türkiye de ki sahillerde olusunuzdandir.. otobüsü yanlış durakta beklemek bu olsa gerek..
devamını gör...

peki kendini ispatlayan para da bizi bulacak mı?
devamını gör...

dışarıda fırtına koparken cam kenarında kahve içip kitap okumak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

herkesle iyi geçiniyor gibi gözükür insanları toplum içinde rencide etmez ve gerekli mesafesini korur etrafına saygılı ve empati seviyesi yüksek kendisini geliştirmiş insandır.
devamını gör...

devamını gör...

bu zamana kadar takipçilerimi görme özelliğini aktif hale getirmeyerek ne kadar da ileri görüşlü bir firavunun laneti olduğumun ortaya çıktığı başlıktır.
devamını gör...

görmezlikten gelmek.. yok saymak.. hep bunu yaparlar.. menfaat dünyası erkekler için daha bir önemli..
devamını gör...

şu sıralar azıtmış olan reklamlardır. az önce 10 tane falan engelledim arka arkaya. ya hala bunlara inanıp parasını tokatlatan enayi kaldı mı cidden? adam yasal bahis danışmanlığı yazmış bide yahu, çıldırmamak elde değil.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


amerika birleşik devletleri'nde silahsız bir siyahinin polis tarafından öldürülmesinin ardından adını duyuran black lives matter (siyahilerin hayatı değerlidir) isimli hareket, nobel barış ödülü'ne aday gösterildi.

bu yıl nobel barış ödülü'ne wikileaks'in kurucusu julian assange, eski abd başkanı donald trump, sınır tanımayan gazeteciler örgütü (rsf) ve svetlana tikhanovskaya liderliğindeki üçlü belarus muhalefet liderinin de aralarında bulunduğu çok sayıda isim aday gösterildi.
kaynak
devamını gör...

ispanyol şair, yazar. çok sevdiğim bir şiirini paylaşıyorum.

anlar
eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
ikincisinde, daha çok hata yapardım.
kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
çok az şeyi
ciddiyetle yapardım.
temizlik sorun bile olmazdı asla.
daha çok riske girerdim.
seyahat ederdim daha fazla.
daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
görmediğim bir çok yere giderdim.
dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
farkında mısınız bilmem. yaşam budur zaten.
anlar, sadece anlar. siz de anı yaşayın.
hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
gitmeyen insanlardandım ben.
yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
eğer yeniden başlayabilseydim,
ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ölüyorum...

sosyal kargaşalardan uzak kaldığım (bir daha asla kullanmayacağım) son bir aydır her sabah güne bu şiirle başlama kararı aldığım günden beri hayat daha güzel...
devamını gör...

adalet(!) ve kalkınma partisine çamur attığı için neredeyse vatan haini ilan edilen canım tc vatandaşıdır.
devamını gör...

günaydın sözlük…

ama öyle, önceki akşam, meydan larousse ansiklopedisi gibi kocaman ve bol sıfırlı fiyat etiketleriyle dolu bir menüye sahip; tüm ihtişamı, dizaynı ve şaşasıyla sosyetenin uğrak yeri olmuş, ismiyle müsemma bir fransız lokantasında, fransız usulü hazırlanıp, önünüze nişan tepsisi gibi kocaman bir tabağın ortasına “bunu saran şef kör oldu” dedirtecek özenle sarılarak getirilmiş, olsa olsa en fazla bir çatallık canı olan, kremalandırılmış italyan makarnasına yarım maaş ödemişsiniz de; “ulan dün akşam ben silkelendim mi yoksa?” gibi bir keriz aydınlanması ile uyanmışsınız gibi bir günaydın değil elbet…

sanki, yerli yapım film ve dizilerde, ailesinin o elit, zengin ve üstenci bakışlarından nefret eden genç hanım kızımızın, tam da ebeveynlerinin üstten baktığı, toplumun o zümresinin içinden bıçkın bir delikanlıya aşık olmasıyla başlayan klişelerle dolu olaylar silsilesinin, delikanlımızın hanım kızımızı alıp getirdiği o müdavimi olduğu bir sokak yemekçisinde (seyyar kebapçı, köfteci, kokoreççi vb.) devam etmesi üzerine delikanlımız; ‘buranın en güzeli şudur’ dediği ve sabit menüsünden seçtiği o lezzeti hanım kızımıza tattırmış da; “bigini kidir yidiğim in gizil şiy bi ilibilir (bugüne kadar yediğim en güzel şey bu olabilir) “ dedirtmiş gibi lezzetli bir günaydın…

boeuf bourguignon(sığır burginyon)’lu bir günaydın değil; “ustam soğanı bol koy”lu bir günaydın…

michelin yıldızlı değil, isotlu, sarımsaklı, sirkeli bir günaydın…
devamını gör...

türkiye fakir değil aksine gayet zengin bir ülke ama tüm zenginliği belirli bir kesime peşkeş çekilmiş.
devamını gör...

teşekkürler.

acı olduğu kadar komik bir cevap, üzgünüm sevenler.
devamını gör...

hangibirini yazayım bilemedim. hayır bir de gayet sesli bir şekilde kendime tepki de gösteriyorum.

kadınlar tuvaletının yerınden emın olup; erkekler tuvaletıne dalıp, içerideki adamların toparlanma gayretleri arasında ama yerını degıstırmısler dıye seslı gürlememi mi
bahşiş die bırakılan para için, adamın arkasından paranızı unuttunuz diye bağırmam, gişe görevlisinin bana salak mısın bakışını mı.
yemeğe gittiğimizde çocugun arkasından kosturup tekrar masaya oturdugumda “servısımı neden kaldırdılar ” diye atarlanıp kafamı kaldırdıgımda bir arka masada tanımadığım insanlarla kendımı bulmam mı?
gece geç saatte sinemadan çıkıp arkadaşın anahtarla açılan eski model arabasına bindiğimizde arabanın aslında bize ait olmadığını anlayıp, o an kendi park halindekş arabamızı görüp piston düştü inişi yapmamızı mı.
en yakın zamanda atm den para çekip arabaya yaklaşınca lastıgı mı ınmıs bunun dıyerek ayagımla lastıgın havasını kontrol edıp seslı seslıı “amann beaa” dedikten sonra araba kapısınu açma tuşuna bastıgımda bir yanındaki arabanın aynalarının açılmasını mı?
devamını gör...

telefonun yanında kahve geldi.
evde kahve içen yok onu düşünemediler.
40 yıl hatrı olur sandılar sanırsam.
sallama çay yollasalardı keşke.
devamını gör...

wrpg'nin kölesi olmuş yurdum oyuncularının jrpg'ye karşı canavar gözüyle bakmasından ötürü kıymeti bilinmemiş güzelim square enix oyunu. yıllarca süründükten sonra 2020 yılında artık derin bir nefes aldık ff hayranları olarak, yoksa almadık mı? oynanışa vs. geçmeden biraz final fantasy vii'den bahsetmek gerek, sana sonra geleceğim tetsuya nomura. aşağı yukarı jrpg seven her oyuncunun en az bir kere oynamış olduğu 1997 yapımı sıra tabanlı efsane bir oyun final fantasy vii. yıl 2004, 11 yaşlarında etrafta avare avare dolanan bir çocuğum daha o zamanlar. bir gün abim vasıtasıyla final fantasy vii elime geçti ama oyun japonca ve ben o kadar anlamıyorum ki. yine de az buçuk hikayedeki boşlukları kendi kafamda doldura doldura oynayıp bitirdim oyunu ama tadı damağımda kaldı resmen. çocuk aklımla o summonlar, büyüler, kılıçlar falan derken aklımı kaçıracağım öyle sevdim oyunu gerçi crpg falan da hiç anlamıyorum o zamanlar tabi. neyse daha sonra square enix oyun üstüne oyun çıkarmaya devam etti ama hiçbiri yedinci oyunun yanından bile geçemiyordu ve ben de bir süre sonra bunları oynayacağıma gider gow oynarım kafası ile bıraktım oyunları takip etmeyi. en sonunda yıllardır neden remake gelmiyor diye ağladıktan sonra sonunda 2020 yılında beklediğim oyun elime geçti ve koskoca kadın oturup çocuklar gibi mutluluktan ağladım, adamlar yapmış ve olmuş ne diyeyim.

önce biraz eksikliklerden bahsetmek gerek. final fantasy vii gerçek anlamda çok geniş bir haritaya sahipken sadece oyunun başında oynadığımız midgar'da geçen bölümü neden remake diye oyunculara itelemeye çalıştın eeey tetsuya nomura denen üşengeç piç? aslında bir açıdan mantıklıydı, kabul edilebilir bir durum. yan karakterlerin ana hikayelerine odaklanıp, midgar'da daha fazla cevaplara ulaşmak hikaye gidişatı açısından tatmin ediciydi ben dahil pek çok oyuncu için yine de tek oyundan 4-5 oyun çıkarıp yılların efsane oyununun ekmeğini yemeye çalışıyorsunuz, etik bile değil. oyun sadece midgar'da geçmesine rağmen sıkıcı değildi ama final fantasy 7'nin o geniş haritasına nazaran hayal kırıklığıydı. bir oyunu bitirebilmek için aşağı yukarı 8 sene beklemekten kimse hoşlanmaz. yan karakterlerin hikayelerinin daha da derinleşmesi evreni daha temeli sağlam hale getirmiş ama yine de başka eksiklikleri beraberinde getiriyor bu durum. sephiroth -hey gidi one winged angel- olmadan bir final fantasy vii düşünülemezdi ama oyunu parçalara bölme aptallıkları yüzünden sephiroth ile mecbur ilk oyunda karşılaşıp bir de final boss olarak kesiyoruz adamı. 97'de çıkan versiyonunda sephiroth bu kadar basite indirgenmiş değildi, oynarken ara ara adını duyduğumuz ve bizi korkudan titreten bir villaindi ama remake yüzünden adamın tüm zorluğu ve korkutuculuğu gitmiş durumda. ilk oyunda yendiğim adamdan neden diğer oyunda korkayım ki? hikayenin tüm etkileyiciliğini almış bu durum. boss fight yerine sadece oyunun başında gördüğümüz vizyonlar gibi görmeye devam etseydik en azından diğer oyunlar açısından daha verimli olurdu. gerçi sephiroth'u görmek için o kadar sene beklemek de zoruma gidebilirdi biraz.

onun dışında mekan tasarımları, korunmuş yarı açık dünya mantığı, yeni bir sisteme uyarlamada gösterilen başarı ve vuruş hissiyatı ile -ki gerçekten gow ile yarışırdı, buster sword oyunda akıyor- gerçek anlamda tertemiz iş çıkarmış adamlar. yalnız, hadi yeni bosslar eklediniz ki sevdiklerim oldu aralarında mesela speed demon gibi ama bu oyunda hikayeyi koruduk diğer oyunlar için söz veremeyiz temalı bir final dumura uğrattı beni. kaderi yenmek falan, hep senin işin bunlar nomura amca. güzelim hikaye senin fantezilerine kurban gitmez umarım. ölüler ölü olarak kalmaya devam etmeli, eğer onları kurtarma gibi bir şansımız olursa hikaye çok başka yerlere gidecek çok belli. o yüzden allah belanı versin tetsuya nomura diyor, karakter modellemelerinde muhteşem bir iş çıkardığı için maasaki kazeno'ya içten teşekkürlerimi sunarak bu tanımı yarı ağlak yarı mutlu bir biçimde sonlandırıyorum.

kısa özet: midgar'ın simp kralı -ki o cloud oluyor- reaktör patlatıp, robot doğrayarak aslında çoktan ölü olması gereken beyaz saçlı elemanı dövüyor... square enix sunar.

edit: anlam bozukluğu, bir takım devrik cümleler ve kelime hataları...
devamını gör...

alman kültürünün sentezlendiği avrupa ülkesi. saraylarını ve müzelerini hep merak etmişimdir. sanat ve tarih şehri viyanayı bir görmek isterim doğrusu.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim