böyle insanları görünce, yunus emre misin lan sen? diye haykırasım geliyo.
devamını gör...

arabayla yapılacaksa aklıma amerika'nın meksika sınırına yakın tek şeritli yolları, klasik bir araba ve uçsuz bucaksız bir manzara getirendir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hollywood etkisi işte.
bu manzaraya hepimiz aşinayızdır.

o filmlerden biri ise: thelma & louise.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

filmimiz 91 yapımı. geena davis thelma'ya susan sarandon ise louise karakterine hayat veriyor.
iki arkadaş kaçamak bir tatil için anlaşırlar, çevrelerini saran muhafazakar ortamdan biraz olsun uzaklaşmak ve kafa dağıtmak için.
louise hayat tecrübesine sahip sezgileri güçlü biri. thelma ise daha naif bir karakter.
zaten filmin gidişatını ikilinin kişisel özellikleri ve aralarındaki iletişim birçok bakımdan etkiliyor.
eğlenceli, dramatik ve samimi bir film. feminist bakış açısı iyi yansıtılmış diyebiliriz.
hâlâ seyretmediyseniz bir şansı çokça hak ediyor.
bir de brad pitt sürprizi var. renk katıyor kesinlikle.
film aynı zamanda altın küre en iyi senaryo ödülü'nün ve en iyi özgün senaryo oscar'ının sahibi.
rotten tomatoes'ta %85 eleştirmen ve %82 seyirci puanına sahip.


görseller için:buradan ve buradan
devamını gör...

anoreksijenik ya da anoreksan, iştah kapatan bir ilaç sınıfı.

aksi için (bkz: oreksijenik)

jakstat mahlaslı yazarın ukdesidir.
devamını gör...

ciğeri beş etmez insan musveddeleri binlerce liralık takım elbise ayakkabı kemer saat kombinleri yapsın günlük , onlara oy veren akıl fukaralarıda senelerdir yıkanmaktan eskimiş donundan mendil... hayat çok garip !
devamını gör...

ne güzel demişler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

keith ridgway kitabıdır.

lunaparklarda aynalarla dolu bir oda olur ya hani. içeri girdiğinizde başlarda kontrol sizdedir ama bir süre sonra nerde olduğunuzu şaşırmaya, yer yön duygunuzu yitirmeye, zaman algınızın dengesinin bozulduğunu hissetmeye başlarsınsız. bu kitap sizde böyle bir hissiyat uyandıracak.

bir gece kendi evinizden başka bir evde uyandığınızda çevrenize bakar ve bir süre etraftaki hiçbir şeyin tanıdık olmadığını fark edersiniz ya. pencereden görünen manalara sizin değildir, karşıdaki duvar da. kapı size yabancıdır, içinde uyanmaya çalıştığınız yatak da. sonra geceyi tam hatırlayamadığınızı fark edersiniz. öyle bir duygu saracak sizi kitabı bitirince.

ikinci, üçüncü dubleden sonra dünya daha renkli görünmeye başlar ya bazen. yavaş yavaş plastikleşmeye sonra hızla akışkan bir hal almaya başlar dünya diye bildiğiniz yer. insan suretleri şeytanlıklarından arınır, birinci geleneksel sırat koşusu hiç olmadığı kadar hızlı geçilir gibi olur ya, öyle bir heyecan dolacak içinize okuyunca.

gerçekle rüya öyle bir birbirine girecek ki kitabı okuyor musunuz yoksa kitabı bitirip üzerinde düşünmeye mi başladınız, anlamayacaksınız.

hawthorn ile child dedektiflik mesleğini hakkını veren bir ikili ama zihinsel yolculuklar fiziki takipten daha çok yer alıyor soruşturma yöntemleri arasında.

ilginç bir ikili sizi astral olmayan bir astral seyahate çıkarıyor.
devamını gör...

ünlü isveçli caz solistidir. 'zenci sesli sarışın' olarak bilinmektedir.ella fitzgerald,louis armstrong, bill evans gibi dünyaca ünlü birçok sanatçıyla da çalışma imkanı bulmuş fakat 1963 eurovision şarkı yarışmasına katılıp isveççe bir şarkı seçtiği için doğal olarak o yıl sonuncu olmuştur. kariyeri boyunca birçok dizi ve filmde de rol almıştır. isveççe besteler yaparak caz şarkıları kendi ülkesinde yaygınlaştırmak istemiş, başarılı da olmuştur.zamanında isveç'te oldukça sansasyon yaratmıştır.
normalde cazdan hazzetmeyen bir insan olan beni,zetterlund'un sesi ve şarkıları nedense hep etkilemiştir.
monica z isimli filmde zetterlund'un yaşamı anlatılır.burada kendisini edda magnason canlandırmıştır.magnason filmdeki şarkılarda playback yapmamış,kendi sesiyle söylemiştir.
eserlerinden waltz for debby bill evans ile ortak çalışması olduğu için kendisinin de favorisi olmakla birlikte benim de en sevdiğim şarkılarındandır ve 'monicas vals'olarak da bilinir:


fakat bu şarkısının da ayrı bir yeri vardır:
devamını gör...

kişisel tercih olduğu için çok normaldir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

önce tıp fakültesinde ortopedi veya fizyoterapi bölümü uzmanlığı bitirilip üzerine yan dal seçilerek icra edilebilen tıp bölümü.
devamını gör...

dış minnaklar gene başaramadı.* yolumuzdayız yine beraberiz a dostlar!
devamını gör...

başlığı görünce gülmeme sebep olmuştur.
o an adeta yaşam mücadelesi verirler, su içmek için son saniyeleri kalmış gibi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

delircem. şu tatliliga bakar mısınız?????
devamını gör...

1. doğduğun yeri sen mi seçtin?
2. anne-bananı sen mi seçtin?
3. dini inanç doğuştan mı gelir?(cümle baştan çelişik)
4. cinsiyetini ne belirledi?

bunları seçerek doğan henüz olmadı. en azından bulunduğumuz zaman diliminde ve güncel teknolojide mümkün değil.

bunları bile bile sen yunansın, ermenisin, sarısın, karasın, budistsin, ateistsin diyerek aşağıladın. sanki bunu yaparak asıl sen küçük düşmemiş gibi.

toplumların belirlediği kurallara(yasa denir) göre bir suç varsa suçu işleyen ceza alır ve bu başkasına devredilemez.

moğolların döktüğü kanların hesabını şu an kimden sorabilirsin? ya da roma imparatorluğunun? hatta osmanlı devletinin toprak kazanma uğruna savaşarak döktüğü kanları?
ya da birinci dünya harbinde türk topraklarında kan döken ingiliz, yunan ve dünyanın öbür ucundan gelen avusturyalıların döktüğü kanın hesabını kimden soracaksın?
şu an kimseyi incitmemiş olan “gavur”lardan mı?

doğduğunda türkiye topraklarındaydın. almanyada olsaydın orayı vatanın bilecektin ve belki de türkler çalışmaya geldiğinde rahatsız olacaktın...
belki doğduktan sonra annen baban sana dedi ki allah var ve sen müslümansın. bu da kitabı. sen de gerçekten detaylı araştırmadan çevrenin söyledikleri üzerine bunu kabul ettin ve hatta fanatik savunucusu oldun. peki ya çinde doğsaydın? o zaman da müslümanlık konusunda fanatik olacak mıydın?
çok da uzağa gitmeyelim. sünni bir aile yerine ya alevi ailede doğsaydın? o zaman aleviliği savunacaktın belki de.

dünya senin etrafında dönmüyor pek muhterem insan. sen sadece sana ne gösterildiyse onu benimseyip yıllarca, belki de bir ömür sürecek araştırmayı reddedip, içine şans eseri düştüğün kimliğin fanatiği oldun.
bu nedenle kan döküyorsun. gönül kırıyorsun. güçlüysen can yakıyor, güçsüzsen eziliyorsun.
dünya çeşitlilikle dolu zepzengin ve bilinen tek yuvamızken; sen bu çeşitliliği ve zenginliği yok edip “tek”leştirmeye çalışıp fakirleştiriyorsun.
sen kendinin bile farkında değilsin. belki de beynindeki kıvrım noksanlığı sebep oluyor buna.
ne zaman barışacaksın kardeşlerinle? ne zaman kabul edeceksin doğayı? sevgi kırıntısı bile mi yok içinde? bu kadar mı nefret dolusun?
devamını gör...

vücutta bir çok önemli görevi olan ama kalp ve beyin gibi bahsedilmeyen dışlanan organ. neredeyse her şey bu organdan sorulur, ama patronluk taslamaz hiç kalp ve beyin gibi. mülayim, mütevazı bir organdır. görevlerini saymakla burayı doldurmak istemiyorum. kendiniz bakabilirsiniz upuzuunnn bir liste çıkar önünüze.
devamını gör...

sabah uyanır mıyım diye son bir kez güzel olan her şeyi düşünmemdir. ciddiyim. uyku çok garip bir şeydir çünkü.
devamını gör...

kulağa güzel gibi gelen fakat hiç de güzel olmayacak gelişmedir.

insanları dünyadan soyutlayacak, kendi içlerine kapanmalarına sebep olacak, olmayan insanlar varmışçasına yaşanacak ve aslında bir program bağımlılığı ortaya çıkacaktır.
devamını gör...


alman bilim insanları tarafından yapılan yeni bir çalışma, felçli farelere tekrar yürüme yeteneği kazandırdı ve dünya çapında felç geçiren yaklaşık 5,4 milyon insana umut verdi. bochum ruhr üniversitesi’nden araştırmacılari sinir hücrelerinin birbirleriyle iletişimini sağlayan sitokin proteinlerini genetik olarak yeniden kodlayarak, farelerin hasar görmüş omurilik sistemini uyarmayı başardı. belden aşağısı felçli olan hayvanlar tedaviden iki ile üç hafta sonra yürümeye başladı.
kaynak
devamını gör...

cem karaca
devamını gör...

tim burton filmi olduğu için izlememiş olanların kafasında muhtemelen fazla fantastik şeyler canlanıyordur. bence bu film izlediğim tim burton filmleri arasında en gerçekçi olanı.

bir filmin içinde baba ve çocuk ilişkisi olduğu zaman ister istemez kendimi hemen duygusal bir moda sokuyorum. bu da beni duygulandıran babalı ve çocuklu filmlerden biriydi. hatta ağlatan demem daha doğru olur.

film için birilerini tebrik etmek gerekirse başta tim burton değil de romanın yazarı daniel wallace gelirmiş gibi, ben böyle düşünüyorum en azından. yıllar evvel kitabını okuduğumda hissettiğim duyguları filmde de elbet hissettim, senaryo harika ama roman... yine de kitaptan uyarlama filmlerle kıyaslayınca çok güzel bir yerde olduğunu söyleyebilirim.

tim burton filmlerini sevenlerin zaten muhakkak izlemesi gereken bir film ama bence bu filmi izlemek için tim burton filmlerini sevmeye gerek yok gibi. bir de böyle hikayeye bakıp çocuklarla izlemeye kalkışmamanızı önerebilirim, izletmeyi denediğim çocukların sıkılmasına neden olan bir film maalesef. ha bir de bence önce romanı okunsa da sonra mı izlense?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim