nemfomani
lanet mi yoksa lütuf mu olduğu hangi yönden bakacağınıza göre değişiklik gösterecek, tıpta hiperseksüalite ya da seks bağımlılığı olarak geçen hastalık.
nemfomani terimi yalnızca kadınlar için kullanılır, erkekler için ise bu terimin karşılığı satiryazis'tir. ama bu terimi eminim nemfomani kadar duymamışsınızdır.. bunun nedeni olarak da belki de seks bağımlılığı durumunu kadınlarda, erkeklere göre daha büyük bir problem olarak görülmesini gösterebiliriz. yani "erkeğin elinin kiri, kadının boğaza geçirin ipi" gibi deyişler bu durumu özetliyor sanırım.
bu bir derttir. net. yalnız, bu dertten mustarip olan kadınların hepsini düşük ahlaklı olarak nitelendirmek kesinlikle çok yanlış olur; sadece seks dürtüleri çok yüksektir. demiştim ya, lanet mi lütuf mu diye. benim kişisel fikrim lanet olduğu yönünde. işte burada bunu tartışabiliriz. iki kadın profili hayal edelim. birinci kadın evlilik dışı cinsel ilişkide bir sakınca görmüyor ve dürtülerini günlük yaşantısında rahatlıkla kullanıyor.* ikinci kadın evlilik dışı cinsel ilişkiyi tercih etmiyor ve evlenene kadar bu durumla başa çıkmak zorunda.* her iki kadın profili için çok kötü bir durum. hiçbir zaman tatmin olma durumu söz konusu değil. aynı yemeği sürekli yemeniz gerektiğini düşünün. kussanız da yemeniz gerekiyor. mideniz bulansa da aynı zamanda canınız çekiyor. "iki ucu değişik değnek.."
psikolog ve psikiyatrist gibi uzmanların desteğiyle çeşitli davranışsal terapi yöntemleri ve medikasyonlar kullanılarak dürtülerin kontrol altına alınması sağlanabilir. kontrol gücündeki artma ile gücünüzü başka işlere kanalize edebilirsiniz.
(bkz: nymphomaniac)
nemfomani terimi yalnızca kadınlar için kullanılır, erkekler için ise bu terimin karşılığı satiryazis'tir. ama bu terimi eminim nemfomani kadar duymamışsınızdır.. bunun nedeni olarak da belki de seks bağımlılığı durumunu kadınlarda, erkeklere göre daha büyük bir problem olarak görülmesini gösterebiliriz. yani "erkeğin elinin kiri, kadının boğaza geçirin ipi" gibi deyişler bu durumu özetliyor sanırım.
bu bir derttir. net. yalnız, bu dertten mustarip olan kadınların hepsini düşük ahlaklı olarak nitelendirmek kesinlikle çok yanlış olur; sadece seks dürtüleri çok yüksektir. demiştim ya, lanet mi lütuf mu diye. benim kişisel fikrim lanet olduğu yönünde. işte burada bunu tartışabiliriz. iki kadın profili hayal edelim. birinci kadın evlilik dışı cinsel ilişkide bir sakınca görmüyor ve dürtülerini günlük yaşantısında rahatlıkla kullanıyor.* ikinci kadın evlilik dışı cinsel ilişkiyi tercih etmiyor ve evlenene kadar bu durumla başa çıkmak zorunda.* her iki kadın profili için çok kötü bir durum. hiçbir zaman tatmin olma durumu söz konusu değil. aynı yemeği sürekli yemeniz gerektiğini düşünün. kussanız da yemeniz gerekiyor. mideniz bulansa da aynı zamanda canınız çekiyor. "iki ucu değişik değnek.."
psikolog ve psikiyatrist gibi uzmanların desteğiyle çeşitli davranışsal terapi yöntemleri ve medikasyonlar kullanılarak dürtülerin kontrol altına alınması sağlanabilir. kontrol gücündeki artma ile gücünüzü başka işlere kanalize edebilirsiniz.
(bkz: nymphomaniac)
devamını gör...
freud purosu
akın akın sözlüğe gelen, yeni yazar arkadaşların es geçmemesini dilediğim bir başka yazar arkadaşımız. okuyunuz efendim. okuyunuz ki, nitelikli içerik üreten bu değerli arkadaşlar sol tarafta sergilenen kılıç kalkan ekibi gösterilerine kurban gitmesinler.
emekleri zayi olmasın. hakları teslim edilsin. sonra okuyacak içerik bulamıyoruz diye ortalıkta arzı endam ediyorsunuz komik oluyor.
emekleri zayi olmasın. hakları teslim edilsin. sonra okuyacak içerik bulamıyoruz diye ortalıkta arzı endam ediyorsunuz komik oluyor.
devamını gör...
mahlassızım
an itibariyle çok sevdiğim ve henüz keşfettiğim bir yazardır. çok kaliteli, ilginç bilgiler içeren yazılarıyla hem sözlüğe hem de bana çok şey katmaktadir. büyük bir ilgiyle takip ettiğim yazardır. tanımadan sevdim. benim de yazılarımı okumuş, çok mutlu oldum. çok teşekkür ederim efendim. *
devamını gör...
cahil insanlarla baş etme yolları
"eğer bir aptala laf anlatmaya çalışırsan, dışarıdan bakanlar 2 aptalın sohbet ettiğini sanar."
devamını gör...
konu neydi radyo yayını
spor salonlarının balonunu söndüren program. kapitalizmin bize dayattığı bir saçmalık daha açıklığa kavuştu. teşekkürler!
devamını gör...
harf devrimi
yıllar önce yazdığım bir öykünün adıdır.
savaş nasıl başladı hiç kimse bilmez ama rivayet odur ki; bir ilkokul öğretmeni, etrafını boş boş seyreden ve gözünü kapıdan ayırmayan küçük çocukların önünde tahtaya ilk olarak bir "a" harfi çizdiğinde cepheleşme ve savaş hazırlıkları beklenmedik bir şekilde başlamıştı.
ilk yazılan harf yandaşlarını toplayarak etrafına, güçlerinin farkına varmaları konusunda uyarmıştı. onlar güçlüydüler. onlarsız diğer harfler varlıklarını ispatlayamazlardı. çünkü kurallar gereği bir harfin kabul görmesi için anlaşılır bir biçimde bir sözcükte geçmesi gerekirdi. bunu yapabilenler ise sekiz kişiydiler ve diğerlerinden farklı olmalıydılar. kendi aralarında kurdukları küçük grup seçkin harflerden oluşuyordu. lider olarak a kendini seçtirmişti ardından da iki tane ulu seçilmişti. bunlardan biri o diğeri ise ö idi. yalnız o hem daha yükseklerde gözü olduğu için ve hem de tek başına bir sözcük hatta cümle bile olabildiği için daha baskın, daha gözü açık ve daha işini bilirdi. ö ise o’nun arkasında ezik büzük görünse de her an bir patlamaya neden olabilecek bir lav birikintisi gibiydi.
bu sekiz kişilik yöneten grubu arasında dalkavuklukta kimseye pabuç bırakmayan her an liderin peşinde dolaşan ve en az onun kadar etkili olan e geliyordu. her konuda a kadar bazen de daha fazla söz sahibiydi ama asla ön plana çıkmaz, asla göze batmazdı. grubun kirli işlerinde yardımcı olarak kullandıkları iki harfse ı ve i harfleriydi. bütün harfler kirli işlere ortak olurlardı ama ı ve i bu işten büyük bir zevk alırdı her türlü kirli sözcükte görülmek onlar için şandı, şerefti. ve figüranlar u ve ü. etliye sütlüye karışmayan her an gökyüzüne çevirdikleri başlarıyla gayet sofu olan, istemeyerek de olsa ve sofulukları gereği bu toplulukta bulunan bu ikili zaman zaman karanlık işlerde boy gösterirlerdi. e ve a ile birlikte bir tecavüz olayında adı geçen ü, sonradan yine e ile birlikte bir rüşvet çetesine yardım ve yataklıkla suçlanmıştı. bu iki durum birliğin adını iyiden iyiye kirletse de güçleri ölçüsünde masumdular. onları suçlayacak kendilerinden daha güçlü birileri çıkana kadar da öyle kalacaklardı. grubun bilgeleri ise o ve ö adında iki kocaydı. bunlar göbeklerinin büyüklüğü ölçüsünde bilge ve her an her yöne kayabilecek kadar kaypak olmalarıyla tanınıyorlardı. bu özellikler de grupta etkin olmaları için yeterliydi.
grup üyelerinin bembeyaz bir ovada toplandıkları gün a ufak işlerle uğraşmanın onlara bir şey kazandırmayacağını, artık çok daha önemli işlerle girişmenin zamanının geldiğini iletti. herkes dinliyordu, bir şeyler geçmekteydi akıllarından. sofular dini bir dayanak aramaya, e kendine bir yarar yontmaya uğraşmakta, bilgeler sonuçları ve elde edecekleri karı planlamaktaydılar. kirli işlerin adamları ise kaç cinayet işlemeleri gerekeceğini kurup bu esnada alacakları zevki hayal etmekteydiler.
a anlattı; harfler arası eşitliğin yalan olduğunu, üstün olduklarını ve bu üstünlüğü kabul ettirmeleri gerektiğini, bunun içinse ne gerekiyorsa yapılacağını. güçlüydüler. a, beyaz ovanın mavi çizgileri arkasına gizlenmiş 5 kişiyi çağırdı. sırasıyla dizildiklerinde hükümranlığa giden yolda ilk adım atılmıştı ve düşman belliydi. bu sekiz harf ve işbirlikçileri dışındaki bütün harfler köle yapılmalıydı bunu içinde önce s ve sonrada ikinci hain v yan yana geldiler. s’nin ikiz kardeşi ve yılan kardeşlerin en ılımlısı ş de en sonda yerini aldı. önce kimseye bir şey ifade etmeyen bu diziliş a’nın da aralarına girmesiyle anlam kazanmaya başladı. ortalık bir anda toza bulandı ova alt üst oldu. ortalıkta kaçışan harfler ne yapacağını bilmez haldeydi. d gibi, r gibi hamile harfler bile tehlikedeydi. küçük harflere zarar vermekten bile çekinmiyorlardı. ölüm her yerdeydi. l ve m yerle bir. ilk onlar rehin alınmıştı zaten.
ortalık durulduğunda b ve r harfleri bir tepenin üzerine çökmüş. yanlarında arkadaşlarından kurtulabilenlerle birlikte kara kara düşünüyorlardı. g harfi iyice kıvrılmıştı olduğu yerde. kimseye hayrı yokmuş gibi duruyordu. l, k ve z dik duruşlarını hiç bozmasalar da onlar da epey düşünceliydi. bir şeyler yapılması gerekliydi. a ve çetesi diğer harfleri ele geçirmişti. şu an ellerinde güçlü bir silah yoktu. ama güçleri ortadaydı. konuşarak çözüm bulmak zorundaydılar. b yanına kimseyi almadan a ve çetesine gitti. a onu esirlerinin kapalı tutulduğu sayfanın hemen önünde karşıladı. b konuşarak bir çözüm yolu bulmaları gerektiğini ve bunun için huzuruna geldiğini söyleyince a iyice kurumlanarak oturması için tam karşısını işaret etti. b gösterilen yere ilişti gözleri esir alınan arkadaşlarındaydı.
b söze doğrudan girdi. bu işin savaşla çözülemeyeceğini, konuşmanın tek yol olduğunu ve bunca yıldır sürüp giden düzenin bozulmaması gerektiğini anlattı. herkesin önünde, tüm alfabenin toplandığı bir yerde toplanıp tartışırlarsa çoğunluğun desteğini alanın galip geleceği bir yarışma yapabilirlerdi. a biraz düşündü, aslında düşünür gibi yaptı. sonra bilgelere göz attı. fikirlerini sorar gibi yaptı, onlar fikir beyan etmek gibi bir gaflete düşmeyecek kadar bilgeydiler. yüzlerini kafalarını gökyüzüne doğru kaldırmış mırıldana sofulara çevirip sıralarını saldılar. ellerinden hala kan damlayan ı ve i ise buna tümüyle karşıydılar ama fikirlerini soran yoktu.
a’nın kararı zaten verilmişti. hemen kabul etti. b çok şaşırmıştı. kabul edileceğini ummuyordu teklifinin. çünkü tarihte zorbalar hiçbir zaman konuşmaktan yana olmamışlardı. hiçbir zorba elinde bulundurduğu gücü konuşarak ziyan etmemişti. hiçbir zorba sözcüklere muhtaç olsa da onların değerini bilmemişti. tarihi zorbalar yazmıştı ama sözcüklerle değil. şekillerle daha çok ve fotoğraflarla. cesetlerle, vurulan insanların donuklaşan karelerde kalan suretleriyle yazmışlardı ve silinmesini imkânsız kıldıklarını düşünmüşlerdi böylelikle. b bunları düşünmeye dalmanın sırası olmadığını ayrımsadığında etraflarında bir kalabalık toplanmıştı bile. tepede bekleyenler de inmişlerdi. herkes genişçe bir alanda toplanmıştı. a ve b karşılıklı oturmuş birbirlerine bakıyorlardı.
a söze başlaması için b’ye işaret etti. b önce yerinde biraz kımıldandı. sonra kalabalıkta gezdirdiği gözlerini a’nın sert bakışlı gözlerine odakladı ve söze başladı;
zorbalık, dedi, bugüne kadar kimseye yarar getirmemiştir. üstün gelmeye çalıştığın harflerin senden hiçbir farkları yok. yalnızca gün ışığına çıkarken bazı zorluklarla karşılaşıp öyle hayat buluyorlar. senin gibi hiçbir engele takılmadan gelemiyorlar bulundukları yere ve bu onların ayıbı değil, senden üstün olan yönleridir. sen onların yaşadığının yarısını bile yaşamadın buna rağmen ne hakla üstün olduğunu iddia edersin?
a sanki sözlerin muhatabı değilmiş, sanki başka birine söylenmiş sözlere kulak misafiri olmuş gibi davranıyordu. sonra sesinin gür çıkmasına gayret ederek cevapladı:
ben, dedi, ve arkadaşlarım seçilmiş harfleriz. eğer hiçbir zorluk yaşamadan geldiysek bu dünyaya bunu bir nedeni olmalı. neden sen değil, ya da arkadaşların değil de biz? düşün bence bunu. düşün senin gibi kaç harf bizsiz sözcük olabilir. ama biz size ihtiyaç duymadan cümle bile oluyoruz. hemen arkama yerleşen bir ünlem işaretiyle cümle kurabilirim sana ama sen cümle noktalama işaretlerini kullansan da bir halt olamazsın.
b ne söyleyeceğini şaşırmış gibiydi. kalabalıktaki dalgalanma huzursuz etmişti b’yi. sözü aldı ve devam etti;
söylediklerin, dedi, manasız şeyler. bizde siz olmadan sözcük cümle hatta paragraf bile olabiliriz. gelişmeleri takip etmiyorsun. yazık sana cehaletini gidermek için zorbalığın işe yaramıyor değil mi?
a şaşırmıştı ve tabii diğerleri de. b’nin iddiası bir devrime sebebiyet verebilirdi. herkes pür dikkat ve bazıları da pür telaş b’nin söyleyeceklerine kilitlenmişlerdi. b tadını çıkararak devam etti;
algıda tamamlama, dedi, eminim hiç duymamışsındır. siz olmadan da derdimizi anlatabiliriz. sen bizden çaldığın harflerle ilan ettin savaş’ı şimdi ben. senden ş harfini istiyorum yalnız. eğer o da kabul ederse.
dünden razı görüne ş hemen taraf değiştirdi. ve b onu da yanına alarak yepyeni bir kelime yazdı. ortalık buz kesti. kimseden ses seda çıkmıyordu. sofular secdeye vardılar varacaklar. bilgeler o kadar bilge olmadıklarının ayırdında. ı ve i üzgün ve öfkeli. a şaşkın ve de yenik, ezik büzük. kalanlar mutlu, yüzlerinde huzurlu bir tebessüm. herkes b’ye ve yanındaki arkadaşlarına bakıyor.
yan yana, kol kola üç harf. yalnız üç tane ve her şeyi değiştiren bir sözcük. brş. zorbalar olmadan kurulan bir sözcük. bütün harfleri eşit kılan bir sözcük. düzeni alt üst eden ama yeniden kurmaktan korkmayan bir sözcük.
sözcük yazıldıktan sonradır ki, a dâhil tüm harfler eşitlik ve özgürlük konusunda uzlaştı. o günden beridir, alfabede harfler alt alta değil yan yana dizilirler.
savaş nasıl başladı hiç kimse bilmez ama rivayet odur ki; bir ilkokul öğretmeni, etrafını boş boş seyreden ve gözünü kapıdan ayırmayan küçük çocukların önünde tahtaya ilk olarak bir "a" harfi çizdiğinde cepheleşme ve savaş hazırlıkları beklenmedik bir şekilde başlamıştı.
ilk yazılan harf yandaşlarını toplayarak etrafına, güçlerinin farkına varmaları konusunda uyarmıştı. onlar güçlüydüler. onlarsız diğer harfler varlıklarını ispatlayamazlardı. çünkü kurallar gereği bir harfin kabul görmesi için anlaşılır bir biçimde bir sözcükte geçmesi gerekirdi. bunu yapabilenler ise sekiz kişiydiler ve diğerlerinden farklı olmalıydılar. kendi aralarında kurdukları küçük grup seçkin harflerden oluşuyordu. lider olarak a kendini seçtirmişti ardından da iki tane ulu seçilmişti. bunlardan biri o diğeri ise ö idi. yalnız o hem daha yükseklerde gözü olduğu için ve hem de tek başına bir sözcük hatta cümle bile olabildiği için daha baskın, daha gözü açık ve daha işini bilirdi. ö ise o’nun arkasında ezik büzük görünse de her an bir patlamaya neden olabilecek bir lav birikintisi gibiydi.
bu sekiz kişilik yöneten grubu arasında dalkavuklukta kimseye pabuç bırakmayan her an liderin peşinde dolaşan ve en az onun kadar etkili olan e geliyordu. her konuda a kadar bazen de daha fazla söz sahibiydi ama asla ön plana çıkmaz, asla göze batmazdı. grubun kirli işlerinde yardımcı olarak kullandıkları iki harfse ı ve i harfleriydi. bütün harfler kirli işlere ortak olurlardı ama ı ve i bu işten büyük bir zevk alırdı her türlü kirli sözcükte görülmek onlar için şandı, şerefti. ve figüranlar u ve ü. etliye sütlüye karışmayan her an gökyüzüne çevirdikleri başlarıyla gayet sofu olan, istemeyerek de olsa ve sofulukları gereği bu toplulukta bulunan bu ikili zaman zaman karanlık işlerde boy gösterirlerdi. e ve a ile birlikte bir tecavüz olayında adı geçen ü, sonradan yine e ile birlikte bir rüşvet çetesine yardım ve yataklıkla suçlanmıştı. bu iki durum birliğin adını iyiden iyiye kirletse de güçleri ölçüsünde masumdular. onları suçlayacak kendilerinden daha güçlü birileri çıkana kadar da öyle kalacaklardı. grubun bilgeleri ise o ve ö adında iki kocaydı. bunlar göbeklerinin büyüklüğü ölçüsünde bilge ve her an her yöne kayabilecek kadar kaypak olmalarıyla tanınıyorlardı. bu özellikler de grupta etkin olmaları için yeterliydi.
grup üyelerinin bembeyaz bir ovada toplandıkları gün a ufak işlerle uğraşmanın onlara bir şey kazandırmayacağını, artık çok daha önemli işlerle girişmenin zamanının geldiğini iletti. herkes dinliyordu, bir şeyler geçmekteydi akıllarından. sofular dini bir dayanak aramaya, e kendine bir yarar yontmaya uğraşmakta, bilgeler sonuçları ve elde edecekleri karı planlamaktaydılar. kirli işlerin adamları ise kaç cinayet işlemeleri gerekeceğini kurup bu esnada alacakları zevki hayal etmekteydiler.
a anlattı; harfler arası eşitliğin yalan olduğunu, üstün olduklarını ve bu üstünlüğü kabul ettirmeleri gerektiğini, bunun içinse ne gerekiyorsa yapılacağını. güçlüydüler. a, beyaz ovanın mavi çizgileri arkasına gizlenmiş 5 kişiyi çağırdı. sırasıyla dizildiklerinde hükümranlığa giden yolda ilk adım atılmıştı ve düşman belliydi. bu sekiz harf ve işbirlikçileri dışındaki bütün harfler köle yapılmalıydı bunu içinde önce s ve sonrada ikinci hain v yan yana geldiler. s’nin ikiz kardeşi ve yılan kardeşlerin en ılımlısı ş de en sonda yerini aldı. önce kimseye bir şey ifade etmeyen bu diziliş a’nın da aralarına girmesiyle anlam kazanmaya başladı. ortalık bir anda toza bulandı ova alt üst oldu. ortalıkta kaçışan harfler ne yapacağını bilmez haldeydi. d gibi, r gibi hamile harfler bile tehlikedeydi. küçük harflere zarar vermekten bile çekinmiyorlardı. ölüm her yerdeydi. l ve m yerle bir. ilk onlar rehin alınmıştı zaten.
ortalık durulduğunda b ve r harfleri bir tepenin üzerine çökmüş. yanlarında arkadaşlarından kurtulabilenlerle birlikte kara kara düşünüyorlardı. g harfi iyice kıvrılmıştı olduğu yerde. kimseye hayrı yokmuş gibi duruyordu. l, k ve z dik duruşlarını hiç bozmasalar da onlar da epey düşünceliydi. bir şeyler yapılması gerekliydi. a ve çetesi diğer harfleri ele geçirmişti. şu an ellerinde güçlü bir silah yoktu. ama güçleri ortadaydı. konuşarak çözüm bulmak zorundaydılar. b yanına kimseyi almadan a ve çetesine gitti. a onu esirlerinin kapalı tutulduğu sayfanın hemen önünde karşıladı. b konuşarak bir çözüm yolu bulmaları gerektiğini ve bunun için huzuruna geldiğini söyleyince a iyice kurumlanarak oturması için tam karşısını işaret etti. b gösterilen yere ilişti gözleri esir alınan arkadaşlarındaydı.
b söze doğrudan girdi. bu işin savaşla çözülemeyeceğini, konuşmanın tek yol olduğunu ve bunca yıldır sürüp giden düzenin bozulmaması gerektiğini anlattı. herkesin önünde, tüm alfabenin toplandığı bir yerde toplanıp tartışırlarsa çoğunluğun desteğini alanın galip geleceği bir yarışma yapabilirlerdi. a biraz düşündü, aslında düşünür gibi yaptı. sonra bilgelere göz attı. fikirlerini sorar gibi yaptı, onlar fikir beyan etmek gibi bir gaflete düşmeyecek kadar bilgeydiler. yüzlerini kafalarını gökyüzüne doğru kaldırmış mırıldana sofulara çevirip sıralarını saldılar. ellerinden hala kan damlayan ı ve i ise buna tümüyle karşıydılar ama fikirlerini soran yoktu.
a’nın kararı zaten verilmişti. hemen kabul etti. b çok şaşırmıştı. kabul edileceğini ummuyordu teklifinin. çünkü tarihte zorbalar hiçbir zaman konuşmaktan yana olmamışlardı. hiçbir zorba elinde bulundurduğu gücü konuşarak ziyan etmemişti. hiçbir zorba sözcüklere muhtaç olsa da onların değerini bilmemişti. tarihi zorbalar yazmıştı ama sözcüklerle değil. şekillerle daha çok ve fotoğraflarla. cesetlerle, vurulan insanların donuklaşan karelerde kalan suretleriyle yazmışlardı ve silinmesini imkânsız kıldıklarını düşünmüşlerdi böylelikle. b bunları düşünmeye dalmanın sırası olmadığını ayrımsadığında etraflarında bir kalabalık toplanmıştı bile. tepede bekleyenler de inmişlerdi. herkes genişçe bir alanda toplanmıştı. a ve b karşılıklı oturmuş birbirlerine bakıyorlardı.
a söze başlaması için b’ye işaret etti. b önce yerinde biraz kımıldandı. sonra kalabalıkta gezdirdiği gözlerini a’nın sert bakışlı gözlerine odakladı ve söze başladı;
zorbalık, dedi, bugüne kadar kimseye yarar getirmemiştir. üstün gelmeye çalıştığın harflerin senden hiçbir farkları yok. yalnızca gün ışığına çıkarken bazı zorluklarla karşılaşıp öyle hayat buluyorlar. senin gibi hiçbir engele takılmadan gelemiyorlar bulundukları yere ve bu onların ayıbı değil, senden üstün olan yönleridir. sen onların yaşadığının yarısını bile yaşamadın buna rağmen ne hakla üstün olduğunu iddia edersin?
a sanki sözlerin muhatabı değilmiş, sanki başka birine söylenmiş sözlere kulak misafiri olmuş gibi davranıyordu. sonra sesinin gür çıkmasına gayret ederek cevapladı:
ben, dedi, ve arkadaşlarım seçilmiş harfleriz. eğer hiçbir zorluk yaşamadan geldiysek bu dünyaya bunu bir nedeni olmalı. neden sen değil, ya da arkadaşların değil de biz? düşün bence bunu. düşün senin gibi kaç harf bizsiz sözcük olabilir. ama biz size ihtiyaç duymadan cümle bile oluyoruz. hemen arkama yerleşen bir ünlem işaretiyle cümle kurabilirim sana ama sen cümle noktalama işaretlerini kullansan da bir halt olamazsın.
b ne söyleyeceğini şaşırmış gibiydi. kalabalıktaki dalgalanma huzursuz etmişti b’yi. sözü aldı ve devam etti;
söylediklerin, dedi, manasız şeyler. bizde siz olmadan sözcük cümle hatta paragraf bile olabiliriz. gelişmeleri takip etmiyorsun. yazık sana cehaletini gidermek için zorbalığın işe yaramıyor değil mi?
a şaşırmıştı ve tabii diğerleri de. b’nin iddiası bir devrime sebebiyet verebilirdi. herkes pür dikkat ve bazıları da pür telaş b’nin söyleyeceklerine kilitlenmişlerdi. b tadını çıkararak devam etti;
algıda tamamlama, dedi, eminim hiç duymamışsındır. siz olmadan da derdimizi anlatabiliriz. sen bizden çaldığın harflerle ilan ettin savaş’ı şimdi ben. senden ş harfini istiyorum yalnız. eğer o da kabul ederse.
dünden razı görüne ş hemen taraf değiştirdi. ve b onu da yanına alarak yepyeni bir kelime yazdı. ortalık buz kesti. kimseden ses seda çıkmıyordu. sofular secdeye vardılar varacaklar. bilgeler o kadar bilge olmadıklarının ayırdında. ı ve i üzgün ve öfkeli. a şaşkın ve de yenik, ezik büzük. kalanlar mutlu, yüzlerinde huzurlu bir tebessüm. herkes b’ye ve yanındaki arkadaşlarına bakıyor.
yan yana, kol kola üç harf. yalnız üç tane ve her şeyi değiştiren bir sözcük. brş. zorbalar olmadan kurulan bir sözcük. bütün harfleri eşit kılan bir sözcük. düzeni alt üst eden ama yeniden kurmaktan korkmayan bir sözcük.
sözcük yazıldıktan sonradır ki, a dâhil tüm harfler eşitlik ve özgürlük konusunda uzlaştı. o günden beridir, alfabede harfler alt alta değil yan yana dizilirler.
devamını gör...
yazarlar ilkokulda olsa açılacak başlıklar
çöp kutusunda kalem açma gruplaşmasında dışlanan kişi olmak
devamını gör...
yazarların whatsapp’tan attığı son mesaj
(bkz: salak mısın cemile).. bir erkek arkadaşıma atmıştım.
devamını gör...
gece vs gündüz
güneş ışığıyla güne başlamayı seven, onunla beraber enerji dolan ve hava kararmaya başladığında üzülen biriyseniz eğer benim gibi kesinlikle gündüzü tercih edersiniz*.
yine de bu sözlerimi değiştirebilecek bir şey var. eğer kırsal bir alanda ya da gece yıldızları seyretme şansına sahip olduğunuz bir bölgedeyseniz, ne işiniz gücünüz varsa bir kenara bırakın; yıldızlar belirmeye başladığı anda cama, balkona, dışarıya koşun ve o anın tadını çıkarın*.
yine de bu sözlerimi değiştirebilecek bir şey var. eğer kırsal bir alanda ya da gece yıldızları seyretme şansına sahip olduğunuz bir bölgedeyseniz, ne işiniz gücünüz varsa bir kenara bırakın; yıldızlar belirmeye başladığı anda cama, balkona, dışarıya koşun ve o anın tadını çıkarın*.
devamını gör...
ilk yardım abc’si
ilk yardımda uygulanacak ilk 3 adımın ingilizce olarak baş harflerinin sıralandığı temel yardım prosedürleridir.
airway: yaralı bireyin nefes almasına engel teşkil eden, solunum yolunu tıkayan herhangi bir unsurun olup olmadığı kontrol edilmelidir.
breathe: yaralı bireyin nefes düzeni kontrol edilir. bak-dinle-hisset olarak bu kontrol sağlanır.
circulation: yaralı bireyin nabzı bak-dinle-hisset metodu ile kontrol edilir.
eğer ilk yardım konusunda eğitim alınmışsa, sonraki sürece geçip ilk yardım sürdürülür. ancak ilk yardım konusunda herhangi bir eğitim alınmamış ise, hastadan edinilen bu bilgiler, acil müdahale için gelen sağlık çalışanlarına rapor edilir.
airway: yaralı bireyin nefes almasına engel teşkil eden, solunum yolunu tıkayan herhangi bir unsurun olup olmadığı kontrol edilmelidir.
breathe: yaralı bireyin nefes düzeni kontrol edilir. bak-dinle-hisset olarak bu kontrol sağlanır.
circulation: yaralı bireyin nabzı bak-dinle-hisset metodu ile kontrol edilir.
eğer ilk yardım konusunda eğitim alınmışsa, sonraki sürece geçip ilk yardım sürdürülür. ancak ilk yardım konusunda herhangi bir eğitim alınmamış ise, hastadan edinilen bu bilgiler, acil müdahale için gelen sağlık çalışanlarına rapor edilir.
devamını gör...
2002 doğumlu birini ciddiye almak
belki biz dinazor ların zoruna gidecek , ama z kuşağının , zeka seviyesi , düşünce ve muhakeme kabiliyetleri bizden daha fazla , verdikleri kararlar daha mantıklı , daha bilinçli ve kimsenin etkisinde kalmadan oluyor.
tabiki onların avantajları daha fazla , teknoloji, ve bilgiye ulaşım ları çok kolay,
ben ilk oy kullanma ya gittiğimde , yolda beni gören tanıdık bir amca mührü altı ok a bas dediği için oraya bastım mührü, ama şimdiki genci böyle bir şeye yönlendirmek kolay değil , çünkü sorguluyor , ben gençleri seviyorum, akıllarını beğeniyorum, onların en büyük şanssızlık ları, bizim seçtiklerimiz ve eğitim sistemimiz bunların üstüne kaymak olarak, salgı dan kaybettikleri 2 yıl.
inşallah herşey bir an önce düzelir, hepimiz için. sıranız gelir ise lütfen herkes aşı olsun , aşı olmadan bu bitmez.
tabiki onların avantajları daha fazla , teknoloji, ve bilgiye ulaşım ları çok kolay,
ben ilk oy kullanma ya gittiğimde , yolda beni gören tanıdık bir amca mührü altı ok a bas dediği için oraya bastım mührü, ama şimdiki genci böyle bir şeye yönlendirmek kolay değil , çünkü sorguluyor , ben gençleri seviyorum, akıllarını beğeniyorum, onların en büyük şanssızlık ları, bizim seçtiklerimiz ve eğitim sistemimiz bunların üstüne kaymak olarak, salgı dan kaybettikleri 2 yıl.
inşallah herşey bir an önce düzelir, hepimiz için. sıranız gelir ise lütfen herkes aşı olsun , aşı olmadan bu bitmez.
devamını gör...
moderasyonun ansızın sizi taşıması
koltukta uyuyakalmanın sonucudur. moderasyon bir anne şefkati ile sizi kucaklayıp yatağınıza yatırır. üstünüzü örter ve ışığınızı kapatıp son kez dönüp tebessüm ile profilinize bakar.
devamını gör...
feminizm
lezbiyen değillerdir(istisna vardır)
kadınların üstün olduğunu savunmazlar.
erkek düşmanı, koca bulamayan kadınlardan oluşmaz.
bütün feministler aynı şeyleri düşünmez, yönlüdür.
feminizm, sadece şehirli, orta sınıf kadınlar için değildir, hem de hiç değildir.
kadınların üstün olduğunu savunmazlar.
erkek düşmanı, koca bulamayan kadınlardan oluşmaz.
bütün feministler aynı şeyleri düşünmez, yönlüdür.
feminizm, sadece şehirli, orta sınıf kadınlar için değildir, hem de hiç değildir.
devamını gör...
imhotep
tarihin -ismi bilinen- ilk mimarı, mühendisi ve tıp doktoru. aynı zamanda astronom,devlet adamı, din adamı, yazar, sanatçı..
firavun djoser'in (zoser) veziri, bilinen ilk piramit olan djoser piramidi'nin (basamaklı piramid) (sevgili meja üstteki giriye fotoğrafını eklemiş) mimarı.
1900'lerin başında imhotep hakkında çok az şey bilindiği için efsanevi bir kişilik olduğu düşünülürken hastalarını tedavi ettiği oda keşfedilince kendisinin modern tıbbi yöntemleri kullanan ilk hekim olduğu anlaşılmıştır.
tarihin ilk yazılı tıbbi kaynağı -aşağıdaki papirüs- yine imhotep'e aittir. (m.ö. 2500-3000)
papirüs sayfalarının fotoğraflarına buradan ulaşabilirsiniz
amerikalı mısırbilimci edwin smith el yazmasını luxor'da mustafa aga adında bir takasçıdan almış, daha sonra metnin önemini fark edip çeviri üzerinde çalışmıştır. ancak ölene kadar (1906) yayınlamamış, daha sonra papirüs kızı tarafından new-york tarih topluluğuna bağışlanmıştır. 1930 yılında çevirisi tamamlanmıştır.
meme kanseri ile ilgili ilk kayıtlar yine imhotep'in yazılarında ortaya çıkmıştır. kanamayı durdurmak için koterizasyon (kızdırılmış demir aletleri ile dağlama) ve damarları bağlama tekniğini geliştirmiştir. ampiyemi (plevral boşluğun mikrobiyal enf.) ilk tanımlayan hekimdir. omurga ve omurilik yaralanmalarında girişimi asla önermeyip immobillizasyon ve sabitlemeyi önermiştir. 90'dan fazla anatomik terim ve 48 yara tedavisi keşfetmiştir.
ilk hekim andı yine imhotep'e aittir. andın ingilizce tam metni aşağıdaki görseldedir.

andın içinde geçen birkaç şey:
''...tıbbi uygulamam sırasında onur ve dürüstlük ilkelerine bağlı kalacağım. yoksullara karşılıksız bakacağım ve hiçbir zaman verdiğim üstünde bir ödeme isteğinde bulunmayacağım. evlere alındığım zaman gözlerim orada olup bitenleri görmeyecektir; bana aktarılan sırları saklayacağım gibi törelere zarar verecek ya da suça yardımcı olacak bir biçimde de davranmayacağım. hocalarıma saygılı ve minnet borçlu olarak onların çocuklarına babalarından öğrendiğim bilgiyi aktaracağım. verdiğim sözleri yerine getirirsem insanlar benden saygılarını esirgemesinler...''
yunanlar da elbette imhotep'ten habersiz değillerdi, ona ''imouthes'' diyorlardı ve sağlık tanrısı asklepios ile bir tutuyorlardı.
yine üstteki giride sevgili meja'nın fotoğrafını eklemiş olduğu imhotep heykelciği, onun ne kadar büyük bir insan olduğunun kanıtıdır. zira antik mısır'da ancak tanrıların ve firavunların (onlar da tanrı soyundan kabul ediliyordu) heykelleri yapılabiliyordu. halihazırda bu husus imhotep'in gerçek bir kişi değil de efsanevi bir karakter (ya da tanrı/yarı tanrı) olduğu ihtimalini yıllarca beslemişse de, başta da belirttiğim gibi, imhotep'in hastalarını tedavi ettiği oda keşfedilince onun tarihin ilk hekimi olduğu kabul edilmiştir.
ölümünden sonra tanrılık atfedilmiştir (amenhotep ve imhotep tam tanrı mertebesine erişmiş tek ölümlü mısırlılardır). sağlık tanrısı olarak kendisine hem mısır'da hem de tanındığı diğer tüm topraklarda tapılmıştır. roma imparatorları claudius ve tiberius tarafından mısır'daki tapınakların duvarlarına imhotep'i öven yazılar yazdırılmıştır.
firavun djoser'in (zoser) veziri, bilinen ilk piramit olan djoser piramidi'nin (basamaklı piramid) (sevgili meja üstteki giriye fotoğrafını eklemiş) mimarı.
1900'lerin başında imhotep hakkında çok az şey bilindiği için efsanevi bir kişilik olduğu düşünülürken hastalarını tedavi ettiği oda keşfedilince kendisinin modern tıbbi yöntemleri kullanan ilk hekim olduğu anlaşılmıştır.
tarihin ilk yazılı tıbbi kaynağı -aşağıdaki papirüs- yine imhotep'e aittir. (m.ö. 2500-3000)
papirüs sayfalarının fotoğraflarına buradan ulaşabilirsiniz
amerikalı mısırbilimci edwin smith el yazmasını luxor'da mustafa aga adında bir takasçıdan almış, daha sonra metnin önemini fark edip çeviri üzerinde çalışmıştır. ancak ölene kadar (1906) yayınlamamış, daha sonra papirüs kızı tarafından new-york tarih topluluğuna bağışlanmıştır. 1930 yılında çevirisi tamamlanmıştır.
meme kanseri ile ilgili ilk kayıtlar yine imhotep'in yazılarında ortaya çıkmıştır. kanamayı durdurmak için koterizasyon (kızdırılmış demir aletleri ile dağlama) ve damarları bağlama tekniğini geliştirmiştir. ampiyemi (plevral boşluğun mikrobiyal enf.) ilk tanımlayan hekimdir. omurga ve omurilik yaralanmalarında girişimi asla önermeyip immobillizasyon ve sabitlemeyi önermiştir. 90'dan fazla anatomik terim ve 48 yara tedavisi keşfetmiştir.
ilk hekim andı yine imhotep'e aittir. andın ingilizce tam metni aşağıdaki görseldedir.

andın içinde geçen birkaç şey:
''...tıbbi uygulamam sırasında onur ve dürüstlük ilkelerine bağlı kalacağım. yoksullara karşılıksız bakacağım ve hiçbir zaman verdiğim üstünde bir ödeme isteğinde bulunmayacağım. evlere alındığım zaman gözlerim orada olup bitenleri görmeyecektir; bana aktarılan sırları saklayacağım gibi törelere zarar verecek ya da suça yardımcı olacak bir biçimde de davranmayacağım. hocalarıma saygılı ve minnet borçlu olarak onların çocuklarına babalarından öğrendiğim bilgiyi aktaracağım. verdiğim sözleri yerine getirirsem insanlar benden saygılarını esirgemesinler...''
yunanlar da elbette imhotep'ten habersiz değillerdi, ona ''imouthes'' diyorlardı ve sağlık tanrısı asklepios ile bir tutuyorlardı.
yine üstteki giride sevgili meja'nın fotoğrafını eklemiş olduğu imhotep heykelciği, onun ne kadar büyük bir insan olduğunun kanıtıdır. zira antik mısır'da ancak tanrıların ve firavunların (onlar da tanrı soyundan kabul ediliyordu) heykelleri yapılabiliyordu. halihazırda bu husus imhotep'in gerçek bir kişi değil de efsanevi bir karakter (ya da tanrı/yarı tanrı) olduğu ihtimalini yıllarca beslemişse de, başta da belirttiğim gibi, imhotep'in hastalarını tedavi ettiği oda keşfedilince onun tarihin ilk hekimi olduğu kabul edilmiştir.
ölümünden sonra tanrılık atfedilmiştir (amenhotep ve imhotep tam tanrı mertebesine erişmiş tek ölümlü mısırlılardır). sağlık tanrısı olarak kendisine hem mısır'da hem de tanındığı diğer tüm topraklarda tapılmıştır. roma imparatorları claudius ve tiberius tarafından mısır'daki tapınakların duvarlarına imhotep'i öven yazılar yazdırılmıştır.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
onlar ki, hepsi
bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
ah güzel ahmet abim benim
gördün mü bak
dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
ve dağılmış pazar yerlerine memleket
gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
gelse de
öyle sürekli değil
bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
o kadar çabuk
o kadar kısa
işte o kadar.
ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar
diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
mendilimde kan sesleri.
bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
ah güzel ahmet abim benim
gördün mü bak
dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
ve dağılmış pazar yerlerine memleket
gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
gelse de
öyle sürekli değil
bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
o kadar çabuk
o kadar kısa
işte o kadar.
ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar
diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
mendilimde kan sesleri.
devamını gör...
vartolu sadettin
bulaştığım işi bitirmek gibi kötü bir huyum olması nedeniyle hâlâ ısrarla izlediğim çukur'daki en sevdiğim karakter. birkaç bölümdür ortalıkta olmaması canımı sıkıyor.
devamını gör...


