bizler hep güçsüze, mağdura yardım etme eğilimi içindeyiz ama ya ömrü boyunca güçlü olmak zorunda bırakılan ama bir gün olsun yardım istemeye bile hakkı olmadığını düşünen, hep kuyruğu dik tutmak zorunda olanların da aslında en çok yardıma ihtiyacı olabileceğini gözden kaçırıyoruz. özellikle iki kardeş düşünün, mesela ben ve kardeşim... ben 11 yaşında yurda bırakılan, bu yaşına* kadar her şeyi kendi yapmış biri olduğumdan ailem kendi başımın çaresine bakabileceğimi bildiğinden bana hiç yardım etmez iken, kardeşim bankada hesap açacakken bile kalkıp köyden gelip ona yardım ederler... son bir haftadır yatak döşek yatmama rağmen beni bir kez bile aramamaları ama kardeşimin böyle saçmasapan ufak şeylerinde yanında olmaları gerçekte akıl almaz bir şey...tamam benim hayat mottom: "hiç kimseye muhtaç olmamak, kendi başına yetebilmek" eyvallah ama ben de insanım ya bir de hastayım yani benim de sevgiye, şefkate, merhamete ihtiyacım var ama maalesef bizimkilerde o yok ya da var da bana yok, zaten olsaydı 11 yaşında beni yurda bırakmazlardı neyse ya ben hasta olunca çok duygusallaştım, ömrüm boyunca hissedemediğim anne şefkatini bekledim ama olmayınca olmuyor demek ki....
devamını gör...

nolii yaw *
devamını gör...

türk televizyon tarihinin belki de en özgün çalışmalarından biri. 1987 yılında trt 'de 4 bölüm olarak yayınlanmış bir mini dizi.
başarılı bir yazar olan kahramanımız, bir gün beyninde bir tümör olduğunu öğrenir. buna göre, yazarımızın fazla ömrü kalmamıştır. o sırada, beyin nakli üzerine çalışan bir profesörden yardım ister, o da o ana kadar dünyada yapılmamış beyin naklini uygular yazarımıza. ancak, beyin nakli yapılan kişi, kırsal kesimde yaşamış okuma yazma bilmeyen bir adamdır. beyin naklinden sonra çelişkilerle dolu bir yaşam yazarımızı beklemektedir.

insan, akıl, ölüm ve yaşam üzerine o ana kadar söylenmemiş şeyleri söyleyen, bu ülkede de sıradışı ve yaratıcı insanlar varmış dedirten bu yapımın başrollerinde ahmet mekin ve metin serezli yer almaktadır. internet üzerinden bir çok yerde izlenebilir, hayran kalınabilir..
devamını gör...

benim biliyorlar. sözlük dergisinde yayınlanan yazımı okutmuştum.

sonra nickaltımı okuttum. şaşırdılar. bunları sana mı yazdılar dediler. eyvallah baba eyvallah dedim geçtim. kalbim kırıldı.
devamını gör...

güzel bir redd albümü şarkıların çoğu hit. sözler çok güzel müzikte öyle. son yıllarda bu kadar güzel çok az yeni şey çıktı özellikle türkiye'de rock müzik öldü ölmek üzere. bu çağda albüm yapmak öyle kolay değil. özellikle sevdiğimiz gruplar ya dağıldı ya da yeni bir şey yapmıyorlar.
bu kadar az ve kalitesiz şeylerin üretildiği bir ülkede bu kadar güzel ve kaliteli bir albümün yapılması çok güzel.
favorim onlar bile üzülürler.
devamını gör...

bireyin önceden öğrendiği şeyleri
kendi kültürü kendi alışkanlığı haline getirmesi anlamına gelen aristotales'in eserlerinde geçen kelime.
devamını gör...

aile arasında
her karakteri ayrı seviyorum, ama gülümser’i biraz fazla :)
devamını gör...

birbirimize bir şeyler katabiliyor, ortak ilgi alanımız olan konularda fikir teatisinde bulunabiliyor ve birbirimizi dinlemekle kalmıyor anlamaya çalışıyorsak mis gibi keyif alırım o insanla sohbet etmekten.

ama bilin bakalım ne eksik heheh.
devamını gör...

malı-mülkü, makamı-mevkii olmayan bir insanın kendi meziyetinden dolayı değil ama yelkenlerini tesâdüfen felek rüzgârının şişirmesi sonucu dünyalık sâhibi olup, bu zenginliği pek yüksek akıl ve becerisinin eseri zannetmesinden kaynaklı bir şımarıklık, bir arsızlık sergilemesi hâlini târifleyen bir atalar sözüdür. ayrıca, süleyman fehim'e ait olan ;
''olur mu fass-ı zerrîn ile kâmil cevher-i nâkıs
siyeh dil pertev-i ikbâl ile rûşen-zamîr olmaz.'', yâni ''ayarı noksan bir mücevher altın yüzüğe konulunca tam ayar olamayacağı gibi, kararmış kalpler de sırf tâlihleri parladı diye aydın gönüllü olamazlar.'' anlamına gelen beyti ile mânâ yönüyle benzerlik arz etmektedir. eksiksiz söylenişi; ''abdal ata binince bey oldum sanır; şalgam aşa girince yağ oldum sanır.'' şeklindedir.
devamını gör...

düşünsenize birileri dualarında size yer veriyor *
devamını gör...

agreement
devamını gör...

bugün dergimizi şereflendiren yazarımız:
aldatılmakile yaşamanınacemisi bir solukta okunacak bu güzel yazıya buradaki öne çıkanlardan ulaşabilirsiniz.

kategori sınırlaması olmadan her türden yazılarınızı, denemelerinizi, dışavurumlarınızı ve iç dökmelerinizi de [email protected] adresine gönderebilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
devamını gör...

celâli abiyi her gördüğümde aklıma bu arkadaş geliyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

milli mücadele kahramanlarından birisi olan behiç erkin aynı zamanda mustafa kemal'in yakın arkadaşlarından bir tanesidir.

ama onu öne çıkaran en önemli özelliklerinden birisi 2. dünya savaşı sırasında nazi zulmünden kurtardığı hayatlardır.

fransa, nazi işgali altındayken, behiç erkin türkiye cumhuriyeti'nin fransa büyükelçiliği görevini icra etmekteydi. nazilerin fransa'daki yahudileri, toplama kamplarına gönderme kararı almasından sonra büyük bir cesaret örneği göstererek, takriben 20 bine yakın yahudi'nin kuvvetle muhtemel gaz odalarında son bulacak, acı macerasının önüne geçmiştir.

kurtarılan yahudilerin bir kısmı türkiye vatandaşıdır, fransa'ya yerleşmiş ve orada yaşamaya başlamışlardır. bu ilk grubu kurtarması diğerlerine göre daha kolay olmuştur zira ''türkiye cumhuriyeti devleti''nin savaşta tarafsız olduğunu belirtmiş ve türk yahudilerine kimsenin dokunamayacağını, alman işgal güçlerine açıkça deklare etmiştir. serüven de böyle başlamıştır. bu olayı duyan daha önce türkiye'de yaşamış ama vatandaşlıkları düşmüş olan yahudi kökenli eski vatandaşlarımızda behiç erkin'e sığınmış ve ondan bir hal çare bulmasını istemiştir. bu ikinci gruba ise peyderpey türk vatandaşlık belgesi dağıtarak, fransa'dan güvenli bir şekilde çıkmalarını sağlamıştır.

üçüncü grubu ise türkiye ile hiç bir bağı olmayan yahudiler oluşturur. bunlara şüpheleri üzerlerine çekmemeleri için kendilerini ifade edebilecek kadar türkçe öğretilmiş ve sonrasında türk vatandaşlık belgesi verilerek, hayatları garanti altına alınmıştır.

anlatılanlara göre; behiç erkin'in vatandaşlık belgesi verdiği bir yahudi, alman askerlerince autcwitz toplama kampına götürülür. durumdan bir şekilde haberdar olan behiç erkin olayın peşini bırakmaz ve söz konusu şahsın kamptan çıkarılmasını sağlar. bu tarz sıkıntıların yaşanabildiğini/yaşanabileceğini gördüğü içinde daha kapsamlı bir araştırma başlatır. bu durumda olan yüzden fazla vatandaşımız vardır. gerekli diplomatik girişimlerde bulunarak vatandaşlarımızı, kamplardan çıkarır ve türkiye'den gönderilen bir tren ile ülkeye geri dönmelerini sağlar.

tabi burada şu nokta önem arz ediyor; pierre lazereff'in yazdığı, fransa'da basın rezaletleri adlı kitapta -türkçe çevirisini şevket rado yapmıştır- dönem fransasında yaşanan jurnalciliği çok güzel anlatılır; yahudilerin; gazeteler, vatandaşlar ve devlet organlarınca nasıl nazilere ihbar edildiği örnekleri ile işlenir.

fransa basını, toplumu ve devlet aygıtları kendi vatandaşlarının kellesini nazilere altın tepside sunarken, behiç erkin ve dolayısı ile türk devleti onlara böyle bir ortamda kucak açmış ve onları nazi mezaliminden kurtarmıştır.

böyle bir durumda ise insanı üzen şey ne yazık ki şu oluyor; oscar shindler saygı duyulacak bir insan, elbette yaptıkları yadsınamaz lakin onun yaptıkları üzerinden çekilen film sayesinde tüm dünya bu şahsı tanıyor. tanınırlığı türkiye'de bile behiç erkin'den daha fazladır. kendi değerlerimizi unutmakta ve unutturmakta üzerimize yok. bu pek çok alanda başarı ile icra ettiğimiz bir gaflet hali. şöyle bir hikaye eloğlunda olacak, bundan neler neler çıkarırlardı. yazık ki çok yazık...

bu konu ile ilgili emir kıvırcık'ın yazdığı ''büyükelçi'' adlı bir kitap var. behiç erkin'in hayatının özellikle o dönemine ilişkin ayrıntıları ele alıyor. kendisinin adını daha önce duymamış olan arkadaşların şayet merak ediyorlarsa, meraklarını gidermeleri açısından bu kitabı okumaları iyi olur diye düşünürüm. şimdiden iyi okumalar.
devamını gör...

boş zamanlarında ya da ağır şartlarda çalıştıkları için her fırsat buldukları anda ellerine krem süren insanlardır bunlar.
devamını gör...

kasa sırası beklerken dibime kadar gelip giren insanlar. maalesef hala bunu yapanlar var.
devamını gör...

enflasyon çok yüksek, yaşam şartları çok kötü ama yine de amerika'nın darbecilere her imkanı vermesine, avrupa birliğinin bile desteğini almalarına rağmen hükümeti düşürüp darbe yapamadığı ülkedir.
devamını gör...

melodik vurmalılar ve timpani dışındaki vurmalı çalgı notasyonlarında yazılmış olan notalar zaten sembolik olarak yazılır. davulcuyu(bateristi) asıl ilgilendiren, notanın süre değeridir. hali hazırda davul çalışmak için yazılmış metodların çoğunun ilk sayfalarında, metodu derleyip yazan kişi tarafından, tamtamların ya da zillerin hangi sembollerle belirtildiğinin yazıldığı ayrıca anahtarlar mevcuttur.

müzikte anahtar konusuna ilk etapta vurmalılar açısından bakmış olsak da, bu konunun asıl olarak vurmalılardan ziyade(melodik vurmalılar ve timpani hariç) telli, üflemeli, tuşlu, yaylı enstrümanlar açısından değerlendirilmesi daha doğru olur.

şöyle düşünelim; tuba enstrümanı kalın seslerin çıktığı bir enstrümandır, flüt ise çok çok incelere çıkabilen bir enstrümandır. yanlış bilgi vermek istemiyorum ama aralarında ortalama 4-5 oktava kadar ses farkı olabiliyor. bu iki enstrümanın notalarını da genelin de bildiği sol anahtarına göre yazmaya kalktığımız taktirde ne rahatça yazabiliriz ne de rahatça okuyabiliriz. portenin(paralel beş çizgiden oluşan nota düzlemi) altına ve üstüne birçok ek çizgi yazmak zorunda kalırız ki ilgili enstrümanları çalanlar, yanlışlıkla, zaman zaman önlerine bu şekilde konulmuş notalarla nasıl uğraştıklarını bilirler.

dolayısıyla bu uğraşlara gerek kalmaması için nota isminin verildiği bu ses sembollerini, farklı anahtarlarla yazmak gibi güzel bir çözüm bulunmuş. bu anahtarlarla, her enstrüman için, kendine uygun anahtarlarla portenin içinde kalacak şekilde yazılmış notalar, okunabilirlik açısından büyük kolaylık sağlamaktadır.
devamını gör...

bütün sevişmeleriniz aynı renkse, sıkıcı bir insan olma olasılığınız %89*.
beyazdan siyaha geniş bir skala var. ruh haline, duruma ve ihtiyaca göre renk değişebilir.
devamını gör...

sistematik bir yönlendirme yapmak, rehberlik etmek anlamında kullanılan sözdür. belirlenen amaçların, plan ve düzen dahilinde gerçekleşmesi sağlanır. bildiğimiz kanal yollarının da yaptığı bu iştir aslında; suyun istenilen güzergahta kontrollü bir şekilde sona ulaşmasını sağlayan yapılardır.

nesneler için kullanıldığı kadar, kişi bazlı da ele alınabilir. çoğu davranış bir amaca hizmet eder. çoğu eylemimiz, bu sebeple, bir duruma kanalize olur. beynimiz aldığı kararlar doğrultusunda gerekli emirleri yağdırarak amaçladığımız sonuca yönelik iradeli davranışlarda bulunur. örneğin; üniversite tercihleri yaparken aldığımız rehberlik desteği beceri ve ilgi alanlarımıza göre seçimler yapabilmemiz adına önemlidir. "ben doktor olmak istiyorum, başarılı bir öğrenciyim, medikal konular hep ilgimi çekmiştir, elim neşter tutmak istiyordur.." sonuca baktığınızda ben tıp eğitimi almalıyım. bunu kendime amaç edinip bu doğrultuda çalışıp çabalıyorsam destek alıyorsam ben tıp eğitimi için "kanalize olmuş" oluyorum.

tip: ingilizceden direkt çeviri olduğundan olsa gerek, marjinal bir kelime olarak görülür. henüz ele ayağa düşmemiştir; kullanıldığı ortamlarda elitlik hissi verir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim