(bkz: romada roman okuyan roman) evet. daha iyisi gelene kadar en iyisi bu.
devamını gör...

birçok şarkıcının başïna gelen olaydır. amy winehouse, barış akarsu, jimi hendrix , kurt çobain, daha bir sürü.
korkutan yaştır.
devamını gör...

kafam çok karışık son günlerde sözlük. iyi desem iyi değilim kötü desem kötü de değilim. aslında çok değişkenim. sabahları çok kötüyüm öğlenleri biraz daha iyi akşama doğru bir düzeliş derken gece en kötüsü. yani hayat anlamını yitirdi gibi. her şey yolunda gibi aslında kötü bir şey yok ama ben yolunda değilim. bir şey yapmak istemiyorum. yani hevesim de kalmadı. çok saçma ama bazen 'ya tam da şuan tık diye ölsem ne olur acaba' dersiniz ya aynı öyle bir andayım. canım sıkkın, ama gülüyorum. moralim yok, konuşasım yok ama daha da çok konuşuyorum. her şey iyiymiş gibi yapıyorum. insanın başkalarını kandırması kolaymış da kendisini kandırması zormuş. ben de kendimi kandıramıyorum. içime döndüm bu aralar. huysuz bir insan oldum. şimdi böyle deyince aklıma oğuz atay'ın sözleri geldi:

"ben iç dünyama dönüyorum. orada hayal kırıklığına yer yok."

evet ben kendi iç dünyama kaçıyorum. bu bazen değişse de bir süre böyle olacak gibi. bu mutsuz durumdan yarı memnunum. ama neyse biraz da böyle olalım. hep mutlu olacak değiliz ya.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne olduğunu anlamayıp çözene kadar bir sürü kişiye bildirim gönderdiğimi fark ettiğim özellik.
neden konulmuş anlayamadım açıkçası. birisinin hangi başlıkta olduğunu neden merak eder ki insan? hadi merak etti diyelim, niye ifşa edilir? ifşa olacağını bilerek kim bakar ki?
devamını gör...

kendi hayatını yakın bir arkadaşı olan ali rıza türker'e anlatışıyla yazılmış "şöhret dediğin" adlı yarı otobiyografik bir kitabı vardır. her zamanki beyefendiliğiyle ve tevazusuyla sevenlerinin bilmesini istediği kadarını aktardığı bir yaşam öyküsü anlatmıştı bu kitapta. kitabın 2012 yılında çıktığından bugüne dek pek ilgi görmeyişi üzücü olsa da, kitap onunla bir masada oturup sohbet eder gibi bir hava bırakıyor okurunda. kitapta aynı zamanda yakın arkadaşlarının da yer yer ferdi özbeğen'e, yer yer genel bağlamda şöhrete dair görüşleri yer almakta, ki bunu ferdi özbeğen'in o nahif halini gölgeleyen bir durum olarak algılanabiliyor. yine de şu var, sanatçının öyle katmanlı ve öyle ince bir ruhu var ki anlatılanların çoğunun altında daha derin hikayelerin olduğu anlaşılıyor. bir diğer deyişle satır aralarında okunabilecek ayrıntıların satırlarda bulunanlardan daha fazla olduğu gözlerden kaçmıyor. anlatının kısa oluşu da bir öğle vakti keyifli iki saat geçirmeyi mümkün kılıyor, göz atmakta fayda olabilir.
devamını gör...

bayağıdır buraları boşladım ama kendimle savaşım hiç bitmiyor ki... sanki birçok cephede savaşan bir asker gibiyim, bir cephedeki saldırıyı biraz püskürtürken diğer cephede savaş şiddetleniyor... neyse artık hep bildiğim ve hiç unutmak istemediğim bir şey var ki her ne olursa olsun, sakin olmak, kendime şefkatli davranmak işleri kolaylaştırıyor.. en azından yaşananlar karşısında bir de kendi kendimi pataklamıyorum... şu kilo verme meselesi, bayağı zamandır gündemimde... karaciğer yağlanması da olunca diyetisyene gidip kendime daha kontrollü bir sistem oturtmak istemiştim ama olmuyor öyle işte... bana birisi yasak deyince o yasakları delmek için uğraşan bir yaramaz kız çocuğu var sanki içimde... bu gerçeği bildiğimden önceki seneler hiç diyetisyene gitmeden çok rahat kendi kendime sağlıklı beslenme ve spor programı düzenlemiş ve çok da iyi kilo vermiştim ama aradan geçen zaman içinde bu programı da bozacak kadar bazı zorluklar yaşayınca sağlıklı beslenme, spor falan yalan olmuştu. sonrasında karaciğer yağlanmasıyla yüzleşip daha da sıkı diyet yapmam lazım artık diyerek diyetisyene gitmiştim ama diyetisyene gittikten sonra daha çok kilo almıştım... şimdi de aynı döngü içindeyim... zorunluluklar, yasaklar falan beni bozuyor... halbuki yasak olmayınca o yiyecek aklıma bile gelmez ama yasak olduğunda aklımdan çıkmıyor... bu arada takibe aldığım hem psikolog hem de diyetisyen olan birisinin bir sözü bu konuda farkındalık kazanmamı sağladı... kendisi diyet mantığına karşı olan bir diyetisyen, yani piyasada pek nadir görülen türden bir diyetisyen.. neyse şöyle yazmış: "sağlık sorunlarından dolayı diyet yapmanız gerekiyorsa bile, burada amaç size sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmaktır, yani yiyecekleri kısıtlamaya değil, sağlıklı yiyeceklere odaklanın." evet, bir kez daha anladım, yasak yiyecek diye bir şey yok aslında, dikkatini sağlıklı yiyeceklere verdiğinde o "yasak" yiyeceklerden de canın çektiğinde az miktarda yediğinde zaten kilo veriyorsun... yani, yasaklama, kısıtlama yok... dikkatini sağlıklı yiyeceklere, spora vermek var... bugün itibariyle buzdolabıma yapıştırdığım diyet listemi kaldırdım.. yasakların olmaması bile beni psikolojik açıdan rahatlatıyor... hadi bakalım birinci önceliğim kendime şefkatli olmak, sonrasında zaten istediklerimi başarırım diye umuyorum...
devamını gör...

türkiye özellikle son yıllarda insan kaçakçılığı ve köleliğinin hızla yükseldiği ülkeler arasında. genel anlamda insan kaçakçılığı ve köleleğine dair raporlar bulunmakla birlikte seks köleliği konusunda yapılan araştırma sayısı daha az.
türkiye'de 2013 yılı itibariyle 3000 genelevde toplam 15 bin kayıtlı kadın seks işçisi çalışırken, kayıtlı olmayan kadın seks işçilerinin sayımsı 100.000'in üzerinde olduğu ve bunların yarısından fazlasının çocuk olduğu belirtilmekte.
erkek seks işçileri ve seks köleliği konusundaya detaylı çalışma yok. genelevlerde seks işçisi olarak çalışamayan erkek seks işçilerinin tamamı tıpkı 100bin kadın ve kız çocuğu seks işçileri gibi sokakta mafyanın elinde köle olarak çalışmakta. yine erkek seks işçilerinin yarısına yakınının çocuk olduğu belirtilmekte.
türkiye'de seks kölelerinin büyük bölümü doğu ve güneydoğudaki öksüzler, baltık cumhuriyetlerinden getirilen çocuklar ve son yıllarda suriyeli göçmen çocuklar.
2016 yılı insan kaçakçılığı raporlarına göre türkiye'de köle olarak bulunan kişi sayısı 480.000 ve bu kişiler kimi zaman tarım işçisi, sanayi işçisi, temizlikçi vb olarak zorla parasız köle olarak çalıştırıldıkları gibi özellikle 18 yaş altındaki kız ve erkek çocukları parasız seks kölesi olarak çalıştırılmakta.
türkiye'de köleliğe dair haberlerden bir kısmı için : buradan
devamını gör...

şahsen ülke olarak diktatör diye nitelendiriyoruz bizde kendisini, güzel olmuş işçilik sağlam.

ben şahsen bu geert wilders'ın hollanda da iktidara gelmesini çok istiyorum.

orada sol, burada sağ partiye oy veren kanser gurbetçi güruhu'nun, sağ iktidarı ile tanışması açısından.
devamını gör...

divan şiirinin olmazsa olmazıdır. önce divan şiiri için çok kısaca:

birkaçı dışında çoğu divan şairimizin sadece bir divanı vardır. koskoca nedim, dasdaracık bir cildin içinde başlar ve biter. eğer bu divan’ın da sık sık tekrarlanan bölümlerini, padişah ya da vezire yaranmak için sulandırılmış kısımlarını çıkarırsanız ya da sırf biçime uygun gelsin diye şişirilmiş bölümlerini saymazsanız, geriye birkaç beyit, birkaç dize kaldığını görürsünüz. bu durum çoğu divan şairi için aynıdır.
'divan şiiri'ne adını veren divanlar, kasidelerle (-->padişah ya da vezire yaranmak için sulandırılmış kısımlarla) başlar. bu kasidelerin de çeşitleri ve divana konulma sıraları vardır. bir divan şairinin iyi bir şair olup olmadığı ise kendisinin de en çok önemsediği 'gazel'lerine bakarak anlaşılır. sözlük yazarlarının divan şiirini örneklemek için seçtiği beyitlerin neredeyse tamamı 'gazel' beyitleridir.

şimdi bu ön açıklamalardan sonra, 'mazmun'a yeniden dönecek olursak; ortak islam kültürü içinde, kalıp ölçülerle ((gbkz: aruz)), kalıp nazım şekilleri ile ve ortak hayal dünyası içinde 'özgün' şiire rastlamak cidden zordur.
kurallar, yüzlerce yıl öncesinden belirlenmiş, sınırlar çizilmiştir.

yukarıda sözünü ettiğimiz 'gazel'ler divan şiirinde şairlerin, özgünlüklerini, yaratıcılıklarını, yeteneklerini konuşturacakları, gösterecekleri tek alandır diyebiliriz. gazellerin ana teması bilindiği gibi 'aşk'tır. bu aşk, dünyevi bir aşk da olabilir, ilahi bir aşk da. her ne olursa olsun, 'aşk' anlatılacağı zaman, anlatılacak bir sevgili de var demektir. öyleyse 'sevgili' divan şiirinde nasıl anlatılır?

mazmunlarla. evet, mazmun dediğimiz, her hayali önceden belirlenmiş benzetmelerin oluşturduğu mazmunlarla.

-namık kemal'in tanzimat şiiri'nde yenilik yaparken eleştirdiği ve belirttiği gibi- eğer şairlerin anlattıkları kağıda resim olarak çizilse, karşılaşılacak 'sevgili' bir 'gulyabani' gibidir: çirkin ve korkunç, kesinlikle gerçek olmayan.

nedir en çok kullanılan mazmunlar; kaş, yay gibidir, kirpik oktur, gözler ateş saçar, boy öyle uzundur ki, selvi ağacı yanında halt etsin, bel kopacak kadar incedir, saçlar ya yılandır ya hristiyan keşişlerinin cübbelerine bağladıkları kuşaktır, dinden çıkarır, ağız zaten yoktur........bu böyle devam eder.

konu çok uzun ve kapsamlı. oysa amacım bilimsel bir makale oluşturmak değil, yalnızca bu konudaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak, ey sevgili okur. bu nedenle, bu konuya ilişkin, 'namık kemal'in divan şiiri üzerine düşüncelerini irdeleyen bir yüksek lisans makalesi'ni de şuraya bırakayım ve aradan çekileyim.
buradan
devamını gör...

biz alışmışız taksim'e gider gitmez elimize birayı alıp sokaklarda turlamaya,
gezinin ilk günü yine gittik neler oluyor yerinde görelim diye. aldık yine gayri ihtiyari biraları girdik parka olani biteni kavramaya çalışıyoruz. bir kız çocuğu geldi, kız çocuğu diyorum muhtemelen üniversite öğrencisi birinci sınıf, ilk senesinde kazanmış ki ufak tefek gözüküyor. yaklaştı sıkıla sıkıla abi biz burda alkol icmiyoruz dedi. ne alaka dedim kendi kendime, neden diye sordum. dışardan görenler bizi yanlış anlamasın dedi. tamam ben bunu atarım abisi dedim. sen iç abi ben alır atarım sorun değil dedi.

iyiki de ilk gün oraya gitmişim, iyiki de hergun tekrar gitmişim. yoksa tv de izlediklerinizle orada yaşananlar aynı şeyler değildi. tv de size gösterilenler bugün bile bir kurmaca olabilir.

bir dönüm noktasıydi gezi, dönemedik, dondurmediler.
devamını gör...

çok üzülerek belirtmek isterim ki:

türk vergi sistemi.
devamını gör...

çekirdek.
devamını gör...

1-istanbul
2-kadıköy
3-moda

şimdi moda dan geldim göztepeye, dünyanın en güzel sokakları ve insanları moda da bence,

yarın yeni evime taşınıyorum, şimdilik şartlar gereği üsküdar çamlıca da, yeni bir hayata başlıyorum tek başıma, önümüzdeki yaza kadar yeni işimle uğraşacağım, tabiiki işler iyi giderse türkiye den gitmek istiyorum bende ama nereye gidersem gideyim, benim dünyamın başkenti istanbul kadıköy moda *
devamını gör...

provoke edilmiş , amacından sapmış bir direniştir. nerede devleti eleştiren bir eylem olsa bit gibi türeyen marksistlerin olayı farklı noktaya taşımasıdır.
devamını gör...

sözlük sizin yüzünüzden hep ayakta hep.

kaos var sizde, manitalar için kapışma sizde, yahu kadınım diye milleti ayartma sizde hah.. ay ya sayenizde sözlük hep ayakta hep.

not: böyle başlığa böyle tanım. lütfen üzerinize alınmayınız pek kıymetli erkek yazarlar. ayağıma top gelmiş vurmayam mı?
devamını gör...

postal ve jop yalayıcıları rahatsız edecek olan vahşettir. yalamayı bırakın da biraz realist olun anasını satıyım. ayrıca başlığı kimin açtığına değinmeyin olaya bakın.

polis kadına bile el kaldırıyor vay ben senin evveliyatına tüküreyim ya…

edit: polisin görevi nedir? birisi bir suç işlerse onu gözaltına almaktır. vatandaşı dövmek yerine kelepçeyi takıp karakola götürebilirdi. ama burada bazıları şu olayı bile masumlaştırmaya çalışıyor. ulan hakikaten acıyorum size be. sonra başlık altında laf sokmaya çalışıyorlar bazı insanlık düşmanı barzolar. şu olayı kim masum göstermeye çalışıyorsa bilin ki tehlikeli insandır. bunu bilir bunu söylerim.

şunu da söylemeden geçemeyeceğim; şimdi biz bu polisi eleştirdik ya bazıları hemen bizi vatan haini olarak ilan edecek. an itibariyle beklemedeyiz. *
devamını gör...

yazarları artık şekillendirmeye çalışmayın. kimse kimsenin düşünce kalıbına girmek zorunda değil ya da sadece belirli konulara odaklanmak zorunda da değil.

herkesin düşüncesi ayrı, herkes kendi düşüncesine göre içerik üretiyor. kimi bilgi, kimi gündem, kimi troll, kimi gelişi güzel vb. düşünceleri bir olanlar da zaten o başlık ve tanımları karşılıksız bırakmıyor.

sözlük açıldığından beri herkes şu olsun, bu olsun, o olsun deyip durdu ama burası sözlük burada belirli bir kalıp olmaz, hadi oldu diyelim. o kalıbı sevmeyenler gider, burası da standart kalıp da ruhsuz, renksiz olup çok seslilikten uzaklaşmış bir yer olur. böyle olmasını isteyenler de sürekli aynı seyleri görmekten dolayı bir süre sonra sıkılıp, burayı bırakır. farklı düşünceler, her yere farklılık, hareketlilik ve renk katar. çok seslilikten çekinmeyin yani bırakın insanları kurallar çevresinde bir kalıba girmeden dilediği gibi yazsın.
devamını gör...

sınır tanımayan egosunu asla onaylamam.
bazı zamanlar gösterdiği orantısız tepkisini yanlış bulurum.
ama büyük hocalığı takdire şayan.
devamını gör...

istanbul büyükşehir belediye başkanı ekrem imamoğlu kişisel twitter hesabından, milli eğitim bakanı ziya selçuk'u etiketleyererek yüz yüze sınav uygulaması kararını tekrar gözden geçirilmesini için tweet atması.

gençlerden çok mesaj alıyorum...

yüz yüze eğitim başlamamışken yüz yüze sınav dayatmasından şikayetçiler. eğitimde eşitsizlikten ve salgından endişeliler. gençler, milli eğitim bakanlığı'mızın bu kararı gözden geçirmesini talep ediyor.
@tcmeb @ziyaselcuk


buradan
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim