sözlüğe 90'lardan bir şarkı bırak
alimallah
ayşegül aldinç .
ayşegül aldinç .
devamını gör...
seri artıcı
sözlük kaosla ayakta duruyo yemnederim...dediğim başlıklı mevzulu bi şeyler.
devamını gör...
ankara
kulaklığı takıp tek başıma cebeciden kızılaya yürümeyi, kurtuluş parkında bir bankta oturup etrafı izlemeyi, hamamönünde çay içmeyi ve her şeyden çok orada yaşamış olduğum dostlukları özlediğim şehir.
devamını gör...
daddy (yazar)
aynı kafada olduğumuzu düşündüğüm -sözlük olan kafa değil.-, genelde fikirlerine katıldığım artıladığım yazar kişisi.
o da beni artılıyor, şımartıyor, arkamda olduğunu hissettiriyor, sağolsun.
o da beni artılıyor, şımartıyor, arkamda olduğunu hissettiriyor, sağolsun.
devamını gör...
sobalı evde büyümek
yatmadan önce atılan odun ve onun sesi duvarda yansıması.
devamını gör...
hiraizerdüş
asıl adı hakan bozdağ'dır. 1983 artvin / şavşat doğumludur. çocukluk yılları artvin / arhavi'de geçmiştir. besteci, yazar, şair ve şarkıcıdır. şiraz ve şam bölgelerinde üç sene fen bilimleri eğitimi almıştır. burada kendisine "kutsal iyiliğe giden yol karanlıktan geçer" manasına gelen hiraizerdüş ismini takmıştır. ibranice, farsça, kürtçe, ve bunlara bağlı türeyen lehçelerde eserler yazmakta ve zaman zaman okumaktadır. elya, topla yüreğini gidelim buradan ve çok güzel tükendik adında kitapları vardır.
kaliteli parçalarından biri de budur;
kaliteli parçalarından biri de budur;
devamını gör...
elektra kompleksi
elektra kompleksi, sigmund freud'un bir görüşü olan oedipus kompleksinin kız çocukları için geçerli olanıdır. 3-6 yaş arası (fallik dönem) çocuklarının babaya aşırı düşkün olmaları ve anneyi rakip olarak görmeleri olarak tanımlanmaktadır. bu karmaşa, yaş ilerleyince anneyle özdeşleşme yoluyla çözümlenir.
devamını gör...
sabah namazı
günün ilk ahitleşmesi. isra suresinde (78) allah (cc) bu namazı "şahitli namaz" diye niteler.
en kıymetli ibadetler arasındadır. müslüman ile münafık arasında ki en ince çizginin; sabah namazı alışkanlığı olduğu hadis yolu ile belirtilmiştir.
en kıymetli ibadetler arasındadır. müslüman ile münafık arasında ki en ince çizginin; sabah namazı alışkanlığı olduğu hadis yolu ile belirtilmiştir.
devamını gör...
çayı çay bardağında içen tip
sayın psg'ye katılıyorum. çayı banyo kovasında içmeyen insanın kendisine saygısı yoktur*.
tanım : bir insan türü.
tanım : bir insan türü.
devamını gör...
gerçekbirgangsta
işini bilmeyen çavuş moduna geçmiştir. bir kadına karşı yatakta görüşürüz istersen diyip sonra üste çıkmaya çalışmış, gerçekleri söyleyincede bana yalaka diyerek itham etmiş hakaret etmiştir. kendisini moderasyona havale ediyorum.
devamını gör...
volkan demirel
kadıköydeki derbiler bizim bayramımız, 11 adam toplasak yine biz kazanırız. vik vik vik tarzı açıklamaları ile maç öncesi ortamı germeye çalışan eski futbolcu.
bugün maçta tribüne aldıkları göya sağlıkçı holiganlar ile de yine ortamı germeye çalıştılar. bu arada o ettiğiniz küfür size girsin operasyon çocukları.
ne oldu lan ayı? yazını kışa çevirir böyle galatasaray işte. öyle kıçınla başınla top stop ettiğiniz zamanlar geride kaldı.
alın bi hesap makinası hesaplayın kaç yıldır yenemiyorsunuz galatasarayı?
bugün maçta tribüne aldıkları göya sağlıkçı holiganlar ile de yine ortamı germeye çalıştılar. bu arada o ettiğiniz küfür size girsin operasyon çocukları.
ne oldu lan ayı? yazını kışa çevirir böyle galatasaray işte. öyle kıçınla başınla top stop ettiğiniz zamanlar geride kaldı.
alın bi hesap makinası hesaplayın kaç yıldır yenemiyorsunuz galatasarayı?
devamını gör...
(tematik)
kırtasiyeye girince gelen her şeyi alma isteği
bunu azaltmak ve kontrol etmek için (bkz: liste) tutuyorum:
1*alıp kullandıklarım
2*alıp kaldırdıklarım
3*almayı planladıklarım
4*araştırdıklarım
2. yöntem de,karşılaştırma yapmak:
özelliklerine göre farklı kalemler,
ihtiyaç veya eğitim veya yazı talimi veya tasarım gibi nedenleri sorgulamak da fayda veriyor.
1*alıp kullandıklarım
2*alıp kaldırdıklarım
3*almayı planladıklarım
4*araştırdıklarım
2. yöntem de,karşılaştırma yapmak:
özelliklerine göre farklı kalemler,
ihtiyaç veya eğitim veya yazı talimi veya tasarım gibi nedenleri sorgulamak da fayda veriyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
uyandı, şöyle bir gerindi. her zamanki gibi huzurlu uyumuştu. ne kadar şükretse azdı.
etrafına bakındı, kendine gelmesi zaman alacaktı.
evde dolaşmaya başladı. ev arkadaşları çoktan uyanmıştı.
açıkçası umurunda bile değildi. dengesiz uykularıyla mutluydu. zaten kendisine karışan da yoktu.
bir kez olsun erken yat, biraz kendine çeki düzen ver dememişlerdi.
onu en çok seven arkadaşı da kendisi gibiydi. ne zaman uyuyacağı ne zaman uyanacağı hiç belli olmazdı. sakindi.
ama bazen beklenmedik şeyler yapabiliyordu. ufak tefek şakalar falan işte. sanki çocuktu. koca adamın yapacağı şey miydi? ev birbirine giriyordu. sırf bu yüzden onunla kavga bile ediyordu. yumruklaşmalara varan kavgalar hem de. arkadaşının kanını akıttığı çoktu. kavga bittiğinde ise herkes köşesine çekiliyordu.
tabi sonra arkadaşı pişman olup ona en sevdiği tatlıdan ikram ediyordu. içinden 'sen tam bir türk'sün, ne olur maddi bir şeyle gönlümü alacağına düzgün davransan' diye geçiriyordu. ama onu değiştiremeyeceğini biliyordu. yine de seviyordu keratayı!
ısınma barında esneme hareketlerini yaptı. artık kendine gelmişti. köşesine çekilebilirdi.
pencere kenarında günün aydınlanışını seyretmeye bayılırdı. gözlem yapmayı pek severdi. saatlerce dışarıyı seyrederdi.
bir de pek bi yakışıklıydı.
karşı komşunun kızları onu gördüklerinde pencereye üşüşürlerdi. ne olurdu bir kere de onu yakından görselerdi. ama ne mümkün hiç pas vermezdi.
bir şeyler yese iyi olacaktı. kahvaltıyı yapayım biraz daha uyurum diye düşündü.
ama o da ne arkadaşı gülerek yanına yaklaşıyordu. bu işte bir iş vardı. göz bebekleri büyüdü, kaçsa iyi olurdu. nasıl olsa ondan hızlıydı.
hamlesini yaptı fakat nasıl olduysa arkadaşı onu birden yakalamıştı. böyle şans mı olurdu. kavga etmeselerdi bari.
ama daha kötüsü oldu. arkadaşı onu öpücük yağmuruna tutmuştu. ne anlıyordu şu öpücük işinden. neyse ki fazla uzatmadı da rahat bir nefes aldı. kahvaltısını yaptıktan sonra hemen uyku faslına geçti. allah'tan uykusunda rahat veriyorlardı.
uyku demişken uyuma işini kendisinden daha iyi yapan yoktu. arkadaşı onu ne zaman uyurken görse 'bir kere de ben böyle uyusam ne olur' diye iç geçirirdi. ama bu imkansızdan öte bir şeydi.
etrafına bakındı, kendine gelmesi zaman alacaktı.
evde dolaşmaya başladı. ev arkadaşları çoktan uyanmıştı.
açıkçası umurunda bile değildi. dengesiz uykularıyla mutluydu. zaten kendisine karışan da yoktu.
bir kez olsun erken yat, biraz kendine çeki düzen ver dememişlerdi.
onu en çok seven arkadaşı da kendisi gibiydi. ne zaman uyuyacağı ne zaman uyanacağı hiç belli olmazdı. sakindi.
ama bazen beklenmedik şeyler yapabiliyordu. ufak tefek şakalar falan işte. sanki çocuktu. koca adamın yapacağı şey miydi? ev birbirine giriyordu. sırf bu yüzden onunla kavga bile ediyordu. yumruklaşmalara varan kavgalar hem de. arkadaşının kanını akıttığı çoktu. kavga bittiğinde ise herkes köşesine çekiliyordu.
tabi sonra arkadaşı pişman olup ona en sevdiği tatlıdan ikram ediyordu. içinden 'sen tam bir türk'sün, ne olur maddi bir şeyle gönlümü alacağına düzgün davransan' diye geçiriyordu. ama onu değiştiremeyeceğini biliyordu. yine de seviyordu keratayı!
ısınma barında esneme hareketlerini yaptı. artık kendine gelmişti. köşesine çekilebilirdi.
pencere kenarında günün aydınlanışını seyretmeye bayılırdı. gözlem yapmayı pek severdi. saatlerce dışarıyı seyrederdi.
bir de pek bi yakışıklıydı.
karşı komşunun kızları onu gördüklerinde pencereye üşüşürlerdi. ne olurdu bir kere de onu yakından görselerdi. ama ne mümkün hiç pas vermezdi.
bir şeyler yese iyi olacaktı. kahvaltıyı yapayım biraz daha uyurum diye düşündü.
ama o da ne arkadaşı gülerek yanına yaklaşıyordu. bu işte bir iş vardı. göz bebekleri büyüdü, kaçsa iyi olurdu. nasıl olsa ondan hızlıydı.
hamlesini yaptı fakat nasıl olduysa arkadaşı onu birden yakalamıştı. böyle şans mı olurdu. kavga etmeselerdi bari.
ama daha kötüsü oldu. arkadaşı onu öpücük yağmuruna tutmuştu. ne anlıyordu şu öpücük işinden. neyse ki fazla uzatmadı da rahat bir nefes aldı. kahvaltısını yaptıktan sonra hemen uyku faslına geçti. allah'tan uykusunda rahat veriyorlardı.
uyku demişken uyuma işini kendisinden daha iyi yapan yoktu. arkadaşı onu ne zaman uyurken görse 'bir kere de ben böyle uyusam ne olur' diye iç geçirirdi. ama bu imkansızdan öte bir şeydi.
devamını gör...
meja (yazar)
tanımlarını akışta yakalayamayıp profiline girip tüm tanımlarını okuduğum yazardır. kendisi zeka küpü olmakla beraber gerçekten cok akıcı anlatış betimleme tarzı var. pohpohlamak için demiyorum girin bakın sadece tanımlarına. gerçekten bilgiyi nasıl aktaracağını bilen bir yazar. eksiklerimi çok güzel kapatır ayrıca müteşekkirim. kalemin güzelliklerle, başlıkların dolu dolu bilgilerle taşsın sevgili yazar.
devamını gör...
eşref saati
eskiden istanbul'da sefer, düğün, seyahat gibi önemli bir işe girişmeden önce mutlaka eşref, yani uğurlu bir zaman beklenirdi. o zamanlar saraydan halka herkesin inandığı bir olaydı.
sadece istanbul'da değil doğu ve batı kültürlerinde de bu inanışa rastlanmıştır. kişi önemli bir işe girişmeden önce, dönemin astronomu sayılan müneccime başvururdu. tabii bu durum toplumdan topluma değişir. bazı toplumlarda din alimleri buna karar verirken bazı toplumlarda müneccimler vardı. bu kişiler de yıldız hareketlerinden, gezegenlerin konumundan bir anlam çıkarıp uygun bir zaman belirlemişlerdir.
eşref saatini, bir işin olumlu gitmesi için en uygun zaman olarak tanımlayabiliriz. bazen ne cevap vereceğini bilmediğimiz birisinden bir şey isteyeceğimiz zaman "eşref saatini" beklemek gerek şeklinde de kullanabiliyoruz.
sadece istanbul'da değil doğu ve batı kültürlerinde de bu inanışa rastlanmıştır. kişi önemli bir işe girişmeden önce, dönemin astronomu sayılan müneccime başvururdu. tabii bu durum toplumdan topluma değişir. bazı toplumlarda din alimleri buna karar verirken bazı toplumlarda müneccimler vardı. bu kişiler de yıldız hareketlerinden, gezegenlerin konumundan bir anlam çıkarıp uygun bir zaman belirlemişlerdir.
eşref saatini, bir işin olumlu gitmesi için en uygun zaman olarak tanımlayabiliriz. bazen ne cevap vereceğini bilmediğimiz birisinden bir şey isteyeceğimiz zaman "eşref saatini" beklemek gerek şeklinde de kullanabiliyoruz.
devamını gör...
afgan annelerin bebeklerini yabancı askerlere vermesi
acaba hiç islam devletleri bu insanların neden ülkelerinden kaçtıklarını düşünüyor mu ? insan niye ölümüne ülkesinden kaçar? niye aynı dine inandığı kişilerden şeytan görmüş gibi kaçar, ve afganistan'da ki bu durumdan ders alan varmı?
ben orda sadece çaresizce kaderlerini bekleyen kadın ve çocuklara üzülüyorum.
elhamdülillah müslümanım ama böyle islam olmaz olsun.
ben orda sadece çaresizce kaderlerini bekleyen kadın ve çocuklara üzülüyorum.
elhamdülillah müslümanım ama böyle islam olmaz olsun.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
beni güzel hatırla!
bunlar son satırlar…
farzet ki, bir rüzgârdım, esip geçtim hayatından
ya da bir yağmur sel oldum sokağında
sonra toprak çekti suyu…
kaybolup gittim, belki de bir rüya idim senin için.
uyandın ve ben bittim…
beni güzel hatırla!
çünkü; sevdim seni ben, herşeyini…
sana sırdaş oldum, dost oldum,
koynumda ağladın.
yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini,
beni üzdün, kınamadım.
alışıktım vefasızlığa, el oldun aldırmadım…
beni güzel hatırla!
sayfalarca mektup bıraktım sana.
şiirler yazdım her gece, çoğunu okutmadım.
sakladım günahını, sevabını içimde
sessizce gittim…
senden öncekiler gibi sen de anlamadın.
beni güzel hatırla!
sana unutulmaz geceler bıraktım
sana en yorgun sabahlar…
gülüşümü, gözlerimi, sonra sesimi bıraktım.
en güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka,
söylenmemiş “merhaba”lar sakladım her köşeye
vedalar bıraktım duraklarda.
ne ararsan bir sevdanın içinde
fazlasıyla bıraktım ardımda.
beni güzel hatırla!
dizlerimde uyuduğunu düşün,
saçını okşadığımı, üşüyen ellerini ısıttığımı,
mutlu olduğun anları getir gözünün önüne.
alnından öptüğüm dakikaları…
birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün
şaşırtmayı severim biliyorsun.
bu da sana son sürprizim olsun.
şimdi, seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
beni güzel hatırla.
gidiyorum…
orhan veli kanık
bunlar son satırlar…
farzet ki, bir rüzgârdım, esip geçtim hayatından
ya da bir yağmur sel oldum sokağında
sonra toprak çekti suyu…
kaybolup gittim, belki de bir rüya idim senin için.
uyandın ve ben bittim…
beni güzel hatırla!
çünkü; sevdim seni ben, herşeyini…
sana sırdaş oldum, dost oldum,
koynumda ağladın.
yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini,
beni üzdün, kınamadım.
alışıktım vefasızlığa, el oldun aldırmadım…
beni güzel hatırla!
sayfalarca mektup bıraktım sana.
şiirler yazdım her gece, çoğunu okutmadım.
sakladım günahını, sevabını içimde
sessizce gittim…
senden öncekiler gibi sen de anlamadın.
beni güzel hatırla!
sana unutulmaz geceler bıraktım
sana en yorgun sabahlar…
gülüşümü, gözlerimi, sonra sesimi bıraktım.
en güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka,
söylenmemiş “merhaba”lar sakladım her köşeye
vedalar bıraktım duraklarda.
ne ararsan bir sevdanın içinde
fazlasıyla bıraktım ardımda.
beni güzel hatırla!
dizlerimde uyuduğunu düşün,
saçını okşadığımı, üşüyen ellerini ısıttığımı,
mutlu olduğun anları getir gözünün önüne.
alnından öptüğüm dakikaları…
birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün
şaşırtmayı severim biliyorsun.
bu da sana son sürprizim olsun.
şimdi, seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
beni güzel hatırla.
gidiyorum…
orhan veli kanık
devamını gör...
kişisel ileti kısmına henüz bir kişisel iletiniz yok yazan yazar
bugün de psikolojik sorunlarım olduğunu öğrendim yarabbi şükür ruh hastası olduğum kanıtlandı.
devamını gör...
27 mayıs 1960 darbesi
her ne kadar demokrat parti avanesini sevmesem ve şuan ki malum dikta rejimine benzetsem de, ciddi anlamda bir yargı faciasının yaşandığı darbedir. intikam hissiyle yanıp tutuşan ordu sayesinde o gün asılan adamlar, bugün kahraman gibi anılmaktadır.
devamını gör...

