kimsenin en yakın arkadaşı olmamak
"o senin en yakın arkadaşındır ama sen onun en yakını değilsindir."
ben en yakın arkadaş edinemiyorum sanırım. yani ne bileyim arkadaşım var ama her şeyimi bilen dostum yok.
ben en yakın arkadaş edinemiyorum sanırım. yani ne bileyim arkadaşım var ama her şeyimi bilen dostum yok.
devamını gör...
çöl iklimi
oldukça sıcak ve kurak olmasıyla bilinen çöl iklimi, genellikle dönenceler (yengeç dönencesi ve oğlak dönencesi) civarında, asya ve kuzey amerika kıtalarında karaların iç kısımlarında ve güney amerika'nın bir bölümünde görülen iklim tipidir.
üç tip çöl iklimi vardır: sıcak çöl iklimi (örnek olarak sahra çölü), soğuk çöl bölgesi (antarktika) ve bazen hafif çöl iklimi bölgesi.
bu iklim tipinde yağış yok denecek kadar azdır. bu iklim tipini belirleyen unsur da zaten yağış özelliğidir.
çöl iklimine sahip olan yerlerde, özellikle çöllerde, nem yetersizliğinin olması, günlük sıcaklık farklarının (sabah saatlerindeki ortalama sıcaklık ile akşam saatlerindeki ortalama sıcaklık farkı) artmasına neden olmaktadır.
öyle ki, günlük sıcaklık farklarının 50 dereceyi zamanlar bile vardır.
yıllık yağış miktarı oldukça azdır, ortalama olarak 100 mm'dir.
yağışlar ise daha çok sağanak tipindedir.
bu iklimin doğal bitki örtüsü ise kurakçıl bitkiler ve kuraklığa oldukça dayanıklı olan kaktüslerdir.
afrika kıtası'nda büyük sahra, orta doğu'da necef, asya kıtası'nda gobi, taklamakan, avustralya'da gobbon ve gibson, güney afrika'da kalahari ve namib; güney amerika'da ise patagonya, atacama ve peru dünyadaki başlıca çöl alanlarıdır.
kaynak1.
kaynak2
üç tip çöl iklimi vardır: sıcak çöl iklimi (örnek olarak sahra çölü), soğuk çöl bölgesi (antarktika) ve bazen hafif çöl iklimi bölgesi.
bu iklim tipinde yağış yok denecek kadar azdır. bu iklim tipini belirleyen unsur da zaten yağış özelliğidir.
çöl iklimine sahip olan yerlerde, özellikle çöllerde, nem yetersizliğinin olması, günlük sıcaklık farklarının (sabah saatlerindeki ortalama sıcaklık ile akşam saatlerindeki ortalama sıcaklık farkı) artmasına neden olmaktadır.
öyle ki, günlük sıcaklık farklarının 50 dereceyi zamanlar bile vardır.
yıllık yağış miktarı oldukça azdır, ortalama olarak 100 mm'dir.
yağışlar ise daha çok sağanak tipindedir.
bu iklimin doğal bitki örtüsü ise kurakçıl bitkiler ve kuraklığa oldukça dayanıklı olan kaktüslerdir.
afrika kıtası'nda büyük sahra, orta doğu'da necef, asya kıtası'nda gobi, taklamakan, avustralya'da gobbon ve gibson, güney afrika'da kalahari ve namib; güney amerika'da ise patagonya, atacama ve peru dünyadaki başlıca çöl alanlarıdır.
kaynak1.
kaynak2
devamını gör...
gönül dağı
her gönül kırıldığında dağdan kayalar düşer.
en azından o kayaları görenler anlar, bir gönlün yine uçurumdan aşağı atıldığını anlar.
en azından o kayaları görenler anlar, bir gönlün yine uçurumdan aşağı atıldığını anlar.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sözlükte komik bir şey gördüğümde hahahahah butonu arıyorum. olsa da kullansak..
devamını gör...
çocukken kendinizi en havalı hissettiğiniz an
mahalle maçında ezandan hemen önce gol atmak.
90. dakikada atılan gol gibi havalıdır. atletin ter içindedir ve takımını galibiyete taşırsın.
90. dakikada atılan gol gibi havalıdır. atletin ter içindedir ve takımını galibiyete taşırsın.
devamını gör...
250 yıllık güneş saatinin badanayla boyanması
can yakan durum, nasıl kıyabiliyorsunuz tarihin şahidi olmuş izlere, eserlere.
devamını gör...
leğen gibi poposuyla dar pantolon giyen kadın
devamını gör...
21 yaşındaki sana nasihat bırak
annene sarıl ve onu sakın bırakma.
devamını gör...
tehlikeli oyunlar
bazı eserler hakkında pek bir şey söylenmez onlar daha çok kendini anlatırlar hatta zaman zaman bizi. tehlikeli oyunlar böyledir bir noktada, anlatmak için okunan kitaplardan değildir. anlarsın anlamazsın önemli değil, yarıda bırakırsın veya devam edersin o da önemli değil, kitabı kapatsan bile sen artık o kitabın bir karakterisindir hatta hep öyleydin. tıpkı günlük'ü okuyanların oğuz atay'ın da aslında hepimiz gibi bu romanın her yerinde olduğunu bilmesi gibi. ateş viskisi gibi diye bir benzetme yapmıştı bu kitap hakkında zamanında kıymetli bir dostum, insanın boğazını yaksa hatta bazen tüm bildiklerini kustursa bile yine de içmeye devam etmek istiyor insan. bir kitap okuyup değişmez hayatlar veya hayatın anlamını bulmak için okunmazlar da ama bu demek değil ki bazı kitaplar insanın iç dünyasının bir aynası olmayacak. aynaya uzun bir bakış atmak için okunması gereken, türk edebiyatının en güzel eserlerinden. hatta belki de benim bu kitap hakkında söyleyebileceğim en güzel şeyi tutunamayanlar kitabında yazmış zaten oğuz atay: gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda.
bir noktada böyle, daha çok şey söylemeyi dilerdim ama bundan fazlasını söylemek bir noktada ziyan olmaz mı?
"beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum, ben van gogh'un resmi değilim, öldükten sonra beni müzeye koyamazsınız, beni tanımalısınız."
“derler ki tarla kuşu bütün gece öttüğü zaman, tarla faresi bütün ihtiyatı elden bırakır ve yuvasından çıkarmış. ve beni deliğimden sen çıkarmıştın. ve sonra bütün hayallerimi yıktın. yönetimi eline aldın. ve sonra birlikte sokakta yürürken, istediğin yerden karşı kaldırıma geçmeğe cesaret ettin.”
"insan elbette konuşmak istiyor; dert yanmak, haklı çıkmak istiyor. fakat kelimeler insana ihanet ediyor, insan kendine ihanet ediyor."
"kendime engel olamıyorum: yanımda sıcak bir varlık bulunca bencil oluyorum. insan, sevdiğini üzmek pahasına ondan yararlanmaya çalışıyor. bu arada benim gibi, aşağılık durumlara düşüyor. çünkü neden? çünkü yalnızlık ve karanlık onu vahşileştiriyor."
"iyi romanların okuyucusu olmaktansa, kötü romanların kahramanı olmak istiyordu."
"artık sanki yaşamıyorum, yaşayan birini seyrediyorum; daha önce bildiğim romanı okur gibiyim. bir roman, kendini okumaya başlasaydı herhalde bu kadar sıkıcı bulurdu kendin."
"kafam cam kırıklarıyla dolu. bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor, anlıyor musun?"
"insanlara kaptırma kendini, durmadan koşuşma, onlara uyma, insan bir makinedir, bir yerde bozulur, yavaş yavaş kullan aklını, şimdi biraz dinlen, şimdi hep birlikte saçmalayalım, aklımızı dinlendirelim, mantığımızı dinlendirelim, rüyada yaşayalım."
"pusuda bekleyen kötü hayaller, eziyet eden görüntüler birden saldırıyordu üstüme. yarım kalmış işkenceler, artık sıralarının geldiğini düşünerek ortaya çıkıyordu."
"bilirsiniz bu doktorları. insanlarla birlikte bulunma dediler. yalnız kalma dediler. sevinme dediler."
"kendimi iyi hissetmiyorum bilge. beni bir daha görmek isteyeceğini sanmıyorum. kendimi suçlu hissediyorum. doğduğum günden başlayan bir suç dizisi içindeyim. seni görmek istemiyorum, seni görmek istemiyorum. aynı olayları bir daha yaşayacak gücüm kalmadı. beni unut -belki de unuttun- beni unut. başıma gelecekleri düşünme. ne yaptığımı, nasıl yaşadığımı merak etme. sana anlatması zor. sevmesini bilmeyenler kaderlerine razı olmalıdırlar. oluyorum. eyvallah. iyi değilim fakat üzüntülü de değilim; bak gülüyorum: ha-ha."
bir noktada böyle, daha çok şey söylemeyi dilerdim ama bundan fazlasını söylemek bir noktada ziyan olmaz mı?
"beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum, ben van gogh'un resmi değilim, öldükten sonra beni müzeye koyamazsınız, beni tanımalısınız."
“derler ki tarla kuşu bütün gece öttüğü zaman, tarla faresi bütün ihtiyatı elden bırakır ve yuvasından çıkarmış. ve beni deliğimden sen çıkarmıştın. ve sonra bütün hayallerimi yıktın. yönetimi eline aldın. ve sonra birlikte sokakta yürürken, istediğin yerden karşı kaldırıma geçmeğe cesaret ettin.”
"insan elbette konuşmak istiyor; dert yanmak, haklı çıkmak istiyor. fakat kelimeler insana ihanet ediyor, insan kendine ihanet ediyor."
"kendime engel olamıyorum: yanımda sıcak bir varlık bulunca bencil oluyorum. insan, sevdiğini üzmek pahasına ondan yararlanmaya çalışıyor. bu arada benim gibi, aşağılık durumlara düşüyor. çünkü neden? çünkü yalnızlık ve karanlık onu vahşileştiriyor."
"iyi romanların okuyucusu olmaktansa, kötü romanların kahramanı olmak istiyordu."
"artık sanki yaşamıyorum, yaşayan birini seyrediyorum; daha önce bildiğim romanı okur gibiyim. bir roman, kendini okumaya başlasaydı herhalde bu kadar sıkıcı bulurdu kendin."
"kafam cam kırıklarıyla dolu. bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor, anlıyor musun?"
"insanlara kaptırma kendini, durmadan koşuşma, onlara uyma, insan bir makinedir, bir yerde bozulur, yavaş yavaş kullan aklını, şimdi biraz dinlen, şimdi hep birlikte saçmalayalım, aklımızı dinlendirelim, mantığımızı dinlendirelim, rüyada yaşayalım."
"pusuda bekleyen kötü hayaller, eziyet eden görüntüler birden saldırıyordu üstüme. yarım kalmış işkenceler, artık sıralarının geldiğini düşünerek ortaya çıkıyordu."
"bilirsiniz bu doktorları. insanlarla birlikte bulunma dediler. yalnız kalma dediler. sevinme dediler."
"kendimi iyi hissetmiyorum bilge. beni bir daha görmek isteyeceğini sanmıyorum. kendimi suçlu hissediyorum. doğduğum günden başlayan bir suç dizisi içindeyim. seni görmek istemiyorum, seni görmek istemiyorum. aynı olayları bir daha yaşayacak gücüm kalmadı. beni unut -belki de unuttun- beni unut. başıma gelecekleri düşünme. ne yaptığımı, nasıl yaşadığımı merak etme. sana anlatması zor. sevmesini bilmeyenler kaderlerine razı olmalıdırlar. oluyorum. eyvallah. iyi değilim fakat üzüntülü de değilim; bak gülüyorum: ha-ha."
devamını gör...
gelecekte olmasıyla mutlu edecek şeyler
kız çocuğu.
çok fazla hayal kuran biri değilim, evliliğe de sıcak bakan biri değilim.
ama bir kızım olursaaa allahım yerim onu, saçlarını tararım, neler neler yapmayız ki birlikte.
bekle beni canımmm kızıım.*
çok fazla hayal kuran biri değilim, evliliğe de sıcak bakan biri değilim.
ama bir kızım olursaaa allahım yerim onu, saçlarını tararım, neler neler yapmayız ki birlikte.
bekle beni canımmm kızıım.*
devamını gör...
kitaplardaki en etkileyici giriş cümlesi
eğer bu kitabı okumaya niyetliyseniz vazgeçin. birkaç sayfa okuduktan sonra burada olmak istemeyeceksiniz. bu yüzden unutun gitsin. gidin buradan. hâla tek parçayken hemen kaçın.
kendinizi kurtarın. televizyonda mutlaka daha iyi bir şeyler vardır. ya da madem bu kadar boş vaktiniz var, gidin bir akşam kursuna falan katılın. doktor olun. kendinizi adam edersiniz belki. kendinize bir akşam yemeği ziyafeti çekin. saçınızı falan boyayın. artık gençleşmiyorsunuz.
burada anlattığım şeylere kafanız iyice bozulacak. sonra her şey daha da kötü olacak.
chuck palahniuk - tıkanma
daha iddialı bir giriş cümlesi olamaz herhalde. yazar, az daha ikna ediyordu beni. kitabı bırakıp erkek halimle saçımı boyatmaya gidiyordum...*
şaka bir yana, yazar bu iddialı girişini dikkat çekmek ya da popüler olmak için yapmıyor. çoğu insan gibi yazar da modern toplum çıkmazına saplanmış ve bu bataklıktaki herkesin köleleştirilmiş olduğunu, insanların kurma bebeklere döndüğünü düşünen bir anarşist. wake up neo minvalinde fakat anarşist olduğu için biraz daha aykırı sayılan bir uyanma şekli belki.
kendinizi kurtarın. televizyonda mutlaka daha iyi bir şeyler vardır. ya da madem bu kadar boş vaktiniz var, gidin bir akşam kursuna falan katılın. doktor olun. kendinizi adam edersiniz belki. kendinize bir akşam yemeği ziyafeti çekin. saçınızı falan boyayın. artık gençleşmiyorsunuz.
burada anlattığım şeylere kafanız iyice bozulacak. sonra her şey daha da kötü olacak.
chuck palahniuk - tıkanma
daha iddialı bir giriş cümlesi olamaz herhalde. yazar, az daha ikna ediyordu beni. kitabı bırakıp erkek halimle saçımı boyatmaya gidiyordum...*
şaka bir yana, yazar bu iddialı girişini dikkat çekmek ya da popüler olmak için yapmıyor. çoğu insan gibi yazar da modern toplum çıkmazına saplanmış ve bu bataklıktaki herkesin köleleştirilmiş olduğunu, insanların kurma bebeklere döndüğünü düşünen bir anarşist. wake up neo minvalinde fakat anarşist olduğu için biraz daha aykırı sayılan bir uyanma şekli belki.
devamını gör...
değerini kaybedince anladığımız bir şey
ölünce birden kıymeti bilinen insanlar. nedense kaybedince severiz, özleriz,değerini anlariz.
yaşarken kıymeti bilinmeyen bir sanatçının kasetlerinin, albümlerinin yok satması, şarkılarının birden hitleşmesi, kitaplarının
birden çok satanlarda yerini alması gibi.
yaşarken kıymeti bilinmeyen bir sanatçının kasetlerinin, albümlerinin yok satması, şarkılarının birden hitleşmesi, kitaplarının
birden çok satanlarda yerini alması gibi.
devamını gör...
çanlar kimin için çalıyor
(bkz: çanlar kimin için çalıyor) hemingway'in ispanyol iç savaşını, aynı zamanda savaşın anlamsızlığını anlattığı eseri. roman john donne şiiri ile başlar. yıllar sonra kitabı, olay örgüsünü ve karakterlerini unutmak mümkün ama şiir kitabın en kısa özeti şeklinde bir kere okunduğunda akıllara kazınıyor. not olarak aşağıya bırakıyorum.
insan ada değildir,
bütün de değildir tek başına,
anakaranın bir parçası,
okyanusun bir damlasıdır;
bir kum tanesini alıp götürse bile deniz,
küçülür avrupa,
sanki bir burunmuş,
dostlarının yada senin bir yurdunmuş gibi
bir insanın ölümüyle eksilirim ben,
çünkü bir parçasıyım insanlığın;
işte bu yüzden hiç sorma çanların kimin için çaldığını,
çanlar senin için çalıyor
- ama yine de onu öldürdün.
evet. yine öldüreceğim. ama eğer daha sonra yaşarsam, hiç kimsenin kılına zarar vermeden öyle bir yaşayacağım ki, günahım bağışlanacak.
kim bağışlayacak?
kim bilir? burada artık ne tanrımız, ne onun oğlu ne de kutsal ruh olmadığına göre, bağışlayacak olan kimdir? bilmem.
artık tanrın yok mu ?
yok arkadaşım. kesinlikle yok. eğer tanrı olsaydı, benim şu gözlerimle gördüklerimin olmasına hiçbir zaman izin vermezdi. bırak, onların olsun tanrı.
tanrının varlığını savunuyor onlar.
açıkçası dine inanarak yetiştirildiğim için onu özlüyorum. ama şimdi insanın kendisine karşı sorumlu olması gerekiyor.
öyleyse adam öldürdüğün için seni bağışlayacak olan yine sensin. sy 51
- komünist misin sen ? diye sordu kadın.
hayır, antifaşistim.
ne kadardır?
faşizmin ne olduğunu anladığımdan beri. sy 76
- seninle karşılaşana değin onlardan hiçbir şey istemedim, biliyor musun? ne de bir ricada bulundum. hareket dışında ya da bir savaşı kazanmak dışında hiçbir şey düşünmedim. gerçekten tutkularım çok saftı. çok çalıştım, şimdiyse seni seviyorum ve " dedi gerçekleşmeyecek her şeyi kucaklayarak" uğruna savaştığımız her şeyi nasıl seviyorsam, öyle seviyorum seni de. özgürlüğü, insan onurunu sevdiğim gibi seviyorum seni, tüm insanların çalışma hakkını, aç kalmama hakkını sevdiğim gibi seviyorum seni. seni, savunduğumuz madrid'i sevdiğim gibi, ölen tüm yoldaşlarımı sevdiğim gibi seviyorum. çoğu da öldü. pek çoğu. nice çok olduklarını düşünemezsin bile. ama seni dünyada en çok sevdiklerim kadar seviyorum, seni daha da çok seviyorum.
seni dünyalar kadar seviyorum, tavşan. sy 368
insan ada değildir,
bütün de değildir tek başına,
anakaranın bir parçası,
okyanusun bir damlasıdır;
bir kum tanesini alıp götürse bile deniz,
küçülür avrupa,
sanki bir burunmuş,
dostlarının yada senin bir yurdunmuş gibi
bir insanın ölümüyle eksilirim ben,
çünkü bir parçasıyım insanlığın;
işte bu yüzden hiç sorma çanların kimin için çaldığını,
çanlar senin için çalıyor
- ama yine de onu öldürdün.
evet. yine öldüreceğim. ama eğer daha sonra yaşarsam, hiç kimsenin kılına zarar vermeden öyle bir yaşayacağım ki, günahım bağışlanacak.
kim bağışlayacak?
kim bilir? burada artık ne tanrımız, ne onun oğlu ne de kutsal ruh olmadığına göre, bağışlayacak olan kimdir? bilmem.
artık tanrın yok mu ?
yok arkadaşım. kesinlikle yok. eğer tanrı olsaydı, benim şu gözlerimle gördüklerimin olmasına hiçbir zaman izin vermezdi. bırak, onların olsun tanrı.
tanrının varlığını savunuyor onlar.
açıkçası dine inanarak yetiştirildiğim için onu özlüyorum. ama şimdi insanın kendisine karşı sorumlu olması gerekiyor.
öyleyse adam öldürdüğün için seni bağışlayacak olan yine sensin. sy 51
- komünist misin sen ? diye sordu kadın.
hayır, antifaşistim.
ne kadardır?
faşizmin ne olduğunu anladığımdan beri. sy 76
- seninle karşılaşana değin onlardan hiçbir şey istemedim, biliyor musun? ne de bir ricada bulundum. hareket dışında ya da bir savaşı kazanmak dışında hiçbir şey düşünmedim. gerçekten tutkularım çok saftı. çok çalıştım, şimdiyse seni seviyorum ve " dedi gerçekleşmeyecek her şeyi kucaklayarak" uğruna savaştığımız her şeyi nasıl seviyorsam, öyle seviyorum seni de. özgürlüğü, insan onurunu sevdiğim gibi seviyorum seni, tüm insanların çalışma hakkını, aç kalmama hakkını sevdiğim gibi seviyorum seni. seni, savunduğumuz madrid'i sevdiğim gibi, ölen tüm yoldaşlarımı sevdiğim gibi seviyorum. çoğu da öldü. pek çoğu. nice çok olduklarını düşünemezsin bile. ama seni dünyada en çok sevdiklerim kadar seviyorum, seni daha da çok seviyorum.
seni dünyalar kadar seviyorum, tavşan. sy 368
devamını gör...
çoluğunun çocuğunun rızkını kafa store'da yiyen yazar
affet beni çocuğum, baban tüketim çılgınlığına tutuldu.
devamını gör...
maaşın yarısını harcatan olaylar
temel ihtiyaçlar dışında kitaplardır.
devamını gör...
karısı kaynanası ve baldızıyla ilişki yaşayan adam
kayınbabası: oğlum, evdekiler sana emanet. onlara sahip çık, eksikliğimi belli etme.
söz konusu sapık: tamam.
söz konusu sapık: tamam.
devamını gör...
ağzı kilitli
sır saklayan veya konuşamaz vaziyete getirilen kişi.
devamını gör...


