kaderin cilvesi
легендарный фильм новогодних ночей. я до этого смотрел по частям, потому что фильм длится примерно три часа. а сегодня, со своей женой на конец-то досмотрели до конца. какой по душе, теплый фильм. классно. советую всем смотреть.
başlıktaki 6. entryde film ile ilgili bilgileri vermiş anjelika arkadaşımız. türkçeye "kaderin cilvesi veya sıhhatler olsun" şeklinde çevirebileceğimiz çok sıcak bir yılbaşı filmi. izlemenizi tavsiye ederim.
başlıktaki 6. entryde film ile ilgili bilgileri vermiş anjelika arkadaşımız. türkçeye "kaderin cilvesi veya sıhhatler olsun" şeklinde çevirebileceğimiz çok sıcak bir yılbaşı filmi. izlemenizi tavsiye ederim.
devamını gör...
ilişkiyi yöneten taraf
recep tayyip erdoğan yönetir demek istediğim başlıktır.
bu arada ilişki halkın kendi kendisini yönetmesidir.
bu arada ilişki halkın kendi kendisini yönetmesidir.
devamını gör...
bir milletin medeniyetini ölçmek istiyor musunuz kadınlarına nasıl muamele edildiğine bakınız
derin mavi gözlü'nün vecizesi.
on yıllar öncesinden her konuda olduğu gibi burada da zihin açan...
detay için pdf
on yıllar öncesinden her konuda olduğu gibi burada da zihin açan...
detay için pdf
devamını gör...
boğaziçi üniversitesi öğrencilerinin keyfi bir biçimde gözaltına alınması
sosyal mesafe uyarısı falan bilmem ben. polisler zaten bir şey olsa da bunları paketlesek diye bekliyorlar. arkalarında da ego patlaması yaşayan bir polis fitili ateşliyor. büyük ihtimalle kıdemli birisi. 18-19 yaşında çocukları karga tulumba götürerek nasıl ego patlaması yaşayabilirsin cidden aklım almıyor.
ülkenin polisi bile bu durumdaysa içişleri bakanlığı yapan mafyatik adamı ve reisini düşünemiyorum. ki onlar da zaten bir şey olsa da gezi olayları gibi mağduriyet algısı yaratıp 3 5 sene ekmeğini yesek diye bekliyorlar. zira kabe resmi falan dediler de çok tepki görmedi o olay.
ülkenin polisi bile bu durumdaysa içişleri bakanlığı yapan mafyatik adamı ve reisini düşünemiyorum. ki onlar da zaten bir şey olsa da gezi olayları gibi mağduriyet algısı yaratıp 3 5 sene ekmeğini yesek diye bekliyorlar. zira kabe resmi falan dediler de çok tepki görmedi o olay.
devamını gör...
hayatınızın rengi
ormanlar gibi yeşil, deniz gibi mavi.
devamını gör...
sineklerin tanrısı
kitap okuduğunuz zaman gözlerinizle okumanız gerektiğinin ıspatı niteliğinde golding romanı.
türkçeye mina urgan çevirmiştir.
peki neden gözlerimizle okumalıyız? efendim bir defa sineklerin tanrısı'na sürükleyicilikten uzak derseniz çarpılırsınız. kitabın hem ingilizce orijinalini, hem de türkçesini okudum ve bu konudaki görüşüm nettir. ziyadesiyle sürükleyici, üç boyutlu karakterlere sahip bir kitaptır sineklerin tanrısı.
kitaba kurgu yoksunu da elbette ki diyebilirsiniz ancak bu sizin sadece edebiyat kuramı bilmediğinizi ıspatlar. kitap, toplumsal düzenin olmadığı -daha doğrusu yeniden inşa edilmeye çalışıldığı- bir adada mahsur kalan çocukların işbu düzeni inşa çabasını ustalıkla anlatır; kurgunun belkemiği olarak kabul edilebilecek alt-metin açısından da ziyadesiyle zengindir, insan doğasının temeline dair rousseau'cu ya da hobbes'çu bir okumasını, hatta ve hatta marquis de sade merkezli bir okumasını dahi yapabilirsiniz.
vahşileşen insanın bir kısmının düzene, diğer bir kısmının ise kana susamışlığa ve düzensizliğe yönelmesi üzerinden, apollon-dionysos odaklı nietzsche'ci bir okuması da yapılabilir bu romanın. kaç farklı kuram saydığımı saydınız değil mi? güzel. zira bu kadar çok kuramla okunabilecek bir roman, iddia edildiği gibi kurgusuz olsa böylesine zengin bir hinterland'ı okuyucuya sunamazdı.
"adı duyulduğu için çok satanlar listesine girmesi" meselesine gelince; külliyen yalan. türkiye'deki baskısını iş bankası yayınları yapmıştır bu kitabın, doğal olarak da iyi satmıştır. zira iş bankası yayınları kötü kitaba kolay kolay yatırım yapmaz. kitabın özelliği "adı duyulduğu için çok satması" olsaydı, edebiyat bölümlerinin postmodern edebiyat kuramı dersinde okutulmazdı diye düşünüyorum.
ha bir de tabii, "çok satan kitap kötü kitaptır" mentalitesini artık bir kenara bırakalım yahu.
bir kitabın çok satmasıyla onun iyi ya da kötü olmasının alakası her zaman yok. ancak gidip de jane eyre'e "adı duyulduğu için çok satıyor" derseniz, rezil olmanız işten bile değildir. gerçi bi' saniye. ha. neyse, tamam.
iyi okumalar. ingiliz edebiyatının başyapıtlarındandır diyemem bu kitap için, ancak iyidir.
sosyologlar, psikologlar okurken bayağı eğlenebilir.
gerçi ben nereden bileceğim ya, uzman mıyım ben? keh keh. *
türkçeye mina urgan çevirmiştir.
peki neden gözlerimizle okumalıyız? efendim bir defa sineklerin tanrısı'na sürükleyicilikten uzak derseniz çarpılırsınız. kitabın hem ingilizce orijinalini, hem de türkçesini okudum ve bu konudaki görüşüm nettir. ziyadesiyle sürükleyici, üç boyutlu karakterlere sahip bir kitaptır sineklerin tanrısı.
kitaba kurgu yoksunu da elbette ki diyebilirsiniz ancak bu sizin sadece edebiyat kuramı bilmediğinizi ıspatlar. kitap, toplumsal düzenin olmadığı -daha doğrusu yeniden inşa edilmeye çalışıldığı- bir adada mahsur kalan çocukların işbu düzeni inşa çabasını ustalıkla anlatır; kurgunun belkemiği olarak kabul edilebilecek alt-metin açısından da ziyadesiyle zengindir, insan doğasının temeline dair rousseau'cu ya da hobbes'çu bir okumasını, hatta ve hatta marquis de sade merkezli bir okumasını dahi yapabilirsiniz.
vahşileşen insanın bir kısmının düzene, diğer bir kısmının ise kana susamışlığa ve düzensizliğe yönelmesi üzerinden, apollon-dionysos odaklı nietzsche'ci bir okuması da yapılabilir bu romanın. kaç farklı kuram saydığımı saydınız değil mi? güzel. zira bu kadar çok kuramla okunabilecek bir roman, iddia edildiği gibi kurgusuz olsa böylesine zengin bir hinterland'ı okuyucuya sunamazdı.
"adı duyulduğu için çok satanlar listesine girmesi" meselesine gelince; külliyen yalan. türkiye'deki baskısını iş bankası yayınları yapmıştır bu kitabın, doğal olarak da iyi satmıştır. zira iş bankası yayınları kötü kitaba kolay kolay yatırım yapmaz. kitabın özelliği "adı duyulduğu için çok satması" olsaydı, edebiyat bölümlerinin postmodern edebiyat kuramı dersinde okutulmazdı diye düşünüyorum.
ha bir de tabii, "çok satan kitap kötü kitaptır" mentalitesini artık bir kenara bırakalım yahu.
bir kitabın çok satmasıyla onun iyi ya da kötü olmasının alakası her zaman yok. ancak gidip de jane eyre'e "adı duyulduğu için çok satıyor" derseniz, rezil olmanız işten bile değildir. gerçi bi' saniye. ha. neyse, tamam.
iyi okumalar. ingiliz edebiyatının başyapıtlarındandır diyemem bu kitap için, ancak iyidir.
sosyologlar, psikologlar okurken bayağı eğlenebilir.
gerçi ben nereden bileceğim ya, uzman mıyım ben? keh keh. *
devamını gör...
hiçbir kulübe katılmayan asosyal kafa sözlük yazarı
o tarz şeyleri sevmiyor olabilirim ve bu yüzden hiçbir kulübe katılmamış olmam asosyal olduğum anlamına gelmez öncelikle burada bir anlaşalım.
devamını gör...
ceyda düvenci'nin kızının regl olmasını sosyal medyadan duyurması
erkek çocuklarına sünnet üstüne -vatanı kurtarırcasına- davullarla zurnalarla yapılan düğün kadar normaldir. eleştirecekseniz bunu da eleştirin.
edit: dediğim çok yanlış yorumlanmış, gereksiz ithamlara maruz bırakılmış, ben reglin duyurulmasını eleştiriyorsanız yedi cihana duyurularak yapılan kesilen etin kutlanmasını da eleştirin dedim. ikisinin de gayet normal olaylar olduğunu belirttim.
edit: dediğim çok yanlış yorumlanmış, gereksiz ithamlara maruz bırakılmış, ben reglin duyurulmasını eleştiriyorsanız yedi cihana duyurularak yapılan kesilen etin kutlanmasını da eleştirin dedim. ikisinin de gayet normal olaylar olduğunu belirttim.
devamını gör...
insan
çok gariptir, çok tuhaftır.
yahu ne sevilmeye gelir ne övülmeye ne gömülmeye.
kadınlar değil de ben en çok insan ne ister diye bazı bazı merak ederim.
sonra bazı bazı diyorum ki,
daha kendimin ne istediğini keşfedememişim
kaldı ki insanı keşfedeceğim.
sal beni sayın sorularım,
sevgili meraklarım
salın beni.
merak duygusu da istemiyor bünyem,
cümle diğer duyguları da
hatta ve hatta hiç bir şey istemiyor.
kırıntılara dönüşen ruhumu yapıştırmaya
ne takat kaldı ne heves.
benden çok var ne de olsa,
çok var ben gibilerden.
ben gibi kadın,
ben gibi insan
ve ben gibi 'eh bu olmazsa sıradakine geçeriz' türünden müsveddeler.
ama ben müsveddeleştim diye,
zorla sıradanlaştırıldım diye
kızmayacağım hiç
iyi ki yaptınız, iyi ki beni yıprattınız.
yoksa nereden bilecektim
insan denen mahlukun
sınırlarının olmayışını,
kendini tatmin etme uğruna
kendi türünü tükedişini.
sırrına ermişim gibi görünse de
aslında ben hala azıcık da olsa
insan denen bilinmeze dair
umut taşıdığım için
ve kendimden feragat etmeye bile
evet kendimden feraget etmeye bile
yeltendiğim için
hala yıpranabiliyorum.
yahu ne sevilmeye gelir ne övülmeye ne gömülmeye.
kadınlar değil de ben en çok insan ne ister diye bazı bazı merak ederim.
sonra bazı bazı diyorum ki,
daha kendimin ne istediğini keşfedememişim
kaldı ki insanı keşfedeceğim.
sal beni sayın sorularım,
sevgili meraklarım
salın beni.
merak duygusu da istemiyor bünyem,
cümle diğer duyguları da
hatta ve hatta hiç bir şey istemiyor.
kırıntılara dönüşen ruhumu yapıştırmaya
ne takat kaldı ne heves.
benden çok var ne de olsa,
çok var ben gibilerden.
ben gibi kadın,
ben gibi insan
ve ben gibi 'eh bu olmazsa sıradakine geçeriz' türünden müsveddeler.
ama ben müsveddeleştim diye,
zorla sıradanlaştırıldım diye
kızmayacağım hiç
iyi ki yaptınız, iyi ki beni yıprattınız.
yoksa nereden bilecektim
insan denen mahlukun
sınırlarının olmayışını,
kendini tatmin etme uğruna
kendi türünü tükedişini.
sırrına ermişim gibi görünse de
aslında ben hala azıcık da olsa
insan denen bilinmeze dair
umut taşıdığım için
ve kendimden feragat etmeye bile
evet kendimden feraget etmeye bile
yeltendiğim için
hala yıpranabiliyorum.
devamını gör...
sesi bile iyi gelen insan
sadece sesini bile duysanız ruhunuza iyi gelecek insanlar vardır.
devamını gör...
saint petersburg
mimarisi ile her göreni kendine aşık eden şehir. kuzeyin kraliçesi olarak da bilinir. bir gün gidip görebilmeyi çok istiyorum. aynı zamanda yukarıda da belirtildiği gibi dostoyevski'nin şehridir. beyaz geceler adlı novellası bu şehirde geçmektedir.


devamını gör...
klibi güzel olan şarkılar
kesinlikle paul dwyer- halkalı şeker
altında iskoç eteği, sırtında yörük yeleği, ellerinde tahta kaşıklarla sizlerin neşesine neşe katar.
altında iskoç eteği, sırtında yörük yeleği, ellerinde tahta kaşıklarla sizlerin neşesine neşe katar.
devamını gör...
helena petrovna blavatsky
namıdiğer madam blavatsky. (namıdiğer, tdk'ya göre, birleşik kelime olduğundan doğru yazılışı bu şekildedir. ancak bazı kaynaklarda namı diğer ve osmanlı kaynaklarında ise nam-ı diğer şeklinde de kullanımları vardır.) ukrayna'da doğan alman asıllı yazar. 4 yaşındayken insanların düşüncelerini okumaya başladığı söylenir. daha çocuk yaşlarda ezoterizme yoğun ilgi duymaya başlamıştır. ezoterizmi kısaca gizemcilik olarak tanımlayabiliriz. biraz daha açacak olursam, içte ve derinlerde kalmış herkesin göremeyeceği felsefi öğretiler olduğunu söyleyebilirim. 16 yaşındayken dünya seyahatlerine başlayan yazarın bu gezileri tam yirmi yıl sürmüştür. aslında bu gezileri başlatan olay, madamın bu yaşta kendinden epey büyük bir general ile evlendirilmesidir. bu evliliği hiç istemeyen blavatsky, çareyi evden kaçmakta bulur. mısır’dan, tibet’e, himalayalar’dan a.b.d’ye kadar dünyanın dört bir yanını gezmiştir. o yıllarda tibet’i gezmek yasak olduğundan, nasıl tibet’e gidebildiği konusu tam bir muammadır. bu gezilerdeki amacı; yüzlerce, binlerce yıl öncesinden beri gizli kalmış kadim bilgeliği ortaya çıkarmaktır. gezilerde, mısır hiyeroglifisi, sanskiritçe, antik yunanca, latince gibi dilleri okuyup konuşabilmeyi öğrenecek kadar zeki bir insandı. inanılmaz bir bilgi birikimi ile gezileri sonlandırarak, new york’ta teozofi cemiyetini kurmuştur. teozofi, kısaca evrensel bilgelik anlamına gelmektedir. amacı öğrendiği kadim bilgileri tüm insanlığa yaymaktı.
eserleri şunlardır:
sessizliğin sesi (geleneksel tibet felsefesini anlatmaktadır), gizli öğreti (en önemli eseri olduğu söylenir), teozofinin anahtarı, teozofi sözlüğü, şark mücevherleri, hindistan ormanları ve mağaraları üzerine, mavi dağların ülkesi, okültist (ezoterik) hikayeler.
(1831-1891)
eserleri şunlardır:
sessizliğin sesi (geleneksel tibet felsefesini anlatmaktadır), gizli öğreti (en önemli eseri olduğu söylenir), teozofinin anahtarı, teozofi sözlüğü, şark mücevherleri, hindistan ormanları ve mağaraları üzerine, mavi dağların ülkesi, okültist (ezoterik) hikayeler.
(1831-1891)
devamını gör...
köftede en sık kullanılan hileler
(bkz: bim kıyması)
devamını gör...
kadına şiddet uygulayan erkek
kadına şiddet uygulayan erkek rezalet iğrenç bir insandır. erkeğe şiddet uygulayan kadın rezalet iğrenç bir insandır. şiddet rezalet bir olaydır. mecbur kalınca başvurulmalıdır. şiddetin her türlüsü vahim bir durumdur. bir insan sizden zayıfsa ona şiddet uygulamak insan olmamaktır canavarlaşmaktır.
devamını gör...
kulağınıza küpe olan öğütler
'bakkala gidiyorum ,komşuya gidiyorum yakın deme cebinde mutlaka paran olsun, kime ne zaman ne olacağını ne yaşayacağını bilemezsin. '
canım babamdan
canım babamdan
devamını gör...
şehreküstü
bursa'da bir semt. baya baya ''şehre küstü'' anlamına gelir. osmanlı döneminde, şehre yeni eklemlenen mahallelere şehre küstü denirmiş. bu semt de zamane bursa'sının yeni yerleşim yeriymiş.
osman gazi heykelinden kent meydanı avm'ye kadar uzanan çift şeritli bir bulvarı vardır. bunun yanı sıra koza han, pirinç han, ipek han gibi önemli anıtsal yapıları barındırır.
osman gazi heykelinden kent meydanı avm'ye kadar uzanan çift şeritli bir bulvarı vardır. bunun yanı sıra koza han, pirinç han, ipek han gibi önemli anıtsal yapıları barındırır.
devamını gör...
içinde hapsolmak istediğiniz yıl
1923
devamını gör...

