"fakat müzeyyen bu derin bir tutku" benzeri etki ve tınıya sahip rumuz. bu seçim için rumuz sahibini tebrik ederim.
devamını gör...

“onunla ben hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.” *
devamını gör...

yukio mişima romandır.

vurulmuş yatıyor güzel şövalye,
sazlar ve kamışlar içinde.



oscar wilde’ın bu dizeleri bende ilk okuduğum zaman kahramanlığa duyulan hayranlık duygusu, biraz üzüntü, biraz acıma uyandırmıştı. ancak yukio mişima’nın itiraflarını okuduktan sonra çok farklı bir yönden bakılabileceğini de anladım. yukio mişima’nın kitaplarını okumak elbette ki çok büyüleyici bir dünyaya yolculuk anlamı taşıyor ancak yazarın kendisi ve hayatı daha büyüleyici bir yerde duruyor. nedense bana don quijote‘yi hatırlatıyor mişima. mişima şövalyeliği değil ama samuraylığı savunuyordu, zaten samuraylar da doğunun şövalyeleri sayılmaz mı? ona göre japonya kültürel değerlerinden uzaklaşmaktaydı ve buna birinin “dur” demesi gerekiyordu

bir dövüş sanatları ustası olan mişima tatenokai üyeleri ile birlikte japonya silahlı kuvvetleri binalarında birine girip komutanı bağladıktan sonra bir manifesto okur ve beklediği tepkinin tam tersi bir tepki alır askerlerden. seppuku ile hayatına son veren mişima bunu da o ince zekasıyla bir sene önceden planlamış, hatta kafasını kesmesi için görevli ismi bile belirlemiştir. ki bu adam seppuku sırasında daha fazla acı çekmesine neden olacaktır.

hayatını bu şekilde bir intiharla sonlandıran mişima hakkında romanlar ve biyografiler yazılmıştır. kendi ülkesinde aşırı muhalif bulunan mişima dünyayı büyülemeyi başarmıştır.

özyaşamöyküsel romanı bir maskenin itirafları’nda hayatını doğduğu günden başlayarak anlatır, yazar. çünkü iddiası odur ki; mişima doğduğu günü hatırlamaktadır. bunu büyüklerine kanıtlayamamıştır belki ama ben her zaman yaptığım gibi yazarın yanında yer alacak ve ona inandığımı iç rahatlığıyla söyleyeceğim. mişima diğer erkek çocuklarından farklıdır zira “kötü alışkanlığını” ifa ederken kızları düşünmez, daha çok yunan heykellerindeki erkek vücutları ilgisini çekmektedir.palozzo rosso’nun aziz sebastiaus tablosu onun kutsal atlasıdır sanki.

ve ölü askerler, vücutları kanla sarmalanmış adamlar. bu durum onu diğerlerinden ayırır ve kötü bir çocukluk geçirmesine neden olur. ayrıca bedensel açıdan da kendini yetersiz hissetmektedir. bunu yenmek için dövüş sanatlarına merak salar ve öldüğünde önemli bir dövüş sanatı ustasıdır. sevdalandığı kişilere hep platonik bir bağla tutulmuştur. bir kızla geçen ilişkisinde kendini denemiştir. ancak kızla öpüştüğü anda o son umut ışığı da sönmüş ve artık kendini olduğu gibi kabullenme zamanı gelmiştir. o, insanlardan farklıdır, hemcinslerinden tamamen farklıdır. dünyaya herkesten farklı bakmaktadır ancak bunu anlaması uzun sürmüştür. mişima’nın bir maskenin itirafları kitabını okuduktan sonra hemen diğer kitaplarını da sipariş etme isteği uyandı içimde. çok doğrudan,sakınmadan, kendini gizlemeden kurduğu cümleler ona karşı bir acıma değil hayranlık duymanıza neden oluyor çünkü.

üç kez nobele aday gösterilen mişima bu ödülü kazanamamıştır ama çok yakın arkadaşı olan ve onunla aynı kaderi paylaşarak intihar eden yasunari kavabata1968 yılında bu ödülü alabilmiştir.
devamını gör...

bir sonraki adım olarak: bulsan da sana bakmayacağını düşünmek olur herhalde.
devamını gör...

4-2-2 oynatmamasını dilediğim yazardır. (sergen hocam ne zaman öyle oynatsa kaybediyoruz.. ondan)
hep mutlu olsun, mutluluk ve kahkahalar ömrü boyunca güzel belası olarak kalsınnn!
devamını gör...

battaniyenin altında uyuyakalan, sabah siz kalkıp derse gidip döndüğünüzde hala uyumaya devam ettiğini gördüğünüz, yaşıyor mu acaba diye kontrol etmek isteyip battaniyeyi başından biraz çektiğinizde ışıktan ürküp "ımmmmmhhhhhoorrrrrgghhh" şeklinde bir ses çıkararak, battaniyeyi tekrar örtmenize sebep olan erkektir. bir süre sonra dayanamayıp, aç kalmasın diye, battaniyenin altına ufak ufak ekmek parçasıdır, pisküüttür uzatırken bulabilirsiniz kendinizi.
devamını gör...

haha kısa boyluyum ama sinirlenince sizin sandığınız gibi 'tanrının yarattığı en masum insan çeşidi' olmuyorum. ağlayıp, bağırıp, bir şeyleri yere atıp kırarak bayağı korkunç oluyorum. 1.61 boy, 44 kilo kızım ama sinirlenince evdeki camı pencereyi indirmişliğim var.
çok da 'tatlı' diyip bizi sinirlendirmeye kalkmayın sakın. -yani benden söylemesi-
devamını gör...

bence iyi bir arkadaş herşeyden önce sana karşı samimi olmalıdır. kim etrafında yapmacık birini ister ki ? kendinize şakşakçı arıyorsanız onu bilemem... bir diğer önemli özellikte ona güven duymandır, ve elbette onunda sana güven duyması gerekir. ona sırlarını, özel sorunlarını anlattığında başkasının duymasını kimse istemez. ama onun sana güven duymasıda büyük bir önem taşır, bunu unutmamak gerekir. bence son ama en önemli özellik ise, yanında kendini tamamlanmış hissedebilmendir. bazı arkadaşların vardır ki onlarla sadece konuşursun, eğlenirsin ama öyle biride vardır ki sanki senin diğer yarın gibi, seni tamamlamıştır, hatta bazen gerçekten kardeş olduğunuz fikrine bile kapılırsın. işte o insanlar çok özeldir ve onları ne yaparsanız yapın asla kaybetmeyin *
devamını gör...

sene ikibin bilmem kaç. 21 nisan günü okul müdürü odasına çağırdı, 23 nisanda emniyet müdürüsün dedi. iki gün su tabancasıyla antrenman yaptım moda girmeye çalıştım, söyleyecek afili cümleler düşündüm. 23 nisan sabahı binbir heyecan binbir telaş süslenip püslendik, iki öğretmenimizle gittik emniyete. samimiyetle karşıladılar, amirimiz sizi bekliyor dediler, makam odasına çıkardılar. heyecanla girdik, masada kekler börekler, kameraman bile ayarlanmış, bizi samimiyetle ağırladı emniyet müdürü. ama koltuğuna oturtmadı, tuttu karşısına oturttu*. ben bekliyorum, öğretmenler bekliyor, polisler bekliyor, yok. az kaldı su tabancasını çıkarıp kan gölüne çevireceğim ortalığı.* ama yok koltuğa oturamadık, çayımızı çorbamızı içip döndük. işte bugün yoldaşın yaptığı da bir 23 nisanda bana yapılan ikinci jest. bu da bişeydir, koltuğa yine oturamadıksa da suları namlusuna sürdük tabancanın. sıramız elbet gelecek.
devamını gör...

yüzleri güldüren bir haber efemm, alarmlar kuruldu! 20.29'da radyo kapısında ayaktayız. harika bir yayın olacağına eminim çünküü o biirrr bengaripsengüzeldünyaumutlu
devamını gör...

duyup çıkaramayacağım herhangi bir ses yok diyen sanatçı.

devamını gör...

ilkel, gelişmemiş, ilk, eski, geri kalmış, evvelki...

(bkz: primitif halklar)
devamını gör...

açık konuşayım çok uzun ve tomar tomar kıl çıkmadıysa kenara koyarım ve yemeğine devam ederim.

ha küçük bir kıldan da midem bulanırsa ilgili kişiye sessizce söylerim ve yardımcı olmasını isterim.

tabii ki doğru olanı işi temiz yapmak ama sonuçta robotlar yapmıyor bu yemekleri ve saç kılı kolay dökülen bir şey.

mesela tırnak çıksa veya sümük sv çıksa yemeğinin içinden boyutuna vs bakmam direkt ilgili kişiye söylerim.

çünkü tırnak, sümük gibi parçalar kolay kolay çıkan, dökülen şeyler değildir.
devamını gör...

(bkz: zeytin ırkçılığı)
devamını gör...

beş altı kilo fazlam var. bugünden itibaren dedim akşam az yiyeyim ekmeksiz yaşayayım salata,ot, çöp...eve geldim ve şunu duydum: "bı çay koyalım, kara da pişi yapar ohh" pişi benim iradem dahilinde bir şey değil,duymam yetiyor. herkes iki tane yedi ben on iki.doyduk cok şükür.
devamını gör...

ankara'nın geçmeyecek yaralarından biridir.
devamını gör...

hislerimiz karşılıklımı bilmem ama greenland den çok hoşlanıyorum
devamını gör...

tolkien tarafından yazılmaya başladığında, bugünkü halini alana kadar birçok aşamadan geçmiştir. bu aşamalarda sırasıyla;
ilk aşama; günümüze kadar ulaşan 6 sayfa el yazısı halinde. bu 6 sayfa sadece ilk bölümden. bu aşamada ejderhanın ismi pryftan, büyücünün ismi ise bladorthin.
ikinci aşama; 1. ve 14. bölümleri ihtiva eder. bir daktilo metin ve el yazması bazı sayfalar. bu aşamada ise ejderhanın ismi smaug olarak belirleniyor. cüce lideri thorin ve büyücü de gandalf olarak belirleniyor.
üçüncü aşama; ikinci aşamanın tam bir daktilo metnine dönüşmüş hali. bu aşamada medwed isimli karakter artık beorn'dur.
dördüncü aşama; 15.-19. bölümleri kapsayan el yazısı metinler.
beşinci aşama; 13. bölümün teknik düzenlemesi ve yeni bölümlerin daktiloya aktarılması.
altıncı aşama; kitabın tam daktilo metni. ayrıca tipografi hataları yüzünden yayınlanmayan versiyondur.

tolkien, hobbit'in yazılışından bahsederken, yazmaya başladığı ilk yerin, bir öğrencisinin boş bırakmış olduğu bir sınav kağıdından bahseder. bu kağıda, ''in a hole in the ground there lived a hobbit'' yazmıştır.

hobbit kelimesinin ilk kullanımı ise 1895 yılında yayınlanan 'denham tracts' isimli eserdir. tam manası; 'bir tür cin' dir.
devamını gör...

en mutlu günümde ya da en hüzünlü anımda gözyaşımı- kahkahamı benden başka duyacak-silecek kimse yok.
devamını gör...

kim onlar, yok öyle bir şey olsa ben görürdüm denecek başlıktır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim