gece yürüyüşü.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

troll başlığı sanmıştım oysa.
devamını gör...

amatör biri olarak şarkı söylemek,şiir ve edebi metinler yazmak.
devamını gör...

maskenin çok yardımcı olduğu insandır.*
devamını gör...

özellikle karantina döneminde okunması gerektiğini düşündüğüm kitaptır. gerek konusu gerek kitabın içindeki olaylar günümüzdeki virüsle benzerlik taşıyor. kitabın son kısmı tartışmaya açık olsa da genel olarak alınıp okunulabilir. tavsiye edilir. şu alıntıyı da eklemeden geçemeyeceğim. --- alıntı ---

aslında körlük, umudun tükendiği bir dünyada yaşamaktır.

--- alıntı ---
devamını gör...

üzerine uzun uzun tanımlar girmek, analizler kasmak için henüz erken olduğunu düşündüğüm söylem. lafa değil icraatlara bakalım. uluslararası anlaşmalardaki ve kuruluşlardaki pozisyonu, ortadoğu'da kuracağı ittifaklar, iran konusunda alacağı aksiyonlar, çin'e yaklaşımı, avrupa birliği ile işbirliği çerçevesi vs. herşey icraatlar başlayınca ortaya çıkar.
devamını gör...

çoğunlukla radikal feministleri aşağılamak için kullanılan bir argo terimdir. birleşik sözcük olan ve genel kullanımı feministleri aşağılama amacında olan kişilerce nazi yandaşı benzetmesiyle "feminazi" (nazi feminist) şeklinde kullanılır.
devamını gör...

12 yy - 13.yy arasında batı avrupa'da oldukça etkili olmuş olan reenkarnasyona inanan bir tarikat.
müritleri, dünyanın çocuk için elverişli bir yer olmadığı inancı ile cinsel ilişkide bulunmazdı.
bulunanlar ise yalnızca anal seks yaparlardı.
o dönemlerde bu tür inanış ve eylemler ciddi sapkınlık olduğu düşünüldüğü için, artan katharizm inancına çare olarak, papa haçlı ordularına emir vermiş, nihayetinde 28.000 kadar bu tarikata mensup kişi katledilmiş, inanışın önde gelen isimlerini diri diri yakılmıştır.
devamını gör...

ne kekodur ne de başka bi şey. can ciğer kuzu sarmasıdır. bi de kendisi söylüyorsa maşallahlık bir durumdur. türkü kültürü olan bi adam bulmuşsunuz daha ne istiyosunuzdur.
devamını gör...

genellikle kendi kendime boş yapıyorum
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

“seni seviyorum!” cümlesi mi anlamını yitirdi? yoksa biz mi o duyguya değer kişilere söylemiyoruz ya da her önümüze gelene söylediğimizden kaynaklı mı değersizleşti? sorularını düşündüren bir başlık.

altın, çamura düşünce değerinden birşey kaybeder mi? asla kaybetmez! “seni seviyorum!” cümlesi de böyle bişeydir aslında. genel olarak zaman geçtikçe asıl kıymetli şeyin değerini yitirdiğini, gerçek duyguların anlamsızlaştığını, maddi değerlerin daha fazla önem arzettiğini görüyoruz. eskiden böyle değildi. önemli olan duygulardı, manevi değerlerdi ama şimdi öyle mi? şimdi bu manevi değerlerin yerini maddi değerler aldı. ondandır ki bir zamanlar önemli olan şeyler şimdi önemini yitirmeye başladı. önceden dürüstlüğe, gerçek değere saygı varken şimdi lüks arabalara, paraya, villalara saygı var. ne üzücü değil mi? bizim aslında varoluşumuzu oluşturan duygularımızın değerini zamanla kaybetmeye mahkum olması. şimdi başlığı görünce aklıma bir hikaye geldi. hep anlatılır ya belki siz de biliyorsunuzdur ama ben paylaşmak istedim.

hikaye şöyledir ki;

bir gün bir baba oğlunu yanına çağırır ve: “biliyorsun artık yaşlandım. baban olarak sana hayatım boyunca hep doğruları öğretmeye çalıştım. neyse ki sen de öğrettiklerimi iyi belledin ve hep iyi bir çocuk oldun. bunun için sana bir hediye vermek istiyorum” diyerek cebinden bir saat çıkartır. “bu saat 200 yıldan fazla bir geçmişe sahip. dedemin babasından dedeme, ondan babama, babamdan da bana aile yadigarı. ailemizin bu mirasını, ona gözün gibi bakacağından hiç şüphem olmadığı için ölmeden önce sana vermek istiyorum. bir şartla! önce, sokağın başındaki saatçiye gidip saatin değerini öğreneceksin” der. babasının sözlerinden çok etkilenen oğul saati alır ve saatçiye gider. saatçi saati göz ucuyla inceledikten sonra “çok fazla para edecek bir şey değil, komşuluk hatırına 20 lira vereyim” der. oğul; saati geri alır, cebine yerleştirir ve doğruca babasının yanına döner. kendisini bekleyen babasına saatçi ile aralarında geçen konuşmaları aktarır. baba: “vay be, demek 20 lira. bir de çarşıdaki antikacıya sor bakalım” der. oğul, babasının bu isteğini de yerine getirmek için tereddüt etmeden antikacının yolunu tutar. antikacı saati inceler, inceler, inceler… sonra: “orijinal bir parça, sana bunun için 2 bin lira öderim” der. oğul yine babasının yanına döner ve bu kez de antikacının söylediklerini anlatır. baba: “hmmm… demek 2 bin verdi. madem öyle, o halde son olarak bir de şu şehir merkezindeki müzeye göster bakalım saati” diyerek son isteğini dile getirir. oğul, babasına lafını ikiletmeden hemen yola çıkar. iki saat sonra geri döner. döndüğünde, yüzündeki şaşkınlığı gizleyemeden olanları anlatmaya başlar: “saati önce görevliye gösterdim, biraz inceledikten sonra hemen müdürüne haber verdi. müdürü geldi ve saati bir büyüteç ile inceledi. inceledikçe gözleri büyüdü. sonra saati bana geri verdi. benimle hiç konuşmadan hemen birkaç kişiye telefon etti. yarım saat sonra odaya iki bey daha girdi. müdürle ayak üstü bir şeyler konuştuktan sonra benden tekrar saati istediler. verdim. sonradan öğrendim ki bu beyler saat konusunda uzman kişilermiş. saati epey bir inceledikten sonra hep beraber başka bir odaya geçtiler ve kapıyı kapatıp bir şeyler konuşmaya başladılar. görüşmeleri bitince tekrar benim bulunduğum odaya geldiler ve bana saat için tam 2 milyon teklif ettiler” der. baba, tüm hikayeyi dinledikten sonra oğluna döner ve: “yaaa oğul gördün mü? sana öğretmek istediğim de zaten tam olarak buydu! yaşamda senin gerçek değerini bilenler, her zaman sana en çok kıymet verenlerdir! asla sana layık olmayan, hak ettiğin değeri sana vermeyen yerde durma ki sana değer verilmediği zaman üzülmeyesin!”

“seni seviyorum!” cümlesinin aslında anlamını kaybettiği yok sevgili dostlar. sadece onu hakedene, ona layık olana, ona en çok kıymet verene söyleyin. her önünüze gelene değil !
gerçekten değer verdiklerinize, hayatınızı anlamlandıran insanlara, varlığına şükür edecek kadar çok sevdiklerinize, bir huzur arayıp sığındıklarınıza, sizi siz olduğunuz için sevenlere ve kalbinizi tereddütsüz emanet edebileceklerinize söyleyin.
ve öyle söyleyin ki; gözleriniz bu cümleyi söylerken adeta güneş gibi olsun ışıl ışıl yansın, kalbiniz yerinden çıkarcasına çarpsın, elleriniz heyecandan titresin terlesin. bir rüyadaymışcasına, bir manzara karşısında şaşkınlıkla kaybolurcasına o denli tutkuyla söyleyin, söyleyin ki sözün anlamı yerini bulsun!

kocaman söyleyin bağıra bağıra!
“seni seviyorum!” diye.

her zaman gerçek değerinizi bilenlerle olmanız dileğimle...
devamını gör...

müstakil, bahçeli, amerikan tarzı bir eviniz varsa ya da sitedeki bahçe katında oturuyorsanız bahçenin bir bölümünü gerek camla -hatta direkt camla, başka bir şeyle olanını hiç görmedim, kapatıyorsunuz. buna kış bahçesi diyorlar. böylece kışın da bu kapalı alanda oturabiliyorsunuz ya da daha önemlisi bahçe mobilyalarınızı kışın zarar görmemeleri için bu bölüme yerleştiriyorsunuz. bir de güray süngü'nün bir kitabının adıymış.
devamını gör...

(bkz: terlik)*
mümkünse lazerli olsun.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bence kesinlikle doğru söylemiştir, sonuna kadar aynı fikirdeyim. kimsenin nankörlük etmeye hakkı yok bu ülkede, hele de gençlerin. size her şey altın tepside sunuluyor ama siz beğenmiyorsunuz. bunun sorumlusu iktidar olamaz.

şimdi bakalım türkiye’de gençlere verilen her şey nedir? belki utanırsınız da şükretmeye başlarsınız:

1. gelecek kaygısı: türkiye’deki gençler diğer ülkelerdeki yaşıtlarından daha fazla yararlanıyor bu nimetten. bolca gelecek kaygısı sunuluyor kendilerine. okul bitince iş bulma ümitlerini gün geçtikçe yitirdikleri için kaygı da arttıkça artıyor.

2. eğitim eşitliği: özellikle lise ve üniversitelerde her gence eşit derecede kalitesiz bir eğitim sunuluyorsa bunun için şükretmek elzemdir. şükredin ki belli bir zümre hariç kimse iyi eğitimle sınanmıyor.

3. korku bağımlılığı: güzel yurdum gençlere seslerini çıkarmaları için imkan tanımayarak, ellerinden eleştiri hakkını alarak, sokaklara dökülüp isyan etmelerini engelleyerek onları soğuktan ve anarşiden korumak için durmadan korkutup durduğu için ne kadar minnettar olsanız azdır.

4. haber alma hakkı: sosyal medyaya ve internet erişimine gerektiğinde sınırlama getiren muktedirler gençlerin bilgi zehirlenmesi yaşamasını engelleyerek ahaber gibi her daim tarafsız kanallardan haber alma hakkını sonuna kadar genişleterek onları olası bir kafa karışıklığından koruyor.

5. boş gezme hakkı: iktidar tarafından gençlere yeterli oranda iş sahası açılmadığı için gençler zamanlarını açık havada boş boş gezerek ya da orda burda dolanarak ya da intihar ederek neşe içinde geçirme şansına erişiyorlar.

benim aklıma gelen her şey bu kadar şimdilik. siz hala nankörlük edecek misiniz? demek ki neymiş? durmak yokmuş, yola devammış, dik durmuş, eğilmeymiş!
devamını gör...

benim kişisel gözlemim insanların çoğunun tembel ve aptal olduklarını ve de boşa geçen zamanı bizden çok daha önce, erken yaşlarda fark ediyorlar.
devamını gör...

sözlüğün ilk değil ikinci başlığı olan deneme başlığıdır. o zamanlar biz yoktuk tabi.
devamını gör...

"şimdi uzaklardasın
gönül hicranla doldu
hiç ayrılamam derken
kavuşmak hayal oldu..."
devamını gör...

kadın doktor kadın öğretmen kadın ebe istiyorsun ama dingil. anasının karnında mı öğrenecek de olacak bunlar? ne kadar kadın düşmanı yobaz varsa hepsi kadınlara muhtaç olarak ölsünler
devamını gör...

bir çeşit kaygı bozukluğu durumu. aşık olma korkusu deniliyor. filofobisi olan bir kişi, karşı cinsiyetten bir kişinin varlığında kaygı krizi benzeri bir şey yaşar. sebepleri değişmekte olup tedavisi diğer psikolojik tedaviler gibi korkunun üzerine gitmektir. tabii yüzleşme kısmı yine zorlayıcı bu noktada bir uzman'dan yardım alınması öneriliyor.

en belirgin filofobi belirtileri aşağıdaki listede;
aşk konularında endişeli ve sinirli olmak
evlilikten ve düğünlerden kaçmak
çiftlerin bulunduğu ortamlardan kaçmak
hislerini bastırmak
aşık olma ihtimaline karşı dış dünyadan uzaklaşmak
ileri seviyede filofobik olan kişiler aşk ve romantizm gibi konulardan bahsedildiği zamanlarda baş dönmesi, bayılma hissi ve terleme gibi fiziksel belirtiler gösterebilirler.

bu belirtilerden birden fazlasını taşıyorsanız sizde bu fobi'nin fertlerinden biri olabilirsiniz. korku'nun ecele faydası yok derler. geldi mi bayılma hissi?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ayy bana bir şeyler oluyor diyenlere gelsin..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim