merdumkaptan
nicklerimizin benzedigi yazar dostum.* çok iyi niyetli ve kibar biri. severek de takip ediyorum, kanım hemen kendisine ısındı aynı zamanda da bana birçok konuda yardımcı oldu. çok teşekkür ediyor, iyi sözlükler diliyorum.
devamını gör...
müze
icom'un belirlemiş olduğu tanıma göre müze:
“eğitim, çalışma ve eğlence amacıyla insanlığın ve çevresinin somut ve somut olmayan mirasını toplayan, koruyan, araştıran, iletişim kuran ve sergileyen kâr amacı gütmeyen bir kurumdur.”
müze kelimesi ilham veren perilerin tapınağı anlamına gelen grekçe ''mouseion'' sözcüğünden türemiştir.
kendimi bildim bileli gezmeyi çok çok sevdiğim, duramayıp bölümünü okuduğum ve bu sebeple beni süründüren hede.*
“eğitim, çalışma ve eğlence amacıyla insanlığın ve çevresinin somut ve somut olmayan mirasını toplayan, koruyan, araştıran, iletişim kuran ve sergileyen kâr amacı gütmeyen bir kurumdur.”
kendimi bildim bileli gezmeyi çok çok sevdiğim, duramayıp bölümünü okuduğum ve bu sebeple beni süründüren hede.*
devamını gör...
whatsapp durumları
birinde şey yazıyodu, hey there i am using insanların saf ve temiz duyguları.
devamını gör...
geleneksel çocuk oyunları
teknoloji bu kadar gelişmemişken ortaya çıkmış; zeka, hareket ve kabiliyet gerektiren oyunlardır. bana göre en güzel özelliği çocukları bir teknolojik alete bağımlı kılmaksızın yaşıtlarıyla eğlenmeye sevk etmesidir.
kendi mesleğimden de gözlemlediğim kadarıyla, bana göre geleneksel çocuk oyunları çocukların keyifle oynadığı, yaşıtlarıyla sosyalleşebildiği ve eğlenirken öğrendiği en güzel oyunlardır diyebilirim.
geleneksel çocuk oyunlarını genel olarak şu şekilde sıralayabiliriz;
-saklambaç
-seksek
-ip atlama
-isim şehir hayvan bitki
-istop
-yakan top
-el kızartmaca
-aç kapıyı bezirgan başı
-körebe
-yağ satarım bal satarım
-mendil kapmaca
-köşe kapmaca
-çelik çomak
-boom oyunu
-hımbıl
-kurt baba
-üç taş
-beş taş
-dokuz taş
-eski minder
-yedi kiremit
-sekiz kuyulu taş
-yerden yüksek
-elim sende
yukarıda aklıma gelen ve yazmış olduğum oyunların tamamı (el kızartmaca hariç)* güvenilir ve güvenlik açısından hiçbir sakıncası olmayan oyunlardır.
kısa bir şekilde bu oyunların faydalarını şu şekilde sıralayabilirim:
-çocukların yaşıtlarıyla sosyalleşmelerini sağlar.
-iletişim becerilerini geliştirir.
-kaliteli ve verimli zaman geçirmelerine yardımcı olur.
-motor becerilerini artırır.
-el-göz koordinasyonu konusunda destekler.
-sözel, bilişsel, duyuşsal alanlarda gelişimlerine katkıda bulunur.
ara ara bu başlığa gelip yukarıda yazdığım oyunların nasıl oynandığını görsellerini ekleyerek yazmayı, benden başka yazılan tanımları okuyarak da yeni oyunlar öğrenmeyi umuyorum.*
kendi mesleğimden de gözlemlediğim kadarıyla, bana göre geleneksel çocuk oyunları çocukların keyifle oynadığı, yaşıtlarıyla sosyalleşebildiği ve eğlenirken öğrendiği en güzel oyunlardır diyebilirim.
geleneksel çocuk oyunlarını genel olarak şu şekilde sıralayabiliriz;
-saklambaç
-seksek
-ip atlama
-isim şehir hayvan bitki
-istop
-yakan top
-el kızartmaca
-aç kapıyı bezirgan başı
-körebe
-yağ satarım bal satarım
-mendil kapmaca
-köşe kapmaca
-çelik çomak
-boom oyunu
-hımbıl
-kurt baba
-üç taş
-beş taş
-dokuz taş
-eski minder
-yedi kiremit
-sekiz kuyulu taş
-yerden yüksek
-elim sende
yukarıda aklıma gelen ve yazmış olduğum oyunların tamamı (el kızartmaca hariç)* güvenilir ve güvenlik açısından hiçbir sakıncası olmayan oyunlardır.
kısa bir şekilde bu oyunların faydalarını şu şekilde sıralayabilirim:
-çocukların yaşıtlarıyla sosyalleşmelerini sağlar.
-iletişim becerilerini geliştirir.
-kaliteli ve verimli zaman geçirmelerine yardımcı olur.
-motor becerilerini artırır.
-el-göz koordinasyonu konusunda destekler.
-sözel, bilişsel, duyuşsal alanlarda gelişimlerine katkıda bulunur.
ara ara bu başlığa gelip yukarıda yazdığım oyunların nasıl oynandığını görsellerini ekleyerek yazmayı, benden başka yazılan tanımları okuyarak da yeni oyunlar öğrenmeyi umuyorum.*
devamını gör...
kitap önerileri
orhan pamuk - kara kitap
ferhan şensoy - gündeste
turgut uyar - büyük saat
samuel beckett - godot'yu beklerken
boris vian - günlerin köpüğü
gabriel garcia marquez - yüzyıllık yalnızlık
bertolt brecht - epik tiyatro
haldun taner - keşanlı ali destanı
sait faik abasıyanık - semaver
ernest hemingway - çanlar kimin için çalıyor
marcel proust - kayıp zamanın izinde
bertrand russell - aylaklığa övgü
oğuz atay - tehlikeli oyunlar
ivan gonçarov - oblomov
douglas adams - otostopçunun galaksi rehberi
edip cansever- sonrası kalır 1-2
george orwell - 1984
ferhan şensoy - gündeste
turgut uyar - büyük saat
samuel beckett - godot'yu beklerken
boris vian - günlerin köpüğü
gabriel garcia marquez - yüzyıllık yalnızlık
bertolt brecht - epik tiyatro
haldun taner - keşanlı ali destanı
sait faik abasıyanık - semaver
ernest hemingway - çanlar kimin için çalıyor
marcel proust - kayıp zamanın izinde
bertrand russell - aylaklığa övgü
oğuz atay - tehlikeli oyunlar
ivan gonçarov - oblomov
douglas adams - otostopçunun galaksi rehberi
edip cansever- sonrası kalır 1-2
george orwell - 1984
devamını gör...
1.55 boyuna rağmen 1.90 sevgili isteyen kadın
kurban olduğum rabbim bazen ufacık tefecik 1.55'e ne güzellikler sığdırıyor.
devamını gör...
meret
can sıkan, hoşlanılmayan şeyler ya da kimseler için sövgü sözü olarak kullanılır.
devamını gör...
ucemak
senenin son haftasında kraliyet armasını göğsüne iliştirmiş yazar.
şuraya bir nazar boncuğu bırakalım.
şuraya bir nazar boncuğu bırakalım.
devamını gör...
yeşilçam filmleri ile büyümek
bizler insanları her şeye rağmen sevmeyi ayşecik filmlerinden, ailenin değerini münir özkul ve adile naşit ikilisinden, dede minnoşluğunu hulisi kentmen’den, arkadaşlığı, dostluğu zeki alasya-metin akpınar’dan öğrendik. aşkı da ihaneti de kadir inanır-türkan şoray’da gördük.
kemal sunal filmlerinin çoğu aslında acı bir ülke gerçeğini çarpmış yüzümüze, biz gülüp geçmişiz.
yeşilçamdan aldığım tat bir başkaydı ve sanırım hep öyle kalacak.
t. izlediklerimizin istemesek bile sosyal öğrenme yolu ile az ya da çok kişiliğimize etki etmesi olayı. *
kemal sunal filmlerinin çoğu aslında acı bir ülke gerçeğini çarpmış yüzümüze, biz gülüp geçmişiz.
yeşilçamdan aldığım tat bir başkaydı ve sanırım hep öyle kalacak.
t. izlediklerimizin istemesek bile sosyal öğrenme yolu ile az ya da çok kişiliğimize etki etmesi olayı. *
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
h.sonuna uygun yüksek ses ve kulaklıkla.
devamını gör...
babaya söylemek istenip de söylenemeyenler
eğer babanız hayattaysa iyi veya kötü ne söyleyecekseniz yüzüne karşı söylemenizi tavsiye ederim. toprağa girdim mi dönüş olmuyor çünkü.
devamını gör...
insan mantıkla mı karar verir yoksa duygularıyla mı sorunsalı
bence kişiden kişiye hatta durumdan duruma bile değişen bi şey bu. eğer bi olayın istediğiniz gibi gitmesini istiyorsanız aklınız ya da duygularınızdan hangisi size istediğiniz cevabı verecekse onu dinlemek isterseniz mesela. ayrıca hangisi daha doğrudur bilemem ama ben genelde mantık yerine duygularıyla hareket eden bi insanım çünkü ilerde hiçbi şeyden pişman olmamak adına içimden geleni istediğimi yapıyorum küçük kararlar verirken. ama dediğim gibi bu kararda bi doğru olduğuna inanmıyorum o yüzden sadece içinizden geleni yapmanız en doğrusu bence.
devamını gör...
bol kalorisine rağmen yenilen şeyler
1-leblebi dışındaki kuruyemişler (yer fıstığı, fındık, çekirdek)
2-tahin-pekmez ikilisi *
3-fıstık ezmesi *
4- cips (pringles sade)
hepsi kalorili ama ilk 3 sağlıklı en azından bu yüzden hepsini yemeye mutlu mesut devam,
baklava-börek pek sevmeyen birisi olduğuma şükrederek yazıma son veririm *
2-tahin-pekmez ikilisi *
3-fıstık ezmesi *
4- cips (pringles sade)
hepsi kalorili ama ilk 3 sağlıklı en azından bu yüzden hepsini yemeye mutlu mesut devam,
baklava-börek pek sevmeyen birisi olduğuma şükrederek yazıma son veririm *
devamını gör...
sevgili günlük
sevgili günlük;
bugün hep duvarlara baktım, izledim.. ne müzik dinledim ne de kitap okudum.. sadece sessizlik istedim... gözyaşlarım ve sessizlik.. ruhum bedenimden ayrılıyordu sanki.. nefes alamıyordum.. hıçkıra hıçkıra ağlamak istedim...
bugün hep duvarlara baktım, izledim.. ne müzik dinledim ne de kitap okudum.. sadece sessizlik istedim... gözyaşlarım ve sessizlik.. ruhum bedenimden ayrılıyordu sanki.. nefes alamıyordum.. hıçkıra hıçkıra ağlamak istedim...
devamını gör...
sözlük yazarlarının bugün hissettikleri
karantina days 4.
sözlükte sürtmekten ve tv izlemekten sıtkım sıyrıldı.
gözüm kitaplıkta ki kitaplara kayıyor, aman tanrım ! ya kitap okuyup entel olursam?
ya karantina bitip normal hayatıma döndüğüm de sana nolmuş lan böyle diye soran arkadaşlara pekâlâ önemli bir konu değildir efendim egzajere etmeyin dersem??
sözlükte sürtmekten ve tv izlemekten sıtkım sıyrıldı.
gözüm kitaplıkta ki kitaplara kayıyor, aman tanrım ! ya kitap okuyup entel olursam?
ya karantina bitip normal hayatıma döndüğüm de sana nolmuş lan böyle diye soran arkadaşlara pekâlâ önemli bir konu değildir efendim egzajere etmeyin dersem??
devamını gör...
karadut
hüzünlü bir mitolojik hikayeye konu olan meyvedir. hikaye de şöyledir.
rivayete göre çocukluklarından beri birbirlerine âşık iki genç varmış. kızımızın adı tispe, oğlumuzun adı da piremus imiş. nedendir bilinmez bu iki aşığın aşklarına aileler razı değilmiş. piremus ve tispenin tek buluşabildikleri yer yan yana olan evlerinin duvarındaki ufak delikmiş. buradan hasret giderirlermiş, aşk yaşarlarmış. bu durum sonunda piremus un canına tak etmiş. tispe ye ormandaki ulu ağaca gelmesini söylemiş. bu diyardan kaçacaklarmış. ertesi gün tispe çok heyecanlı olduğundan erkenden gitmiş ulu ağaca. fakat vardığında avını yeni yemiş ağzı yüzü kan içinde bir aslan görüvermiş. korkup ilk bulduğu mağaraya saklanmış. koşarken de boynundaki eşarbını düşürmüş. aslan eşarbı ağzına alıp parçalamaya başlamış. tam da o sırada piremus çıkagelmiş. gördüğü manzara karşısında deliye dönmüş, nasıl dönmesin? aslanın tispeyi yediğini düşünmüş. birden hançerini çıkarıp göğsüne saplamış. oracığa yığılıvermiş, kanlar içinde. biraz zaman sonra tispe saklandığı mağaradan çıkmış. ağacın altına gelince sevdiceğinin cansız bedenini elinde kendi eşarbıyla görmüş.sevdiği adam onun öldüğünü sandığı için canına kıymış. kalp dayanır mı? eşarbını elinden alıp asmış kendini ağaca. ruhu ağacın yapraklarına karışmış. piremus un kanı da ağacın meyvelerine renk olmuş.
derler ya kırmızı dutun lekesini bir tek yaprağı çıkarır diye. piremusun kanını bir tek tispe bin ruhu temizler...
rivayete göre çocukluklarından beri birbirlerine âşık iki genç varmış. kızımızın adı tispe, oğlumuzun adı da piremus imiş. nedendir bilinmez bu iki aşığın aşklarına aileler razı değilmiş. piremus ve tispenin tek buluşabildikleri yer yan yana olan evlerinin duvarındaki ufak delikmiş. buradan hasret giderirlermiş, aşk yaşarlarmış. bu durum sonunda piremus un canına tak etmiş. tispe ye ormandaki ulu ağaca gelmesini söylemiş. bu diyardan kaçacaklarmış. ertesi gün tispe çok heyecanlı olduğundan erkenden gitmiş ulu ağaca. fakat vardığında avını yeni yemiş ağzı yüzü kan içinde bir aslan görüvermiş. korkup ilk bulduğu mağaraya saklanmış. koşarken de boynundaki eşarbını düşürmüş. aslan eşarbı ağzına alıp parçalamaya başlamış. tam da o sırada piremus çıkagelmiş. gördüğü manzara karşısında deliye dönmüş, nasıl dönmesin? aslanın tispeyi yediğini düşünmüş. birden hançerini çıkarıp göğsüne saplamış. oracığa yığılıvermiş, kanlar içinde. biraz zaman sonra tispe saklandığı mağaradan çıkmış. ağacın altına gelince sevdiceğinin cansız bedenini elinde kendi eşarbıyla görmüş.sevdiği adam onun öldüğünü sandığı için canına kıymış. kalp dayanır mı? eşarbını elinden alıp asmış kendini ağaca. ruhu ağacın yapraklarına karışmış. piremus un kanı da ağacın meyvelerine renk olmuş.
derler ya kırmızı dutun lekesini bir tek yaprağı çıkarır diye. piremusun kanını bir tek tispe bin ruhu temizler...
devamını gör...
hayatı çekilir kılan detaylar
devamını gör...


