cam tavan sendromu
glass ceilling.
iş hayatında* azınlık durumunda bulunanların muzdarip olduğu, kişinin bulunduğundan iyi bir pozisyona gelmesinin önünde çeşitli görünmez engellerin var olduğu algısıdır. bu sendromla ilgili klasik örneklerden biri pirelerle yapılan bir zıplama deneyidir. pireler bir fanusa hapsedilir ve fanustan 30 cm yüksekliğe bir engel yerleştirilir. zemin ısıtılmaya başlanır, pireler de zıplamaya başlar fakat her seferinde 30 cm yukarıdaki cam plakaya çarparak yere düşerler. bu olay defalarca kez tekrarlanır, ta ki pireler 30 cm yukarıdaki engeli aşamayacaklarını kabulleninceye kadar. sonrasında ise plaka kaldırılır, pireler o andan itibaren istedikleri yüksekliğe zıplayıp fanustan kurtulabilirler ancak artık her pire sadece 30 cm'e kadar zıplamaktadır, daha yükseğe zıplamayı denemezler bile. kabullenirler ve oluşturdukları bu önyargıya göre davranış oluştururlar, cam tavan sendromu da tam olarak budur aslında; öğrenilmiş çaresizlik. kişinin kendi içinde yarattığı kanaatler ya da dış dayatmalar, ne yapsa ne kadar çabalasa iş hayatında daha iyi bir konuma gelemeyeceğine dairdir. yani kişinin kariyerinde ulaşabileceği yüksek bir pozisyonla arasında görünmez bir sınır vardır.
diğer taraftan da gerçekten azınlık durumundaki çalışanlar bu "şeffaf camla" çok sık karşılaşırlar, en sık yaşayanları ise kadınlardır. erkeklere nazaran çalışma hayatına yeni dahil olmuş kadınlar iş yaşamında çoğunlukla azınlık konumundadır. kadın, erkek bireyle eşit ya da daha çok çalışmasına rağmen mevkisinde yükselemeyeceğini kabullenmişse ve bu önyargıyı taşıyorsa, bu cam tavan sendromudur. kadın çalışan, erkek bireyle eşit ya da daha fazla çalışıyor olmasına rağmen kariyerinde sadece erkek birey yükseliyorsa bu da kadın bireyin cam tavanla karşılaşması durumudur. ilk durumda kişi çeşitli sebeplerden kendi kendini sabote ederken ikinci durumda ise kişi hakikaten bu şeffaf (görünmez) engele çarp(tırıl)arak yükselmesine mani olunur.
iş hayatında* azınlık durumunda bulunanların muzdarip olduğu, kişinin bulunduğundan iyi bir pozisyona gelmesinin önünde çeşitli görünmez engellerin var olduğu algısıdır. bu sendromla ilgili klasik örneklerden biri pirelerle yapılan bir zıplama deneyidir. pireler bir fanusa hapsedilir ve fanustan 30 cm yüksekliğe bir engel yerleştirilir. zemin ısıtılmaya başlanır, pireler de zıplamaya başlar fakat her seferinde 30 cm yukarıdaki cam plakaya çarparak yere düşerler. bu olay defalarca kez tekrarlanır, ta ki pireler 30 cm yukarıdaki engeli aşamayacaklarını kabulleninceye kadar. sonrasında ise plaka kaldırılır, pireler o andan itibaren istedikleri yüksekliğe zıplayıp fanustan kurtulabilirler ancak artık her pire sadece 30 cm'e kadar zıplamaktadır, daha yükseğe zıplamayı denemezler bile. kabullenirler ve oluşturdukları bu önyargıya göre davranış oluştururlar, cam tavan sendromu da tam olarak budur aslında; öğrenilmiş çaresizlik. kişinin kendi içinde yarattığı kanaatler ya da dış dayatmalar, ne yapsa ne kadar çabalasa iş hayatında daha iyi bir konuma gelemeyeceğine dairdir. yani kişinin kariyerinde ulaşabileceği yüksek bir pozisyonla arasında görünmez bir sınır vardır.
diğer taraftan da gerçekten azınlık durumundaki çalışanlar bu "şeffaf camla" çok sık karşılaşırlar, en sık yaşayanları ise kadınlardır. erkeklere nazaran çalışma hayatına yeni dahil olmuş kadınlar iş yaşamında çoğunlukla azınlık konumundadır. kadın, erkek bireyle eşit ya da daha çok çalışmasına rağmen mevkisinde yükselemeyeceğini kabullenmişse ve bu önyargıyı taşıyorsa, bu cam tavan sendromudur. kadın çalışan, erkek bireyle eşit ya da daha fazla çalışıyor olmasına rağmen kariyerinde sadece erkek birey yükseliyorsa bu da kadın bireyin cam tavanla karşılaşması durumudur. ilk durumda kişi çeşitli sebeplerden kendi kendini sabote ederken ikinci durumda ise kişi hakikaten bu şeffaf (görünmez) engele çarp(tırıl)arak yükselmesine mani olunur.
devamını gör...
instagram'da tatil fotoğrafı paylaşmayan insan
instagram çamuruna çekilmemiş insan kişisi.
aha bu ben.
çamurdayım o kadar çamurdayım ki çıkıp tatile gidemiyorum.
çünküm yıllar yılı tatile gidemedim.
çünküm tatil denen o meret bana yeşil ışık yakmıyor.
çünküm tatil belasına gardaş döktüğümüz para bizim. ee o da bende yok.
yancı arayanlara tatilde yancı olunur. fotoğrafınız çekilir, her türlü işleriniz yapılır - bavul hazırlamadan tut hazırlanan bavulu eve geri getirip yıkamaya kadar-, yol-yemek-sigorta istemem, ses etmem, ses et dersen ses ederim, yahu ne dersen yaparım yeter ki tatiline benide çağır sayın yazar.
aha bu ben.
çamurdayım o kadar çamurdayım ki çıkıp tatile gidemiyorum.
çünküm yıllar yılı tatile gidemedim.
çünküm tatil denen o meret bana yeşil ışık yakmıyor.
çünküm tatil belasına gardaş döktüğümüz para bizim. ee o da bende yok.
yancı arayanlara tatilde yancı olunur. fotoğrafınız çekilir, her türlü işleriniz yapılır - bavul hazırlamadan tut hazırlanan bavulu eve geri getirip yıkamaya kadar-, yol-yemek-sigorta istemem, ses etmem, ses et dersen ses ederim, yahu ne dersen yaparım yeter ki tatiline benide çağır sayın yazar.
devamını gör...
dil öğrenmek
maruz kalma durumu olmadan tam anlamıyla gerçekleştirilmesi mümkün olmayan* ve ya telaffuz ya da gramer gibi herhangi bir alanda eksik kalacağınız durum.*
devamını gör...
burka giymediği için öldürülen afgan kadın
malum partiye oy veren kadınlar iyi izlesin siz bunlarla yan yanasınız.
devamını gör...
solcuların hacca veya umreye hiç gitmediği gerçeği
ülkedeki tüm solcular üzerinden mi varılmış bu kanıya merak ediyorum doğrusu?
babam sağcının kralıydı. aklınaza gelebilecek bir çok sağ partide rol almıştı. geçtiğimiz senelerde aramızdan ayrıldı ve hacca, umreye vs gitmedi. hee son yıllar bir yazıldı falan ama zaten 10, 12 sene çıkmıyor yani o kura. anca yaşlanınca geldi aklına gitmek. amcam da sağlam solcuydu. oyunu malum partiye verirdi. amcam yaklaşık 10, 15 sene önce haccına gitti. ben çocukken bir çok kere de umreye gitti. hala devam ediyor gitmeye. adamda para var ağa bize ne tatile gider gibi umreye gidiyor?
yani parayla haccın umrenin kimde olacağı belli olmaz anacım sen hiç istatistik yapacağım diye yorma kendini hahah.
bu arada çevremdede çok insan var bu şekilde babam ve amcam istisna değil yani. aman neyse işte takılmayın böyle şeylere. inanıyorsa gider hepsi bu bize ne? gidene selamet olsun.
babam sağcının kralıydı. aklınaza gelebilecek bir çok sağ partide rol almıştı. geçtiğimiz senelerde aramızdan ayrıldı ve hacca, umreye vs gitmedi. hee son yıllar bir yazıldı falan ama zaten 10, 12 sene çıkmıyor yani o kura. anca yaşlanınca geldi aklına gitmek. amcam da sağlam solcuydu. oyunu malum partiye verirdi. amcam yaklaşık 10, 15 sene önce haccına gitti. ben çocukken bir çok kere de umreye gitti. hala devam ediyor gitmeye. adamda para var ağa bize ne tatile gider gibi umreye gidiyor?
yani parayla haccın umrenin kimde olacağı belli olmaz anacım sen hiç istatistik yapacağım diye yorma kendini hahah.
bu arada çevremdede çok insan var bu şekilde babam ve amcam istisna değil yani. aman neyse işte takılmayın böyle şeylere. inanıyorsa gider hepsi bu bize ne? gidene selamet olsun.
devamını gör...
türkçe
sadeleştireceğiz adı altında kuşa çevrilmiş dildir. sadeleştirme çabaları hem kelime sayısının azaltılmasına hem de türkçe eklerin bağlamlarını kaybetmelerine sebep olmuştur. şahsen türkçe eklerin bağlamlarını kaybetmelerini daha büyük bir yıkım olarak görüyorum.
örneğin;
oturak, durak gibi kelimelerde kullanılan -ek eki fiilin yapıldığı yer anlamına getirir.
ama iş kampüs kelimesine türkçe karşılık bulmaya geldiğinde bu mantıkla yerleşek olması gereken kelime ne hikmetse yerleşke oluveriyor. sanki tdk'da uzman dil bilimciler değil de kelimeleri kulaklarına en hoş gelen şekilde türetmeye uğraşan insanlar çalışıyor gibi. şahsen ben bunu çıkarıyorum.
bir diğer örnek ise çıkarım kelimesi. türkçenin mantığı düşünüldüğünde bunun çıkarık veya en azından çıkarı olması gerekmiyor mu ? diyorum ya işte kulağa en hoş gelen şekilde türetiyorlar; dilin mantığına en uygun şekilde değil. bu da uzun vadede kelimelerin arkasında ki doluluk vurgularının zayıflamasına sebep oluyor. bu eksikliği de el kol hareketleriyle doldurmaya çalışıyoruz.
şahsi önerim bütün bu eklerin bağlamlarının belirlenip, türetik kelimelerin yeniden düzenlenmesidir. üstüne bir de okullarda bu bağlamlı (bağlanıklı) eklerle türetiş uygulamalarının yapılacağı dersler ekledik mi bu iş 20-30 yılda çözülür. ya şimdi ya hiç.
örneğin;
oturak, durak gibi kelimelerde kullanılan -ek eki fiilin yapıldığı yer anlamına getirir.
ama iş kampüs kelimesine türkçe karşılık bulmaya geldiğinde bu mantıkla yerleşek olması gereken kelime ne hikmetse yerleşke oluveriyor. sanki tdk'da uzman dil bilimciler değil de kelimeleri kulaklarına en hoş gelen şekilde türetmeye uğraşan insanlar çalışıyor gibi. şahsen ben bunu çıkarıyorum.
bir diğer örnek ise çıkarım kelimesi. türkçenin mantığı düşünüldüğünde bunun çıkarık veya en azından çıkarı olması gerekmiyor mu ? diyorum ya işte kulağa en hoş gelen şekilde türetiyorlar; dilin mantığına en uygun şekilde değil. bu da uzun vadede kelimelerin arkasında ki doluluk vurgularının zayıflamasına sebep oluyor. bu eksikliği de el kol hareketleriyle doldurmaya çalışıyoruz.
şahsi önerim bütün bu eklerin bağlamlarının belirlenip, türetik kelimelerin yeniden düzenlenmesidir. üstüne bir de okullarda bu bağlamlı (bağlanıklı) eklerle türetiş uygulamalarının yapılacağı dersler ekledik mi bu iş 20-30 yılda çözülür. ya şimdi ya hiç.
devamını gör...
mortal kombat (2021)
efsanevi bir oyunun sinemaya uyarlanması. 1995 ve 1997 yıllarında çekilmiş bulunan iki adet filmi daha mevcuttur ama vasatı geçmemiştir. yeni film ise oldukça merak uyandırıcı ve beklentileri karşılıyacak gibi duruyor . çocukken ataride oynadığımız ve nice oyunu çıkmış bir efsaneyi sinemada görmek oldukça mutlu ediyor.
merak edenler için mortal kombat evrenini anlatan bir kaynak bir bırakıyorum buradan okuyabilirsiniz
merak edenler için mortal kombat evrenini anlatan bir kaynak bir bırakıyorum buradan okuyabilirsiniz
devamını gör...
türkiye'de tartışma kültürü
bugün "hey sen bokboğaz, sen kimseye bunu dikte edemezsin tmm?" şeklinde özetlenecek bir tür cevap entrysi okudum. bu, bizim ülkemizde çoğu meselede tartışma kültürünün ve üslubun oturmadığının en güzel örneğidir. aslında bu entry de o başlığa yazılmıştı ama özünde meselemiz tartışma kültürüdür. iyice saçmalamış ve acilen kurtarılması gereken kültürdür.
şimdi koca koca adamlar sözlüğe geliyor, bir konuda çok kızıyor ve "şu namussuzlara verip veriştirmenin zamanı geldi artık" diyor. kime ve ne hakkında olursa olsun , bu olay genellikle cennet mahallesindeli ferhat ile şirin arasındaki kavganın, az buçuk eğitim almış insanlardaki yansıması olarak gerçekleşiyor. bunun diğer eğitimli, az çok oturaklı insanlarda yarattığı hisse de ben boktanlık diyorum çünkü bu hissin tam olarak bir kelime karşılığını bulamadım.
bizim gibi, öyle ya da böyle bu lanet olası sözlüklere tanım girecek kadar görmüş geçirmiş ve okumuş insanların tartışma kültürüne en dipten başlaması hoş bir şey değil. "ey marilyn monroe, sen nesin ya ? kasımpaşalılığı senden öğrenecek değiliz biz ya, çok afedersiniz, eğer bilgi içerikli tanım girmeyeceksek de bundan şahsım adına ben gurur duyarım, anladın mı marilyn" bunun bir yolu yordamı vardır.
bir konuda birinin argümanını eleştireceğimiz zaman, ki bu aynı başlık altındaki direkt bir entryi de hedef alabilir, şahsın kendisini doğrudan muhatap almayız. bu şahsın söylediği şeylerin neresiyle sorunumuz varsa, orayı eleştiririz ve bu eleştiri, eğer hedefiniz gerçekten bir tartışmaya bakış açısı kazandırmak veya karşınızdakinin düşüncelerinin zararlarını ortadan kaldırmak gibi faydalı işlerse, mutlaka genel örnekler içermelidir. söz gelimi bize bilgi içerikli entry girmemizi dikte etmeye çalışan bir gavur oğlu gavura vereceğimiz tepki, bilgi içerikli entry-sözlük-literatür taramasının önemi ve bu konuda sözlüğün yeri-genel anlamda sözlüğün kullanım amaçları vs. ekseninde olmalıdır. bu eksende "ya işte falanca bir konuda entry okudum, t.aşak abidesi, öyle hoşuma gitti ki sevdiklerimizi kaybetmenin ne demek olduğunu anladım." gibi bir örnekle de argümanlarınızı güçlendirirsiniz.
benim meselem tartışma kültürü. bu varya bu, o kadar önemli bir şey ki; bizi, birbirimizi anlamamızı, ilişkilerimizi, entelektüel seviyemizi bir üst seviyeye çıkarmamızı vs. sağlayacak; sosyal yaşamın her türlü kılcal damarına sirayet edecek bir olgudur. tartışma kültüründen yoksun bir kültürde insanların birbirini anlaması imkansızdır; bugün sosyal medyadan arkadaş ortamlarına kadar tartışma kültürü ad hominem, whataboutism gibi araçlara kurban edildi. sadece bunlar değil; herkes kendi gerçekliğini ortada bir gerçek bırakmayana kadar ısrarla savunurken, aslında ne konuştuğumuzdan bile haberimiz yokken bir de şahsileştiriyoruz. savunduğumuz şeyin akla mantığa kalır yanı yokken, aksini savunanın şahsına hakaret edecek kadar kendimize güveniyoruz. işte bunların çatışması tüm platformları esir aldı ve interneti bir işkence malzemesi yaptı. insanlar stres atmak için yapılan platformlarda sinir küpü olmakla meşguller.
işte bu lanetten kurtulmak için elimizden geleni yapmalıyız. artık seviyesizliğin bir sınırı olmalı ve bu sınır cennet mahallesinden yukarıda bir yerlerde olmalıdır. tartışmalara bilgimizi ya da hiçbir tecrübemizi ortaya koymadan bir argüman atıp fanatik gibi savunmamalıyız; böyle durumlarda insan kendini seviyesizleştiremeden duramaz çünkü ortada temeli olmayan bir argümanı savunan biri olmuşsunuzdur. bilmiyorum demenin basit bir şey olduğunu, bilmediğimiz konularda kesin yargılara varabilecek yorumlar yapmanın temelli çöpe atılması gereken pis bir iş olduğunu bilmek ve en önemlisi, bir konuda ne kadar donanımlı olursak olalım; karşımızdakine söz hakkı verecek şekilde tartışmayı yönlendirmek gerekir.
tüm yazdıklarımın özeti: sosyal yaşamın, yani senin benim ile benim de falanca ile olası ilişkilerimi zehirleyen bu hastalığa karşı mücadele etmemiz gerektiğidir. benim yollarım, yöntemlerim bu şekildeyken, başkaları da başka yollarla bu işi halledebilir.
şimdi koca koca adamlar sözlüğe geliyor, bir konuda çok kızıyor ve "şu namussuzlara verip veriştirmenin zamanı geldi artık" diyor. kime ve ne hakkında olursa olsun , bu olay genellikle cennet mahallesindeli ferhat ile şirin arasındaki kavganın, az buçuk eğitim almış insanlardaki yansıması olarak gerçekleşiyor. bunun diğer eğitimli, az çok oturaklı insanlarda yarattığı hisse de ben boktanlık diyorum çünkü bu hissin tam olarak bir kelime karşılığını bulamadım.
bizim gibi, öyle ya da böyle bu lanet olası sözlüklere tanım girecek kadar görmüş geçirmiş ve okumuş insanların tartışma kültürüne en dipten başlaması hoş bir şey değil. "ey marilyn monroe, sen nesin ya ? kasımpaşalılığı senden öğrenecek değiliz biz ya, çok afedersiniz, eğer bilgi içerikli tanım girmeyeceksek de bundan şahsım adına ben gurur duyarım, anladın mı marilyn" bunun bir yolu yordamı vardır.
bir konuda birinin argümanını eleştireceğimiz zaman, ki bu aynı başlık altındaki direkt bir entryi de hedef alabilir, şahsın kendisini doğrudan muhatap almayız. bu şahsın söylediği şeylerin neresiyle sorunumuz varsa, orayı eleştiririz ve bu eleştiri, eğer hedefiniz gerçekten bir tartışmaya bakış açısı kazandırmak veya karşınızdakinin düşüncelerinin zararlarını ortadan kaldırmak gibi faydalı işlerse, mutlaka genel örnekler içermelidir. söz gelimi bize bilgi içerikli entry girmemizi dikte etmeye çalışan bir gavur oğlu gavura vereceğimiz tepki, bilgi içerikli entry-sözlük-literatür taramasının önemi ve bu konuda sözlüğün yeri-genel anlamda sözlüğün kullanım amaçları vs. ekseninde olmalıdır. bu eksende "ya işte falanca bir konuda entry okudum, t.aşak abidesi, öyle hoşuma gitti ki sevdiklerimizi kaybetmenin ne demek olduğunu anladım." gibi bir örnekle de argümanlarınızı güçlendirirsiniz.
benim meselem tartışma kültürü. bu varya bu, o kadar önemli bir şey ki; bizi, birbirimizi anlamamızı, ilişkilerimizi, entelektüel seviyemizi bir üst seviyeye çıkarmamızı vs. sağlayacak; sosyal yaşamın her türlü kılcal damarına sirayet edecek bir olgudur. tartışma kültüründen yoksun bir kültürde insanların birbirini anlaması imkansızdır; bugün sosyal medyadan arkadaş ortamlarına kadar tartışma kültürü ad hominem, whataboutism gibi araçlara kurban edildi. sadece bunlar değil; herkes kendi gerçekliğini ortada bir gerçek bırakmayana kadar ısrarla savunurken, aslında ne konuştuğumuzdan bile haberimiz yokken bir de şahsileştiriyoruz. savunduğumuz şeyin akla mantığa kalır yanı yokken, aksini savunanın şahsına hakaret edecek kadar kendimize güveniyoruz. işte bunların çatışması tüm platformları esir aldı ve interneti bir işkence malzemesi yaptı. insanlar stres atmak için yapılan platformlarda sinir küpü olmakla meşguller.
işte bu lanetten kurtulmak için elimizden geleni yapmalıyız. artık seviyesizliğin bir sınırı olmalı ve bu sınır cennet mahallesinden yukarıda bir yerlerde olmalıdır. tartışmalara bilgimizi ya da hiçbir tecrübemizi ortaya koymadan bir argüman atıp fanatik gibi savunmamalıyız; böyle durumlarda insan kendini seviyesizleştiremeden duramaz çünkü ortada temeli olmayan bir argümanı savunan biri olmuşsunuzdur. bilmiyorum demenin basit bir şey olduğunu, bilmediğimiz konularda kesin yargılara varabilecek yorumlar yapmanın temelli çöpe atılması gereken pis bir iş olduğunu bilmek ve en önemlisi, bir konuda ne kadar donanımlı olursak olalım; karşımızdakine söz hakkı verecek şekilde tartışmayı yönlendirmek gerekir.
tüm yazdıklarımın özeti: sosyal yaşamın, yani senin benim ile benim de falanca ile olası ilişkilerimi zehirleyen bu hastalığa karşı mücadele etmemiz gerektiğidir. benim yollarım, yöntemlerim bu şekildeyken, başkaları da başka yollarla bu işi halledebilir.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
hazır güneş daha doğmamışken:*
devamını gör...
insana mutluluk veren kokular
taptaze demini yeni almış çay kokusu.
devamını gör...
uğurlama
gideni sevgi, esenlik, iyilik gibi dilekler ile yolcu etmek.
bazen de - istemsizce- güzel anıları olan ancak miadını doldurmuş bir ilişkiye veda etmek.
yara izlerine dokunmayalım nihayetinde.
sonlarımız, uğurlamak olsun.
bazen de - istemsizce- güzel anıları olan ancak miadını doldurmuş bir ilişkiye veda etmek.
yara izlerine dokunmayalım nihayetinde.
sonlarımız, uğurlamak olsun.
devamını gör...
tarih
benim için ekmek kavgasıdır. okuduğum bölüm ve branşım hakkında neler yazıldığını merak ettiğim için geldim. her yer de olduğu gibi burada da okuyanın işsiz kaldığı fakat gerekli olduğu gibi standart şeyler yazılmış. ben bu bölümü dört yıl boyunca saçlarımı beyazlatarak okudum. karşılığında bir özel okulda çalışıyorum,atanamadım. evet oldukça fazla yoruluyorum ancak şunu söylemem gerekir ki ben 5 yıllık öğretmenlik hayatımda tarih bölümü okuduğum için asla pişman olmadım. insan sevdiği işi yapmalı bence. seversen parada kazandırır,mutlu da eder. şu dünyaya bir daha gelsem yine tarih bölümünü okur, yine öğretmen olurdum.
devamını gör...
mustafa kemal atatürk
seveni kadar sevmeyeni de olan turkiye cumhuriyeti’nin kurucu kadrosunun lideri. genis (uzun degil belki ama genis, en basitinden 39 yasindan devlet kurmus. tabiki tek basina yaptigi bir is degil ama bu yasta boyle bir olaya liderlik etmek, sevin yada sevmeyin takdir edilecek bir olay. neyse bu konu bambaska uzun bir aciklama ister) ve maceralarla(!) dolu bir hayat yasamistir. tum imkanlarina ragmen bu imkanlari kendine servet kurmak icin degil ilkesi ve ulkusu ugrunda tasarruf etmistir. cok uzun yazmak gerek ama simdilik bunlarla iktifa edicem.
devamını gör...
jigolo olmak isterken dolandırılan erkekler
son aylarda toplumumuzun kanayan yarası haline gelen trajikomik bir durum. üstelik çok az erkek şikayetçi olduğu için ne yazık ki sözde mağdurlar gün geçtikçe artıyor.
kolay yoldan para kazanma fırsatı bulduğunu düşünen özellikle 18-25 yaş arasındaki genç erkeklerin nasıl kandırıldığı emniyet birimlerince açıklandı.
daha geçen temmuz ayında bir çetenin jigolo olmak isteyen erkekleri kandırarak 9.000.000 tl elde ettiği tespit edilmişti. sözde masum olduğunu iddia eden erkeklerin kandırılış yöntemi ise şöyle:
internet sitelerindeki reklamlarda “sadece bir günde birlikte olduğu kadınlara göre 2 bin ile 5 bin tl arasında para kazanabileceği” anlatılıyor. jigolo üyeliği yapılırken, üyeliğin derecesine göre “300- 4.000 tl arası” kayıt parası alınıyor. ne var ki kadın falan yok. erkekler kimlik bilgileri, banka hesap numarası, çıplak resimlerini ve birçok bilgiyi verdikleri için dolandırıcı çetelerine kolay av oluyorlar.
ceza hukukunda ahlaka aykırı sözleşme yapan kişi dolandırıldığından bahsedemez. olayın vahim boyutu ise binlerce erkeğin tuzağa düşmesi ve birçoğunun üniversite mezunu olması. polise gitmekten çekinen jigolo adayı erkeklerin birkaçının itirafları.
ayhan: internette gördüğüm bir arkadaşlık sitesinde jigolo olmak için form doldurdum. kayıt ücreti altında arayan kişilere 11.350 tl lira kaptırdım.
ferruh: jigolo üyelik sitesine üyelik bedeli 400 ve komisyon 1000 tl ödedim. ‘ilişki başına 5000 lira alacaksın’ diyorlar kesinlikle söyledikleri gibi değil.
onur: ben twitter’da bir rastgele ‘jigolo olmak ister misiniz’ diye bir reklama tıkladım. 300 tl para yatırmamı istediler. yatırdım. ‘geri onaylanmasını bekliyorum’ dedi. şu an hâlâ bekliyorum. ailemin öğrenmemesi için polise gidemiyorum.
kuray: sadece öylesine başvurduğum site sabah aradı, anlamadım ne dediklerini ve iptal etmek istediğimi söyledim. 400 tl iptal ücreti istediler. ‘ardından 780 tl daha yatırın size 400 tl’nizi geri vereceğiz’ dediler. ardından ‘1630 tl daha yatırın size toplam olarak 2000 tl’nizi geri vereceğiz’ dediler. 400+780 tl maalesef yatırdım.
ata: büyük bir yanlış yaptığımı iş işten geçtikten sonra anladım. toplamda 4.400 tl param gitti. hepsi twitter’a doluşmuşlar.
osman: üyeliğimin aktif hale getirilmesi için para yatırılması gerektiğini söyledi. banka yoluyla 4.000 tl gönderdim. telefon açıyorum, ulaşılamıyor.
ümit: 800 tl ile ‘jigolo kaydınız oluşturuldu’ deyip toplam 25.000 liramı aldılar. bunlara bir dur denmeli.
tanınmış bir jigolo ajansından yapılan açıklamada “türkiye’de jigolo talebinin olmadığı, türk kadının bir erkeğe para verip birliktelik kurmasının pek mantıklı da olmadığı, jigolo tutan müşterilerinin ise genelde türkiye’de yaşayan 60 yaş üstü yabancı ve dul kadınlar olduğu, onların da 1.90 boyunda atletik ve kaslı zencileri tercih ettiğini” söyleyerek, internetteki “jigolo aranıyor” reklamlarının dolandırıcıların tuzağı olduğunu ifade etti.
kolay yoldan para kazanma fırsatı bulduğunu düşünen özellikle 18-25 yaş arasındaki genç erkeklerin nasıl kandırıldığı emniyet birimlerince açıklandı.
daha geçen temmuz ayında bir çetenin jigolo olmak isteyen erkekleri kandırarak 9.000.000 tl elde ettiği tespit edilmişti. sözde masum olduğunu iddia eden erkeklerin kandırılış yöntemi ise şöyle:
internet sitelerindeki reklamlarda “sadece bir günde birlikte olduğu kadınlara göre 2 bin ile 5 bin tl arasında para kazanabileceği” anlatılıyor. jigolo üyeliği yapılırken, üyeliğin derecesine göre “300- 4.000 tl arası” kayıt parası alınıyor. ne var ki kadın falan yok. erkekler kimlik bilgileri, banka hesap numarası, çıplak resimlerini ve birçok bilgiyi verdikleri için dolandırıcı çetelerine kolay av oluyorlar.
ceza hukukunda ahlaka aykırı sözleşme yapan kişi dolandırıldığından bahsedemez. olayın vahim boyutu ise binlerce erkeğin tuzağa düşmesi ve birçoğunun üniversite mezunu olması. polise gitmekten çekinen jigolo adayı erkeklerin birkaçının itirafları.
ayhan: internette gördüğüm bir arkadaşlık sitesinde jigolo olmak için form doldurdum. kayıt ücreti altında arayan kişilere 11.350 tl lira kaptırdım.
ferruh: jigolo üyelik sitesine üyelik bedeli 400 ve komisyon 1000 tl ödedim. ‘ilişki başına 5000 lira alacaksın’ diyorlar kesinlikle söyledikleri gibi değil.
onur: ben twitter’da bir rastgele ‘jigolo olmak ister misiniz’ diye bir reklama tıkladım. 300 tl para yatırmamı istediler. yatırdım. ‘geri onaylanmasını bekliyorum’ dedi. şu an hâlâ bekliyorum. ailemin öğrenmemesi için polise gidemiyorum.
kuray: sadece öylesine başvurduğum site sabah aradı, anlamadım ne dediklerini ve iptal etmek istediğimi söyledim. 400 tl iptal ücreti istediler. ‘ardından 780 tl daha yatırın size 400 tl’nizi geri vereceğiz’ dediler. ardından ‘1630 tl daha yatırın size toplam olarak 2000 tl’nizi geri vereceğiz’ dediler. 400+780 tl maalesef yatırdım.
ata: büyük bir yanlış yaptığımı iş işten geçtikten sonra anladım. toplamda 4.400 tl param gitti. hepsi twitter’a doluşmuşlar.
osman: üyeliğimin aktif hale getirilmesi için para yatırılması gerektiğini söyledi. banka yoluyla 4.000 tl gönderdim. telefon açıyorum, ulaşılamıyor.
ümit: 800 tl ile ‘jigolo kaydınız oluşturuldu’ deyip toplam 25.000 liramı aldılar. bunlara bir dur denmeli.
tanınmış bir jigolo ajansından yapılan açıklamada “türkiye’de jigolo talebinin olmadığı, türk kadının bir erkeğe para verip birliktelik kurmasının pek mantıklı da olmadığı, jigolo tutan müşterilerinin ise genelde türkiye’de yaşayan 60 yaş üstü yabancı ve dul kadınlar olduğu, onların da 1.90 boyunda atletik ve kaslı zencileri tercih ettiğini” söyleyerek, internetteki “jigolo aranıyor” reklamlarının dolandırıcıların tuzağı olduğunu ifade etti.
devamını gör...
avrupa denince akla gelen ilk 3 kelime
büyüme, kalkınma ve artan refah düzeyi.
devamını gör...
ramazan ayının olmazsa olmazı
sigara tiryakilerinin etrafta terör estirmesi.
devamını gör...
normal sözlük'e giriş serüveni
instagramda kitap yazısını görüp devamını bile okumadan içimi dökmek, her konuda fikrimi yazmak istediğimi fark edip girdim. çıkmayı da düşünmüyorum sanırsam.
devamını gör...
onlar acapella
son akşam yemeği böyle olmalı!
sonlara doğru kopma garantili..
böyle gelmiş böyle gidecek korkarım vallah.. aman boşver eller havaya..
güzel enerjili sevgi dolu tüm insanlar dolsun bu sofraya..
grup üyeleri'nin her biri yanaktan makas almalık. bu ne tatlılık!
erkin baba'ya da bu vesileyle selam olsun. bunlar efsane şarkılar...
sevgiyle çıkın çıkın gelin a dostlar..
sonlara doğru kopma garantili..
böyle gelmiş böyle gidecek korkarım vallah.. aman boşver eller havaya..
güzel enerjili sevgi dolu tüm insanlar dolsun bu sofraya..
grup üyeleri'nin her biri yanaktan makas almalık. bu ne tatlılık!
erkin baba'ya da bu vesileyle selam olsun. bunlar efsane şarkılar...
sevgiyle çıkın çıkın gelin a dostlar..
devamını gör...
erkeklerin geç olgunlaştığı masalı
ülkenin zeka ve olgunluk seviyesini tiktokla ölçme çabası içeren durum. arkadaşlar yok tiktok şöyle yok tiktok böyle eee bizim neden bundan haberimiz yok peki?* zorlamı izletiyorlar size tiktoku hem açıp izliyor hem de sürekli tittok taşlaması yapıyorsunuz. sanki ülkede ki bütün kadınların ya da gençlerin tiktok hesabı varmış gibi sürekli bir giydirme çabası.
ayrıca size ne yahu?
millet eğleniyor size ne?
hayat zaten yeterince bunaltıcı bir de siz düşün şu insanların üstünden. siz tiktok izlemeyin, çekmeyin gidin atomu parçalayın hadi.
erkek, kadın geç olgunlaşma olayını ben biraz aileye ve yaşananlara yoruyorum. yani bireyin büyüme koşulları ve anne, babanın tavrı erken ya da geç yaşta olgunlaşmayı belirliyor. cinsiyetin olgunlaşmayı belirlemesi komik olurdu.*

ayrıca size ne yahu?
millet eğleniyor size ne?
hayat zaten yeterince bunaltıcı bir de siz düşün şu insanların üstünden. siz tiktok izlemeyin, çekmeyin gidin atomu parçalayın hadi.
erkek, kadın geç olgunlaşma olayını ben biraz aileye ve yaşananlara yoruyorum. yani bireyin büyüme koşulları ve anne, babanın tavrı erken ya da geç yaşta olgunlaşmayı belirliyor. cinsiyetin olgunlaşmayı belirlemesi komik olurdu.*

devamını gör...
