aziz vasil katedrali
kubbeleri ile aklıma bazen burger king dondurması bazen de kaka emojisini getiren yapı.
bir türk olarak elbette "böyle soğuk iklimlerde böyle büyük binaları nasıl ısıtıyorlardı acaba ?" diye de düşünürüm. ismi korkunç ıvan olan birinin böyle ponçik bir saray yaptırması da ne bileyim...
bir türk olarak elbette "böyle soğuk iklimlerde böyle büyük binaları nasıl ısıtıyorlardı acaba ?" diye de düşünürüm. ismi korkunç ıvan olan birinin böyle ponçik bir saray yaptırması da ne bileyim...
devamını gör...
laktoz
sütün kendi şekerinin ismidir. bu da glikoz ( üzüm şekeri) ile galaktoz birleşimidir. glikoz, süt asidine dönüşüyor ve bağırsak florası bundan yararlanarak kolay hazmedilmeyi sağlıyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
kötü hissediyorum. içimde biraz öfke var, bir o kadar da hüzün.
sebebi ne inanın ki ben de bilmiyorum. doluyum kalbime kadar. insanların kibri, kabalığı, boşboğazlığı, egosu artık sinirime dokunmaya başladı. her yerde varlar. yolda yürürken, markette, otobüste, sözlükte her yerdeler.
özellikle sanal alemde normal hayatında kedi gibi olanlar aslan gibi kükrüyorlar. dev bir ego ve kibirle dolular. nazik ya da kibarsan eğer tepene biniyorlar. düzgünce konuşmaktan, laftan, sözden anlamıyorlar. küstah ve samimiyetsizlik dolu cümlelerini sınırsız kibirle süsleyip koyuyorlar önüne. yemin ederim intihar filan ederler diye korkuyorum yoksa ağlatacağım da onları...hoş onu da yapamam, üzülürüm sonra. niye? kafa yok. ah ailem beni böyle yetiştirmeyecekti ki o patavatsızların hakkından gelecektim.
neyse, bu kadar. derdini seveyim diyenler, ayıp oluyo be. hassas kalpli olmak benim derdim. tedavisi de yok ki. bir de iyi geceler dilerim.
sebebi ne inanın ki ben de bilmiyorum. doluyum kalbime kadar. insanların kibri, kabalığı, boşboğazlığı, egosu artık sinirime dokunmaya başladı. her yerde varlar. yolda yürürken, markette, otobüste, sözlükte her yerdeler.
özellikle sanal alemde normal hayatında kedi gibi olanlar aslan gibi kükrüyorlar. dev bir ego ve kibirle dolular. nazik ya da kibarsan eğer tepene biniyorlar. düzgünce konuşmaktan, laftan, sözden anlamıyorlar. küstah ve samimiyetsizlik dolu cümlelerini sınırsız kibirle süsleyip koyuyorlar önüne. yemin ederim intihar filan ederler diye korkuyorum yoksa ağlatacağım da onları...hoş onu da yapamam, üzülürüm sonra. niye? kafa yok. ah ailem beni böyle yetiştirmeyecekti ki o patavatsızların hakkından gelecektim.
neyse, bu kadar. derdini seveyim diyenler, ayıp oluyo be. hassas kalpli olmak benim derdim. tedavisi de yok ki. bir de iyi geceler dilerim.
devamını gör...
israil'in mescid-i aksa'ya saldırması
çoğu kişinin umursamadığı, anlam veremediği ve onu bunu bahane ederek görmezlikten geldiği olaylar bütünüdür.
acaba göstersek görebilir misiniz? sizin görme kapasiteniz buna yeter mi?
acaba göstersek görebilir misiniz? sizin görme kapasiteniz buna yeter mi?
devamını gör...
benekli göl
kanada'da, yaz mevsiminde suyu buharlaştığından, geride kalan kristalleşmiş magnezyum sülfat nedeniyle arkasında ilginç bir görüntü bırakan tuz gölü.
devamını gör...
cahil turnusolu hareketler
metrodan inenlere öncelik vermeyen sığır.
devamını gör...
12 yaşındaki kızın biriktirdiği harçlıklarla çiftçiliğe atılması
öyle yada böyle... ne önemi var? çocuk farmville veyahut benzeri sanal gerçeklik, çakma doğa sever oyunlarla kafayı bozmak yerine, halis muhlis işin içine girmiş.
parasını biriktirmiş, babası da sorumlu bir ebeveyn gibi davranmış, üzerine ekleme yapmış.
alkışlanacak hareket. lâkin ülke, son 18 yılda kulp takma mütehassıslığı bölümünden zibille mezun verdiği için acayip tepkilerle karşılaşır olduk.
çocuk parayı play station için biriktirse, üzerini babası tamamlasa , tek kelime etmezsiniz zalımlar.
parasını biriktirmiş, babası da sorumlu bir ebeveyn gibi davranmış, üzerine ekleme yapmış.
alkışlanacak hareket. lâkin ülke, son 18 yılda kulp takma mütehassıslığı bölümünden zibille mezun verdiği için acayip tepkilerle karşılaşır olduk.
çocuk parayı play station için biriktirse, üzerini babası tamamlasa , tek kelime etmezsiniz zalımlar.
devamını gör...
charlie athersmith
sene 1901. aston villa, sheffield united ile oynuyor. tesadüf bu ya, benimde yolum o dönem birmingham'a düşmüş. eh futbol aşkımız da malum. publardan birinde biramı yudumlarken o gün maç olduğunu duyuyorum ve içim kıpır kıpır oluyor, takılıyorum villa taraftarının peşine. yalnız öyle bir ayaz var ki anlatamam. deli gibi yağmur yağıyor ve soğuk insanın iliklerine kadar işliyor. yahu diyorum bu havada statta ne işim var ama bir yandan da tezahüratlara eşlik ederek, stada ulaşıyorum. geçmiş ola yani. saha bildiğiniz çamur deryası. o gün gazete çıkaracak olsam, manşet olarak ''bataklıkta raks'' diye başlık atarım. yani böyle de klişe manşet atma sevdam var. allah'tan gazeteci olmamışım.
neyse efendim. maç başladı ama futbolcuların hali perişan. biz tribünde hopla zıpla modeli bir anlayışla kendimizi bir şekilde ısıtıyoruz. adamlar baldırı çıplak vaziyette bataklıkta hayatta kalmaya çalışıyor. bildiğin beti benzi atmış heriflerin, yüzleri gözleri morarmış. sonra bir baktım adamın biri koşa koşa tribüne doğru geliyor. hayırdır inşallah demeye kalmadı benden şemsiyemi istedi. tak diye uzatayım diyorum şemsiyeyi ama yeni almışım gıcır gıcır. versem mi, vermesem mi tereddütleri içerisindeyken, hadisene be adam takım hücuma kalkıyor diye bağırınca, gayrı ihtiyari uzatıvermişim. hücum borusu çalmışsa ve takım hücuma kalkmışsa başka hiç bir şey düşünmezsiniz. sonradan öğrendim ki, bu adamın adı charlie athersmith'miş. işin şaşırtıcı boyutu ise şu; adam maçı benim şemsiye ile oynadı ve elinde şemsiye varken bir de gol attı . hem de kime? william henry foulke'ye namı diğer fatty foulke'ye...
futbol sahalarının gördüğü en hacimli kaleciye sen kalk elinde benim şemsiyem varken gol at. unutulmaz bir anı oldu elbette. şemsiye ile gol atan futbolcunun elindeki şemsiyenin, benim şemsiyem olması ise ayrı bir onur! şemsiye sayesinde tarihe geçtik vesselam.
neyse efendim. maç başladı ama futbolcuların hali perişan. biz tribünde hopla zıpla modeli bir anlayışla kendimizi bir şekilde ısıtıyoruz. adamlar baldırı çıplak vaziyette bataklıkta hayatta kalmaya çalışıyor. bildiğin beti benzi atmış heriflerin, yüzleri gözleri morarmış. sonra bir baktım adamın biri koşa koşa tribüne doğru geliyor. hayırdır inşallah demeye kalmadı benden şemsiyemi istedi. tak diye uzatayım diyorum şemsiyeyi ama yeni almışım gıcır gıcır. versem mi, vermesem mi tereddütleri içerisindeyken, hadisene be adam takım hücuma kalkıyor diye bağırınca, gayrı ihtiyari uzatıvermişim. hücum borusu çalmışsa ve takım hücuma kalkmışsa başka hiç bir şey düşünmezsiniz. sonradan öğrendim ki, bu adamın adı charlie athersmith'miş. işin şaşırtıcı boyutu ise şu; adam maçı benim şemsiye ile oynadı ve elinde şemsiye varken bir de gol attı . hem de kime? william henry foulke'ye namı diğer fatty foulke'ye...
futbol sahalarının gördüğü en hacimli kaleciye sen kalk elinde benim şemsiyem varken gol at. unutulmaz bir anı oldu elbette. şemsiye ile gol atan futbolcunun elindeki şemsiyenin, benim şemsiyem olması ise ayrı bir onur! şemsiye sayesinde tarihe geçtik vesselam.
devamını gör...
regaip kandili
çok sevdiğim bir kandil akşamıdır. bizim köyde ilginç bir gelenek vardır bu akşama ait.* merak eden gelsin, anlatıyorum:
ikindiden sonra her evde pilav pişer, tepsiye dökülür, üstüne tavuk haşlanarak didiklenir ve en üstüne bi tane yufka ile kapama yapılır. büyük küçük demeden herkes tepsisini ve kaşığını alır, akşam ezanı okununca caminin önüne toplanır. namaz bitene kadar kadınlar ve çocuklar ellerinde tepsilerle ve kaşıklarla caminin önünde bekler. namazdan çıkma anını her çocuk heyecanla bekler, çünkü pilavı yiyip bir an önce mum yakmak isterler. namazdan çıkan erkeklerden bazıları getirilen pilav tepsilerinden alıp caminin bir bölümüne giderler. kadınlar da kalan tepsilerle çocuklarını alıp başka bir bölüme geçerler. herkes kendi arkadaş grubuyla yere örtü serip toplaşır yada boş bulup katılmak istedigi halkaya dahil olur ve ortaya konan tepsideki pilavı afiyetle yer. pilavlar bitince de çocuklar bir curcuna içinde evlerinden getirdikleri mumu yakıp etrafta koşturur.
kandilin maneviyatı bir yana, bu bahsettiğim hoş ambiansı ailedeki herkes yaşamak için tee uzaklardan köye gelirlerdi. bu sene pandemi sebebiyle toplanma yasak olduğu için es geçiyoruz, ama bir yanım buruk. umarım bir an önce bu zor günlerin üstesinden geliriz.
ikindiden sonra her evde pilav pişer, tepsiye dökülür, üstüne tavuk haşlanarak didiklenir ve en üstüne bi tane yufka ile kapama yapılır. büyük küçük demeden herkes tepsisini ve kaşığını alır, akşam ezanı okununca caminin önüne toplanır. namaz bitene kadar kadınlar ve çocuklar ellerinde tepsilerle ve kaşıklarla caminin önünde bekler. namazdan çıkma anını her çocuk heyecanla bekler, çünkü pilavı yiyip bir an önce mum yakmak isterler. namazdan çıkan erkeklerden bazıları getirilen pilav tepsilerinden alıp caminin bir bölümüne giderler. kadınlar da kalan tepsilerle çocuklarını alıp başka bir bölüme geçerler. herkes kendi arkadaş grubuyla yere örtü serip toplaşır yada boş bulup katılmak istedigi halkaya dahil olur ve ortaya konan tepsideki pilavı afiyetle yer. pilavlar bitince de çocuklar bir curcuna içinde evlerinden getirdikleri mumu yakıp etrafta koşturur.
kandilin maneviyatı bir yana, bu bahsettiğim hoş ambiansı ailedeki herkes yaşamak için tee uzaklardan köye gelirlerdi. bu sene pandemi sebebiyle toplanma yasak olduğu için es geçiyoruz, ama bir yanım buruk. umarım bir an önce bu zor günlerin üstesinden geliriz.
devamını gör...
epistemoloji
bilginin ne olduğuyla, yani bilgi tanımıyla ilgili bilim dalı.
edmund gettier'in ''gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgi midir?'' adlı makalesinde çağdaş epistemoloji literatüründe geleneksel bilgi tanımı kabul edilen ''gerekçelendirilmiş doğru inanç bilgidir.'' tanımına yaptığı itiraz çağdaş epistemoloji'deki tartışmaların odak noktasıdır. gettier'in ilgili tanıma yaptığı itiraz, platon'un theaetetus eserinde sokrates'ın doğru inanç tanımına yaptığı itiraza benzemektedir:
bir hakim suçsuz bir zanlıyı bir avukatın yalana dayanan savunmasına kanarak suçsuz kabul ettiğinde o hakim suçsuz kişinin suçsuz olduğunu bilmiyordur. sokrates'a göre bu durumda hakim suçsuz kişinin suçsuz olduğuna inanıyordur ve bu inancı doğru inançtır ama aynı hakim suçsuz kişinin suçsuz olduğunu bilmiyordur. dolayısıyla her doğru inanç bilgi olmadığından bilgiye doğru inanç denemez.
ancak, william kingdon clifford'un ''bir şeye yetersiz delile dayanarak inanmak, herkes için, her zaman ve her yerde yanlıştır.'' sözü dikkate alınarak doğru inancın doğruluğuna yeni bir özellik kazandırıldığında, yani; doğru inanç, bir önermeye yeterli delile dayanarak inanma olarak tanımlandığında sokrates'ın ''doğru inanç bilgidir.'' tanımına yaptığı itirazdan ve gettier'in geleneksel bilgi tanımına yaptığı itirazdan etkilenmeyen bir ''doğru inanç bilgidir.'' tanımı elde etmek mümkün. çünkü söz konusu örnekte hakim yetersiz delile dayanarak suçsuz zanlının suçsuz olduğuna inanmaktadır. aynı durum gettier örneklerinde de geçerlidir.
devamını gör...
satranç oynamak
kendimce notlar alarak sıfırdan öğrenmeye başladığım zekaa oyunu. "zekaliyim ama okumayı seçmedim"*
uygulama bittikten sonra matrix 1 de neo nun bilgisayara bağlanıp 24 saat boyunca dövüş sanatları yüklenmesi gibi kalktığımda ben de "i know how to play chess" diyeceğim.*
uygulama bittikten sonra matrix 1 de neo nun bilgisayara bağlanıp 24 saat boyunca dövüş sanatları yüklenmesi gibi kalktığımda ben de "i know how to play chess" diyeceğim.*
devamını gör...
kadınların erkekleri adam etmesi
vallahi bu hataya herkes en az bir defa düşmüştür. ilk elektra karmaşasının evleneceği adamı seçmekle bağlantısı olabiliyor evet. ilk sefer elektra desek. ikincisi hata desek. üçüncüsü aptallık oluyor.
anasının babasının adam edemediğini kimse edemez.
anasının babasının adam edemediğini kimse edemez.
devamını gör...
tezer özlü sözleri
şunu öğrenmelisin;sen hiçbir işe yaramaz değilsin. seni senden çalan toplumdur.
devamını gör...
maçın zor geçeceğini bilmiyordum özür dilerim
(bkz: 42 yaşında olduğunu bilmiyordum özür dilerim.)
şaka bir yana , doğumgünü kutlu olsun dediğim ve kutladıĝım güzel yazar.
şaka bir yana , doğumgünü kutlu olsun dediğim ve kutladıĝım güzel yazar.
devamını gör...
merlin
2008-2012 yılları arasında yayımlanmış her sezon 13 bölüm olarak 5 sezon fantastik, drama, macera, tarih, komedi türlerinde çekilmiş ingiliz dizisidir.
başrollerinde,
colin morgan
angel coulby
bradley james
katie mcgrath
john hurt
anthony head
richard wilson
aslında son sezon son bölümlere kadar büyük hayranlığımı kazanmış bir diziydi. ta ki arthur daha çok yeni başa geçmiş büyüye ve olağanüstü olay ve yaratıklara yeni yeni sıcak bakmaya başlamışken bir anda kadim dini kabul et yoksa senin için bir son yazılacak sözlerine kadar. arkadaşım bir durun bir bekleyin adam yılların baskısını bir atsın üzerinden. apar topar diziyi bitirme çabası bu kadar kötü yansıtılır ancak ekranlara.
hani merlin le kral arthur yeni düzenin kurucusu olacak krallığı barış ve dostluk krallığı yapacak beş krallığa hükmedeceklerdi. yeminle kursağımda bıraktılar diziyi. o nasıl son arkadaş.
dizi bittiğinde çok canım sıkıldı. tam 5 sezon sen sürükle al seyirciyi içinde dalga geçer gibi bitir sonra. yok şöyle efsane bir ülke kurulacak yok dostluk dillere destan olacak yok camelot gelmiş geçmiş en büyük krala ve onun rehberine şahitlik edecek ee sonra ilk savaşta her şey yerle yeksan.
ayrıca arkadaşım o hizmetçi kız her önenü gelene niye yılışıyor. yani siz son anda mı lan dur biz bunu kralla evlendirelim hemen çeki düzen verelim aklı başında ayakları yere basan zeki bir kadın olsun deyip lap lup karakteri şekillendirdiniz. tamam aşk bu hizmetçi, prenses tanımaz ama en azından bir yerinde dur arkadaş. sen kralla evleneceksin niye önüne gelenle flörtleşiyorsun. buradada biraz inandırıcılığını yitirmiş dizi.
bunların dışında merlin ve arthur'un komik diyalogları tam seyirlik. merlin zaten başlı başına diziyi alıp götüren bir karakter. sevimli, şaşkın, sakar bir o kadar zeki. arthur ukala, kendini beğenmiş fakat babasına göre çok daha merhametli bir soylu. bunu zaten dizi boyu hissettiriyor. zamanla daha anlayışlı bir insana dönüşüyor tabi.
merlin'in gaius'la sahneleri de pek komik. gaius'un dizide bayağı önemli bir yeri var. karakter kendini izletiyor.
kral uther felaket ötesi bir adam. soyluyum da soyluyum, soyluyuz da soyluyuz diye içinden oyun havası söylediğine yemin edebilirim ama bunu kanıtlayamam. hele ki morgana'ya gereksiz ilgisi. anladık kızın da anladık zaten onu. morgana'nın içinden bir anda çıkan şeytana ne demeli. yav ponçik tatlı bir hamımdın sen ne oldu bir anda?
bana diziyi merlin ve gaius izletti. hah büyük ejder'i unutamam. allahım o ne tatlış hareketler. merlin'in büyük ejderken arthur'a tavırları falan sahneye her çıktığında tek bir mimiği bile tüm ilgiyi üstüne çekmeye yetiyordu.
dizinin konusu genel olarak belli zaten herkes dile getirmiş. benim hem sevip hem mesafeli durmama neden olan konular da bunlar. öyle bir sonu kesinlikle haketmiyordu bu dizi. açıkçası daha uzun uzun anlatmak istiyordum bu diziyi. değinmek istediğim bir çok karakter vardı. hatta bazı diyaloglara bile girmeyi düşünüyordum. normalde çok beğendiğim ve beni etkileyen dizi, filmlerde oturup karakter analizine kadar yapıyorum ama malesef biraz hevesim kaçtı. neyse efem işte görüldüğü üzere çok aradayım bu diziyle ilgili. üzerimdeki şoku hala atamadım. ama komiktir ki bazen gerçek hayatta da karşılaşırız böyle durumlarla. biriyle tanışırız çabucak hakkında fikir edinir, yakınlık duyarız sonra bir bakarız baştan aşağı fos. heh işte o zaman iki kelam fazla etmek istemeyiz o kişilere dair. ben de tam olarak oradayım şuan. ciddiyim bak. abi yok ne yorum yapıp prim vereceksinle dur iki üç bir şey söyleyeyim arasında kaldım hahaha. ehh iki üç kelam ettik mecbur o kadar olsun değil mi? ne diyelim sağlık olsun.
genel manada beğendim ama bilseydim böyle bir sonu var izler miydim emin değilim. sizlere iyi seyirler dostlar.
başrollerinde,
colin morgan
angel coulby
bradley james
katie mcgrath
john hurt
anthony head
richard wilson
aslında son sezon son bölümlere kadar büyük hayranlığımı kazanmış bir diziydi. ta ki arthur daha çok yeni başa geçmiş büyüye ve olağanüstü olay ve yaratıklara yeni yeni sıcak bakmaya başlamışken bir anda kadim dini kabul et yoksa senin için bir son yazılacak sözlerine kadar. arkadaşım bir durun bir bekleyin adam yılların baskısını bir atsın üzerinden. apar topar diziyi bitirme çabası bu kadar kötü yansıtılır ancak ekranlara.
hani merlin le kral arthur yeni düzenin kurucusu olacak krallığı barış ve dostluk krallığı yapacak beş krallığa hükmedeceklerdi. yeminle kursağımda bıraktılar diziyi. o nasıl son arkadaş.
dizi bittiğinde çok canım sıkıldı. tam 5 sezon sen sürükle al seyirciyi içinde dalga geçer gibi bitir sonra. yok şöyle efsane bir ülke kurulacak yok dostluk dillere destan olacak yok camelot gelmiş geçmiş en büyük krala ve onun rehberine şahitlik edecek ee sonra ilk savaşta her şey yerle yeksan.
ayrıca arkadaşım o hizmetçi kız her önenü gelene niye yılışıyor. yani siz son anda mı lan dur biz bunu kralla evlendirelim hemen çeki düzen verelim aklı başında ayakları yere basan zeki bir kadın olsun deyip lap lup karakteri şekillendirdiniz. tamam aşk bu hizmetçi, prenses tanımaz ama en azından bir yerinde dur arkadaş. sen kralla evleneceksin niye önüne gelenle flörtleşiyorsun. buradada biraz inandırıcılığını yitirmiş dizi.
bunların dışında merlin ve arthur'un komik diyalogları tam seyirlik. merlin zaten başlı başına diziyi alıp götüren bir karakter. sevimli, şaşkın, sakar bir o kadar zeki. arthur ukala, kendini beğenmiş fakat babasına göre çok daha merhametli bir soylu. bunu zaten dizi boyu hissettiriyor. zamanla daha anlayışlı bir insana dönüşüyor tabi.
merlin'in gaius'la sahneleri de pek komik. gaius'un dizide bayağı önemli bir yeri var. karakter kendini izletiyor.
kral uther felaket ötesi bir adam. soyluyum da soyluyum, soyluyuz da soyluyuz diye içinden oyun havası söylediğine yemin edebilirim ama bunu kanıtlayamam. hele ki morgana'ya gereksiz ilgisi. anladık kızın da anladık zaten onu. morgana'nın içinden bir anda çıkan şeytana ne demeli. yav ponçik tatlı bir hamımdın sen ne oldu bir anda?
bana diziyi merlin ve gaius izletti. hah büyük ejder'i unutamam. allahım o ne tatlış hareketler. merlin'in büyük ejderken arthur'a tavırları falan sahneye her çıktığında tek bir mimiği bile tüm ilgiyi üstüne çekmeye yetiyordu.
dizinin konusu genel olarak belli zaten herkes dile getirmiş. benim hem sevip hem mesafeli durmama neden olan konular da bunlar. öyle bir sonu kesinlikle haketmiyordu bu dizi. açıkçası daha uzun uzun anlatmak istiyordum bu diziyi. değinmek istediğim bir çok karakter vardı. hatta bazı diyaloglara bile girmeyi düşünüyordum. normalde çok beğendiğim ve beni etkileyen dizi, filmlerde oturup karakter analizine kadar yapıyorum ama malesef biraz hevesim kaçtı. neyse efem işte görüldüğü üzere çok aradayım bu diziyle ilgili. üzerimdeki şoku hala atamadım. ama komiktir ki bazen gerçek hayatta da karşılaşırız böyle durumlarla. biriyle tanışırız çabucak hakkında fikir edinir, yakınlık duyarız sonra bir bakarız baştan aşağı fos. heh işte o zaman iki kelam fazla etmek istemeyiz o kişilere dair. ben de tam olarak oradayım şuan. ciddiyim bak. abi yok ne yorum yapıp prim vereceksinle dur iki üç bir şey söyleyeyim arasında kaldım hahaha. ehh iki üç kelam ettik mecbur o kadar olsun değil mi? ne diyelim sağlık olsun.
genel manada beğendim ama bilseydim böyle bir sonu var izler miydim emin değilim. sizlere iyi seyirler dostlar.
devamını gör...
hayattan zevk alıyorum aktiviteleri
masturbasyon yaptıktan sonra müzik dinleyerek sigara içmektir.
oh yalnızlık o kadar da kötü değil yahu düşüncesine kapılırsınız.
oh yalnızlık o kadar da kötü değil yahu düşüncesine kapılırsınız.
devamını gör...
türklere özgü davranışlar
yalan söylemek. hiç gocunmadan hemde.
arkadan konuşup yüzüne gülmek.
işine geldiği gibi davranmak omurgasız olmak.
ahlakçılık oynayıp fırsat bulunca her boku yemek.
gelişim ve değişime kapalı olmak sürüden ayrılmaya çalışan olursa engellemek.
her türlü haltı dinsel tabana oturtup bu şekilde içselleştirmeye çalışmak.
örf adet gelenek görenek adı altında her türlü rezillik ve saçmalığı marifet gibi inatla devam ettirmek.
hatayı kendinde aramamak. hep suçlayacak birini ya da bir şeyi bulup çıkarmak.
çocuk yetiştirmeyi bilmemek. çoğu ailenin patolojik vaka olması.
arkadan konuşup yüzüne gülmek.
işine geldiği gibi davranmak omurgasız olmak.
ahlakçılık oynayıp fırsat bulunca her boku yemek.
gelişim ve değişime kapalı olmak sürüden ayrılmaya çalışan olursa engellemek.
her türlü haltı dinsel tabana oturtup bu şekilde içselleştirmeye çalışmak.
örf adet gelenek görenek adı altında her türlü rezillik ve saçmalığı marifet gibi inatla devam ettirmek.
hatayı kendinde aramamak. hep suçlayacak birini ya da bir şeyi bulup çıkarmak.
çocuk yetiştirmeyi bilmemek. çoğu ailenin patolojik vaka olması.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
yazarların sevdikleri tablolar
botticelli - venüs'ün doğuşu
devamını gör...
evdekilere küsüp kızınca yapılanlar
sobali evde kuzey tarafindaydi odam . yazları orada yatardim .kışın yataklar birleşirdi soba kurulurdu beş kardeş aynı odada. bir gün küstüm gittim odamda yattım sanırım aralık ayıydı. sabaha ne kolumu ne bacağımı ne boynumu oynatabildim. her tarafım tutulmuş. o günden sonra kış ayında kusmedim.
devamını gör...