hamileye yer vermek
aslinda kalabalik toplu tasima araclarinda kendim hamile kadinlara ve kucuk cocuklara oncelik veriyorum. cunku cocuklar boylari sebebiyle kucuk kalip, kalabalikta ezilmeleri, hic olmadi korkmalarina sebep olabiliyor. yabanci insanin kucagina oturmasini da dogru bulmuyorum, cocuk yabancilarin kucaginda oturmayi normal gormemeli.
ve hamile kadinlar, bu donemle vucut isilari normalden daha yuksek oldugu icin kalabalikta bayginlik gecirebilirler veya karinlari kalabalikta sikisabilir. bos otobus dahi olsa, cok ayakta durunca ayaklara su toplanip, hamileliginin cok zor gecmesi de ihtimaller dahilinde.
ve hamile kadinlar, bu donemle vucut isilari normalden daha yuksek oldugu icin kalabalikta bayginlik gecirebilirler veya karinlari kalabalikta sikisabilir. bos otobus dahi olsa, cok ayakta durunca ayaklara su toplanip, hamileliginin cok zor gecmesi de ihtimaller dahilinde.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
yanlış yoldayım ama yol nasıl güzel
edit: yoldan döndüm, çok mutsuzum.
edit: yoldan döndüm, çok mutsuzum.
devamını gör...
agnotoloji
cehaleti yayma bilimi olarak tasvir edilmesi hatalı bir tanımdır. agnotolojinin çalışma, inceleme sahası çıkara dayanan bilgisizliğin ve cehaletin kasıtlı olarak üretilmesiyle ilgilidir. politika ve gıda endüstrisinde sıklıkla gözlemlenen cahilliğin bilinçli bir biçimde üretilerek insanların yanıltılması söz konusudur. cahillik dediğimiz zaman her ne kadar "bir şeyi bilmiyor olmak" anlaşılabilir olsa da işin iç yüzü oldukça başka. agnotolojinin inceleme alanı olan cahillik "bilinmezlik" ile değil "bilinçli bir yanlış bilgi yayılımı ve yerleşimi ile halkı yanıltma" odaklıdır. cehalete sürüklenen kitle, bildiğini zannettiği bir bilinçli cahillik karmaşası ile yönlendirilir.
bilim tarihçisi robert n. proctor tarafından kavramlaştırılan agnotolojinin keşfi, tütün mamullerinin zararlı etkileri konusunda tütün şirketlerinin yürüttüğü bilinçli yanıltıcı projeler, kampanyalar ve bu iş için harcadıkları milyarlarca doların ortaya çıkmasına dayanıyor. bu cehaletin yayılmasında en önemli aktör ise elbette medya. doğruluğu su götürmez konularda dahi bilinçli olarak yaratılan yanlış-karşıt görüş kişileri cahilliğe sürükleyerek var olmayana inandırıp menfaat sağlanıyor.
bu cahillik bilginin yoksunluğundan değil var olduğunun zannedilmesinden dolayı var olduğundan da cahil cesareti gibi davranışların ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. yanlış da olsa bir bilgiye sahip olan kişi artık o boş bilgisizliğin yerini dolu cahillik ile değiştiriyor. davranışları da bu eksende şekilleniyor.
hakkında pozitif yönde bilimsel bir araştırma olmamasına rağmen inek sütünün bebekler için kullanılması tavsiye ediliyordu bir dönem. bu öneriler sanki bir uzman doktor ağzından çıkmış gibiydi. hayvansal gıda endüstrisinde parlatılan bu gibi pek çok bilinçli bilgisizlik yayılımı da agnotolojinin inceleme alanıdır.
bilim tarihçisi robert n. proctor tarafından kavramlaştırılan agnotolojinin keşfi, tütün mamullerinin zararlı etkileri konusunda tütün şirketlerinin yürüttüğü bilinçli yanıltıcı projeler, kampanyalar ve bu iş için harcadıkları milyarlarca doların ortaya çıkmasına dayanıyor. bu cehaletin yayılmasında en önemli aktör ise elbette medya. doğruluğu su götürmez konularda dahi bilinçli olarak yaratılan yanlış-karşıt görüş kişileri cahilliğe sürükleyerek var olmayana inandırıp menfaat sağlanıyor.
bu cahillik bilginin yoksunluğundan değil var olduğunun zannedilmesinden dolayı var olduğundan da cahil cesareti gibi davranışların ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. yanlış da olsa bir bilgiye sahip olan kişi artık o boş bilgisizliğin yerini dolu cahillik ile değiştiriyor. davranışları da bu eksende şekilleniyor.
hakkında pozitif yönde bilimsel bir araştırma olmamasına rağmen inek sütünün bebekler için kullanılması tavsiye ediliyordu bir dönem. bu öneriler sanki bir uzman doktor ağzından çıkmış gibiydi. hayvansal gıda endüstrisinde parlatılan bu gibi pek çok bilinçli bilgisizlik yayılımı da agnotolojinin inceleme alanıdır.
devamını gör...
yoldaş sizi takip etmeye başladı
8 aydır burda olanları değil de 8 gündür burda olanları takip etmek ilginç olmalı.
devamını gör...
#20liyaşlarchallenge
geçen sene de evdeydim şuan da evdeyim, challenge muhabbetinin en sıkıcı 20 yaşı. ben 2019'da dondum ve sadece bilincim açık gibi hissediyorum.
devamını gör...
özel günleri kutlamayı sevmeyen insan
muhtemelen öyle yetiştirilmiş olan ve çok çalışıp çok yorulan insandır..tabi sadece odunluk seviyesinden ötürüde olabilir.. (bkz: odun)
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
hıyar.. erik.. vişne..
sayamadiklarimla.. hepsi lezzetli..
tellendiririm cigarami..
seyrederim cümle alemi..
keyfe kederim bu akşamda besbelli..
sayamadiklarimla.. hepsi lezzetli..
tellendiririm cigarami..
seyrederim cümle alemi..
keyfe kederim bu akşamda besbelli..
devamını gör...
ispanyol merdivenleri
italya'nın baskenti roma'nın en romantik yerlerden biridir diyebiliriz ispanyol merdivenlerine. gerçi bana kalırsa roma başlı başına oldukça romantik bir şehirdir.
piazza sapagna meydanında bulunan adını aynı bölgede ki ispanyol büyükelçiliğinden alan bu merdivenler herkesin uğrak noktasıdır. ilk gittiğimde nesi meşhur, alt üstü merdiven diye düşünmüştüm ama yanılmışım, resmen tarih kokan şehri oturup gözlemleme, izleme fırsatı sunuyor ilgilisine.
gecesi ayrı güzel gündüzü ayrı güzeldir. o cadde üzerinde satılan meşhur roma dondurmanı alacaksın, sonrasında italyan birasının tadına bakarak izleyeceksin şehrin rengini bu merdivenlerden.
piazza sapagna meydanında bulunan adını aynı bölgede ki ispanyol büyükelçiliğinden alan bu merdivenler herkesin uğrak noktasıdır. ilk gittiğimde nesi meşhur, alt üstü merdiven diye düşünmüştüm ama yanılmışım, resmen tarih kokan şehri oturup gözlemleme, izleme fırsatı sunuyor ilgilisine.
gecesi ayrı güzel gündüzü ayrı güzeldir. o cadde üzerinde satılan meşhur roma dondurmanı alacaksın, sonrasında italyan birasının tadına bakarak izleyeceksin şehrin rengini bu merdivenlerden.
devamını gör...
6 kelimelik hikayeler
evde bir ölü var görmüyor musunuz?
stefan zweigh, bir çöküşün hikayesi.
stefan zweigh, bir çöküşün hikayesi.
devamını gör...
kalp kırmak
bana karşı çok yapılan ama benim çok korktuğum davranıştır.
kimsenin kalbi kırılmasın elbet. fakat hak eden varsa da vicdanıyla kalbi sıkışsın, nefesi azalsın.
kalp kırmayı adet haline getirenler içinse diyecek çok fazla bir şey yok. allah'ınızdan bulun...
kimsenin kalbi kırılmasın elbet. fakat hak eden varsa da vicdanıyla kalbi sıkışsın, nefesi azalsın.
kalp kırmayı adet haline getirenler içinse diyecek çok fazla bir şey yok. allah'ınızdan bulun...
devamını gör...
geceye bir kemal sunal repliği bırak
“aşk kalbimi yakan bir volkan gibidir, en sevdiğim tatlı kazandibidir.”
devamını gör...
normal sözlük'te argo ve küfürlü başlık açılmaması
hayatın bir gerçeği olan ve günlük yaşamda sıkça karşılaştığımız bu gerçeği neden sözlük olarak reddediyorsunuz acaba diye düşündürendir. hayır hayatınızda hiç mi küfür etmediniz? hiç mi küfür duymadınız? nedir bu iyi aile çocuğu tripleriniz?
devamını gör...
yunan mitolojisi
zeus’tan bir uçanın, bir de kaçanın kurtulduğu mitolojidir.
çarpraşık ilişkilerin ne kadar eski olduğuna dair onlarca mitolojiden de sadece birisidir. günümüz dindar ve muhafazakar zihni eşcinselliği veya “sapık” ilişkileri modern saysın dursun, bu tarz mitolojiler kadim insanın sahip olduğu bilinçaltı için muazzam bir hazine değerindedir.
yunan mitolojisinde başta psikoloji olmak üzere insana dair çok fazla veri yer almaktadır. freud gibi uzmanlar sıkça alegoriye başvurmakta yunan mitolojisini kullanmıştır. o tanrının kimi yendiği, kimi yuttuğu, kimi becerdiği vs komik gibi duran eylemlerin insanda bir karşılığını bulmak mümkündür.
bununla birlikte diğer birçok mitoloji gibi yunan mitolojisi de orijinal değildir, kendinden önceki mitolojilerden bolca ögeler içerir ama mısır, hint, çin vs mitolojisi bilmeyenler için orijinal gelebilir.
aydınlanma döneminden itibaren batı dünyası özellikle diğer kadim mitolojileri yok sayma ve yunan mitolojisini biricik hale getirme çalışmalarında olmuştur. bugün avrupa’nın yunanistan’ın ahmaklıklarına dair pek ses çıkarmamasının altında yatan nedenlerden birisinin de bu olduğu düşünülebilir.
konu ile alakalı iseniz veya merak ediyorsanız, özellikle martin bernal’in kara atena kitabı okunmalıdır. aslında her mitolojik unsurun kökenini yunan mitolojisinde bulmaya çalışan batıcı zihne karşı sağlam alternatif veriler sunan ve yayınlandığında da kendi çapında büyük ses getiren bir eserdir.
nasıl antik mısır’ı canlandıran filmlerdeki başrollerde tek bir kara benizli normal bir kıptî görmek pek mümkün değilse (mesela musa filmlerinde musa veya firavun hep yakışıklı bir beyazdır), yunan mitolojisinin de öykündüğü mitolojiler yok mesabesindedir. ama bütün bunlara rağmen yunan mitolojisinin önemi yadsınamaz.
mitoloji yunan’da peydah olmamış ama felsefe orada doğmuş, büyümüş ve gelişmiştir.
bir cümlelik espri yapayım diye geldiğim başlıkta da bu kadar yazmak varmıştır.
çarpraşık ilişkilerin ne kadar eski olduğuna dair onlarca mitolojiden de sadece birisidir. günümüz dindar ve muhafazakar zihni eşcinselliği veya “sapık” ilişkileri modern saysın dursun, bu tarz mitolojiler kadim insanın sahip olduğu bilinçaltı için muazzam bir hazine değerindedir.
yunan mitolojisinde başta psikoloji olmak üzere insana dair çok fazla veri yer almaktadır. freud gibi uzmanlar sıkça alegoriye başvurmakta yunan mitolojisini kullanmıştır. o tanrının kimi yendiği, kimi yuttuğu, kimi becerdiği vs komik gibi duran eylemlerin insanda bir karşılığını bulmak mümkündür.
bununla birlikte diğer birçok mitoloji gibi yunan mitolojisi de orijinal değildir, kendinden önceki mitolojilerden bolca ögeler içerir ama mısır, hint, çin vs mitolojisi bilmeyenler için orijinal gelebilir.
aydınlanma döneminden itibaren batı dünyası özellikle diğer kadim mitolojileri yok sayma ve yunan mitolojisini biricik hale getirme çalışmalarında olmuştur. bugün avrupa’nın yunanistan’ın ahmaklıklarına dair pek ses çıkarmamasının altında yatan nedenlerden birisinin de bu olduğu düşünülebilir.
konu ile alakalı iseniz veya merak ediyorsanız, özellikle martin bernal’in kara atena kitabı okunmalıdır. aslında her mitolojik unsurun kökenini yunan mitolojisinde bulmaya çalışan batıcı zihne karşı sağlam alternatif veriler sunan ve yayınlandığında da kendi çapında büyük ses getiren bir eserdir.
nasıl antik mısır’ı canlandıran filmlerdeki başrollerde tek bir kara benizli normal bir kıptî görmek pek mümkün değilse (mesela musa filmlerinde musa veya firavun hep yakışıklı bir beyazdır), yunan mitolojisinin de öykündüğü mitolojiler yok mesabesindedir. ama bütün bunlara rağmen yunan mitolojisinin önemi yadsınamaz.
mitoloji yunan’da peydah olmamış ama felsefe orada doğmuş, büyümüş ve gelişmiştir.
bir cümlelik espri yapayım diye geldiğim başlıkta da bu kadar yazmak varmıştır.
devamını gör...
güzel bir kadını çirkin gösteren detaylar
yine laf dönmüş dolaşmış kadının giyim tarzına gelmiş. yok efendim dekoltesi fazlaymış, çıplak gibi duruyormuş bilmem ne. yahu size ne! siz kimsiniz de kadının ne ölçüde dekolte elbiseler giyeceğine karışıyor ve eleştiriyorsunuz. tam cinnetlik bir kafa. bu lanet olası kafadan kurtulamadığımız sürece bu ülke bir arpa boyu ilerlemez. kadınları rahat bırakın ya. hiçbir insan hiçbir şartta çirkin olmaz. sadece sizin kafanızda kurguladığınız güzellik tanımına uymuyordur, o kadar. sizin kafanızdaki güzellik tanımı kimin umrunda. ya ben bu ülkede kadın olsaydım, her saniye boğulurdum. düşünsene, giyimime karışıyorlar, kahkaha atmama karışıyorlar, konuşmama karışıyorlar, sigara içmeme, sakız çiğnememe karışıyorlar, sokağa çıkmama karışıyorlar, balkona çıkmama karışıyorlar, ona buna her şeye karışıyorlar. resmen kadın olmaması gereken bir varlıkmış gibi davranıyorlar. ya şu ahlâk, namus zırvalarınızdan gına geldi. ahlâk anlayışınıza tüküreyim ya. koskoca ülkeyi kadınlar için cehenneme çevirdiniz, yazıklar olsun be. kadın şöyle olmalı, böyle giyinmeli, şurada gezmemeli, o saatte orda işi olmamalı, bu ne ya! erkek olduğum halde bu ülkede yaşamak yıpratıyor beni, kadınları düşünemiyorum bile. düşün kadınların yakasından, o lanet fikirlerinizi dizginleyin artık. size yüz vermeyen kadınlara yakıştırmadığınız sıfat kalmıyor. onların yerinde olsam selam bile vermem, adres bile sormam sizin gibilere. hâlâ kadınlarla konuşabiliyorsanız sizin için büyük bir lütufdur bu. bırakın kadınlar istedikleri gibi yaşasınlar, baskı hissetmesinler, strese girmesinler, bunu yaparsam başıma ne gelir, millet ne der diye düşünmek zorunda kalmasınlar. lütfen, çok rica ediyorum kadınlara küçücük bir baskı oluşturacak başlıklar açmayın. kadın, kendini erkekten koruma mecburiyeti hissettikçe, kendisi de erkekleşiyor, ondan sonra da erkek gibi kadınlardan nefret ediyoruz diyorsunuz. siz hiç kadınlara kadın olduklarını hissettirecek bir şekilde yaklaştınız mı hiç?! hangi devirdeyiz, tartıştığımız konulara bak. kadınların olmadığı bir dünya yaşamaya değmez.
kadınlar toz toprak içinde de olsalar, kilolu da olsalar, sıradan da giyinseler, makyaj da yapmasalar, saçlarını da taramasalar yine de çirkin olamazlar. zaten hiçbir insan çirkin değildir. çirkin olan düşüncelerdir.
bir insanı çirkin gösteren bir detay yoktur.
kadınlar toz toprak içinde de olsalar, kilolu da olsalar, sıradan da giyinseler, makyaj da yapmasalar, saçlarını da taramasalar yine de çirkin olamazlar. zaten hiçbir insan çirkin değildir. çirkin olan düşüncelerdir.
bir insanı çirkin gösteren bir detay yoktur.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
tamer karadağlı'dan nihal yalçın'a skandal davranış
altın portakal film festivalinde en iyi kadın oyuncu ödülünü alan nihal yalçın uzun bir konuşma hazırlamış belli ki biraz da boş konuştu açıkçası. bu konuşmadan sıkılan tamer karadağlı da acayip mimikler yapmaya başladı. izleyin bakalım. ne diyeceksiniz merak ettim.
devamını gör...
tecessüm etmek
tdk'ye göre cisimlenmek, boyut kazanmak, görünmeye başlamak, belirmek, canlanmak gibi anlamlara gelen bir fiil. arapça kökenli cism sözcüğünden gelmektedir. birebir çevirisi cisimleşmektir. ahmed vefik paşa'nın 1876 yılında kaleme aldığı lehçe-i osmani'sinde de tam olarak cisimleşmek olarak geçer: ''cism kebetme, nazarda mücessem görünme''.
örnek cümle içerisinde kullanalım. tamamen ben uyduruyorum bu cümleyi:
''antik mısırlıların inanışına göre tanrı, firavun olarak tecessüm etmektedir.''
örnek cümle içerisinde kullanalım. tamamen ben uyduruyorum bu cümleyi:
''antik mısırlıların inanışına göre tanrı, firavun olarak tecessüm etmektedir.''
devamını gör...
öz güveni yüksek çocuk yetiştirmenin incelikleri
çocuk önce o ailede, o evde, bir "yer" inin olduğu, ihtiyaçlarının karşılanacağı, ve bunları onun "hak" kı olduğu için aldığını, bilecek, hissedecek.. şüphe duymayacak..
(anne babanın "verdiği" şeyleri telafuz etmesi çok sağlıksız, bence ahlaksız birşeydir, zaten çocuğun hakkıdır, o verilenler, çocuklar borçlu hissettirilmemelidir.. )
çocuğun "herşeyi" düşünmeye, fikrini söylemeye,,"sormaya" hakkı olduğunu, ona cevap vererek, bilgi vererek, anlamasını sağlayarak, gösterilmeli, hissettirilmeli.. yaşatılmalı.. aynı şekilde kendine ait alanın da onun hakkı olduğu, ve oraya onun izni dışında girilmeyeceğindende emin olmalı
çocuk varlığının görülür, ev halkı içinde +1 olarak eklenmiş, sayılan, değeri olan birşey olduğunu, hiçbirşey vermeden, ileride vermesi gerektiği ima edilmeden, zaten var olmakla hak ettiği, ve "hakettiğin" için, "bunlar senin hakkın" diyerek verilmiş imkanlarla büyüyor olmalı
bu imkanlar için çekilen sıkıntıları, istemeyerek yapılan mesaiyi "verilen" emeği anlatan anne baba da, çocuk yüzünden mutsuz olduğu mesajını, isteyerek/istemeyerek "verdiğini" bu durumdan memnun olmadıklarını, çocuğunun ihtiyacları için çalışmak zorunda kaldığını, yapılanların anne baba oldukları için değilde, isteyerek değilde, bir karşılığı olduğunu bilerek yaptıklarını, ve tabi bir beklentilerinin olduğunu da yerleştiriyorlar çocuğun kafasına bence..
komşumuzun 3. çocuğu olacak, tabiki önce diğer çocuklarla konuşulmadan.. varolan iki erkek çocuktan büyüğü demişki, 10 yaşında kendisi, üzülmüş filan, hatta ağlamış galiba, "ben şimdi babama birşey olursa bir kişiye daha nasıl bakacağım, ona birşey olursa hepinize benim bakmam lazım" demiş..
bu bakmak işi var ya..
yani çocuk ona bakıldığını düşünüyor, ona bakılmasının bir karşılığı olduğu öğretilmiş maşşallah, onu anlamış o güne kadar duyduklarından, karşılığını düşünmüş filan, borçlu hissediyor, onu nasıl yapacağının derdine düşmüş, yani annesini babasını kendine güvenen, kendine yetebilen, hayatını sürdürebilen birileri olarak tanımamış, ona ihtiyaç duyulacağı kesin ve o yükü bugünden taşımaya başlamış..
bilmiyorum bana normal gelmedi, 10 yaşındaki çocuğun bu yükle yaşıyor olduğunu böyle öğrenmek.. ama annesi çok duygulanmış... te allahım ya...
yıl olmuş 2020 dikkatinizi çekerim, evlerinde çocuklar için 1 oda var, her türlü teknolojik imkan var ama faydalı birşeye kullanacak zihniyet yok, vizyon zaten o apayrı bir konu...
varlığına "hakkı olduğu çin" saygı duyularak büyüyen çocuk, neye hakkı olduğunu, "görmüşse" öğrenmişse, haklarını rahatca almış ve kullanmışsa, başkalarının haklarınıda tanıyor, çalışınca o maaşı hakettiğininde farkında oluyor, yada zaten hakkettiği herhangi bir şey verildiğinde, hiçbirşey hakettiğini düşünmeyen insanlar gibi, aşırı teşekkür edip, sanki yaptığının bir değeri yokmuş gibi, ezik davranmıyor, işte bu özgüven buradan geliyor bence..
çocukken hiçbir hakkı karşılıksız verilmemiş biri, büyüyünce de hiçbirşey haketmediğini zannediyor, istemeyi bilmiyor, çünkü hiçbir hakkını görmemiş verilmemiş, zaten hakkı olduğu için verilmemiş hiçbirşey.. "
bunu sana ben veriyorum" ben "verdim" şu, şu kadar ediyor, bunun değeri bu kadar, bu kadarlık yere gönderdim diyerek veriliyor..
bir hesap bir muhasebe var, hesaplar çocuğa yansıtılmış.. işte bu yüzdendir, 50 yaşına gelmiş orda burada birşeyi başarsa bile buna inanamayan onu bile annesine veren güya hediye eden insanları görüyoruz, "niye sen almıyorsun kardeşim, niye kendine almıyorsun, karşılığında verdiğin senin emeğin, ödülüde senin hakkın" çünkü ödenmekle bitmeyen bir borcu var sanıyor" çünkü borçlu hissettirilmiş..
tabi kendi imkanlarını, şahsi ihtiyaçlarından vazgeçerek önceliği çocuğu olmuş ve çocuğuna kullanmış ve bunu yüzüne vurmamış anne babaları ayırıyorum..
(bihter ziyagilin meşhur "tabi siz... diye başlayam, uzun cümlesi gibi oldu :) bunlar özü iyi olan insanlar, hem çocuklarına hem çevrelerine karşı, heryerde iyiliği tercih eden insanlar..
ama imkanı olupta çocuğuna kullanmayan, kullandıklarınında, maddi karşılığını sürekli telafuz eden, ima eden, anne baba, çıkarcıdır, oportünisttir, bencildir, onlar heryerde öyledir, ve öyle herşeyde travmalar yüzünden olmuyor, bildiğin kötü olduğu için oluyor, anne baba olunca ne yaparsa yapsın o artık iyidir diye birşeyde yok bence, çocukları üzerinde psikolojik olarak egosunu tatmin etmek de sömürmektir, ben anneyim ben babayım diyerek, her istediklerinde susturmak kısıtlamak da haksız güç kullanmaktır, ve herşey cahillik de değildir, bazı şeyler "kötülük"tür...
birde, çocuğuna tapan her istediğini yapanlar var, onlarda çocuğa hak etmesede istediği herşeyi almayı/ alabileceğini öğretiyor, halbuki kendiside yapmak zorunda değil ama sevgisini gösterdiğini sanıyor, çook yakınımda bir örnek var çocukluk arkadaşım ve oğlu, resmen maymun ediyor annesini, çocukta zorba (yaşı 6), kalk diyor annesine vitrinde ne istediğimi bul, kadın tek tek veriyor, çocuk o arada boğulurcasına ağlıyor, çığlık atıyor, bir yandanda söylemiycem sen bulucaksın diyor.. anne tek tek o vitrindekileri eline alıp soruyor, bu bitince anne devam ediyor şimdi ne istiyorsun (şimdi haketmediğin ne istiyorsun? hakkın olmayan neyi alacaksın? neyi emredeksin? yaptıracaksın?) ben gittiğimde banada ordan kalk ben oturucam filan diyor, annesi babası diyorki istediğini yap nolur.. gerisini anlatmayım..
benim çocuğum yok bu arada.
bilinçli olarak çocuksuz olmak kararımdan sebep, yok. iyikide bugüne kadar olmamış, bunlar bugün bu yaşta (42) üzerine çok düşündüğüm için, kendi yaşadığım sorunları araştırırken farkettiğim şeyler, herşey bencil insanlardan duyduğum rahatsızlıkla başladı aslında, nasıl oluyorda diyordum herşeyi kendine hak görüyor, hakkı olmadığını bile bile istiyor birde, ve çekinmiyorda, haksızlık olduğunu biliyordur diyordum, sorun haksızlıktan, adaletsizlikten rahatsız olmayan insanlar, herşeyi kendine hak gören insanlar.. (bakınız rte)
özgüven değil bu, özgüvenin altı dolu olur, adil olur, hani karizmatik dediğimiz insanlar var ya, hani çok yakışıklıda değil, ultra güzelde değil ama çok karizmatik deriz, empatiymiş bu insanların ortak özelliklerinden biri, empatid ve adaletle ilgilidir, bence bu insanlardaki özgüven de farkındalıklarından geliyor..
inşallah sonuna kadar okumuş ve beni anlamışsınızdır .
(anne babanın "verdiği" şeyleri telafuz etmesi çok sağlıksız, bence ahlaksız birşeydir, zaten çocuğun hakkıdır, o verilenler, çocuklar borçlu hissettirilmemelidir.. )
çocuğun "herşeyi" düşünmeye, fikrini söylemeye,,"sormaya" hakkı olduğunu, ona cevap vererek, bilgi vererek, anlamasını sağlayarak, gösterilmeli, hissettirilmeli.. yaşatılmalı.. aynı şekilde kendine ait alanın da onun hakkı olduğu, ve oraya onun izni dışında girilmeyeceğindende emin olmalı
çocuk varlığının görülür, ev halkı içinde +1 olarak eklenmiş, sayılan, değeri olan birşey olduğunu, hiçbirşey vermeden, ileride vermesi gerektiği ima edilmeden, zaten var olmakla hak ettiği, ve "hakettiğin" için, "bunlar senin hakkın" diyerek verilmiş imkanlarla büyüyor olmalı
bu imkanlar için çekilen sıkıntıları, istemeyerek yapılan mesaiyi "verilen" emeği anlatan anne baba da, çocuk yüzünden mutsuz olduğu mesajını, isteyerek/istemeyerek "verdiğini" bu durumdan memnun olmadıklarını, çocuğunun ihtiyacları için çalışmak zorunda kaldığını, yapılanların anne baba oldukları için değilde, isteyerek değilde, bir karşılığı olduğunu bilerek yaptıklarını, ve tabi bir beklentilerinin olduğunu da yerleştiriyorlar çocuğun kafasına bence..
komşumuzun 3. çocuğu olacak, tabiki önce diğer çocuklarla konuşulmadan.. varolan iki erkek çocuktan büyüğü demişki, 10 yaşında kendisi, üzülmüş filan, hatta ağlamış galiba, "ben şimdi babama birşey olursa bir kişiye daha nasıl bakacağım, ona birşey olursa hepinize benim bakmam lazım" demiş..
bu bakmak işi var ya..
yani çocuk ona bakıldığını düşünüyor, ona bakılmasının bir karşılığı olduğu öğretilmiş maşşallah, onu anlamış o güne kadar duyduklarından, karşılığını düşünmüş filan, borçlu hissediyor, onu nasıl yapacağının derdine düşmüş, yani annesini babasını kendine güvenen, kendine yetebilen, hayatını sürdürebilen birileri olarak tanımamış, ona ihtiyaç duyulacağı kesin ve o yükü bugünden taşımaya başlamış..
bilmiyorum bana normal gelmedi, 10 yaşındaki çocuğun bu yükle yaşıyor olduğunu böyle öğrenmek.. ama annesi çok duygulanmış... te allahım ya...
yıl olmuş 2020 dikkatinizi çekerim, evlerinde çocuklar için 1 oda var, her türlü teknolojik imkan var ama faydalı birşeye kullanacak zihniyet yok, vizyon zaten o apayrı bir konu...
varlığına "hakkı olduğu çin" saygı duyularak büyüyen çocuk, neye hakkı olduğunu, "görmüşse" öğrenmişse, haklarını rahatca almış ve kullanmışsa, başkalarının haklarınıda tanıyor, çalışınca o maaşı hakettiğininde farkında oluyor, yada zaten hakkettiği herhangi bir şey verildiğinde, hiçbirşey hakettiğini düşünmeyen insanlar gibi, aşırı teşekkür edip, sanki yaptığının bir değeri yokmuş gibi, ezik davranmıyor, işte bu özgüven buradan geliyor bence..
çocukken hiçbir hakkı karşılıksız verilmemiş biri, büyüyünce de hiçbirşey haketmediğini zannediyor, istemeyi bilmiyor, çünkü hiçbir hakkını görmemiş verilmemiş, zaten hakkı olduğu için verilmemiş hiçbirşey.. "
bunu sana ben veriyorum" ben "verdim" şu, şu kadar ediyor, bunun değeri bu kadar, bu kadarlık yere gönderdim diyerek veriliyor..
bir hesap bir muhasebe var, hesaplar çocuğa yansıtılmış.. işte bu yüzdendir, 50 yaşına gelmiş orda burada birşeyi başarsa bile buna inanamayan onu bile annesine veren güya hediye eden insanları görüyoruz, "niye sen almıyorsun kardeşim, niye kendine almıyorsun, karşılığında verdiğin senin emeğin, ödülüde senin hakkın" çünkü ödenmekle bitmeyen bir borcu var sanıyor" çünkü borçlu hissettirilmiş..
tabi kendi imkanlarını, şahsi ihtiyaçlarından vazgeçerek önceliği çocuğu olmuş ve çocuğuna kullanmış ve bunu yüzüne vurmamış anne babaları ayırıyorum..
(bihter ziyagilin meşhur "tabi siz... diye başlayam, uzun cümlesi gibi oldu :) bunlar özü iyi olan insanlar, hem çocuklarına hem çevrelerine karşı, heryerde iyiliği tercih eden insanlar..
ama imkanı olupta çocuğuna kullanmayan, kullandıklarınında, maddi karşılığını sürekli telafuz eden, ima eden, anne baba, çıkarcıdır, oportünisttir, bencildir, onlar heryerde öyledir, ve öyle herşeyde travmalar yüzünden olmuyor, bildiğin kötü olduğu için oluyor, anne baba olunca ne yaparsa yapsın o artık iyidir diye birşeyde yok bence, çocukları üzerinde psikolojik olarak egosunu tatmin etmek de sömürmektir, ben anneyim ben babayım diyerek, her istediklerinde susturmak kısıtlamak da haksız güç kullanmaktır, ve herşey cahillik de değildir, bazı şeyler "kötülük"tür...
birde, çocuğuna tapan her istediğini yapanlar var, onlarda çocuğa hak etmesede istediği herşeyi almayı/ alabileceğini öğretiyor, halbuki kendiside yapmak zorunda değil ama sevgisini gösterdiğini sanıyor, çook yakınımda bir örnek var çocukluk arkadaşım ve oğlu, resmen maymun ediyor annesini, çocukta zorba (yaşı 6), kalk diyor annesine vitrinde ne istediğimi bul, kadın tek tek veriyor, çocuk o arada boğulurcasına ağlıyor, çığlık atıyor, bir yandanda söylemiycem sen bulucaksın diyor.. anne tek tek o vitrindekileri eline alıp soruyor, bu bitince anne devam ediyor şimdi ne istiyorsun (şimdi haketmediğin ne istiyorsun? hakkın olmayan neyi alacaksın? neyi emredeksin? yaptıracaksın?) ben gittiğimde banada ordan kalk ben oturucam filan diyor, annesi babası diyorki istediğini yap nolur.. gerisini anlatmayım..
benim çocuğum yok bu arada.
bilinçli olarak çocuksuz olmak kararımdan sebep, yok. iyikide bugüne kadar olmamış, bunlar bugün bu yaşta (42) üzerine çok düşündüğüm için, kendi yaşadığım sorunları araştırırken farkettiğim şeyler, herşey bencil insanlardan duyduğum rahatsızlıkla başladı aslında, nasıl oluyorda diyordum herşeyi kendine hak görüyor, hakkı olmadığını bile bile istiyor birde, ve çekinmiyorda, haksızlık olduğunu biliyordur diyordum, sorun haksızlıktan, adaletsizlikten rahatsız olmayan insanlar, herşeyi kendine hak gören insanlar.. (bakınız rte)
özgüven değil bu, özgüvenin altı dolu olur, adil olur, hani karizmatik dediğimiz insanlar var ya, hani çok yakışıklıda değil, ultra güzelde değil ama çok karizmatik deriz, empatiymiş bu insanların ortak özelliklerinden biri, empatid ve adaletle ilgilidir, bence bu insanlardaki özgüven de farkındalıklarından geliyor..
inşallah sonuna kadar okumuş ve beni anlamışsınızdır .
devamını gör...
sosyoloji kitap önerileri
üzerine sistematik bir şekilde sıfırdan okuma yapmayı düşündüğüm alandır.
ne yazik ki bu konu hakkında yeterli bilgi paylaşımı yoktur.
sıfırdan sosyoloji okumaları yapmak isteyen birine arastirdiklarimdan yola çıkarak okuyacağım kitap listesini paylaşacağım.
1- (bkz: sosyolojiye giriş) - (bkz: açıköğretim) kitabı
2-(bkz: sosyoloji) - (bkz: anthony giddens)
3-(bkz: sosyolojik düşünmek) - (bkz: bauman)
4-(bkz: bildigimiz dünyanın sonu) - (bkz: ımmanuel wallerstein)
5-(bkz: sosyolojik düşünmenin kurallari) , (bkz: intihar) (bkz: emile durkheim)
6-(bkz: grup psikolojisi ve ego analizi)- (bkz: sigmund freud)
7-(bkz: das kapital) - (bkz: karl marx)
8-(bkz: ulusların düşüşü) - (bkz: daron acemoğlu)
9-(bkz: türkçülüğün esasları) - (bkz: ziya gökalp)
10-(bkz: ütopya) -(bkz: thomas more)
11-(bkz: cesur yeni dünya) - aldous huxley
12-(bkz: çağdaş sosyoloji kuramları) - (bkz: margaret poloma)
13 - (bkz: cinsiyet belası) - judith butler
14- (bkz: toplumsal cinsiyet sosyolojisi) - (bkz: aysel günindi ersöz)
15-(bkz: hayvanlardan tanrılara sapiens)– (bkz: yuval noah harari)
16- (bkz: 1984) - (bkz: george orwell)
17 -(bkz: felsefeye başlayacaklara kitap önerileri)
18 -(bkz: felsefeye giriş) - (bkz: ahmet arslan)
(bkz: sosyal medya sosyolojisi) , (bkz: din sosyolojisi) üzerine kitapları da okumak istiyorum ama bu listeyi bitirmek zamanımı alacağı için onlar üzerine zamanı gelince araştırma yapıp belki editleye bilirim.
ne yazik ki bu konu hakkında yeterli bilgi paylaşımı yoktur.
sıfırdan sosyoloji okumaları yapmak isteyen birine arastirdiklarimdan yola çıkarak okuyacağım kitap listesini paylaşacağım.
1- (bkz: sosyolojiye giriş) - (bkz: açıköğretim) kitabı
2-(bkz: sosyoloji) - (bkz: anthony giddens)
3-(bkz: sosyolojik düşünmek) - (bkz: bauman)
4-(bkz: bildigimiz dünyanın sonu) - (bkz: ımmanuel wallerstein)
5-(bkz: sosyolojik düşünmenin kurallari) , (bkz: intihar) (bkz: emile durkheim)
6-(bkz: grup psikolojisi ve ego analizi)- (bkz: sigmund freud)
7-(bkz: das kapital) - (bkz: karl marx)
8-(bkz: ulusların düşüşü) - (bkz: daron acemoğlu)
9-(bkz: türkçülüğün esasları) - (bkz: ziya gökalp)
10-(bkz: ütopya) -(bkz: thomas more)
11-(bkz: cesur yeni dünya) - aldous huxley
12-(bkz: çağdaş sosyoloji kuramları) - (bkz: margaret poloma)
13 - (bkz: cinsiyet belası) - judith butler
14- (bkz: toplumsal cinsiyet sosyolojisi) - (bkz: aysel günindi ersöz)
15-(bkz: hayvanlardan tanrılara sapiens)– (bkz: yuval noah harari)
16- (bkz: 1984) - (bkz: george orwell)
17 -(bkz: felsefeye başlayacaklara kitap önerileri)
18 -(bkz: felsefeye giriş) - (bkz: ahmet arslan)
(bkz: sosyal medya sosyolojisi) , (bkz: din sosyolojisi) üzerine kitapları da okumak istiyorum ama bu listeyi bitirmek zamanımı alacağı için onlar üzerine zamanı gelince araştırma yapıp belki editleye bilirim.
devamını gör...
