günün sözü
senin aynadan gördüğünü, elalem duvardan görürmüş.*
yani kimseye olmadığın biri gibi davranmaya gerek yok.*
yani kimseye olmadığın biri gibi davranmaya gerek yok.*
devamını gör...
kürtlerin ana dilde eğitim hakkı
sev sevme, iste isteme herkesin en doğal hakkıdır. bak kardeşim üç-beş yıldır ülkene gelen araplara dahi bunu verip, yüzyıllardır iç içe yaşadığın, kapı komşun, arkadaşın olan birine bu hakkı fazla görüyorsan sorun senin zihniyetindedir. koca dünyada insanlar neleri konuşuyor, biz burada neyi tartışıyoruz. sorsan çok okurum, opera-bale severim der ama zihniyet halen 500 yıl geride, herkese iyi kavgalar diliyorum yiyin birbirinizi.
devamını gör...
5n1k
gazetecilik kuralıdır. ne, nerede, ne zaman, nasıl, niçin, kim sorularının altısını içermelidir. bunları içermiyorsa yazılanlar masal olur.
devamını gör...
bir bilen (yazar)
birkaç yıldır vakitten vakite sohbetdaşı olduğum, daha önce aynı sözlükte yer aldığımız güzel insan. içtenliğiyle, samimiyetiyle bulunduğu her ortamda yeri ayrıdır. başımın üzerinde yeri var.*
devamını gör...
bâcıyân-ı rûm
ahi evran'ın eşi fatma bacı tarafından kurulan bir teşkilattır. anlamı ''anadolu kadınlar birliği''dir.
devamını gör...
3 gsm operatörünün mesajlaşma uygulaması için aldığı ortak karar
hiç gerek yok böyle işlere ben atardım mail olarak yazışmalarımı.
devamını gör...
çağımızın hastalığı
hadsizliktir.
şöyle bir düşününce başımıza örülen çoraplardan hep hadsizlerin sorumlu olduğunu görebiliriz. haddi olmadığı halde yayıldıkça yayılan imparatorlar, haddi olmadığı halde başa gelen yöneticiler, haddi olmadığı halde açıklamalar yaparak insanları yönlendirenler. liste uzadıkça uzar. tam tersi şekilde haddi olduğu şeyleri yapmayıp bir köşede sus pus oturup tarihin şekillenmesini izleyen o güzel insanlar.
peki hadsizce bize kötü davranan hakkımızı yiyenler veya hadsizce bizim hakkımızda sadece bizim değil torunlarımızın bile etkileneceği kararlar verenler ne olacak. işte onlar en büyük hadsizler. hadsizlik hastalığından kurtulmak da ne yazık ki artık insanlık için zor gibi görünüyor.
had kelimesinin kökenine bakacak olursak hudud yani sınır kelimesi karşımıza çıkar. haddini aşmak sınırı aşmaktır. ama zaten insan dediğimiz canlının doğadan bu kadar kopup dünyayı da kendisiyle beraber değiştirmesi biraz da sınırları zorlamasıyla ilgili değil midir? hayır hayır biraz değil çok fazla sınırları zorladı. insan denilen türün dünyaya ve içinde yaşayan ile ölen her şeye hükmeder konuma gelmesi tam da bu sınırları zorlama alışkanlığı yüzünden oldu.
peki burada tam bu soru karşımıza çıkıyor haddimize mi ? bu soruyu her eylem öncesi kendisine soran insan hareketlerini kontrol edebilir. ama öyle tek tük insanların bu soruyu kendisine sormasıyla olacak iş değil. en başta bizi ve dünyamızı şekillendiren büyük güçlerin bu soruyu kendilerine sormaları gerekiyor. görülen o ki onlar hiç bir zaman bu soruyu sormayacaklar kendilerine. bari ben sorayım.
bunları yazmak benim haddime mi?
şöyle bir düşününce başımıza örülen çoraplardan hep hadsizlerin sorumlu olduğunu görebiliriz. haddi olmadığı halde yayıldıkça yayılan imparatorlar, haddi olmadığı halde başa gelen yöneticiler, haddi olmadığı halde açıklamalar yaparak insanları yönlendirenler. liste uzadıkça uzar. tam tersi şekilde haddi olduğu şeyleri yapmayıp bir köşede sus pus oturup tarihin şekillenmesini izleyen o güzel insanlar.
peki hadsizce bize kötü davranan hakkımızı yiyenler veya hadsizce bizim hakkımızda sadece bizim değil torunlarımızın bile etkileneceği kararlar verenler ne olacak. işte onlar en büyük hadsizler. hadsizlik hastalığından kurtulmak da ne yazık ki artık insanlık için zor gibi görünüyor.
had kelimesinin kökenine bakacak olursak hudud yani sınır kelimesi karşımıza çıkar. haddini aşmak sınırı aşmaktır. ama zaten insan dediğimiz canlının doğadan bu kadar kopup dünyayı da kendisiyle beraber değiştirmesi biraz da sınırları zorlamasıyla ilgili değil midir? hayır hayır biraz değil çok fazla sınırları zorladı. insan denilen türün dünyaya ve içinde yaşayan ile ölen her şeye hükmeder konuma gelmesi tam da bu sınırları zorlama alışkanlığı yüzünden oldu.
peki burada tam bu soru karşımıza çıkıyor haddimize mi ? bu soruyu her eylem öncesi kendisine soran insan hareketlerini kontrol edebilir. ama öyle tek tük insanların bu soruyu kendisine sormasıyla olacak iş değil. en başta bizi ve dünyamızı şekillendiren büyük güçlerin bu soruyu kendilerine sormaları gerekiyor. görülen o ki onlar hiç bir zaman bu soruyu sormayacaklar kendilerine. bari ben sorayım.
bunları yazmak benim haddime mi?
devamını gör...
yaşlı adam ve deniz
nobel ödüllü yazar (bkz: ernest hemingway) in mükemmel uzun öyküsü. bakıldığında bir balıkçının büyük balığı yakalama hikayesini konu almıştır. büyük balığı yakalamak için daha fazla açılan, daha fazla uğraş veren, azmeden ve sonunda azminin zafere dönüşmesini sağlayan yaşlı balıkçının hikayesi. ama kitabın baştan sona kocaman bir metafor olduğunu anlamak hiç de güç değil. yaşlı adam konfor alanından çıkıyor, daha büyük hedefleri daha büyük hayalleri için her zaman avlandığı alandan daha uzak diyarlara açılıyor, açıldıkça daha fazla zorluklarla karşılaşıyor, bu zorlukları aşmaya çalışırken yeni yollar keşfediyor, kendisinin yeni özelliklerini keşfediyor, yeni problem çözme becerileri geliştiriyor en açık haliyle kendisini geliştiriyor. vazgeçmiyor, azimle hayalinin hedefinin peşinden koşuyor ve çok fazla çabalıyor. ve 85 günün sonunda o çok istediği büyük balığı yakalıyor yani büyük hedefine hayaline amacına kavuşuyor.
peki hemingway bize burada ne anlatmaya çalışıyor? yaşlı adam sizsiniz. deniz hayat. büyük balık ise sizin hayaliniz. diyor ki hayalinize kavuşmak hedeflerinize ulaşmak için şu lanet konfor alanınızdan çıkın. evet konfor alanından çıkmak çok zor. çoğu zaman insanlara çok tehlikeli gelir. konfor alanı kişiye güvenli liman olarak gelir. azıcık aşım ağrısız başım olarak bizim kültürümüze de girmiştir. konfor alanından çıkıp riske gireceğime kendi yağımda kavrulurum deriz hep. peki ne olur o zaman? kendimizi geliştiremeyiz, risk almayız, olduğumuz yerde sayarız. yani hep küçük ve her zamanki balıklarla idare ederiz. hiç bir zaman büyük balık yakalayamayız.
riske girersek konfor alanımızdan çıkarsak evet başımıza kötü şeyler gelebilir, evet zaman zaman başarısız olabiliriz ancak kendimizi keşfederiz, dünyayı keşfederiz, yeni özelliklerimizi buluruz. herkesin istediği gibi değil kendimizin istediği gibi bir insan oluruz. yine yeniden her büyük eser ve büyük yazarda olduğu gibi varoluşçuluk bu eserde de karşımıza çıkıyor. diyor ki üstad hemingway konformist olmayın, herkesi gibi herkesin istediği gibi olmayın, büyük balığı yakalamak için, otantik olun. konfor alanınızdan çıkın. risk alın. sonunda zafere ulaşacaksınız.
peki hemingway bize burada ne anlatmaya çalışıyor? yaşlı adam sizsiniz. deniz hayat. büyük balık ise sizin hayaliniz. diyor ki hayalinize kavuşmak hedeflerinize ulaşmak için şu lanet konfor alanınızdan çıkın. evet konfor alanından çıkmak çok zor. çoğu zaman insanlara çok tehlikeli gelir. konfor alanı kişiye güvenli liman olarak gelir. azıcık aşım ağrısız başım olarak bizim kültürümüze de girmiştir. konfor alanından çıkıp riske gireceğime kendi yağımda kavrulurum deriz hep. peki ne olur o zaman? kendimizi geliştiremeyiz, risk almayız, olduğumuz yerde sayarız. yani hep küçük ve her zamanki balıklarla idare ederiz. hiç bir zaman büyük balık yakalayamayız.
riske girersek konfor alanımızdan çıkarsak evet başımıza kötü şeyler gelebilir, evet zaman zaman başarısız olabiliriz ancak kendimizi keşfederiz, dünyayı keşfederiz, yeni özelliklerimizi buluruz. herkesin istediği gibi değil kendimizin istediği gibi bir insan oluruz. yine yeniden her büyük eser ve büyük yazarda olduğu gibi varoluşçuluk bu eserde de karşımıza çıkıyor. diyor ki üstad hemingway konformist olmayın, herkesi gibi herkesin istediği gibi olmayın, büyük balığı yakalamak için, otantik olun. konfor alanınızdan çıkın. risk alın. sonunda zafere ulaşacaksınız.
devamını gör...
fakat müzeyyen bu derin bir tutku
- müzeyyen
+ efendim
- hiç adını söylemek hoşuma gidiyor.
gerçekten severim bu ismi eski zamandan kopup gelmiş gibi. filmide güzeldi.
+ efendim
- hiç adını söylemek hoşuma gidiyor.
gerçekten severim bu ismi eski zamandan kopup gelmiş gibi. filmide güzeldi.
devamını gör...
trollere kızıp sözlüğü bırakmak
çok değerli tanımlarıyla bugünlere getirdiği sözlüğün; nitelikten yoksun, vasat ve overrated bir takım yazarımsılar yüzünden adeta bir çöplüğe dönüştürülmesini kabul edemeyen bazı yazarlarımızın maalesef gerçekleştirdikleri eylem.
kızıp gitmeselerdi keşke. ama geri dönmelerini umut etmekten başka ne yapabiliriz!
kızıp gitmeselerdi keşke. ama geri dönmelerini umut etmekten başka ne yapabiliriz!
devamını gör...
bandista
sosyalizme inanan, pek de hoş müzik yapan bir grup.
en sevdiğim şarkısı ;
en sevdiğim şarkısı ;
devamını gör...
neşet ertaş türkülerinden alıntılar
cahildim dünyanın rengine kandım...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ölümden döndüğü anlar
konya otogar yolu.. caddeden karşıya geçmeye çalışırken.. iki salak kız olarak araba altın da kalacağımıza.. güllerin içine uçtuk.. belki de o gün olmeliydim.. esincim sen iyi ki olmemissin.. iki evlat bir öküz koca sahibi oldun.. bravo..
devamını gör...
her yazar bir çaylak sahipleniyor
insanın azıcık bitinin kanlandığını görünce olayların nerelere gittiğinin delilidir.
nietzche'nin bu durumu anlatan çok efsane bir sözü vardı ama şimdi hatırlayamadım böylesi bir başlık için google yapamam ama en azından insanların azıcık ayrıcalık tanındığında neler yapabileceğini gözler önüne seren en güzel delillerden biridir.
nietzche'nin bu durumu anlatan çok efsane bir sözü vardı ama şimdi hatırlayamadım böylesi bir başlık için google yapamam ama en azından insanların azıcık ayrıcalık tanındığında neler yapabileceğini gözler önüne seren en güzel delillerden biridir.
devamını gör...
dandik entrylerin fazla sayıda beğenilmesi
neye göre dandik? kime göre dandik? diye sorarlar adama.
herkes aynı zevke sahip olmak zorunda mı? adama güzel geliyordur beğenmiştir.
ama tabii kanımızda var başarılı olan her şeye bir şekilde b*k sıçratmak.
tanım: entrylerine fazla beğeni gelmediği için ağlayan yazar beyanı.*
herkes aynı zevke sahip olmak zorunda mı? adama güzel geliyordur beğenmiştir.
ama tabii kanımızda var başarılı olan her şeye bir şekilde b*k sıçratmak.
tanım: entrylerine fazla beğeni gelmediği için ağlayan yazar beyanı.*
devamını gör...
sabah sabah tat kaçıran şeyler
ben artık bu memlekette uyanmak istemiyorum.

kadın öldü, ölmedi ya da neden öldü bilmiyorum. bu gerçek ya da değil ya da geçen gün gördüğümüz afgan şahsın 17 yaşında bir kızı öldürmesi. ya ne bekliyoruz artık ben gerçekten çok merak ediyorum.
bu fotoğrafı bir yerde paylaştım ve gelen yoruma bakın.
peki merak ediyorum bu adamın ne mal olduğunu bile bile neden bir kadın bununla aynı evi paylaşır. bir kadın olarak sen böyle cinayetten yargılanmış kamu oyunda böyle gündem olmuş bir adamla aynı eve girer miydin? yani kızın ölmesi ve bu adamın elini kolunu sallayarak çıkması yeterince sinir bozucu ama neden aynı evde acaba zorla mı evine getirdiler? yani suç sadece adamda mı?
bakın kelimesi kelimesine bu yorum yapıldı. aklım almıyor artık. buna ne dersin. ne yorum yaparsın ne cevap verirsin? elim ayağım titriyor sinirden.
ben bu kişiyi tanımıyorum bile benim gibi tanımayan haber izlemeyen, sosyal medya kullanmayan bir çok insan var. ne yapacağız yani öyle biriyle bilmeden veyahut bilerek yahu ne fark eder bizi kandırdı ve öldük. tek suç adamın değil mi denecek arkamızdan. burada mevzu adalet. o adamın elini kolunu sallayarak dışarı çıkması. ama bizim toplum hala öleni suçlu çıkarma çabasında.
ah sizin kokuşmuş ahlak anlayışınız ah sizin namus bekçiliğiniz...
biri de sabah yine bir üniversite öğrencisi öldürülmüş 50 yaşında adam tarafından. diyor ki kadın, 'ne işi varmış üni öğrencisinin 50 yaşında adamla.' gerçekten aklınıza ilk bu cümle mi geliyor? gerçekten mi yahu?
bakın üzülmeyin tamam mı? karalar bağlamayın, umursamayın ama böyle ahlaktı bilmem neydi oralardan dem vurup insanları hala daha suçlu çıkarmaya çalışmayın.
sizin kafa yapınıza, sizin zihin dürtünüze, sizin beyin kodlarınıza, sizin bakış açınıza......
bir gün bir yerlerde öleceğiz ve 'ölmeseydi, hemen öldü, ölmeseydi, öldüyse suçlu' diyecekler. hiçbir şey bulamasalar bile bunu söyleyecekler. şort giymeseydi, o saatte sokağa çıkmasaydı, o adamla görüşmeseydiyi geçtim. yakında 'öldü, ölmeseydi demek suçlu' diyecekler!
lanet olsun sizin bakış açınıza!
tüm kadınlar ölsün, tüm çocuklar istismar edilsin, tüm hayvanlar işkence görsün, tüm ağaçlar yansın... o zaman kurtulacağız!!!

kadın öldü, ölmedi ya da neden öldü bilmiyorum. bu gerçek ya da değil ya da geçen gün gördüğümüz afgan şahsın 17 yaşında bir kızı öldürmesi. ya ne bekliyoruz artık ben gerçekten çok merak ediyorum.
bu fotoğrafı bir yerde paylaştım ve gelen yoruma bakın.
peki merak ediyorum bu adamın ne mal olduğunu bile bile neden bir kadın bununla aynı evi paylaşır. bir kadın olarak sen böyle cinayetten yargılanmış kamu oyunda böyle gündem olmuş bir adamla aynı eve girer miydin? yani kızın ölmesi ve bu adamın elini kolunu sallayarak çıkması yeterince sinir bozucu ama neden aynı evde acaba zorla mı evine getirdiler? yani suç sadece adamda mı?
bakın kelimesi kelimesine bu yorum yapıldı. aklım almıyor artık. buna ne dersin. ne yorum yaparsın ne cevap verirsin? elim ayağım titriyor sinirden.
ben bu kişiyi tanımıyorum bile benim gibi tanımayan haber izlemeyen, sosyal medya kullanmayan bir çok insan var. ne yapacağız yani öyle biriyle bilmeden veyahut bilerek yahu ne fark eder bizi kandırdı ve öldük. tek suç adamın değil mi denecek arkamızdan. burada mevzu adalet. o adamın elini kolunu sallayarak dışarı çıkması. ama bizim toplum hala öleni suçlu çıkarma çabasında.
ah sizin kokuşmuş ahlak anlayışınız ah sizin namus bekçiliğiniz...
biri de sabah yine bir üniversite öğrencisi öldürülmüş 50 yaşında adam tarafından. diyor ki kadın, 'ne işi varmış üni öğrencisinin 50 yaşında adamla.' gerçekten aklınıza ilk bu cümle mi geliyor? gerçekten mi yahu?
bakın üzülmeyin tamam mı? karalar bağlamayın, umursamayın ama böyle ahlaktı bilmem neydi oralardan dem vurup insanları hala daha suçlu çıkarmaya çalışmayın.
sizin kafa yapınıza, sizin zihin dürtünüze, sizin beyin kodlarınıza, sizin bakış açınıza......
bir gün bir yerlerde öleceğiz ve 'ölmeseydi, hemen öldü, ölmeseydi, öldüyse suçlu' diyecekler. hiçbir şey bulamasalar bile bunu söyleyecekler. şort giymeseydi, o saatte sokağa çıkmasaydı, o adamla görüşmeseydiyi geçtim. yakında 'öldü, ölmeseydi demek suçlu' diyecekler!
lanet olsun sizin bakış açınıza!
tüm kadınlar ölsün, tüm çocuklar istismar edilsin, tüm hayvanlar işkence görsün, tüm ağaçlar yansın... o zaman kurtulacağız!!!
devamını gör...
yolda yürürken kitap okuyan insan
yolda yürürken yapılmaması gerekenler diye başlık açılsa altına kitap okumak yazarım.
devamını gör...
