pame radyo yayını
pame'de bu hafta eski şarkılar boy gösterecek.
bugün 15 ağustos, yunanistan'da hem dini hem de kültürel anlamda kutlanan bir bayram. yazın paskalyası olarak anılan gün ise ülkede yaz döneminin en hareketli zamanları olduğundan pandemiye rağmen hayli renkli geçmekte. her yer kapalı olsa da restoranlar insanların sofra başında bir araya gelip eğlenmesi için açık oluyor. burada her bayramda olduğu gibi kutlamalara eşlik eden şarkılar ya geleneksel ya da geçmişte popüler olmuş şarkılar oluyor. bunu tıpkı bizdeki eski 45'liklerin ve yeşilçam filmlerinin bayramlarda veya özel günlerde daha çok tercih edilmesi gibi düşünebiliriz, bir tür nostalji arayışı aslında.

bu hafta, yunan müziğinin nostaljisini oluşturan 60'lı ve 70'li yılların dilden dile dolaşan popüler şarkılarının orijinal halleriyle yer alacağı program, dinleyenlerine bir tür "karşının radyosu" esintisi getirecek.
pame radyo yayını, saat 22:30'da sözlük radyosu'nda. bekliyoruz! *
blog.kafasozluk.com/
bugün 15 ağustos, yunanistan'da hem dini hem de kültürel anlamda kutlanan bir bayram. yazın paskalyası olarak anılan gün ise ülkede yaz döneminin en hareketli zamanları olduğundan pandemiye rağmen hayli renkli geçmekte. her yer kapalı olsa da restoranlar insanların sofra başında bir araya gelip eğlenmesi için açık oluyor. burada her bayramda olduğu gibi kutlamalara eşlik eden şarkılar ya geleneksel ya da geçmişte popüler olmuş şarkılar oluyor. bunu tıpkı bizdeki eski 45'liklerin ve yeşilçam filmlerinin bayramlarda veya özel günlerde daha çok tercih edilmesi gibi düşünebiliriz, bir tür nostalji arayışı aslında.

bu hafta, yunan müziğinin nostaljisini oluşturan 60'lı ve 70'li yılların dilden dile dolaşan popüler şarkılarının orijinal halleriyle yer alacağı program, dinleyenlerine bir tür "karşının radyosu" esintisi getirecek.
pame radyo yayını, saat 22:30'da sözlük radyosu'nda. bekliyoruz! *
blog.kafasozluk.com/
devamını gör...
mutfakta sinir eden durumlar
yeni giyilen tişörtün üstüne başta bulaşık suyu olmak üzere bilimum sıvı sıçraması. dünyanız zindan olur.
devamını gör...
maruz kalınmak istenmeyen sorular
öğrencilerimden gelecek sorular haricinde kimse bana hiçbir soru sormasın.
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
efendisi dobby'e çorap verdi.
devamını gör...
kırmızı ruj
her türlü kurtarıcı bir kozmetik ürünü. gündüz ve daha spor şıklığı tamamlamak isteyince, sadece bir rimel ve bu tamamdır. göz makyajı olmadığı için, makyaj abartı durmaz. gece ya da özel günlerde kullanımında siyah ya da toprak tonlu göz makyajına ki yine de abartmamak lazım göz makyajını, bu ruj tamamlayıcı olur. tabii ten rengine uygun tonu bulmuş ve mat kalıcı olanının tercih edilmesini öneririm. tek bir handigap var. o da, esmer tenliler kullanınca pek de güzel durmuyor. ya da kişisel olarak benim göz zevkim bu yönde diyeyim. esmerleri üzmek istemem.
devamını gör...
güne bir atatürk sözü bırak
“bir ulusun asker ordusu ne kadar güçlü olursa olsun, kazandığı zafer ne kadar yüce olursa olsun, bir ulus bilim ordusuna sahip değilse, savaş meydanlarında kazanılmış zaferlerin sonu olacaktır. bu nedenle bir an önce büyük, mükemmel bir bilim ordusuna sahip olma zorunluluğu vardır.”
devamını gör...
amazon ormanlarının yok olması
ormanların yok olması için iklim değişikliğine ihtiyacı yok çünkü insanlar ve hükümet bu konuda oldukça becerikli. amazon ormanlarında büyükbaş hayvancılık ve hayvan yemi için alan açmak adına pek çok kasıtlı yangın çıkarıldığı ayyuka çıktı zaten. bölgenin biyolojik çeşitliliğini ve dünya için önemini yok sayan ciddi bir ormansızlaştırma politikası var. henüz dün facebook'tan amazon ormanının yakılmış bir kısmı satışa çıkarıldı, üstelik bu sadece görebildiğimiz tarafı.
sadece ormanın yok olmasıyla sınırlı bir durum olarak kalmayacaktır. oksijen kaynağı canlıların yerini tarımsal kirlilik ve hayvancılık sektörünün yarattığı hava kirliliği alınca bu kaybın bedelleri katlanarak artar.
sadece ormanın yok olmasıyla sınırlı bir durum olarak kalmayacaktır. oksijen kaynağı canlıların yerini tarımsal kirlilik ve hayvancılık sektörünün yarattığı hava kirliliği alınca bu kaybın bedelleri katlanarak artar.
devamını gör...
metallica'nın şişirilmiş bir balon olması
kanki nasıl bi müzik kulağın var, kıçınla mı dinliyorsun diyorum bazen. metallica bir devrimdir. aynı şekilde; slayer, megadeth gibi gruplarla birlikte thrash metalin öncüsü oldular zaten. hetfield, ulrich, hammett yaşarken gördüğümüz en iyi üçlülerden birisi. on tane grammy ödülü olan, arka arkaya beş albümü satış listelerinde en başta olan ilk gruptan bahsediyoruz. gözünü seviyim bırak manyak olursun...
devamını gör...
we can be heroes
kahramanlık sırası bizde, 2020 yapımı çocuk, komedi, sıradışı, bilim kurgu, macera aile filmidir.
uzaylılar yine yerinde duramamış dünyaya saldırmış ve tüm süper kahramanları kaçırmıştır. süper kahramanların çocuklarını devlet korumak için saklamış fakat çocuklar ailelerini ve dünyayı kurtarabilmek için buradan kaçmıştır.
birbirinden farklı güçleri olan çocuk kahramanlar bu güçleri geliştirip kullanabilmek için missy moreno'nun büyükannesi kahraman terbiyecisi anita moreno'nun evine gider ve orada kısa paket program bir eğitim alırlar.
hiç bir özelliği olmayan missy moreno çeşit çeşit özelliği olan diğer çocuklara liderlik yapar. neymiş babasıda büyük kahramanların lideriymiş. bakın içlerinde suya hakim olan sudan savaşmak için asker bile yapabilen guppy, zamanı ileri geri sarabilen ikizler, dilediği her şeyi yapabilen sadece düşünmesi yeter çocuk wild card, yavaş çekim çocuk slo-mo, istediği kılığa girebilen facemaker daha neler neler varken hiç bir yeteneği olmayan düz insan bunlara liderlik yapıyor.
evet evet bilimkurgu yok fantastik yok çocuk bilmem ne ama arkadaş bu kadar mı mantıksız, sıkıcı olur bir film. sadece benim fikrim değil ayrıca izlerken yanımda iki adet çocuk kişisi vardı. onlarda 'üüff bu ne ya? ' deyip gözlerini devirdiler.
sonunda 2. filmin sinyalini vermişler eğer düşünüyorlarsa tavsiyem aman düşünmeyin ne olur siz düşünmeyin. siz hobi olarak yine düşünün ama lütfen 2.yi çekmeyin. *genelde animasyon ve çocuk filmlerini seven ben sırf sonunda güzel bir sahneyle karşılaşırım diye sonuna kadar izledim ama malesef neyse çok gömdüm.
belki daha küçük yaş grubu için uygun bir film olabilir. mesela daha doğmamış olanlara.* neyse şaka bir yana hangi yana inanın ben de bilmiyorum. bize çok sıkıcı geldi ama bu işler bir yandanda zevk meselesi belki benim göremediklerimi görenler olur ve keyifle izler.
seslendirme kadrosu.
missy moreno (ülkü hilal çiftçi)
ojo (zeyno hira çataldaş)
noodles (caner candaner)
wheels (kıvanç kılıç)
a capella (alin mordeniz)
wild card (berk pamir)
slo-mo (ali taha özgen)
facemaker (yalgın yeter)
rewind (mehmet dinç)
fast forward (papatya özdemir)
guppy (zeynep islam)
ms. granada (burçin artut)
marcus moreno (emrullah uzun)
anita moreno (dilek gürel)
miracle guy (arda kavaklıoğlu)
tech-no (cüneyt cakova)
ben yinede bir şans veririm diyenlere iyi seyirler...
uzaylılar yine yerinde duramamış dünyaya saldırmış ve tüm süper kahramanları kaçırmıştır. süper kahramanların çocuklarını devlet korumak için saklamış fakat çocuklar ailelerini ve dünyayı kurtarabilmek için buradan kaçmıştır.
birbirinden farklı güçleri olan çocuk kahramanlar bu güçleri geliştirip kullanabilmek için missy moreno'nun büyükannesi kahraman terbiyecisi anita moreno'nun evine gider ve orada kısa paket program bir eğitim alırlar.
hiç bir özelliği olmayan missy moreno çeşit çeşit özelliği olan diğer çocuklara liderlik yapar. neymiş babasıda büyük kahramanların lideriymiş. bakın içlerinde suya hakim olan sudan savaşmak için asker bile yapabilen guppy, zamanı ileri geri sarabilen ikizler, dilediği her şeyi yapabilen sadece düşünmesi yeter çocuk wild card, yavaş çekim çocuk slo-mo, istediği kılığa girebilen facemaker daha neler neler varken hiç bir yeteneği olmayan düz insan bunlara liderlik yapıyor.
evet evet bilimkurgu yok fantastik yok çocuk bilmem ne ama arkadaş bu kadar mı mantıksız, sıkıcı olur bir film. sadece benim fikrim değil ayrıca izlerken yanımda iki adet çocuk kişisi vardı. onlarda 'üüff bu ne ya? ' deyip gözlerini devirdiler.
sonunda 2. filmin sinyalini vermişler eğer düşünüyorlarsa tavsiyem aman düşünmeyin ne olur siz düşünmeyin. siz hobi olarak yine düşünün ama lütfen 2.yi çekmeyin. *genelde animasyon ve çocuk filmlerini seven ben sırf sonunda güzel bir sahneyle karşılaşırım diye sonuna kadar izledim ama malesef neyse çok gömdüm.
belki daha küçük yaş grubu için uygun bir film olabilir. mesela daha doğmamış olanlara.* neyse şaka bir yana hangi yana inanın ben de bilmiyorum. bize çok sıkıcı geldi ama bu işler bir yandanda zevk meselesi belki benim göremediklerimi görenler olur ve keyifle izler.
seslendirme kadrosu.
missy moreno (ülkü hilal çiftçi)
ojo (zeyno hira çataldaş)
noodles (caner candaner)
wheels (kıvanç kılıç)
a capella (alin mordeniz)
wild card (berk pamir)
slo-mo (ali taha özgen)
facemaker (yalgın yeter)
rewind (mehmet dinç)
fast forward (papatya özdemir)
guppy (zeynep islam)
ms. granada (burçin artut)
marcus moreno (emrullah uzun)
anita moreno (dilek gürel)
miracle guy (arda kavaklıoğlu)
tech-no (cüneyt cakova)
ben yinede bir şans veririm diyenlere iyi seyirler...
devamını gör...
kekeme
bu entry'de 4 yaşımdan 10-12 yaşına kadar yaşamış olduğum olduğum kekemelik sürecimden, yaşadığım zorluklardan ve kişisel başarımdan bahsedeceğim, çayınızı kahvenizi ve kekinizi eksik etmeyin, iyi okumalar.
tanım ile başlayalım, nedir bu kekemelik?
kelimelerin, seslerin ya da harflerin ağızdan kesikli olarak çıkması, konuşurken duraksamak, konuşamamaktır, toplumumuzun yaklaşık %10 ila %12'si bu rahatsızlıktan muzdariptir, bu sebeple bilmekte fayda var, değil mi?
kekemelik, konuşma bozukluğu, ikiye ayrılır.
a) doğuştan, fizyolojik sebeplerle kekeme olanlar.
b) psikolojik bir travma sebebiyle kekeme olanlar.
ben b sınıfında yer alan eski bir kekemeyim, kendisiyle uzun süren bir savaşımız oldu, ne mutlu ki yendim. :)
öncelikle, insanı diğer hayvanlardan ayıran en büyük iki özellik düşünmek ve bağımsız iletişimdir, kekeme olan bireylerde bu iki yetiden biri eksik olduğu için çok ciddi sorunlar ile başbaşa kaldıklarını belirtmekte fayda var, kekeme olan bireyler aynı zamanda özgüven eksikliği, asosyallik, obezite gibi sorunlar ile yüzleşmek zorunda kalabiliyorlar.
ben kekeme olduğumu dört yaşında öğrendim, ailem ve etrafımdaki insanlar söylediler, çocuk olduğumuz için ne olduğunu anlayamadık tabii, ancak sonradan işin rengi değişti. bir insan için en basit zevkler benim için ızdıraptı; bakkaldan bir şeyler almak, kıyafet alışverişi yapmak, okulda türkçe dersinde öğretmenin oku dediği yeri okuyamamak, arkadaş edinmek, dertlerini paylaşmak ve daha nicesi.
her şeyde olduğu gibi kötü bir olay tek başına gelmedi, başta özgüvenimi kaybettim, ardından insanlara olan güvenimi ve sevgimi, okula yeni başlayan ve insanların parmakla gösterip "bak, o konuşamıyor, ne kadar kötü değil mi?" dediği insan oldum, insanlar tarafından acınmak da berbat, haliyle.
sekiz yaşıma doğru kaybettiğim mutluluğu yemekte aramaya başladım ve kendi yaşımdan yedi-sekiz yaş büyük(genç giyim) kıyafetleri giymeye başladım, cüssemin büyümesi ve irileşmem ile öfkem birleşti ve sinirli biri olup çıktım, bu süreçte de özellikle kavga ettiğim kişi sayısı arttı, öfkemi kontrol edememeye başladım.
on yaşıma geldiğimde bir şeylerin değişmesi gerektiğine karar verdim ve öfkemi bir kenara koydum, öğretmenin oku dediği yerlerde okuyamadığımda okumak için daha çok çalıştım, asla pes etmedim, bu süreç iki yıl sürdü ve sonunda yendim.
keşke birkaç paragrafa sığan bir süreç küçük bir çocuk için de aynı kısa zamanda olsaydı, bu süreç beni yaşıma göre olgun davranmaya itti, bu sebeple erken büyüdüm denilebilir.
velhâsıl, kekemelik ciddi yönetim isteyen bir süreçtir, özellikle küçük yaşlarda bu dertten muzdarip olan kişiler beni anlayacaktır.
buraya benim bu süreçte en çok rahatsız olduğum davranışları da not düşmek istiyorum.
1) kekeme birisinin lafını asla tamamlamayın, birakın o tamamlasın, müdahale etmeyin.
2) o da normal bir insan, sadece ciddi bir sorunla baş başa, ona yanında olduğunuzu hissettirin ve iyi davranmaya özen gösterin.
3) kekeme olması hakkında o istemedikçe konuşmayın, kekeme olan bireyler kekemelikten bahsedildiğinde stres yaptıkları için daha çok kekelemeye başlarlar.
4) sevin dostlar, sevdiğinizi gösterin.
5) bilinçli bir aile bireyi olun ve çocuğunuzu hacı-hoca gibi kişiler yerine öncelikli olarak modern tıbbı tercih edin, konuşma terapistine götürün.
6) çocuğunuza asla şiddet uygulamayın, bu muhtemelen benim kekememe neden olan travma sebebimdi, lütfen yapmayın.
7) çocuğunuzun ya da arkadaşınızın kekemelik gibi bir sorunu varsa onun yanında olun, aksi durumda benim gibi tek başına yenmek zorunda olabilir, yenerken duygularından büyük bir parçayı kaybedebilir.
buradan sonrası kekeme olan arkadaşlar için:
arkadaşlar, asla pes etmeyin, geçmekte olduğunuz yolları henüz kumdan kale yapmam gereken bir süreçte geçirdim ve çok iyi anlıyorum, kaç yaşınızda ve her kim olursanız olun başarabileceğinize inanıyorum, ben yolun sonuna ulaştım ve kurtuldum, mesaj kutum her zaman açık, aklınıza takılan bir konu olursa ya da konuşmak isterseniz lütfen beni rahatsız edin.
sevgilerimle, güzel kalın.
tanım ile başlayalım, nedir bu kekemelik?
kelimelerin, seslerin ya da harflerin ağızdan kesikli olarak çıkması, konuşurken duraksamak, konuşamamaktır, toplumumuzun yaklaşık %10 ila %12'si bu rahatsızlıktan muzdariptir, bu sebeple bilmekte fayda var, değil mi?
kekemelik, konuşma bozukluğu, ikiye ayrılır.
a) doğuştan, fizyolojik sebeplerle kekeme olanlar.
b) psikolojik bir travma sebebiyle kekeme olanlar.
ben b sınıfında yer alan eski bir kekemeyim, kendisiyle uzun süren bir savaşımız oldu, ne mutlu ki yendim. :)
öncelikle, insanı diğer hayvanlardan ayıran en büyük iki özellik düşünmek ve bağımsız iletişimdir, kekeme olan bireylerde bu iki yetiden biri eksik olduğu için çok ciddi sorunlar ile başbaşa kaldıklarını belirtmekte fayda var, kekeme olan bireyler aynı zamanda özgüven eksikliği, asosyallik, obezite gibi sorunlar ile yüzleşmek zorunda kalabiliyorlar.
ben kekeme olduğumu dört yaşında öğrendim, ailem ve etrafımdaki insanlar söylediler, çocuk olduğumuz için ne olduğunu anlayamadık tabii, ancak sonradan işin rengi değişti. bir insan için en basit zevkler benim için ızdıraptı; bakkaldan bir şeyler almak, kıyafet alışverişi yapmak, okulda türkçe dersinde öğretmenin oku dediği yeri okuyamamak, arkadaş edinmek, dertlerini paylaşmak ve daha nicesi.
her şeyde olduğu gibi kötü bir olay tek başına gelmedi, başta özgüvenimi kaybettim, ardından insanlara olan güvenimi ve sevgimi, okula yeni başlayan ve insanların parmakla gösterip "bak, o konuşamıyor, ne kadar kötü değil mi?" dediği insan oldum, insanlar tarafından acınmak da berbat, haliyle.
sekiz yaşıma doğru kaybettiğim mutluluğu yemekte aramaya başladım ve kendi yaşımdan yedi-sekiz yaş büyük(genç giyim) kıyafetleri giymeye başladım, cüssemin büyümesi ve irileşmem ile öfkem birleşti ve sinirli biri olup çıktım, bu süreçte de özellikle kavga ettiğim kişi sayısı arttı, öfkemi kontrol edememeye başladım.
on yaşıma geldiğimde bir şeylerin değişmesi gerektiğine karar verdim ve öfkemi bir kenara koydum, öğretmenin oku dediği yerlerde okuyamadığımda okumak için daha çok çalıştım, asla pes etmedim, bu süreç iki yıl sürdü ve sonunda yendim.
keşke birkaç paragrafa sığan bir süreç küçük bir çocuk için de aynı kısa zamanda olsaydı, bu süreç beni yaşıma göre olgun davranmaya itti, bu sebeple erken büyüdüm denilebilir.
velhâsıl, kekemelik ciddi yönetim isteyen bir süreçtir, özellikle küçük yaşlarda bu dertten muzdarip olan kişiler beni anlayacaktır.
buraya benim bu süreçte en çok rahatsız olduğum davranışları da not düşmek istiyorum.
1) kekeme birisinin lafını asla tamamlamayın, birakın o tamamlasın, müdahale etmeyin.
2) o da normal bir insan, sadece ciddi bir sorunla baş başa, ona yanında olduğunuzu hissettirin ve iyi davranmaya özen gösterin.
3) kekeme olması hakkında o istemedikçe konuşmayın, kekeme olan bireyler kekemelikten bahsedildiğinde stres yaptıkları için daha çok kekelemeye başlarlar.
4) sevin dostlar, sevdiğinizi gösterin.
5) bilinçli bir aile bireyi olun ve çocuğunuzu hacı-hoca gibi kişiler yerine öncelikli olarak modern tıbbı tercih edin, konuşma terapistine götürün.
6) çocuğunuza asla şiddet uygulamayın, bu muhtemelen benim kekememe neden olan travma sebebimdi, lütfen yapmayın.
7) çocuğunuzun ya da arkadaşınızın kekemelik gibi bir sorunu varsa onun yanında olun, aksi durumda benim gibi tek başına yenmek zorunda olabilir, yenerken duygularından büyük bir parçayı kaybedebilir.
buradan sonrası kekeme olan arkadaşlar için:
arkadaşlar, asla pes etmeyin, geçmekte olduğunuz yolları henüz kumdan kale yapmam gereken bir süreçte geçirdim ve çok iyi anlıyorum, kaç yaşınızda ve her kim olursanız olun başarabileceğinize inanıyorum, ben yolun sonuna ulaştım ve kurtuldum, mesaj kutum her zaman açık, aklınıza takılan bir konu olursa ya da konuşmak isterseniz lütfen beni rahatsız edin.
sevgilerimle, güzel kalın.
devamını gör...
kafa sözlük
pek yakında müthiş ötesi, muazzam, harikulade geliştirmelerin yaşanacağı canımın en içi sözlük.
devamını gör...
arzuhalci
cumhuriyet dönemine kadar icraati devam eden arzuhalcilik, üst makama gönderilecek dilekçe, mektup yazımını üstlenirlerdi. yasaları iyi bilen, okuma ve yazması olan insanların çalıştığı arzuhalcilik mesleğini yapanlar; adliye binaları, evlendirme daireleri gibi yerlerin civarlarında bulunurlardı.
devamını gör...
en sevilen barış manço şarkısı
barış manço hal ve hareketleriyle, nezaketi, görgüsü ve mütevazılığıyla gerçek bir sanatçıdır. şarkılarının hepsi birbirinden farklı ve manalıdır ama aynalı kemerin yeri bende bir başka, dinlerken ne de güzel sevmiş seher vakti güzelini derim hep. *
devamını gör...
uçak rotalarının düz olmama sebebi
1'den fazla yanıtı olan soru.
başlıca neden dünya'nın şekli. kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklı olarak kutuplardan biraz basık, ekvatorda ise şişkin olan küresel dünya üzerindeki düz çizgi kavramıyla 2 boyutlu bir harita üzerindeki düz çizgi kavramı aynı değil. daha doğrusu kavramsal olarak aynı şeyden bahsediyor olsak da, çizgiyi çizdiğimizde göreceğimiz sonuç aynı değil.
şöyle:


not: görselleri şu adresten alıp üzerine çizgi çektim.
böyle baktığınız zaman olaya, kâğıt üzerinde çizeceğiniz düz çizgi, dünya üzerindeki beklentinize uymaz ve size daha uzun görünen rota aslında gerçekte, kâğıt üzerinde görünenden daha kısa olabilir.:

görselin kaynağı
elbette havayolları mümkün olduğunca az yakıt harcayıp masrafları en aza indirgemeyi tercih edeceğinden, 3 boyutlu bir harita üzerindeki kısa yol onlar için daha uygun bir rotadır. ayrıca bu rotalar sırasında çok fazla ülke ya da şehir ziyaret etmek durumunda olduklarından, daha fazla bilet satarak kâr elde ederler.
bir başka neden, özellikle okyanus üzerinden rota belirlenirken, mümkün olduğunca bu bölgelerden kaçınmak. okyanuslar, çok güçlü fırtınaların yaşandığı bölgeler ve çok uzun saatler boyunca uçağı indirecek bir havaalanı bulamayacağınız yerler. eğer böyle bir bölgede herhangi bir kaza gerçekleşirse, bu durum yolcular için çok büyük tehlike arz eder.
yine benzer bir neden, jet akımları veya türbülanslar. hava hareketlerinin dengesiz olduğu bölgelerden kaçınmak adına uçaklar eğri rotalar çizebilirler.
kısa vadeli uçuşlardaki eğri rotanın bir nedeni de hava trafiğidir. dünya üzerinde herhangi bir anda bir uçuş uygulamasını incelerseniz, 10 binlerce uçağın aynı anda aynı bölgelerden geçtiğini görürsünüz. bunlara verilen rotalar bu nedenle oldukça karmaşıktır ve düz bir çizgi olmaktan uzaktır.
başlıca neden dünya'nın şekli. kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklı olarak kutuplardan biraz basık, ekvatorda ise şişkin olan küresel dünya üzerindeki düz çizgi kavramıyla 2 boyutlu bir harita üzerindeki düz çizgi kavramı aynı değil. daha doğrusu kavramsal olarak aynı şeyden bahsediyor olsak da, çizgiyi çizdiğimizde göreceğimiz sonuç aynı değil.
şöyle:


not: görselleri şu adresten alıp üzerine çizgi çektim.
böyle baktığınız zaman olaya, kâğıt üzerinde çizeceğiniz düz çizgi, dünya üzerindeki beklentinize uymaz ve size daha uzun görünen rota aslında gerçekte, kâğıt üzerinde görünenden daha kısa olabilir.:

görselin kaynağı
elbette havayolları mümkün olduğunca az yakıt harcayıp masrafları en aza indirgemeyi tercih edeceğinden, 3 boyutlu bir harita üzerindeki kısa yol onlar için daha uygun bir rotadır. ayrıca bu rotalar sırasında çok fazla ülke ya da şehir ziyaret etmek durumunda olduklarından, daha fazla bilet satarak kâr elde ederler.
bir başka neden, özellikle okyanus üzerinden rota belirlenirken, mümkün olduğunca bu bölgelerden kaçınmak. okyanuslar, çok güçlü fırtınaların yaşandığı bölgeler ve çok uzun saatler boyunca uçağı indirecek bir havaalanı bulamayacağınız yerler. eğer böyle bir bölgede herhangi bir kaza gerçekleşirse, bu durum yolcular için çok büyük tehlike arz eder.
yine benzer bir neden, jet akımları veya türbülanslar. hava hareketlerinin dengesiz olduğu bölgelerden kaçınmak adına uçaklar eğri rotalar çizebilirler.
kısa vadeli uçuşlardaki eğri rotanın bir nedeni de hava trafiğidir. dünya üzerinde herhangi bir anda bir uçuş uygulamasını incelerseniz, 10 binlerce uçağın aynı anda aynı bölgelerden geçtiğini görürsünüz. bunlara verilen rotalar bu nedenle oldukça karmaşıktır ve düz bir çizgi olmaktan uzaktır.
devamını gör...
etek giyen kadın kalmaması
şimdi başıma üşüşenler olacaktır "cinsiyetçi başlık açıyor." diye ama gerçekten böyle bir şey var.
benimki yakınma falan değil, sadece bir tespitten ibaret sinyoritalar. kadınlarımız, normalde giyse bile günlük hayatta eteği daha az tercih etmeye başladı. etek, daha önceleri kadınların günlük hayatının bir parçasıyken, içinde bulunduğumuz zaman için özel günlerde ya da ciddi ortamlarda giyilen bir kıyafete büründü. bunun sebebinin kot pantolon gibi daha az bakım isteyen ama tarz olan kıyafetlere artan talepten kaynaklı olduğunu düşünüyorum. zira bir erkek olarak, kumaş veya keten pantolon üstüne gömlek giymekten büyük keyif alsam da, allah'ın günü ütü yapmak bir yerden sonra can sıkıcı oluyor. bu konuda elbette ki kadın yazarlar daha makul bir açıklamada bulunabilir. *
edit: bir kız arkadaşımla bir keresinde sohbet ederken kot pantolon vb. kıyafetlerle kadınların toplum içinde daha az dikkat çektiğini söylemişti. bir de kadın yazarlardan dinlemek adına bu hikayeyi eklememiştim ama sağ olun, ne cinsi sapıklığım kaldı ne röntgenciliğim.
gel gelelim başlıkta mini etek giyen kadın, dizüstü etek giyen kadın gibi bir ayrım yapmıyorum. maksadım bir moda devrimi mi oluyor yoksa bunun altında toplumsal bir neden mi yatıyoru tartışmak iken gene birkaç klavye efendisi beni olmayacak şeylerle itham ediyor. bir erkek hakkını, kadınlar olarak hakkınızı savunmaya çalışsın, ama sen çıkıp "kadınları dikizliyorsun" gibi bir söylemde bulun. gerçekten akla mantığa yatıyor mu bu söylediklerin? ne kadar kolay bir erkeği röntgencilikle itham etmek. tabii, erkektir nihayetinde yapar böyle şeyler!
siz kadınlar olarak bunları hak etmediniz ama biz de erkekler olarak bunları hak etmedik. önünüze gelen her erkeği vajina sevdalısı a*salak zannetmemeniz dileğiyle...
benimki yakınma falan değil, sadece bir tespitten ibaret sinyoritalar. kadınlarımız, normalde giyse bile günlük hayatta eteği daha az tercih etmeye başladı. etek, daha önceleri kadınların günlük hayatının bir parçasıyken, içinde bulunduğumuz zaman için özel günlerde ya da ciddi ortamlarda giyilen bir kıyafete büründü. bunun sebebinin kot pantolon gibi daha az bakım isteyen ama tarz olan kıyafetlere artan talepten kaynaklı olduğunu düşünüyorum. zira bir erkek olarak, kumaş veya keten pantolon üstüne gömlek giymekten büyük keyif alsam da, allah'ın günü ütü yapmak bir yerden sonra can sıkıcı oluyor. bu konuda elbette ki kadın yazarlar daha makul bir açıklamada bulunabilir. *
edit: bir kız arkadaşımla bir keresinde sohbet ederken kot pantolon vb. kıyafetlerle kadınların toplum içinde daha az dikkat çektiğini söylemişti. bir de kadın yazarlardan dinlemek adına bu hikayeyi eklememiştim ama sağ olun, ne cinsi sapıklığım kaldı ne röntgenciliğim.
gel gelelim başlıkta mini etek giyen kadın, dizüstü etek giyen kadın gibi bir ayrım yapmıyorum. maksadım bir moda devrimi mi oluyor yoksa bunun altında toplumsal bir neden mi yatıyoru tartışmak iken gene birkaç klavye efendisi beni olmayacak şeylerle itham ediyor. bir erkek hakkını, kadınlar olarak hakkınızı savunmaya çalışsın, ama sen çıkıp "kadınları dikizliyorsun" gibi bir söylemde bulun. gerçekten akla mantığa yatıyor mu bu söylediklerin? ne kadar kolay bir erkeği röntgencilikle itham etmek. tabii, erkektir nihayetinde yapar böyle şeyler!
siz kadınlar olarak bunları hak etmediniz ama biz de erkekler olarak bunları hak etmedik. önünüze gelen her erkeği vajina sevdalısı a*salak zannetmemeniz dileğiyle...
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaptığı mesleğin en zor yanı
işe girememek. akademi mülakatlarında size bir amcanız veyahut dayınızın olup olmadığının açık açık sorulduğu bir ülkede garibansanız çalışamazsınız. üretemezsiniz. neden yıllarımı harcadım diye sorarsınız. akranlarınız hayatını kurarken siz yalnızca seyredersiniz. ekonomik imkansızlıklar belinizi bükerken sırf üniversite mezunusunuz bir de utanmadan yüksek lisans yaptınız diye marketlerde bile iş bulamazsınız. çünkü devamlılık sağlayacak bir personel isterler, onların gözünde siz her an işi bırakabilme potansiyeli olan kalifiye bir elemansınız. velhasılıkelam fazla okumak da suçtur bu ülkede. sağlam cezalandırılır.
devamını gör...
the crow (1994)
aslen james o' barr'ın gotik temalı bir çizgi romanı olan film, 1994 yılında vizyona girmiştir. filmin başrolünü brandon lee üstlenmiş, film tamamlanmadan maalesef hayatını kaybetmiştir. ölümünün cinayet olduğunu düşünen insan sayısı bir hayli fazladır. ondan geriye kalan ise, izleyicilerin kulaklarının pasını silen gitar solosudur.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu
günümü neşelendiren yazar güzeli. nasıl sırıtıyorum, nasıl da sevgi pıtırcığına dönüştüm bir bilseniz*... seviyorum sözlük*.
devamını gör...
