babaya söylemek istenip de söylenemeyenler
ılginc adamsin, beni hem bu kadar sevip hem de bana bu kadar zarar vermeyi nasil basardin? kucukken babam beni her seyden korur diye dusunurdum, meger en cok kotulugu senden görmüsüm...bunu cok gec anladim.
devamını gör...
müzeyyen senar'ı o detone sesine rağmen dinleyebilen kişiler
ismail. bunun şakası olmaz. müzeyyen senar olm. sil onu sil.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
ah şu düzene giremeyen yaşamım ve belirsizliğin keşmekeşliğinde sürüklenen ruhum. bütün hücrelerimin psikolojisi kanıksadı artık bu durumu. dar bir kalıp içerisinde uykulu gözlerle acısını arada unuttuğun yaşamı sürmeye çalışmak kendini hiçbir zaman yakalayamayacağın manasına mı geliyor? sahi ben kimim? ben neredeyim?
dehlizlerinden anıların ve yaşamların aktığı ruhum, çok mu yükleniyorum yoksa sana?
bir şeylerin çatırtısı geliyor tok bir sesle yankılanan ruhumdan ama şifası da gene orada bir yerlerdedir diye umut denizine yelken açıyorum.
artık huzurun kollarına itilmek istiyor bu benlik. bu ağlak mevsimler hangi rüzgarla gökyüzünde nokta halini alacak… sabırsızlıkla bekliyorum…
dehlizlerinden anıların ve yaşamların aktığı ruhum, çok mu yükleniyorum yoksa sana?
bir şeylerin çatırtısı geliyor tok bir sesle yankılanan ruhumdan ama şifası da gene orada bir yerlerdedir diye umut denizine yelken açıyorum.
artık huzurun kollarına itilmek istiyor bu benlik. bu ağlak mevsimler hangi rüzgarla gökyüzünde nokta halini alacak… sabırsızlıkla bekliyorum…
devamını gör...
normal sözlük - yedikule hayvan barınağı yardımlarının ulaşması
ne güzel bir haber.afiyet olsun hepsine.
devamını gör...
cahil insanların cahil olma nedenleri
sürekli "cahiller şöyle, cahiller böyle" diye konuşup kendi cehaletlerinin farkında olmamaları...
devamını gör...
dune: çöl gezegeni (2021)
fragmanları yayınlandıkça birçok tartışmayı da beraberinde getiren seri. pek tabii bu tartışmalar dune’a özgü değildir. sıkı bir fanbase’i olan tüm kitaplar filme çevrilirken bu tip sıkıntı ve tartışmalar yaşanmaktadır. bu girdimde bunlardan birkaçına değinmek istiyorum.
ilk ve en önemli tartışma tabiki de oyuncuların ten rengi ve cinsiyetinin kitap tasvirleri ile uyuşmaması. bir kısım fanlar bu durumdan fazlasıyla şikayetçi. dune, eser itibariyle neredeyse en önemli bölümleri çölde geçen bir yapım. pek tabi burada yaşayanlar da araplarla ilişkilendiriliyor. filmin cast’ına baktığımızda ise oyuncu tercihleri başka ırklardan olduğunu görüyoruz. bu olay bir kısım fanların tepkisini çekiyor ve yönetmen tayfasını kitaba sadık kalmamak ile suçluyorlar. neymiş efendim, tüm fremenler arap kökenli oyuncular tarafından canlandırılmalıymış. şahsen ben buna katılmıyorum. zira bu seçimler hikayenin gidişatını ve verilmek istenen mesajı zerre etkilemiyor.
hem duyduğum bir diğer teori ise fremenlerin aslında arap bedevisi olmayabileceği yönünde ki, bu teori hiç yabana atılmayacak kanıtlar sunuyor. bu ise başka bir girdi konusu olur.
bir diğer unsur ise karakterlerin cinsiyetinin değiştirilmesi. bilindiği üzere liet keynes karakteri kitaplarda bir erkek iken, filmde bir kadın tarafından canlandırılıyor. hal böyle iken söz konusu bir kısım fanlar iyice küplere biniyor. kaldı ki bu da çok yersiz bir tartışma. liet keynes’in cinsiyetinden bize ne? oyunculuğu ve filmdeki rolü ile ön plana çıkması gereken bir karakterdir fakat kitapta cinsiyeti üzerinde hiç durulmuyor desem yeridir.
gelelim şu meşhur “white savior” konusuna…
film fragmanı düşer düşmez twitter tayfada bir “beyaz kurtarıcı” senaryosu aldı yürüdü efendim. neymiş, beyaz adam gelir, toplumu aydınlatır, insanları kurtarır, önderlik eder vs. söz konusu toplum ise geri kalmıştır güya.
yalan yok, bu senaryoda film sayısı çok fazla. ama dune öyle bir yapım değildir. bu iddiaların sahiplerinin, kitapları okumadığı apaçık bellidir. zira dune kitaplarında bir kurtarıcı yoktur. paul atreides’in kurtarıcılıkla yakından uzaktan alakası yoktur hatta. üstelik paul fremenleri, kendi kültürüne adapte etmemiş, aksine bir fremene dönüşmüştür. tüm bu olaylar ışığında bu tarz mesnetsiz iddialar bir zaman sonra sıkmaktadır.
dune için belki de en ilginç tartışma ise “jihad” ve “crusade” terimlerdir. paul romanlarda bir cihatçıdır. ve frank herbert bu olayı tasvirlerinde sürekli olarak “jihad” kullanmıştır. kitaplarında 99 kez “jihad” terimi kullanırken, “crusade” terimini ise sadece 2 kez kullanmıştır. her iki kelime de “sefer” manası taşımakla beraber, birbiri yerine kullanımı pek de yanlış değildir. buradaki tek sorun, fremenlerin islam kökenli bir dini inanışa sahip olmaları ve dillerinin de bu yönde evrimleşmiş olmasıdır. hal böyle olunca fanlar çok da haksız olmamakla beraber, fragmanda paul’ün yaklaşan seferi anlatırken kullandığı “crusade” terimini yadırgadılar.
ben bu konuda biraz kararsızım. zira frank herbert islam terminolojisine ve aşina bir isim. yani defaatle cihad terimini tercih etmesi boşa değildir. gelelim işin şimdiki boyutuna. öncelikle filmi henüz görmedik. yani sadece fragman üzerinden bir çıkarım yapmak yanlış olur. kaldı ki filmin test gösterimine katılanlar, filmde “jihad” kelimesinin de geçtiğini söylediler.
tüm bunlar bir yana, dune yüksek bütçeli bir yapım ve satması lazım. bağımsız bir yapım şirketi değil, warner bros. finanse ediyor. yanisi ekonomik bir kaygı var ortada. filmin genel izleyici kitlesi herkesin tahmin edebileceği gibi amerikalılar ve çinliler. bu iki kesimin de islami olay ve terimlere nasıl yaklaştığı ortada. bu yüzden yapılmış değişimler öngörülürdür. gönül isterdi ki, her olay romanlara sadık kalınarak aktarılsın ama film sektörü maalesef böyle.
benim şahsi görüşüm; iki kelimeye de okeyim ama seçme şansım olsaydı, “jihad” derdim.:)
ilk ve en önemli tartışma tabiki de oyuncuların ten rengi ve cinsiyetinin kitap tasvirleri ile uyuşmaması. bir kısım fanlar bu durumdan fazlasıyla şikayetçi. dune, eser itibariyle neredeyse en önemli bölümleri çölde geçen bir yapım. pek tabi burada yaşayanlar da araplarla ilişkilendiriliyor. filmin cast’ına baktığımızda ise oyuncu tercihleri başka ırklardan olduğunu görüyoruz. bu olay bir kısım fanların tepkisini çekiyor ve yönetmen tayfasını kitaba sadık kalmamak ile suçluyorlar. neymiş efendim, tüm fremenler arap kökenli oyuncular tarafından canlandırılmalıymış. şahsen ben buna katılmıyorum. zira bu seçimler hikayenin gidişatını ve verilmek istenen mesajı zerre etkilemiyor.
hem duyduğum bir diğer teori ise fremenlerin aslında arap bedevisi olmayabileceği yönünde ki, bu teori hiç yabana atılmayacak kanıtlar sunuyor. bu ise başka bir girdi konusu olur.
bir diğer unsur ise karakterlerin cinsiyetinin değiştirilmesi. bilindiği üzere liet keynes karakteri kitaplarda bir erkek iken, filmde bir kadın tarafından canlandırılıyor. hal böyle iken söz konusu bir kısım fanlar iyice küplere biniyor. kaldı ki bu da çok yersiz bir tartışma. liet keynes’in cinsiyetinden bize ne? oyunculuğu ve filmdeki rolü ile ön plana çıkması gereken bir karakterdir fakat kitapta cinsiyeti üzerinde hiç durulmuyor desem yeridir.
gelelim şu meşhur “white savior” konusuna…
film fragmanı düşer düşmez twitter tayfada bir “beyaz kurtarıcı” senaryosu aldı yürüdü efendim. neymiş, beyaz adam gelir, toplumu aydınlatır, insanları kurtarır, önderlik eder vs. söz konusu toplum ise geri kalmıştır güya.
yalan yok, bu senaryoda film sayısı çok fazla. ama dune öyle bir yapım değildir. bu iddiaların sahiplerinin, kitapları okumadığı apaçık bellidir. zira dune kitaplarında bir kurtarıcı yoktur. paul atreides’in kurtarıcılıkla yakından uzaktan alakası yoktur hatta. üstelik paul fremenleri, kendi kültürüne adapte etmemiş, aksine bir fremene dönüşmüştür. tüm bu olaylar ışığında bu tarz mesnetsiz iddialar bir zaman sonra sıkmaktadır.
dune için belki de en ilginç tartışma ise “jihad” ve “crusade” terimlerdir. paul romanlarda bir cihatçıdır. ve frank herbert bu olayı tasvirlerinde sürekli olarak “jihad” kullanmıştır. kitaplarında 99 kez “jihad” terimi kullanırken, “crusade” terimini ise sadece 2 kez kullanmıştır. her iki kelime de “sefer” manası taşımakla beraber, birbiri yerine kullanımı pek de yanlış değildir. buradaki tek sorun, fremenlerin islam kökenli bir dini inanışa sahip olmaları ve dillerinin de bu yönde evrimleşmiş olmasıdır. hal böyle olunca fanlar çok da haksız olmamakla beraber, fragmanda paul’ün yaklaşan seferi anlatırken kullandığı “crusade” terimini yadırgadılar.
ben bu konuda biraz kararsızım. zira frank herbert islam terminolojisine ve aşina bir isim. yani defaatle cihad terimini tercih etmesi boşa değildir. gelelim işin şimdiki boyutuna. öncelikle filmi henüz görmedik. yani sadece fragman üzerinden bir çıkarım yapmak yanlış olur. kaldı ki filmin test gösterimine katılanlar, filmde “jihad” kelimesinin de geçtiğini söylediler.
tüm bunlar bir yana, dune yüksek bütçeli bir yapım ve satması lazım. bağımsız bir yapım şirketi değil, warner bros. finanse ediyor. yanisi ekonomik bir kaygı var ortada. filmin genel izleyici kitlesi herkesin tahmin edebileceği gibi amerikalılar ve çinliler. bu iki kesimin de islami olay ve terimlere nasıl yaklaştığı ortada. bu yüzden yapılmış değişimler öngörülürdür. gönül isterdi ki, her olay romanlara sadık kalınarak aktarılsın ama film sektörü maalesef böyle.
benim şahsi görüşüm; iki kelimeye de okeyim ama seçme şansım olsaydı, “jihad” derdim.:)
devamını gör...
poynting vektörü
adını ingiliz fizikçi john henry poynting'den alan, bir elektrik alanına ait enerji akısının büyüklüğünü ve yönünü veren vektör.

burada;
e, elektrik alanı
b, manyetik alan
μ0, vakumun (ya da uzay boşluğunun) manyetik geçirgenliğidir.

burada;
e, elektrik alanı
b, manyetik alan
μ0, vakumun (ya da uzay boşluğunun) manyetik geçirgenliğidir.
devamını gör...
tacizci leopara haddinin bildirilmesi
emperyalist güçler yaşlanmış bal porsuklarına tuzak kurup bir düzine uyuşturucu iğne ile halsizleştirip aslan ve leoparların önüne atıp belgesel çekerler. bu inandırıcı gelmeyen belgesellerin ortak özelliği sanki film çeviriyormuş gibi ortam yaratılmasıdır.
hileli belgeselleri izleyen bir leopar havaya girip bal porsuğuna tacizde bulunur. kaynak video
bal porsuğu, leopara haddini bildirirken eşi “akşam yemeği ayağımıza geldi” diyerek ağaçtan atlayıp leopara bodoslama dalar. leopar canını kurtarmak için kaçmak ister ama leopardan bir daha haber alınamaz. *
sadece korkmamaya başladığımız zaman yaşamaya başlarız. hayat, ya cesaretle yaşadığımız bir macera ya da hiçbir şeydir
kalplerde gerçek cesarete sahip olanlar her zaman kazanır - amir khan.
hileli belgeselleri izleyen bir leopar havaya girip bal porsuğuna tacizde bulunur. kaynak video
bal porsuğu, leopara haddini bildirirken eşi “akşam yemeği ayağımıza geldi” diyerek ağaçtan atlayıp leopara bodoslama dalar. leopar canını kurtarmak için kaçmak ister ama leopardan bir daha haber alınamaz. *
sadece korkmamaya başladığımız zaman yaşamaya başlarız. hayat, ya cesaretle yaşadığımız bir macera ya da hiçbir şeydir
kalplerde gerçek cesarete sahip olanlar her zaman kazanır - amir khan.
devamını gör...
jean paul sartre
yayınlandığı yıllarda fransa'da satış rekorları kıran ve temel kitaplardan sayılan "sosyalizm sözlüğü" adlı eseri, erdoğan başar tarafından türkçeleştirilerek toplum yayınları/remzi inanç tarafından 1965 yılında ülkemizde de yayınlanmış olan ünlü yazar ve filozof.
devamını gör...
hiçbir kadın için çaba göstermeyen erkek
çaba göstermeye gerek duymuyordur.biri gidince diğerinin geleceğini biliyordur.
öz güveni tavan yapmıştır.her seferinde kedi gibi 4 ayağı üzerine düşer.
öz güveni tavan yapmıştır.her seferinde kedi gibi 4 ayağı üzerine düşer.
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
olurrr.
sonsuz tüm kaideler içinde biricik ve yegane olayım bi ben*
sonsuz tüm kaideler içinde biricik ve yegane olayım bi ben*
devamını gör...
yalnızlığın tek cümlelik özeti
karanlık, duvarlar ve sessizlik dostum olur ve çok vefalılardır, hiç terk etmezler beni sağolsunlar.
devamını gör...
tolga adlı yazar uçurulsun kampanyası
(bkz: tolga büyük harfle başlasın seçeneği)
tolga seni haklı bulmuyorum ve sana laflar hazırladım.
bir zamanların kutsal bilgi kaynağı olan ekşi sözlügü maalesef böyle troll başlıklar yüzünden kaybettik, engel olamadık.
sevgili moderatör arkadaşlara önerim ise; işler çığrından çıkmadan gereken önlemlerin alınması yönünde olacaktır.
tolga seni haklı bulmuyorum ve sana laflar hazırladım.
bir zamanların kutsal bilgi kaynağı olan ekşi sözlügü maalesef böyle troll başlıklar yüzünden kaybettik, engel olamadık.
sevgili moderatör arkadaşlara önerim ise; işler çığrından çıkmadan gereken önlemlerin alınması yönünde olacaktır.
devamını gör...
wifi şifresi isteyen komşuyu savuşturma yolları
ağı gizlemek yeterli olacaktır kimseye sövmenize yalan söylemenize gerek yok.
devamını gör...
prenses_aurora
aslında ben öyle uzun uzun seni övecek dizeler, hatta satırlar yazamam.
çünkü eminim seninle bir kere konuşup hatta yazılarını okuyan birisi bunu hemen anlar yani ne kadar güzel bir kalbe sahip olduğunu ve bir dolsunu...
fakat benim demek istediğim şey bu değil seni tanıdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.
kolay kolay birisine oturup hayatımı ve salak ergenlik kaygılarımı anlatmam ve sen bunu yaptığım ikinci kişisin.
ne zaman bir şeyler hakkında saçmalasam bana o kadar güzel şeyler söylüyorsun ki senin gerçekliğini sorguluyorum.
sanki ikinci bir kız kardeşe sahipmişim gibi hissettiriyorsun ve bu platformun bana kazandırdığı güzel şeylerden birisisin.
gerçek hayatta yüze yüze gelip şapşal şapşal oturup bir kahve içmek istediğim kişisin..
umarım hayatında hep mutluluk var olur, ve senin gibi bir arkadaşa gerçek hayatımda çok ihtiyacımı var bunu asla unutmaaa.
çünkü eminim seninle bir kere konuşup hatta yazılarını okuyan birisi bunu hemen anlar yani ne kadar güzel bir kalbe sahip olduğunu ve bir dolsunu...
fakat benim demek istediğim şey bu değil seni tanıdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.
kolay kolay birisine oturup hayatımı ve salak ergenlik kaygılarımı anlatmam ve sen bunu yaptığım ikinci kişisin.
ne zaman bir şeyler hakkında saçmalasam bana o kadar güzel şeyler söylüyorsun ki senin gerçekliğini sorguluyorum.
sanki ikinci bir kız kardeşe sahipmişim gibi hissettiriyorsun ve bu platformun bana kazandırdığı güzel şeylerden birisisin.
gerçek hayatta yüze yüze gelip şapşal şapşal oturup bir kahve içmek istediğim kişisin..
umarım hayatında hep mutluluk var olur, ve senin gibi bir arkadaşa gerçek hayatımda çok ihtiyacımı var bunu asla unutmaaa.
devamını gör...
film önerileri
little women (2019)
devamını gör...
espresso fincanı seçerken dikkat edilecek hususlar
sadece bir fincan olarak düşünseniz de espresso fincanı seçmek detaylı bir süreçtir. aynı türk kahvesinde olduğu gibi seçilen fincan kahvenin anlamını arttırır. nasıl ki türk kahvesi içerken geleneksel çizgilere sahip fincanları tercih edilirse, espresso için de aynı durum geçerlidir. espresso fincanları bazı yerlerde "demitasse" olarak da adlandırılır. aslında bu kelime, fransızcada "yarım bardak" anlamına gelir. bu fincanlar yaklaşık 60-90 ml hacme sahiptir. bu fincanlar espressonun yanı sıra türk kahvesi için kullanılan fincanları da ifade eder. bu fincanları seçerken dikkat etmeniz gereken beş temel nokta vardır:
(1) fincanın boyutu
fincan seçerken yukarıda da belirttiğimiz gibi demitasse olarak adlandırılan boyut en ideal seçim olacaktır. diğer kahve çeşitleri ile karşılaştırıldığında daha az hacme sahip olduğu için espressoyu büyük bir fincanda hazırlamak tavsiye edilmez.
(2) fincanın malzemesi
geleneksel espresso fincanı ile kahvenizi içmek istiyorsanız kesinlikle porselen malzemeyi tercih etmelisiniz. düz beyaz porselen fincan, fincanın içerisindeki koyu kahvenin rengiyle muhteşem bir uyum yaratacak. porselen, ısının tüm fincan boyunca eşit olarak yayılmasını sağlar. alternatif olarak cam bardaklar da son zamanlarda popülerlik kazandı. cam bardakların en büyük artısı ise kahvenin ışık kırılmalarıyla benzersiz bir görüntüye kavuşması.
(3) fincanın şekli
özellikle porselen fincanların yuvarlak şekilli olanları tercih edilir. ayrıca kalın malzemeden yapılan porselen fincan, kahveyi içmeyi kolaylaştıracaktır. cam fincanlarda ise ışığı kıran kristal kesim olarak adlandırılan köşeli şekiller yaygın olarak kullanılır. böylece ışığın parıltısı yoğun kahvenin üstüne yansıyarak daha çekici bir görüntü oluşturur.
(4) fincanın rengi
geleneksel olarak düz beyaz porselen fincanlar tercih edilmektedir. tabağında logo ya da yazı olan fincanlar da yaygın olarak kullanılır. son zamanlarda farklı desenlerin olduğu modern ve geleneksel fincanlar da yaygınlaşmıştır.
(5) fincanın kulpu
espresso içmek için fincan seçerken en önemli konulardan biri tartışmasız olarak fincanın kulpudur. kulp, elden kaymayacak şekilde olmalıdır. ayrıca baş parmağın ve işaret parmağının tam oturması da aranan diğer bir özelliktir.
(1) fincanın boyutu
fincan seçerken yukarıda da belirttiğimiz gibi demitasse olarak adlandırılan boyut en ideal seçim olacaktır. diğer kahve çeşitleri ile karşılaştırıldığında daha az hacme sahip olduğu için espressoyu büyük bir fincanda hazırlamak tavsiye edilmez.
(2) fincanın malzemesi
geleneksel espresso fincanı ile kahvenizi içmek istiyorsanız kesinlikle porselen malzemeyi tercih etmelisiniz. düz beyaz porselen fincan, fincanın içerisindeki koyu kahvenin rengiyle muhteşem bir uyum yaratacak. porselen, ısının tüm fincan boyunca eşit olarak yayılmasını sağlar. alternatif olarak cam bardaklar da son zamanlarda popülerlik kazandı. cam bardakların en büyük artısı ise kahvenin ışık kırılmalarıyla benzersiz bir görüntüye kavuşması.
(3) fincanın şekli
özellikle porselen fincanların yuvarlak şekilli olanları tercih edilir. ayrıca kalın malzemeden yapılan porselen fincan, kahveyi içmeyi kolaylaştıracaktır. cam fincanlarda ise ışığı kıran kristal kesim olarak adlandırılan köşeli şekiller yaygın olarak kullanılır. böylece ışığın parıltısı yoğun kahvenin üstüne yansıyarak daha çekici bir görüntü oluşturur.
(4) fincanın rengi
geleneksel olarak düz beyaz porselen fincanlar tercih edilmektedir. tabağında logo ya da yazı olan fincanlar da yaygın olarak kullanılır. son zamanlarda farklı desenlerin olduğu modern ve geleneksel fincanlar da yaygınlaşmıştır.
(5) fincanın kulpu
espresso içmek için fincan seçerken en önemli konulardan biri tartışmasız olarak fincanın kulpudur. kulp, elden kaymayacak şekilde olmalıdır. ayrıca baş parmağın ve işaret parmağının tam oturması da aranan diğer bir özelliktir.
devamını gör...
yazarların kendilerine yaptıkları kötülükler
sevmediğim insanlarla karşılaştığımda ya da isimlerini duyduğumda her defasında sinirlenmek.
devamını gör...

