hristiyan olmak için gerekenler
hangi mezhebe eğildiğinize veya çekildiğinize bağlıdır. katokiklik için geneli itibariyle iyi bir katekizmden geçmeniz beklenir, bir yıl kadar sürer, bu, kişi için de faydalı olan, mantıklı bir uygulamadır kanımca. çoğu protestan geleneğinde bu kadar uzun ve detaylı öğrenim süreçlerinden geçilmez örneğin, dört ay gibi bir süre sonucunda vaftizinizi alabilirsiniz.
ortodokslukta da bir manevi eğitim ve formasyon süreci vardır, onun bitiminde kiliseye kabul edilirsiniz.
öğretim süre ve yöntemleri mezhebe göre değişir, ama kemik yapıları değişmez. nihayetinde, hristiyanlık içine girme açısından kolay bir dindir, ama hakkında bilinmesi gerek olan pek çok şeyi vardır.
ortodokslukta da bir manevi eğitim ve formasyon süreci vardır, onun bitiminde kiliseye kabul edilirsiniz.
öğretim süre ve yöntemleri mezhebe göre değişir, ama kemik yapıları değişmez. nihayetinde, hristiyanlık içine girme açısından kolay bir dindir, ama hakkında bilinmesi gerek olan pek çok şeyi vardır.
devamını gör...
smokin
davete katılan erkeklerin, sigara içilen odaya giderken üzerlerine koku sinmesin diye giydiği cekettir. ilk çıkış noktası bu şekilde olmuştur. eskiden fransa'da "smoking jacket" olarak bilinen bu ceket, daha sonraları ise "smoking" olarak anılmaya başlanmış. biz de dilimize "smokin" olarak almışız.
smokin, tuxedo kumaşından dikilir. bu ceketlerde tuxedo kumaşının tercih edilme sebebi ise; kapalı ortamlarda sigara ve yağ gibi kötü kokuları içine çekip, açık havada kokuyu dışarı verecek şekilde işlenmiş olmasıdır.
smokin, tuxedo kumaşından dikilir. bu ceketlerde tuxedo kumaşının tercih edilme sebebi ise; kapalı ortamlarda sigara ve yağ gibi kötü kokuları içine çekip, açık havada kokuyu dışarı verecek şekilde işlenmiş olmasıdır.
devamını gör...
bir kedinin öğrenmesi gereken şeyler
annenin çalışması lazım canım oğlum. 7/24 seninle oynayamaz, bunda anlaşalım. sonra sen istediğinde uyuyup, sen oyun istediğinde anneyi uyandıramazsın.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
herkesin sırları vardır.
devamını gör...
bir başkadır
"insanlarla gerçek samimi ilişkiler kurmak istiyorsan, kendileri olmalarına izin vermen lazım"
devamını gör...
iki kişilik yalnızlık
almancada zweisamkeit kelimesi de iki kişilik yalnızlık anlamına geliyor. ama olumlu anlamda bir yalnızlık söz konusu. birbiriyle çok uyumlu iki kişinin başkalarına ihtiyaç duymadan yaşaması, birlikte aynı dünyaya sahip olması kastediliyor.
devamını gör...
olmak istenen cansız varlık
insan.
devamını gör...
biraz soluklan yiğidim
biraz önce takipçilerimin hesaplarında gezerken karşılaştığım uyarı. hem beğeni, hem favori banı yedim.
devamını gör...
kediler konuşabilse ilk söyleyecekleri sözler
ulan beni kısırlaştırdınız ya, ahirette iki elim, aa böcek mi lan o ?
devamını gör...
yazarların kendinde en nefret ettiği özellik
kendim icin bisey yapmayi istemeyi olmamasi gereken bisey olarak gormek. ayipmis gibi sucmus gibi normal degilmis gibi.. baskalarina kosarken hep kendimi ertelemek.
devamını gör...
normal sözlük bug'ları
istediğim kadar büyük harf kullanırım
edit: sevgili @iko anında müdahale etmiş ve düzeltmiş.
artık istediğim kadar büyük harf kullanamayacağım :/
edit: sevgili @iko anında müdahale etmiş ve düzeltmiş.
artık istediğim kadar büyük harf kullanamayacağım :/
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
selde bağcan
o günler
o günler
devamını gör...
telefon joker hakkını kullanıp joker'i aramak
arkham city'lileri çılgına çevirecek saçma sapan olaydır.
devamını gör...
sevgi eksikliği
çocuklukta yaşanan sevgi eksikliği ilerde ilgi hastalığı yapar.
devamını gör...
annelerin çöp diye attığı muhteşem şeyler
sürpriz yumurtadan çıkan oyuncaklar. yaklaşık 10 yıllık emeğim boşa gitmişti. halbuki en sevdiğim oyuncaklar onlardı. halen anlam veremiyorum neden çöpe attığını. *
devamını gör...
köygöçüren
özellikle ege ve akdeniz bölgesinde bir tür kertenkeleye halk arasında verilen isimdir. süleymancık ya da türk keleri olarak bilinen bu türler minnoş ve zararsız canlılardır, öldürmenize gerek yoktur. açık pembe, şeffafımsı rengi ve pörtlek siyah gözleri vardır. evdeki böcek ve sinekleri yiyerek beslenirler. link
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
ekşi sözlükteki gibi girdiğim bir başlığa sonradan yazanlar varsa kolayca o başlıkları göreyim.
mesajlar için görsel ekleme olursa güzel olur.
daha fazla tema desteği.
çok tanım girene kitap vs gibi saçma etkinliklerin kaldırılması. burayı gerçekten seven, bir şeyler paylaşmak isteyen gelsin. iki kitaba bin tane saçma başlık ve tanım açacak adamlara gerek yok.
mesajlar için görsel ekleme olursa güzel olur.
daha fazla tema desteği.
çok tanım girene kitap vs gibi saçma etkinliklerin kaldırılması. burayı gerçekten seven, bir şeyler paylaşmak isteyen gelsin. iki kitaba bin tane saçma başlık ve tanım açacak adamlara gerek yok.
devamını gör...
bayram
dinle diyanetle işim yok benim. takribi 15 senedir falan deistim. belki biraz daha uzun süredir. iyi bir insan olmaya çalışmak dışında hiçbir kurala inanmıyorum. kendi değer yargılarıma göre iyi biri olmayıysa bazen beceriyor bazen beceremiyorum. herkes gibi, hepimiz gibi zaaflarıma yenik düşüyorum zaman zaman. çuvaldız iyi dostumdur ama. yakından tanırız birbirimizi. ramazanla ilgili görüş beyan etmeyeceğim. çekindiğimden değil ama kimseyi incitmenin alemi yok. aşağı yukarı tahmin ediyorsunuzdur zaten neler düşündüğümü. ne benim buraya yazacaklarımla biri ikna olacak ne ben bu ayın gerekleri yerine getirildiğinde eriştiği kutsal makamı kabul edeceğim. o halde ne gereği var? geçiyorum.
bayram. herhangi bir bayram. dini ya da milli. tatil günleri. ya da herhangi bir başka özel gün. doğum günü, sevgililer günü, anneler günü, işçi bayramı, 23 nisan, yerli malı haftası, kabotaj bayramı... toplumun genelinin sıradan olmayan diye tanımladığı, manalı ya da manasız herhangi bir günü hep coşkuyla, sıradan olmayan şekilde deneyimledim ben bizim evde çocukluğum boyunca. farklı bir gün yaşamak için bir fırsat, bir bahane gibi görürdü babam böyle günleri. eğlenmeyi seven bir adamdı. eğlendirmeyi de. genelde düşük olan enerjisiyle evimizin stres unsuru olan annemle ilişkilerinin dinamiği buydu sanırım. biri diğerini yükseltmeye, diğeri birinin yüksek haliyle eğlenmeye alışmıştı zannediyorum yıllar içinde. şimdi bir bizim ev yok gerçi. babam öldü. annem, ölümün kıyısına kadar gitmiş gelmiş ve artık açıkçası hem fiziksel hem de mental anlamda çok güven veren biri olmadığı için, evini kapatmadıysa da kah orada kah başka yerde. ama burada değil. neyse.
badem gözlüm,
hokka burunlum,
kalem kaşlım,
sırma saçlım,
elma yanaklım,
kiraz dudaklım,
bal yüzlüm,
canım kızım hadi kalk. bugün ........ ! *
bugün onsuz geçirdiğim ilk dini bayram. bu şiiri duymadan uyandığım ilk bayram değil evet ama bir daha kurulan büyük bayram sofrasında "yemek arasında su içmeyin kızım" diyemeyeceğinin hüznünü en çok hissettiğim gün bugün. dindar bir adamdı söylemiş miydim? o yüzden en çok, yıllardır çok istemesine rağmen sağlık sorunları hasebiyle* tutamadığı orucun bitimini müjdeleyen(!) bu bayramı severdi. ve bu bayramda tüm ailesinin bir arada olduğu, herkesin en sevdiği yemeğin yapıldığı büyük bayram sofrasını. onsuz bir arada olacağımız ilk bayram sofrasında bamya'dan o kadar keyif alamayacağımı bilmek, bugünkü tek derdim olsaydı keşke.
dün gece bir başlık görmüştüm. cüzdanda fotoğraf taşımak. cız etti içim. yazacaktım sonra elim gitmedi. yanlış yaptım. şimdi istemeye istemeye ama yazmam gerektiğini bildiğim için geldiğim bu başlıkta yine aklımda dün geceki kelimeler uçuşuyor. düştü mü bir şey aklıma onu içimden çıkarmadan rahat edemiyorum ben. bir türlü salamıyorum, bırakamıyorum, unutamıyorum. illa söylenmesi gerekenler söylenecek. illa yapılması gerekenler yapılacak. illa bütün çemberler tamamlanacak. bırak dağınık kalsın. kalamaz. neden? sence?

böyle bir eski cüzdanını bulduk çekmecesinde öldükten sonra. vesikalıkları yan yana getirmiş bir de üzerinden bantlamış güzelce. yahu bari arkalarından yap. yapmamış. ben anlıyorum nedenini. merak edeniniz varsa size de anlatayım. hiç umursamazdı görselliği. bir şey olması gerektiği halini, nasıl görünerek gerçekleştirebiliyorsa en güzel halinin o olduğuna inanırdı. bu fotoğrafların büyükten küçüğe yan yana durması gerekiyor cüzdanında. ayrılmayacak, parçalanmayacak, dağılmayacak şekilde. ve hep. o halde ne yapmalı, bantlamalı üzerinden. başka bir şeye gerek var mı? yok. ablam doğum yaptı, fotoğrafçı çekim için hastane odasına gelmeden önce allık sürdü yanaklarına diye 40 saat trip attı babam. yahu sen aptalsın, ne kadar güzel göründüğünün farkında değil misin, bu boyalara ne ihtiyacın var senin diye. telefon rehberine üç kızını şöyle kaydetmişti: b. kızım, o. kızım, k. kızım. o. kızım olay çıkardı tabi;
-baba allahını seversen o. kızım ne?
-ne yavrum? ortanca kızım işte.
-baba!
-ne?
hayır hayır aptal değil. zehir gibi adamdı. eğitim hayatı da başarılarla dolu, iş hayatı da, sosyal yaşantısı da. şimdi sence sorusunun cevabı anlam kazanmıştır diye düşünüyorum. bence kazanıyor çünkü. geçelim.
en sevdiği bayramda, üstelik onsuz ilk dini bayramda mezarına gidemedim. "mezarlık ziyareti diye bir şeyin dinde yeri, anlamı yok kızım, ha mezar başında ha evde dua etmişsin aynı şey" görüşünü savunduğunu bilsem de babamın, en azından fotoğrafta beni sağlarına iliştirdiği insanlara sarılabilmeyi, inandığı dine göre bizi görebiliyorsa şayet, bir arada o allahın belası mezarlıkta olabilmeyi isterdim. ayrılmayacak, parçalanmayacak, dağılmayacak şekilde.
olmadı. olamadı bayram mayram.
bayram. herhangi bir bayram. dini ya da milli. tatil günleri. ya da herhangi bir başka özel gün. doğum günü, sevgililer günü, anneler günü, işçi bayramı, 23 nisan, yerli malı haftası, kabotaj bayramı... toplumun genelinin sıradan olmayan diye tanımladığı, manalı ya da manasız herhangi bir günü hep coşkuyla, sıradan olmayan şekilde deneyimledim ben bizim evde çocukluğum boyunca. farklı bir gün yaşamak için bir fırsat, bir bahane gibi görürdü babam böyle günleri. eğlenmeyi seven bir adamdı. eğlendirmeyi de. genelde düşük olan enerjisiyle evimizin stres unsuru olan annemle ilişkilerinin dinamiği buydu sanırım. biri diğerini yükseltmeye, diğeri birinin yüksek haliyle eğlenmeye alışmıştı zannediyorum yıllar içinde. şimdi bir bizim ev yok gerçi. babam öldü. annem, ölümün kıyısına kadar gitmiş gelmiş ve artık açıkçası hem fiziksel hem de mental anlamda çok güven veren biri olmadığı için, evini kapatmadıysa da kah orada kah başka yerde. ama burada değil. neyse.
badem gözlüm,
hokka burunlum,
kalem kaşlım,
sırma saçlım,
elma yanaklım,
kiraz dudaklım,
bal yüzlüm,
canım kızım hadi kalk. bugün ........ ! *
bugün onsuz geçirdiğim ilk dini bayram. bu şiiri duymadan uyandığım ilk bayram değil evet ama bir daha kurulan büyük bayram sofrasında "yemek arasında su içmeyin kızım" diyemeyeceğinin hüznünü en çok hissettiğim gün bugün. dindar bir adamdı söylemiş miydim? o yüzden en çok, yıllardır çok istemesine rağmen sağlık sorunları hasebiyle* tutamadığı orucun bitimini müjdeleyen(!) bu bayramı severdi. ve bu bayramda tüm ailesinin bir arada olduğu, herkesin en sevdiği yemeğin yapıldığı büyük bayram sofrasını. onsuz bir arada olacağımız ilk bayram sofrasında bamya'dan o kadar keyif alamayacağımı bilmek, bugünkü tek derdim olsaydı keşke.
dün gece bir başlık görmüştüm. cüzdanda fotoğraf taşımak. cız etti içim. yazacaktım sonra elim gitmedi. yanlış yaptım. şimdi istemeye istemeye ama yazmam gerektiğini bildiğim için geldiğim bu başlıkta yine aklımda dün geceki kelimeler uçuşuyor. düştü mü bir şey aklıma onu içimden çıkarmadan rahat edemiyorum ben. bir türlü salamıyorum, bırakamıyorum, unutamıyorum. illa söylenmesi gerekenler söylenecek. illa yapılması gerekenler yapılacak. illa bütün çemberler tamamlanacak. bırak dağınık kalsın. kalamaz. neden? sence?

böyle bir eski cüzdanını bulduk çekmecesinde öldükten sonra. vesikalıkları yan yana getirmiş bir de üzerinden bantlamış güzelce. yahu bari arkalarından yap. yapmamış. ben anlıyorum nedenini. merak edeniniz varsa size de anlatayım. hiç umursamazdı görselliği. bir şey olması gerektiği halini, nasıl görünerek gerçekleştirebiliyorsa en güzel halinin o olduğuna inanırdı. bu fotoğrafların büyükten küçüğe yan yana durması gerekiyor cüzdanında. ayrılmayacak, parçalanmayacak, dağılmayacak şekilde. ve hep. o halde ne yapmalı, bantlamalı üzerinden. başka bir şeye gerek var mı? yok. ablam doğum yaptı, fotoğrafçı çekim için hastane odasına gelmeden önce allık sürdü yanaklarına diye 40 saat trip attı babam. yahu sen aptalsın, ne kadar güzel göründüğünün farkında değil misin, bu boyalara ne ihtiyacın var senin diye. telefon rehberine üç kızını şöyle kaydetmişti: b. kızım, o. kızım, k. kızım. o. kızım olay çıkardı tabi;
-baba allahını seversen o. kızım ne?
-ne yavrum? ortanca kızım işte.
-baba!
-ne?
hayır hayır aptal değil. zehir gibi adamdı. eğitim hayatı da başarılarla dolu, iş hayatı da, sosyal yaşantısı da. şimdi sence sorusunun cevabı anlam kazanmıştır diye düşünüyorum. bence kazanıyor çünkü. geçelim.
en sevdiği bayramda, üstelik onsuz ilk dini bayramda mezarına gidemedim. "mezarlık ziyareti diye bir şeyin dinde yeri, anlamı yok kızım, ha mezar başında ha evde dua etmişsin aynı şey" görüşünü savunduğunu bilsem de babamın, en azından fotoğrafta beni sağlarına iliştirdiği insanlara sarılabilmeyi, inandığı dine göre bizi görebiliyorsa şayet, bir arada o allahın belası mezarlıkta olabilmeyi isterdim. ayrılmayacak, parçalanmayacak, dağılmayacak şekilde.
olmadı. olamadı bayram mayram.
devamını gör...

