80-20 kuralı
80/20 kuralı gereği, bir işin bitmesi için harcamamız gereken zamanın sadece %20’sini harcayarak işin %80’ini bitirebiliriz. kulağa ne kadar da güzel geliyor değil mi ? örnekleme gerekirse bu yazıyı yayına almak için 100 dakikaya ihtiyacım varsa, sadece 20 dakika yazı üzerinde çalışarak yayına yazının %80‘ini bitirebilirim.
ancak unutulmaması gereken bir konu var ki, 80/20 kuralı işin bitmesini azaltmaya yönelik çalışmıyor. sadece bize bir tespit veriyor ve bu durumu kendi lehimize kullanma imkanı tanıyor. yani sonuçta yazıyı yayınlamak için daha 80 dakika çalışmam gerekli. peki o zaman pareto ilkesi ne işimize yarayacak ki?
işleri önceliklendirme
iş hayatımız boyunca sürekli olarak zamanımızın yetmeyeceği işleri yetiştirmeye çalışıyoruz ve bu durum çok da değişecek gibi değil. dolayısıyla baktığımızda tüm işlerimizi mükemmel olarak yapmak istediğimizde herhalde haftanın 10 gün, günlerin de 30 saat olması gerekiyor. bu nokta size tanıdık gelmiştir değil mi ? siz de zaman yetmiyor, keşke daha fazla zamanımız olsa diyorsunuz? eğer siz de bu durumdaysanız zaman yönetimi ve işleri önceliklendirme konularını araştırmalısınız. 80/20 kuralı da tam bu noktada işinize yarayacak.
bu yöntem sayesinde hiçbir şeye zamanım yetmiyor psikolojinin bizi bitirip, elimizde bulunan kısıtlı süreyi de kullanamaz hale getirmesini sağlayabiliriz. evet elimizde zaman olarak kısıtlı bir kaynak var. ancak bizlerin görevi de kısıtlı kaynağı işler arasında dağıtabilmektir.
80/20 kuralı çoğu kişinin de söylediği gibi anlaması kolay, uygulaması zor bir kavramdır. ancak sonuçta bu durumun varlığından haberdar olmak kısıtlı kaynağın dağıtılması konusunda bize kolaylık sağlıyor.
--- alıntı ---
ayhankorkmaz.net/8020-kural...
--- alıntı ---
ancak unutulmaması gereken bir konu var ki, 80/20 kuralı işin bitmesini azaltmaya yönelik çalışmıyor. sadece bize bir tespit veriyor ve bu durumu kendi lehimize kullanma imkanı tanıyor. yani sonuçta yazıyı yayınlamak için daha 80 dakika çalışmam gerekli. peki o zaman pareto ilkesi ne işimize yarayacak ki?
işleri önceliklendirme
iş hayatımız boyunca sürekli olarak zamanımızın yetmeyeceği işleri yetiştirmeye çalışıyoruz ve bu durum çok da değişecek gibi değil. dolayısıyla baktığımızda tüm işlerimizi mükemmel olarak yapmak istediğimizde herhalde haftanın 10 gün, günlerin de 30 saat olması gerekiyor. bu nokta size tanıdık gelmiştir değil mi ? siz de zaman yetmiyor, keşke daha fazla zamanımız olsa diyorsunuz? eğer siz de bu durumdaysanız zaman yönetimi ve işleri önceliklendirme konularını araştırmalısınız. 80/20 kuralı da tam bu noktada işinize yarayacak.
bu yöntem sayesinde hiçbir şeye zamanım yetmiyor psikolojinin bizi bitirip, elimizde bulunan kısıtlı süreyi de kullanamaz hale getirmesini sağlayabiliriz. evet elimizde zaman olarak kısıtlı bir kaynak var. ancak bizlerin görevi de kısıtlı kaynağı işler arasında dağıtabilmektir.
80/20 kuralı çoğu kişinin de söylediği gibi anlaması kolay, uygulaması zor bir kavramdır. ancak sonuçta bu durumun varlığından haberdar olmak kısıtlı kaynağın dağıtılması konusunda bize kolaylık sağlıyor.
--- alıntı ---
ayhankorkmaz.net/8020-kural...
--- alıntı ---
devamını gör...
her üyesi inatçı ve agresif olan aile
o aile muhtemelen bir çingene ailesidir. babadan oğula anadan kıza nesil gibidirler. gürültüleri arşa çıkar. bir şey desen ailecek saldırır.
devamını gör...
normal sözlük'ün 30 yaş üstü yazar kaynaması
sadece 30 üstü olsak yine iyi...
sözlükteki 30 yaş altı arkadaşların çoğu melankolik, depresif vesaire... eleştirmek için söylemiyorum asla. o yaşta öyle olmayanımız yok gibiydi belki de. hele bu ülkede yaşayıp da geleceğinden emin olmayan insanların ruh halinin istikrarlı şekilde iyi ve stabil olabilmesinin imkânı yok.
yani efendim biz olmasak burası ağlama duvarına döner. bence kıymetimiz bilinsin, sözlük girişine heykelimiz dikilsin, 6 ayda bir çift maaş ikramiye verilsin falan filan inter milan...
bir de 30'u geçtik diye bir ayağımızı çukurda falan zannedenler var. top gibi oynarız evladım sizinle! *
sözlükteki 30 yaş altı arkadaşların çoğu melankolik, depresif vesaire... eleştirmek için söylemiyorum asla. o yaşta öyle olmayanımız yok gibiydi belki de. hele bu ülkede yaşayıp da geleceğinden emin olmayan insanların ruh halinin istikrarlı şekilde iyi ve stabil olabilmesinin imkânı yok.
yani efendim biz olmasak burası ağlama duvarına döner. bence kıymetimiz bilinsin, sözlük girişine heykelimiz dikilsin, 6 ayda bir çift maaş ikramiye verilsin falan filan inter milan...
bir de 30'u geçtik diye bir ayağımızı çukurda falan zannedenler var. top gibi oynarız evladım sizinle! *
devamını gör...
sims bağımlılığı
63 yaşındaki annemde var olan huy.
ilk alıştıran benim tabi. "anne sana bir oyun öğreteceğim." dedim. "ben öğrenemem, aklımda tutamam o kadar fazla özelliği..." dedi başta. 15 sene öncesi falandı sanırım. hâlâ oynuyor.
yalnız onunki özellikle sims 2 bağımlılığı. diğerlerini sevemedi bir türlü.
ilk alıştıran benim tabi. "anne sana bir oyun öğreteceğim." dedim. "ben öğrenemem, aklımda tutamam o kadar fazla özelliği..." dedi başta. 15 sene öncesi falandı sanırım. hâlâ oynuyor.
yalnız onunki özellikle sims 2 bağımlılığı. diğerlerini sevemedi bir türlü.
devamını gör...
sözlüğün gizil işlevleri
insanlar nelerle uğraşıyor, neler dinliyor, neler okuyor'u öğreniyorum.
kültür çorbası benim için.. alırım bi kaşık ..
kültür çorbası benim için.. alırım bi kaşık ..
devamını gör...
öte ışıklar arzusu
bir muhteşem nilgün marmara şiiri.
...
yükselteceğine bir köşesine eğer,
bilseydim bile gerçeklenen bu arzu
sonrasında
zamanlardan kaç zaman
yoksayacağını ucuz benimi,
bu yakıcı isteği yinelemekte engel ne ki?
işit beni yıldız bebeğim bebek yıldızım
esirgeme el uzatışını güçsüzlüğüme
seçilmiş olan eline
zor yaşayanın teslimine!
az bir sevgiyle al beni gökyüzüne, o görkemli
mabede yönetici çemberinin içine!
yıldız tutkunum sana.
...
yükselteceğine bir köşesine eğer,
bilseydim bile gerçeklenen bu arzu
sonrasında
zamanlardan kaç zaman
yoksayacağını ucuz benimi,
bu yakıcı isteği yinelemekte engel ne ki?
işit beni yıldız bebeğim bebek yıldızım
esirgeme el uzatışını güçsüzlüğüme
seçilmiş olan eline
zor yaşayanın teslimine!
az bir sevgiyle al beni gökyüzüne, o görkemli
mabede yönetici çemberinin içine!
yıldız tutkunum sana.
devamını gör...
yalnızlığın en çok dokunduğu an
gece 12 de, karanlıkta, mutfakta o buzdolabının yanında iki büklüm olup oturmuş camdan dışarıdaki ağaçları seyrettiğim o an... gerçekten o kadar yalnız hissettim ki kendimi, o an bana çok dokundu işte.
devamını gör...
normal sözlük’ün vasat olması
bir tayfa var insanlar kendi fikirlerini dile getirince hemen linç ediyorlar aslında dikkate alınması gereken başlıktır. çünkü her fikrin önemi vardır böyle platformlarda.
devamını gör...
evcil hayvanı olan yazarlar
örümcek, tırtıl, karınca, uğur böceği oluyorsa benim de içinde olduğum yazarlar.
devamını gör...
kitap hediye notu
kitaplığımdan en sevdiğim kitap en sevdiğim insana ait şimdi.
devamını gör...
memlekette hala güzel insanlar var dedirten olaylar
sokak hayvanlarının kollarını bacaklarını kesip türlü işkenceler yapanları düşündükçe melek gibi gelen insanlardan biri de bu adamdır.
devamını gör...
dünyanınbütünmeşhurlarınıntraşolurkenkullandığıjilet
önceki nickini bildiğim ve yeni nickiyle istediği egsantrik havayı yakalamış yazarımız. aynı zamanda şiir sever, karması boooool olsun. çok amin*
devamını gör...
narsist kişilerle baş etme yolları
baş edemezsin. hastalar ve hasta olduklarını da kabul etmezler. hayatından çıkarabiliyorsan çıkar ama öyle bir imkanın yoksa da iletişimi en az düzeyde tut.
devamını gör...
kitap alıntıları
yedi kez ruhumu kınadım:
ilki- yükseklere ulaşmada zayıflık gösterdiğini gördüğüm zaman.
ikincisi- dosdoğru gidenlerin önünde sekmeye başladığını gördüğüm zaman.
üçüncüsü- kolayla zor olan arasında seçenek sunulduğu zaman kolayı yeğlediğinde.
dördüncüsü – bir suç işlediği, sonra da başkalarının buna benzer suçları onu teselli ettiğinde.
beşincisi- kendi zayıflığına tahammül ettiği, üstelik bu tahammülü güçlü oluşuna bağladığında.
altıncısı- bir yüzün çirkinliğini hor görüp, aslında onun kendi maskelerinden biri olduğunu fark edemediğinde.
ve yedincisi- bir övgü şarkısı söyleyip de bunu bir erdem sandığında.
(bkz: aforizmalar)
(bkz: halil cibran)
ilki- yükseklere ulaşmada zayıflık gösterdiğini gördüğüm zaman.
ikincisi- dosdoğru gidenlerin önünde sekmeye başladığını gördüğüm zaman.
üçüncüsü- kolayla zor olan arasında seçenek sunulduğu zaman kolayı yeğlediğinde.
dördüncüsü – bir suç işlediği, sonra da başkalarının buna benzer suçları onu teselli ettiğinde.
beşincisi- kendi zayıflığına tahammül ettiği, üstelik bu tahammülü güçlü oluşuna bağladığında.
altıncısı- bir yüzün çirkinliğini hor görüp, aslında onun kendi maskelerinden biri olduğunu fark edemediğinde.
ve yedincisi- bir övgü şarkısı söyleyip de bunu bir erdem sandığında.
(bkz: aforizmalar)
(bkz: halil cibran)
devamını gör...
gece gelen sohbet etme isteği
yalnızlıktan o yanlizliktan..
devamını gör...
yazarların whatsapp’tan attığı son mesaj
“sınav haftası yaklaşıyor ya kimseyle görüşemiyorum”
çok çalışıyormuş gibi bir de bunu yazmışım. evet canım, gün içerisinde hiçbir şey yapmamakla meşgulüm ben.
çok çalışıyormuş gibi bir de bunu yazmışım. evet canım, gün içerisinde hiçbir şey yapmamakla meşgulüm ben.
devamını gör...
the promised neverland
yakın bir zamana kadar animelere karşı ön yargım vardı. bunu miyazaki'nin filmleriyle kırmıştım ancak yine de dizi halini izlemek bana uzak geliyordu. dizinin içinde gerçek bir insan oynamayacak olduğu için kendimi bu tarz dizilerden uzak tutuyordum ama nihayet bu ön yargımı da kırdım. bana bu animeyi öneren kişi, böyle bir konun gerçek insanlarla çekilen bir dizide işlenildiği halde aynı tadı veremeyeceğini söylemişti ve izledikten sonra ben de buna emin oldum. animeden bahsedeceğim ancak spoiler içerecektir, izlemediğiniz halde geçebilirsiniz.
yetimhane gibi, 0-11 yaş arası her çocuğun içinde bulunduğu bir evin içerisinde başlar hikaye. burada çocuklar mutlu, sağlıklı ve iyi şekilde büyür, böyle büyümek zorundadır. bu çocuklar sıkı bir eğitime tabi tutulur, yaşadıkları evin geniş bahçesinin sınırları dışına çıkmaları yasaktır, ancak bir aile edinecek olan çocuklar annelerinin izniyle çıkabilir. bu çocukların başında anne lakabını almış bir kadın durur. hepsine o bakar ve eğitimi o verir. tabii ki işin görünen yüzü budur.
bu çocuklardan 6 veya 12 yaşına girmiş olanlar yetimhane dışarısına, koruyucu aileye götürülmek adına çıkarılır. anime de burada başlar, 6 yaşında bir kız anne tarafından aileye bırakılmak üzere götürülür. hikayedeki 11 yaşında ve en zeki olan 3 çocuk, yani emma, norman ve ray bir şeylerin yanlış olduğunu anlar. gönderilen kız aileye verilmemiş, öldürülmüştür. bunun neden yapıldığını anlamaya çalışırlar. zira bu anlama çabası içerisinde hepsinin ayrı özelliklerini keşfederiz.
ray, aralarındaki keskin zekaya sahip karakterdir. soğukkanlı ve mantıklı davranan biridir ancak kolay pes etmesi, zaafı olmaması onu sıcak biri yapmaz. norman, ray'in aksine samimi, nazik ve sevdiklerini önemseyen ve bunu belli eden biridir. zeki ve öngörülü olduğunu her an görebiliriz, ancak en son dizinin sonunda karşımıza çıkar bu. emma ise norman'ın tabiriyle: ihtiyatsız, düşüncesiz fakat dürüst biridir. yetimhanedeki çocuklara güven aşılayabilecek, onların güvenebileceği yegâne bir insandır emma. ve tabii ki bu üçlü birleşince, ortaya koydukları plan çizgisinde ilerleyerek kaçmaya çalışırlar. bu çaba içerisinde birçok fedâkarlıklarda bulunurlar ve kendilerini yetimhanenin dışarısında, hiç bilmedikleri bir dünyanın ortasında bulurlar.
yetimhane gibi, 0-11 yaş arası her çocuğun içinde bulunduğu bir evin içerisinde başlar hikaye. burada çocuklar mutlu, sağlıklı ve iyi şekilde büyür, böyle büyümek zorundadır. bu çocuklar sıkı bir eğitime tabi tutulur, yaşadıkları evin geniş bahçesinin sınırları dışına çıkmaları yasaktır, ancak bir aile edinecek olan çocuklar annelerinin izniyle çıkabilir. bu çocukların başında anne lakabını almış bir kadın durur. hepsine o bakar ve eğitimi o verir. tabii ki işin görünen yüzü budur.
bu çocuklardan 6 veya 12 yaşına girmiş olanlar yetimhane dışarısına, koruyucu aileye götürülmek adına çıkarılır. anime de burada başlar, 6 yaşında bir kız anne tarafından aileye bırakılmak üzere götürülür. hikayedeki 11 yaşında ve en zeki olan 3 çocuk, yani emma, norman ve ray bir şeylerin yanlış olduğunu anlar. gönderilen kız aileye verilmemiş, öldürülmüştür. bunun neden yapıldığını anlamaya çalışırlar. zira bu anlama çabası içerisinde hepsinin ayrı özelliklerini keşfederiz.
ray, aralarındaki keskin zekaya sahip karakterdir. soğukkanlı ve mantıklı davranan biridir ancak kolay pes etmesi, zaafı olmaması onu sıcak biri yapmaz. norman, ray'in aksine samimi, nazik ve sevdiklerini önemseyen ve bunu belli eden biridir. zeki ve öngörülü olduğunu her an görebiliriz, ancak en son dizinin sonunda karşımıza çıkar bu. emma ise norman'ın tabiriyle: ihtiyatsız, düşüncesiz fakat dürüst biridir. yetimhanedeki çocuklara güven aşılayabilecek, onların güvenebileceği yegâne bir insandır emma. ve tabii ki bu üçlü birleşince, ortaya koydukları plan çizgisinde ilerleyerek kaçmaya çalışırlar. bu çaba içerisinde birçok fedâkarlıklarda bulunurlar ve kendilerini yetimhanenin dışarısında, hiç bilmedikleri bir dünyanın ortasında bulurlar.
devamını gör...
mıncırmak için voldemort un burnuna giden elin uzay boşluğunda kaybolması
aşırı tatlış görünen voldemort un burnundan kesme almak isteyen kişinin boş bulunması sonucu hüsrana uğramasıdır. hoop boşluk.
devamını gör...
sigmund freud'un en güzel sözü
"ifade edilmemiş duygular asla ölmez. diri diri gömülürler ve daha sonradan, en kötü halleri ile ortaya çıkarlar."
devamını gör...
