rezistan over sendromu olarak da bilinir.
primordial foliküller vardır;ancak fsh reseptörlerinin olmaması veya postreseptör defekt varlığı nedeniyle fsh'a karşı cevap yoktur,foliküler gelişim devam edemez.
kesin tanı over biyopsisi ile konulur.
tedavi olarak ise menopoza kadar hormon replasman tedavisi uygulanır.
devamını gör...

ramazanda oruç tutmayanları döven insanların olması. oruç tutmayan insanlara saygı göstermeyen insanların olması daha doğru.
devamını gör...

hayatındaki olumsuzluklara takılı kalmak. olmuşsa olmuş, bırak önüne bak.
devamını gör...

kimsenin takmadığı bir sözlükte, yazar olmak ya da olmamak.. işte bütün mesele bu.
devamını gör...

sabah benimde aklıma gelen durumdur. hatta bunu benjamin reise söyleyecektim, sonra yok ya saçma olur diye düşünüp vazgeçtim.
devamını gör...

birine 850.şansı vermek.
devamını gör...

sokak röportajlarındaki insanlar gerçekmiş lan

yapay zeka sanıyodum
devamını gör...

hem minyon hem yaşını başını almış kadınları küçümseyenleri şaşırtan durum.
hiç şaşırmadım. her kadının içinde bir yerlerde bir zeyna vardır. kimi çaktırmaz, bunla ölür kimi çene kırar.
devamını gör...

"tatlı su bla bla" sı çok kullanılan bir tabirdir. hakaret değil ama iğneleyici bir söylemdir.
devamını gör...

offf, nabıcaz be kamil ?
devamını gör...

gaita bank of turkey.

mevduatlarınız en yüksek faiz oranları ile değerlendirilir.
devamını gör...

yıl oldu 2021 hala lanetli bebeklerin var olduğuna inanan insanlar mı varmış? birinin canı sıkılmış, almış salıncak yapıp bebeği bataklığın oralara koymuş işte. gökten inmedi ya!
t: sıradan bir oyuncak bebektir.
devamını gör...

manyetik alan etkisindeyken geçici olarak mıknatıslık özelliği gösteren madde.
devamını gör...

kuyumculuk sektöründe altın işlenirken havaya, suya ya da toza karışan parçacıkların geri dönüşümünü sağlamak işlemine ramat, bu işi meslek haline getirerek yapanlara da ramatçı adı verilir.
devamını gör...

"bu dünyada emin olduğum bir şey varsa, o da kimsenin başkasının yaşamına karışmaya hakkı olmadığıdır."
fareler ve insanlar kitabının sonu beni çok duygulandırdı. filmi de var izlemeyi planlıyorum.
devamını gör...

bazı insanlar düşüncelerini duygularını gizleme konusunda master degree sahibidir. bunun için ekstra bir çaba harcaması da gerekmez çocukluktan öğrenimleri bu şekildedir. bir millet olarak ruslar bu konuda üstad konumundadır mesela.
ama bir esnaf olarak yine insan sarrafi ibaresini abartılı bir ifade buluyorum. sadece alanında uzman olduğunu konuda karşı tarafı tanıyabilirsin. işi insan olan psikologlar dahi bir dizi teste tabi tutuyor kişiyi önce.
devamını gör...

ömrün boyu duyulacak vicdan azabıdır.
devamını gör...

mutlu olmak.*
devamını gör...

müstakbel kayınbabam oluyor sevgili dostlar.

biliyorsunuz esra ile yıllardır süren düzenli bir ilişkimiz var. müstakbel kayınbabam murat bey ve eşi cevahir hanım teyze oldukça pimpirikli bir çift. barış manço'nun işte hendek işte deve şarkısındaki bedbaht damat adayı gibi sürekli farklı koşulları yerine getiremediğimiz için geri dönüyoruz. sürekli hendekler var fakat atlatamıyoruz deveyi. sürekli madlen çikolata götüre götüre boyuna eti'yi ülker'i zengin ettik anasını satim.

neyse işte bugün fabrikada vardiya bitti. yorgun argın eve geldim. akşamleyin esra'mı (yani ay çöreğimi) istemeye gideceğimden içimde hoş bir umut vardı. zaten iyi kötü bir mesleğim var, evim vs. var onlarda sıkıntı yok gül gibi yaşarız. cevahir teyze vegan olduğu için %100 polyesterden yapılmış takım elbisemi giydim. çünkü daha önceden ipek takım elbiseyi gördüğünde kriz geçirmişti. sütlü çikolata getirdiğimiz gün, evine polonyalı yahudi girmiş bir nazi subayı edasıyla sonsuz bir nefret + tiksintiyle karışık bir yüz ifades takınarak bakmıştı. çikolatalar da %100 vegan. tam takım hazırız yani.

babamcağızla, müstakbel kayınpederim arap baharından, türkiye'nin suriye sınırındaki söz hakkından, ali babacan'ın partisinden bahsederken; annemceğiz ile müstakbel kayınvalidem yeni aldıkları koltuklarından bahsedip birbirlerine caka satıyorlardı. oldum olası kadınların böylesine mobilya takıntısı olmasına anlam veremem. mobilya fetişizmi mi desem ne desem... mobilya yenileyip durmak zaten başlı başına saçmalık ötesi değil midir? o esnada chuck palahniuk'un fight club'ından bir aforizma patlattım; ​

"mobilya satın alırsınız. kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe... bir zamanlar sahip olduklarınız artık sizin sahibiniz olur"

bir süre yüzüne özel harekat feneri tutulmuş esenyurt torbacısı gibi mel mel baktılar, sonra:

cevahir teyze: bir şey mi istedin oğlum.
annem: susadın mı guzum?
ben: eheh yok bir şey siz devam edin.

esra'mın yanına gittim sonra. ona arkadan sinsice yaklaştım, az daha kahveyi dökecekti.

ben: aklından bile geçirme seni küçük tatlı şey.
esra: ya furkan ödümü patlattın! neyi geçirmeyeyim, ne diyorsun?
ben: tükürmek ya da tuz katmak gibi köylüce bir âdete teşebbüs etmeyeceksin değil mi söz ver.
esra: tabii ki de hayır furkan! ne alakası var hihi
ben: tamam ben yine de güvenmiyorum. tarkan arkası dönükken, yüzüğündeki zehri kadehe gizlice dolduran viking prensesi gibi iş yapmayasın sonra?
esra: furkan üçe kadar sayıyorum gitmezsen kahveyi suratına atacağım hah hah!
ben: ok... ok... i know i know

murat bey: furkan oğlumuz ne iş yapar?
babam: oğlum?
ben: kafa sözlük'te yazarım efendim.
murat bey: heh daha önce söylemiştin oğlum hatırladım. nasıl durumlar.
ben: çok şükür efendim. daha iyi günlerimiz oldu buna da şükür tabii.
murat bey: olsun olsun maaşallah. hangi rütbeliydin oğlum?

babam söze karıştı:

"aman efendim ne rütbesi... bedelli yaptı geçen sene. bakaya bu"

murat bey: biliyorum efendim onu sormadım. kafa sözlük'te yazıyor oğlumuz maaşallah ne güzel... yazarlık rütbesi neydi diye soruyorum.
ben: rütbe yok bildiğim kadarıyla efendim.
murat bey: var oğlum yeni geldi. hah hah ben senden iyi biliyorum demek ki, işe bak.

"hemen bakıyorum efendim" dedim. elime telefonumu aldım. yanıma sokulmuş telefonumu dikizliyor. arama geçmişi görünüyor orada. çok utandım ve sıkıldım bu duruma... "sagopa ile ceza neden küstü. van gogh neden kulağını kesti, caillou son bölüm, saddam'ın idam edilişi" vs. gibi absürt aramaların hepsini gördü. o an yer yarılsaydı da yerin dibine girseydim dedim. bunu gerçekten istedim dostlarım. allahtan daha ötesini görmedi diye kendimi teselli ediyorum.

bir de baktık ki herkes şövalye, para babası, filozof, ninja vs. diye rütbelenmişken bende bomboş bir ekran çıktı. bir iki saniye odaklanınca o ekranda nah çeken çocuk gifi çıkıyor. o bana baktı ben ona baktım. şaban oğlu şaban filminde kemal sunal ile onun kumandanı şener şen'in birbirlerine mel mel baktığı sahne gibi baktık birbirimize.

murat bey: öhöm.. efendim çocuklar birbirlerini sevmiş lakin onların biraz daha birbirlerini tanıması icap eder diye düşünüyorum. delikanlı henüz çok toy. bizim kız da fakülteyi yeni bitirdi, yeni işe girdi.. biraz bekleyelim isterim.

o anda tamamıyla yıkılmıştım. kafa sözlük yine bize giderayak yaptı yapacağını. sezercik gibi sesim ağlamaklı : "kıyak adammışsın.. helal olsun..." demek istedim o'na o an... yine avucumuzu yalayarak döndük 14. kere ...

bu iş burada bitmeyecek ama. dönüşüm fena olacak ve esra'mı bir romans şövalyesi olup kurtaracağım o derebeyinin evinden!
devamını gör...

günlerden çarşambaysa akşama bay impoş sayesinde bir sanatçımızı enine boyuna öğreneceğiz, şarkılarını dinleyeceğiz demektir. hattaaaa, belkiiii, biziii biiir dee sürpriz bekliyordur? bilemeyiz.* sabırsızlıkla beklemedeyiz efenim.
o arada şuraya bir anı bırakalım:
hayli küçük bir tıfılken ezbere söylediğimi hatırladığım ilk şarkı, küpeli abiden dinlediğim akdeniz akşamları şarkısıdır. evimiz bahçe içinde müstakil bir evdi. bahçenin bir kısmında yerden yüksek, bazen havuz bazen su depolama amaçlı kullandığımız bi kısım vardı. kendi kendime oynadığım zamanlarda o havuzun kenarına çıkıp suya bacaklarımı sallandırıp “akdeniiiizzz akşamlarııı” şeklinde, o cırtlak sesimle şarkı söylemeyi çok severdim. normal zamanda da severdim şarkı söylemeyi, ama özellikle akdeniz akşamlarını o havuz kenarında söylemeyi daha çok severdim. bir iç anadolu bebesi olarak, yazın gittiğimiz tatillerden mütevellit akdenizi havuzla bağdaştırmam çok da garip değil sanki *.
bir de, en başta dediğim küpeli abi mevzusu var. isim hafızam tıfılken de pek fena olmalıymış ki, haluk levent’i dinlemek istediğimde “bana küpeli abiyi açar mısınız?” dermişim evde büyüklerime. o yüzden, biri bana sorsa ki haluk levent senin için ne demek? derim ona ki*, haluk levent demek küpeli abi demek.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim