cumlelerdeki kelime yiginlarina anlam kazandiran, guzide dilbilgisi ozelligi.

nokta: sozluk’te; baslik acarken kullanilmasina gerek olmayan, tanim girerken kullanilmasi elzem olan isaret.
virgül: uzun cumle kurarken veya birbirinden farkli iki cumleyi birbirine baglarken kullanilan, nefes duragi ayirma isareti.

oncelik olarak bu ikisini sindirelim digerlerine geceriz sevgili arkadaslar, sunlari lutfen kullanin artik tak etti cunku*.
devamını gör...

2018 yılında kurulmasını karar verilmiş, şöhretin basamaklarını yeni yeni çıkmaya başlayan müzik grubu. grup üyeleri ise serhat karan ve uğur ateş. ilerleyen zamanda bu grubun ismini çok daha fazla duyacağımıza eminim.
devamını gör...

günaydın sözlük! umarım hepinizin günü güzel ve musmutlu geçer.
devamını gör...

sinem ataklı'nın 2417 üçlemesinin ilk kitabı olan bilim kurgu ve distopik türündeki romanıdır.

geçmişi bugünden ayıran tek şey, iyi bir gelecek ihtimaliydi. roman 2417 yılının istanbul'unu anlatıyor. yazara göre o tarihteki istanbul, şu ankinden daha da farklı ve ölümsüzlük deneyleri üzerine uğraşan bilim insanları ile doluydu. sistem bu ölümsüzlük deneylerini desteklemek üzere askerler yetiştiriyordu. istanbul'da yaşayan herkes için ölümsüzlük deneyleri'ni desteklemek mecburiydi ve sonuç başarılı olduğunda getirileri herkesi etkileyecekti. sistem, deneylere katkı olarak zenginlerden para talep etmişti, fakirlerin sunabileceği tek şey hayatlarından ibaretti. bu küçük fedakârlıklar ölümü tamamen bitirecek, gelecek nesillere sonsuz yaşam verecekti. bu en sahte vaatti ve asla gerçekleşmeyecekti. ölümsüzlük bu dünyaya yalnızca ölüm getirecekti.

proje ekibinden 2100'lü yıllarda bir bilim insanı "şeytanın gözyaşı" adlı güçlü bir madde keşfediyor. bir süre sonra maddenin kontrolü kaybediliyor ve büyük bir patlama sonucunda amerika kıtası ve avrupa'nın büyük bir bölümü yok oluyor. türk ve çinli bilim insanları ortak bir çalışma ile bu maddeyi kontrol altına almayı başarıyor ve bununla yaşlanmayı bir süre durdurabiliyorlar. 2300'lü yıllarda ise güç savaşları içerisinde insanlığın en çok istediği şeyi 'ölümsüzlüğü' bulmak için deneyler yapıyor. bu deneyler için ise zengin ve güç sahibi olanlar destek olup para verirken, zayıf halk bu deneylerin kurbanları olup hayatlarını feda etmek zorunda kalıyor. proje ise tam da bu noktada ortaya çıkıyor işte bu olayları bitirmek için uzun yıllar detaylı ve programlı planlar yapılarak hazırlanan bir baş kaldırış, yok etme projesi.
ervin altan, bu sistemin içinde yetişmiş, kast sisteminin zirvesinde doğmuş ve tüm bunların dehşetini iliklerine kadar hisseden bir karakter. temelleri kanla atılmış bu ülkenin önemli bir pilotu, savaşçısı olarak yaşıyor. aynı zamanda devrim amaçlayan köklü bir proje'ye hizmet ediyor.
hikâyenin ana kahramanı olan, aynı zamanda bahsi geçen ölümsüzlük deneyleri'nin karşıtı olan asker ervin altan'ın ağzından:

"yüz yıl önce ölmüş olmalıydım. tarih sayfalarına göre hikâyem böyle bitti.
gerçek ise tam tersi; kayıplara karıştığım gün bu hikâyenin başladığı yerdi.
bugün bitirdiklerini sandıkları savaşı o gün başlattım.
yok ettiklerini sandıkları tüm insanları o gün kurtardım. o gün, sistemi yükseltecek olan askerdim.
bugün o sistemi devirecek olan düşmanım."



kuzey hanlı'nın başından beri serra'nın gerçek kimliğini bildiğini düşünüyorum. hera'ya takıntısı var bu kesin, ama aşk ya da sevgi değil. daha karmaşık bir şey. proje'ye bile bile göz yumduğunu düşünüyorum bazı yerlerde. sırf onu tek ele geçirebilmek için. tabii kuzey'in şefkatli bir yönü de var ama onun tarafından korkunç işkencelere maruz kalacak gibi geliyor ervin. kuzey bunu yapacak, diğer kişilikleri ölsün ve geriye hera kalsın diye.
devamını gör...

ay yapımının kaliteli işlerinden yalnızca bir tanesi. şimdi bir avukat gözüyle diziyi birazcık irdeleyelim.

öncelikle başroller pınar deniz ve kaan urgancıoğlu müdafii ve savcı tiplemelerini gerek mizaç gerekse diyalog olarak sağlayabilecek nitelikte. yani bunun belli bir tipi mi var kardeşim diye sorarsanız sadece bir gününüzü adliyede geçirmeniz cevap için yeterli olacaktır.
pars karakterini canlandıran mehmet yılmaz ak'ı daha önce rol aldığı yapımlardan az çok anımsıyorum rolü için söyleyebileceğim tek şey onun için biçilmiş kaftan. hırslı, yeri geldiğinde sinsi yeri geldiğinde acımasız bir kanun adamını ondan iyi canlandırabilecek sayılı isimler var şuan sektörde.

dizi ceza hukuku bazında karşıt tarafları oluşturan savcı-müdafii ikilisini işliyor. bir tarafta ele avuca sığmaz tuttuğunu koparmak için her şeyi göze alabilen avukat ceylin diğer tarafta kanunu her şeyin üstünde tutan ve onuru için yaşayan savcı ılgaz. kader bu ikiliyi bir cinayet davasında birleştiriyor ve avukat ceylin, ılgaz'ın kardeşi çınar'ın müdafiliğini üstleniyor. işin en ironik kısmı ise buradan sonra başlıyor. spoiler olduğu için devam ettirmeyeceğim fakat şunu belirtmek isterim sonraki süreç işleyecek yargı mekanizmasını ve bu süreçteki vicdan muhasebelerinin nasıl dengelenmesi gerektiğini gözler önüne serecek.

bitirmeden ufak bir anıyı da anlatmak isterim geçen hafta adliyedeki bir işim dolayısıyla mahkeme kaleminde bir katibe danışmam gerekiyordu. kendisiyle ufak bir merhabalaşma sonrası yargıyı izleyip izlemediğimi sordu bende ''evet izliyorum'' dedim. bunun üzerine ''yahu avukat bey savcının katibini almadan cinayet mahalline gittiği mi görülmüş '' diyerek sitemde bulundu. evet türk dizilerinde bazen ufak detaylar atlanabiliyor; bu tarz ayrıntıları işleseler sektörün içindeki insanların gözünde daha gerçekçi bir yapım olarak görülebilir.

en nihayetinde yargı'nın başarılı bir yayın hayatı geçireceğini umuyorum. o kadar övdüğüm son yaz'ın final yapmasından sonra umarım yargı'nın başına bir şey gelmez...
devamını gör...

romanya`nın başkenti.
yaklaşık 2.5 milyon nüfusuyla avrupa birliğindeki 6. en kalabalık şehir. iş saatlerinde trafik yoğundur.

ana caddelerde sovyetlerden kalma onar katlı genelde balkonsuz binalara sahip. bu tip binalar genelde eski ve dış cephe bakımsız. yavaş yavaş yeni binalar çoğalıyor.

bizim çavuşesku'nun sarayı dediğimiz parlemento binası tek parça olan en büyük 2. bina olarak geçiyor. çok büyük olmasından başka bir özelliği yok.

bence sehrin en güzel binası ateneul roman. etrafi da güzel. ateneul roman civarında tarihi binalar ve yapılar var.
gezilecek yerler eski şehir merkezi, antipa ve köy müzesi.

çavusescu champs-élysées benzeri bir cadde inşa ettiriyor. şehrin merkezine bir kanal kazdırıyor.
ayrıca küçük arc de triomphe ve gara de nord var.
bu nedenle (bkz: doğunun paris'i) olarak anılıyor.

rumenler, çavuşesku'yu anmıyor, unutmak istiyor. şehri paris'e çevirmeye çalışan, ülkeye yollar, evler, fabrikalar vs. yaptıran, nükleer santral inşaatına başlayan çavuşesku'nun adını taşıyan bir yer, sokak ya da kurumsal yok.
aslında turistik bir şehir değil. güzel bir planla üstte yazdığım yerler bir günde gezilebilir.çalışmak için iyi bir şehir denilebilir. bükreş'i ziyarete gelenler buradakiler nasıl vakit geçiriyor diye düşünüyor.

büyük parkların olması avantaj. her büyük binaya yakın çocuk oyun alanları var.
ekonomik durumu normal olanlar kışın karpatlara kayak yapmaya, yazın denize gidiyorlar. ekonomik durumu iyi olanların yurtdışına gitmesi çok kolay. avrupa birliği'nde olduğundan ryanair ve blueair gibi havayollarıyla ucuza diğer ülkelere gidiyorlar. kuşadası da favori yerlerinden. yazın epey romen görebilirsiniz.

benim gördüğüm rumenlerin geneli ılımlı insanlar. gençler ve orta yaşlılar ingilizce biliyor. hatta bir dil daha biliyor.

bence çalışmak için iyidir ama gezmek için güzel bir şehir değil. romanya'nın en güzel şehri (bkz: braşov)
devamını gör...

buraya ara ara gelip hâl hatır sormak istiyorum. naptınız diyesim geliyor yazıp, karalayanlara.
uzun uzun yazmanın verdiği rahatlık var bu başlıkta. kim okuyor kim okumuyor pek umrunda değil aslında. bir şeyler çıksın içinden. dök dökebildiğin kadar....

normalde de öyle değil mi? anlatıyorsun uzun uzun kim dinliyor? dinlemeye çalışanda haklı bir yerde. film kopuyor bir yerden sonra yine kendi sorunlarına dalıyorsun. bu yüzden dinlenmiyorum anlamıyorlar beni diye çok yargılamamalı insanları.
sen kimi o kadar dikkatle dinleyebiliyorsun?
sadece merak ettiğini dinlersin orada da bir motivasyon vardır.
bir amaç olmalı değil mi? seni bir yerelere çeken konu olmalı, bir insan olmalı. ortak bir payda olmalı insanlar başka türlü buluşamaz başka türlü birbirlerine dokunamaz.
kopmadan sadece akışa kendini kaptırdığın, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığın seni bir görevmiş gibi dinlemeye çalışmayan biri olmalı.
bir konu olmalı tartışacağın ve üzerine uzun uzun konuşacağın.
hayat başka türlü geçmez. geçen'in tadı olmaz. çok yavan çok çorak olan şeyler sancı verir.
devamını gör...

azim daha iyidir denilmesi gereken sorunsal.

hırsta, kural yoktur. her yol mübahtır.
azimde, kural vardır. her yol mübah değildir.

hırs, zalimlerin yöntemi,
azim, çalışkan insanların yöntemidir.

hırs, düşene tekme atmayı öğütler.
azim, düşen rakibinde olsa ona el uzatmayı destekler.

hırs, kibir hasletinin eseridir,
azim, gurur hasletinin eseridir.

hırs, kötülüğün sembolü,
azim, iyiliğin sembolüdür.

hırs, kabil'dir,
azim, habil'dir.

ayrıca (bkz: kanaat ve hırs üzerine okumalar)
devamını gör...

moderatörden gelen mesajlardır.
devamını gör...

erkin koray'dan çöpçüler olurdu diyeceğim başlıktır.
devamını gör...

kafa sözlük faiz lobisi'nin bir diğer kapitalist oyunu. öyle ki, şimdiye kadar yalnızca 4 (dört!) yazar* hak kazanmış görünüyorlar.

tamam çok güzel düşünülmüş, gayet minimalist ve şık tasarlanmış, şahane şeyler olabilirler. tamam görür görmez içim gitmiş, ağzım açık kalmış da olabilir. ama 20.000 karma puan ne ya? ey yoldaş, sen kimsin ya? ama ben inanıyorum ki benim milletim bu oyunlara gelmez. bunlar dış minnakların oyunu. gelin bu karanlık oyunu bir kez daha bozalım.

şey, fazladan 17.000 karma puanı olan var mı? bi' iş için lazım da.

*
devamını gör...

(bkz: cem karaca)'nın şarkısı.
şarkıda parka paltonun yerine geçmiştir. palto pahalı olduğu için dedenin üç aylığından alınmıştır o parka.
devamını gör...

pratikte zaten var olan maddedir. eklenmesine hiç gerek yok, malum kişi ne derse o olur. yok anayasaymış, yok hukukmuş, yok hakmış, yok adaletmiş... kimin umurunda bunlar canım? koskoca ülkenin kaderi bir adamın ağzından çıkanlarla şekilleniyor resmen.

ama bize müstahak, her millet layık olduğu şekilde yönetilir diye boşuna yırtmıyor kendini bunca insan. bunun için istanbul'dan çıkın bir anadolu insanına bakın. burayı yazdım yazdım sildim, çünkü kimseyi kırmak istemiyorum. ama şu inkar edilemez ki, bu kişilerin oy kullanırken en büyük motivasyonları kendileri gibi eğitimsiz, kültürsüz, hoşgörüsüz insanları seçmek. aman kendisinden farklı düşünen, daha modern bir insan yönetmesin. maazallah kendilerini geliştirmek zorunda kalırlar, mentalitelerini yüzyıllar ilerisine taşımak gerekir falan.
devamını gör...

araç kullanmak. markete dahi gitsem uzağı seçip arabayla giderim. maksat kullanmak.
devamını gör...

aşk hayatım tam olarak ;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ampulun göbeğine tutturulmuş olan, ortalama 60 cm. boyundaki tel sargıdır.
devamını gör...

*bir aylıkken çiçek hastalığına yakalandı
*sekiz yaşında dizanteri oldu,
*dokuz yaşında merdivenlerden düştüğü sırada elindeki kocaman çekiç fırlayarak alnının ortasında, kemiği de gözükecek şekilde bir delik açtı,
*bitmedi: evinin önünde otururken çatıdan dev bir taş kafasına düştü,
*on sekizinde vebaya yakalandı,
*venedik ve garda gölünde boğulmaktan son anda kurtuldu,
*sağ elinin yüzük parmağı ezildi,
*iki kez köpek ısırdı,
...
liste devam ediyor ama ben yazmaktan usandım.
onu uşak gibi kullanan,soylu(!) hukukçu ve din bilimci babasıyla,annesi yedisine kadar öyle bir dövüyorlarmış ki cardano’yu, kendisinin anlattığına göre ölümlerden dönüyormuş.

fiziksel görünüşüyle çokça korkunç olduğu söylenmiş çevresindekiler tarafından.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bütün bu acılı arabesk tarzı yaşama karşın yirmisinde eukleides anlatıyormuş üniversitede.aynı zamanda italyan kentlerinde tıp dersleri de veriyormuş.
astrolog da olarak ün yapmış ayrıca.
yaşamında iki kez yapıtlarının bir bölümünü yaktı.(9+124 yapıt !)
kurduğu aile de çok başarılı olmadı.. o da ayrı bir başlık, hatta roman olabilecek cinsten!

kübik denklemlerle ilgili çalışmaları vardır, avrupa’ya negatif sayıları getirmiştir.
matematiğin yanısıra, hekimlik felsefe ve dinle ilgili çalışmaları da vardır.

unutmadan : oğlu tarafından ihbar edildi,engizisyon tarafından yazdıklarını inkar etmesi ve üniversiteden atılması kaydıyla bırakıldı.

kaynak: papağan teoremi /denis guedj
devamını gör...

kızartılmış hamurla hazırlanan tatlılar arasında dünyanın en ünlülerinden biri olan jalebi hindistan'a has bir sokak lezzeti. ülkenin büyük şehirlerinde birçok yerde bulunabilen bu tatlı aynı zamanda bize çok da yabancı sayılmaz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2005 yılında gösterime girmiş, senaryosunu ümit ünal’ın yazdığı, müziklerini gökhan kırdar’ın yaptığı bol ödüllü ve aldığı her ödülü ve fazlasını hak eden türk filmidir.

istanbul başlı başına bir masal kentidir. andersen de grimm kardeşler de ve benim hiç hoşlanmadığım la fontaine de istanbul masallarının karşısında şapka çıkartmak zorunda kalırdı.

istanbul’da geçen masalların sonunda gökten üç elma düşmez, düşse bile hak edene ulaşmaz, ulaşsa bile sahibine hayır getirmez. istanbul’un masalları aslında gerçektir. istanbul’un masalları karanlıktır. istanbul’un masalları bir vardır bir yoktur.

filmde herkesin bildiği 5 masal iç içe geçmiş hikayeler şeklinde ama istanbulca anlatılmakta. bu beş hikayenin bu kadar güzel anlatılmasının bir nedeni de her hikayenin ayrı bir yönetmen tarafından çekilmiş olması.

fareli köyün kavalcısı bu sefer hamelin köyünde geçmiyor. bir klarnetçinin hikayesi bu seferki ve bu filmin yönetmenliğini ümit ünal yapmış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
pamuk prenses öyküsünü kudret sabancı yönetmiş ama bu hikayede yedi cüce yok, cinsiyet ayrımına uğramış sekizinci cüce var. pamuk prenses, kötü kurt ve diğerleri ise yine istanbul dilinde anlatılmış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
külkedisi öyküsünü selim demirdelen yönetmiş ve benim en sevdiğim öykü sanırım bu oldu. külkedisi her zaman masum bir evlatlık kız olmayabilir, hele de bu masal istanbul’da geçiyorsa.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
uyuyan güzel öyküsünün yönetmeni yücel yolcu. ben bu bölümde en çok selim akgül’ün oyunculuğunu beğendim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ve beşinci masalımız kırmızı başlıklı kız ve yönetmeni de ömür atay. bu hikayede benim mutlu olduğum yan ise daha önce fatih akın’ın im juli filminde çok beğendiğim idil üner’in başrolde oynaması.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
benden bu kadar, gerisini istanbul anlatsın. bir gündoğumunda galata köprüsünde görüşmek üzere.
devamını gör...

sözlüğümüze çok yakışacak bir isim olacaktır efenim. gerçi her şey ayarlanmıştır ama umut fakirin ekmeği işte be?

bir de fikri benden çıkmıştır efendim, lodos86 aşk olsundur. *
#1288265

edit: entrym lodos86'nın entrysine benzemişti, düzelttim, baarmayın be!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim