bir insanla ilişkiyi kesmek için yeterli sebepler
başlık "eski bir majeste" tarafından 17.11.2020 22:06 tarihinde açılmıştır.
581.
ihtiyacın bitmesi yeterli..
devamını gör...
582.
defalarca kez kalp kırması ve bunu normalleştirmeye çalışması.
saygısız olması.
dediği cümlelerin farkında olmadan çirkinleşmesi.
saygısız olması.
dediği cümlelerin farkında olmadan çirkinleşmesi.
devamını gör...
583.
ilk okuldaki hocamın en güzel sözü şuydu. yeni biriyle arkadaş olduğunuzda ona basit bir yem verin. gidip birine anlatırsa vurun g.tüne tekmeyi derdi. kısacası 3 kuruşa sizi satabilecek insanlardan uzaklaşın.
devamını gör...
584.
benim değerlerime saygı göstermemesi.
sürekli kendini övmesi.
başkasının arkasından onu kötüler şekilde konuşması.
kendi konuşmadığı kişilerle benim de konuşmamamı istemesi.
gereksiz bir alaycı üslûp takınması.
sürekli kendini övmesi.
başkasının arkasından onu kötüler şekilde konuşması.
kendi konuşmadığı kişilerle benim de konuşmamamı istemesi.
gereksiz bir alaycı üslûp takınması.
devamını gör...
585.
akp ye oy vermesi. net.
devamını gör...
586.
anlık atarken kadrajı ve ışığı ayarlayamaması.
he bir de sabah muzunu yememesi.
sabah muzu önemli*
he bir de sabah muzunu yememesi.
sabah muzu önemli*
devamını gör...
587.
bir şeyler hissetmek...
devamını gör...
588.
1976 doğumlu olması..
devamını gör...
589.
tavırlarının değişmesi
devamını gör...
590.
kıskanıyorum adı altında kısıtlamaya çalışması... en iğrenci bu sanırım. sakın ola karşı tarafın sizi kısıtlamaya çalışmasına izin vermeyin.
devamını gör...
591.
küçümseme çabalarına girmesidir.
devamını gör...
592.
iletişime kapalı olmasıdır.
yani lütfetmişim ve sadece şans eseri aynı ortamda/platformda bulunduğumuz için hal hatır sormuşum diyelim.
karşılığını aynı nezaketle alamıyorsam keserim.
bir laf vardır, ya sen kimsin şey yaptığım bok diye...
rencide edicidir.
işte bu lafı hak edenler sıralı tam liste.
yani lütfetmişim ve sadece şans eseri aynı ortamda/platformda bulunduğumuz için hal hatır sormuşum diyelim.
karşılığını aynı nezaketle alamıyorsam keserim.
bir laf vardır, ya sen kimsin şey yaptığım bok diye...
rencide edicidir.
işte bu lafı hak edenler sıralı tam liste.
devamını gör...
593.
594.
yine aşırı romantik sebepler yazılmış çizilmiş, iyi hoş. ancak benim için 2 sebep vardır ve hiç değişmez: çirkin ve fakir olması. gerisi bir şekilde halloluyor. *
devamını gör...
595.
vermemesi.
devamını gör...
596.
sapık, tacizci, zorba vs. vs. olması.
devamını gör...
597.
işsiz kalmanız.onlar sizinle anında kesiyor sizin çaba sarf etmenize gerek yok.
devamını gör...
598.
insansa ilişkimi kesmem.
devamını gör...
599.
bu konuda çok doluyum. birazcık içimi açmak istiyorum, çünkü iki arkadaşım kaldı, onlara daha aynı şeyleri anlatıp canlarını sıkmak istemiyorum. vakti olmayanlar için uyarı: uzun entry
bir can dostum vardı, adına tuğçe diyelim. kız ciddi ciddi kardeşim gibiydi. en zor zamanlarımızda birbirimizin yanında olduk, dertleştik. ööyle kardeş gibiydik ki; gelecekte eşimle o ve gelecekteki eşini misafir etmenin, şarap içerken eski günlerimizi yad etmenin falan hayalini kurardım. kanımdan gibiydi. ben silah altındayken on kere telefonla konuşmamışızdır. evlilik telaşı vardı, maddi durumları el vermişti sanıyorum. yurt dışında görev aldım, araması faturanın anasını sikiyor, öyle bir tarife.
yaşadığımı şöyle betimlemek isterim: askerlik yalnızlığı x 10
neyse babalar, dönmeden önce bir kaç görüşmemiz oldu. uçağımın saatini falan sordu. ben de "ulan acaba beni mi karşılayacak?" diye düşündüm ama tabi mahal vermedim. ailem karşılamaya gelmedi. gelmeyin dedim ama, yalan yok insan bekliyor. indim uçaktan. nefes alamıyorum. zaten 2 günüm ktm'de geçmiş. sonradan öğreniyorum, sağ el baş parmağım kırıkmış. ciğerlerimde deli bir enfeksiyon varmış. bir de aşil tendonum achilles'inki gibi olmuş, yürüyemiyorum.
çantayı çapraz astım, ilk gördüğüm taksiye atlayıp eve döndüm. telefonumu falan gözüm görmüyor. yaklaşık 2 gündür yemek yiyemediğim için, gelir gelmez yemeğe oturdum. sonra tabi, aylardır düzgün yıkanamadığım için kendimi soyar gibi keselediğim bir banyo yaptım. öksürmekten yatamadığım için, bilgisayar başında oturuyorum.
dedim ki, telefonumu açayım. seri 10 mesaj geldi tuğçe'den. inmedi mi uçak?- allah allah- telefona bak be allahın cezası- telefonunu aç! - seni karşılamaya geldim ya!- pasta ve çiçek fotoğrafına ek: sen iyi olan hiçbir şeyi hak etmiyorsun.
o günden beri bir kaç kere telefonda görüştük.
son bir yılda haksız bir şekilde işten kovulduğumu, annem ve babamın ben askerdeyken iki ağır ameliyat geçirdiğini, kaç kere kurşunlandığımı, soruşturma yediğimi, umudumun ve geleceğe dair inancımın bittiğini, bir yılda nasıl yalnızlaştığımı... kısaca kaşıma gelen her türlü boku bildiği halde kanım gibi gördüğüm insan bana bu cümleyi kurdu.
nasıl koyduğunu bilemezsiniz babalar. hayatının en kısır zamanlarını geçiren, seni kardeşi gibi gören bir insana, sırf biraz yol yapıp bekledin diye bu cümle kurulmaz. hadi kurdun, gönül almadan durulmaz.
bir can dostum vardı, adına tuğçe diyelim. kız ciddi ciddi kardeşim gibiydi. en zor zamanlarımızda birbirimizin yanında olduk, dertleştik. ööyle kardeş gibiydik ki; gelecekte eşimle o ve gelecekteki eşini misafir etmenin, şarap içerken eski günlerimizi yad etmenin falan hayalini kurardım. kanımdan gibiydi. ben silah altındayken on kere telefonla konuşmamışızdır. evlilik telaşı vardı, maddi durumları el vermişti sanıyorum. yurt dışında görev aldım, araması faturanın anasını sikiyor, öyle bir tarife.
yaşadığımı şöyle betimlemek isterim: askerlik yalnızlığı x 10
neyse babalar, dönmeden önce bir kaç görüşmemiz oldu. uçağımın saatini falan sordu. ben de "ulan acaba beni mi karşılayacak?" diye düşündüm ama tabi mahal vermedim. ailem karşılamaya gelmedi. gelmeyin dedim ama, yalan yok insan bekliyor. indim uçaktan. nefes alamıyorum. zaten 2 günüm ktm'de geçmiş. sonradan öğreniyorum, sağ el baş parmağım kırıkmış. ciğerlerimde deli bir enfeksiyon varmış. bir de aşil tendonum achilles'inki gibi olmuş, yürüyemiyorum.
çantayı çapraz astım, ilk gördüğüm taksiye atlayıp eve döndüm. telefonumu falan gözüm görmüyor. yaklaşık 2 gündür yemek yiyemediğim için, gelir gelmez yemeğe oturdum. sonra tabi, aylardır düzgün yıkanamadığım için kendimi soyar gibi keselediğim bir banyo yaptım. öksürmekten yatamadığım için, bilgisayar başında oturuyorum.
dedim ki, telefonumu açayım. seri 10 mesaj geldi tuğçe'den. inmedi mi uçak?- allah allah- telefona bak be allahın cezası- telefonunu aç! - seni karşılamaya geldim ya!- pasta ve çiçek fotoğrafına ek: sen iyi olan hiçbir şeyi hak etmiyorsun.
o günden beri bir kaç kere telefonda görüştük.
son bir yılda haksız bir şekilde işten kovulduğumu, annem ve babamın ben askerdeyken iki ağır ameliyat geçirdiğini, kaç kere kurşunlandığımı, soruşturma yediğimi, umudumun ve geleceğe dair inancımın bittiğini, bir yılda nasıl yalnızlaştığımı... kısaca kaşıma gelen her türlü boku bildiği halde kanım gibi gördüğüm insan bana bu cümleyi kurdu.
nasıl koyduğunu bilemezsiniz babalar. hayatının en kısır zamanlarını geçiren, seni kardeşi gibi gören bir insana, sırf biraz yol yapıp bekledin diye bu cümle kurulmaz. hadi kurdun, gönül almadan durulmaz.
devamını gör...
600.
yalan dolan
çocuğum olsa harcarım o derece.
çocuğum olsa harcarım o derece.
devamını gör...
