iltifat sevmeyen insan
bünyede eğreti duruyor, ne yapayım? iltifat edilince yüzüm ekşiyor, kabullenemiyorum bir türlü. e tabii bir de samimiyetsiz geliyor bazı iltifatlar, 'hadi lan oradan!' demek istiyorum.
devamını gör...
yazarların hayattan aldıkları en büyük ders
ölmeden alırım inşallah!*
devamını gör...
kimsenin takmadığı bir sözlükte kimsenin takmadığı bir yazar olmak
kimsenin takmadığı bir sözlükte, yazar olmak ya da olmamak.. işte bütün mesele bu.
devamını gör...
pandemi bitince nick değiştireceğim
yeni nickinin "pandemi bittti nick degistirdim" olmasını bekledigim yazar.*
devamını gör...
kitap alıntıları
"füsun kolonyayı dökerken, kemal'i sona saklamıştı. insan vedalarda da en sevdiğini en sona saklar."
masumiyet müzesi
masumiyet müzesi
devamını gör...
hobi olarak siyaset yapmak
genelde iş güç çok fazla meşgalesi olmayan veya direkt emekli diyebileceğimiz kitlenin sıkça yaptığı hobidir. bakkal berber kahvehane misafirlik ayırt etmeden konu bir yerden girerler ve yaşlarının vermiş olduğu "biz gördük geçirdik" kozu ile düşünce ve görüşlerinin doğru olması dışındaki şeyler ile pek ilgilenmezler.
siyaset karşıtlı bir tartışma olmasına rağmen pek fazla karşıt görüş öneri sevmezler, bildiğini okurlar. bu kitlenin kendi görüşlerine destek veren algıya kapılma ihtimalleri fazla olduğu gibi bu algıyı yayma çabaları da meşgalesiz olmalarından kaynaklı epey güçlüdür.
gençleri yıldırır, yaşıtlarını coştururlar.
siyaset karşıtlı bir tartışma olmasına rağmen pek fazla karşıt görüş öneri sevmezler, bildiğini okurlar. bu kitlenin kendi görüşlerine destek veren algıya kapılma ihtimalleri fazla olduğu gibi bu algıyı yayma çabaları da meşgalesiz olmalarından kaynaklı epey güçlüdür.
gençleri yıldırır, yaşıtlarını coştururlar.
devamını gör...
neden katil hep uşak
herkes egosunu tatmin eder ya da kimse onu görmez. garibim de kendisini belki etmek için akıl almaz işlere kalkışır. hayır istemiyorsan görüneceğin bir yere git yani neden insan öldürüyorsun, yine göremiyor!?
devamını gör...
elimize bir kalem geçtiğinde ilk yazdığımız kelime
adımı yazarım genelde, o an aklımda bir şey yoksa.
devamını gör...
her tartışmada eski defterleri açmak
kendini haklı çıkarmak için her yola başvuran insanların yaptığı bir eylemdir kanımca. amacı, karşısındakini pişman etmeye çalışıp, duygusal girdaplara sokarak gardını düşürmektedir. aslında iki taraf için de üzücü bir durum olmasına karşın, manipülatörlere çok etki etmez.
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan sözlük yazarı
sözlük yazarı, kendisi hakkında farklı hayaller kurulmamasının önüne geçmek ve ben buyum demek için profil fotoğrafını kullanıyordur.
mesela geçenlerde artık burada yazmayan bir kadın sözlük yazarı, rumuzumdan beni kel kafalı, yaşı ilerlemiş, göbekli bir adam olarak hayal etmiş, neyse ki gerçek fotoğrafımı gösterdim de hayaller tepetaklak oldu. şimdi böyle düşünülünce de insanın zoruna gitmiyor değil hani.
mesela geçenlerde artık burada yazmayan bir kadın sözlük yazarı, rumuzumdan beni kel kafalı, yaşı ilerlemiş, göbekli bir adam olarak hayal etmiş, neyse ki gerçek fotoğrafımı gösterdim de hayaller tepetaklak oldu. şimdi böyle düşünülünce de insanın zoruna gitmiyor değil hani.
devamını gör...
havada amaçsızca uçan naylon poşet
devamını gör...
meslek yalanları
devamını gör...
yazarların değiştirmek istedikleri özellikleri
duyguları enlerde yaşamaktır,grilerden uzakta ya siyahta ya beyazda.
bunu değiştirmek isterdim.
bunu değiştirmek isterdim.
devamını gör...
kayınvalide
canım benim. bugün bir yıl oldu seni toprağa vereli. ömrünün son 3 yılında sadece o güzel gözlerinle konuştun bizimle. bedenin pes etti ama kalbin etmedi. ruhun ise hiç etmeyecek. sen hep bizimle olacaksın. seni tanıyan herkesle birlikte.
sene 2008 sanırım. ya da 2009 emin değilim. bir sevgilim var. inişli, çıkışlı, bir türlü kopamadığımız, bitiremediğimiz bir ilişki. ailesi yurt dışında yaşıyor. aslında tanıyorlar beni. bir iki kez bir araya gelmişiz. bir kez yaz tatilinde yazlığa gitmişim, bir kez dışarda yemek yenmiş. ama çok uzun uzadıya vakit geçirememişiz. babasına hemen kanım kaynamış. o da beni sevmiş, esaslı kız demiş benim için. canım benim. ama anne pek renk vermeyen bir tip. güler yüzlü, güzel, çok güzel bir kadın. altın rengi saçları var, yemyeşil güzel gözleri. yaşı hayli var ama neredeyse kırışmamış kadın. genetiği güzel diye geçiriyorum içimden. yunanistan doğumlu. sahi çok güzel olmayan göçmen var mı? çocuğumuz olursa işallah babaanneye çeker diye düşündüğümü hatırlıyorum. ah toyluk...
aile yine türkiye'ye gelecek. tabi evde bir telaş. evde dediğime bakmayın, bende bir telaş. adamın umrunda değil. daha tam birlikte yaşamıyoruz, eşyalarımın bir kısmı orada. ufak ufak toparlamaya çalışıyorum. ne yapıyorsun diyor. e toplayayım bunları, koyarız bir çantaya, göz önünde olmasın diyorum, ne münasebet diyor. yahu daha tam tanımıyorlar bile beni, istersen geldiklerinde hoşgeldiniiizz diye kapıyı ben açayım diyorum, hangi kapıyı, havaalanına karşılamaya gideceğiz birlikte diyor.
- aa öyle mi? düşünemedim ben hiç onu.
- düşünme zaten sen bunları, senin düşünecek başka şeylerin yok mu?
buraya bir ekleme yapmam lazım, ben bu adamla sonradan evlendim. birlikte toplamda 13 yıl geçirdik. ben bugün terapistinin "aklınızda, duygularınızda hiç korkmadan gezinebiliyorsunuz miko hanım, sizi bu konuda tebrik ve takdir etmek istiyorum, bu yolculukta size eşlik etmek benim için de son derece öğretici bir süreç oluyor" dediği bir insansam bunu bu adama borçluyum. o kadar çok zamanım ve alanım oldu ki, önce nasıl düşüneceğimi düşünmeyle işe başlamam gerektiğini öğrenebildim. müteşekkirim.
gün geliyor çatıyor, havaalanına gidiyor, karşılıyoruz aileyi. ön koltuğa oturması için arka kapıya yöneliyorum, saçmalama bakışı atıyor, kocasıyla gülüşüyor arka koltuğa otururken. trafikli bir yolculuktan sonra eve varıyoruz. o zamanlar bildiğim en havalı yemek perde pilavı. yanına pişirdiğim bonfile, bir yeşil, bir yoğurtlu salata ve zeytinyağlı taze fasulyeyle güzel bir masa kuruyorum onlar soyunup dökünüp, yol yorgunluklarını üzerlerinden atmak için dinlenirlerken. gurur dolu gözlerle süzüyor masayı müstakbel kayınvalidem. hata arar gözlerle değil. çok seviniyorum. yemek yeniyor, çaylar içiliyor. iltifatın bini bir para. çok seviniyorum. çok mutluyum. güzel bir akşamüstü akşama bağlanırken ben fiziken kendimi kötü hissetmeye başlıyorum. yoruldun sen kızım hadi odaya geç, dinlen diyor kayınvalidem. odaya geçiyorum. ben stres olduğumda ya da üzüldüğümde hasta olurum. fiks. hiç şaşmaz. yapma bunu, yapma bunu diye diye kendime, telkinin işe yaracağını sanarken uyuyakalıyorum. gözümü açtığımda herkes başımda. ateşim çıkmış. yaz günü. üzerimdeki elbiseyi kim ne zaman çıkardı, bana o atleti şortu kim giydirdi, rezillik diye düşündüğümü hatırlıyorum. hastaneye götürelim konuşmaları yapıyorlar sirkeli bez kompresi yaparken kayınvalidem. ateşim 40'a yakın. gözümü açamıyorum. gidiyoruz hastaneye. serum bağlıyorlar. ateşim düşüyor, gözüm açılıyor. annemi aramaları gerektiğini söylüyor kayınvalidem. gerek yok telaşlanmasın diyorum gecenin bir vakti. serum bitiyor, çıkıyoruz hastaneden eve geliyoruz. ateşim 38 civarı. bir iniyor, bir çıkıyor. tüm kemiklerim kırılmış sanki. ilaçlarımı alıyorum, yatıyorum. kayınvalidem sabaha kadar başımda bekliyor. tabiri caizse değil tam olarak sabaha kadar sevgilimle annesi yatağımın başucunda beni bekliyorlar. arada uyuyorum, uyanıyorum ama gecenin büyük kısmında sohbet ediyoruz. elma sirkesi kokusu eşliğinde. ah canım meryem annem. çok özledim seninle sohbet etmeyi.
evlenmeye karar verdikten sonra biz, bir gün sohbet ediyoruz kahvaltı sonrası kayınvalidemle. iyi düşündün mü kızım diyor. benim oğlum zor. hep öyleydi. sen de biliyorsun. seni de çok zorladı. evlenince hiçbir şey değişmeyecek biliyorsun değil mi? iyi düşündün mü? düşündüm anne diyorum. biliyorum, muhtemelen ayrılacağız. muhtemelen artık bir noktada devam edemeyeceğim. düşündüm ve göze aldım. senin için rahat değilse söyle ama bana. sence evlenmemeli miyiz? benim oğlum bir gün biriyle evlenecekse allah biliyor ya o kişi hem sen ol hem sen olma istiyorum kızım diyor bana. hele baba olacaksa... yanlış anlama beni, üzülme de bu sözlerime, ama bunlar gerçekler. benim oğlum seni üzecek. ben sana kıyamıyorum. senin çok mutlu olmanı istiyorum.
üzdü anne. ama çok mutlu da oldum. pişman değilim. asla. sen merak etme.
huzur içinde uyu. iyi ki tanımışım seni. iyi ki sen, senin gibi biriymişsin.
sene 2008 sanırım. ya da 2009 emin değilim. bir sevgilim var. inişli, çıkışlı, bir türlü kopamadığımız, bitiremediğimiz bir ilişki. ailesi yurt dışında yaşıyor. aslında tanıyorlar beni. bir iki kez bir araya gelmişiz. bir kez yaz tatilinde yazlığa gitmişim, bir kez dışarda yemek yenmiş. ama çok uzun uzadıya vakit geçirememişiz. babasına hemen kanım kaynamış. o da beni sevmiş, esaslı kız demiş benim için. canım benim. ama anne pek renk vermeyen bir tip. güler yüzlü, güzel, çok güzel bir kadın. altın rengi saçları var, yemyeşil güzel gözleri. yaşı hayli var ama neredeyse kırışmamış kadın. genetiği güzel diye geçiriyorum içimden. yunanistan doğumlu. sahi çok güzel olmayan göçmen var mı? çocuğumuz olursa işallah babaanneye çeker diye düşündüğümü hatırlıyorum. ah toyluk...
aile yine türkiye'ye gelecek. tabi evde bir telaş. evde dediğime bakmayın, bende bir telaş. adamın umrunda değil. daha tam birlikte yaşamıyoruz, eşyalarımın bir kısmı orada. ufak ufak toparlamaya çalışıyorum. ne yapıyorsun diyor. e toplayayım bunları, koyarız bir çantaya, göz önünde olmasın diyorum, ne münasebet diyor. yahu daha tam tanımıyorlar bile beni, istersen geldiklerinde hoşgeldiniiizz diye kapıyı ben açayım diyorum, hangi kapıyı, havaalanına karşılamaya gideceğiz birlikte diyor.
- aa öyle mi? düşünemedim ben hiç onu.
- düşünme zaten sen bunları, senin düşünecek başka şeylerin yok mu?
buraya bir ekleme yapmam lazım, ben bu adamla sonradan evlendim. birlikte toplamda 13 yıl geçirdik. ben bugün terapistinin "aklınızda, duygularınızda hiç korkmadan gezinebiliyorsunuz miko hanım, sizi bu konuda tebrik ve takdir etmek istiyorum, bu yolculukta size eşlik etmek benim için de son derece öğretici bir süreç oluyor" dediği bir insansam bunu bu adama borçluyum. o kadar çok zamanım ve alanım oldu ki, önce nasıl düşüneceğimi düşünmeyle işe başlamam gerektiğini öğrenebildim. müteşekkirim.
gün geliyor çatıyor, havaalanına gidiyor, karşılıyoruz aileyi. ön koltuğa oturması için arka kapıya yöneliyorum, saçmalama bakışı atıyor, kocasıyla gülüşüyor arka koltuğa otururken. trafikli bir yolculuktan sonra eve varıyoruz. o zamanlar bildiğim en havalı yemek perde pilavı. yanına pişirdiğim bonfile, bir yeşil, bir yoğurtlu salata ve zeytinyağlı taze fasulyeyle güzel bir masa kuruyorum onlar soyunup dökünüp, yol yorgunluklarını üzerlerinden atmak için dinlenirlerken. gurur dolu gözlerle süzüyor masayı müstakbel kayınvalidem. hata arar gözlerle değil. çok seviniyorum. yemek yeniyor, çaylar içiliyor. iltifatın bini bir para. çok seviniyorum. çok mutluyum. güzel bir akşamüstü akşama bağlanırken ben fiziken kendimi kötü hissetmeye başlıyorum. yoruldun sen kızım hadi odaya geç, dinlen diyor kayınvalidem. odaya geçiyorum. ben stres olduğumda ya da üzüldüğümde hasta olurum. fiks. hiç şaşmaz. yapma bunu, yapma bunu diye diye kendime, telkinin işe yaracağını sanarken uyuyakalıyorum. gözümü açtığımda herkes başımda. ateşim çıkmış. yaz günü. üzerimdeki elbiseyi kim ne zaman çıkardı, bana o atleti şortu kim giydirdi, rezillik diye düşündüğümü hatırlıyorum. hastaneye götürelim konuşmaları yapıyorlar sirkeli bez kompresi yaparken kayınvalidem. ateşim 40'a yakın. gözümü açamıyorum. gidiyoruz hastaneye. serum bağlıyorlar. ateşim düşüyor, gözüm açılıyor. annemi aramaları gerektiğini söylüyor kayınvalidem. gerek yok telaşlanmasın diyorum gecenin bir vakti. serum bitiyor, çıkıyoruz hastaneden eve geliyoruz. ateşim 38 civarı. bir iniyor, bir çıkıyor. tüm kemiklerim kırılmış sanki. ilaçlarımı alıyorum, yatıyorum. kayınvalidem sabaha kadar başımda bekliyor. tabiri caizse değil tam olarak sabaha kadar sevgilimle annesi yatağımın başucunda beni bekliyorlar. arada uyuyorum, uyanıyorum ama gecenin büyük kısmında sohbet ediyoruz. elma sirkesi kokusu eşliğinde. ah canım meryem annem. çok özledim seninle sohbet etmeyi.
evlenmeye karar verdikten sonra biz, bir gün sohbet ediyoruz kahvaltı sonrası kayınvalidemle. iyi düşündün mü kızım diyor. benim oğlum zor. hep öyleydi. sen de biliyorsun. seni de çok zorladı. evlenince hiçbir şey değişmeyecek biliyorsun değil mi? iyi düşündün mü? düşündüm anne diyorum. biliyorum, muhtemelen ayrılacağız. muhtemelen artık bir noktada devam edemeyeceğim. düşündüm ve göze aldım. senin için rahat değilse söyle ama bana. sence evlenmemeli miyiz? benim oğlum bir gün biriyle evlenecekse allah biliyor ya o kişi hem sen ol hem sen olma istiyorum kızım diyor bana. hele baba olacaksa... yanlış anlama beni, üzülme de bu sözlerime, ama bunlar gerçekler. benim oğlum seni üzecek. ben sana kıyamıyorum. senin çok mutlu olmanı istiyorum.
üzdü anne. ama çok mutlu da oldum. pişman değilim. asla. sen merak etme.
huzur içinde uyu. iyi ki tanımışım seni. iyi ki sen, senin gibi biriymişsin.
devamını gör...
sokrates
yunan felsefesinin kurucularındandır.özel yaşamı hakkında pek bilgi bulunmamaktadır.platon'un sokrates'in savunması adlı eserine göre tanrılara inanmadığı gerekçesiyle ölüme mahkûm edilmiştir.sokrates yazılı kaynak bırakmamıştır.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
sözlükteki en iyi stalker.
devamını gör...
çok gezen mi bilir çok okuyan mı sorunsalı
ikiside demek yasak olsun. ben çok okuyanın bileceği düşüncesindeyim (tabi kötü çocuk falan okumasın) sebebi ise gezeceğimiz her yerin bize bilgi vereceğini bir şeyler öğreteceğini düşünmüyorum. ama okumak öyle mi derya deniz aç oku öğren hayal et düşün bilgilen okuduğun bilgi sana kelime haznesi olarak geri dönsün hayal gücünü geliştirsin güzel konuşmanda yardımcı olsun bilgili bir birey ol saymakla bitmez siz neler düşünüyorsunuz.
devamını gör...
kişide kaçma isteği uyandıran muhabbetler
kadınlar şöyle....
erkekler böyle...
kadın dediğin....
erkek dediğin...
ya allasen bi bilim konuşun bi kitap konuşun bi hayat insan sevgi bitki hayvan iyi, faydalı birşey konuşun .
erkekler böyle...
kadın dediğin....
erkek dediğin...
ya allasen bi bilim konuşun bi kitap konuşun bi hayat insan sevgi bitki hayvan iyi, faydalı birşey konuşun .
devamını gör...
dev hücreli arterit
temporal arterit olarak da bilinir.
en sık görülen primer vaskülittir.
genellikle 50 yaş üzerinde ve kadınlarda görülür.
sıklıkla karotis arter ve dallarını tutar.(en sık temporal arter)
baş ağrısı,çene kladikasyosu, ateş ve sedimentasyonda artış gözlenir.
en korkulan komplikasyonu oftalmik arter tutulumudur.(irreversibl görme kaybıyla sonuçlanabilir.)
tanıda klinik bulgular ve temporal arter biyopsisi kombine edilir ancak biyopsi sonucu beklenmeden steroid verilmeye başlanmalıdır.
temel tedavi steroid olmakla beraber tocilizumab(anti il-6 reseptör antikoru) daha etkilidir ancak mali külfeti fazladır.
görmeyi tehdit eden tutulum varlığında pulse (aralıklı) steroid verilmelidir
en sık görülen primer vaskülittir.
genellikle 50 yaş üzerinde ve kadınlarda görülür.
sıklıkla karotis arter ve dallarını tutar.(en sık temporal arter)
baş ağrısı,çene kladikasyosu, ateş ve sedimentasyonda artış gözlenir.
en korkulan komplikasyonu oftalmik arter tutulumudur.(irreversibl görme kaybıyla sonuçlanabilir.)
tanıda klinik bulgular ve temporal arter biyopsisi kombine edilir ancak biyopsi sonucu beklenmeden steroid verilmeye başlanmalıdır.
temel tedavi steroid olmakla beraber tocilizumab(anti il-6 reseptör antikoru) daha etkilidir ancak mali külfeti fazladır.
görmeyi tehdit eden tutulum varlığında pulse (aralıklı) steroid verilmelidir
devamını gör...
