mağara bir buçuk aydır kapandığım odamdır
format=üstünden geçtiğin şey.
devamını gör...
bozuk para
madeni para olarak bilinir; genelde para üstü olarak verilir. ayrıca çocukların para biriktirme alışkanlığında başrolü üstlenir; minik kumbaraları tıngırdatır. ne kadar çok bozuk para biriktirebilirsen o kadar zenginliği temsil eder o yaşlarda.
ama... adı üstünde "bozuk" para... bende bozulurdum beni hor görenlere, bende bozulurdum benim yerime sakız verenlere, sadece çocuklar tarafından kıymetimin bilinmesine, yerde görüldüğümde aldırış etmeden üstüme basılmasına, dilenciye layık görülmeme, tek başıma bir çikolata edemeyişime, üstü kalsın diyerek istenmediğimde...
fırsatını bulmuş ve dijitalleşen dünya sebebiyle yavaş yavaş sahneden inmeye başlamıştır. yerini ışıltılı kartlara, temas bile sevmeyen ödemelere bırakarak gözü yaşlı gidiyor iki gözümün çiçeği...
ama... adı üstünde "bozuk" para... bende bozulurdum beni hor görenlere, bende bozulurdum benim yerime sakız verenlere, sadece çocuklar tarafından kıymetimin bilinmesine, yerde görüldüğümde aldırış etmeden üstüme basılmasına, dilenciye layık görülmeme, tek başıma bir çikolata edemeyişime, üstü kalsın diyerek istenmediğimde...
fırsatını bulmuş ve dijitalleşen dünya sebebiyle yavaş yavaş sahneden inmeye başlamıştır. yerini ışıltılı kartlara, temas bile sevmeyen ödemelere bırakarak gözü yaşlı gidiyor iki gözümün çiçeği...
devamını gör...
the cardigans
bence for what it's worth şarkısı güzel.
devamını gör...
teoloji vs ilahiyat
batı toplumlarında teoloji bilimi dinamiktir. araştırma yapar, sorgular, güncel, işe yarar ve rasyonel sonuçlara ulaşır. doğu toplumlarındaki ilahiyat bilimi ise "sivri sineğin kanı abdesti bozar mı bozmaz mı?" sorusuna yanıt vermek için 1000 yıl öncesinde sorulmuş ve cevaplanmış sorunun yanıtını delil olarak getirir. sorgulamaz, güncel ve işe yarar bir bilgi sunmaz. aksini yaparsa sapkın ilan edilmektense susmayı tercih eder. üç maymunu oynar. "imam ebu azam ebu hanefi'ye göre...", "imam şafi'ye göre..." der, hükmü açıklar.
örneğin; peygamberimiz (s.a.v) veda hutbesi'nde, "çocuk kimin döşeğinde doğarsa ona aittir." derken ne demek istiyor? sorusuna verilmiş yanıt aynen şu şekildedir:
çocuğun ana yönünden nesepsiz oluşu düşünülemez; onu doğuran kadın annesi sayılır. anneye bağlanma bakımından doğumun meşru veya gayri meşru olması da sonucu değiştirmez.
çocuğun babaya ait olması ise ancak dört durumda gerçekleşebilir. sahih veya fâsit evlilik, şüpheye dayalı cinsel birleşme ve erkeğin çocuğun nesebini kabul etmesi.
hz. peygamber (asm) şöyle buyurmuştur:
"çocuk, yatağın sahibi olan kocaya aittir. zina edene ise taşla kovulma ve mahrumiyet vardır." (1)
bu hadisten kastedilen geçerli bir nikâhla evli olan kocadır; çocuk ona nisbet edilir. buna göre, çocuk, babaya ancak yatakta bulunması meşru olduğu zaman neseben bağlanır. bu da sahih veya fasit nikâhla gerçekleşir. çoğunluğun görüşü budur. ebû hanîfe'den, nesebin mücerret, evlilik akdi ile de sabit olacağı rivayet edilmiştir. (2)
oysa bugünün koşullarında dna testi diye bir şey vardır, bir saç telinden yapılan dna testi ile çocuğun kime ait olduğu tespit edilebilmektedir ve sonuçları %99,9 oranında kesindir. çocuğun kendisinden olmadığından şüphe eden bir erkek, dna testini yaptırır ve iddiası doğru çıkarsa nikahlı eşinin kendi yatağında dünyaya getirdiği çocuğa kendi çocuğu gibi sahip çıkmak zorunda kalmaz.
işte teoloji, başta tıp bilimi olmak üzere diğer ilgili bilim adamlarının görüşünü de alarak çağdaş, işlevsel bir sonuç ortaya koyar. ilahiyat ise yukarıda da görüldüğü üzere "çoğunluğun görüşü budur" der, işi bitirir. işbu durumda çocuk hala biyolojik babasına değil de "kimin yatağında doğduysa ona aittir" mi denilecektir?
ezcümle, bilimin ışığıyla aydınlanmış ve aydınlatan "21. yüzyılın imam-ı azamlarına ihtiyaç vardır."
dipnotlar:
(1) bk. buhârî, büyû', 3, 100, husûmât, 6, vesâyâ, 4, meğâzî, 53, ferâiz, 18, 28, hudûd, 23, ahkâm, 29; müslim, radâ', 36, 37; ebu dâvud, talek, 34; tirmizî, radâ', 8, vesâyâ, 5; ibn mâce, nikâh, 59, vesâyâ, 6; mâlik, muvatta', akdiye, 20; ahmed b. hanbel, ı, 25, 59, 65, 59, 104, ıı, 179, 207, 239, 280.
(2) bk. el-kâsânî, el-bedâyi', 2. baskı, beyrut 1394/1974, ııı, 212; ibnü'l-hümâm, fethu'l-kadîr, 1. baskı, mısır 1316/1898, ııı, 300; ibn rüşd, bidâyetü'l-müctehid, mısır, t.y., ıı, 352; eş-şevkânî, neylü'l-evtâr, vı, 279 vd.
örneğin; peygamberimiz (s.a.v) veda hutbesi'nde, "çocuk kimin döşeğinde doğarsa ona aittir." derken ne demek istiyor? sorusuna verilmiş yanıt aynen şu şekildedir:
çocuğun ana yönünden nesepsiz oluşu düşünülemez; onu doğuran kadın annesi sayılır. anneye bağlanma bakımından doğumun meşru veya gayri meşru olması da sonucu değiştirmez.
çocuğun babaya ait olması ise ancak dört durumda gerçekleşebilir. sahih veya fâsit evlilik, şüpheye dayalı cinsel birleşme ve erkeğin çocuğun nesebini kabul etmesi.
hz. peygamber (asm) şöyle buyurmuştur:
"çocuk, yatağın sahibi olan kocaya aittir. zina edene ise taşla kovulma ve mahrumiyet vardır." (1)
bu hadisten kastedilen geçerli bir nikâhla evli olan kocadır; çocuk ona nisbet edilir. buna göre, çocuk, babaya ancak yatakta bulunması meşru olduğu zaman neseben bağlanır. bu da sahih veya fasit nikâhla gerçekleşir. çoğunluğun görüşü budur. ebû hanîfe'den, nesebin mücerret, evlilik akdi ile de sabit olacağı rivayet edilmiştir. (2)
oysa bugünün koşullarında dna testi diye bir şey vardır, bir saç telinden yapılan dna testi ile çocuğun kime ait olduğu tespit edilebilmektedir ve sonuçları %99,9 oranında kesindir. çocuğun kendisinden olmadığından şüphe eden bir erkek, dna testini yaptırır ve iddiası doğru çıkarsa nikahlı eşinin kendi yatağında dünyaya getirdiği çocuğa kendi çocuğu gibi sahip çıkmak zorunda kalmaz.
işte teoloji, başta tıp bilimi olmak üzere diğer ilgili bilim adamlarının görüşünü de alarak çağdaş, işlevsel bir sonuç ortaya koyar. ilahiyat ise yukarıda da görüldüğü üzere "çoğunluğun görüşü budur" der, işi bitirir. işbu durumda çocuk hala biyolojik babasına değil de "kimin yatağında doğduysa ona aittir" mi denilecektir?
ezcümle, bilimin ışığıyla aydınlanmış ve aydınlatan "21. yüzyılın imam-ı azamlarına ihtiyaç vardır."
dipnotlar:
(1) bk. buhârî, büyû', 3, 100, husûmât, 6, vesâyâ, 4, meğâzî, 53, ferâiz, 18, 28, hudûd, 23, ahkâm, 29; müslim, radâ', 36, 37; ebu dâvud, talek, 34; tirmizî, radâ', 8, vesâyâ, 5; ibn mâce, nikâh, 59, vesâyâ, 6; mâlik, muvatta', akdiye, 20; ahmed b. hanbel, ı, 25, 59, 65, 59, 104, ıı, 179, 207, 239, 280.
(2) bk. el-kâsânî, el-bedâyi', 2. baskı, beyrut 1394/1974, ııı, 212; ibnü'l-hümâm, fethu'l-kadîr, 1. baskı, mısır 1316/1898, ııı, 300; ibn rüşd, bidâyetü'l-müctehid, mısır, t.y., ıı, 352; eş-şevkânî, neylü'l-evtâr, vı, 279 vd.
devamını gör...
şaka maka türk kadınlarının güzel olması
şaka maka güzel olmak da ne bileyim?
direkt güzel dememek için daha neler yapacaksınız acaba?
direkt güzel dememek için daha neler yapacaksınız acaba?
devamını gör...
her şey bitti derken çıkagelen insan
tam bulaşıkları bitirmiş, sarı bezi musluğa asmışınızdır, elinde kirli tabak veya bardakla çıkagelen insandır. can sıkar.
devamını gör...
kedi hapşırması
valla hiç tatlı falan değil bizim don kişot öyle bir hapşırıyor ki yerden havaya kalkıyor.
devamını gör...
hasta olacağını anladığın o an
boğazım ağrımaya başlarsa bilirim ki hastalık kapıda.
o an ne yapman gerekirse yaparsın biraz boğazı yumuşatmaya çalışırsın çorba,ıhlamur,çay derken olmuyorsa bir ilerisi doktor kapısı, ilaç tabii son çare.gidişat stresli, doktora gitmemek için direnme ve sonrası teslim.
o an ne yapman gerekirse yaparsın biraz boğazı yumuşatmaya çalışırsın çorba,ıhlamur,çay derken olmuyorsa bir ilerisi doktor kapısı, ilaç tabii son çare.gidişat stresli, doktora gitmemek için direnme ve sonrası teslim.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
ses aç sözlük, uçan yayın!
devamını gör...
interaktif sözlük
başlıkları sorunsal diye bitirme zorunluluğu olmayan platform.
her tanım -dır -dir diye de bitmeyebilir.
cem yılmaz'ın da dediği gibi "öyle bir şey yok, çıkar onu aklından.."
her tanım -dır -dir diye de bitmeyebilir.
cem yılmaz'ın da dediği gibi "öyle bir şey yok, çıkar onu aklından.."
devamını gör...
dünyadaki en büyük hüzün
bedeniniz hayattayken ruhunuzun ölmüş olmasıdır.
bundan daha hüzün veren ne vardır bu dünyada? yaşama sevincini kaybedip yaşamaya devam etmek zordur.
bundan daha hüzün veren ne vardır bu dünyada? yaşama sevincini kaybedip yaşamaya devam etmek zordur.
devamını gör...
sıkma
nerde bir mersinli anne görsem yap da yiyelim dedigimdir.
devamını gör...
pasific (yazar)
ilk entryi ben yazmış olmak isterdim.
ikincilerde unutmalısın, hep hatırlansın!
entryleri dolu dolu sayın yazarın. iyi ki varsınız sözlükte.
kaleminiz keskin olsun!
ikincilerde unutmalısın, hep hatırlansın!
entryleri dolu dolu sayın yazarın. iyi ki varsınız sözlükte.
kaleminiz keskin olsun!
devamını gör...
bizans ikonoklazmı
bizans imparatorluğu'nda ikonaların tahrip edildiği ve ikonalarla ilişkili her türlü dinî pratiğin yasaklandığı dönemdir. grekçe bir terim olan ikonoklazm, "tasvir kırıcılık" anlamına gelmekle beraber kültürel değer taşıyan çeşitli maddi ögelerin siyasi ya da dinî sebeplerle bilinçli olarak imha edilmesini tanımlamaktadır. bu düşünceye sahip olan insanlara ikonoklast, karşıtlarına ise ikonolatrai denmekteydi. iki farklı dönem hâlinde cereyan eden bizans ikonoklazmının ilk devresi ııı. leon'un 726 yılında halki kapısı üzerinde bulunan isa heykelini indirmesi ile başlayıp 787'de ikinci iznik konsili'nin ikonoklazmı lanetlemesi ile son bulurken ikinci devre ise 814'te v. leon tarafından yine halki isası'nın yerinden indirilmesi ile başlayarak 843'te yine bir konsilin ikonoklazm karşıtı kararları ile sonlanmıştır. kaynak.
devamını gör...
ismet inönü'nün 1 kuruş için thk başkanı fuat bey ile tartışması
mustafa kemal atatürk, ısmet inönü gibi değerler,
kendi hayatlarını bu memlekete, millete bahşetmiş değerlerimiz.
ömürleri cephelerde savaşarak geçmiş, yokluğu , çaresizliği en iyi bilen, yaşayan ve halkta bunu gören insanlar .
öyle bir aşk, öyle bir ahlak, öyle bir tutku ki onlardaki vatan millet tutkusu,
1 tek kuruş bile onlar için ' halk , memleket ' demek ...
kendi hayatlarını bu memlekete, millete bahşetmiş değerlerimiz.
ömürleri cephelerde savaşarak geçmiş, yokluğu , çaresizliği en iyi bilen, yaşayan ve halkta bunu gören insanlar .
öyle bir aşk, öyle bir ahlak, öyle bir tutku ki onlardaki vatan millet tutkusu,
1 tek kuruş bile onlar için ' halk , memleket ' demek ...
devamını gör...
bir kadının en tatlı olduğu an
içten ,samimi gülüşüne denk gelinen kadındır.
devamını gör...



