eti browni intense
kaplamada kullanılan çikolatası oldukça kalitelidir ve benzer ürünlere göre ucuzdur da.
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
sıkı giyin üşütme gibi koruyucu cümlelerdir.
devamını gör...
zenginlik belirtileri
fiyatına bakmadan her çeşit extra kahvaltılıktan satın almak.
devamını gör...
gomercan ile o gemi radyo programı
"türküler yüreğini arıtır adamın, insanları birbirine yaklaştırır" demiş cengiz aytmatov. yine buluştuk. iyi yayınlar sevgili gomercan. herkese keyifli dinlemeler.
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
elinize emeginize saglik, vatana millete bilhassa kafa sozluk'umuze hayirli olsun diyelim. ayrica isvicreli bilim adamlarinin arastirmalarina konu olacak kadar buyuduysek bu isin ustesinden de kalktik/kalkacagiz demektir. daha nice yeniliklere o zaman...
devamını gör...
tanımadığı kişiyle hem sizli hem senli konuşan kişi
benimdir, hep sizli konuşursam samimiyetsiz; hep senli konuşursam ise kaba olacağımı düşündüğüm için ikisini karıştıra karıştıra kullanmaktayım. hem böylece ilginç hava katmış olurum kendime, yani herhalde...
karşımdaki de "ne biçim konuşuyor lan bu" diye düşünmeden edemiyordur diye tahmin ediyorum.
karşımdaki de "ne biçim konuşuyor lan bu" diye düşünmeden edemiyordur diye tahmin ediyorum.
devamını gör...
preiser hastalığı
skafoid(scaphoideum) kemiğin avasküler nekrozuna verilen addır.
devamını gör...
whisper (yazar)
sözlüğün naçizane demirbaşlarından. şahsımı 1 nisan şakası ile rahatsız etmiş olup gereken cevabı almıştır *
(bkz: biz bunun cevabını 15 temmuzda verdik)
komik ve güzel tanımlarıyla, yerinde tespitleriyle beni hep gülümsetmiş minnoş yazar. varlığıyla buraları kıymetlendirmeye devam etsin lütfen.
(bkz: şak diye 1 nisan şakası yapsam ne yapabilirsin ki)
(bkz: ona küçük süprüzler yapın)
(bkz: biz bunun cevabını 15 temmuzda verdik)
komik ve güzel tanımlarıyla, yerinde tespitleriyle beni hep gülümsetmiş minnoş yazar. varlığıyla buraları kıymetlendirmeye devam etsin lütfen.
(bkz: şak diye 1 nisan şakası yapsam ne yapabilirsin ki)
(bkz: ona küçük süprüzler yapın)
devamını gör...
yazarların hayatlarını devam ettirme motivasyonları
motivasyon mu? kardesim saglikli olun aileniz saglikli olsun baska motivasyona gerek yok. ben kanser hastasiyim ve hayatin ne kadar guzel oldugunu hastalaninca anladim. sabahlari saglikli uyanmak ne kadar buyuk bir nimet biliyormusun? saglikli bir sabaha uyandigim gun dunyayi fethedebilirim
devamını gör...
cemal süreya
''sizin hiç babanız öldümü
benim bir kere öldü kör oldum
yıkadılar aldılar götürdüler
babamdan ummazdım bunu kör oldum.''
benim bir kere öldü kör oldum
yıkadılar aldılar götürdüler
babamdan ummazdım bunu kör oldum.''
devamını gör...
annemi bir daha görebilsem
gercekte yasanmis bir hikayenin ele alindigi zana muhsen kitabi. bu eseri okudugumda tam tamina 12-13 yaslarindaydim sozluk. o yaslarda kolay kolay anlasilacak ya da okunacak bir kitap degil aslinda. lakin sanirim 30'lu yaslarima ragmen dun okumuscasina hafizamda bu kitap adina bircok detayi hatirliyorsam eger, o donem icerisinde yasimdan buyuk sikintilarla beni yuz yuze getirmesinden kaynakli oldugu kanısındayim.
eser bence en az ucurtma avcisi kadar populiterligi hakeden bir kitap ama nedense cok fazla okunduguna ya da bilindigine sahit olmadim.
hikayesi az once de belirttigim gibi yasanmis gercek bir hikaye. olay 1980'li yillarda yemen'de gecer.
zana ve nadia ingiliz bir anne, yemenli bir babanin kizlaridir. aile ingiltere'de yasamaktadir. 14-15 yaslarindaki bu iki kizkardesi babalari bir gun tatil ve akrabalari ziyaret bahanesiyle yemen'e gonderir. tabi amac ne tatildir ne ziyaret. aslinda babalari belirli bir para karsiliginda iki kiz kardesi bir aileye satmistir.
iki kiz kardes, kendileri gibi kardes olan iki adama sozde "es olma" niyetiyle satilmistir. gelin olarak gittikleri ev cehennem cukuru gibidir.
ozellikle zana karakteri itibariyla icinde bulunduklari kosullara karsi direnir, kabullenmez. kabullenmedikce de sindirilme adina her turlu iskenceye ugrar. esi ve ailesi tarafinda dovulur, ac-susuz birakilir, tecavuze ugrar, en zorlu isleri dayak yiye yiye yapar-yapmak zorunda birakilir. yanlis hatirlamiyorsam eger bir yemen gelenegi olarak sunnet dahi edilirler.
nadia ise daha icine donuk, daha sessiz daha uyumludur. sozde esi tarafindan sevilir, korunur. o da esini sever. sozum ona yasamlari daha gercekci bir evlilige benzemektedir. bu arada nadia'nin iki cocugu, zana'nin ise bir cocugu olur (gorsel zana ve nadia'ya aittir. sag taraftaki nadia soldaki kadin zana'dir).

seneleri bu sekilde gecer. gecer lakin anneleri olaylardan habersizdir. cok iyi hatirlamamakla birlikte; babalari onlari gonderdikleri tatil esnasinda, asik olup kendi rizalariyla evlilik yaptiklari gibi bir hikaye anlatir annelerine. lakin kadin gecen seneler icerisinde kizlarina hicbir sekilde ulasamadikca durumun hic de olmadigini yavas yavas idrak etme yoluna gider.
anneleri durum ile ilgili endiselerini yetkili mercilerle paylasir. cok fazla kale alinmaz. bir gazeteci yakiniyla kontak kurup durumu anlatir. ve arkadasinin yardimiyla kizlarinin icinde bulundugu cehennemden haberdar olur. sartlar arkadasinin destegiyle degisir. olay basina yansimasiyla ciddi bir ilgi ceker ve mesele artik ulkeler arasi burokratik bir krize donusur.
sonuc olarak anne kizlarina ulasir. yalniz bir sikinti vardir; zana ve nadia nufuslarina kayitli olmadiklari icin cocuklarini yemen'den cikaramazlar. zana cocugunu yemen'de birakmayi kabul eder. nadia ise bunu kabul etmez ve yemen'de yasamaya cocuklari icin devam eder.
hikaye bununla sinirli degil esasen ama kitap bu noktada biter. bundan sonraki hikayenin devami da nadia’ya sözüm var kitabiyla tekrar ele alinir. bu kitabi henuz okumadim ama internetten gordugum yorumlara gore, ilgili eser de zana'nin kardesini oradan kurtarma mucadelesini ele almaktadir.
iceriginden anlasilacagi uzere okurken fazlasiyla duygu yukleyecek dramatik bir kitap. eserin hafizanizda buyuk bir yer edinecegine eminim. bence "etkileyen" kitap listenizde mutlaka bulunacaktir. kesinlikle tavsiye edilir evet...
eser bence en az ucurtma avcisi kadar populiterligi hakeden bir kitap ama nedense cok fazla okunduguna ya da bilindigine sahit olmadim.
hikayesi az once de belirttigim gibi yasanmis gercek bir hikaye. olay 1980'li yillarda yemen'de gecer.
zana ve nadia ingiliz bir anne, yemenli bir babanin kizlaridir. aile ingiltere'de yasamaktadir. 14-15 yaslarindaki bu iki kizkardesi babalari bir gun tatil ve akrabalari ziyaret bahanesiyle yemen'e gonderir. tabi amac ne tatildir ne ziyaret. aslinda babalari belirli bir para karsiliginda iki kiz kardesi bir aileye satmistir.
iki kiz kardes, kendileri gibi kardes olan iki adama sozde "es olma" niyetiyle satilmistir. gelin olarak gittikleri ev cehennem cukuru gibidir.
ozellikle zana karakteri itibariyla icinde bulunduklari kosullara karsi direnir, kabullenmez. kabullenmedikce de sindirilme adina her turlu iskenceye ugrar. esi ve ailesi tarafinda dovulur, ac-susuz birakilir, tecavuze ugrar, en zorlu isleri dayak yiye yiye yapar-yapmak zorunda birakilir. yanlis hatirlamiyorsam eger bir yemen gelenegi olarak sunnet dahi edilirler.
nadia ise daha icine donuk, daha sessiz daha uyumludur. sozde esi tarafindan sevilir, korunur. o da esini sever. sozum ona yasamlari daha gercekci bir evlilige benzemektedir. bu arada nadia'nin iki cocugu, zana'nin ise bir cocugu olur (gorsel zana ve nadia'ya aittir. sag taraftaki nadia soldaki kadin zana'dir).

seneleri bu sekilde gecer. gecer lakin anneleri olaylardan habersizdir. cok iyi hatirlamamakla birlikte; babalari onlari gonderdikleri tatil esnasinda, asik olup kendi rizalariyla evlilik yaptiklari gibi bir hikaye anlatir annelerine. lakin kadin gecen seneler icerisinde kizlarina hicbir sekilde ulasamadikca durumun hic de olmadigini yavas yavas idrak etme yoluna gider.
anneleri durum ile ilgili endiselerini yetkili mercilerle paylasir. cok fazla kale alinmaz. bir gazeteci yakiniyla kontak kurup durumu anlatir. ve arkadasinin yardimiyla kizlarinin icinde bulundugu cehennemden haberdar olur. sartlar arkadasinin destegiyle degisir. olay basina yansimasiyla ciddi bir ilgi ceker ve mesele artik ulkeler arasi burokratik bir krize donusur.
sonuc olarak anne kizlarina ulasir. yalniz bir sikinti vardir; zana ve nadia nufuslarina kayitli olmadiklari icin cocuklarini yemen'den cikaramazlar. zana cocugunu yemen'de birakmayi kabul eder. nadia ise bunu kabul etmez ve yemen'de yasamaya cocuklari icin devam eder.
hikaye bununla sinirli degil esasen ama kitap bu noktada biter. bundan sonraki hikayenin devami da nadia’ya sözüm var kitabiyla tekrar ele alinir. bu kitabi henuz okumadim ama internetten gordugum yorumlara gore, ilgili eser de zana'nin kardesini oradan kurtarma mucadelesini ele almaktadir.
iceriginden anlasilacagi uzere okurken fazlasiyla duygu yukleyecek dramatik bir kitap. eserin hafizanizda buyuk bir yer edinecegine eminim. bence "etkileyen" kitap listenizde mutlaka bulunacaktir. kesinlikle tavsiye edilir evet...
devamını gör...
dostoyevski'den alıntılar
ne yaparsan yap pişman öleceksin,
belki yaptıklarından, belki yapmadıklarından.
bugün de dostoyevski yi analım.
belki yaptıklarından, belki yapmadıklarından.
bugün de dostoyevski yi analım.
devamını gör...
kadınlar kadar başına taş düşesice yazarlar listesi
düşsün derler. şükrederler.
devamını gör...
yazarların doğduğu sene gerçekleşmiş önemli olaylar
zeki müren vefat etmiştir.
devamını gör...
online disinhibition effect
insanların yüz yüze iletişim kurmaya kıyasla çevrimiçi iletişim kurarken daha az kısıtlanmış hissetmesi. örneğin: insanlar anonimken daha az utangaç, fikirlerini daha rahat dile getirebilen kişilere dönüşüyor. rahatlık olarak avantajlı gözükse de normal hayatta söyleyemeyeceği şeyi sosyal medyaya ve anonimliğine güvenerek rahatça söyleyebiliyor hatta sınırı aşabiliyor.
olumsuz sonuçlarından biri de siber zorbalık.
olumsuz sonuçlarından biri de siber zorbalık.
devamını gör...
iyi bilim kurgu iyi edebiyattır
bir theodore sturgeon cümlesidir.
fantezi, bilimkurgu ve korku edebiyatına ait eserler veren amerikalı eleştirmen ve yazar theodore sturgeon bu cümleyi arkadi ve boris strugatski kardeşlerin bir kitabının önsözünde kullanmıştır ve o zamandan beri bilimkurgu yazarları ve okurlarının bir şiarı haline gelmiştir cümle.
kurgu ve kurgu dışı kitaplarda bile kurgu küçümsenirken bir de kurgu yapıtlar arasında benim çok gereksiz ve temelsiz bulduğum bir ayrım söz konusudur. edebiyat içindeki bu sanal ve manasız hiyerarşiye ciddi ciddi inananlar ve bu sanrıyı sonuna kadar savunanlar var. ama tıpkı theodore sturgeon’un söylediği gibi eserler iyi ya da kötü diye ayrılmalıdır.
bilimkurgu, yani iyi bilimkurgu kitapları anlatmak istedikleri dertlerini doğrudan anlatmak yerine yepyeni bir dünya, bambaşka bir zaman dilimi veya hiç görülmemiş medeniyetler üzerinden anlatır.
ayrıca bilimkurgu sadece keyif için okunacak eğlenmeli bir tür değildir. evet keyifle okunur ama ciddi ve nitelikli bir okur bilimkurgu eserlerinin aslında bu eğlenceden çok daha fazlası oluğunu bilir.
iyi bilimkurgu iyi edebiyattır ve iyi edebiyat kalıpların ve sınıflandırmaların çok üzerindedir.
fantezi, bilimkurgu ve korku edebiyatına ait eserler veren amerikalı eleştirmen ve yazar theodore sturgeon bu cümleyi arkadi ve boris strugatski kardeşlerin bir kitabının önsözünde kullanmıştır ve o zamandan beri bilimkurgu yazarları ve okurlarının bir şiarı haline gelmiştir cümle.
kurgu ve kurgu dışı kitaplarda bile kurgu küçümsenirken bir de kurgu yapıtlar arasında benim çok gereksiz ve temelsiz bulduğum bir ayrım söz konusudur. edebiyat içindeki bu sanal ve manasız hiyerarşiye ciddi ciddi inananlar ve bu sanrıyı sonuna kadar savunanlar var. ama tıpkı theodore sturgeon’un söylediği gibi eserler iyi ya da kötü diye ayrılmalıdır.
bilimkurgu, yani iyi bilimkurgu kitapları anlatmak istedikleri dertlerini doğrudan anlatmak yerine yepyeni bir dünya, bambaşka bir zaman dilimi veya hiç görülmemiş medeniyetler üzerinden anlatır.
ayrıca bilimkurgu sadece keyif için okunacak eğlenmeli bir tür değildir. evet keyifle okunur ama ciddi ve nitelikli bir okur bilimkurgu eserlerinin aslında bu eğlenceden çok daha fazlası oluğunu bilir.
iyi bilimkurgu iyi edebiyattır ve iyi edebiyat kalıpların ve sınıflandırmaların çok üzerindedir.
devamını gör...


