bir telefona verilebilecek en fazla para teknik olarak 48.5 milyon dolardır. kendisi falcon supernova pink diamond iphone 6 olup "en pahalı telefon" şeklindeki google aramasından rahatlıkla ulaşılabilir. kişiye göre değerlendirme yapılacak olursak, kişinin aylık gelirine göre gayet değişen bir miktar olup bir telefonun en az 3 yıl kullanılması gerekliliği göz önüne alındığında ödeyeceği tutar 1.5 aylık maaşını geçmemelidir.

ancak muhtemelen bu başlığın açılış amacı bu tarz bilgilere ulaşmak değildir. hayırlı forumlar.
devamını gör...

bir bitkinin yapraklarının içine birtakım yiyecek maddeleri koyup pişirmek kimin aklına gelmiş? üstelik neden özellikle o yiyecek maddeleri de başka bir şey değil? yoksa başka şeyleri de denedi de çok mu kötü oldu? (bkz: yaprak sarma)

***

peki, ilk kez kim "kocaman, taştan bir kutu yapalım. bunun içerisinde birbirini hiç tanımayan onlarca insan toplanıp birbirinin her türlü gürültü patırtısına, pisliğine göz yummak zorunda kalsın." dedi ve apartman fikri çıktı ortaya? hangi aklı evvel "evet güzel fikir, yapalım bunu ve içinde yaşayalım." diye kabul etti?

kim bu insanlar, kim?
devamını gör...

ekşi sözlükte bana mesaj atan arkadaş mesajı yazdığı tarihte sözlüğe üyelik açarsam yazar olacağımı söylemişti. neyse açtım. burada yazar olduğumu sanıyordum. sonra çaylak olduğumu fark ettim. hafif bir dolandırılma hissi yaşamadım değil. sonra ekşi sözlükte reklam olayı abartılınca oradaki sıramı bırakıp buraya geldim. yani demem o ki destek lazım.
devamını gör...

yatırılan para miktarının belirli bir yüzdesi alınarak hesaplanan faiz'dir.
devamını gör...

insanın bazen kırılan, ezilen, haksızlığa uğrayan, azarlanan ve küstürülen tarafına elini uzatası gelir. bir anda olur bu, kısa sürer. fakat ihtiyacı vardır. o küçük elin, şu anki elini tutmasına ihtiyacı vardır.

çoğumuz, yaşanmamış milyonlarca çocukluktan birine sahibiz. fakat içimizdeki bu yaşanmamış çocuk yalnız değil, içimizdeki ana-baba istese de onu yalnız bırakmıyor. yargılıyor, sözünü kesiyor, derinliklere itiyor. bazı zamanlarda söz geçiremiyor ve söz geçiremediği durumlarda birey, yetişkin çocuk oluveriyor. burada yetişkin dış görünüşü, çocuk ise psikolojik gelişim düzeyini simgeliyor.

doğan cüceloğlu'nun 1992 yılında yayımladığı eseri, içimizdeki çocuk, içimizdeki ana-baba, sağlıklı aile ve iletişim, özbenlik, içimizdeki çatışmalar gibi çok önemli konulara değiniyor. içimizdeki çocuk, adı üzerinde çocuk olan tarafımız. saf, tutkulu, meraklı, umutlu ve sabırsız tarafımız. hani bazen hiç düşünmeden anlık hayaller kurarız ya, hadi yazımı okurken şu sorumu cevaplayın, aklınıza ne geliyorsa direkt söyleyin, çekinmeyin.. ''şu an nerede olmak ve ne yapmak isterdin?''

bu soruya verdiğiniz cevap, iç çocuğunuz tarafından verilen bir cevap. cesur, yargılamayan taraf. fakat bu cevabınız hakkında düşünmenizi, yaşamda sorumlu bir insan olarak sizde neler uyandırdığını sorsam cevabınız ne olurdu? hemen mantığınız devreye girer ve sınırlardınız o güzelim hayali. eh, içinizdeki ana-baba ağır başlı ve deneyimli nihayetinde. evet, ikinci cevabınız ise içinizdeki ana-baba tarafından verilen bir cevap.

her şeyde olduğu gibi bu kitapta da yetiştirilme tarzı büyük bir önem taşıyor içimizdeki çocuğun sağlıklı ya da sağlıksız oluşu konusunda. sağlıksız yetişen ebeveynler de istemeden de olsa çocuklarını sağlıksız yetiştirmek için ellerinden geleni yapıyor çoğu zaman. çünkü ancak böyle kendi yanlışları gözlerine ''normal'' gözükebilir.

''bu durumu devam ettirebilmek için sağlıksız aile kendine özgü gelenekler, sağlıksız toplum da topluma özgü kültür değerleri yaratır.

nasıl bir döngüde olduğumuzu ve iç çocuklarımızın nasıl hırpalandığını görüyor musunuz şimdi? sadece aile ortamı değil, çevremiz hatta koca bir ülke içimizdeki o saf umutları yıkmak için büyük bir çaba içerisinde. neden? kendilerini 'normal' olarak adlandırıp içlerini rahat ettirebilmek için. neden? çünkü kendilerini çok değersiz, güvensiz hissediyorlar. bir hiçmiş gibi. çünkü çocukluklarını yaşayamamışlar.

korkmalarına izin verilmemiş mesela, üzülmelerine izin verilmemiş, hatta size bir sır vereyim, mutlu olmalarına bile izin verilmemiş. ''pişmiş kelle gibi ne sırıtıyorsun?'' denmiş. ''buna mı üzüldün?'' diyerek dalga geçilmiş belki.

o sokakta suratı asık, hiçbir şeyden memnun olmayan, herkesi yargılayan tipler var ya hani, hani insanları ahlaksızlıkla suçlayarak ahlak timsali olan tipler... bu saydıklarım psikolojik olarak sağlıklı bir bireyde görülmüyor. kişilik yapılarında, özellikle iç çocuklarında bir aksama olan bireylerde görülüyor. belki çocukluklarında mutlu olduklarında eleştirildiler. kendilerini o kadar değersiz hissettiler ki, bu değersiz hissi bastırmak için savunma mekanizması geliştirdiler. işte bu mekanizma, yargılamak!

içimizdeki çocuğun ellerini tutabileceğimiz cesaret ve anlayış diliyorum hepimize. zor, biliyorum. fakat çamura dahi batsanız iç çocuğunuz ona seslenmenizi bekliyor. içimizdeki masum ve güler yüzlü çocukla kavuşabilmemiz dileklerimle.
ufak bir şarkı önerisi: kim taehyung- inner child.
devamını gör...

buram buram zenginlik kokan bir başlık.*
zengin olmadığım için mantığını da anlamıyorum ben. nasıl oluyor mesela cok mu acelesi var da bir yudum alarak işe gidiyor? beni masada bekleyen bir portakal suyum varsa gec kalmami dert etmeyecek bir isim de olmalı sonucta dimi?
devamını gör...

ben kendimi bugün kötü biri gibi hissediyorum. üç-beş gündür bir mecburiyetten bendeydi sevgili babam...adamın her istediğini her istediği şekilde yapmaya çalıştım var gücümle. ne bileyim işte kahvaltıda kimse için uğraşıp soymazdım ama onun için soydum domatesleri falan. eh bunun gibi onlarca ayrıntıya dikkat ettim 6 gündür ki babam hoşnut olsun da bir aferin desin günün sonunda. çünkü bilirsin ana-babadan alınmış bir aferin ne kıymetlidir insanın iç huzuru için...

son bir gece daha kalacaktı işte benim kendi düzenime göre kurduğum evde. sabahtan gitmek istediği yere götürdüm ve bütün gün onun istediğini yapmak için çırpındım. bir sorun da yoktu akşam üzerine kadar zaten. eve dönüşümüzde bir baktım ki bina görevlisi merdivenleri yıkıyor ve girişe akıyor sular. ihtiyar dedi ki "ben bu binaya girmem kendi evime gideyim. bana anahtarımı ver!" dur dedim çıktım en üst kata dedim suyu kaptır mısınız eve geçeceğiz de...suyu kapattılar kapatmasına lakin daha akıyor bina girişine...

çocuk gibi huysuz herif, tutturdu ben bu binaya giremem diye...karşı kaldırıma oturdu yolun kıyısına. tuttu bir de beni bu duruma düşürdün dedi bana anahtarımı ver dedi falan. işte dedim ki baba bina görevlisi kesti suyu 5 dakika bekleyeceğiz en fazla. lan herif anahtarı ver bana diye bir daha azarlayınca dedim al anahtarını madem. çekti gitti kendi evine...canım sıkılıyor lan. babam bana ömrüm boyunca bir bravo demedi. dememek için son dakikada küstü hep böyle!

ek: kardeşimi yolladım bugün yanına, ilaçları falan var diye. ne dese beğenirsin; söyle kardeşine babaya küsülmez. beni her yaptığım işten sonra böyle yarala, komşularımın bakışları arasında çekip giderek tüm saygınlığımı duman et, kendimden küçük kardeşime madara et. çocukluğumdaki benzer tonla ettiklerini flash flash düşür gözümün önüne...sonra da de ki babaya küsülmez. narsist herif, seni ziyaret etmek şöyle dursun telefonla arayan ne olsun. aradığında o telefonu açan ne olsun bu aşamadan sonra. senin bir tek ben saygıyı hak ediyorum; ne edersem edeyim hoş görülmeli düşünceni nasıl yediriyorum sana yaşa da gör bakalım! nispeten haklı olabileceğin bir tartışma fırsatını ölene kadar vermeyeceğim lan sana!

binayı yıkayan kadının ekmeğini kazanması senin üç beş dakikalığına bozulan konforundan daha önemli, evet.
devamını gör...

en büyük ödülüm bir gerillanın sırt çantasında bulunması olacaktır şiirimin. demiştir.
devamını gör...

ciddiye alarak söyleyebilirim ki atıyorum çok takip edilen bir yazarsınız her yazınızı binlerce kişi okuyor. bir marka ile anlaşıp link bıraktığınızı düşünürsek bu olağan bir durum olabilir ama eğer sözlükte reklam yapmak varsa tabii.
+ ha yazımızı binlerce kişi okudu bir de link kaldı he?
devamını gör...

marshmallow.
devamını gör...

kendisine çooook önceden iade-i ziyaret yapmalıydım. fakat kısmet bugüneymiş sevgili yazar.* o nasıl güzel yazmaktır yahu. tanımlarınızda kendimi buluyorum efenim. yazdıklarınızda da sonuna kadar haklısınız. sonbaharı da sevdiğinize göre siz ben olabilir misiniz? naif ve anlamlı cümlelerinizle sözlüğü güzel kılıyorsunuz. varlığınız daim olsun, seviliyorsunuz.*
devamını gör...

kanadalı rock ve alternatif metal grubudur. grup ilk olarak 1992 groundswell ismiyle kurulmuştur. çıkardıkları ilk albüm, grubun istediği etkiye ulaşmayınca 1995 yılında groundswell dağılmış ardından 1997'de ismini ve üyelerini değiştiren grup, three days grace ismini almıştır.
neden three days grace ismi diye sorulduğunda grubun eski vokalisti adam gontier "bir şeyleri değiştirmek için sadece 3 günümüz vardı,bu da bize ilham kaynağı oldu". demiştir.
one-x ve three days grace albümleri dinlemeye değerdir.
devamını gör...

kara murat filmlerinin vazgeçilmez sahneleri vardır. bitmek tükenmek bilmeyen ve vazgeçmeyen haçlı askerleri... kara murat öldürür, yaralar bunları, kamera arkasında biraz dinlenip tekrar gelirler. göynekleri de önceden yırtılmıştır kara murat'ı yormayalım diye. son zamanlarda da benzer durum sözlükte karşımıza çıkıyor. bir troll gidiyor, hop diğeri geliyor. sözlüğün etrafını çember gibi sarıp, tek tek saldırıyorlar. helal olsun diyorum.
devamını gör...

kartopu oynamak..

dün dışarıda birbirine kartopu atan insanların yanından geçerken kendimi uzaylı gibi hissettim, bunun nesi eğlenceli...

şimdi arkadaş kartopundan kaçan kişinin omzuna atmayı başarıyor, noluyo atınca,
diyelimki kaçmayı başardı, o zaman noluyo.. yani genel olarak noluyo?
ne için bu yaygara..
devamını gör...

derdinizi birine açıyorsunuz ve sizi dinliyormuş gibi yapıp kendi derdi ile kıyaslıyor, gizliden gizliye seninki de dert mi imalarında bulunuyor,hatta ve hatta yüzünüze vuruyor. sadece dinlemesini istediğiniz biri size nutuk bağlamında öğütler vermeye başlıyor. aynı zamanda dost seçiminde bir çeşit turnusol kağıdı görevi de görüyor.
lafa bak "seninki de dert mi ? özür dileriz ya sana dert beğendiremediğim için, başka dertlerde görüşmek üzere,sevgili dostum.
devamını gör...

izmir'de takı satarak geçimini sağlamaya çalışan aslı özkısırlar isimli kardeşimizin, akciğer rahatsızlığı nedeniyle tedavi görmek için 25 gün boyunca hastanelerde yatak bulamadığı için yaşamını yitirmesidir.
25 gün!
çektiği acıyı tarif edebilir misiniz.
bu ülkenin vatandaşı olmak , çile çekmek midir nedir?
şehir hastaneleri ile övünen akp iktidarı döneminde gerçekleşmiştir.
çok üzüldüm. elden bir şey gelmiyor olmasına da daha çok içerliyorum. kimse bu şekilde ölmemeli. şu güzelim ülkede bunlar olmamalı.
ne diyebilirim ki, artık çok geç.
allah rahmet eylesin.
twitter.com/cumhuriyetgzt/s...
devamını gör...

aslında hizmet sektöründe yer almak isterdim,hani şu garson olanlardan. deneyimlemek isterdim,tamam evine gelen insana hizmet etmeyi sevmeyip bunu istemek garip ama öyle işte.

bir diğeri spiker ya da öykü okumak,anlatmak. tonlamalara bayılıyorum.* bu gidişle içimde kalmayacak bir şey,diksiyon öğretmeninin gazıyla bir gün internette şiir okuduğum bir hesap olacak diye de korkmuyor değilim.*
devamını gör...

1915 - çanakkale boğazı'nda ağır hasar gören birleşik donanma'nın geri çekilmesi ile çanakkale deniz harekâtı sona erdi.
devamını gör...

adama laf etmeyi bıraksanız keşke. yaptığı şey insanların araştırmaya, okumaya ilgilerini çekmek; kendilerini geliştirmeye sevk etmek. bi amacı var, bomboş onun bunun gıybetini yaparak, aptal saptal içerikler üreterek para kazanma derdinde değil.
içeriklerini beğenmiyorsanız kalkıp kendiniz araştırma yapıp makale vs okuyabilirsiniz. bu adamı izleyerek kendine çalışma düzeni oturtan, bir şeylere merak salan bir sürü insan var. bu kanal kadar faydalı kaç tane türk youtube kanalı var sizce?
yok fetöcü yok bilmem ne demişsiniz, görüşü bu adamın kaliteli içerik ürettiği gerçeğini değiştirir mi?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim