bana ordan 3 tane nickaltı. bol övgülü olsun lütfen.
devamını gör...

ak partili ve müslüman kavramlarının yan yana kullanılması bence doğru değildir. çünkü ikisi birbirinden bağımsızdır.

her müslüman akp'li olmayacağı gibi, akp'li olan herkesin müslüman olduğu konusunda da elimizde geçerli bilgi mevcut değildir. insanların kafasında yıllardır demlenen bir olgu oluştu artık; ağzında allah lafzı varsa kesin akp'lisin. oysa benim tanıdığım akp'lilerin çok az kısmı namazli abdestli, çoğu alkol kullanan, faize para yatıran insanlar.

sözlüklerde asıl sorun; bazı kişilerin kendi hayatlarında yapamayacağı çıkışları burada anonim olarak yapabilmesinden kaynaklanıyor. kendi aile üyelerinden, sosyal ortamından hiç kimsenin yüzüne soyleyemeyecegi yobaz, cahil,çomar gibi tanımları burda yazarak bir nevi rahatlama yaşıyor. bugün iktidarda chp ya da baska bir parti olsa bu defa da diğer grup gelip allahsizlar, kanı bozuklar vs diye naralar atardi.


profillerine girip baktığında, mesleği, hayat tecrübeleri, yaşamin öğrettiği kültürel değerler gibi işe yarar hiç bir içerik üretmemis olduklarını göruyorsunuz. varsa yoksa profilin tamamı haber sitelerinin linkleri ile dolu. a haber ile sözcü gazetesi gibi bir hayat çizgisinde ömür tüketiyorlar.
konunun akp meselesi böyle ama müslümanlık meselesinde de pek farklı değil. hem hiç kimsenin içtiği içkiye giydiği eteğe karisilmasin ama sarık cübbe başörtüsü ezan sesi konu olunca yallah arabistan'a... bu bana uzanamadigi ciğere mundar diyen kedi misali kendi hayatında bulamadığı iç huzuru başkası da bulamasın diyen kiskançlik gibi geliyor.


velhasıl (bkz: engelle) geç dediğimiz yazarlardır.
devamını gör...

kendisi gibi ozan muharrem ertaşın oğludur. kırşehirlidir. bozkırın tezenesi mahlasıyla anılır.
devamını gör...

çaresizliği insanın iliklerine kadar hissettiren cümledir. aslında hem duygusal hem de akılsal yönden baktığımızda sarf edilmesinin saçma, cahilce hatta anlamsız olduğunu düşünebiliriz. ancak hayat her zaman her şeyin doğru ya da akılcı olmasına izin vermiyor.
insanlar bunu söyledikçe, ve bunu söyleyen insan sayısı arttıkça, işler zorlaşıyor, maaşlar azalıyor, işverenler çalışanlarına daha beter davranıyor. hal böyle olunca hem toplum için, hem kişinin kendisi için sarf edilmesi oldukça zararlı bir cümle oluyor kendisi.
ancak, bunu söyleyen/söylemek zorunda olan kişilere kızmak mümkün mü? çöken bir ekonomide, azıcık bir maaşla çalışmaya mahkum milyonlarca insan var. hatta günü geçirebildiklerini söylemek bile yanlış olur. bu insanların işini elinde tutmak için ya da yeni bir iş bulmak için bu cümleyi söylemesinden daha olağan bir şey yok. çaresizlik insana her şeyi yaptırıyor çünkü.
bir gün kimsenin söylemek zorunda kalmamasını umduğumdur aynı zamanda.
devamını gör...

emeği geçen herkese teşekkürler. (bkz: kocaman alkış)
an itibariyle kafa sözlük belediye başkanı (bkz: yoldaş benjamin franklin) ve bilgi işlem müdürü (bkz: iko)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edit: url uzantılı görsel yükleme, yüklenen görsellerin gizli kalmaması demektir. nude atanın vay haline. internet ortamında ne gizli kalabilir ki?
devamını gör...

yaşamak.
devamını gör...

uzun süredir kadınların "güvencesi" olarak görülen ve başımızdaki -bazı- yöneticiler tarafından iptal edilmesi istenen sözleşme resmî olarak iptal edilmiştir. recep tayyip erdoğan'ın kararıyla istanbul sözleşmesi'nden türkiye çıkmıştır.

kaynak
devamını gör...

boston dynamics'in yeni yıl için yayınladığı ve 2021'in olmasa da daha sonraki yılların çetin geçeceğine dair insanı derin düşüncelere gark ettiren robişkolardır.

devamını gör...

başlığının açılmamasına şaşırdım.
2010 yılında yayınlanan ve gerçek bir olaydan esinlenen yabancı dizidir.
türkçesi: tatlı küçük yalancılar

açıkçası dizisine pek hakim değilim çünkü yarım bırakmıştım. kaba taslak bir grup kız öğrenciye bilinmeyen numaradan musallat olan biri vardı ve bu sayede bu kızların korkutucu sırları açığa çıkıyordu. genel olarak konu buydu. türkiye'ye de tatlı küçük yalancılar olarak uyarlanıp tutulmamıştır.

ama ben size bugün diziyi değil dizinin esinlendiği maalesef gerçek bir vakayı anlatacağım. tatlı küçük yalancılarımızı.

skyler neese 16 yaşında sıradan bir lise öğrencisiydi. bu kızın bir de çok yakın bir arkadaşı vardı, kardeş kadar yakınlardı ve adı da sheila eddy idi.

skyler ve sheila her ergen gibi gezip tozuyor, arada sırada ot kullanıyor, kız kıza takılıyorlardı. bu ikilye daha sonra rachel shoaf da dahil oluyor.

mesele aslında tahmin edebileceğimiz gibi, üçlü bir arkadaş grubunun getirdiği sorunlar. bu 3 kız beraber her ne kadar yakın olsalar ve eğlenseler de maalesef içlerinden ikisi yakın olur ve dışlanan kişi ise bu hikayede skyler oldu.

skyler bu durumdan kendi içinde şikayetçi olsada bilindiği kadarıyla kızlarla herhangi bir kavga tartışmaya girilmiyor.

gayet normal diyebileceğimiz günlerin ardından skyler bir gece yarısı evden çıkıp gidiyor, (yanlış hatırlamıyorsam odasının penceresinden çıkıyor) sabah eve dönmüyor ve ailesi yokluğunu farkeder etmez polise haber veriyor. polis ilk başta en yakın iki kız arkadaşı sorguluyor tabii, kızlarda anormal görünen herhangi birşey bulunamıyor, böylece polis tüm çevreyi sorgulasa da genç kızın nereye gideceği hakkında bir fikre sahip olamıyor.

soruşturma genişletildikçe sheila ve rachel'ın yalanları ortaya çıkmaya başlıyor tabiki. skyler'ın gece evden çıkmasının sebebinin kızların onu dışarı çağırması olduğunu polis ortaya çıkarıyor ve böylece 2 küçük yalancı sorgulanmaya başlıyor.

tüm bunlar ortaya çıkmadan evvel de bu 2 kız aileye destek olup en çok ağlayanlardan.
kızların sorgulamalar sırasında ağız birliği bozuluyor tabiki, ortada dönen yalanlar farkediliyor ve o gece alkol ve ot içmek için üçünün arabayla ormana gittikleri ortaya çıkıyor. kızlar skyler'ı eve bıraktıkları konusunda ısrarcı oluyorlar.

rachel dayanamayıp suçlarını itiraf ediyor ancak cinayet silahı deliller vs sheila tarafından yok edilmiş. ancak en sonunda sheila'nın arabası detaylıca inceleniyor bagajda skyler'ın kan izleri bulunuyor. böylece rachel teslim oluyor ve sheila da yakalanıyor.

iki kız sorguya alındığında bu cinayete nasıl karar verdikleri soruluyor ve bu kısım gerçekten garip. çünkü kızlar birbirlerine direkt "skyler'ı nasıl öldürebiliriz?" diye sorarak bu planı yapmışlar. şaka gibi ama gerçek. ikisinin de ortak bir sebebi var elbette; skyler'ın onların bir sırrını bilmesi.

3 kız bir gece pijama partisi yaparlarken skyler'ın uyuduğunu düşünen sheila ve rachel cinsel ilişki yaşıyor. skyler'ın bunu farkettiğini anladıkları zaman ise öldürme kararı alıyorlar.

nasıl öldürdükleri konusunda ayrıntıya pek girmeyeceğim ama çok vahşice olduğunu söyleyebilirim. kızların verdiği ifadeye göre ise skyler epeyce mücadele ediyor, hatta ellerinden yaralı şekilde kaçmayı bile başarıyor ancak ikiye bir sonuçta. maalesef yakalnıyor ve ölürken ağlayarak "neden?" diye soruyor. bu onun son sözü.

sheila denen yaratık mahkemede hiçbir suçluluk ve pişmanlık göstermiyor, rachel ağlayıp sızlanıp pişman olduğunu dile getiriyor.



işte böyle bolca kansızlık içeren bir cinayet.
skyler'ın twitter'ı
sheila'nın twitter'ı
izlemek isteyen için fotolar videolar vs
devamını gör...

ata topraklarına ''wabanaki'' yani şafak toprakları adını verirler. zira onlara göre dünyanın ve insanın yaratılışı o topraklarda gerçekleşmiştir. tabaldak (kutsal ruh) dünyayı yarattıktan sonra yeryüzüne iki adam gönderir. abenakilere göre yokluktan gelen bu adamlar ilk ruhlardır. birinin adı gluskab diğerinin adı malsimus'tur.

tabaldak, iki eline toz zerrecikleri koymuş, önce sağ elindeki zerrecikleri üfleyerek dünyaya yollamıştır. iyiliğin temsilcisi gluskab böylece yaratılmıştır. sonrasında tabaldak sol elindeki zerrecikleri üflemiş ve dünyaya yollamıştır. kötülüğün temsilcisi malsimus'ta bu şekilde yaratılmıştır.

medewiwin adı verilen şamanlar genelde gluskab'a hizmet eder ve şifa güçlerini ondan alırlar. inanış bu şekildedir. az sayıdaki kara şamanın yol göstericisi ise malsimustur.
devamını gör...

1902 yılında almanca'dan sözlüklere geçen wanderlust kelimesi.

"özgürlük için her şeyi geride bırakmak" demek.
devamını gör...

süs bitkisi gibi özenle seçilmiş, çeşitliliği yansıtmayan, doğal durmayan tipte ve karakterde insanlardır.
devamını gör...

çok uzun süredir yani yedi aydan fazla zamandır okuduğum değerli insan.
bu kadar zamandır hakkında yazmadım çünkü okuduklarımdan yola çıkarak zaten bu tür şeylere değer vermediğini, onun için önemli olanın gerçekten okunmak ve anlaşılmak olduğunu da içten içe biliyorum.

uzun süreli sohbetimiz olmamasına, mesela en sevdiği kitabı veya filmi bile bilmiyor olmama rağmen okuduğum onca şeyin getirdiği bir tanışık olma hali var yedinci dem ile. bu tanışıklıktan, yazdıklarından ve okuduklarımdan çok memnun olduğumu söylemek istedim sadece. bir de "burada ne işim var benim?" diye kendime sorduğum anlarda bulduğum cevaplardan biri olduğunu bilse iyi olur sanırım *.
çılgın kalabalıktan uzak, sakin bir liman benim için yedinci dem . iyi ki şiir kadın...
devamını gör...

seni seviyorum ve özledim mesajı
devamını gör...

kişinin ebeveynlerinin dünya görüşünün, toplumun normlarının ve çevresindeki kişilerin kendilerine kattıklarının içselleştirilmesi ile oluşur. vicdan olarak doğru ve yanlış duygularımızı içerir.

yeni doğan bir bebek günah, ayıp, yasak ve haksızlık gibi kavramlara sahip değildir, yalnızca ilkel güdüler ile hareket eder. zaman içerisinde anne ve baba tarafından uygunsuz sosyal davranışlar karşısında cezalandırılır. çocuk büyüdüğünde anne ve babası yanında olmasa dahi içselleştirmiş olduğu dizgiler ona ahlak kavramını katmıştır; süperegosuna yenik düştüğü takdirde suçluluk duygusu hissedecektir çünkü bebekken cezalandırılmıştır.

çocuğun kişiliğin oluşumunda id, ego veya süperego katmanlarından birisinin diğerlerinden daha güçlü veya güçsüz olduğu süreçlerde farklı kişilik türleri ortaya çıkmaktadır. örneğin id katmanı gelişmiş olan bir kimse bencil ve ben merkez kişilikte birisi olabilmekte iken, süperego katmanı gelişmiş bir kimse daha rasyonel, mükemmeliyetçi ve içine kapanık birisi olabilmektedir.
devamını gör...

ak parti'nin 5 il kongresine canlı bağlantı ile katılan cb. erdoğan'ın boğaziçi protestolarına katılan sözde* öğrencilere ilişkin söylediği sözler.

edit:

boğaziçi üniversitesi’nde gözaltına alınan 108 kişiden 79'u dhkp/c, tkp-ml dahil olmak üzere terör örgütü üyesi. (süleyman soylu)
kaynak: twitter.com/haskologlu/stat...



cumhurbaşkanı erdoğan, ak parti'nin 5 il kongresine canlı bağlantıyla katıldı. boğaziçi üniversitesi'ndeki protestoları eleştiren erdoğan, "siz öğrenci misiniz yoksa rektörün odasını basmaya kalkışan terörist misiniz?" dedi. erdoğan, "bu ülke bir gezi olayını yaşamayacak" ifadelerini de kullandı.

"terör örgütü üyesi olan bu gençleri milli ve manevi değerlere sahip gençler olarak kabul etmiyoruz. siz öğrenci misiniz? yoksa rektörün odasını basmaya çalışan, işgale kalkışan terörist misiniz? bu ülke, teröristlerin hakim olduğu ülke olmayacak, buna asla izin vermeyeceğiz. bay kemal sen terörist arkadaşlarınla yola devam edeceksen buyur devam et ama biz teröristlerle beraber olmadık olmayacağız.

lgbt yok böyle bir şey. bu ülke milli manevidir ve bu değerlerle geleceğe yürümektedir.bu ülke teröristlere teslim olmayacak. artık bu ülke, taksim'deki bir gezi olayını yaşamayacak ve yaşatmayacaktır."


kaynak: bundle.app/Sr67dVJ7
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
üşüdüm ya ,bildiğin esiyorr,varen cekatımı giyem üstüme.
devamını gör...

hangi birimiz etkilenmedi hayalet avcıları’ndan ya da (bkz: tsubasa)’dan? kim her izlediğinde (bkz: road runner) kadar hızlı koşabileceğini düşünmedi? (bkz: ayı yogi)’ler-(bkz: scooby doo)’lar-(bkz: gerçek kötüler) olimpiyatlarda yarışırken kaçımız ekrana kitlenmedi? (bkz: casper)’dan neden hiç korkmadık yıllar boyunca? gördüğümüz tüm arabaları (bkz: çakmaktaş)’lardaki gibi ayaklarla hareket ediyor sanmadık mı gerçek bir arabaya binene kadar? ve (bkz: arı maya), (bkz: müfettiş gadget), (bkz: temel reis), (bkz: jetgiller), (bkz: atom karınca), (bkz: ninja kaplumbağalar), (bkz: pokemon), (bkz: tom ve jerry), (bkz: garfield) ,(bkz: speedy gonzales), (bkz: dufy duck), (bkz: bugs buny), (bkz: mickey mouse), (bkz: guffy), (bkz: richi rich),(bkz: varyemez amca), (bkz: tazmanya canavarı), (bkz: heman), (bkz: shera), (bkz: kaptan mağara adamı), (bkz: şirinler), (bkz: redkit) gibi çizginin efendileri’yle beraber rol almadık mı o çizgi filmlerde?

çizginin efendilerini okumaya başladan önce küçük bir uyarı; bu yazıyı okurken çocukluğunuza dönüp o zamanki ruh haline bürünmelisiniz aksi takdirde (bkz: tsubasa)’nın vurduğu topun nasıl elips şekline dönüştüğünü, (bkz: atom karınca)’nın büyük bir kayayı nasıl kaldırdığını ya da (bkz: pikachu)’nun o küçük poke topuna nasıl sığdığını anlayamazsınız!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

pardüseli adam; gadget amcamız pek bir teknolojikti o zamanlar. şapkasından çıkardığı pervaneyle rahatça uçabilirdi ve kollarıyla istediği yere uzanabilirdi. aynı zamanda gadget sakarlığının önüne geçememiştir hiçbir zaman ve biz mutfakta bir bardak kırdığımızda ya da okula gitmeden önce zorla yaptırılan kahvaltı esnalarında çatalımız yere düştüğünde annelerimizin azarına hiç aldırış etme gereği duymazdık. çünkü (bkz: müfettiş gadget) bile bizim kadar sakar olabilirdi her bölümde. gadget amca hakkında söylenecek pek fazla söz bulamazsınız çünkü o düşlerimizin müfettişidir ve çocukluğumuzda bizde bıraktığı tek etki; büyüyünce müfettiş olma isteğinden öte gitmemiştir. bir de ben nedense her zaman müfettiş gadget’in bir ortağı olmasını düşünmüşümdür onun gibi teknolojik olmasa da doğa üstü güçleri olan, örneğin ;
(bkz: casper).. dost canlısı, küçük yuvarlak kafalı,iri gözlü bir hayaletti bizim için. o insanları korkutmayı değil onlarla hep dost olmayı denedi çoğu kez. ancak 3 korkunç amcası bu isteğinin önüne geçti her macerada ve casper dostlarını çizgi filmde değil gerçek hayatta kazandı çünkü ekranda onu gördüğümüzde onun neler hissettiğini anlar ve ona dost olmak için kollarımızı açardık kendi dünyamızda. unutmadan; bizimle beraber beceriksiz küçük cadı arkadaşı wendy’de casper’ın her zaman yanında durmuştur. ve eminim çoğumuz bu ikilinin sevgili olmasını beklemiştir çoğu macerada ancak casper düşündüğümüz kadar çapkın olamamıştır hiçbir zaman.
çapkınlıktan bahsedince aklımıza bir çizginin efendisi daha gelir. önce japonya’nın sonra tüm dünyanın en iyi futbolcu adayı;
(bkz: tsubasa).. o da nedense yıllar boyunca hiçbir kız arkadaş olayına girememiş aksine her zaman kızların dediği 22 adam bir topun peşinde cümlesine destek vermiş gibi hissettirmiştir hemen hemen her kıza.. ancak erkeklerin her sabah okula gitmeden önce aklına gelen tek gerçekti tsubasa. amaç erken uyanıp tsubasa’yı izlemek ve okula gittiğinde tenefüs aralarında minyatür kale top koştururken ölüm vuruşu’nun nasıl yapıldığını unutmamaktı kendi adıma. belki siz de ikizlerin yaptığı vuruşu yapmak için çabalardınız sıra arkadaşınızla ama bütün denemelere rağmen hiçbir vuruştan sonra topun elips şeklini aldığını göremezdik. bu yüzden genelde bir arkadaşımız topun üstüne oturur top elips şeklini alana kadar yamultulur ve maça öyle devam edilirdi.işte tsubasa hayatımızda bu kadar değerli bir çizgiydi bizim için ve eminim çoğumuz okulda andımız okunurken yanındaki arkadaşıyla o bölüm hakkında kritik yapardı hakemin ofsatı vermemesi üzerine.fakat o zamanlar hiç birimiz tsubasa’nın ya da kaleci (bkz: wakabaychi)’nin havada dakikalarca nasıl kaldığını ve her futbolcunun nasıl metrelerce hatta kilometrelerce koştuğunu sorgulamaz aksine ateş alan toplar,buz kesilen çimler,kale direğine çıkan futbolcular çok daha fazla doğal gelirdi bize hakemin ofsaytı vermemesinden. ve en çok merak edilen tsubasa oozora’nın kariyerinin nasıl devam ettiğidir. çünkü o zamanlar hiç birimiz fazla takım bilmez,takip etmezdik. bizim için önemli olan her maçı kazanmalarıydı ama şuan bu satıra geldiğinizde aslında tsubasa’nın ne kadar yetenekli olduğunu farkedeceksiniz çünkü (bkz: tsubasa oozora) (bkz: barcelona)’ya transfer olmuştur ve çoğumuz da bunu sabah kahvaltılarının gazabından dolayı öğrenememişizdir. annelerimiz sağolsun! sağolsunlar çünkü kahvaltıyla kalmamış bir de bize ıspanak yedirmek için adeta (bkz: temel reis)’le işbirliği yapmışlar sanki o zamanlar..
eminim şuan sizde benle aynı fikirdesiniz! bu arada temel reis nereliydi? çocukluğumuzda temel reis bizim için belki trabzonlu, belki ordulu, belki rizeliydi çünkü adı temel’di ve bir gemi kaptanıydı. hasmı olan kabasakal ise muhtemelen karşı köydendi ve aralarında hep bir mesele vardı! bu mesele (bkz: kabasakal)’ın karşı köyden olması değil yalnızca bir kız meselesiydi. (bkz: safinaz).. ince uzun bacakları değişik bir saç modeliyle temel reis’in mi yoksa kabasakal’ın mı uzatmalı sevgilisiydi o zamanlar buna bir türlü akıl erdiremezdik çünkü bu ablamız bir o tarafta bir bu taraftaydı. ve temel reis, safinaz için her bölümde kabasakal’la karşılaşır ve ondan güçsüz olmasına rağmen her seferinde o maceradan zaferle yani safinaz’la ayrılırdı. temel reis kaybedeceği sırada ıspanak konservesini çıkarır zorlansa da kapağını açar, piposunun yanından ıspanağı midesine indirmeyi başarırdı ve o anda temel reis bizim için en güçlü çizgi film kahramanı oluverir, bu da bizim ıspanak yeme isteğimizi son hadde getirirdi çünkü hepimizin hayatında yenmesi gereken bir kabasakal vardı. ve yukarda da bahsettiğim gibi annelerimizin de işine gelen bu ıspanak olayı acı bir gerçektir çünkü şimdi anladık ki tadını beğenmediğimiz halde yenen o ıspanaklar maalesef bir yalandan ibaretmiş. hepimizi kandırdın temel reis, bilseydik o zamanlar kabasakal’ın yanında saf alırdık! ama güçlü olmamızı sağlayan tek şey ıspanak değildi çünkü birde hayatımızda (bkz: hayalet avcıları) vardı..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ellerindeki elektrikli süpürgeye benzer bir aletle hayalet yakalayan bu kahramanlar çocukluğumuzda bizim için çok önemli bir yere sahipti. onların sayesinde annemizin elinden kaptığımız elektrikli süpürgeyle evde farkında olmadan çoğu halıyı süpürmüşüzdür eminim. belki gerçekte bir hayalet yakalayamadık o zamanlar ama hayallerimizde çoğu korkutucu yaratığı o süpürgenin içine hapsederek güçlü olmayı başardık. tabi hal böle iken en önemli olan şey kötü hayaletleri yakalarken sevimli (bkz: casper)’ı da süpürgeye kaptırmamaktı. ve o zamanlar hayalet avcıları’nın teknolojik av aleti ilerisi için bir umuttu. ne kadar ilerisi mi ?
(bkz: jetgiller)i o zamanlar izlerken hepimizin aklında aynı düşünce vardı, hepimiz o düşünceyle hayaller kurardık en yakın arkadaşlarımızla; ‘oğlum 2021’e gelince bizde böyle uçan arabalara bineceğiz’ gibi diyaloglara girerdik. fakat bu güzel hayal şuan için baktığımızda hiçte gerçekleşmiş gibi durmuyor. jetgiller’i izlerken kendi adıma konuşmam gerekirse judy’i hayranlıkla izlerdim hatta ve hatta benim için önemli olan yalnızca judy’nin nasıl bir hayat sürdürdüğüydü. eminim sizin içinde böyle bir karakter vardır bu çizgi filmler arasında. her neyse beni bırakıp jetgiller’e geri dönecek olursak onlar bizim için içimizdeki bastırılmış hayallerin tümüydü. fakat hepimiz fark etmişizdir ki jetgiller hala bizden 50 yıl kadar ilerde bir teknolojiye sahipler ve bizim onları yakalamamız için ilk yapmamız gereken öncelikle jetgiller gibi giydiğimiz her giysinin yakalarının sivri olmasını sağlamaktır ya da cebimizde bir poke topu taşımaktır. (bkz: ash) ve (bkz: pikachu)’nun ayrılmaz bir ikili olduğu (bkz: pokemon) sanırım çocukken en etkilendiğimiz çizgidir. yüzlerce pokemon’un isimleri tek tek bilmemiz bunun gayet açık bir göstergesidir. ash, (bkz: brook) ve (bkz: misty)’nin maceralarını anlatan çizgi film hayatımıza birden bire girmiş ve bu olay en çok bakkal amcaların sinirine dokunmuştur. çünkü pokemon’un gelişiyle ve ülkemizde bu kadar tutuluşuyla birlikte artık bütün pokemon’ları cipslerin içinde bulabiliyorduk. nasıl mı bulabiliyorduk? hatırlamamanız mümkün değil çünkü sizde herkes gibi cips alırken içinde pokemon tasosu var mı yok mu diye bütün cipsleri parça pinçik etmişsinizdir ve dolu olan cipsi sonunda bulabilmişsinizdir. ve eğer zamanında sizde benim gibi ash-pikachu hayranlarının aksine bir (bkz: roket takımı) hayranıysanız cipslerin içinden en çok çıkmasını istediğiniz taso pokemonlar arasında konuşabilen tek pokemon olan miyaw’ın çıkması olmuştur. ayrıca pokemon’u izlerken neden hiçbir poker topunun içinden (bkz: taş devri)’ndeki gibi dinozorların çıkmadığını da sorarım sizlere.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

(bkz: taş devri) demişken; (bkz: çakmaktaşlar) ve komşuları (bkz: molaztaşlar)’ın hikayesini anlatan bu çizgi film sanırım hepimizin favorileri arasındadır. aslında biraz türk kültürüne uyarlanabilseydi eminim herkes kendi komşuluk hikayesini izlemiş olurdu taş devrin’de. asla kavga etmeyen (bkz: vilma) ve (bkz: beti)’nin aksine (bkz: fred) ve (bkz: barni) bazen kavga ederler, uzun süre konuşmazlar hatta karıları vilma ve betty’nin de birbirleriyle görüşmelerini engellemeye çalışırlar ama en sonunda karıları onları barıştırır. vilma ve betty yakın arkadaştır, kocalarının onları ihmal etmeleri durumunda ittifaka geçer ve istediklerini yaptırırlar. ev eşyaları da çok ilginçtir; lavabodaki çeşme yerine filin hortumu kullanılır, çöp tenekesi yerine pelikanın gagası, süpürge yerine karıncayiyen kullanılır. ve (bkz: dino) .. bu sevimli dinozor evcilleştirilmiş sadık bir varlıktır ve fred eve geldiğinde dino’nun yüzünü yalamasından kurtulamamıştır. bu iki ailenin çocukları (bkz: bambam) ve (bkz: çakıl)’da geleneği bozmayıp anne ve babaları gibi iyi anlaşmayı sürdürmüşlerdir. bu arada bahsetmeden geçemeyeceğim; çakmaktaşlar’ın kızı çakıl büyüyünce pek bir süzülmüş, güzelleşmiştir çocukluk aşklarım arasına girmiştir ve eminim bambam da kızlar için o zamanın en yakışıklı çizgi film kahramanlarından biri olmayı başarmıştır. hazır konu yakışıklı ve güzel karakterlerden açıldı o zaman insan olmadığı halde karizmatik olan bu 4 isme dikkat!
(bkz: leonardo), (bkz: raphael), (bkz: michelangelo), (bkz: donatello).. eminim bu çizgi filmle ilgili kafamızda bir soru işareti vardır hala. liderleri kimdi bu kaplumbağacıkların? bana göre donatello’ydu, size göre leonardo olabilir tabi. ama gerçek liderleri, ustaları aslında bir fare olan (bkz: usta splinter)’dı ve işinde de gayet başarılıydı. foseptik çukurunda ama harika bir mekanda yaşayan kahramanlarımızın her çeşit düşmanı vardı ama en önemli düşmanları (bkz: shreder) ve beyin’di. kahrolası pisliklerden nasılda nefret ederdik öyle değil mi? hatta bazen abartır gözümüze (bkz: ninja kaplumbağala)r gibi her hangi bir renkten bandaj takıp savaşa dahil olurduk kanepelerin üstünde, masaların altında shreder ve beyin’i halt etmek için.. ama bazen de romantik anlar yaşardık ekranda sarı tulumuyla kanal muhabiri april o-neill’ı görünce. hatta çok sevdiğimiz ninja kaplumbağalardan bile kıskanırdık bu sarı tulumlu fıstığı..ve onu görünce aklımıza ilk gelen şey acaba o sarı tulumu muydu yine sorarım size?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yazıyı burada sonlandırırken (bkz: çizginin efendileri)’nin bu kadar az olmadığını aklınızdan geçireceğinizi biliyorum ancak hepsi aynı yazı altında toplanacak kadar basit değiller; bunu kendi ağızlarında duyduğuma emin olabilirsiniz. şimdilik bu ilk çizginin efendileri’yle hatırlayacağız çocukluğumuzu.. ama en kısa zamanda diğer kahramanlarla kaldığımız yerden devam edeceğiz. hep şunu söylemişimdir yıllarca kendi kendime;’psikologların hastalarının çocukluğuna inmek için o kadarda uğraş vermelerine gerek yok, izletsinler bir çizgi film ve anında çocukluğuna iniversinler dilediklerinin..’ ve bu düşüncemi bu yazıda pekiştirdiğim için mutluyum çünkü unutmayın aslında hepimiz birer hastayız! şimdi açın (bkz: çizginin efendileri)’nden herhangi birini,izlemeye koyulun..
devamını gör...

milattan önce 8. yüzyılda dünyanın sürekli yol alırsanız kenarından aşağı düşeceğiniz bir yer olduğuna inanan bir düz dünyacıydı. dünyayı deniz tarafından kuşatılmış bir ada olarak görüyordu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim