elmalı bisküvili kek
annemin bi öğretisi vardır: “komşudan gelen tabak boş gönderilmez.” bu öğreti bazen yorucu oluyor. yorucu olsa da güzel ve ince bir öğreti. paylaşmayı öğütlüyor. paylaştıkça çoğalıyor.
yine böyle bir akşam. annem gün içinde yeterince yoruluyor. tabağı doldurma görevini yükleneyim dedim. tarifi nasıl, nereden edindik bilmiyorum. hem kek hem tart gibi. tarçın, elma, ceviz üçlüsünü seven herkes buna da bayılır.
ben kakaosuz bir şey yiyemem diyen için kakao, portakal, fındık uyumunu öneririm. hatta portakal dediğimde portakal kabuğu reçeli varsa bu ince dokunuş tarifi arşa çıkarabilir.
(bu akşam kare borcama yaptım, o yüzden bisküvi ve elma hariç tarifi aslına uygun yaptım. tarifin aslında dikdörtgen borcam vardır. tarifin aslını yazacağım. değiştirdiklerimi parantez içinde bildiririm.)
malzemeler:
* 3 adet yumurta
* 3 çay bardağı şeker
* 1 çay bardağı sıvı yağ
* 1 çay bardağı süt
* 1 paket vanilya
* 1 paket kabartma tozu
* 3 çay bardağı un
* ceviz
* 2 paket petibör bisküvi ( 1 paket kullandım.)
* 2 adet elma ( 1 adet kullandım)
* bol tarçın
yapılışı :
bisküvileri kare borcama iki sıra olacak şekilde dizelim. araları biraz açık bırakalım, kek hamuru bu boşluklara dolacak.

elmaları ince ince dilimleyelim, cevizleri hafif iri olacak şekilde kıyalım. dilimlenmiş elmaları bisküvilerin üzerine dizelim. elmaların üzerine cevizler gelsin. cevizlerin üzerine de tarçın serpelim, bolca olsun. mis gibi koksun.

tüm hazırlıktan sonra sırada keki çırpmak var. standart kek çırpma sahnesi. özellikle yumurtaların oda sıcaklığında olması önemli. hacimli olsun ve daha iyi kabarsın diye şekeri ve yumurtayı çırparken bir çimdik tuz katalım. iyice beyazlaşan ikiliye sırayla süt, sıvı yağı, vanilya ekleyip çırpmaya devam edelim. karışınca birkaç kaşık un koyup kabartma tozunu ilave edelim ve kalan unu da çırpma kabına boca edip kek hamuru sönmeden karıştıralım.
kek hamurumuz da hazır. hamuru borcamda bekleyen malzemenin üzerine dökelim ve kek harcının iyice yayılmasını sağlayalım.

180 derecelik önceden ısıtılmış fırında üzeri, altı, yanı, yöresi kızarana kadar pişirelim.
ilk 25 dk. fırının kapağını açmamak önemli.

afiyet olsun. yarın dilimlenmiş halini de atarım. *
yine böyle bir akşam. annem gün içinde yeterince yoruluyor. tabağı doldurma görevini yükleneyim dedim. tarifi nasıl, nereden edindik bilmiyorum. hem kek hem tart gibi. tarçın, elma, ceviz üçlüsünü seven herkes buna da bayılır.
ben kakaosuz bir şey yiyemem diyen için kakao, portakal, fındık uyumunu öneririm. hatta portakal dediğimde portakal kabuğu reçeli varsa bu ince dokunuş tarifi arşa çıkarabilir.
(bu akşam kare borcama yaptım, o yüzden bisküvi ve elma hariç tarifi aslına uygun yaptım. tarifin aslında dikdörtgen borcam vardır. tarifin aslını yazacağım. değiştirdiklerimi parantez içinde bildiririm.)
malzemeler:
* 3 adet yumurta
* 3 çay bardağı şeker
* 1 çay bardağı sıvı yağ
* 1 çay bardağı süt
* 1 paket vanilya
* 1 paket kabartma tozu
* 3 çay bardağı un
* ceviz
* 2 paket petibör bisküvi ( 1 paket kullandım.)
* 2 adet elma ( 1 adet kullandım)
* bol tarçın
yapılışı :
bisküvileri kare borcama iki sıra olacak şekilde dizelim. araları biraz açık bırakalım, kek hamuru bu boşluklara dolacak.

elmaları ince ince dilimleyelim, cevizleri hafif iri olacak şekilde kıyalım. dilimlenmiş elmaları bisküvilerin üzerine dizelim. elmaların üzerine cevizler gelsin. cevizlerin üzerine de tarçın serpelim, bolca olsun. mis gibi koksun.

tüm hazırlıktan sonra sırada keki çırpmak var. standart kek çırpma sahnesi. özellikle yumurtaların oda sıcaklığında olması önemli. hacimli olsun ve daha iyi kabarsın diye şekeri ve yumurtayı çırparken bir çimdik tuz katalım. iyice beyazlaşan ikiliye sırayla süt, sıvı yağı, vanilya ekleyip çırpmaya devam edelim. karışınca birkaç kaşık un koyup kabartma tozunu ilave edelim ve kalan unu da çırpma kabına boca edip kek hamuru sönmeden karıştıralım.
kek hamurumuz da hazır. hamuru borcamda bekleyen malzemenin üzerine dökelim ve kek harcının iyice yayılmasını sağlayalım.

180 derecelik önceden ısıtılmış fırında üzeri, altı, yanı, yöresi kızarana kadar pişirelim.
ilk 25 dk. fırının kapağını açmamak önemli.

afiyet olsun. yarın dilimlenmiş halini de atarım. *
devamını gör...
şansölye
almanya ve avusturya'da hükümet başkanına verilen ad.
devamını gör...
mutlak idealizm
fichte'nin öznel idealizmini alıp ''her şeyin felsefesi'' olarak mutlak idealizm'i* geliştirmiş*. geçtiğimiz yy'da hangi metafizik tenkidi varsa hepsi hegel'edir.
hegel kendi kavramsal çerçevesiyle -ve özellikle almancanın da etkisiyle- okunması ciddi zorluk içeren bi felsefeci abimiz. felsefesinin başka dillere tercümesi ciddi problemler doğurmakta. zira hegel, kant, heidegger gibileri öyle kavramlar üretmişler ki mabadlarından, almanlar bile trene bakar gibi bakmışlar. biz şimdi gariban gibi tercümelerden okuyup anlamaya çalışıyoruz. millet de çıkmış piyasaya ''tercüme mümkündür'' diyo. salla babacım salla. al sana geisteswissenschaften. hadi çevir bakalım ne diye çeviricen. çevirsen çevirsen beşeri bilimler diye çevirirsin. yok arkadaşlar, bazı kelimelerin ve kavramların diğer dillerde karşılığı yok. şaşırmayalım buna. çok merak ediyosak, ahkam kesmek yerine gidip dilini öğrenelim. neyse çok uzattım. o embesil m.sikkofield'ın yazılarına dönecek sonra allah korusun.
hegel'e göre gerçekliğin tamamı ancak ve ancak mutlak zihinle* anlaşılabilir. -mutlak zihin için (bkz: geist)- her filozof gibi hegel de kendisinden önceki metafizik anlayışlara bi güzel gömer. hepsinde eksiklik vardır. çünkü hegel'e göre geist, kendisini zamanla dünyada daha da anlaşılır kılmaktaydı. bu aynı zamanda determine bi tarih felsefesi de barındırır. geist'in anlaşılır hale gelmesi ise daha sınırlı ve daha sığ olan varoluş biçimlerinin ortadan kaldırılarak daha donanımlı bi varoluşun ortaya çıkışıyla mümkündür. bu açıdan dünya evrimsel bir sürecin içindedir. keza dünyanın farklı evreler boyunca devam eden 'tekamülü' hegel'e göre aklın dünyadaki yolcuğuludur. dünyanın başından bu yana yapılan salt fiziksel olan açıklamalar hep çelişkilere yol açtı. bu sebeple rasyonel bi açıklama için fiziksel olmayan açıklamalar da yapmak gerekir. hegel'e göre dünyadaki her tarihi evrede bu açıklama daha tutarlı bi şekile betimlenmekte. ayrıca geist'in gelişme süreci mantıksal da bir süreçtir. yani diyalektiktir. evrene dair çelişik olan bilgiler diyalektik yoluyla düzenlenir. (çelişen iki teorinin ortak doğruluklarının alınıp bir sentez yapılması gibi(u: kuantum vs genel görelilik = the theory of everything)) evrene dair kavrayışımız işte bu şekilde gerçekleşir. felsefe tarihi işte bu gelişmeyi, diyalektik süreci ve geist'in anlaşılmasını anlatır. geist tamamen rasyonel hale geldiğinde, geist'in doğasını ifade eden bir düşünce sistemi onun olduğu şeyle özdeş hale gelecek, tam düşünce ve tam varlık bir ve aynı olacaktır.
son olarak, hegel kendi düşüncesini, varlığın bütünlüğünü kapsayan nihai anlayış olarak gördüğü gibi, almanları da diyalektik sürecin beşeri düzeydeki nihai topluluğu olarak gördü.
hegel kendi kavramsal çerçevesiyle -ve özellikle almancanın da etkisiyle- okunması ciddi zorluk içeren bi felsefeci abimiz. felsefesinin başka dillere tercümesi ciddi problemler doğurmakta. zira hegel, kant, heidegger gibileri öyle kavramlar üretmişler ki mabadlarından, almanlar bile trene bakar gibi bakmışlar. biz şimdi gariban gibi tercümelerden okuyup anlamaya çalışıyoruz. millet de çıkmış piyasaya ''tercüme mümkündür'' diyo. salla babacım salla. al sana geisteswissenschaften. hadi çevir bakalım ne diye çeviricen. çevirsen çevirsen beşeri bilimler diye çevirirsin. yok arkadaşlar, bazı kelimelerin ve kavramların diğer dillerde karşılığı yok. şaşırmayalım buna. çok merak ediyosak, ahkam kesmek yerine gidip dilini öğrenelim. neyse çok uzattım. o embesil m.sikkofield'ın yazılarına dönecek sonra allah korusun.
hegel'e göre gerçekliğin tamamı ancak ve ancak mutlak zihinle* anlaşılabilir. -mutlak zihin için (bkz: geist)- her filozof gibi hegel de kendisinden önceki metafizik anlayışlara bi güzel gömer. hepsinde eksiklik vardır. çünkü hegel'e göre geist, kendisini zamanla dünyada daha da anlaşılır kılmaktaydı. bu aynı zamanda determine bi tarih felsefesi de barındırır. geist'in anlaşılır hale gelmesi ise daha sınırlı ve daha sığ olan varoluş biçimlerinin ortadan kaldırılarak daha donanımlı bi varoluşun ortaya çıkışıyla mümkündür. bu açıdan dünya evrimsel bir sürecin içindedir. keza dünyanın farklı evreler boyunca devam eden 'tekamülü' hegel'e göre aklın dünyadaki yolcuğuludur. dünyanın başından bu yana yapılan salt fiziksel olan açıklamalar hep çelişkilere yol açtı. bu sebeple rasyonel bi açıklama için fiziksel olmayan açıklamalar da yapmak gerekir. hegel'e göre dünyadaki her tarihi evrede bu açıklama daha tutarlı bi şekile betimlenmekte. ayrıca geist'in gelişme süreci mantıksal da bir süreçtir. yani diyalektiktir. evrene dair çelişik olan bilgiler diyalektik yoluyla düzenlenir. (çelişen iki teorinin ortak doğruluklarının alınıp bir sentez yapılması gibi(u: kuantum vs genel görelilik = the theory of everything)) evrene dair kavrayışımız işte bu şekilde gerçekleşir. felsefe tarihi işte bu gelişmeyi, diyalektik süreci ve geist'in anlaşılmasını anlatır. geist tamamen rasyonel hale geldiğinde, geist'in doğasını ifade eden bir düşünce sistemi onun olduğu şeyle özdeş hale gelecek, tam düşünce ve tam varlık bir ve aynı olacaktır.
son olarak, hegel kendi düşüncesini, varlığın bütünlüğünü kapsayan nihai anlayış olarak gördüğü gibi, almanları da diyalektik sürecin beşeri düzeydeki nihai topluluğu olarak gördü.
devamını gör...
türk kızının merhaba sözüne vereceği yanıtlar
merhaba
- adli öşlömlör böşlötöldö.
edit: bazıları gerçekten merhaba diyor arkadaşlar.
- adli öşlömlör böşlötöldö.
edit: bazıları gerçekten merhaba diyor arkadaşlar.
devamını gör...
beğeni alınca mutlu olan yazar
kim mutlu olmaz ki efendim. beğenmeye devam.
devamını gör...
şeriat yasalarına döneceğiz
laikliğe bize hak tanıyan cumhuriyet esaslarıni bir yol gösteren mustafa kemal atatürke binlerc milyonlarca kez teşekkür etsek azdir. paşam sen yüz yil değil 1000 yıl ileriyi görmüşsün resmen.
devamını gör...
gecenin üçü mü sabahın üçü mü sorunsalı
hava karardıktan bir saat sonrasından havanın aydınlanmasına bir saat kalana kadar ki zaman dilimi hukuk dilinde gecedir.
devamını gör...
retrofütürizm
basit haliyle söylersek ileriye yönelik bir durumun geçmiş temalı olması. söz gelimi (bkz: gattaca) filminde mimari olarak eski bir seçim yapılmış olmasına karşılık gelecekte geçen bir film anlatılıyordu. yani fütüristik bir durumu retro bir tavırla taçlandırmak(?) denilebilir.
devamını gör...
türk milletinin gereksiz kutsallaştırdığı şeyler
(bkz: ekmek) biz küçükken ekmeği yere atma yerde görsen öpüp kenara koy derlerdi ancak kuşlara ekmek atıldığını görünce neden yere atıldığını sorgulardım. yemeleri için atıyoruz derlerdi havaya atın o zaman onlar da martılar gibi havada kapsınlar derdim.
(bkz: camî) mimari sanatsal bir yapıdır, kubbeler allah'a yalvaran elleri minareler onların yükselişini temsil eder. kuran'da şöyle inşa edilmelidir böyle yapılmalıdır diye bir ayet de geçmemektedir. hatta kâbe de küp şeklinde köşeli kenarlıdır kubbesi minaresi yoktur.
bir de son 1 yıldır hayatımıza giren maske, cahil cühela kesim zannediyor ki o maske hastalıklara karşı koruyor, dezenfektan, steril etme özelliği var, antikor ürettiğini falan zannediyorlar heralde ki yakında yerde maske görsen öp sonra da kenara koy diyecekler.
bir de aklıma gelmişken ek: küçükken kuran'ı tvnin altındaki göze koymuştum, oraya konmaz günah demişlerdi. neden? demiştim, kuran belden aşağıya konulmaz demişlerdi, iyi ama siz bizim üst katımızda oturuyorsunuz, o zaman aşağıya inin, bırak belden aşağısını sizin ayaklarınızın altına koyuyoruz demiştim. sivil itaatsizlik, sorgulama, anarşist provakatörlük zannedersem çocukluktan meyilli olduğum duygular.
(bkz: camî) mimari sanatsal bir yapıdır, kubbeler allah'a yalvaran elleri minareler onların yükselişini temsil eder. kuran'da şöyle inşa edilmelidir böyle yapılmalıdır diye bir ayet de geçmemektedir. hatta kâbe de küp şeklinde köşeli kenarlıdır kubbesi minaresi yoktur.
bir de son 1 yıldır hayatımıza giren maske, cahil cühela kesim zannediyor ki o maske hastalıklara karşı koruyor, dezenfektan, steril etme özelliği var, antikor ürettiğini falan zannediyorlar heralde ki yakında yerde maske görsen öp sonra da kenara koy diyecekler.
bir de aklıma gelmişken ek: küçükken kuran'ı tvnin altındaki göze koymuştum, oraya konmaz günah demişlerdi. neden? demiştim, kuran belden aşağıya konulmaz demişlerdi, iyi ama siz bizim üst katımızda oturuyorsunuz, o zaman aşağıya inin, bırak belden aşağısını sizin ayaklarınızın altına koyuyoruz demiştim. sivil itaatsizlik, sorgulama, anarşist provakatörlük zannedersem çocukluktan meyilli olduğum duygular.
devamını gör...
recep tayyip erdoğan
benim de büyük icraatler beklediğim türkiye cumhuriyeti başkanı.
devamını gör...
sevdiğin bireyi nü görmek
bütün büyüyü bozabilecek durumdur.
devamını gör...
portmanteau
birden fazla kelimenin çeşitli yollarla birleştirilmesiyle yeni bir anlama gelen sözcük türetme yöntemidir. kelimenin türkçe karşılığı olmadığı için bu yazıda ve başlıkta bunu kullandım. bizdeki bileşik kelimelerle karıştırılmamalı. bileşik kelimeler kelimelerin tamamı kullanılarak türetilir sadece bazı durumlarda ses düşmesi ya da ses türemesi gerçekleştiği için yazım farklılaşabilir. portmanteauda ise kelimelerin içinden bir bölüm alınıp ses olarak her iki kelimeyi de çağrıştıran yeni bir sözcük oluşturulur.
terimlerde sıkça karşımıza çıkar. genelde tamlama şeklinde olan bir kelime gurubunda kelimelerin başının ve sonunun, her ikisinin de sonunun ya da her bir kelimenin başlangıç hecelerinin alınıp birleştirilmesi yoluyla türetilebilir. bazı durumlarda kelimelerden biri olduğu gibi kalıp diğer kelimenin bir parçasıyla da türetme yapılabilir.
ingilizce örnekleri:
brunch: breakfast-lunch
bollywood: bombay-hollywood
modem: modulator-demodulator
podcast: ipod-broadcast
screenshot: screen-snapshot
genome: gene-chromosome
motorcycle: motorized-bicycle
cosplay: costume-roleplay
sitcom: situational - comedy
cyborg: cybernetic-organism
bu yöntemle ne mükemmel türkçe kelimeler türetilebilir. ama bu işi yapması gereken kurum içi boşaltılmış bir arpalık olunca, edebiyatçılar da yeni kelime bulup kullanma cesaretinden yoksun olunca türkçede çok önceden yerleşmiş birkaç sözcük dışında pek örneğine rastlanmaz (kahvaltı, cumartesi, pazartesi gibi). bu eksiklerden dolayı halk, farkında olmadan kendi diline uygun kelime türetme işini kendisi yapıyor. "motokurye" buna bir örnek. birçok yerde ayrı yazılıyor ama karakteristik bir portmonteau örneği olduğu için birleşik yazılması daha doğrudur. tdk'nın zahmet olmazsa türkçe sözlüğe eklemesini bekliyoruz.
terimlerde sıkça karşımıza çıkar. genelde tamlama şeklinde olan bir kelime gurubunda kelimelerin başının ve sonunun, her ikisinin de sonunun ya da her bir kelimenin başlangıç hecelerinin alınıp birleştirilmesi yoluyla türetilebilir. bazı durumlarda kelimelerden biri olduğu gibi kalıp diğer kelimenin bir parçasıyla da türetme yapılabilir.
ingilizce örnekleri:
brunch: breakfast-lunch
bollywood: bombay-hollywood
modem: modulator-demodulator
podcast: ipod-broadcast
screenshot: screen-snapshot
genome: gene-chromosome
motorcycle: motorized-bicycle
cosplay: costume-roleplay
sitcom: situational - comedy
cyborg: cybernetic-organism
bu yöntemle ne mükemmel türkçe kelimeler türetilebilir. ama bu işi yapması gereken kurum içi boşaltılmış bir arpalık olunca, edebiyatçılar da yeni kelime bulup kullanma cesaretinden yoksun olunca türkçede çok önceden yerleşmiş birkaç sözcük dışında pek örneğine rastlanmaz (kahvaltı, cumartesi, pazartesi gibi). bu eksiklerden dolayı halk, farkında olmadan kendi diline uygun kelime türetme işini kendisi yapıyor. "motokurye" buna bir örnek. birçok yerde ayrı yazılıyor ama karakteristik bir portmonteau örneği olduğu için birleşik yazılması daha doğrudur. tdk'nın zahmet olmazsa türkçe sözlüğe eklemesini bekliyoruz.
devamını gör...
1000kitap
yerli kitap uygulaması olan 1000kitap tamamen kitap konuşulan bir sosyal medya platformu. okuduğunuz kitapları paylaşabilir, ''okuyorum, okudum, okuyacağım, yarım bıraktım'' gibi seçeneklerle belirtebilirsiniz. içerik olarak twittere benzer, kitaplardan alıntı paylaşabilir, kitaplarla ilgili incelemelerinizi paylaşabilirsiniz. insanlarla takipleşebilir, konuşabilirsiniz.
(bkz: )bknz;
edit; an itibariyle 100kitap da ücretli uygulamalar kategorisindeki yerini aldı. premium üyelik ücreti 18 tl olup, premium üye olanlar reklam vb şeylerle karşılaşmayacaklarmış.
(bkz: )bknz;
edit; an itibariyle 100kitap da ücretli uygulamalar kategorisindeki yerini aldı. premium üyelik ücreti 18 tl olup, premium üye olanlar reklam vb şeylerle karşılaşmayacaklarmış.
devamını gör...
yeni zelanda
başkenti wellington, yüzölçümü 268.021 km²'dir.
devamını gör...
anaklusmosss
bilgili, birikimli, ince ruhlu ve harika bir korku-gerilim filmi arşivi olan, rusçayı seven bir yazar. :) ayrıca bıyık altından gülen şeklindeki muzır tanımlarına bayılıyorum canım yazarcığım, var bir haylazlık :d. eskişehir'e gitsem kesinlikle seninle gezmek isterdim ^^.
devamını gör...




