bugün tuvaletteyken düşündüm;
bu kafa sözlük sunucuları nerede acaba?
ahh düşünmez olaydım.
bir domuz barbekü restoranının içindeymiş.
önce buradan ip adresini aldım
104.26.2.18 bunu.
sonra buradan kordinatları aldım
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
39.0438 -77.4874 bu koordinatlar çıktı.
google mapsten bu koordinatlara gittiğimde acı gerçekle karşılaştım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
carolina brothers pit barbeque restoranı karşıma çıktı.
ilk etapta sıradan bir restoran sandım fakat öyle olmadığını kısa sürede anladım.
restoranın street view görselleri mevcuttu.
içeri daldım.
her taraf domuz fotolarıyla kaynıyordu.
allahım sen affet.
içerdeki iki günahkar da büyük bir zevkle domuzları mideye gömüyordu.
beynimden vurulmuşa döndüm.
inanmıyorsanız siz de bakın;
buradan
tanım: günaha sokan sunucudur.
devamını gör...

her halükarda adana alacağını düşünüyorum.

farklı toplumların bir araya gelip oluşturdukları farklılık mi dersiniz.

adli olaylarda öne çıkması mı dersiniz, her şey mevcut.
devamını gör...

leonardo, sakin ve barışsever yaradılışından ötürü tüm düşlmanlık ve didişmelerden kaçışıyla dikkati çeken biriydi. kim olursa olsun karşısındakine her zaman yumuşaklıkla ve sevecenlikle davranırdı. et yemeye yanaşmaz, pazardan satın aldığı
kuşlara özgürlüklerini bağışlamaktan ayrı bir zevk duyardı. savaşları ve kan akıtmaları hoş karşılamaz, insanı hayvanlar aleminin efendisi değil, yırtıcı canavarların en azgını diye nitelerdi. ama duygularındaki kadınsı incelik, idama götürülen mahkumların peşine takılmaktan, onların korkuyla büzülmüş yüzlerindeki ifadeyi inceleyerek bunları not defterine resmetmekten leonardo'yu alıkoyamıyor, en amansız saldırı silahlarının planlarını çizmekten ve savaş başmühendisi göreviyle cesare borgia'nın18 hizmetinde çalışmaktan onu geride tutamıyordu. çokluk iyi ve kölü değerlendirmelerini umursamaz bir tutum takınıyor ya da davranışlarının özel bir teraziyle tartılmasını istiyordu....




(bkz: sigmund freud)un leonardo da vinci, dostoyevski, michelangelo, shakespeare eserleri üzerinden baba katlini incelediği eseridir.
devamını gör...

(bkz: geldi yine tipini sevmediğim) serzenişinde bulunmamıza sebep olan leblebi.
devamını gör...

emeğinize, düşüncenize ve yüreğinize sağlık.

kadınlar gününün önemini yitirmesi yani sadece tek bir günde kadınların hatırlanmaması. her günün değerinin bilerek yaşatılması. özgürce, korkmadan, çekinmeden günlerin geçmesi. ama en çok yaşama hakkının elimizden alınmaması. canımızın canlarımızın yakılmaması dileğiyle..
devamını gör...

ismail abi: o duvarlar o kadar üzerime geldi ki boğdu beni, böyle boğdu beni. ben de çıktım dedim bari magazinci olayım.
erdal baggal *: magazinci mi? oğlum sen ne anlarsın magazincilikten ya?
ismail abi: al işte, al işte, şimbillinin ağzından çıkanı kulaklarınıza geldi mi? duydunuz mu acaba şimbillinin ağzından çıkanı?
ya benim halalarım, teyzelerim hep magazinciydi be!

efsane magazinci hala
devamını gör...

".... ister çamurdan olsun" diye devam eden homeros eseri. bu dava uğruna çok mücadele vermiştir. saygıyla anıyorum.
devamını gör...

psikolojik bozukluk nedeniyle karşısındakilerin düşünce ya da duygularını anlama kabiliyetinden yoksun olan bu ruh hastalarının başlıca özellikleri şunlardır:
insanları etkileme ve kandırma konusunda kimse sosyopatın eline su dökemez.
kolay kolay kimsenin inanmayacağı yalanları, allayıp pullayarak yutturmakta çok beceriklidirler.
utanma, suçluluk veya pişmanlık duymazlar. aslında beyinlerinde bu duyguları işleyebilecek bir merkez yoktur; varsa bile bozuktur.
kendi çıkarları için başkalarına zarar vermekten çekinmezler.
kendi egosunu sürekli göstermeye çalışıp karşısındakini aşağılarlar.
insanları konuşmalarıyla kendilerine hayran bırakacak kadar iyi hatiptirler.
aykırı davranışlar sergilemekte beis görmezler, canları ne isterse onu yapar.
empati yeteneğinden yoksun oldukları için hissettiklerinizi hissedemezler.
karşılarında oturup ağlasanız etrafı izlemekle ve ağlamanızın bir an önce bitmesini beklemekle meşgul olurlar.
duyguları olmasa da çok iyi rol yaparlar.
rahatlıkla başkalarını manipüle edebilir, kendi düşüncelerine inanmaya ikna edebilirler.
yalan söyleme konusunda oscar'lık performansa sahip olan sosyopatlar, sadakat ya da merhamet gibi duyguları olmayan insanlardır.
yalanlarını o kadar güzel sunarlar ki, gözünüzle gördüğünüz ya da kulaklarınızla duyduğunuz şeylerden bile şüphe etmeye başlarsınız.
sizin hayallerinizi ve isteklerinizi kolaylıkla öğrenip, size hayallerinizi gerçekleştirecekmiş gibi konuşurlar.
olayları o kadar abartırlar ki bir noktadan sonra saçmalamaları kaçınılmaz hale gelir. ancak çarpıtılmış gerçekleri bir öykünün arasına ustaca gizleyerek, saf ve iyi niyetli insanları yalanlarına kolayca kandırırlar.
şahsi kazanç uğruna yaşam boyu aldatmaca sergilerler.
kuralları çiğnemekten hoşlanır, insanların haklarını çiğnerler. sürekli bir biçimde sorumsuzca davranırlar. insanlara hükmetmeye bayılırlar.
bedeli ne olursa olsun her tartışmada ve kavgada kazanan taraf olmak isterler.
sevme yeteneğinden yoksundurlar. istediklerini elde etmek için severmiş, empati duyarmış gibi yaparlar. gerçek yaşamlarında kimseyi sevmezler.
derin bir hayal âleminde yaşarlar. bütün bu özellikleri nedeniyle bir sosyopatla mantık çerçevesinde tartışılmaz.
pek çoğu sorgulanmayı hakaret olarak algılar, tepkileri öfke ve saldırganlık şeklinde ortaya çıkar.
insanların güçsüz yanlarını bulup oradan saldırmayı çok severler.
sosyopatın karşısına yalanlarını ve sahtekârlıklarını ortaya koyan kanıtlarla çıktığınızda, sizi kendisine karşı komplo kurmakla suçluyorsa bilin ki karşınızdaki gerçek bir sosyopattır.
sosyopatlar insanlara hiçbir zaman değer vermezler. tedavileri oldukça zordur ve bazen de imkânsızdır. sosyopatlara karşı korunmak için bazı insanların vicdanlarının olmadığı acı gerçeğini kabul edin. vicdansız birisini hayatınıza almayın.
sizi kıran, inciten ve hayal kırıklığına uğratan sosyopatlardan en iyi intikam alma yönteminin iyi ve mutlu bir biçimde yaşamınıza devam etmek olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
devamını gör...

kendilerine ait yazılı olmayan kuralları olan anaerkil halktır. zorlu bir kültürü vardır, saygı takıntılı olduklarını söylemek mümkündür. gerçek çerkes kültürünü uzun uzun yazayım, siz de çerkes olduğunu söyleyen insanları aklınızdan geçirin bakalım. hangisi bahsettiğim gibi davranıyor?

- misafir geldiği zaman evin kızı ayakta bekler. sürekli hizmet için hazır durumdadır. anaerkil bir toplumda bu kadını küçümsemek demek değildir, sadece misafire verilen değer ile alakalıdır. misafirin bardağının ve tabağının sürekli dolu olabilmesi için bir gözcü bulundurmak gibi düşünebiliriz. misafir yolcu edilirken arabasına ya da durağa kadar eşlik etmek gerekir. hatta işleri abartıp onunla evine kadar yürümek çok görülen bir durumdur.

- çerkes gelinler kayınvalide ve kayınpeder ile konuşmaz diye bir bilgi geçer hani, o sahiden doğrudur. ancak bu kadının ezilmesi ile alakalı değildir. çerkeslerde samimiyet anlayışı daha katıdır sadece. mesela kayınpeder gelinin evinin önünden geçerken ayak sesi yapmaz ya da yüksek sesli konuşmaz. yani kültürel olarak iç içe yaşayıp fazla samimiyet kurma gibi bir mevzu yoktur. herkes kendi yerini bilir.

- çerkes eşler birbirlerine isimleri ile hitap etmezler. yine aşkitom minişkom falan böyle şeyler yoktur. çift resmen başkalarının yanında resmi bir tavır takınır. kavgalar, aralarının iyi ya da kötü olması ya da farklı detaylar asla dışarıdan anlaşılamaz böylece çünkü stabil bir davranış şekli geliştirmişlerdir.

- odaya giren kadın ya da kız çocuğu sonrası, etrafta yabancılar varsa, ailenin erkekleri ayağa kalkar. çocuğun yaşı önemli değildir. bazı kaynaklarda bunun tam tersi olduğu, erkek girince kadınların ayağa kalktığı yazar ki nasıl şuursuz bir abartma halidir belli değil. çerkesler pagandır, anaerkildir. hatta bir kadın bekarsa ve yaşı büyükse ailenin en saygı duyulan insanlarından biri haline gelir. boyleyken kadınlar kalkacak he mi? daha neler.

- müslüman olsalar bile hâlâ paganizm izleri devam ediyor demek mümkün. çerkesler çerkeslerden başka kimse ile evlenmez, ailesi bizi ayırdı bilmem ne geyikleri aslında kültürün kendisine uygun değil. bunun sebeplerinden biri insanları ırk, din ve dil olarak ayırmanın büyükler tarafından tamamen yasaklanması ve buna göre büyütülmüş olmak. diger sebep müslümanlık anlayışının daha değişik olması. birbirini seven insanları ayıran şeytani bir varlık olarak görülüyor. bunun aileye felaket getireceği düşünülüyor.

- çerkeslerde hapishane kavramı yok çünkü özgür insanlar. çocuklar bile çok özgür yetiştirilir, çocuk kendi kararını alır ve uygular. ceza genellikle toplumdan tamamen soyutlamadır. büyük suçlar işleyen insan ile kimse konuşmaz, iş verilmez, yok sayılır. yine kadına ve çocuğa karşı işlenmiş şiddet gibi suçlarda hâlâ toplumdan soyutlama eylemi devam ediyor diyebilirim. çerkes erkekleri gelip o kişinin uzaklaşmasını sağlıyorlar.

- çerkeslerde şiddet tercih edilmez. hatta bir baba kızını uyaramaz bile. bir yanlış görürse eşine ya da kız kardeşine söyler, kız çocuğu kadın tarafından uyarılır. dediğim gibi samimiyet anlayışı farklıdır.

daha uzatmak mümkün. çerkes kültürü çoğu yönüyle aslında eski türk kültürüne benzer. eski türk kültürünü bilen ailelerin insana yaklaşımı, misafiri ağırlaması, kadına, çocuğa ve aşka saygısı çok başkadır. ancak ülkemizi son 20 yıldır esir almış arap kültürü yüzünden bu iki güzel kültür ölüyor ki önlem almak lazım. evet..
devamını gör...

şu #7245 tanımından da görüleceği üzre ince hesap uzmanı cengaver bir yazar.
biran 40 yapara bağlayacak diye korkmadım değil.
devamını gör...

başlığı açan ile son iki entryi girenler gayet tehlikeli sularda yüzdüğümüzü göstermektedir. sonuçta iki dudak arası bir ömrümüz var sözlükte.
devamını gör...

sevgili güneş, kalbimizden doğdun...
devamını gör...

(bkz: kim bu feat herkesle düet yapmış)
devamını gör...

aziz nesin üstadım tarafından ortaya atılmış doğru önerme.
devamını gör...

mahlasın gizeminden cesaret alan, kim ne yapıyor, kiminle yapıyor diye merak eden laubali komşu olmaya aday yazar kafası sorunsalı
devamını gör...

iyi miyiz?değiliz tabi
boşuna kanamıyor bu saatte bu yara
deli miyiz? deliyiz tabi
çünkü deli gibi seviyoruz hâlâ..

devamını gör...

belgesel tadında videolarını takip etmekten keyif duyguğum youtube kanalı. güzel açılar, güzel tespitler ,özgür ifade, güzel edit, özgün içerik sonuç 140journos.
devamını gör...

1950 kırıkkale doğumlu mehmet suavi saygan söz yazarı, sanatçı.
en sevdiğim... *
suavi- eylül
"yaşadım diyorum ya ben sana,
birikiyor umutlarım.
kaldı tortuları en güzel anıların."
devamını gör...

tdk. aşırma.
yaygınlaşan dijital paylaşım platformları ile yepyeni cepheleri açılan eylem; sosyal medya, içerik ve haber paylaşım portalları gibi. sözlük gibi platformlarda bireysel araştırmalarımız sonucu girdiğimiz bilgi içerikli entryler aslında her birimizi gönüllü birer içerik üreticisi yapıyor. işte bu noktada her birimiz için intihale maruz kalma tehlikesi doğuyor. örneğin twitter'da aslı size ait olan bir tweetin başkası tarafından atılıp sizden daha fazla etkileşim alması dahi bir intihal.
hatırlayanlar olacaktır, stumbleupon diye çok güzel bir web sitesi vardı. her stumble tuşuna bastığınızda sizi önceden belirlediğiniz ilgi alanları doğrultusunda yeni bir web sitesine yönlendirirdi. ben de burada ilgimi çeken içerikleri hiçbir edinim sağlamadan ve birkaç farklı ek kaynaktan faydalanarak türkçeleştirirdim. bunu da o zaman aktif kullanıcısı olduğum sözlükte kaynaklarımı belirterek paylaşırdım. bir gün yine ilgimi çeken bir konuda bir içeriğe denk geldim. öncesinde herhangi bir türkçe portalda yayınlanmış mı diye kontrol ettim. yayınlanmadığını görünce de yine birkaç farklı kaynaktan olayı araştırıp olayı her yönünden ele alan uzunca bir entry paylaştım.
birkaç hafta sonraydı sanırım bir sosyal medya platformunda bir arkadaşımın konuyla ilgili paylaşımını gördüm. paylaşım, beş sene önce şimdikinden daha ünlü bile olsa hala ünlü sayılabilecek bir içerik paylaşım platformuna aitti. "aa," dedim, "benden farklı biri de denk gelmiş."
onun konuyu nasıl ele aldığını görmek için içeriği açtım. cümlelerimi birebir kopyaladığı yetmezmiş gibi kaynak olarak da beni değil, entrymin sonunda gösterdiğim kaynakları yazmıştı. çok da önemli değil zira bu tarz gönüllü içerik üreticiliği yaptığımız platformlarda yazdığımızda bunları da göze almış oluyoruz bir nevi. ancak yine de insan üzerinde hatırı sayılır bir zaman ve emek harcadığı ve karşılığında hiçbir edinim sağlamadığı bir şeyin üzerinden, başkası onu sadece kopyalayıp yapıştırarak bir edinim sağladığında kötü hissediyor; enayi gibi işte.
devamını gör...

simuzer diye birden fazla kız var mı ki genel özellikleri olsun diye eyyorladığım başlık. simuzer ler dm den portakallayın sayınızı bilelim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim