kamil
argoda, saf salak anlamında kaaamil şeklinde uzatılarak söylenen bir sıfattır aynı zamanda.
devamını gör...
trabzon
ülkemizin en ihmal edilen lakin buna rağmen bırakın isyanı, bağlılık konusunda en ateşli şehirlerinden biri.
cumhuriyetin ilk nüfus sayımlarından olan 1940 yılı nüfus sayımında 390.733 nüfusuyla ulkenin 63 şehri arasından 10. sıradaydı. diyarbakır ise 257.321 nüfusuyla 33. sıradaydı.kaynak
2020 nüfus sayımı itibariyle 811.901 nüfusuyla 81 şehir arasından 27. sıraya kadar gerilemiştir. diyarbakır ise 1.783.431 nüfusuyla 12. sıraya yükselmiştir.kaynak
bu büyük düşüşün ve ihmalin gözümüzde canlanması açısından yanında bir örnek şehir verdim.
ülkenin en zor coğrafyasına ve iklimine sahip birkaç şehirden biri ol, tüm bunlara karşın büyük bir zoru başararak içinde tarım yapılabilen geniş arazileri olan, iklimi haftanın 86 günü yağmur almayan tonla şehrin bulunduğu 63 şehir arasından en gelişmiş 10. şehir ol, yani o kadar imkansizlikla o kadar fazla insanı doyurmayi başarabil. tüm bunların yanında nüfus olarak gelişiminden çok daha büyük bir kültürel ve stratejik öneme sahip ol, koca bir hristiyan dünyası için tüm dünyadaki en önemli 3. şehir ol , şartları çok daha kolay olan onca şehir arasından koca bir kafkasya, anadolu (3-5 şehir istisna) coğrafyalarındaki en gözde şehir ol, ama günümüzde geldiğin nokta bu olsun.
üzücü bir hikaye. bunun tek sebebi ülkemizin değişimi de değildir. dünyada da özellikle milenyum sonrası değişen tuhaf bir düzen söz konusu. ornegin son 50 yılda kenya'nın nüfusu belçika'nın nüfusunun 5 katına çıkmıştır.
yani demem odur ki, kurt kuzuya boğdurulmuştur efendim. günümüz dünyasının tuhaf sistemini en isabetli açıklayan söz budur.
cumhuriyetin ilk nüfus sayımlarından olan 1940 yılı nüfus sayımında 390.733 nüfusuyla ulkenin 63 şehri arasından 10. sıradaydı. diyarbakır ise 257.321 nüfusuyla 33. sıradaydı.kaynak
2020 nüfus sayımı itibariyle 811.901 nüfusuyla 81 şehir arasından 27. sıraya kadar gerilemiştir. diyarbakır ise 1.783.431 nüfusuyla 12. sıraya yükselmiştir.kaynak
bu büyük düşüşün ve ihmalin gözümüzde canlanması açısından yanında bir örnek şehir verdim.
ülkenin en zor coğrafyasına ve iklimine sahip birkaç şehirden biri ol, tüm bunlara karşın büyük bir zoru başararak içinde tarım yapılabilen geniş arazileri olan, iklimi haftanın 86 günü yağmur almayan tonla şehrin bulunduğu 63 şehir arasından en gelişmiş 10. şehir ol, yani o kadar imkansizlikla o kadar fazla insanı doyurmayi başarabil. tüm bunların yanında nüfus olarak gelişiminden çok daha büyük bir kültürel ve stratejik öneme sahip ol, koca bir hristiyan dünyası için tüm dünyadaki en önemli 3. şehir ol , şartları çok daha kolay olan onca şehir arasından koca bir kafkasya, anadolu (3-5 şehir istisna) coğrafyalarındaki en gözde şehir ol, ama günümüzde geldiğin nokta bu olsun.
üzücü bir hikaye. bunun tek sebebi ülkemizin değişimi de değildir. dünyada da özellikle milenyum sonrası değişen tuhaf bir düzen söz konusu. ornegin son 50 yılda kenya'nın nüfusu belçika'nın nüfusunun 5 katına çıkmıştır.
yani demem odur ki, kurt kuzuya boğdurulmuştur efendim. günümüz dünyasının tuhaf sistemini en isabetli açıklayan söz budur.
devamını gör...
düğünde damada tanga gelinlikle twerk yapan gelin
bi küçük fragman meselesidir. bizim kezbanlar da anca damadın önünde testiyle oynasın.
devamını gör...
yazarların istekleri
kafa sözlük ahalisi çok farklı, diğer hiç bir sözlük veya sosyal mecrayla kıyaslanmayacak kadar farklı hemde.
bu fark o kadar açık ve net biçimde görülüyor ki, bazen insanın içine ciddi bir karamsarlık düşmesi artık olağan hale geliyor.
ekonomi yazıyorsun, tık yok,
siyaset zaten öcü,
ınsan hakları, özgürlükler, eh işte,
güncel ülke dünya sorunları, bana ne,
ee, sonra , ne olacak böyle, geriye ne kalıyor, 3-5 goygoy başlığı.
valla bravo, ha bugün, ha yarın dedik, ama kafa ileri gideceği yerde geriye gidiyor.
az önce trakya ilahiyat dekanının boğaziçi'li öğrencileri tehdit ettiği haberini başlık yaptım.
6-7 kişi geldi, bir tepki koydu ortaya.
(benim başlık yapmam değil önemli olan, örnek o olduğu için bu vurguyu yapıyorum.)
bunun gibi o kadar çok konu ve başlık var ki , birazcık araştırsam yüzlerce böyle yok olup giden başlık bulur yazarım buraya.
hani o beğenmeyip, her firsatta yaftalama yapılan sözlükte, aynı konu başlık yapılmış, şu anda gündemde 3. sırada, sanırım 350 civarında girilen entry var.
bu adamlarla biz, farklı ülkelerde farklı dünyalarda mı yaşıyoruz acaba diyorum bazen .
bu kadar hayattan dünyadan gerçeklerden kopuk insan bir araya nasıl geldi, gerçekten anlamıyorum.
gördüğüm o ki, kafa bu şekilde iyiye gitmiyor. bir süre sonra 3-5 çocuğun oyun oynadığı bir yer olarak kalırsa doğrusu hiç şaşırmam.
belli bir süre sonra bu konulara duyarlı kişilerde, ciddi bir hayal kırıklığı, umutsuzluk ve bıkkınlık yaratıyor bu durum...
kimse kalkıp her zaman yaptıkları gibi, saçma sapan savunmalarla karşı saldırıya geçmesin lütfen.
konunun benim şahsımla hiç bir ilgisi yok, ben sizlerle varolan bir gerçeği gözümüzün önüne koyuyorum sadece ...
edit; iki elin parmakları kadar sayıda olan duyarlı yazarı tenzih ediyorum.
onlar zaten kendilerini biliyorlar.
edit : değerli arkadaşlarım,
yukarıda da söyledim ama tam anlaşılmamış sanırım.
bu başlığa da çok az tepki olmasına rağmen, bunlardan birkaçının hala tam da benim tespitlerim doğrultusunda yorum yaptığını görüyorum.
bakın meselenin özünü daha iyi anlamanız için küçük bir araştırma yaptım.
geriye dönük 10 sayfa başlığı inceledim.
10 sayfa başlık demek, yaklaşık 600-650 adet başlık demek.
bunlardan 20 ve üzeri entry girilen başlıklar şunlar.
(bkz: geceye ingilizce bir söz bırak)
(bkz: ak parti ile ülkemiz 50 yıl ileri gitti)
(bkz: birden fazla kitabı beraber okumak)
(bkz: defalarca izlenen filmler)
(bkz: halkımızın uzman olduğu konular)
(bkz: dark (dizi))
(bkz: kırtasiyeye girince her şeyi alma isteği)
evet. 20 ve üzeri entry girilen başlık adeti sadece 7.
sonra 20-10 arası entry girilen başlıklara baktım. onlar da ;
(bkz: emekli olup sahil kasabasına yerleşmek)
(bkz: her şeye ve herkese rağmen yalnız hissetmek)
(bkz: adana'da görülen 15 metrelik balina)
(bkz: yaş ilerledikçe artan şeyler)
(bkz: en sevdiğiniz dublaj sanatçıları)
(bkz: mirkelam)
(bkz: 33 metrelik dev vajina heykeli)
(bkz: sinirliyken kendini ifade edememek)
(bkz: hatalardan ders çıkarmak)
(bkz: yarın için yaşamak)
(bkz: testere’yi oynayabilecek türk oyuncu)
(bkz: sözlük yazarlarının satın aldıkları son kitap)
(bkz: uzaylı görülünce söylenecek ilk şey)
(bkz: uzun tanımları okumamak)
(bkz: bir cümleyle hayattan öğrendiklerimiz)
(bkz: ağırınıza giden sözler)
(bkz: alacakaranlık (film))
(bkz: kafa sözlük yazarlarının meslekleri)
(bkz: çaya şeker atmadan içen kişi)
(bkz: tik tok kullanmayan yazarlar veri tabanı)
(bkz: 2023'te ay'a gidiyoruz)
(bkz: ailenin kafa sözlük'te yazar olduğunu öğrendiklerinde tepkileri)
(bkz: mahir ünal'ın çiftçiye akıllı telefonu çok görmesi)
(bkz: ilahiyat dekanından boğaziçi'li öğrencilere tehdit)
bu başlıklar. toplam adet mi , 24 .
evet , 10 ila 20 arası tanım girilen başlık sayısı 24 adet .
ne oldu toplam ,31.
kafa sözlükte 650 adet başlıktan ortalama 20 entry girilen başlık sayısı sadece 31.
geriye kalan 620 başlıkta entryler 10'un altında. çoğunlukla da 1 veya 2.
bilemiyorum, bu durum benim ne anlatmaya çalıştığımla ilgili biraz daha farklı bir pencereden bakmanıza yardımcı oldu mu ?
ınanmayanlar, kısa bir incelemeyle bu başlıkları teyid edebilirler.
bu fark o kadar açık ve net biçimde görülüyor ki, bazen insanın içine ciddi bir karamsarlık düşmesi artık olağan hale geliyor.
ekonomi yazıyorsun, tık yok,
siyaset zaten öcü,
ınsan hakları, özgürlükler, eh işte,
güncel ülke dünya sorunları, bana ne,
ee, sonra , ne olacak böyle, geriye ne kalıyor, 3-5 goygoy başlığı.
valla bravo, ha bugün, ha yarın dedik, ama kafa ileri gideceği yerde geriye gidiyor.
az önce trakya ilahiyat dekanının boğaziçi'li öğrencileri tehdit ettiği haberini başlık yaptım.
6-7 kişi geldi, bir tepki koydu ortaya.
(benim başlık yapmam değil önemli olan, örnek o olduğu için bu vurguyu yapıyorum.)
bunun gibi o kadar çok konu ve başlık var ki , birazcık araştırsam yüzlerce böyle yok olup giden başlık bulur yazarım buraya.
hani o beğenmeyip, her firsatta yaftalama yapılan sözlükte, aynı konu başlık yapılmış, şu anda gündemde 3. sırada, sanırım 350 civarında girilen entry var.
bu adamlarla biz, farklı ülkelerde farklı dünyalarda mı yaşıyoruz acaba diyorum bazen .
bu kadar hayattan dünyadan gerçeklerden kopuk insan bir araya nasıl geldi, gerçekten anlamıyorum.
gördüğüm o ki, kafa bu şekilde iyiye gitmiyor. bir süre sonra 3-5 çocuğun oyun oynadığı bir yer olarak kalırsa doğrusu hiç şaşırmam.
belli bir süre sonra bu konulara duyarlı kişilerde, ciddi bir hayal kırıklığı, umutsuzluk ve bıkkınlık yaratıyor bu durum...
kimse kalkıp her zaman yaptıkları gibi, saçma sapan savunmalarla karşı saldırıya geçmesin lütfen.
konunun benim şahsımla hiç bir ilgisi yok, ben sizlerle varolan bir gerçeği gözümüzün önüne koyuyorum sadece ...
edit; iki elin parmakları kadar sayıda olan duyarlı yazarı tenzih ediyorum.
onlar zaten kendilerini biliyorlar.
edit : değerli arkadaşlarım,
yukarıda da söyledim ama tam anlaşılmamış sanırım.
bu başlığa da çok az tepki olmasına rağmen, bunlardan birkaçının hala tam da benim tespitlerim doğrultusunda yorum yaptığını görüyorum.
bakın meselenin özünü daha iyi anlamanız için küçük bir araştırma yaptım.
geriye dönük 10 sayfa başlığı inceledim.
10 sayfa başlık demek, yaklaşık 600-650 adet başlık demek.
bunlardan 20 ve üzeri entry girilen başlıklar şunlar.
(bkz: geceye ingilizce bir söz bırak)
(bkz: ak parti ile ülkemiz 50 yıl ileri gitti)
(bkz: birden fazla kitabı beraber okumak)
(bkz: defalarca izlenen filmler)
(bkz: halkımızın uzman olduğu konular)
(bkz: dark (dizi))
(bkz: kırtasiyeye girince her şeyi alma isteği)
evet. 20 ve üzeri entry girilen başlık adeti sadece 7.
sonra 20-10 arası entry girilen başlıklara baktım. onlar da ;
(bkz: emekli olup sahil kasabasına yerleşmek)
(bkz: her şeye ve herkese rağmen yalnız hissetmek)
(bkz: adana'da görülen 15 metrelik balina)
(bkz: yaş ilerledikçe artan şeyler)
(bkz: en sevdiğiniz dublaj sanatçıları)
(bkz: mirkelam)
(bkz: 33 metrelik dev vajina heykeli)
(bkz: sinirliyken kendini ifade edememek)
(bkz: hatalardan ders çıkarmak)
(bkz: yarın için yaşamak)
(bkz: testere’yi oynayabilecek türk oyuncu)
(bkz: sözlük yazarlarının satın aldıkları son kitap)
(bkz: uzaylı görülünce söylenecek ilk şey)
(bkz: uzun tanımları okumamak)
(bkz: bir cümleyle hayattan öğrendiklerimiz)
(bkz: ağırınıza giden sözler)
(bkz: alacakaranlık (film))
(bkz: kafa sözlük yazarlarının meslekleri)
(bkz: çaya şeker atmadan içen kişi)
(bkz: tik tok kullanmayan yazarlar veri tabanı)
(bkz: 2023'te ay'a gidiyoruz)
(bkz: ailenin kafa sözlük'te yazar olduğunu öğrendiklerinde tepkileri)
(bkz: mahir ünal'ın çiftçiye akıllı telefonu çok görmesi)
(bkz: ilahiyat dekanından boğaziçi'li öğrencilere tehdit)
bu başlıklar. toplam adet mi , 24 .
evet , 10 ila 20 arası tanım girilen başlık sayısı 24 adet .
ne oldu toplam ,31.
kafa sözlükte 650 adet başlıktan ortalama 20 entry girilen başlık sayısı sadece 31.
geriye kalan 620 başlıkta entryler 10'un altında. çoğunlukla da 1 veya 2.
bilemiyorum, bu durum benim ne anlatmaya çalıştığımla ilgili biraz daha farklı bir pencereden bakmanıza yardımcı oldu mu ?
ınanmayanlar, kısa bir incelemeyle bu başlıkları teyid edebilirler.
devamını gör...
bir yazarla hesapları bir günlüğüne değiştirmek
daha önce benim parolam sevgidir diye bir tanım yazmıştım. akın akın hesaba girmeye çalışanlar, başaranlar oldu. birkaç rozetimi yürütseler de , dm kutumdaki kankalarımı çalsalar da, karma puanim eksilse de ne olacak canım? biz bir aileyiz. şifremi buraya mı yazayım, kura mı çekeceğiz?
t: ortalığı kan götürecek, kaoslarla beslenecek, hoşlanılan yazarın daha önce başka yazara da yürüdüğü ortaya çıkacak, sözlüğü tımarhaneye çevirecek öneri.
t: ortalığı kan götürecek, kaoslarla beslenecek, hoşlanılan yazarın daha önce başka yazara da yürüdüğü ortaya çıkacak, sözlüğü tımarhaneye çevirecek öneri.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının almış olduğu en güzel iltifat
henüz birinden iltifat almadığımı farkettim.
devamını gör...
verrutol
içinde florourasil ve salisilik asit bulunduran bir çeşit siğil ve nasır ilacı.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
izin günüm.
devamını gör...
zaman yolculuğu mümkün olsaydı gitmek istenilen zaman dilimi
denizin ortadan ikiye ayrıldığı ana gitmek isterdim.
video çekip fenomen olurdum.
video çekip fenomen olurdum.
devamını gör...
bir evi daha yaşanılır kılan detaylar
evde kızım var.
devamını gör...
piçoğlu osman
çok sofistike bir isme sahip olan şarkıcı. bu zamana kadar bu ismi duyamamış olmak benim için büyük bir utanç kaynağı gerçekten.*
devamını gör...
insanı deli eden sesler
- ağız şapırtısı
- bir işle meşgulken gelen her türlü iş makinası sesi
- tabağa çatal sürtülünce çıkan ses de olabilir belki ama ondan rahatsız olmuyorum
- bir işle meşgulken gelen her türlü iş makinası sesi
- tabağa çatal sürtülünce çıkan ses de olabilir belki ama ondan rahatsız olmuyorum
devamını gör...
sözlük kızlarına şarkı bırakan tip
özgüvensiz olduğu için direkt kızlara mesaj atamayan, (bkz: sözlük kızlarına bir şarkı bırak) başlığına yanarlı dönerli şarkılar atıp belki dikkat çekerim, belki biri attığım şarkıyı beğenir de yazar diye umut eden özgüvensiz ezik erkektir.
devamını gör...
sonsuzluğun mesajı
bir önceki kitabı ''bir çift yürek'' ile bizleri bambaşka bir serüvene çıkarmış, farklı bir konuya değinmiş ve adlarını daha önce hiç duymadığımız aborijinlerle tanıştırmıştı marlo morgan. kitapları her zaman başka bir bakış açısı yaratır yazarımızın. bu ikinci kitabı olan ve bir aborijin bilgeliği yazısıyla yayınlanan ''sonsuzluğun mesajı'' adlı kitabından bahsetmek istiyorum. (bkz: bir çift yürek)
sonsuzluğun mesajı yine bizi bambaşka bir evrene götürüp,derinlik kazandıran bir kitap oldu.
kitaptaki karakterimizin adı beatrice ve bir ikiz kardeşi var.ikiz kardeşi erkek. annesi doğum yaptıktan sonra ikisini de beyaz insanlar alıp bambaşka yerlere götürürler.
avustralya'nın gizli sakinleri olarak da adlandırılan aborijinler kendi tabirleriyle beyaz insanlar tarafından toprakları keşfedilince birçok zorluğa maruz kalmışlardır.
kitaptaki ikizlerimizin biri amerika'ya gönderilir bir diğeri de yetimhanede kalır. beatrice köklerini bulmaya girişir ve yolculuk da orada başlar çünkü ruhunda hissettiği kendi köklerine ulaşma ihtiyacından alıkoyamaz kendini ve aborijinlere kendi insanına ulaşmayı başarır. bilge aborijinlerle kurduğu diyaloglar,onların öğrettikleri hem beatrice'in hem de biz okuyucuların ruhunda sonsuzluğun mesajına doğru bir yolculuğa çıkartır.
yani bir aborijin bilgeliği romanı denmesinin hakkını sonuna kadar vermiş bir kitap. kitaptaki aborijin bilgelerinin söyledikleri adeta kendi ruhumuzda sanki hiç keşfetmemişiz gibi bir yolculuğa çıkarıyor. hislerimize dokundukça ruhumuzu arındırıp içimizdeki güzelliğin farkındalığını yaratarak kendimizi insanlığımıza iyi gelecek bir değişime uğramış olarak buluyoruz.o yüzden bana kattıkları özel olan bir kitap.
okumaktan keyif alacağınız ,okudukça huzur bulacağınız bir kitap.
şimdi size kitaptan birkaç kesit paylaşacağım.
''kafanın konuşması toplumun bir ürünüdür, kalbin konuşması sonsuzluktan gelir.''der kitapta. en sevdiğim cümlelerden biri oldu.
altını çizdiğim yerlerden biri de ölümle ilgili çok farklı bir bakış açısı kazandıran aşağıdaki paragraf oldu.sen kimseyi öldüremezsin aslında ya da kimse ölmez. ölen sadece bedendir ve ruh sonsuzdur yine sonsuzluğa gider der.
''değişime uğramış olanların,mutantların dünyasında dini bir ilke vardır.bu 'öldürme'dir. bu yeterince açıktır ama yine de onlar savaşlarda,ulaşımda,yapılan tıbbi deneylerde kendi mallarını ya da yaşamlarını korurken,kızgınken hatta yalnızca ödeşmek için bile birbirlerini öldürürler.basit 'öldürme' ilkesinin yorumu kişinin farklı koşullar altındaki düşüncelerini haklı çıkarmak için değiştirilir.eğer toplum bu biçimde düşünmeyi seçerse bu kabul edilir ama gerçek 'öldürme' değil 'öldüremezsin!'dir.bunun koşullarla ,izinle ya da yapılmış olan edimlerin incelenmesiyle hiçbir ilgisi yoktur.sözler gayet açıktır.öldürmek olanaksızdır.o ruhu sen yaratmadın,onu sen öldüremezsin.insan biçimine son verebilirsin ama bu yalnızca ruhu sonsuzluğa geri gönderir.ruhlar durup başlamazlar,onlar süreklidir.ölüm bir sonuç değildir.ölüm sonsuzluk dünyasında değişik bir biçimde var olmaktır.bir yaşama son vermek kişiye kesinlikle sorumluluk getirir;yaşam çok değerli bir deneyimdir.''
bir diğeri de koşulsuz sevgiden bahsettiği kısımdır.
''bizim seçme şansımız vardır. bizim özgür irademiz vardır ve bizler bunun farkındayız. ne kadar disiplinli olacağımıza yalnızca biz karar veririz ve bundan dolayı sorumluyuz. bizler yaratıcı varlıklarız. sınırsız yaratıcılığa ulaşabiliriz. biz burada bir diğerimiz için, yardım etmek, geliştirmek, eğlendirmek, karşılıklı ilişkide bulunmak için bulunuyoruz. bizler burada bu gezegene bakmak için bulunuyoruz. enerjinin bilgisi ve bu bilginin idare edilmesi bilincimizle birlikte gelir. birçok duygumuz vardır ve bizler sonunda anahtarın çok basit olduğunu anlayacağız. bu anahtar yargısız, koşulsuz sevgidir. eğer bir şey karmaşık gibi görünüyorsa, bu, sevgi değildir; başka bir şeydir. sevgi, duruma göre hangi rol daha fazla yardımcı oluyorsa, yardım edici, verici ya da alıcı olabilir. insanlar bilgeliğe ulaşabilirler, ama diğer canlılara bu fırsat verilmemiştir. duygusal bilgeliğe ulaşmak bizim yeryüzündeki görevlerimizden biridir.''
(bkz: marlo morgan)
sonsuzluğun mesajı yine bizi bambaşka bir evrene götürüp,derinlik kazandıran bir kitap oldu.
kitaptaki karakterimizin adı beatrice ve bir ikiz kardeşi var.ikiz kardeşi erkek. annesi doğum yaptıktan sonra ikisini de beyaz insanlar alıp bambaşka yerlere götürürler.
avustralya'nın gizli sakinleri olarak da adlandırılan aborijinler kendi tabirleriyle beyaz insanlar tarafından toprakları keşfedilince birçok zorluğa maruz kalmışlardır.
kitaptaki ikizlerimizin biri amerika'ya gönderilir bir diğeri de yetimhanede kalır. beatrice köklerini bulmaya girişir ve yolculuk da orada başlar çünkü ruhunda hissettiği kendi köklerine ulaşma ihtiyacından alıkoyamaz kendini ve aborijinlere kendi insanına ulaşmayı başarır. bilge aborijinlerle kurduğu diyaloglar,onların öğrettikleri hem beatrice'in hem de biz okuyucuların ruhunda sonsuzluğun mesajına doğru bir yolculuğa çıkartır.
yani bir aborijin bilgeliği romanı denmesinin hakkını sonuna kadar vermiş bir kitap. kitaptaki aborijin bilgelerinin söyledikleri adeta kendi ruhumuzda sanki hiç keşfetmemişiz gibi bir yolculuğa çıkarıyor. hislerimize dokundukça ruhumuzu arındırıp içimizdeki güzelliğin farkındalığını yaratarak kendimizi insanlığımıza iyi gelecek bir değişime uğramış olarak buluyoruz.o yüzden bana kattıkları özel olan bir kitap.
okumaktan keyif alacağınız ,okudukça huzur bulacağınız bir kitap.
şimdi size kitaptan birkaç kesit paylaşacağım.
''kafanın konuşması toplumun bir ürünüdür, kalbin konuşması sonsuzluktan gelir.''der kitapta. en sevdiğim cümlelerden biri oldu.
altını çizdiğim yerlerden biri de ölümle ilgili çok farklı bir bakış açısı kazandıran aşağıdaki paragraf oldu.sen kimseyi öldüremezsin aslında ya da kimse ölmez. ölen sadece bedendir ve ruh sonsuzdur yine sonsuzluğa gider der.
''değişime uğramış olanların,mutantların dünyasında dini bir ilke vardır.bu 'öldürme'dir. bu yeterince açıktır ama yine de onlar savaşlarda,ulaşımda,yapılan tıbbi deneylerde kendi mallarını ya da yaşamlarını korurken,kızgınken hatta yalnızca ödeşmek için bile birbirlerini öldürürler.basit 'öldürme' ilkesinin yorumu kişinin farklı koşullar altındaki düşüncelerini haklı çıkarmak için değiştirilir.eğer toplum bu biçimde düşünmeyi seçerse bu kabul edilir ama gerçek 'öldürme' değil 'öldüremezsin!'dir.bunun koşullarla ,izinle ya da yapılmış olan edimlerin incelenmesiyle hiçbir ilgisi yoktur.sözler gayet açıktır.öldürmek olanaksızdır.o ruhu sen yaratmadın,onu sen öldüremezsin.insan biçimine son verebilirsin ama bu yalnızca ruhu sonsuzluğa geri gönderir.ruhlar durup başlamazlar,onlar süreklidir.ölüm bir sonuç değildir.ölüm sonsuzluk dünyasında değişik bir biçimde var olmaktır.bir yaşama son vermek kişiye kesinlikle sorumluluk getirir;yaşam çok değerli bir deneyimdir.''
bir diğeri de koşulsuz sevgiden bahsettiği kısımdır.
''bizim seçme şansımız vardır. bizim özgür irademiz vardır ve bizler bunun farkındayız. ne kadar disiplinli olacağımıza yalnızca biz karar veririz ve bundan dolayı sorumluyuz. bizler yaratıcı varlıklarız. sınırsız yaratıcılığa ulaşabiliriz. biz burada bir diğerimiz için, yardım etmek, geliştirmek, eğlendirmek, karşılıklı ilişkide bulunmak için bulunuyoruz. bizler burada bu gezegene bakmak için bulunuyoruz. enerjinin bilgisi ve bu bilginin idare edilmesi bilincimizle birlikte gelir. birçok duygumuz vardır ve bizler sonunda anahtarın çok basit olduğunu anlayacağız. bu anahtar yargısız, koşulsuz sevgidir. eğer bir şey karmaşık gibi görünüyorsa, bu, sevgi değildir; başka bir şeydir. sevgi, duruma göre hangi rol daha fazla yardımcı oluyorsa, yardım edici, verici ya da alıcı olabilir. insanlar bilgeliğe ulaşabilirler, ama diğer canlılara bu fırsat verilmemiştir. duygusal bilgeliğe ulaşmak bizim yeryüzündeki görevlerimizden biridir.''
(bkz: marlo morgan)
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
bu dünyada malın mülkün önemi olsa da hepsi gelip geçicidir.
devamını gör...
çektiği dandik dundik fotoğrafları sanat eseri sanan tip
sözlüğe çok fazla çektiğim fotoğraflardan çizimlerden attığım için üzerime alındığım başlık
ama ben komple kendimi sanat eseri sanıyorum
ama ben komple kendimi sanat eseri sanıyorum
devamını gör...
sözlük yazarlarının olmak isteyeceği ünlü yazarlar
doğrudan yazar olmaz, kitap yazan bir bilim insanı olurdum.
uzun ve detaylı yazmayı sevdiğim için de muhtemelen roger penrose olurdum.
uzun ve detaylı yazmayı sevdiğim için de muhtemelen roger penrose olurdum.
devamını gör...
seri oylayıp favlayan ardından takibe alıp mesaj atan yazar
ne yapmak nereye varmak istediği bilinmeyen yazardır. ayol vallahi ürküyorum, yazar yazara bunu yapar mı ya? yapmaz tabi. çok ayıp hiç yakıştıramadım.
devamını gör...

