun 27. doi: 10.1111/and.12851.
"andrologia dergisinde henüz yayınlanan bir meta-analiz bu konudaki belirsizliği ortadan kaldırmak maksadıyla, sünnet ve erken boşalma konusunda yapılan 12 çalışmanın sonuçlarını incelemiştir. toplamda 10.019 sünnetli ve 11.570 sünnetsiz erkeğin cinsel fonksiyonlarını analiz eden araştırmacılar, sünnet işleminin erken boşalmaya neden olmadığını göstermiştir. bununla birlikte sünnetli erkeklerde boşalma süresi daha uzun, sertleşme bozukluğu ve cinsel ilişki sırasında ağrı sıklığının daha az olduğu tespit edilmiştir."
andrologia. 2017 jun 27. doi: 10.1111/and.12851.
devamını gör...
akasya kokulu sabahlar
her dinlediğimde burnuma, nisan yağmurlarında ıslanan akasyaların kokusunu getiren şarkı.
akasya ağaçları arasında geçti çocukluğum. yağmurda ıslanınca akasya çiçekleri, biz de yerdik. hafif tatlı tadı, mis kokusu vardı. bir tek yiyen biz değildik umarım. yoksa öyle miydik?
akasya ağaçları arasında geçti çocukluğum. yağmurda ıslanınca akasya çiçekleri, biz de yerdik. hafif tatlı tadı, mis kokusu vardı. bir tek yiyen biz değildik umarım. yoksa öyle miydik?
devamını gör...
osmanlıca
osmanlıca diye bir dil yoktur. osmanlı türkçesidir o, yani aslında türkçedir. 14.yy-15.yy eserleri okursanız eğer bugün her kelimeyi anlarsınız. akıcı ve temiz bir dildir. kesin bilgi, filoloji bilmeden, ahkam kesmeyin. 16.yy ile birlikte iran ve arap ülkelerine seferler ve ilişkiler başlayınca (gidip oralarda kalmalar, oralardan kıymetli insanları saraya sürüp getirmeler, hatta davet etmeler) dillerinden de etkileniliyor haliyle. kabul etmeye gönüllü olmasanız da, arapça ve farsça çok zengin ve ağdalı dillerdir. tabi bizim saraydakiler işi biraz abartmışlar, özellikle padişahlar. hatta çağdaş olan iki liderden süleymanın şiirleri anlaşılamayacak derecede farsça içerirken, iran şahının şiirleri bir o kadar duru ve anlaşılırdır. yanlış olarak dönemlenen ''osmanlı duraklama'' döneminde 17.yy ve 18. yy'da bu iş tamamiyle arapçalaşmanın ağır basması ile devam etmiştir. fakat ne diyor march bloch ''köylü eser bırakmaz'' yani osmanlı devletinin yüzde 98'i tebaa yani köylü olduğu için bizler aslında toplumda nasıl konuşulduğunu en azından osmanlıcanın içeriğini çokça bilemiyoruz. kadı sicillerini okuyorsanız elbette arapça kelimeler ağırlıklı olacaktır. halkın ekonomik durumu, nüfusu, normal hayatı için başvurulan yegane kaynaktır kadı sicilleri. sarayın kayıt defterleri veya padişah yazışmaları elbette uzun uzun güzellemelerle doludur. bugünün ekonomi bakanı misali instagramdan bir post mu atacaktı koskoca cihan padişahı? ''bak canımı sıkmayın, sağlığım iyi değil, gelir sizin topraklarınızı ele geçiririm'' diye söyleyecek, katibi de ''hürmetli devletlüüü padişahım sizin görevinizden affınızı istiyor, toprakları bize bırakın'' diye mi kayıt alsaydı. neyse bugün konuştuğunuz türkçenin aslında türkçe olmadığını da bilmiyorsunuzdur muhtemelen. bir çok türkçe sandığınız kelime aslında farsça ve arapçadır. alfabeniz anlaşılır ve kolay olduğu için her şey türkçe değil sevgili arkadaşlar. dilde sadeleşme olayı veya alfabenin değişmesi bilindiği gibi atatürkün düşüncesi de değildir. bu çalışmalar ikinci meşrutiyetçilerin çalışmalarıdır. aklınıza hemen enver-talat gelmesin. çok kıymetli adamlar vardır, ittihatçıların içinde, sadece yanlış zamanda ve yetersiz koşullarda çaba göstermişlerdir.( başka bir tanımda uzun uzun, kişiler üzerinden yazarım umarım). gayet hoş bir dildir, işin içine girip tam manasıyla öğrenmek isterseniz eğer eğlencelidir. bulmaca gibidir. hukuk okuyanların osmanlıca türkçesine bence hakim olmaları gerekiyor (abartı bulabilirsiniz ama bence öyle), tarih veya edebiyat bölümlerinden osmanlıca'nın seçmeli olması rezalettir.
bir arkadaş yukarıda bazı harfler okunmuyor demiş, ee evet modern dillerde de böyle istisnalar yok mu? osmanlıca bilmek, bugünün ''kendimi kurtaracak kadar ingiliççe biliyorum'' değildir. istisnaları çoktur ama ezberlemeye gerek yoktur. keyif için öğrenirseniz zaten kavrarsınız. kardeşim işim gücüm var bahane dedemin dedesinin mezar taşından da diyebilirsiniz elbette.
elimize geçen kaynaklar zaten el yazısı olduğu için haliyle hata ve kısaltmaları anlayamayabiliyoruz. adam yazarken mürekkebi bitmiştir mesela. pratiği arttırırsanız bulmaca gibidir.
her yiğidin ayrı yoğurt yeme tarzı vardır misali, her kayıt farklı kişi tarafından tutulmuştur. enver bey bile kendi osmanlıcasını yaratmıştır ''enveri'' olarak bilinir.
biraz öğrenirseniz, başlangıç olarak nutuk'un osmanlıcasını bi okuyun derim, inkılap sahibi atamız nasıl konuşmuş bi bakın bakimmmm. ( çok zorlayıcı olmaz sanırım, türkçesi var ve matbu bir eser :)
bir arkadaş yukarıda bazı harfler okunmuyor demiş, ee evet modern dillerde de böyle istisnalar yok mu? osmanlıca bilmek, bugünün ''kendimi kurtaracak kadar ingiliççe biliyorum'' değildir. istisnaları çoktur ama ezberlemeye gerek yoktur. keyif için öğrenirseniz zaten kavrarsınız. kardeşim işim gücüm var bahane dedemin dedesinin mezar taşından da diyebilirsiniz elbette.
elimize geçen kaynaklar zaten el yazısı olduğu için haliyle hata ve kısaltmaları anlayamayabiliyoruz. adam yazarken mürekkebi bitmiştir mesela. pratiği arttırırsanız bulmaca gibidir.
her yiğidin ayrı yoğurt yeme tarzı vardır misali, her kayıt farklı kişi tarafından tutulmuştur. enver bey bile kendi osmanlıcasını yaratmıştır ''enveri'' olarak bilinir.
biraz öğrenirseniz, başlangıç olarak nutuk'un osmanlıcasını bi okuyun derim, inkılap sahibi atamız nasıl konuşmuş bi bakın bakimmmm. ( çok zorlayıcı olmaz sanırım, türkçesi var ve matbu bir eser :)
devamını gör...
buca’da polis vahşeti
postal ve jop yalayıcıları rahatsız edecek olan vahşettir. yalamayı bırakın da biraz realist olun anasını satıyım. ayrıca başlığı kimin açtığına değinmeyin olaya bakın.
polis kadına bile el kaldırıyor vay ben senin evveliyatına tüküreyim ya…
edit: polisin görevi nedir? birisi bir suç işlerse onu gözaltına almaktır. vatandaşı dövmek yerine kelepçeyi takıp karakola götürebilirdi. ama burada bazıları şu olayı bile masumlaştırmaya çalışıyor. ulan hakikaten acıyorum size be. sonra başlık altında laf sokmaya çalışıyorlar bazı insanlık düşmanı barzolar. şu olayı kim masum göstermeye çalışıyorsa bilin ki tehlikeli insandır. bunu bilir bunu söylerim.
şunu da söylemeden geçemeyeceğim; şimdi biz bu polisi eleştirdik ya bazıları hemen bizi vatan haini olarak ilan edecek. an itibariyle beklemedeyiz. *
polis kadına bile el kaldırıyor vay ben senin evveliyatına tüküreyim ya…
edit: polisin görevi nedir? birisi bir suç işlerse onu gözaltına almaktır. vatandaşı dövmek yerine kelepçeyi takıp karakola götürebilirdi. ama burada bazıları şu olayı bile masumlaştırmaya çalışıyor. ulan hakikaten acıyorum size be. sonra başlık altında laf sokmaya çalışıyorlar bazı insanlık düşmanı barzolar. şu olayı kim masum göstermeye çalışıyorsa bilin ki tehlikeli insandır. bunu bilir bunu söylerim.
şunu da söylemeden geçemeyeceğim; şimdi biz bu polisi eleştirdik ya bazıları hemen bizi vatan haini olarak ilan edecek. an itibariyle beklemedeyiz. *
devamını gör...
turşu limonla mı yapılır sirkeyle mi sorunsalı
aslında ikisiyle de olur. yalnız limonla yapılanın çabuk tüketilmesi lazım, çünkü limonla yapılan sirkenin bozulması da hızlı oluyor. sirkeden yapılan uzun süre dayandığı için genel tercih sirkeden yapılandır.
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
sağlıklı, huzurlu güzel günler görmeniz dileğiyle.
nice senelere.
nice senelere.
devamını gör...
antalya'da kuran-ı kerim'i tekmeleyen liseliler
saygı önemli. sonuçta bir inancın kutsal simgesi o kitap. böyle bir harekete gerek yok. yazık.
devamını gör...
sen kimsin radyo yayını
merrrhaabalar, merhabalar, merrrhabaalar ahaliii, nabersiniz?
valla allah affetsin çok seviyorum konseptimi. bana sözlükte çok sevdiğim insanlarla çok tatlı bir sohbet imkanı sunuyor. sizler de eşlik ediyorsunuz bize, tadından yenmiyor. bu haftaki konuğum sözlüğe ilk geldiğim zamanda dikkatimi çekmiş, beni her zaman gülümseten, doğallığı, açık sözlülüğü ve tüm güzelliği ile hepimizin çok sevdiği* pek kıymetli, biricik köylü yazardan ironilerciğimiz...
akşam 22:30'da, kendisinin seçtiği entryleri merkezimize alarak ve yine her zamanki gibi sadece konuğum ne isterse, nasıl isterse o konuları konuşacağımız bir yayın için sizleri radyoya bekliyoruz.

afişi yine benim canım cenk'in arka bahçesi hazırladı tabi ki...
sizleri radyomuzun sosyal medya hesaplarını takip etmek için şuradan alalım;
twitter, instagram
görüşmek üzere!
valla allah affetsin çok seviyorum konseptimi. bana sözlükte çok sevdiğim insanlarla çok tatlı bir sohbet imkanı sunuyor. sizler de eşlik ediyorsunuz bize, tadından yenmiyor. bu haftaki konuğum sözlüğe ilk geldiğim zamanda dikkatimi çekmiş, beni her zaman gülümseten, doğallığı, açık sözlülüğü ve tüm güzelliği ile hepimizin çok sevdiği* pek kıymetli, biricik köylü yazardan ironilerciğimiz...
akşam 22:30'da, kendisinin seçtiği entryleri merkezimize alarak ve yine her zamanki gibi sadece konuğum ne isterse, nasıl isterse o konuları konuşacağımız bir yayın için sizleri radyoya bekliyoruz.

afişi yine benim canım cenk'in arka bahçesi hazırladı tabi ki...
sizleri radyomuzun sosyal medya hesaplarını takip etmek için şuradan alalım;
twitter, instagram
görüşmek üzere!
devamını gör...
14 aralık 2021 sözlüğün saldırıya uğraması
saat 16:15 itibarı ile sunucumuza oldukça ciddi organize bir saldırı girişimi oldu.
saldırı değil, haçlı seferiydi sanki.
8 saatlik bir erişim sorunu dışında herhangi bir tahribat olmadı.
geldikleri gibi gittiler.
not : kimliğini belirleme şansımız yok.
gereken müdahale yapıldı, bir daha tekrarlanması söz konusu değil.
not 2 : biraz da şanssızlık. iko'nun pc başında olmadığı bir zaman diliminde saldırıyı göğüsledik.
dua etsinler ayağımız kaydı da düştük. biz onlarla dışarıda oynayacağız.
saldırı değil, haçlı seferiydi sanki.
8 saatlik bir erişim sorunu dışında herhangi bir tahribat olmadı.
geldikleri gibi gittiler.
not : kimliğini belirleme şansımız yok.
gereken müdahale yapıldı, bir daha tekrarlanması söz konusu değil.
not 2 : biraz da şanssızlık. iko'nun pc başında olmadığı bir zaman diliminde saldırıyı göğüsledik.
dua etsinler ayağımız kaydı da düştük. biz onlarla dışarıda oynayacağız.
devamını gör...


