sözlüğe o kadar bağımlı olmak ki artık sözlük olmak
kafa sözlük bağımlılığının geldiği son nokta. arkaaaşlar sözlüğe artık bağımlı değilim; ben sözlüğüm çünkü. şu dakikalarda yenile butonuyum mesela. çok dokanıyorsunuz canım yanıyor. ama en çok da pıt bir anda fırlıyorum ya aşağıda turuncu turuncu o çok hoşunuza gidiyor biliyorum.
devamını gör...
üniversitedeki kadınların yüzde 70’i başörtülü değilse orada özgürlük yoktur
asıl amaçları gündemi değiştirmek . ve bunu da başarıyorlar. ayrıca bu ülke de açık kadın kapalı kadın ayrımının yapılmasından bıktım .sadece kadın olduğumuz için değer görmek istiyoruz biz .
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük...
ama öyle, sabahın köründe uyku tutmamış, kalkmış dip köşe evi bir güzel temizlemiş, temizliğin kanıtı olarak ise yıkanmış, ıslak, sarı bezi uzunlamasına katlayarak mutfak tezgahında evyenin önüne koymuşsunuz da; beraber yaşadığınız o mel'un, o şeytan, o boynuzu kırılası iblis kişi, yarısı açık çapaklı gözleri ve uykulu bir sesle ''günaydın'' diyerek mutfak kapısından girip, siz ona anlamaz gözlerle bakarken, dolaptan çıkardığı soğuk su şişesi ile beraber içtiği su bardağını tezgahın üstünde bırakmış gibi bir günaydın değil elbet...
soğuk sudan demlenmiş, kallavi bir çayın demliğine atılmış karanfil kokusunun burun deliklerinize hücum ettiği bir sabah, magnum kıtırtısının yanında halt edeceği, fırından yeni çıkmış, üstü nar gibi kızarmış, çıtır çıtır peynirli anne böreği ile karşılanmışsınız gibi bir günaydın...
müthişli bir günaydın...

(görsel temsili olarak google görsellerden araklanmıştır, ben böyle katlamam)
ama öyle, sabahın köründe uyku tutmamış, kalkmış dip köşe evi bir güzel temizlemiş, temizliğin kanıtı olarak ise yıkanmış, ıslak, sarı bezi uzunlamasına katlayarak mutfak tezgahında evyenin önüne koymuşsunuz da; beraber yaşadığınız o mel'un, o şeytan, o boynuzu kırılası iblis kişi, yarısı açık çapaklı gözleri ve uykulu bir sesle ''günaydın'' diyerek mutfak kapısından girip, siz ona anlamaz gözlerle bakarken, dolaptan çıkardığı soğuk su şişesi ile beraber içtiği su bardağını tezgahın üstünde bırakmış gibi bir günaydın değil elbet...
soğuk sudan demlenmiş, kallavi bir çayın demliğine atılmış karanfil kokusunun burun deliklerinize hücum ettiği bir sabah, magnum kıtırtısının yanında halt edeceği, fırından yeni çıkmış, üstü nar gibi kızarmış, çıtır çıtır peynirli anne böreği ile karşılanmışsınız gibi bir günaydın...
müthişli bir günaydın...

(görsel temsili olarak google görsellerden araklanmıştır, ben böyle katlamam)
devamını gör...
sözlük radyosu
madem sözlük radyosu yazarlarada bir selam çakılabilir diye düşündüm.programı yapan kişi tanımlardan beğendiklerini okur ya da program için hergün konu belirler bir başlık açar ve bizde oraya yazarız hem radyo için hemde sözlük için daha çok etkileşim olur .
devamını gör...
hdp siyasi teröristtir
tayyip'i savunmayacağım diye çığrından çıkan şeyler yazıyorsunuz. tayyip'i yine savunmayın, ben de savunmuyorum. hdp, pkk'nın siyasi ayağıdır, bu bir realite. selahattin'in artin agopyan'a yağdırdığı övgüleri (apo) kendiniz dinleyebilirsiniz, birçok yolu var. kulaklarınıza pamuk tıkamak gerçeği ortadan silmez.
yarın birgün tayyip g*t vermek büyük suçtur dese, ortam donsuzdan geçilmeyecek gibi görünüyor.
yarın birgün tayyip g*t vermek büyük suçtur dese, ortam donsuzdan geçilmeyecek gibi görünüyor.
devamını gör...
israil'in mescid-i aksa'ya saldırması
israil faşisttir.
devamını gör...
bir yazarın tüm entrylerini okumak
birkaç yazar için muhakkak yapılması gerekendir, okuduğunuzda başka bir evrene doğru açılıyorsunuz.
devamını gör...
yazar mahlasları üzerinden başlık açmak
ben de sözlükteki tek rahatsız kendim sanıyordum meğer melting de rahatsız çıktı.
t: sözlük içi konuların rağbet gördüğünün ispatıdır.
t: sözlük içi konuların rağbet gördüğünün ispatıdır.
devamını gör...
kadınlarda iş bulma derdi olmaması
kadın evde otursun, çocuk büyütsün diyen zihniyetle erkeksin çalışmak zorundasın, evi geçindirmek senin görevin diyen zihniyet aynı halbuki.
sizinki algıda seçicilik.
sizinki algıda seçicilik.
devamını gör...
kur’an okuma saati radyo yayını
oldu, tavuklu pilav ayran servisi de yapalım yayın esnasında. arkadaşım herkesin inancına zevkine göre program yapılsa günler yetmez. amaç ortak zevk ve payda da buluşabilmek. git kuranı da youtube dan dinle bir zahmet.
devamını gör...
şöyle koyayım böyle koyayım
yoldaşın ne kadar pis bir zihni olduğunu gösteren söylemdir.
not: radyo dinlemeyenler yazamaz bu başlığa.
yakışmadı yoldaş. nasıl bir hayal gücün var öyle nasıl bir deneyimin var öyle.
ayrıca ne diyor can yücel. küfür garibanın ağzında çiçektir ulen.
not: radyo dinlemeyenler yazamaz bu başlığa.
yakışmadı yoldaş. nasıl bir hayal gücün var öyle nasıl bir deneyimin var öyle.
ayrıca ne diyor can yücel. küfür garibanın ağzında çiçektir ulen.
devamını gör...
müfettiş gadget
sakar, dalgın, dikkatsiz, çevresinden bihaber olan bir müfettişin maceralarının anlatıldığı saban entertainment yapımı çizgi dizi.
gadget bir insan olmasına karşın vücudunun çeşitli yerlerinden çıkan yararlı cihazlar suçluları yakalamasını kolaylaştırmaktadır.
görevlerde her zaman şef kuinbi'den aldığı kağıdı okur ve şef kuinbi'ye atar ve kâğıt kendini imha eder.
suçu hep dr. pençe işler ve onun bir kedisi vardır.
dr. pençe'nin yüzü bir kez olsun görülmemiştir. pençe'nin çılgın (mad) adında ajanları vardır ve ne zaman müfettiş gadget'a saldıracak olsalar yeğeni peny onu kurtarır.
gadget çizgi filmin sonunda ise çocukları bilinçlendirecek örnek kurallarla ilgili konular söyler.
devamını gör...
benden selam söyle anadolu'ya
ilk basım tarihi 1962 yılı olan dido sotiriyu kitabı.
bu kitabı okuduğumda ortaokul yıllarındaydım. kitabı okuyanlar kitabın beni nasıl bir psikolojiye soktuğunu tahmin edebilir sanırım. çünkü kitabı okuduktan sonra ağlayarak, anneme ‘bizim türkler rumlara böyle mi davranmış’ dediğimi hatırlıyorum. çünkü kitapta öyle sahneler vardı ki uzun zaman etkisinde kalmıştım. annem ise kitabın taraflı olduğunu söylemişti o zaman. ama daha yaşım küçük tabi, ‘gerçek olaylardan esinlenildiği’ söylenen bir kitap niye yalan söylesin ki? haliyle uzun bir zaman, yaşadığım ülkenin yaptığı soykırım için utanmıştım.
şimdi büyüdüm tabi. kitabın yazarı ‘tamamen tarafsız’ olduğundan bahsetmiş. şimdi her zaman bir taraf vardır ve her bir taraf ‘tarafsız’ olduğunu iddia eder. birbirlerine düşürülen iki halk var: rumlar ve türkler. birbirlerine düşürenler ise emperyalist ülkeler. buraya kadar sorun yok. ama burada üzülen ve eziyet görenler runlar miydi sizce? kardeşçe yaşayan iki halk birbirine düşürülmüştü ve iki taraf da bir çok kayıp verdi.
olayları yine de iki taraflı okumak lazım ve dinlemek lazım diye düşünüyorum. ama çocuğunuza okutmayın tavsiyesini düşeyim.
edit-düzeltme: yıllar önce okunan kitap. ermeni-rum karıştırıldı ve rum olarak düzeltme yapıldı.
bu kitabı okuduğumda ortaokul yıllarındaydım. kitabı okuyanlar kitabın beni nasıl bir psikolojiye soktuğunu tahmin edebilir sanırım. çünkü kitabı okuduktan sonra ağlayarak, anneme ‘bizim türkler rumlara böyle mi davranmış’ dediğimi hatırlıyorum. çünkü kitapta öyle sahneler vardı ki uzun zaman etkisinde kalmıştım. annem ise kitabın taraflı olduğunu söylemişti o zaman. ama daha yaşım küçük tabi, ‘gerçek olaylardan esinlenildiği’ söylenen bir kitap niye yalan söylesin ki? haliyle uzun bir zaman, yaşadığım ülkenin yaptığı soykırım için utanmıştım.
şimdi büyüdüm tabi. kitabın yazarı ‘tamamen tarafsız’ olduğundan bahsetmiş. şimdi her zaman bir taraf vardır ve her bir taraf ‘tarafsız’ olduğunu iddia eder. birbirlerine düşürülen iki halk var: rumlar ve türkler. birbirlerine düşürenler ise emperyalist ülkeler. buraya kadar sorun yok. ama burada üzülen ve eziyet görenler runlar miydi sizce? kardeşçe yaşayan iki halk birbirine düşürülmüştü ve iki taraf da bir çok kayıp verdi.
olayları yine de iki taraflı okumak lazım ve dinlemek lazım diye düşünüyorum. ama çocuğunuza okutmayın tavsiyesini düşeyim.
edit-düzeltme: yıllar önce okunan kitap. ermeni-rum karıştırıldı ve rum olarak düzeltme yapıldı.
devamını gör...
diderot etkisi
satın aldığımız her yeni şeyin bizi başka yeni şeyler almaya teşvik ettiğini anlatmak için kullanılan bir kavramdır. her alışverişin birbirini tetiklemesi yani basit bir örnekle; yeni aldığımız elbiseye uygun ayakkabı, çanta, takı hatta mont almamız diderot etkisidir.
devamını gör...
heinrich böll
ikinci dünya savaşı'na sıradan bir piyade eri olarak katılan, savaş sonrasında yerle yeksan olmuş almanya'dan insan manzaralarını eserlerinde işleyen büyük yazar. trenin tam saatiydi, yolcu sparta'ya varırsan eğer, ademoğlu neredeydin? gibi eserlerinde askerlerin hem cephedeki hem de cephe gerisindeki psikolojisini merkeze almıştır. bu sayede hollywood ve sovyet sinemasının yansıttığı gibi alman ordusu'nun yediden yetmişe ölüm makinelerinden müteşekkil olmadığını rahatça gözlemleyebiliriz. bilhassa trenin tam saatiydi adlı novellası "ölüm korkusu" üzerine yazılmış en etkileyici yapıtlardan biridir. istemediği bir savaşa zorla sürüklenen genç bir asker, -milyonlarca kişinin öldüğü ve öleceği- rus cephesi'ne giderken neler hisseder, neler düşünür mükemmel bir şekilde yansıtılmıştır. elbette bu anlatımdaki başarı, heinrich böll'ün edindiği şahsi tecrübelerden kaynaklanır.
ilk yılların ekmeği, babasız evler, ve o hiçbir şey demedi gibi eserleri ise ağırlıklı olarak savaş sonrası almanya'da ayakta kalmaya çalışan insanları konu alır. kitaplardaki karakterlerin yol ayrımları, içsel çelişkileri ve yaşam şartları gri bir hüzne bulanmıştır. maddi ve manevi olarak mahvolmuş bir ülkeden arta kalanlar arasında toparlanmaya çalışan küçük insanların tutunma çabaları bütün çıplaklığı ile resmedilir.
bilinç akışı tekniğini hemen her eserinde kullanan heinrich böll'ün anlatım tarzı herkese uymayabilir. ikinci dünya savaşı, nazi almanyası ve yıkım/yıkıntı edebiyatı'na duyduğum büyük ilgi sayesinde ağzı kuyruğunu ısıran ve ne anlattığı bazen müphem kalan kitapları sabredip okuyabildim. sadece bu türün meraklısına tavsiye ediyorum.
ilk yılların ekmeği, babasız evler, ve o hiçbir şey demedi gibi eserleri ise ağırlıklı olarak savaş sonrası almanya'da ayakta kalmaya çalışan insanları konu alır. kitaplardaki karakterlerin yol ayrımları, içsel çelişkileri ve yaşam şartları gri bir hüzne bulanmıştır. maddi ve manevi olarak mahvolmuş bir ülkeden arta kalanlar arasında toparlanmaya çalışan küçük insanların tutunma çabaları bütün çıplaklığı ile resmedilir.
bilinç akışı tekniğini hemen her eserinde kullanan heinrich böll'ün anlatım tarzı herkese uymayabilir. ikinci dünya savaşı, nazi almanyası ve yıkım/yıkıntı edebiyatı'na duyduğum büyük ilgi sayesinde ağzı kuyruğunu ısıran ve ne anlattığı bazen müphem kalan kitapları sabredip okuyabildim. sadece bu türün meraklısına tavsiye ediyorum.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
iliklerime kadar sevmek istediğim birine karşı kılımı kıpırdatmayacak kadar hissizim.
hayatımdaki sıfatın, adın, cinsiyetin, yaşın her şeyin önemsiz benim için ve bunun için kırgınım. sana değil ha kendime kırgınım. sevmiyorum bile diyememek çok korkunç bir şey. hayatımın hiçbir evresinde buna maruz kalmak istemem, sevilememeye.
peş peşe güzel denilebilecek şeyler yapıyorsun mesela, çok heyecanlanıyorum içimde senin hakkında bir çakmak çakmaya başlayacağım, aydınlatıp ısıtacağım diye ama sonra yine bir şey yapıyorsun, kötü bir şey. yapıyorsun, yapıyorsun... kalbimde sana ayrılan yer karanlık ve buzlu kalmaya devam ediyor. ve ben bundan çok mutluyum. ettiğim yeminleri haksız çıkarmayacağını bilmek çok iyi hissettiriyor, kendimi şımartıyorum.
her neyse sana bu kadar mesai harcamam bile bir kayıp o yüzden kısa kesiyorum. bugünkü ben olmamda payın çok büyük ve sana bu yüzden çok teşekkür ederim ama seni asla affetmeyeceğim.
hayatımdaki sıfatın, adın, cinsiyetin, yaşın her şeyin önemsiz benim için ve bunun için kırgınım. sana değil ha kendime kırgınım. sevmiyorum bile diyememek çok korkunç bir şey. hayatımın hiçbir evresinde buna maruz kalmak istemem, sevilememeye.
peş peşe güzel denilebilecek şeyler yapıyorsun mesela, çok heyecanlanıyorum içimde senin hakkında bir çakmak çakmaya başlayacağım, aydınlatıp ısıtacağım diye ama sonra yine bir şey yapıyorsun, kötü bir şey. yapıyorsun, yapıyorsun... kalbimde sana ayrılan yer karanlık ve buzlu kalmaya devam ediyor. ve ben bundan çok mutluyum. ettiğim yeminleri haksız çıkarmayacağını bilmek çok iyi hissettiriyor, kendimi şımartıyorum.
her neyse sana bu kadar mesai harcamam bile bir kayıp o yüzden kısa kesiyorum. bugünkü ben olmamda payın çok büyük ve sana bu yüzden çok teşekkür ederim ama seni asla affetmeyeceğim.
devamını gör...
itin ahmağı baklavadan pay umar
bir atasözüdür.
aptallığın neler yaptırabileceğini anlatır. sahip olamayacağını bile bile bir çıkar beklentisinin zavallılığıdır bu.
aptallığın neler yaptırabileceğini anlatır. sahip olamayacağını bile bile bir çıkar beklentisinin zavallılığıdır bu.
devamını gör...
miko
kafa sözlük çocuk korosu'nun beyni, tersi pis olan, dümdüz sayko, dışınızdaki irlandalı ile bonny & clyde türkiye ofisi, hafif sert olduğu takdirde bile süt ile yumuşatılması muhtemel*, tersi pis olan, billur* gibi sesiyle huzur veren insanın mahlası.
tersi pistir demiş miydim?
tersi pistir.
*
tersi pistir demiş miydim?
tersi pistir.
*
devamını gör...

