abur cuburların ucuz olması
doritos 6.45 tl. bana çok ucuz gelmedi.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
(bkz: kaç para lan bir mutluluk sebebi)
parası neyse verip alalım
parası neyse verip alalım
devamını gör...
matza
musevilerin hamursuz bayramı sekiz gün sürer. bu süre boyunca kabaran ve mayalı yiyecekler yenmez. çünkü mısır'da kölelikten kurtulup özgürlüklerine kavuştuklarında ekmeği bile mayalamadan göçe başlamışlar. bunu temsilen de sekiz gün yalnızca un ve su kullanılarak yapılan ekmekler yenir. bu ekmeğin ismine de matza denir.
devamını gör...
friendzone
ay ama ben seni arkadas olarak goruyordumun ecnebicesi. her fani bir gun bu bolgeyi deneyimlemek zorunda kalacak, maalesef.
ikili iliskilerde; sevilen tarafin, seven tarafi sozde incitmemek icin olusturdugu sacmalik bence. yani aklin ermedigi milattan once lise yillarini tenzih ederek konusuyorum tabii ki,
abi ben seni begendim, sen beni benim seni begendigim gibi begenmedinse -ki assssiri dogal bir sey bu- sal, ne demeye arkadas olarak devam etmeye calisiyorsun?
seven kisiye lan acaba gunun birinde beni de degerlendirir mi? dusuncesini niye sorgulatiyorsun, vicdansiz.
anlik gonul kaymasi haricinde kesinlikle bulunulmamasi gereken bolge. sevdigi alenen belli olan birisiyle arkadas olarak devam etme challenge, cepte yedekte bekler gibi, saf kotuluk.
kaybetme korkusu olan kisiler yapiyor bu zonelamayi diyorlar, bir sekilde irtibatta kalip, hayatindan haberdar olmak ama kendi hayatina dahil etmemek, sadece onun istedigi zaman gorusmek falan. valla darlandim yazarken.
olabildigince uzak durulmasi, insanlik icin en iyisi .
ikili iliskilerde; sevilen tarafin, seven tarafi sozde incitmemek icin olusturdugu sacmalik bence. yani aklin ermedigi milattan once lise yillarini tenzih ederek konusuyorum tabii ki,
abi ben seni begendim, sen beni benim seni begendigim gibi begenmedinse -ki assssiri dogal bir sey bu- sal, ne demeye arkadas olarak devam etmeye calisiyorsun?
seven kisiye lan acaba gunun birinde beni de degerlendirir mi? dusuncesini niye sorgulatiyorsun, vicdansiz.
anlik gonul kaymasi haricinde kesinlikle bulunulmamasi gereken bolge. sevdigi alenen belli olan birisiyle arkadas olarak devam etme challenge, cepte yedekte bekler gibi, saf kotuluk.
kaybetme korkusu olan kisiler yapiyor bu zonelamayi diyorlar, bir sekilde irtibatta kalip, hayatindan haberdar olmak ama kendi hayatina dahil etmemek, sadece onun istedigi zaman gorusmek falan. valla darlandim yazarken.
olabildigince uzak durulmasi, insanlik icin en iyisi .
devamını gör...
ölen kişinin ardında bıraktığı yürek burkan şeyler
başlığı görünce ilk düşündüğüm şey "oyuncağı" oldu. her ölümden bir şey saklıyorum kendime ama en canımı acıtanı pembe bir oyuncak ayna. pembeden nefret eden bir kız çocuğunun pembe oyuncak aynası.
bunu yazmayı düşünürken fark ettim 3 ay önce de aynı şeyi düşünüp yazdığımı bu girdi farklı olsun, evcil hayvanı diyorum bu kez. ikisi de aynı kişinin. evet, en çok onun yokluğu acıtıyor canımı. çünkü en çok onun hikayesi yarım kaldı.
bunu yazmayı düşünürken fark ettim 3 ay önce de aynı şeyi düşünüp yazdığımı bu girdi farklı olsun, evcil hayvanı diyorum bu kez. ikisi de aynı kişinin. evet, en çok onun yokluğu acıtıyor canımı. çünkü en çok onun hikayesi yarım kaldı.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
hastayken keyifsiz olduğumu bilmiyor musunuz?
niye soruyorsunuz, niye suratın asık diye.
tadım yok.
ben uyumaya gidiyorum.
niye soruyorsunuz, niye suratın asık diye.
tadım yok.
ben uyumaya gidiyorum.
devamını gör...
gandalf vs recep tayyip erdoğan
birisi asası ile diğeri emrindeki savcılarla terbiye eder.
ama hangisi hangisidir onu bilemiyoruz tabi.
sizi yoldaşsız bırakmak istemem *
ama hangisi hangisidir onu bilemiyoruz tabi.
sizi yoldaşsız bırakmak istemem *
devamını gör...
sinema tarihinin en iyi oyunculuk performansları
aamir khan pk karakteri.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
haydi bir taneden benden bilgi olsun. ahtapotların 3 kalbi ve 9 beyni vardır...
devamını gör...
sözlükçülerin gördüğü film tadında rüyalar
yıllar geçse de unutamazsınız. benim birkaç tane var böyle. birini anlatayım.
mecidiyeköy'de bir patlama oluyor. ben ışıkların oradayım. simitçilerin karşısında. klasik mecidiyeköy kalabalığı. patlama alevli bir patlama değil. manyetik bir şey gibi. herkes, tüm insanlar ve arabalar yerden yükseliyoruz. bir güç bizi yerden göğe doğru yükseltiyor. fırlatma gibi değil. ağır ağır yükseliyoruz. düşünecek, endişelenecek zamanımız var. yer çekimini yenip bizi göğe doğru savuran bu güç tükendiğinde kaç metre yükselmiş olacağız, oradan aşağıya düştüğümüzde ne olacak bize diye düşünebiliyoruz. sessizlik hakim. herkes yükseliyor. yükselme bitmiyor. korkunç bir seviyeye ulaşıyoruz. bulutları geçiyoruz. basınç falan hissetmiyorum. hissetmem lazım diyorum. korkuyorum. ama daha çok merak ediyorum. ne oluyor? ne olacak devamında? ben pozisyon olarak yere paralel ve yüzüstü vaziyetteyim. altımda giderek küçülen istanbul'u izliyorum. bi' ara kafamı bir defa daha yukarı çeviriyorum. öncesinde de bakmıştım, yine sonsuz boşluk dışında bir şey görmeyeceğimi düşünüyorum. ama bu defa uzakta bir nesne görüyorum. boynumu o vaziyette çok uzun süre tutamayacağımı fark edip önüme dönüyorum. daha mesafe var nasıl olsa biraz sonra yeniden çeviririm diye geçiyor aklımdan. içim içime sığmıyor. korkunç bir merak içindeyim. çok geçmiyor bir daha çeviriyorum. yine hayli mesafe var. gözlerimi hareket ettiriyorum. ileriye ve geriye doğru. cismi tam seçemiyorum ama devasa olduğunu görüyorum. kafam arkaya dönük vaziyetteyken görebildiğim tüm açılarda cismin bir parçası var. koyu gri renkte. çok büyük. yine önüme dönüyorum. yerden yükselmeye devam ediyoruz. başlangıçta yakınımda olan insanlarla aramdaki mesafe açılmış. neredeyse yalnızım. çok uzakta başka insanları ve arabaları görüyorum. acaba onlar neler düşünüyor diye geçiyor aklımdan. sonra kendine odaklan kızım. herkes kendi mücadelesini veriyor diyorum. tekrar kafamı arkaya çeviriyorum. bu defa cisimle aramdaki mesafe azalmış. paslı bir demir, yeryüzüne paralel, silindir, yarı metre çapı ya var ya yok, bu ne diyorum. böyle bir şey olabilir mi? dehşete kapılıyorum. sonra yeniden bakıyorum. yanında aynından bir tane daha. araları 1 metre kadar. ve diğer yanında da. onların yanlarında da. sıra sıra parmaklıklar. kafesin tavanı! mesafe artık çok azalıyor. metreler kaldı. birine tutunsam koala gibi sarılabilir miyim diye düşünüyorum. kucaklayabilir miyim parmaklıklardan birini. bacaklarımla da sarılırım. kendimi çevirebilir miyim acaba? direk parmaklığa doğru yükselebilirsem alttan sarılırım. çeviremezsem kendimi ve iki parmaklık arasından geçersem tek ya da çift kolumda sağdaki ya da soldaki parmaklığı tutabilir miyim? birini tutsam bile bu iten güç beni koparır mı parmaklıktan. iyice kavramaya zamanım olur mu? diyelim tutundum, baskıya dayanabilir miyim? kollarım ve bacaklarım bu güçten daha güçlü mü? becerebilsem, sarılabilsem ne olacak diye düşünüyorum. bir saniyede onlarca şey geçiyor aklımdan. kim gelip beni buradan alabilir. gücün etkisi geçince aşağı da atlayamam. ne işime yarayacak? derkeeenn, derkeeen uyandım. :)
10 yılı var rahat. her saniyesi ezberimde. duygusu bile.
mecidiyeköy'de bir patlama oluyor. ben ışıkların oradayım. simitçilerin karşısında. klasik mecidiyeköy kalabalığı. patlama alevli bir patlama değil. manyetik bir şey gibi. herkes, tüm insanlar ve arabalar yerden yükseliyoruz. bir güç bizi yerden göğe doğru yükseltiyor. fırlatma gibi değil. ağır ağır yükseliyoruz. düşünecek, endişelenecek zamanımız var. yer çekimini yenip bizi göğe doğru savuran bu güç tükendiğinde kaç metre yükselmiş olacağız, oradan aşağıya düştüğümüzde ne olacak bize diye düşünebiliyoruz. sessizlik hakim. herkes yükseliyor. yükselme bitmiyor. korkunç bir seviyeye ulaşıyoruz. bulutları geçiyoruz. basınç falan hissetmiyorum. hissetmem lazım diyorum. korkuyorum. ama daha çok merak ediyorum. ne oluyor? ne olacak devamında? ben pozisyon olarak yere paralel ve yüzüstü vaziyetteyim. altımda giderek küçülen istanbul'u izliyorum. bi' ara kafamı bir defa daha yukarı çeviriyorum. öncesinde de bakmıştım, yine sonsuz boşluk dışında bir şey görmeyeceğimi düşünüyorum. ama bu defa uzakta bir nesne görüyorum. boynumu o vaziyette çok uzun süre tutamayacağımı fark edip önüme dönüyorum. daha mesafe var nasıl olsa biraz sonra yeniden çeviririm diye geçiyor aklımdan. içim içime sığmıyor. korkunç bir merak içindeyim. çok geçmiyor bir daha çeviriyorum. yine hayli mesafe var. gözlerimi hareket ettiriyorum. ileriye ve geriye doğru. cismi tam seçemiyorum ama devasa olduğunu görüyorum. kafam arkaya dönük vaziyetteyken görebildiğim tüm açılarda cismin bir parçası var. koyu gri renkte. çok büyük. yine önüme dönüyorum. yerden yükselmeye devam ediyoruz. başlangıçta yakınımda olan insanlarla aramdaki mesafe açılmış. neredeyse yalnızım. çok uzakta başka insanları ve arabaları görüyorum. acaba onlar neler düşünüyor diye geçiyor aklımdan. sonra kendine odaklan kızım. herkes kendi mücadelesini veriyor diyorum. tekrar kafamı arkaya çeviriyorum. bu defa cisimle aramdaki mesafe azalmış. paslı bir demir, yeryüzüne paralel, silindir, yarı metre çapı ya var ya yok, bu ne diyorum. böyle bir şey olabilir mi? dehşete kapılıyorum. sonra yeniden bakıyorum. yanında aynından bir tane daha. araları 1 metre kadar. ve diğer yanında da. onların yanlarında da. sıra sıra parmaklıklar. kafesin tavanı! mesafe artık çok azalıyor. metreler kaldı. birine tutunsam koala gibi sarılabilir miyim diye düşünüyorum. kucaklayabilir miyim parmaklıklardan birini. bacaklarımla da sarılırım. kendimi çevirebilir miyim acaba? direk parmaklığa doğru yükselebilirsem alttan sarılırım. çeviremezsem kendimi ve iki parmaklık arasından geçersem tek ya da çift kolumda sağdaki ya da soldaki parmaklığı tutabilir miyim? birini tutsam bile bu iten güç beni koparır mı parmaklıktan. iyice kavramaya zamanım olur mu? diyelim tutundum, baskıya dayanabilir miyim? kollarım ve bacaklarım bu güçten daha güçlü mü? becerebilsem, sarılabilsem ne olacak diye düşünüyorum. bir saniyede onlarca şey geçiyor aklımdan. kim gelip beni buradan alabilir. gücün etkisi geçince aşağı da atlayamam. ne işime yarayacak? derkeeenn, derkeeen uyandım. :)
10 yılı var rahat. her saniyesi ezberimde. duygusu bile.
devamını gör...
24 yaşında olmak
21'den buraya biraz fazla hızlı gelmedik mi dedirten yaştır! ufak detaylarla kendini garip hissettiren yaştır. mesela bu levelden sonra onedio testleri gibi testlerde artık 18-24 yaş aralığını işaretleyemeyince insan fena donup kalıyo... hani aslında daha birçok yere göre gençsin mesela trenlerde indirim yaşı 25'e kadar ama bazı yerlere göre bir sonraki levele geçmiş sayılıyosun...
devamını gör...
pdf kitap bulabileceğimiz siteler
devamını gör...
khontkar
gerçek adı onur dinç olan rapçidir. aynı zamanda söz yazarı ve prodüktördür. kendisi 30 yaşındadır ve rap alemine son 2-3 senede girmiştir. daha önce underground olarak müzik yapsa da ismini son 2-3 senede duyurmuştur.
bu kadar popüler olma sebepleri sadece müzik değildir. son yıllarda yaşadığı kavgalar* dissleşmeler* twitter kavgaları * gibi sebepler kariyerinde ünlenmesine sebep olmuştur.
kendisi 2008 yılından beri rap müzik yapıyor. trap müziğin türkiye'de ilk yapanlardan birisi. kariyerinde 10 un üzerinde albüm çıkardı ve üretmeye devam ediyor. genelde sevilen işleri mixtape albümleri oluyor. aşağıda da bahsedeceğim son çıkan pla4 albümü bu bahsettiğim işlerden birisi.
kendisini hemen hemen herkes gibi antipatik buluyordum. öyle davranıyordu. şu an seviyorum. hala antipatik davranıyor ama yaptığı müzikle kafama vura vura sevdirdi.
uzun yıllar rap dinlerim, hala dinliyorum. yeni çıkan albümlere, şarkılara bakıyorum. bu adam bir dönemden sonra yaptığı her albümde her şarkıda kademeyi bir üst noktaya çekti. işin pr tarafını çok iyi yapıyor, işin müzikal tarafını çok iyi yapıyor, şirket yönetiyor, yayıncılık yapıyor ve hepsini başarılı şekilde yapıyor.
senenin en fazla parça üreten ismi. her parçasında ses ile ilgili farklı şeyler sunuyor. ses mühendisliği konusunda ders verecek işler yapıyor. özellikle son çıkan bilmece şarkısında bunu rahatça görüyorsunuz.
kariyerine iki tane üst düzey albüm koydu. diğer işleri ortalama üzerinde ama 100 albümü ve pla4 albümü başka bir seviyede.
aynı zamanda yönettiği bir label var * sık sık toplama albüm yapıyorlar. bünyesinde bulunan rapçiler gittikçe ünleniyor ve gelişiyor (bkz: lil zey).
hip- hop bilgisi ve hip hop kültürüne hakimiyeti çok fazla. ilk başlarda ön yargılıydım, şimdi bayılıyorum.
henüz hiç dinlemeyen veya ön yargılı olan arkadaşlar varsa buraya bir şarkısını bırakacağım, mutlaka dinlesinler tavsiye ederim.
buradan
bu kadar popüler olma sebepleri sadece müzik değildir. son yıllarda yaşadığı kavgalar* dissleşmeler* twitter kavgaları * gibi sebepler kariyerinde ünlenmesine sebep olmuştur.
kendisi 2008 yılından beri rap müzik yapıyor. trap müziğin türkiye'de ilk yapanlardan birisi. kariyerinde 10 un üzerinde albüm çıkardı ve üretmeye devam ediyor. genelde sevilen işleri mixtape albümleri oluyor. aşağıda da bahsedeceğim son çıkan pla4 albümü bu bahsettiğim işlerden birisi.
kendisini hemen hemen herkes gibi antipatik buluyordum. öyle davranıyordu. şu an seviyorum. hala antipatik davranıyor ama yaptığı müzikle kafama vura vura sevdirdi.
uzun yıllar rap dinlerim, hala dinliyorum. yeni çıkan albümlere, şarkılara bakıyorum. bu adam bir dönemden sonra yaptığı her albümde her şarkıda kademeyi bir üst noktaya çekti. işin pr tarafını çok iyi yapıyor, işin müzikal tarafını çok iyi yapıyor, şirket yönetiyor, yayıncılık yapıyor ve hepsini başarılı şekilde yapıyor.
senenin en fazla parça üreten ismi. her parçasında ses ile ilgili farklı şeyler sunuyor. ses mühendisliği konusunda ders verecek işler yapıyor. özellikle son çıkan bilmece şarkısında bunu rahatça görüyorsunuz.
kariyerine iki tane üst düzey albüm koydu. diğer işleri ortalama üzerinde ama 100 albümü ve pla4 albümü başka bir seviyede.
aynı zamanda yönettiği bir label var * sık sık toplama albüm yapıyorlar. bünyesinde bulunan rapçiler gittikçe ünleniyor ve gelişiyor (bkz: lil zey).
hip- hop bilgisi ve hip hop kültürüne hakimiyeti çok fazla. ilk başlarda ön yargılıydım, şimdi bayılıyorum.
henüz hiç dinlemeyen veya ön yargılı olan arkadaşlar varsa buraya bir şarkısını bırakacağım, mutlaka dinlesinler tavsiye ederim.
buradan
devamını gör...
ekşi sözlük'teki normal sözlük'te kızlar teklif ediyormuş başlığı
anlamak için 5 kere okuduğum başlık.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
af
işlemediği günahın bedeli
yüzsüz bir ziyaret
yatıya kalır mısınız bayım
bütün ev sizin olsun
bir tek tezgahta yatmayın
orası kedimin yeri
göğe bakıyor
vahşetin prangaları
kırılıyor
kuşların kanadında
yatıya kalmaz mısınız bayım
bu sefer sizi güzel ağırlarım
bir tek masa ve sandalyem
işte orası olmaz
orası aslanımın yeri
yattığı yeri belli ediyor
ormanın kalbi
kanıyor
kuşların uçuşunda
yatıya kalın bayım
kitaplığımda gezdiririm sizi
bir tek nurullah ataç
onun kitabını alamazsınız
bir türlü bitmek bilmiyor
kelimeler kanatlanıyor
kuşların süzülüşünde
yakalayamıyorum
affedemiyorum sizi bayım
ne yapsam olmaz
bir tek aşkınız
hayal ettiğim aşkınız
veremiyorum işte onu size
ateş küle dönüyor
saatlerin ölümünde
sadece seyredebiliyorum
saplayın hançeri bayım
kalbimin orta yerine
artık dayanamıyorum
işlemediği günahın bedeli
yüzsüz bir ziyaret
yatıya kalır mısınız bayım
bütün ev sizin olsun
bir tek tezgahta yatmayın
orası kedimin yeri
göğe bakıyor
vahşetin prangaları
kırılıyor
kuşların kanadında
yatıya kalmaz mısınız bayım
bu sefer sizi güzel ağırlarım
bir tek masa ve sandalyem
işte orası olmaz
orası aslanımın yeri
yattığı yeri belli ediyor
ormanın kalbi
kanıyor
kuşların uçuşunda
yatıya kalın bayım
kitaplığımda gezdiririm sizi
bir tek nurullah ataç
onun kitabını alamazsınız
bir türlü bitmek bilmiyor
kelimeler kanatlanıyor
kuşların süzülüşünde
yakalayamıyorum
affedemiyorum sizi bayım
ne yapsam olmaz
bir tek aşkınız
hayal ettiğim aşkınız
veremiyorum işte onu size
ateş küle dönüyor
saatlerin ölümünde
sadece seyredebiliyorum
saplayın hançeri bayım
kalbimin orta yerine
artık dayanamıyorum
devamını gör...
yeşil nickli yazarları beğenmiyoruz kampanyası
yazar haklı beyler- bayanlar. başlık sahibini oylayıp, tanımlarınızı girelim ve sessizce dağılalım. şahsen ben de daha 3 gün önce kazıklanarak yeşil mahlası almadan, renkli mahlaslı arkadaşlara içten içe kinleniyor, hasedimden geberiyordum. “ aldılarda ne oldu sanki, hıh çok da bi şey sanki” diye içime içime söyleniyordum. neyse sonra çalıştım, azmettim ben de aldım. her ne kadar mahlasım yeşil olsada ruhum fakir. beni dışlamayın lütfen.(swh)
devamını gör...



