heidi
isviçreli yazar johanna spyri tarafından yazılan aynı adlı masalın küçük sevimli kahramanı. çocukluğumda okuduğum en güzel masallar arasındadır. çizgi film uyarlamaları da yapılmıştır. eski sevgilim, almanca öğrendiğim dönemler, almanya'dan çizgi filminin dvd'sini getirmişti. hem yavaş yavaş anlamaya başladığım almanca'm için, hem de çocukluğumu hatırlattığı için çok mutlu olmuştum.
devamını gör...
alttaki yazara bir mesaj bırak
alttaki sayın yazar a sağlık, sevgi ve hoşgörü dolu günlerinin olmasını temenni ediyorum.
devamını gör...
emisizumab
faktör 8 fonksiyonunu düzelten hemofili a tedavisinde kullanılan ajandır.
(bkz: hemofili)
(bkz: hemofili)
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük, iki taraflı casusluk yaptığını düşündüğüm, kendini amerikan güreşçisi sanan bir kedim var. henüz hava aydınlanmadan üstüme defaatle atlayarak uykuyu haram etti. kaç kilo kedi,bayağı beni nakavt etti.*
dana ilkbahar şimdi ben buna ne yapayım? *
dana ilkbahar şimdi ben buna ne yapayım? *
devamını gör...
türkiye'de normalleşen anormallikler
sırf bir insanla komşu,akraba vs. olduğu için özel hayatı hakkında soru sormak ve üstüne tavsiye vermeye çalışmak.
bi salın ya.
bi salın ya.
devamını gör...
ömür boyu yetecek paran olsa çalışır mısın sorunsalı
insanlar para kazanmak için çalışıyorlar elbette diyeceksiniz. ancak ya ömür boyu bize yetecek paramız olsaydı yine çalışır mıydık? bence yine çalışırdık. çünkü aslında insanlar sadece para kazanmak için çalışmıyorlar.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
evdeki saat - kötü zamanlar
şarkıyı bugün keşfettim ama aşırı sardı, hatta gün boyunca evde "ve arkada kaldı kötüü zamanlaar, öncee mahveder seni, sonra tamamlaarr..." diye gezdiğim doğrudur.
şarkıyı bugün keşfettim ama aşırı sardı, hatta gün boyunca evde "ve arkada kaldı kötüü zamanlaar, öncee mahveder seni, sonra tamamlaarr..." diye gezdiğim doğrudur.
devamını gör...
aile bakanı'nın 23 nisan'da koltuğuna oturan çocuğa davranışı
ramazan ayındaki gereksiz hassasiyet beklentisinin geldiği son durumdur. *
devamını gör...
anarşizm
kelime manası yöneticisiz otoritesiz anlamına gelmektedir. -an=olumsuzluk eki -archos=yönetici
devletin olmadığı yerde anarşi vardır. devlet beyaz ise anarşi siyahtır. devlet ışık ise anarşi karanlıktır.
diğer -izm'lerin insanlığa doğrudan faydası olmadığı gibi anarşizminde olmamıştır.
devletleri anarşi perspektifinden de değerlendirmek gerekir. eşkiya hüküm sürüyorsa orada anarşi vardır, devletim diyen; zülm ediyorsa, adaleti geciktiriyorsa orada da anarşi vardır. ülkemizi de böyle değerlendirebiliriz; devlet kişilerin iyiliği için varsa devlettir, eğer kişiler yöneticilerin iyiliği için çalışıyorsa buna devlet değil eşkiya denir. eşkiya hüküm sürebiliyorsa orada anarşi vardır.
ülkede fakirlik varsa ve o ülkenin başındaki şahış saraylarda lüksler içinde yaşarken birde insanlara kanaati tavsiye ediyorsa bu yönetimi niteleyecek kelime devlet değil eşkiya olur. kişi kimin devlet kimin eşkiya olduğunu bilirse eşkiya'ya gösterilecek tepkiyi devlete göstermez.
gerçek bir devlet yönetici aynı zamanda muhibbi ismi ile şiirler yazan padişahın şiiri;
halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi
olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi.
-
halkın gözünde devlet (iktidâr) gibi değerli bir şey yok.
halbuki şu dünyada bir nefes sıhhat gibi devlet (güç) olamaz.
-
saltanat didükleri ancak cihân gavgasıdur
olmaya baht u sa'âdet dünyede vahdet gibi.
-
saltanat dedikleri sadece bir dünya kavgasıdır.
dünyada allaha yakınlık gibi büyük saâdet ve baht açıklığı olamaz.
-
bu iyş ü işreti çün kim fenâdur âkıbet
yâr-ı bâkî ister isen olmaya tâ'at gibi.
-
bu eğlenceyi yeme içmeyi bırak, sonu kötüdür.
eğer ebedî bir sevgili istiyorsan ibâdet gibisi yoktur.
-
olsa kumlar sagışınca ömrüne hadd ü 'aded
gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir sa'ât gibi.
-
ömrün, kumlar sayısınca sınırsız ve hesapsız olsa bile,
bu feleğin fanusunda ( çıtasında) bir saât gibi bile gelmez.
-
ger huzûr itmek dilersen iy muhibbî fâriğ ol
olmaya vahdet makâmı gûşe-i uzlet gibi.
-
ey muhibbî, eğer huzur içinde olmak istersen, ferâgat sâhibi ol (vazgeç)
dünyada yalnızlık köşesine çekilmek gibi allah'a yakınlaşma olamaz.
devletin olmadığı yerde anarşi vardır. devlet beyaz ise anarşi siyahtır. devlet ışık ise anarşi karanlıktır.
diğer -izm'lerin insanlığa doğrudan faydası olmadığı gibi anarşizminde olmamıştır.
devletleri anarşi perspektifinden de değerlendirmek gerekir. eşkiya hüküm sürüyorsa orada anarşi vardır, devletim diyen; zülm ediyorsa, adaleti geciktiriyorsa orada da anarşi vardır. ülkemizi de böyle değerlendirebiliriz; devlet kişilerin iyiliği için varsa devlettir, eğer kişiler yöneticilerin iyiliği için çalışıyorsa buna devlet değil eşkiya denir. eşkiya hüküm sürebiliyorsa orada anarşi vardır.
ülkede fakirlik varsa ve o ülkenin başındaki şahış saraylarda lüksler içinde yaşarken birde insanlara kanaati tavsiye ediyorsa bu yönetimi niteleyecek kelime devlet değil eşkiya olur. kişi kimin devlet kimin eşkiya olduğunu bilirse eşkiya'ya gösterilecek tepkiyi devlete göstermez.
gerçek bir devlet yönetici aynı zamanda muhibbi ismi ile şiirler yazan padişahın şiiri;
halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi
olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi.
-
halkın gözünde devlet (iktidâr) gibi değerli bir şey yok.
halbuki şu dünyada bir nefes sıhhat gibi devlet (güç) olamaz.
-
saltanat didükleri ancak cihân gavgasıdur
olmaya baht u sa'âdet dünyede vahdet gibi.
-
saltanat dedikleri sadece bir dünya kavgasıdır.
dünyada allaha yakınlık gibi büyük saâdet ve baht açıklığı olamaz.
-
bu iyş ü işreti çün kim fenâdur âkıbet
yâr-ı bâkî ister isen olmaya tâ'at gibi.
-
bu eğlenceyi yeme içmeyi bırak, sonu kötüdür.
eğer ebedî bir sevgili istiyorsan ibâdet gibisi yoktur.
-
olsa kumlar sagışınca ömrüne hadd ü 'aded
gelmeye bu şîşe-i çarh içre bir sa'ât gibi.
-
ömrün, kumlar sayısınca sınırsız ve hesapsız olsa bile,
bu feleğin fanusunda ( çıtasında) bir saât gibi bile gelmez.
-
ger huzûr itmek dilersen iy muhibbî fâriğ ol
olmaya vahdet makâmı gûşe-i uzlet gibi.
-
ey muhibbî, eğer huzur içinde olmak istersen, ferâgat sâhibi ol (vazgeç)
dünyada yalnızlık köşesine çekilmek gibi allah'a yakınlaşma olamaz.
devamını gör...
cumhuriyet sisteminin artık anlamsız bir sistem olması
yeni sistem şart ve yeni sistem önerim:
döner bıçaklarıyla dalalım abiiiiii.
döner bıçaklarıyla dalalım abiiiiii.
devamını gör...
yazarların en acı günü
kaybedecek bir şeyimin kalmadığı gündür.
devamını gör...
agnostik
inanan kişi ve inanmayan kişi tartışırken uzaktan yiyin birbirinizi diyen kimsedir. bence harika bir level. bu levelde artık sebepleri değil sonuçları düşünüyorsunuz. bence inanan ve inanmayanın birbirinden bir farkı yoktur çünkü ikisininde kanıtı yoktur. ben hem agnostiğim hemde varsa bile banane inancına sahibim.
devamını gör...
harry potter'daki büyüler
devamını gör...
yazarların whatsapp’tan attığı son mesaj
“sınav haftası yaklaşıyor ya kimseyle görüşemiyorum”
çok çalışıyormuş gibi bir de bunu yazmışım. evet canım, gün içerisinde hiçbir şey yapmamakla meşgulüm ben.
çok çalışıyormuş gibi bir de bunu yazmışım. evet canım, gün içerisinde hiçbir şey yapmamakla meşgulüm ben.
devamını gör...
cahil cesareti
yüzme bilmeden denize atlamaktır. çırpınır durur varsa şansı biri tarafından kurtarılır yoksa boğulur. sağ salim çıktıysa deniz bugün dalgalıydı yoksa ben boğulmazdım der kurtarını pişman, kendini de maskara eder.
devamını gör...
hatıra olsun diye saklanan garip nesneler
bozulmuş kol saatleri.
devamını gör...
jane austen
winston churchill'in başucundan eksik etmediği söylenen külliyatın sahibi yazardır jane austen. kendisi ingiliz edebiyatında shakespeare'den sonraki en ünlü isimdir. onun hemen tüm romanlarını okumuş olmakla birlikte en beğendiğim ve diğerlerinden gerek edebi anlamda gerek mantık açısından nispeten kaliteli bulduğum eseri 'emma' dır. zaten emma üzerine pek çok dizi-film yapılmıştır, birçoğunu izledim gayet başarılı yapımlar olduklarını söyleyebilirim*.
austen'ın gerçekten de sıkıcı bir dili vardır bazı eserlerinde. buna northanger abbey iyi bir örnek olabilir. her satırda bir olay olmasını, bir gizem kapısının aralanmasını beklersiniz ama olaylar oldukça sade bir şekilde akıp gider. dişe dokunur bir olay, sohbet, macera yaşanmadan bir de bakmışsınız ki kitap bitmiş. buradaki mantıksızlık ise, yazarın bizi aslında hiç yaşanmayacak olan bir maceranın beklentisine sokmuş olmasıdır.
austen'ın en bilinir eseri olan gurur ve önyargı ise tesadüfler silsilesinden ibaret, mantıkla son derece çelişen bir kurguya sahiptir. hatta o derecedir ki eğer bu tesadüflerden bir tanesi bile olmasa , ana kahramanlarımız hiçbir zaman kavuşamayacaktır. zaten bilinenin aksine buradaki durum öyle büyük bir aşk hikayesi de değildir. kitapta elizabeth kendi ağzıyla darcy için aşk gibi kuvvetli bir duygu beslemediğini söylemektedir zihninde. yapılan evliliklerin tamamen maddi statü kazanabilmek için yapıldığı ise zaten bahsedilmeye gerek bile olmayan bir mevzudur. burada kesinlikle beyefendilerin iyi karakterli veya yakışıklı olmasına değil; ne kadar zengin olduğuna bakılarak onların evlilik teklifi kabul edilir, kızlar ve aileleri tarafından.
fakat austen'ın bazı eserleri de vardır ki onlardaki durum kadın-erkek ilişkilerini aşmış, satır aralarında hayata dair önemli mesajlar sunar hale gelmiştir. örneğin 'ikna' romanında bu durum özellikle göze çarpar fikrimce. burada başkahraman uzun zaman yalnız yaşamayı tercih etmiş bir karakter olduğu için, çeşitli sorgulamalar yaparken bulursunuz kendinizi, onunla birlikte. bu romanın da diğerlerine kıyasla nispeten heyecanlı bir havası olduğu söylenebilir.
jane austen'ın sahip olduğu bu şöhreti aslında hakedip haketmediğini çokça düşünmüşümdür. ama şunu da göz önünde bulundurmak lazımdır ki kendisinin yaşadığı dönem olan 18-19. yüzyıl ingiltere'sinde bir kadın yazar olmak, ismini gizleyerek mahlas kullanmak yoluyla da olsa tek başına bir romancı olarak geniş kitlelerin beğenisini kazanmak büyük bir iştir. belki de şöhretinin asıl dikkate alınması gereken noktası romanlarından ziyade burasıdır.
bu arada austen'ın hep aynı tarz konuları işleyen romanlar kaleme almasının bir sebebi vardır. kendisi hiç evlenmemiştir fakat o da büyük bir aşk hikayesi yaşamıştır. elbette sonu mutsuz bitmiştir ancak bu tecrübesi, ölümsüz eserleri edebiyat dünyasına kazandırmasına, özellikle de gurur ve önyargı'yı, vesile olmuştur. becoming jane isimli filmde de kendi romanlarının bir karakteri gibi yaşadığı bu harika hikaye anlatılır. başrolünde ise anne hathaway ve james mcavoy yer almıştır.
austen'ın gerçekten de sıkıcı bir dili vardır bazı eserlerinde. buna northanger abbey iyi bir örnek olabilir. her satırda bir olay olmasını, bir gizem kapısının aralanmasını beklersiniz ama olaylar oldukça sade bir şekilde akıp gider. dişe dokunur bir olay, sohbet, macera yaşanmadan bir de bakmışsınız ki kitap bitmiş. buradaki mantıksızlık ise, yazarın bizi aslında hiç yaşanmayacak olan bir maceranın beklentisine sokmuş olmasıdır.
austen'ın en bilinir eseri olan gurur ve önyargı ise tesadüfler silsilesinden ibaret, mantıkla son derece çelişen bir kurguya sahiptir. hatta o derecedir ki eğer bu tesadüflerden bir tanesi bile olmasa , ana kahramanlarımız hiçbir zaman kavuşamayacaktır. zaten bilinenin aksine buradaki durum öyle büyük bir aşk hikayesi de değildir. kitapta elizabeth kendi ağzıyla darcy için aşk gibi kuvvetli bir duygu beslemediğini söylemektedir zihninde. yapılan evliliklerin tamamen maddi statü kazanabilmek için yapıldığı ise zaten bahsedilmeye gerek bile olmayan bir mevzudur. burada kesinlikle beyefendilerin iyi karakterli veya yakışıklı olmasına değil; ne kadar zengin olduğuna bakılarak onların evlilik teklifi kabul edilir, kızlar ve aileleri tarafından.
fakat austen'ın bazı eserleri de vardır ki onlardaki durum kadın-erkek ilişkilerini aşmış, satır aralarında hayata dair önemli mesajlar sunar hale gelmiştir. örneğin 'ikna' romanında bu durum özellikle göze çarpar fikrimce. burada başkahraman uzun zaman yalnız yaşamayı tercih etmiş bir karakter olduğu için, çeşitli sorgulamalar yaparken bulursunuz kendinizi, onunla birlikte. bu romanın da diğerlerine kıyasla nispeten heyecanlı bir havası olduğu söylenebilir.
jane austen'ın sahip olduğu bu şöhreti aslında hakedip haketmediğini çokça düşünmüşümdür. ama şunu da göz önünde bulundurmak lazımdır ki kendisinin yaşadığı dönem olan 18-19. yüzyıl ingiltere'sinde bir kadın yazar olmak, ismini gizleyerek mahlas kullanmak yoluyla da olsa tek başına bir romancı olarak geniş kitlelerin beğenisini kazanmak büyük bir iştir. belki de şöhretinin asıl dikkate alınması gereken noktası romanlarından ziyade burasıdır.
bu arada austen'ın hep aynı tarz konuları işleyen romanlar kaleme almasının bir sebebi vardır. kendisi hiç evlenmemiştir fakat o da büyük bir aşk hikayesi yaşamıştır. elbette sonu mutsuz bitmiştir ancak bu tecrübesi, ölümsüz eserleri edebiyat dünyasına kazandırmasına, özellikle de gurur ve önyargı'yı, vesile olmuştur. becoming jane isimli filmde de kendi romanlarının bir karakteri gibi yaşadığı bu harika hikaye anlatılır. başrolünde ise anne hathaway ve james mcavoy yer almıştır.
devamını gör...
kız kaçıran
unutamadığım fiiiiüüüüüüüüüüüüüüüüüv sesinin sahibi torpile göre masum olan oyuncak. bundan masumu da şerit şerit satılan duvara sürterek faaliyete geçirdiğimiz çatapatlardı.
devamını gör...
işaret dili
duyma engelli bireylerin; birbirleri ile anlasabilmesi adina, birtakim el ve kol hareketleri ile olusturulan iletisim sekli.
fikrimce bir dil degil, cunku gramer veya cumle yapisi gibi ogeleri barindirmiyor. kisilerin kullanim tekrariyla gelisen yeni kelimeler ve durumlar olusuyor. ayrica milletten millete kultur farkiyla degisiklik gosterdigi icin evrensel degildir.
ukdeydim doldum.
fikrimce bir dil degil, cunku gramer veya cumle yapisi gibi ogeleri barindirmiyor. kisilerin kullanim tekrariyla gelisen yeni kelimeler ve durumlar olusuyor. ayrica milletten millete kultur farkiyla degisiklik gosterdigi icin evrensel degildir.
ukdeydim doldum.
devamını gör...

