tarihte bugün
30 mart 1432 - osmanlı imparatorluğu'nun 7.padişahı fatih sultan mehmet'in (1432-1481) doğum günü.
gentile bellini - fatih sultan mehmet portresi (1480)
30 mart 1853 - post-empresyonist ressam vincent van gogh'un (1853-1890) doğum günü.
vincent van gogh - portrait of joseph roulin (1889)
30 mart 1853 - post-empresyonist ressam vincent van gogh'un (1853-1890) doğum günü.
devamını gör...
kahkaha
yüksek sesle gülmek. bulaşıcı olduğu kanıtlanmış mı bilmiyorum ama genellikle karşımda kahkaha atan insanlar olduğunda benim de baya baya gülesim geliyor. bir de her kahkaha farklı oluyor ya, insandan insana değişiyor o da ayrı bir güzel yanı.
devamını gör...
valhalla
bir tatil beldesi olarak valhalla
evet değerli dostlar bugün tatilinizi huzur içerisinde geçirebileceğiniz bir mekan önerisinde bulunacağım. tanrı odin'in muazzam salonu valhalla...
nasıl bir yerdir?
valhalla, çatısı altın kalkanlardan oluşan , duvarları ve kirişleri mızraklardan yapılmış bir mekan. kapısında kurtlar bekliyor ve başınızı göğe çevirdiğinizde üzerinizde sürekli uçan kartallar görüyorsunuz. etrafta valkür adıyla bilinen silahlanmış genç ve güzel kadın savaşçılar geziyor. salon içerisinde biraz dikkatli olmanız gerekiyor. özellikle huzur kaçırıcı hareketlerden uzak durmanız lazım. yoksa tepenize binerler ve vallahi valhalla'dan atılırsınız. içki serbest. dilediğiniz kadar içebiliyorsunuz. yemekler on numara, her tür yemeğe bedava erişiminiz var. ekmek elden su gölden takılabileceğiniz bir mekan.
nasıl giderim?
önce asgard'ı bulmanız gerekiyor. duyduğuma göre navigasyon'un pek bir faydası olmuyormuş. bu sebeple hislerinize güveneceksiniz, hele bir yola çıkın gerisi gelir zannımca. neyse, asgard'ı buldunuz diyelim, burada karşınıza 540 tane kapı çıkacak, bu kapıların her biri 800 kişi alıyor o yüzden elinizi çabuk tutmanız lazım. artı, viking pasaportu çıkarmayı ve yanınızda götürmeyi de ihmal etmeyin. yoksa onca yolu boşa gitmiş olursunuz.
tabi en önemli şart, bir savaşta onurunuzla ölmüş olmanız gerekliliği, onu da kendiniz halledersiniz diye düşünüyorum. insan isterse her şeyin üstesinden gelir.
ne tarz etkinlikler vardır?
en önemli etkinlik sabahın ilk ışıkları ile kalkıp, mekanda bulunan diğer arkadaşlarınızla, kılıç kalkan oyunu oynamak...
akşama kadar birbirinize kılıç sallar, oranızı buranızı yaralar, akşam olduğunda ise bir anda iyileşerek alemlere akma fırsatına erişirsiniz.
bu etkinlik sonrasında çok fazla acıkmış olacağınız için, sizi aşçıların efendisi andhrimnir’in hazırladığı, sihirli dev domuz eti karşılayacak. bazılarınızın tövbe tövbe dediğini duyar gibiyim lakin geldiniz bir kere ve aç kalmayı tercih ediyorsanız, elbette seçim sizin, buna saygı duymaktan başka yapacak bir şey yok.
e hani başlangıçta her türlü yiyecek serbest demiştin diyebilirsiniz. serbest efendim. o vakti bulursanız yiyebilirsiniz.
arkasından bal şarabı şenlikleri başlıyor. savaştınız, karnınızı tıka basa doyurdunuz ve bingo! keçi heidrun'un memesinden akan bal şarabı ile kafayı bulma şansına erişiyorsunuz. mekanın böyle de güzel yanları var.
unutmadan at turlarına da katılabiliyorsunuz.
keyfiniz daim olsun. iyi tatiller dilerim.
evet değerli dostlar bugün tatilinizi huzur içerisinde geçirebileceğiniz bir mekan önerisinde bulunacağım. tanrı odin'in muazzam salonu valhalla...
nasıl bir yerdir?
valhalla, çatısı altın kalkanlardan oluşan , duvarları ve kirişleri mızraklardan yapılmış bir mekan. kapısında kurtlar bekliyor ve başınızı göğe çevirdiğinizde üzerinizde sürekli uçan kartallar görüyorsunuz. etrafta valkür adıyla bilinen silahlanmış genç ve güzel kadın savaşçılar geziyor. salon içerisinde biraz dikkatli olmanız gerekiyor. özellikle huzur kaçırıcı hareketlerden uzak durmanız lazım. yoksa tepenize binerler ve vallahi valhalla'dan atılırsınız. içki serbest. dilediğiniz kadar içebiliyorsunuz. yemekler on numara, her tür yemeğe bedava erişiminiz var. ekmek elden su gölden takılabileceğiniz bir mekan.
nasıl giderim?
önce asgard'ı bulmanız gerekiyor. duyduğuma göre navigasyon'un pek bir faydası olmuyormuş. bu sebeple hislerinize güveneceksiniz, hele bir yola çıkın gerisi gelir zannımca. neyse, asgard'ı buldunuz diyelim, burada karşınıza 540 tane kapı çıkacak, bu kapıların her biri 800 kişi alıyor o yüzden elinizi çabuk tutmanız lazım. artı, viking pasaportu çıkarmayı ve yanınızda götürmeyi de ihmal etmeyin. yoksa onca yolu boşa gitmiş olursunuz.
tabi en önemli şart, bir savaşta onurunuzla ölmüş olmanız gerekliliği, onu da kendiniz halledersiniz diye düşünüyorum. insan isterse her şeyin üstesinden gelir.
ne tarz etkinlikler vardır?
en önemli etkinlik sabahın ilk ışıkları ile kalkıp, mekanda bulunan diğer arkadaşlarınızla, kılıç kalkan oyunu oynamak...
akşama kadar birbirinize kılıç sallar, oranızı buranızı yaralar, akşam olduğunda ise bir anda iyileşerek alemlere akma fırsatına erişirsiniz.
bu etkinlik sonrasında çok fazla acıkmış olacağınız için, sizi aşçıların efendisi andhrimnir’in hazırladığı, sihirli dev domuz eti karşılayacak. bazılarınızın tövbe tövbe dediğini duyar gibiyim lakin geldiniz bir kere ve aç kalmayı tercih ediyorsanız, elbette seçim sizin, buna saygı duymaktan başka yapacak bir şey yok.
e hani başlangıçta her türlü yiyecek serbest demiştin diyebilirsiniz. serbest efendim. o vakti bulursanız yiyebilirsiniz.
arkasından bal şarabı şenlikleri başlıyor. savaştınız, karnınızı tıka basa doyurdunuz ve bingo! keçi heidrun'un memesinden akan bal şarabı ile kafayı bulma şansına erişiyorsunuz. mekanın böyle de güzel yanları var.
unutmadan at turlarına da katılabiliyorsunuz.
keyfiniz daim olsun. iyi tatiller dilerim.
devamını gör...
14 şubat için antik öyküler
14 şubat için seviyeyi arşa çıkartan program.
öncelikle tebrik ediyorum, sonrasında ise pek sitemli olduğumu bilmenizi isterim.
sevdiğimle beraber dinlemekteyiz yayını, az önce bana "millet neler yapıyor sen de tribün amigosu gibi otur anca" dedi.
bana garezin mi var sözlük?
öncelikle tebrik ediyorum, sonrasında ise pek sitemli olduğumu bilmenizi isterim.
sevdiğimle beraber dinlemekteyiz yayını, az önce bana "millet neler yapıyor sen de tribün amigosu gibi otur anca" dedi.
bana garezin mi var sözlük?
devamını gör...
la haine
yönetmen mathieu kassovitz'in bütün dünya'da ses getirmiş filmidir.
--! spoiler !--
film, bir akşam paris'in varoşlarında polise karşı çıkan büyük bir isyanın sabahında geçmektedir. hikayeyi vinz, hubert ve said adlı 3 arkadaşın perspektifinden izleriz. paris'in bir banliyösünde yaşayan kuzey afrikalı, siyahi ve yahudi kökenli üç gencin etnik ve dini kökeni fransa’nın bir aynası gibidir.
film, her ne kadar polis tarafından yatıştırılan isyanın gecesini net olarak göstermese de nefret duygusunu seyirciye vermeyi başarmış. filmde asıl görmemiz istenen şey, isyan değil. yönetmen isyanın yıkıcı sonuçlarını ve bir grup insanın hayatının tamamen değişmesini görmemizi istemiş. bol bol toplumsal eleştiri araya sıkıştırılmış.
çok hızlı tempolu bir film, aynı baş karakterlerimiz gibi sürekli bir koşuşturmaca halindeymişiz gibi hissediyoruz.
filmin sonuna özellikle değinmek istiyorum çünkü filmin en yüksek noktası kesinlikle o. çehov’un tüfeğini bilirsiniz. eğer oyunda duvarda bir tüfek asılı ise o tüfek mutlaka patlar. bütün yaşanan olayların bu şekilde bitmesi üzücü olsa da fazlasıyla gerçekçi.
film türünün en başarılı örneklerinden biridir.
--! spoiler !--
ve filmin meşhur sahnesi;
--! spoiler !--
film, bir akşam paris'in varoşlarında polise karşı çıkan büyük bir isyanın sabahında geçmektedir. hikayeyi vinz, hubert ve said adlı 3 arkadaşın perspektifinden izleriz. paris'in bir banliyösünde yaşayan kuzey afrikalı, siyahi ve yahudi kökenli üç gencin etnik ve dini kökeni fransa’nın bir aynası gibidir.
film, her ne kadar polis tarafından yatıştırılan isyanın gecesini net olarak göstermese de nefret duygusunu seyirciye vermeyi başarmış. filmde asıl görmemiz istenen şey, isyan değil. yönetmen isyanın yıkıcı sonuçlarını ve bir grup insanın hayatının tamamen değişmesini görmemizi istemiş. bol bol toplumsal eleştiri araya sıkıştırılmış.
çok hızlı tempolu bir film, aynı baş karakterlerimiz gibi sürekli bir koşuşturmaca halindeymişiz gibi hissediyoruz.
filmin sonuna özellikle değinmek istiyorum çünkü filmin en yüksek noktası kesinlikle o. çehov’un tüfeğini bilirsiniz. eğer oyunda duvarda bir tüfek asılı ise o tüfek mutlaka patlar. bütün yaşanan olayların bu şekilde bitmesi üzücü olsa da fazlasıyla gerçekçi.
film türünün en başarılı örneklerinden biridir.
--! spoiler !--
ve filmin meşhur sahnesi;
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
ex'in evinde kaldığım bir gün, erkenden uyandım. güzel bir kahvaltı hazırlamayı planladım. neden insan gibi yataktan inip yürümediğimi bilmiyorum....kendi rekorumu kıracağım ya...tek hamlede, yatağın en ucana kadar zıplayarak çıkmayı düşündüm*... hayvanca zıpladım.saniyelik salaklık net. kafam avizeye çarptı ve avize havada kırıldı.
o an yaşadığım utancı asla unutmayacağım. çocukcağızın gürültüye uyanıp yaşadığı şok hali ve bana kafanda bir sıkıntı yok, öyle değil mi? diye sorması ve saçlarımın arasından cam parçaları çıkarması skandalı.....
uyuduğun odaya sarkıt avize takmazsın yahu diyerek üste çıkmaya çalışmam skandalı....
neyse aylarca dansözkiller'ın kafası çok sağlamdır, avizeye kafa atarak parçaladı muhabbeti döndü dolaştı.
o an yaşadığım utancı asla unutmayacağım. çocukcağızın gürültüye uyanıp yaşadığı şok hali ve bana kafanda bir sıkıntı yok, öyle değil mi? diye sorması ve saçlarımın arasından cam parçaları çıkarması skandalı.....
uyuduğun odaya sarkıt avize takmazsın yahu diyerek üste çıkmaya çalışmam skandalı....
neyse aylarca dansözkiller'ın kafası çok sağlamdır, avizeye kafa atarak parçaladı muhabbeti döndü dolaştı.
devamını gör...
yaş ilerledikçe artan şeyler
(bkz: kilo)
devamını gör...
nilgün marmara
yerli (bkz: sylvia plath)'tır kendisi. araştırma konusu olduğu için çokça etkilenmiştir şairden. nitekim sonları da aynı olmuştur. kendi rızasıyla ve tabiriyle dünyanın tüm arka bahçelerini görüp yaşamna son vermiştir. zaten "hayatın neresinden dönülse kârdır." cümlesini kuran birinden yaşlı ve gözlüklü bir halde gazete okurken son nefesini vermesini bekleyemezsiniz.
devamını gör...
annesini telefonuna annem diye kaydeden kadın
allah bilir babasını da babam diye kaydetmiştir. evlerden ırak.
devamını gör...
titanik batarken keman telini değiştiren kemancı
battı balık yan gider diyen kemancıdır. madem battık bari güzel bir ses duyarak batalım diye düşünmüştür.
devamını gör...
sözlük radyosu bayram sabahı yayını
‘normal’ zamanlarımızda kahvaltımızı yapıp en sevdiklerimizle bayramlaşmaya çıktığımız saatleri bu sefer marikakinin sıcak şarkıları ile değerlendireceğiz. kocaman bir boşluğu dolduracak yayın olacaktır.
devamını gör...
meja (yazar)
belirli bir profil çizmeyen*, çok yönlü yazarlardan. kimsenin ciddiye almadığı, iki kelimeden uzun tanım yazmadığı başlıkları detaylandırması ve açıklaması hoşuma gidiyor. bilimsel başlıklarını da anlayabildiğim kadarıyla okuyorum ama keşke eğitim hayatımda en zorlandığım alan fizik olmasaydı.
devamını gör...
öğretmen kalitesinin artırılması için çözüm önerileri
ablam sınıf öğretmeni . kendi öğrenciliğimi ve onun öğretmenliğini referans alarak bağıra bağıra söyleyebilirimki öğretmenlerimizin kalitesi inanılmaz yüksek .
devamını gör...
unutulmayan magazin olayları
sanırım 90’lı yılların ortaları, kibariye’nin o zamanki eşi tarafından dolandırılmasının ardından, annesinin tv’lere çıkıp “şöfeeer şöfer” diye eski damadına seslenmesi olayıdır. nasıl aklımda yer etmişse rahmetli teyzemiz, bugün bile hala “şöfeeer şöfer” diye haykırasım geliyor.* eminim çoğu kişi için de böyledir bu.
teyzemiz aşağıdaki gibidir. allah affetsin, korkunçluydu biraz da.
teyzemiz aşağıdaki gibidir. allah affetsin, korkunçluydu biraz da.
devamını gör...
ateş dikeni
küçüklüğümün kaldırım ve park kenarlarının kırmızı minik toplarıydı ateş dikeni..
küçük ama sevimli olan müstakil evimizin,
benim en büyük dünyamı oluşturan,
evden çıktıktan sonra adımlarımı sayarak eriştiğim çocukluk parkımın,
her kenar köşesine konulmuş,
harika görüntüsüyle alanı sıcacık hissettiren bitki türü..

muhakkak ki,
herkes kendi çocukluk parkının bir kenarında bu bitkiyi görmüş
yanında oturmuştur.
parkında olmayanlar ise bu günlerde yol kenarlarında aracı ile giderken gözlemlemiştir.
elinize alıp topladığınız da,
maksimum 20 tanesini tam bir avuç doluluğuna ulaştırdığı boyutlara sahip,
kırmızı görüntüsüyle yeme ihtiyacından ziyade acaba tadı nasıl olabilir ki..? diyerek
muhakkak bir iki tane ağzınıza attığınız..
ardından ekşi ve içinde bulunan çekirdekleri sebebiyle kıtır kıtır bir doku hissettiren minik kırmızı ateş dikenleri..
halk arasında adına köpek elması da denilen ateş dikeni özünde,
gülgiller familyasından, yaz kış yeşil kalan çalıdır. 3 metreye kadar boyları uzayabilir.ince uzun ve oval yaprakları vardır. salkım şeklinde sarımtrak ve beyaz çiçekler açar.
salkım halinde ki görünüşü,
salkım domatesin minyatür hali gibidir.

ateş dikeni çocukluk parkımın ebedi bekçileridir..
küçük ama sevimli olan müstakil evimizin,
benim en büyük dünyamı oluşturan,
evden çıktıktan sonra adımlarımı sayarak eriştiğim çocukluk parkımın,
her kenar köşesine konulmuş,
harika görüntüsüyle alanı sıcacık hissettiren bitki türü..

muhakkak ki,
herkes kendi çocukluk parkının bir kenarında bu bitkiyi görmüş
yanında oturmuştur.
parkında olmayanlar ise bu günlerde yol kenarlarında aracı ile giderken gözlemlemiştir.
elinize alıp topladığınız da,
maksimum 20 tanesini tam bir avuç doluluğuna ulaştırdığı boyutlara sahip,
kırmızı görüntüsüyle yeme ihtiyacından ziyade acaba tadı nasıl olabilir ki..? diyerek
muhakkak bir iki tane ağzınıza attığınız..
ardından ekşi ve içinde bulunan çekirdekleri sebebiyle kıtır kıtır bir doku hissettiren minik kırmızı ateş dikenleri..
halk arasında adına köpek elması da denilen ateş dikeni özünde,
gülgiller familyasından, yaz kış yeşil kalan çalıdır. 3 metreye kadar boyları uzayabilir.ince uzun ve oval yaprakları vardır. salkım şeklinde sarımtrak ve beyaz çiçekler açar.
salkım halinde ki görünüşü,
salkım domatesin minyatür hali gibidir.

ateş dikeni çocukluk parkımın ebedi bekçileridir..
devamını gör...




