normal sözlük vs ekşi sözlük
birisi egzoz dumanı, kalabalık şehir hayatı, vıcıklık, ter, stres
diğeri sakin sahil kasabası.
diğeri sakin sahil kasabası.
devamını gör...
kaçan kovalanır
riskli harekettir. nerde duracaginizi bilmeniz lazim bence.
ya kovalanmazsanız bu sefer de kovalayan olursunuz.
ya kovalanmazsanız bu sefer de kovalayan olursunuz.
devamını gör...
beni nasıl buluyorsun sorusuna verilecek en mantıklı cevap
devamını gör...
kapçık meyve
olgunlaşınca kendiliğinden çatlayıp açılmayan, tek odacıklı ve tek tek tohumlara sahip kuru meyve.
devamını gör...
please
ingilizce'deki "lütfen" kelimesinin türkçe karşılığı.
ayrıca söylenenlere göre teşekkür ederim, lütfen, özür dilerim üçlemesi olgunluk belirtileri arasındadır. ruhsal olgunluğa ulaştığınızı belli eder.
ayrıca söylenenlere göre teşekkür ederim, lütfen, özür dilerim üçlemesi olgunluk belirtileri arasındadır. ruhsal olgunluğa ulaştığınızı belli eder.
devamını gör...
oruç tutmayana düşman gibi bakan tip
artık ülkemde görmek istemediğim insan tipi.
oruç tutmayan, gıcıklık olsun diye oruç tutmadığını milletin gözüne sokmuyorsa problem değil.
zaten böyle bir gıcıklık da söz konusu değil, bu kadar alıngan olmayın lütfen.
daha geçenlerde pelin akil yaptığı kahvaltıyı paylaştığı için dışlandı, bilindik tepkiler işte...
kadın açıklama yapmak zorunda hissetti. hiç hoş değil... buradan
işin bir de gerçekler kısmı var.
sen,
oruç tutmayanlara düşman gibi bakan, onları sürekli dönüştürmeye çalışan,
onları olduğu gibi kabul edemeyen sen,
sana sesleniyorum, sen onların
inanç özgürlüğüne,
içki içebilme özgürlüğüne,
kılık kıyafet özgürlüğüne
saygı duyuyor musun ki bir de saygı bekliyorsun?
kusura bakma ataların dediği gibi : iğneyi kendine çuvaldızı başkasına...
oruç tutmayan, gıcıklık olsun diye oruç tutmadığını milletin gözüne sokmuyorsa problem değil.
zaten böyle bir gıcıklık da söz konusu değil, bu kadar alıngan olmayın lütfen.
daha geçenlerde pelin akil yaptığı kahvaltıyı paylaştığı için dışlandı, bilindik tepkiler işte...
kadın açıklama yapmak zorunda hissetti. hiç hoş değil... buradan
işin bir de gerçekler kısmı var.
sen,
oruç tutmayanlara düşman gibi bakan, onları sürekli dönüştürmeye çalışan,
onları olduğu gibi kabul edemeyen sen,
sana sesleniyorum, sen onların
inanç özgürlüğüne,
içki içebilme özgürlüğüne,
kılık kıyafet özgürlüğüne
saygı duyuyor musun ki bir de saygı bekliyorsun?
kusura bakma ataların dediği gibi : iğneyi kendine çuvaldızı başkasına...
devamını gör...
tartıştığı adamı 12. kattan atan adam
yemin ederim ülke timarhaneye döndü, bu neyin kini? hiç gözünü bile kırpmadan 12. kattan atmak nedir be arkadaş. buradan
devamını gör...
akıllara zarar tik tok videosu
akıllara zararsa niye sözlüğe taşıyorsun diye sormama sebep veren videodur. tabi ki de izleyeceğim.
(bkz: ayak fetişizmi olanlar isyanda)
(bkz: ayak fetişizmi olanlar isyanda)
devamını gör...
deniz manzaralı
çatıların üzerinden bir karış deniz, iki binanın arasından bir parça deniz, balkona çıkıp kafayı iyice uzatarak gördüğünüz bir miktar deniz parçası manzara, hiçbir zaman deniz manzarası olmaz. bir uçak penceresinden bakıyormuşçasına kısıtlı bir manzaradır. daha iyi görebilmek için ya bir dürbün gereklidir ya da elde bir fotoğraf makinesi ile yakınlaştırarak deniz manzarasını görebilme ihtimali vardır. uzaktan bakılan bu manzara, deniz manzarası değil olsa olsa bir su birikintisi sayılır.
devamını gör...
gezmesi zevkli olan mağaza çeşitleri
bit pazarı.
devamını gör...
iki cümlelik korku hikayesi yaz
dünyaya geldin. doğduğun ülke: türkiye cumhuriyeti.
devamını gör...
crash (1996)
david cronenberg'in cannes film festivalinde tartışmalara sebep olan 1996 yapım filmi.
bilimkurgu yazarı j. g. ballard aynı isimdeki romanından uyarlanmıştır. bu cüretkar filmi anlatabilmek epey zor. konusu, bir trafik kazası ile hayatları tutku açısından bambaşka bir yere evirilen bir çift. ya da cinsel hayatları. bu çift yeni tanıştıkları insanlarla beraber metal, ölümcül tehlike, kazalar aracılığı ile cinsel tatmine ulaşmanın, o yıkıcı arzunun peşine düşüyor.
patolojik bir film de denebilir sanki. seks ve araba bu filmde gerçek bir simge halinde. özellikle dikkat çeken şey, başkalarıyla "normal" ilişkilere girdiklerinde birbirlerine özellikle şu soruyu soruyorlar: "boşaldın mı?" daha ifadesiz bir şekilde yaşadıklarını söyleyebilirim o anları.* ama ölümcül, tehlikeli, çarpıcı olan bu kazalar ve arabalar ile cinsel arzuyu yaşadıklarında çok da cüretkar ve yoğun yaşadıklarını fark edebiliyoruz. filmde, bu çarpışmaların normal hayattaki "kadının baştan çıkarmasına" denk gelebildiğini de söylemek yanlış olmaz. (kadını sürekli bu konuma yerleştirmek benim de hiç hoşuma gitmiyor ama tüm imgeselliğimiz böyle çalışıyor maalesef..) aynı kadının o müthiş baştan çıkarıcılığı, tahrik edileceği gibi, bu çarpışmalar* da normal düzenin, trafik kurallarının yanında insanı uçuran bir etkiye sahip oluyor. büyük hazza sebep olan bu şey aynı zamanda yok edici de. baştan çıkaranın yıkıcılığı başka bir deyişle. değişik. romanda teknolojiye yapılmış bir eleştiri de olabilir belki, okumadığım için bilemiyorum.
filmin büyük bir derinliği olduğunu düşünmesem de konusu ve cüretkar sahneleri ile kolayca hafızada yer edecek bir film bence.
bilimkurgu yazarı j. g. ballard aynı isimdeki romanından uyarlanmıştır. bu cüretkar filmi anlatabilmek epey zor. konusu, bir trafik kazası ile hayatları tutku açısından bambaşka bir yere evirilen bir çift. ya da cinsel hayatları. bu çift yeni tanıştıkları insanlarla beraber metal, ölümcül tehlike, kazalar aracılığı ile cinsel tatmine ulaşmanın, o yıkıcı arzunun peşine düşüyor.
patolojik bir film de denebilir sanki. seks ve araba bu filmde gerçek bir simge halinde. özellikle dikkat çeken şey, başkalarıyla "normal" ilişkilere girdiklerinde birbirlerine özellikle şu soruyu soruyorlar: "boşaldın mı?" daha ifadesiz bir şekilde yaşadıklarını söyleyebilirim o anları.* ama ölümcül, tehlikeli, çarpıcı olan bu kazalar ve arabalar ile cinsel arzuyu yaşadıklarında çok da cüretkar ve yoğun yaşadıklarını fark edebiliyoruz. filmde, bu çarpışmaların normal hayattaki "kadının baştan çıkarmasına" denk gelebildiğini de söylemek yanlış olmaz. (kadını sürekli bu konuma yerleştirmek benim de hiç hoşuma gitmiyor ama tüm imgeselliğimiz böyle çalışıyor maalesef..) aynı kadının o müthiş baştan çıkarıcılığı, tahrik edileceği gibi, bu çarpışmalar* da normal düzenin, trafik kurallarının yanında insanı uçuran bir etkiye sahip oluyor. büyük hazza sebep olan bu şey aynı zamanda yok edici de. baştan çıkaranın yıkıcılığı başka bir deyişle. değişik. romanda teknolojiye yapılmış bir eleştiri de olabilir belki, okumadığım için bilemiyorum.
filmin büyük bir derinliği olduğunu düşünmesem de konusu ve cüretkar sahneleri ile kolayca hafızada yer edecek bir film bence.
devamını gör...
the matrix portakal revolutions
kim bilebilirdi hap niyetine yuttuğumuzun aslında bir şeker parçası olduğunu? adamlar koskoca montajda plasebo etkisi yaptılar. *
ellerinize sağlık, klavyenize zeval gelmesin efendim. gülerken yanlışlıkla telefonu düşürüşümü unutmayacağım. *
ellerinize sağlık, klavyenize zeval gelmesin efendim. gülerken yanlışlıkla telefonu düşürüşümü unutmayacağım. *
devamını gör...
köy hayatının o kadar da güzel olmaması
katılmaktayım, hayatında köyde toplasan 3 gün kalmamış insanlar ya da şehrin az ilerisinde villası olanların köy olayını deli gibi övmesinden çok sıkıldım, elektrik zırt bırt gidiyor, sular kireçli, kışın sobasız odaya gir bakıyım maks. kaç dakika dayanabilirsin.. internet olayından bahsetmiyorum bile. bahçeyle ilgilenmen gerek, bakkal haftada bir gelir.. yazın börtü böcüğü eksik olmaz.. bunlar yine modern köylerde oluyor, yani işin özü köy öyle oturup sadece kitap okuncak, içinize döneceğiniz müthiş bir yer değil.
devamını gör...
varoluşçu psikoterapi
varoluşçu psikoterapi bireyin varoluşundan kaynaklanan kaygılara odaklanır. yaşamın bir gün sona erecek olması, tek başınalık, kendi hayatının belirleyicisi olmak ve tüm bunlara bir dayanak olarak yaşam için anlam oluşturmak kaygı yaratır. varoluşsal kaygılar olarak tanımlanan ölüm, yalıtılmışlık, özgürlük ve anlamsızlık, tükenmesi veya azaltılması gereken türden kaygılar değildir. aksine hayatta olduğumuz sürece varlığını sürdürecek olan ve yaşamı anlamlı kılan, hayattan ne istediğimizi belirlememize yardımcı olan türden kaygılardır. yalom, ölümün yaşamımızın bir parçası olduğunu ve kaygı olmadan ölümle yüzleşmenin mümkün olmadığını ifade eder. o halde kaygı yaşam boyunca sürmektedir. insan ölümlü bir varlık olduğu gerçeğiyle yüzleştiğinde de kendi istekleri doğrultusunda -otantik- bir yaşam sürer ancak kişinin kendi hayatını kendi seçimlerine göre yaşaması ürkütücüdür. çünkü bu durumda sorumluluk yalnızca kişinin kendisine aittir. böyle de olmalı aslında çünkü varoluş tek başına başlar ve tek başına sona erer. insan bu gerçekle yüzleşmediği ve kendisini bu kaygıdan başkalarının varlığıyla kurtarmaya çalıştığı sürece otantik benliğini keşfedemez. böylesi bir ihtiyaçla ilişkilere başlamak kısa süreli bir bütünleşme hissi yaşatır. ancak insan ihtiyaç odaklı etkileşimler kurduğunda, iletişim kurduğu insanla etkin bir şekilde ilgilenemez. yalnızlığına katlanamayan kişinin diğerleriyle ve kendisiyle sağlıklı etkileşimler kurabilmesi pek mümkün değildir. dolayısıyla varoluşçu psikoterapinin amacı otantik varoluştur.
bir soru: insan seçimlerinde özgürdür diyebilir miyiz?
bir soru: insan seçimlerinde özgürdür diyebilir miyiz?
devamını gör...
sinirli bir insanı sakinleştirmenin yolları
genelde ilk birkaç dakika huyuna gidecek şekilde davranır, derdinin ne olduğunu anlamaya çalışırım. sorunu bulduğumuzda ise o konu hakkında düşünmesini ve algısını başka bir noktaya yöneltmeye çalışırım.
devamını gör...
whatsapp durumunda ölmüş anne babasının resmini paylaşıp mekanın cennet olsun yazmak
allahın whatsapp durumlarına göz attığına işaret eder.
devamını gör...
mesajınız var turuncusu
ben bundan çok korkuyorum bazen, "acaba tanım girerken yanlış bir şey mi yazdım, sövdüler mi?" diye düşünüyorum, adını reklam olur diye vermek istemediğim o sözlüğün laneti ne yazık ki, bir entry sonrası yüzlerce küfür yeme korkusu...
devamını gör...
çöpünü elinde taşıyabilmek
olması gerekendir aksi düşünülmesi anormaldir. bizim ülkede çöpü yere atmak normalmiş gibi bakıyorlar neymiş belediye görevlileri işsiz kalacakmış.
devamını gör...

