rimbaud
(bkz: yalan)
(bkz: dikkat çekme çabası)
bu hikayelere inanan kaldı mı ? 2000'li yılların internet geyiğiydi bu. sözlük yeni ondan herkesler intihar ediyor herhalde. arkadaşlar yemiyoruz. evet bizde üzülüyoruz ama kendinizi düşürdüğünüz bu komik duruma üzülüyoruz.
(bkz: majör depresyon)* rahatsızlığı olan biriyle iletişim kurmaya çalıştınız mı ? bırak konuşup, yazmayı bir çoğu size bakmaz bile, baksa bile görmez. burada her antideprasan kullanan intiharın eşiğindeyim sanıyor. lan hayatının bir noktasında kullanmayan mı var? tamamen şov. dikkatler bende olsun hastalığına yakalanmışsın kardeşim geçmiş olsun. hayır böyle depresif olmak havalı falan mı geliyor ?
derdin sıkıntın vardır onu anlarım. umarım yakın zamanda geçer. ama düşünüyorum ben intihar etmeyi kafamdan geçirsem bak eyleme geçsem değil kafamdan geçirsem, altı ay önceden insanlarla bağlantımı keserim. açın bakın ilk yalnızlaşmayla başlar. kimseyle bir şey paylaşamadığın noktada geliyor bu durum. sen her gün burada şen şakrak birden çöktün öyle mi ? gelmişsin burada iki gündür tanıştığın insanlara sarılıyorsun, vedalar falan. çok gördük dosti. senden o kadar çok gördük ki. sadece kanatlı unicornların dikkatini çekersin böyle. video falan at bence.
şimdi bunları yazdık diye vicdansız oluruz. merak etmeyin başlığı uplandı diye mutlu bile olur yazar kardeşimiz. ''bu konu dalga kaldırmaz'' diyenler olabilir. evet hassas bir konu, olur olmadık dillendirmeyin bence de.
edit: ya başkası hesabına girmiş paylaşım yapmış. kendi yazamayacak durumda. ya dahdajdhjajhda. intihar inandırmasına puanım 6/10. fena değil.
aklıma geldi editi: arkadaşın kendi hesabından yazınca anlayamıyor muyuz biz ? senin hesabına girip yazması nasıl bir şov beni onu anlayamadım. başka bir dil de mi yazıyor senin hesap ? daha mı acıklı olacaktı ?
(bkz: dikkat çekme çabası)
bu hikayelere inanan kaldı mı ? 2000'li yılların internet geyiğiydi bu. sözlük yeni ondan herkesler intihar ediyor herhalde. arkadaşlar yemiyoruz. evet bizde üzülüyoruz ama kendinizi düşürdüğünüz bu komik duruma üzülüyoruz.
(bkz: majör depresyon)* rahatsızlığı olan biriyle iletişim kurmaya çalıştınız mı ? bırak konuşup, yazmayı bir çoğu size bakmaz bile, baksa bile görmez. burada her antideprasan kullanan intiharın eşiğindeyim sanıyor. lan hayatının bir noktasında kullanmayan mı var? tamamen şov. dikkatler bende olsun hastalığına yakalanmışsın kardeşim geçmiş olsun. hayır böyle depresif olmak havalı falan mı geliyor ?
derdin sıkıntın vardır onu anlarım. umarım yakın zamanda geçer. ama düşünüyorum ben intihar etmeyi kafamdan geçirsem bak eyleme geçsem değil kafamdan geçirsem, altı ay önceden insanlarla bağlantımı keserim. açın bakın ilk yalnızlaşmayla başlar. kimseyle bir şey paylaşamadığın noktada geliyor bu durum. sen her gün burada şen şakrak birden çöktün öyle mi ? gelmişsin burada iki gündür tanıştığın insanlara sarılıyorsun, vedalar falan. çok gördük dosti. senden o kadar çok gördük ki. sadece kanatlı unicornların dikkatini çekersin böyle. video falan at bence.
şimdi bunları yazdık diye vicdansız oluruz. merak etmeyin başlığı uplandı diye mutlu bile olur yazar kardeşimiz. ''bu konu dalga kaldırmaz'' diyenler olabilir. evet hassas bir konu, olur olmadık dillendirmeyin bence de.
edit: ya başkası hesabına girmiş paylaşım yapmış. kendi yazamayacak durumda. ya dahdajdhjajhda. intihar inandırmasına puanım 6/10. fena değil.
aklıma geldi editi: arkadaşın kendi hesabından yazınca anlayamıyor muyuz biz ? senin hesabına girip yazması nasıl bir şov beni onu anlayamadım. başka bir dil de mi yazıyor senin hesap ? daha mı acıklı olacaktı ?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının başarıları
şimdi başarı kişiden kişiye göre değişen bir kavram.
bana kalırsa benim bu hayattaki en büyük başarım bana yapılmasa dahi haksızlığa sessiz kalmamam olmuştur.
sonrasında hoşgörülü ve açıkgörüşlü olmam. hiç bir insanı dini, ırkı, ülkesi, düşüncesi yüzünden , (bkz: bunlara dayanarak birilerine zarar vermediği müddetçe) , aşağılamadım, terslemedim. ve umarım bu böyle devam eder.
bana kalırsa benim bu hayattaki en büyük başarım bana yapılmasa dahi haksızlığa sessiz kalmamam olmuştur.
sonrasında hoşgörülü ve açıkgörüşlü olmam. hiç bir insanı dini, ırkı, ülkesi, düşüncesi yüzünden , (bkz: bunlara dayanarak birilerine zarar vermediği müddetçe) , aşağılamadım, terslemedim. ve umarım bu böyle devam eder.
devamını gör...
ucemak
çok güzel yazılara imza atan çok güzel yazar, umarım her şey dilediği gibi olur.
devamını gör...
normal sözlük'ün kemik yazarları
kemik tayfa adlı bir wp grubunda birbirlerine krem şantili tanımlar gönderdikleri bilinir.
uzak durulması gereken tehlikeli bir topluluktur.
uzak durulması gereken tehlikeli bir topluluktur.
devamını gör...
giordano bruno
giardano bruno (1548-1600), italyan filozof, gökbilimci ve okültist.

(yakıldığı meydana dikilen heykeli)
soylu bir ailede doğmuş, iyi bir eğitim almış, çocukluğundan itibaren o zamanlar yasaklı olan kitapları okumuş ve üzerlerine düşünmekten, fikir üretmekten çekinmemiştir.
hristiyanlık dahil her şeyi sorguladığı ve hatta yanlış bulduğunu ifade ettiği için kiliseyle arası tüm yaşamı boyunca bozuk olmuştur. gittiği her yerde sapkın olarak yaftalanıp sürekli yer değiştirmek zorunda kalmıştır. bu gezginliğin brunonun fikir dünyasına ayrı bir renk kattığını düşünmekteyim.
kiliseyle çatışmasının temelinde aristonun evren modelini (birbirinin içine geçmiş kürelerin merkezindeki küre dünyadır, evren dünyanın çevresinde şekillenir) reddedip kopernik destekçisi olması (evren bizimki gibi pek çok güneş sisteminden oluşmaktadır ve merkezinde dünya münya yoktur), hristiyanlık hakkında meryemin bekaretine varan sorgulamaları vardır. kafasına çivi gibi çakılmak istenen onca düşünceyi elinin tersiyle kenara itip kendi fikirlerini üretme cesaretini göstermiştir.
fikirleri, yayınlatmaya çalıştığı bilimsel eserleri, hayat görüşü ve kiliseye karşı duruşuyla maalesef uzun bir yaşamı olamamış, soylu sınıfından ters düştüğü bir gammaz tarafından kiliseye teslim edilmiş, yargılanıp dilinden çiviyle asılarak canlı canlı yakılmıştır.
kendisi hakkında günümüzde "bilim şehidi ühühühü" romantizmi yapılsa da düşüncelerinin tamamıyla bilimsel olmadığı, doğaüstü şeylere düşkünlüğüyle de bilindiği sadece bunlar kilisenin dayatmalarıyla çeliştiği için dışlandığını belirtmek gerekir.
kendisi illa övülerek göklere çıkartılacaksa bu yarı-bilimsel, yer yer fantastik olan düşünceleri yüzünden değil; döneminin tüm baskılarına rağmen kafasını dik tutup bu düşüncelerini cesurca haykırması yüzünden olmalıdır. kendisi bir bilim şehidi değil "bizden olmayan herkes ölsün" fikrinin kurbanıdır. ölümü gereksizce romantize edilmemeli, medeniyetin ne aşamalardan geçerek bu noktaya taşındığı (bazı coğrafyalarda hala bunun için uğraş verildiği) her daim hatırda tutulmalıdır.
son olarak, bu inatçı duruşuyla bilim tarihindeki klasik bir tartışmaya da konu olmuştur: galileo mu bruno mu? buradaki ikilemin temelinde yatan şudur: bruno gibi fikirlerin uğruna ölmek mi, galileo gibi baskı halinde caymak (ya da -mış gibi yapmak) mı? aslında galileonun durumu bence bir istisna çünkü kiliseden idam değil ev hapsi cezası almıştı ve artık peşinde olmadığını söylediği çalışmalarını rahatça yürütmüştü. kendisinin bilime yaptığı katkılar da göz ardı edilecek boyutta değil elbette. yine de şimdiye dek brunonun izinden gittiğimi ve yaşamımı da bu şekilde sürdürmek istediğimi ancak galileo gibi olanlara da kendi gururlarını bir kenara bırakıp bilime hizmet etmek için eğilip büküldükleri için içten içe hayran olduğumu belirteyim.

(yakıldığı meydana dikilen heykeli)
soylu bir ailede doğmuş, iyi bir eğitim almış, çocukluğundan itibaren o zamanlar yasaklı olan kitapları okumuş ve üzerlerine düşünmekten, fikir üretmekten çekinmemiştir.
hristiyanlık dahil her şeyi sorguladığı ve hatta yanlış bulduğunu ifade ettiği için kiliseyle arası tüm yaşamı boyunca bozuk olmuştur. gittiği her yerde sapkın olarak yaftalanıp sürekli yer değiştirmek zorunda kalmıştır. bu gezginliğin brunonun fikir dünyasına ayrı bir renk kattığını düşünmekteyim.
kiliseyle çatışmasının temelinde aristonun evren modelini (birbirinin içine geçmiş kürelerin merkezindeki küre dünyadır, evren dünyanın çevresinde şekillenir) reddedip kopernik destekçisi olması (evren bizimki gibi pek çok güneş sisteminden oluşmaktadır ve merkezinde dünya münya yoktur), hristiyanlık hakkında meryemin bekaretine varan sorgulamaları vardır. kafasına çivi gibi çakılmak istenen onca düşünceyi elinin tersiyle kenara itip kendi fikirlerini üretme cesaretini göstermiştir.
fikirleri, yayınlatmaya çalıştığı bilimsel eserleri, hayat görüşü ve kiliseye karşı duruşuyla maalesef uzun bir yaşamı olamamış, soylu sınıfından ters düştüğü bir gammaz tarafından kiliseye teslim edilmiş, yargılanıp dilinden çiviyle asılarak canlı canlı yakılmıştır.
kendisi hakkında günümüzde "bilim şehidi ühühühü" romantizmi yapılsa da düşüncelerinin tamamıyla bilimsel olmadığı, doğaüstü şeylere düşkünlüğüyle de bilindiği sadece bunlar kilisenin dayatmalarıyla çeliştiği için dışlandığını belirtmek gerekir.
kendisi illa övülerek göklere çıkartılacaksa bu yarı-bilimsel, yer yer fantastik olan düşünceleri yüzünden değil; döneminin tüm baskılarına rağmen kafasını dik tutup bu düşüncelerini cesurca haykırması yüzünden olmalıdır. kendisi bir bilim şehidi değil "bizden olmayan herkes ölsün" fikrinin kurbanıdır. ölümü gereksizce romantize edilmemeli, medeniyetin ne aşamalardan geçerek bu noktaya taşındığı (bazı coğrafyalarda hala bunun için uğraş verildiği) her daim hatırda tutulmalıdır.
son olarak, bu inatçı duruşuyla bilim tarihindeki klasik bir tartışmaya da konu olmuştur: galileo mu bruno mu? buradaki ikilemin temelinde yatan şudur: bruno gibi fikirlerin uğruna ölmek mi, galileo gibi baskı halinde caymak (ya da -mış gibi yapmak) mı? aslında galileonun durumu bence bir istisna çünkü kiliseden idam değil ev hapsi cezası almıştı ve artık peşinde olmadığını söylediği çalışmalarını rahatça yürütmüştü. kendisinin bilime yaptığı katkılar da göz ardı edilecek boyutta değil elbette. yine de şimdiye dek brunonun izinden gittiğimi ve yaşamımı da bu şekilde sürdürmek istediğimi ancak galileo gibi olanlara da kendi gururlarını bir kenara bırakıp bilime hizmet etmek için eğilip büküldükleri için içten içe hayran olduğumu belirteyim.
devamını gör...
kitap satın alma hastalığı
bu hastalığa sahip olan içinizdeki yazarlardan biri olarak, açıkçası sahip olmak hoşuma gidiyor hatta gurur duyuyorum kendimle. çünkü paramı gereksiz şeylere harcayacağıma kitap satın alıyorum ve sonu gelmeyecek olan cehaletten kurtulma yolunda adım adım ilerliyorum, yeni şeyler öğreniyorum ve bu beni çok mutlu ediyor. çoğu zaman kitaplarda geçen konulardan, hikayelerden, öykülerden, olaylardan bir ders çıkartmaya çalışırım ve bu dersler gündelik hayatımda benim için adeta navigasyon cihazı görevini üstlenir. gündelik hayatımda o derslerden yola çıkarak karar veririm ve adımlarımı bunlara göre atarım. zaman zaman, okuduğum kitaplardaki karakterler yerine kendimi koyup "ben olsaydım böyle yapardım, ben olsaydım böyle derdim ve ben olsaydım şöyle böyle olurdu." diye düşünmekten kendimi alamıyorum, almayı da istemiyorum açıkçası. son olarak belirtmeliyim ki; kendimi geliştirme yolunda, cehaletle baş etme yolunda gerçekten vazgeçilmez bir araç olduğunu düşündüğüm kitaplar benim vazgeçilmez dostlarımdır.
aramızda bu hastalığa henüz yakalanmamış olan varsa eğer; lütfen hastalığı bulaşıcı bir virüsü yayar gibi, * virüsü yayar gibi yayalım. herkesi hastası yapalım, herkes alsın herkes okusun. *
aramızda bu hastalığa henüz yakalanmamış olan varsa eğer; lütfen hastalığı bulaşıcı bir virüsü yayar gibi, * virüsü yayar gibi yayalım. herkesi hastası yapalım, herkes alsın herkes okusun. *
devamını gör...
neden ünlü olduğu bilinmeyen ünlüler
safiye'nin kocası faik.
devamını gör...
anksiyete
asla edebiyatı yapılamayacak çok acı bir şeydir.
devamını gör...
sinirden ağlamak
aşırı sinir bozucu bir olaydır. kendini ifade etmeye çalışırken birden sesin çatallaşır, gözlerin dolar, kendini ağlamamak için zorlarken daha da şekilden şekile girersin ve karşıdaki bunu fark edip gülmeye başlar. bu sefer bir de kendine sinirlenirsin, hayır ağlanacak da bir şey yok ki. e bayıl bi de istersen feriha! gözlerinden istemsiz yaşlar akar, içinden gelen o ağlamayı ne kadar ittirirsen bi süre sonra o kadar boğazın düğümlenir, konuşamazsın. rahat rahat sinirlenemiyoruz da ya.
(bkz: bak şerefsiz evladıyım ağlamamak için kendimi zor tutuyorum)
(bkz: bak şerefsiz evladıyım ağlamamak için kendimi zor tutuyorum)
devamını gör...
polislerle girilen ilginç diyaloglar
+kırmızıda niye geçtin?
-yok tam sarıdan kırmızıya geçerken geçtim.
+yemin et!
-yemin ederim!
+tamam geç.
-yok tam sarıdan kırmızıya geçerken geçtim.
+yemin et!
-yemin ederim!
+tamam geç.
devamını gör...
danakil çöküntüsü
afrika'nın afar bölgesi sınırları içinde yer alan, asidik hidrotermal havuzlar ve aktif yanardağlarla dolu olan ve "dünyanın cehennemi" olarak bilinen yer.
şöyle görünüyor
deniz seviyesinden yaklaşık 100 metre kadar aşağıda bulunan bölgede, sıcaklık 60 dereceye kadar çıktığı için pek fazla canlı türü barınmıyor. yine de yakınında yaşayan insanlar var tabi ki.
fotoğrafında gördüğünüz sarı jeolojik yapıların, zamanında atalarının hataları nedeniyle dağa taşa dönüştürülmüş altınlar olduğuna inanıyor burada yaşayan yerliler. iyi insanlar olmaya devam ederlerse buraların yeniden altına dönüşeceğini düşünecek kadar da naifler.
şöyle görünüyor
deniz seviyesinden yaklaşık 100 metre kadar aşağıda bulunan bölgede, sıcaklık 60 dereceye kadar çıktığı için pek fazla canlı türü barınmıyor. yine de yakınında yaşayan insanlar var tabi ki.
fotoğrafında gördüğünüz sarı jeolojik yapıların, zamanında atalarının hataları nedeniyle dağa taşa dönüştürülmüş altınlar olduğuna inanıyor burada yaşayan yerliler. iyi insanlar olmaya devam ederlerse buraların yeniden altına dönüşeceğini düşünecek kadar da naifler.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
sözlük erkekleri ağlıyor.*
şu dakikadan sonra jude law'a yüz vermeyen dışınızdaki irlandalı'nın çıtayı arşa çıkarması...*
şu dakikadan sonra jude law'a yüz vermeyen dışınızdaki irlandalı'nın çıtayı arşa çıkarması...*
devamını gör...
stalingrad muharebesi
kızılordu ile nazi ordusu arasında stalingrad şehrinde gerçekleşen , tarihçilerin neredeyse tümü tarafından ikinci dünya savaşının kırılma noktası olarak kabul edilen muharebe ya da savaştır.
muharebe öncesi ingiltere harici tüm avrupaya diz çöktüren almanya saldırmazlık anlaşması yaptığı sscb'nin topraklarına "barbarossa" adını verdiği ani bir harekat ile saldırmış. büyük başarılarla moskova önlerine gelerek moskova planlarının öncesi stratejik noktada bulunan bu sanayi şehrini alarak sscb'ne darbe indirmek ve şehrin isminin önemi nedeniyle moral olarak da çökertmek istiyordu.
savaşın gidişatı başlarda şehrin büyük bir kısmını işgal eden nazi kuvvetleri için tam bir trajediye dönüşmüş, kızılordunun tutunmayı başarıp ardından bir milyon üzeri askerle başlattığı uranüs harekatı ile çember içine alınarak komutanları mareşal friedrich paulus dahil 600 bin asker ile teslim olmak zorunda kalmıştır.
bu yenilgi ile doğu cephesinde durdurulan nazi ordusu, berlinin işgali ile son bulacak gerileme dönemine girmiştir.
muharebe öncesi ingiltere harici tüm avrupaya diz çöktüren almanya saldırmazlık anlaşması yaptığı sscb'nin topraklarına "barbarossa" adını verdiği ani bir harekat ile saldırmış. büyük başarılarla moskova önlerine gelerek moskova planlarının öncesi stratejik noktada bulunan bu sanayi şehrini alarak sscb'ne darbe indirmek ve şehrin isminin önemi nedeniyle moral olarak da çökertmek istiyordu.
savaşın gidişatı başlarda şehrin büyük bir kısmını işgal eden nazi kuvvetleri için tam bir trajediye dönüşmüş, kızılordunun tutunmayı başarıp ardından bir milyon üzeri askerle başlattığı uranüs harekatı ile çember içine alınarak komutanları mareşal friedrich paulus dahil 600 bin asker ile teslim olmak zorunda kalmıştır.
bu yenilgi ile doğu cephesinde durdurulan nazi ordusu, berlinin işgali ile son bulacak gerileme dönemine girmiştir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
çok üzgünüm o kadar üzgünüm ki anlatacak mecalim yok!
dünyanın en saçma şeyi buna üzülmek üstelik!
bizi birbirimize bağlayan kalplerimiz, unutma olur mu?
dünyanın en saçma şeyi buna üzülmek üstelik!
bizi birbirimize bağlayan kalplerimiz, unutma olur mu?
devamını gör...
sevmek vs sevilmek
sevmek der bir üstad. çünkü asla sevildiğinden emin olamazsın. benim bu konu zihnimde çarpıştı ve kazanan taraf olmadı. kaybeden benim
devamını gör...
günümüz gençlerinin siyasi tepkisizliği
türkiye'de siyaset 68 kuşağından sonra körelmeye başladı. şimdiki gençler, siyasete değil kendilerine daha çok zaman ayırıyor. siyasetin sadece zamanlarının çaldığının çok iyi farkındalar ve siyasete ilgileri çok düşüktür. kendi çevremden biliyorum gençler siyasetle ilgilenmiyorlar bile, sadece sosyal ağlarda 3-5 partizan gençler yazıp duruyor. siyasetle boş boş zaman kaybetmek yerine uzak durmayı tercih edip, kendi gelişimlerine daha çok önem veriyorlar. tabi ülkedeki siyasi durumda gençleri siyasete yönelmemesine etkindir.
devamını gör...
nesrin sipahi
türk sanat müziği sanatçısıdır. tam adı, zehra nesrin sipahi'dir. 1934 doğumlu ve kırım türküdür. *
devamını gör...
kilitli kapılar açılsa
çilingirler aç kalır.
devamını gör...
yazarların zenginlik ölçütü
dürümün yanına ikinci ayranı alabilen zenginin önde gidenidir.
devamını gör...
ankara
kimse begenmez ama her ne hikmetse gelen gitmez
devamını gör...