yazar: ilhami algör
yayım yılı: 1995
arif isimli kahramanımızın müzeyyen'e olan aşkını anlatan eserdir. aşk büyüdükçe içi içine sığmayan ruh halinin ve deliliğin sınırlarında gezinen tutkunun anlatımıdır.
yayım yılı: 1995
arif isimli kahramanımızın müzeyyen'e olan aşkını anlatan eserdir. aşk büyüdükçe içi içine sığmayan ruh halinin ve deliliğin sınırlarında gezinen tutkunun anlatımıdır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "eyluling" tarafından 31.12.2020 12:06 tarihinde açılmıştır.
1.
“ama bunu büyükler oynar, canımın içi,” diyecektim. “ve üç kişiyle oynanır. dördüncü katılırsa oyun değişir ve ikili takımlar halinde oynanır. sonra, ‘ikililerden birine, üçüncü biri katılır ve böylece bazıları anlar ki, asıl olan birdir ve bir esastır. fakat nedense bir’i yarım sayar ve iki yaparak tamamlamaya çalışırlar. iki lanet bir sayıdır, kendine yetmez, hep üçe koşar ve sonra sil baştan.”
ilhami algör'ün okuduğum ilk ve çok özel kitabı. tamamen soyutlukta kalmış, bir türlü duyularıma ulaşamamış gibi hissettim okurken. doğrusu girişte edebi yönünü basit* bulacağım ve sıkılacağım bir eser sanmıştım ama hemen ardından son sayfaya kadar keyifle aktı.
devamını gör...
2.
içinde güzel alıntılar olan, bazı söz oyunlarıyla bezenmiş kitap. aslında anlatımı keyiflidir ama yukarıdaki yazarların aksine benim çok da beğenmediğim kitaptır. iyidir, hoştur ama bu kadardır.
devamını gör...
3.
59 sayfacık olması ile üzen (bkz: ilhami algör) kitabıdır.
böyle çerez gibi, bir solukta okur bitirirsiniz hemencecik. dişinizin kovuğuna bile yetmez. öyle bir kitap…
öyle bir kitap ki; sade dilinden ötürü, kışın ortasında, mahalle arasında buz tutmuş dik bir yokuşta, poşetlerden kızak yapıp kayan çocuklar gibi kayıp gidersiniz içine doğru…
kimisi vardır, denk gelirim, vakit kaybı diye tanımlar bu kitabı.
kimisi vardır hayrandır, defalarca okur.
ben defalarca okuyanlardanım… çünkü bazı cümleleri var, inanın yüreğime dokunuyor…
mesela, ‘’kıvırmalardan haz etmez; bodoslama gidenlere sempati duyardım’’
ben söylemişim, hep de söylermişim gibi hissettim bu cümleyi okurken…
‘’nereye gidiyorsun çocuk’’ dedim içimden, ‘’büyümeye mi?’’
çok tuhaf bir yara gibi değil mi bu cümle gerçekten… böyle varlığından rahatsız eden bir yara, ama kaşımaya da heves ettiren bir yara, kanamayı arzulayan bir yara gibi cümle…
hayat gibi, garip bir kitap… yani okurken dışlanmışlık da hissettim, çekememezlik de hissettim, değersizlik, umut, daha bir sürü garip duygular hissettirdi bu kitap bana…
ayrıca kitap, başrollerini (bkz: erdal beşikçioğlu) ve (bkz: sezin akbaşoğulları)’nın paylaştığı (bkz: çiğdem vitrinel)’in yönettiği, 2014’te uyarlanan uzun metrajlı bir film olarak da karşımıza çıkmaktadır.
böyle çerez gibi, bir solukta okur bitirirsiniz hemencecik. dişinizin kovuğuna bile yetmez. öyle bir kitap…
öyle bir kitap ki; sade dilinden ötürü, kışın ortasında, mahalle arasında buz tutmuş dik bir yokuşta, poşetlerden kızak yapıp kayan çocuklar gibi kayıp gidersiniz içine doğru…
kimisi vardır, denk gelirim, vakit kaybı diye tanımlar bu kitabı.
kimisi vardır hayrandır, defalarca okur.
ben defalarca okuyanlardanım… çünkü bazı cümleleri var, inanın yüreğime dokunuyor…
mesela, ‘’kıvırmalardan haz etmez; bodoslama gidenlere sempati duyardım’’
ben söylemişim, hep de söylermişim gibi hissettim bu cümleyi okurken…
‘’nereye gidiyorsun çocuk’’ dedim içimden, ‘’büyümeye mi?’’
çok tuhaf bir yara gibi değil mi bu cümle gerçekten… böyle varlığından rahatsız eden bir yara, ama kaşımaya da heves ettiren bir yara, kanamayı arzulayan bir yara gibi cümle…
hayat gibi, garip bir kitap… yani okurken dışlanmışlık da hissettim, çekememezlik de hissettim, değersizlik, umut, daha bir sürü garip duygular hissettirdi bu kitap bana…
ayrıca kitap, başrollerini (bkz: erdal beşikçioğlu) ve (bkz: sezin akbaşoğulları)’nın paylaştığı (bkz: çiğdem vitrinel)’in yönettiği, 2014’te uyarlanan uzun metrajlı bir film olarak da karşımıza çıkmaktadır.
devamını gör...
4.
(bkz: ilhami algör) ün mükemmel kitabı. açıkçası ben ilk önce filmi izlemiştim. (bkz: erdal beşikçioğlu) var diye izlediğim, ismi çok güzel olan bu film gerçekten beni çok derinden etkiledi. sonrasında defalarca kere izledim. sonra dedim ki ben bunun kitabını almalıyım. hiç unutmam bir ankara gezimde dost kitabevinden almıştım. kapağı mükemmel bir kitap. adı ayrı mükemmel bir kitap. ankara'da tömbeki'de oturup 3 bira içinceye kadar bitirmiştim kitabı. adeta bir masal kitabı gibi. sanki masal dinler gibi okudum. yazarın öyle bir müzeyyen tasviri var ki okurken müzeyyen'e aşık olmamak elde değil. ama her an her saniye biliyorsun olmaz müzeyyen'den. lan diyorsun bak yapma müzeyyen seni üzer, canını acıtır, çeker gider dumur olursun. demeye kalmıyor oluyor da. çok acayip bir ayrılık öyküsü. kahramanın iç sesiyle konuşmalar harika. kahramanımız müzeyyen'e aşık olmayı seviyor. onun kendisine acı çektirmesini seviyor sanki. o da biliyor olmaz bu müzeyyen'den. son cümlesi şu kitabın: bitse ne olur, bitmese ne?
bir başka seviyor kahramanımız. böyle güzel sevmeler sadece kitaplarda olur denecek cinsten. filmde erdal amirim bu hissiyatı bize öyle veriyor ki. bir başkası oynasa bu kadar gerçek olamazdı diyorum her izlediğimde. tutku'nun ne denli önemli bir şey olduğunu bu kitabı okuduktan bu filmi izledikten sonra öğrendim bir kez daha. tutkulu insan sonunda ne olacağını merak etmez. sonuç ne olursa olsun sevdiği şeyden vaz geçmez. acı çekeceğini bile bile yoluna devam eder çünkü bu onun tutkusudur. evet müzeyyen bu derin b ir tutkuydu.
bir başka seviyor kahramanımız. böyle güzel sevmeler sadece kitaplarda olur denecek cinsten. filmde erdal amirim bu hissiyatı bize öyle veriyor ki. bir başkası oynasa bu kadar gerçek olamazdı diyorum her izlediğimde. tutku'nun ne denli önemli bir şey olduğunu bu kitabı okuduktan bu filmi izledikten sonra öğrendim bir kez daha. tutkulu insan sonunda ne olacağını merak etmez. sonuç ne olursa olsun sevdiği şeyden vaz geçmez. acı çekeceğini bile bile yoluna devam eder çünkü bu onun tutkusudur. evet müzeyyen bu derin b ir tutkuydu.
devamını gör...
5.
kitap ılhami algör'ün usta kalemi için okunmalı, film ise erdal beşikçioğlu'nun değerli oyunculuğu için izlenmelidir. elbette ayrı tatlar erdal beşikçioğlu için ara ara açıp izlerim. yoksa çok önemli bir film olduğunu düşünmüyorum. kitap elbette çok değerli.
devamını gör...
6.
“tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyordum , bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim.”
fransız filmlerini sever misiniz? filmi sonunda ne olacak merakıyla değil de hikayedeki adamın ya da kadının yerine koyarak, kendinizi durumun akışına bırakarak izlersiniz. sonu öyle biter ki aslında bir nokta değil virgülle bitmiştir, gerisini siz kendi kafanıza devam ettirirsiniz. işte ilhami algör’ün kitabı da öyle. bitirilmemiş bir eser. zaten sonunda kendi de diyor:
“-bitse ne olur
bitmese ne?”
okunan zamanın ruh haline göre farklı biçimlere bürünebilecek bir kitap. mesela ben şu an müzeyyen’e takıldım. acaba ne yaptı sonra, nasıl bir ruh halindeydi, onunla iki çift laf etmeyi çok isterdim.
“ ‘aynadaki kadın benim zıttım.’ demişti, ‘ben ne kadar ev haliysem o, o kadar sokak. ben sokulgan isem, o alıp başını giden. ben gündüzüm, o gece. çapkın, güçlü, özgür.’ “
“(...) adama sorarlardı: kim ikiye böldü dostum seni?”
fransız filmlerini sever misiniz? filmi sonunda ne olacak merakıyla değil de hikayedeki adamın ya da kadının yerine koyarak, kendinizi durumun akışına bırakarak izlersiniz. sonu öyle biter ki aslında bir nokta değil virgülle bitmiştir, gerisini siz kendi kafanıza devam ettirirsiniz. işte ilhami algör’ün kitabı da öyle. bitirilmemiş bir eser. zaten sonunda kendi de diyor:
“-bitse ne olur
bitmese ne?”
okunan zamanın ruh haline göre farklı biçimlere bürünebilecek bir kitap. mesela ben şu an müzeyyen’e takıldım. acaba ne yaptı sonra, nasıl bir ruh halindeydi, onunla iki çift laf etmeyi çok isterdim.
“ ‘aynadaki kadın benim zıttım.’ demişti, ‘ben ne kadar ev haliysem o, o kadar sokak. ben sokulgan isem, o alıp başını giden. ben gündüzüm, o gece. çapkın, güçlü, özgür.’ “
“(...) adama sorarlardı: kim ikiye böldü dostum seni?”
devamını gör...
7.
mutlaka okunmalı dediğim bir kitaptır. ilhami algör abimizin sanatlı üslubundan biraz faydalanıp "özetle şunu anlatıyor." diyeyim.
adı arif'tir elbet sevmeyi bilenin. ve her sevgi uçmaya hazırlanan bir kuşken vurulur kanadından. ariflik büyüsün diye ölür sevgisi.
bir müzeyyen'i vardır, her defasında müzeyyenleşmeyeceğini söyleyen ve hep müzeyyenleşen. belki müzeyyenleşmemek elinde değildir, sebebi vardır, bilinmez.
ve bir arif vardır sonunda denizden başka bir sırdaş bilmeyen.
belki gitmelidir müzeyyen, belki unutmalıdır arif... ya da sevişmelidir bir kez olsun büyümeyi reddedercesine çocuk kalmak umuduyla. ama arif müzeyyen'i içinde yaşar sonunda. çünkü sevmeyi bilenin adı arif'tir elbet. sevgisinden vurulur büyümek için.
ayrıca haymatlos'un film için yaptığı şu şarkı da kitap özeti yerine geçebilir.
bu arada film ile kitap arasında müzeyyen'in hayatı bakımından ufak bir farklılık vardır. keşke kitabına uydursalardı ama neyse filmi de izlenir.
adı arif'tir elbet sevmeyi bilenin. ve her sevgi uçmaya hazırlanan bir kuşken vurulur kanadından. ariflik büyüsün diye ölür sevgisi.
bir müzeyyen'i vardır, her defasında müzeyyenleşmeyeceğini söyleyen ve hep müzeyyenleşen. belki müzeyyenleşmemek elinde değildir, sebebi vardır, bilinmez.
ve bir arif vardır sonunda denizden başka bir sırdaş bilmeyen.
belki gitmelidir müzeyyen, belki unutmalıdır arif... ya da sevişmelidir bir kez olsun büyümeyi reddedercesine çocuk kalmak umuduyla. ama arif müzeyyen'i içinde yaşar sonunda. çünkü sevmeyi bilenin adı arif'tir elbet. sevgisinden vurulur büyümek için.
ayrıca haymatlos'un film için yaptığı şu şarkı da kitap özeti yerine geçebilir.
bu arada film ile kitap arasında müzeyyen'in hayatı bakımından ufak bir farklılık vardır. keşke kitabına uydursalardı ama neyse filmi de izlenir.
devamını gör...
8.
benim için çıtır çerezlik bir kitaptır.
kendinizden bir şeyler bulabilmeniz ihtimal. olay tek bir cinse özgü değil çünkü. bazı sonlar hiç olmaz ve hep yarım kalır. yarım kalması onu önemli kılar zaten. bu sebeple eksik hissedebilirsiniz ama eksik bir şey yok.
sevgiler.
kendinizden bir şeyler bulabilmeniz ihtimal. olay tek bir cinse özgü değil çünkü. bazı sonlar hiç olmaz ve hep yarım kalır. yarım kalması onu önemli kılar zaten. bu sebeple eksik hissedebilirsiniz ama eksik bir şey yok.
sevgiler.
devamını gör...
9.
ne umutlarla aldığım aradığımı bulamadığım bir kitap olup kitap türü konusunda tercihlerimin ne olması gerektiğini yüzüme tokat gibi çarpmıştır..
insan sayfa değiştirince ne okuduğunu unutur mu ya..
insan sayfa değiştirince ne okuduğunu unutur mu ya..
devamını gör...
"fakat müzeyyen bu derin bir tutku (kitap)" ile benzer başlıklar
müzeyyen
8
