bir deliler evinin yalan yanlış anlatılan kısa tarihi

her kelimesi ile ülkenin özetidir.
devamını gör...

farklı bir dünyaya kapı aralamaktır.
devamını gör...

mükemmel bir, wardruna parçasıdır.

özellikle yağmurlu ve fırtınalı havalarda dinlenmesi şiddetle tavsiye edilir.

devamını gör...

bir tanesi bile başkalarının yanında sizi parlatabilir. ahtapotlar çok acıkınca kollarından bir tanesini yermiş. sonra yemek bulunca filan o kol yeniden çıkarmış. süper bir bilgi hep anlatırım.
devamını gör...

hamsi olarak elindeki tüm imkanları kullanmış. bizede taktir etmek düşer kanaatindeyim. yolları bahtları açık olsun. o güzel hamsiler, o güzel denizlerde yüzerek gittiler. kim derdi ki gün gelecek bir hamsiyi kıskanacak insanlar.
ayrıca dayıların son derece elit gürcü hamsisi tartışmasını da hatırlayalım buyrun efenim #ufaktır, ufak
devamını gör...

nezdimde çok net bir ayrımı var.
oyun oynamayacak ise mac alınmalı.
devamını gör...

tamamına olmasa da ana fikrine katıldığım tespit. olaya biraz daha farklı açıdan yaklaşarak bir şeyler eklemek isterim.

geri kafalılık ya da saçmalık diyebilirsiniz fakat teknoloji ve sosyal medya araçları insanları bir yandan daha özgür ve yenilikçi fikirlere, daha geniş ufuklara teşvik ederken, diğer yandan da sığlaştırıyor ve tembelleştiriyor. nitekim başlığa yansıyan şikayetleri de, bu durumun kafa sözlük üzerindeki yansıması olarak görüyorum.

öncelikle kabul etmemiz gerekiyor; internete ve dolayısı ile bilgiye erişimin bu denli yaygınlaştığı bir dönemde, sözlükleri artık salt kutsal bilgi kaynağı olarak göremeyiz. her ne kadar “sözlük” fikrinin yıllar önceki ortaya çıkış amacı bu olsa da; günümüzde tamamen bu amaca hizmet etmediğini, sözlüğün bilgiye ulaşmak için tercih edilen son araçlardan biri olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz. açıkçası sözlük denilince akla gelen ilk mecra olan ekşisözlük’ün bugün geldiği noktayı da buna bağlıyorum. ancak böyle dahi olsa, sözlüğün var olma amacının dışına çıkarılarak şu anki duruma getirilmesini üzücü buluyorum.

elbette tüm bunlar sözlükte gün boyu siyaset konuşmayı, sürekli bilgi içerikli tanım girmeyi ya da geyik başlıklara yazmamayı gerektirmiyor. ancak ağırlıklı olarak görece boş ve içerik bakımından zayıf başlıklar gündemi işgal ediyorsa -ki ediyor- bu noktada oturup düşünmek gerekiyor. örneğin; yazdığı şeyleri son derece ilgi çekici bulduğum herhangi bir yazarın açtığı başlık ya da girdiği tanım, daha ben göremeden akış içerisinde kaybolup gidiyor. bu sebepten ötürü sözlüğe her girişimde gündemden önce takip sekmesi altından takibinde olduğum yazarların girdilerini okuyor; ilgimi çeken başlıklara ve hatta yazarlara da yine bu sayede erişebiliyorum.

evet sorun büyük fakat çözümsüz değil. burada sorunun çözümüne yönelik aksiyon almak yönetimin işi ancak yazarlar da bu durumun bir sorun olduğu gerçeğini kabul ederek çözüme bireysel anlamda katkı sağlayabilirler.
devamını gör...

cihan murtezaoglu'nun bu sarkisi unutulmamalidir...

devamını gör...

çocukluğumla alakalı çok şey hatırlamıyorum, hatırlamaya değecek bir çocukluğum olmadı çünkü. çocukken çok mutlu oluyormuş insanlar, en mutlu oldukları an çocukluk zamanlarıymış. mutlu olduğum bir anımı hatırlamıyorum.
oyuncak hayali kurmuşumdur elbette her çocuk gibi ama; hiçbirine ulaşamadım hayallerimin. yaşım 36; ve hala içimde bir yerlerde bir dürtü, hadi al şu oyuncağı da oyna der bana.

masumluk der bazıları çocuklara, çocuklar çok masum olurlarmış. belki ben de masum bir çocuktum. dedim ya hatırlamıyorum; bilmem belkide hatırlamak istemiyorum. çocukluğuma dair hatırladığım ender şeylerden biri, belkide beni en yaralayan, arkadaşlarımın oyuncaklarına özenirdim hep. keşke benimde olsaydı böyle bir oyuncağım diye hayallere dalardım, hayalimde oynardım o oyuncaklarla.

kolay değildi benim çocukluğum, ben çocukken ağladığımı bile hatırlamam. babam öldüğünde bile ağlayamadım ben, izin vermediler. ilk hastanede güvenlik görevlisi çekti köşeye; sen dedi evin en büyüğüsün, güçlü olmalısın, artık evin erkeği sensin ağlayamazsın. sonrasında arayan herkes aynı cümleleri tekrarladı. çocuğum lan işte bırakın ağlayayım!

bazıları da yeniden çocuk olsam o yıllara geri dönsem diye düşünür; ben böyle iyiyim. kolay olmadı benim bu yaşıma gelmem.

neyse yine çok yazdım ama ne yapayım yazarak rahatlıyorum bende. zaten çoğunuz okumayacak, zaten bundan size ne.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tamam dedikten sonra koymaya devam ettiği kaşık/kaşıklardır. engel olmak için bir önceki kaşıkta tamam denilmelidir.
devamını gör...

katılmadığım gereklilik. ne zaman bu durum sözlük için dezavantaja döndü o zaman sözlük yönetimi çok kolay bir biçimde manüplasyon yapabilir.

malum listede bir sürü isim var. bu kısımda manipüle zor olur. o halde en altta; ve… çaylak, ve … kadar ismini vermek istemeyen kullanıcı kısmını küçücük bir kodlamayla şişirler olur biter.

hadi yine iyisiniz sevgili yöneticiler. ufak tefek ipuçları verdik bu gün de size.*
devamını gör...

“hoşgörü” kavramı ihtiva ettiği anlam itibarıyla “eşitsizliğe” vurgu yapar.
ben senden daha kıymetliyim, seni yok edebilecek kuvvete sahibim fakat buna rağmen zor kullanmıyorum ve sana tahammül ediyorum demektir esasında.
bu anlayışın bir ürünü olarak: “millet-i sadıka” benzetmesi yapılmıştır ermenilere. yani bize itaat eden, sadık kalan, sözümüzden çıkmayan, haddini bilen ulus manasında...
devamını gör...

zaman zaman benim de dahil olduğum grup. bu tip yazarların birçoğu en azından tanım yapıp, birşeyler anlatıyor.

söylemek istediği şeyi herkes 2 kelimeyle açıklayamıyor olabilir. kapasite meselesi! bütün hayatımızı 140 karakter içine sığacak şekilde geçirmedik belki de.

bazen bir şeyi açıklamak için uzun yazmak gerekir. bir örnek vereyim; gidin ayhan ışık başlığına bakın. buradan ilk tanım iki kelime. ayhan ışık bu mudur? iki kelimeyle anlatılabilir mi yani? her ne kadar başlığı açan iyi niyetli de olsa iki kelimeye sığar mı ayhan ışık?

sizi de anlıyorum. uzun okumaktan hoşlanmıyorsunuz. sınavlarda paragraf sorularından nefret ediyorsunuz. çünkü paragrafın sonuna geldiğinizde başını unutmuş oluyorsunuz. bu bir sorun değil mi sizce de? peki nasıl kitap okuyorsunuz? okuyorsanız uzun yazılardan neden şikayet ediyorsunuz. okumuyorsanız zaten "kitap okumuyorum, eksikliğini de hissetmiyorum" diyenlerdensiniz. zaten bunun eksikliğini siz değil biz çekiyoruz genelde. okumayan, okuduğunu da anlamayan bir topluluk var karşımızda. arada kısa da olsa tanım da yapsanız keşke.

uzun okumayı sevmeyen arkadaşlar buraya kadar gelmemiştir zaten. hayatınızı 300 kelime ile de geçirebiliyorsunuz. onlara selam eder gözlerinden öperim.

şu arkadaş birçoğumuzdan iyi durumda bence.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

küçük şeylerle mutlu olmak çok güzel bir şeydir lakin bunu sosyal medyada paylaşıp kudurun geberin tarzı kelimelerle paylaşmak saçmalıktan başka bir şey değildir.

tanım: saçma bir eylemdir.
devamını gör...

herkesin mesajlarına cevap vermek istemeyen insandır.
devamını gör...

1932 doğumlu asıl adı ahmet kurteli olan sinema ve tiyatro oyuncusu.

türk sinemasının değeri bilinmemiş aktörlerindendir. selvi boylum az yazmalım filminde cemşit rolüyle iyi adam olarak aklımıza kazınmıştır.
atatürk rolünde izlemeyi çok isterdim kendisini. fiziksel benzerliğinin yanında iyi adam imajının da bunda etkisi olabilir belki.

böyle bir adam nasıl jön olmadı da karakter oyuncusu olarak kaldı hala hayret ederim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gaziantepliyim. başka bir şey söylememe gerek yok sanırım. *
devamını gör...

kitap aldım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim