ay
yalnız başına, bir gece vakti dizelerine rastlayınca insanın ağzında onlarca jilet çiğniyor gibi hissetmesine sebep olan haydar ergülen şiiri.
--- alıntı ---
seni ayın altında unuttular, günlerin
eksik bıraktığını ay tamamlıyor şimdi
uzak sessizliğin ki anı kadar siyah
sözleriyle hicran kuyusuna kapattı beni:
ay nice batsa da meğer insanlar kadar
karanlıkta bırakmazmış kimseyi! sen bütün
geceyi topladın üstüne ve bir bir söndü
masumluğun küçük fenerleri, yıldızlar
bir kez aydınlatır çünkü gövdeyi, bir kez
gölge düşmesin anıya, birbirimizden önce
onlar terkeder bizi: yıldızlarla dolu
olabilir mi seninle beraber bakmadığımız
gökyüzü? ah eski kamer, nerede o aşk
gibi içime doğduğun geceler, yeni ay fena
çıktı aramıza, çarpışarak karanlık sulara
gömülen şu gövdelere bak, dil karanlık
söylemese de sular da aydınlanır ve aysar
ruhlarımız buluşurdu ya gövdenin sahilinde,
gürültünün yolunda gittiğini fısıldar gibi
şimdi ruhların eksikliğini de gövde tamamlar
ayın altında daha karanlıktır bazı anılar...
--- alıntı ---
--- alıntı ---
seni ayın altında unuttular, günlerin
eksik bıraktığını ay tamamlıyor şimdi
uzak sessizliğin ki anı kadar siyah
sözleriyle hicran kuyusuna kapattı beni:
ay nice batsa da meğer insanlar kadar
karanlıkta bırakmazmış kimseyi! sen bütün
geceyi topladın üstüne ve bir bir söndü
masumluğun küçük fenerleri, yıldızlar
bir kez aydınlatır çünkü gövdeyi, bir kez
gölge düşmesin anıya, birbirimizden önce
onlar terkeder bizi: yıldızlarla dolu
olabilir mi seninle beraber bakmadığımız
gökyüzü? ah eski kamer, nerede o aşk
gibi içime doğduğun geceler, yeni ay fena
çıktı aramıza, çarpışarak karanlık sulara
gömülen şu gövdelere bak, dil karanlık
söylemese de sular da aydınlanır ve aysar
ruhlarımız buluşurdu ya gövdenin sahilinde,
gürültünün yolunda gittiğini fısıldar gibi
şimdi ruhların eksikliğini de gövde tamamlar
ayın altında daha karanlıktır bazı anılar...
--- alıntı ---
devamını gör...
hypatia
iskenderiyeli astronom ve matematikçi theon'un kızı, bilimi ile olduğu kadar güzelliği ile de ünlü olan filozof, matematikçi ve astronomdur.
atina'da eğitimini tamamladıktan sonra iskenderiye'ye yerleşmiş ve orda bir okul açmıştır. platon, aristo gibi büyük filozoflar üzerine halka açık dersler vermiştir. en önemli öğrencisi synesius'tur. sonradan büyük bir filozof olan bu öğrencisi ona hayranlığını ve ilmine duyduğu takdiri bildiren pek çok mektup yazmıştır. hypatia'nın eserlerinden hiçbiri günümüze ulaşmamıştır lakin bu mektupların bir kısmı bugüne kadar gelmiştir.
dönemin valisi orestes de hypatia'dan özel dersler almıştır. ilerleyen zamanlarda vali orestes'in hypatia'ya aşık olduğu bilinmektedir. hypatia da o dönemde ilk hristiyanlarca büyük ölçüde putperestlik ile özdeşleşen bir bilimi simgeliyordu. bu nedenle iskenderiye'de hristiyanlar ve hristiyan olmayanlar arasındaki gerginlikte öne çıkan bir isim haline gelmiştir. o yıllardaki piskopos cyril, hypatia'yı hedef göstererek incil'den alıntılar yapmıştır. bu durum da gün geçtikçe halkı kışkırtmaktadır. vali orestes de bu nefretin önüne geçmeye çalışarak hypatia'yı himayesine almıştır. nitekim bu nefretin önüne geçememiş, hypatia kıpti bir hristiyan çetesi tarafından taşlanarak öldürülmüştür.
vahşice öldürülen hypatia arkasında bir düşünce devrimi ve bilime büyük katkılar bırakmıştır. onun bırakmış olduğu katkılar, gök cisimleri sınıflandırılması, hidrometre icadında, sıvıların yoğunluğunun bulunmasında etkili olmuştur.
aritmetik üzerine 13 ciltlik bir yorum ve astronominin kanunları isimli bir eser yazmıştır.
atina'da eğitimini tamamladıktan sonra iskenderiye'ye yerleşmiş ve orda bir okul açmıştır. platon, aristo gibi büyük filozoflar üzerine halka açık dersler vermiştir. en önemli öğrencisi synesius'tur. sonradan büyük bir filozof olan bu öğrencisi ona hayranlığını ve ilmine duyduğu takdiri bildiren pek çok mektup yazmıştır. hypatia'nın eserlerinden hiçbiri günümüze ulaşmamıştır lakin bu mektupların bir kısmı bugüne kadar gelmiştir.
dönemin valisi orestes de hypatia'dan özel dersler almıştır. ilerleyen zamanlarda vali orestes'in hypatia'ya aşık olduğu bilinmektedir. hypatia da o dönemde ilk hristiyanlarca büyük ölçüde putperestlik ile özdeşleşen bir bilimi simgeliyordu. bu nedenle iskenderiye'de hristiyanlar ve hristiyan olmayanlar arasındaki gerginlikte öne çıkan bir isim haline gelmiştir. o yıllardaki piskopos cyril, hypatia'yı hedef göstererek incil'den alıntılar yapmıştır. bu durum da gün geçtikçe halkı kışkırtmaktadır. vali orestes de bu nefretin önüne geçmeye çalışarak hypatia'yı himayesine almıştır. nitekim bu nefretin önüne geçememiş, hypatia kıpti bir hristiyan çetesi tarafından taşlanarak öldürülmüştür.
vahşice öldürülen hypatia arkasında bir düşünce devrimi ve bilime büyük katkılar bırakmıştır. onun bırakmış olduğu katkılar, gök cisimleri sınıflandırılması, hidrometre icadında, sıvıların yoğunluğunun bulunmasında etkili olmuştur.
aritmetik üzerine 13 ciltlik bir yorum ve astronominin kanunları isimli bir eser yazmıştır.
devamını gör...
nietzsche ağladığında
bazı kitaplar bazı güzel başlangıçlar için kapı oluşturur. özellikle erken yaşlarda okunduysa bu kapılar insanın içine açılan en güzel yolculukları başlatır. sofie'nin dünyası ve nietzsche ağladığında benim çocukluğumun bu konudaki en güzel iki örneğidir.
felsefe ve psikoloji için iyi bir başlangıç kitabıdır.
felsefe ve psikoloji için iyi bir başlangıç kitabıdır.
devamını gör...
devlet tiyatro eserlerinin dijital ortamda yayınlanması
koronavirüs salgını nedeniyle tiyatrolardan uzak kalanlara, kültür ve turizm bakanlığı devlet tiyatrolarına ait 6 eseri -bakanlığın- youtube kanalında yayınlayacak. sözcü
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
bir fısıltın atar yüreğimde.
damarlarım şenlik yeri.
yaralarım sevinç kabuğu.
damarlarım şenlik yeri.
yaralarım sevinç kabuğu.
devamını gör...
lodos
şiddetli eseni yanakları tokatlayıp saçlara fön çeker. uzun saçlara sahip bir bireye, kuaförden çıkmış gibi hissettirir. ama kötü de baş ağrısı yapar.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
birleşmiş milletler tarafından dünya kadınlar günü olarak tanımlarmış olan gündür. esasında kadın hakları hareketinde öncü bir hareket olarak da tanımlanmakta.
günümüzde bazı ülkelerde önemsenip resmi tatil olarak ilan edilmiş olsa da pek çok ülkede görmezden gelinmekte ya da yalandan adı anılmakta.
ülkemizde de kadınlar günü hatırlanmasına rağmen sözde kaldığını düşündürmekte. günümüzde kadının sosyal hayatta ve ekonomik hayatta rolü daha fazla olmasına rağmen; şiddet, öldürülme, iş hayatında ezilme, sosyal hayatında belli şekilde sınıflandırılmaya devam etmekte ne yazık ki.
kadın iş yerinde güçlüyse terfi alması daha zordur. aldığı terfi bile sorgulanır. erkeklerin zeka ve emekle geldiği konumlara kadınların aynı şekilde gelmesi sanki imkansızmış gibi.
sosyal hayatta ev işi yapmak ya da çocuk bakmak sadece kadın görevi gibiymiş gibi bir algı olması da acıdır. evi tek başına kurmadığı gibi çocuğu da tek başına yapmamıştır.
kadına gerçek anlamda bir değer verildiğinde belki daha medeni daha gelişmiş bir dünya olacaktır.
kadını tek bir güne sığdırmakta sınıflandırmanın bir çeşidi. sanki hediye alınması kutlanması gereken bir günmüş gibi olan algının yıkılması da gerek.
son olarak, aşağıdaki görsel tüm kadınlara gelsin. herkese ve her şeye rağmen güçlü olan kadınlara.
günümüzde bazı ülkelerde önemsenip resmi tatil olarak ilan edilmiş olsa da pek çok ülkede görmezden gelinmekte ya da yalandan adı anılmakta.
ülkemizde de kadınlar günü hatırlanmasına rağmen sözde kaldığını düşündürmekte. günümüzde kadının sosyal hayatta ve ekonomik hayatta rolü daha fazla olmasına rağmen; şiddet, öldürülme, iş hayatında ezilme, sosyal hayatında belli şekilde sınıflandırılmaya devam etmekte ne yazık ki.
kadın iş yerinde güçlüyse terfi alması daha zordur. aldığı terfi bile sorgulanır. erkeklerin zeka ve emekle geldiği konumlara kadınların aynı şekilde gelmesi sanki imkansızmış gibi.
sosyal hayatta ev işi yapmak ya da çocuk bakmak sadece kadın görevi gibiymiş gibi bir algı olması da acıdır. evi tek başına kurmadığı gibi çocuğu da tek başına yapmamıştır.
kadına gerçek anlamda bir değer verildiğinde belki daha medeni daha gelişmiş bir dünya olacaktır.
kadını tek bir güne sığdırmakta sınıflandırmanın bir çeşidi. sanki hediye alınması kutlanması gereken bir günmüş gibi olan algının yıkılması da gerek.
son olarak, aşağıdaki görsel tüm kadınlara gelsin. herkese ve her şeye rağmen güçlü olan kadınlara.
devamını gör...
porno
hiç kimsenin izlemediği(!) ama nedense hâlâ yaşayan sektör.
devamını gör...
zaman
zaman enteresan bir şey. modern yaşamın başlangıç noktası. birçok şey onunla başlamış ve gelişmiş. ama zamanın ne olduğu konusunda da aslında pek bir bilgimiz yok. 2071 sene önce roma imparatoru jül sezar, 714 yıllık takvimi değiştirmeye karar verir. firavunlar'dan feyz alır ve 365 günlük seneyi aylara böler. yılın ilk ayını da ocak'a layık görür. şubat'a 28 gün verip sonra 31-30-31-30 diye dağıtır durur. tabii ki de -ismine- temmuz'a (july) 31 gün verir. sonra tahta geçen agustus, ''ulan ağustos niye 30 çekiyor, o da 31 çekecek'' der böylelikle ağustos da 31 çeker. yavşaklığa bakın, takvim altı üstü.
sonra hristiyanlar der ki; ''yahu isa peygamber'in doğumunu baz alarak biz de bir takvim yapalım. ama isa peygamberi 25 aralık'ta doğururlar, uzmanlar eylül'de doğmuş der, sonra ocak gelir'' falan filan.
sonra müslümanlar, muhammed peygamberin doğumunu esas alarak ''hicreti baz alalım biz de bir takvim yapalım'' derler. hicri takvimi ortaya atarlar.
gelişmeler devam eder ve isa'nın doğumundan 1582 yıl sonra papa 13. gregor başka bir takvimle çıkagelir. kim bilir neye sitem etti de geldi garibim. ve şu an hala kullandığımız takvimi hayatımıza sokar.
yani özetle; gregoryan takvime göre 2020, hicri takvime göre 1441, şemsi takvime göre 1398, ibrani takvimine göre 5780, çinliler'e göre ise 4717 yılındayız. sanmayın öyle 2018'deyiz falan.
peki şuna gelelim. saat kaç?
bu sorunun da en az 15 cevabı var, artık hepimiz biliyoruz.*
sonra hristiyanlar der ki; ''yahu isa peygamber'in doğumunu baz alarak biz de bir takvim yapalım. ama isa peygamberi 25 aralık'ta doğururlar, uzmanlar eylül'de doğmuş der, sonra ocak gelir'' falan filan.
sonra müslümanlar, muhammed peygamberin doğumunu esas alarak ''hicreti baz alalım biz de bir takvim yapalım'' derler. hicri takvimi ortaya atarlar.
gelişmeler devam eder ve isa'nın doğumundan 1582 yıl sonra papa 13. gregor başka bir takvimle çıkagelir. kim bilir neye sitem etti de geldi garibim. ve şu an hala kullandığımız takvimi hayatımıza sokar.
yani özetle; gregoryan takvime göre 2020, hicri takvime göre 1441, şemsi takvime göre 1398, ibrani takvimine göre 5780, çinliler'e göre ise 4717 yılındayız. sanmayın öyle 2018'deyiz falan.
peki şuna gelelim. saat kaç?
bu sorunun da en az 15 cevabı var, artık hepimiz biliyoruz.*
devamını gör...
konuşmadan vakit geçirebilen insan
çok sevdiğim insan türü. beraber, aynı ortamda oturup konuşmadan da anlaşabilen ve herkesin kendi ilgi alanıyla ilgilenebildiği bir iletişim şekli düşünün. insanın kendini ne kadar geliştirebildiği, kendi iç dünyasına ne kadar aşina olduğu gibi ölçütlerle de bağlı bir durumdur.
devamını gör...
gain medya
engin günaydını özleyen kitleye ufakta olsa 10 bin adım dizisini sunan hoş programları olan yeni oluşum.
devamını gör...
semaver ateşinde çay yapmak için ağaç kesmek
terbiyesizliktir tek kelime ile. bunlar hep kural tanımaz insanlarımızın eseri. bu da onun bir yansıması. etrafımızda gördüğümüz her şey bize hizmet etmek için var diye düşünüyoruz. hal böyle olunca semaver için ağaç kesersin, mangal için orman yakarsın vs.
hayır bu semaver çayına güzelleme yapanları da hiç anlamıyorum. normal demlenmiş çay ile arasında ne gibi bir fark var? ben bir fark olduğunu düşünmüyorum, edindiğim tecrübeden de bu sonuca vardım.
neyse belediye yerine fidan dikmiş bari.
hayır bu semaver çayına güzelleme yapanları da hiç anlamıyorum. normal demlenmiş çay ile arasında ne gibi bir fark var? ben bir fark olduğunu düşünmüyorum, edindiğim tecrübeden de bu sonuca vardım.
neyse belediye yerine fidan dikmiş bari.
devamını gör...
üç kelimelik hikayeler
anılarını yitiriyor sokaklar
devamını gör...
beş hececiler
şiire birinci dünya savaşı ve milli mücadele yıllarında başlayan beş hececiler yine bu dönemde devamlılık ve ün sağlamışlardır. şiirlerinde anadoluyu ve anadolu insanının yaşamına yer vermişler ve bu etkiyle de eserlerini de daha çok günlük konuşma diliyle yazmışlardır.
ilk şiirlerinde aruz kullansalar da daha sonraları ağırlıkta olarak hece ölçüsü ve dörtlük tercih etmişlerdir. özellikle ziya gökalp'in etkisiyle milliyetçilik akımını benimseyen beş hececiler, eserlerinde kahramanlık, yiğitlik, memleket sevgisi gibi temaları sıkça işlemişlerdir. ayrıca cumhuriyet dönemi edebiyatına da etkileri büyük olmuştur.
beş hececiler sırasıyla;
halit fahri ozansoy (1891-1971):
-şiirlerinde aruzla başlayıp sonradan hece ölçüsüne geçmiştir. eserlerinde daha çok aşk, hüzün, ölüm gibi duygusal bir tema işlemiş ve ayrıca tiyatro, roman gibi eserlerini de edebiyatımıza katmıştır.
enis behiç koryürek (1895-1967):
-aruzla başlayıp ziya gökalp'in etkisiyle hece ölçüsüne yönelen şair, konularında işlediği kahramanlık, milli duygular gibi temaları efsanevi ve epik bir dille şiir ve eserlerine yansıtmıştır.
yusuf ziya ortaç(1895-1967):
-yine ziya gökalp' in etkisiyle hece ölçüsüne geçen yazar, eserlerinde türkçeyi iyi kullandığı için "üslup ustası" olarak anılmıştır. türk edebiyatı'nın önemli yazarlarından olmakla birlikte cumhuriyet dönemi edebiyatı' na da etkisi olmuştur. şiirin yanısıra fıkra, gezi yazısı, tiyatro gibi metinlere de öncülük etmiştir.
orhan seyfi orhon(1890-1972):
-diğer öncüler gibi hece ölçüsünü sonradan benimseyen yazar, bu ölçüyle gazel biçiminde şiirler de yazmıştır. şiirlerinde bireysel konuları ön planda tutup duru ve temiz bir üslup kullanmıştır. ayrıca mizah alanındaki eserleri bilinmektedir.
faruk nafiz çamlıbel(1898-1974):
-aruzu tamamiyle bırakmasa bile hece ölçüsünü de en az aruz kadar iyi kullanmıştır. şiir ve eserlerinde bireysel duygulara ek olarak memleket ve halk konularını da işlediğinden memleketçi edebiyat anlayışına da öncülük etmiştir. han duvarları şiiri en bilinen eserleri arasındadır.
ek olarak: yazarların isimleri aklımızda kalsın diye edebiyat öğretmenimiz of-hey! olarak kodlamıştı
ilk şiirlerinde aruz kullansalar da daha sonraları ağırlıkta olarak hece ölçüsü ve dörtlük tercih etmişlerdir. özellikle ziya gökalp'in etkisiyle milliyetçilik akımını benimseyen beş hececiler, eserlerinde kahramanlık, yiğitlik, memleket sevgisi gibi temaları sıkça işlemişlerdir. ayrıca cumhuriyet dönemi edebiyatına da etkileri büyük olmuştur.
beş hececiler sırasıyla;
halit fahri ozansoy (1891-1971):
-şiirlerinde aruzla başlayıp sonradan hece ölçüsüne geçmiştir. eserlerinde daha çok aşk, hüzün, ölüm gibi duygusal bir tema işlemiş ve ayrıca tiyatro, roman gibi eserlerini de edebiyatımıza katmıştır.
enis behiç koryürek (1895-1967):
-aruzla başlayıp ziya gökalp'in etkisiyle hece ölçüsüne yönelen şair, konularında işlediği kahramanlık, milli duygular gibi temaları efsanevi ve epik bir dille şiir ve eserlerine yansıtmıştır.
yusuf ziya ortaç(1895-1967):
-yine ziya gökalp' in etkisiyle hece ölçüsüne geçen yazar, eserlerinde türkçeyi iyi kullandığı için "üslup ustası" olarak anılmıştır. türk edebiyatı'nın önemli yazarlarından olmakla birlikte cumhuriyet dönemi edebiyatı' na da etkisi olmuştur. şiirin yanısıra fıkra, gezi yazısı, tiyatro gibi metinlere de öncülük etmiştir.
orhan seyfi orhon(1890-1972):
-diğer öncüler gibi hece ölçüsünü sonradan benimseyen yazar, bu ölçüyle gazel biçiminde şiirler de yazmıştır. şiirlerinde bireysel konuları ön planda tutup duru ve temiz bir üslup kullanmıştır. ayrıca mizah alanındaki eserleri bilinmektedir.
faruk nafiz çamlıbel(1898-1974):
-aruzu tamamiyle bırakmasa bile hece ölçüsünü de en az aruz kadar iyi kullanmıştır. şiir ve eserlerinde bireysel duygulara ek olarak memleket ve halk konularını da işlediğinden memleketçi edebiyat anlayışına da öncülük etmiştir. han duvarları şiiri en bilinen eserleri arasındadır.
ek olarak: yazarların isimleri aklımızda kalsın diye edebiyat öğretmenimiz of-hey! olarak kodlamıştı
devamını gör...
sevişelim mi demenin kibar yolları
kelimeler kullanmadan da tasvir edilebilir ama alıntı yapıyorum "bir başkadır" dizisinden - bu akşam kalacak mısın ?
devamını gör...
evrime inanmayan insan
inanmıyorum. bu güzellik maymundan gelmiş olamaz.
devamını gör...
80-20 kuralı
80/20 kuralı gereği, bir işin bitmesi için harcamamız gereken zamanın sadece %20’sini harcayarak işin %80’ini bitirebiliriz. kulağa ne kadar da güzel geliyor değil mi ? örnekleme gerekirse bu yazıyı yayına almak için 100 dakikaya ihtiyacım varsa, sadece 20 dakika yazı üzerinde çalışarak yayına yazının %80‘ini bitirebilirim.
ancak unutulmaması gereken bir konu var ki, 80/20 kuralı işin bitmesini azaltmaya yönelik çalışmıyor. sadece bize bir tespit veriyor ve bu durumu kendi lehimize kullanma imkanı tanıyor. yani sonuçta yazıyı yayınlamak için daha 80 dakika çalışmam gerekli. peki o zaman pareto ilkesi ne işimize yarayacak ki?
işleri önceliklendirme
iş hayatımız boyunca sürekli olarak zamanımızın yetmeyeceği işleri yetiştirmeye çalışıyoruz ve bu durum çok da değişecek gibi değil. dolayısıyla baktığımızda tüm işlerimizi mükemmel olarak yapmak istediğimizde herhalde haftanın 10 gün, günlerin de 30 saat olması gerekiyor. bu nokta size tanıdık gelmiştir değil mi ? siz de zaman yetmiyor, keşke daha fazla zamanımız olsa diyorsunuz? eğer siz de bu durumdaysanız zaman yönetimi ve işleri önceliklendirme konularını araştırmalısınız. 80/20 kuralı da tam bu noktada işinize yarayacak.
bu yöntem sayesinde hiçbir şeye zamanım yetmiyor psikolojinin bizi bitirip, elimizde bulunan kısıtlı süreyi de kullanamaz hale getirmesini sağlayabiliriz. evet elimizde zaman olarak kısıtlı bir kaynak var. ancak bizlerin görevi de kısıtlı kaynağı işler arasında dağıtabilmektir.
80/20 kuralı çoğu kişinin de söylediği gibi anlaması kolay, uygulaması zor bir kavramdır. ancak sonuçta bu durumun varlığından haberdar olmak kısıtlı kaynağın dağıtılması konusunda bize kolaylık sağlıyor.
--- alıntı ---
ayhankorkmaz.net/8020-kural...
--- alıntı ---
ancak unutulmaması gereken bir konu var ki, 80/20 kuralı işin bitmesini azaltmaya yönelik çalışmıyor. sadece bize bir tespit veriyor ve bu durumu kendi lehimize kullanma imkanı tanıyor. yani sonuçta yazıyı yayınlamak için daha 80 dakika çalışmam gerekli. peki o zaman pareto ilkesi ne işimize yarayacak ki?
işleri önceliklendirme
iş hayatımız boyunca sürekli olarak zamanımızın yetmeyeceği işleri yetiştirmeye çalışıyoruz ve bu durum çok da değişecek gibi değil. dolayısıyla baktığımızda tüm işlerimizi mükemmel olarak yapmak istediğimizde herhalde haftanın 10 gün, günlerin de 30 saat olması gerekiyor. bu nokta size tanıdık gelmiştir değil mi ? siz de zaman yetmiyor, keşke daha fazla zamanımız olsa diyorsunuz? eğer siz de bu durumdaysanız zaman yönetimi ve işleri önceliklendirme konularını araştırmalısınız. 80/20 kuralı da tam bu noktada işinize yarayacak.
bu yöntem sayesinde hiçbir şeye zamanım yetmiyor psikolojinin bizi bitirip, elimizde bulunan kısıtlı süreyi de kullanamaz hale getirmesini sağlayabiliriz. evet elimizde zaman olarak kısıtlı bir kaynak var. ancak bizlerin görevi de kısıtlı kaynağı işler arasında dağıtabilmektir.
80/20 kuralı çoğu kişinin de söylediği gibi anlaması kolay, uygulaması zor bir kavramdır. ancak sonuçta bu durumun varlığından haberdar olmak kısıtlı kaynağın dağıtılması konusunda bize kolaylık sağlıyor.
--- alıntı ---
ayhankorkmaz.net/8020-kural...
--- alıntı ---
devamını gör...
feminizm çöplüktür
sözlükteki ilk engelimi attıran başlıktır.
devamını gör...





