bal yerine reçel yapan arı (yazar)
tanımları reçel tadında olan minnoş yazarımız. kendisi de en az yaptığı reçeller kadar tatlıdır. severek takip ediyoruz efenim.*
kalbiniz gibi güzel bir ömrünüz olsun sevgili arıcığım. her gününüz bir önceki gününüzden daha mutlu geçsin. *
kalbiniz gibi güzel bir ömrünüz olsun sevgili arıcığım. her gününüz bir önceki gününüzden daha mutlu geçsin. *
devamını gör...
sıfır
matematikte sihirli bir sayıdır aynı zamanda rakamdır. matematiksel tanımı: kendi başına hiçbir değeri olmayan, ondalık sayı sisteminde bir rakamın sağına geldiğinde o rakamı on kat büyüten rakamdır. babil tabletlerinde ve maya yazılarında sıfır sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. bu yüzden neredeyse 5.000 yıllık bir tarihi vardır.
- matematik der ki ikiyle bölünüp halen tam bir sayı olan sayılara çift sayı denir. işte sıfır bu yüzden çift sayıdır..
- ne pozitiftir, ne de negatiftir. sayı doğrusunda başlangıç noktasıdır.
- çarpma işleminde yutan elemandır. yani herhangi bir sayının sıfır ile çarpımının sonucu sıfırdır.
- toplama işleminde etkisiz elemandır. yani sıfır ile bir sayıyı topladığınızda sonuç değişmez.
- sıfırın -sıfır hariç - herhangi bir sayıya bölünmesi sıfırdır.
- herhangi bir sayının (sıfırda dahil olmak üzere) sıfıra bölünmesi tanımsızdır.
- doğal sayılar kümesinin elemanıdır, tam sayılar, rasyonel sayılar ve gerçek sayılar (reel sayılar) kümelerinin de elemanıdır.
batı literatüründe muhammad ibn musa al-khwarizmi bizde ise ebû ca'fer muhammed bin mûsâ el-hârizmî ya da kısaca el-hârizmî veya harezmi, harizmi olarak bilinen kişi tarafından ilk kez kullanılmıştır.
- matematik der ki ikiyle bölünüp halen tam bir sayı olan sayılara çift sayı denir. işte sıfır bu yüzden çift sayıdır..
- ne pozitiftir, ne de negatiftir. sayı doğrusunda başlangıç noktasıdır.
- çarpma işleminde yutan elemandır. yani herhangi bir sayının sıfır ile çarpımının sonucu sıfırdır.
- toplama işleminde etkisiz elemandır. yani sıfır ile bir sayıyı topladığınızda sonuç değişmez.
- sıfırın -sıfır hariç - herhangi bir sayıya bölünmesi sıfırdır.
- herhangi bir sayının (sıfırda dahil olmak üzere) sıfıra bölünmesi tanımsızdır.
- doğal sayılar kümesinin elemanıdır, tam sayılar, rasyonel sayılar ve gerçek sayılar (reel sayılar) kümelerinin de elemanıdır.
batı literatüründe muhammad ibn musa al-khwarizmi bizde ise ebû ca'fer muhammed bin mûsâ el-hârizmî ya da kısaca el-hârizmî veya harezmi, harizmi olarak bilinen kişi tarafından ilk kez kullanılmıştır.
devamını gör...
çıkmaz ayın son çarşambası
bir işin ne zaman yapılacağı sorulduğunda, hiç gelmeyecek bir zaman anlamında şaka yollu söylenir, işin hiç yapılmayacağını anlatır.
devamını gör...
ikinci nesil yazarların linç yediği gerçeği
burada kimse kimsenin atarını, giderini çekmek zorunda değil. gidip atarı gideri reel hayatta yapın. reelde stres, kin dolu olup bu kini insanların nickaltlarına boşaltıyorlar. çok şükür kimsenin nickaltına olumsuz şeyler yazmadım, yazmak için uğraşmam da şahsen.
uygulamayı 5 gün önce yükledim ve o günden bu güne sözlüğün yarısını engellemişimdir.
uygulamayı 5 gün önce yükledim ve o günden bu güne sözlüğün yarısını engellemişimdir.
devamını gör...
herkesin hayvan çiftliği'ni okumuş gibi davranması
okumadan okudum demem. okumadan okudum diyenleri anlamam. okumadan okudum diyerek okumuş gibi yapan insanları bir kaşık suda boğmak isterim. *
devamını gör...
anlam verilemeyen insan davranışları
gereksiz samimiyet, vıcık vıcık insan ilişkileri. mümkünse daha seviyeli ilişelim, ilişki kuralım arkadaşlar. en azından benimle.
devamını gör...
beniz
yüz , çehre ; yüz rengi .
eski uygur metinlerinde rastlanılmış.
eski uygur metinlerinde rastlanılmış.
devamını gör...
yazarların hayat felsefesi
gece 2 ' den sonra asla karar verme.
gidebildiğin yere kadar sür arabayı. benzin biterse de yürürsün.
( araba ve benzin mecazdır) .
gidebildiğin yere kadar sür arabayı. benzin biterse de yürürsün.
( araba ve benzin mecazdır) .
devamını gör...
sıfır takipçisi olan bir yazarı ciddiye almak
takipe takip. hashtag takip diye başlık açılırsa şaşırtmayacak başlık. yav iki dakka rahat durun dedirten durum
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
sigaram, (bkz: aspiratör ışığı)m ve ben; mükemmel üçlü olarak dinliyoruz.*
devamını gör...
myers-briggs kişilik göstergesi
biraz önce 3 yıl önce çözdüğümde entp-a "tartışmacı" olan kişilik tipimin, enfj-a "lider" kişilik tipine evrildiğini öğrendiğim kişilik göstergesidir.
zamanla karakterimin bu sekilde değiştiğini fark etmeme neden olduğu için ayrıca güvendiğim göstergelerdir. dürüst bir şekilde cevap verildiğinde kendinize en yakın kişilik tipini vereceğine emin olabilirsiniz..
zamanla karakterimin bu sekilde değiştiğini fark etmeme neden olduğu için ayrıca güvendiğim göstergelerdir. dürüst bir şekilde cevap verildiğinde kendinize en yakın kişilik tipini vereceğine emin olabilirsiniz..
devamını gör...
yazar nicklerinden cümle kurmak
yaktın beni tayber doğan! resmen dadandım bu başlığa.
***
eşref_ruşen bey vestiyerden paltosunu ve şapkasını alıp kapıya yöneldi. 35 yıllık hayat arkadaşı arkasından seslendi:
- "daha vakit var eşref bey, nereye?"
- "erken çıkayım da pastirmalicoreklerden alayım biraz."
dışarı çıkınca mis gibi bahar havası doldurdu ciğerlerini. tertemiz anadolu çocuğu olarak istanbul'a adım attığı ilk günleri çağrıştırmıştı bu hava. çakı gibi bir gençti o zamanlar. hatırlayınca gülümsedi. köşedeki dükkâna girdiğinde radyodan yayılan deniz ve mehtap sordular seni sözcüklerinin ezgisi neşesine neşe kattı. en sevdiği şarkıydı bu.
- "3 tane sar hamdi efendi" dedi çörekleri işaret ederek. karamürselli deli hamdi derlerdi hamdi bey'e kendi aralarında. sakin bir adamdı ama sinirlendi mi gözü bir şeyi görmezdi. bu yüzden bazen de "sessiz firtina geliyor" derlerdi onu görünce.
- "ne o" dedi eşref bey "keyifsiz gibisin hamdi bey? bıktın mı yoksa çörek yapmaktan?"
- "bıksam ne olacak?" diye yanıtladı hamdi bey onu. "işimbu..."
dükkândan çıkınca sahildeki banklardan birine oturdu. denize doğru bakarak derin bir soluk aldı. vahşi ve kaotik bir şehirdi burası. sıradanbiri için sevilecek yanı yoktu fazla. küçük bir kasabada olmayı düşlemişti yıllardır.
- "belki de şimdi tam zamanıdır" diye düşündü. eşini geçirdi aklından. o ne derdi böyle bir şeye? o zaten dünden razıydı.
- "aaah mehpare hanım ah!" dedi kısık sesle. "bu yaşa geldik ama hâlâ bengaripsengüzeldünyaumutlu... insan kolay kolay değişmiyor"
oturduğu banktan kalkıp evin yolunu tuttu.
- "önce şu çörekleri eve bırakıp oradan geçerim" diye düşündü. sokağın sol yanındaki duvarda gördüğü cümleyi okumaya çalıştı:
- "seni seviyorum .ine"
bir harf silinmişti, iyi okunmuyordu daha doğrusu. mine miydi orada yazan, yoksa nine mi? sokağın köşesini dönerken kendi kendine söyleniyordu gülerek:
"n veya m ne fark eder? önemli olan sevda değil mi?
***
eşref_ruşen bey vestiyerden paltosunu ve şapkasını alıp kapıya yöneldi. 35 yıllık hayat arkadaşı arkasından seslendi:
- "daha vakit var eşref bey, nereye?"
- "erken çıkayım da pastirmalicoreklerden alayım biraz."
dışarı çıkınca mis gibi bahar havası doldurdu ciğerlerini. tertemiz anadolu çocuğu olarak istanbul'a adım attığı ilk günleri çağrıştırmıştı bu hava. çakı gibi bir gençti o zamanlar. hatırlayınca gülümsedi. köşedeki dükkâna girdiğinde radyodan yayılan deniz ve mehtap sordular seni sözcüklerinin ezgisi neşesine neşe kattı. en sevdiği şarkıydı bu.
- "3 tane sar hamdi efendi" dedi çörekleri işaret ederek. karamürselli deli hamdi derlerdi hamdi bey'e kendi aralarında. sakin bir adamdı ama sinirlendi mi gözü bir şeyi görmezdi. bu yüzden bazen de "sessiz firtina geliyor" derlerdi onu görünce.
- "ne o" dedi eşref bey "keyifsiz gibisin hamdi bey? bıktın mı yoksa çörek yapmaktan?"
- "bıksam ne olacak?" diye yanıtladı hamdi bey onu. "işimbu..."
dükkândan çıkınca sahildeki banklardan birine oturdu. denize doğru bakarak derin bir soluk aldı. vahşi ve kaotik bir şehirdi burası. sıradanbiri için sevilecek yanı yoktu fazla. küçük bir kasabada olmayı düşlemişti yıllardır.
- "belki de şimdi tam zamanıdır" diye düşündü. eşini geçirdi aklından. o ne derdi böyle bir şeye? o zaten dünden razıydı.
- "aaah mehpare hanım ah!" dedi kısık sesle. "bu yaşa geldik ama hâlâ bengaripsengüzeldünyaumutlu... insan kolay kolay değişmiyor"
oturduğu banktan kalkıp evin yolunu tuttu.
- "önce şu çörekleri eve bırakıp oradan geçerim" diye düşündü. sokağın sol yanındaki duvarda gördüğü cümleyi okumaya çalıştı:
- "seni seviyorum .ine"
bir harf silinmişti, iyi okunmuyordu daha doğrusu. mine miydi orada yazan, yoksa nine mi? sokağın köşesini dönerken kendi kendine söyleniyordu gülerek:
"n veya m ne fark eder? önemli olan sevda değil mi?
devamını gör...
en sevilen balık
kalabalık...
devamını gör...
edip cansever
-masa da masaymış ha-
adam yaşama sevinci içinde
masaya anahtarlarını koydu
bakır kâseye çiçekleri koydu
sütünü, yumurtasını koydu
pencereden gelen ışığı koydu
bisiklet sesini, çıkrık sesini
ekmeğin, havanın yumuşaklığını koydu
adam masaya
aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
kimi seviyordu, kimi sevmiyordu
adam masaya onları da koydu
üç kere üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu
pencere yanındaydı, gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
uykusunu koydu, uyanıklığını koydu
tokluğunu, açlığını koydu.
masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke
bir iki sallandı, durdu
adam ha babam koyuyordu...
(bkz: edip cansever)
t:93 yıl önce bugün, dünya'ya ölümsüzlüğü kanıtlamak için teşrif etmiş şairdir. şiirleri sonsuzluğa atılan en güzel imzadır.
tanım girmeden önce başlığa yazılanları bir tarayım dedim. "acaba hayatımın şiirini kendine düstur edinen var mı?" diye. yokmuş. şiir çok girift bir yapı. ikinci yeni şairleri de bu durumu destekliyor bana göre. bir halkiyatçı olarak görüş farklılıklarımız olsa da hepsine ayrı ayrı hayranım. en çok da edip cansever'e. 3 yıl önce bir doğum günümde yakın arkadaşlarım olan iki güzel kadın bana yerçekimli karanfil ve ben ruhi bey nasılım kitabını hediye etmişlerdi. o gün ve gece doğum günüm şiir şölenine dönmüştü. hayatımın en güzel günlerinden biriydi muhakkak. ayda bir şiir ve türkü gecemiz olurdu. kimi türkü söyler, kimi bağlamasını konuşturur, kimi de şiir okurdu. güzel günlerdi. dolu dolu geçti. geleyim asıl meseleye biraz uzattım affedin. ben o gecelerde hep -masa da masaymış ha- şiirini okurdum. bazıları anlardı beni, acı'yı birlikte sevmiştik onlarla. bazıları da "neden bu şiir" diye sorarlardı. "hayatımın gerçeğine dokunduğundan" derdim, uzatmazdım. 14 yaşındaydım bu şiirle tanıştığımda. biraz zor zamanlardı. 10 gün boyunca -uyanık kalabildiğim zamanlar tabii- sürekli okudum, dinledim. hayat ayaklarımın altından kayıp giderken bir şiire tutundum. vertigo atakları da edip cansever'e hayran oldu yani. o'nun imgesi, benim anlamım oldu. kimdi o adam ya da kadın? belki de cismani bir varlık değil. bir yaratıcı! verdikleriyle, aldıklarıyla anlatmaya çalıştığı neydi? amacı neydi ya da ne? şeklimi ceviz ağacından vermiş belli. bir "masa" bu kadar dayanaklı olabilir miydi? her neyse "ben bir ceviz ağacıydım*, yaşanmışlıklarla dolu bir evin sessizliğinde" o da bilmiyordu bu kadar dayanıklı bir masa olacağımı.* halbuki ezel ve ebed ellerinde...
iyi ki doğdun canım edip cansever.
adam yaşama sevinci içinde
masaya anahtarlarını koydu
bakır kâseye çiçekleri koydu
sütünü, yumurtasını koydu
pencereden gelen ışığı koydu
bisiklet sesini, çıkrık sesini
ekmeğin, havanın yumuşaklığını koydu
adam masaya
aklında olup bitenleri koydu
ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
kimi seviyordu, kimi sevmiyordu
adam masaya onları da koydu
üç kere üç dokuz ederdi
adam koydu masaya dokuzu
pencere yanındaydı, gökyüzü yanında
uzandı masaya sonsuzu koydu
bir bira içmek istiyordu kaç gündür
masaya biranın dökülüşünü koydu
uykusunu koydu, uyanıklığını koydu
tokluğunu, açlığını koydu.
masa da masaymış ha
bana mısın demedi bu kadar yüke
bir iki sallandı, durdu
adam ha babam koyuyordu...
(bkz: edip cansever)
t:93 yıl önce bugün, dünya'ya ölümsüzlüğü kanıtlamak için teşrif etmiş şairdir. şiirleri sonsuzluğa atılan en güzel imzadır.
tanım girmeden önce başlığa yazılanları bir tarayım dedim. "acaba hayatımın şiirini kendine düstur edinen var mı?" diye. yokmuş. şiir çok girift bir yapı. ikinci yeni şairleri de bu durumu destekliyor bana göre. bir halkiyatçı olarak görüş farklılıklarımız olsa da hepsine ayrı ayrı hayranım. en çok da edip cansever'e. 3 yıl önce bir doğum günümde yakın arkadaşlarım olan iki güzel kadın bana yerçekimli karanfil ve ben ruhi bey nasılım kitabını hediye etmişlerdi. o gün ve gece doğum günüm şiir şölenine dönmüştü. hayatımın en güzel günlerinden biriydi muhakkak. ayda bir şiir ve türkü gecemiz olurdu. kimi türkü söyler, kimi bağlamasını konuşturur, kimi de şiir okurdu. güzel günlerdi. dolu dolu geçti. geleyim asıl meseleye biraz uzattım affedin. ben o gecelerde hep -masa da masaymış ha- şiirini okurdum. bazıları anlardı beni, acı'yı birlikte sevmiştik onlarla. bazıları da "neden bu şiir" diye sorarlardı. "hayatımın gerçeğine dokunduğundan" derdim, uzatmazdım. 14 yaşındaydım bu şiirle tanıştığımda. biraz zor zamanlardı. 10 gün boyunca -uyanık kalabildiğim zamanlar tabii- sürekli okudum, dinledim. hayat ayaklarımın altından kayıp giderken bir şiire tutundum. vertigo atakları da edip cansever'e hayran oldu yani. o'nun imgesi, benim anlamım oldu. kimdi o adam ya da kadın? belki de cismani bir varlık değil. bir yaratıcı! verdikleriyle, aldıklarıyla anlatmaya çalıştığı neydi? amacı neydi ya da ne? şeklimi ceviz ağacından vermiş belli. bir "masa" bu kadar dayanaklı olabilir miydi? her neyse "ben bir ceviz ağacıydım*, yaşanmışlıklarla dolu bir evin sessizliğinde" o da bilmiyordu bu kadar dayanıklı bir masa olacağımı.* halbuki ezel ve ebed ellerinde...
iyi ki doğdun canım edip cansever.
devamını gör...
amcanla teyzenin evli olması
benim de halam ve dayım evli. babamın ailesi halam için başlık parası istemiş, annemin ailesi de onun yerine annemi babama vermeyi tercih etmiş. iğrenç bir durum. dayım halamla her kavga edip boşanmak istediğinde bize gelip annemi götürmeye çalışırdı o da boşansın diyip.
devamını gör...
nickaltıma yazdığın için teşekkür ederim favorisi
hâlâ o zevki yaşayamamış olmamı düşündüren davranış.
devamını gör...
sözlük radyosu
beni an itibariyle çıldırtan gelişmedir.*
devamını gör...


