genel olarak yaşadığım bir durum ve özellikle kadınlar tarafından bir kız sanılıyorum. ha bu arada benim de erkek sandığım kadınlar olmadı mı oldu. burası anonim bir ortam olduğu için insanlar rahatça yazıyorlar ve “bunu ancak bir erkek yazar” dediğim profiller kadınlara ait çıktı. neyse bunun konumuzla alakası yok.
hayır bu kadar kadın yanılıyor olamaz diye düşünmedim değil. “ben neyim” diye çektiğim varoluşsal sancıların yanına bir de kimliksel sıkıntılar eklendi, sonra birden bir uyanış yaşayıp, “ahanda buldum” dedim. her insanın içinde çocuk olduğu söylenir ve benim içimde de küçük bir kız çocuğu var ve ismi de “mualla” olabilir. ben de muallayı arada serbest bırakıp ufak haylazlıklar yapmasına izin veriyorum demek ki. valla bulabildiğim en mantıklı açıklama bu. neyse millet muallayı daha parka götürcem, beraber kek yapıp eğleneceğiz, karaoke şarkılar söyleyip dans edeceğiz. baba olamadım abi olayım. canım muallacım abin seni çok seviyor, iyi ki varsın.
devamını gör...

hiçbir yeri benimsememek, kendini hiçbir yer ile bağdaştırmamak anlamına gelen söz öbeği. nedeni içinde bulunduğu sosyo-kültürel ortam olabileceği gibi kişinin psikolojik olarak rahat hissetmemesi de olabilir.

dostoyevski amcam ile birlikte aynı dusunceleri paylaşırım bu konuda.. şöyle demiş üstat;

"dünyanın en kötü hissi; kendini ait hissetmediğin bir yerde bulunma zorunluluğudur. "
devamını gör...

erkek g*te, kadın cebe bakar olarak bildiğim varsayım.

genel algı değildir. lütfen linç etmeyelim.
devamını gör...

değer verdiğimiz kişi veya kişiler tarafından değer görmeme, unutulma veya göz ardı edilme korkusudur.
devamını gör...

kedi haklı abi hep fare gelip sataşıyor.
tom'da onunla uğraşınca ortalık haliyle dağılıyor, dağıtan yine fare,ev sahibi tom a kızıyor. o köpekte fareyle kankicilik faliyeti gösteriyor zaten. garibim tom ne yapsın tek başına??
ben bu diziyi ne zaman izlesem sinirlerim bozuluyor beş dakikadan fazla izleyemiyorum.
devamını gör...

gerektiğinde hayır diyebilmek.
devamını gör...

20. yüzyılın başlarında avrupa'da yenilikçi bir akım olarak karşımıza çıkmıştır. 1916 yılında hugo ball'ın etkisiyle isviçre'de, 1920 yıllarında ise paris'te yayılmaya başlamıştır. 1. dünya savaşı'na tepki olarak çıkan ve gelişen bu akım modern toplumun estetik tabularını yıkarak anlamsızlığı ve mantıksızlığı savunmuştur. edebiyat alanında bir başkaldırı olarak kabul edilen bu akımın en önemli temsilcisi tristan tzara'dır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel *
devamını gör...

latince kökenli çok beğendiğim bir deyiştir.
ıssız yerlerde kendin için bir evren ol anlamına gelmektedir. kendi kendine yetebilen insanların benimseyeceği deyişlerdendir.
devamını gör...

avuntudur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sıcaklık ölçmeye yarayan bir tür sensör.

uçlarının ikisi de farklı iletkenlerden kaynak yapılarak oluşturulur. çalışma prensibi, kaynak yapılan sıcak nokta ile açık uç olarak bırakılan soğuk nokta arasındaki sıcaklık farkının gerilim üretmesi esasına dayanır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

okurken elimizin refleks olarak beğen butonuna gittiği kaliteli tanımların sahibi yazar. sözlükte sürekliliğini temenni ederim.
devamını gör...

hayaldi gerçek oldu. bu günleri de görmek varmış. evet.
devamını gör...

edebiyat ve okuma kulübü ile beraber okuduğumuz harper lee romanıdır.

kitap yürek burkan ciddi ve vahim olayları çocukların gözünden anlatıyor. burada önemli ve asıl vurgulanmak istenen nokta çocukluk ve çocuk saflığı.
bülbül masumiyeti anlatıyor. hiç bir şeye hiç kimseye zararı olmayan bülbülü öldürmek günahtır.

harper lee sosyal hiyerarşi, ırk ayrımcılığı, çocuk eğitimi gibi konuları insanın içini burkacak bir şekilde anlatmış.
kitap anlatmak istediği meseleyi çok net şekilde anlatıyor ve bunu masumiyet, çocukluk gibi kavramlar üzerinden yapıyor. zaten ödül almış bir eser.

bu kitabı dönemine göre ele almak gerekiyor bence. haksızlık ırkçılık gibi konuları bir sürü anlatan klasik hikaye vardır ama bülbülü öldürmek çok çarpıcı bir eser. kitaptaki bülbüller metni daha çarpıcı kılıyor.
harper lee kendisi hukukçu birisi olduğu için kitaptaki matematiği mantıklı ve sağlam bir şekilde ele almış.

ayrıca kitapta hoşuma giden bir detay önsözü oldu. kendisi şöyle bir önsöz eklemiş.

bülbülü öldürmek’te giriş bölümü yok çok şükür. bir okur olarak giriş
bölümlerinden nefret ederim. bana göre, önsözler ancak, yazarın ölümünden
ve eserin yayımlanmasından çok uzun yıllar sonra yeniden basılan romanlara
yakışır. her ne kadar bülbülü öldürmek yazılalı çok zaman geçmiş olsa da,
51 yıldır baskısı hiç tükenmedi ve geçen yıllar içinde çok sessiz kalmış
olsam bile, ben de henüz hayattayım. önsözler kitaptan zevk almayı engeller,
beklentinin heyecanını öldürür, insanı hayal kırıklığına uğratır. önsözlerin
tek iyi yanı, bazı durumlarda romanın yaratacağı şoku ertelemesidir. bülbülü
öldürmek anlatması gereken şeyleri hâlâ tek başına anlatıyor; yıllardır
herhangi bir başlangıca ihtiyaç duymadan yaşamayı da başardı.


bence bu kitap ve pal sokağı çocukları kardeş kitap olmalı ve herkes okumalı okutturmalı. herkese tavsiye ederim.
not: edebiyat kulübündeki arkadaşlar henüz bitirmediler ama bitirdikleri zaman bu başlığın altı panayır olacak panayır.
devamını gör...

yahu anamız babamız ölüyor da rutine bağlıyoruz bir süre sonra bura ne ki. iki güzel anarız arada o kadar.
devamını gör...

son yıllarda hakkında daha fazla fikir sahibi olduğumuz manzara.

uzay gözlemlerinden, teknoloji bu kadar ilerlemeden önceki dönemlerde elde edilen sonuçlar, evrenin içinde bulunduğumuz galaksiden ibaret olduğu yanılgısına sürüklüyordu bizi. şimdi ise öyle olmadığını biliyoruz.

özellikle sloan digital sky survey ve benzeri kapsamlı çalışmalar evrenin, en azından görebildiğimiz kadarının bir haritasını çıkarmamıza olanak tanıdı. buna göre artık evrene yeterince uzaktan bakabilseydik ne görecektik sorusunu da cevaplayabiliyoruz: bir araya gelerek grupları, kümeleri ve süper kümeleri oluşturan çok sayıda galaksi, bunlar arasında void adı verilen devasa boşluklar, bu galaksi gruplarının çok geniş ölçeklerde ortaya çıkardığı ipliksi yapı...

bilgisayar simülasyonları, bu tür çalışmalar konusunda astronomlara yardımcı olur. simülasyonlar kafamıza göre verilerle oluşturulmaz. bu nedenle "bilgisayarla yapıldıysa güvenilirliği olmaz" gibi bir düşünceye kapılmayın. bilgisayarlar bu çalışmaların, kendilerine verilen veriler doğrultusunda bir çeşit çıktısını üretme aşamasında kullanılırlar. bu nedenle kozmolojik bir simülasyon gerçeğe uygun verilerle hazırlanır ve eksik olan kısımlarda iterasyon gibi yöntemler kullanarak tamamlayıcı rol oynar. bu nedenle elde edilen sonuç, gerçek gözlemlerle uyumlu olur. olmuyorsa yeni çalışmalar ve simülasyonlar hazırlanır.

böyle bir şeye neden ihtiyaç duyuyoruz? çünkü evren, belirli bir mesafeye kadar uzaklaşıp fotoğrafını çekebileceğimiz kadar küçük değil. bu nedenle sanki dışarıdan bakan bir gözle görüyormuşuz gibi olayı anlayabilmemize yardımcı olacak bu türden çalışmalar gerekli.

böyle çalışmalar sonucunda görüyoruz ki çok büyük ölçekte bakıldığında evrenin yapısı aşağıdaki gibi:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

bu, çıkarılan haritanın sadece bir parçası bu arada.
devamını gör...

millet olarak mesaj vermeyi severiz. mesajı almak işimize gelmez.
devamını gör...

hakkında yıllarca bir sürü edebiyat yapılmış kelime.

kimi "özlemek, unutulmak ile hatırlanmak arasında bir ara istasyondur" der. kimi "insan yaşamının olmazsa olmazı" der. kimi kalksın yürürlükten!! diye sitem eder.

ne garip şey, diye adlandırmış cemal süreya. "ölüyorum sanıyorsun ama ölmüyorsun demiş". haklıydı da.

neyse kesiyorum edebiyatı. zaten zamanında yeterince yapmışlar edebiyatını. bir güzel yemişler ekmeğini. bize burdan ekmek çıkmaz.

tanimi yazarken "gelecekse beklenen,beklemek güzeldir, özleyecekse özlenen, özlemek güzeldir ..." diyor asaf'cığım.

özlemek güzeldir sözlük, ben de özledim bazılarınızı. *
devamını gör...

cemal süreya’nın sevilen bir şiiridir. birçok insanın sayfalarca yazarak anlatamadığını tek cümleyle anlatmıştır:
"sevmek ne uzun kelime" diyerek.



dokunulmasa da, görülmese de;
kalpte yer verilir bazısına,
nedensiz...
sen; aklım ve kalbim arasında kalan,
en güzel çaresizliğimsin.
gerçi aklıma bile gelmiyorsun artık.
o kadar kalbimdesin ki...
gözlerinin kahvesinden koy ömrüme,
kırk yılın hatırına "sen" kalayım.
"sevmek" ne uzun kelime...
şimdi açsam pencereyi de beklesem.
sen gelsen, olmaz ya hani geliversen.
hiçbir şey sormasan,
hiçbir şey söylemesen,
sussan,
sussam,
sussak.
devamını gör...

dinlerken başka bir iş yapmamaya ve göz temasına gayret ediyorum ancak her zaman değil. yıllarca bize okullarda çocuklarla konuşurken amerikan sit-com dizilerde olduğu gibi el ele göz göze oturup etkin bir dinleme yapmamızı öğrettiler. bu bir yere kadar doğru. göz teması ve uygun bedensel temas çocuğun rahatlaması kendine ve bana güven duyması kendini rahat ifade etmesi için çok anlamlı gerçekten ama arkadaş ben de o sırada gerçekten yetiştirmek zorunda olduğum bir işle uğraşıyorum. sınıfta isem bir başka cocuga yardım ediyor ya da bir sonraki etkinlik için malzeme hazırlıyorum. evde isem birazdan aç kurtlar gibi üstüme saldirmasinlar diye yemek hazırlıyorum falan. bu yüzden konusmaya başladığında dürüstçe söylüyorum. "eğer anlatacağım şey çok önemli ve uzun bir konu ise biraz sabret önce işimi bitireyim. ya da sen konuş ben hem işimi yapıp hem seni dinlemeye calisayim." burada karar ona ait. ancak her istediğinde karşısında onu dinleyecek birisi olmayabileceğini de bilmek zorunda. arkadaşları onu hep göz teması ve etkin şekilde dinlemeyecek çünkü.

dinlerken yorum yapmak yerine "hmm"
"anladım"
"..... oldu demek."
"sen bu konuda ne hissettin?"
"sence nasıl olmalıydı?"
"sonra ne oldu?" gibi sorularla konuşmaya ve duygu düşüncelerini anlatmaya teşvik etmek benim altın kuralım. ben genelde konuşma bitince "benimle paylaştığın icin teşekkür ederim. ne kadar güzel anlattın. çok iyi anladım."
diyor ve bekliyorum. genelde " sen ne diyorsun bu konuda ?" minvalinde bir soru gelene kadar yorum yapmıyorum. çunku çocuk benden yardım istemiyor sadece paylaşmak istiyor böylece çocuk başka zaman tekrar gelip benimle konuşmak için güven duyuyor. konu ciddi ve önemli ise o zaman elbette "bu konuda ben de kendi düşüncemi söyleyeyim ama karar sana ait" diyerek fikrimi ya da kuralını belirtiyorum.

çocukları dinlemek kolay değil. konudan sapmadan, kekelemeden, dürüst ve adil şekilde bir şey anlatmaları gerçekten zor, çok zor. hatta anlamlı ve gerekli bir şey anlatma olasılıkları da düşük. yalnız bazen o ciddiye almadığınız absurd hikayelerin içinden bilinçaltının kosesinde kıvrılıp kalmış bir canavar da çıkabiliyor.
insanı anlamanin en basit ve iyi yolu onu dinlemek. yüz hatlarını, ses tonunu, el kol hareketlerini, kelimelerini seçerken koyduğu tavrı dinlemek belki de anlattıklarından bile değerli.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim