türkiye'de binaların çok çirkin olması
türkiye'de binaların çirkin olması köyden kente yaşanan göçün yarattığı kültür erozyonuyla da bağlantılı bir durum. şehirleşmeyle birlikte kapitalistleşen köy insanının kar edebilmek adına sanattan uzak, tüketime tabi işler yapmasının bir sonucu. günümüz estetik anlayışı lükse kaçan ve masraflı , zanaat gerektiren işlerdir ve sermaye sahipleri masraftan kaçınma adına estetikten uzaklaşmaktadır. ne yazık ki istanbul'un talanı da bu durumla bağlantılıdır. masallar diyarı gibi bir şehri distopik bir dünyaya çevirdik.
devamını gör...
başkaları cehennemdir
bir jean paul sartre cümleciği.
der ki devamında feylesof: "[...] kendini yalnızca kendinde yok et."
der ki devamında feylesof: "[...] kendini yalnızca kendinde yok et."
devamını gör...
hdp'ye oy veren vatandaş
asıl bölücülük seçme ve seçilme hakkını kullanan vatandaşa terörist demektir.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu
tanımlarıyla kendini belli eden neşeli ve eğlenceli bir yazar. takipteyizzz.*
devamını gör...
ballismus
subtalamik çekirdek lezyonlarında görülen ekstremitelerin tamamında ani sallanma hareketi şeklinde hareketlere verilen isimdir.
eğer tek taraflı olursa buna hemiballismus denir.
eğer tek taraflı olursa buna hemiballismus denir.
devamını gör...
öğretmen
her türlü bilgiyi her koşulda öğreten insandır. kişinin illa eğitim fakültesi mezunu olup diplomalı öğretmen olmasına gerek yoktur. bir insan bildiği herhangi bir bilgiyi öğretirken de öğretmen olabilir; yemek yapmak, örgü örmek, bir enstrüman çalmak gibi. ya da anneler ilk öğretmenlerdir. mesela oturmayı, adım atmayı, yemek yemeyi, oyun oynamayı, sevmeyi ilk onlardan öğreniriz.
devamını gör...
hababam sınıfı
rıfat ılgaz eseri hakkında şöyle bir yorumda bulunmuştur: "eskiden idamlar sabaha karşı yapılırmış. belli bir süre sonra idam yaklaştığında tüm dükkanlar açılmaya, esnaf satış yapmak için bağırıp çağırmaya başlamış.bunun üzerine aileler de o saatlerde sokağa çıkmaya başlamış ve idam vakitleri panayır havasına bütünmüş. sonuçta da ölen bir adama bakarak gülen bir halk görüntüsü oluşmuş.ben de çöken eğitim sistemini anlattım. hepimiz ölen bu sisteme bakarak güldük."
rıfat ılgaz, hababam sınıfına gülünmesi ile bu duruma gülünmesi arasında bir fark görmemiştir. tokat gibi yüzümüze çarpan gerçek de budur. aslında üstat, bizi bize anlatmıştır. her karakter, her olay aslında bir eleştiridir. farklı kültürden, farklı ekonomik düzeyden öğrencilerin, aynı yerde kalıp beraber kopya çekmesi toplumcu anlayışa bir atıftır aynı zamanda. hababam sınıfı'nda üç şeyin eleştirisi yapılmıştır: kopyanın, ezberin, uydurma saygının. rıfat ılgaz da röportajlarında ben komedi düşünmüyorum, yergi yapıyorum demiştir. bütün ülke izledik bu başyapıtı. güldük, eğlendik, bir kez olsun düşündük mü?
rıfat ılgaz, hababam sınıfına gülünmesi ile bu duruma gülünmesi arasında bir fark görmemiştir. tokat gibi yüzümüze çarpan gerçek de budur. aslında üstat, bizi bize anlatmıştır. her karakter, her olay aslında bir eleştiridir. farklı kültürden, farklı ekonomik düzeyden öğrencilerin, aynı yerde kalıp beraber kopya çekmesi toplumcu anlayışa bir atıftır aynı zamanda. hababam sınıfı'nda üç şeyin eleştirisi yapılmıştır: kopyanın, ezberin, uydurma saygının. rıfat ılgaz da röportajlarında ben komedi düşünmüyorum, yergi yapıyorum demiştir. bütün ülke izledik bu başyapıtı. güldük, eğlendik, bir kez olsun düşündük mü?
devamını gör...
yarım kafiye
yarım kafiye, tek ses benzerliğine dayanan kafiyedir. islamiyet öncesi türk şiirinde ve halk edebiyatında en çok kullanılan kafiye türüdür.
örneğin,
yatamıyam hayal hayal düşlerden
gözüm görmez oldu kanlı yaşlardan
sevdiğim üstünde uçan kuşlardan
n’olur suna boylum sor beni
yukarıdaki dizelerde “düş, yaş, kuş” sözcüklerinin aldığı “-lardan” ekleri (bkz: redif)tir. “-ş” sesleri ise yarım kafiyeyi oluşturur.
kaynak: türk dili ve edebiyatı notlarıdır. bana ait değildir.
örneğin,
yatamıyam hayal hayal düşlerden
gözüm görmez oldu kanlı yaşlardan
sevdiğim üstünde uçan kuşlardan
n’olur suna boylum sor beni
yukarıdaki dizelerde “düş, yaş, kuş” sözcüklerinin aldığı “-lardan” ekleri (bkz: redif)tir. “-ş” sesleri ise yarım kafiyeyi oluşturur.
kaynak: türk dili ve edebiyatı notlarıdır. bana ait değildir.
devamını gör...
normal sözlük’te tanıdık birilerine rastlamak
(bkz: ajan yazarlar veri tabanı)
devamını gör...
elem
üzüntü, acı, dert, keder anlamında kelimedir.
devamını gör...
atforvendetta
zirveler düzenlemek için çıktığı yoldan tek parça halinde dönmesine hepimizin sevindiği moderatör kişisi. böyle bir korkusunun olduğunu böyle dile getirmesini okumak güldürdü ya affet jdjsjned.
devamını gör...
inanmak
bir şeyin varlığını kabul etmektir. inancı yitirmek ise sonrasında acı vericidir.
ilk önce tanrıya inanmayı bıraktım sonra da aşka. bugün fark ettim ki ikisi de bende aynı hayal kırıklığını uyandırdı.
küçük bir kızken allah'a inanıyordum. üzüldüğüm zaman dua ediyor; her şeyin geçeceğine, bunların bir sınav olduğuna, tanrının bizi sevdiğine inanıyordum.
aşk ise bir büyüydü benim için. birini gerçekten sevince iliklerine dek hissediyorsun bunu. yarattığı his, biri için vazgeçilmez olma duygusu, yanında yaşlanacağın biri olması ve güven mutluluğu getiriyordu.
şimdi ise onların yerinde kocaman bir boşluk var. içimde büyüyor. ve nasıl durduracağımı bilmiyorum.
bir hata yaptığımda bu şeytanın işi olmuyor. ve tüm suç bana kalıyor. kendini affetmek ise bir başkasını suçlamaktan çok daha zor geliyor.
yanında olduğum adama dair hislerimi ise nasıl isimlendireciğimi bilmiyorum. sevgi, heyececan, arzu... evet bunlar var. ama bu benim inandığım aşk değil.
iflah olmaz bir romantiğim ben. ve evet sanırım acı en derinden hissedebildiğim tek duygu. bir şeyler hissetmek için bazen bana acı veren şeyler yapıyorum. çünkü hissiz olmak, boşlukta asılı kalmak demek. ve ben boşlukla nasıl savaşılır bilmiyorum, mağlubiyeti ise hiç sevmiyorum.
yeniden hissetmek, inanmak istiyorum.
ilk önce tanrıya inanmayı bıraktım sonra da aşka. bugün fark ettim ki ikisi de bende aynı hayal kırıklığını uyandırdı.
küçük bir kızken allah'a inanıyordum. üzüldüğüm zaman dua ediyor; her şeyin geçeceğine, bunların bir sınav olduğuna, tanrının bizi sevdiğine inanıyordum.
aşk ise bir büyüydü benim için. birini gerçekten sevince iliklerine dek hissediyorsun bunu. yarattığı his, biri için vazgeçilmez olma duygusu, yanında yaşlanacağın biri olması ve güven mutluluğu getiriyordu.
şimdi ise onların yerinde kocaman bir boşluk var. içimde büyüyor. ve nasıl durduracağımı bilmiyorum.
bir hata yaptığımda bu şeytanın işi olmuyor. ve tüm suç bana kalıyor. kendini affetmek ise bir başkasını suçlamaktan çok daha zor geliyor.
yanında olduğum adama dair hislerimi ise nasıl isimlendireciğimi bilmiyorum. sevgi, heyececan, arzu... evet bunlar var. ama bu benim inandığım aşk değil.
iflah olmaz bir romantiğim ben. ve evet sanırım acı en derinden hissedebildiğim tek duygu. bir şeyler hissetmek için bazen bana acı veren şeyler yapıyorum. çünkü hissiz olmak, boşlukta asılı kalmak demek. ve ben boşlukla nasıl savaşılır bilmiyorum, mağlubiyeti ise hiç sevmiyorum.
yeniden hissetmek, inanmak istiyorum.
devamını gör...
raşitizm
büyümekte olan iskeletin kalsifikasyon bozukluğu ile belirgin sağlıkla vitamin d eksikliği sonucu kalsiyum ve fosfor metabolizmasındaki bozukluk büyümenin yavaşlaması kemiklerin ve dişlerin niteliği ve şeklinin bozulması belirtileri ile seyreden hastalıktır.
devamını gör...
agnotoloji
cehaleti yayma bilimi olarak tasvir edilmesi hatalı bir tanımdır. agnotolojinin çalışma, inceleme sahası çıkara dayanan bilgisizliğin ve cehaletin kasıtlı olarak üretilmesiyle ilgilidir. politika ve gıda endüstrisinde sıklıkla gözlemlenen cahilliğin bilinçli bir biçimde üretilerek insanların yanıltılması söz konusudur. cahillik dediğimiz zaman her ne kadar "bir şeyi bilmiyor olmak" anlaşılabilir olsa da işin iç yüzü oldukça başka. agnotolojinin inceleme alanı olan cahillik "bilinmezlik" ile değil "bilinçli bir yanlış bilgi yayılımı ve yerleşimi ile halkı yanıltma" odaklıdır. cehalete sürüklenen kitle, bildiğini zannettiği bir bilinçli cahillik karmaşası ile yönlendirilir.
bilim tarihçisi robert n. proctor tarafından kavramlaştırılan agnotolojinin keşfi, tütün mamullerinin zararlı etkileri konusunda tütün şirketlerinin yürüttüğü bilinçli yanıltıcı projeler, kampanyalar ve bu iş için harcadıkları milyarlarca doların ortaya çıkmasına dayanıyor. bu cehaletin yayılmasında en önemli aktör ise elbette medya. doğruluğu su götürmez konularda dahi bilinçli olarak yaratılan yanlış-karşıt görüş kişileri cahilliğe sürükleyerek var olmayana inandırıp menfaat sağlanıyor.
bu cahillik bilginin yoksunluğundan değil var olduğunun zannedilmesinden dolayı var olduğundan da cahil cesareti gibi davranışların ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. yanlış da olsa bir bilgiye sahip olan kişi artık o boş bilgisizliğin yerini dolu cahillik ile değiştiriyor. davranışları da bu eksende şekilleniyor.
hakkında pozitif yönde bilimsel bir araştırma olmamasına rağmen inek sütünün bebekler için kullanılması tavsiye ediliyordu bir dönem. bu öneriler sanki bir uzman doktor ağzından çıkmış gibiydi. hayvansal gıda endüstrisinde parlatılan bu gibi pek çok bilinçli bilgisizlik yayılımı da agnotolojinin inceleme alanıdır.
bilim tarihçisi robert n. proctor tarafından kavramlaştırılan agnotolojinin keşfi, tütün mamullerinin zararlı etkileri konusunda tütün şirketlerinin yürüttüğü bilinçli yanıltıcı projeler, kampanyalar ve bu iş için harcadıkları milyarlarca doların ortaya çıkmasına dayanıyor. bu cehaletin yayılmasında en önemli aktör ise elbette medya. doğruluğu su götürmez konularda dahi bilinçli olarak yaratılan yanlış-karşıt görüş kişileri cahilliğe sürükleyerek var olmayana inandırıp menfaat sağlanıyor.
bu cahillik bilginin yoksunluğundan değil var olduğunun zannedilmesinden dolayı var olduğundan da cahil cesareti gibi davranışların ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. yanlış da olsa bir bilgiye sahip olan kişi artık o boş bilgisizliğin yerini dolu cahillik ile değiştiriyor. davranışları da bu eksende şekilleniyor.
hakkında pozitif yönde bilimsel bir araştırma olmamasına rağmen inek sütünün bebekler için kullanılması tavsiye ediliyordu bir dönem. bu öneriler sanki bir uzman doktor ağzından çıkmış gibiydi. hayvansal gıda endüstrisinde parlatılan bu gibi pek çok bilinçli bilgisizlik yayılımı da agnotolojinin inceleme alanıdır.
devamını gör...
yoldaş benjamin'in alkolik olması
pavyonlar kapanınca dansözü eve çağırıyormuş diyolla.
orasına burasına ruble sokuyormuş utanmadan.
hayır o kadar dedim, çağır beni benim de belimden gelir ortyantal ama dinlemiyor.
insan yoldaşına ters gözle bakmaz diyor.
orasına burasına ruble sokuyormuş utanmadan.
hayır o kadar dedim, çağır beni benim de belimden gelir ortyantal ama dinlemiyor.
insan yoldaşına ters gözle bakmaz diyor.
devamını gör...
bayan değil kadın diyeceksin denilerek linçlenmek
cinsiyet belirtirken bayan kelimesini kullanırsanız linç edilirsiniz.
şuradaki bayan/şuradaki kadın.
hitap ederken de hanımefendi diyin.
bayan bakar mısınız?/hanımefendi bakar mısınız?
illa kibarlık istiyorsanız ikincisi daha kibar oldu.
şuradaki bayan/şuradaki kadın.
hitap ederken de hanımefendi diyin.
bayan bakar mısınız?/hanımefendi bakar mısınız?
illa kibarlık istiyorsanız ikincisi daha kibar oldu.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
only the strong-laura marling
devamını gör...
öz saygın ve birine duyduğun sevgi arasında kalmak
aşırı duygusal biri olsam da mantığım hep ağır basar, belki biraz da ağır basan şey gurur da. o yüzden bu arada kalmışlıklarda hep özsaygıyı tercih ederim.
devamını gör...

