the social dilemma
sosyal medyanın beni ilgi alanlarıma uygun içeriklerle buluşturduğunu herkes gibi seziyordum.arkadaşımla vintage kıyafet konuştuktan sonra karşıma onun çıkması vs gibi. hatta bazen aklımdan geçen ama sosyal medyada aratmadığım konularla ilgili karşıma içerikler çıkıyordu. bu da beni ürkütüyordu. fakat manipülasyonun bu denli sistemli yürütüldüğünü, algoritmalar üzerine bu denli hassas çalışıldığını filmi izlemeden önce tahmin edemezdim.iş gerçekten insan psikolojisini bozacak noktaya gelebiliyor.mesela ben ikili ilişkilerde güvensizlik yaşıyorum. bu bilgiden hareketle karşıma aldatma ile ilgili bir sürü hikaye, video çıkarıyorlar. ben de ilgimi çektiği için izliyorum ve dünyanın gerçekten güvensiz bir yer olduğuna hükmediyorum.evet dünya zaten güvensiz bir yer ama benim bu güvensizliği var olandan daha fazlaymış gibi algılamam ve devamlı bunun üzerine düşünmem beni tetikliyor mesela.ya da özellikle instagram'da mükemmel bedenler görüyorum.ben bunlara baktıkça karşıma daha fazlası çıkıyor keyif aldığım için bakmıyorum ama karşıma çıktıkça da bakmaktan kendimi alamıyorum.sonra kendimi berbat hissediyorum. aynadakine yabancılaşıyorum. oysaki en pespaye halimle bile dışarı çıksam hiç böyle hissettiğimi hatırlamıyorum. insanı cidden mental çöküntüye götürebilecek bir sistem. toplumsal güvensizliği ve linç kültürünü de arttırıyor. tabi ki bir üst akıl dünyayı ele geçirmek için sosyal medyayı başımıza bela etti falan gibi teorilere girmiycem, filmde de bundan bahsedilmiyor. asli amacın daha çok tıklanmak olması sistemi bu duruma getirdi, bazı gözlemlenemez sonuçlar ortaya çıkmaya başladı, sonrasında da gözlemlense de bu sonuçlar çıkarlar uğruna görmezden gelindi deniyor.
filmdeki en sevdiğim yer ise sonlarına doğru aslında bütün bunların nedeninin ölü bir ağacın diri bir ağaçtan daha fazla para etmesi, ya da ölü bir balinanın... şeklinde ilerleyen vurucu bölüm.
bence film kesinlikle izlenmeli. sosyal medyayı tamamen hayatımızdan çıkaramasak da kötü etkilerini daha aza indirebilmek açısından faydalı olacağına inanıyorum.
filmdeki en sevdiğim yer ise sonlarına doğru aslında bütün bunların nedeninin ölü bir ağacın diri bir ağaçtan daha fazla para etmesi, ya da ölü bir balinanın... şeklinde ilerleyen vurucu bölüm.
bence film kesinlikle izlenmeli. sosyal medyayı tamamen hayatımızdan çıkaramasak da kötü etkilerini daha aza indirebilmek açısından faydalı olacağına inanıyorum.
devamını gör...
arı
kur’an-ı kerim’de adı geçen sayılı hayvanlardandır. ve allah’ın arıya ilham ettiği ve emirler verdiği ayetler vardır. arının da karnından çıkan şerbetimsi sıvıda(bkz: bal) şifalar olduğu bildirilmektedir. *
devamını gör...
normal sözlük isim şehir hayvan turnuvası
şaka maka çok eğlenceli olabilecek hede.
düşünsenize zoomdan filan isim şehir oynadığımızı.
büyük ihtimalle şu ana kadar oynanmış en kalabalık isim şehir hayvan olurdu.
düşünsenize zoomdan filan isim şehir oynadığımızı.
büyük ihtimalle şu ana kadar oynanmış en kalabalık isim şehir hayvan olurdu.
devamını gör...
clytie (yazar)
bugün çok üstüne gidilmiş bir yazar. kendisini üzmesin. önüne baksın ve hep mutlu olsun. kendisini kafa sözlük’ün en zengin yazarını kaptığı için çekemiyorlar, çok ayıp çoook.*
devamını gör...
ekşi kokan başlıklar
malum mekanın küflenmiş ayrıştırıcı, ötekileştirici, cinsiyetçi zihniyetinin tezahürü olan başlıklar silsilesidir. uzak mesafeden bile oraya ait olduğu belli olan anlamsız mevzuları irdelemeye çalışan, hiçbir amaca hizmet etmeyen amiyane tabirle boş beleş işlerdir.
portakal çiçeğinin kokusundan şaşmamak gerek.
portakal çiçeğinin kokusundan şaşmamak gerek.
devamını gör...
beş para etmediği halde kendini iyi satan insan
zeki ve insan sarrafı olmuş insanlar karşısında başarızlığa uğrayacak olan insandır.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
kapanışa yakın coldboy robota dönüştü!! şok şok şok.. *
devamını gör...
sabır
insanın olumsuz ve katlanılmaz olan tüm süreçlere göğüs gerebildiği sürenin anlamı. bu aralar bende olmayan duygu.
devamını gör...
dirilmek
ön koşul olarak ölmeyi gerektiren eylemdir.
ben ilk öldüğümde dirileceğime inanmıyordum. aslında her seferinde içimde yeniden dirilmeyeceğime dair bir şüphe var. ama ölümler ve dirilmeler artıkça artık ne yaşamanın ne ölmenin ne de dirilmenin eski heyecanı kaldı.
ilk seferinde biraz korktuğumu da itiraf edeyim. çünkü insan bilmediği şeyden korkar. ben de ölünce ne olacağını bilmediğim için korktum. ama asıl korkum dirileceğimi anladığım an oldu. ne olarak dirileceğimi düşündüm önce, sonra da insan olarak dirileceksem eğer kim olacaktım. eğer aranızda bunu merak eden ölüler varsa diye söylüyorum; kendiniz olarak dirileceksiniz, hem de her seferinde.
ama ölüp dirildiğinizi fark etmek için otuz dokuz yaşına kadar beklemeniz gerekecek. o zaman kadar cahil bir sisyphos olarak yaşayacaksınız hayatınızı. aynı hataları yapacak, aynı acıları çekecek, aynı şeylere gülecek, aynı yerlerde takılıp düşeceksiniz. otuz dokuz yaşına geldiğinizde aynı insana dönüşeceksiniz.
sonra ölüp dirildiğinizi anlayacak ve o yaştan sonra yeni hatalar yapmamaya, yaptıklarınızı telafi etmeye ve daha mutlu olmaya başlayacaksınız. ölene kadar bu mutluluk sürecek. ya da siz öyle sanacaksınız, yani mutlu olduğunuzu ya da mutlu olmaya başladığınızı.
defalarca ölüp dirilince anlıyor insan mutluluk diye bir şey olmadığını. çünkü mutluluk hiç ölmemiş ya da ölüp de dirilmeyi becerememiş şairlerin uydurması.
mutlu olduğunuzu sandığınız her an, mutlu olacağınıza inandığınız her saniye, mutlulukla devam ettiğini sandığınız her gün aslında buğulu bir yanılsama.
çünkü lazarus her an sizi hayal kırıklığına uğratmak üzere beklemekte. hınç dolu, onun özel biri olarak kalmasını istemeyen dirilenlere karşı. her an kırık bir ses duyup mutluluğun o kadar yakın olmadığını anlayabilirsiniz.
ölüm allah’ın emri, dirilmek olmasaydı!
ben ilk öldüğümde dirileceğime inanmıyordum. aslında her seferinde içimde yeniden dirilmeyeceğime dair bir şüphe var. ama ölümler ve dirilmeler artıkça artık ne yaşamanın ne ölmenin ne de dirilmenin eski heyecanı kaldı.
ilk seferinde biraz korktuğumu da itiraf edeyim. çünkü insan bilmediği şeyden korkar. ben de ölünce ne olacağını bilmediğim için korktum. ama asıl korkum dirileceğimi anladığım an oldu. ne olarak dirileceğimi düşündüm önce, sonra da insan olarak dirileceksem eğer kim olacaktım. eğer aranızda bunu merak eden ölüler varsa diye söylüyorum; kendiniz olarak dirileceksiniz, hem de her seferinde.
ama ölüp dirildiğinizi fark etmek için otuz dokuz yaşına kadar beklemeniz gerekecek. o zaman kadar cahil bir sisyphos olarak yaşayacaksınız hayatınızı. aynı hataları yapacak, aynı acıları çekecek, aynı şeylere gülecek, aynı yerlerde takılıp düşeceksiniz. otuz dokuz yaşına geldiğinizde aynı insana dönüşeceksiniz.
sonra ölüp dirildiğinizi anlayacak ve o yaştan sonra yeni hatalar yapmamaya, yaptıklarınızı telafi etmeye ve daha mutlu olmaya başlayacaksınız. ölene kadar bu mutluluk sürecek. ya da siz öyle sanacaksınız, yani mutlu olduğunuzu ya da mutlu olmaya başladığınızı.
defalarca ölüp dirilince anlıyor insan mutluluk diye bir şey olmadığını. çünkü mutluluk hiç ölmemiş ya da ölüp de dirilmeyi becerememiş şairlerin uydurması.
mutlu olduğunuzu sandığınız her an, mutlu olacağınıza inandığınız her saniye, mutlulukla devam ettiğini sandığınız her gün aslında buğulu bir yanılsama.
çünkü lazarus her an sizi hayal kırıklığına uğratmak üzere beklemekte. hınç dolu, onun özel biri olarak kalmasını istemeyen dirilenlere karşı. her an kırık bir ses duyup mutluluğun o kadar yakın olmadığını anlayabilirsiniz.
ölüm allah’ın emri, dirilmek olmasaydı!
devamını gör...
ne kavgam bitti ne sevdam
atanamamış lucifer.
devamını gör...
sevgilinin sarılırken ağlaması
ne demiş gabriel garcia marguez
"akıttığın göz yaşlarını silmek yerine, akmasına neden olanları sil hayatından."
"akıttığın göz yaşlarını silmek yerine, akmasına neden olanları sil hayatından."
devamını gör...
musicbuddy
o kadar entryden 1 tane türkçe parça var o da buray
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının vasiyetleri
her yıl çeşitli bölgelerde 365 adet fidan diktirilmesi.
devamını gör...
insanı tüketen şeyler
çok düşünmek, çok ve boş konuşan insanlar, stres, depresyon. hepsi de ayrı bela.
devamını gör...
uzay mekiği alırken dikkat edilecek hususlar
kaç ışık yılı gitmiş çok önemli arkadaşlar. boya var mı yok mu iyice bir kontrol edin varsa tanıdık bir mekik tamirciniz sanayide ona başvurun. meko ekspertizde de mutlaka güvenilir bir yere danışın. ha ayrıca mekiğin devrini almadan ödeme yapmayın kazık yersiniz.
devamını gör...
3 şubat 2021 mansur yavaş’ın melih bulu’ya mektubu
her zamanki sağ duyulu üslubu ile bir mansur yavaş mektubu.
durum bundan daha makul anlatılmazdı.
durum bundan daha makul anlatılmazdı.
devamını gör...
yoldaş'tan normal sözlük yazarlarına açık mektup
hepimiz birimiz birimiz hepimiz için temalı mektuptur.
sözlük formatına sadık bir şekilde tanım yapılarak mektuba giriş yapılması da dikkatimden kaçmamıştır.
"yoldaş'ın dertlerini anlatacağı" şeklinde başladığı için eyvah ne oluyor, zeki müren misali bir kahır mektubu mu geliyor diye korkutmuş da olsa, devamında güzel haberler ve temennileri okumuş olmak mutlu etti. sanırım bir çok kişi de memnun. güzel günlere ve maviliklere sürelim motorları o halde...
sözlük formatına sadık bir şekilde tanım yapılarak mektuba giriş yapılması da dikkatimden kaçmamıştır.
"yoldaş'ın dertlerini anlatacağı" şeklinde başladığı için eyvah ne oluyor, zeki müren misali bir kahır mektubu mu geliyor diye korkutmuş da olsa, devamında güzel haberler ve temennileri okumuş olmak mutlu etti. sanırım bir çok kişi de memnun. güzel günlere ve maviliklere sürelim motorları o halde...
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...

