atatürk üzerinden prim yapmakla meşhur bir insandır kendisi . kendine has bir yazım şeklide yoktur günün birinde atatürk ile ilgili kitap okumak isterseniz bu amca hariç kimden okursanız okuyun .
devamını gör...

koronavirüs pandemisi sürecinde dünya çapında salgından daha hızlı yayılan görüntülü iletişim programı
devamını gör...

stand-up gösterilerinde tek bir mimiğimin dahi oynamadığı, her bir dizi projesinde ağzımın açık kaldığı ve hayranlığımın dakikalar geçtikçe arttığı, metin yazarlığından zeka fışkıran, zekatını dağıtsa 10 sezonluk efsane dizi çıkacak olan ricky gervais isimli metin yazarı-komedyenin dizi projesi. birçok karakteriyle destan yazdığı, değil dizinin bitmemesini arzulamak her bir bölümünü döndüre döndüre tekrar seyrettiğim sanat eseri. bu diziye o kadar bağlıyım ve sevgi duyuyorum ki, bunun sebebi tony'den hayatıma dair nokta atışları görmek, benim aklımdan geçenleri onda bulmak olabilir.


bu çağın filozofu olan tony'nin yaşamına dair bir dizi.

bu çağın filozofu diyorum çünkü herkesin peşinde koştuğu maddiyat, anlık zevkler gibi şeylerde gözü olmayan, yaşamın varlığını sorgulayan bir insan. kaybettiği tek varlık olan eşinin arkasından sürekli ağlamaklı olan bir insan..

sürekli mutsuz. fakat mutsuz olurken ne kadar muhteşem bir insan olduğunu rastgele bir posta dağıtıcısına yaptıklarından, ağzıyla "orospusun" dediği(kadın da sürekli seks işçisi diye düzeltiyor) kadına ne kadar büyük bir sevgi beslemesinden anladığımız, saf iyilik ile dolu bir insan. o kadar iyilikle dolu ki, intihar bile edemiyor. psikoloğunun dediği gibi(bu arada gervais muhteşem bir psikolog karakteri yaratmış ve stand-uplarında değindiği konuları onun üzerinden işliyor- her seansta kahkaha attım) kendini kandırıyor çünkü hayattan bıkmış gibi davranırken hayata hiç bilmediği ve fark etmediği kadar bağlı.

diğer bir taraf ve çok komik olan konu ise , kaba saba konuşmaları sevmeyen tony'nin kendi yaptığı iğrenç ofansif şakaların farkında bile olmaması. örneğin "mala çakmak" şeklinde bir konuşmaya denk geldiğinde salon erkeğine dönüşüyor ama kendi yaptıkları çok daha enteresan.

hint asıllı yeni başlayan kızla(bilerek böyle diyorum) aralarındaki uyum, herkese ters davranırken ona karşı en başından çok sıcakkanlı olması, ne kadar büyük bir insan sarrafı olduğunun da göstergesi. çünkü ofiste(bu kelimeyi kullandım ya the office seyredeceğim şimdi açıp çünkü canım çekti) sevgiye değer tek kişi hint asıllı kadın. kayın biraderinin iyi bir insan gibi görünüp o kadar da iyi bir insan olmadığını söylemek isterim.

"insanlar lisa ile bir şeyler yapmayı özlediğimi sanıyorlar. aksine lisa ile hiçbir şey yapmamayı özlüyorum"

devam edecek...

final sonrası ara edit: aşağıdaki kısa edit spoiler o yüzden seyretmediyseniz okumasanız daha iyi olur.

son sahneden bir önceki sahnede dostunun fotoğraf çektikten sonra makineye bakıp yüzündeki ifadenin değişme sebebi, haber röportajlarının sonrası çektiği fotoğraflardan birisini çektiğini fark etmesi oluyor. tony'nin intiharı kesin bir gerçeklik.

son sahnede önce köpeğinin, sonra tony'nin ortadan yavaş yavaş kaybolma sebebi, tony'nin köpek ölmeden intihar etmediğini anlamamızın istenilmesi. köpeğin ölümüne kadar duran tony sonra belli ki intihar ediyor.
devamını gör...

doğa katilleri,gelecekte çocuklara ne bırakacaklar,bıraksalar havayı bile alıcaklar elimizden.endemik bitki türlerini yok edip tabiat ana'yı kızdıracaklar.
devamını gör...

özgüveni güzellikle alakalı sanan kişi beyanıdır.
devamını gör...

kibir.
insan öğrendikçe aslında hiç bir şey bilmediğini anlar.ben bilirim demekten vazgeçer .
devamını gör...

yayın ve biz:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne oldum değil ne olacağım de.
devamını gör...

türk edebiyatının usta ismi, hatta bana kalırsa önünde saygı duyup eğilip bir kuple elini bile öpsek yeridir dediğim, yaşar kemal’in 1997-2012 yılları arasında yazdığı ve dört kitaptan oluşan roman serisidir. seri sırasıyla fırat suyu kan akıyor baksana (1997), karıncanın su içtiği (2002), tanyeri horozları (2002) ile çıplak deniz çıplak ada (2012) romanlarının çıkmasıyla sonlanmıştır.
açıkçası bütün seri 4 kitaptan oluştuğundan her kitap için ayrı ayrı yorum yazılabilirdi belki ama benim gözümde kalın tek bir kitap olabilecek bir külliyattır bu seri. bu yüzden hepsi hakkında genel bir değerlendirme yapmak bana göre daha doğru olacaktır.

seride 1. dünya savaşı’nın ardından romandaki baş kahramınımız, baş diyorum çünkü bana göre onlarca kahraman var, poyraz musa’nın ki kendisi bir savaş kahramanıdır, ege civarında bir adaya yerleşmesi ve daha sonrasında nomrlade mübadelede gitmesi gereken ama gitmeyen bir rum ile tanışmasıyla cereyan eden olayları ele alır.

bu seride beni içine çeken açıkçası yaşar kemal’in büyüleci anlatım şekli olmuştur. büyük ihtimal herkes gib yaşar kemal romanlarındaki betimlemelerin önemini bilmekle birlikte ben ilk defa bu romanlarında kendimi o adada yaşıyormuş gibi hissettim. nasıl desem deniz üzerinde uçan kuşlara, suyun yüzeyinde çırpınan balıklara, bir ağaç dalından düşen yaprağın rüzgardaki salınımına daha farklı bakar oldum. bunların üzerinde bir de en sevdiğim coğrafyalardan biri olan ege bölgesinin anadolu insanı ile buluşmasını seyrettim. yeni bir yaşam kurmanın ne kadar zor olduğunu, aynı milletten dahi olsa farklı coğrafyalarda yetişmiş insanların aslında nasıl o bölgenin kültürüyle ilmek ilmek dokunduğunu fark ettim.

bu sebeplerle bu seri benim gençlik yıllarımda, ilk 3 kitabını gençken okumuştum, türkiye ye, hayata ve tarihsel olaylara farklı bir çerçeveden bakmama sebep olmuştur. herkese tavsiye olunur. birbirimizi nasıl daha iyi seveceğimizi gösterir belki bizlere.
devamını gör...

the amaç uğruna verdiğiniz mücadele, hezimete uğrasanız bile uğruna bir şeyler yapıyor olmanın tatlı dinamiği, sürüncemede kalsa dahi haricindeki bütün ihtimallerden güzel olması ve hayalinin bile sizi birçok gerçeklikten daha fazla tatmin ettiği gerçeği sizi hep mücadelenin içinde tutar.
peki bu ne zaman artık bir mücadeleden ziyade, kendinize bile söylemediğiniz bir tatmin oyununa dönüşür?
araç ne zaman amaca olur?
ne zaman vazgeçmek, kabullenmek gerekir?
....ve son bir kulaç daha atmanız gerekmediğini nasıl bilebilirsiniz?
devamını gör...

call me by your name şarkısını seviyorum.
kızım bana kızıyor.
o sözler söylenmez diyor.
aman da benim, 14 yaşını dolduracak kızım, içinde kötü alışkanlıklar geçen sözleri tasvip etmezmiş. bir anne olarak onunla gurur duyuyorum.
kpop dinlemeleri, anime izlemeleri onları özensiz bir nesil yapmaz. bilakis farklı bir tarz arayan bir nesil onlar.
arada onunla izliyorum bende onları.
hiç de eciş bücüş değiller.
yeni nesil kendini arıyor te teknolojinin üretildiği yerde.
bizde aramadık mı?
bizler bir yandan aşk her şeyi affeder mi şarkısı dinleyip bir yandan ahmet kaya dinlemedik mi?
onları ciddiye alalım.
dün, beni anlamaya çalışan kızımla, defalarca call me by your name şarkısı dinledik. amacı beni bıktırmaktı, başaramadı. *
o da ezberledi sözleri.
arada da yoldan çıkılacak.
sonra bulunur bir şekide yol. navigasyon diye bir şey var.
devamını gör...

merhaba artık burdan sovecegim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

beni de edin beni de edin.
devamını gör...

luigi pirandello'ya göre;

"hayatta olan kişi yaşamakla meşguldür. ve kendini göremez. kendini tanımak ölmek demektir."
devamını gör...

bir bakın duygulara,
birer maske gibi.
hüzün mesela
mutluluğun ardında gizli.

gülüşlerin ardında bir ağlayış.
sessizliğin içinde bir haykırış.
kalabalığın içinde yalnızlık.
duygular ve hisler karmakarışık.

bu süre gelen bir hayat oyunu.
çünkü hayat zıtlıklar ile dolu.
götürüyor yanlışlar doğruyu.
bir buhranın sonucu bu.
devamını gör...

cem karaca
sevda kuşun kanadında
devamını gör...

kökeni latince pluvia (yağmur) kelimesinden gelmektedir. pluviophile yağmurun yağmasından hoşlanan, yağmurlu havalarda mutlu olan ve yağmur yağdığında huzur bulan insanlar için kullanılan bir terimdir.
yağmurdan sonra ortaya çıkan yağmur kokusuna bayılırlar. bu koku literatürde petrikor olarak geçer. kaynağı elbette bitkilerdir. petrikorun ikinci sebebiyse aktinomiset diye bilinen toprakta bulunan bakterilerin salgıladıkları kimyasallar. bu ikisi yağmur yağınca toprakta karışıp kendine has bir koku yayar. duygu dolu insanlar bu kokuyu ruhlarının derinliklerine kadar hisseder.
yağmur suyunu tatmayı, yağmur altında yürüyüş yapmayı seven bu kişiler zor zamanlar geldiğinde “bunlar da geçecek” demesini iyi bilirler. yağmur aşığı tipik bir pluviophile gece yatmadan evvel yağmur sesi ile kolaylıkla uykuya dalar.
“en çok bolluk getiren yağmur, alın teridir” der cenap şahabettin. kafa sözlük için alınteri dökenlerin başında gelen bir yazardır pluviophile. sözlüğün en sevilen yazarları arasına girmeye aday, nicki kendi gibi huzur ve mutluluk veren saygıdeğer bir yazardır.
devamını gör...

-sizi neden işe alalım?
-işte.işim yok.
-para veriyim mi?
-evet
-nekadar?
-90000000000 dolar.
-tamam, veriyim.
-abi nasıl okadar paran var?
-eeeee, bizimde sırlarımız vaaar.
-hadi ver.
(adam parayı verir.)
(çocuk parayı alır ve gider.)
-iyi ki ona sahte para verdim.oyeeeee*

osman said güngör

d: yeğen 2
devamını gör...

''o '' cık cık cık cık'' değil miydi ya?'' dedirten başlık.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim