mint yeşili
mavi rengi çıkarılmış turkuaz rengi diye tarif edelim. instagram görsellerinde kızların yeni akım oje rengi olarak da aşina olduğumuz bir renk.
devamını gör...
65 yaş üstünün oy kullanmaması gerekliliği
yaşın ileriliğiyle, geriliğiyle, geleceğiyle, geçmişiyle ilgilenmeyip bir şey soracağım sadece: demokratik bir seçimin sonucu, neden sadece gençlerin tercihi yönünde olsun ki?
çok basit gibi görünen bir demokrasi ilkesi var, ''temel haklar oylamaya sunulamaz.'' bu demokrasi ilkesinin doğal bir sonucu olarak da, haklar “demokratik terbiye gereği” tartışmaya açılamaz. çünkü bir kez tartışmaya açıldığında, nerelere varacağını kimse kestiremez.
çok basit gibi görünen bir demokrasi ilkesi var, ''temel haklar oylamaya sunulamaz.'' bu demokrasi ilkesinin doğal bir sonucu olarak da, haklar “demokratik terbiye gereği” tartışmaya açılamaz. çünkü bir kez tartışmaya açıldığında, nerelere varacağını kimse kestiremez.
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
dalından kopmuş yaprağın akibetini rüzgar tayin eder. tükeş
devamını gör...
türk insanının beceremediği şeyler
saygı.
devamını gör...
huzursuzluğun kitabı
''hissetmek ne renktir acaba?''
-fernando pessoa.
-fernando pessoa.
devamını gör...
ötanazi
senden önce ben kitabı ve filminde bahsi geçen; yunancada güzel ve ölüm kelimelerinin bir araya gelerek oluşturduğu kelime. tarihçesi, yasallığı ve dinlerde yeri konusunda detaylı bilgi isteyenler bir tık uzağınızda.
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz - turgut özal.
devamını gör...
babaya sigara içerken yakalanmak
sigara tüketmediğim için hiç yaşamadığım durumdur.
empati yaptığımda oldukça utanç verici olduğunuz sezdim ama.
empati yaptığımda oldukça utanç verici olduğunuz sezdim ama.
devamını gör...
miyop olmanın zorlukları
karşıdan gelen insanların doğrudan yüzüne bakıp tanıyamamakla beraber "göz göze geldik neden selam vermedin?" triplerine maruz kalmaktır. ya ben miyobum sana bakmışsam ama görememişsem ne var bunda??? ya da belki de görmüşümdür ama miyop bahanesine sığınmışımdır. bilemiyorum altan ama bu sanırım başka bir başlığın konusu.
devamını gör...
sözlük yazarlarının tanışmak istedikleri normal sözlük yazarları
(bkz: gaunter o'dimm)
belki buradan görürse, (bkz: sexting) başlığında hayatım boyunca okuduğum en iyi mektubu okudum. bi gün sohbet etmemiz mümkün olursa, hikayelerini çok dinlemek istiyorum.
belki buradan görürse, (bkz: sexting) başlığında hayatım boyunca okuduğum en iyi mektubu okudum. bi gün sohbet etmemiz mümkün olursa, hikayelerini çok dinlemek istiyorum.
devamını gör...
inci sözlük trolleri geldiği için yazar alımlarının kapatılması gerekliliği
hayır katılmadığım öneri. daha çok erken, en az 2021'nin yarısına kadar alımlara devam edilmeli. şuan yazar alımları kapatılırsa, insanlar gelmekten vazgeçebilirler. yazar olmak için 10 tanım gireyim, onaylansın, bekleyeyim moduna girmez. ayrıca burası daha yeni bir platform.
devamını gör...
uzaylı görünce söylenecek ilk şey
biraz kaba olacak ama büyük harflerle evrene gönderdiğim mesajları sen mi yedin ayı? diye sormak istiyorum.
devamını gör...
gülhane parkı
nazım hikmet'in şiiriyle cem karacanın sesi bir araya gelmiş ve bize bu eseri takdim etmiştir.
şiirin az bilinen hikayesini anlatıyorum;
nazım hikmet; sivri dillidir ve dönemin hükümeti tarafından pek sevilen biri değildir. yine bir gün nazım polis tarafından aranırken, sevgilisinin hasretine dayanamayıp buluşmaya karar verirler. buluşma yeri gülhane parkıdır. nazım, gizlene saklana gülhane parkına gelir ve sevgilisini beklemeye koyulur. beklerken oradan iki polis geçer ve nazım onları gördüğü anda hemen dibindeki ağaca çıkar, saklanmaya çalışır. tam o sırada sevgilisi buluşma noktasına gelir ve nazımı göremez. polislere rağmen nazım bir şekilde ağaçtan aşağıdaki sevgilisine seslenmeye çalışır. ancak ne kadar uğraşsa da sevgilisi onu duyamaz ve nazım o sırada şu dizeleri yazar; ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında, ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında.
şiir
şiirin az bilinen hikayesini anlatıyorum;
nazım hikmet; sivri dillidir ve dönemin hükümeti tarafından pek sevilen biri değildir. yine bir gün nazım polis tarafından aranırken, sevgilisinin hasretine dayanamayıp buluşmaya karar verirler. buluşma yeri gülhane parkıdır. nazım, gizlene saklana gülhane parkına gelir ve sevgilisini beklemeye koyulur. beklerken oradan iki polis geçer ve nazım onları gördüğü anda hemen dibindeki ağaca çıkar, saklanmaya çalışır. tam o sırada sevgilisi buluşma noktasına gelir ve nazımı göremez. polislere rağmen nazım bir şekilde ağaçtan aşağıdaki sevgilisine seslenmeye çalışır. ancak ne kadar uğraşsa da sevgilisi onu duyamaz ve nazım o sırada şu dizeleri yazar; ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında, ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında.
şiir
devamını gör...
iran sineması
inanılmaz bir sinemadır.
1997 yapımı cennetin çocukları
1999 yapımı cennetin rengi/allah 'ın rengi
2004 yapımı kaplumbağalar da uçar
filmlerini izlemeniz tavsiyemdir. fakat hepsi bol miktarda dram içerir dikkat ediniz. moraliniz çok yüksekse sizi diplere düşürür, zaten moraliniz bozuksa daha da dibe çeker haberiniz olsun. fakat mutlaka izleyiniz.
1997 yapımı cennetin çocukları
1999 yapımı cennetin rengi/allah 'ın rengi
2004 yapımı kaplumbağalar da uçar
filmlerini izlemeniz tavsiyemdir. fakat hepsi bol miktarda dram içerir dikkat ediniz. moraliniz çok yüksekse sizi diplere düşürür, zaten moraliniz bozuksa daha da dibe çeker haberiniz olsun. fakat mutlaka izleyiniz.
devamını gör...
amigo kız etkisi
how i met your mother dizisinde ki kurgu bir karakter olan çılgın kazanova barney stinson tarafından, arkadaşlarının barda takılan bir grup çekici kadını göstermesi üzerine bunun bir yanılsama oluduğunu ortaya atmasıyla ilk kez gündeme gelmiştir.
çekicilik kat sayımızın çevremizdeki kişilerle doğru orantılı olması temeline dayanan bu teori, bir grup insanın* hep birlikteyken daha çekici ve seksi görünmesi anlamına geliyor. grup çekiciliği etkisi olarak da tanımlayabileceğimiz bu etki, grup üyelerinin tek tek değerlendirildiğinde grup olarak taşıdıkları çekiciliği kaybettiklerini savunur.
amigo kız etkisi olarak adlandırılmasının sebebi, amigo gruplarından hareketle tek tek bakıldıklarında çekici gelmeyen kızların bir arada olduklarında daha çekici gelmelerinin farkına varılmasıdır. bu duruma, nedimeler paradoksu ya da spice girls komplosu da dendiği duyulmuştur.
bu etkinin gerçekten var olabileceğini keşfeden kaliforniya üniversitesi, 2013 yılında çok sayıda katılımcının yer aldığı bir deney yaptı. üçer kişilik kadın ve erkek fotoğrafları gösterilen deneklerden resimleri çekiciliklerine göre puanlamaları istendi. sonra başka deneklere tek tek oldukları fotoğraflar sunularak tekrar puanlamalar alındı. sonuçların karşılaştırılmasında grup olarak sunulan fotoğrafların tek tek gösterilenlere oranla çok daha yüksek puanlar aldığı görüldü. böylelikle ortalama simaların grup halinde olduklarında daha çekici geldikleri kesinlik kazanmış oldu.
pazarlamacılık alanında da kullanılan bir yöntem olan bu teoriyi pekiştirmek adına hepimizin fark ettiği bir şeyi daha eklemek istiyorum. herhangi bir mobilya kataloğunu ya da bir kıyafet kataloğunu incelediğinizde ürünlerin tek tek parça parça sunulmasından ziyade bir odanın içinde yerleştirilmiş veya bir mankenin üzerinde değişik aksesuarlarla, kıyafetlerle desteklenmiş şekilde gruplandırılarak sunulduğu görmüşüzdür. tek başına cazip gelmeyen bir koltuk veya bir t-shirt, belli bir kompozisyon içerisinde sergilendiğinde ya da bir manken üzerinde bir başka pantolonla, ceketle kombin edildiğinde gözümüze çok daha cazip gelmektedir. bu bir pazarlama tuzağıdır. etkilenmemek istiyorsanız ilgi duyduğunuz her şeyi mutlaka tek tek ele alarak değerlendirin bu daha tutarlı olacaktır.
madem kalabalık olunca daha çekici oluyoruz öyleyse toplanalım 10 kişilik ekiple süper çekici bir şekilde alemlere akalım diye düşünenler varsa, orada durun.! yapılan bir başka çalışma da göstermiştir ki en ideal grup oluşturacak sayısının maksimum 4 olduğudur. grubu oluşturanların sayısı 4'ün üzerine çıktığında sonuca bir etkisinin olmadığı ispatlanmıştır.*
gereksiz bilgiler içeren hissiyat;
şüphesiz bir gerçektir ki beğenilmek insan ruhunu besleyen bir durumdur. bir başkası tarafından beğenildiğimizi hissettiğimizde mutluluk hormonu salgılarız. beynimiz, hep olsun daha fazla salgılasın istediğimiz serotonin ve dopamin hormonlarını salgılar. böylelikle vücudumuzun en ihtiyaç duyduğu duygulara ulaşmış oluruz. psikologlar başkalarının beğenilerine göre kendimizi şekillendirmenin bizi zamanla çok mutsuz edebileceğini belirtmiştir. böylesi durumlarda bireylerin kendi mutluluklarını bir başkasının onayına bağılı kılması sağlıklı bir özgüvenden bahsetmemizi engeler. 'o beğenirse mutlu olurum', 'o bana ilgi gösterirse kendimi iyi hissederim' veya 'ya beni beğenmezlerse?' gibi düşüncelerin sonucunda kaygı, takıntı hatta depresyon bile ortaya çıkabilir. önceliğin her daim kendimiz olduğunu belirtmek isterim. kendisine, ruhuna özveriyle yaklaşan insanlar, dışarıdan gelecekleri yani 'onaylanma ihtiyacını' bir kenara bırakmış olur. siz kendinizi beğenip sevmezseniz, başkasının sizi beğenmesi veya sevmesi pek mümkün olamamaktadır.
hayatınızda size sunulan bilgiler ve nesneler grup halinde sunulduğunda ya da siz genelleme yaparak ele aldığınızda ne kadar farkında olursanız olun, zihninizin ve gözlerinizin sizi yanıltabileceğini asla unutmayın.. kişisel ilişkilerinizde kimseyi kimseyle karşılaştırmayın arkadaşlar, genellemeleri baz alarak kişileri olumsuz kişilerle aynı kefelere koymayın. bunu yaptığınız taktirde yanılmanız ve üzülmeniz muhtemeldir..
-buraya kadar okudunuz madem don't let me be misunderstood parçasını da dinleyiveriniz..*
çekicilik kat sayımızın çevremizdeki kişilerle doğru orantılı olması temeline dayanan bu teori, bir grup insanın* hep birlikteyken daha çekici ve seksi görünmesi anlamına geliyor. grup çekiciliği etkisi olarak da tanımlayabileceğimiz bu etki, grup üyelerinin tek tek değerlendirildiğinde grup olarak taşıdıkları çekiciliği kaybettiklerini savunur.
amigo kız etkisi olarak adlandırılmasının sebebi, amigo gruplarından hareketle tek tek bakıldıklarında çekici gelmeyen kızların bir arada olduklarında daha çekici gelmelerinin farkına varılmasıdır. bu duruma, nedimeler paradoksu ya da spice girls komplosu da dendiği duyulmuştur.
bu etkinin gerçekten var olabileceğini keşfeden kaliforniya üniversitesi, 2013 yılında çok sayıda katılımcının yer aldığı bir deney yaptı. üçer kişilik kadın ve erkek fotoğrafları gösterilen deneklerden resimleri çekiciliklerine göre puanlamaları istendi. sonra başka deneklere tek tek oldukları fotoğraflar sunularak tekrar puanlamalar alındı. sonuçların karşılaştırılmasında grup olarak sunulan fotoğrafların tek tek gösterilenlere oranla çok daha yüksek puanlar aldığı görüldü. böylelikle ortalama simaların grup halinde olduklarında daha çekici geldikleri kesinlik kazanmış oldu.
pazarlamacılık alanında da kullanılan bir yöntem olan bu teoriyi pekiştirmek adına hepimizin fark ettiği bir şeyi daha eklemek istiyorum. herhangi bir mobilya kataloğunu ya da bir kıyafet kataloğunu incelediğinizde ürünlerin tek tek parça parça sunulmasından ziyade bir odanın içinde yerleştirilmiş veya bir mankenin üzerinde değişik aksesuarlarla, kıyafetlerle desteklenmiş şekilde gruplandırılarak sunulduğu görmüşüzdür. tek başına cazip gelmeyen bir koltuk veya bir t-shirt, belli bir kompozisyon içerisinde sergilendiğinde ya da bir manken üzerinde bir başka pantolonla, ceketle kombin edildiğinde gözümüze çok daha cazip gelmektedir. bu bir pazarlama tuzağıdır. etkilenmemek istiyorsanız ilgi duyduğunuz her şeyi mutlaka tek tek ele alarak değerlendirin bu daha tutarlı olacaktır.
madem kalabalık olunca daha çekici oluyoruz öyleyse toplanalım 10 kişilik ekiple süper çekici bir şekilde alemlere akalım diye düşünenler varsa, orada durun.! yapılan bir başka çalışma da göstermiştir ki en ideal grup oluşturacak sayısının maksimum 4 olduğudur. grubu oluşturanların sayısı 4'ün üzerine çıktığında sonuca bir etkisinin olmadığı ispatlanmıştır.*
gereksiz bilgiler içeren hissiyat;
şüphesiz bir gerçektir ki beğenilmek insan ruhunu besleyen bir durumdur. bir başkası tarafından beğenildiğimizi hissettiğimizde mutluluk hormonu salgılarız. beynimiz, hep olsun daha fazla salgılasın istediğimiz serotonin ve dopamin hormonlarını salgılar. böylelikle vücudumuzun en ihtiyaç duyduğu duygulara ulaşmış oluruz. psikologlar başkalarının beğenilerine göre kendimizi şekillendirmenin bizi zamanla çok mutsuz edebileceğini belirtmiştir. böylesi durumlarda bireylerin kendi mutluluklarını bir başkasının onayına bağılı kılması sağlıklı bir özgüvenden bahsetmemizi engeler. 'o beğenirse mutlu olurum', 'o bana ilgi gösterirse kendimi iyi hissederim' veya 'ya beni beğenmezlerse?' gibi düşüncelerin sonucunda kaygı, takıntı hatta depresyon bile ortaya çıkabilir. önceliğin her daim kendimiz olduğunu belirtmek isterim. kendisine, ruhuna özveriyle yaklaşan insanlar, dışarıdan gelecekleri yani 'onaylanma ihtiyacını' bir kenara bırakmış olur. siz kendinizi beğenip sevmezseniz, başkasının sizi beğenmesi veya sevmesi pek mümkün olamamaktadır.
hayatınızda size sunulan bilgiler ve nesneler grup halinde sunulduğunda ya da siz genelleme yaparak ele aldığınızda ne kadar farkında olursanız olun, zihninizin ve gözlerinizin sizi yanıltabileceğini asla unutmayın.. kişisel ilişkilerinizde kimseyi kimseyle karşılaştırmayın arkadaşlar, genellemeleri baz alarak kişileri olumsuz kişilerle aynı kefelere koymayın. bunu yaptığınız taktirde yanılmanız ve üzülmeniz muhtemeldir..
-buraya kadar okudunuz madem don't let me be misunderstood parçasını da dinleyiveriniz..*
devamını gör...
bilim
tanım: yanlışlanabilir doğrular bütünü.
bilimi bilim yapan, ürettiği doğruların yanlışlanabilir doğrular oluşudur. yanlışlanabilirlik, illa ki yanlışlanacağını değil, bunu bir potansiyel olarak barındırdığını ifade eder. karl popper'ın teorisine göre, bilimi diğer tüm disiplinlerden ayıran da budur. popper, yanlışlanabilirlik ilkesi üzerinden, başta freud ve marx olmak üzere pek çok "sosyalbilimciyi" topa tutar. ben ise bu konuda yorumsuz kalacağım. freud da yorumsuz kalırdı bence.
bilimi bilim yapan, ürettiği doğruların yanlışlanabilir doğrular oluşudur. yanlışlanabilirlik, illa ki yanlışlanacağını değil, bunu bir potansiyel olarak barındırdığını ifade eder. karl popper'ın teorisine göre, bilimi diğer tüm disiplinlerden ayıran da budur. popper, yanlışlanabilirlik ilkesi üzerinden, başta freud ve marx olmak üzere pek çok "sosyalbilimciyi" topa tutar. ben ise bu konuda yorumsuz kalacağım. freud da yorumsuz kalırdı bence.
devamını gör...
bebek
uyumuş ise çaktırmadan uyandırılıp 'aa uyandı bu.' diye sevilen insan yavrusu.
devamını gör...
hiç görmediği birine aşık olan insan
aşka aşık olmak.
devamını gör...
cemre
ilkbahar başlangıcında yedişer gün arayla; önce havada sonra su ve toprakta oluşan sıcaklık artışını belirtmek için kullanılan bir kelime.
arapça da "kor ateş" anlamına gelir.
arapça da "kor ateş" anlamına gelir.
devamını gör...
