fareo dili
en çok danimarka'ya bağlı olan fareo adalarında yaygın olarak konuşulan dil.
devamını gör...
erkekleri çekici kılan detaylar
böyle bilgi birikimi olması beni cezbediyor ya, hani böyle şak diye bilemdiğim şeyleri anlatıp bana bir şey katması hoşuma gidiyor, ama bu yüzden görünüşe hiç bakmıyorum... bilemedim, zaten çok da tecrübem yok aman
devamını gör...
ilaç kutusunu ilk açışta hep prospektüslü tarafa denk gelmek
az önce ve benim her zaman başıma gelen hadise.canım anksiyete ilacımı az önce eczaneden almışken; gıcır gıcır kutusunu yine yanlış taraftan açıp iki saatte ilaçlarıma ulaşabildim. *acaba bu sadece benim lanetim mi yoksa bir mantığı var mı gerçekten merak ediyorum.sevgili kafacılar sanki bunun murphy’s law la da alakası olabilir gibime geliyor ya neyse....o zaman ben ilaçları alıp kutularını parçalayarak yanlış yerden açmaya devam galiba. *
devamını gör...
sözlüğün kalitesinin çok düşmesi
burası türkiye güzel kardeşim. sözlük denilen sosyal medya oluşumları ise gündelik kaygıları, politikaları, farklılıkları yazıya döktüğümüz platformlar. her gün mahallede, kahvehanede, kasapta ekspresyonizm tartışmıyorsak burada da bunu beklemek fazlasıyla saflıktır. öte yandan kalitenin kıstaslarını neye ve kime göre belirleyeceğiz ? itiraz ettiğin noktaların tamamı ( siyaset, türk-kürt ayrımı, cinsellik ) bu ülkenin gerçekleri. elbette yazıp konuşacağız bu konuları.
orada #bilgi sekmesi tüm ihtişamıyla duruyor. bunaldığın an tüm gününü o sekmede harcayabilirsin.
orada #bilgi sekmesi tüm ihtişamıyla duruyor. bunaldığın an tüm gününü o sekmede harcayabilirsin.
devamını gör...
görünmez el teorisi
adam smith tarafından ortaya atılan; herhangi bir müdahale olmaksızın, piyasanın kendi kendine dengeye gelmesi teorisine dayanır. bir bakıma devlet müdahalesine karşı çıkmaktadır.
devamını gör...
yazarların kendilerini tanımlama şekli
iflah olmaz bir hümanist.
allahtan mevlana kadar değil.
ne oluyor, diyebiliyorum arada.
allahtan mevlana kadar değil.
ne oluyor, diyebiliyorum arada.
devamını gör...
robins (yazar)
tıp okuduğunu veya tıptan mezun olduğunu düşündüğüm yazar.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
sen benim hiçbir şeyimsin
yazdıklarımdan çok daha az
hiç kimse misin bilmem ki nesin
lüzumundan fazla beyaz
sen benim hiçbir şeyimsin
varlığın yokluğun anlaşılmaz
galiba eski liman üzerindesin
nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
dudaklarınla cama çizdiğin
en fazla sonbahar otellerinde
üniversiteli bir kız uykusu bulmak
yalnızlığı öldüresiye çirkin
sabaha karşı öldüresiye korkak
kulağı çabucak telefon zillerinde
sen benim hiçbir şeyimsin
hiçbir sevişmek yaşamışlığım
henüz boş bir roman sahifesinde
hiç kimse misin bilmem ki nesin
ne çok çığlıkların silemediği
zaten yok bir tren penceresinde
sen benim hiçbir şeyimsin
yabancı bir şarkı gibi yarım
yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
hiç kimse misin bilmem ki nesin
uykumun arasında çağırdığım
çocukluk sesimle ağlayarak
sen benim hiçbir şeyimsin
yazdıklarımdan çok daha az
hiç kimse misin bilmem ki nesin
lüzumundan fazla beyaz
sen benim hiçbir şeyimsin
varlığın yokluğun anlaşılmaz
galiba eski liman üzerindesin
nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
dudaklarınla cama çizdiğin
en fazla sonbahar otellerinde
üniversiteli bir kız uykusu bulmak
yalnızlığı öldüresiye çirkin
sabaha karşı öldüresiye korkak
kulağı çabucak telefon zillerinde
sen benim hiçbir şeyimsin
hiçbir sevişmek yaşamışlığım
henüz boş bir roman sahifesinde
hiç kimse misin bilmem ki nesin
ne çok çığlıkların silemediği
zaten yok bir tren penceresinde
sen benim hiçbir şeyimsin
yabancı bir şarkı gibi yarım
yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
hiç kimse misin bilmem ki nesin
uykumun arasında çağırdığım
çocukluk sesimle ağlayarak
sen benim hiçbir şeyimsin
devamını gör...
sümbül
mitolojik hikayesi şu şekildedir:
kral amyklos'un hyacinthus adında güzel bir oğlu vardır. yakışıklı bir genç olduğundan apollon onun güzelliğine hayran olmuş, ona candan bağlanmıştır. samimiyetleri ve dostlukları çok ileri gittiğinden boş zamanlarını eurotas'ın kıyılarında disk atmakla geçirirler. bir gün başı çelenklerle süslü kelebek kanatlı ve sarışın zephiros da apollon gibi, güzel hyakintos'a gönül vermiştir ve onun apollon'la görüşmesini kıskanmıştır. zephiros fırsattan yararlanarak, apollon'un diski hyacinthus'a attığı sırada bir hareketiyle diskin yolunu şaşırtır ve delikanlının kafasına çarptırır. zavallı hyakinthos hemen yere yığılır. başından,ağzından burnundan durmadan kan geliyordur. bu felaket karşısında apollon kalbinden vurulur. apollon hemen sağlık tanrısı asklepios'u çağırır ve ona en etkili ilaçları koymasını söyler ancak ilaçlar işe yaramaz ve hyakinthos can verir. kederinden ne yapacağını bilemeyen yaz mevsiminin kızgın tanrısı şöyle bağırır: ‘ey sevgili çocuk, ölüyorsun, senin taze ve güzel gençliğini ben kendi ellerimle yıktım, yok ettim. madem ki ben seninle mezara, yer altına gelemiyorum, madem ki benim yerim göklerdedir, istiyorum ki seni kendim gibi bir ölümsüz yapayım. istiyorum ki seni, neşeli ve kudretli olduğum zamanlarda görebileyim, ışıklarımla seni okşayayım, koklayayım. onun için seni çiçek yapacağım. sen yaşayacaksın. ben dünyaya yaklaştığım ve ilkbahar kara kışı bozguna uğrattığı zaman sen topraktan baş kaldıracak, fışkıracaksın...’apollon bu sözleri söyledikten sonra hyacinthus'un kanının düştüğü yerden sümbül çiçeği(hyacinthus) kendisini gösterir.
kral amyklos'un hyacinthus adında güzel bir oğlu vardır. yakışıklı bir genç olduğundan apollon onun güzelliğine hayran olmuş, ona candan bağlanmıştır. samimiyetleri ve dostlukları çok ileri gittiğinden boş zamanlarını eurotas'ın kıyılarında disk atmakla geçirirler. bir gün başı çelenklerle süslü kelebek kanatlı ve sarışın zephiros da apollon gibi, güzel hyakintos'a gönül vermiştir ve onun apollon'la görüşmesini kıskanmıştır. zephiros fırsattan yararlanarak, apollon'un diski hyacinthus'a attığı sırada bir hareketiyle diskin yolunu şaşırtır ve delikanlının kafasına çarptırır. zavallı hyakinthos hemen yere yığılır. başından,ağzından burnundan durmadan kan geliyordur. bu felaket karşısında apollon kalbinden vurulur. apollon hemen sağlık tanrısı asklepios'u çağırır ve ona en etkili ilaçları koymasını söyler ancak ilaçlar işe yaramaz ve hyakinthos can verir. kederinden ne yapacağını bilemeyen yaz mevsiminin kızgın tanrısı şöyle bağırır: ‘ey sevgili çocuk, ölüyorsun, senin taze ve güzel gençliğini ben kendi ellerimle yıktım, yok ettim. madem ki ben seninle mezara, yer altına gelemiyorum, madem ki benim yerim göklerdedir, istiyorum ki seni kendim gibi bir ölümsüz yapayım. istiyorum ki seni, neşeli ve kudretli olduğum zamanlarda görebileyim, ışıklarımla seni okşayayım, koklayayım. onun için seni çiçek yapacağım. sen yaşayacaksın. ben dünyaya yaklaştığım ve ilkbahar kara kışı bozguna uğrattığı zaman sen topraktan baş kaldıracak, fışkıracaksın...’apollon bu sözleri söyledikten sonra hyacinthus'un kanının düştüğü yerden sümbül çiçeği(hyacinthus) kendisini gösterir.
devamını gör...
kendisi gibi düşünmeyen herkese saldırmak
herhangi bir konu üzerinde sizin gibi düşünmeyen kişilere karşı verilen agresif tepkiler; sözlükte, sosyal medyada ya da en genel tanımıyla insanlarla yüzyüze olmadığımız alanlarda kontrol edilemeyecek kadar artıyor.
siz o konuyu çok düşünmüş, çok sorgulamış olabilirsiniz ama hepimizin farklı bakış açıları, farklı yaşanmışlıkları var. sizinle taban tabana zıt düşünen kişinin sizden az sorguladığını tam olarak bilemezsiniz. insan gibi çok yönlü düşünebilen ve birçok farklı duygusu olan canlılar için tek doğru olabileceğini düşünmüyorum. dinler, siyasi görüşler, tutulan takımlar vs. herkesin kendi ölçütleriyle karar verdiği seçimler. siz ne kadar özgürseniz karşınızdaki de o kadar özgür.
bunu kabul etmemek internet ortamında linç kültürünü de beraberinde getiriyor. internette olan bir olay çok hızlı yayılıyor ve silinmeyecek şekilde kalıyorken birkaç klavye hareketiyle sonucunu düşünmeden istediğimizi yapabiliyoruz. düşünmeden yapılan bu eylemlerin sonunda zarar gören, zorbalığa uğrayan hatta intihar eden birçok insan oluyor. bunu dert edinen insanlar da var aslında aklıma gelen ilk örnek 196sekiz youtube kanalında armağan çağlayan'ın birçok internet figürüyle röportaj yapması.(belki bu kanalın asıl amacı internet zorbalığını bitirmek değildir ama en azından benim için etkisi var diyebilirim.) bu videolar izlediğinde, karşındakini dinlediğinde kendini enes batura hak verirken buluyorsun. sadece dinlemek gerekiyor. her konuyla ilgili ahkâm kesmek gerçekten çok kolay ama insancıl değil.
"everyone you meet is fighting a battle you know nothing about. be kind. always."
tanıştığın herkes, hakkında hiçbir şey bilmediğin bir savaş veriyor. nazik ol.her zaman.
siz o konuyu çok düşünmüş, çok sorgulamış olabilirsiniz ama hepimizin farklı bakış açıları, farklı yaşanmışlıkları var. sizinle taban tabana zıt düşünen kişinin sizden az sorguladığını tam olarak bilemezsiniz. insan gibi çok yönlü düşünebilen ve birçok farklı duygusu olan canlılar için tek doğru olabileceğini düşünmüyorum. dinler, siyasi görüşler, tutulan takımlar vs. herkesin kendi ölçütleriyle karar verdiği seçimler. siz ne kadar özgürseniz karşınızdaki de o kadar özgür.
bunu kabul etmemek internet ortamında linç kültürünü de beraberinde getiriyor. internette olan bir olay çok hızlı yayılıyor ve silinmeyecek şekilde kalıyorken birkaç klavye hareketiyle sonucunu düşünmeden istediğimizi yapabiliyoruz. düşünmeden yapılan bu eylemlerin sonunda zarar gören, zorbalığa uğrayan hatta intihar eden birçok insan oluyor. bunu dert edinen insanlar da var aslında aklıma gelen ilk örnek 196sekiz youtube kanalında armağan çağlayan'ın birçok internet figürüyle röportaj yapması.(belki bu kanalın asıl amacı internet zorbalığını bitirmek değildir ama en azından benim için etkisi var diyebilirim.) bu videolar izlediğinde, karşındakini dinlediğinde kendini enes batura hak verirken buluyorsun. sadece dinlemek gerekiyor. her konuyla ilgili ahkâm kesmek gerçekten çok kolay ama insancıl değil.
"everyone you meet is fighting a battle you know nothing about. be kind. always."
tanıştığın herkes, hakkında hiçbir şey bilmediğin bir savaş veriyor. nazik ol.her zaman.
devamını gör...
meslek hayatınızda karşılaştığınız çarpıcı olaylar
malzeme siparişi vermek için aradığım kişinin telefonunu patronu açtı. "x bey lütfen" dedim. "x bey intihar etti, öldü" dedi adam. insan telefonda ne diyeceğini şaşırıyor. patronu da müşteri arar diye telefonu yanına almış. önce "abi şaka mı bu?" dedim. adam ciddi olduğunu söyleyince "nasıl oldu olay?" diyebildim.
telefonda birinin ölüm haberini hem de intihar olarak ölüm haberini almak çok acayipmiş. adam kendi kafasına sıkmış. o firmayı 2 hafta boyunca her aradığımda ne diyeceğimi düşündüm hep. ancak "yapabileceğimiz bir şey var mı?" diyebildim.
telefonda birinin ölüm haberini hem de intihar olarak ölüm haberini almak çok acayipmiş. adam kendi kafasına sıkmış. o firmayı 2 hafta boyunca her aradığımda ne diyeceğimi düşündüm hep. ancak "yapabileceğimiz bir şey var mı?" diyebildim.
devamını gör...
ukde doldurmak
yeni sözlük eğlencem. kokpitten açıyorum ukte kısmını, bakıyorum başlıklara. varsa güzel bir şeyler, yazıyorum.
devamını gör...
sesi huzur veren insan
ben seni, sesini, kokunu çok özlüyorum. sonu gelmiyor bu özlemin, bitmiyor, durmuyor.
insanlar şey diyorlar; zamanla alışırsın... neye alışacağım ki aklım almıyor. zamanla daha çok özlemeyecek miyim? ne bileyim aylar geçiyor seneler geçecek her gün görmediğim gün sayısı artacak buna hazır değilim sanki ben...
hem yokluğunu kabullenemiyorum ki nasıl özleminle baş edeyim. canım çok yanıyor konuştuğumda cevap alamayınca, hayalini kurduğumuz şeyleri gerçekleştirdiğimde beraber sevinemeyince...
bazen hiç gitmemişsin gibi davranıyorum yok diyorum ya öyle değil o başka yerde diyorum ve o yüzden o yerlere gitmiyorum bu gerçekle yüzleşmemek için ama hayat öyle bir şey ki bir anda bak artık o yok diye yüzüme vuruyor.
bazen evde durup yaşanılan olayları sen karşındaymışsın gibi sana anlatıyorum mesela sonra bir şey geliyor napıyorsun sen diyorum. bekliyorum, karşımdaki senin özlediğim sesiyle anlatmasını, hasretimi cevaplamasinin bekliyorum. ama olmuyor...
özlem işte gelmeyen birine duyulunca çok daha zor oluyormuş...
insanlar şey diyorlar; zamanla alışırsın... neye alışacağım ki aklım almıyor. zamanla daha çok özlemeyecek miyim? ne bileyim aylar geçiyor seneler geçecek her gün görmediğim gün sayısı artacak buna hazır değilim sanki ben...
hem yokluğunu kabullenemiyorum ki nasıl özleminle baş edeyim. canım çok yanıyor konuştuğumda cevap alamayınca, hayalini kurduğumuz şeyleri gerçekleştirdiğimde beraber sevinemeyince...
bazen hiç gitmemişsin gibi davranıyorum yok diyorum ya öyle değil o başka yerde diyorum ve o yüzden o yerlere gitmiyorum bu gerçekle yüzleşmemek için ama hayat öyle bir şey ki bir anda bak artık o yok diye yüzüme vuruyor.
bazen evde durup yaşanılan olayları sen karşındaymışsın gibi sana anlatıyorum mesela sonra bir şey geliyor napıyorsun sen diyorum. bekliyorum, karşımdaki senin özlediğim sesiyle anlatmasını, hasretimi cevaplamasinin bekliyorum. ama olmuyor...
özlem işte gelmeyen birine duyulunca çok daha zor oluyormuş...
devamını gör...
nickaltına tanım gelince korkmak
gelen vuruyor giden vuruyor. öyle her türden insanı bir araya getiren birleştirici bir nickaltı benimki.
çok hoş.
normalde bir başlık altında birbirine dalan iki zıt karakter, benim nickaltımda denk gelince, ovv bi kucaklaşmalar, favori alışverişleri falan. giydir luciye eline sağlık hocamlar havada uçuyor.
böyle coşkunca, candanca.
bayılıyorum.
çok hoş.
normalde bir başlık altında birbirine dalan iki zıt karakter, benim nickaltımda denk gelince, ovv bi kucaklaşmalar, favori alışverişleri falan. giydir luciye eline sağlık hocamlar havada uçuyor.
böyle coşkunca, candanca.
bayılıyorum.
devamını gör...
kafa sözlük ilk kurulduğunda ana sayfa nasıldı sorunsalı
o zamanlar bir ana sayfa yoktu. yazarlar yazılarını taş tabletlere yazar, yoldaşın kafa'sına atarlardı. hey gidi günler hey. nereden nereye?
şekil a;

şimdiki yazarlar çok şanslı.
şekil a;

şimdiki yazarlar çok şanslı.
devamını gör...
diyanet'in günlüğü 35 bin lira olan gemiyi kiralaması
mevlüt okutacak halleri yoktu heralde yani bir tekne zevkleri var ona da karışmayın!
devamını gör...
behçet necatigil
kızı ayşe sarısayın'ın "çok şey yarım hala" adlı eserinde anlattığı, "evler şairi" olarak da nitelendirilen edebi şahsiyet. onun için açılan başlıkta şu harika şiirini tanım olarak paylaşmamak da olmazdı:
sevgilerde
siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telaşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklınıza gelmezdi.
gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı,
gecelerde ve yalnız.
vermeye az buldunuz
yahut vaktiniz olmadı.
sevgilerde
siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telaşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklınıza gelmezdi.
gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı,
gecelerde ve yalnız.
vermeye az buldunuz
yahut vaktiniz olmadı.
devamını gör...
bir kadının en güzel yanı doğurabilmesi
inanın çok güzel ve enteresan bir özellik ancak en güzel yanımız bu değil. güldürmeyin yahu *
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
her ne kadar burda fabrikatör, zengin taş gibi takılsam da aslında asosyal, tipsiz, ezik ve açlıktan nefesi kokan biriyim. her gece ağlıyorum.
nasıl başlık lan bu böyle. ya da ya da dur dur buldum:
bir 14 yaşındayken 45 yaşında bir adam sana iş vereceğim günlük 100 lira dedi, tamam dedim bende. arabasına bindik ormana doğru gittik orda indik ben bir işkillendim. bu kalktı beni taciz etmeye kalktı elime geçen taşla kafasını kırdım. korkudan bir süre orda durdum taşı da bırakmadım. akşama doğru korka korka eve döndüm. 2 gün sonra yerel gazete de adamın faili meçhul olarak öldüğünü gördüm.*
nasıl başlık lan bu böyle. ya da ya da dur dur buldum:
bir 14 yaşındayken 45 yaşında bir adam sana iş vereceğim günlük 100 lira dedi, tamam dedim bende. arabasına bindik ormana doğru gittik orda indik ben bir işkillendim. bu kalktı beni taciz etmeye kalktı elime geçen taşla kafasını kırdım. korkudan bir süre orda durdum taşı da bırakmadım. akşama doğru korka korka eve döndüm. 2 gün sonra yerel gazete de adamın faili meçhul olarak öldüğünü gördüm.*
devamını gör...
