muazzam bir pentagram şarkısıdır. bir kere dinledikten sonra bağımlısı olunabilir*.


ateş toprak hava olmuş
yağmur olmuş hayat vermiş sana
kalbin olmuş ruhun olmuş
aklın olmuş yol göstermiş sana

bir ömürlük maceranda
hikayeni anlat bana
ne anlam verdin sen buna
ruhunda neler var senin

korkma ondan bundan
ne ölümden ne hayattan
bu dünyada gördüklerinin
hepsi bir hepsi haktan

atalarına malum olmuş
kitap yazmış anlatmışlar sana
imam rahip rehber olmuş
yalan yanlış aktarmışlar sana

günümüzün dünyasında
hepsi aynı hepsi ala
isa musa muhammed buda
neyin varsa bilmiş senin

insanoğlu kendini arar
dünya döner milim milim
eğer göçüp gidersen bugün
yarım kalan işin var senin

korkma ondan bundan
ne ölümden ne hayattan
bu dünyada gördüklerinin
hepsi bir hepsi haktan

korkma ondan bundan
ne cehennem ne de şeytan
bu dünyada bildiklerinin
hepsi bir hepsi haktan

devamını gör...

"ruhum hayatımdan yoruldu."
fernando pessoa
devamını gör...

amerika birleşik devletleri merkezli, gdo tohumları üretmesiyle meşhur şirket. küresel tohum pazar payında %26 ile ilk sırada gelen şirket, gdo illetini dünyaya tanıtmasından 1 yıl sonra, yani 1997'den beri ne yazık ki ülkemizde de faaliyet gösteriyor. bir süre önce bayer adlı firma tarafından satın alındığı biliniyor.

şirketin geçmişi tehlikeli madde üretimiyle dolu ama ne yazık ki ne dünyada ne de ülkemizde buna dur diyen var. asla rahat durmuyorlar ve ürettikleri neredeyse her şey kanserojen. bunun bilinçli olarak yapıldığından başka bir düşünce de gelmiyor insanın aklına artık.

bianet. org'dan alıntı:

--- alıntı ---

1901'de amerikan menşeli çok uluslu bir şirket olarak kurulan monsanto'nun tarihçesi şöyle:

ilk ticari faaliyeti, kanserojen bir madde olan, coca cola için üretilen yapay tatlandırıcı sakarin ile başladı.

1920'lerde poliklorlanmış bifeniller (pcb)'in üretimine başladı. canlı sağlığına aşırı zararı saptanmış olan bu kimyasal abd`de 1979'da yasaklandı. ancak monsanto, 2001'deki stockholm sözleşmesi'ne kadar diğer ülkelerde bunların üretimine devam etti.

sentetik
1941'de, gıda ürünlerinin de ambalajı olarak kullanılan sentetik polistiren (polystyrene) üretimine başladı. günümüzde strafor olarak adlandırılan maddelerin atıkları amerikan çevre koruma ajansı (epa) tarafından 1980'de yayınlanan en zararlı atıklar listesinde.

1943-45 yılları arasında ise monsanto merkezi araştırma departmanı, radyoaktif plütonyum saflaştırma, üretim ve nükleer silah yapım projesi olan manhattan projesi'nde yer aldı.

böcek öldürücü
1944'de "insanlar ve hayvanlar için çok güvenilir" diye reklamları yapılan ddt'nin ilk üreticisi monsanto'dur. sıtmayı önlemek için çıkartılan bu zehir, dünyanın hemen hemen her yerinde tarımda böcek öldürücüsü olarak yıllarca kullanıldı. daha sonra çevre ve canlı sağlığına verdiği zarar nedeniyle 1972'de yasaklandı.

dioxin
1945'te tarım ilacı olarak geliştirdiği ot öldürücünün dioksin maddesini üretti. kalp, karaciğer hastalıkları, üreme ve gelişme bozukluklarına yol açan çok toksik bir kimyasal madde olan dioxin, 1997'de dünya sağlık örgütü'nce kanserojen olarak sınıflandırıldı.

1955'te ilk petrol bazlı gübreyi üretti. bu kimyasal gübreler, günümüzde hala tartışma konusu olan toprak mikroorganizmalarının yok edilişi ve toprağın bir anlamda sterilize olmasında, toprağın fiziksel ve kimyasal yapısının bozulmasında önemli rol oynuyor.

--- alıntı ---

yazının tamamı için link

ya da olayı ziraat mühendisleri odası'ndan dinlemek isteyenler için link
devamını gör...

"devam edeceksin, yalandan yaşamaya."
devamını gör...

dikkat et de sana sıçramasınlar dediğim beyandır. adamın kıçında boz ayı bağırıyor adam hala umut tacirliği peşinde!
devamını gör...

üst komşunun elinden, büyük bir patırtı ile bir şeyler düşürmesi.

ne kadar sakar dangalak varsa o taşınıyor yukarıya...
devamını gör...

çok da düşünmeye gerek olmayan, düşündükçe mantık bulunamayan durumdur.
bir insan bilim yuvası* olan üniversitelere yozlaşmış ve doğrulardan uzak siyasetçilerin isminin verilmesi saçmalıktır.
devamını gör...

evli adamın o saat de dışarda ne işi varmış ?
devamını gör...

ailemle birlikte yaşarken evimizde her gün pişen yemek. babam, ortanca kardeşim ve bendeniz arasında bitmek bilmeyen bir makarna savaşı dönerdi, çünkü biz iki kardeş yemek ısıtmaktansa makarnayı soğuk soğuk yemeyi göze alabilen insanlarken babam makarnasız doymadığını iddia eden biriydi.

eylülden beri kendi evimde yaşıyorum, 5 kere makarna yapmamışımdır. bugün fırına atınca aklıma geldi, öyle yazayım dedim.

edit. tarifini de vereyim işim gücüm yok madem 15dk kadar.

*** 190 derece fırını ısıtın. o ısınırken aşağıdakileri yaparsınız.
1. fırında hangi makarnayı pişirecekseniz onu al dente olacak kadar haşlıyorsunuz. tuz atmayı unutmayın, ben şu an bu tarifi yazarken fark ettim tuz atmayı unuttuğumu. pişirdikten sonra yağını ekleyip yapışmasını engelleyin, bu kadar. kullandığım makarna miktarı yarım paket (250g civarı)
2. bu sırada bir tavada ya da tencerede bir miktar tereyağı eritiyoruz. tarife göre 4 kaşık diyor ama size şöyle bir ölçü vereyim, "3 su bardağı unu yağlayacak kadar bir miktar yağ". 1 yemek kaşığını 10-12g desek 40-50g tereyağ kullanmamız gerekiyormuş ama ben tabii size yine kendi kullandığım kadarını söyleyeyim: yuvarlak uzun tereyağ paketleri var ya ondan bir halka kesip attım tavaya. yarım parmak kalınlığında falandır.
3. yağ eriyince unu eleyerek yavaş yavaş yağın üstüne ekleyin. çırpıcıyla karıştırın. bir anda unu yağın üstüne eklerseniz topaklanıyor. açması zor olur o zaman da, boşuna uğraşırsınız.
4. 2.5 su bardağı sütü parça parça ekleyip kavrulan unu çözün. altını kapatırsanız ya da çok uzun süre ocaktan alırsanız katılaşır, biraz daha süt koyarak açabilirsiniz.
5. süzüp yağladığınız makarnayı büyük bir karıştırma kabına alıp üzerine sosunuzu dökün. iyice karıştırın. fırına vereceğiniz kaba yollayın. sonra da fırına sürün. 30 dakika sonra olay tamamdır. şekil şukul olsun istiyorsanız son 2-3 dk kala rendelenmiş kaşar peynirini makarnanın üzerine serpip eritebilirsiniz.

afiyet olsun.
devamını gör...

eski kulagi kesiklerdendir. kısacık ömründe harika eserler ortaya çıkarmış hollandalı ressam. tam adı vincent willem van gogh.

delilik ile dahilik arasındaki ince çizgide bulunan van gogh, resimleri dışında yalnızlığı, maddi sıkıntıları, sağlık sorunları ve abisi theo'ya yazdığı mektuplarıyla her dönem hayatı irdelenen bir ressam olmuştur. gördüğü hayaller ve halisinasyonlar, manik depresyon atakları, zaman zaman yaşadığı görme ve duyu kayıpları ile tüm fiziksel ve psikolojik acılarına rağmen resim yapmaya devam etmiş, ardında 1000'e yakın eser bırakarak ölümsüzlüğe adını yazdırmıştır.
devamını gör...

inanç adı altında akla mantığa sığmayacak olayların en ufak bir sorgulamaya bile tabi tutulmadan binlerce yıl kabul edilebileceğinin kanıtıdır.
devamını gör...

ego tabanlı vahşet yönünden insanlarla kıyaslandığında kat be kat masum kalacak canlılardır.

hayvan, kendi canına, yavrularına, barınağına ve beslendiği alanlara açık tehdit olmadıkça saldırmaz. açlık haricinde -birtakım istisnalar hariç- avlanmaz ya da kendi türünden bir canlıyı öldürmez.

insan ise sırf kendi zevki uğruna doğayı katleder, savaşlar çıkarır, kendi türü de dahil olmak üzere her tür canlıya "zevkine" işkenceler yapar. belli ve yeterli bir alanı değil, tüm dünya alanlarını kendine ait bilir…
devamını gör...

kısa günün kârı. istediğim iki rozet de gelmiş hemen aldım. teşekkür ederim hepinize. *
devamını gör...

kahve içiyorum; mutluyken sütlü, mutsuzken sade...
devamını gör...

lavabonun tıkanması sonucu suyun birikmesi ve elini o suya daldırıp lavaboyu açmak zorunda kalmak.
devamını gör...

düşünün müzik eşliğinde bir grup insanla beraber amansızca eğleniyorsunuz bir sahilde (ya da nereyi hayal ederseniz) . eğlence? ne garip bir kelime.. bana göre karanlıkta geceyi izlemektir. ( tabii sigara olmazsa olmazımdır. ) her neyse. sesten kulak zarınızın patlayacağını düşünürken dans eden insanlar çevrelemiştir sizi. belki de sevdiğiniz ya da sizi çok seven insanlar bunlar. işte yalnızlık; eğlenip gülen insanlar sizi çevrelerken, sizin onlara yabancı kalmanızdır. yeni doğan bir bebeğin etrafındakileri anlamaya çalışması gibi anlamsız bir o kadar da merakla bakmanızdır o insanlara. bir de o an içinizde garip bir keder, yüzünüzde derin bir hüzün oluşur. bu duruma aslında siz de şaşırırsınız. her şey yolunda neden böyle hissediyorum dersiniz. yalnızlık o kadar yoğun bir haldedir ki artık, üşüdüğünüz zaman üzerinize giydiğiniz bir hırka kadar somuttur .durum gittikçe garip bir hal almaya başlar, insanlar yalnızlığınızın kokusunu almıştır. siz daha kafanızdaki soruları, kalbinizde ki bu acıyı çözmeye çalışırken bir de yapmacık insanların neden böyle duruyorsun, bir sorun mu var? gibi gereksiz sorularına maruz kalırsınız. burdan sonra zaten tutuşan kalbinizde artık yangınlar vardır. söndürmeye çalışayım derken alevler her yere yayılır ve siz yalnızlık içinde yanarsınız. söndürmek için bir fırsat yoktur artık, gittikçe alışırsınız bu yangın yerine. öğrenirsiniz yalnızlığı. iyileşmek için zaman, en azından bu iyiliği yapabilirim kendime dersiniz. zamanın bi b*ka yaramadığınıda böylece öğrenir ve bir lütuf olarak görürsünüz yalnızlığı ve en önemlisi yanmayı.. hata yapıp yapmadığınızdan emin değilsinizdir yine de uğraşmazsınız iyileşmek için. sonuçta ölen bir beden nasıl tekrar yaşama dönmüyorsa biz de yandık arkadaşlar geriye ne kaldı ki iyileşmek için çabalayacağız. işte bunları düşündüğünüz her an yalnızlığın en çok koyduğu andır.
devamını gör...

asla yapamasam da gerektiğinde hem kendim için hem de hayatımdaki insanlar için birilerinden ya da bi şeylerden vazgeçmenin doğru şey olduğunu.
devamını gör...

değerli yazar arkadaşımızdan, tarihin derinliklerine çok sofistike bir dokunuş..

tanım: çok zorlu şartlarda dahi dini inançlarını ön planda tutan teyzenin anlatıldığı başlık.
devamını gör...

karikatürler sanki ikiz gibi...*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çatır çutur yanan odunların sesi eşliğinde sırtüstü uzanıp anlamsızca tavanı seyrettiğimiz zamanlar. sonra tasarruflu ampuller çıktı mertlik bozuldu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim