cinsel açlık
afrika’sı türkiye olan dünya.
devamını gör...
balkonda kitap okuyan tip
ne hadle böyle bir şey yapar, anlamış değilim.
devamını gör...
spontane radyo yayını
merhabalar sevgili dostlar. bir süredir gündemimizde olan, ancak bizim için oldukça üzücü olduğundan, kendi aramızda bile konuşmaktan kaçındığımız bu haberi artık sizlerle paylaşmak durumundayız zira torku’nun ecele faydası yok. *
efenim, spontane isimli güzide radyo yayınımızı, malesef bu hafta da dahil olmak üzere, belirsiz bir süre için askıya almak durumundayız. gelecek ne getirir bilinmez dostlar, ama sizinle ve yayınımızla olan geçmiş, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar güzeldi.
- peki neden a cenk? sen biliyo musun yılmaz gacesinden ayrıldı? kimden ötürü ha kimden ötürü? senden ötürü mü? benden ötürü mü?
malesef benden ötürü a dostlar. önümüzdeki süreçte kişisel gündemlerimden kaynaklı, hem sözlüğe hem de radyoya pek az zaman ayırabileceğim. buna canlı yayın saatlerimiz ve keşke hepiniz dahil olabilseniz de bizim kadar eğlenebilseniz dediğimiz, yayın hazırlık süreçlerimiz de dahil malesef.
hal böyle olunca, sizleri pazartesiye kadar bekletmeden haberdar edelim dedik. size dinleyenlerimiz diyemem. desem desem, bize kulak veren dostlar diyebilirim. hem robnaja’nın hem benim ilk yayın deneyimimiz olan bu süreçte desteğini esirgemeyen tüm dostlara, bizimle gülen bizimle ah be diyen tüm güzel insanlara, en rezil anılarımıza dahi gülümseyerek tepki veren tüm arkadaşlarımıza, modumuz düştüğü anda sezip bizi kucaklarına alıp yükselten siz mükemmel varlıklara* sonsuz teşekkür ederim. spontane ekibi olarak, bize güvenip, “yardırın arkadaşlar, siz halledersiniz şöyle süpersiniz böyle mükemmelsiniz” diye bizi gazlayan, ertesi günkü unutulmaz dinozor şarkısı esnasında dahi sadece random gülen güzel insan, superman gomercan’a sonsuz sevgiler, çiçekler ve sevimli böcekler yollarız. heykelini diksek, ehe. şey. neyse.
rob hep “veda etmek istemiyorum, bir sonraki yayın için buluşma talebiyle ayrılıyorum” diye bitirirdi programları. yine öyle yapalım, veda etmek istemiyoruz, ileride bir gün tekrar buluşmak dileğiyle. hoşçakalın dostlar.
efenim, spontane isimli güzide radyo yayınımızı, malesef bu hafta da dahil olmak üzere, belirsiz bir süre için askıya almak durumundayız. gelecek ne getirir bilinmez dostlar, ama sizinle ve yayınımızla olan geçmiş, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar güzeldi.
- peki neden a cenk? sen biliyo musun yılmaz gacesinden ayrıldı? kimden ötürü ha kimden ötürü? senden ötürü mü? benden ötürü mü?
malesef benden ötürü a dostlar. önümüzdeki süreçte kişisel gündemlerimden kaynaklı, hem sözlüğe hem de radyoya pek az zaman ayırabileceğim. buna canlı yayın saatlerimiz ve keşke hepiniz dahil olabilseniz de bizim kadar eğlenebilseniz dediğimiz, yayın hazırlık süreçlerimiz de dahil malesef.
hal böyle olunca, sizleri pazartesiye kadar bekletmeden haberdar edelim dedik. size dinleyenlerimiz diyemem. desem desem, bize kulak veren dostlar diyebilirim. hem robnaja’nın hem benim ilk yayın deneyimimiz olan bu süreçte desteğini esirgemeyen tüm dostlara, bizimle gülen bizimle ah be diyen tüm güzel insanlara, en rezil anılarımıza dahi gülümseyerek tepki veren tüm arkadaşlarımıza, modumuz düştüğü anda sezip bizi kucaklarına alıp yükselten siz mükemmel varlıklara* sonsuz teşekkür ederim. spontane ekibi olarak, bize güvenip, “yardırın arkadaşlar, siz halledersiniz şöyle süpersiniz böyle mükemmelsiniz” diye bizi gazlayan, ertesi günkü unutulmaz dinozor şarkısı esnasında dahi sadece random gülen güzel insan, superman gomercan’a sonsuz sevgiler, çiçekler ve sevimli böcekler yollarız. heykelini diksek, ehe. şey. neyse.
rob hep “veda etmek istemiyorum, bir sonraki yayın için buluşma talebiyle ayrılıyorum” diye bitirirdi programları. yine öyle yapalım, veda etmek istemiyoruz, ileride bir gün tekrar buluşmak dileğiyle. hoşçakalın dostlar.
devamını gör...
takip
takip ettiğim kişilerin sayısı belirli bir olgunluğa eriştiğinden beri sözlüğü artık neredeyse sadece buradan takip ediyorum. takip ettiklerimin takip ettiği yazarlardan araya girenler oluyor, onları da ekliyoruz. amacım efsane bir kadro oluşturmak, bence başarabilirim.
yaşlandım artık, sözlük yaşlısıyım. örneğin, öldürmeyip süründüren şeyler başlığında 84 entry arasında kaliteli yazı arayamayacak kadar yorgunum. bi altındaki kafa sözlük yazarlarının en sevdiği çikolatayı ise hiç merak etmiyorum. bu başlığa düz anket doldurmak yerine kaliteli yazı yazabilecek biri varsa zaten takip listemdedir, değilse de girer. bence. böyle. her. şey. daha. güzel.
yaşlandım artık, sözlük yaşlısıyım. örneğin, öldürmeyip süründüren şeyler başlığında 84 entry arasında kaliteli yazı arayamayacak kadar yorgunum. bi altındaki kafa sözlük yazarlarının en sevdiği çikolatayı ise hiç merak etmiyorum. bu başlığa düz anket doldurmak yerine kaliteli yazı yazabilecek biri varsa zaten takip listemdedir, değilse de girer. bence. böyle. her. şey. daha. güzel.
devamını gör...
eleni vitali
devamını gör...
daddy ucemak kızıl nelson üçlüsü
gerçekten hepsi kendine has tarzı ile sözlüğün başı çeken en kafa adamları bence. bu adamları sevmeyenine denk gelmedim daha.
devamını gör...
vergi alınmayan şey
"bu yorum vergisi ödenmediği için kaldırılmıştır"
devamını gör...
isimlerin kişiliğe etkisi
babam "ben onu çok özlüyorum" diyerek koymuş adımı, bu yüzdendir "benim bütün derdim özlem"
devamını gör...
normal sözlük'ün kısa sürede başarılı olması
küfür yok, atatürk' e hakaret yok, bir insanı kırmak yok, başlıklar güzel, renk güzel, insan vaktin nasıl geçtiğini bile anlamıyor burada. daha ne olsun. moderatörler sıcakkanlı, en azından bot değil, bizi uzaktan koruyan kartallar gibi. bizi sevdiklerini düşünüyorum. çünkü ben burdaki herkese değer veriyorum.
devamını gör...
erkeklerin regl olması durumunda yaşanabilecekler
ahmet pedin var mı ?
devamını gör...
unutulmayan magazin olayları
bundan ötesi yok dediğimdir.
devamını gör...
bir kişiden anında soğutan detaylar
zayıf noktanızı menfaatince kullanması. buz oluyorum.
devamını gör...
at hırsızı (yazar)
sözlükte bir benim nickaltıma severek okuyorum vs yazmamıştır herhalde... bekliyorum ama o gün gelmeyecek... çünkü şapşikli tanımlar giriyorum hep beğenmezler bizi çobanık diye. halbuki radyoya katıldığında ben kendisini pek sevmiştim..
devamını gör...
ekspresyonizm
1900’lü yıllarda almanya’da ortaya çıkan sanat akımıdır. geçmişin mükemmel tasvirli ve estetik kaygılı sanat eserlerine karşı sanatçının esere ruhunu ve iç dünyasını katması gerektiğine inananların akımıdır. görünen ve bilinen bir objenin gerçek görüntüsünün değil iç dünyasının izleyiciye aktarılmasını savunur. resimde, edebiyatta, mimaride etkilediği binlerce sanatçı vardır. en bilenenlerinden bir örnek verecek olursak (bkz: edvard munch)’ın çığlık tablosunu gösterebiliriz. karşıt akımı (bkz: empresyonizm)’dir.

ayrıca buradan

ayrıca buradan
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
eski fotoğraflara bakarken bir kaç şey buldum gerçi şimdiki telefonların kameraları o zamanın fotoğraf makinelerinden -en azından benimkinden- daha iyiler. ilk fotoğraf için belirtmek isterim ki... şey yaptığım teknik olarak yasal sayılmaz ama 2006 yılında çekilmiş bir fotoğraf yani sadece küçüğüm bahanelerim var.*

antonio di viccaro altında aşıklar diyorum ben buna yani en azından öyle not düşmüşüm. fotoğraf çekmekten gram anlamayan küçücük çocuğun eline fotoğraf makinesi tutuşturunca böyle oluyormuş demek.
home sweet home... 2006'nın sonları ve bahçesi için iki yılımı verdiğim ev. şimdi kimler oturuyor acaba ve umarım bahçemi mahvetmemişlerdir. türkiye'ye dönmeden önce son yeşil yılım o yüzden resim beni içten içe mahvediyor.

2005 okul gezisi... bremen'e 10 saatlik uçak yolculuğu çekip sonunda resmini çekmeyi başarabildiğim en iyi şey mezarlığın orada bulunan bir şapel. paula -adını asla unutmayacağım sinsi yılan- makinemi suya attığı için onunkini kullanmak zorunda kalmıştım yani kibarca rica etmiştim. ( aslında uyurken saçlarını kesmekle tehdit ettiğimi hatırlıyorum ya da benzeri bir şey ama bence gayet diplomatik bir yaklaşım)

bir de şey... bunlar var o korkunç geziden kalan. ne diyebilirim ki fotoğrafçı olmak için doğmamışım.



antonio di viccaro altında aşıklar diyorum ben buna yani en azından öyle not düşmüşüm. fotoğraf çekmekten gram anlamayan küçücük çocuğun eline fotoğraf makinesi tutuşturunca böyle oluyormuş demek.
home sweet home... 2006'nın sonları ve bahçesi için iki yılımı verdiğim ev. şimdi kimler oturuyor acaba ve umarım bahçemi mahvetmemişlerdir. türkiye'ye dönmeden önce son yeşil yılım o yüzden resim beni içten içe mahvediyor.

2005 okul gezisi... bremen'e 10 saatlik uçak yolculuğu çekip sonunda resmini çekmeyi başarabildiğim en iyi şey mezarlığın orada bulunan bir şapel. paula -adını asla unutmayacağım sinsi yılan- makinemi suya attığı için onunkini kullanmak zorunda kalmıştım yani kibarca rica etmiştim. ( aslında uyurken saçlarını kesmekle tehdit ettiğimi hatırlıyorum ya da benzeri bir şey ama bence gayet diplomatik bir yaklaşım)

bir de şey... bunlar var o korkunç geziden kalan. ne diyebilirim ki fotoğrafçı olmak için doğmamışım.


devamını gör...
beğeni bildirimlerini kapatan yazar
öksürsek beğeni alıyor, cihaz çöktü arkadaşlar sağolun.
devamını gör...
adile naşit
oyunlarından yansıyan bir gülüşü vardır ki hala o'nu seyreden, canlı performansını gören herkesin belleğindedir. bunun haricinde gizli bir ıstırabı vardır, 16 yaşındaki oğlunu kaybetmiştir, bunun acısını yüreğinde taşımıştır. trt'nin o'na program vermesi ve çocuklarla buluşturması, hem çocuklar için hem de kendisi için bir iyilik olmuştur.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çıkma teklifi hikayesi
aynı ünv. aynı bölümdeydik, ben üç, o ikinci sınıftaydı. 2 aydır görüşüyoruz, her buluşmamızda daha da yakınlaşıyoruz.
artık kararımı vermiş, teklif edecektim. çiçeğimi aldım her zaman buluştuğumuz yurdun yanındaki parkta buluştuk.
"senden çok hoşlanıyorum, gözüm senden başkasını görmüyor" dedim.
mest olmuş bana bakıyordu. devam ettim.
"ben seninle daha fazla vakit geçirmek istiyorum, daha yakın olmak istiyorum böyle şeyler nasıl söylenir bilemiyorum ama.. benimle çıkar mısın ?" dedim yutkuna yutkuna..
"biraz düşüneyim mi? bana bir hafta ver" dedi.
o bir haftada herhalde 7 kilo verdim "acaba ne diyecek " diye düşünmekten.
insan garip bir varlık, ne kadar kötüye alıştırsa da kendini içerde hep bir umut yeşeriyor engel olamıyorsun.. ben beraber sinemaya gittiğimizi, sarıldığımızı, beraber tatillere gittiğimizi, mezun olup aynı eve çıktığımızın hayallerini kuruyordum o bir haftada.. gözüme zerre uyku girmiyordu.
o beklenen gün geldi çattı. yine aynı parkta buluştuk.
"düşünme fırsatın oldu mu ?" dedim
"oldu" dedi.
"peki düşündün mü ?" dedim.
gülümsedi ve " çok zekisin" dedi.
ben de gülümsedim.
gözlerimin içine baktı ve o allah'ın belası ebru gündeş şarkısıyla arabesk arabesk cevap verdi.
"ben seçilmem seçerim"
...
şimdi hala bekar.. at kafası..
artık kararımı vermiş, teklif edecektim. çiçeğimi aldım her zaman buluştuğumuz yurdun yanındaki parkta buluştuk.
"senden çok hoşlanıyorum, gözüm senden başkasını görmüyor" dedim.
mest olmuş bana bakıyordu. devam ettim.
"ben seninle daha fazla vakit geçirmek istiyorum, daha yakın olmak istiyorum böyle şeyler nasıl söylenir bilemiyorum ama.. benimle çıkar mısın ?" dedim yutkuna yutkuna..
"biraz düşüneyim mi? bana bir hafta ver" dedi.
o bir haftada herhalde 7 kilo verdim "acaba ne diyecek " diye düşünmekten.
insan garip bir varlık, ne kadar kötüye alıştırsa da kendini içerde hep bir umut yeşeriyor engel olamıyorsun.. ben beraber sinemaya gittiğimizi, sarıldığımızı, beraber tatillere gittiğimizi, mezun olup aynı eve çıktığımızın hayallerini kuruyordum o bir haftada.. gözüme zerre uyku girmiyordu.
o beklenen gün geldi çattı. yine aynı parkta buluştuk.
"düşünme fırsatın oldu mu ?" dedim
"oldu" dedi.
"peki düşündün mü ?" dedim.
gülümsedi ve " çok zekisin" dedi.
ben de gülümsedim.
gözlerimin içine baktı ve o allah'ın belası ebru gündeş şarkısıyla arabesk arabesk cevap verdi.
"ben seçilmem seçerim"
...
şimdi hala bekar.. at kafası..
devamını gör...
bystander etkisi
örnek olarak, tenha bir yerde birisi düşerse direkt yardıma koşarsınız, kalabalık yerde nasıl olsa biri kaldırır diye yola devam edersiniz.
devamını gör...
