1.
kişinin kendi gereksinimleri gibi başkalarını da kendisi kadar düşünme. namı diğer özgecilik
kültürümüzde takdir edilesi davranış olarak görülse de psikolojide pek de olumlu görülmez.* *
kültürümüzde takdir edilesi davranış olarak görülse de psikolojide pek de olumlu görülmez.* *
devamını gör...
2.
(bkz: özgecilik).
devamını gör...
3.
dilimize farsçadan gelmiş; bencil olmamak, bir başkasını da en az kendini düşündüğün kadar düşünmek anlamına gelen sözcük. bazıları bu kelimeyi empatiyle özdeşleştirse de aslında bu iki kavram birbirinden oldukça farklıdır. empati: kendini bir başkasının yerine koymak, onun hislerini anlamakken; diğerkamlık: bencillikten uzak, kendinmişçesine karşındaki kişiyi düşünmek demektir. şöyle de düşünebiliriz aslında:
empati, mantıkla ve akılla yapılırken; diğerkamlık, kalp ve hisle yapılır.
empati, mantıkla ve akılla yapılırken; diğerkamlık, kalp ve hisle yapılır.
devamını gör...
4.
(bkz: altruizm)
devamını gör...
5.
tarihin gördüğü en büyük enayilik.
devamını gör...
6.
lafügüzaf. kelime olarak var, anlamı ve eylemi olmayan söz.
devamını gör...
7.
diğerlerini de düşünmek, bencil olmamak anlamına gelen sözcük.
devamını gör...
8.
kişinin fikri mi yoksa saygısı mı evvel gelmeli? gerisi tıraş.
devamını gör...
9.
dervişe bir gün sormuşlar:
- "sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"
size farkı gösteriyim demiş ve önce sevgiyi dilden kalbine indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. hepsi sofrada yerlerini almışlar. derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.
derviş şöyle bir şart koşmuş:
- "bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz."
kabul edip çorbalarını içmeyi denemişler fakat kaşıklar uzun geldiğinden, sıcak çorbayı döküp saçmaktan hem kendilerini yakmışlar hem de ağızlarına bir damla bile çorba götürememişler. en sonunda bakmışlar olacak gibi değil, sofradan aç kalkmışlar.
sonra derviş bu kez sevgiyi gerçekten bilenleri yemeğe çağırmış. yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen insanlar gelmiş sofraya oturmuş. onlara da aynı şartı dile getirmiş. her biri uzun kaşığını çorbaya daldırmış sonra karşısındaki kardeşine uzatarak çorbalarını içmişler. böylece her biri diğerini doyurmuş ve sofradan afiyetle şükrederek kalkmışlar.
derviş sevgiyi gerçekten yaşayanların farkını soranlara:
- "işte! kim hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır ve kim kardeşini düşünür de onu doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. şunu da unutmayın. hayat pazarında her zaman alan değil veren kazançlıdır." diyerek gülümsemiş.
- "sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?"
size farkı gösteriyim demiş ve önce sevgiyi dilden kalbine indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. hepsi sofrada yerlerini almışlar. derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.
derviş şöyle bir şart koşmuş:
- "bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz."
kabul edip çorbalarını içmeyi denemişler fakat kaşıklar uzun geldiğinden, sıcak çorbayı döküp saçmaktan hem kendilerini yakmışlar hem de ağızlarına bir damla bile çorba götürememişler. en sonunda bakmışlar olacak gibi değil, sofradan aç kalkmışlar.
sonra derviş bu kez sevgiyi gerçekten bilenleri yemeğe çağırmış. yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen insanlar gelmiş sofraya oturmuş. onlara da aynı şartı dile getirmiş. her biri uzun kaşığını çorbaya daldırmış sonra karşısındaki kardeşine uzatarak çorbalarını içmişler. böylece her biri diğerini doyurmuş ve sofradan afiyetle şükrederek kalkmışlar.
derviş sevgiyi gerçekten yaşayanların farkını soranlara:
- "işte! kim hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır ve kim kardeşini düşünür de onu doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. şunu da unutmayın. hayat pazarında her zaman alan değil veren kazançlıdır." diyerek gülümsemiş.
devamını gör...
10.
11.
devamını gör...
12.
eski rütbemdir.
şimdi yerine makarna yiyen fare koydular.
şimdi yerine makarna yiyen fare koydular.
devamını gör...
13.
eski rütbemdi, şimdi onun yerine makarna yiyen fare koymuşlar.
devamını gör...

