normal sözlük'ün sevgiye aç yazarları
bu sıralar fark etmişsinizdir nickaltı başlıkları arttı. peki niye? çünkü sevgiye açız. sevilmeye muhtacız. ilk zamanlar ben de kızıyordum bu muhabbete. şimdilerde nickaltı girilince mutlu oluyorum. anonim de olsak birbirimizi sevelim, sevilelim.
devamını gör...
regline bir gün kalmış kadın psikolojisi
anlatılması güç tarifi olmayan psikolojidir.
sancıymış, ağrıymış bunlar bir şekilde hallolur da, ulan bu duygu durum değişikliğini, hormonların bipolarca hareket etmesini,ota boka ağlama seanslarını ne yapacağız?
hayır ağlasam yine sorun değil 2 dakika önce ağladığım şeye 2 dakika sonra gülüyorum.
karma puan karşılığı regli olayını başka bir yaza kitleyebilsek keşke.
sancıymış, ağrıymış bunlar bir şekilde hallolur da, ulan bu duygu durum değişikliğini, hormonların bipolarca hareket etmesini,ota boka ağlama seanslarını ne yapacağız?
hayır ağlasam yine sorun değil 2 dakika önce ağladığım şeye 2 dakika sonra gülüyorum.
karma puan karşılığı regli olayını başka bir yaza kitleyebilsek keşke.
devamını gör...
dışarıda koca bir dünya varken odasında takılan genç
dışarda koca bir dünya vardır ama beş kuruş para yoktur. parasız semt değiştiremezsin ne koca dünyası alüminyum!
devamını gör...
su bardağı
pasta-borek yapimi icin olcu birimi.
anne evi itemi ayni zamanda; guncel “yeni gelin” evlerinde incik boncuklu bir tik buyuk boyutlulari var artik bunlarin, kocislerine servis yaparken kullaniyorlar.
ergonomik diye uretmisler bu bardagi ama bence degil ya, herhangi bir icecek tuketmeye asla yetmiyor cunku; surekli doldur-bosalt yapmaktan yoruyor, candan bezdiriyor, tak ettiriyor. dusundukce afakanlar basti, vallahi harakiri yapacagim.
bununla bir sey icmeye kalksam minimum 2 tam tur yapiyorum, sonunda mide bulantisi garanti.
icecek icin kullanmayin lan, ben manyak oldum bunun yuzunden. devasa kupalarim kalp ben.*
anne evi itemi ayni zamanda; guncel “yeni gelin” evlerinde incik boncuklu bir tik buyuk boyutlulari var artik bunlarin, kocislerine servis yaparken kullaniyorlar.
ergonomik diye uretmisler bu bardagi ama bence degil ya, herhangi bir icecek tuketmeye asla yetmiyor cunku; surekli doldur-bosalt yapmaktan yoruyor, candan bezdiriyor, tak ettiriyor. dusundukce afakanlar basti, vallahi harakiri yapacagim.
bununla bir sey icmeye kalksam minimum 2 tam tur yapiyorum, sonunda mide bulantisi garanti.
icecek icin kullanmayin lan, ben manyak oldum bunun yuzunden. devasa kupalarim kalp ben.*
devamını gör...
gençlerin kolay evlenip kolay boşanması
eskiden insanların boşanması kocaman bir tabu ve ahlahsızlık olarak görüldüğü için şimdi daha sık görülmesi gayet normal bir olay. kadınların hayat standartlarının artması nedeniyle hayat boyu istemedikleri evliliklerini sürdürmeleri olayının azaldığını gösterir.
devamını gör...
bretton woods sistemi
uluslararası para fonu’nun (imf) düzenleyici olduğu para sistemidir. resmi olarak 1973 yılında sistem çökmüştür fakat bana sorarsanız hâlâ devam ediyor.
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
outlook ya da word'de bir şey yazarken capslock tuşunu açık unutup yazmaya devam ettiyseniz yazıyı silip yeniden yazmanıza gerek yok. ( eğer melih gökçek iseniz bundan sonrasını okumayın )
yazdığınız kısmı seçin. shift + f3 tuşuyla yazıyı küçültebilir, tekrar yaparsanız kelimelerin baş harflerini de büyütebilir, tekrar yaparsanız melih gökçek gibi yazmaya devam edebilirsiniz.
devamını gör...
bir ben vardır benden içeri
yunus emre’ nin şiiri.
insan ölmeden önce ölür, ölmeden önce hakk´a teslim olur,o´ndan başkasını gönlünden atar.
“severim ben seni candan içeru
yolum vardır bu erkandan içeru
şeriat, tarikat yoldur varana
hakikat meyvası andan içeru
dinin terk edenin küfürdür işi
ol ne küfürdür, imandan içeru
beni bende demen, ben de değilim
bir ben vardır bende, benden içeru
beni benden alana ermez elim
kim kadem basa sultandan içeru
süleyman kuş dilin bilir dediler
süleyman var, süleyman'dan içeru
tecelliden nasip erdi kimine
kiminin maksudu bundan içeru.
senin aşkın beni benden alıptır
ne şirin dert bu, dermandan içeru
miskin yunus, gözü tuş oldu sana
kapıda bir kuldur, sultandan içeru“
insan ölmeden önce ölür, ölmeden önce hakk´a teslim olur,o´ndan başkasını gönlünden atar.
“severim ben seni candan içeru
yolum vardır bu erkandan içeru
şeriat, tarikat yoldur varana
hakikat meyvası andan içeru
dinin terk edenin küfürdür işi
ol ne küfürdür, imandan içeru
beni bende demen, ben de değilim
bir ben vardır bende, benden içeru
beni benden alana ermez elim
kim kadem basa sultandan içeru
süleyman kuş dilin bilir dediler
süleyman var, süleyman'dan içeru
tecelliden nasip erdi kimine
kiminin maksudu bundan içeru.
senin aşkın beni benden alıptır
ne şirin dert bu, dermandan içeru
miskin yunus, gözü tuş oldu sana
kapıda bir kuldur, sultandan içeru“
devamını gör...
extremely wicked shockingly evil and vile
yönetmeliğini joe berlinger’ın üstlendiği zac efron*, lily collins*’li 2019 amerikan yapımı biyografik suç filmi. bir de bi ufak james hetfield barındırır.
öncelikle biyografik dedik fakat bu yapım ted bundy’nin hayatını anlatmıyor. yakalandığında ilişki içerisinde olduğu elizabeth kendall’ın the phantom prince: my life with ted bundy kitabının uyarlaması. yani birçok yerde bahsedildiği gibi bir caniyi minnoş göstermeye çalışmamışlar. aksine liz karakterinin iç buhranlarını, son ana kadar acaba mı demesini, şüphede kalmasını aktarmaya çalışmışlar ve başarılı da olmuşlar. çünkü ted bundy’ye dair hiçbir şey bilmeyen bir insan bu yapımı izleyip liz’in hissettiklerinin aynısını hissederdi.
liz’in kuşkularını değil de ted bundy’nin caniliğini görmek isteyen conversations with a killer the ted bundy tapes izlesin. bu yapım cani aklama yapımı değil, cani biriyle hayatını paylaşmış birinin, bu korkunç durumla yüzleşme sürecindeki buhranlarını anlatıyor. izleyene de “çok özgüvenli ve sempatik, yapmamış olabilir mi” dedirtme çabası bu yüzden. liz ne hissettiyse izleyiciye onu geçirmeye çalışmışlar. bu yüzden amacına ulaşmış, başarılı bir yapım olduğunu söyleyebiliriz.
öncelikle biyografik dedik fakat bu yapım ted bundy’nin hayatını anlatmıyor. yakalandığında ilişki içerisinde olduğu elizabeth kendall’ın the phantom prince: my life with ted bundy kitabının uyarlaması. yani birçok yerde bahsedildiği gibi bir caniyi minnoş göstermeye çalışmamışlar. aksine liz karakterinin iç buhranlarını, son ana kadar acaba mı demesini, şüphede kalmasını aktarmaya çalışmışlar ve başarılı da olmuşlar. çünkü ted bundy’ye dair hiçbir şey bilmeyen bir insan bu yapımı izleyip liz’in hissettiklerinin aynısını hissederdi.
liz’in kuşkularını değil de ted bundy’nin caniliğini görmek isteyen conversations with a killer the ted bundy tapes izlesin. bu yapım cani aklama yapımı değil, cani biriyle hayatını paylaşmış birinin, bu korkunç durumla yüzleşme sürecindeki buhranlarını anlatıyor. izleyene de “çok özgüvenli ve sempatik, yapmamış olabilir mi” dedirtme çabası bu yüzden. liz ne hissettiyse izleyiciye onu geçirmeye çalışmışlar. bu yüzden amacına ulaşmış, başarılı bir yapım olduğunu söyleyebiliriz.
devamını gör...
birisinin arkasından konuşup yüzüne gülmek
çoğu insanın negatif düşünmesinin aksine, hayatın size öğrettiği bir ders niteliğinde de olabilir. saflık ve iyi niyet çocuklukta kalmadığı zaman bunun bedelini çok ağır ödersiniz. hayat, kafanızı sürte sürte size politik olmayı öğretir çünkü diğerlerinin içine bu şekilde hayatta kalamazsınız. akıllı olmak, sevmediğiniz insanların yüzüne gülmek zorundasınız, ister buna okul hayatında deyin ister iş hayatında ister aile hayatında.
kısacası hayatın öğrettiği güzel bir derstir.
kısacası hayatın öğrettiği güzel bir derstir.
devamını gör...
potansiyel bariyeri
bir ortamda hareket halinde bulunan atom altı parçacıkların, kinetik enerjileriyle aşamadıkları bir çeşit engel. kuantum tünelleme olayının açıklanmasında sıklıkla kullanılır.
devamını gör...
feridun düzağaç şarkıları
gel tanışalım önce ben kısaca f.d.
devamını gör...
iyi, kötü ve çirkin
bir sergio leone filmidir. film değil sanat eseridir. üç saatlik bir lezzet şölenidir. nefistir. müthiştir. öv öv bitmeyecek filmdir.
filmin hatta bu efsane filmin başrollerini clint eastwood, lee van cleef ve eli wallach paylaşmaktadır.
filmin orijinal adı il buono il brutto il cattivo dur.
film dilimize iyi kötü ve çirkin olarak çevrilmiştir. filmde üç karakter vardır ve bunlar iyiyi, kötüyü, çirkini temsil eder. film vahşi batının gerekliliklerini ve nasıl bir yer olduğunu çok başarılı şekilde aktarır. iyiyi, kötüyü, çirkini ve yaşam şartlarını nefis şekilde seyirciye aktarır.
film dolar üçlemesinin son filmidir ama tarih olarak hepsinden önce geçer. film aslında iyinin her zaman iyi olmadığını anlatıyor. kötünün neden kötü olduğunu. çirkinin aslında sempatik ve dışlanmış olduğunu gösteriyor. iyiye bazen bu mu ulan iyi diyorsunuz. kötüye harbiden kötü acımasız pisliksin diyorsunuz. çirkine yahu bu adam gayet sempatik diyorsunuz. filmin en fazla sahnesi olan karakteri çirkindir. daha detaylı anlatılır.
film 1966 yapımı bir filmdir ve tarihin en iyi western filmlerinden birisidir. neden böyle anılır inceleyecek olursak.
bir sergio leone filmidir. büyük ustadan bir başyapıttır. sahneleri ve teknikleri yıllarca akıldan çıkmayacak şekilde yapılmıştır. film diyalogsuz bir şekilde açılır. diyalog hiçbir şekilde yoktur. kötü bir eve gelir ve adamın biriyle karşılıklı yemek yer. patates veya sebze yemeği yahni de olabilir. bu sahne manasız bir sahne gibi görünüyor ama senelerce akılda kalıyor. sergio leone bu filmi bir başyapıt yapıyor. tarihe kazıyor.

bir diğer sebebe gelecek olursak ise tabii ki ennio morricone. müthiş müzikler müthiş besteler filmi bambaşka bir yere taşıyor. filmin müzikleri ve sahnelerle uyumu bu filmi tarihin en iyi western filmlerinden birisi yapıyor. senelerce akıldan çıkmayan müzikler senelerce unutulmayan sahnelere imzasını atıyor.

bir diğer sebebi ise başarılı oyuncular. hepsi çok karizmatik ve nefis performans sergiliyorlar. çirkin bile karizmatik öyle bir film. clint eastwood ve purosu. şık ve disiplinli giyimiyle van cleef. silah seçerken gösterdiği performansla eli wallach. bu üçlü filmi unutulmazlar arasına taşıyor.

son sebebe gelecek olursak ise tarihin en unutulmaz sahnelerinden birisi olan son sahne. filmin en unutulmaz sahnelerinden birisi. hatta sinema tarihinin en unutulmaz sahnelerinden birisi. müzikle olan uyumu. oyuncuların performansı. mekan. hepsi bambaşka bir noktada muhteşem bir sahne ortaya çıkıyor. arada sırada tekrar tekrar açar izlerim öyle bir sahne öyle bir kapanış.

seneler geçse bile eskimeyecek tadı hiç azalmayacak bir sergio leone eseri. bu esere yardımcı olanları ve tarihe imza atanları anlatmaya çalıştım. hala izlemeyen varsa mutlaka izlemeli. tarihin en iyi filmlerinden birisi öyle olmaya devam edecek. *
film ile ilgili internetten araştırmalar yaparken karşıma ilginç bilgiler çıktı bunları paylaşarak yazımı sonlandırayım.
film oscar ödülü alamamış bir filmdir. oscar ödülü alamamış en sevilen filmler arasında en yüksektedir.
bu film sergio leone ve clint eastwood'un beraber oldukları son filmdir. eastwood titiz yönetmenle çalışmaktan çok yorulmuş ve dayanamayıp bir daha çalışmak istememiş. kim bilir neler çektirdi adama. hak veriyorum.
clint eastwood filmin en akılda kalıcı kahramanı olsa bile filmde en çok çirkin karakteri sahne almıştır.
clint eastwood ve pançosu tüm filmlerin çekimlerinde kullanılmıştır. temizleme yıkama olmadan kullanılmış. eastwood odasına girer girmez hemen dolaba kaldırırmış.
filmde bulunan efsane sad hill mezarlığı aslında yokmuş. film için inşa edilmiş.
clint eastwood köprü patlatma sahnesinde ölümden dönmüş.
filmde çok önemli olan amerikan iç savaşı yer etmiştir ama ana plana yerleştirilmemiştir. olaylar olurken kahramanlar hayatına devam etmiştir.
filmin açılış sekansı tam 10 dakika diyalogsuz devam etmiştir.
üçleme bir western filmi olmasına rağmen hiçbir zaman çok fazla kan gösterilmemiştir. kanlı bir film yerine inandırıcı ölüm sahneleri gösterilmiştir.
filmde bulunan figüranlar bir sirkten bulunmuştur. sakat haber veren oyuncu bunlardan birisidir.
sergio leone üstada bu film için saygı ve sevgi duyuyorum. teşekkürler. huzur içinde uyusun.
filmin hatta bu efsane filmin başrollerini clint eastwood, lee van cleef ve eli wallach paylaşmaktadır.
filmin orijinal adı il buono il brutto il cattivo dur.
film dilimize iyi kötü ve çirkin olarak çevrilmiştir. filmde üç karakter vardır ve bunlar iyiyi, kötüyü, çirkini temsil eder. film vahşi batının gerekliliklerini ve nasıl bir yer olduğunu çok başarılı şekilde aktarır. iyiyi, kötüyü, çirkini ve yaşam şartlarını nefis şekilde seyirciye aktarır.
film dolar üçlemesinin son filmidir ama tarih olarak hepsinden önce geçer. film aslında iyinin her zaman iyi olmadığını anlatıyor. kötünün neden kötü olduğunu. çirkinin aslında sempatik ve dışlanmış olduğunu gösteriyor. iyiye bazen bu mu ulan iyi diyorsunuz. kötüye harbiden kötü acımasız pisliksin diyorsunuz. çirkine yahu bu adam gayet sempatik diyorsunuz. filmin en fazla sahnesi olan karakteri çirkindir. daha detaylı anlatılır.
film 1966 yapımı bir filmdir ve tarihin en iyi western filmlerinden birisidir. neden böyle anılır inceleyecek olursak.
bir sergio leone filmidir. büyük ustadan bir başyapıttır. sahneleri ve teknikleri yıllarca akıldan çıkmayacak şekilde yapılmıştır. film diyalogsuz bir şekilde açılır. diyalog hiçbir şekilde yoktur. kötü bir eve gelir ve adamın biriyle karşılıklı yemek yer. patates veya sebze yemeği yahni de olabilir. bu sahne manasız bir sahne gibi görünüyor ama senelerce akılda kalıyor. sergio leone bu filmi bir başyapıt yapıyor. tarihe kazıyor.

bir diğer sebebe gelecek olursak ise tabii ki ennio morricone. müthiş müzikler müthiş besteler filmi bambaşka bir yere taşıyor. filmin müzikleri ve sahnelerle uyumu bu filmi tarihin en iyi western filmlerinden birisi yapıyor. senelerce akıldan çıkmayan müzikler senelerce unutulmayan sahnelere imzasını atıyor.

bir diğer sebebi ise başarılı oyuncular. hepsi çok karizmatik ve nefis performans sergiliyorlar. çirkin bile karizmatik öyle bir film. clint eastwood ve purosu. şık ve disiplinli giyimiyle van cleef. silah seçerken gösterdiği performansla eli wallach. bu üçlü filmi unutulmazlar arasına taşıyor.

son sebebe gelecek olursak ise tarihin en unutulmaz sahnelerinden birisi olan son sahne. filmin en unutulmaz sahnelerinden birisi. hatta sinema tarihinin en unutulmaz sahnelerinden birisi. müzikle olan uyumu. oyuncuların performansı. mekan. hepsi bambaşka bir noktada muhteşem bir sahne ortaya çıkıyor. arada sırada tekrar tekrar açar izlerim öyle bir sahne öyle bir kapanış.

seneler geçse bile eskimeyecek tadı hiç azalmayacak bir sergio leone eseri. bu esere yardımcı olanları ve tarihe imza atanları anlatmaya çalıştım. hala izlemeyen varsa mutlaka izlemeli. tarihin en iyi filmlerinden birisi öyle olmaya devam edecek. *
film ile ilgili internetten araştırmalar yaparken karşıma ilginç bilgiler çıktı bunları paylaşarak yazımı sonlandırayım.
film oscar ödülü alamamış bir filmdir. oscar ödülü alamamış en sevilen filmler arasında en yüksektedir.
bu film sergio leone ve clint eastwood'un beraber oldukları son filmdir. eastwood titiz yönetmenle çalışmaktan çok yorulmuş ve dayanamayıp bir daha çalışmak istememiş. kim bilir neler çektirdi adama. hak veriyorum.
clint eastwood filmin en akılda kalıcı kahramanı olsa bile filmde en çok çirkin karakteri sahne almıştır.
clint eastwood ve pançosu tüm filmlerin çekimlerinde kullanılmıştır. temizleme yıkama olmadan kullanılmış. eastwood odasına girer girmez hemen dolaba kaldırırmış.
filmde bulunan efsane sad hill mezarlığı aslında yokmuş. film için inşa edilmiş.
clint eastwood köprü patlatma sahnesinde ölümden dönmüş.
filmde çok önemli olan amerikan iç savaşı yer etmiştir ama ana plana yerleştirilmemiştir. olaylar olurken kahramanlar hayatına devam etmiştir.
filmin açılış sekansı tam 10 dakika diyalogsuz devam etmiştir.
üçleme bir western filmi olmasına rağmen hiçbir zaman çok fazla kan gösterilmemiştir. kanlı bir film yerine inandırıcı ölüm sahneleri gösterilmiştir.
filmde bulunan figüranlar bir sirkten bulunmuştur. sakat haber veren oyuncu bunlardan birisidir.
sergio leone üstada bu film için saygı ve sevgi duyuyorum. teşekkürler. huzur içinde uyusun.
devamını gör...
yeni başlayacaklara fantastik kurgu kitap önerileri
başlığı açan yazar işe ejderha mızrağı serisi ile başlamış, bende başlangıç noktası olarak onu baz alıp, bir kaç şey yazayım.
netice olarak ejderha mızrağı serisi ana olay örgüsü dışında, fazlaca yan kitap ve yan yazar barındırıyor. margaret weis ve tracy hickman'ın başlattığı serüven bu yüzden pek çok okuyucu için bir yerden sonra karmaşıklaşıyor. bu sebeple de kronoloji ve okuma sırası burada önem arz ediyor.
yan kitapları bir kenara bırakırsak, işe her şeyin çıkış noktası olan, ''ejderha mızrağı destanı'' ile başlamak lazım. bu seri 3 kitaptan müteşekkil;
güz alacakaranlığın ejderhaları
kış gecesi ejderhaları
ilkbahar şafağı ejderhaları
sonrasında ''efsaneler üçlemesi''ne yönelmek mantıklı. ilk seriyi tamamlayıcı bir nitelik arz ediyor. raistlin majere ve caramon majere kardeşleri odak noktasına koysa da, diğer mızrak kahramanlarına ilişkin bilgileri ve tamamlayıcı olayları bu seride bulabiliyorsunuz. adı üzerinde bu seri de 3 kitaptan müteşekkil;
ikizlerin zamanı
ikizlerin savaşı
ikizlerin sınavı
bu serinin arkasından ben ''raistlin tarihçeleri''ni okumuştum. zira bana göre kurgunun ruhu olan bu özel karakter üzerine daha fazla bilgi edinmek elzem olmuştu. burada da karşımıza iki kitap çıkıyor;
ruhdöveni
silah kardeşliği
fakat ''raistlin tarihçeleri''ni atlayıp, ''ruhlar savaşı'' serisine de direkt geçebilirsiniz. bu seride 3 kitaptan müteşekkil;
batan güneşin ejderhaları
kayıp yıldızın ejderhaları
yitik ayın ejderhaları
ondan sonra ''yaz alevi ejderhaları'' ve ''ikinci nesil''i okumak suretiyle pek çok şeyi sonuca bağlıyorsunuz, biraz da hüzünleniyorsunuz. tasslehoff amca olmuş daha ne olsun.
takiben karşımıza karanlık havari serisi çıkıyor. bu seri bende diğer serilerin bıraktığı etkiyi bırakmadı. özellikle ''yaz alevi ejderhaları''dan sonra biraz usulen yazılmış gibi geldi. belki de ''yaz alevi ejderhaları'' işin pik noktası olduğu için de öyle hissetmiş olabilirim. yine de okunur mu ? elbette okunur. yine 3 kitaptan müteşekkil;
amber ve küller
amber ve demir
amber ve kan
bundan sonrasıysa size kalmış. burada bırakabilirsiniz. lakin bu zehir vücuda bir kere zerk edince, insan diğerlerini de merak etmiyor değil. yan kitapların bazısından bir hayli zevk aldım. bazılarını ise çok vasat buldum.
weis ve hickman ile işe başlamışken, başka kurgulara girmeden ''ölüm kapısı serisi''ne doğru yola çıkın derim. tek kelimeyle muhteşem. hatta benim gözümde bugüne kadar yazılmış en iyi fantastik kurgu eserlerden biridir. elbette ''yüzüklerin efendisi''nin fantastik kurgu edebiyata gönül verenler için yeri ayrıdır. onu çok fazla kıyasa tabi tutmayız.
birbirlerine bir o kadar yakın, aynı zamanda da düşman iki karakter olan haplo ve alfred'in ilişkilerinin işleniş biçimi çok çarpıcıdır.
bu seri 7 kitaptan müteşekkil;
ejder kanadı
elf yıldızı
ateş denizi
yılan büyücüsü
kaosun eli
labirentte
yedinci kapı
bu dönemeci de döndüğümüze göre, başka bir seriye meyledebiliriz. karşımızda ''unutulmuş diyarlar'' ve fantastik kurgu evreninin en büyük silahşörü drizzt do'urden... r.a salvatore tarafından yazılan ana hikayenin listesini de şöyle yapabiliriz.
kara elf üçlemesi
anayurt
sürgün
göç
buzyeli vadisi üçlemesi
kristal parçası
gümüş damarları
buçukluğun mücevheri
drizzt do’urden’in maceraları serisi
miras
yıldızsız gece
karanlığın kuşatması
şafağa geçit
bu 10 kitap sizi kesmez ise, unutulmuş diyarlarda kalmak isterseniz. tıpkı ''ejderha mızrağı'nda olduğu gibi yan kitaplara yönelebilir ya da salvatore'nin yazdığı ''ruhban'' serisine göz atabilirsiniz.
bu da bitti ne yapsak ? e tabi bir de ''david eddings'' e bakmak lazım. akıcı bir dili vardır. başlarsınız ve serilerin ne ara bittiğini bile anlamazsınız. tolkien'den esintiler bulmanızda cabası.
genel olarak çoğunluk ''belgariad serisi'' ve ''malloryon'' serisine ağırlık verse de bende elenium ve tamuli üçlemelerinin yeri ayrıdır. şövalye sparhawk'ın askerleyiz diye slogan attırabilecek bu seri, ursula k. l guin'e de gönderme yapması sebebiyle bende ayrı bir sempati uyandırır.
evet, biraz vites düşürelim kafa dağıtalım diyorsanız da, ''shannara efsanesi''ne göz gezdirebilirsiniz. fazla yorucu değildir. işin aslı biraz ''yüzüklerin efendisi''ni andırır. druid allanon tıpkı gandalf'ın baggins'lere sıkıntılı durumlarda uğraması gibi, ohmsford sülalesine uğramaktadır.. karabüyücü lord ise biraz sauron'u hatırlatır. yine de beklentiyi çok yüksek tutmaz iseniz keyifli zaman geçirebilirsiniz.
bu seride toplam 10 kitap ile karşılacaksınız. bunun sebebi shannra'nın kılıcı'nın 3 kitap olarak basılmasıdır. sonrasında durum değişti mi onu bilemiyorum.
neyse nefeslendik, yorucu olmayan bir seri okuduk. hala fantastik kurgu kitap okuma isteğiniz varsa bir ''fantastik kurgu'' efsanesi olan melnibonelu elric ve kılıcı ''fırtına yaratan'' ile tanışma vaktiniz geldi demektir. micheal moorcok'un bu karakteri yaratmış olması dahi ''fantastik kurgu edebiyat'' için önemli bir mihenk taşıdır. farklı bir yol farklı bir karakter... işin büyüsünü kaçırmamak için çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. okuyun ve görün denilesi bir eserdir. yalnız seriyi önerdiğim bazı arkadaşlarım türkçe basımlarını bulamadılar. o sorun halen devam ediyor mu bilemiyorum. tek bildiğim ne yapıp edip, bulup okumanız gerekliliğidir.
baktık kaptırdık gidiyoruz. zebellah gibi bir seriyi okuyacak gücümüz ve inancımız var demektir. robert jordan imzalı ''zaman çarkı'' bunun için biçilmiş kaftan... 14 kitaplık dev bir seri...
ursula k. l guin ve tolkien'den bahsetmeye gerek bile yok. zaten okudunuz ya da okuyacaksınız.
benden bu kadar. keyifli okumalar.
netice olarak ejderha mızrağı serisi ana olay örgüsü dışında, fazlaca yan kitap ve yan yazar barındırıyor. margaret weis ve tracy hickman'ın başlattığı serüven bu yüzden pek çok okuyucu için bir yerden sonra karmaşıklaşıyor. bu sebeple de kronoloji ve okuma sırası burada önem arz ediyor.
yan kitapları bir kenara bırakırsak, işe her şeyin çıkış noktası olan, ''ejderha mızrağı destanı'' ile başlamak lazım. bu seri 3 kitaptan müteşekkil;
güz alacakaranlığın ejderhaları
kış gecesi ejderhaları
ilkbahar şafağı ejderhaları
sonrasında ''efsaneler üçlemesi''ne yönelmek mantıklı. ilk seriyi tamamlayıcı bir nitelik arz ediyor. raistlin majere ve caramon majere kardeşleri odak noktasına koysa da, diğer mızrak kahramanlarına ilişkin bilgileri ve tamamlayıcı olayları bu seride bulabiliyorsunuz. adı üzerinde bu seri de 3 kitaptan müteşekkil;
ikizlerin zamanı
ikizlerin savaşı
ikizlerin sınavı
bu serinin arkasından ben ''raistlin tarihçeleri''ni okumuştum. zira bana göre kurgunun ruhu olan bu özel karakter üzerine daha fazla bilgi edinmek elzem olmuştu. burada da karşımıza iki kitap çıkıyor;
ruhdöveni
silah kardeşliği
fakat ''raistlin tarihçeleri''ni atlayıp, ''ruhlar savaşı'' serisine de direkt geçebilirsiniz. bu seride 3 kitaptan müteşekkil;
batan güneşin ejderhaları
kayıp yıldızın ejderhaları
yitik ayın ejderhaları
ondan sonra ''yaz alevi ejderhaları'' ve ''ikinci nesil''i okumak suretiyle pek çok şeyi sonuca bağlıyorsunuz, biraz da hüzünleniyorsunuz. tasslehoff amca olmuş daha ne olsun.
takiben karşımıza karanlık havari serisi çıkıyor. bu seri bende diğer serilerin bıraktığı etkiyi bırakmadı. özellikle ''yaz alevi ejderhaları''dan sonra biraz usulen yazılmış gibi geldi. belki de ''yaz alevi ejderhaları'' işin pik noktası olduğu için de öyle hissetmiş olabilirim. yine de okunur mu ? elbette okunur. yine 3 kitaptan müteşekkil;
amber ve küller
amber ve demir
amber ve kan
bundan sonrasıysa size kalmış. burada bırakabilirsiniz. lakin bu zehir vücuda bir kere zerk edince, insan diğerlerini de merak etmiyor değil. yan kitapların bazısından bir hayli zevk aldım. bazılarını ise çok vasat buldum.
weis ve hickman ile işe başlamışken, başka kurgulara girmeden ''ölüm kapısı serisi''ne doğru yola çıkın derim. tek kelimeyle muhteşem. hatta benim gözümde bugüne kadar yazılmış en iyi fantastik kurgu eserlerden biridir. elbette ''yüzüklerin efendisi''nin fantastik kurgu edebiyata gönül verenler için yeri ayrıdır. onu çok fazla kıyasa tabi tutmayız.
birbirlerine bir o kadar yakın, aynı zamanda da düşman iki karakter olan haplo ve alfred'in ilişkilerinin işleniş biçimi çok çarpıcıdır.
bu seri 7 kitaptan müteşekkil;
ejder kanadı
elf yıldızı
ateş denizi
yılan büyücüsü
kaosun eli
labirentte
yedinci kapı
bu dönemeci de döndüğümüze göre, başka bir seriye meyledebiliriz. karşımızda ''unutulmuş diyarlar'' ve fantastik kurgu evreninin en büyük silahşörü drizzt do'urden... r.a salvatore tarafından yazılan ana hikayenin listesini de şöyle yapabiliriz.
kara elf üçlemesi
anayurt
sürgün
göç
buzyeli vadisi üçlemesi
kristal parçası
gümüş damarları
buçukluğun mücevheri
drizzt do’urden’in maceraları serisi
miras
yıldızsız gece
karanlığın kuşatması
şafağa geçit
bu 10 kitap sizi kesmez ise, unutulmuş diyarlarda kalmak isterseniz. tıpkı ''ejderha mızrağı'nda olduğu gibi yan kitaplara yönelebilir ya da salvatore'nin yazdığı ''ruhban'' serisine göz atabilirsiniz.
bu da bitti ne yapsak ? e tabi bir de ''david eddings'' e bakmak lazım. akıcı bir dili vardır. başlarsınız ve serilerin ne ara bittiğini bile anlamazsınız. tolkien'den esintiler bulmanızda cabası.
genel olarak çoğunluk ''belgariad serisi'' ve ''malloryon'' serisine ağırlık verse de bende elenium ve tamuli üçlemelerinin yeri ayrıdır. şövalye sparhawk'ın askerleyiz diye slogan attırabilecek bu seri, ursula k. l guin'e de gönderme yapması sebebiyle bende ayrı bir sempati uyandırır.
evet, biraz vites düşürelim kafa dağıtalım diyorsanız da, ''shannara efsanesi''ne göz gezdirebilirsiniz. fazla yorucu değildir. işin aslı biraz ''yüzüklerin efendisi''ni andırır. druid allanon tıpkı gandalf'ın baggins'lere sıkıntılı durumlarda uğraması gibi, ohmsford sülalesine uğramaktadır.. karabüyücü lord ise biraz sauron'u hatırlatır. yine de beklentiyi çok yüksek tutmaz iseniz keyifli zaman geçirebilirsiniz.
bu seride toplam 10 kitap ile karşılacaksınız. bunun sebebi shannra'nın kılıcı'nın 3 kitap olarak basılmasıdır. sonrasında durum değişti mi onu bilemiyorum.
neyse nefeslendik, yorucu olmayan bir seri okuduk. hala fantastik kurgu kitap okuma isteğiniz varsa bir ''fantastik kurgu'' efsanesi olan melnibonelu elric ve kılıcı ''fırtına yaratan'' ile tanışma vaktiniz geldi demektir. micheal moorcok'un bu karakteri yaratmış olması dahi ''fantastik kurgu edebiyat'' için önemli bir mihenk taşıdır. farklı bir yol farklı bir karakter... işin büyüsünü kaçırmamak için çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. okuyun ve görün denilesi bir eserdir. yalnız seriyi önerdiğim bazı arkadaşlarım türkçe basımlarını bulamadılar. o sorun halen devam ediyor mu bilemiyorum. tek bildiğim ne yapıp edip, bulup okumanız gerekliliğidir.
baktık kaptırdık gidiyoruz. zebellah gibi bir seriyi okuyacak gücümüz ve inancımız var demektir. robert jordan imzalı ''zaman çarkı'' bunun için biçilmiş kaftan... 14 kitaplık dev bir seri...
ursula k. l guin ve tolkien'den bahsetmeye gerek bile yok. zaten okudunuz ya da okuyacaksınız.
benden bu kadar. keyifli okumalar.
devamını gör...
andımızı okumuş sözlük yazarlarımız
sabahın erken saatinde sıraya girer aramızdan birini seçerlerdi. kimisi utanarak kimisi büzülerek çocukların yüzüne bakardı. bir başlardık okumaya bir özgüven gelirdi milli duygularımız kabarırdı. aslında amacı bize yakışanı bize anlatmaktı.ancak kimse andımızı ciddiye almadı ve andımızda söylediği gibi biri de olmadı.
devamını gör...
erkeklerin gizemli konuşma sebebi
cool olduğumuzu zannediyoruz ha ben yapmıyorum da hemcinslerimi yalnız bırakmayam dedim.(bkz: swh)
devamını gör...

