başlığı açan yazarımızın dediği gibi ağaca çıkın. leoparlar avlarını ağaçta daha büyük bir keyifle yerlermiş.
devamını gör...

kafa sözlük moderasyon grubunun yeni lideridir, direktörümüzdür.
moderasyonda en üst mertebe artık kendisidir.
güvenim sonsuz.

(bkz: hayırlı olsun)
devamını gör...

maalesef halkımız tarafından hoş görülmez. kusur aranır, akıl verilir. bir keresinde bir hocam, "çocuk yapmayacaksın da beslediğin kedi, köpek mi sana bakacak?" demişti. evet bu gözle bakılıyor toplum genelinde çocuğa. bencilce!
devamını gör...

hematokrit , kırmızı kan hücrelerinin hacminin, dolaşımdaki kanın hacmine oranını ifade eder. tam kan sayım testinde yer alan bir parametredir. 100 ml’lik kanda 40 ml alyuvar hücresi mevcutsa, hct oranının %40 olduğu manasına gelir.
kırmızı kan hücreleri vücut boyu oksijen-karbondioksit döngüsünü sağladıkları için, kandaki sayıları, oranları büyük önem arz eder.

normal bir kişide olması gereken hematokrit değeri %35 ila %45 aralığındadır.

yenidoğan bebeklerde hct değeri yüksek seviyedeyken, zaman içerisinde normal düzeylere indirgenir. ideal hct değeri erkek ve kadınlarda farklı oranlardadır ve erkeklerde kadınlara oranla daha yüksek ölçümlenir. gebelik döneminde, dolaşıma katılan kan miktarı artıp, yoğunluğu azaldığı için daha düşük hct değerleri görülebilir.

düşük hct değeri, vücuda ve vücuttaki hücrelere yetersiz oksijen taşınması manasına gelir. kan kanseri, anemi türleri, dalak büyümesi, tiroid bozuklukları, böbrek hastalıkları, demir, bakır, folik asit, b6 ve b12 eksikliği, gebelik, hemoliz, kan damarlarında meydana gelen yaralanmalar gibi faktörlere bağlı olarak hct değeri düşük olabilir.

alyuvar hücrelerinin oksijen- karbondioksit döngüsünü gerçekleştirirken yetersiz kalması, doku ve organlara yeterli oksijen iletilememesine bağlı olarak, kemik iliğinin telafi amaçlı fazla miktarda eritrosit ürettiğinde hct yüksekliği meydana gelir. ayrıca kronik sigara içicilerinde, kalp damar sorunu olanlarda, böbrek rahatsızlığı yaşayanlarda, uyku apnesi olan kişilerde, vücut susuz kaldığında, ağır egzersiz yapanlarda, karbonmonoksit zehirlenmesi yaşayanlarda, kortizon içeren ilaçlar kullanan kişilerde, doping kullanımında da hct oranı yüksek seyreder.
devamını gör...

üniversitede ev arkadaşımızın yapmaya çalıştığı besleme olayı. olay diyorum çünkü hamsterin şaibeli bir şekilde kaybolmasıyla sonuçlandı. kendi odasında bir kutuda bakıyordu. bir gün eve geldiğimizde bir baktık yok. aradık taradık evi alt üst ettik fakat izine rastlayamadık. şirincik komploya mı kurban gitti, yoksa buharlaştı uçtu mu emin değiliz. evde minik çaplı krizler yaşanmasına neden olmuş ve akıllarda 'falanca evin hamster olayı' şeklinde dillere destan bir hikayeyle aylarca anıldık. olan minnağa oldu.
devamını gör...

kimisi figüran gibi yaşıyor mesela. kendi hayatının baş rolü başkası. en kötüsü bu fikrimce, yani başkasının hayatının figüranı olmak; kim olursa olsun.

bu hayat sana bahşedilmiş, kendi hayatının sorumluluğunu alamayacak kadar korkak olmamalı hiç kimse.
devamını gör...

senaryosu adam herz tarafından yazılan, yönetmenliğini chris & paul weitz'in yaptığı 4 ana ve 4 yan filmden oluşan ilki 1999'da çekilen film serisidir.başrollerinde jason biggs,seann william scott,shannon elizabeth ve how ı met your mother dizisinden de tanıdığımız alyson hannigan paylaşmaktadır. film tipik bir amerikan absürd gençlik komedisi'dir.

en dikkat çeken karakter seann william scott'ın oynadığı stiffler karakteridir,boş zamanlarda gülmek için izlenebilecek fazla bir mesaj beklenmemesi gerekn komedi filmidir diyebiliriz.
devamını gör...

rose iyidir…
serin serin…

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çöpünü sokağa atan insanların başı çektiği insan grubudur.
devamını gör...

oyun havası olarak kullanılsa da aslı ağıt olan türkü. bu açıdan domdom kurşununa benzer.

gerçek niteliği yakın zamanda dile getirilen bu ağıt kısa zamanda yanlış anlaşılmalara da sebep oldu. meşhur "çanakkale savaşında şehit olan 15 yaşındaki çocuklar" için yakıldığı söylentisine (hikâyeye iyice ajitasyon katmayı sevdiğimiz için çok tutuldu) şu fotoğraf da eklendi:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

hâlbuki 15'liler denenler 1315 doğumlu olan erkekler. rumi 1315, miladi 1899 yılına tekabül ediyor, yani 1915'te 15-16 yaşlarındalar; ama askere çağırılmaları hemen 1. dünya savaşı'nın başına rastlamıyor. ismail sabah'ın "çanakkale'nin şehit kalemleri" kitabında, doğum tarihlerine göre askere çağırılanların bir cetveli yapılmış. son askerin 9 ocak 1916'da çekildiği çanakkale cephesi boyunca son askere çağırılan tertip, 23 eylül 1915'de kısmen 25 kasım'daysa tamamen silah altına alınan 1313* doğumlular. 1899 doğumluların askere alınma tarihiyse alıntıda görülüyor: 23 eylül 1916. bu tarihte artık çanakkale cephesi zaferle kapanmış durumda; dolayısıyla 15'liler diğer cephelerde şehit olmuş oluyor...

peki çanakkale'de çocuk asker var mıydı? gönüllülerden iri yarı, güçlü ve sağlam bünyeli olanlar vardır, 17 yaş altı isimler görülüyor şehitler listesinde; keza 13 yaşındayken üniformayla poz veren ali reşat'ın hikayesi de sıkça anlatılır; ama bunlar (italik yazalım) istisna... gönüllü askere gidenler oluyor, eğer bünyesi zayıfsa ya kabul edilmiyorlar ya da geri hizmette tutuluyorlar. askere alma yaşının iyice düşürülmesi, 45 okka üstüne gelen herkesin cepheye alınması, savaşın iyice çıkmaza girdiği ve büyük kayıplar verilen 1916 sonrasına ait. çanakkale cephesi'ndeki çatışmalar savaşın görece başlarında devam ettiği için böyle şeylere gerek duyulmamıştı. son olarak, resmi geçit yapan çocuklar da 1923 yılına ait bir kare, yürüyüş yapanlar da kazım karabekir'in okuttuğu yetimler. işte küpürü...
devamını gör...

anka kuşu misali tut ki dallarını güneş doğduğu yerde tutuşturdu yanarak öldün...
demek ki vakit küllerinden doğma vakti. sahip olduğun erdemleri hatırla ve kalk ayağa yoluna devam et.
devamını gör...

yıl 2012, internet kafeden uludağ sözlük'e yazıyorum. yaldır yaldır yazarken bir gün, yanımda oyun oynayan bir liseli "abi sözlükte mi yazıyorsun?" dedi. evet dedim. nasıl yazılıyor gösterdikten sonra babası geldi aldı kafeden.

yıl 2021, kafa sözlük. abi dedi biri "hatırladın mı beni?" yoo dedim. "ben internet kafede sana sözlük yazarlığını sormuştum" ooo dedim. işte bu yazar o gün internet kafedeki liseli.
devamını gör...

son zamanlarda duygusal günler yaşamaktayım. nasıl anlatılır nasıl tarif edilebilir bilemiyorum. bunun yolunu bulmayı en çok da doktorum için aramaktayım. doktoruma bunu nasıl anlatabilirdim. hissetmesini nasıl sağlardım bilemiyorum. anlatabileceklerimin çok ötesinde ve hat safhada farklı. daha önceleri bazı entrylerde belirtmişimdir ama yinelemeden edemeyeceğim, bu hayatta öyle şeyler yaşadım ki artık karşılaşacağım hiçbir şeyin beni şaşırtacağına inanamıyorum..

hayat o kadar saçma ve kısa ki, nasıl geçtiğini anlamadığınız ancak kendinize geldiğinizde yılların geçmiş olduğunu kafanıza vura vura hissettiren bir olgu. kimilerine iyi geldiği söylenen zaman kimilerini ise hep kandırmıştır benim gibi. biz ne kadar bir sonu olduğunu bildiğimiz halde en güzel şekilde, en anlamlı şekilde yaşamak istesek de, hayat her daim bildiğini okumakta ve bizi istediğimize değil gitmesi gereken yere götürmekte..

kafaya takmak..
kimse üzülmesin kimse içine dert etmesin herkes iyi olsun düşüncesiyle hareket edip, en güzel yıllarımızı kendimize zehir ediyoruz. bazen bazılarının üzülmesi, bazılarının dert yüklenmesi ve bazılarının bazı şeyleri anlaması için acı çekmesi gerekmektedir. bunu gerektiği yerde gereken insanlara yaşatmadığımız takdirde, harcadığımız çabaların heba olduğunu anladığımızda vaktin çok geç olduğuna idrak edemeyiz..

bunun bu şekilde hayatınızda vuku bulmasını istemiyorsanız üzülmesi gerekenleri üzün arkadaşlar. evet biz iyi insanlarız kimseleri üzmeyiz ancak sizi üzecek olanın önünü kesmenizin tek yolu onu üzmekten geçiyor, tecrübeyle sabittir..

kendimize ilke edinmişizdir biz, iyi insanlar biriktirmeyi. kalp değil, içlerinde pırlanta taşıyan insanlar bulundurun etrafınızda. sizi güldüren, neşelenmeniz için çırpınan, huzuru iliklerinize kadar hissettiren, anlamsızca gülümsemenize sebep olan, en zor sınava girecekken bile nasıl olduğunuzu merak eden, mutluluğunuzla mutlu olan ve kederinizle dertlenen iyi insanlar biriktirin hayatınızda.

sizi yaşadıklarınızın anlamsızlığıyla yargılamadan önce anlamak isteyen, yorum yapmadan önce en tatlı üslupla ikaz eden, eleştirse dahi pozitif yönlerden size kapılar açan, stres yapmanıza ve daha da tasalanmanıza neden olmayan, siz odaklı düşünüp, kırılmanızdan korkan, her an mutlu olmanız için çabalayıp başaran, en azından mutluluğunuz için elinden geleni yapan özel insanlar biriktirin hayatınızda.

aramasa da sormasa da, hep oralarda bir yerlerde olan. aylar, yıllar geçse de buluşmasanız da, hiç sesini duymasanız da, her zaman konuya kaldığınız yerden aynı koyuluğuyla devam edebildiğiniz. her şartta ve her an yanınızda olduğunu hissettiğiniz. zamanın kandıramadığı, anların ardında bırakamadığı, yılar geçtikçe eskimesi gerektiği yerde şarap misali yıllandıkça anlamlaşan vefakar insanlar toplayın etrafınızda..

bunu başardığınızda bir rüzgar gibi esip geçen zamanın değerlendiğini anlayacak ve üzülmekten vazgeçeceksiniz. aslında zaman o kadar da vicdansız değil sanki. vicdansız olanlar insanlar ve her anın zehir olmasının sebebi acımasızlar aslında. etrafınızda ışık saçan pırlantalar her ne kadar çok ise dert değil sizin için. o pırlantalar yolunuzu ne kadar aydınlatır ise size ne kadar yoldaş olurlar ise ömrünüze eklemeler yaparlar bir anlamda.

iletişim çağı öyle ilerledi ki her şey parmaklarınızın ucunda. evren avucunuzda, dünya hemen şuracıkta önünüzde dönmekte. dünyada asla gidemeyeceğiniz bir yerde yaşanan her hangi bir şeyi sizde yaşayabiliyorsunuz artık. dertleriyle dertlenebiliyor, kederleniyor, sevinebiliyorsanız yaşamlarına ortak olabiliyorsunuz.

bilgisayarlar sayesinde asla var olduğundan bile haberdar olamayacağınız insanlardan haberiniz oluyor, iletişim sağlıyor ve anlamsızlıklar bütününe birer anlam yükleyebiliyorsunuz. doğru şekilde kullanıp çözümlemeleri doğru yaptığınızda iyi bir arkadaş dost bulmuş, bunu beceremediğinizde ise sizi yanlış anlamış bir düşman sahibi olabiliyorsunuz.

anlatmak istediğim şudur ki; süresi ötekilerden kısa bir hayat yaşadığımızı düşündüğümüzde, bunu en anlamlı şekilde yaşamak, güzel anlamlar yüklemek ya da berbat bir hale getirmek bizim elimizde. iyiliği iyi insanlar ile yaşamak isteyip yaşamaya çalıştığımızın bir zenginlik olduğunu bilerek hareket edip güzel ve pırlanta sahibi insanlar biriktirelim etrafımızda. mükafatını muhakkak alacağızdır çünkü.

unutmamalıyız ki iyilik bulaşıcıdır. sabah işe giderken trafikte bir araca yol verdiğinizde bu bir zincirleme reaksiyon oluşturur. gün içerisinde o araç sahibi de başka bir araca yol verir. yol alan o araç sahibi bir diğerine. o bir diğerine derken o gün herkes bir başkasına iyilik yapmış olur.
bunun başlamasına sebebiyet vermek çok farklı bir duygu.

hissedin..?
devamını gör...

öbür dünyada kralsın be oğlum !
devamını gör...

kısaca içinde yaşayan öbür kişi/kişiler. kontrol altında tutamadığın zaman ise şizofreniye doğru devam eder.
devamını gör...

sihirbazlıkta kullanılan abrakadabra kelimesi aramicede "söylediğim gibi yaratacağım " anlamına gelen "avra" ve "kedabra" ibaresinden geliyormuş.bugün izlediğim bir dizide geçti.
devamını gör...

teyze deyince akla hemen onun adı gelir:
(bkz: teyze anne yarısıysa iki teyzenin bir anne etmesi)
devamını gör...

bu mantıkla bakıldığında uzaya gitmem gerekiyor sanırım zira neredeyse hiçbir siyasetçiyi ve yöneticiyi sevmiyorum*.
devamını gör...

(bkz: üstü minare altı kerhane)
devamını gör...

(bkz: karl marx) ve (bkz: friedrich engels)'in birlikte yazdıkları ve bilimsel sosyalizmin temel ilkelerini sistemli olarak dört ana başlık halinde ortaya koydukları, yazılan onlarca ciltlere rağmen 150 sayfada topladığı sade anlaşılır, bir kitap. uluslar arası emekçiler birliği'nin ve daha sonraki sosyalist ve komünist partilerin programlarının temelini oluşturmuş bi öngörüye sahiptir.

marx ile engels'in materyalist tarih anlayışını dile getiren komünist manifesto’da, bütün sınıflı toplumların tarihinin sınıf mücadeleleri, tarihi olduğu anlatılmak istenmiştir.

ı. bölümde; burjuvalar ve proleterler başlıklı toplumsal gelişme yasaları ele alınarak, kapitalist düzenin yerini sosyalist topluma bırakılması ve bu tarihsel rolün proleteryaya ait olması gerektiği anlatılır.

ıı. bölümde; proleterler ve komünistler başlıklı proleterya iktidarı, kapitalizmin sosyalizme geçiş, mülkiyet, aile ve ulus konuları çözümlenir.

ııı. bölümde; sosyalist ve komünist literatür'de çeşitli küçük burjuva akımlarının kapsamlı bir eleştirisinin yanı sıra tutucu ve ütopyacı sosyalist ve komünist akımlar irdelenir.

ıv. bölümde; komünistlerin bugünkü çeşitli muhalefet partileri karşısındaki tutumu adlı öbür muhalefet partileri ile komünistler arasındaki ayrımlar net bir şekilde ele almış kitaptır.

elinize bir yerden geçmese bile, ilgisi olanın mutlaka okuması gereken bir kitap.

komünizm'in açık saçık bir manifestosu..

--! spoiler !--

"varsın egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla titresinler. proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok. kazanacakları bir dünya var. bütün ülkelerin işçileri, birleşin!"

''(..)artık yerli ham maddeleri değil de,en uzak yerlerden sağlanan ham maddeleri işleyen sanayiler;ürünleri yalnızca üretilen ülkede değil,aynı zamanda dünyanın dört bir yanında tüketilen sanayiler almaktadır.'

''modern devletin yürütme gücü,tüm burjuvazinin ortak işlerini yürüten bir kuruldan başka bir şey değildir.''

“çocukların ana-babalar tarafından sömürülmesini ortadan kaldırmak istiyoruz diye mi bizi kınıyorsunuz ? bu suçu kabul ediyoruz ."

--! spoiler !--
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim