kötülüğü beslediler büyüttüler ve dediler ki
iyiler kazanacak.
devamını gör...
doktor yazısı
tıp öğrencisi oldukları zamanlar derste hızlı not alma alışkanlıklarının yazdıkları reçetede kendisini göstermesinin bir sonucudur. yani doktor yazısının okunmazlığı, bu seri yazı yazma alışkanlığının kağıda dökülümü.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
insanlar ne ister sorunsalı
insanlar herşeyden ama herşeyden önce "değer görmek" ister...
burada kişiyi besleyecek olan şey, değer görmesi beklenen şey, sadece kişinin kendisidir, sahip olduğu fiziksel güzellik, somut varlıklar, para, mülk den bağımsız olarak, değerli olanın kişinin kendisi olduğunu hissetmenin peşinden koşar insan,
bunun için yaşar, bunun için çalışır, bunun için para kazanır, bunun için komiklik yapar, bunun için sever, bunun için fedakarlık yapar, bunun için evlenir, bunun için sözlükte yazar vs....
ve bunu göremediği için küser, bunu göremezse sevgilisinden/eşinden ayrılır, bunu göremezse bırakır, bunu göremezse sevmez, bunu göremezse fedakarlığı bırakır, bırakması da gerekir, sevmemesi gerekir, konuşmaması gerekir, gitmesi gerekir... bir insan değer görmeyen hiçbir emeğini, gram sevgisini, ilgisini, vaktini, sesini bile kimseye karşılıksız bedavaya vermemeli, bedavaya derken aldığının ne kadar kıymetli olduğunun farkında olmayan birine vermemeli, farkında olup görüp, imkanı varken (*....... den) karşılığını vermeyen kadına/erkeğe hiç vermemeli, ama maalesef bizim toplumumuzda herkes ezbere yaşıyor, ezberlediklerini çocuklarına öğretiyor, ve dolayısıyla değer görmenin de, vermenin de, nasıl birşey olduğunu bilmiyoruz, öğrenmiyoruzda, hep bir şeyler olmuyor ilişkilerde, güya yürümüyor, var birşey, var bir sıkıntı hissediyoruz ama bulamıyoruz, çünkü ezberletilen rolleri oynuyor herkes, diyaloglar bile aynı...
bazen bu sokaklardaki şarapçılara bakıyorum, yada youtube da filan izliyorum, o kadar bilge konuşuyorlarki, genelde bu insanlar, hayatlarında öngörmedikleri şanssızlıklar yaşamışlar, ve o halde olmalarından da anlayacağınız üzere, kimsede hiçbirşeyini paylaşmamış onlarla, paylaşmak istememiş, bknz. değer verdiği için kimse yardım etmemiş, ihtiyacı olduğunda iyilik (karşılıksız ve gizli olan) yapmamış (maddi karşılığını alamayacağı için karşılıklı da yardım etmemiş) bu insanlara, velhasıl +-0 belkide - ye düşmüşler, mücadeleyi bırakmışlar, o günki şarabın ekmeğin hesabına indirgemişler hayatlarını, pes etmişler türkçesi, işte o pes etmekten sonra gelişiyor bence insan, o aşama öyle bir noktada ki, yenilgini kendin ilan ediyorsun, bakıyorsunki ölmüyorsun, ölünmüyormuş yani, işte bu insanların bakışlarında ortak bir derinlik görüyorum, hüzünlü değil ama, etraflarında koşturan insanların, ne için tırmaladığını çözmüş olmanın rahatlığını görüyorum, ve o bilince ulaşmak için de gerçekten insanın hayatında bir defa da olsa köşeye sıkışması gerekiyor, net.
ve değer görüp görmediğini anlaması için de, neyin "ne için" olduğunu anlayabilecek farkedebilecek bilince ulaşması gerekiyor... zaten oraları aşıp buralara geldiğinde de, geçmişte olan herşeyle ilgili bütün jetonlar, bozuk para döken atm gibi şakır şakır düşecektir
edit 1 : (*..... den) burayı siz doldurun,
edit 2 : jeton; eskiden telefon kulübelerinde görüşme yapmak için kullanılan madeni para benzeri birşey, 90 ları görmüş kişilerin klişe esprisidir, geç anlamak anlamında kullanılır, söylemek istediğim şeyi daha iyi anlatabilecek birşey gelmedi aklıma :)
burada kişiyi besleyecek olan şey, değer görmesi beklenen şey, sadece kişinin kendisidir, sahip olduğu fiziksel güzellik, somut varlıklar, para, mülk den bağımsız olarak, değerli olanın kişinin kendisi olduğunu hissetmenin peşinden koşar insan,
bunun için yaşar, bunun için çalışır, bunun için para kazanır, bunun için komiklik yapar, bunun için sever, bunun için fedakarlık yapar, bunun için evlenir, bunun için sözlükte yazar vs....
ve bunu göremediği için küser, bunu göremezse sevgilisinden/eşinden ayrılır, bunu göremezse bırakır, bunu göremezse sevmez, bunu göremezse fedakarlığı bırakır, bırakması da gerekir, sevmemesi gerekir, konuşmaması gerekir, gitmesi gerekir... bir insan değer görmeyen hiçbir emeğini, gram sevgisini, ilgisini, vaktini, sesini bile kimseye karşılıksız bedavaya vermemeli, bedavaya derken aldığının ne kadar kıymetli olduğunun farkında olmayan birine vermemeli, farkında olup görüp, imkanı varken (*....... den) karşılığını vermeyen kadına/erkeğe hiç vermemeli, ama maalesef bizim toplumumuzda herkes ezbere yaşıyor, ezberlediklerini çocuklarına öğretiyor, ve dolayısıyla değer görmenin de, vermenin de, nasıl birşey olduğunu bilmiyoruz, öğrenmiyoruzda, hep bir şeyler olmuyor ilişkilerde, güya yürümüyor, var birşey, var bir sıkıntı hissediyoruz ama bulamıyoruz, çünkü ezberletilen rolleri oynuyor herkes, diyaloglar bile aynı...
bazen bu sokaklardaki şarapçılara bakıyorum, yada youtube da filan izliyorum, o kadar bilge konuşuyorlarki, genelde bu insanlar, hayatlarında öngörmedikleri şanssızlıklar yaşamışlar, ve o halde olmalarından da anlayacağınız üzere, kimsede hiçbirşeyini paylaşmamış onlarla, paylaşmak istememiş, bknz. değer verdiği için kimse yardım etmemiş, ihtiyacı olduğunda iyilik (karşılıksız ve gizli olan) yapmamış (maddi karşılığını alamayacağı için karşılıklı da yardım etmemiş) bu insanlara, velhasıl +-0 belkide - ye düşmüşler, mücadeleyi bırakmışlar, o günki şarabın ekmeğin hesabına indirgemişler hayatlarını, pes etmişler türkçesi, işte o pes etmekten sonra gelişiyor bence insan, o aşama öyle bir noktada ki, yenilgini kendin ilan ediyorsun, bakıyorsunki ölmüyorsun, ölünmüyormuş yani, işte bu insanların bakışlarında ortak bir derinlik görüyorum, hüzünlü değil ama, etraflarında koşturan insanların, ne için tırmaladığını çözmüş olmanın rahatlığını görüyorum, ve o bilince ulaşmak için de gerçekten insanın hayatında bir defa da olsa köşeye sıkışması gerekiyor, net.
ve değer görüp görmediğini anlaması için de, neyin "ne için" olduğunu anlayabilecek farkedebilecek bilince ulaşması gerekiyor... zaten oraları aşıp buralara geldiğinde de, geçmişte olan herşeyle ilgili bütün jetonlar, bozuk para döken atm gibi şakır şakır düşecektir
edit 1 : (*..... den) burayı siz doldurun,
edit 2 : jeton; eskiden telefon kulübelerinde görüşme yapmak için kullanılan madeni para benzeri birşey, 90 ları görmüş kişilerin klişe esprisidir, geç anlamak anlamında kullanılır, söylemek istediğim şeyi daha iyi anlatabilecek birşey gelmedi aklıma :)
devamını gör...
satirik şiir
kişilerin ve toplumların sorunlarını alaycı bir dille anlatan şiirlerdir.
halk edebiyatında taşlama; divan edebiyatında hicviye olarak geçer.
halk edebiyatında taşlama; divan edebiyatında hicviye olarak geçer.
devamını gör...
gömleğin cebinde yaşamak
çocukluğumdan beridir aklımdan çıkmayan düşünce sanırım bu dünya biraz büyük geliyor bana
devamını gör...
kullanıcı adın bir cevap olsaydı sorusu ne olurdu sorunsalı
- nikin var mı?
nikimyok: nikim yok
nikimyok: nikim yok
devamını gör...
yazarların yalnız olma nedeni
hiçbir insana tahammülüm yok.
devamını gör...
40 yaşında olup 20 yaşında gösteren insan
küçük tavuk her daim piliçtir..
devamını gör...
uğur şahin'in covid-19'un 10 sene daha aramızda olacak demesi
bunlar bilim insanı falan değil tüccar, bir kelimesine bile inanmadığım insan müsveddesinin yaygarasıdır.
devamını gör...
kadın şair olmaması sorunsalı
gülten akın, birhan keskin, didem madak, nilgün marmara, füruğ ferruhzad okumamış insan beyanı.
devamını gör...
mahir çayan
türkiye halk kurtuluş partisi-cephesi'nin lideri olan türk marksist-leninist devrimci. 30 mart 1972 tarihinde, tokat'ın niksar ilçesine bağlı kızıldere köyünde dokuz arkadaşıyla birlikte öldürüldü.
nasıl da gülmüşsün hayata, öldüğünden haberi yok fotoğraflarının.
nasıl da gülmüşsün hayata, öldüğünden haberi yok fotoğraflarının.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük, günaydın diğerleri.
hava mülayim, çay güzel, can nedensiz hafif sıkkın, mekana yeni yavru kedi gelmiş, türkan fesat.
bakınız yeni gelen kediye "pistsene lan!" diyor habire..
hava mülayim, çay güzel, can nedensiz hafif sıkkın, mekana yeni yavru kedi gelmiş, türkan fesat.
bakınız yeni gelen kediye "pistsene lan!" diyor habire..
devamını gör...
dtcf
ankara üniversitesi dil ve tarih coğrafya fakültesinin kısaltması. gerçi dil tarihte okuyan hiçbir insan evladı "nerede okuyorsun?" sorusuna ankara üniversitesi demezdi. dtcf yahut en kötü dil tarih der geçerdi.
devamını gör...
çocuk oyuncuların başrolde olduğu filmler
sezer cik, serisi varya meşhur, aman allahım ne itici filmleri vardı o çocuğun .
devamını gör...




