franz oppenheimer; devlet denen aygıtın, göçebe hayduların yerleşik düzendeki toplumları haraca bağlamasıyla oluştuğunu iddia eder.

haraca bağlama işi zamanla sistematik hale geldiğinden, haydutlar sürekli git-gel yapmamak için yerleşik toplumun içerisine haraçların toplanacağı bir otağı kurarlar. bu otağıda haraçların düzenlenmesi işiyle uğraşan haydutlar (memurlar) çalışır. zaman içinde bu otağı, yerleşik halkın arasındaki hukuk problemlerini de çözmeye başlar. en sonunda da devlet dediğimiz ortak duygu oluşur.

tabii ben epey bir özet geçtim. sonuç olarak ortada simbiyotik bir ilişkisi var. devlet halkın hukuk ve güvenliğini sağlar, halk da devlete vergi öder. olması gereken budur. tabii bizim devletimiz hariç. bizimkinin hukuk ve güvenlik dışında yapmadığı iş yok. tiyato falan yapıyor, ne bileyim kafeterya neyin işletiyor. neyse besim tibuk'a bağlamadan bitireyim entryi en iyisi...

bu arada oppenheimer'ın devlet kuramına şu makaleden ulaşabilirsiniz.
devamını gör...

iko hıristiyan bir misyoner olamaz. asıl hıristiyan misyoner benim!

(bkz: entry nick uyumu)
devamını gör...

daha önce filmini izlediğim şimdilerde okumaya başladığım kitaptır. filmin bazı sahneleri izlerken insanı inanılmaz rahatsız etmektedir bunu söylemek istedim, çok hassas kişiler izlemesin. ancak gelelim kitaba... kitabın can yayınlarından olan çevirisini edindim ve 50 sayfasını okudum hali hazırda. okurken insana duygusuzluğun duygusunu çok güzel verdiğini söyleyebilirim. ana karakter olan greenouille'in koku duyusundan başka hiçbir nesneye, insana ya da kendisine olan duygusunun olmadığını hissettim. koku duyusuna karşı ise hayatta belki de yetenekli olduğu tek konu olmasından dolayı sevgi beslediğini düşündürdü bana. hatta bu karakteri gerçek yaşamda gözlemleyebilseydim antisosyal kişilik bozukluğu (bkz: sosyopat) olduğunu düşünürdüm muhtemelen. daha önce filmini izlememe rağmen yazarın yapmış olduğu betimlemelerle filmdeki sahneler yerine benim kafamda bambaşka bir ortam ve bambaşka bir greenouille canlanıyor. bunun yazarın bir başarısı olduğunu düşünüyorum çünkü çeviri kitap olmasına rağmen tasvirlerini okurken inanılmaz keyif aldım. ileride klasikleşecek eserlerden biri olacak bence. yazarı şimdilerde 72 yaşındaymış henüz ölmediği için tam manasıyla herkesçe bilinen bir eser olamamış olabilir belki de. imkanım olsa yazarla konuşmak ve iç dünyasını anlamak isterdim çünkü yazarın üslubundan ziyade zaten kurgu başlı başına daha önce izlediklerim ve okuduklarımdan çok farklı.
devamını gör...

dolandırıcılar.
devamını gör...

vitesi arş-ı alaya çıkarsa dahi samimi bulmuyorum söylemlerini.
devamını gör...

scapula ve antebrachium arasında yer alır.
devamını gör...

kendimi denemek için; bana inanırlar mı diye merak ettiğim insanlara uydurma olaylar anlatıyordum. inandırıp, ikna edebilir miyim merak ettiğim için yalan söyledim.
belki size anlattıklarım da uydurmadır bilemiyorum altan.
devamını gör...

bir hayalim var, çocuk olmak düsturuyla çıktıkları yolda kürşad ömer, annesinin deyimiyle, melek olmuştur...ailenin paylaşımı.
bi şeyler yapmalı, ama ne?
bi şeyler söylenmeli, ama ne?
öyle rezil bi hale geldik ki çocukları dahi koruyamıyoruz. toplanan miktar çok fazla, bir çocuk için o kadar para heba edilemez, diyenlere soruyorum; şu güzel çocukların halini görüp de hala konuşabiliyor olmak için ne yaşadın?
devamını gör...

zeka olayına bir şey yazmayacağım, linç yerim çünkü ama "bağnazlık" tutuculuk" konusunda, adı çıkmış illere (konya, çorum, tokat, çankırı, erzurum vs vs) bin basarlar. hele de bu bağnazlığın yanında cahil cesaretine de sahipler ya... bayılıyorum onlara.
gözümde "karadenizli" denince ilk beliren kişi tam bir prototip... ogün samast
devamını gör...

evsiz kalmış vatandaşların kafasına çay fırlatılması.
devamını gör...

temel ihtiyaçlarımızı, duygusal ihtiyaçlarımızı, fiziksel, zihinsel sağlığımızı karşılayamayan, koruyamayan bir de üstüne katleden binalarla bezenmiş ülkemizde mimari estetikten bahsetmek tabii ki de pek mümkün değil.
önce bunları konuşalım sonra estetiğe geliriz.
yani derdimiz keşke sadece estetik olsa.
sadece rengine takılsak binaların... ki onun bile psikolojide bilimsel bir karşılığı var. renk deyip geçmeyelim.
artık apartmanların bile değiştiği bu devirde biz hala ışık almayan odalar tasarlayan mimarlar ya da yapan müteahhitlerin elinde per perişan oluyoruz. batsın bu düzen.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
meja'cım ben de ingiltere kırsallarındaki evlere bakıyorum bazen.
devamını gör...

normal sözlük ifşaları video serisi gelir mi? gelsin lütfen.
rütbesi hayırlı olsun yazarı.
devamını gör...

kilo problemi olan kadınların birilerine itici gelmesi durumudur. genelde kendisini çok yakışıklı zanneden bireyler tarafından itici bulunur. kilo problemi olan insanları itici diye yargılayıp beğenmezler. birisi şişman ve o size itici geliyor gayet normal o zaman zayıf kadınlara yönelin diye naçizane tavsiyede bulunayım. ayrıca duyar kasmak gibi niyetim yok ama insanlara şişko falan demeyin abi kaç yılında yaşıyoruz. ciddi ciddi psikolojisi bozulup aynaya bakıp ağlayan insanlar var yazıktır.
devamını gör...

benim de sicilim hâlâ tertemizdir efendim.
devamını gör...

lütfen hiç büyüme ya
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türkçesi " zihin, doğuştan üzerinde hiçbir harf bulunmayan, hiçbir ide barındırmayan boş bir kağıttır" sözünün latincesi.
devamını gör...

24 defa intihar teşebbüsüne kalkışıp hepsinde başarısız olan ve bunun üzerine daha 18 yaşında olup, bir fincan kahve ve bir fincan konyak içtikten sonra galata kulesinden atlayıp intihar eden vedat'ın babası ve şairdir. vedat, galata'dan atlarken bir de elinde babasına yazdığı not vardır: ''intihar öyle edilmez, böyle edilir baba.'' bunun üzerine galata kulesi şiirini yazar.


6 haziran 1973
pırıl pırıl bir yaz günüydü.
aydınlıktı, güzeldi dünya.
bir adam düştü o gün galata kulesi’nden.
kendini bir anda bıraktı boşluğa.
ömrünün baharında.
bütün umutlarıyla birlikte.
paramparça oldu.
bir adam, benim oğlumdu.
devamını gör...

muhtemelen teoman'ın duş isimli şarkısı'nın etkisinde kalmış olan insandır.

fazla kalmamalı, bu durumdan acilen kurtulmalıdır.

zira yanlış kararlar verebilmesi an meselesidir.*
devamını gör...

gerçek sevgiyi/ aşkı/ ilişkiyi bulduğunuzda sadece sayı olarak kalabilecek durumdur.
yaşıt olup anlaşamayan arkadaşlarım olduğu gibi aralarında 13 yaş fark olan ve evlilikleri örnek alınabilecek tanıdıklarım da var. yıllar geçti o 13 yaş sadece sayı olarak kaldı onların arasında.
devamını gör...

büyük bir mizah usta'sıdır. kişileri ve olayları ve görünümleri canlandırma gücü bunu kanıtlamaktadır. amerika'n edebiyat'ına düz yazıya konuşma dilinin canlılığını getirmiştir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim