an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
odamdayım ve ekler yiyorum... eğer ki bu kadar güzel bir tatlı olmasaydı bu saatte yediğim için pişman olabilirdim. çok lezzetli..
devamını gör...
2 temmuz 2021 tunç soyer'in izbb asgari ücret paylaşımı
siyasilerin özellikle de belediye başkanlarının maaş popülizmi yapması sık sık görülen bir olay. şimdi tunç soyer çıkmış yoksulluk sınırı muhabbeti yapıyor, iyi yapsın peki aynı kişi aynı maaşları kendi şirketinde de verir mi? kendi şirketinde de vasıfsız çalışana 7,000 lira versin görelim. vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen yerel yönetimde bol keseden dağıtmak kolay. yüzde yüz eminim ki "ekonomik gerekçeleri" öne sürerek aynı maaşları kendi şirketinde vermez.
bunun benzerleri geçmişte de yaşandı. nurettin sözen döneminde bol maaşlı ve kadrolu işçiler her fırsatta daha yüksek maaş için grev yapıp şehirde çöp dağları oluşmasına sebep olmuştu. rte gelince taşeron sistemini getirip hepsini temizledi. ya da güncel bir örnek vereyim, şu an pek çok ilçe belediyesinde bol keseden verilmiş seçim vaatleri yüzünden maaşlar iki katına çıktı. bu sebeple belediye bütçeleri neredeyse olduğu gibi personel giderlerine harcanıyor. bu bir süre devam ederse temel hizmetler bile aksamaya başlar. en sonunda da halkın canına tak eder ve biri gelip yine taşeron sistemiyle işçinin canına okur.
ekonomik düzeylerle uyuşmayan ücretlerin verilmesi zararlıdır. evet asgari ücret çok düşük ama bu ekonomik gerçeklerin bir sonucu. ücretleri yapay yöntemlerle artırmak sorunları daha da derinleştirmekten başka bir şeye yaramaz. ortada emek pazarıyla uyuşmayan yüksek ücretler varsa orada popülizm vardır. popülizm, demokrasinin yan ürünü olan kanserlerden biri. ekonomiye uyacaksın, ajitasyonla olmaz bu işler.
bunun benzerleri geçmişte de yaşandı. nurettin sözen döneminde bol maaşlı ve kadrolu işçiler her fırsatta daha yüksek maaş için grev yapıp şehirde çöp dağları oluşmasına sebep olmuştu. rte gelince taşeron sistemini getirip hepsini temizledi. ya da güncel bir örnek vereyim, şu an pek çok ilçe belediyesinde bol keseden verilmiş seçim vaatleri yüzünden maaşlar iki katına çıktı. bu sebeple belediye bütçeleri neredeyse olduğu gibi personel giderlerine harcanıyor. bu bir süre devam ederse temel hizmetler bile aksamaya başlar. en sonunda da halkın canına tak eder ve biri gelip yine taşeron sistemiyle işçinin canına okur.
ekonomik düzeylerle uyuşmayan ücretlerin verilmesi zararlıdır. evet asgari ücret çok düşük ama bu ekonomik gerçeklerin bir sonucu. ücretleri yapay yöntemlerle artırmak sorunları daha da derinleştirmekten başka bir şeye yaramaz. ortada emek pazarıyla uyuşmayan yüksek ücretler varsa orada popülizm vardır. popülizm, demokrasinin yan ürünü olan kanserlerden biri. ekonomiye uyacaksın, ajitasyonla olmaz bu işler.
devamını gör...
ruhların kaçışı
hayao miyazaki tarafından yazılıp yönetilen animasyon filmi. 2003'te "uzun metrajlı en iyi animasyon filmi" oscar'ını alarak ilk kez ödül kazanan anime olmuştur. aile, kahramanlık, macera konularında söyleyeceklerini kaliteli bir görsellikle ve güzel müziklerle söylüyor. 10 yaşındaki chihiro ile fantastik bir dünyada korku, heyecan ve arayış... altın ayı ödülü sahibi film türkçe'ye ruhların kaçışı olarak çevrilmiş.
devamını gör...
ak parti ve mhp oylarıyla reddedildi
mecliste halk lehine verilen bütün tekliflerin tutanağında görülen ifade.
devamını gör...
rus edebiyatı klişeleri
en ufak bir olay olduğunda hemen tüm şehre koşup abartılı bir şekilde anlatan kokoş karılar, yiyecek ekmeği dahi olmayan açlıktan nefesi kokan insanların bile evlerinde hizmetçi olması, brezilyalı futbolcu gibi uzun isimler. -zaten yabancı ismi ezberlemek zor. bir de bunların uzun adlarının başına makamları eklenince anlayana kadar yüz elli sayfa geçiyor.-
not: kitapkurdu değilim. rus edebiyatından birkaç kitap okumuşumdur.
not: kitapkurdu değilim. rus edebiyatından birkaç kitap okumuşumdur.
devamını gör...
sinirden ağlamak
küçüklüğümden beri yaptığım hiç sevmediğim davranış. birileriyle laf dalaşına girmişken hatta takır takır lafları sıralarken birden hüngür hüngür ağlıyordum ortaokulda lisede vs. daha rezil bir olay olamaz.
şimdi daha iyi hale geldi neyse ki. ağlayacak hale geliyorum sadece. ağlarsam iyice sinirleniyorum ama.
işin içinden çıkılmaz oluyor.*
şimdi daha iyi hale geldi neyse ki. ağlayacak hale geliyorum sadece. ağlarsam iyice sinirleniyorum ama.
işin içinden çıkılmaz oluyor.*
devamını gör...
17 mayıs 2021 esnaf destek paketi
allahım ya paket değil delirmeme payı. resmen alın iki lokma bişey yiyin bir soluklanın demektir. yahu 3000 teleye napacak esnaf su faturasını mı ödeyecek!
devamını gör...
zor gibi görünen ama çok kolay olan şeyler
iyimser bakış açısı!
kriz anı ve olumsuz her olayın aslında iyimser çözüm yolu tamamen takdirimizi bekleyen bir köledir. her insan mutlaka bir kere de olsa bir kriz veya olumsuz neticelenmiş bir durumun ardında kendisi ile yüzleşmiş ve, kendi iç mahkemesini kurmuştur.
ekşi bir yüz ifadesi ile buruk bir pişmanlığı yutkunmuştur.
o nedenle zor gibi görünse de aslın da iyimser bakış açısı herşey ve herkese karşı, hem iyi hem basit hem insancıl/kültürel bir yaklaşımdır.
kriz anı ve olumsuz her olayın aslında iyimser çözüm yolu tamamen takdirimizi bekleyen bir köledir. her insan mutlaka bir kere de olsa bir kriz veya olumsuz neticelenmiş bir durumun ardında kendisi ile yüzleşmiş ve, kendi iç mahkemesini kurmuştur.
ekşi bir yüz ifadesi ile buruk bir pişmanlığı yutkunmuştur.
o nedenle zor gibi görünse de aslın da iyimser bakış açısı herşey ve herkese karşı, hem iyi hem basit hem insancıl/kültürel bir yaklaşımdır.
devamını gör...
robert finster
son dönemlerde yayınlanan freud (dizi) ve tribes of europa dizilerinde oynayan başarılı oyunculuğu ile birlikte ses tonu ve karizmatikliğiyle de dikkatleri üzerine çeken* avusturyalı oyuncu.
genelde soğuk ve mesafeli duruş sergileyen alman oyuncuların aksine donuk olmayan gerçekçi ve içten rol aktarımıyla izlettiriyor kendisini.
umarım daha iyi diziler de oynar.
ey almancılar sahip çıkın bu adama.
genelde soğuk ve mesafeli duruş sergileyen alman oyuncuların aksine donuk olmayan gerçekçi ve içten rol aktarımıyla izlettiriyor kendisini.
umarım daha iyi diziler de oynar.
ey almancılar sahip çıkın bu adama.
devamını gör...
alttaki yazara bir mesaj bırak
fazla ciddiye alma bu hayatı. azıcık delilik her zaman iyidir. ve sevdiklerinle sevmediklerine farklı davran ki herkes yerini bilsin.
devamını gör...
antonin artaud
"beni intihar ettiler" dediği van gogh kitabında, toplumun intihar üzerinde ki etkisine güzel bir yaklaşım sunar. psikyatriye eleştiri oklarını korkusuzca savurur. en önemlisiyse kendisiyle birlikte toplum tarafından dışlananların, deli diye yaftalananların, nasıl büyük dehalar olduğunu ortaya koyar. son olarak:
"ve bazen daha fazlası gerekmez bir dahiyi intihara sürüklemek için. kalbin, çıkmazı öyle feci bir şekilde hissettiği günler gelir ki, o, kafasının üstüne bir bambu darbesi yer sanki, o artık geçemeyeceği düşüncesi. çünkü doktor gachet'yle bir konuşma sonrasında değil mi ki van gogh, hiçbirşey yokmuş gibi, odasına girdi ve intihar etti. ben de bir tımarhanede dokuz yıl geçirdim ve hiç intihar takıntım olmadı, ama biliyorum ki sabahleyin, ziyaret saatinde, bir psikiyatr'ıa yaptığım her konuşma, bana ken dimi asmak isteğini verirdi, onu gırtlaklayamayacağımı hissettiğimden."
"ve bazen daha fazlası gerekmez bir dahiyi intihara sürüklemek için. kalbin, çıkmazı öyle feci bir şekilde hissettiği günler gelir ki, o, kafasının üstüne bir bambu darbesi yer sanki, o artık geçemeyeceği düşüncesi. çünkü doktor gachet'yle bir konuşma sonrasında değil mi ki van gogh, hiçbirşey yokmuş gibi, odasına girdi ve intihar etti. ben de bir tımarhanede dokuz yıl geçirdim ve hiç intihar takıntım olmadı, ama biliyorum ki sabahleyin, ziyaret saatinde, bir psikiyatr'ıa yaptığım her konuşma, bana ken dimi asmak isteğini verirdi, onu gırtlaklayamayacağımı hissettiğimden."
devamını gör...
şişman kediler
efendim kendilerinin dötleri kocamandır, biraz aksidirler ama sırnaşık olanları da vardır. bu şişkoluk en çok tekirlere yakışır, kafaları da kocaman olursa tadından yenmez. (olsa da sevsek)
devamını gör...
karın tadını yine çocuklar çıkarttı
kar yağışı etkisini kaybetmeye başlıyor.virüs olmasaydı bazı illerde okullar tatil olucak mı sorusu sık sık karşımıza çıkartılıcaktı.
devamını gör...
halen türkiye'de yaşayan en klas insan
haluk bilginer.
devamını gör...
mesajlaşılan kişinin birden mesajlaşmayı kesmesi
bir hareketinizden dolayı sizden soğumuş olabilir, tamamen sizden bağımsız bir şey de gelişmiş olabilir.
seçenek fazlalığından ne yapacağını şaşırmış olabilir.
olabilir de olabilir, çok da şey yapmamak lazım.
seçenek fazlalığından ne yapacağını şaşırmış olabilir.
olabilir de olabilir, çok da şey yapmamak lazım.
devamını gör...
nada
ispanyolca ve portekizce * hiçbir şey anlamına gelen kelimedir.
shakira'nın güzel, yavaş bir şarkısının adıdır aynı zamanda.
shakira'nın güzel, yavaş bir şarkısının adıdır aynı zamanda.
devamını gör...
elektrik kesildiğinde sevinen insan
birazdan "herkesin mi kesilmiş yoksa bizde mi?" hissiyatı ile pencereden bakacak insandır.
devamını gör...
sözlükte gözlemlenenler
trollük yaptığım tanımı sildim flood olmasın diye. baştan alıyorum şimdi.
mızmızlanmak. evet, en çok bunu gözlüyorum ama ne yazık ki samimiyet de bulamıyorum çoğu mızmızlığın altında. yani mesela "sözlük bilmem neye döndü" diyen insanların çoğu ciddi başlıklarda ortalıkta yok. ne bir fikir alışverişi ne başka bir ciddiyet... ama ne zaman ki birisi dalgasına bir hareket yapıp ortalığı karıştırıyor, o zaman herkes tepki vermek için fırlıyor köşesinden. bu eforu düzgün başlıklara tanım girmek için kullansalar ortam çok farklı olacak da neyse...
sosyal mecralarda dikkat çekmek çok ama çok kolay. bunu yapmak isteyenin güzeli, çirkini, bilgilisi bilgisizi yok. isteyen için 2 dakikalık iş, çünkü insanların tepkilerini çok iyi biliyoruz. eğer ortalığı karıştıracak bir hareket yaparsanız ortalık karışır. bu kadar basit. sorun, ortalığın karışması için "oltayı atanda" mı yoksa oltaya gelende mi? tepki verenlerin hemen hemen hepsi, tepki verdikleri başlıkları up'layan kişiler. yazmayın diyoruz, don't feed the troll diyoruz, ama kime diyoruz?
***
diğer gözlem de sululuk mevzusu. evet, insanları serbest bırakırsanız cıvıtırlar. 2 x 2 = 4
bu yüzdendir ki format uygulansın, kurallara uyulsun diye yırttık kendimizi. aptal ya da eğlenmekten anlamayan insanlar olduğumuz için değil. bir yerde kurallara uyulmuyorsa orada her türden cıvıklık olur. orası bozulduğunda da "kural kural diye bir yerini yırtanlar"ı değil, o kurallara uymayanları suçlarsınız. normali budur en azından.
***
son olarak; hakkında güzel bir şey yazdığımız her karşı cinsle yatmıyoruz. kendinize gelin isterseniz?
mızmızlanmak. evet, en çok bunu gözlüyorum ama ne yazık ki samimiyet de bulamıyorum çoğu mızmızlığın altında. yani mesela "sözlük bilmem neye döndü" diyen insanların çoğu ciddi başlıklarda ortalıkta yok. ne bir fikir alışverişi ne başka bir ciddiyet... ama ne zaman ki birisi dalgasına bir hareket yapıp ortalığı karıştırıyor, o zaman herkes tepki vermek için fırlıyor köşesinden. bu eforu düzgün başlıklara tanım girmek için kullansalar ortam çok farklı olacak da neyse...
sosyal mecralarda dikkat çekmek çok ama çok kolay. bunu yapmak isteyenin güzeli, çirkini, bilgilisi bilgisizi yok. isteyen için 2 dakikalık iş, çünkü insanların tepkilerini çok iyi biliyoruz. eğer ortalığı karıştıracak bir hareket yaparsanız ortalık karışır. bu kadar basit. sorun, ortalığın karışması için "oltayı atanda" mı yoksa oltaya gelende mi? tepki verenlerin hemen hemen hepsi, tepki verdikleri başlıkları up'layan kişiler. yazmayın diyoruz, don't feed the troll diyoruz, ama kime diyoruz?
***
diğer gözlem de sululuk mevzusu. evet, insanları serbest bırakırsanız cıvıtırlar. 2 x 2 = 4
bu yüzdendir ki format uygulansın, kurallara uyulsun diye yırttık kendimizi. aptal ya da eğlenmekten anlamayan insanlar olduğumuz için değil. bir yerde kurallara uyulmuyorsa orada her türden cıvıklık olur. orası bozulduğunda da "kural kural diye bir yerini yırtanlar"ı değil, o kurallara uymayanları suçlarsınız. normali budur en azından.
***
son olarak; hakkında güzel bir şey yazdığımız her karşı cinsle yatmıyoruz. kendinize gelin isterseniz?
devamını gör...

