orijinal adı: of mice and men
yazar: john steinbeck
yayım yılı: 1937
ırgat bir ailenin çocuğu olan john steinbeck, emeğin ne olduğunu bilen bir yazardır.
eser; kısa boylu ve cılız olmasına rağmen oldukça zeki olan george ile, onun tam zıttı; iri yarı, kuvvetli fakat akli dengesi pek de yerinde olmayan lennie isimli iki mevsimlik tarım işçisini konu almaktadır.
yazar: john steinbeck
yayım yılı: 1937
ırgat bir ailenin çocuğu olan john steinbeck, emeğin ne olduğunu bilen bir yazardır.
eser; kısa boylu ve cılız olmasına rağmen oldukça zeki olan george ile, onun tam zıttı; iri yarı, kuvvetli fakat akli dengesi pek de yerinde olmayan lennie isimli iki mevsimlik tarım işçisini konu almaktadır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "ilkokuldamasaaltındaunutulanresimcantasi" tarafından 07.11.2020 14:13 tarihinde açılmıştır.
61.
steinbeck amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından birisidir. yapıtlarının bir çoğunu toplumsal gerçekçilik akımında yazmıştır. setinbeck'in yaşadığı dönemde kapitalizm 1929 ekonomik buhranını yaşıyordu ve amerikan toplumu krizden dolayı geleceğe olan inancını ve umudunu kaybetmişti.
steinbeck'in gazap üzümleri, bitmeyen kavga, fareler ve insanların toplumsal ve ekonomik arka planında bu büyük ekonomik buhran vardır.
steinbeck bu hikayeyi irlanda'lı ünlü bir yazarın bir tarla faresinin bütün bir mevsim boyunca çalışıp tarlaya yaptığı yuvasının ve emeğinin bir çiftçinin tırpanıyla yıkılmasını anlatan bir şiirden esinlenmiştir.
roman iş aramak amacıyla başka köylere göç eden zihinsel engelli lennie ile kankası george'un sonu trajik biten dostluklarını anlatır. lennie, güçlü fiziği yüzünden canlıları severken istemeden öldüren zihinsel engelli, saf, masum birisidir. george ise lennie'ye her anlamda yol gösteren hayat arkadaşıdır. büyük ekonomik buhrandan dolayı , ekonomik güçlüğe giren ve iş aramaya çıkan bu ikiliyi hayatta tutan tek şey, beraber kuracağı çiftlik ve mutlu bir yaşamdır. ama hayatın trajedisi baskın çıkacak ve george bu ikilinin kadim dostluklarını ve gelecek hayallerini istemeden ve trajik bir biçimde sonlandırmak zorunda kalacaktır.
bir edebi metinin başarı ölçüsü, o metnin yeniden kurgulanabilmesi ve evrensel olabilmesidir. fareler ve insanlar'ın büyük bir eser olmasının ve sayısını hatırlamayacağım kadar filme, hikayeye konu olmasının nedeni de budur. stephen king'in green mile'ındaki siyah karakter, lennie'nin siyah versiyonundan başkası değildir. yada edward scissorhand'deki insanlara dokunamayan edward gibi.
bununla beraber romandaki ikinci tartışma, bir insanın zihinsel engelli olsa bile suç işlemesi halinde idamı hak edip etmeyeceğidir
(bkz: gazap üzümleri)
(bkz: bitmeyen kavga)
steinbeck'in gazap üzümleri, bitmeyen kavga, fareler ve insanların toplumsal ve ekonomik arka planında bu büyük ekonomik buhran vardır.
steinbeck bu hikayeyi irlanda'lı ünlü bir yazarın bir tarla faresinin bütün bir mevsim boyunca çalışıp tarlaya yaptığı yuvasının ve emeğinin bir çiftçinin tırpanıyla yıkılmasını anlatan bir şiirden esinlenmiştir.
roman iş aramak amacıyla başka köylere göç eden zihinsel engelli lennie ile kankası george'un sonu trajik biten dostluklarını anlatır. lennie, güçlü fiziği yüzünden canlıları severken istemeden öldüren zihinsel engelli, saf, masum birisidir. george ise lennie'ye her anlamda yol gösteren hayat arkadaşıdır. büyük ekonomik buhrandan dolayı , ekonomik güçlüğe giren ve iş aramaya çıkan bu ikiliyi hayatta tutan tek şey, beraber kuracağı çiftlik ve mutlu bir yaşamdır. ama hayatın trajedisi baskın çıkacak ve george bu ikilinin kadim dostluklarını ve gelecek hayallerini istemeden ve trajik bir biçimde sonlandırmak zorunda kalacaktır.
bir edebi metinin başarı ölçüsü, o metnin yeniden kurgulanabilmesi ve evrensel olabilmesidir. fareler ve insanlar'ın büyük bir eser olmasının ve sayısını hatırlamayacağım kadar filme, hikayeye konu olmasının nedeni de budur. stephen king'in green mile'ındaki siyah karakter, lennie'nin siyah versiyonundan başkası değildir. yada edward scissorhand'deki insanlara dokunamayan edward gibi.
bununla beraber romandaki ikinci tartışma, bir insanın zihinsel engelli olsa bile suç işlemesi halinde idamı hak edip etmeyeceğidir
(bkz: gazap üzümleri)
(bkz: bitmeyen kavga)
devamını gör...
62.
harikadır.
devamını gör...
63.
64.
maalesef daima george olma görevi bize düşüyor.
lennie olmak daha güzeldir eminim.
lennie olmak daha güzeldir eminim.
devamını gör...
65.
en yakın arkadaşının ölmesini isteyecek kadar çok sevmek. sanki bir pencere açık ve buna rağmen nefes alamayan bir adamın ölmesini içten içe ummak gibi..
gösterildiği sahnelerde ayakta alkışlanıyor, okuyan insanlarda iz bırakıyor.
benzer bir acıya, farklı bir perspektiften bakan birine gelen anlık ilham gibi. okunur, izlenir.
gösterildiği sahnelerde ayakta alkışlanıyor, okuyan insanlarda iz bırakıyor.
benzer bir acıya, farklı bir perspektiften bakan birine gelen anlık ilham gibi. okunur, izlenir.
devamını gör...
66.
lennie hep beni üzmüştür. iri yarı, çok büyük güce sahip olmasına rağmen zihinsel engelli olan lennie, bir çocuğun masumiyetine ve saflığına sahip.. aralarında çok bağ olmasa da faeler ve insanların lennie'si ile yeşil yol (the green mile)'daki john coffey'i benzetirim zihnimde. en büyük benzerlikleri fiziksel görünüşleri, farkları çok daha fazla aslında. ancak masumiyetleri ben de aynı iç sızısına neden oluyor.
devamını gör...
67.
keşke hayallerine kavuşup, tavşanları besleyebilselerdi… seneler oldu okuyalı, tekrar okuma isteği oluştu içimde.
devamını gör...
68.
john steinbeck'in cennetin doğusu kitabını okurken hissettiğim bir şey var. insanın iyi ve kötü arasında yaptığı seçimler, sanki hayatın en temel meselesiymiş gibi duruyor.
fareler ve insanlar'da da karakterler ilk bakışta kolayca bir yere yerleştirilebiliyor. kimin merhametli, kimin acımasız olduğunu anlamak çok zor değil.
ama beni asıl düşündüren, iyi niyetin her zaman iyi sonuçlar doğurmaması. lennie'nin dünyaya zarar vermek niyetinde olmaması, verdiği zararı ortadan kaldırmıyor. bir insanın kalbinin temiz olmasıyla yaptıklarının sonuçları arasında her zaman kusursuz bir uyum yok.
belki de steinbeck'in insanı üzen tarafı burada. kimseyi yalnızca niyetinden ibaret göremiyoruz ama onu yalnızca yaptığı hatayla değerlendirmek de içimize sinmiyor. bazen bir insanın suçsuzluğunu anlayabiliyor, yine de net bir karara varamıyoruz neyin iyi ve kötü olduğuna dair.
kitap bittiğinde insanın aklında yalnızca kimin iyi, kimin kötü olduğu kalmıyor. biraz da iyi niyetli insanların bile mutlu bir sona ulaşmasının neden bu kadar zor olduğunu düşünüyorsun.
fareler ve insanlar'da da karakterler ilk bakışta kolayca bir yere yerleştirilebiliyor. kimin merhametli, kimin acımasız olduğunu anlamak çok zor değil.
ama beni asıl düşündüren, iyi niyetin her zaman iyi sonuçlar doğurmaması. lennie'nin dünyaya zarar vermek niyetinde olmaması, verdiği zararı ortadan kaldırmıyor. bir insanın kalbinin temiz olmasıyla yaptıklarının sonuçları arasında her zaman kusursuz bir uyum yok.
belki de steinbeck'in insanı üzen tarafı burada. kimseyi yalnızca niyetinden ibaret göremiyoruz ama onu yalnızca yaptığı hatayla değerlendirmek de içimize sinmiyor. bazen bir insanın suçsuzluğunu anlayabiliyor, yine de net bir karara varamıyoruz neyin iyi ve kötü olduğuna dair.
kitap bittiğinde insanın aklında yalnızca kimin iyi, kimin kötü olduğu kalmıyor. biraz da iyi niyetli insanların bile mutlu bir sona ulaşmasının neden bu kadar zor olduğunu düşünüyorsun.
devamını gör...

