sevilen filmlerin sevilen replikleri
- muzo, kaç sigaramız kaldı?
- sigaramız diye genel bir durum yok.
- sigaramız diye genel bir durum yok.
devamını gör...
örnek vatandaş (yazar)
nick'inin hakkını veren nadir yazarlardan birisidir. yardımsever iyi niyetli. zor bulunuyor böyle insanlar. kıymetini bilelim.
devamını gör...
hiç evlenmemiş erkek ile boşanmış kadın evliliği
peygamber sünneti olan evlilik.
peygamberimiz hz hatice ile evlendiğinde hz. hatice dul idi kendi de hiç evlenmemişti.
kişilerin birbirinde gönlü varsa pekala olabilecek tüm diğer evlilikler gibi olabilecek bir evlilik.
peygamberimiz hz hatice ile evlendiğinde hz. hatice dul idi kendi de hiç evlenmemişti.
kişilerin birbirinde gönlü varsa pekala olabilecek tüm diğer evlilikler gibi olabilecek bir evlilik.
devamını gör...
türkiye’de eksikliği en çok hissedilen şey
b12. kime sorsam b12'si eksik.
devamını gör...
her aşk ölümü tadacak
manga'nın şehr-i hüzün albümündeki mükemmel şarkılardan biridir.
kimileri kaybolur, unutulur hatta sesi bu şehirde
bir gidenle, bir kalanın bilinir hikayesi
kimileri hayattan mutlu sonlar çalar bu şehirde
kiminin de bizim gibi yarım kalır hikayesi
bir hüzün şehri ayırdı bizi
ve bu son olmayacak
gözyaşıyla beslediği
her aşk ölümü tadacak
ne dualar kurtarır bizi artık ne de zaman
unutabilmek gerek bazen ağlamadan
ne yeni bir aşk avutur bizi ne de geçmişin izi
kabullenmek gerek bazen yenilgiyi
bir hüzün şehri ayırdı bizi
ve bu son olmayacak
gözyaşıyla beslediği
her aşk ölümü tadacak
bir hüzün şehri ayırdı bizi
ve bu son olmayacak
gözyaşıyla beslediği
her aşk ölümü tadacak
bir hüzün şehri ayırdı bizi
ve bu son olmayacak
gözyaşıyla beslediği
her aşk ölümü tadacak
bir hüzün şehri ayırdı bizi
ve bu son olmayacak
gözyaşıyla beslediği
her aşk ölümü tadacak
kimileri kaybolur, unutulur hatta sesi bu şehirde
bir gidenle, bir kalanın bilinir hikayesi
kimileri hayattan mutlu sonlar çalar bu şehirde
kiminin de bizim gibi yarım kalır hikayesi
bir hüzün şehri ayırdı bizi
ve bu son olmayacak
gözyaşıyla beslediği
her aşk ölümü tadacak
ne dualar kurtarır bizi artık ne de zaman
unutabilmek gerek bazen ağlamadan
ne yeni bir aşk avutur bizi ne de geçmişin izi
kabullenmek gerek bazen yenilgiyi
bir hüzün şehri ayırdı bizi
ve bu son olmayacak
gözyaşıyla beslediği
her aşk ölümü tadacak
bir hüzün şehri ayırdı bizi
ve bu son olmayacak
gözyaşıyla beslediği
her aşk ölümü tadacak
bir hüzün şehri ayırdı bizi
ve bu son olmayacak
gözyaşıyla beslediği
her aşk ölümü tadacak
bir hüzün şehri ayırdı bizi
ve bu son olmayacak
gözyaşıyla beslediği
her aşk ölümü tadacak
devamını gör...
fakirler intihar etseydi memleketin yarısı intihar ederdi
intiharın psikolojik olduğu kadar sosyolojik bir durum olduğunu bilmeyen bir belediye başkanının söylemidir.
devamını gör...
heidi
heidi neden ayakkabısızdır?
batının geçmişinde her zaman vicdanları yaralayan olaylar vardır. bu memleketlerden biri isviçredir. kara lekelerinden en önemlisi (bkz: verdingkinder) ' denilen olaydır.
johanna spyri çocuk edebiyatında kuşkusuz bu eserle birlikte önemli bir yerdedir. tüm dünyaca bilinen 1880 yılında yazılmış heidi isimli kitap verdingkinder anlatısıdır. hikayede zengin ve engelli kıza arkadaş olan heidi, dedesinin yanından zorla alınır, özlem çeker..
evine döneceği umuduyla ekmek biriktirir. yeni hayatına adapte olamamakta ve bununla beraber çıplak ayaklarıyla gezmektedir.
çizgi filmin son dönemlerinde ise bu 'ayakkabısızlık' bir utanç olarak görülmeye başlanmış ve heidi ayakkabılı çizilmiştir.
batı her zaman trajediden faydalanmıştır.
bu tip hikayelerdeki kahramanlar gerçektir. pocahontas #508038 yada sarah baatman #506628 gibi onların etinden, kadınlığından çocukluğundan, umutlarından hatta ölümlerinden bile para kazanmıştır. ölümlerinden sonra film ve dizi sektörleriyle onları kahramana dönüştürerek halen para kazanmaya devam etmektedir.
batının geçmişinde her zaman vicdanları yaralayan olaylar vardır. bu memleketlerden biri isviçredir. kara lekelerinden en önemlisi (bkz: verdingkinder) ' denilen olaydır.
johanna spyri çocuk edebiyatında kuşkusuz bu eserle birlikte önemli bir yerdedir. tüm dünyaca bilinen 1880 yılında yazılmış heidi isimli kitap verdingkinder anlatısıdır. hikayede zengin ve engelli kıza arkadaş olan heidi, dedesinin yanından zorla alınır, özlem çeker..
evine döneceği umuduyla ekmek biriktirir. yeni hayatına adapte olamamakta ve bununla beraber çıplak ayaklarıyla gezmektedir.
çizgi filmin son dönemlerinde ise bu 'ayakkabısızlık' bir utanç olarak görülmeye başlanmış ve heidi ayakkabılı çizilmiştir.
batı her zaman trajediden faydalanmıştır.
bu tip hikayelerdeki kahramanlar gerçektir. pocahontas #508038 yada sarah baatman #506628 gibi onların etinden, kadınlığından çocukluğundan, umutlarından hatta ölümlerinden bile para kazanmıştır. ölümlerinden sonra film ve dizi sektörleriyle onları kahramana dönüştürerek halen para kazanmaya devam etmektedir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
spotify
müzik dinleme ve paylaşma platformu
devamını gör...
çocuk sahibi olmamak için sebepler
gerek olmayan sebeplerdir.
istemezsiniz ve çocuk sahibi olmazsınız, bu kadar basit.
çocuk sahibi olmamak bencillik gibi görünüyor diyen olmuş. aslında tam tersine, çocuk yetiştirmek dünyanın en bencil eylemidir. özellikle de ebeveynlerin bir çoğunun çocuğunun inancı ve yaşam tarzı gibi şeyleri belirleme hakkını kendinde gördüğünü düşünecek olursak.
istemezsiniz ve çocuk sahibi olmazsınız, bu kadar basit.
çocuk sahibi olmamak bencillik gibi görünüyor diyen olmuş. aslında tam tersine, çocuk yetiştirmek dünyanın en bencil eylemidir. özellikle de ebeveynlerin bir çoğunun çocuğunun inancı ve yaşam tarzı gibi şeyleri belirleme hakkını kendinde gördüğünü düşünecek olursak.
devamını gör...
barnum etkisi
forer etkisi adıyla da bilinen, insanların hemen hemen her insana uyacak şekilde yapılan genel yorumları, kendileirne özgü şekilde algılaması ve bunlara yüksek puan verme eğilimi.
1948 yılında psikolog bertram forer öğrencileri için bir test hazırlar. bir kağıda bazı şeyler yazarak onlara dağıtır ve hepsinden, bu yazıların kendilerine ne kadar uyduğuna bakarak yazıyı puanlamalarını ister. yazı şudur:
--- alıntı ---
"başkalarının sizi beğenmesine, size hayran olmasına ihtiyaç duyuyorsunuz, ama aynı zamanda kendinize karşı eleştirel olmaya da eğilimlisiniz. kişiliğinizin bazı zayıf yönleri var ama genelde bunları telafi etmeyi başarıyorsunuz. kendi yararınıza çevirebileceğiniz halde kullanmadığınız önemli bir kapasiteye sahipsiniz. dışarıdan disiplinli ve öz güvenli görünürken, içten içe kaygılı ve güvensizsiniz. bazen doğru kararı verip vermediğiniz ya da doğru şeyi yapıp yapmadığınız konusunda kafanızda ciddi şüpheler uyanıyor. belli bir miktarda değişiklik ve farklılığı tercih ediyorsunuz; kısıtlamaların, sınırlandırmaların içinde kalmak sizi mutsuz ediyor. bağımsız bir düşünür olmakla gurur duyuyorsunuz ve başkalarının iddialarını tatmin edici kanıt olmadan kabul etmiyorsunuz. ama kendinizi başkalarına açarken çok açık, çok içten olmayı akıllıca bulmuyorsunuz. bazı zamanlar dışa dönük, sokulgan ve sosyalsiniz; bazı zamanlarsa içe dönük, sakıngan bir kapalı kutu oluyorsunuz. bazı çok gerçek dışı arzularınız var."
--- alıntı ---
puanlama 5 üzerinden yapılır ve sınıf ortalaması 4,26 çıkar. öğrencilerin çoğu bu anlatılanların kendisini tarif ettiğini düşünmüştür çünkü. oysa öğrencilere özel olarak ayrı ayrı değil 1 tane olarak yazılan ve dağıtılan bu metin, bir astroloji metninden alınmıştır. özellikle astroloji alanında sonradan benzer çalışmalar da yapılmış ve insanların bu tür şeylere inanma ve bunları kendilerine özel zannetme eğiliminde olduğu gösterilmiştir.
1948 yılında psikolog bertram forer öğrencileri için bir test hazırlar. bir kağıda bazı şeyler yazarak onlara dağıtır ve hepsinden, bu yazıların kendilerine ne kadar uyduğuna bakarak yazıyı puanlamalarını ister. yazı şudur:
--- alıntı ---
"başkalarının sizi beğenmesine, size hayran olmasına ihtiyaç duyuyorsunuz, ama aynı zamanda kendinize karşı eleştirel olmaya da eğilimlisiniz. kişiliğinizin bazı zayıf yönleri var ama genelde bunları telafi etmeyi başarıyorsunuz. kendi yararınıza çevirebileceğiniz halde kullanmadığınız önemli bir kapasiteye sahipsiniz. dışarıdan disiplinli ve öz güvenli görünürken, içten içe kaygılı ve güvensizsiniz. bazen doğru kararı verip vermediğiniz ya da doğru şeyi yapıp yapmadığınız konusunda kafanızda ciddi şüpheler uyanıyor. belli bir miktarda değişiklik ve farklılığı tercih ediyorsunuz; kısıtlamaların, sınırlandırmaların içinde kalmak sizi mutsuz ediyor. bağımsız bir düşünür olmakla gurur duyuyorsunuz ve başkalarının iddialarını tatmin edici kanıt olmadan kabul etmiyorsunuz. ama kendinizi başkalarına açarken çok açık, çok içten olmayı akıllıca bulmuyorsunuz. bazı zamanlar dışa dönük, sokulgan ve sosyalsiniz; bazı zamanlarsa içe dönük, sakıngan bir kapalı kutu oluyorsunuz. bazı çok gerçek dışı arzularınız var."
--- alıntı ---
puanlama 5 üzerinden yapılır ve sınıf ortalaması 4,26 çıkar. öğrencilerin çoğu bu anlatılanların kendisini tarif ettiğini düşünmüştür çünkü. oysa öğrencilere özel olarak ayrı ayrı değil 1 tane olarak yazılan ve dağıtılan bu metin, bir astroloji metninden alınmıştır. özellikle astroloji alanında sonradan benzer çalışmalar da yapılmış ve insanların bu tür şeylere inanma ve bunları kendilerine özel zannetme eğiliminde olduğu gösterilmiştir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
genç werther'in acıları - goethe
devamını gör...
nahif kelimesini ısrarla naif şeklinde yazmak
sözlükte son kaç gündür bu kelimenin kullanıldığı her başlıkta sürekli olarak karıştırılan yahut yanlış bilinen naif şeklinde kullanılması bana illallah ettirmis, bu başlığı açtırmıstır artık. inanın birçok yerde belki ben yanlış anlıyorum belki gerçekten "tecrübesiz, toy" anlamındaki naifi kullanıyorlar dedim ama o da yok, ne kadar dikkat ettiysem de kullanılan cümlelerde o karşılığı asla vermiyor. neyse bu vesileyle bu başlığın altına buna benzer, artık illallah ettiren, sık karıştırılan ilgili bazı kelimeleri ekleyebiliriz. umarım faydası olur.
düzeltme: kelime
(bkz: nahif)
(bkz: naif)
düzeltme: kelime
(bkz: nahif)
(bkz: naif)
devamını gör...
kumru telaşı
dur bir bakayım ne yazmışlar sözlükte deyip altında hiçbir şey göremeyince şaşırdığım başlıktır. insana ait olan duyguları daha doğrusu anlatmak isteyip de anlatamadığımız şeyleri öyle güzel anlatır ki "insan nasıl bu kadar aynı hissedilebilir" derken bulursunuz kendinizi. buraya hoşuma giden birkaç cümlesini de yazayım. belki birilerinin ilgisini çeker kendine iyi gelecek bir şeyler bulur. ayrıca twitter linkini de buraya bırakıyorum.
sen bu yokuşu beni hiç yormadan bana nasıl çıkardın.
şaşkınlıkla aşk birleşince tersten dehşet olurmuş. dehşet mutlu dehşet huzurlu dehşet kavranmışım. ilk kez kavrandığımı hissediyorum.
ilk kez dışarda bir parçamın kalmadığını. ilk kez olduğum gibi hissediyorum.
bir ömrü tek bir şekilde geçirmenin korkunçluğu yerini yaygın huzura bıraktı. gözlerimi kocaman açarak ve gülümseyerek olan biteni izliyorum.
senin ellerin her şeyi nasıl iyi etti. bunu izliyorum.
ilk kez zorlayan ama zorlamayan sonu ve güzelliği olan bir özlemin kuşatması altındayım.
kendimi senden olan her şeye bırakmış olarak buna da bırakıyorum. iyi ki bırakıyorum.
kaç kez iyi ki demem gerek bilmiyorum ama karşına aldığın şeylere ve seni bana getiren cesaretine borçlu gibi minnetle, anne gibi şefkatle, aslında bi kumru gibi sadece bakıyorum.
teşekkür etmiyorum çünkü sana teşekkür edilmez sana bakılır.
***
gözlerim görmez kulaklarım duymaz ağzım laf yapmaz iken nerden hak ettim seni.
bazı şeyleri birden hak ediyosunuz.
dünya kadar eksiğim vardır sen onları görmezsin ellerimi görürsün oldurmaya çalışıyolardır, sana yeterdir olmasa da olurdur.
onu unutursun bunu unutursun en önemli her şeyi unutmaman gerekken bazen unutursun ama insansındır kavgan vardır.
kavganı ve beni kavgana dahil ettiğini unutmazsın.
çiçeklerin arasından geçerken çiçekleri görürsün, benim gördüğümü bilirsin.
kışı bilirsin baharı bilirsin geçeceğini bilirsin.
"ellerimi tutuşunla bitecek tüm dertlerim" hayır bitmeyeceğini bilirsin ama tutarsın.
sonra inanır mısın bilmem ama biter.
inanırsın biliyorum çünkü sen inanmanın en saf halisin.
elimden alınan şeyleri avcuma bırakırsın, ne güzel bıraktın diyim diye değil sadece bırakırsın.
sana teşekkür etmiyorum bunlar için kavgana omuz veriyorum omzum senin olabilir.
omzumla aklına gelen gelmeyen her şeyi yapabilirsin.
kavganı üstüme yıkabilirsin yıkmadığını bilirim canım acımaz zoruma gitmez.
elimden alınanlar elimden alınmamış olur sen beni hazine sanarsın bomboşumdur doldurursun ben doluydum sanarsın.
bir elinin verdiğini diğer elin bilmez bu ne ayettir ne bi şey bunu sen hiçbi yerden öğrenmemişsindir.
***
gözlerin kısıldığında kenarlarda oluşan küçük kırışıklıkları tüm bu dandik ilişkiler ağına tercih etmem beni acımasız biri yapar mı
sen bu yokuşu beni hiç yormadan bana nasıl çıkardın.
şaşkınlıkla aşk birleşince tersten dehşet olurmuş. dehşet mutlu dehşet huzurlu dehşet kavranmışım. ilk kez kavrandığımı hissediyorum.
ilk kez dışarda bir parçamın kalmadığını. ilk kez olduğum gibi hissediyorum.
bir ömrü tek bir şekilde geçirmenin korkunçluğu yerini yaygın huzura bıraktı. gözlerimi kocaman açarak ve gülümseyerek olan biteni izliyorum.
senin ellerin her şeyi nasıl iyi etti. bunu izliyorum.
ilk kez zorlayan ama zorlamayan sonu ve güzelliği olan bir özlemin kuşatması altındayım.
kendimi senden olan her şeye bırakmış olarak buna da bırakıyorum. iyi ki bırakıyorum.
kaç kez iyi ki demem gerek bilmiyorum ama karşına aldığın şeylere ve seni bana getiren cesaretine borçlu gibi minnetle, anne gibi şefkatle, aslında bi kumru gibi sadece bakıyorum.
teşekkür etmiyorum çünkü sana teşekkür edilmez sana bakılır.
***
gözlerim görmez kulaklarım duymaz ağzım laf yapmaz iken nerden hak ettim seni.
bazı şeyleri birden hak ediyosunuz.
dünya kadar eksiğim vardır sen onları görmezsin ellerimi görürsün oldurmaya çalışıyolardır, sana yeterdir olmasa da olurdur.
onu unutursun bunu unutursun en önemli her şeyi unutmaman gerekken bazen unutursun ama insansındır kavgan vardır.
kavganı ve beni kavgana dahil ettiğini unutmazsın.
çiçeklerin arasından geçerken çiçekleri görürsün, benim gördüğümü bilirsin.
kışı bilirsin baharı bilirsin geçeceğini bilirsin.
"ellerimi tutuşunla bitecek tüm dertlerim" hayır bitmeyeceğini bilirsin ama tutarsın.
sonra inanır mısın bilmem ama biter.
inanırsın biliyorum çünkü sen inanmanın en saf halisin.
elimden alınan şeyleri avcuma bırakırsın, ne güzel bıraktın diyim diye değil sadece bırakırsın.
sana teşekkür etmiyorum bunlar için kavgana omuz veriyorum omzum senin olabilir.
omzumla aklına gelen gelmeyen her şeyi yapabilirsin.
kavganı üstüme yıkabilirsin yıkmadığını bilirim canım acımaz zoruma gitmez.
elimden alınanlar elimden alınmamış olur sen beni hazine sanarsın bomboşumdur doldurursun ben doluydum sanarsın.
bir elinin verdiğini diğer elin bilmez bu ne ayettir ne bi şey bunu sen hiçbi yerden öğrenmemişsindir.
***
gözlerin kısıldığında kenarlarda oluşan küçük kırışıklıkları tüm bu dandik ilişkiler ağına tercih etmem beni acımasız biri yapar mı
devamını gör...
kedilerin yolda yürürken durup sizi kesmeleri
ne bakıyon lan kurabiye var simit var diye karşılık verilesi bakıştır.
devamını gör...
yusuf atılgan
ne zaman sinemadan çıksam aklıma gelen değerli yazar
(bkz: sinemadan çıkmış insan)
(bkz: sinemadan çıkmış insan)
devamını gör...


