cipralex
cipralex (essitalopram), seçici serotonin geri alım inhibitörü grubundan bir antidepresandır. beyindeki serotonin miktarını arttırarak zihinsel dengenin korunmasına yardımcı olur. çoğunlukla depresyon ve anksiyete tedavisinde kullanılsa da, panik atak için reçete edilebilmektedir. cipralex reçeteli ve mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gereken bir ilaçtır. doz değişikliklerine ve ne zaman bırakılacağına da sadece doktor karar verebilir. diğer antidepresanlara göre yan etkileri daha azdır ve kolay tolere edilir. buna rağmen bulantı, endişe, kilo artışı, sersemlik, halsizlik ve ağız kuruluğu gibi pek çok yan etkisi olabilmekte olan ilaçtır.
devamını gör...
avokadonun tadı
akdenizli arkimden ogrendigim yontemle limon zeytinyagi sarimsak koyunca mukko oluyir, gerci bunlari suntaya da koysan lezzetli olur gibi. bilemedim.
devamını gör...
suudi arabistan'da ezanın sesinin kısılması
darısı başımıza. ama hiç ümidim yok.
devamını gör...
ağıl
hayvanların barınma ihtiyacı için çevresi ahşap veya taş ile çevrilmiş olan yere denir. ahırlardan farkı, ağılların genel olarak küçükbaş hayvanlar için ahırların ise büyükbaş hayvanlar için kullanılmasıdır.
devamını gör...
tarihte bugün
24 şubat 1942
769 romanyalı yahudi'yi taşıyan ''struma'' vapuru, karadeniz'de batırıldı, yalnızca bir yolcu kurtulabildi.
(bkz: serenad (kitap))
(bkz: struma gemisi)
769 romanyalı yahudi'yi taşıyan ''struma'' vapuru, karadeniz'de batırıldı, yalnızca bir yolcu kurtulabildi.
(bkz: serenad (kitap))
(bkz: struma gemisi)
devamını gör...
hasan can kaya
ya yılbaşı programına gelmiş izliyorlardı salonda. baktım misafirlikte sıçan adam falan dedi herkes güldü. bilemiyorum altan.
devamını gör...
bir şairden bir cümle
" küfredebilirim, bağırabilirim, duvarları yumruklayabilirdim ama sevilmiyor olmanın tuhaf acısını dindiremezdi hiç biri. "
-özdemir asaf
-özdemir asaf
devamını gör...
ilişkide kişiyi cepte yapan cümleler
tartışmamak için hemen özür dilemen. ne isterse yapman asla senin istediklerin olmasa bile hiç lafını etmemen.
devamını gör...
intihara teşebbüs eden kişiye ceza verilmesi
adam hayatından vazgeçmiş zaten, iyice hayattan soğutmak değil midir bu ceza?
devamını gör...
düşündüren sözler
"herkesin üç kişiliği vardır: ortaya çıkardığı, sahip olduğu, sahip olduğunu sandığı."
| alphonse karr
| alphonse karr
devamını gör...
çok iyi de oldu çok güzel iyi oldu tamam mı
sokak röportajı yapan bir abinin muhteşem açıklaması.
devamını gör...
bölücü kebapçıların işsizlikte payı var
ülkeyi yöneten iktidar partisinin en büyük destekçisi mhp genel başkanı devlet bahçeli beyin beyanıdır.
ülkenin içinde bulunduğu hal bu. birisi market açarak fiyatları düşüreceğini zanneder, ötekisi kebapçılar üzerinden işsizlik tespiti yapar ve bu adamlar 20 yıldır ülkemizin başında…
aklımıza mukayyet olmalıyız…
buradan
ülkenin içinde bulunduğu hal bu. birisi market açarak fiyatları düşüreceğini zanneder, ötekisi kebapçılar üzerinden işsizlik tespiti yapar ve bu adamlar 20 yıldır ülkemizin başında…
aklımıza mukayyet olmalıyız…
buradan
devamını gör...
hayatından insan çıkartmak için nedenler
—moralinizi bozması, sürekli yapıcı olmayan şekilde eleştirmesi, özgüveninize zarar vermesi
— onunla konuşurken ya da zaman geçirirken sıkılmanız
—o kişi ya da kişiler yüzünden üzülmeniz ve bunun sürekli devam eden bir durum haline gelmesi
benzer durumları hayatınızdaki insanlarla yaşıyorsanız arkadaşınız, akrabanız, sevdiğiniz biri dahi olsa tamamen hayatınızdan çıkaramasanız bile aranıza mesafe koyun. kendinize bu iyiliği yapma şansı tanıyın.
— onunla konuşurken ya da zaman geçirirken sıkılmanız
—o kişi ya da kişiler yüzünden üzülmeniz ve bunun sürekli devam eden bir durum haline gelmesi
benzer durumları hayatınızdaki insanlarla yaşıyorsanız arkadaşınız, akrabanız, sevdiğiniz biri dahi olsa tamamen hayatınızdan çıkaramasanız bile aranıza mesafe koyun. kendinize bu iyiliği yapma şansı tanıyın.
devamını gör...
aşağılama aygıtı
televizyon için kullanılabilecek tanımlardan bir tanesidir. yanlış hatırlamıyorsam behçet çelik’in patikaların iyi yanı isimli kitabında geçen bir sözdü bu ve kesinlikle televizyon denilen aptal kutusu ile ilgili görüşlerimi aynen yansıttığı için hakkında bir başlık açmak istedim.
televizyon ve içinde yaşayan beş para etmez güruh ekrana aval aval bakan herkesi aşağılamak için hummalı bir çalışma içinde. bu arada belirtmem gerekir ki ben televizyon izlemeyenlerden değilim. izliyorum ama keyif alarak değil nefret ederek.
televizyon ahalisinin sadece zekamızı küçümsemesi yetmiyor artık. kendilerine doğrultulan kameraları görünce önemli insanlar oldukları yanılsamasına kapılan bu sabun köpükleri kendilerini onları izleyen herkesten zeki zannetmek gibi bir gaflet içindeler.
her şeyin en iyisini bilen televizyonda boy gösterme imkanı yakalayan şebekler oluyor nasılsa. alet kullanan maymunların bir alt evrim basamağında olan bu ilkel yaşam formları. bizim haysiyetimizi de yok sayma başladılar, fikirlerimizi de yok saymaya başladılar ve git gide fiziksel benliğimizi de yok sayacaklar.
televizyon ekranında sahte hüzünleri, kahkahaları, mutlulukları, dertleri, tasaları… her şey bize yöneltilmiş birer hakaretten başka bir şey değil.
televizyon ve asalakları bir aşağılama aygıtı ve onu içinde var olan mekanik parçaları bize karşı bir küçümseme kalkışmasından başka bir şey değil.
bizi izlemeye devam edin.
televizyon ve içinde yaşayan beş para etmez güruh ekrana aval aval bakan herkesi aşağılamak için hummalı bir çalışma içinde. bu arada belirtmem gerekir ki ben televizyon izlemeyenlerden değilim. izliyorum ama keyif alarak değil nefret ederek.
televizyon ahalisinin sadece zekamızı küçümsemesi yetmiyor artık. kendilerine doğrultulan kameraları görünce önemli insanlar oldukları yanılsamasına kapılan bu sabun köpükleri kendilerini onları izleyen herkesten zeki zannetmek gibi bir gaflet içindeler.
her şeyin en iyisini bilen televizyonda boy gösterme imkanı yakalayan şebekler oluyor nasılsa. alet kullanan maymunların bir alt evrim basamağında olan bu ilkel yaşam formları. bizim haysiyetimizi de yok sayma başladılar, fikirlerimizi de yok saymaya başladılar ve git gide fiziksel benliğimizi de yok sayacaklar.
televizyon ekranında sahte hüzünleri, kahkahaları, mutlulukları, dertleri, tasaları… her şey bize yöneltilmiş birer hakaretten başka bir şey değil.
televizyon ve asalakları bir aşağılama aygıtı ve onu içinde var olan mekanik parçaları bize karşı bir küçümseme kalkışmasından başka bir şey değil.
bizi izlemeye devam edin.
devamını gör...
stefan zweig
zweig’ın, karısı lotte ile intiharına, hitler’in dünya düzenini kalıcı sanmasının verdiği karamsarlığın yanı sıra, kendi dünyasının asla bir daha varolmayacağı düşüncesi neden olmuştu. zweig'ın ebedi yolculuğuna çıkmadan önce bizlere bıraktığı o son sözler, intihar mektubu:
"özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.”
"özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. bütün dostlarımı selamlarım! hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.”
devamını gör...
çocukken en sevilen abur cubur
eti bumbo, harby, napoliten, süpriz yumurtalar ve toybox.
devamını gör...
akrebin yelkovan aşkı
oturamadım bak birileriyle, kaçtım yine dört duvarıma, bir şeyler eksik o’nu arıyorum.
kaçmak istedim yine saçmalıklardan, sıyrılıp kopmak istedim. koymak istedim başımı bir göğüs boşluğuna, uzakta da olsa. baş başa olmak istedim boşluğunla, avuçlarımda ruhum paramparça. sığınağım oldu beyazlığın, onca karanlığın içinde iğne ucu kadarda olsa görüp saklandığım, saflığınla arındığım.
beyazlığını fark edip sığınana kadar ne karanlıklar içinde kaldığım bilinmiyor, elbette üstüme başıma bulaştırdım bende tüm çırpınanlar gibi. kirliyim biliyorum, temizlik huyu olmayan hayatlarımız bizleri bir şekilde pisliğine çekiyor, sömürüyor ruhumuzu.
ruhumuz zaman kavramı olmayan bilinmez bir boşlukta hareket ederken birden bir aydınlıkla hayat buluyor. süre başlıyor. durdurulamaz bir akış var, bedenimiz büyüyor, beynimiz yoruluyor ve yavaş yavaş belimiz bükülüyor. sürenin dolmasına ramaklar kalıyor.
takılı kalıyoruz bazen, hata verip duruyor hayatlarımız hep o bölgede. akrep’in yelkovanı kovalaması saçmalığıyla bizi günden güne ölüme taşıyan zamana kanıyoruz, şekere hasret çocuğun saflığıyla.
geç oluyor anlamamız gidenin hayat olduğunu, akrep yelkovanı hep kovalıyor ama biz durmuşuz..!
katılıyoruz yeniden akışına, tekrar takılma korkusu hep aklımızda.
takılıyoruz da..
bazen bel bükülüp, ruh bir yerlerde unutulup, beyazlara bürünmeden önce beyazlar görünür gözlerimize. zaman zamansız duruverir. takılıyoruz çığlığıyla takıldığını sandığımızın kopması, ruhumuzu serbest bırakır bi’ senfoni eşliğinde..
21 gram hafifleriz sessizce..
-aro-
kaçmak istedim yine saçmalıklardan, sıyrılıp kopmak istedim. koymak istedim başımı bir göğüs boşluğuna, uzakta da olsa. baş başa olmak istedim boşluğunla, avuçlarımda ruhum paramparça. sığınağım oldu beyazlığın, onca karanlığın içinde iğne ucu kadarda olsa görüp saklandığım, saflığınla arındığım.
beyazlığını fark edip sığınana kadar ne karanlıklar içinde kaldığım bilinmiyor, elbette üstüme başıma bulaştırdım bende tüm çırpınanlar gibi. kirliyim biliyorum, temizlik huyu olmayan hayatlarımız bizleri bir şekilde pisliğine çekiyor, sömürüyor ruhumuzu.
ruhumuz zaman kavramı olmayan bilinmez bir boşlukta hareket ederken birden bir aydınlıkla hayat buluyor. süre başlıyor. durdurulamaz bir akış var, bedenimiz büyüyor, beynimiz yoruluyor ve yavaş yavaş belimiz bükülüyor. sürenin dolmasına ramaklar kalıyor.
takılı kalıyoruz bazen, hata verip duruyor hayatlarımız hep o bölgede. akrep’in yelkovanı kovalaması saçmalığıyla bizi günden güne ölüme taşıyan zamana kanıyoruz, şekere hasret çocuğun saflığıyla.
geç oluyor anlamamız gidenin hayat olduğunu, akrep yelkovanı hep kovalıyor ama biz durmuşuz..!
katılıyoruz yeniden akışına, tekrar takılma korkusu hep aklımızda.
takılıyoruz da..
bazen bel bükülüp, ruh bir yerlerde unutulup, beyazlara bürünmeden önce beyazlar görünür gözlerimize. zaman zamansız duruverir. takılıyoruz çığlığıyla takıldığını sandığımızın kopması, ruhumuzu serbest bırakır bi’ senfoni eşliğinde..
21 gram hafifleriz sessizce..
-aro-
devamını gör...


