yazayım bu kez. düşünmeden, goygoya vurmadan, ağlamadan da. belki yazdıkça ağlarım bilmiyorum. muhtemelen. evet sözlükten ayrılacağıma dair yazdım geçen ve evet pek burada değilim ve gerçekten temelli gideceğim şu sıra açık duruyor öyle. ne olacağımı zerre bilmiyorum. sağlığıma kavuşamıyorum. burada intihar gibi can sıkıcı mevzular arttı son zamanlarda biliyorum, insanlar öyle bi duruma geldi ki şu an bu satırları yazarken ‘dikkat çekmek için intiharvari söylemlerde bulunmak’ konusuna değinmeden olmuyor. ben bu konulardan yaklaşık üç senedir çok sıkıldım. majör depresyon sürecinde fazlasıyla hayatım intiharın eşiğindeydi. bu yüzden bahsetmek konuşmak öyle yorucu ve sıkıcı ki. insanlar buraya intihar etmeden önce yazamazmış bilmem neymiş. aptal. tek kelimeyle aptalsın bunu söylediğin için her kimsen. daha önce sosyal medyaya ben ve tanıdıklarım dahil yazıp da intihara teşebbüs eden kişiler tanıyorum. aslında her gün haberlerde görüyoruz. sosyal medya profilleri intihar günlükleri gibi. artık eskisi gibi gizli saklı bir şey değil intihar mevzusu. yok kimseyle bir süre konuşmazmış bilmem neymiş. yaşamak böyle bir şey değil ki. “yaraların kabuğu kolayca kaldırılıyor halkın doğurgan dünyasına dalmakla” ve ufacık bi hareketin intihara ittiğini bilmemekten kaynaklanıyor bu ukalaca söylem. insan sandığımız kadar güçlü bir varlık değil. tamamen komik bi yapıya da sahip. her şey insanla iç içe ve öyle anlamsız ki. sağlıklı insanın bile hareketlerinde mantık ibaresi göremiyoruz ki sağlıksız bireylerin düşünce dünyasını tahmin bile etmek zor. ufacık yeğenimin bir olumsuz sözü bile beni aşağı çekiyor. bütün ruh halim alt üst oluyor. bu ne demek biliyor musun sen? (kime seslendiğimi bilmiyorum, belki ukala insanlara, yine de çok kızmıyorum) bu hayatı yaşamak kolay değil bana da olmadı. şu an ne durumdayım diye bahsedecek olursam işte bunu bilmiyorum. önceden sadece ölmek istiyordum, ölüm hep benimleydi, hep. şimdi dünyanın aptalca güzelliklerine inanmaya başladım ve hala sağlıklı olamıyorum. eziliyorum hayatın güzelliğine meylederken. kötü ufacık bir şeyde öfkemi kontrol edemiyorum. halbuki kırdaki zambak ve gökteki kuşu örnek almalıydım. bazen susmayı bilmeliydim. ve bir kapı olarak ölüm hep yine benimle duruyor orada. güzellikle ölüm arasında sıkıştım kaldım sanki. şunun bilgisine sahibim; ölümüm elimden olacak. ne zaman olduğunu şu an bilmiyorum. inandığım güzellikler beni bi gün yüz üstü bıraktığında ben de bırakacağım bu hayatı. okuyan var mı buraya kadar bilmiyorum ama boşuna korkmasın. yastığa koyduğum başım açtı sözlüğe içini döküyor. keşke korkulan başıma gelse fakat. allah’a inanıyorum, hep inandım, hep ona bıraktım, o hep benimleydi. onun beni bıraktığını hissettiğimde sanırım ben de bırakacağım hayatı. annemi çok özledim. yaşadığım şehri değiştireceğim annemin mezarı burada kalacak. nasıl hissedeceğimi hiç bilmiyorum. tanıdığım kimseyle aram eskisi gibi değil. akrabalarım, arkadaşlarım kimseyle yakın değilim artık. kendimi yapayalnız hissediyorum. kedilerim ölüyor elimde, ufacıktı bir aylıktı. hepsi gidiyor ben kalıyorum. üstelik niye bilmiyorum. yok ben konuşmaktan da yazmaktan da bıkmışım devam edemeyeceğim. şuradan gidene kadar kendi halimde takılırım. şimdi ağlayarak uyuyakalacağım.
devamını gör...

y kuşağına gazete sevdiren adam.
kaldı geriye cevapsız sorular...

mekanı cennet olsun.
devamını gör...

çingene pembesi de denilen fosforlu tonda göz alıcı bir pembe tonu.
devamını gör...

müzdarip olduğum başlıklardır. ben gece gece içli köfte'yi nereden bulayım. yapmayın sevgili yazarlar valla canımız çekiyor.
devamını gör...

odadan alacağın eşyayı almaya gittiğinde ne alacağını unutmak odadan çıktığında ne alacağının aklına gelmesi.
devamını gör...

erkek gibi davranmak, kültüre bağlı şekillenmiş bir ölçüt olduğundan katılmadığım tespit.

bir kadının nasıl ki dedikodu yapmak kadınlığını belirleyen bir unsur değilse erkeğin de kaşını aldırıyor olması cinsiyetini belirlemede bir unsur değil. son dönemde elbette cinsiyetler arasında bir flulaşma, sınırları hafifletme durumu baş gösterdi ancak bu kasıtlı hamleyi dahil etmiyorum değerlendirmeye. ben bugün bir erkeğe "ya erkek adamsın yakışıyor mu hiç kaş aldırmalar, canımlı cicimli konuşmalar?" dersem bir gün tutar biri de bana "kadınsın sen, ne işin var orada burada. erkek değilsin ki gece vakti tek başına dışarı çıkasın." der.

toplumsal cinsiyet normlarının boyunduruğundan kadınları kurtarmaya çalışırken erkekleri mahkum etmek olarak değerlendiriyorum bunu.
devamını gör...

beni üzen melektir. beş saniye içinde 20 tanım oylaması -eğer hepsini birden okuyup sonradan oylamıyorsa- artı oy verdiği tanımı hiç okumadığı anlamına geliyor bence. o 20 tanımı okuması en azından 3-5 dakikasını alır çünkü.

o kullanıcı bir like makinesi olmadığı gibi ben de alkışlarla yaşamıyorum nihayetinde. okuyup bir beğeni sonucu oylamadıktan sonra o artı oy gözümde hiçbir anlam ifade etmiyor. benimki de böylesi bir dert işte.
devamını gör...

crop top giyen erkekler 80 li yıllarda fazlaydı. hatta bunu rocky serisinde bol bol görebilirsiniz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

27 uydusundan 24'ü, isimlerini shakespeare oyunlarındaki karakterlerden almıştır.
devamını gör...

makine öğrenmesi olarak da bilinen, matematiksel ve istatistiksel yöntemler kullanarak öğrenebilen ve veriler üzerinden tahmin yapabilen algoritmalar oluşturmaya yönelik bir çeşit yapay zekâ dalı.

genel olarak denetimli ve denetimsiz öğrenme olarak 2 başlıkta inceleniyor.

denetimli öğrenme, en yaygın kullanılan yöntem. algoritmanın hangi sonuçları elde etmesi gerektiği ona öğretilerek uygulanıyor. yani verileri de sonuçları da makineye vererek, ondan bu bilgiler doğrultusunda veriler arasında bir ilişki kurmasını istersiniz. regresyon, sınıflandırma gibi alt başlıkları içerir.

denetimsiz öğrenme, veriler hakkında detaylı bilgiler vermeden, makinenin öğrenmesini sağlamaktır. yani makineyi kendi haline bırakmak gibidir. kümeleme, ilişkilendirme gibi alt başlıkları içerir.

bunlara ek olarak takviyeli, yoğun ya da yarı denetimli öğrenme gibi yöntemler de kullanılabilir.
devamını gör...

kitaba imza atıyorum sıkılacak seviyeye gelmedi daha ama hayırlısı diyelim.
devamını gör...

yahu ne güzel kalpli insanlar var dedirten kampanyadır. aklına gelenin düşünmesinde rol oynayan her hücresine teşekkür ediyorum. kendisini daha överdim de konudan çok sapmayayım*.

katılan her yazarımızın da yüreğine sağlık şimdiden, verdikleri misliyle geri döner umarım. kalbi güzel insanları ve böyle güzel girişimleri gördükçe bu sözlüğe üye olduğum için tekrar tekrar mutlu oluyorum. umarım daha nice böyle güzel kampanyada nice canlının umudu oluruz.
devamını gör...

kitabını geri alacağımız yazardır.
devamını gör...

doğrudan akademik zeka değil aslında*zekanın uzantısı başka göstergeler. hoş sohbet olması mesela. ne istediğini bilmesi de önemli. kadının nelerden hoşlandığını yakalaması, kabalaşmadan zorlamadan isteklerini ifade edebilmesi*, duyarlı olması, geri çekilmeyi alttan almayı bilmesi... işin özü paslaşmayı bilmesi. gelişine göre karşılık vermeyi çözecek kadar aklını kullanabilmesi. bunu için de eski travmalarını halletmiş, ders çıkarmış, olgunlaşmış olması lazım. baklavayı hepimiz seviyoruz ama çoğunlukla bakıp geçiyoruz.
devamını gör...

2016 senesinde çıkmış, 1 saat 56 dakikalık denis villeneuve filmi. 2002 senesinde aynı isimle çıkan kitaptan uyarlanmıştır. filmlerde genelde orta-uzun plan çekimler seven ben için bulunmaz nimet. bunun haricinde gözüme çarpan şey ise kullanılan renklerin doğallığıdır. üzerinde oynama yapılmamış bir film gibi dursa da, her sahnenin başlı başına bir tablo gibi oluşu çok hoş.

film, genel olarak bir anlaşamama üzerine kurulu. ve bize şu soruyu soruyor; hiçbir ortak noktan ve etkileşimin olmayan canlılarla nasıl iletişim kurabilirsin? kulağa ne kadar imkansız gelse de, film içinde bu sorunun cevaplandığını görmek oldukça tatmin edici.

değinmek istediğim bir diğer nokta ise filmin müzikleri. bir diğer girdimde de yazdığım üzere bu soundtrack'ler johann johannsson ve max richter tarafından bestelenmiş. ve yine bence harika ötesiler. gelelim nedenine;


filmde bahsi geçen, zamanın düz bir çizgi olarak ilerlemediği ve aslında bir çember olduğu fikri ve uzaylıların da dillerinin tamamen çemberlerden oluştuğu biliniyor. bu fikirlerin üzerine, soundtrack'lerde kullanılan circle of fifths yani beşli çemberi, bu temaya tam uyuyor. tabi insan bu detayı ilk öğrendiğinde hayranlığı bir kat daha artıyor.
örnek
devamını gör...

hep destek, tam destek. (bkz: cinnet geçirten yazım yanlışları)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


1900 ler |avrupa| o dönem dul bir erkekle evlenen kadın siyah gelinlik giyermiş. duvak beyaz kalmış onun sırrını çözemedim.
çok da şık görünüyorlar belirtmeden geçemedim.

dünden bugüne, her dönem farklı renk gelinlik giyinilmiş. antik yunan da sarı, osmanlı da bir dönem kırmızı ve mavi renkler tercih edilmiş. en son beyaz da karar kıldılar. kara bahtım kör kaderim deyip gri renk tercih edecek değillerdi.

neyse efendim,
onlar erdi muradına biz de çıkalım kerevetine..*
devamını gör...

dış görünüşten çok daha derinleri gören anne bakışıdır. her insana anne gibi baksak güzellik kavramımız bu kadar sığ olmazdı belkide.
devamını gör...

yapamadığınız ya da canınızın öyle istediği şeyi yapmayışınızın her şeyin fesadı olmuşsunuz yahu.
bırak isteyen istediğini yapsın. onun da çok umrunda itici bulman, sabaha kaaa uyuyamayacak şimdi.
özgürlük özgürlük diye paralananlar onu bunu itici bulup, demorolize etme peşinde.
bir süredir kendi resmim yok, karar veremedim verince en bi güzelini koyup cılaappss diye koycam efenim.
devamını gör...

1. dersim değil tunceli.
2. dersim katliamı diye bir şey yoktur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim