mesajınız var turuncusu
en güzel turuncu, n'güzel turuncudur o!
hep yansa keşke.
hep yansa keşke.
devamını gör...
seri şekilde artı oylayan yazar
sabahtan beri yaptığım eylemdir. ağır işsizlik ve haftasonunun verdiği rahatlıkla yapıyorum bunu. herkese de değil, hafta içerisinde tanımlarını beğendiğim ve takibe aldığım yazarlara...
yani okumadan seri atmıyorum, hafta içinde zamanla hepsini okumuş oluyorum neredeyse.
t: seri beğeni atan yazar başlığı.
yani okumadan seri atmıyorum, hafta içinde zamanla hepsini okumuş oluyorum neredeyse.
t: seri beğeni atan yazar başlığı.
devamını gör...
estetik yaptırmış sözlük kızları
sınavlardan kafayı kaldırıp bıyıkları bile alamıyoruz yakında sözlüğe mahmut abla olarak devam edeceğiz zaten ne estetiğinden bahsediyorsunuz.
devamını gör...
beyin yakan yeşilçam film sahneleri
evet sözlük videosunu bulamam sanırım o sebeple zihninizi yoracaksınız artık biraz.(bkz: swh) cüneyt abimizin bir action filmindeyiz. 6 patlar ile 48 kurşun sıkıyor da bitiremiyor kurşununu meretin. neyse leblebi gibi ayıklıyor kötü figüranları yakışıklı abim. sonra o da ne kafirin teki bir kayanın arkasında saklanmakta ve allahın işine bakın ki kayada tam bir kurşun geçecek bir yarık var. cüneyt abim hemmen nişan alıyor ve 1 sn sonra çatanata diye yarıktan kötü figüranı mıhlıyor. ve kayanın ön tarafı evet evet ön tarafı kan revan içinde kalıyor. bunu izleyen son fizik prof.una inme geldiği söylenir sözlük.
devamını gör...
çamaşır suyu ile tuz ruhunu karıştırmak
hayattan sıkılanlar için alternatif bir intihar yöntemi. türk işi harakiri.
devamını gör...
asla gitmem denilen ülke
laikliğin olmadığı hiçbir ülkeye gitmem...
devamını gör...
nevresim
etimolojik olarak derinlerine inemediğimiz sözcük. nereden gelir nereye gider belli değil.
tdk direkt olarak "yorgana geçirilen torba şeklinde kılıf" olarak tarif etmiş.
farsça navrasm sözcüğünden gelmiş olsa onun da anlamı bambaşka; yeni usul, yeni tip, moda demek.
kubbealtı lugatı şöyle demiş:
farsça nev “yeni” ve arapça resm “âdet, usûl” ile nev-resm’den. kelime aşağıdaki anlamları türkçe’de kazanmıştır *:
1. içine yorgan, battâniye vb. konan torba biçiminde çarşaf.
2. büyük yakalı kolsuz bir tür kaput.
tdk direkt olarak "yorgana geçirilen torba şeklinde kılıf" olarak tarif etmiş.
farsça navrasm sözcüğünden gelmiş olsa onun da anlamı bambaşka; yeni usul, yeni tip, moda demek.
kubbealtı lugatı şöyle demiş:
farsça nev “yeni” ve arapça resm “âdet, usûl” ile nev-resm’den. kelime aşağıdaki anlamları türkçe’de kazanmıştır *:
1. içine yorgan, battâniye vb. konan torba biçiminde çarşaf.
2. büyük yakalı kolsuz bir tür kaput.
devamını gör...
keşke bir de tarağı olsaydı ülke yanarken taranırdı
fatih altaylı'nın, yangınlar sürerken düğüne giden thk kayyım heyeti başkanı'na yönelik söylemidir. resmen bilezik gibi geçirmiştir.
habertürk yazarı fatih altaylı, 21 yangınla mücadele edildiği gün düğüne giden türk hava kurumu kayyım heyeti başkanı cenap aşçı'ya ilişkin olarak, "keşke bir de tarağı olsaydı. ülke yanarken taranırdı" dedi.
altaylı, peş peşe çıkan yangınlarla ilgili olarak, "dün aynı anda 20 yerde yangın var. bakanlık ise 3 uçakla müdahale edildiğini söylüyor. thk uçakları ise hala yerde. 'bakanlık kiralamıyor, bari biz kiralayalım' diye arayan belediye başkanı ise kayyum yönetimindeki thk’da bir yetkiliye ulaşamıyor. zaten belediyenin aramasına gerek yok. orada biraz liyakatli biri olsa yapacağı belli. 'ulan memleket yanıyor' diyecek ve kendi karar verip bu uçakları uçuracak. yangına gönüllü müdahale edecek. o koltukta ben oturuyor olsam, yapacağım net bu. isterse suç olsun, isterse ceza alacak olayım. 'orman yanacağına ben yanarım' deyip o uçakları bakan’a rağmen uçururum" dedi.
buradan
habertürk yazarı fatih altaylı, 21 yangınla mücadele edildiği gün düğüne giden türk hava kurumu kayyım heyeti başkanı cenap aşçı'ya ilişkin olarak, "keşke bir de tarağı olsaydı. ülke yanarken taranırdı" dedi.
altaylı, peş peşe çıkan yangınlarla ilgili olarak, "dün aynı anda 20 yerde yangın var. bakanlık ise 3 uçakla müdahale edildiğini söylüyor. thk uçakları ise hala yerde. 'bakanlık kiralamıyor, bari biz kiralayalım' diye arayan belediye başkanı ise kayyum yönetimindeki thk’da bir yetkiliye ulaşamıyor. zaten belediyenin aramasına gerek yok. orada biraz liyakatli biri olsa yapacağı belli. 'ulan memleket yanıyor' diyecek ve kendi karar verip bu uçakları uçuracak. yangına gönüllü müdahale edecek. o koltukta ben oturuyor olsam, yapacağım net bu. isterse suç olsun, isterse ceza alacak olayım. 'orman yanacağına ben yanarım' deyip o uçakları bakan’a rağmen uçururum" dedi.
buradan
devamını gör...
annelerin erkek çocuklarına ev işi yaptırmaması
ben kendi isteğimle yapıyordum çalıştığı için.
devamını gör...
26 aralık 1939 erzincan depremi
yaşanan bu büyük afet sonrasında yıkılan cezaevinde kalan mahkumlar kaçmamış, kurtarma çalışmalarına katılarak bin üzeri kişinin kurtarılmasına vesile olmuştur.
özel bir kanun ile 241 mahkum affedilmiştir.

fotoğrafın kaynağı
özel bir kanun ile 241 mahkum affedilmiştir.
fotoğrafın kaynağı
devamını gör...
uyuyup uyanmamak
ölmektir. insanın kendini mezarda bıraktığı eylemdir.
devamını gör...
devotee (yazar)
tanımlarını beğendiğim ve müziğe ilgili olduğunu düşündüğüm yazar arkadaşımız.
takipteyiz efendim, nice güzel tanımlara...
takipteyiz efendim, nice güzel tanımlara...
devamını gör...
kendime not
“ güzel konuşan birine değil, güzel davranan birine itimat et. can ol, yeri gelince yol, düşerse kanat ol. çünkü sevilmelerin ve değer vermelerin en güzeline layıktır böyleleri. nasıl ki 'söz gümüşse sukût altın' . davranışta huzura açılan kapıdır benim gözümde.”
devamını gör...
delirmiş_psikolog
türkçe, dil bilgisi ve algı katili yazar. delilik güzel de henüz o makama ermedik, bize yazık değil mi?
devamını gör...
sabah yapılan ilk iş
sözlük yazarlarının sabah yaptıkları ilk işin sorulduğu başlıktır. benim yaptığım ilk iş alarmı kapatıp yeniden uyumak.
devamını gör...
kilo takip pantolonu
hangi kilonun takibi a canım. 50 kilodan 65 kiloya kadar olabilecek pantolon mevcut*
aaa kilo verdim sanki dur bakayım. 60 lık pantolonu dene.. aha boll! bugün de zayıfsın salataaa... yine mi fitiz yine mi zayıf bee.. yaşıyoruz bu hayatı.
aaa kilo verdim sanki dur bakayım. 60 lık pantolonu dene.. aha boll! bugün de zayıfsın salataaa... yine mi fitiz yine mi zayıf bee.. yaşıyoruz bu hayatı.
devamını gör...
altın avcısı oyunu
çok bunaldığım zamanlarda, çoğu zaman olduğu gibi insanlara katlanamadığım anlarda, kitaplarda yazılanları artık aklım almamaya başladığında, izleyecek güzel bir film bulamadığımda ve henüz tüm alışkanlıklarımı değiştirecek yeni bir alışkanlık edinmediğim dönemlerde sıklıkla oynadığım oyundur.

oyunun amacı kıskaçlı bir makine ile yeraltında bulunan altın ve elmasları toplamak. ama bir cümle ile özetlediğim kadar basit değil. akınızda öyle kalmasın sakın. zamanlama ve isabet çok önemli bu konuda. çünkü büyük bir altın parçası almaya çalışırken kocaman bir kayayı çekmek zorunda kalabilirsiniz ki bu da size çok zaman kaybettirir.
ilerleyen turlarda karşımıza çıkan sıçanlar ise işin çabası. bu sıçanlar ağızlarında elmas taşıyarak hızla geçerken onları yakalamak zor ama çok keyifli. arada kullanılan bazı güçlendiriciler ise oyunun stratejik yanı. çuvallarla gelen bu güçlendiriciler oyunu kolaylaştırsa da her zaman hayırlı şeyler çıkmayabilir içlerinden. her çuval mutluluk getirmez insanlara.
her tur sonunda markete gidip güçlendirici alabilirsiniz elbette ama bu kapitalist tuzaklara düşmeyin. sizi güleryüzle karşılayan adam bir şey almadan çıkmaya kalktığınızda arkanızı dönmenizi bile beklemeden surat asmakta. vahşi kapitalizm!
oyun kültürü hiç olmayan biri olarak size anlatabileceğim az şeyden biridir bu oyun. bu sabah yolda yürürken çok güzel bir poyraz getirdi aklıma bu tanım fikrini.
sağ olsun ve altına hücum!

oyunun amacı kıskaçlı bir makine ile yeraltında bulunan altın ve elmasları toplamak. ama bir cümle ile özetlediğim kadar basit değil. akınızda öyle kalmasın sakın. zamanlama ve isabet çok önemli bu konuda. çünkü büyük bir altın parçası almaya çalışırken kocaman bir kayayı çekmek zorunda kalabilirsiniz ki bu da size çok zaman kaybettirir.
ilerleyen turlarda karşımıza çıkan sıçanlar ise işin çabası. bu sıçanlar ağızlarında elmas taşıyarak hızla geçerken onları yakalamak zor ama çok keyifli. arada kullanılan bazı güçlendiriciler ise oyunun stratejik yanı. çuvallarla gelen bu güçlendiriciler oyunu kolaylaştırsa da her zaman hayırlı şeyler çıkmayabilir içlerinden. her çuval mutluluk getirmez insanlara.
her tur sonunda markete gidip güçlendirici alabilirsiniz elbette ama bu kapitalist tuzaklara düşmeyin. sizi güleryüzle karşılayan adam bir şey almadan çıkmaya kalktığınızda arkanızı dönmenizi bile beklemeden surat asmakta. vahşi kapitalizm!
oyun kültürü hiç olmayan biri olarak size anlatabileceğim az şeyden biridir bu oyun. bu sabah yolda yürürken çok güzel bir poyraz getirdi aklıma bu tanım fikrini.
sağ olsun ve altına hücum!
devamını gör...
mr b
antik yunan matematikçisi arşimet'in "kayıp" kitabını müzayedede satın alan "gizemli" kişi. yazının sonunda kim olduğunu söyleyeceğim.
konu, 2021 şubat ayında bilim ve teknik dergisi'nde anlatılmış. ben de özet olarak size anlatacağım.
arşimet, papirüsler üzerine çeşitli mektuplar, ispatlar yazar, arkadaşlarına gönderir. miletli isidoros bunları 6. yüzyılda kitap haline getirir. yıllar sonra, isidoros'un sadece büyük harflerle ve kelimeler arasında boşluk bırakmaksızın yazdığı kitap, yeni yazım kurallarına göre düzenlenir. isidoros'un yazdığı ise büyük ihtimalle artık işe yaramaz olduğundan çöpe atılır.
gel zaman git zaman, haçlı seferleri başlar. haçlı orduları, kendilerine vadedilen maddi karşılığı elde edemeyince istanbul'u yağmalarlar. tabii el yazmaları da bundan nasiplenir. arşimet'in çalışmalarının olduğu yazmalar, bir haçlı askeri tarafından kudüs'e kadar götürülür ve orada mar saba manastırı'nın rahiplerine satılır.
bir süre sonra dua yazacak parşömen arayışına girilir ve eski el yazmaları silinerek bunların üzerine dualar yazılır. arşimet'in çalışmaları da bunların arasındadır.
alman araştırmacı tischendorf, 19. yüzyılda bu kitapta bir şeyler fark eder ve bir sayfasını çaktırmadan kopararak incelenmesi için yanında avrupa'ya götürür. kitabın yazıları altında gerçekte başka bir metin olduğu anlaşılır. yalnız bu arada kitabın geri kalanı, kopmuş sayfalı haliyle yeniden istanbul'a getirilir. bu kez tarihçi heiberg, kitabın esas metnini okumayı ve çevirmeyi başarır. böylece kitabın aslında arşimet'e ait çalışmalardan oluştuğu anlaşılır.
aradan geçen zamanda, birinci dünya savaşı biter. bu karışıklık sırasında istanbul'daki kitap, kim olduğu bilinmeyen biri tarafından fransız bir koleksiyoncuya satılır. koleksiyoncu ölünce, kızı onun kitaplarını satmak ister. değerini öğrenmek için birilerine götürür kitabı. ancak inceleyen kişiler kitabın değerini anlamaz ve kıza "buna biraz, eski havası verilmiş resim çizdirin ki değeri artsın. bu haliyle bir kıymeti yok." derler. kız resimleri çizdirir. kitap artık tamamen bambaşka bir hale gelmiştir. ancak kitaba, eskiymiş havası verilen resimlerine rağmen alıcı çıkmaz. bunun üzerine koleksiyoncunun kızı kitabı bir müzayede salonuna götürür.
müzayede salonunun uzmanları, kitaba maksimum 1.200.000 dolar kadar bir değer biçer. anlaşma sağlanır, satış duyurulur. ancak bunu duyan yunan hükümeti "bu bizim kültürümüz. bize geri verin!" diye ortaya çıkar. yunan hükümeti dava açar, dava reddedilir ve 1998'de müzayede yapılır.
yunan hükümeti de müzayede katılır. ancak ortaya birden gizemli biri çıkar: mr. b
mr. b, ne pahasına olursa olsun kitabı istemektedir. böylece müzayedede, yunan hükümetinin artık daha fazla üzerine çıkamadığı 2 milyon dolarlık bedelle kitabın sahibi olur. bazı yetkililerle görüşür ve kitabın orijinalinin incelenip okunması için onlarla anlaşarak kitabı onlara bırakır. kitabın cildi, 1 seneye yakın bir sürede itinayla kitaptan ayrılır. sayfalar tek tek ayrıştırılır birbirinden ve yeni teknolojiler sayesinde altta yazan yazıları okunur. walters müzesi herkese açık şekilde sitesinden paylaşır kitabı. kitaptaki bilgiler de, açıklamalarıyla birlikte 2 cilt halinde bastırılır.
2007 yılında der spiegel adlı dergide, mr. b'nin kim olduğu açıklanır: amazon'un kurucusu jeff bezos.
bildiğim kadarıyla bezos bunu inkâr da kabul de etmemişti. bunun nedeninin de kitabın "karanlık" ve illegallikle dolu geçmişi olabileceği söyleniyor.
konu, 2021 şubat ayında bilim ve teknik dergisi'nde anlatılmış. ben de özet olarak size anlatacağım.
arşimet, papirüsler üzerine çeşitli mektuplar, ispatlar yazar, arkadaşlarına gönderir. miletli isidoros bunları 6. yüzyılda kitap haline getirir. yıllar sonra, isidoros'un sadece büyük harflerle ve kelimeler arasında boşluk bırakmaksızın yazdığı kitap, yeni yazım kurallarına göre düzenlenir. isidoros'un yazdığı ise büyük ihtimalle artık işe yaramaz olduğundan çöpe atılır.
gel zaman git zaman, haçlı seferleri başlar. haçlı orduları, kendilerine vadedilen maddi karşılığı elde edemeyince istanbul'u yağmalarlar. tabii el yazmaları da bundan nasiplenir. arşimet'in çalışmalarının olduğu yazmalar, bir haçlı askeri tarafından kudüs'e kadar götürülür ve orada mar saba manastırı'nın rahiplerine satılır.
bir süre sonra dua yazacak parşömen arayışına girilir ve eski el yazmaları silinerek bunların üzerine dualar yazılır. arşimet'in çalışmaları da bunların arasındadır.
alman araştırmacı tischendorf, 19. yüzyılda bu kitapta bir şeyler fark eder ve bir sayfasını çaktırmadan kopararak incelenmesi için yanında avrupa'ya götürür. kitabın yazıları altında gerçekte başka bir metin olduğu anlaşılır. yalnız bu arada kitabın geri kalanı, kopmuş sayfalı haliyle yeniden istanbul'a getirilir. bu kez tarihçi heiberg, kitabın esas metnini okumayı ve çevirmeyi başarır. böylece kitabın aslında arşimet'e ait çalışmalardan oluştuğu anlaşılır.
aradan geçen zamanda, birinci dünya savaşı biter. bu karışıklık sırasında istanbul'daki kitap, kim olduğu bilinmeyen biri tarafından fransız bir koleksiyoncuya satılır. koleksiyoncu ölünce, kızı onun kitaplarını satmak ister. değerini öğrenmek için birilerine götürür kitabı. ancak inceleyen kişiler kitabın değerini anlamaz ve kıza "buna biraz, eski havası verilmiş resim çizdirin ki değeri artsın. bu haliyle bir kıymeti yok." derler. kız resimleri çizdirir. kitap artık tamamen bambaşka bir hale gelmiştir. ancak kitaba, eskiymiş havası verilen resimlerine rağmen alıcı çıkmaz. bunun üzerine koleksiyoncunun kızı kitabı bir müzayede salonuna götürür.
müzayede salonunun uzmanları, kitaba maksimum 1.200.000 dolar kadar bir değer biçer. anlaşma sağlanır, satış duyurulur. ancak bunu duyan yunan hükümeti "bu bizim kültürümüz. bize geri verin!" diye ortaya çıkar. yunan hükümeti dava açar, dava reddedilir ve 1998'de müzayede yapılır.
yunan hükümeti de müzayede katılır. ancak ortaya birden gizemli biri çıkar: mr. b
mr. b, ne pahasına olursa olsun kitabı istemektedir. böylece müzayedede, yunan hükümetinin artık daha fazla üzerine çıkamadığı 2 milyon dolarlık bedelle kitabın sahibi olur. bazı yetkililerle görüşür ve kitabın orijinalinin incelenip okunması için onlarla anlaşarak kitabı onlara bırakır. kitabın cildi, 1 seneye yakın bir sürede itinayla kitaptan ayrılır. sayfalar tek tek ayrıştırılır birbirinden ve yeni teknolojiler sayesinde altta yazan yazıları okunur. walters müzesi herkese açık şekilde sitesinden paylaşır kitabı. kitaptaki bilgiler de, açıklamalarıyla birlikte 2 cilt halinde bastırılır.
2007 yılında der spiegel adlı dergide, mr. b'nin kim olduğu açıklanır: amazon'un kurucusu jeff bezos.
bildiğim kadarıyla bezos bunu inkâr da kabul de etmemişti. bunun nedeninin de kitabın "karanlık" ve illegallikle dolu geçmişi olabileceği söyleniyor.
devamını gör...





