türk dizilerinin saçmalığı
dizilerin yarısı bakışmalarla geçer.
devamını gör...
yeraltı edebiyatı
yazılanlara baktım da bazıları tekrara girecek olsun.
edebiyat, sanat iyi olanı, biçimsel olarak ve içeriksel olarak güzel olanı anlatmak gibi bir misyon ediniyor genellikle kendine. işte söz sanatları, tek ve büyük aşk anlatıları, iyilerin kazanması vs gibi.
fakat yeraltı edebiyatı başlığında diğer sanatları da düşünecek olursak. edebiyat/sanat güzel olanı, güzel bir şekilde anlatmak zorunda değil. zaten bu belli bir doğrunun olmadığı ve hiç bir zaman da olmayacağı sanat sanat için mi yoksa halk için mi gibi bir tartışma.
yeraltı edebiyatı bu güzel olanı, güzel bir şekilde anlatmanın anlamsız olmasından çıkıyor biraz da.
evet eril dil olacak, evet cinayet, fuhuş, uyuşturucu olacak, üstte yazan birine katılıyorum toplumdan dışlanan, sevilmeyen bir anti-kahramanı olacak.
bu sizi rahatsız edebilir, zorlama gelebilir, bu edebiyatı seven insanlar boş insanlar gelebilir. amma lakin ki bu edebiyatı seven, elimden geldiğince çoğu kitabını okuyan biri olarak değildir.
elbette eleştirilebilecek kısımları var. örneğin bandrol işi yazılanlardan bir tanesi.
fakat ruhumuzun asi, tutunmayı reddeden, kontrollü dibe vurmaktan hoşlanan fakat modern hayat koşullarında bu tarafını elimizden geldiğince baskı altına alan bizleri, akşamları sigaramızı yakıp, bu türe ait kitaplar eşliğinde asla yaşayamayacağımız hayatları, olayları okuma keyfini küçümsemek de hoş değil.
son olarak:
asilerin,
kaybedenlerin,
hayalperestlerin,
küfürbazların,
günahkârların,
beyaz zencilerin,
aşağı tırmananların,
yola çıkmaktan çekinmeyenlerin,
uçurumdan atlayanların...
dili, sesi yeraltı edebiyatı...
edebiyat, sanat iyi olanı, biçimsel olarak ve içeriksel olarak güzel olanı anlatmak gibi bir misyon ediniyor genellikle kendine. işte söz sanatları, tek ve büyük aşk anlatıları, iyilerin kazanması vs gibi.
fakat yeraltı edebiyatı başlığında diğer sanatları da düşünecek olursak. edebiyat/sanat güzel olanı, güzel bir şekilde anlatmak zorunda değil. zaten bu belli bir doğrunun olmadığı ve hiç bir zaman da olmayacağı sanat sanat için mi yoksa halk için mi gibi bir tartışma.
yeraltı edebiyatı bu güzel olanı, güzel bir şekilde anlatmanın anlamsız olmasından çıkıyor biraz da.
evet eril dil olacak, evet cinayet, fuhuş, uyuşturucu olacak, üstte yazan birine katılıyorum toplumdan dışlanan, sevilmeyen bir anti-kahramanı olacak.
bu sizi rahatsız edebilir, zorlama gelebilir, bu edebiyatı seven insanlar boş insanlar gelebilir. amma lakin ki bu edebiyatı seven, elimden geldiğince çoğu kitabını okuyan biri olarak değildir.
elbette eleştirilebilecek kısımları var. örneğin bandrol işi yazılanlardan bir tanesi.
fakat ruhumuzun asi, tutunmayı reddeden, kontrollü dibe vurmaktan hoşlanan fakat modern hayat koşullarında bu tarafını elimizden geldiğince baskı altına alan bizleri, akşamları sigaramızı yakıp, bu türe ait kitaplar eşliğinde asla yaşayamayacağımız hayatları, olayları okuma keyfini küçümsemek de hoş değil.
son olarak:
asilerin,
kaybedenlerin,
hayalperestlerin,
küfürbazların,
günahkârların,
beyaz zencilerin,
aşağı tırmananların,
yola çıkmaktan çekinmeyenlerin,
uçurumdan atlayanların...
dili, sesi yeraltı edebiyatı...
devamını gör...
ders anlatmak
çok zorlu ve sabır isteyen meziyet.
benlik hiç değil, kardeşime çözemediği soruyu anlatırken bile aval aval suratıma bakarsa sinirlenip çıkışıyorum. sabır işi anacım bu.
benlik hiç değil, kardeşime çözemediği soruyu anlatırken bile aval aval suratıma bakarsa sinirlenip çıkışıyorum. sabır işi anacım bu.
devamını gör...
zeybek
uzun boylu kişilere daha çok yakıştırdığım halk oyunudur. aynı zamanda rahmetli dedemin de lakabıdır. hayır egeli falan da değil adam, allahın istanbullusu. (güzel zeybek oynarmış ama.)
ege bölgesinde bulunan neredeyse her ilin, hatta ilçenin kendine ait bir zeybeği mutlaka vardır. kimisi birbirine çok benzer, kimisi ise birbirinden çok farklıdır. biz her türlüsünü severiz.
ege bölgesinde bulunan neredeyse her ilin, hatta ilçenin kendine ait bir zeybeği mutlaka vardır. kimisi birbirine çok benzer, kimisi ise birbirinden çok farklıdır. biz her türlüsünü severiz.
devamını gör...
işaret parmağı
okullarda, öğrencilerin öğretmenlerinden izin alabilmek için kullandıkları parmak.
devamını gör...
ilk seksi hayal kırıklığı olan insan
(bkz: entry nick uyumu)
devamını gör...
normal sözlük su tasarrufu hareketi
istanbul ve ankara gibi büyükşehirlerin susuz kalma ihtimalinin olduğu şu günlerde daha da dikkat etmemiz gerekir.
su ayak izinizi hesaplayıp ne kadar su tükettiğinizi görünce sizde tasarruf yapabilmek için elinizden geleni yapabilirsiniz.
www.yarininsuyu.com/
su ayak izinizi hesaplayıp ne kadar su tükettiğinizi görünce sizde tasarruf yapabilmek için elinizden geleni yapabilirsiniz.
www.yarininsuyu.com/
devamını gör...
10 yaşındaki çocuğa tecavüz etmeye çalışırken yakalanan kişi
pedofili bu ülkede büyük sorun.
(bkz: kastrasyon) kimyasal hadım bunun gibi suçüstü durumlarda ceza olarak kullanılmalı.
cinsel istismarcıların ağırlıklı erkek olduğunu düşünecek olursak, testosteron dediğimiz hormonu azaltıcı birtakım ilaçların kişilere verilmesi ve bu ilaçların kişilerin ömür boyu almasını sağlayarak cinsel fonksiyonlarını azaltmak bu gibi sapıklar için uygun bir ceza olabilir.
(bkz: kastrasyon) kimyasal hadım bunun gibi suçüstü durumlarda ceza olarak kullanılmalı.
cinsel istismarcıların ağırlıklı erkek olduğunu düşünecek olursak, testosteron dediğimiz hormonu azaltıcı birtakım ilaçların kişilere verilmesi ve bu ilaçların kişilerin ömür boyu almasını sağlayarak cinsel fonksiyonlarını azaltmak bu gibi sapıklar için uygun bir ceza olabilir.
devamını gör...
dinozorların hiç jurassic park izleyememiş olması
dinazorları bilmem ama dinozorlar hiç izlemedi.
devamını gör...
pitaya
diğer ismi ejder meyvesidir. c vitamini açısından oldukça zengin olup antioksidan özelliği göstermektedir. kalsiyum oranı da oldukça fazla olduğu için kemiklerin gelişmesinde önemli rol oynamaktadır.
devamını gör...
ataerkil sisteme tapılmasının nedeni
affınıza sığınarak belki onlarca saat anlattığım, üzerine yüzlerce sayfa okuduğum ve mütemadiyen yazdığım bir konu olan patriyarka ve kapitalizm ilişkisi üzerine elimden geldiğince kısa tutarak bu başlığa bir izah getirmek istiyorum.
patriyarka esasen erkek egemenliği olarak tarifleyebileceğimiz bir toplumsal örgütlenme, toplumsal ve sosyal bir sistemdir. temeli kadın ve erkekler arasında erkek lehine mütemadi bir ayrımcılık ve eşitsizliğe dayanır.
patriyarkanın binlerce yıllık bir geçmişi vardır, açık ve geniş tarifiyle patriyarka, mülkiyetin/devletin/iş bölümünün/ailenin/dinlerin doğduğu ilk ana kadar gider. ve patriyarka o günden bugüne kendini yeniden üreten ve bütün hayatımızı saran bir sistemdir.
örneğin kadınların evrimimiz henüz sürerken bir takım fiziksel aktivitelerden alıkonulması ve bedenlerinin ufalması sonucu dahi patriyarkaya dayanır.
patriyarka; cinsiyet temelli ezme ezilme ilişkilerininin, kadın beden, emek ve kimliği üzerinde erkekler tarafından kuruldan tahakkümün ve cinsiyet temelli eşitsizliklerin ana kaynağı olarak bugüne kadar kendini taşımıştır.
ayrıca patriyarka toplumsal cinsiyet normları (bkz: cinsiyet belası), dinler ve kültürel hegemonyasını empoze eden televizyondan sanata, sanattan eğitime bütün hayatı kapsayan ikna ve zor mekanizmaları ve devletler eliyle (bkz: devlet ve devrim) kendini sürekli yeniden üretir.
işte bu kadim zorbalık, kapitalizmin doğuşuyla bu yeni üretim tarzına eklemlenir. ve artık patriyarkal kapitalizm dediğimiz sistem karşımıza çıkar.
peki ne demektir kapitalizmle patriyarkanın "evliliği"?
kapitalizm, kendi temel dürtüsü olan sermaye lehine olabilecek olan bütün sosyal sistemleri kendisine katma eğilimi gereği, patriyarkayı burjuvazinin lehine olabilecek bütün yönleriyle kendisine katmış ve desteklemiştir. ve bu pek çok yönüyle kapitalizmi kuvvetlendirmiştir. konuyla ilgili şuraya tatlı ve anlaşılır bir yazı bırakayım da tanımım azıcık kısalsın.*
velhasıl kelam patriyarkal kapitalizm ya da kapitalist patriyarka, bir sistemdir ve hayatımızın her yerindedir. konu bir "tapınılma" meselesinden daha çok, somut durumun somut sonuçlarının görünmesidir.
erkekler; egemen oldukları ve ev içi ücretsiz emek başta olmak üzere, kadın, beden ve emeği üzerindeki tahakkümleriyle avantajlı ve daha "konforlu" yaşamlara kavuştuları için, kapitalizm ise kadınların ücretli ve ücretsiz emekleri üzerindeki sömürü silsilesiyle daha çok kar ettiği ve artı değer üretebildigi için asla ataerkiden vazgeçmek istemezler. (bkz: ailenin, özel mülkiyetin ve devletin kökeni)
bundan mütevellit bu erkekliğe tapınma hali olağan ve tutarlı bir sonuçtur.
peki bu silsile eğitimle, adaletle ve yahutta patriyarkal kapitalizmi yeniden üreten kanalların revize edilmesiyle çözülebilir mi? açık olmak gerekirse bu revizyonlar elbette kadınları güçlendirecek ve patriyarkal kapitalizmin zorbalığının tazyikini biraz olsun kesecektir. ama kesin çözüm mutlaka toplumsal devrimde düğümlenmektedir. feminizmin nihayi zaferi olmaksızın patriyarkadan kurtulmak mümkün değildir.
ayrıyeten, kapitalizmin üretim ilişkileri tamamen dağıtılmadan, yani siyasal devrim gerçekleşmeden, patriyarkadan temelli kurtulmak da mümkün olmayacaltır.
çünkü patriyarka ve kapitalizm ilişkisi dışsal ve yahutta taktiksel değildir, stratejik, organik ve içseldir. (bkz: sosyalist feminizm)
velhasıl ataerkil sisteme tapılması, nesnel bir sonuçtur. ve patriyarkal kapitalizmin yarattığı insan ve üretim ilişkilerinin olağan bir sonucu olarak geniş perspektifte kavranmalıdır. ancak bu noktada kavramalarımız inşa edeceğimiz çözümlere hakiki dayanaklar oluşturabilecektir.
dip not: bu tanım boyunca tariflenen tahliller çoğunlukla sosyalist feminist perspektifle kaleme alınmıştır. niyetim başka feminizmlerin, tahlillerini yok saymak değildir.
patriyarka esasen erkek egemenliği olarak tarifleyebileceğimiz bir toplumsal örgütlenme, toplumsal ve sosyal bir sistemdir. temeli kadın ve erkekler arasında erkek lehine mütemadi bir ayrımcılık ve eşitsizliğe dayanır.
patriyarkanın binlerce yıllık bir geçmişi vardır, açık ve geniş tarifiyle patriyarka, mülkiyetin/devletin/iş bölümünün/ailenin/dinlerin doğduğu ilk ana kadar gider. ve patriyarka o günden bugüne kendini yeniden üreten ve bütün hayatımızı saran bir sistemdir.
örneğin kadınların evrimimiz henüz sürerken bir takım fiziksel aktivitelerden alıkonulması ve bedenlerinin ufalması sonucu dahi patriyarkaya dayanır.
patriyarka; cinsiyet temelli ezme ezilme ilişkilerininin, kadın beden, emek ve kimliği üzerinde erkekler tarafından kuruldan tahakkümün ve cinsiyet temelli eşitsizliklerin ana kaynağı olarak bugüne kadar kendini taşımıştır.
ayrıca patriyarka toplumsal cinsiyet normları (bkz: cinsiyet belası), dinler ve kültürel hegemonyasını empoze eden televizyondan sanata, sanattan eğitime bütün hayatı kapsayan ikna ve zor mekanizmaları ve devletler eliyle (bkz: devlet ve devrim) kendini sürekli yeniden üretir.
işte bu kadim zorbalık, kapitalizmin doğuşuyla bu yeni üretim tarzına eklemlenir. ve artık patriyarkal kapitalizm dediğimiz sistem karşımıza çıkar.
peki ne demektir kapitalizmle patriyarkanın "evliliği"?
kapitalizm, kendi temel dürtüsü olan sermaye lehine olabilecek olan bütün sosyal sistemleri kendisine katma eğilimi gereği, patriyarkayı burjuvazinin lehine olabilecek bütün yönleriyle kendisine katmış ve desteklemiştir. ve bu pek çok yönüyle kapitalizmi kuvvetlendirmiştir. konuyla ilgili şuraya tatlı ve anlaşılır bir yazı bırakayım da tanımım azıcık kısalsın.*
velhasıl kelam patriyarkal kapitalizm ya da kapitalist patriyarka, bir sistemdir ve hayatımızın her yerindedir. konu bir "tapınılma" meselesinden daha çok, somut durumun somut sonuçlarının görünmesidir.
erkekler; egemen oldukları ve ev içi ücretsiz emek başta olmak üzere, kadın, beden ve emeği üzerindeki tahakkümleriyle avantajlı ve daha "konforlu" yaşamlara kavuştuları için, kapitalizm ise kadınların ücretli ve ücretsiz emekleri üzerindeki sömürü silsilesiyle daha çok kar ettiği ve artı değer üretebildigi için asla ataerkiden vazgeçmek istemezler. (bkz: ailenin, özel mülkiyetin ve devletin kökeni)
bundan mütevellit bu erkekliğe tapınma hali olağan ve tutarlı bir sonuçtur.
peki bu silsile eğitimle, adaletle ve yahutta patriyarkal kapitalizmi yeniden üreten kanalların revize edilmesiyle çözülebilir mi? açık olmak gerekirse bu revizyonlar elbette kadınları güçlendirecek ve patriyarkal kapitalizmin zorbalığının tazyikini biraz olsun kesecektir. ama kesin çözüm mutlaka toplumsal devrimde düğümlenmektedir. feminizmin nihayi zaferi olmaksızın patriyarkadan kurtulmak mümkün değildir.
ayrıyeten, kapitalizmin üretim ilişkileri tamamen dağıtılmadan, yani siyasal devrim gerçekleşmeden, patriyarkadan temelli kurtulmak da mümkün olmayacaltır.
çünkü patriyarka ve kapitalizm ilişkisi dışsal ve yahutta taktiksel değildir, stratejik, organik ve içseldir. (bkz: sosyalist feminizm)
velhasıl ataerkil sisteme tapılması, nesnel bir sonuçtur. ve patriyarkal kapitalizmin yarattığı insan ve üretim ilişkilerinin olağan bir sonucu olarak geniş perspektifte kavranmalıdır. ancak bu noktada kavramalarımız inşa edeceğimiz çözümlere hakiki dayanaklar oluşturabilecektir.
dip not: bu tanım boyunca tariflenen tahliller çoğunlukla sosyalist feminist perspektifle kaleme alınmıştır. niyetim başka feminizmlerin, tahlillerini yok saymak değildir.
devamını gör...
benzatin penisilin
doğal penisilin'lerden penisilin g grubuna ait antibiyotiktir. diğer bir depo penisilin prokain penisilin gibi yağ bazlı olduğu için intramuskuler uygulanmalı, kesinlikle damar içine (intravenöz) uygulanmamalıdır.
devamını gör...
özdemir asaf
günbegün
benim mezarlarımda ölü yok;
hep yaşamış olanlar var..
anılarımda bir yer
dinmeksizin acıyor,
günbegün,
bundan.
güldüğümü görenler
bana bakıyor,
görüyorum..
ağlasam geçer,
biliyorum..
ağlanmıyor.
benim mezarlarımda ölü yok;
hep yaşamış olanlar var..
anılarımda bir yer
dinmeksizin acıyor,
günbegün,
bundan.
güldüğümü görenler
bana bakıyor,
görüyorum..
ağlasam geçer,
biliyorum..
ağlanmıyor.
devamını gör...
the sopranos
gelmiş geçmiş en iyi dizidir.
çocukken cine 5'te ilk 5 dakikasını izleyerek merak etmiştim. üniversite yıllarına gelince izleme merakı tekrar canlandı o gün bu gündür her sene izliyorum.
psikolojik boyutu çok büyüktür. jennifer melfi sağ olsun. seans yapma inceliklerini de öğrendim.
çocukken cine 5'te ilk 5 dakikasını izleyerek merak etmiştim. üniversite yıllarına gelince izleme merakı tekrar canlandı o gün bu gündür her sene izliyorum.
psikolojik boyutu çok büyüktür. jennifer melfi sağ olsun. seans yapma inceliklerini de öğrendim.
devamını gör...
sözlükte yazmak ama okumamak
başkaların fikirlerine önem vermeyip, kendi fikrini bildirip çıkan tipler bence
devamını gör...
ışid'in yok ettiği tarihi miras
bazı yerleri put kırıyoruz reklamları için patlatsalarda, büyük kısmını "birilerine" sattıkları söyleniyordu. muhtemelen 50 sene sonra ortam sakinleşince bir ülkenin müzesinde çıkar.
devamını gör...
yazarların sempati duyduğu kötü karakter
(bkz: darth vader)
devamını gör...
islami sosyalizm
ıslami sosyalizm mümkün müdür? (bkz: ihsan eliaçık)'a göre evet mümkündür, günümüz dünyasında teoriden öteye geçemeyecektir.
aklıma has partiyi getiren başlıktır. bir zamanlar (bkz: numan kurtulmuş) bey, güneş gibi islamcıların üzerine doğmuştu*. emek, işçi hakkı bla bla bla söylemleri ile gerçekten bir kesimin, real müslümanların* sarıldığı, ıslami sosyalizmin var olacağına inandırmıştı. partide öne çıkan bir diğer skandal isim ise (bkz: mehmet bekaroğlu) idi. halkın sesi partisi aman da aman, ne umutları sömürmüştür. saadet partisinin içinden çıkmış ikinci parti olarak, göz boyadılar fakat o gün de çok gülmüştüm; bugün de parti kurucularının çil yavrusu gibi farklı partilere dağılışını gördükçe daha fazla gülüyorum. numan kurtulmuş için ak partinin gelecek başkanı olacağını söyleyen çok değerli bir hocam vardı. adamın söylediği her şey çıkıyor lakin ki bu söylem hala gerçekliğe ulaşmadı, bekliyoruz efendim. mehmet bekaroğlu'nun kılışlar cehapesinde olması olayı ise beni ciddi anlamda güldürüyor. solup geçen gençliğimde, mısır-bira ikilisi ile bu saçmalıkları izliyorum.
ihsan eliaçık krt tv'de her hafta program yapmaktadır, ilgileniyorsanız izleyebilirsiniz. bilgilidir lakin bu ülkede, düşüncelerinin pratiği uygulanmaz, uygulatmazlar.
aklıma has partiyi getiren başlıktır. bir zamanlar (bkz: numan kurtulmuş) bey, güneş gibi islamcıların üzerine doğmuştu*. emek, işçi hakkı bla bla bla söylemleri ile gerçekten bir kesimin, real müslümanların* sarıldığı, ıslami sosyalizmin var olacağına inandırmıştı. partide öne çıkan bir diğer skandal isim ise (bkz: mehmet bekaroğlu) idi. halkın sesi partisi aman da aman, ne umutları sömürmüştür. saadet partisinin içinden çıkmış ikinci parti olarak, göz boyadılar fakat o gün de çok gülmüştüm; bugün de parti kurucularının çil yavrusu gibi farklı partilere dağılışını gördükçe daha fazla gülüyorum. numan kurtulmuş için ak partinin gelecek başkanı olacağını söyleyen çok değerli bir hocam vardı. adamın söylediği her şey çıkıyor lakin ki bu söylem hala gerçekliğe ulaşmadı, bekliyoruz efendim. mehmet bekaroğlu'nun kılışlar cehapesinde olması olayı ise beni ciddi anlamda güldürüyor. solup geçen gençliğimde, mısır-bira ikilisi ile bu saçmalıkları izliyorum.
ihsan eliaçık krt tv'de her hafta program yapmaktadır, ilgileniyorsanız izleyebilirsiniz. bilgilidir lakin bu ülkede, düşüncelerinin pratiği uygulanmaz, uygulatmazlar.
devamını gör...
yakın arkadaştan bir anda soğutan şeyler
dinlememesi. ciddi bir şey anlatıyorsun, o karşıya bakıyor. işle ilgili konuşuyorsun o kıza bak diyor. böyle böyle bunlar birikince göl oluyor işte. ister istemez soğuyor insan.
devamını gör...
haydi sarhoşlar koşun
(bkz: mal beyanı)
devamını gör...