en bilinen adıyla şîîlik.

on iki imam inancının bilinen en eski adıdır şia.

kelime anlamı itibarı ile; taraf, taraftar demektir.

temelde ilk şiiler, imam ali (as) ın yanındaki bir kaç sahabe den oluşur. *

caferilik olarak anılmasının nedeni; 6.imam cafer i sadık(as) ın, yetiştirdiği 4000 öğrenciyi; dönemin siyasi boşluğundan yararlanıp, dünyanın her tarafına ilim öğrenmek isteyenlere göndermesidir. yani caferi dendiği zaman aynı zamanda şia denilmiş olur.

ehli sünnet mezheplerine en yakın mezhep olarak günümüze kadar gelmiştir. hatta hanifi mezhebinin imamı numan ibn sabit, 2 yıl imam cafer (as) in yanında eğitim görmüştür. *

caferiliği, ehlisünnet ten ayıran en belirgin özellik, sahabelerin eleştirilebilir olduğunu onların da hata yapabileceğini savunmasıdır. günahsız olma * sıfatının, sahabeyi kapsamadığını düşünürler. *

12 imam ın, 11 i şehid edilerek öldürülmüştür. 12.imam gaybet alemindedir. *
on iki imam;
imam ali murteza (as)
imam hasan mücteba (as)
imam hüseyin seyyid üş şüheda (as)
imam ali zeynelabidin (as)
imam muhammed bakır (as)
imam caferi sadık (as)
imam musa kazım (as)
imam ali rıza (as)
imam muhammed taki
imam ali naki (as)
imam hasan askeri (as)
imam muhammed mehdi(af) dir.

günümüzde;iran, ırak, azerbaycan, hindistan, lübnan, suriye, türkiye nin doğu anadolu bölgesinde ve dünyanın her yerinde 400 milyona yakın mensubu olduğu düşünülmektedir. en büyük 2.islami topluluktur.

inanç temelinde 12 imam (as) ın masumiyeti vardır. bu masumiyetin referansı ahzab suresi 33.ayettir.

şuara suresi 23.ayette; 12 imam(as) ın sevilmesi gerektiğini bizzat ayetle allah bize emreder.

tevella ve teberra

tevella; ehlibeyt imamlarını sevmek, onların gösterdiği yoldan gitmektir. ve onları sevenleri de sevmektir.

teberra; ehlibeyt imamlarına düşman olanlardan ve onlara düşman olanları sevenlerden beri olmaktır.

şîîlikte insanlar 3 sınıfa ayrılır;

1.sınıf müminlerdir.

mümin in tanımını şöyle yapar; doğru ve yanlış birbirinden ayrıldığı zaman, doğru yolu seçen ve iman edenler.

2.sınıf kafirlerdir.

kafir in tanımını şöyle yapar; doğru ve yanlış birbirinden ayrıldığı zaman, yanlış yolu seçen ve o yola iman edenler.

3. sınıf "dal" ehlidir.



*











dal ehlinin tanımını şöyle yapar;


doğru ve yanlış apaçık ortada değilse, bu noktada insan üzerindeki sorumluluk kalkar. yani allah; insanı, bilmediği bir konu hakkında cezalandırmaz. çünkü bu, allah ın "adalet" sıfatına aykırıdır.



dal ehli kendi içinde ikiye ayrılır;

kasır ; doğru ve yanlışın apaçık ortaya çıkması, kişinin iradesi dışında ise; * bu durumda kişinin sorumluluğu yoktur. bu kişi allah katında sorumlu değildir.

mekasır; doğru ve yanlışın apaçık ortaya çıkması kişinin iradesi dahilinde ise;* kişi tembelliğinden üşengeçliğinden bunu araştırmıyorsa, bu kişinin bunda sorumluluğu vardır. bu kişi allah katında sorumludur.
devamını gör...

röntgen veya sıvı kullanılmadan insanın üç boyutlu renkli görüntülenmesi ...
hastalık takibi veya teşhisinin
netleştirme için cihazlar,

sıfır atık bilinci için altyapı ve cihazlar,

herkesin ihtiyacı olan geçime ve işe sahip olması için eğitim
herkesin kendine gereken eğitimi ve tecrübeyi alabilmesi için iş

herşeyin tek bir şarj aletinin olması
...
devamını gör...

mutluluğu başka insanların mutluluğunu çalarak edinmeye çalışan insanların hikayesini anlatan kafa avcıları (hodejegerne) jo nesbø'nun aynı adlı 2008 yılındaki romanından uyarlanan 2011 yılı aksiyon ve gerilimle dolu norveç filmidir.
headhunters filmi oldukça sıradan başlasa da dakikalar geçtikçe heyecan tavan yapıyor. filmin yönetmeni morten tyldum, yıldızları nikolaj coster waldau (game of thrones - jaime lannister), aksel hennie ve synnøve macody lund. oyunculukları iyi, senaryosu sağlam bir film.
başarılı bir beyin avcısı olan roger kendi olanaklarının ötesinde lüks bir hayat yaşamaktadır. ikinci bir iş olarak sanat eseri hırsızlığı yapmaktadır. tanıştığı eski bir paralı asker olan clas'ın çok değerli bir tabloya sahip olduğunu öğrendiğinde tabloyu ele geçirmek için müthiş bir plan yapar. tabloya sahip olan yetenekli adam, peşine düşen deneyimli askerden kaçıp saklanmaya çalışacaktır.
hodejegerne.
devamını gör...

küçükken gittiğim berber trabzonluydu, hatırlıyorum dükkanında duvarda uzungöl' ün resimi asılıydı. yemyeşil bir yer, çift minareli cami ve göl.

çok sonra oraya gitmiş ve o cennet gibi yeri görmüştüm, arabadan iner inmez tertemiz havasından resmen sarhoş oluyordunuz. sonra araplara yaranacağız diye aşağıdaki hale getirmişler, şimdi o yapıların bir kısmını yıkacaklarmış, ne diyeyim allah.....

her şeyi allah' a havale ediyoruz zaten, yapacak bir şey yok maalesef.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

#892752 gerçekten ayırt edemedim ve bu muhteşem benzerlik karşısında lal oldum adeta. insanlar çift yaratıldığı gibi nickler de çift yaratılıyo belli ki..
devamını gör...

su hayatta cidden vefatina uzuldugum insanlarda biridir rasim oztekin.
bu arkadas icin soylenebilecek en net sey ise bazilari bilmem ne cocuguyum diyemezlerde boyle seyler soylerler.
devamını gör...

ne yazık ki türkiye'deki bazı iş yerlerinde bulunmayan dolaptır. *

evlerde de genelde dolap şeklinde değil de çekmece şeklinde bulunandır. içinde de -türk insanlarının hastalık hastası olması nedeniyle- bin bir çeşit ilaç bulunur. eğer evinizde yoksa * en azından bir ağrı kesici, yaralar için krem, yarabandı alıp koymak gerekir. yoksa insan ihtiyaç duyana kadar almayı unutuyor, ihtiyaç duyunca da gerekli malzemeleri bulmak için çırpınıyor. *
devamını gör...

dünya üzerinde fakat dünyadan kopuk/koparılmış insanlar.
devamını gör...

kendisi ile ilgili en büyük yanılgılardan bir tanesi alman milliyetçisi ya da yurtseveri olduğudur. fakat ne nazizm alman milliyetçiliğidir ne de hitler milliyetçidir. arendt'in söylediği gibi, totaliter hareketler her zaman için ulus aşırı bir boyuta sahiptir. mevcut ulus ile ve onun kendi tarihsel sınırları içerisinde kalıp gelişmesi ile ilgilenmezler; ufuklarında tüm dünya ve dünya hakimiyeti vardır. nazizmin amacı tüm dünyada ideolojisinin egemenliğini tesis etmekti, bolşevizmin amacı tüm dünyayı bir gün komünist yapmaktı. nazizmdeki üstün ırk almanlar değildir. nazizmin dünya hakimiyeti projesindeki mücadelede ortaya çıkacak ve o mücadele sırasında en üstün olduğunu kanıtlayacak ve o mücadele sırasında yaratılacak yeni bir ırktır. üstün ırk ss'lerin bünyesinden çıkacaktır. naziler bu üstün ırkı kendileri bilerek hazırlıyorlardı. sarışın, mavi gözlü ve diğer açılardan uygun fiziksel özelliklere sahip insanları almanlardan, bulgarlardan, boşnaklardan, fransızlardan ve işgal ettiler diğer bölgelerden toplayarak ss'lere kaydediyorlar ve bunları uygun kadınlar ile eşliyorlardı. işte bu ss'lerden yeni bir üstün ırk doğacaktı. almanlar üstün ırk değildi yani, yalnızca üstün ırka yakındılar. üstelik almanların da çeşitli kıyımlardan geçirilmesi için çeşitli hazırlıklar yapılmıştı. eğer savaş başarılı olsaydı almanlardan aile geçmeşinde kalıtsal hastalığı olanlar, zihinsel özrü olanlan vb. öldürülmeye başlanacaktı. bireysel olarak sağlıklı olmanız yetmiyor yani, soy ağacınızın da sağlıklı olması gerekiyor. bu yeni oluşturulmuş ırk global olarak tüm dünyada hakim olacaktı.

nazilerin yahudilere bu kadar takık olmalarının sebebi de bu küresel ve ulus üstü bakışlarıdır. çünkü yahudiler onların gözünde ulus üstüdür. bir çok ülkede bulunurlar ve tek bir ulusa bağlı değillerdir. her bir ülkede bulunurak perde arkasından aslında dünya egemenliğine sahiptirler nazilere göre. (tabi ki bunlar nazilerin inandıkları saçmalıklardır. ama görün işte adamlar bunlara gerçekten inanıyor ve bunun üzerine koca bir dünya savaşı başlatıyorlar.) mesela hitler sion yaşlılarının protokolleri kitabının gerçek olduğuna inanıyordu ve yahudilerin gerçekten o kitapta anlatılan taktikleri kullanarak dünyayı yönettiğini düşünüyordu. sonra kendisi bu kitabı almış ve orada söylenen şeyleri uygulamaya başlamıştır. yani naziler, yahudileri aşağı görmelerinin yanında, aynı zamanda küresel hakimiyet konusunda kendilerinin en büyük rakipleri olarak görüyorlardı. şu anda küresel hakimiyet yahudilerde ise ve üstün ırkın küresel hakimiyeti ele geçirmesi gerekiyorsa en başta mücadele etmesi gereken grup yahudiler oluyordu. çarpıtılmış dünya görüşlerine göre, sovyetler ve amerika ile savaşırken, aslında perde arkasında bu ülkeleri yönettiklerini düşündükleri yahudilere karşı savaştıklarına inanıyorlardı. nazizm gerçekten de kompo teorileri ile iğdiş edilmiş beyinlerin neler yapabileceğinin somut bir göstergesi olmuştur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sevmediğim insan tipi. tersini de sevmem; sürekli ciddiyet, sürekli asık surat... her şeyin yeri, sırası var. nerede nasıl davranması gerektiğini bilen insanla her yola gidilir.
devamını gör...

yapmadığım, yapmayacağım eylemdir. neredeyse her yazısını beğendiğim bir yazar olsa bile o yazısında tasvip etmediğim bir şeyler yazmış olabilir. ben beğendiysem okumuşumdur, bilginize..
devamını gör...

cinsiyet fark etmez , sevgili kişisi ya da arkadaş olabilir. eğer kafalar uyuşursa sohbet zevk verir. aynı dili konuşmak önemlidir.
devamını gör...

ya ben kasiyer olmak istiyordum. küçükken, pos cihazından kart çekme hareketi aşırı havalı geliyordu bana. bir de önlerindeki barkod okutucudan "biiip, biiip" diye geçirirlerdi ya o ürünleri, umarsızca bırakırlardı hani yandaki bölmeye.. *
devamını gör...

ege üniversitesi, kordon boyu, kemeraltı, çeşme, urla, bostanlı, fuar, küçükpark, gevrek, çiğdem...
eğer kendimi tutmazsam her şeyi yazabilirim. diğer yazarlara yazacak şeyler kalması için durmak zorundayım. gideyim ben bangoda kahvem var.
devamını gör...

genelde bu tarz durumlarda kullandığım bakınız için:
(bkz: başlık açarken çığır s.çmak)
devamını gör...

yayınlanan ilk türkçe kitap bilinenin aksine 1729 ylında arap alfabesi ile türkçe basılan "kitab-ı lûgat-ı vankulu" değil, ondan 11 yıl önce yani 1718'de nafpaktos ve arta metropoliti neofitos mavromatis'in yunanca harflerle türkçe ( yani karamanlıca) bastırttığı "hristiyan inancı antolojisi" isimli kitaptır.*

kaynak : 20. yüzyıl başlarında anadolu ve trakya' daki rum yerleşimleri / ari çokona
devamını gör...

bir döneme damga vuran feridun düzağaç şarkısıdır.

diyelim ki hoş geldin
peki beni çok sevecek misin?
yoksa sen de her düş gibi çabucak kırılıp dökülür müsün gözlerimden?


devamını gör...

insan başarısız olduğu, çabasının takdir edilmediği, varlığının önemsenmediği alandan veya insanlardan uzak duracaktır. bu sorunun o kadar çok sebebi var ki, o kadar.

-matematiği sevmeyen, bilmeyen ve matematikten anlamayan öğretmenlerin matematik öğretmeni olması (bunu söyleyip buna neyin sebep olabileceği konusunda düşünmemek çok acımasızca lütfen yapmayın). insanların ilgileri, yetenekleri doğrultusunda meslek seçimi yapabilmelerine izin vermeyen ekonomik, sosyal, kültürel bir sistemin varlığından söz edilebilir diye düşünüyorum. matematik bilen, seven, ilgi duyan insanlar neden matematik öğretmenliğini tercih etmiyorlar bu önemli bir soru bana kalırsa.

-mezun olup da atanma şerefine nail olan (çünkü güzel ülkemizde bu da deveye hendek atlatmaktan daha zor olabiliyor) bir öğretmenin mesleğine dair heyecan duymaması, duyamaması. bir yığın derdi var insanın. bir öğretmeni, diğer kimliklerinden sıyırıp sadece öğretmen olarak düşünmek doğru değil. her şeyden önce bahsedilen kişi bir insan ve her insan üzerinde ülkenin refah düzeyinin etkisi var.

-eleştirmeye çoğu zaman izin verilmemesi. dolayısıyla eleştirinin öğretilmemesi, sözel becerilerin gelişmemesi. kitap okumuyor oluşumuz. okuyan adama da madalya takılmıyor zaten son 10 yıldır. okumak elbette içsel motivasyon gerektiren bir eylemdir ancak bir çocuğa bu alışkanlığı kazandırabilmeniz için zaman zaman takdir etmeniz, ödüllendirmeniz yani öncelikle dışsal motivasyon sunmanız gerekebilir.

-matematiği neden öğrendiğimizi bilmememiz, bunun anlatılamaması

-öğretmenin kullandığı öğretim yöntemleri, bir canlının nasıl öğrenebileceğinin anlaşılamamış olması

-kalabalık sınıflar

-teknolojik yetersizlikler

-ilgisiz ebeveyn. "hocam benim çocuğum matematiği bir türlü yapamıyor" genellikle bu cümleyi anne kurar (çünkü çocuktan kadın sorumludur). o da dönemde bir kez geldiği (yani geliyorsa) veli toplantısında.

çoğunlukla edilgen cümleler kurduğumun farkındayım ama bazı şeyleri bireysel çabaların insafına bırakmak bana doğru gelmiyor. "ülkemizde matematiğin sevilmemesi" bir sistem sorunudur. bu sadece matematiğin sevilmemesi değildir. fiziğin sevilmemesi, tarihin sevilmemesi, geometrinin sevilmemesi, türkçenin sevilmemesi şeklinde listelenip uzatılabilir ancak hepsinin kaynağı aynıdır.

bireysel çabalar için bir öneri; çocuğun yapabilirim hissiyatını geliştirmek fayda sağlayabilir. her insanın farklı bir becerisi olduğu fikrinden yola çıkarak, kişinin bir alandaki yetkinliğini geliştirirseniz diğer alanlarda da başarılı olabileceğine dair kendisine güven duymasını sağlayabilirsiniz ve bu inancı yıkmadığınız sürece, ilgi ve destekle matematikte başarılı olacak ve başarılı olduğunu hissettiği alanı sevecektir.
devamını gör...

dünyanın en cesur kadını, efsanevi bir primatolog.

henüz üniversite mezunu bile değilken hayvanlara duyduğu büyük ilgi sonucunda iletişime geçtiği antropolog louis leakey'den gelen bir teklif sonucu önce 1958 yılında primat davranışları ve anatomisi üzerine eğitim almaya başlamış ve ardından 1960 yılında tanzanya-gombe'ye şempanzelerle ilgili bir saha araştırmasını yürütmeye gitmiştir. yaptığı işe olan büyük tutkusu ve bağlılığı sayesinde hakkında o güne dek pek az şey bildiğimiz kuzenlerimizle ilgili birçok öncü gözlemi jane goodall yapmıştır. küçük bir şempanze topluluğuyla kurduğu ilişkiler yoluyla yaptığı bu gözlemler yalnızca şempanzelerle olan ilişkimizi değiştirmekle kalmayıp aynı zamanda 'insan' üzerine yeniden düşünmemize yol açmıştır. eminim ben dahil birçok bilimcinin model aldığı insanların başında gelir.

jane goodall institute ve enstitüye bağlı olan roots & shoots adlı inisiyatiflerin de kurucusudur. ilerleyen yaşına rağmen bugün dahi oldukça aktif biçimde dünyayı daha güzel bir yer haline getirmeye çalışmaya devam etmektedir. hatta roots & shoots'un türkiye ayağı da yakın zamanda faaliyete geçmiştir.

son olarak, netflix'te de yer alan, goodall'ın hayatını anlatan jane belgeseli önerilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim