yazarların dilemek istedikleri özürler
seni bu kadar çok kırdığım ve zor bir evlat olduğum için özür dilerim, anne.
devamını gör...
kimsenin aslında seni gerçekten anlamaması
ben anlaşılmaya çalışmıyorum, aman beni dinlesinler de demiyorum.
bir yaştan sonra çok umurunuzda olmuyor bunlar. bunun yaşanmışlıkla, çok çeşit insan tanımakla doğrudan alakası var bence.
bir yaştan sonra çok umurunuzda olmuyor bunlar. bunun yaşanmışlıkla, çok çeşit insan tanımakla doğrudan alakası var bence.
devamını gör...
saç yağıyla yumurta yapmak
kafanı sallayınca da komili komili diye ses çıkıyorsa hakiki yağdır.
devamını gör...
sevgilisini ağlatan kadın
kadın veya erkek fark etmez, mutluluktan ağlatmıyorsa doğru insan değildir.
devamını gör...
kendini geliştirmenin bir işe yaramaması
kendini başkaları için geliştirenler için doğru olan önerme. ama insan kendine olan saygısı nedeniyle kendini geliştirmeli, başkası için değil.
devamını gör...
erkeğe yakışmayan şeyler
beyaz pantolon. gerçi yazılmış ama bir de dar pantolon. allahınız varsa dar giymeyin. sakallı adamlar kalçalar ortada geziyor mınaki.
devamını gör...
şiir alıntıları
ruhun mu ateş yoksa
o gözler mi alevden
bilmem bu yanardağ
ne biçim korla tutuştu
pervane olan kendini
gizler mi alevden
sen istedin ondan
bu gönül zorla tutuştu.
o gözler mi alevden
bilmem bu yanardağ
ne biçim korla tutuştu
pervane olan kendini
gizler mi alevden
sen istedin ondan
bu gönül zorla tutuştu.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kapının alt ve üst kilidini üçer kez kilitledi. niyeti, amaçsızca sokaklarda dolaşmaktı. asansör kullanmazdı. merdivenleri severdi, güvenirdi onlara. basamaklardan yavaşça salına salına indi. sokağa adımını atar atmaz mikrodalganın fişini çekmediği aklına geldi. bu durumlarda hemen evine kontrole giderdi. uzun süre böyle bir düşünceye katlanmak pek hoşuna gitmezdi. apartmana tekrar girdi. 6 kat merdiveni çıktı ve altı kere anahtarı çevirerek içeri girdi. her zamanki gibi fişi prizden çıkarmıştı. son kez kontrol etti tüm odaları. oturma odasının gri duvarı üzerine asılmış, kırmızı tonların hakim olduğu yağlı boya tablonun eğik olduğunu fark etti. düzeltti. yine sola doğru yatmıştı. çıkarken odadan, kitaplığının tozlandığını görmeden yapamadı. her zaman yaptığı gibi hafifçe ısladığı bez ile kitaplarını temizlemeye başladı. kitaplığının ikinci bölümüne geldiğinde bugünü yaşama arzusu isimli kitabı okuma isteği duydu. uzandı kanepeye okumaya başladı. ne zaman bu kitabı okumaya dalsa güzel bir huzur hissederdi. yine öyle oldu. gözleri kapanmaya başlamıştı ama bırakamıyordu kitabı. arada içi geçiyordu. okuduğu satırları tekrar, tekrar okumak zorunda kalıyordu. derken kitabı düştü elinden. huzurlu bir uykuya daldı. içinde bir sevinçle uyandı. varlığından doğan bir sevinçti bu. radyoyu açtı. her zamanki dinlediği kanalda dance me to the end of love şarkısı çalıyordu. şarkının eşliğinde, dans etmeye başladı yalnızlığıyla. yorulana kadar sürdü dans.
birden yürüyüş yapmak istediğini hatırladı. evin tüm odalarını tekrar kontrol ettikten sonra kapının tüm kilitlerini kilitleyip merdivenleri kullanarak dışarı çıktı. her zamanki yürüyüş güzergahından farklı bir yöne doğru gitti. ilerde bir sokak gördü oraya doğru yürümeye başladı. boş bir sokaktı. simit satan yaşlı bir adam dikkatini çekti. içinden onunla konuşmak isteği geldi. yanına gitti simit almak bahanesiyle konuşmaya başladı.
- bir tane simit alabilir miyim?
- tabi ki kızım. seni yeni görüyorum buralarda. afedersin yıllardır bu sokaktayım. benden simit alan herkesi tanırım o yüzden öyle söyledim.
- yok amca önemli değil. eliyle göstererek ben şu bloklarda oturuyorum. yürüyüş yapmak için çıkmıştım evden işte buraya kadar geldim.
- ismim rıfat kızım burada herkes tanır beni.
- ben de sanem memnun oldum. rıfat amca ama bu sokak çok boş yeteri kadar simit satabiliyor musun?
- insanlar beni burada sever kızım. az çok satıyorum işte. hem biliyor musun insanın yaşaması için öyle çok şeye ihtiyacı yok. çok şükür geçiniyorum. evde çorbamız kaynıyor bir de insanın içinde sevgi olduktan sonra hayat güzel be kızım. bana öyle geliyor ki yaşam dediğimiz şey insanın içindedir. her türlü şartta içine dönüp bakıp içine gerçeğin oralarda bir yerde olduğunu bilip ona göre yaşarsan, ha burada simit satmışsın ha hawaii adalarında tatil yapmışsın değişen pek bir şey yok demektir.
- rıfat amca kusura bakmazsan simidimi burada yemek istiyorum şuraya oturabilir miyim?
- buyur kızım ne demek.
- öyle güzel konuşuyorsun ki seni daha yakından tanımak istiyorum.
- kızım bu sokağın şimdi böyle boş olduğuna bakma. eskiden kalabalıktı buralar. burası çıkmaz bir sokak. hayat çıkmazı ismi.
20 yıl önceydi. o günlerde burada asayiş berkemal değildi. her türlü yasal olmayan işler, kavgalar, dövüşler hiç eksik olmazdı. bir gün amirim beni odasına çağırdı. işte bu sokaktan bahsetti. benim simit satmak bahanesiyle sivil polis olarak bu sokakta çalışarak, suç oranını düşürmemi istemişti. simit satmak işine aşinaydım. çocukluğumda sokaklarda taze simit ye diyerek az mı simit satmıştım.
görev aşkıyla yeni görevime hemen başladım. zamanla insanlarla yakın ilişkiler kurmaya başladım. suç oranı epey düştü. lafı fazla uzatmayayım kızım. hatta hiç suç falan kalmadı ortada tam on yıl geçmişti. bir gün merkeze gitmeye karar verdim. neden bu kadar süre bekledin dersen onlardan haber gelmesini bekledim kızım. gittim merkeze amirler falan değişmiş tabi. beni kimse tanımadı. neyse amirin odasına girdim durumumu anlattım gülmeye başladı. inanmadılar bana kızım. sicilim falan silinmiş. yokluk nedir bilir misin kızım işte o an görünmez olmanın ne demek olduğunu anladım. derdini anlatamamak kimsenin seni anlamaması boğazına kadar çaresizliğe batmak nedir bilir misin? dışarı çıktım koşturmaya başladım. deli gibi oradan oraya koştum durdum. saçlarımı tutam tutam yoldum. işte öyle şeyler yaşadım kızım. artık polis değildim. ama bu sokakta kalmaya devam ettim. seviyorum burayı.
yıllar boyunca her gün geldim işte tam bulunduğumuz bu noktaya. yağmurda çamurda karda kışta. hiç abartmıyorum gelmediğim bir gün bile olmadı kızım. o kadar görevime bağlıydım ki bir an olsun boş bırakmadım burayı. sonra beni tanımadılar da kahroldum. üzüntüden gözüme uyku girmedi günlerce. sonrası işte kızım hala bu sokakta simit satıyorum. kopamadım buradan on yılın verdiği alışkanlık var nasıl bırakırsın. halimden memnunum benim de payıma düşen buymuş kızım. şimdi, ben de onları tanımıyorum.
birden yürüyüş yapmak istediğini hatırladı. evin tüm odalarını tekrar kontrol ettikten sonra kapının tüm kilitlerini kilitleyip merdivenleri kullanarak dışarı çıktı. her zamanki yürüyüş güzergahından farklı bir yöne doğru gitti. ilerde bir sokak gördü oraya doğru yürümeye başladı. boş bir sokaktı. simit satan yaşlı bir adam dikkatini çekti. içinden onunla konuşmak isteği geldi. yanına gitti simit almak bahanesiyle konuşmaya başladı.
- bir tane simit alabilir miyim?
- tabi ki kızım. seni yeni görüyorum buralarda. afedersin yıllardır bu sokaktayım. benden simit alan herkesi tanırım o yüzden öyle söyledim.
- yok amca önemli değil. eliyle göstererek ben şu bloklarda oturuyorum. yürüyüş yapmak için çıkmıştım evden işte buraya kadar geldim.
- ismim rıfat kızım burada herkes tanır beni.
- ben de sanem memnun oldum. rıfat amca ama bu sokak çok boş yeteri kadar simit satabiliyor musun?
- insanlar beni burada sever kızım. az çok satıyorum işte. hem biliyor musun insanın yaşaması için öyle çok şeye ihtiyacı yok. çok şükür geçiniyorum. evde çorbamız kaynıyor bir de insanın içinde sevgi olduktan sonra hayat güzel be kızım. bana öyle geliyor ki yaşam dediğimiz şey insanın içindedir. her türlü şartta içine dönüp bakıp içine gerçeğin oralarda bir yerde olduğunu bilip ona göre yaşarsan, ha burada simit satmışsın ha hawaii adalarında tatil yapmışsın değişen pek bir şey yok demektir.
- rıfat amca kusura bakmazsan simidimi burada yemek istiyorum şuraya oturabilir miyim?
- buyur kızım ne demek.
- öyle güzel konuşuyorsun ki seni daha yakından tanımak istiyorum.
- kızım bu sokağın şimdi böyle boş olduğuna bakma. eskiden kalabalıktı buralar. burası çıkmaz bir sokak. hayat çıkmazı ismi.
20 yıl önceydi. o günlerde burada asayiş berkemal değildi. her türlü yasal olmayan işler, kavgalar, dövüşler hiç eksik olmazdı. bir gün amirim beni odasına çağırdı. işte bu sokaktan bahsetti. benim simit satmak bahanesiyle sivil polis olarak bu sokakta çalışarak, suç oranını düşürmemi istemişti. simit satmak işine aşinaydım. çocukluğumda sokaklarda taze simit ye diyerek az mı simit satmıştım.
görev aşkıyla yeni görevime hemen başladım. zamanla insanlarla yakın ilişkiler kurmaya başladım. suç oranı epey düştü. lafı fazla uzatmayayım kızım. hatta hiç suç falan kalmadı ortada tam on yıl geçmişti. bir gün merkeze gitmeye karar verdim. neden bu kadar süre bekledin dersen onlardan haber gelmesini bekledim kızım. gittim merkeze amirler falan değişmiş tabi. beni kimse tanımadı. neyse amirin odasına girdim durumumu anlattım gülmeye başladı. inanmadılar bana kızım. sicilim falan silinmiş. yokluk nedir bilir misin kızım işte o an görünmez olmanın ne demek olduğunu anladım. derdini anlatamamak kimsenin seni anlamaması boğazına kadar çaresizliğe batmak nedir bilir misin? dışarı çıktım koşturmaya başladım. deli gibi oradan oraya koştum durdum. saçlarımı tutam tutam yoldum. işte öyle şeyler yaşadım kızım. artık polis değildim. ama bu sokakta kalmaya devam ettim. seviyorum burayı.
yıllar boyunca her gün geldim işte tam bulunduğumuz bu noktaya. yağmurda çamurda karda kışta. hiç abartmıyorum gelmediğim bir gün bile olmadı kızım. o kadar görevime bağlıydım ki bir an olsun boş bırakmadım burayı. sonra beni tanımadılar da kahroldum. üzüntüden gözüme uyku girmedi günlerce. sonrası işte kızım hala bu sokakta simit satıyorum. kopamadım buradan on yılın verdiği alışkanlık var nasıl bırakırsın. halimden memnunum benim de payıma düşen buymuş kızım. şimdi, ben de onları tanımıyorum.
devamını gör...
düşün ki kedin bunu okuyor
her ne kadar kaprisli bir şımarık olsan da seni çok seviyorum oğlum. iyi ki hayatımdasın, iyi ki birbirimizi seçtik.
devamını gör...
şehrazat
t: rus beşlilerinden nikolay rimsky-korsakov'un 1888 yılında bestelediği meşhur eseri.
dört bölümden oluşur: ı. the sea and sinbad's ship, ıı. the kalandar prince, ııı. the young prince and the young princess, ıv. festival at baghdad. the sea. the ship breaks against a cliff surmounted by a bronze horseman
leif segerstam - sinfónica de galicia
aynı zamanda barış manço bu senfonik süitten esinlenerek yine aynı adda harika bir ingiliççe parçaya imza atmıştır:
şehrazat
"come here şehrazat / we're going away / forget tomorow / enjoy today..." diye başlayıp devam eder.
dört bölümden oluşur: ı. the sea and sinbad's ship, ıı. the kalandar prince, ııı. the young prince and the young princess, ıv. festival at baghdad. the sea. the ship breaks against a cliff surmounted by a bronze horseman
leif segerstam - sinfónica de galicia
aynı zamanda barış manço bu senfonik süitten esinlenerek yine aynı adda harika bir ingiliççe parçaya imza atmıştır:
şehrazat
"come here şehrazat / we're going away / forget tomorow / enjoy today..." diye başlayıp devam eder.
devamını gör...
hz. musa ile yürümek
necmettin şahinler tarafından yazılmış ve ilk baskısı 1999 yılında yayınlanmıştır. yazar, hz. musa ile hz. hızır'ın kuran' da kehf suresi'nde anlatılmış olan kıssasını bölümlere ayırarak, biraz hikayeleştirerek ele almıştır.
var olmak sürekli yürümektir inancını benimseyen yazar, kitabı bu düstur üzerine şekillendirmiş ve okuyuculara kıssaya ek olarak öğütler de vermektedir.
hz. musa, hz. hızır ile tanışma konusunda ısrarlı olunca allah ona bir sepete balık koymasını ve mecmau'l- bahreyn olarak da anılan iki denizin kavuşum yerine doğru yola çıkmasını, balık kaybolması ise amaca ulaşılacağının ve aradığının bulanacağının işareti olacaktı. hz. musa arkadaşı yuşa ile sepette bir balıkla yola çıktı. aramak bulmanın başka adıdır diyor yazar ve ekliyor yoldan önce yoldaş gerek. bu arayış zatini bilgi ile batıni bilginin farklılığının ve ortaklığının arayışı aslında.
hz. musa, hızır' ı bulduğunda ona sorgulamadan tabii olacağına söz vermiş fakat akla ve mantığa uymayan olaylar sonrasında sabır edememiş ve hz. hızır' a kuralı çiğneyerek sormuş, işin aslını öğrendiğinde ise pişman olmuştur. benzer şekilde farklı hadiselerle iki kez daha sorguladığında ise hz. hızır ile yolları ayrılmıştır.
miskinler teknesinde, ruhum hızır'la yoldaş,
seyir devam ediyor, zaman zamana sırdaş.
var olmak sürekli yürümektir inancını benimseyen yazar, kitabı bu düstur üzerine şekillendirmiş ve okuyuculara kıssaya ek olarak öğütler de vermektedir.
hz. musa, hz. hızır ile tanışma konusunda ısrarlı olunca allah ona bir sepete balık koymasını ve mecmau'l- bahreyn olarak da anılan iki denizin kavuşum yerine doğru yola çıkmasını, balık kaybolması ise amaca ulaşılacağının ve aradığının bulanacağının işareti olacaktı. hz. musa arkadaşı yuşa ile sepette bir balıkla yola çıktı. aramak bulmanın başka adıdır diyor yazar ve ekliyor yoldan önce yoldaş gerek. bu arayış zatini bilgi ile batıni bilginin farklılığının ve ortaklığının arayışı aslında.
hz. musa, hızır' ı bulduğunda ona sorgulamadan tabii olacağına söz vermiş fakat akla ve mantığa uymayan olaylar sonrasında sabır edememiş ve hz. hızır' a kuralı çiğneyerek sormuş, işin aslını öğrendiğinde ise pişman olmuştur. benzer şekilde farklı hadiselerle iki kez daha sorguladığında ise hz. hızır ile yolları ayrılmıştır.
miskinler teknesinde, ruhum hızır'la yoldaş,
seyir devam ediyor, zaman zamana sırdaş.
devamını gör...
motosiklet
yanlış binildiğinde motosiklet sürücüye biniyormuş gibi hissettiren araç.
her zaman bir dört tekerden daha dikkatli kullanılması gerekir. motosiklet sürücüsü kendine ne kadar güvenirse güvensin hem diğer sürücülere hem de yola güven olmaz. raşit abi vardı zamanında, şimdi toprağa karıştı. kalkmış gitmiş bir yerlerden karate öğrenmiş. dönmüş sonra köyüne. köyde saldırgan, herkesi ürküten bir köpek var. demiş ki ben bu köpeği yenerim, köylüler demiş yenemezsin. yok demiş raşit abi, ben yenerim, karate biliyorum. ısrar kıyamet. köylüler de razı gelmiş. iyi demişler, salmışlar köpeği adamın üstüne. raşit abi karate hareketlerini yaparken bizim köpek gelmiş ısırmış adamı. köpek karate bilmiyor ki, ısıracak tabi. o hesap.
motosikletten daha önemlisi her zaman ekipmandır benim için. öğrenirken ufacık bir düşmede, devrilmede dahi morlukların, kemik ağrılarının ne kadar kolay oluşabileceğini anlıyor insan. rüzgarı yüzümde hissediyorum, çiçek kokusu alıyorum derken insan kendini diz kapağından, kolundan çakıl taşı ayıklarken bulabilir.
her zaman bir dört tekerden daha dikkatli kullanılması gerekir. motosiklet sürücüsü kendine ne kadar güvenirse güvensin hem diğer sürücülere hem de yola güven olmaz. raşit abi vardı zamanında, şimdi toprağa karıştı. kalkmış gitmiş bir yerlerden karate öğrenmiş. dönmüş sonra köyüne. köyde saldırgan, herkesi ürküten bir köpek var. demiş ki ben bu köpeği yenerim, köylüler demiş yenemezsin. yok demiş raşit abi, ben yenerim, karate biliyorum. ısrar kıyamet. köylüler de razı gelmiş. iyi demişler, salmışlar köpeği adamın üstüne. raşit abi karate hareketlerini yaparken bizim köpek gelmiş ısırmış adamı. köpek karate bilmiyor ki, ısıracak tabi. o hesap.
motosikletten daha önemlisi her zaman ekipmandır benim için. öğrenirken ufacık bir düşmede, devrilmede dahi morlukların, kemik ağrılarının ne kadar kolay oluşabileceğini anlıyor insan. rüzgarı yüzümde hissediyorum, çiçek kokusu alıyorum derken insan kendini diz kapağından, kolundan çakıl taşı ayıklarken bulabilir.
devamını gör...
çocukluğumuzu yemiş oyunlar
sabahlara kadar vakit geçirdiğimiz ömrümüzü verdiğimiz oyun...
(bkz: metin2)
(bkz: metin2)
devamını gör...
singapur
sakız çiğnemenin yasak olduğu eğer yine de eylem gerçekleştirilmek istenirse kimlik bilgilerinizi eczane ile paylaşmanız gerektiğini öğrendiğim ilginç ülke.
devamını gör...
doların 1 lira olduğu bir güne uyanıldığında yapılacaklar
böbreğini satmak için ilan veren trolleri bu başlık altında görebiliriz.*
devamını gör...
seri artıcı
peşin edit: işbu entry ile ilgili gelecek mesajlara cevap verilmeyecektir. cevaplarınızı entynin içinde eğer okursanız, bulacaksınız.
bugün nickaltımda bana yakıştırılan sıfat. daddyler, kızıl nelsonlar böyle böyle meşhur oldu işte. siz bilmezsiniz dutluktu o zaman buralar; sınırsızdı artı oy verme. buraya bunun için ağlayıp, zırlamaya, püü yazıklar olsun size demeye gelmedim. beni gördüğünüz pencereden size kendimi anlatacağım, bunun için buradayım.
söylediğiniz şeye zerre üzülmedim. üzülmem. fikir sizindir, yanlışı doğrusu olmaz. benim gocunduğum şey bunu söyleyenlerin benim tanımlarımdan bi'haber olması. elinize geçen tek veriyle bu sıfatı üstüme yapıştıramazsınız. ha, yapıştıracaksanız altını doldurun, ben de dizimi kırıp oturayım.
kimseye beni oyla, demedim demem. bir kaç yazarla bunun muhabbeti olmuştur, iki el atarsın demişimdir en fazla.*
size seri oy attığımı, oyunu kuralına göre oynadığımı daha önce söylediğim bir entry bırakıyorum ki zaten benim yaptığımı söylemekten çekinmediğimi anlayın. #970423 tanımların çoğu anket başlığı zatenokyyor bana ters değilse artılıyorum. lucifer'i agresif bulur artılamam mesela* eliniz değmişken artılar, favlar geri alınsın istenirse. ama önce okuyun sizde benimkileri.
sayın romalılar, kitap isteyen bir yazarı ki bu yazar tanesi istediklerini alabilir fakat işsiz güçsüz olduğundan, günlük bazı sıkıntılardan sıyrılıp kendine heves edinmiştir bu işi. alın işte küstürdünüz! gidiyorum ben. üğğ
yok be şaka yaptım, gitmiyorum. gitmem de babamın çiftliği gibi istediğim başlığa tanım girerim yoldaş beni uçurana dek.
size çok güzel bir şiirin anısı anlatatacaktım o kaldı sadece.
bugün nickaltımda bana yakıştırılan sıfat. daddyler, kızıl nelsonlar böyle böyle meşhur oldu işte. siz bilmezsiniz dutluktu o zaman buralar; sınırsızdı artı oy verme. buraya bunun için ağlayıp, zırlamaya, püü yazıklar olsun size demeye gelmedim. beni gördüğünüz pencereden size kendimi anlatacağım, bunun için buradayım.
söylediğiniz şeye zerre üzülmedim. üzülmem. fikir sizindir, yanlışı doğrusu olmaz. benim gocunduğum şey bunu söyleyenlerin benim tanımlarımdan bi'haber olması. elinize geçen tek veriyle bu sıfatı üstüme yapıştıramazsınız. ha, yapıştıracaksanız altını doldurun, ben de dizimi kırıp oturayım.
kimseye beni oyla, demedim demem. bir kaç yazarla bunun muhabbeti olmuştur, iki el atarsın demişimdir en fazla.*
size seri oy attığımı, oyunu kuralına göre oynadığımı daha önce söylediğim bir entry bırakıyorum ki zaten benim yaptığımı söylemekten çekinmediğimi anlayın. #970423 tanımların çoğu anket başlığı zatenokyyor bana ters değilse artılıyorum. lucifer'i agresif bulur artılamam mesela* eliniz değmişken artılar, favlar geri alınsın istenirse. ama önce okuyun sizde benimkileri.
sayın romalılar, kitap isteyen bir yazarı ki bu yazar tanesi istediklerini alabilir fakat işsiz güçsüz olduğundan, günlük bazı sıkıntılardan sıyrılıp kendine heves edinmiştir bu işi. alın işte küstürdünüz! gidiyorum ben. üğğ
yok be şaka yaptım, gitmiyorum. gitmem de babamın çiftliği gibi istediğim başlığa tanım girerim yoldaş beni uçurana dek.
size çok güzel bir şiirin anısı anlatatacaktım o kaldı sadece.
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
nereden bakarsan bak "tutarsızlık"
nereden bakarsan "ahmakça"
sözleşmenin imzalanmasıda iptal edilmeside akp döneminde gerçekleşmiştir.
sözlerimin bundan sonrası küfür içerir. ama ben efendi adamım, yazmıyayım. yasak oldugundan degil yani.
nereden bakarsan "ahmakça"
sözleşmenin imzalanmasıda iptal edilmeside akp döneminde gerçekleşmiştir.
sözlerimin bundan sonrası küfür içerir. ama ben efendi adamım, yazmıyayım. yasak oldugundan degil yani.
devamını gör...
ölmek istemek
"yaşarken yaşayın! insan, yaşamını tamamlayıp öldüğü zaman, ölüm, taşıdığı dehşeti yitirir! insan doğru zamanda yaşamazsa, asla doğru zamanda ölemez."
nietzsche ağladığında
devamını gör...
