immanuel kant
çok dakik bir felsefeciymiş. hatta o dakikliğinden dolayı yaşadığı kentin sakinleri, saatlerini onun yürüyüş saatlerine göre ayarlarlarmış.
devamını gör...
yazarların askerliğini yaptığı yer
erzurum. hatta bitmeye yakın şöyle birşey söylemeye başlamıştık; erzurum bir liman,bense bir gemi.bir daha gelirsem,öpsünler(!) beni diye..
devamını gör...
sözlük radyosu
pink floyd sonrası, anadolu ezgilerine bağlanan radyodur.
kafalar yanık, error veriyoruz
kafalar yanık, error veriyoruz
devamını gör...
keşkek
genelde köy düğünlerinde, mevlütlerde ve hayırlarda yapılan geleneksel bir yemek.
asıl yöresini bilmem ama çanakkale’de de çok meşhurdur. ana malzemesi buğday ve kırmızı et olup, kırmızı et yerine tavuk eti de kullanılır.
geceden ıslatılan buğday, haşlanır. içine et suyu, et konur ve büyük kazanda dövülür.
bizim burada ,o gelenek çok kalmasa da , özellikle köyün gençleri düğünün veya hayırın olacağı gün, ortaklaşa olarak bu keşkek dövme işini yaparlar. sabah saatlerinde başlayarak , elden ele tokmakla saatlerce döverler. buna keşkek dövmek denir. büyük kazanlarda yapılan bu yemek, sonrasında misafirlere dağıtılır.
zahmeti çok. şimdilerde biraz fabrikasyona dönmüş olay. en son 2 ay önce yedim. tavuk etiyle yapılmıştı. ben çok sevemedim nedense, ama birer ikişer tabak seve seve yiyenleri gördüm.
asıl yöresini bilmem ama çanakkale’de de çok meşhurdur. ana malzemesi buğday ve kırmızı et olup, kırmızı et yerine tavuk eti de kullanılır.
geceden ıslatılan buğday, haşlanır. içine et suyu, et konur ve büyük kazanda dövülür.
bizim burada ,o gelenek çok kalmasa da , özellikle köyün gençleri düğünün veya hayırın olacağı gün, ortaklaşa olarak bu keşkek dövme işini yaparlar. sabah saatlerinde başlayarak , elden ele tokmakla saatlerce döverler. buna keşkek dövmek denir. büyük kazanlarda yapılan bu yemek, sonrasında misafirlere dağıtılır.
zahmeti çok. şimdilerde biraz fabrikasyona dönmüş olay. en son 2 ay önce yedim. tavuk etiyle yapılmıştı. ben çok sevemedim nedense, ama birer ikişer tabak seve seve yiyenleri gördüm.
devamını gör...
ailesinden utanan insan
insanların herkesin ailelerini kendi aileleri gibi şen şakrak veya devamlı sohbet muhabbet ettikleri gibi sanıyor olup kişiyi ailesinden utandığı için insan olmamakla vs suçlamaları üzücü gerçekten. hem bu kadar dar kafalı olmaları hem de hayatlarında yeterince insan tanımadıklarını gösteriyor bu aslında.
bir insan ailenizden olduğu için bu sizin size karşı ne yaparsa yapsın nasıl davranırsa davransın katlanacağınızı veya o kişiyi hayatınızda tutacağınızı göstermiyor. kan bağı her zaman önemli bir şey değildir. gerektiğinde ailenlen utanabilirsin veya gerektiğinde hayatından bile çıkarabilirsin.
bir insan ailenizden olduğu için bu sizin size karşı ne yaparsa yapsın nasıl davranırsa davransın katlanacağınızı veya o kişiyi hayatınızda tutacağınızı göstermiyor. kan bağı her zaman önemli bir şey değildir. gerektiğinde ailenlen utanabilirsin veya gerektiğinde hayatından bile çıkarabilirsin.
devamını gör...
kadın filozof olmaması
geneli, erkeğe ve çocuklarına ve ana babalarına hizmet etmekten köle gibi kullanılmaktan, ne düşünmeye ne resim yapmaya ne de başka şeyler yapmaya vakit bulamamışlardır. vakit bulabilenler arasında iyi filozoflar fazlasıyla vardır.
devamını gör...
prefrontal lobotomi
prefrontal lobotomi,(lökotomi, lobotomi olarak da bilinir.) beyindeki ön lobların uçlarındaki prefrontal korteks bağlantıların kesilmesiyle yapılan bir beyin cerrahisi işlemidir ve yapılmaya başlandığı yıldan beri tartışılınan bir işlemdir. yan etkileri fazla olmasına rağmen yirmi yıldan uzun bir süre boyunca psikiyatrik rahatsızlıklar için kullanılmış bir yöntemdir.
1. dünya savaşı zamanlarında halkın büyük bir çoğunluğu psikolojik olarak felaket haldeydi ve halk, savaşın psikolojisine dayanamayıp akıl hastanelerine gitmişti. o zamanlar etkili sayılabilecek tıbbı tedavi sayısındaki azlık yüzünden birtakım hastalar kesin bir sonuç garanti etmeyen lobotomiye kendi istekleriyle başvurmuştur. lobotomi operasyonunun ilk yapılma amacı; aşırı huzursuzluk, stres, depresyon, endişe ve dinmek bilmeyen ağrıları tedavi etmektir. (yanılmıyorsam hafıza silme işlemi olarak kullanılmış o zamanlar). lobotomi ameliyatı ile kısmen tedavi edilen sorunlar; kronik takıntı nevrozu, kronik gerginlik, kronik anksiyete, kronik depresyon ve şizofrenidir.
nasıl yapıldığına gelecek olursak -evde deneyin diye demiyorum burası çokomelli- lobotomi pek çok şekilde yapılır. ilk olarak göz yuvasına buz kıracağı yerleştirip gözün üstünden veya içerisinden beyne ulaşıp prefrontal lobu yerinden çıkarmaktır. ikinci olarak kafatasının bir kısmını kırıp direkt içerisinden prefrontal korteks bağlantılarını sökme işlemidir. bir nevi ötenazi gibi olan bu sistemsiz lobotomi herhangi bir hastaya çare olmamıştır ve bilindiği üzere tamamı başarısız denemelerdir pek çok insan bu yüzden ölmüştür. ayrıca günümüzde yapılması yasal değildir.
1. dünya savaşı zamanlarında halkın büyük bir çoğunluğu psikolojik olarak felaket haldeydi ve halk, savaşın psikolojisine dayanamayıp akıl hastanelerine gitmişti. o zamanlar etkili sayılabilecek tıbbı tedavi sayısındaki azlık yüzünden birtakım hastalar kesin bir sonuç garanti etmeyen lobotomiye kendi istekleriyle başvurmuştur. lobotomi operasyonunun ilk yapılma amacı; aşırı huzursuzluk, stres, depresyon, endişe ve dinmek bilmeyen ağrıları tedavi etmektir. (yanılmıyorsam hafıza silme işlemi olarak kullanılmış o zamanlar). lobotomi ameliyatı ile kısmen tedavi edilen sorunlar; kronik takıntı nevrozu, kronik gerginlik, kronik anksiyete, kronik depresyon ve şizofrenidir.
nasıl yapıldığına gelecek olursak -evde deneyin diye demiyorum burası çokomelli- lobotomi pek çok şekilde yapılır. ilk olarak göz yuvasına buz kıracağı yerleştirip gözün üstünden veya içerisinden beyne ulaşıp prefrontal lobu yerinden çıkarmaktır. ikinci olarak kafatasının bir kısmını kırıp direkt içerisinden prefrontal korteks bağlantılarını sökme işlemidir. bir nevi ötenazi gibi olan bu sistemsiz lobotomi herhangi bir hastaya çare olmamıştır ve bilindiği üzere tamamı başarısız denemelerdir pek çok insan bu yüzden ölmüştür. ayrıca günümüzde yapılması yasal değildir.
devamını gör...
zonguldak
türkiye'nin bir numaralı kömür yatakları olmasından mütevellit, nam-ı diğer karaelmas olarak da bilinen; batı karadeniz'de bulunan il.
17 sene yaşamış biri olarak çarşısı 1024 adımdır. etrafı dağlık olduğundan genişleme yönünden zayıftır. 20 sene sonra tekrar gitseniz; sadece dükkan isimlerini değişmiş bulursunuz.
esnaf ve madenci ağırlıklı kesimden oluşur. kendine has kültürü vardır; karadeniz bölgesinde bulunmasına rağmen; diğer karadeniz illerine göre düşünce özünde moderndir.
gittiğinizde çok sıkılırsınız; ancak 1 hafta ayrı kalsanız özlersiniz.
emeğin başkentidir.
orhan veli'nin sözlerinden;
siyah akar zonguldağın deresi;
yüzkarası değil, kömür karası;
böyle kazanılır ekmek parası
17 sene yaşamış biri olarak çarşısı 1024 adımdır. etrafı dağlık olduğundan genişleme yönünden zayıftır. 20 sene sonra tekrar gitseniz; sadece dükkan isimlerini değişmiş bulursunuz.
esnaf ve madenci ağırlıklı kesimden oluşur. kendine has kültürü vardır; karadeniz bölgesinde bulunmasına rağmen; diğer karadeniz illerine göre düşünce özünde moderndir.
gittiğinizde çok sıkılırsınız; ancak 1 hafta ayrı kalsanız özlersiniz.
emeğin başkentidir.
orhan veli'nin sözlerinden;
siyah akar zonguldağın deresi;
yüzkarası değil, kömür karası;
böyle kazanılır ekmek parası
devamını gör...
hayatından sürekli birilerinin eksilmesi
hayatımızda olması gereken kişiler biz büyük bir çaba sarf etmeden de olacak kişilerdir. onlar iyi ki dediğimiz gruptadır.
diğer eksilen, hayatımızda yeri olmayan kişiler ise onlar için ne yapsak nafile. isterseniz çok sevin, isterseniz gitmemesi için elinizden geleni yapın, bir kılıf bulur gider. böyle kişiler kısa hayatımızda zaman kaybıdır, salın gitsinler, geri dönmeye çalışanlar olacaktır illa ama o eski siz değilsinizdir ve en doğru karar ile iyi ki yoksun iyi ki gittin, dersiniz.
diğer eksilen, hayatımızda yeri olmayan kişiler ise onlar için ne yapsak nafile. isterseniz çok sevin, isterseniz gitmemesi için elinizden geleni yapın, bir kılıf bulur gider. böyle kişiler kısa hayatımızda zaman kaybıdır, salın gitsinler, geri dönmeye çalışanlar olacaktır illa ama o eski siz değilsinizdir ve en doğru karar ile iyi ki yoksun iyi ki gittin, dersiniz.
devamını gör...
27 nisan 2021 grup yorum'un mektubu
umarım sadece selam vermemekle, yüzüne tükürmekle kalırlar ve bu kızı halk mahkemelerinin adaletiyle yargılamazlar.
devamını gör...
rasta
önce hangi kalınlıkta istiyorsanız o şekilde tutamların ayarlanması gerekir. tığ yardımıyla saçın birbirine tutturulması şeklinde oluşan bir örgü modeli.
çok ilgi çekici olmasıyla birlikte yapıldıktan sonraki kullanım ömrü için bazı zahmetli işlemler barındırması bir miktar düşündürücü.
beş altı ay kadar sonra uzayan saçlar için yeniden işlem yapılabiliyor. örgüyü açmak imkansız sanırım. kullanmak istemiyorsanız o bölge kesiliyor.
çok ilgi çekici olmasıyla birlikte yapıldıktan sonraki kullanım ömrü için bazı zahmetli işlemler barındırması bir miktar düşündürücü.
beş altı ay kadar sonra uzayan saçlar için yeniden işlem yapılabiliyor. örgüyü açmak imkansız sanırım. kullanmak istemiyorsanız o bölge kesiliyor.
devamını gör...
kız istemenin kadınları aşağılaması
yine gelenekselciler toplanmış. kız tarafı kilo kilo altın isteyince yine en çok bunlar ağlıyor. ben anlamıyorum bu ikiyüzlülüğü.
- kızınızı oğlumuza istiyoruz.
- verdik gitti.
arkadaşlar neyi veriyorsunuz? bunun feminist olmakla ya da cihangir solcusu olmakla ilgisi yok. mal mı kadınlar?
bir kadın kiminle evleneceğine kendisi karar verir. sizlerin ya da sizlerin ailesinin o kadının kararına saygı duymuyor gibi bi de ailesinin onayını almanıza zaten gerek yoktur. kız istemiş ama o kim ya bi de size soralım istedik demeye gerek var mı? kızınız beyinsiz o yüzden bi de ailemize biz anlatalım, onun aklı yok çünkü o anlamaz, bakalım siz ne diyeceksiniz der gibi. bi de kızımıza soralım falan diyip biraz medeniyet gördüğünü sanıyor insanlar. sen kızının isteyip istemedigini bilmiyor musun da kızına soruyorsun ayrıca.
bu kadar şova gerek yok. iki aile biraraya gelip tanışabilir çiftler isterse. aileleriniz size saygı duyup oturup bir gün planlayıp yemek organize edemiyorsa ve birbirlerini bu tür cümleler olmadan tanışmıyorsa bunun adı gelenek değil, medeniyet bilmemektir.
hâlâ ben şeyi anlamıyorum. neden gidip aileler efendi gibi oturup tanışamıyor da bunu böyle gürültülü, tuzlu kahveli, gümüş tepsili falan yapıyor. sen çikolatayı gümüş tepsinin içinde götürmediğin için o aile tarafından lanetleniyorsun. bu gelenekse o zaman bu geleneği sorgulamak gerek. bu kadar şova gerek yok evlenmek için dediğim gibi.
kadınların eşlerini seçip ailelerinden izin almadan gidip evlendiği bir ailenin içinde büyüdüm. büyükannem, kızı ve birkaç farklı kadın böyle evlendi. 1980 yılında bile gayet normal görülüyormuş bu durum. hatta büyükannemden başka yılları hesaplayın. ben 5-6 yanındayken o 90 ortalarındaydı. ikinci eşiyle çok uzun yıllar flört edip evlenmiş.
ben mesela şimdi evlenmeye karar versem ailemden izin almadan gidip evlenebiliyorum ve dilersem evlendikten sonra getirip tanıştırıyorum adamı. ve o adam bana ailem seni istemeye gelecek diyor. 40 kişi eve gelecekmiş beni istemeye. ben bunu kabul etmek zorunda olmadigim gibi bir erkeğin benim kadar cesur olmasını istiyorum. benim evliliğim üzerinde herhangi bir insanın söz sahibi olmadığını, beni kimsenin kimseye veremeyeceğini, daha önemlisi bir mal gibi ailemden istenmeyecegimi düşünüyorum. bunu gelenektir diye önüme getiren insanların önüne ailem uzun bir liste koymayı konusuyor. madem gelenek al bakalım bunlar bizim göç ettiğimiz yerin adetleri diye. çünkü insanlar gelenektir geleceğiz diye tutturuyor ve başka kültürlere saygı duymuyor. saçma saçma inatlasiliyor sonra. ne gereksiz şeyler.
kendileri beni isteyince gelenek ama benim ailemin madem öyle al bakalım diyip önce sürdükleri gelenek değil. bu mantıklı geliyor mu size?
yani ikiyüzlülüğe gerek yok. bir insanla 50 yıl beraber yaşamayı planlıyorsunuz ama ailenizi her şeyin içine sokuyorsunuz. biraz dik durun, biriyle evlenmek istiyorsanız evlenin, aileleri çağırın evinize gelsin tanışsın. ailelerin anlaşması o kadar önemli değil. aşiret gibi yaşamanıza gerek yok.
valla bu gelenek diye tutturanlar sahiden az değil. kadın 18 yaşında ailesinin evinden cıkmış, kendi ailesini kurmuş, 6 çocuk doğurmuş, başka şehirde olan ailesini beş yılda bir görmüş ama kendi oğlunun aile kurmasını korku filmi gibi görüyor. gelip oğluyla yaşıyor resmen evliliği. ne kadar ucuz, ne kadar kötü şeyler. aile içinde aile. yemin ediyorum yoruyor bu ülke beni. 50 yıl önce millet görücü usulü evleniyormuş, bunların aileleri 5 yıldır sevişen çift için hâlâ böyle günler planlıyor. valla komiksiniz.
- kızınızı oğlumuza istiyoruz.
- verdik gitti.
arkadaşlar neyi veriyorsunuz? bunun feminist olmakla ya da cihangir solcusu olmakla ilgisi yok. mal mı kadınlar?
bir kadın kiminle evleneceğine kendisi karar verir. sizlerin ya da sizlerin ailesinin o kadının kararına saygı duymuyor gibi bi de ailesinin onayını almanıza zaten gerek yoktur. kız istemiş ama o kim ya bi de size soralım istedik demeye gerek var mı? kızınız beyinsiz o yüzden bi de ailemize biz anlatalım, onun aklı yok çünkü o anlamaz, bakalım siz ne diyeceksiniz der gibi. bi de kızımıza soralım falan diyip biraz medeniyet gördüğünü sanıyor insanlar. sen kızının isteyip istemedigini bilmiyor musun da kızına soruyorsun ayrıca.
bu kadar şova gerek yok. iki aile biraraya gelip tanışabilir çiftler isterse. aileleriniz size saygı duyup oturup bir gün planlayıp yemek organize edemiyorsa ve birbirlerini bu tür cümleler olmadan tanışmıyorsa bunun adı gelenek değil, medeniyet bilmemektir.
hâlâ ben şeyi anlamıyorum. neden gidip aileler efendi gibi oturup tanışamıyor da bunu böyle gürültülü, tuzlu kahveli, gümüş tepsili falan yapıyor. sen çikolatayı gümüş tepsinin içinde götürmediğin için o aile tarafından lanetleniyorsun. bu gelenekse o zaman bu geleneği sorgulamak gerek. bu kadar şova gerek yok evlenmek için dediğim gibi.
kadınların eşlerini seçip ailelerinden izin almadan gidip evlendiği bir ailenin içinde büyüdüm. büyükannem, kızı ve birkaç farklı kadın böyle evlendi. 1980 yılında bile gayet normal görülüyormuş bu durum. hatta büyükannemden başka yılları hesaplayın. ben 5-6 yanındayken o 90 ortalarındaydı. ikinci eşiyle çok uzun yıllar flört edip evlenmiş.
ben mesela şimdi evlenmeye karar versem ailemden izin almadan gidip evlenebiliyorum ve dilersem evlendikten sonra getirip tanıştırıyorum adamı. ve o adam bana ailem seni istemeye gelecek diyor. 40 kişi eve gelecekmiş beni istemeye. ben bunu kabul etmek zorunda olmadigim gibi bir erkeğin benim kadar cesur olmasını istiyorum. benim evliliğim üzerinde herhangi bir insanın söz sahibi olmadığını, beni kimsenin kimseye veremeyeceğini, daha önemlisi bir mal gibi ailemden istenmeyecegimi düşünüyorum. bunu gelenektir diye önüme getiren insanların önüne ailem uzun bir liste koymayı konusuyor. madem gelenek al bakalım bunlar bizim göç ettiğimiz yerin adetleri diye. çünkü insanlar gelenektir geleceğiz diye tutturuyor ve başka kültürlere saygı duymuyor. saçma saçma inatlasiliyor sonra. ne gereksiz şeyler.
kendileri beni isteyince gelenek ama benim ailemin madem öyle al bakalım diyip önce sürdükleri gelenek değil. bu mantıklı geliyor mu size?
yani ikiyüzlülüğe gerek yok. bir insanla 50 yıl beraber yaşamayı planlıyorsunuz ama ailenizi her şeyin içine sokuyorsunuz. biraz dik durun, biriyle evlenmek istiyorsanız evlenin, aileleri çağırın evinize gelsin tanışsın. ailelerin anlaşması o kadar önemli değil. aşiret gibi yaşamanıza gerek yok.
valla bu gelenek diye tutturanlar sahiden az değil. kadın 18 yaşında ailesinin evinden cıkmış, kendi ailesini kurmuş, 6 çocuk doğurmuş, başka şehirde olan ailesini beş yılda bir görmüş ama kendi oğlunun aile kurmasını korku filmi gibi görüyor. gelip oğluyla yaşıyor resmen evliliği. ne kadar ucuz, ne kadar kötü şeyler. aile içinde aile. yemin ediyorum yoruyor bu ülke beni. 50 yıl önce millet görücü usulü evleniyormuş, bunların aileleri 5 yıldır sevişen çift için hâlâ böyle günler planlıyor. valla komiksiniz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bugün kedim öldü. dört küsur senedir her gün onun için endişe ettiğim, sokakta başına bir şey gelir diye korktuğum, sabahları ilk iş camdan ona baktığım, geceleri apartmana girdi mi diye kontrol ettiğim, tüyleri upuzun gözleri yemyeşil kedim. 10 gün beni tanımadan öylece hasta hasta ölmeyi bekledi. ölüsünü sevdim, gömdüm. ağlayamadım bile.
bir daha gizlice eve girip kıyafetlerimin üzerine, yatağıma, oturduğum koltuğa yatamayacak. bir daha kucağıma gelip bana şirinlik yapamayacak. pencereme miyavlamayacak.
yalnızca bunları bilmek bile, düşünmek bile boğazımda bir yumru bırakıyor. güzel kızım, seni ilk gördüğümde ufacıktın, hastaydın. giderken de hastalandın, ufacık kaldın. bu sefer seni iyi edemedim. beni affet olur mu?
seni çok seviyorum ve seveceğim. o uzun tüylerinden de bir parçayı her daim saklayacağım.
bir daha gizlice eve girip kıyafetlerimin üzerine, yatağıma, oturduğum koltuğa yatamayacak. bir daha kucağıma gelip bana şirinlik yapamayacak. pencereme miyavlamayacak.
yalnızca bunları bilmek bile, düşünmek bile boğazımda bir yumru bırakıyor. güzel kızım, seni ilk gördüğümde ufacıktın, hastaydın. giderken de hastalandın, ufacık kaldın. bu sefer seni iyi edemedim. beni affet olur mu?
seni çok seviyorum ve seveceğim. o uzun tüylerinden de bir parçayı her daim saklayacağım.
devamını gör...
entry'i yollar yollamaz düzenleye basmak
yayınladıktan sonra hataları ve tanımının anlamsızlığını, yazdığının kafasında düşündüğü şekliyle anlaşılamayacağını daha net fark eden kişinin kendi editörlüğünü yapması. ben de sık sık yaparım. böylece daha anlaşılır oluyor tanım.
devamını gör...
israil
her şehirde arabalar gelin alayı gibi tura çıkmış...
konsolosluğun önüne bakıyorum, skandal.
akıllanmaz efendim bu toplum. akıllanmaz.
yarın bir gün uzun biri çıkacak ve diyecek ki ''biz mi eylem yapın dedik''....
birazzzz yakın tarih yolculuğuna çıkalım.
mavi marmara saldırısı, bu olayın sonuçlarından bahsetmek istiyorum. gerçekten insani yardım için çıkıp giden bir çok insan katledildi. ölüm hiç bir şekilde hak edilmiyordu, fakat uluslarası hukuktan, ilişkilerden bihaber kesim yine ve yeniden mağdur oldu, şu allahın işine bakın sonunda israil özür diledi ve öyle eften püften bir özürle kalmadı. o günün parası ile hayatını kaybeden insanlar için toplamda 20 milyar dolar para ödemesi gerçekleştirdi.
para burada çok ama çok önemsizdir, bir ölünün arkasından verilen meblağ değersizdir benim için öyle, aklı-selim herkes için öyledir,
lakin kiiiiii
akp hökkkümeti ne yaptı dersiniz?
israilin ödediği paranın eşit bir şekilde ailelere dağıtılmasının haksız kazanç olacağını öne sürdü ve her bir aileye 300 milyar verdi.
toplamda 9 insanımız vefat etmişti. ışıklar içinde uyusunlar. vah ki gidene, sabırlar kalanlara....
bakınız giderken bana mı sordunuz cümlesi, dönemin başbakanı tarafından kameraların önünde dile getirildi.
siz en iyisi hemen gaza gelmeyin, hem gaza gelip demiröreni neden zengin ediyorsunuz ki?*
ortadoğu kanseri mi? ortadoğuyu anlamadan, sadece haritaya bakıp, oradan buradan duyduğunuz bilgilerle ahkam kesemezsiniz.
kefenle sınıra filan gitsenize ya siz.....
hem buradan klavye delikanlılığı, kahrolsun israiller, aynn knk aynn kahrolsun israil. smiley was here!!!!!
konsolosluğun önüne bakıyorum, skandal.
akıllanmaz efendim bu toplum. akıllanmaz.
yarın bir gün uzun biri çıkacak ve diyecek ki ''biz mi eylem yapın dedik''....
birazzzz yakın tarih yolculuğuna çıkalım.
mavi marmara saldırısı, bu olayın sonuçlarından bahsetmek istiyorum. gerçekten insani yardım için çıkıp giden bir çok insan katledildi. ölüm hiç bir şekilde hak edilmiyordu, fakat uluslarası hukuktan, ilişkilerden bihaber kesim yine ve yeniden mağdur oldu, şu allahın işine bakın sonunda israil özür diledi ve öyle eften püften bir özürle kalmadı. o günün parası ile hayatını kaybeden insanlar için toplamda 20 milyar dolar para ödemesi gerçekleştirdi.
para burada çok ama çok önemsizdir, bir ölünün arkasından verilen meblağ değersizdir benim için öyle, aklı-selim herkes için öyledir,
lakin kiiiiii
akp hökkkümeti ne yaptı dersiniz?
israilin ödediği paranın eşit bir şekilde ailelere dağıtılmasının haksız kazanç olacağını öne sürdü ve her bir aileye 300 milyar verdi.
toplamda 9 insanımız vefat etmişti. ışıklar içinde uyusunlar. vah ki gidene, sabırlar kalanlara....
bakınız giderken bana mı sordunuz cümlesi, dönemin başbakanı tarafından kameraların önünde dile getirildi.
siz en iyisi hemen gaza gelmeyin, hem gaza gelip demiröreni neden zengin ediyorsunuz ki?*
ortadoğu kanseri mi? ortadoğuyu anlamadan, sadece haritaya bakıp, oradan buradan duyduğunuz bilgilerle ahkam kesemezsiniz.
kefenle sınıra filan gitsenize ya siz.....
hem buradan klavye delikanlılığı, kahrolsun israiller, aynn knk aynn kahrolsun israil. smiley was here!!!!!
devamını gör...
kendine bir soru sor
başka bir plan yapmıştın bu akşam için. peki, yavrum evladım, neden hala sözlükte takılıyorsun?
devamını gör...



