el fetişi degilim ama bazı kadınların elleri çok güzel o yüzden atmasınlar ayarım şaşıyor.
onlar kendini biliyor.
devamını gör...

eskiden istanbul'da sefer, düğün, seyahat gibi önemli bir işe girişmeden önce mutlaka eşref, yani uğurlu bir zaman beklenirdi. o zamanlar saraydan halka herkesin inandığı bir olaydı.

sadece istanbul'da değil doğu ve batı kültürlerinde de bu inanışa rastlanmıştır. kişi önemli bir işe girişmeden önce, dönemin astronomu sayılan müneccime başvururdu. tabii bu durum toplumdan topluma değişir. bazı toplumlarda din alimleri buna karar verirken bazı toplumlarda müneccimler vardı. bu kişiler de yıldız hareketlerinden, gezegenlerin konumundan bir anlam çıkarıp uygun bir zaman belirlemişlerdir.

eşref saatini, bir işin olumlu gitmesi için en uygun zaman olarak tanımlayabiliriz. bazen ne cevap vereceğini bilmediğimiz birisinden bir şey isteyeceğimiz zaman "eşref saatini" beklemek gerek şeklinde de kullanabiliyoruz.
devamını gör...

tebrik ettiğim çok hafif kıskandığım yazardır.
ünlü olmuşsun dostum tebrik ederim el salla.
ayrıca imzalı bir tanım hediye edersin artık.
devamını gör...

filozof üretir, yeni bir şey ortaya koyar. felsefeci (felsefe tarihçisi) ise bunların muhasebesini tutar.

filozof bedel öder, güçlüklerle karşılaşır, felsefeci bunların ekmeğini yer.

filozof özgürdür, felsefeci ekmeğine bakar.

filozofun okulu kendisidir, felsefeciler üniversitelerde yetişir.
devamını gör...

kendini erguvanlı galata kuleli istanbul'umsu ıssız ada sanan
çayırova gebze arası bir aralık.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mide bulandıran haber. rezilsiniz, dünya tersine dönse de bu iğrençlikleri görmesek, duymasak.

öz kızının çocuğunun babası olduğu dna testiyle doğrulandı.

--- alıntı ---

aydın'ın karpuzlu ilçesinde evli olan öz kızı h. a.’ya (20) cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla tutuklanan e.k. (64) hakkında 22 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı. ağır ceza mahkemesi'nce kabul edilen iddianamede, yapılan dna testiyle e.k.'nin, h.a.'nın 2 yaşındaki çocuğunun babası olduğunun tespit edildiği bildirildi.

--- alıntı ---

www.dha.com.tr/yurt/oz-kizi...
devamını gör...

soundtrack’teki şarkılar tek tek çalarken kendi filminde başrol oynamak gibidir.

bazen spotify listemi açıp yürürüm. kulağımda kulaklık varsa o artık sıradan bir yürüyüş değildir, kendi filmimin kareleri akmaya başlar. otuz iki kısım tekmili birden. bazen iki süper film birden. müziğin türüne göre filmimin türü de değişir.

o zaman kulaklıkla müzik dinlerken yaşadıklarımı anlattığım sıradan bir gün:

the exorcist

çok büyük bir kafka hayranı olduğum için sabah kahvaltımı kargalarla birlikte yapıp ( bence çok iyi bir gönderme oldu) evden çıktığımda sözlük yazarlarının benden hoşlanmayacağını düşünüp yürürken kitap okumaktan vazgeçip kulaklığımı taktım. şansıma sabah sabah the exorcist theme song gelince ilk macera hemen hemen netleşti. şarkı başladıktan on beş yirmi saniye sonra karşıma dev bir köpek çıktı. üç başı olan köpek cehennemden fırlamış gibi üzerime atladı. yeşil pembe salyaları her yerime bulaşırken bir anda köpeği kaptığım gibi hancock’un çocuğu kapıp göğe uçtuğu gibi havalandım. ve yere inişte köpeği asfalta vurdum. köpek parçalara ayrılınca o parçalardan yüzlerce sıçan etrafa yayıldı. tam sıçanlarla savaşmak için bir yol ararken müzik yavaş yavaş azaldı ve bitti. korkunç bir andı. dev bir köpek. aslında dev değildi, normal bir köpekti. ama saldırdı bana, yani saldırmadı ama hırladı. burnumun dibinde hırlayan bir köpek. yani aslında o kadar yakın değildi ama köpek köpektir. fakat müzik bittiğine göre doğruyu söyleyebilirim. büyük siyah bir çöp poşeti idi gördüğüm ve korktuğum şey. yeni bir şarkı başlayana kadar etrafa saçtığım çöpleri toplamak zorunda kaldım.

unchained melody

ikinci şarkı unchained melody olunca film de bir anda yön değiştirdi. hafiften puslu böyle bir günde bu kadar güzel bir kadınla karşılaşmak çok büyük bir talihti benim için. kadının yemyeşil gözleri vardı. o kadar yeşildi ki gözleri daha önce yeşil gözlü kimseyle bakışmadığım için benzetme bile yapamıyorum. uzun uzun bakıştık, ben durak levhasına yaslanıp bir sigara yaktım. gözlerimi kısıp kadına bakmaya devam ettim. hayrettir ki o da gözlerini hiç ayırmıyordu benden. ama başka şeyler de oluyordu. bir iki adam daha bana bakmaya başlamıştı. dar siyah bir tişört giymiş, boynunda devasa bir zincir olan, pantolonu derisine nüfus etmiş gibi duran bir adam elinde makasla bana bakıyordu. yanında da yandaki nalbur ve çırağı. tam o anda müzik bitti ve adamların bana doğru koşmaya başlaması ile ben de seri depara kalktım. görseniz onyekuru’dan koşu var derdiniz. iki şarkı ile filmi yarılayıp bu arada posterdeki bir kadınla kısa süreli bir aşka yaşadıktan sonra telefonum çalınca filme on dakika ara vermek zorunda kaldım.

10 dakika ara

nothing’s gonna hurt you baby

aradan sonra ben de kaçmanın verdiği heyecan ve paniği atlatınca yeni bir şarkı açtım. cigarettes after sex’ten nothing’s gonna hurt you baby. bence duruma çok uygun bir şarkı idi. sonuçta poster de olsa bir seks imkanı yaşamıştım ve bu da bir sigarayı hak ediyordu ve beni kovalayan adamlara yakalanmadığım için de kimse beni incitmemişti. bu saçma düşüncelerden sıyrılıp şarkının içine girince kendimi bir pubda otururken buldum ve hemen kendime gelip etrafa öfkeli ama anlayışlı, hayattan vazgeçmiş ama mücadele etmeye hazır, umursamaz ama cinsel gücü yüksek bir şekilde baktım. müzik yükseldi. barmen elinde bir bezle bardağın içini yarınlar yokmuş gibi kurularken bana bakıp ne istediğimi sordu. ben de viskiden çatallaşmış sesimle her zamankinden dediğim an şarkı bitti. büfeci ile göz göze geldim. bana her zamanki nedir oğlum der gibi baktığını anlayınca hemen bir winston blue bir de clipper çakmak aldım ama sanırım yeterli olmayacaktı. o yüzden iki winston blue almaya karar verdim. parayı da tam verdim iki yirmilik. belki bu hatırlamasına yardımcı olur.

too close

günün son şarkısı alex clare’den too close oldu. ve şarkının başlaması ile etrafımı silahlı iki adamın sarması bir oldu. adamların yabancı olduğu çok belliydi, ağır bir italyan aksanı ile konuşuyorlardı ve benim düşünecek zamanım yoktu, hemen silahımı çektim ve benzer bir aksanla “ say hello to my little friend” dedim. adamların gözündeki korkuyu okudum ya da ben korku sandım. elim tetikte beklerken en ufak bir hamlede yakmaya niyetliydim adamları ve o hamle gelince hiç tereddüt etmedim. parmağımın bir hareketi ile şarkı bitti ve çakmağın alevli sesi parladı. yüzüme şaşkın şaşkın bakan adamlara iki de sigara ikram ettim bunun üzerine. ve başka bir şehirden çalışmak için geldiklerini ve geri dönmek için paraya ihtiyaçları olduğunu söyleyen bu iki sahtekarı dumanlı bir kalpazanlıkla bırakıp yoluma devam ettim.

kulaklıkla şarkı dinlerken ben ben değilim. and the oscar goes to
devamını gör...

sarhoş, ayyaş, gaddar, aksi aynı zamanda hovarda bir baba ile biri melek gibi bir din adamı, biri yine kendisi gibi hovarda, ayyaş, kumarbaz aynı zamanda babasının metresi ile takılan bir subay olan ,diğeri ise okumuş/yazar çizer takımından üç oğulun ilişkilerinin konu edildiği bir dostoyevski romanıdır.

baba bir cinayete kurban gidince okuyucu aslında her üç oğulun da babalarını öldürmek için kendilerince nedenleri olduğunu ve katilin üç oğuldan biri olduğunu düşünürken,(biraz daha uçuk olanlar paylaşılamayan metresten şüphe edebilir),asıl katilin, babanın ve kardeşlerin aileden biri olarak gördükleri, küçüklüğünden beri babayı terk etmeyen tek kişi aynı zamanda evin tüm hizmetini gören besleme olduğu ortaya çıkar.

aslında dostoyevski bu romanında cinayete kurban giden babadan çok, çaktırmadan ''cinayete kurban giden rus çarlığını''ve ''baba rusya''nın kim vurduya gitmesinin nedenlerini anlatmaya çalışmıştır.

karamazof kardeşler, yul bryner, william shatner ve maria schell'in başrollerini paylaştığı 1958 yılı yapımı bir filmle sinemaya da uyarlanmıştır. hem yul abimiz, hem maria ablamız hem de diğer oyuncular bu filmde döktürmüş olmalarına rağmen, romandaki birçok önemli ayrıntıya filmde (belli ki süre darlığından) yer verilememiştir.

yine de güzel bir film olmuştur.
devamını gör...

kung fu panda'daki gibi; söz geçirilemeyen ve yüzleşilmesi kaçınılmaz olan bir olaya, kadere, olguya, kişiye, duruma vs karşı iç huzuru korumak adına, hiç olmadık/beklenmedik bir yerden olmadık/beklenmedik bir "dragon warrior" çıkarılması ile ekarte edilmesi muhtemel eylem, olumsuzluk.

ha ayrıca buna gerçekten inanmalı ve özel/gizli malzemenin de olmadığı bilinmelidir.

"you must believe."
"there is no secret ingredient."
devamını gör...

toplumun ahlakına zarar vermiyorlar, toplum zaten ahlaksız.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanların fikri neyse , zikrinin o olması durumunun, sözlük ortamında tezahürü.

demek kendilerine dert edip, gece gündüz bunu düşünen bir kesim var efendim. ayrıca kişi neyin yoksunluğunu çekiyorsa, sürekli bunu belirtme eğilimindedir. misal bakir/bakire değilsiniz ve bunun dini açıdan veya toplum açısından günah veya ayıp olduğunu düşünüp ( çünkü siz de bu tür kişileri ayıplıyor veya damgalıyorsunuzdur) , bir nevi günah çıkarma belki de destek bulmak amaçlı bu tür konuları akışa sürüyorsunuz.

ikinci neden de, bakir veya bakiresiniz, içten içe bir şeyler yapmak, sizin için günah sayılan bir eyleme açsınız , bu nedenle de bakir/bakire olmayan kişileri kötüleyerek, tanrı katında veya toplumda artı oy ve aferin toplamak istiyorsunuz.

iki taraflı da kötü bir eylem. bırakın fikriniz de zikriniz de sizde kalsın.
devamını gör...

şimdi ölmek istemem
daha hiç gülmeden...

teoman - çoban yıldızı
devamını gör...

bu ara kime baksam kafa izninde.
nereye gidiyor bu yazarlar?
kendimi pek yalnız hissediyorum her geçen gün burada. zaten iyice içime kapandım birde böyle sevdiğim yazarların gittiğini görünce iyice içime kaçıyorum. püüff..
hadi çıkın gelin üzmeyin bizleri...
devamını gör...

devlet yetkililerine kadın sattığı için yaptığı görmezden gelinen bir adet p....venktir.asıl anlamadığım bu heriften başka dokunulmazlık verecek adam mı bulamdınız lan eli yüzü düzgün biraz daha elit birisi mesela.soylu el atmalı bunlara daha kalifiye adamlara ver bu yetkileri sevgili uyuşturucuyla mücadele bakanı.
not:ohhhh teröriste gitmeyen paraların kimlere gittiğini gösteren videodur ohhhhhhh.
devamını gör...

kafamız güzel olsun diye geldik ama yine dört bir yandan acılara gark olduk.*

ille de gidilecekse güzel gitmeler olsun,iyi yayınlar.
devamını gör...

(bkz: yaran yanlış okumalar)
(bkz: şeriat)
devamını gör...

öyledir ki yazara yeniden viyana kapılarına dayanma düşüncesini dahi yazdırır.

sen benim geceleri başlık başlık gezmediğimi mi sanıyorsun memati?
devamını gör...

yazılanların hepsine katılıyorum. sadece ekleme yapıyorum.
karamsarlık kendini yavaş yavaş yok edersin. tam bir hastalık.
devamını gör...

eğer bir gün olursa, toplumca kanıksanan tüm arap isimleri hayranlığını kenara bırakıp öz türkçe bir isim koyacağım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim