güne iyi başlatan şeyler
çay.
devamını gör...
29 nisan 17 mayıs arası tam kapanma
bir şeyi farkettim. belirtmeden geçemeyeceğim. 2020 mart ayından beri ne değişti? yine aynı yere geldik.
devamını gör...
melisho (yazar)
doviz kuru gibi yazar. niye boyle bir benzetme yaptim, cunku sozluge kayit olali daha bir hafta olmus, yazar an itibariyle 27 takipci ve 2000 uzeri karma puan elde etmis ( zalımın oglu rozette almis) bu hizli yukselisin tek rakibi olsa olsa dolar olur, euro olur...bu arada sayin yazar benim gozumde gizli bir forvetten otesin, sen sozlugu ele gecirmek istiyor falan olabilir misin? "komik moderator seniii" deyip gecme beni, gozum uzerinde, buyuk resmi gordum ben!
devamını gör...
nasa'nın istanbul paylaşımı
kuzeyin altta olduğunu anlayana kadar geçen 1 saniyede aklımı oynatacağımı sandığım fotoğraf. 15-20 yıla kuzeyde de orman kalmaz gerçi böyle devam edersek.
devamını gör...
en iyi ikililer
ıslak tuvalet terliği ve çorap
devamını gör...
friends
ilk birkaç sezon pek sarmadı, çıtayı çok yükseğe koymuştum. himym, modern family, the it crowd, community, brooklyn nine nine, californication gibi dizileri izlemiş biri olarak çok heyecanlıydım başlarken. sonra ilerledikçe dizi âdeta içine çekmeye başladı beni. söz vermiştim diziye başlarken himym ile karşılaştırma amacıyla izlemeyecektim. keyif almak ve kahkaha atmak için izleyecektim. öyle de yaptım. 10 sezon, dile kolay. üçüncü dördüncü sezondan itibaren günün en heyecanla beklenen anları friends izlediğim gece saatleri olmaya başladı. bir anda tüketmemeye karar vermiştim ve istisnalar hâriç en fazla 3-4 bölüm izliyordum bir gecede. böylelikle iki aya yayarak bitirdim diziyi. kimi zaman rüyalarıma girdi, monica'yla seviştim, central perk'te kahve içtim, gunther ile anlamsız bir kahve meselesi yüzünden kavga ettim, ross'la müzeye gidip etrafı gezdim, joey'le pizza yedim. bütün beklentilerimi fazlasıyla karşıladı ve en iyi dizilerim listesinde çok üst sıralara tereddütsüz yazdım. çok az dizi vardır ki bu kadar fazla karakter hem çok iyi işlensin hem de birbirlerini gölgede bırakmasın. bence altı ana karakterin her biri müthiş kurgulanmış ve bir araya getirilmiş. ilk başlarda obsesif monica karakterine tahammül etmek biraz zordu ama zamanla o bile bütün hastalıklı tepkileriyle birlikte sempatik geliyor. monica, ross, rachel, joey, phoebe ve chandler haricindeki yan karakterler de oldukça başarılı. ross ve monica'nın babası sözgelimi, gunther, chandler'in omg eski sevgilisi, joey'in menajeri estelle vesaire. friends ve himym'ı karşılaştırmayacağım, ikisini de çok sevdim ben. ama sadece şunu söyleyebilirim ki himym friends'ten bazı şeyler almıştır. sözgelimi ted mosby ross'a çok benziyor ama bu himym'ın kalitesine gölge düşürmez.
devamını gör...
arkadaşların yanlış karar almasına engel olmak
bütün yakın arkadaşların boynunun borcu, var oluş amacıdır. işin kötüsü kalkıp kendi hayatında yanlış kararlar almaktır.
devamını gör...
normal sözlük gündüz modu
bunu kullanmak için kaynakçı gözlüğü kullanmak lazım.
ya bu modu nasıl kullanıyorsunuz ?
hiç mi gözlerinize saygınız yok arkadaşlar?
ya bu modu nasıl kullanıyorsunuz ?
hiç mi gözlerinize saygınız yok arkadaşlar?
devamını gör...
delilik
devamını gör...
arabesk
ana dilde depresyona girme yöntemi olarak dinlenebilecek müzik türü.
devamını gör...
geberen rasim'in şişko kızı mısın
şimdi bu embesil herif, birde müslüman, kul hakkı yemez, allah'ın yarattığı canlı ile dalga geçmez , ondan daha zayıf ,daha güçsüz canlıya hakaret etmez , ezmeye çalışmaz , olmalı değilmi?
ama hepsi var ve bu embesil maalesef takdir görüyor , beğeniliyor.
rahmetli rasim öztekin kadar kafanıza taş düşsün, allah senin gibilerden insanlığı korusun.
ama hepsi var ve bu embesil maalesef takdir görüyor , beğeniliyor.
rahmetli rasim öztekin kadar kafanıza taş düşsün, allah senin gibilerden insanlığı korusun.
devamını gör...
zaaf
bir şeye karşı kişinin hassas noktası.
devamını gör...
türkçede çoğu fiilin argoda seks anlamına gelmesi
türkiyede sekse seks hariç her şey deniyor.
(bkz: işi pişirmek)
(bkz: mercimeği fırına koymak)
(bkz: düzüşmek)
(bkz: kerkinmek)
(bkz: sıcak yuva bulmak)
(bkz: götürmek)
(bkz: anahtarı deliğe yerleştirmek)
(bkz: ceviz kırmak)
(bkz: kaçak et kesmek)
(bkz: operason yapmak)
(bkz: yangına vermek)
(bkz: takılmak)
(bkz: takmak)
(bkz: binmek)
(bkz: delmek)
(bkz: becermek)
(bkz: vermek)
(bkz: tek kale maç)
(bkz: aganigi naganigi)
(bkz: güreş)
(bkz: dar alanda kısa paslaşmalar)
(bkz: comolokko)
(bkz: vuruşmak)
(bkz: alış veriş)
(bkz: dondurmam gaymak)
(bkz: kim kime dum duma)
(bkz: fanfinifinfon)
(bkz: vur kaç)
(bkz: bafi)
(bkz: pompa)
(bkz: yaramazlık)
(bkz: jamiryo)
(bkz: fiki fiki)
bitmez...
(bkz: işi pişirmek)
(bkz: mercimeği fırına koymak)
(bkz: düzüşmek)
(bkz: kerkinmek)
(bkz: sıcak yuva bulmak)
(bkz: götürmek)
(bkz: anahtarı deliğe yerleştirmek)
(bkz: ceviz kırmak)
(bkz: kaçak et kesmek)
(bkz: operason yapmak)
(bkz: yangına vermek)
(bkz: takılmak)
(bkz: takmak)
(bkz: binmek)
(bkz: delmek)
(bkz: becermek)
(bkz: vermek)
(bkz: tek kale maç)
(bkz: aganigi naganigi)
(bkz: güreş)
(bkz: dar alanda kısa paslaşmalar)
(bkz: comolokko)
(bkz: vuruşmak)
(bkz: alış veriş)
(bkz: dondurmam gaymak)
(bkz: kim kime dum duma)
(bkz: fanfinifinfon)
(bkz: vur kaç)
(bkz: bafi)
(bkz: pompa)
(bkz: yaramazlık)
(bkz: jamiryo)
(bkz: fiki fiki)
bitmez...
devamını gör...
four weddings and a funeral
richard curtis ve hugh grant ayrılmaz ikilisini hayatımıza kazandıran, 1994 yapımı, içinden gerçekten de 4 düğün ve 1 cenaze geçen, kült bir ingiliz romantik komedisi.
kimi eleştirmenlerce sinema tarihinin yapı taşlarından biri olduğu söylenen* film, çeşitli yaş aralıklarından bir grup ingiliz arkadaşın -ve özellikle içlerinden biri olan iflah olmaz romantik bir adamın- hayatından bir kesiti, farklı dönemlerde hep birlikte katıldıkları bu 5 önemli sosyal hadise üzerinden anlatır. biz fonda eğlenir gülerken charles ve diğerleri bir düğünden başka bir düğüne, düğünden cenazeye koşturup gerçek aşkı, romantizmi, yaşamı, birlikteliği, anı paylaşmayı hem arayıp hem de sorgulamaya devam ederler.
dünya sinema tarihine tüm zamanların en iyi gişe yapan ingiliz filmi olarak geçen yapımın yönetmen koltuğundaysa mike newell var. bütçesi hatrı sayılır düzeyde düşük olan filmin çekimleriyse sadece 35 gün sürmüş.
ilk izlediğimde -ki ne zamandı gerçekten hatırlamıyorum, ama çocuktum diyelim-, ve sonraki her izlediğimde de -ki sayısını hatırlamıyorum ama iki basamaklı sayılardan bahsettiğimiz aşikar- kamera arkasında sanki kazara bir araya gelmiş, eğlenirken zamanın nasıl geçtiğini anlamayan bir arkadaş grubu varmışcasına samimi bir diyalog içinde hissetmiştim kendimi. ingiliz kültürü ve hugh grant seviciliğimin bu hissiyat üstünde etkisi büyük olsa da filmin, uyuya kaldıkları için 13 kez f*ck diyen karakterlerle açılıyor olması da önemli bir yere sahip bu hayranlığımda. her izlediğimde yeniden kahkaha atarak giriyorum filme.
hugh grant'i o zamana kadar yine richard curtis'le birlikte çalıştığı notting hill ve love actually'de izlemiş sevmişliğim de vardı. her nedense ikilinin en kült ve ilk filmi -ve bence en iyisi- olan four weddings and a funeral hayatıma girmekte gecikmiş.
pek çokları hugh grant'in sonraki filmlerinde de hep aynı adamı oynadığını söyler.* fakat "o adam"a olan sevgim bu konuda objektif davranmamı ve hugh grant'a kötü oyuncu dememi engelliyor okur ne yalan söyliyeyim. notting hill'in yönetmeni roger michell'de verdiği bir röportajında bu tuhaf sinematografik ilişkiden bahsederken "richard'ın yazdıklarını en iyi oynayan hugh, hugh'u da en iyi yazan richard" diye bahsetmiş. adam haklı! göz var izan var.
kimi eleştirmenlerce sinema tarihinin yapı taşlarından biri olduğu söylenen* film, çeşitli yaş aralıklarından bir grup ingiliz arkadaşın -ve özellikle içlerinden biri olan iflah olmaz romantik bir adamın- hayatından bir kesiti, farklı dönemlerde hep birlikte katıldıkları bu 5 önemli sosyal hadise üzerinden anlatır. biz fonda eğlenir gülerken charles ve diğerleri bir düğünden başka bir düğüne, düğünden cenazeye koşturup gerçek aşkı, romantizmi, yaşamı, birlikteliği, anı paylaşmayı hem arayıp hem de sorgulamaya devam ederler.
dünya sinema tarihine tüm zamanların en iyi gişe yapan ingiliz filmi olarak geçen yapımın yönetmen koltuğundaysa mike newell var. bütçesi hatrı sayılır düzeyde düşük olan filmin çekimleriyse sadece 35 gün sürmüş.
ilk izlediğimde -ki ne zamandı gerçekten hatırlamıyorum, ama çocuktum diyelim-, ve sonraki her izlediğimde de -ki sayısını hatırlamıyorum ama iki basamaklı sayılardan bahsettiğimiz aşikar- kamera arkasında sanki kazara bir araya gelmiş, eğlenirken zamanın nasıl geçtiğini anlamayan bir arkadaş grubu varmışcasına samimi bir diyalog içinde hissetmiştim kendimi. ingiliz kültürü ve hugh grant seviciliğimin bu hissiyat üstünde etkisi büyük olsa da filmin, uyuya kaldıkları için 13 kez f*ck diyen karakterlerle açılıyor olması da önemli bir yere sahip bu hayranlığımda. her izlediğimde yeniden kahkaha atarak giriyorum filme.
hugh grant'i o zamana kadar yine richard curtis'le birlikte çalıştığı notting hill ve love actually'de izlemiş sevmişliğim de vardı. her nedense ikilinin en kült ve ilk filmi -ve bence en iyisi- olan four weddings and a funeral hayatıma girmekte gecikmiş.
pek çokları hugh grant'in sonraki filmlerinde de hep aynı adamı oynadığını söyler.* fakat "o adam"a olan sevgim bu konuda objektif davranmamı ve hugh grant'a kötü oyuncu dememi engelliyor okur ne yalan söyliyeyim. notting hill'in yönetmeni roger michell'de verdiği bir röportajında bu tuhaf sinematografik ilişkiden bahsederken "richard'ın yazdıklarını en iyi oynayan hugh, hugh'u da en iyi yazan richard" diye bahsetmiş. adam haklı! göz var izan var.
devamını gör...
sürekli akp'yi ve akp’lileri aşağılamaya çalışmak
görüyorum böyle insanları, işleri güçleri siyaset tartışmak.
ama komik olan şu ki ben de dahil ülkedeki çoğu insan koyu siyaset fanatiği değil, değiliz.
kim iyi hizmet verirse o geçer başa.
adama diyoruz ki her şehre uefa standartlarında stat yapıldı, her şehre tıp fakültesi kalitesinde olan ve 5 yıldızlı otel konforunda dizayn edilmiş şehir hastaneleri yapıldı, bunları görmeyelim mi diyoruz.
o da dalga geçtiğini sanarak yol yabdı, köprü yapdı, yağ kuyruğu falan filan diyor.
gözümün önünde şehir evrim geçirdi. gözlerimle gördüklerime mi inanıyım yoksa ideolojik sebeplerle ak parti düşmanlığı kasan birisine mi?
ama komik olan şu ki ben de dahil ülkedeki çoğu insan koyu siyaset fanatiği değil, değiliz.
kim iyi hizmet verirse o geçer başa.
adama diyoruz ki her şehre uefa standartlarında stat yapıldı, her şehre tıp fakültesi kalitesinde olan ve 5 yıldızlı otel konforunda dizayn edilmiş şehir hastaneleri yapıldı, bunları görmeyelim mi diyoruz.
o da dalga geçtiğini sanarak yol yabdı, köprü yapdı, yağ kuyruğu falan filan diyor.
gözümün önünde şehir evrim geçirdi. gözlerimle gördüklerime mi inanıyım yoksa ideolojik sebeplerle ak parti düşmanlığı kasan birisine mi?
devamını gör...
alman düalizmi
insanların birbirlerini öldürmek için aradığı bahanedir.
hırslı avamlar rekabetçi cahiller.
hırslı avamlar rekabetçi cahiller.
devamını gör...
ikinci el araba piyasası
türkiyede saçmalıktan ibaret olan piyasadır. bir otomobilin ikinci eli nasıl sıfırından daha pahalı olur? diye düşündüren pazardır aynı zamanda.
devamını gör...
hilmi yavuz
çok uzun anlatmak gerekti.
ve biz, sadece imâ ile geçtik. dize'lerinin sahibidir.
ve biz, sadece imâ ile geçtik. dize'lerinin sahibidir.
devamını gör...
hayalimdeki türkiye
oğuz atay'ın kitabında okuduğum şu satırlarda saklıdır o türkiye.
herkes istediği mesleği seçecektir. ressam olmak isteyenler reklamcı, yazar olmak isteyenler mühendis, mimar olmak isteyenler iktisatçı, meyhaneci olmak isteyenler hukukçu, hukukçu olmak isteyenler tezgahtar, adam olmak isteyenler uşak ve dilediği gibi yaşamak isteyenler rezil olmayacaktır.
(bkz: oğuz atay - tutunamayanlar) syf. 241
herkes istediği mesleği seçecektir. ressam olmak isteyenler reklamcı, yazar olmak isteyenler mühendis, mimar olmak isteyenler iktisatçı, meyhaneci olmak isteyenler hukukçu, hukukçu olmak isteyenler tezgahtar, adam olmak isteyenler uşak ve dilediği gibi yaşamak isteyenler rezil olmayacaktır.
(bkz: oğuz atay - tutunamayanlar) syf. 241
devamını gör...
