yaş ilerledikçe fark edilen şeyler
- gereksiz gürültü ve insanlara tahammülün kalmayışı.
devamını gör...
uçurtma avcısı
okurken duygu karmaşası yaşadım açıkçası. ana karakteri hem sevdim hem takdir ettim hem nefret ettim hem de sözdüm. bazı hiç beklemediğim gelişmeler oldu ama okurken not ettiğim alıntılarla bu kitaba hayran kaldım.
-çocuklar boyama kitabı değildir, onları sevdiğin renklere boyayamazsın.
-senin bu kadar mutlu olmana ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler.
-buradaki en bol şey, çocukluğunu yitirmiş çocuklar.
-yalan söylediğinde bir insanın gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın.
-afganistanda çocuk çok ama çocukluk yok.
-çocuklar boyama kitabı değildir, onları sevdiğin renklere boyayamazsın.
-senin bu kadar mutlu olmana ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler.
-buradaki en bol şey, çocukluğunu yitirmiş çocuklar.
-yalan söylediğinde bir insanın gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın.
-afganistanda çocuk çok ama çocukluk yok.
devamını gör...
5 dakikada duş alınır mı sorunsalı
o zaman saçınızı kesin efendim.
suyun önemini kavramanızı ve aklınızı başınıza devşirmenizi öneririm zira su, sizin etkileyeceğiniz berkecandan daha önemlidir.
suyun önemini kavramanızı ve aklınızı başınıza devşirmenizi öneririm zira su, sizin etkileyeceğiniz berkecandan daha önemlidir.
devamını gör...
kraldan çok kralcı
maalesef günümüzün en büyük problemlerinden biri. işte, sokakta, heryerdeler. genellikle cümleye "sen benim kim olduğumu.." şeklinde başlarlar. kendi bir baltaya sap olamasa da, eşinden, babasından, amcasından güç alırlar. kendi başlarına hiçtirler.
devamını gör...
el desorden que dejas
ispanya yapımı, carlos montero'nun aynı isimli kitabından uyarlanmış netflix mini gerilim dizisi. başrollerinde inma cuesta ve bárbara lennie oynuyor.
raquel adında bir öğretmen küçük bir kasabada 'geçici' olarak başka bir öğretmenin yerine çalışmaya başlıyor ve daha sonra kendisinden önceki öğretmenin intihar etmiş olduğunu öğreniyor. olayı biraz deştikçe intihar değil de cinayet olduğunu düşünmeye başlıyor. daha sonra ne olduğunu çözmek için bir şeyler yaptıkça, birileri kendisiyle oynuyor, tehdit ediyor. hatta raquel, bir süre sonra dayanamayıp ölen öğretmen viruca için "bir ölü bile benden daha çok varlığını gösteriyor" tarzı bir cümle sarf ediyor.
8 bölümlük bir dizi, biraz yavaş ilerliyor. ilk bölümlerini ben biraz sıkıcı bulsam da, gittikçe açılıyor. kim ne yapmış, işin aslı ne iyice merak etmeye başlıyorsunuz. o yüzden izleyecek çok uzun olmayan bir şey arayanlara öneririm.
bir de dizide ispanyolca'nın dışında galiçyaca da duyuluyor.
raquel adında bir öğretmen küçük bir kasabada 'geçici' olarak başka bir öğretmenin yerine çalışmaya başlıyor ve daha sonra kendisinden önceki öğretmenin intihar etmiş olduğunu öğreniyor. olayı biraz deştikçe intihar değil de cinayet olduğunu düşünmeye başlıyor. daha sonra ne olduğunu çözmek için bir şeyler yaptıkça, birileri kendisiyle oynuyor, tehdit ediyor. hatta raquel, bir süre sonra dayanamayıp ölen öğretmen viruca için "bir ölü bile benden daha çok varlığını gösteriyor" tarzı bir cümle sarf ediyor.
8 bölümlük bir dizi, biraz yavaş ilerliyor. ilk bölümlerini ben biraz sıkıcı bulsam da, gittikçe açılıyor. kim ne yapmış, işin aslı ne iyice merak etmeye başlıyorsunuz. o yüzden izleyecek çok uzun olmayan bir şey arayanlara öneririm.
bir de dizide ispanyolca'nın dışında galiçyaca da duyuluyor.
devamını gör...
mutsuzlukla başa çıkmanın yolları
''kendimi her zaman mutlu hissederim çünkü kimseden bir şey ummam. beklentiler her zaman yaralar. hayat kısa. öyleyse hayatınızı sevin, mutlu olun ve gülümsemeye devam edin. sadece kendiniz için yaşayın.'' (shakespeare)
devamını gör...
musicbuddy
devamını gör...
i am legend
ben, efsane, hepimiz vampiriz ve ben efsaneyim isimleriyle tekrar tekrar çevrilip yayınlanmış. richard matheson'ın okuduğum ikinci romanıydı, ilk okuduğum cehennem evi gibi oldukça sakin ama insanı diken üstünde tutarak uzun süre düşündürecek biçimde ilerledi. kitap o sakinliğine insanı o kadar alıştırıyor ki, herhangi bir aksiyonlu kısımda "bir an önce ortalık durulsa da rahat etsek..." diye iç geçiriyor okuyan.
spoiler vermeden artılarından bahsetmek gerekir ise, kitabı okurken, kahramanımız robert neville, gündüzleri geceye hazırlık olması adına bir şeyler yaparak geçirirken insanı tuhaf biçimde huzur kaplıyor, gece hiç olmayacak, hiç gerilmeyeceksiniz gibi hissediyorsunuz ama zaman ilerledikçe insanı tekinsiz bir his işgal ediyor, gece çökünce de tuhaf bir paranoyaya kapılmaya başlıyorsunuz. sevgili karakterimiz, dışarıda onu bekleyen vampirleri, minik gözetleme deliğinden seyrederken sizin de kalp ritminiz hızlanıyor. kitap adeta yaşatıyor kendisini, artı kısımlarından bir diğer kısım da sadece insanlar değil, bir zamandan sonra vampirlerin gözünden insanların da ne kadar acımasız ve kendi türünü devam ettirmek isteyen saldırganlar olduğunu görebiliyor, empati yapabiliyorsunuz, bu kadar mı? hayır. sevgili kahramanımız robert neville abimizin yalnızlığını o kadar üstünüzde hissediyorsunuz ki, bir zamandan sonra sevgili karakterimizin de hissettiği üzere, pes etmek, savaşıp direnmekten çok daha anlamlı geliyor, direnmek o kadar boş bir şeye bürünüyor ki...
filmin eksi demeyeyim de, biraz eksik bulduğum kısmı kesinlikle aksiyon denilecek herhangi bir olayın çok az olması ve elle tutulur olmaması oldu. ben istedim ki filmindeki gibi aşırı aksiyon sahneleri olsun, eve yetişmeye ekstra çabalasın, olağanüstü biçimde savunma yapacağı geceler olsun ama yok, çok fazla depresif, çok fazla melankolik, çok fazla yalnız ve aksiyondan uzak geçti ama su gibi aktı yalan olmasın.
spoiler vermeden artılarından bahsetmek gerekir ise, kitabı okurken, kahramanımız robert neville, gündüzleri geceye hazırlık olması adına bir şeyler yaparak geçirirken insanı tuhaf biçimde huzur kaplıyor, gece hiç olmayacak, hiç gerilmeyeceksiniz gibi hissediyorsunuz ama zaman ilerledikçe insanı tekinsiz bir his işgal ediyor, gece çökünce de tuhaf bir paranoyaya kapılmaya başlıyorsunuz. sevgili karakterimiz, dışarıda onu bekleyen vampirleri, minik gözetleme deliğinden seyrederken sizin de kalp ritminiz hızlanıyor. kitap adeta yaşatıyor kendisini, artı kısımlarından bir diğer kısım da sadece insanlar değil, bir zamandan sonra vampirlerin gözünden insanların da ne kadar acımasız ve kendi türünü devam ettirmek isteyen saldırganlar olduğunu görebiliyor, empati yapabiliyorsunuz, bu kadar mı? hayır. sevgili kahramanımız robert neville abimizin yalnızlığını o kadar üstünüzde hissediyorsunuz ki, bir zamandan sonra sevgili karakterimizin de hissettiği üzere, pes etmek, savaşıp direnmekten çok daha anlamlı geliyor, direnmek o kadar boş bir şeye bürünüyor ki...
filmin eksi demeyeyim de, biraz eksik bulduğum kısmı kesinlikle aksiyon denilecek herhangi bir olayın çok az olması ve elle tutulur olmaması oldu. ben istedim ki filmindeki gibi aşırı aksiyon sahneleri olsun, eve yetişmeye ekstra çabalasın, olağanüstü biçimde savunma yapacağı geceler olsun ama yok, çok fazla depresif, çok fazla melankolik, çok fazla yalnız ve aksiyondan uzak geçti ama su gibi aktı yalan olmasın.
devamını gör...
yaygaracı yazar
yaygara:önemsiz şeyleri bahane ederek bağırıp çağırmak demektir.
insanın olduğu yer yerde mutlaka bulunur bu çığırtkanlardan.istemesen de sırf sussun diye istediği şeyi verirken bulursun kendini.
rahatsız ukdesi.*
insanın olduğu yer yerde mutlaka bulunur bu çığırtkanlardan.istemesen de sırf sussun diye istediği şeyi verirken bulursun kendini.
rahatsız ukdesi.*
devamını gör...
yengeç burcu
duygusal filan değiller, benciller..
erkeklerinin hepsi kız gibi, insanı göbeğinden çatlatır,
adaletsizler, net..
herkesin heryerde onlara ayrıcalık yapmasını isterler, herkesde mecbur sanırlar, öyle davranırlar, anlatamazsınızda, heryerde karın ağrısı, her yerde pürüz dür bunlar, herşey onların hakkı,
zaten non-stop size küsmüş olduklarından iletişim de kuramazsınız
ruhları zorbadır, şiddete en meyilli burç
aynı zamanda şiddete en çok kafa yoran burçtur, çünkü sadece fiziksel değil, psikolojik şiddetle en çok uğraşanlarda bunlardır,
cezaevlerindeki suçluların %90 ı
ruh hastalarının %90 ı tam hatırlamıyorum 99 da olabilir, bu hasta ruhlar hep yengeç burcudur, tesadüf değildir
tecrübeylede sabittir, verdikleri sözü tutmazlar, cimridirler, çünkü hep almak isterler, herkes hep beni düşünsün isterler..
öyle anaç filanda değildirler..
erkekleri feminen olur, karakterleri kadın gibidir..
kadını ayrı mız mız.. bir tane müdürüm vardı, 50 li yaşlarda dul, fal baktırmaya gidip gidip, falımda sen çıktın sen beni kıskanıyormuşsun derdi, benim kıyafetlerimin aynısından alıp giyerdi, bir dönem bir sevgilim olmuştu ama böyle, çiçekler filan işyerime gelirdi almaya, yakışıklıydı da, gitti reddettiği adamla görüşmeye başladı, çıkmaya başladı, getirdi benimle tanıştırırdı özellikle, bana çok aşık diye bana anlatırdı..
ömür törpüsü insanlar..
erkeklerinin hepsi kız gibi, insanı göbeğinden çatlatır,
adaletsizler, net..
herkesin heryerde onlara ayrıcalık yapmasını isterler, herkesde mecbur sanırlar, öyle davranırlar, anlatamazsınızda, heryerde karın ağrısı, her yerde pürüz dür bunlar, herşey onların hakkı,
zaten non-stop size küsmüş olduklarından iletişim de kuramazsınız
ruhları zorbadır, şiddete en meyilli burç
aynı zamanda şiddete en çok kafa yoran burçtur, çünkü sadece fiziksel değil, psikolojik şiddetle en çok uğraşanlarda bunlardır,
cezaevlerindeki suçluların %90 ı
ruh hastalarının %90 ı tam hatırlamıyorum 99 da olabilir, bu hasta ruhlar hep yengeç burcudur, tesadüf değildir
tecrübeylede sabittir, verdikleri sözü tutmazlar, cimridirler, çünkü hep almak isterler, herkes hep beni düşünsün isterler..
öyle anaç filanda değildirler..
erkekleri feminen olur, karakterleri kadın gibidir..
kadını ayrı mız mız.. bir tane müdürüm vardı, 50 li yaşlarda dul, fal baktırmaya gidip gidip, falımda sen çıktın sen beni kıskanıyormuşsun derdi, benim kıyafetlerimin aynısından alıp giyerdi, bir dönem bir sevgilim olmuştu ama böyle, çiçekler filan işyerime gelirdi almaya, yakışıklıydı da, gitti reddettiği adamla görüşmeye başladı, çıkmaya başladı, getirdi benimle tanıştırırdı özellikle, bana çok aşık diye bana anlatırdı..
ömür törpüsü insanlar..
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
ağları attım,
anılar doldu.
ağlar hasretimin kıyıları..
bir elimde defne,
bir elimde sevdan..
kalbim ege de kaldı
anılar doldu.
ağlar hasretimin kıyıları..
bir elimde defne,
bir elimde sevdan..
kalbim ege de kaldı
devamını gör...
ayet el-kürsi
maneviyatına çok inanırım, her okuduğumda farklı bir huzur veriyor gerçekten.
devamını gör...
karl marx
maalesef "din halkın afyonudur" sözünün oldukça yanlış anlaşıldığını düşünmekteyim. bu cümleden önceki "dinsel üzüntü hem gerçek üzüntünün hem de bu üzüntüye karşı çıkıştır. din ezilen insanın iç çekişi, kalpsiz bir dünyanın ruhudur." ifadeleri göz önüne alındığında marx ile ilgili birçok düşünce değişmektedir bence.
kaynak isteyen olursa tık.
ilgili referansı maalesef sadece wikipedi'den bulabildim.
kaynak isteyen olursa tık.
ilgili referansı maalesef sadece wikipedi'den bulabildim.
devamını gör...
halk neden ayaklanmıyor sorunsalı
devamını gör...
kendimizi ve hayatı sorgulamak için 20 felsefik soru
şüphesiz insan doğuştan yok oluşa kadar ki zaman diliminde, hayatı boyunca hep bir merak içerisindedir. hayatı anlamlama, tanıma ve ve topluma kazanılmış bir benliği yetiştirme temelinde sorgulamak yatar
bu olgu diğer canlılardan ayıran yegane temeldir "sorgulamak".
1. 21. yüzyılda çocukken - daha önce daha mı iyiydi?
"eskiden her şey daha güzeldi." belki bu cümleyi anne babanızdan veya büyükanne ve büyükbabanızdan duymuşsunuzdur. ebeveynlerimiz internet ve akıllı telefonlar olmadan büyüdü. bizim için neredeyse imkansız, değil mi? z kuşağı iseniz, muhtemelen internet, tv ve cep telefonları gibi şeylerle büyüdünüz. bazı araştırmacılar elektronik medyayla (örneğin akıllı telefonlar, tabletler, oyun konsolları) erken temasın çocuğun gelişimi için zararlı olduğuna inanmaktadır. sosyal içerme, akran ilişkileri ve çocukların özgüvenleri etkilenebilir. bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
2. genler veya çevre - kişiliğimiz nereden geldi?
zeka ve kişilik doğuştan mı yoksa ergenlik döneminde çevreden mi etkilenirler? bilim adamları bunun her ikisinin bir kombinasyonu olduğu konusunda hemfikir. ama sizce hangi faktörün kişiliğimizin gelişimi üzerinde daha önemli bir etkisi var?
3. ölüm bizi ayırana kadar - sonsuz aşk var mı?
bugünlerde daha az düğün ve daha fazla boşanma var. hayatının geri kalanında biriyle mutlu olmak hüsnükuruntu mu yoksa gerçek mi?
4. sosyal medya bizi hasta ediyor mu?
facebook, ınstagram, tiktok, twitter. sosyal medyanın olumlu yanlarını hepimiz biliyoruz. eğlenceli çünkü dünyanın her yerinden insanlarla bağlantınız var ve hatta kariyer yapma şansınız bile var. ama dezavantajları nelerdir? sosyal medya bir yük olabilir mi?
5. ötenazi ahlaki olarak kabul edilebilir mi?
avrupa'da ötenaziye izin verilen sadece dört ülke var: belçika, lüksemburg, isviçre ve hollanda. avrupa'nın geri kalanında “talep üzerine öldürmek” ceza gerektiren bir suçtur. görüşler ötenazinin ahlaki gerekçesi konusunda bölündü.
6. insanlığın en büyük sorunu nedir?
bu soruya iki farklı şekilde cevap verebilirsiniz. ya insanlık için sorun yaratan çevresel koşullara (örn. iklim değişikliği) ya da insanların kişilik özelliklerine (örn. nefret, kıskançlık) olarak odaklanırsınız.
7. bir simülasyonda mı yaşıyoruz?
dünyamız sadece daha karmaşık bir uygarlığın yarattığı bir bilgisayar simülasyonudur. yani biz yokuz. biz sadece kendimiz simülasyonuz. bu, modelleme hipotezinin basitleştirilmiş bir açıklamasıdır. bu çok daha karmaşıktır ve üç hipotezi vardır. ancak temel fikir aynı kalıyor: bir simülasyonda yaşıyoruz. sizce bu teori ne kadar olası?
8. tanrı'ya mı yoksa evrendeki en yüksek güce mi inanıyorsun?
tanrı her şeyin kaynağı mı yoksa sadece insan yapımı bir yapı mı?
9. bir veya iki çocuk için aşırı kalabalıklaşmayı önleme politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?
insanlara kaç çocuğa sahip olabileceklerini söylemek etik mi yoksa denetimli aile planlaması insan hakları ihlali midir? aşırı nüfusa karşı koymak için daha iyi stratejiler var mı?
10. özel silah sahipliği yasaklanmalı mı?
silah sahipliği temel bir hak mı yoksa toplum için bir tehdit mi? özellikle amerika birleşik devletleri'nde bu konuda hararetli bir tartışma var. ne de olsa amerikalılar, tahmini 393 milyon küçük silahla en ağır silahlı nüfustur (karp, 2018, küçük ordu araştırması: küresel sivil tutulan ateşli silahların tahminleri). başka hiçbir ülke ateşli silahlardan bu kadar çok ölüm görmedi.
11. yapay zeka (aı) insanlık için bir tehdit mi?
yapay zeka söz konusu olduğunda, görüşler farklıdır. bazıları bunu büyük bir tehlike olarak görüyor ve er ya da geç insanlığı yok edeceğinden korkuyor. stephen hawking, ölümünden kısa bir süre önce, aı araştırmalarının insanlık için fırsatlar açtığını belirtti. ancak, kötüye kullanım riski göz ardı edilemez. elon musk ayrıca aı araştırmalarının tehlikeleri konusunda da uyarıyor. ancak, yapay zekanın olumlu katkı yapabileceği çok fazla potansiyel uygulama var. hala aı geliştirmenin en başındayız. bakalım gelecek neler gösterecek. ne düşünüyorsun?
12. kadın ve erkek eşit midir?
feminizmin tarihine bakarsanız, şimdiden çok şey oldu. ama toplumsal cinsiyet eşitliğinden bahsedebileceğimiz noktaya geldik mi?
13. insanlar neden ırkçıdır?
herkes ırkçı değildir ama herkesin önyargıları vardır (kabul etmek istemesek de). çok sayıda araştırmanın gösterdiği gibi, çoğu zaman önyargılarımızın farkında bile değiliz. bunun farkında değilsek, ondan kurtulmamız zor. yapabileceğimiz şey, önyargılarımızı kabul etmek, onları kabul etmek ve onları kontrol etmektir. ancak bu, insanların neden ırkçı olduğu sorusuna cevap vermiyor. insanların yabancılardan bu kadar nefret etmesini sağlayan şey nedir? dünyada hiçbir çocuk önyargılı doğmaz. bu kalıp yargılar ve önyargılar hangi noktada ve nasıl karşımıza çıkıyor?
14. imkanınız olsa ölümsüz olmak ister miydiniz?
birçok insan ölümden korkar. sınırsız bir yaşam fikri birçokları için arzu edilir. dünyada ölümsüzlüğü mümkün kılmak için çeşitli yollar üzerinde çalışan araştırmacılar var. rus milyarder dmitry ıtskov, insanları 2045'e kadar ölümsüz yapabileceğine inanıyor. ancak onun düşüncesine göre insanlar artık kendi bedenlerinde var olmayacaklardır. projesi işe yararsa insan bilincini çevrimiçi bir avatara aktarmak istiyor. buna katılır mısınız? ölümsüz olsaydın ne yapardın? şu anki hayatınız nasıl değişirdi?
15. fedakarlık gerçek mi, efsane mi?
fedakarlık, başkalarının yararına sosyal yanlısı, özverili davranış olarak tanımlanır. karşılık beklemeden karşınızdaki kişi için iyi bir şey yaparsınız. buna bir örnek, evsizler barınağında gönüllü olmaktır. gönüllüler, dezavantajlı insanlara para almadan yardım ediyor. ama bu özverili davranış mı? gönüllü, işini tanınmak ya da kendini iyi hissetmek için yapmaz mı? o zaman bencillikten bahsedebilir miyiz?
16. hayvan hayatı insan hayatı kadar değerli mi?
toplumumuzda insan ve hayvan yaşamının eşit görülmediği çok açıktır (bkz. endüstriyel tarım, ganimet avcılığı vb.). sadece insanlarla hayvanlar arasında değil, hayvanlarla hayvanlar arasında da fark vardır. işte bir örnek: evcil hayvanınızı düşünün. muhtemelen evcil hayvanınızı seviyorsunuz ve onu eşit sayıyorsunuz. sonra tavuğu düşün. tavuğun hayatı, toplumumuzda çiftlik hayvanı olarak görüldüğü için mi daha kötü? ımmanuel kant, insan hayatının hayvan hayatından daha değerli olduğuna inanıyordu. argümanları: hayvanların ahlaki olarak akıl yürütme ve düşünme yeteneği yoktur. bu nedenle, ahlaki olarak insanlardan daha az değerlidirler. bu konudaki fikriniz nedir?
17. vatanseverlik iyi mi yoksa tehlikeli mi?
vatanseverliğin tanımlarından biri: "(coşkulu) vatan sevgisi." bazıları vatanseverlik konusunda olumluyken, diğerleri vatanseverlik konusunda daha eleştireldir. eleştirmenler genellikle vatanseverlik ve milliyetçilik arasındaki çizginin nerede olduğunu tartışırlar. milliyetçilik abartılı bir milli bilinçtir. milliyetçiler kendi milletlerini abartırlar ve diğer milletleri değersizleştirirler. aşırı derecede abartılı milliyetçiliğin tehlikeli sonuçları olabilir (nasyonal sosyalizmin gösterdiği gibi). vatanseverlik gerçekten milliyetçiliğin habercisi mi yoksa sadece anavatanınızdaki sağlıklı gurur mu?
18. evrensel temel gelir hakkında ne düşünüyorsunuz?
evrensel temel gelirin arkasındaki fikir, tüm vatandaşların karşılığında hiçbir şey yapmadan her ay hükümetten belirli bir miktar para almasıdır. devlet tüm insanlara geçim kaynağı sağlamalıdır. koşulsuz temel gelir lehine ve aleyhine argümanlar var. bazıları çalışma motivasyonunun azalacağından korkar. diğerleri bunun çalışma motivasyonunu artıracağını düşünüyor. varoluşsal korkular ortadan kalkacak. insanlar yaratıcılıklarını keşfedecek ve hayata geçirecekler. koşulsuz temel gelir hakkında ne düşünüyorsunuz?
19. insanlar neden kıskanç?
kıskançlık, başka birine pandering yapmama ve aynısına sahip olmayı isteme duygusudur. bir insanı bir insanı kıskandıran nedir? kendi hayatınızdan memnuniyetsizlik mi yoksa adalete açık bir ihtiyaç mı?
20. dünyada herkesin güzel olduğunu düşündüğü bir şey var mı?
bu olgu diğer canlılardan ayıran yegane temeldir "sorgulamak".
1. 21. yüzyılda çocukken - daha önce daha mı iyiydi?
"eskiden her şey daha güzeldi." belki bu cümleyi anne babanızdan veya büyükanne ve büyükbabanızdan duymuşsunuzdur. ebeveynlerimiz internet ve akıllı telefonlar olmadan büyüdü. bizim için neredeyse imkansız, değil mi? z kuşağı iseniz, muhtemelen internet, tv ve cep telefonları gibi şeylerle büyüdünüz. bazı araştırmacılar elektronik medyayla (örneğin akıllı telefonlar, tabletler, oyun konsolları) erken temasın çocuğun gelişimi için zararlı olduğuna inanmaktadır. sosyal içerme, akran ilişkileri ve çocukların özgüvenleri etkilenebilir. bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
2. genler veya çevre - kişiliğimiz nereden geldi?
zeka ve kişilik doğuştan mı yoksa ergenlik döneminde çevreden mi etkilenirler? bilim adamları bunun her ikisinin bir kombinasyonu olduğu konusunda hemfikir. ama sizce hangi faktörün kişiliğimizin gelişimi üzerinde daha önemli bir etkisi var?
3. ölüm bizi ayırana kadar - sonsuz aşk var mı?
bugünlerde daha az düğün ve daha fazla boşanma var. hayatının geri kalanında biriyle mutlu olmak hüsnükuruntu mu yoksa gerçek mi?
4. sosyal medya bizi hasta ediyor mu?
facebook, ınstagram, tiktok, twitter. sosyal medyanın olumlu yanlarını hepimiz biliyoruz. eğlenceli çünkü dünyanın her yerinden insanlarla bağlantınız var ve hatta kariyer yapma şansınız bile var. ama dezavantajları nelerdir? sosyal medya bir yük olabilir mi?
5. ötenazi ahlaki olarak kabul edilebilir mi?
avrupa'da ötenaziye izin verilen sadece dört ülke var: belçika, lüksemburg, isviçre ve hollanda. avrupa'nın geri kalanında “talep üzerine öldürmek” ceza gerektiren bir suçtur. görüşler ötenazinin ahlaki gerekçesi konusunda bölündü.
6. insanlığın en büyük sorunu nedir?
bu soruya iki farklı şekilde cevap verebilirsiniz. ya insanlık için sorun yaratan çevresel koşullara (örn. iklim değişikliği) ya da insanların kişilik özelliklerine (örn. nefret, kıskançlık) olarak odaklanırsınız.
7. bir simülasyonda mı yaşıyoruz?
dünyamız sadece daha karmaşık bir uygarlığın yarattığı bir bilgisayar simülasyonudur. yani biz yokuz. biz sadece kendimiz simülasyonuz. bu, modelleme hipotezinin basitleştirilmiş bir açıklamasıdır. bu çok daha karmaşıktır ve üç hipotezi vardır. ancak temel fikir aynı kalıyor: bir simülasyonda yaşıyoruz. sizce bu teori ne kadar olası?
8. tanrı'ya mı yoksa evrendeki en yüksek güce mi inanıyorsun?
tanrı her şeyin kaynağı mı yoksa sadece insan yapımı bir yapı mı?
9. bir veya iki çocuk için aşırı kalabalıklaşmayı önleme politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?
insanlara kaç çocuğa sahip olabileceklerini söylemek etik mi yoksa denetimli aile planlaması insan hakları ihlali midir? aşırı nüfusa karşı koymak için daha iyi stratejiler var mı?
10. özel silah sahipliği yasaklanmalı mı?
silah sahipliği temel bir hak mı yoksa toplum için bir tehdit mi? özellikle amerika birleşik devletleri'nde bu konuda hararetli bir tartışma var. ne de olsa amerikalılar, tahmini 393 milyon küçük silahla en ağır silahlı nüfustur (karp, 2018, küçük ordu araştırması: küresel sivil tutulan ateşli silahların tahminleri). başka hiçbir ülke ateşli silahlardan bu kadar çok ölüm görmedi.
11. yapay zeka (aı) insanlık için bir tehdit mi?
yapay zeka söz konusu olduğunda, görüşler farklıdır. bazıları bunu büyük bir tehlike olarak görüyor ve er ya da geç insanlığı yok edeceğinden korkuyor. stephen hawking, ölümünden kısa bir süre önce, aı araştırmalarının insanlık için fırsatlar açtığını belirtti. ancak, kötüye kullanım riski göz ardı edilemez. elon musk ayrıca aı araştırmalarının tehlikeleri konusunda da uyarıyor. ancak, yapay zekanın olumlu katkı yapabileceği çok fazla potansiyel uygulama var. hala aı geliştirmenin en başındayız. bakalım gelecek neler gösterecek. ne düşünüyorsun?
12. kadın ve erkek eşit midir?
feminizmin tarihine bakarsanız, şimdiden çok şey oldu. ama toplumsal cinsiyet eşitliğinden bahsedebileceğimiz noktaya geldik mi?
13. insanlar neden ırkçıdır?
herkes ırkçı değildir ama herkesin önyargıları vardır (kabul etmek istemesek de). çok sayıda araştırmanın gösterdiği gibi, çoğu zaman önyargılarımızın farkında bile değiliz. bunun farkında değilsek, ondan kurtulmamız zor. yapabileceğimiz şey, önyargılarımızı kabul etmek, onları kabul etmek ve onları kontrol etmektir. ancak bu, insanların neden ırkçı olduğu sorusuna cevap vermiyor. insanların yabancılardan bu kadar nefret etmesini sağlayan şey nedir? dünyada hiçbir çocuk önyargılı doğmaz. bu kalıp yargılar ve önyargılar hangi noktada ve nasıl karşımıza çıkıyor?
14. imkanınız olsa ölümsüz olmak ister miydiniz?
birçok insan ölümden korkar. sınırsız bir yaşam fikri birçokları için arzu edilir. dünyada ölümsüzlüğü mümkün kılmak için çeşitli yollar üzerinde çalışan araştırmacılar var. rus milyarder dmitry ıtskov, insanları 2045'e kadar ölümsüz yapabileceğine inanıyor. ancak onun düşüncesine göre insanlar artık kendi bedenlerinde var olmayacaklardır. projesi işe yararsa insan bilincini çevrimiçi bir avatara aktarmak istiyor. buna katılır mısınız? ölümsüz olsaydın ne yapardın? şu anki hayatınız nasıl değişirdi?
15. fedakarlık gerçek mi, efsane mi?
fedakarlık, başkalarının yararına sosyal yanlısı, özverili davranış olarak tanımlanır. karşılık beklemeden karşınızdaki kişi için iyi bir şey yaparsınız. buna bir örnek, evsizler barınağında gönüllü olmaktır. gönüllüler, dezavantajlı insanlara para almadan yardım ediyor. ama bu özverili davranış mı? gönüllü, işini tanınmak ya da kendini iyi hissetmek için yapmaz mı? o zaman bencillikten bahsedebilir miyiz?
16. hayvan hayatı insan hayatı kadar değerli mi?
toplumumuzda insan ve hayvan yaşamının eşit görülmediği çok açıktır (bkz. endüstriyel tarım, ganimet avcılığı vb.). sadece insanlarla hayvanlar arasında değil, hayvanlarla hayvanlar arasında da fark vardır. işte bir örnek: evcil hayvanınızı düşünün. muhtemelen evcil hayvanınızı seviyorsunuz ve onu eşit sayıyorsunuz. sonra tavuğu düşün. tavuğun hayatı, toplumumuzda çiftlik hayvanı olarak görüldüğü için mi daha kötü? ımmanuel kant, insan hayatının hayvan hayatından daha değerli olduğuna inanıyordu. argümanları: hayvanların ahlaki olarak akıl yürütme ve düşünme yeteneği yoktur. bu nedenle, ahlaki olarak insanlardan daha az değerlidirler. bu konudaki fikriniz nedir?
17. vatanseverlik iyi mi yoksa tehlikeli mi?
vatanseverliğin tanımlarından biri: "(coşkulu) vatan sevgisi." bazıları vatanseverlik konusunda olumluyken, diğerleri vatanseverlik konusunda daha eleştireldir. eleştirmenler genellikle vatanseverlik ve milliyetçilik arasındaki çizginin nerede olduğunu tartışırlar. milliyetçilik abartılı bir milli bilinçtir. milliyetçiler kendi milletlerini abartırlar ve diğer milletleri değersizleştirirler. aşırı derecede abartılı milliyetçiliğin tehlikeli sonuçları olabilir (nasyonal sosyalizmin gösterdiği gibi). vatanseverlik gerçekten milliyetçiliğin habercisi mi yoksa sadece anavatanınızdaki sağlıklı gurur mu?
18. evrensel temel gelir hakkında ne düşünüyorsunuz?
evrensel temel gelirin arkasındaki fikir, tüm vatandaşların karşılığında hiçbir şey yapmadan her ay hükümetten belirli bir miktar para almasıdır. devlet tüm insanlara geçim kaynağı sağlamalıdır. koşulsuz temel gelir lehine ve aleyhine argümanlar var. bazıları çalışma motivasyonunun azalacağından korkar. diğerleri bunun çalışma motivasyonunu artıracağını düşünüyor. varoluşsal korkular ortadan kalkacak. insanlar yaratıcılıklarını keşfedecek ve hayata geçirecekler. koşulsuz temel gelir hakkında ne düşünüyorsunuz?
19. insanlar neden kıskanç?
kıskançlık, başka birine pandering yapmama ve aynısına sahip olmayı isteme duygusudur. bir insanı bir insanı kıskandıran nedir? kendi hayatınızdan memnuniyetsizlik mi yoksa adalete açık bir ihtiyaç mı?
20. dünyada herkesin güzel olduğunu düşündüğü bir şey var mı?
devamını gör...
arap isimleri
iki ismimle içinde yer aldığım başlık. ikisini de seviyorum.
memnun olmayan mahkemeye başvurup ismini değiştirebilir. gerçekten, zor değil.
hukukçu değilim ama hukukçularla fazla hasbihal ettim.
ciddi bir problemse değiştirin, bir problem çıksın hayatınızdan, bakın diğer işlerinize.
memnun olmayan mahkemeye başvurup ismini değiştirebilir. gerçekten, zor değil.
hukukçu değilim ama hukukçularla fazla hasbihal ettim.
ciddi bir problemse değiştirin, bir problem çıksın hayatınızdan, bakın diğer işlerinize.
devamını gör...
rize valiliği'nin aldığı eylem yasağı kararı
saygı değer valiliğin lütfedip! cengiz inşaatın ikizdere projesine karşı yapılan eylem için 15 gün süreyle eylem yasağı kararırıdır. kararın sebebi "farklı kesimler arasında gerilim yaşanmasının önlenmesi, milli birlik ve beraberliğimizi zedeleyici provokatif eylemlerin önüne geçilmesi vs bla bla bla..."
söylenecek kelime! kalmadı dağarcığımızda...
söylenecek kelime! kalmadı dağarcığımızda...
devamını gör...



