şule çet
çağatay aksu ve berk akand isimli şahıslar tarafından tecavüz edilerek bir plazanin 20.katindan aşağı atılarak can vermistir.
law&order svu'da geçen bir söz vardı;
kadın alkollü olabilir, tecavüzcüsüyle/sapığıyla; hiçbir şey olmayabileceği gibi flört/sevgili/evli de olabilir. tecavüzden önce kadın öpüşmeye başlamış bile olsa 'hayır istemiyorum' deyip çekildiyse; o hayır dediği an geçerli sayılmalıdır.
6 ay meslekten men edilmiş ya böyle ahlaksizlarin komple meslekten men edilmesi gerekiyor.
law&order svu'da geçen bir söz vardı;
kadın alkollü olabilir, tecavüzcüsüyle/sapığıyla; hiçbir şey olmayabileceği gibi flört/sevgili/evli de olabilir. tecavüzden önce kadın öpüşmeye başlamış bile olsa 'hayır istemiyorum' deyip çekildiyse; o hayır dediği an geçerli sayılmalıdır.
6 ay meslekten men edilmiş ya böyle ahlaksizlarin komple meslekten men edilmesi gerekiyor.
devamını gör...
normal sözlük hikayesi
perinçek'in elindeki portakalda %0.22 yazıyordu. bir süre bunun ne anlama geldiğini anlamaya çalıştılar. bu bir işaret miydi?
devamını gör...
200 tl'lik banknotun 2009 yılından bu yana kaybettiği değer
korkunc duzeydedir. 500tl lik banknot derhal basilmalidir.
ailecek 1 haftalik tatil icin 6 kisilik bir villa kiraladim. 1 haftalik ucreti 13000 tl. ev sahibi vergiyi az gostermek icin on odemeyi %40 kredi kartindan araci firma ile alip kalanini elden istiyor. bankadan gittim 8000 kusur lira para cektim. 80 kusur adet 100tl verdi. bir tomar para ama degeri para etmiyor. cebine soksan sokulmuyor cuzdana zaten sigmiyor. artik zarfa koyup verecegim mecbur.
avrupada yasayan birisi olarak, cebime bu kadar cok banknot koydugumda muhtemelen araba satin almaya falan gidiyor olurum. burda ise kici kirik 1 haftalik tatil parasi.
ailecek 1 haftalik tatil icin 6 kisilik bir villa kiraladim. 1 haftalik ucreti 13000 tl. ev sahibi vergiyi az gostermek icin on odemeyi %40 kredi kartindan araci firma ile alip kalanini elden istiyor. bankadan gittim 8000 kusur lira para cektim. 80 kusur adet 100tl verdi. bir tomar para ama degeri para etmiyor. cebine soksan sokulmuyor cuzdana zaten sigmiyor. artik zarfa koyup verecegim mecbur.
avrupada yasayan birisi olarak, cebime bu kadar cok banknot koydugumda muhtemelen araba satin almaya falan gidiyor olurum. burda ise kici kirik 1 haftalik tatil parasi.
devamını gör...
1. nesil
"dutluğu satmayan dede"yav güzel nick olurmuş şimdi aklıma geldi.
devamını gör...
hepsi
2004 yılında 4 kız gülçin ergül, eren bakıcı, yasemin yürük ve cemre kemer tarafından kurulan müzik grubudur.

grubun bir araya gelmesi de ilginç. çocukluk arkadaşı olan ve birbirlerini uzun süredir tanıyan eren, gülçin ve yasemin ilk adımı atar. modern ve klasik bale eğitimi alan kızlar üniversite zamanlarında müzik grubu kurmak isterler. bu noktada cemre'nin annesi şebnem özberk yardımcı olur. 3 kız arkadaşının müzik grubu kurduğunu öğrenen cemre'de yalnız kalmamak için gruba dahil olmak istediğini söyler ve böylelikle grubun son üyesi de cemre olur.
ilk albümleri 2005 yılında yayınladıkları "bir" albümüdür. hepsi grubunun isim babası da mete özgencil'dir. albümde bulunan çıkış şarkıları sırasıyla;
olmaz oğlan
yalan
her şeye rağmen ve
üç kalp şarkılarıdır.
kısa sürede herkesin sevgisini kazanan grup sayısız konsere, reklam çekimlerine, röportajlara, imza günlerine katılır. her birinin de bir rengi vardır. gülçin pembeyi, cemre maviyi, eren yeşili ve yasemin moru temsil eder.

2006 yılında çıkardıkları "hepsi 2" albümü de oldukça sevilmiştir. bu albümün ilk video klip şarkısı kalpsizsin şarkısıdır. grubun klip çekipleri de oldukça yoğun geçmiştir. hangi şarkıya klip çekeceklerini de oylama yaparak seçen grup üyeleri 4 şarkı arasında kalır. iki kelime, saklambaç, aşk sakızı ve mum adlı parçaları arasında aşk sakızı şarkısına klip çekmeyi uygun bulurlar. aşk sakızı şarkısının diğer şarkılardan farkı grubun olgunlaştığını ve büyüdüklerini belirten kıyafet seçimleridir.

bale eğitimi alan kızlar şarkılarında danslarıyla da ön plana çıkmışlardır. sezen aksu ile zaten cemre'nin annesi şebnem özberk'in de çalışması ile kızlar sezen aksu imzalı, pepsi sponsorlu tempo şarkısının klibini çekmişlerdir.
2007 yılında ise dizi teklifi alan kızlar kendi hayatlarının da anlatıldığı hepsi 1 dizisinde rol alırlar. hem albüm hem şarkı hem dizi derken kızlar adeta o dönem mükemmel bir başarıya koşmuşlardır. o dönem için "1 sene içinde hesapladık ve farklı aylarda sadece 4 günümüz boşmuş. nasıl dayanmışız, bilemiyoruz" demişlerdir.
yoğun bir tempoda çalışırken albüm çıkarmayı da düşünen grup 2008 yılında şaka 10+1 albümünü çıkarmış ve hep bana şarkısının kayıt işlemleri biterken onları bir sürpriz beklemektedir.
cemre kemer'in bir röportajında" grup olarak aramızda sözleşme yoktu çünkü çok yakın 4 arkadaştık" dese de gülçin 2008 yılının sonlarına doğru gruptan birden ayrılmıştır. üstelik grubun yeni bir şirket ile anlaşacağı gün habersiz şekilde. cemre " 1 gün önce gülçin ile birlikteydik. aramızda sorun yoktu. ertesi gün şirketle sözleşme imzalayacağız fakat gülçin toplantıya gelmedi, aradık ulaşmaya çalıştık ama olmadı. zaten aradığımız da telefonu açmadı. eren ve yasemin onu aradığında telefona avukatı çıktı ve gülçin'i aramamamız gerektiğini söyledi. neye uğradığımıza şaşırdık ve bu durum bizi çok etkiledi" demiştir.
grubun neden ayrıldığı yönünde sayısız varsayımlar yapıldı. fakat cemre, "şirket bize gülçin ile iletişime geçtik. evlenip yurt dışına yerleşecek" dediler. gülçin bize açıklama yapmadığı için de şirketten gelen açıklamaya inandık " demiştir.
fakat tüm haber ve gazeteler gülçin'in gruptan ayrıldığını yazınca gözler 3 kıza çevriliyor. cemre'de boş bulunup gülçin'in evlenip yurt dışına yerleştiğini söylüyor. tabi bu olay baya bi bomba etkisi yaratıyor. bunun üstüne gülçin resimlerinin 3 kızla aynı platform da yayınlanmamasi için yasak koyduruyor.
kızlar bu olaylar yatışınca tekrardan bir araya geliyor ve buluşuyorlar. cemre gülçin ile muhatap olmuyor, fakat eren ve yasemin gülçin ile konuşup sorunun ne olduğunu sorunca gülçin egolu ve alaycı bir tavırla konuşunca ortalık geriliyor. hatta eren ağlamış bile.

son kez o gün konuşan kızlar hepsi grubu altında eren,cemre ve yasemin olarak müzik kariyerlerine devam ediyorlar. 2010 yılında geri dönüşüm adı altında bir albüm çıkarıyorlar. hatta cemre albümdeki birçok şarkının sözlerini yazıyor. sırasıyla canıma değsin, nükleer ve uğraşma ismini verdikleri şarkılarına klip çekiyorlar.
hayran kitlelerinin bazıları gülçin'siz de grubun başarılı olduğunu savunurken bazıları grubu taşıyanın gülçin olduğunu söylüyor. gülçin grubun zenci gırtlağına sahip ismi. cemre daha nahif- tiz sesli, gülçin'den sonra yasemin de grubun 2. güçlü seslisi, eren ise rap kısmında.
peki bu kızlar nasıl barıştı? ilk adımı gülçin atıyor. eren'i instagram da takip ediyor. bu arada eren sosyal medya konusunda çok acemi, ayrıca grubun daha anaçı, daha yufka yüreklisi. gülçin ve eren'in takipleştiğini gören kitle ortalığı ayağa kaldırıyor. twitter da gündeme giriyorlar. az degil bir zamanların en iyi müzik grubundan bahsediyoruz. bunun üzerine eren" ne var yahu çok normal bu olay niye bu kadar büyüdü?" deyip gülüyor.
sonra ise gülçin cemre ve yasemin ile de barışıyor. peki bu kızlar şuan ne yapıyor? eren doğa hayranı bir insan olduğu için seramik işiyle uğraşıyor, bir tarla almış onu ekip biçip organik besleniyor. ayrıca yakın zamanda anne olmuş eren. cemre influencer'lık yapıyor, onun da karya adında bir kızı var. aralarında müziğe aşık ve tutkulu olan tek kişi gülçin'miş, o ise albüm çıkarıp müzik hayatına devam ediyor. yasemin ise spor hocalığı yapıyor.
tanımda bahsedilen cemre kemer röportajı buradan

grubun bir araya gelmesi de ilginç. çocukluk arkadaşı olan ve birbirlerini uzun süredir tanıyan eren, gülçin ve yasemin ilk adımı atar. modern ve klasik bale eğitimi alan kızlar üniversite zamanlarında müzik grubu kurmak isterler. bu noktada cemre'nin annesi şebnem özberk yardımcı olur. 3 kız arkadaşının müzik grubu kurduğunu öğrenen cemre'de yalnız kalmamak için gruba dahil olmak istediğini söyler ve böylelikle grubun son üyesi de cemre olur.
ilk albümleri 2005 yılında yayınladıkları "bir" albümüdür. hepsi grubunun isim babası da mete özgencil'dir. albümde bulunan çıkış şarkıları sırasıyla;
olmaz oğlan
yalan
her şeye rağmen ve
üç kalp şarkılarıdır.
kısa sürede herkesin sevgisini kazanan grup sayısız konsere, reklam çekimlerine, röportajlara, imza günlerine katılır. her birinin de bir rengi vardır. gülçin pembeyi, cemre maviyi, eren yeşili ve yasemin moru temsil eder.

2006 yılında çıkardıkları "hepsi 2" albümü de oldukça sevilmiştir. bu albümün ilk video klip şarkısı kalpsizsin şarkısıdır. grubun klip çekipleri de oldukça yoğun geçmiştir. hangi şarkıya klip çekeceklerini de oylama yaparak seçen grup üyeleri 4 şarkı arasında kalır. iki kelime, saklambaç, aşk sakızı ve mum adlı parçaları arasında aşk sakızı şarkısına klip çekmeyi uygun bulurlar. aşk sakızı şarkısının diğer şarkılardan farkı grubun olgunlaştığını ve büyüdüklerini belirten kıyafet seçimleridir.

bale eğitimi alan kızlar şarkılarında danslarıyla da ön plana çıkmışlardır. sezen aksu ile zaten cemre'nin annesi şebnem özberk'in de çalışması ile kızlar sezen aksu imzalı, pepsi sponsorlu tempo şarkısının klibini çekmişlerdir.
2007 yılında ise dizi teklifi alan kızlar kendi hayatlarının da anlatıldığı hepsi 1 dizisinde rol alırlar. hem albüm hem şarkı hem dizi derken kızlar adeta o dönem mükemmel bir başarıya koşmuşlardır. o dönem için "1 sene içinde hesapladık ve farklı aylarda sadece 4 günümüz boşmuş. nasıl dayanmışız, bilemiyoruz" demişlerdir.
yoğun bir tempoda çalışırken albüm çıkarmayı da düşünen grup 2008 yılında şaka 10+1 albümünü çıkarmış ve hep bana şarkısının kayıt işlemleri biterken onları bir sürpriz beklemektedir.
cemre kemer'in bir röportajında" grup olarak aramızda sözleşme yoktu çünkü çok yakın 4 arkadaştık" dese de gülçin 2008 yılının sonlarına doğru gruptan birden ayrılmıştır. üstelik grubun yeni bir şirket ile anlaşacağı gün habersiz şekilde. cemre " 1 gün önce gülçin ile birlikteydik. aramızda sorun yoktu. ertesi gün şirketle sözleşme imzalayacağız fakat gülçin toplantıya gelmedi, aradık ulaşmaya çalıştık ama olmadı. zaten aradığımız da telefonu açmadı. eren ve yasemin onu aradığında telefona avukatı çıktı ve gülçin'i aramamamız gerektiğini söyledi. neye uğradığımıza şaşırdık ve bu durum bizi çok etkiledi" demiştir.
grubun neden ayrıldığı yönünde sayısız varsayımlar yapıldı. fakat cemre, "şirket bize gülçin ile iletişime geçtik. evlenip yurt dışına yerleşecek" dediler. gülçin bize açıklama yapmadığı için de şirketten gelen açıklamaya inandık " demiştir.
fakat tüm haber ve gazeteler gülçin'in gruptan ayrıldığını yazınca gözler 3 kıza çevriliyor. cemre'de boş bulunup gülçin'in evlenip yurt dışına yerleştiğini söylüyor. tabi bu olay baya bi bomba etkisi yaratıyor. bunun üstüne gülçin resimlerinin 3 kızla aynı platform da yayınlanmamasi için yasak koyduruyor.
kızlar bu olaylar yatışınca tekrardan bir araya geliyor ve buluşuyorlar. cemre gülçin ile muhatap olmuyor, fakat eren ve yasemin gülçin ile konuşup sorunun ne olduğunu sorunca gülçin egolu ve alaycı bir tavırla konuşunca ortalık geriliyor. hatta eren ağlamış bile.

son kez o gün konuşan kızlar hepsi grubu altında eren,cemre ve yasemin olarak müzik kariyerlerine devam ediyorlar. 2010 yılında geri dönüşüm adı altında bir albüm çıkarıyorlar. hatta cemre albümdeki birçok şarkının sözlerini yazıyor. sırasıyla canıma değsin, nükleer ve uğraşma ismini verdikleri şarkılarına klip çekiyorlar.
hayran kitlelerinin bazıları gülçin'siz de grubun başarılı olduğunu savunurken bazıları grubu taşıyanın gülçin olduğunu söylüyor. gülçin grubun zenci gırtlağına sahip ismi. cemre daha nahif- tiz sesli, gülçin'den sonra yasemin de grubun 2. güçlü seslisi, eren ise rap kısmında.
peki bu kızlar nasıl barıştı? ilk adımı gülçin atıyor. eren'i instagram da takip ediyor. bu arada eren sosyal medya konusunda çok acemi, ayrıca grubun daha anaçı, daha yufka yüreklisi. gülçin ve eren'in takipleştiğini gören kitle ortalığı ayağa kaldırıyor. twitter da gündeme giriyorlar. az degil bir zamanların en iyi müzik grubundan bahsediyoruz. bunun üzerine eren" ne var yahu çok normal bu olay niye bu kadar büyüdü?" deyip gülüyor.
sonra ise gülçin cemre ve yasemin ile de barışıyor. peki bu kızlar şuan ne yapıyor? eren doğa hayranı bir insan olduğu için seramik işiyle uğraşıyor, bir tarla almış onu ekip biçip organik besleniyor. ayrıca yakın zamanda anne olmuş eren. cemre influencer'lık yapıyor, onun da karya adında bir kızı var. aralarında müziğe aşık ve tutkulu olan tek kişi gülçin'miş, o ise albüm çıkarıp müzik hayatına devam ediyor. yasemin ise spor hocalığı yapıyor.
tanımda bahsedilen cemre kemer röportajı buradan
devamını gör...
üçüncü sayfa radyo yayını
iyi yayınlar dilerim.
eskiden apartman boşluklarında cesedi bulunan kadınlar vardı. şimdi de rezidanstan düştü denilen kadınlar var. buna sebep olan erkekler de intihar süsü vererek cinayetten kurtulabileceklerini sanıyorlar.
eskiden apartman boşluklarında cesedi bulunan kadınlar vardı. şimdi de rezidanstan düştü denilen kadınlar var. buna sebep olan erkekler de intihar süsü vererek cinayetten kurtulabileceklerini sanıyorlar.
devamını gör...
gizli yüz
1991 yapımı, ömer kavur'un yönetmenliğini yaptığı, başrollerde rutkay aziz, zuhal olcay, fikret kuşkan 'ın yer aldığı filmde üç insanın ve bir büyük arayışın hikayesi konu ediliyor.
anlaşılmaz ve bir yandan da ilgi çekici bir film. orhan pamuk'un yayınlandığı dönem büyük bir ilgi gören ve tekrar tekrar baskısı yapılan kara kitap isimli romanının bir bölümünden uyarlanmış olan bu filmin senaryosunu da orhan pamuk yazmış.
film, en başta da bahsedildiği şekli üç insanı ve büyük bir arayışı konu ediniyor. bunlardan biri gizemli bir kadın ( zuhal olcay), biri de saatçilik yapan bir adam ( rutkay aziz). kadın, sürekli birini aramaktadır. genç bir delikanlının ( fikret kuşkan) getirdiği fotoğraflarda da sürekli o aradığını bulmayı umut etmektedir. bu şekilde başlayan film, izleyiciyi de içine sürükleyecek şekilde devam ediyor. sizi kendinizle baş başa bırakıyor, felsefenin en içinden çıkılmaz noktasına vurgu yapıyor sanki.
film, ya ilk 10 - 15 dakikasında bir şey anlamayıp, sıkılıp bırakılacak türden, ya sonuna kadar seyredilecek türden ya da bir kere izleyip tekrar izlenmek istenecek türden bir sanatsal film.

anlaşılmaz ve bir yandan da ilgi çekici bir film. orhan pamuk'un yayınlandığı dönem büyük bir ilgi gören ve tekrar tekrar baskısı yapılan kara kitap isimli romanının bir bölümünden uyarlanmış olan bu filmin senaryosunu da orhan pamuk yazmış.
film, en başta da bahsedildiği şekli üç insanı ve büyük bir arayışı konu ediniyor. bunlardan biri gizemli bir kadın ( zuhal olcay), biri de saatçilik yapan bir adam ( rutkay aziz). kadın, sürekli birini aramaktadır. genç bir delikanlının ( fikret kuşkan) getirdiği fotoğraflarda da sürekli o aradığını bulmayı umut etmektedir. bu şekilde başlayan film, izleyiciyi de içine sürükleyecek şekilde devam ediyor. sizi kendinizle baş başa bırakıyor, felsefenin en içinden çıkılmaz noktasına vurgu yapıyor sanki.
film, ya ilk 10 - 15 dakikasında bir şey anlamayıp, sıkılıp bırakılacak türden, ya sonuna kadar seyredilecek türden ya da bir kere izleyip tekrar izlenmek istenecek türden bir sanatsal film.

devamını gör...
ergenliğe adım atan kız çocuğuna tokat atmak
gereksiz ve boş adetlerden biridir. çocuk zaten bana neler oluyor deyip telaşa kapılıyor. sesi, vücudu fizyolojik değişime uğruyor ve çoğu ailenin yanlış davranışı yüzünden kendinden utanıyor. bir de bu saçmalık...
devamını gör...
normal sözlük ne lan
devamını gör...
muhteş ikiliyle kafa rock radyo yayını
hello! iyi yayınlar. sevgili eyluling gibi ergenlik ateşimin en parlak olduğu zamanlara tekabül ediyor linkin park.
bu yayın vesilesiyle kendileriyle tanışma hikayemi anlatayım. dream tv zamanları metal müziğe dair çok az bilgim var. müzik ergenliğimi en güzel ifade ettiğim alan benim için. o zamanlar happy hour diye bir program vardı dream tv'de bilen bilir. sms oylarıyla top 40 belirlenir video klipler dönerdi. tam o zamanlar hit olan from the inside şarkıları çıkmıştı o programda. olaydan habersiz nevermind için bir devrimdi o şarkı. yıl olmuş 2021 müzik tercihlerim oldukça değişti, pek çok yeni tarz keşfettim. hala açar dinlerim o şarkıyı geçmişe yolculuk gibi.
ah chester stone temple pilots'a vokal olmayacaktın. grunge laneti üzerinde olmasa belki intihar etmeyecektin. neyse ben biraz live in texas konserlerini izleyip nostalji yapayım.
o halde stone temple pilots isteği yapayım. tenkss.
bu yayın vesilesiyle kendileriyle tanışma hikayemi anlatayım. dream tv zamanları metal müziğe dair çok az bilgim var. müzik ergenliğimi en güzel ifade ettiğim alan benim için. o zamanlar happy hour diye bir program vardı dream tv'de bilen bilir. sms oylarıyla top 40 belirlenir video klipler dönerdi. tam o zamanlar hit olan from the inside şarkıları çıkmıştı o programda. olaydan habersiz nevermind için bir devrimdi o şarkı. yıl olmuş 2021 müzik tercihlerim oldukça değişti, pek çok yeni tarz keşfettim. hala açar dinlerim o şarkıyı geçmişe yolculuk gibi.
ah chester stone temple pilots'a vokal olmayacaktın. grunge laneti üzerinde olmasa belki intihar etmeyecektin. neyse ben biraz live in texas konserlerini izleyip nostalji yapayım.
o halde stone temple pilots isteği yapayım. tenkss.
devamını gör...
hiçbir şeye ihtiyacın olmaması
ihtiyaçlar sınırsız olmakla birlikte; kimsenin hiç bir şeyine ihtiyacım yok, demektir. sahip olduklarım bana yeterlidir, daha fazlasını istemiyorum, ihtiyaç duyarsam da ben hallederim anlamına gelir.
devamını gör...
ince memed
öyle hissedilerek yazılmış ki, köpeği öldürdükleri bir sahnede hüngür hüngür ağlamıştım.
sanki gerçekten yanımda bir köpek öldürülüyormuş gibi hissettiydim orayı, 32 yılda inşa edilmiş bir başyapıt. yaşar kemal' in ruhu şad olsun.
sanki gerçekten yanımda bir köpek öldürülüyormuş gibi hissettiydim orayı, 32 yılda inşa edilmiş bir başyapıt. yaşar kemal' in ruhu şad olsun.
devamını gör...
sarı sıcak
yarım bıraktığım kitap. çünkü köylünün o sefilliğine o zavallılığına o çaresizliğine katlanacak yürek yoktu bende. yaşar kemal köylünün açlığını öyle bir anlatmıştı ki benim de yediğim lokmalar artık boğazıma düğümlenir gibi oluyordu. her sefaleti bu kadar da olmaz canım diye yakınarak okuduğumu fark ettiğimde artık kitaba devam edemeyeceğimi de anlamıştım. bir gün kendimi hazır hissedersem yeniden, sabırla okuyacağım. bana göre yoksulluğun kitabıdır. insan bu kitabı okumaya başlarken yanına sarsıcı bir sefalete karşı dayanma iradesini de almalıdır.
devamını gör...
1970'lerin lahmacun satıcısı karizması
gerçekten çok çok geriye gitmiş güzel vatanımız.
devamını gör...
genç bir kadına mektuplar
bir rainer maria rilke kitabıdır.
yazarların mektuplarını okumayı çok severim. kurgu yapıtlarından da onlar için yazılmış olan biyografiler ya da inceleme yazılarından da daha çok şey anlatır mektuplar yazarları tanımak adına. bunun elbette sakıncaları da olabilir. mesela fernando pessoa’nın ophelia’ya mektuplar kitabı beni olumsuz etkilemişti. ama bu kitap öyle değil. bu mektuplardan sonra rainer maria rilke’yi daha da çok sevdim.
bu mektuplar lisa heise isimli oğluyla yaşama tutunmaya çalışan bir kadına destek olmak amacıyla dünya edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük şairlerinden biri tarafından yazılmış iyi niyetli ve merhamet dolu yazılarla dolu.
savaş sonrası koşullarda ayakta kalmak için, akıntıya kapılmamak için, sadece kendisinin değil oğlunun da hayatını kurtarmak için tutunacak bir dal arayan bu genç kadın rainer maria rilke gibi bir adamın sözcüklerine sığınma şansına erişmiştir. lisa heise yetmiş altı yaşına kadar yaşamıştır ancak o yaşına ulaşınca kendi isteği ile bu dünyadan ayrılmayı seçmiştir.
geriye hepimize hayat ve edebiyat dersleri veren bu muhteşem derleme kalmıştır.
yazarların mektuplarını okumayı çok severim. kurgu yapıtlarından da onlar için yazılmış olan biyografiler ya da inceleme yazılarından da daha çok şey anlatır mektuplar yazarları tanımak adına. bunun elbette sakıncaları da olabilir. mesela fernando pessoa’nın ophelia’ya mektuplar kitabı beni olumsuz etkilemişti. ama bu kitap öyle değil. bu mektuplardan sonra rainer maria rilke’yi daha da çok sevdim.
bu mektuplar lisa heise isimli oğluyla yaşama tutunmaya çalışan bir kadına destek olmak amacıyla dünya edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük şairlerinden biri tarafından yazılmış iyi niyetli ve merhamet dolu yazılarla dolu.
savaş sonrası koşullarda ayakta kalmak için, akıntıya kapılmamak için, sadece kendisinin değil oğlunun da hayatını kurtarmak için tutunacak bir dal arayan bu genç kadın rainer maria rilke gibi bir adamın sözcüklerine sığınma şansına erişmiştir. lisa heise yetmiş altı yaşına kadar yaşamıştır ancak o yaşına ulaşınca kendi isteği ile bu dünyadan ayrılmayı seçmiştir.
geriye hepimize hayat ve edebiyat dersleri veren bu muhteşem derleme kalmıştır.
devamını gör...



