kudu
doğu ve güney afrika'da yaşayan bir antilop türüdür. her şeyin yaratıcısı olan rabbimizin kudretinin bir kısmının ete kemiğe bürünmüş halidir. bir canlı tabiatta kendi kendine nasıl bu kadar güzel olmuş dedirten cinsten ibretlik bir canlı.

aynı zamanda animasyoncu hayao miyazaki'nin eserlerine ilham kaynağı olmuştur.

aynı zamanda animasyoncu hayao miyazaki'nin eserlerine ilham kaynağı olmuştur.
devamını gör...
normal sözlük sedat kapanoğlu projesidir
@yoldaş beni tanıdılar sen kaç kendini kurtar
devamını gör...
performansı düşük diye kocasına dava açan kadın
aldatmasından ziyade boşanma davası açması doğrudur.
devamını gör...
kaç kişinin özleneniyiz sorunsalı
ben karamsar değilim: çok kişinin.
ve bununla ilgili sürekli geri dönüt alıyorum... illa sevgili olarak bakmayın olaya; ailemiz, arkadaşlarımız, bir yerde rastlaşıp kaynaştığımız insanlar var. ve evet.. sevgili olarak da bakıyorsanız olaya, eski sevgilimin de beni özlediğini sıkça duyuyorum. lakin umursamıyorum. herkesin yolu, düşü, değerleri var... yürümeye, hayal etmeye, inanmaya devam...
ve bununla ilgili sürekli geri dönüt alıyorum... illa sevgili olarak bakmayın olaya; ailemiz, arkadaşlarımız, bir yerde rastlaşıp kaynaştığımız insanlar var. ve evet.. sevgili olarak da bakıyorsanız olaya, eski sevgilimin de beni özlediğini sıkça duyuyorum. lakin umursamıyorum. herkesin yolu, düşü, değerleri var... yürümeye, hayal etmeye, inanmaya devam...
devamını gör...
insanı yoran şeyler
anket başlıkları.
devamını gör...
memlekette hala güzel insanlar var dedirten olaylar
geçenlerde arabamın bagajı bozulmuştu. ne zaman açsam, elimle destek vermediğim halde, kafama düşme eğilimindeydi. tabi ben kaç kez düzeltmeye çalıştım. o bagajı tutan demirle kapısı arasında kaldı elim bikeresinde. eeeeh dedim ne halin varsa gör.
ev alışverişi için markete girdim, çıktım. “bagaj kafama düşme seni mahfederim bak” diye tehditler savuruyorum içimden. bi elim kapakta tek elle aldıklarımı yerleştirmeye çalışıyorum.
sonra bi mucize oldu. ak sakalsız bir dede geldi, sorunumu gözlemlemiş. dur bekle diyip koştu arabasından alet takımını kaptı geldi. o bagajı tutan iki demiri de sabitledi. amca teşek... dediğimle kaldım. koşar adım bindi arabasına gitti.
işte o gün insanlık ölmemiş ya helal sana be dedem dedim ve yeniden umutlanmaya başladım.
ev alışverişi için markete girdim, çıktım. “bagaj kafama düşme seni mahfederim bak” diye tehditler savuruyorum içimden. bi elim kapakta tek elle aldıklarımı yerleştirmeye çalışıyorum.
sonra bi mucize oldu. ak sakalsız bir dede geldi, sorunumu gözlemlemiş. dur bekle diyip koştu arabasından alet takımını kaptı geldi. o bagajı tutan iki demiri de sabitledi. amca teşek... dediğimle kaldım. koşar adım bindi arabasına gitti.
işte o gün insanlık ölmemiş ya helal sana be dedem dedim ve yeniden umutlanmaya başladım.
devamını gör...
yazarların şu an olmak istedikleri yerler
oxford kütüphanesi.
devamını gör...
pink floyd'un vasat ve sıkıcı bir grup olması
pink floyd gelmiş geçmiş en iyi gruptur.
the dark side of the moon şu ana kadar yapılmış en iyi albümdür.
yalnız time mı high hopes mu, yoksa hey you mu gelmiş geçmiş en iyi şarkıdır bilmiyorum. gerçi shine on you crazy diamond da olabilir.
pink floyd ve roger waters kutsallarımdır. bu konuda tutucu ve hoşgörüsüzüm evet.
edit: en önemli şeylerden birini unutmuşum the dark side of the moon albümünün kapağı dünyanın en güzel albüm kapağıdır.
edit 2: david gilmour gitarın tanrısıdır.
the dark side of the moon şu ana kadar yapılmış en iyi albümdür.
yalnız time mı high hopes mu, yoksa hey you mu gelmiş geçmiş en iyi şarkıdır bilmiyorum. gerçi shine on you crazy diamond da olabilir.
pink floyd ve roger waters kutsallarımdır. bu konuda tutucu ve hoşgörüsüzüm evet.
edit: en önemli şeylerden birini unutmuşum the dark side of the moon albümünün kapağı dünyanın en güzel albüm kapağıdır.
edit 2: david gilmour gitarın tanrısıdır.
devamını gör...
zemin hazırlamak
yapılmak istenen herhangi bir iş için altyapı oluşturmak anlamında kullanılan bir deyim.
örnek verecek olursak eğer: 1980 darbesinden önce yapılan birçok suikast, eylem vb. şeyler bu darbeye zemin hazırlamak için yapılmıştı.
örnek verecek olursak eğer: 1980 darbesinden önce yapılan birçok suikast, eylem vb. şeyler bu darbeye zemin hazırlamak için yapılmıştı.
devamını gör...
farkında olmadan acayip zeki ve birikimli birine sataşmak
sözlük ortamında zaman zaman uçurulma ile sonuçlanan davranış biçimi.
devamını gör...
sevgiliyle ortak açılan instagram hesabı
ayrılınca velayetin kime verileceği tartışmalı sorunsal.
(bkz: anlam verilemeyen insan davranışları)
(bkz: anlam verilemeyen insan davranışları)
devamını gör...
konseri bedava olsa bile gidilmeyecek şarkıcı
ajdar.
devamını gör...
hava tahminleri
gökyüzü, geceleri mor/pembe olduğunda ertesi gün kar yağacağını bilebildiğim tahminimdir.
devamını gör...
gogol’un dar paltosu
keşfettiğim ve benim gibi uzun uzun yazdığı için etki alanıma giren yeni çaylak arkadaşımız. kim bulursa onundur, hiç kimse göz dikmesin. *
yazılarınız daim olsun efendim, var olun. bilgilerinizi bizden saklamayın. bol bol sevgiler! *
yazılarınız daim olsun efendim, var olun. bilgilerinizi bizden saklamayın. bol bol sevgiler! *
devamını gör...
istanbul
taşı toprağı altın olan şehir.
bir kaç ayda bir görmesem nevrim dönüyor.
kalan ömrümü geçirmek istediğim şehir.
bekle beni istanbul.
hatta,
bekle bizi istanbul
bir kaç ayda bir görmesem nevrim dönüyor.
kalan ömrümü geçirmek istediğim şehir.
bekle beni istanbul.
hatta,
bekle bizi istanbul
devamını gör...
8 binler kulübü
tam oldu bie tanesini yakaladım diyorum sonrasında hiç ulaşamayacağım hedefler çıkıyor, yıkılıyorum sözlük.
devamını gör...
iklimin insan karakteri üzerindeki etkisi
aristoteles'e göre iklim, insanlara birtakım erdemler kazandırır. bunu gözlemlemenin en iyi yolunun dünya edebiyatından geçtiğini düşünüyorum.
akla gelen ilk örnekle başlayayım. "ruslar da iklimleri gibi pek soğuk insanlar canım!" deyip geçmeyeceğim tabi.
soğuk iklimler, zor hava şartları; o iklimin insanlarını daha mücadeleci kılıyor. bu mücadeleye alıştıkları hatta bu mücadeleye doğdukları için daha cesaretli ve sorumluluk sahibi olduklarını ama duygu yönünden az geliştiklerini söyleyebiliriz.
eserlerinde kasvetli havadan, güçlüklerle dolu yaşamlardan, açlıktan, sefaletten, sürgünden bahsettiklerinde hep bir şikayet havası, yenilmişlik görüyoruz ilk bakışta. oysa tüm kavgalarını, kendi insanlarının kavgalarını, nasıl baş ettiklerini/edemediklerini anlatırlar.
duygularından arınmış sanıyoruz onları. oysa duyguyu en katı, en soğuk haliyle yüzümüze vuruyorlar. sanki tüm bunları yaşarken hissetmeye fırsat bulamamış da birileri bu mücadeleye tanık olsun, hissedilmemiş her şeyi hissetsin istemişler gibi.
sıcak iklimler ise duygusal yönü gelişmiş, kültürel gelişime açık ama daha az cesur insanlar yetiştirir. elbette bu insanların da yaşam boyu süren savaşları vardır. ancak doğayla değil kendileri gibi kanlı canlı insanlarla. işte bu noktada duyguların ne denli baskın olduğunu görürüz. insanla olan kavga en fazla insan ömrü kadardır. üstelik insan sayısı kadar değişkendir.
bir kere hepsini geçtim, bu mücadele denktir. insanın insanı yenme umudu vardır. mücadelenin kazanılması umudu vardır. oysa insan iklimini yenebilir mi? mücadelenin bitişini umabilir mi?
sıcak iklim demişken yine akla ilk gelen örneği vereyim. anlaşılan sizi pek şaşırtmak istemiyorum bugün.
sıcaksa sıcak! latin edebiyatı. marquez.
yüzyıllık yalnızlık'ta isimlerin birbirine nasıl karıştığını hatırlayın. aurelianoları birbirinden ayırt etmek için nasıl zorlanırız okurken. işte gördünüz mü? nasıl da insan dolu bir anlatım.
not: bahsettiğim "cesur" kavramını lütfen genel bir değerlendirme olarak algılamayın. yalnızca iklim etkisini göz önüne alarak değerlendirdim.
akla gelen ilk örnekle başlayayım. "ruslar da iklimleri gibi pek soğuk insanlar canım!" deyip geçmeyeceğim tabi.
soğuk iklimler, zor hava şartları; o iklimin insanlarını daha mücadeleci kılıyor. bu mücadeleye alıştıkları hatta bu mücadeleye doğdukları için daha cesaretli ve sorumluluk sahibi olduklarını ama duygu yönünden az geliştiklerini söyleyebiliriz.
eserlerinde kasvetli havadan, güçlüklerle dolu yaşamlardan, açlıktan, sefaletten, sürgünden bahsettiklerinde hep bir şikayet havası, yenilmişlik görüyoruz ilk bakışta. oysa tüm kavgalarını, kendi insanlarının kavgalarını, nasıl baş ettiklerini/edemediklerini anlatırlar.
duygularından arınmış sanıyoruz onları. oysa duyguyu en katı, en soğuk haliyle yüzümüze vuruyorlar. sanki tüm bunları yaşarken hissetmeye fırsat bulamamış da birileri bu mücadeleye tanık olsun, hissedilmemiş her şeyi hissetsin istemişler gibi.
sıcak iklimler ise duygusal yönü gelişmiş, kültürel gelişime açık ama daha az cesur insanlar yetiştirir. elbette bu insanların da yaşam boyu süren savaşları vardır. ancak doğayla değil kendileri gibi kanlı canlı insanlarla. işte bu noktada duyguların ne denli baskın olduğunu görürüz. insanla olan kavga en fazla insan ömrü kadardır. üstelik insan sayısı kadar değişkendir.
bir kere hepsini geçtim, bu mücadele denktir. insanın insanı yenme umudu vardır. mücadelenin kazanılması umudu vardır. oysa insan iklimini yenebilir mi? mücadelenin bitişini umabilir mi?
sıcak iklim demişken yine akla ilk gelen örneği vereyim. anlaşılan sizi pek şaşırtmak istemiyorum bugün.
sıcaksa sıcak! latin edebiyatı. marquez.
yüzyıllık yalnızlık'ta isimlerin birbirine nasıl karıştığını hatırlayın. aurelianoları birbirinden ayırt etmek için nasıl zorlanırız okurken. işte gördünüz mü? nasıl da insan dolu bir anlatım.
not: bahsettiğim "cesur" kavramını lütfen genel bir değerlendirme olarak algılamayın. yalnızca iklim etkisini göz önüne alarak değerlendirdim.
devamını gör...
internetten tanışıp sevgili olmak
insan dediğin gününün 10 saatini işyerinde geçiriyor ki yol falan derken 3 saatte öyle gitti diyelim, 8 saatte uyuduğunu varsayarsak eğer 3 saat zaman kalıyor kendisine.
bu kısıtlı zamanda kimle nasıl tanışacaksın en iyisi internet gibi sanal ortamlardır bi kere kimin ne olduğunu anlamak için tek kaynağa bağlı değilsin ne yer ne icer kısmı icin instagram, ne dusunur kısmı icin twittera baksan yeterli olmasa bile fikir verir.
siz bakmayın "internetten sevgili bulunmaz" diyen sözüm ona don juan, kazanova tiplere...
bu kısıtlı zamanda kimle nasıl tanışacaksın en iyisi internet gibi sanal ortamlardır bi kere kimin ne olduğunu anlamak için tek kaynağa bağlı değilsin ne yer ne icer kısmı icin instagram, ne dusunur kısmı icin twittera baksan yeterli olmasa bile fikir verir.
siz bakmayın "internetten sevgili bulunmaz" diyen sözüm ona don juan, kazanova tiplere...
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü rozeti
nerede ince ve güzel düşünülmüş bir iş orada kafa sözlük ,emeği geçenleri kutlarım.
devamını gör...
