ozgur1ey
tıpkı mahlası gibi özgür ve özgün yazdıkları. öyle elini kolunu sallayarak özgürce geçersiniz aralarından her birinin. en ciddi hikayeyi bile kendi dilinde samimice anlatır. uzun uzun anlatır lakin sıkmaz, nadirdir böyleleri. her özgür birey gibi kendi arayışında duyarlı ve keşifçi. ne diyelim sen kendi yolculuğunu paylaş bizde keyifle okuyalım.
devamını gör...
sözlükte profil fotoğraflarını bekleyen büyük tehlike
hayır profil fotoğrafımin normal halinde bile yüzüm doğru düzgün görünmüyor ki. benim için hala problem yok.*
devamını gör...
beni biraz böyle hatırla (yazar)
gepetto ustanın : ulan daha demin süpürdüm gene dükkan talaş dolmuş demesi ile devam edecek mizah sürecidir.
devamını gör...
yaran yazım yanlışları
devamını gör...
yeraltı edebiyatı
hakan günday'ın da bu edebiyatın içinde sayıldığı çok derin değilse okuması güzel bir edebiyat türü
devamını gör...
karadenizli kadın agresifliği
diğer yöre erkeğine göre
dedikoduya daha meyyal olan karadeniz erkeği
kadınını doldurmuş kendi evden izliyor kesin.
trabzon yaylalarında, değil başka ilden başka köyden gelene bile ev yaptırmazlar.
dünyada her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var
trabzon'da her hakkını arayan kadının arkasında 'benim de hakkımı ara, benim de hakkımı ara' diyen bir erkek var.
dedikoduya daha meyyal olan karadeniz erkeği
kadınını doldurmuş kendi evden izliyor kesin.
trabzon yaylalarında, değil başka ilden başka köyden gelene bile ev yaptırmazlar.
dünyada her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var
trabzon'da her hakkını arayan kadının arkasında 'benim de hakkımı ara, benim de hakkımı ara' diyen bir erkek var.
devamını gör...
1 milyoncudan alınan hiçbir şeyin 1 milyon olmaması sorunsalı
artık hiç bir şeyin değil bir milyon, bir lira bile olmamasiyla açıklanabilir.
devamını gör...
pencik sistemi
osmanlı döneminde savaşlarda alınan esirlerin beşte birinin alınarak kapıkulu ocağına dahil edilmesi sistemidir.
devamını gör...
dijital prenses
sosyal medyada kendini cinsiyeyle ön plana çıkaran ablalara verilen takma isim.
türkiye’de her zaman tutar bunlar.
cinsel açlığın afrikası: türkiye
türkiye’de her zaman tutar bunlar.
cinsel açlığın afrikası: türkiye
devamını gör...
unutulmayan fakirlik anıları
en beteri ise; gördüğün bolluktan, görülmemiş yokluğa düşmek olmalı...
ben dünyaya geldiğim zamanlar, ailemin durumu fena sayılmazdı. babam iki işi vardı. kardeşim ve ben özel okula gidiyorduk. babamın oturduğumuz ev dışında iki tane daha ev, mercedes arabasının dışında, herkese aşırı güveni vardı.
benim dedemin köydeki evinin balkonunu boyama vakamdan sonraki haftasonu köye gelen babam, daha evvelki eve su doldurma olaylarımı da düşünüp dedemin evinin tadilatına girişti. yaklaşık iki ay toprak damı beton yapmak için uğraştı. babam evle uğraşa dursun, mersin'deki halı mağazasının ortağı, uçan kuşa bile borç takıp paralarla halep'e kaçmıştı.
biz mersin'e döndük, kapıya gelen alacaklılar kuyruk olmuş. sanki elvis presley, ızzet altınmeşe, bob marley ve frank sinatra aynı anda bizim evde imza günü düzenliyordu, yok böyle bir izdiham!
tabii bu dönemde babam evleri, arabası, nesi var nesi yok satıp borçları kapatmaya çalıştı. evimizdeki eşyalara bile icra geldi.
babama her şeyini kaybetmek değil, itibarini kaybetmek zor gelmis olacak ki mersin'den istanbul'a göçmek zorunda kaldık.
....
istanbul'daki ilk iki sene çok zorlu geçti. odun kömür dahi alamadık. zaten "inancli müminlere" karşı iyi niyetin yaşayan son temsilcisi babamı mersin olayı da akıllandırmamış olacak ki, aldığı koca demir döküm sobayı evin bahcesine koyunca, sabahına sobayı yerinde bulamadık.
ilk aylar parasızlıktan tavana duy alıp takamadık ama mersin'den getirdigimiz çalışma masalarımızın lambalarıyla aydınlandık. resmen varlik içinde yokluk.
...
asıl yokluk ise benim yüreğimdeydi...
o dönem içimde aileme karş korkunç kin ve kırgınlık vardı. gün içerisinde okulda ve annemden yediğim dayaklardan çok benden gizli iş çevirdikleri için dolap ve kapı arkalarinda gizli gizli ağlardım.
sözde kuru ekmeğe muhtaç gibi halleri var ama gerçek bana göre öyle degildi. kardeşlerim ve annem hep meyve ve başka yiyecekler kokuyor, bana hic vermiyorlar sadece kendileri yiyordu.
defalarca dolapları aradim, o yiyecekleri nerede sakladıklarını hiç bulmadım. iyi ama bana sadece şekerli, yağlı ve hamurlu şeyler yasaktı. mesela annemin yediği çilek bana yasak degildi ama o bana hicbir zaman yediginden vermiyordu. bu durum yüzünden anneme olan kırgınlığım daha da derinleşmisti.
...
bir gün kardeşimi annemlerin odasına çekip kapıyı kapattım. kapının arkasinda fısıltıyla;
-"kardeşim bana yediğin mandalinalardan bir tane verir misin? söz anneme demeyeceğim."dedim.
+abla evde mandalina mi var? dedi.
onun bu soruyu sorarken bile ağzının mandalina kokması, gözlerimden yaşları boşaltmaya yetti... ağlayarak bağırmaya başladım.
-var işte! var! hepiniz benden gizli bir şeyler yiyorsunuz bir tek bana vermiyorsunuz. nefret ediyorum hepinizden! hep beni ayırıyorsunuz! keşke ölsem!
...
seslerimizi duyup gelen babama da aynısını dedim. babamın gözleri doldu kocaman açıldı bana sarılıp ağlamaya başladı. ona göre ben şizofrendim.
...
beni sizofreni korkusuyla bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine götürdü. uzun uzun incelediler. nihayetinde bana sinestezi teşhisi konuldu. bendeki sinestezinin seslerin ve renklerin tadını kokusunu alan, renklerini gören türüydü. diğer insanlar serçelerin şarkısının pırıltılarını görmezken ben görüyordum. oysa ben herkesi benim gibi görüyor sanıyordum.
ben dünyaya geldiğim zamanlar, ailemin durumu fena sayılmazdı. babam iki işi vardı. kardeşim ve ben özel okula gidiyorduk. babamın oturduğumuz ev dışında iki tane daha ev, mercedes arabasının dışında, herkese aşırı güveni vardı.
benim dedemin köydeki evinin balkonunu boyama vakamdan sonraki haftasonu köye gelen babam, daha evvelki eve su doldurma olaylarımı da düşünüp dedemin evinin tadilatına girişti. yaklaşık iki ay toprak damı beton yapmak için uğraştı. babam evle uğraşa dursun, mersin'deki halı mağazasının ortağı, uçan kuşa bile borç takıp paralarla halep'e kaçmıştı.
biz mersin'e döndük, kapıya gelen alacaklılar kuyruk olmuş. sanki elvis presley, ızzet altınmeşe, bob marley ve frank sinatra aynı anda bizim evde imza günü düzenliyordu, yok böyle bir izdiham!
tabii bu dönemde babam evleri, arabası, nesi var nesi yok satıp borçları kapatmaya çalıştı. evimizdeki eşyalara bile icra geldi.
babama her şeyini kaybetmek değil, itibarini kaybetmek zor gelmis olacak ki mersin'den istanbul'a göçmek zorunda kaldık.
....
istanbul'daki ilk iki sene çok zorlu geçti. odun kömür dahi alamadık. zaten "inancli müminlere" karşı iyi niyetin yaşayan son temsilcisi babamı mersin olayı da akıllandırmamış olacak ki, aldığı koca demir döküm sobayı evin bahcesine koyunca, sabahına sobayı yerinde bulamadık.
ilk aylar parasızlıktan tavana duy alıp takamadık ama mersin'den getirdigimiz çalışma masalarımızın lambalarıyla aydınlandık. resmen varlik içinde yokluk.
...
asıl yokluk ise benim yüreğimdeydi...
o dönem içimde aileme karş korkunç kin ve kırgınlık vardı. gün içerisinde okulda ve annemden yediğim dayaklardan çok benden gizli iş çevirdikleri için dolap ve kapı arkalarinda gizli gizli ağlardım.
sözde kuru ekmeğe muhtaç gibi halleri var ama gerçek bana göre öyle degildi. kardeşlerim ve annem hep meyve ve başka yiyecekler kokuyor, bana hic vermiyorlar sadece kendileri yiyordu.
defalarca dolapları aradim, o yiyecekleri nerede sakladıklarını hiç bulmadım. iyi ama bana sadece şekerli, yağlı ve hamurlu şeyler yasaktı. mesela annemin yediği çilek bana yasak degildi ama o bana hicbir zaman yediginden vermiyordu. bu durum yüzünden anneme olan kırgınlığım daha da derinleşmisti.
...
bir gün kardeşimi annemlerin odasına çekip kapıyı kapattım. kapının arkasinda fısıltıyla;
-"kardeşim bana yediğin mandalinalardan bir tane verir misin? söz anneme demeyeceğim."dedim.
+abla evde mandalina mi var? dedi.
onun bu soruyu sorarken bile ağzının mandalina kokması, gözlerimden yaşları boşaltmaya yetti... ağlayarak bağırmaya başladım.
-var işte! var! hepiniz benden gizli bir şeyler yiyorsunuz bir tek bana vermiyorsunuz. nefret ediyorum hepinizden! hep beni ayırıyorsunuz! keşke ölsem!
...
seslerimizi duyup gelen babama da aynısını dedim. babamın gözleri doldu kocaman açıldı bana sarılıp ağlamaya başladı. ona göre ben şizofrendim.
...
beni sizofreni korkusuyla bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine götürdü. uzun uzun incelediler. nihayetinde bana sinestezi teşhisi konuldu. bendeki sinestezinin seslerin ve renklerin tadını kokusunu alan, renklerini gören türüydü. diğer insanlar serçelerin şarkısının pırıltılarını görmezken ben görüyordum. oysa ben herkesi benim gibi görüyor sanıyordum.
devamını gör...
fakirliğini tek cümleyle anlat
noodle 3 lira olmuş.
devamını gör...
bilim bir gün tanrının varlığını somut olarak ispatlarsa olabilecek şeyler
bu konuda saatlerce kafa patlatmış, bu konuyla alakalı kitaplar okumuş, sözler dinlemiş bir fizik öğretmenliği öğrencisi kardeşiniz olarak size iki tavsiyem var.
1-önce mevlana'nın mesnevisini okuyun, şems'in 40 öğüdü var, bir de ona bakabilirsiniz.
2- paul davies'in yazdığı tüm kitaplarla werner heisenberg'in yazdığı fizik ve felsefe: modern bilimde devrim isimli kitabı okuyun. bunların ardından da farabi'nin kitab-ül burhan'ını okuyabilirsiniz.
aradığınız tüm cevapları ismini verdiğim kitaplarda bulacaksınız.
1-önce mevlana'nın mesnevisini okuyun, şems'in 40 öğüdü var, bir de ona bakabilirsiniz.
2- paul davies'in yazdığı tüm kitaplarla werner heisenberg'in yazdığı fizik ve felsefe: modern bilimde devrim isimli kitabı okuyun. bunların ardından da farabi'nin kitab-ül burhan'ını okuyabilirsiniz.
aradığınız tüm cevapları ismini verdiğim kitaplarda bulacaksınız.
devamını gör...
strabon
yaşadığı dönemde yapılan göçler ve hangi milletlerin nerelere yerleştiği konusunda verdiği bilgiler ile önem kazanmış olan bir seyyah ve bilim insanıdır.
devamını gör...
benim naçiz vücudum bir gün toprak olacaktır fakat türkiye cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır
''atatürk'ün sağlığında, kabri olmak üzere, benim bildiğim iki yerden bahsedilmişti. biri eski büyük millet meclisi'nden istasyona inen cadde üzerindeki daire şeklindeki arazi; diğeri çankaya'daki yeni köşkün mermer havuzu. bu yerler şu münasebetle konuşulmuştur. bir akşam atatürk'ün etrafında toplananlar arasında, onun fani oluşu üzerinde durulmuş ve kendisi şu cümlesini tekrar etmişti, ''benim naçiz vücudum elbette bir gün toprak olacaktır, fakat türkiye cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.''
böyle dedikten sonra da, ''milletim beni istediği yerde yatırsın, yeter ki beni unutmasın.'' demiştir.''
unutursak kalbimiz kurusun!
seni ve devrimlerini gelecek nesillere aktaracağız ata'm.
böyle dedikten sonra da, ''milletim beni istediği yerde yatırsın, yeter ki beni unutmasın.'' demiştir.''
unutursak kalbimiz kurusun!
seni ve devrimlerini gelecek nesillere aktaracağız ata'm.
devamını gör...
babayla girilen diyaloglar
+ firmada terfi aldım baba
- sana öyle gelmiştir.
+ ürün müdürü oldum !!!
- yoktur öyle bir şey.
- sana öyle gelmiştir.
+ ürün müdürü oldum !!!
- yoktur öyle bir şey.
devamını gör...
moderatör olmasını istediğin bir yazar bırak
fuzzy lee yazanların hepsi takibinde olduğum yazarlar olduğundan dolayı var bir bildikleri deyip @fuzzy lee diyorum.
devamını gör...
yıldız moran arun

1932- 1995 yılları arasında yaşamış türkiye'nin ilk kadın fotoğrafçılarından biri, belki ilki. aynı zamanda özdemir asaf'ın eşi, üç çocuğunun annesi.
robert kolej'de okumuş yıldız hanım, ingiltere'de fotoğrafçılık eğitimi almış. ilk sergisini 1953 yılında yurtdışında, henüz 21 yaşındayken açmış. 1954 yılında türkiye'ye dönüp istanbul'da kendisine bir atölye kurmuş. ve o yıl özdemir asaf ile tanışmış.

bu güzel fotoğraf çekimi de yine yıllar sonra eşi olacak yıldız moran arun'a ait.
1962 yılında özdemir asaf'tan ilk çocuğunu doğurur yıldız moran arun. henüz evli değillerdir. 1963 yılında evlenirler.
1950-1962 yıllarında başarıyla yaptığı fotoğraf sanatçılığını bırakır, evlenince.
yıldız moran arun, 1964 yılında özdemir asaf'ın 92 şiirini ingilizceye çevirir ve bu şiirler to go to adıyla yayınlanır.
şimdi yanyana aşiyan da yatıyor iki sevgili.

mezar taşında yazan şiir;
ikilem
sevgi ise, sevişeceğiz seninle ..
kavga ise, dövüşeceğiz seninle ..
ölümü de paylaştığımız yaşamda
ortaklaşa bölüşeceğiz seninle
kaynak : www.yildizmoran.com.tr/biog...
devamını gör...


