yaradılış, huy anlamına gelen kelime. yanlış şekilde tıyniyet olarak kullananlar görülmüştür.
devamını gör...

az önce dışarıda yürürken, kulübümün vermiş olduğu görev, hunim tarafından bana tevdi edildi.
görevim icabı, uçurucu hunim sayesinde birden havalanmaya başladım.
sonra bir ses duydum. anlayabildim o sesi, üstün telepati yeteneğim sayesinde.
bu ses beni yukarılara çağırıyordu. yükseldim yükseldim. uzayın derinliklerinde, yine üstün telepati yeteneğim sayesinde bir uzaylı ile tanıştım.
sevgili kulübümün bana vermiş olduğu yetkiyle anlat dedim uzaylıya.
o da anlattı efendim.
neler söylemiş hep beraber dinleyelim.

buradan
devamını gör...

damlatma tekniğini kullanan ressam.bu teknikte çok geniş yüzeylere, fırça kanvasa değmeden- uzak mesafeden damlamalar ile eser ortaya çıkar. hatta öyle rivayet edilir ki pollock resim yaparken kürek, tırmık, bıçak gibi materyalleri de kullanmıştır. pollock’a göre insanlar dünyayı kendi bakış açılarından görmeyi öğrenmeli , dünyanın onların görmesini istediği bakış açısından kurtulmalıdır. yani insan dayatmalardan sıyrılmalı, ve kendi gerçekliğini haykırmalıdır.
devamını gör...

uyuyup uyanabilenlere gnydn. lütfen günaydın mesajlarını kısa kesin ya lütfen of.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

saygısız ve toplu yaşamayı beceremeyen, ne olduğundan bihaber insanlar tarafından, içindeki zeytin çekirdeği, ekmek kırıntısı ve başka şeylerle birlikte yapılan eylemdir.

vakti zamanında öğrenciyken üst katımda (6. katta) oturan diğer öğrenci kızlar, içinde zeytin çekirdeği de olan sofra bezini balkondaki çamaşırlarımın üzerinde silkelemişlerdi, bir avuç zeytin çekirdeğini toplayıp geri balkonlarına atmıştım. üstüne bir de kavga ettim tabii.

bir komşumuz da balkonun bu eylemi yapmak için ve halı silkelemek için varolduğunu iddia etmişti. bir de “istanbul’dan geldim” ben diyordu. istanbul’un neresiyse artık orası sıkıntı çıkarmayan. nereli olduğunu da yazmak istemiyorum.
devamını gör...

her duyduğumda elalemine...... şeklinde küfrettiğim çağ dışı boş laf.
devamını gör...

halil sezai sanki aylardır yıkanmıyormuş gibi
devamını gör...

affet beni anne, bir suçluyu seviyorum (mecazi anlamda)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gerilim filmi olarak geçiyor ama şiddetle tavsiye ederim
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben öyle durumlarda havaya bakıyorum. gözlerim doluyor. ben hala sağa sola bakıyorum. çünkü biliyorum ki yanımdaki ile göz göze gelsem durmaksızın akacak o yaşlar. olmuyorsa kalkıp başka bir yere geçip az biraz ağlayıp bastırmaya çalışıyorum krizi. sonra hiç bir şey olmamış gibi yaşamaya devam.
devamını gör...

babadan oğula nesil bunlar ya, çıldırıyorum kafayı yiycem.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...



tamer karadagli, nihal yalcin diye bir oyuncuya odul verecekmis galiba ama tesekkur konusmasi uzayinca tamer bey arkada tuhaf hareketler yapmis. o konusuluyor galiba bugun. ulkede baska dert kalmamis cunku. neyse.

odul torenlerinde kabul konusmalarinin suresi bellidir. en azindan oscar icin bellidir, golden globe'da yoktur oyle bir sinirlama ama kimse bokunu cikarmaz. zaten uzattikca sacmalarsin. oscar'da uzatrirsan arkadan hafif bir muzik yukselr, sen de toparlar ve gidersin. burada da oyle bir sey yapmalari lazimdi.

kadin odul alacak ama bildigin fizan'dan yurumus sahneye. cikana kadar butun temposu dusuyor torenin. arkada s*k gibi isiklandirma yuzunden zorlukla gorunen bir ekranda filmden sahneler vardi galiba, tam da secilmiyor. o gosterilmeye calisilirken kadin sahneye yuruyor. elbise de uygun degil tabii, toren elbisesi. yuru babam yuru, sahneye gelemiyor. sunucu kadin da boslugu kapatmak icin bir alkis daha istiyor filan. buyuk rezalet.

tamamen organizasyon fecaati. once odul alinir, sonra tesekkur edilir. sana odulu verecek kisiyi arkada on dakika dikmeye hakkin yok. ilk kez altin portakal aldigi icin bu ablamiz heyecanli olabilr, anlarim. ama arkada elinde odulle bekleyen bir adam, bir oyuncu meslektasin var. o kadar gorgun, birikimin olsun bir zahmet ve kisa kes konusmayi, degil mi? hayir.

ne yapiyor ablamiz. dunyanin en anlamsiz odul kabul konusmasini yapiyor. antalya belediye baskanini yikiyor yagliyor. ne alakasi var senin sanatinla? hele ki o sondaki 'istanbul sozlesmesi yasatir' sacmaligi. sen istedigin kadar bagir, akp iktidari oradayken o sozlesme ol-ma-ya-cak. dustuklerinde belki yeniden gireriz. hep bir sloganizm, her kesimde ama. yeter artik.

tamer karadagli burada ergence mi davranmis? hem evet hem hayir. kabul edin ya da etmeyin, bu adam turkiye'nin en cok izlenen dizisinin stariydi. sen o taninirliktaki adami arkanda dikemezsin kardesim kusura bakma da. kadin da olsan dikemezsin. dizi b*ktan da olsa dikemezin. onun da bir egosu var. sonunda patlamis herif. tamer karadagli o mimiklerle rahatsizligini belli etmeden biraz daha sikabilir miydi disini, evet. ama yapmak zorunda degil. ama bu nihal yalcin dedigin dunku cocuk, adamin yuzune bakmiyor ya. bu ayiptir. 'sus mu diyorsunuz?' diye laf sokuyor o acinacak zekasiyla. yazik.

tamamen organizasyon felaketi, gereksiz bir polemigin konusu olmus, ortalama bir kadin oyuncu kendisi. gulse birsel'in dizilerinde canlandirdigi karakterlerden pek de farki yokmus. totalde o da, tamer karadagli da dizideki karakterlerine uygun davranmislar. biri acilay olmus, biri haluk. buyutecek bir sey yok yani. oyna devam.

edit: ohooo, adam kendisine yuklenilmesini nihal yalcin'in pkk sempatizanlarinca savunulmasina baglamis. valla hakli oldugunu dusunse olayi politize etmezdi diye dusunuyorum. adami bosuna hakli gormusuz.
ad hominem yapan insanlarin alayi haksizdir aslinda.

“terbiyesizlik yapmadım. dönüp bana ‘sus mu diyorsun’ dedi. ben de hayır ödülünüzü alın onunla konuşun dedim. çünkü zafer konuşmaları ödülle yapılır. ben bu kadar ciddiye almadım olanları. ben hiçbir şey söylemedim, linç yemeye başladım. sonra ona sahip çıkmaya başladılar. demek ki ona sahip çıkanlar başka insanlar. oyunculuğuma laf edenleri ciddiye almıyorum. orada konuşma uzadığı için sıkılmış olabilirim. kendi meslektaşlarını aşağılaması benim hoşuma gitmedi. organize bir şekilde linç girişimi var.”

“ben nihal yalçın’ı sadece oyuncu kimliğiyle değerlendiriyorum. benim sevdiğim bir oyuncu. ‘kadınların konuşması bastırılıyor’ denildiğinde olayın içeriğine bakmaya başladım. yalçın’ın paylaşımlarına bakmaya başladım. ‘selahattin demirtaş’a özgürlük’ falan demiş. demirtaş ‘öcalan’ın heykelini dikeceğiz’ dedi hanımefendi bunu mu savunuyor? pelvin buldan falan da ona sahip çıkıyor. türk ordusuna silah doğrultan, ateş eden, polisini, öğretmenini öldüren terörist örgütün tümüyle karşısındayım. ben pkk’nın terör örgütü olduğuna inanan bir insanım. şimdi gidip onlara sormak lazım. siz pkk’nın terör örgütü olduğuna inanıyor musunuz? abdullah öcalan’ın bebek katili, terörist başı olduğunu söyleyebiliyor musunuz? lanetliyor musunuz?’ diye.”
devamını gör...

(bkz: run makinist run)

iç sesimin "oo, makinist'in yayını, alalım bir dal" şeklinde tepki verdiği yayın. iyi yayınlar olsun efendim, konu eksiği çektiğiniz yerde ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. *
devamını gör...

1 litre yağ olmuş 35 tl. bu devirde patates kızartması yapılmaz.
devamını gör...

acilen bırakın, sanayiye gidip tornacı olun.
devamını gör...

tomris uyar kitabıdır.

yedi ölümcül günah. bizi cehennem ateşine ikna edecek yedi ölümcül günah. cehennem kapılarından girişimizi kolaylaştıracak yedi ölümcül günah. ama farkında olmadığımız bir nokta var. o da şudur ki bu yedi ölümcül günah içinde yaşadığımız dünyayı cehenneme çevirmekte ve soyut bir cehennem fikrine gerek bırakmamakta.

bu günahların ilki gurur: bunu kendini beğenmişlik şeklinde ifade edebiliriz. tek tek bireyler üzerinden değil de kendini en üstün yaşam formu sanan dünyanın virüsü insanlık için bir hastalık olarak değerlendirmemiz gerekir bunu. konuşabildiğimiz için hayvanlardan ve bitkilerden üstün olduğumuza inanırız ve düşündüğümüz için. acaba hayvanların konuşma şeklini idrak edemeyecek kadar zavallı beyinlere sahip olduğumuzu ne zaman anlayacağız?

sevdiğimiz günahlarımızın ikincisi açgözlülük: bütün maddelerde olduğu gibi bu maddeyi de zavallı insanlık üzerinden açıklamaya çalışalım. açgözlülük insanların en temel özelliklerinden biri. insan açgözlü hayvandır. zira hiçbir hayvan ihtiyacından fazlasına göz dikmez. ama en ilkel hayvan olan insan biriktirmeden, ihtiyacından fazlasını istiflemeden duramaz. gözünün açlığı ruhunu doyurmaya yetmez insanların, bu yüzden ruhlarımız böyle bir deri bir kemik.

asla vazgeçmek istemediğimiz üçüncü günahımız ise şehvet: bu en tuhaf ve belki de en karşı konulmaz olan günahımız. ve en anlamsız olanı, kendimize kurallar koyup onları bozmak için yan yollara başvurmak zorunda kaldığımız yadsınamaz bir gerçek ve bunu en çok şehvet günahını işlerken yapıyoruz. doğal duygularımızı baskılayarak onları yapay bir hale getiriyor, sonra kendimize eziyet edip bu hislerden kaçmaya çalışıp en sonunda yenik düşüyoruz. tuhaf varlıklarız.

günahlarımızın gülü kıskançlık: insan her şeyi kıskanabilir, insan hasetinden çatır çatır çatlayabilir. insan, herhangi bir konuda kendinden daha iyi olan birini gördüğünde onun seviyesine yükselmek yerine onu kendi yanına çekmek için elinden geleni yapabilir. insan birini överken kelimeler ağzının içinde boğulurken, birini yererken aynı kelimeler kapakları açılmış bir barajdan fışkıran sular gibi özgür, acımasız ve gürültülüdür. insan kendini bile kıskanabilir ki bu, onu ateşin ortasında kendi kendini sokan bir akrebe çevirebilir.

en lezzetli günahımız tabii ki oburluk: yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızdayken kötü kalpli bir oblomov’a dönüşüyoruz ağır ağır ama hızla. karnını doyurmak için avlanan hayvanları ilkel ve vahşi gören insanlık, gördüğü her şeyi yemek için amansız bir savaş veriyor. gününün büyük bir çoğunluğu hangi hayvanın etini yiyeceğine karar vermekle geçiyor. kendi başını yiyeceği günler de yakındır. afiyet olsun insanlık!

ateşine yandığımız diğer günahımız ise gazap: bunu uzun uzun anlatmaya gerek yok. nedensiz öfkemizle kendi türümüze yapmadığımız kalmadı tarih boyunca. engizisyon mahkemeleri, dünya savaşları, petrol savaşları, din savaşları; radikaller, faşistler, aşırılar, zavallılar... öfkemiz o kadar büyük ki sadece öldürmekle yetinmiyoruz, acı çektirmek istiyoruz karşımızdakine. içimiz soğusun istiyoruz, ama öldürdükçe azalıyoruz. başın sağolsun insanlık!

son günahımız ise sona kalmayı hak eden bir günah olan tembellik: içimizde bir miskinlik olduğu için teknoloji diye bir şey icat ettik. bizim yerimiz iş gören makineler, bizim yerimize düşünen bilgisayarlar, bizim yerimize hareket eden araçlar... biz de böylece miskin miskin oturma hakkına sahip olduk ama kendimize şunu sormamız gerekmez mi: biz bu gezegende boş boş oturarak kime ne fayda sağlıyoruz? kurumaya yüz tutmuş bir ağaçtan daha faydasız bir asalaktır insanlık dünyanın kabuğuna tutunarak yaşayan. kalk yerine yat, insanlık!

acaba sekizinci günah bunların hepsinin bir araya toplanması mı? acaba en büyük günah insan olmak mı?
devamını gör...

insan yapısı itibariyle sosyal ve topluluk halinde hayatını sürdürme eğiliminde olan bir canlıdır. içinde bulunduğu toplum genelindeki huzur ve düzenin sağlanması süreci zaman almış, çoğunluğun doğru bulduğu kavramların uygulanışıyla sonlanmıştır. bu bütün, karşımıza norm olarak çıkmaktadır.

sosyolojide norm, belli bir grup üyelerinin belirli bir bağlamda nasıl davranacağına dair çıkan kural ve ilkeler bütünüdür. yazılı ve yazılı olmayan olarak ikiye ayrılan normlar; kati kurallarca belirlenmiş ya da toplum genelinde kabul gören olarak iki parçaya ayrılır. yazılı olan kısma kanun, tüzük, anayasa gibi unsurlar girerken, toplum nazarında kabul görmüş lakin her zaman kesin karşılığı olmayan kısım ise toplumsal doğruluk ile ifade edilir.

suç, yasalarda açıkça belirlenmiş kuralların aksi eylemler yani yasaklardır. sapma ise, yasal karşılığı olmamasına karşın toplum tarafından kabul edilmeyen davranış ve eylemler bütünüdür. suç kavramıyla birlikte irdelenen ve sıklıkla karıştırılan bir kavramdır. her suç bir sapma olmadığı gibi, her sapma da bir suç unsuru olarak karşımıza çıkmamaktadır.

sapmanın incelemesinde yazılı olmayan toplumsal normlar göz önünde bulundurulmalıdır. yasaların dışında kalan toplumsal denetim mekanizmasına ters davranış biçimleri sapma olarak addedilir. bu da yine örf ve adetler, genel toplum yaşamı ve sosyal, dini, kültürel doğrularla tutarlılık sağlamaktadır. bu sebeple bir toplum içerisinde sapma olarak nitelendirilebilecek bir davranış; başka bir toplumda karşımıza normal olarak çıkabilmektedir.

sapmanın tersi olarak karşımıza çıkan toplumsal kontrol ya da bir diğer deyişle denetimci mekanizmalar; bireyin toplum içerisindeki çizgilerine dair bir fikir sahibi olması amacıyla vardır. her toplumda örneklerine rastlanır. toplumsal kontrol çerçevesinde nelerin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği de değişkenlik gösterir.

toplumu, içerisinde bulunan bireyler ve bireylerin kendi aralarındaki dayanışma oluşturur. yani bir noktada küçük küçük milyonlarca taşın bir araya gelip dağları oluşturmasına benzetilebilecek bir durum söz konusudur. bireylerin zaman içerisinde değişen davranışları da, toplum normlarını ve ne tür davranışların sapma olarak nitelendirileceğini etkiler. yine aynı şekilde toplum bütününe uygun davranışlar ödüllendirilirken, toplumsal doğruya ters davranışlar yine toplumca cezalandırılır. bu cezalar aktif değil, kınama, dışlama ve yok sayma gibi pasif cezalar olarak karşımıza çıkar.

sapmanın belirlenişinde rol oynayan başlıca unsurlar din kuralları, gelenekler, töre, görgü kuralları ve subjektif-objektif olarak ayrılmak üzere ahlak kurallarıdır. toplum bütününde etkisi görülen dini buyruklar ve yaşam tarzı, atalarından miras kalan gelenek ve yaşayış biçimi ya da içinde bulundukları aile yapısından süregelmiş olan örflere ters davranışlar sapma olarak nitelendirilmeye açıktır.

ilgili kuralların geçerliliğinin olmaması durumunda ise kişinin vicdani pusulası, yani sağduyuyla ortaya çıkan ahlak anlayışı çerçevesinde neyin sapkınlık olarak değerlendirilebileceği kanısına varması beklenir. bu noktada emilé durkheim’ın da kaleme aldığı; ahlak pusulasının, toplumsal suç ve sapkın davranış kavramının işleyişinin değiştiği durumlara da değinmek gerekir.

normun işleyişinde bir sekte olmayan ideal toplum düzeninde işlenen bazı suçlar sapkınlık olarak nitelendirilebilirken, olağanüstü ya da yine durkheim’a göre “anomi” durumunda bu kavramlarda karışıklık meydana gelebilmektedir. örneğin normal şartlarda birinin öldürülmesi toplum standartlarında hem suç hem sapkın bir davranışken; savaş koşullarında normal bir durum olarak değerlendirilebilmektedir.

üzerinde durulması gereken bir diğer kavram ise suç ile karıştırılan sapmanın, kötü davranışlar ile özdeşleştirilmesidir. her sapma olumsuz değildir ve suçla ilişkilendirilmez. durkheim, analizlerinin merkezine toplumsal olgu kavramını koyar. yine kendisinin değindiği bir diğer unsur olan dayanışma ile bağıntı içerisinde olan; olumlu sapma örnekleri vardır.

toplum çoğunluğunca kabul görmüş doğruların işleyişinde sorun olduğunun farkındalığına erişmiş toplum ötesinde bireylerin bu düşünceleri de sapma olarak değerlendirilebilir. örneğin köleliğin toplum tarafından kabul gördüğü bir dönemde hümanizmi savunan birisi sapkın olarak nitelendirilir, nitekim toplum haklıdır çünkü bu sapma davranışının bir örneğidir. normlara karşı bir görüştür fakat olumlu sapma örneğidir.

sonuç olarak; norm dışı davranışlar olarak karşımıza çıkan sapma olumlu ya da olumsuz örneklere sahip olmakla birlikte; toplum bütünündeki düzenin devamı için gerekli bir unsurdur. belli temellere dayanan toplumsal davranış çizgilerinin belirlenmesi, toplumun bir parçası ve aynı zamanda temeli olan bireylerin huzur ortamının korunması demektir.

kolektif bilinç ışığında ortaya çıkmış bir değer olan vicdan ve doğruların belirlenmesinde normlar önemli bir faktördür. emile durkheim'ın da dediği gibi;

"vicdanımızın sesi, toplumun bizdeki yansımasıdır.".
devamını gör...

kafa storedan 1 karma puana rozet almaktır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
çanakkale gelibolu
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim