1 mayıs işçi ve emekçi bayramı
türkiye'de,işçinin tatil olarak gördüğü,anlam ve önemini bilmediği gün.
bizde patron devletten, işçi patrondan, devlet bütün herkesten çaldığı için , bu günün de ne anlamı ne önemi var, sıradan bir tatil günü.
bizde patron devletten, işçi patrondan, devlet bütün herkesten çaldığı için , bu günün de ne anlamı ne önemi var, sıradan bir tatil günü.
devamını gör...
yazarların seslendirdiği şiirler
voca.ro/1i79j2F21Sfa
turgut uyar diye bilinir lakin çıplak ses, ağlayarak seslendirdiğim bu güzel şiirin anonim olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
palyaço
kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde?
kaç kilo çekerdi yalnızlık?
kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının?
belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları,
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk.
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize.
kim sevmezdi çiçekleri filan?
”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi.
bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım.
yazdım, yazmasam ağlayacaktım.
herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım.
sırf bu yüzden mi ağladım?
alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz.
biraz birazdım her şeyden,
dün biraz sinirlenmiştim mesela.
yarın bir kadını seveceğim biraz,
biraz biraz kör oldum bügünlerde.
ama rakı kadehlerini boşaltmayın!
eksilmesin hiçbir şey,
hiçbir şeyden dahi olsa
kalsın biraz..
umursamıyorum yılgınlığımı filan,
çünkü sessizce yaşanmalı her şey.
bir devrim sesszce olmalı mesela.
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun...
bir palyaço neden yalan söylesin ki?
ben palyaço olsaydım söylemezdim!
marangoz olsaydım da söylemezdim!
ben insan olsaydım yalan söylemezdim!
hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını?
kaç kilo çeker ki bir palyaço?
hem neden yüzüme vuruyorsunuz,
bir çirkin ördek yavrusu olduğumu?
gocunmam ki ben, ben gocunmam.
bir palyaço ne kara gocunmazsa,
o kadar, o kadar gocunmam işte..
rakı doldurun! eksilmesin!
bitmedi, yazacağım daha,
yazmazsam ağlayacağım çünkü
alçakça olacak biraz...
hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik?
her sokakta biraz daha eksilirdik,
bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen.
bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu:
”duyamadım”, derdim, “tekrar et!”
sessizliğe bürünürdü o vakit her şey,
sokaklar daha bir pusl
palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu,
ve ben daha bir alçak olurdum,
ağlardım biraz.
hem sen kimsin? çekiştirme diyorum.
hatta kuyruğuma basma diyorum
acıyor, tırmalarım,-
kahrol, kahrol! diyorum.
geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda,
korktum birden, kusacak gibi oldum.
”olur öyle” dedi palyaço,
”herkes alçaktır biraz”
”otur ulan!” dedim, bağırdım ona.
ben bazen bağırırım biraz.
”rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!”
ben bazen eksilirim biraz.
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz!
bunu sonradan öğrendim.
ben aslında her şeyi sonradan öğrendim.
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim
örneğin;
geçen gün bir kadınla seviştim.....
biraz değil çok seviştim....
ya işte öyle palyaço
diyorum ki,
bunu da yeni öğrendim:
sevişmek de eksilmekmiş biraz.
kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan?
”ben sevmezdim” dedim, “yalan!"
dedi
bunu palyaço söyledi.
palyaço söyledi, ben yazdım.
yazmasam, alçak olacaktım,
hem ben roman da yazdım biraz!
bazen diyorum ki, palyaço,
sen olmasan ben ne yaparım?
alçakça eksilirim belki biraz.
her yağmur yağışında yerindi dibine girerim.
hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki.
ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi.
biraz biraz anlıyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her şey plastikmiş biraz!
haydi sirtaki yapalım palyaço
rakı doldur, yine eksildik biraz.
turgut uyar diye bilinir lakin çıplak ses, ağlayarak seslendirdiğim bu güzel şiirin anonim olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
palyaço
kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde?
kaç kilo çekerdi yalnızlık?
kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının?
belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları,
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk.
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize.
kim sevmezdi çiçekleri filan?
”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi.
bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım.
yazdım, yazmasam ağlayacaktım.
herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım.
sırf bu yüzden mi ağladım?
alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz.
biraz birazdım her şeyden,
dün biraz sinirlenmiştim mesela.
yarın bir kadını seveceğim biraz,
biraz biraz kör oldum bügünlerde.
ama rakı kadehlerini boşaltmayın!
eksilmesin hiçbir şey,
hiçbir şeyden dahi olsa
kalsın biraz..
umursamıyorum yılgınlığımı filan,
çünkü sessizce yaşanmalı her şey.
bir devrim sesszce olmalı mesela.
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun...
bir palyaço neden yalan söylesin ki?
ben palyaço olsaydım söylemezdim!
marangoz olsaydım da söylemezdim!
ben insan olsaydım yalan söylemezdim!
hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını?
kaç kilo çeker ki bir palyaço?
hem neden yüzüme vuruyorsunuz,
bir çirkin ördek yavrusu olduğumu?
gocunmam ki ben, ben gocunmam.
bir palyaço ne kara gocunmazsa,
o kadar, o kadar gocunmam işte..
rakı doldurun! eksilmesin!
bitmedi, yazacağım daha,
yazmazsam ağlayacağım çünkü
alçakça olacak biraz...
hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik?
her sokakta biraz daha eksilirdik,
bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen.
bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu:
”duyamadım”, derdim, “tekrar et!”
sessizliğe bürünürdü o vakit her şey,
sokaklar daha bir pusl
palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu,
ve ben daha bir alçak olurdum,
ağlardım biraz.
hem sen kimsin? çekiştirme diyorum.
hatta kuyruğuma basma diyorum
acıyor, tırmalarım,-
kahrol, kahrol! diyorum.
geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda,
korktum birden, kusacak gibi oldum.
”olur öyle” dedi palyaço,
”herkes alçaktır biraz”
”otur ulan!” dedim, bağırdım ona.
ben bazen bağırırım biraz.
”rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!”
ben bazen eksilirim biraz.
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz!
bunu sonradan öğrendim.
ben aslında her şeyi sonradan öğrendim.
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim
örneğin;
geçen gün bir kadınla seviştim.....
biraz değil çok seviştim....
ya işte öyle palyaço
diyorum ki,
bunu da yeni öğrendim:
sevişmek de eksilmekmiş biraz.
kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan?
”ben sevmezdim” dedim, “yalan!"
dedi
bunu palyaço söyledi.
palyaço söyledi, ben yazdım.
yazmasam, alçak olacaktım,
hem ben roman da yazdım biraz!
bazen diyorum ki, palyaço,
sen olmasan ben ne yaparım?
alçakça eksilirim belki biraz.
her yağmur yağışında yerindi dibine girerim.
hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki.
ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi.
biraz biraz anlıyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her şey plastikmiş biraz!
haydi sirtaki yapalım palyaço
rakı doldur, yine eksildik biraz.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
kuzguncuktaki vişne sayesinde vites yükselten program.
devamını gör...
yılanların öcü
devamını gör...
kocaeli'de köpeği taciz eden adamı döven gençler
şimdi bu adam sağda solda gençlik bitmiş diye de konuşuyordur. gözü kör olasıca.
devamını gör...
tanrı'ya sorulacak tek soru
devamını gör...
moderatörlerin açtığı başlıklarda özgürce görüş belirtmekten çekinmek
elhamdürilla yaşamadığımız çekinmedir. akşama kadar şu mod gay, bu mod ergen diye diye dalga geçtiğimiz yazarların başlıklarına mı çekincez allasen.*
devamını gör...
artı oy veren yazarın profilini incelemek
yazarları tanımama vesile olan pozitif bir durumdur.
devamını gör...
terza rima
türk şiirinde bu kadar az kullanılmış bir nazım şeklini yazmaya değer mi diye düşündüm. sonra da, hadi kimseye eziyet olmasın, yazayım, aradan çıksın dedim.
önce, terza rima italyan edebiyatı'na özgü bir nazım şeklidir ama, bizde italyanca hiçbir zaman moda olmadığından, bu nazım şekli, italyanlardan fransızlara ve dahi diğer avrupa milletlerine yayıldıktan sonra, biz şimdi nasıl ingilizceciysek, geçmişte de fransızcacı olduğumuzdan, özellikle servet-i fünun (bkz: edebiyat-ı cedide) döneminde sanatçılarımız gerçek birer fransız edebiyatı hayranı olduklarından, bu nazım şeklini oradan görüp şiirimize kazandırmışlardır diye başlayalım. (tekrar okuyunca bir yanlış gördüm onu düzelteyim dedim, bir baktım! aman tengrim! yuh be! bir paragraflık cümle. siz siz olun böyle bir paragraflık cümleler kurmayın :))
şiirimize kazandıran da servet-i fünuncuların en baş, birinci, süper star sanatçısı tevfik fikret'tir tabii ki.
tevfik fikret, tek bir şiir olarak-->'şehrâyîn' (1899) denemiş, sonra da kendisiyle ilgilenmemiştir. zira, kendi şiir tarzına en uygun şiir nazım şekli, yani (bkz: serbest müstezat) kendisine yetip artmaktadır.
bu nazım şekli daha sonra da öyle aman aman kullanılan bir nazım şekli değildir. zaten serbest müstezattan sonra, şairlerin nazım şekli konusunda önü açılmış, daha sonraki yıllarda nazım şekli denen kısıtlamalar zincirinin zincirlerini kırarak özgürlüklere yelken açmışlardır.
bunca ön açıklamayı yaptıktan sonra, terza rimanın ne menem bir nazım şekli olduğuna şöyle bir bakalım:
1. üç dizelik bentlerle kurulur ve bent sayısı belirsizdir. kafanıza göre uzatabildiğiniz kadar uzatabilirsiniz.
2. dize kümelenişi ve kafiye düzeni; aba bcb cçc çdç ded efe..... diye gider. ki biz bu şekilde kafiyelenişi şahane bir şekilde adlandırmış ve bu tür kafiyelenişe örüşük kafiye (/uyak) demişizdir.
ve son dize çok ama çok önemlidir. bu son dizenin çok güçlü kuvvetli olmasına acayip dikkat edilmelidir. sırf bu son dize yüzünden yıllarca şiirini bitirmek için bekleyen şairler vardır.
3. bu nazım şeklinin en büyük önemi, çağdaşlarını ve dahi kendisinden sora gelen dünya sanatçılarını derinden etkileyen dante'nin, o ünlü, o eşsiz, o uhrevi 'ilahi komedya'sını bu nazım şekliyle yazmış olmasıdır. terza rima, dante'den ve ilahi komedya'dan sonra yaygınlık kazanmıştır.
ekleme: tekrar okuyunca önemli bir eksiklik olduğunu gördüm. örnek yoktu. cevdet kudret hocanın yaptığı ilahi komedya çevirisinden birkaç bent iş görür diyerek ahan da buraya iliştiriyorum:
hayat yolu ortasında kendimi
karanlık bir orman içinde buldum.
anladım yolumu kaybettiğimi.
aklıma geldikçe hâlâ korktuğum
bir yabani, haşin, büyük ormanı
anlatırken bile ürperiyorum.
ölümden daha korkunç buldum onu,
ama başka iyi şeyler de vardı,
söyleyim onların ne olduğunu.
..............................................
umarım bu dert dolu dünyayı sizin için bir nebze aydınlatabilmiş ve çok da gerekli olmayan bu bilgi ile kafalarınızı gereksiz yere doldurmamışımdır. en derin sevgi ve selamlarımla.
önce, terza rima italyan edebiyatı'na özgü bir nazım şeklidir ama, bizde italyanca hiçbir zaman moda olmadığından, bu nazım şekli, italyanlardan fransızlara ve dahi diğer avrupa milletlerine yayıldıktan sonra, biz şimdi nasıl ingilizceciysek, geçmişte de fransızcacı olduğumuzdan, özellikle servet-i fünun (bkz: edebiyat-ı cedide) döneminde sanatçılarımız gerçek birer fransız edebiyatı hayranı olduklarından, bu nazım şeklini oradan görüp şiirimize kazandırmışlardır diye başlayalım. (tekrar okuyunca bir yanlış gördüm onu düzelteyim dedim, bir baktım! aman tengrim! yuh be! bir paragraflık cümle. siz siz olun böyle bir paragraflık cümleler kurmayın :))
şiirimize kazandıran da servet-i fünuncuların en baş, birinci, süper star sanatçısı tevfik fikret'tir tabii ki.
tevfik fikret, tek bir şiir olarak-->'şehrâyîn' (1899) denemiş, sonra da kendisiyle ilgilenmemiştir. zira, kendi şiir tarzına en uygun şiir nazım şekli, yani (bkz: serbest müstezat) kendisine yetip artmaktadır.
bu nazım şekli daha sonra da öyle aman aman kullanılan bir nazım şekli değildir. zaten serbest müstezattan sonra, şairlerin nazım şekli konusunda önü açılmış, daha sonraki yıllarda nazım şekli denen kısıtlamalar zincirinin zincirlerini kırarak özgürlüklere yelken açmışlardır.
bunca ön açıklamayı yaptıktan sonra, terza rimanın ne menem bir nazım şekli olduğuna şöyle bir bakalım:
1. üç dizelik bentlerle kurulur ve bent sayısı belirsizdir. kafanıza göre uzatabildiğiniz kadar uzatabilirsiniz.
2. dize kümelenişi ve kafiye düzeni; aba bcb cçc çdç ded efe..... diye gider. ki biz bu şekilde kafiyelenişi şahane bir şekilde adlandırmış ve bu tür kafiyelenişe örüşük kafiye (/uyak) demişizdir.
ve son dize çok ama çok önemlidir. bu son dizenin çok güçlü kuvvetli olmasına acayip dikkat edilmelidir. sırf bu son dize yüzünden yıllarca şiirini bitirmek için bekleyen şairler vardır.
3. bu nazım şeklinin en büyük önemi, çağdaşlarını ve dahi kendisinden sora gelen dünya sanatçılarını derinden etkileyen dante'nin, o ünlü, o eşsiz, o uhrevi 'ilahi komedya'sını bu nazım şekliyle yazmış olmasıdır. terza rima, dante'den ve ilahi komedya'dan sonra yaygınlık kazanmıştır.
ekleme: tekrar okuyunca önemli bir eksiklik olduğunu gördüm. örnek yoktu. cevdet kudret hocanın yaptığı ilahi komedya çevirisinden birkaç bent iş görür diyerek ahan da buraya iliştiriyorum:
hayat yolu ortasında kendimi
karanlık bir orman içinde buldum.
anladım yolumu kaybettiğimi.
aklıma geldikçe hâlâ korktuğum
bir yabani, haşin, büyük ormanı
anlatırken bile ürperiyorum.
ölümden daha korkunç buldum onu,
ama başka iyi şeyler de vardı,
söyleyim onların ne olduğunu.
..............................................
umarım bu dert dolu dünyayı sizin için bir nebze aydınlatabilmiş ve çok da gerekli olmayan bu bilgi ile kafalarınızı gereksiz yere doldurmamışımdır. en derin sevgi ve selamlarımla.
devamını gör...
dondurmada en iyi ikili
vişne- limon ikilisidir. net. daha ferahlatıcı daha hoş bir tat var mıdır!
ikinci sıraya sütlü-kakaolu gelebilir.
(vanilyalı değil sütlü)
ikinci sıraya sütlü-kakaolu gelebilir.
(vanilyalı değil sütlü)
devamını gör...
serval kedisi
genelde yiyecek bulamadıkları zaman kuşları avlarlar ve bunun için 3 metreye kadar zıplayabilirler.
devamını gör...
ruhu olan eşyalar
kitaplar.
''bir kitap açık olduğunda konuşan bir beyin, kapalı olduğunda beklemede olan bir arkadaş, unutulduğunda bağışlayan bir ruh, yok edildiğinde ağlayan bir yürektir.''
''bir kitap açık olduğunda konuşan bir beyin, kapalı olduğunda beklemede olan bir arkadaş, unutulduğunda bağışlayan bir ruh, yok edildiğinde ağlayan bir yürektir.''
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
her ayın ilk saatleri listede olan yazarlar, size gelsin.
hem okuyun, hem uygulayın.
biraz hırs yapın, yazın beğenin olduğunuz yeri koruyun.
ilk saatler varsınız, bir iki güne yok oluyorsunuz.
puan toplayın biraz.
her ay size bir fırsat veriliyor.
alın size bedavadan sözlük koçluğu.
hadi bakayım, kıpırdasın parmaklar.
kime diyorum?
hem okuyun, hem uygulayın.
biraz hırs yapın, yazın beğenin olduğunuz yeri koruyun.
ilk saatler varsınız, bir iki güne yok oluyorsunuz.
puan toplayın biraz.
her ay size bir fırsat veriliyor.
alın size bedavadan sözlük koçluğu.
hadi bakayım, kıpırdasın parmaklar.
kime diyorum?
devamını gör...
2cellos
şu anda trt 2'de sidney konserleri yayınlanan müzik grubu. pazartesi sendromunuzu yıkayıp, çitileyebilirsiniz.
devamını gör...
sözlüğe 90'lardan bir şarkı bırak
1.5 dakikalık enfes giriş
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
oktay rifat'ın en güzel şiirlerinden birini bırakmak istedim bu gece;
(bkz: elleri var özgürlüğün)
1
köpürerek koşuyordu atlarımız
durgun denize doğru.
2
bu uçuş, güvercindeki,
özgürlük sevinci mi ne!
3
öpüşmek yasaktı, bilir misiniz,
düşünmek yasak,
işgücünü savunmak yasak!
4
ürünü ayırmışlar ağacından,
tutturabildiğine,
satıyorlar pazarda;
emeğin dalları kırılmış, yerde.
5
ışık kör edicidir, diyorlar,
özgürlük patlayıcı.
lambamızı bozan da,
özgürlüğe kundak sokan da onlar.
uzandık mı patlasın istiyorlar,
yaktık mı tutuşalım.
mayın tarlaları var,
karanlıkta duruyor ekmekle su.
6
elleri var özgürlüğün,
gözleri, ayakları;
silmek için kanlı teri,
bakmak için yarınlara,
eşitliğe doğru giden.
7
ben kafes, sen sarmaşık;
dolan dolanabildiğin kadar!
8
özgürlük sevgisi bu,
insan kapılmaya görsün bir kez;
bir urba ki eskimez,
bir düş ki gerçekten daha doğru.
9
yiğit sürücüleri tarihsel akışın,
işçiler, evren kovanının arıları;
bir kara somunun çevresinde döndükçe
dünyamıza özgürlük getiren kardeşler.
o somunla doğrulur uykusundan akıl,
ağarır o somunla bitmeyen gecemiz;
o güneşle bağımsızlığa erer kişi.
10
bu umut özgür olmanın kapısı;
mutlu günlere insanca aralık.
bu sevinç mutlu günlerin ışığı;
vurur üstümüze usulca ürkek.
gel yurdumun insanı görün artık,
özgürlüğün kapısında dal gibi;
ardında gökyüzü kardeşçe mavi!
(bkz: elleri var özgürlüğün)
1
köpürerek koşuyordu atlarımız
durgun denize doğru.
2
bu uçuş, güvercindeki,
özgürlük sevinci mi ne!
3
öpüşmek yasaktı, bilir misiniz,
düşünmek yasak,
işgücünü savunmak yasak!
4
ürünü ayırmışlar ağacından,
tutturabildiğine,
satıyorlar pazarda;
emeğin dalları kırılmış, yerde.
5
ışık kör edicidir, diyorlar,
özgürlük patlayıcı.
lambamızı bozan da,
özgürlüğe kundak sokan da onlar.
uzandık mı patlasın istiyorlar,
yaktık mı tutuşalım.
mayın tarlaları var,
karanlıkta duruyor ekmekle su.
6
elleri var özgürlüğün,
gözleri, ayakları;
silmek için kanlı teri,
bakmak için yarınlara,
eşitliğe doğru giden.
7
ben kafes, sen sarmaşık;
dolan dolanabildiğin kadar!
8
özgürlük sevgisi bu,
insan kapılmaya görsün bir kez;
bir urba ki eskimez,
bir düş ki gerçekten daha doğru.
9
yiğit sürücüleri tarihsel akışın,
işçiler, evren kovanının arıları;
bir kara somunun çevresinde döndükçe
dünyamıza özgürlük getiren kardeşler.
o somunla doğrulur uykusundan akıl,
ağarır o somunla bitmeyen gecemiz;
o güneşle bağımsızlığa erer kişi.
10
bu umut özgür olmanın kapısı;
mutlu günlere insanca aralık.
bu sevinç mutlu günlerin ışığı;
vurur üstümüze usulca ürkek.
gel yurdumun insanı görün artık,
özgürlüğün kapısında dal gibi;
ardında gökyüzü kardeşçe mavi!
devamını gör...
sözlükten alınan cezalar sabıka kaydına işler mi korkusu
ooo tam anormal sözlük haber ajansı başlığına konu olmalik başlık. hadi göreyim sizi *
e devlette sicil sorgulama işlemlerinde sicili temiz çıkan yazarın, sözlükteki sabika kaydı epey kabarık çıktı. 35 ayrı suçtan ( kadinlari aşağılama, hakaret içerikli tanım girme, fake hesap açma, ortalığı galeyana getirme, flood yapma) gibi suçlardan sabıkası olan yazar çıktığı ilk mahkemece serbest bırakıldı. tanımın sonuna nokta koymayı unutan yazar ise süresiz uzaklaştırıldı...
ironi yapiyorum yav, hadi bunu da ciddiye alın*
e devlette sicil sorgulama işlemlerinde sicili temiz çıkan yazarın, sözlükteki sabika kaydı epey kabarık çıktı. 35 ayrı suçtan ( kadinlari aşağılama, hakaret içerikli tanım girme, fake hesap açma, ortalığı galeyana getirme, flood yapma) gibi suçlardan sabıkası olan yazar çıktığı ilk mahkemece serbest bırakıldı. tanımın sonuna nokta koymayı unutan yazar ise süresiz uzaklaştırıldı...
ironi yapiyorum yav, hadi bunu da ciddiye alın*
devamını gör...
turab
yazarın mahlasının anlamını açıkladığı için teşekkürlerimi iletiyorum.herkes gibi ben de "hey hat hey hat" diye okumayı denemiştim ilk sonra birazcık saçma gelmişti. tersten deneyim belki anlamlı bir şey çıkar dedim thy diye okuyunca türk hava yolları ise geri kalan hthyh ne lan o zaman diye saatlerce kafa yormuş, sonra kimsenin mahlası kimseyi ilgilendirmez deyip resti çekmiştim.
devamını gör...
kitapların arasında unutulan paralar
benim bir yerde 1 liram olsa aklım onda kalıyor pes doğrusu.
devamını gör...
