günaydın sözlük
günaydın, günaydın, günaydın...
günaydın demiş miydim?
açıkçası eski bayramlardan dem vurduk vurduk vurmasına ama bayramın artık benim için her manada içi boş.
gerek inanç olsun gerek o eski heyecan olmayışı gerekse geride bıraktıklarımızın hasretini en çok bu zamanlarda duyuyor olmamız.
bilinçaltı bir beklentiye sokuyor yahu bizi o eski kalabalık aileyle geçirilen güzel günler geliyor işte hatıra...
geçen sene bazı sosyal medya zımbırtılarından şu bayram mesajını paylaşmışım.
şimdi eski bayramlar gelir hatıra!
kimsenin bilmediği, senin en derinlerinde yaşadığın...
mutlu, umutlu çocuklar...
en güvendikleri en sevdikleri en sevildikleri yerde; baba ocağında, ana kucağında...
giymişler bayramlıklarını, kurulmuşlar bayram sofrasına... şimdi onların keyfine diyecek yok...
şimdi onlardan şen, oradan daha huzurlu başka bir yer yok...
bir yerlerde yeniden aynı umut ve huzurla buluşmak umuduyla... iyi bayramlar...
şu fotolarıda eklemişim.


anneciğim ve babacığımla sene bilmem kaçta bir bayram sabahı.
eğer üç, dört yaşlarındaysam ben orada var bir otuz yılı.
yahu demir yatağın köşesinden sarkan örtü bile ayrı bir huzur veriyor şimdi bakınca.
çocukların anlamsız mutluluğu, bayramları iple çekerdik yahu o zamanlar.
bir kere kıyafet alınırdı. oo efsaneydi en güzel en cicikli kıyafetleri alırlardı. bir kaç gece önceden başlardım geceleri yatağımın ucunda onlara bakarak hayaller kurarak uyumaya... bayram şangır şungur beraber yapılan kahvaltılar, gülmeler, eğlenmeler... sonra akraba ziyaretleri...
yav çocuk değilsinde nesin işte keyif aldığın şeye bak. akraba ziyareti hahah evlerden ırak.
babamın dayısına giderdik güzel bir muhitte otururdu istanbulda. evler tek katlı, ağaçlı bahçeler içinde.
ne zaman oraya gitsek hem bize poşet poşet çikolatalar verirdi hem de harçlık.
parayı gözümüz hiç görmezdi zaten kapıdan çıkar çıkmaz canım anam alırdı elimizden.
şimdiki çocuklar çikolata verince burun kıvırıyor. hoş haklılar şimdi çikolataların bile tadı yok.
inananlara iyi bayramlar eder inanmayanlara hadi gidin az biraz daha uyuyun derim.
ben ev kalabalık malum uyuyamadım. yıllar sonra en kalabalık bayramım olacak nasıl mutluyum anlatamam? ühüü hüühh neysem azcuk idare edeceğiz tek yaşama alışmış insanın cehennemi bu kalabalık anlar.
günaydın günaydın gü-nay-dınnnnnnn...
günaydın demiş miydim?
açıkçası eski bayramlardan dem vurduk vurduk vurmasına ama bayramın artık benim için her manada içi boş.
gerek inanç olsun gerek o eski heyecan olmayışı gerekse geride bıraktıklarımızın hasretini en çok bu zamanlarda duyuyor olmamız.
bilinçaltı bir beklentiye sokuyor yahu bizi o eski kalabalık aileyle geçirilen güzel günler geliyor işte hatıra...
geçen sene bazı sosyal medya zımbırtılarından şu bayram mesajını paylaşmışım.
şimdi eski bayramlar gelir hatıra!
kimsenin bilmediği, senin en derinlerinde yaşadığın...
mutlu, umutlu çocuklar...
en güvendikleri en sevdikleri en sevildikleri yerde; baba ocağında, ana kucağında...
giymişler bayramlıklarını, kurulmuşlar bayram sofrasına... şimdi onların keyfine diyecek yok...
şimdi onlardan şen, oradan daha huzurlu başka bir yer yok...
bir yerlerde yeniden aynı umut ve huzurla buluşmak umuduyla... iyi bayramlar...
şu fotolarıda eklemişim.


anneciğim ve babacığımla sene bilmem kaçta bir bayram sabahı.
eğer üç, dört yaşlarındaysam ben orada var bir otuz yılı.
yahu demir yatağın köşesinden sarkan örtü bile ayrı bir huzur veriyor şimdi bakınca.
çocukların anlamsız mutluluğu, bayramları iple çekerdik yahu o zamanlar.
bir kere kıyafet alınırdı. oo efsaneydi en güzel en cicikli kıyafetleri alırlardı. bir kaç gece önceden başlardım geceleri yatağımın ucunda onlara bakarak hayaller kurarak uyumaya... bayram şangır şungur beraber yapılan kahvaltılar, gülmeler, eğlenmeler... sonra akraba ziyaretleri...
yav çocuk değilsinde nesin işte keyif aldığın şeye bak. akraba ziyareti hahah evlerden ırak.
babamın dayısına giderdik güzel bir muhitte otururdu istanbulda. evler tek katlı, ağaçlı bahçeler içinde.
ne zaman oraya gitsek hem bize poşet poşet çikolatalar verirdi hem de harçlık.
parayı gözümüz hiç görmezdi zaten kapıdan çıkar çıkmaz canım anam alırdı elimizden.
şimdiki çocuklar çikolata verince burun kıvırıyor. hoş haklılar şimdi çikolataların bile tadı yok.
inananlara iyi bayramlar eder inanmayanlara hadi gidin az biraz daha uyuyun derim.
ben ev kalabalık malum uyuyamadım. yıllar sonra en kalabalık bayramım olacak nasıl mutluyum anlatamam? ühüü hüühh neysem azcuk idare edeceğiz tek yaşama alışmış insanın cehennemi bu kalabalık anlar.
günaydın günaydın gü-nay-dınnnnnnn...
devamını gör...
hiç yapılmadığı için gurur duyulan şeyler
henüz kimseyi öldürmedim.
devamını gör...
ulaşılan en yüksek kilo ile şu anki kilo farkı
anne olan kadınlar için +-30 kilo bile olabilecek farktır. ben +- 13 kilo ile bunu deneyimledim.
devamını gör...
turkish girl on erasmus are easy
puhahah erasmusta nasıl sevişirim beyler gitmeden önce taktik verin eğv diyenler, sırf seks turizmi için ülke değiştirenler, türkçe konuşmayan herhangi bir kız görünce tepsi mabadını satılığa çıkaranlar, coğrafya kaderdir hihi edip kendileri yüzünden kader olduğunu bilmeyenler kadınların *m bekçiliğini yapar olmuş.
öncelikle böyle bir şey yok, artık kimin ağzından çıktıysa efsaneleşmiş ve yurdum kamilleri* tarafından dile dolanmış. ha bana kalırsa easy evladı easy olsunlar hiç sıkıntı yok.
neymiş özgürleşmeyi yanlış anlıyorlarmış. ulan dalkavuk; kadın cinselliğinin aşağılandığı, bakire olmayan kızla evlenilir mi sorusunun sorulduğu, her türlü küfrün kadınlar üzerinden edildiği, kadınları baskılamak için namus zırvasının uydurulduğu yerde sevişmek de özgürleşmektir, açılmak da özgürleşmektir. devrimdir bu devrim. yetişkin insanların hayatına müdahale edip ilkel kafanızla aklınız sıra iyi bir halt söyledim sanıyorsunuz ama üzgünüm ki koca kafanızın içi saman dolu. tabii bunun farkında olan kız da gider seks yapmayı normal gören erkeklerle sevişir. türkiye sınırlarından çıktığına göre doyasıya sevişsin atsın enerjisini, siz de buralarda salya sümük ağlamaya devam edin. salak herifler.
öncelikle böyle bir şey yok, artık kimin ağzından çıktıysa efsaneleşmiş ve yurdum kamilleri* tarafından dile dolanmış. ha bana kalırsa easy evladı easy olsunlar hiç sıkıntı yok.
neymiş özgürleşmeyi yanlış anlıyorlarmış. ulan dalkavuk; kadın cinselliğinin aşağılandığı, bakire olmayan kızla evlenilir mi sorusunun sorulduğu, her türlü küfrün kadınlar üzerinden edildiği, kadınları baskılamak için namus zırvasının uydurulduğu yerde sevişmek de özgürleşmektir, açılmak da özgürleşmektir. devrimdir bu devrim. yetişkin insanların hayatına müdahale edip ilkel kafanızla aklınız sıra iyi bir halt söyledim sanıyorsunuz ama üzgünüm ki koca kafanızın içi saman dolu. tabii bunun farkında olan kız da gider seks yapmayı normal gören erkeklerle sevişir. türkiye sınırlarından çıktığına göre doyasıya sevişsin atsın enerjisini, siz de buralarda salya sümük ağlamaya devam edin. salak herifler.
devamını gör...
hiç büyük kadın yazar olmaması
o kadar çok büyük kadın yazar var ki akla gelen. edebiyatla azıcık içli dışlı olan bile bilebilir. agatha christie, virginia woolf, sylvia plath vs.
devamını gör...
normal sözlük'ün diğer kafa platformlarıyla olan ilişkisi
çok gizli bir bilginin ifşasını yapmış olan yazar beyanı.
devamını gör...
ayrıcalık tanımadığı için doktoru gözaltına aldıran savcı
geçenlerde bir haber okumuştum sanırım kurallara uymayan norveç başbakanı ceza yiyince " temyize gitme hakkım var ama gitmeyeceğim, kurallara uymalıydım" demişti şimdi bi oraya bakıyorsun sonra kendi ülkene bakıp bele vaxizyetin diyorsun.
buradan
buradan
devamını gör...
spirito libero (yazar)
hem profil fotoğrafından,hem 'özgür ruh' nick seçiminden hem de keyifli tanımlarından yeni şehirler, ülkeler,mekanlar görmeyi epeyce sevdiğini anladığım,bizi genel kültürüne hayran bırakan sözlük yazarıdır.
profilinde dolaşmanın zihin açıklığı ve ruh ferahlığı gibi yan etkileri olduğu tecrübe ile gösterilmiştir. kültür şokuna girmemeniz için takibini dikkatli, özenli ve günü gününe yapmanızı tavsiye ederim.
profilinde dolaşmanın zihin açıklığı ve ruh ferahlığı gibi yan etkileri olduğu tecrübe ile gösterilmiştir. kültür şokuna girmemeniz için takibini dikkatli, özenli ve günü gününe yapmanızı tavsiye ederim.
devamını gör...
veiled virgin
19. yüzyılın ortalarında yapıldığı düşünülen ve milanolu ünlü heykeltraş giovanni strazza'ya ait sanat eseridir.pek çok ismi bulunsa da özellikle 'duvaklı bakire heykeli' olarak bilinmekte ve hz.meryem'i tasvir etmektedir. bu heykeldeki en ünlü ve göze çarpan nokta her ne kadar gerçek sanılacak denli mükemmel bir işçilikle oyulmuş peçesi olsa da bu heykelin detayında pek çok müthiş nokta bizi beklemektedir.öncelikle duvaklı bakire'nin yüzüne baktığımızda onun anatomik açıdan ne kadar detaylı ve gerçekçi bir tasvir olduğunu görmekteyiz.o,gözlerini kapatmış, başını oldukça zarif bir açıyla eğmiş halde huşu içerisinde dua etmekte veya -bizlerin öyle düşünmekte pek bir ısrarcı olduğumuz şekilde- birçok zamanlar yaptığı gibi yine kederli bir anını yansıtmaktadır bizlere.
aslında duvaklı heykeller strazza dışında birçok yetenekli sanatçı tarafından tercih edilmiş bir figürdür. bunun sebebi elbette ki yekpare mermerlere burgulu ve gerçekçi bir örtü görünümünü verebilmek için cidden büyük bir yeteneğe sahip olunması gerekliliğidir. bu da bir sanatçının sahip olduğu mahareti doğrudan gösterebilmesi için harika bir yoldur.zaten tam olarak bu sebepten dolayıdır ki italyan rönesansı haricinde antik yunan hellenistik dönemi'nde de duvaklı kadın büstleri oldukça rağbet görmüştür. her iki dönemde de bu eserleri oyabilmek için en uygun mermerin, üst düzey kaliteye sahip karara mermeri olduğu kabul edilmiştir.
bu heykeldeki bir başka zorluk, ıslak giysi görünümü taşımasıdır. bu görünümü verebilmek de büyük maharet istemekte, kökeninde de elbette hellenistik döneme ait izler yer almaktaysa da aslında bu örtünün biraz daha derin bir sembolik anlamı vardır. o dönemlerde italya siyasi bütünlüğünü sağlamaya başlamış, buna da 'risorgimento' veya 'yeniden diriliş' adı verilmişti. strazza ve onun çağdaşı olan bazı sanatçılar, böyle semboller kullanarak risorgimento'ya karşı olduklarını dile getirmek istemişlerdir. ancak bu da bazı soruların oluşmasına sebep olmuştur. yani strazza'nın herhangi bir dini inancı yoktur ve neden meryem ana'nın tasvirini yapmayı tercih etmiştir? ve neden o dönemdeki siyasi-milli bir sembolü bu katolik ikonla birleştirmeyi uygun bulmuştur? buna verilen cevaplardan bazıları bunun strazza'nın değerlerine olan bağlılığıyla ilgisi olduğunu söyler.
bu ölümsüz tasvir, kanada new foundland'de yer alan saint john's katedralinin bulunduğu yerde sergilenmektedir.

veiled virgin'den sonra pek çok yarı-saydam peçe örtüsüyle tasvir edilmiş heykel ortaya çıkarılmıştır. fakat nedense bana bu heykellerde hep bir şeyler eksikmiş,sanki heykeltraş işini tam bitirmemiş ve geri dönüp heykeli üzerinde biraz daha çalışarak bu eksiği tamamlamaya çalışacakmış gibi gelir. kısacası, insanlığın kalbinde 'peçeli meryem heykeli' farklı bir yere sahiptir ve fikrimce daima öyle kalacaktır.
*benim için de veiled virgin'in yeri çok başkadır. onun karakalem replikasını çizmiş ve daima başucumda tutmuşumdur. sık sık hayranlıkla izlemekteyimdir kendisini. bu kadar huzurlu ve huşu içerisinde oluşuna daima imrenmişimdir. o, sessiz haliyle bana pek çok öğüt vermekte, harika bir numune oluşturmaktadır.
kaynağım buradadır;
www.sanatlaart.com/zarif-19...
orijinal kaynağı orijinal dilinde okumak isteyenler böyle buyrun;
mymodernmet.com/the-veiled-...
not: bu hikaye için nezaket yüklü ısrarlarını belirten evernevergreen'e çokça sevgiler.çok beklettim kendisini bu hikayenin tanımını yapabilmek için,farkındayım. fazla yeşillenmemiş ama bolca çiçek açmıştır diye umuyorum*.
aslında duvaklı heykeller strazza dışında birçok yetenekli sanatçı tarafından tercih edilmiş bir figürdür. bunun sebebi elbette ki yekpare mermerlere burgulu ve gerçekçi bir örtü görünümünü verebilmek için cidden büyük bir yeteneğe sahip olunması gerekliliğidir. bu da bir sanatçının sahip olduğu mahareti doğrudan gösterebilmesi için harika bir yoldur.zaten tam olarak bu sebepten dolayıdır ki italyan rönesansı haricinde antik yunan hellenistik dönemi'nde de duvaklı kadın büstleri oldukça rağbet görmüştür. her iki dönemde de bu eserleri oyabilmek için en uygun mermerin, üst düzey kaliteye sahip karara mermeri olduğu kabul edilmiştir.
bu heykeldeki bir başka zorluk, ıslak giysi görünümü taşımasıdır. bu görünümü verebilmek de büyük maharet istemekte, kökeninde de elbette hellenistik döneme ait izler yer almaktaysa da aslında bu örtünün biraz daha derin bir sembolik anlamı vardır. o dönemlerde italya siyasi bütünlüğünü sağlamaya başlamış, buna da 'risorgimento' veya 'yeniden diriliş' adı verilmişti. strazza ve onun çağdaşı olan bazı sanatçılar, böyle semboller kullanarak risorgimento'ya karşı olduklarını dile getirmek istemişlerdir. ancak bu da bazı soruların oluşmasına sebep olmuştur. yani strazza'nın herhangi bir dini inancı yoktur ve neden meryem ana'nın tasvirini yapmayı tercih etmiştir? ve neden o dönemdeki siyasi-milli bir sembolü bu katolik ikonla birleştirmeyi uygun bulmuştur? buna verilen cevaplardan bazıları bunun strazza'nın değerlerine olan bağlılığıyla ilgisi olduğunu söyler.
bu ölümsüz tasvir, kanada new foundland'de yer alan saint john's katedralinin bulunduğu yerde sergilenmektedir.

veiled virgin'den sonra pek çok yarı-saydam peçe örtüsüyle tasvir edilmiş heykel ortaya çıkarılmıştır. fakat nedense bana bu heykellerde hep bir şeyler eksikmiş,sanki heykeltraş işini tam bitirmemiş ve geri dönüp heykeli üzerinde biraz daha çalışarak bu eksiği tamamlamaya çalışacakmış gibi gelir. kısacası, insanlığın kalbinde 'peçeli meryem heykeli' farklı bir yere sahiptir ve fikrimce daima öyle kalacaktır.
*benim için de veiled virgin'in yeri çok başkadır. onun karakalem replikasını çizmiş ve daima başucumda tutmuşumdur. sık sık hayranlıkla izlemekteyimdir kendisini. bu kadar huzurlu ve huşu içerisinde oluşuna daima imrenmişimdir. o, sessiz haliyle bana pek çok öğüt vermekte, harika bir numune oluşturmaktadır.
kaynağım buradadır;
www.sanatlaart.com/zarif-19...
orijinal kaynağı orijinal dilinde okumak isteyenler böyle buyrun;
mymodernmet.com/the-veiled-...
not: bu hikaye için nezaket yüklü ısrarlarını belirten evernevergreen'e çokça sevgiler.çok beklettim kendisini bu hikayenin tanımını yapabilmek için,farkındayım. fazla yeşillenmemiş ama bolca çiçek açmıştır diye umuyorum*.
devamını gör...
pes etmek
önce kendinle ilgili hayal kırıklığı yaşarsın sonra yorgunluğunu üzerinden bir güzel atarsın.
devamını gör...
seni seviyorum ile seviyorum seni arasındaki fark
birincisi kurallı, ikincisi devrik cümledir.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
nizanimle jilet meydanda
fiziksel özellik tartışılmakta
neyleyim gemiyi, peyniri
gezegen yoksa ortada.
fiziksel özellik tartışılmakta
neyleyim gemiyi, peyniri
gezegen yoksa ortada.
devamını gör...
30 yaş altı yazarlar uçurulsun kampanyası
gram mantıklı olmayan başlıktır. başlığı açan kişi zaten meriç düşmanı olduğu gibi şimdide genç yazar düşmanı olmuş.
kalite yaşla değil zeka ile olur.
kalite yaşla değil zeka ile olur.
devamını gör...
yazarların yalan söyleme nedenleri
söylemedim.
gerek var mı bu gövde gösterisine diyebilirsiniz. pek güzel bir şey'miş gibi algılanır çünkü. ama ben yalan söylemeyi bir yetenek olarak görüyorum artık.çünkü günümüzde kriz yönetimi yapan başarılı insanların özelliği oldu. durumu idare edip olayı kendi lehine çevirebiliyorsun. yalandan da olsa sevilebiliyorsun. düşün ki bir pazarlamacısın ürünü satmak için yöneticin yeri geliyor yalan söylemeni istiyor. hedefe ulaşmak için yapmalısın. zamanla da alışkanlık kazanırsın.işte ben o ürünü satmak için bile söyleyemiyorum bundan sonra da söyleyemem heralde.
gerek var mı bu gövde gösterisine diyebilirsiniz. pek güzel bir şey'miş gibi algılanır çünkü. ama ben yalan söylemeyi bir yetenek olarak görüyorum artık.çünkü günümüzde kriz yönetimi yapan başarılı insanların özelliği oldu. durumu idare edip olayı kendi lehine çevirebiliyorsun. yalandan da olsa sevilebiliyorsun. düşün ki bir pazarlamacısın ürünü satmak için yöneticin yeri geliyor yalan söylemeni istiyor. hedefe ulaşmak için yapmalısın. zamanla da alışkanlık kazanırsın.işte ben o ürünü satmak için bile söyleyemiyorum bundan sonra da söyleyemem heralde.
devamını gör...
ekim devrimi
13 şubat 1917’de rusya’nın başkenti petrograd’da açlık çeken insanların özellikle de kadınların öncülüğünde “barış ve ekmek” diye başlayan ayaklanma, kısa zamanda ülke geneline yayılmıştır efem... 300 yıllık rus çarlığı, başkentte yoğunlaşan kitle eylemleriyle birkaç gün içerisinde yıkıldı.
şubat devriminden sonra kerenski başkanlığında bolşeviklerin katılmadığı geçici bir hükümet kuruldu. ancak geçici hükümetin kendini iktidar yapan kitlelerle giderek bağını koparması ve düzeni sağlama adına onların karşısınnda yer almasıyla, bolşeviklerin önderliğinde ekim ayındaki ayaklanma ile paris komününden sonra ilk kez bir sosyalist iktidar kuruldu.
ekim devriminden hemen sonra bir dizi ekonomik, sosyal ve idari düzenlemeler getirildi. toprak mülkiyeti kaldırıldı. özel çiftlikler devletleştirildi işçiler 8 saatlik iş gününe kavuştu. ancak savaş sürecinin ülkeyi oldukça yıpratması nedeniyle 1919 başlarında ürünlere devletçe el konulmaya başlandı (savaş komünizmi). lenin’in ölümünden sonra (1924) stalin iktidara geldi. özellikle troçki’nin yurt dışına sürülmesiyle başlayan süreç, gelecek 10 yılda, idam, hapis ve toplama kamplarıyla donatılmış parti içi, kanlı bir iç hesapla başlangıcı oldu. hiçbir devrim kendi evlatlarını bu ölçüde yememişti.
1927-1937 arasındaki on yıl, politik baskının yanında dev boyutlu sosyal ve ekonomik atılımların gerçekleştirildiği bir dönemdir. bu dönemde üç temel kalkınma girişımı görülür; çiftliklerin kolektifleştirilmesi, hızlı sanayileşme ve eğitimde devrim. gelişmiş kapitalist ülkeler 1929 dünya ekonomik bunalımıyla boğuşurken sovyetler birliği bu üç alanda şaşırtıcı bir gelişme sağladı.. 1920’lerin açlık ve yoksulluk altındaki bu köylü ülkesi, 20 yıl içinde abd’den sonra dünyanın ikinci büyük sanayi ülkesi haline gelerek abd ile kıran kırana soğuk savaş'a girdi.
kaynak:tr.wikipedia.org/wiki/Ekim_...
şubat devriminden sonra kerenski başkanlığında bolşeviklerin katılmadığı geçici bir hükümet kuruldu. ancak geçici hükümetin kendini iktidar yapan kitlelerle giderek bağını koparması ve düzeni sağlama adına onların karşısınnda yer almasıyla, bolşeviklerin önderliğinde ekim ayındaki ayaklanma ile paris komününden sonra ilk kez bir sosyalist iktidar kuruldu.
ekim devriminden hemen sonra bir dizi ekonomik, sosyal ve idari düzenlemeler getirildi. toprak mülkiyeti kaldırıldı. özel çiftlikler devletleştirildi işçiler 8 saatlik iş gününe kavuştu. ancak savaş sürecinin ülkeyi oldukça yıpratması nedeniyle 1919 başlarında ürünlere devletçe el konulmaya başlandı (savaş komünizmi). lenin’in ölümünden sonra (1924) stalin iktidara geldi. özellikle troçki’nin yurt dışına sürülmesiyle başlayan süreç, gelecek 10 yılda, idam, hapis ve toplama kamplarıyla donatılmış parti içi, kanlı bir iç hesapla başlangıcı oldu. hiçbir devrim kendi evlatlarını bu ölçüde yememişti.
1927-1937 arasındaki on yıl, politik baskının yanında dev boyutlu sosyal ve ekonomik atılımların gerçekleştirildiği bir dönemdir. bu dönemde üç temel kalkınma girişımı görülür; çiftliklerin kolektifleştirilmesi, hızlı sanayileşme ve eğitimde devrim. gelişmiş kapitalist ülkeler 1929 dünya ekonomik bunalımıyla boğuşurken sovyetler birliği bu üç alanda şaşırtıcı bir gelişme sağladı.. 1920’lerin açlık ve yoksulluk altındaki bu köylü ülkesi, 20 yıl içinde abd’den sonra dünyanın ikinci büyük sanayi ülkesi haline gelerek abd ile kıran kırana soğuk savaş'a girdi.
kaynak:tr.wikipedia.org/wiki/Ekim_...
devamını gör...
enerjinizi tüketen alışkanlıklar
milletin derdiyle dertlenmek.
devamını gör...
mazmun
en basit tabiri ile divan şiirindeki kalıplaşmış sözlerdir.
şairler şiirlerini bu ortak mazmunlar ile oluşturduklarından şiirde anlatılan sevgili de tabiat da ortaktır.
şiirlerdeki farklılık ise bir mazmunun yeni bir biçimde kullanılması ile olmuştur. bu anlayış da söz ve anlam sanatlarına dayalı söyleyiş ustalığını sağlamıştır.
batı etkisindeki türk edebiyatı ile bu klişeleşmiş şiir anlayışı zamanla yıkılmış, kullanılmaz olmuştur.
tutî: papağan ya da sevgilinin sözleri
leb, dehan, dehen: dudak
yâr: sevgili
şairler şiirlerini bu ortak mazmunlar ile oluşturduklarından şiirde anlatılan sevgili de tabiat da ortaktır.
şiirlerdeki farklılık ise bir mazmunun yeni bir biçimde kullanılması ile olmuştur. bu anlayış da söz ve anlam sanatlarına dayalı söyleyiş ustalığını sağlamıştır.
batı etkisindeki türk edebiyatı ile bu klişeleşmiş şiir anlayışı zamanla yıkılmış, kullanılmaz olmuştur.
tutî: papağan ya da sevgilinin sözleri
leb, dehan, dehen: dudak
yâr: sevgili
devamını gör...
diyelim o bunu okuyordaki o olmak
olum klişe başlığın klişesini açmak nedir alüminyum!
devamını gör...
çok iyi yalan söylemek
marifet olmayan hareket. kafası azıcık da olsa çalışan ve hafızası normal seviyede olan bir insan bunu rahatlıkla yapar. esas mesele dürüst kalmayı başarmakta.
boş romantizm kasmak değil bu. gerçekten dürüstlük herkesin harcı değil. ben sonunda kaybedeceğimi bile bile hep doğruyu söylemeyi seçtim bugüne dek. fakat günün sonunda baktığımda, toplam sonucun kaybetmek değil aslında kazanmak olduğunu da gördüm.
çok iyi yalan söylemeyin. geç olmadan doğruyu söyleyin. daha çok takdir toplarsınız.
boş romantizm kasmak değil bu. gerçekten dürüstlük herkesin harcı değil. ben sonunda kaybedeceğimi bile bile hep doğruyu söylemeyi seçtim bugüne dek. fakat günün sonunda baktığımda, toplam sonucun kaybetmek değil aslında kazanmak olduğunu da gördüm.
çok iyi yalan söylemeyin. geç olmadan doğruyu söyleyin. daha çok takdir toplarsınız.
devamını gör...
