dua çiçeği
görünümü ile insanı etkileyen dua çiçeği, marantaceae (duaçiçeğigiller) ailesinin maranta cinsinden bir türüdür. dua çiçeği insana verdiği muhteşem his ve ferahlık ile bilinir. yaşam alanlarınıza ferahlık getiren, görünümüyle adeta sanat eserine benzeyen dua çiçeği, en güzel bitkiler arasında yer alıyor. dua çiçeği yarattığı muhteşem hisler ile adeta insanlarda kalıcı bir etki bırakıyor. dua çiçeği maranta ismini italyalı botanik uzmanı olan maranta'dan almıştır.adının dua çiçeği olarak bilinmesinin sebebi bitkinin davranışlarından ve gösterdiği hareketlerden kaynaklanmaktadır. dua çiçeği, gecenin gelmesiyle beraber çiçek şeklini fiziksel olarak değiştirir. bu değişiklik dua eden bir kişinin ellerini andıran bir görünüme bürünür. bu fiziksel değişikliği yaşadığı için maranta bitkisine dua çiçeği ismi verilmiştir.bu çiçeğin 20 türü vardır.dua çiçeği sıcak seven bir bitkidir. soğuk havalarda olumsuz bir şekilde etkilenir ve yaprakları kurur. böyle durumlarda bitki hastalanır ve kurumaya doğru gider. dua çiçeği yaşamını sürdürebilmesi için en uygun sıcaklık koşulu ortalama 23 derece olmalıdır. kış dönemlerinde ise 18 derece civarında yaşamını sürdürebilir. sıcağı sevmesine rağmen gün ışığını sevmeyen dua çiçeği için ideal ortam yarı gölge ortamı olacaktır. havaların serinlemesi ve kış döneminin gelmesi ile beraber sulama sıklığını azaltmanız gerekecektir. yaz döneminde ise sık sık sulamanız gerekir. sulama yaparken direkt olarak soğuk su verilmemelidir. suyu dinlendirip, oda sıcaklığına getirmek gerekir. sulama sonrasında saksı tabağında su birikirse bu suyu dökmelisiniz. yoksa bitkiniz çürümelere neden olacaktır.


devamını gör...
kendinle aran nasıl sorunsalı
fuckbuddy gibiyiz, bazen özlüyorum bazen kafam kaldırmıyor
devamını gör...
gta 5
başlığı açan genç adam 2000 sonrası doğmuş bıyıkları yeni nemlenen bir nektari muhtemelen ki gta 5 i oyun dünyasında devrim zannediyor.
esasen oyun dünyasının açık dünya devrimi 2001 de çıkmış gta 3 le gerçekleşti. izometrik görüş açısından çıkıp ilk defa geniş bir haritada tps görüş açısı ile oynama imkanı sunmuştur. gta 5, gta 4 de kullanılmaya başlanmış olan grafik motorunu kullanmış daha kompleks bir açık dünya ve görev tasarımları ile çıktığı dönem insanların ağızlarından salya saça saça yoh böyle bir oyun nidalarıyla satış rekorları kurmuş serinin son oyunudur.
illa bir vs olacaksa rdr 2 varken hiç bir açık dünyanın tadı yoktur. ki ben açık dünya oyunlarını sevmem.
esasen oyun dünyasının açık dünya devrimi 2001 de çıkmış gta 3 le gerçekleşti. izometrik görüş açısından çıkıp ilk defa geniş bir haritada tps görüş açısı ile oynama imkanı sunmuştur. gta 5, gta 4 de kullanılmaya başlanmış olan grafik motorunu kullanmış daha kompleks bir açık dünya ve görev tasarımları ile çıktığı dönem insanların ağızlarından salya saça saça yoh böyle bir oyun nidalarıyla satış rekorları kurmuş serinin son oyunudur.
illa bir vs olacaksa rdr 2 varken hiç bir açık dünyanın tadı yoktur. ki ben açık dünya oyunlarını sevmem.
devamını gör...
yemek pişirmenin püf noktaları
soğan ve salçayı kavurun ne atarsanız o yemek oluyor. verebileceğim tek püf noktası nolur yemeği çok karıştırmayın ya canı çıkıyor garibimlerin.
devamını gör...
nick güzellik ilişkisi
uzun zaman yaptığım incelemeler sonucu vardığım sonuçtur. bir insanın nicki ne kadar iddialıysa kendisi o kadar çirkindir, çirkeftir aynı durum şehir plaka gibi sonuçlarda da geçerlidir.
(bkz: tespit yaptım yer misin)
(bkz: tespit yaptım yer misin)
devamını gör...
kavanoz kapağı açmak
benim için en basit yöntem, kavanozu ters çevirip tezgaha tak tak hızlıca vurmak.. öyle ağzına yüzüne dalar gibi vurmuyoruz yalnız, kontrollü bir sertlik ve hızda olacak.
böylece bir kaç saniyede kapağı açılmış kavanozunuz hazır ve nazır.
bıçakla açma yöntemi bana çok zor geliyor. hem beceremem, deşiveririm parmacıklarımı.
böylece bir kaç saniyede kapağı açılmış kavanozunuz hazır ve nazır.
bıçakla açma yöntemi bana çok zor geliyor. hem beceremem, deşiveririm parmacıklarımı.
devamını gör...
yazarlara doğum günlerinde 100 karma puan verilsin kampanyası
güzel olmaz mıydı bi tanem?
hadi hadi yaparsın sen.*
hadi hadi yaparsın sen.*
devamını gör...
hastası olunan sözler
ben sadece çocukluğumda hiçbir şey düşünmeden erkenden uyuduğum geceleri özlüyorum.
devamını gör...
yakışıklı diye yutturulan ünlüler
can yaman.
devamını gör...
17 şubat 2021 uludağ'da intihar eden doktor
kendi canından vazgeçmiş adamın arkasından bu yaptığı bencillik diyen var. tam da bu olabilir intiharların sebepleri. bitmek tükenmek bilmez bencillikler, yüklenen sorumluluklar, omuzlardaki baskı. kimse kimseye derdini sormuyor, anlamıyor, kendini onun yerine koymuyor. tek düşünülen ben ben ben. adam nasıl bir bunalıma düşmüş, umudu kalmamış, kendini bile düşünemez olmuş; hasta tedavi etmem lazım diyip seni mi düşünecek? şaka mısınız siz!
ülkedeki sorunlar, stres, mutsuzluk, umutsuzluk o kadar çok ki; fırından ekmek almak kadar normal bir şeye dönüştü intihar haberleri. gencecik bir insan daha ayrılmış aramızdan, çok üzücü. tini şad olsun.
ülkedeki sorunlar, stres, mutsuzluk, umutsuzluk o kadar çok ki; fırından ekmek almak kadar normal bir şeye dönüştü intihar haberleri. gencecik bir insan daha ayrılmış aramızdan, çok üzücü. tini şad olsun.
devamını gör...
thales
ilk maddenin su olduğunu iddaa eden doğa filozofudur.
devamını gör...
atina'da gerçekleştirilen boğaziçi üniversitesi protestolarına destek yürüyüşü
insanların haklı bir direnişe destek vermelerinde ne gibi bir yanlış var? yunanlılar yerine azerbaycanlılar böyle bir eylem düzenlese ne düşünecektik? bu tavır açıkça yunan düşmanlığı değil midir? yunan düşmanlığı ırkçılık değil midir? iktidarın ağzına laf veriyoruz diyenler iktidarın ağzına laf vermemek için ak partiyede oy veriyorlar mı?
tanım: hoş bir destek.
tanım: hoş bir destek.
devamını gör...
ride this night
4 ciltten oluşan utvandrarserien serisinin yazarı isveçli yazar, gazeteci ve oyun yazarı vilhelm moberg'in direniş romanı. kendi ülkesine sert bir eleştiri ve direnişin ayak seslerinin duyulduğu muhteşem bir eser. ana hikaye 17. yüzyıl'ın varend'inde geçer fakat ikinci dünya savaşı sırasında isveç'in durumu ile paralel ilerler. ülkeye ayak basan bir işgalci profili çizen alman asilzade bartold klewen ve icra memuru borre'nin yerli halkı zor koşullar altında bırakması ve ağır vergiler ile sırtlarına fazladan yük bindirmesine karşı tepki gösteren ragnar svedje karakterinin nasıl bir kanun kaçağına dönüştüğünü izleriz roman boyunca. haksızlığa karşı durmasının bedelini 'boyun eğmenin' en mantıklı karar olduğunu düşünen yerli halkın bile ona sırt çevirmesi ile öder. bu, sistemin kendisini ezmesine izin vermek yerine hayatını özgür bir adam olarak yaşamayı seçen genç bir adamın heyecan verici ve büyüleyici bir tasviridir aynı zamanda.
yerli halkın tutumu açıkça ikinci dünya savaşı sırasında isveç'in tutumunun bir yansıması ve eleştirisidir. moberg brandebol'da dünya haritasını yeniden çizer ve isveç'in nasıl korkularının esiri olarak hareket ettiğini bir tiksinti ifadesi ile kağıda döker. güçlü olana boyun eğmek savaş karşıtlığı değildir! işte moberg'in romanı üzerine kurduğu söylem açıkça bu. gustaf molander'in yönettiği 1942 yapımı bir filmi de bulunmakta eserin. açıkça söylendiği gibi: "zamanın içinde bir yerde her zaman var olacaktır ve dünya her zaman, her zaman var olacaktır!"
"es ist nicht verwunderlich, dass er -hrsg. ragnar svedje- rücken und schatten hat, sobald er sich einem zaun nähert. denn auf den pfählen sind abgeschnittene köpfe angebracht. dies sind die gesichter, die er erkennt. er bleibt stehen und starrt sie an, dann dreht er sich um." s.95
"von seinem feld aus konnte ragnar svedje über brändebols dorf blicken, wo es mit den häusern in der mitte und den teekannen herum lag. das dorf bestand aus zwölf bauernhöfen, die drei steuerheime zählten." s.11
yerli halkın tutumu açıkça ikinci dünya savaşı sırasında isveç'in tutumunun bir yansıması ve eleştirisidir. moberg brandebol'da dünya haritasını yeniden çizer ve isveç'in nasıl korkularının esiri olarak hareket ettiğini bir tiksinti ifadesi ile kağıda döker. güçlü olana boyun eğmek savaş karşıtlığı değildir! işte moberg'in romanı üzerine kurduğu söylem açıkça bu. gustaf molander'in yönettiği 1942 yapımı bir filmi de bulunmakta eserin. açıkça söylendiği gibi: "zamanın içinde bir yerde her zaman var olacaktır ve dünya her zaman, her zaman var olacaktır!"
"es ist nicht verwunderlich, dass er -hrsg. ragnar svedje- rücken und schatten hat, sobald er sich einem zaun nähert. denn auf den pfählen sind abgeschnittene köpfe angebracht. dies sind die gesichter, die er erkennt. er bleibt stehen und starrt sie an, dann dreht er sich um." s.95
"von seinem feld aus konnte ragnar svedje über brändebols dorf blicken, wo es mit den häusern in der mitte und den teekannen herum lag. das dorf bestand aus zwölf bauernhöfen, die drei steuerheime zählten." s.11
devamını gör...
ölüm dışında olabilecek en kötü şey
hayatın boyunca çok afili bir son cümle hazırlayıp ölememektir.
düşünsene hayatının sonunda herkesin dilden dile aktaracağı bir cümle söylemek için yıllarca üzerinde çalışıyorsun. her kelimeyi yıllarca düşünüp cümleyi aklında binlerce kez evirip çeviriyorsun ve en sonunda o mükemmel cümleye ulaşıyorsun.
mesela voltaire’nin söylediği “ hayır dostum yeni bir düşman edinmek için iyi bir zaman değil bu” , goethe’nin söylediği “ ışık, daha fazla ışık”, james joyce’un söylediği “ kimse anlamıyor mu?” ya da kafka’nın ölmeden önce söylediği “ öldür beni! yoksa katilin birisin."gibi bir cümle.
tüm hazırlıkların tamam, ölüm gelmek üzere ve sen o havalı cümleni söylüyorsun ama kendini birden daha iyi hissetmeye başlıyorsun, hatta enikonu iyileşiyorsun.
ölüm bir 10, belki 20 sene öteye gidiyor senden. bir daha konuşmaya cesaret edebilir misin? yoksa o yılların sonunda oluşturduğun muhteşem cümleyi ziyan mı edersin?
düşünsene hayatının sonunda herkesin dilden dile aktaracağı bir cümle söylemek için yıllarca üzerinde çalışıyorsun. her kelimeyi yıllarca düşünüp cümleyi aklında binlerce kez evirip çeviriyorsun ve en sonunda o mükemmel cümleye ulaşıyorsun.
mesela voltaire’nin söylediği “ hayır dostum yeni bir düşman edinmek için iyi bir zaman değil bu” , goethe’nin söylediği “ ışık, daha fazla ışık”, james joyce’un söylediği “ kimse anlamıyor mu?” ya da kafka’nın ölmeden önce söylediği “ öldür beni! yoksa katilin birisin."gibi bir cümle.
tüm hazırlıkların tamam, ölüm gelmek üzere ve sen o havalı cümleni söylüyorsun ama kendini birden daha iyi hissetmeye başlıyorsun, hatta enikonu iyileşiyorsun.
ölüm bir 10, belki 20 sene öteye gidiyor senden. bir daha konuşmaya cesaret edebilir misin? yoksa o yılların sonunda oluşturduğun muhteşem cümleyi ziyan mı edersin?
devamını gör...
kıraç’ın milli takım için yaptığı marş
zehirdir.
sevgili kıraç. niyetin iyi olabilir belki. ama her şeyin fazlası zarar derler ya. bu ülke gençleri yıllardır milliyetçilik ve islamcılık gibi tamamıyla soyut iki değerin yaylım ateşine tabi tutuluyor. bir kısım insan adeta zehirlendi. diğer bir grup milliyetçiliğin ve islamcılığın arkasına her türlü pisliğin gizlendiğini gördü, tiksindi.
bak sevgili kıraç. ben kendini ulusalcı diye tanımlayanlardan biriyim. sen de kendini atatürkçü olarak tanımlıyorsun. peki öyleyse sormak zorundayım, ne yapmıştı atatürk? savaştan sonra üniformasını çıkardı. o pırıl pırıl takım elbiselerini giydi. istese tam takım üniformasıyla orduyu arkasına alıp ittihatçılar gibi askeri diktatörlük kurardı.
ama o ne yaptı, konumuz o diye sadece müzikten örnek verelim. musiki muallim mektebini açtı, istanbul belediye konservatuarını ve ankara devlet konservatuarını kurdu. istanbul opera cemiyetini kurdu. özsoy operası bizzat onun denetimiyle yazıldı. sayısız opera, operet, müzikal, balolar ve bale gösterisi onun döneminde ülkemize girdi. onlarca saygın müzisyenin yetişmesine imkan tanıdı.
müziğe eşlik etti, dans etti, zeybek oynadı. ortadoğu diktatörleri gibi kamuflaj üstüne güneş gözlüğü takmadı. propaganda marşları ezberletmek yerine halka 'beyefendi' nedir, nasıl olunur onu öğretti. sanata saygıyı, beğeni edinmeyi, estetik zevkleri kazandırmak istedi.
ya sen ne yapıyorsun? şu yaptığın müzik hangi heyacanı, hangi coşkuyu, hangi estetik duygumuz uyandıracak içimizde allah aşkına. dandik bir ritim. içine biraz asker koyayım, biraz mehmetçik, biraz savaş, bir tutam da bayrak serpiştirdik mi tamamdır.
tamam değil kıraç kardeşim. yıllar yılı merkez sağ iktidarda. yıllar yılı bayrak ve din pompalanıyor. ama ne ekonomi toparlanıyor, ne yolsuzluğun önü alınabiliyor ne de toplumsal barış ve huzur sağlanabiliyor. gelişmiş ülkelerin çocukları her gün vatan, bayrak diye ortalıkta mı dolanıyor? elin ingilizi bayrak desenli çorap, hatta don giyiyorken senden 40 kat kaliteli hayat yaşıyor.
bu gençlik dünyayı tanıyor sevgili kıraç. artık soyut değerlerin hüküm sürdüğü romantik çağlarda yaşamıyoruz. bayrak deyip durmak karın doyurmuyor. seninse mehmetçikle bir tuttuğun topçu zaten milyonlar kazanıyor. sıkıntıyı çeken biziz yani, yapacaksan bize yap bir şarkı. yoksa da bırak iki maç izeleyecek garibanın sinirini bozma.
sevgili kıraç. niyetin iyi olabilir belki. ama her şeyin fazlası zarar derler ya. bu ülke gençleri yıllardır milliyetçilik ve islamcılık gibi tamamıyla soyut iki değerin yaylım ateşine tabi tutuluyor. bir kısım insan adeta zehirlendi. diğer bir grup milliyetçiliğin ve islamcılığın arkasına her türlü pisliğin gizlendiğini gördü, tiksindi.
bak sevgili kıraç. ben kendini ulusalcı diye tanımlayanlardan biriyim. sen de kendini atatürkçü olarak tanımlıyorsun. peki öyleyse sormak zorundayım, ne yapmıştı atatürk? savaştan sonra üniformasını çıkardı. o pırıl pırıl takım elbiselerini giydi. istese tam takım üniformasıyla orduyu arkasına alıp ittihatçılar gibi askeri diktatörlük kurardı.
ama o ne yaptı, konumuz o diye sadece müzikten örnek verelim. musiki muallim mektebini açtı, istanbul belediye konservatuarını ve ankara devlet konservatuarını kurdu. istanbul opera cemiyetini kurdu. özsoy operası bizzat onun denetimiyle yazıldı. sayısız opera, operet, müzikal, balolar ve bale gösterisi onun döneminde ülkemize girdi. onlarca saygın müzisyenin yetişmesine imkan tanıdı.
müziğe eşlik etti, dans etti, zeybek oynadı. ortadoğu diktatörleri gibi kamuflaj üstüne güneş gözlüğü takmadı. propaganda marşları ezberletmek yerine halka 'beyefendi' nedir, nasıl olunur onu öğretti. sanata saygıyı, beğeni edinmeyi, estetik zevkleri kazandırmak istedi.
ya sen ne yapıyorsun? şu yaptığın müzik hangi heyacanı, hangi coşkuyu, hangi estetik duygumuz uyandıracak içimizde allah aşkına. dandik bir ritim. içine biraz asker koyayım, biraz mehmetçik, biraz savaş, bir tutam da bayrak serpiştirdik mi tamamdır.
tamam değil kıraç kardeşim. yıllar yılı merkez sağ iktidarda. yıllar yılı bayrak ve din pompalanıyor. ama ne ekonomi toparlanıyor, ne yolsuzluğun önü alınabiliyor ne de toplumsal barış ve huzur sağlanabiliyor. gelişmiş ülkelerin çocukları her gün vatan, bayrak diye ortalıkta mı dolanıyor? elin ingilizi bayrak desenli çorap, hatta don giyiyorken senden 40 kat kaliteli hayat yaşıyor.
bu gençlik dünyayı tanıyor sevgili kıraç. artık soyut değerlerin hüküm sürdüğü romantik çağlarda yaşamıyoruz. bayrak deyip durmak karın doyurmuyor. seninse mehmetçikle bir tuttuğun topçu zaten milyonlar kazanıyor. sıkıntıyı çeken biziz yani, yapacaksan bize yap bir şarkı. yoksa da bırak iki maç izeleyecek garibanın sinirini bozma.
devamını gör...
ezan okunurken kulaklığını çıkarmayan tip
dostum sana kötü bi' haberim var. hepimiz aynı dine inanmıyoruz.
devamını gör...
benim burada ne işim var denilen anlar
tanımadığım samimiyetten yoksun birbirine yakınmış gibi duran kendini havalı zanneden insanların arasında derim hep sen orada neden bulunuyosun diyen arkadaşlar olabilir bazen yeni bir ortama girdiğimizde ister istemez yaşadığım bir durum kaçamıyorum ne kadar istesem de özellikle pandemi öncesi tabi (bkz: burada benim ne işim var hissi)
devamını gör...
en son alınan teknolojik alet
kulaklık.
lazım olur diye aldım.
onu da kızım aldı benden.
çok sevmem teknolojik alışveriş işini.
lazım olur diye aldım.
onu da kızım aldı benden.
çok sevmem teknolojik alışveriş işini.
devamını gör...

