akademisyen egosu
eğer yarın öbür gün akademisyen olursam öğrencilerime hep üst perdeden bakacağım. sınavlarda kolay sorup herkese düşük puan vereceğim. çünkü neden yapmayayım?
devamını gör...
ark lambası
elektrotları arasındaki elektrik arkı nedeniyle sıcaklığı artan iletkenlerin akkor haline gelmesi sonucunda ışık yayan lamba.
bu lambalar, günümüzde kullandığımız ampullerden farklıdır. içlerinde ksenon, cıva, karbon gibi farklı elementler kullanılır. 3 türü bulunur:
1- elektrotlar arasında doldurulan gazlar aracılığıyla ışık üreten ark lambaları
2- akkor haline gelen elektrotların ışık yaydığı ark lambaları
3- hem elektrotlar arasındaki gazın hem de akkor halindeki elektrotların birlikte ışık ürettiği ark lambaları
bu lambalar, günümüzde kullandığımız ampullerden farklıdır. içlerinde ksenon, cıva, karbon gibi farklı elementler kullanılır. 3 türü bulunur:
1- elektrotlar arasında doldurulan gazlar aracılığıyla ışık üreten ark lambaları
2- akkor haline gelen elektrotların ışık yaydığı ark lambaları
3- hem elektrotlar arasındaki gazın hem de akkor halindeki elektrotların birlikte ışık ürettiği ark lambaları
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
elveda gülsarı/ cengiz aytmatov
devamını gör...
aynaya bakınca yaşlandığını anlamak
fena üzen durumdur. herkes söyleyince bir şey olmaz da kendin bu durumu fark edince biraz tuhaf olur. kendinin kendine yalan söylemeyeceğini bilirsin çünkü.
devamını gör...
suits
2011 yapımı 9 sezon 134 bölüm olarak çekilmiş başrollerinde gabriel macht
patrick j. adams, rick hoffman, meghan markle, sarah rafferty, gina torres'in yer aldığı hukuk, drama türünde bir dizi.
mike diye bir oğlan var dizide. başta takdirlerimi toplamış sonraları karakter biraz bozulmuştur. ilk sezonlar pek keyifle izleyip sonraları dur bakalım ne olacak diye izledim açıkçası.
neyse efem bu mike (patrick j. adams) ultra zeki bir adam başkaları yerine sınavlara giriyor falan bizlerin okuyup anlayamacağı bilgilere onun çok kısa bir süre bakması yetiyor ve hemen her kelimeyi madde madde ezberliyor. hayalinde avukat olmak varmış ama hayat zorlukları eğitimini yarıda bırakmış.
harvey specter (gabriel macht) new york'un en iyi avukatlarından. ve bir şekilde mike'la tanışıyor ve mike gizlice asistan olarak çalıştığı firmaya aldırıyor. sonra olaylar olaylar işte.
firmadaki avukatların aşk hayatları, çekişmeleri, dostlukları işleniyor dizide. bence izlenebilir bir dizi. bayağı sürüklüyor izleyiciyi. he beklenti yinede yüksek olmasın. ben bazı yakınlaşmaları ve kavgaları pek keyifle izledim. hahah komik tipler var hele ki louis.
ayrıca şunu söylemek istiyorum evet hukuk dizisi vs ama benim dikkatimi dizide sürekli kişilerin travmalarına değiniyor olması hoşuma gitmişti. hatta bazı travmaların işlenişi kendi travmalarıma ışık tuttu bile diyebilirim. evet tam bir psikoloji dizisi deneneyebilir ama ben bu açıdan diziyi bayağı bayağı beğenmiştim.
bir yerden sonra zorlama olarak devam ediyor dizi. ama ilk sezonları gerçekten keyifli. tabi şu var o kadar izlemişken sırf meraktan devma ettim. pişman mıyım? yoo hatta yine olsa yine yaparım.
iyi seyirler efem.
patrick j. adams, rick hoffman, meghan markle, sarah rafferty, gina torres'in yer aldığı hukuk, drama türünde bir dizi.
mike diye bir oğlan var dizide. başta takdirlerimi toplamış sonraları karakter biraz bozulmuştur. ilk sezonlar pek keyifle izleyip sonraları dur bakalım ne olacak diye izledim açıkçası.
neyse efem bu mike (patrick j. adams) ultra zeki bir adam başkaları yerine sınavlara giriyor falan bizlerin okuyup anlayamacağı bilgilere onun çok kısa bir süre bakması yetiyor ve hemen her kelimeyi madde madde ezberliyor. hayalinde avukat olmak varmış ama hayat zorlukları eğitimini yarıda bırakmış.
harvey specter (gabriel macht) new york'un en iyi avukatlarından. ve bir şekilde mike'la tanışıyor ve mike gizlice asistan olarak çalıştığı firmaya aldırıyor. sonra olaylar olaylar işte.
firmadaki avukatların aşk hayatları, çekişmeleri, dostlukları işleniyor dizide. bence izlenebilir bir dizi. bayağı sürüklüyor izleyiciyi. he beklenti yinede yüksek olmasın. ben bazı yakınlaşmaları ve kavgaları pek keyifle izledim. hahah komik tipler var hele ki louis.
ayrıca şunu söylemek istiyorum evet hukuk dizisi vs ama benim dikkatimi dizide sürekli kişilerin travmalarına değiniyor olması hoşuma gitmişti. hatta bazı travmaların işlenişi kendi travmalarıma ışık tuttu bile diyebilirim. evet tam bir psikoloji dizisi deneneyebilir ama ben bu açıdan diziyi bayağı bayağı beğenmiştim.
bir yerden sonra zorlama olarak devam ediyor dizi. ama ilk sezonları gerçekten keyifli. tabi şu var o kadar izlemişken sırf meraktan devma ettim. pişman mıyım? yoo hatta yine olsa yine yaparım.
iyi seyirler efem.
devamını gör...
lgbt'yi engelledik çünkü biz müslüman bir devletiz
devamını gör...
john steinbeck
makineleşmeyle birlikte sermayenin üretim araçlarını tekelleştirmesinin sonuçlarını anlamak isteyenlerin okuması gereken bir yazar. bireysel üretim modelinin yok olmasını, insanların doğaya ve kendisine yabancılaşmasını, her şeyin piyasa için olduğu bir dünyayı muhteşem bir dille ve imgelemle anlatan yazar. gazap üzümleri okuduğum zaman kapitalizmin insan üzerinde yarattığı çaresizliği ve çelişkiyi çok daha iyi anlayabilmiştim.
devamını gör...
emekli olduktan sonra ateist olan din kültürü öğretmeni
o eğitim sistemine 20 yıl hizmet etse, imam şafii bile ateist olurdu bence, çok görmemek lazım.
devamını gör...
seni sen yapan özelliklerin
her duyguyu hype yaşamak diyebilirim. asla sakin bir insan değilim, aksine konuşurken bile sürekli yer yer heyecanlanıp yükselen hızlı konuşan yer yer tekrar düşen bir insanım. mutluyken çok mutluyum bazen zıplayarak yürürüm, insanlar mutluluğumun özel bir nedeni olduğunu düşünür. tabi haliyle üzgünken de çok üzgünüm. arası çok azdır benim için. genel coşkulu ve heyecanlı yaşarım.
devamını gör...
seri şekilde artı oylayan yazar
beğeni gibi teşvik amaçlı bir eyleme etmediğiniz laf kalmadı. sözlükten insanların gitmesine şaşmamalı.
sizi bilmem ama beğenilmemek, benim nazarımda önemsenmemektir.
tanım: sözlükte artık pek göremediğimiz yazardır.
sizi bilmem ama beğenilmemek, benim nazarımda önemsenmemektir.
tanım: sözlükte artık pek göremediğimiz yazardır.
devamını gör...
güzelliğin göreceli bir kavram olmaması
guzellik gorecelidir cunku bir algi yanilmasidir, peki algi nedir? algi duyularin fiziksel uyarimlarla, beyne gonderdigi sinyallerdir. yani kisiden kisiye degisebilmektedir. ayriyeten hislerle de baglantisi vardir. hatta diyebilirim ki, guzelligi algilamada goreceden cok bize nasil hissettirdikleriyle baglantilidir. soyle ki; oncesinde cok cekici gelen biriyle problem yasamaniz durumunda, sahip oldugu gorselligin gozunuzde eksildigini farkedebilirsiniz. bununla ilgili mecnun'un leyla icin soyledigi sozunu ornek verebilirim. "siz birde onu benim gözumle gorun" der leyla icin...kisi kimi severse guzel olan da, ozel olan da odur kisaca, bu goreceden cok onu nasil gordugu/hissettigiyle alakalidir aslinda...
devamını gör...
kopya çekmek hırsızlık mıdır sorunsalı
emek hırsızlığıdır. siz 5 puan fazla alacaksınız diye insanların kaderiyle oynamayın.
devamını gör...
sözlükte asosyal olmak
kendi halinde yazmak demektir. birisi mesaj atmazsa kimselere mesaj atmamak, tanımlarda kimseyi etiketlememek, kankalı bir ekibin içinde yer almamak demektir. kısacası sözlükte lobisi olmamaktır. ne olur peki böyle olunca? modlar sizi pek tanımaz, nickaltınız kalabalık olmaz, gündemde yer almaz ve kendi halinizde ilerlersiniz. ama muhakkak sizi ve tanımlarınızı takip eden birileri olur. sözlük bu konuda adaletlidir.
devamını gör...
10 türk dizisinden 9’unun konusunun aynı olması
o kadar izlemiyorum ki bundan dolayı yorum yapabilme hakkımın bulunmadığını düşündüğüm konu.
ikinci bahar
tatlı hayat
yedi numara....
dönemlerinden sonra dizileri ve hatta tvyi bir köşeye bıraktım. açıkçası bir nedeni yok. yani tv izlemedim de atom mu parçaladım? insanlık için çok önemli bir konuyu sonuca mı bağladım? yoo öyle bildiğin boş boş dolandım.
şu etkili olmuş olabilir. ben biraz fazla hassas ve duygusal insanım ve sanırım izlediğim dizi, program vs konularını iyi seçmezsem beni aşağı çektiğini gördüm. yahu zaten şu memlekette psikolojiyi toparlamak pek zor birde bu işkenceyi kendime neden yapıyorum demiş olabilirim.
ikinci bahar
tatlı hayat
yedi numara....
dönemlerinden sonra dizileri ve hatta tvyi bir köşeye bıraktım. açıkçası bir nedeni yok. yani tv izlemedim de atom mu parçaladım? insanlık için çok önemli bir konuyu sonuca mı bağladım? yoo öyle bildiğin boş boş dolandım.
şu etkili olmuş olabilir. ben biraz fazla hassas ve duygusal insanım ve sanırım izlediğim dizi, program vs konularını iyi seçmezsem beni aşağı çektiğini gördüm. yahu zaten şu memlekette psikolojiyi toparlamak pek zor birde bu işkenceyi kendime neden yapıyorum demiş olabilirim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
dar ara sokaklar,
görüş mesafesi tanımayan binalar,
piyangodan çıkmış gibi her yerden fırlayan insanlar...
bu hengamenin içinde sakin kalabilmek, kafanın rahat olabilmesi mümkün mü?
ya da tam tersi olsa?
sokaklar geniş, gökyüzü alabildiğine açık alabildiğine mavi olsa.
kimse piyangodan çıkmasa, çıkanlar da hep bizden olsa.
o zaman sakin kalabilir miydik, kafamız rahat olur muydu?
...
yılların taksicisiydi ama istanbul işte o kadar karışıktı ki aşina olmadığınız bir muhitte sizi çaresiz bırakabiliyordu.
öyle de oldu. her zamankinden daha fazla araca ev sahipliği yapan sokağa girdi. amacı kestirmeden gitmekti.
ama hesap etmediği bir şey vardı. o gün her zamanki gibi pazar kurulmuştu. yani çıkmaz sokaktaydı.
sokağın ortasına geldiğinde ise yavaşladı. çünkü o gün zaten yer bulması zor olan sokakta bir hareketlilik vardı. yer paylaşımı önemliydi.
bazı araç sahiplerinden araçlarının yerini değiştirmeleri istenmişti. sokağınıza pazar kuruluyorsa bu tarz fedakarlıklar gerekliydi.
aracını durdurduğunda ise önündeki araçtan inen genç kendisine daha fazla ilerleyemeyeceğini, sokağın sonunun pazara çıktığını anlatmaya çalıştı. anlayamamıştı.
'gitsene işte' dedi gence.
genç, taksicinin isteğinin anlamsızlığını fark etmiş olacak ki gidecek pek bir yeri olmadığı halde diretmedi.
öyle ya burnunun ucundaki pazarı göremeyen, pazardan gelen seslere kulak tıkayan birine laf anlatamazdı.
çaresiz aracını biraz ileriye aldı. sonra indi ve taksiciye daha fazla ileri gidemeyeceğini önündeki aracın da pazarcılardan birine ait olduğunu söyledi.
aracından inme sırası taksicideydi. bir keşif çalışması işe yarayabilirdi.
bu sefer en öndeki aracın sahibi olan pazarcıyla müzakerelere başladı.
bak dedi ben yılların taksicisiyim, senin aracını çizdirmeden kaldırıma alırım. o esnada da pazar toplanmaktaydı. pazarın kestiği karşı sokaktan devam edebileceğini düşünüyordu.
pazarcı ikna olmadı. araç çekilse bile taksicinin yoluna devam edemeyeceğini öne sürdü.
hakikaten de taksici boşuna ısrar ediyordu. çünkü herkes evine dönmenin peşindeydi. bu kadar anlayışsız bir direniş onları yıpratmıştı.
sonra ne olduysa sokaktaki araçlar geri gitmek suretiyle yolu açtı.
taksici, anlamsız ısrarının sonuna gelmişti.
geri vites ve yabancısı olduğu sokaktan ayrılış.
gider gitmez pazarcı ve genç taksiciyi çekiştirmeye başladı. böyle iş olur muydu? hayret bi şeydi yani! pesti doğrusu!
sonra herkes evine gitti. fakat gencin aklına bir şey takılmıştı.
taksiciyle yüz yüze geldiği o an karşısındaki kişinin patlamaya hazır bir bomba gibi sabırsız olduğunu hissetmişti.
o an saniyeler içinde sanki bir çehov hikayesindeymiş gibi hissetmişti.
edit: anlamsal.
görüş mesafesi tanımayan binalar,
piyangodan çıkmış gibi her yerden fırlayan insanlar...
bu hengamenin içinde sakin kalabilmek, kafanın rahat olabilmesi mümkün mü?
ya da tam tersi olsa?
sokaklar geniş, gökyüzü alabildiğine açık alabildiğine mavi olsa.
kimse piyangodan çıkmasa, çıkanlar da hep bizden olsa.
o zaman sakin kalabilir miydik, kafamız rahat olur muydu?
...
yılların taksicisiydi ama istanbul işte o kadar karışıktı ki aşina olmadığınız bir muhitte sizi çaresiz bırakabiliyordu.
öyle de oldu. her zamankinden daha fazla araca ev sahipliği yapan sokağa girdi. amacı kestirmeden gitmekti.
ama hesap etmediği bir şey vardı. o gün her zamanki gibi pazar kurulmuştu. yani çıkmaz sokaktaydı.
sokağın ortasına geldiğinde ise yavaşladı. çünkü o gün zaten yer bulması zor olan sokakta bir hareketlilik vardı. yer paylaşımı önemliydi.
bazı araç sahiplerinden araçlarının yerini değiştirmeleri istenmişti. sokağınıza pazar kuruluyorsa bu tarz fedakarlıklar gerekliydi.
aracını durdurduğunda ise önündeki araçtan inen genç kendisine daha fazla ilerleyemeyeceğini, sokağın sonunun pazara çıktığını anlatmaya çalıştı. anlayamamıştı.
'gitsene işte' dedi gence.
genç, taksicinin isteğinin anlamsızlığını fark etmiş olacak ki gidecek pek bir yeri olmadığı halde diretmedi.
öyle ya burnunun ucundaki pazarı göremeyen, pazardan gelen seslere kulak tıkayan birine laf anlatamazdı.
çaresiz aracını biraz ileriye aldı. sonra indi ve taksiciye daha fazla ileri gidemeyeceğini önündeki aracın da pazarcılardan birine ait olduğunu söyledi.
aracından inme sırası taksicideydi. bir keşif çalışması işe yarayabilirdi.
bu sefer en öndeki aracın sahibi olan pazarcıyla müzakerelere başladı.
bak dedi ben yılların taksicisiyim, senin aracını çizdirmeden kaldırıma alırım. o esnada da pazar toplanmaktaydı. pazarın kestiği karşı sokaktan devam edebileceğini düşünüyordu.
pazarcı ikna olmadı. araç çekilse bile taksicinin yoluna devam edemeyeceğini öne sürdü.
hakikaten de taksici boşuna ısrar ediyordu. çünkü herkes evine dönmenin peşindeydi. bu kadar anlayışsız bir direniş onları yıpratmıştı.
sonra ne olduysa sokaktaki araçlar geri gitmek suretiyle yolu açtı.
taksici, anlamsız ısrarının sonuna gelmişti.
geri vites ve yabancısı olduğu sokaktan ayrılış.
gider gitmez pazarcı ve genç taksiciyi çekiştirmeye başladı. böyle iş olur muydu? hayret bi şeydi yani! pesti doğrusu!
sonra herkes evine gitti. fakat gencin aklına bir şey takılmıştı.
taksiciyle yüz yüze geldiği o an karşısındaki kişinin patlamaya hazır bir bomba gibi sabırsız olduğunu hissetmişti.
o an saniyeler içinde sanki bir çehov hikayesindeymiş gibi hissetmişti.
edit: anlamsal.
devamını gör...
halil cibran
acayip bir adamdır kendisi.
üç kitabını okudum ermiş ve ermişin bahçesi meczup adlı kitaplardı. üçünden de çok keyif aldım mutlaka okunması gerekir.
üç kitabını okudum ermiş ve ermişin bahçesi meczup adlı kitaplardı. üçünden de çok keyif aldım mutlaka okunması gerekir.
devamını gör...



