bir gün ben de sol frame de olabilecek miyim diye derin sorular ve sorunlara iten kıskandırıcı başlık. bak yine üzüldüm*
devamını gör...

dünya bir okul olsa ,israil en azimli öğrenci olurmuş ...
devamını gör...

dr. elif özgür özbek ve antalya büyükşehir belediyesi ortaklığıyla açılmış, yat limanı yokuşundan çıkarken, kaleiçi'nden yat limanına inerken görülebilecek müze. ayrıca deniz biyolojisi üzerine türkiye'deki ilk müzelerden biri. müze binası olarak eski ptt binası kullanılıyor ve bir katı asma olmak üzere iki kattan oluşuyor. müzede beş yüzün üzerinde deniz canlısı ve yeter seviyede bilgi kartları mevcut. genellikle akdeniz'de bulunan canlılar sergilense de kızıldeniz'den getirilmiş deniz canlıları da müzede bulunuyor. kimi canlılar sadece kurutulmuş, kimileri ise bir sıvı içerisinde dondurulmuş olarak sergileniyor.

toplu girişlerde epey uygun bir ücretle müzeye giriş yapmak mümkün. zaman zaman anaokul öğrencilerinin kalabalık ziyaretleri olabiliyor. randevu ile geldiklerini sanıyorum, bu sebeple müzeye giriş yapmadan önce o sırada toplu bir ziyaret yapılacak mı diye sormak iyi olur. zira bina çok büyük ve geniş değil. müzenin bir amacı da deniz zenginliğini göstermenin yanında öğrencilerin de bunu anlaması ve öğrenmesi olduğu için bu ziyaretlerin yapılması, ziyaretçi azlığından kapanan müzeleri göz önünde bulundurunca, müzeyi daha da güzelleştiriyor.

müze binasındaki halatlar, dümenler, ahşaplar, korsanlar, ağlar ve muhteşem bir ışıklandırma derken bir müzeye değil, gemiye giriyorsunuz.
devamını gör...

sadakatsiz'deki asya gibi aspiratöre yukarıdan bakan kadındır.
devamını gör...

desem anlayacan sanki demek istemek hali.
nerden çattım senin gibisine diye, pişman olma ama, başka da bir şey yapamama hali.
devamını gör...

devamını gör...

beni de yazın dediğimdir.
iddialıyım ona göre.
devamını gör...

(bkz: avatar the last airbender) dizisinde zuko'nun her bölümde ısrarla bunu söylemesine rağmen amcasının sadece farklı çaylar yaparak onu vazgeçirmeye çalışması* .
devamını gör...

uzun zamandır muzdarip olduğum problem, bilimsel adı bruksizm. (hastalığımız bile buruk) diş kaybetmeme sebep olmadı ama çene ağrım ve hatta boyun kaslarımda ağrım çok oluyor, doktor kafamdaki kaslara dokunup erkek kası gibi olmuş demişti, millet gobeende kas yapar ben kafamda, neyse konumuza dönelim. ilk şart tabi ki stresinizi azaltmak ama yeterli değil, ben normal hayatın akışında bile bu problemi yaşayıp doktora, şu an stresim yok aslında dediğimde, "bilinçaltı, bilemeyiz" dedi. gelelim çözümlere:

1. gece plağı, bu çok masraflı değil ama bundaki problem, gece sürekli ağzınızda kaldığı için, çenenizde yer yapıyor ve bu da çene travmasına sebep oluyor (ben de uzun zaman plak kullandm ve farkettim ki sabah bir iki saat dişlerim tam kapanmıyor ve plağın kalınlığı kadar boşluk bırakıyor alt ve üst çene, bunu farkedince bıraktım)

2. split: bunu yakında öğrendim henüz denemedim, plağa çok benziyor (hatta googlea yazarsanız plak ile ikisini ayıramayabilirsiniz) fakat çok daha ince ve ölçüsü çok daha hassas alınıyor.

3. botox: çene kaslarını kısmen felç ediyor, sıksanız da eski kuvvette sıkamıyorsunuz. bir botox işlemi 6 aya kadar idare ediyor sanıyorum. evet hanımlar beyler, nefes alamıyoruz diye burun yaptıranlar, diş sıkıyorum diye botoks yaptırabilirsiniz *

son olarak, diş eti çekilmeniz varsa diş sıkmaktan ziyade sert fırçalamaktan da olabilir, problemin kaynağına dikkat edin. bunun için önerebileceğim diş fırçası curaprox ultra soft 5460, reklam gibi oldu *

sağlıklı gülüşler efenim.
devamını gör...

hiçbir yerde kitap okumayan tiplere dert olan tiptir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

izlemesi keyifli, metinleri şahane olmuş olan bir çalışma. *

sonundaki hatırlatma ayrıca şahane olmuş. * emeğe sağlık.
devamını gör...

televizyonda haber izlerken, makale okurken ve dış politika konusundan tanıdık bir sözcük.
bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülkeden çıkması halinde veya o ülkeye gelmeden önce kendisine vekalet eden diplomasi görevlisine verilen isim.
devamını gör...

james cameron'un saniyede ortalama 30-35 kare ile çekilen sinema filmlerinin olduğu dönemde saniyede 45+ kare ile çektiği filminin 2022'de vizyona girecek devam filmi. ikişer yıl arayla üçüncü, dördüncü ve beşinci film de vizyona girecek. ortalama 60 kare ile (her zamanki gibi) hiç yapılmamışı yapacak buna rağmen fütursuzca eleştiriliyor. yok efendim hikaye banalmış. bu ne biçim filmmiş. sıradanmış. sürprizi yokmuş. ha bi' de şey vardı; çalıntıymış... yav he he.

yaptığı her işle çığır açmış bir yönetmenden bahsediyoruz. emsalsiz bir görsellik uzmanı. eşsiz! her dönem, her işinde, istisnasız her projesiyle akıllara durgunluk vermiş, nasıl yaa dedirtmiş! dünya sinemasına the terminator'ü kazandırmış. batacağı belli bir gemide geçen bir aşk hikayesini öyle tanımlanamaz şekilde beyaz perdeye aktarmış ki 1997 yılında yapılmış bir film, bugün hala dünyada en çok ödül alan film unvanının sahibi. sürprizi var mıydı titanic'in? batmayacak mıydı sonunda filmin, biliyordun, niye izledin yavrum? anasının ak sütü gibi helal! sinema böyle bir şey değil abi. ağzı olan konuşmasın rica ediyorum ya. abi insanlar delirmiş james cameron bokluyorlar. ya yönetmenci değil senaryocu olabilirsin, tamam anlarım, gerçekten ama başarısını takdir etmemek, kötü yönetmen yaa, ne o öle, böyle film mi olur demek gerçekten akıl tutulması yaşamak demek. sinema tanrılarının gazabına uğrarsınız. çarparlar valla, yapman, etmen. bu neye benziyor biliyor musunuz; fazıl say şarkı söylemiyor diye "ne biçim müzisyen meh" demeye. "ne o öle bir aletin tuşlarına basıyor, bu ne biçim sanat ıyy..." hala bikbik ama senaryosu kötüüüğğğ deniyor ya gerçekten inanılmaz. tamam annem, kötü senaryo. haydi. valla sinirleniyorum ya...

avatar'ı izlediğimden beri gün sayıyorum. 66 yaşında yönetmen. ikinci ve üçüncü filmin çekimlerini tamamlamış. hız kesmeden dört ve beşinci için çalışıyor. ömrü vefa etsin de soksun filmlerini vizyona şansımız varsa. kendisi muadili olmayan bir yönetmendir. henüz. valla çok üzülürüm ya. yeminle bak!
devamını gör...

erkekler olarak beğendiğimiz kadının saçını çekiyoruz, ya da sevdiği bir şeyini alıp yardır yardır kaçıyoruz.
devamını gör...

daddy adlı yazarın sonuna kadar haklı olduğu durum.
çok basit bir özür ile kapanabilecek konu lakin ben moderasyonun özür dilediğini hiç görmedim.
yanlış yapmışsınız işte. özür dilemek bir erdemdir.
devamını gör...

pek sevilesi, konuşulası yazardır. konuşmasanız da okuyun efendim. yerde bir kağıt parçası bulmuşsunuz da üstünde karalanmış yazılar var gibi okuyun. denk gelmiş ama çok aramışsınız gibi okuyun. okuduktan sonra da etkileşirseniz tadından yenmez olur.

ayrıca bugün doğum günüdür. şımartmadan usulca kutlamış olayım :) ya da neyse... şımarsın varsın. iyi kiiiiiii doğmuş*.
devamını gör...

sezen aksu'nun kaybolan yıllar adlı şarkısında geçen bir söz.

şimdi bana kaybolan yıllarımı geri verseler yine aynı şeyi yapardım herhalde. ben de isterdim buraya mükemmel bir şeyler yazmayı ama aklıma gelmiyor işte. üzgünüm ama edebiyat yapamayacağım gecenin bu saatinde. hem ne demişler geçmiş geçmişte kaldı.* *
devamını gör...

(bkz: kızıl nelson)
devamını gör...

tanimlamalarina bakalirsa yazarligi sonuna kadar hak etmekte olan cicegi burnunda yeni yazarimiz. nickaltini acmasi benden, muhtesem tanimlamalar ondan...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim