241.
devamını gör...
242.
243.
244.
245.
bende uyandırdığı duyguyu adlandırmakta zorlanıyorum ama ruhuma iyi geliyor.
nergisleri çok severim.
bir gün bir evim olursa bu tablo benim olsun istiyorum. nasip bakalım
eser sahibi: füsun ürkün
instagram adresi
nergisleri çok severim.
bir gün bir evim olursa bu tablo benim olsun istiyorum. nasip bakalım
eser sahibi: füsun ürkün
instagram adresi
devamını gör...
246.
247.
248.
249.
250.
251.
252.
devamını gör...
253.
254.
van gogh, 25 yaşındayken, misyonerlik amacıyla belçika, borinage’a gitmiş, fakir madenci bölgesinde rahip yardımcısı olarak çalışmıştı.
“bu madenin işçileri genellikle zayıf, hastalıktan yüzleri solmuş, yorgun, yıpranmış, kavrulmuş ve vaktinden önce ihtiyarlamış adamlar, kadınların da hemen hepsi sapsarı ve solgun. madenin çevresinde madencilerin perişan evleri, dumandan kapkara olmuş birkaç ölü ağaç, dikenli çitler, gübre ve kül yığınları, dağ gibi yığılmış kullanılmaz kömür tozları, vb…" van gogh - "theo'ya mektuplar"
"kömür çuvallarını taşıyan madenci kadınlar", 1881-82
“bu madenin işçileri genellikle zayıf, hastalıktan yüzleri solmuş, yorgun, yıpranmış, kavrulmuş ve vaktinden önce ihtiyarlamış adamlar, kadınların da hemen hepsi sapsarı ve solgun. madenin çevresinde madencilerin perişan evleri, dumandan kapkara olmuş birkaç ölü ağaç, dikenli çitler, gübre ve kül yığınları, dağ gibi yığılmış kullanılmaz kömür tozları, vb…" van gogh - "theo'ya mektuplar"
"kömür çuvallarını taşıyan madenci kadınlar", 1881-82
devamını gör...
255.
256.
257.
madness
devamını gör...
258.
259.
grobnica lorenza medičejskega veličastnega - michelangelo
devamını gör...
260.
jean-léon gérôme-kuyudan çıkan gerçek.

merak edenler için hikayesi; efsaneye göre; bir gün yalan ile gerçek buluşurlar. yalan gökyüzüne bakıp, derin bir nefes aldıktan sonra dönüp gerçek'e:
"bugün hava çok güzel!" der. gerçek, şaşkınlıkla bakar yalan'a. hava gerçekten de güneşli ve cıvıl cıvıldır. şaşkınlığının sebebi ise yalan'ın ilk defa doğruyu söylemesidir. gerçek, bu durumdan memnun bir şekilde yalan'la vakit geçirip, sohbet etmeye devam eder. sohbetin büyüsüne kapılıp bir kuyunun önüne kadar gelmişlerdir. su, o kadar güzel ve berraktır ki yalan yine doğruyu söyleyerek; "su çok güzel! hadi birlikte yüzelim." der. gerçek, kuşkuyla yaklaşarak suya ayağının ucuyla bakar. suyun güzelliği ve yalan'ın doğru söylemesi onu suya girmeye ikna etmiştir. soyunup yüzmeye başlarlar. keyifli kısa bir zamanın ardından yalan, bir anda sudan çıkarak gerçek'in kıyafetlerini kuşanıp, kaçar. gerçek, neye uğradığını şaşırmış ve son derece kızgın bir şekilde sudan çıkarak yalan'ın peşine düşer. yalan, gerçek'in o harikulade kıyafetleri içinde paspallığından arınmış bir şekilde insanların arasına karışır. gerçek ise çırılçıplak bir halde yalan'ı ararken ayıplanır. onu gören insanlar, böyle çıplak bir şekilde dolaşmasını densizlik olarak bulup hor görürler. son derece utanan gerçek, insanların arasından kaçıp tekrar kuyuya geri döner ve kuyunun derinliklerinde sonsuza kadar saklanır. yalan ise arsız bir şekilde gerçek'in o muhteşem sureti içinde yüzyıllarca dolaşmaya devam eder.
işte dünya da çıplak gerçeği görmek istemeyip kuyunun dibine mahkum eden insanoğlu, yalanın her haline hayran bir şekilde yaşamını sürdürmüştür.

merak edenler için hikayesi; efsaneye göre; bir gün yalan ile gerçek buluşurlar. yalan gökyüzüne bakıp, derin bir nefes aldıktan sonra dönüp gerçek'e:
"bugün hava çok güzel!" der. gerçek, şaşkınlıkla bakar yalan'a. hava gerçekten de güneşli ve cıvıl cıvıldır. şaşkınlığının sebebi ise yalan'ın ilk defa doğruyu söylemesidir. gerçek, bu durumdan memnun bir şekilde yalan'la vakit geçirip, sohbet etmeye devam eder. sohbetin büyüsüne kapılıp bir kuyunun önüne kadar gelmişlerdir. su, o kadar güzel ve berraktır ki yalan yine doğruyu söyleyerek; "su çok güzel! hadi birlikte yüzelim." der. gerçek, kuşkuyla yaklaşarak suya ayağının ucuyla bakar. suyun güzelliği ve yalan'ın doğru söylemesi onu suya girmeye ikna etmiştir. soyunup yüzmeye başlarlar. keyifli kısa bir zamanın ardından yalan, bir anda sudan çıkarak gerçek'in kıyafetlerini kuşanıp, kaçar. gerçek, neye uğradığını şaşırmış ve son derece kızgın bir şekilde sudan çıkarak yalan'ın peşine düşer. yalan, gerçek'in o harikulade kıyafetleri içinde paspallığından arınmış bir şekilde insanların arasına karışır. gerçek ise çırılçıplak bir halde yalan'ı ararken ayıplanır. onu gören insanlar, böyle çıplak bir şekilde dolaşmasını densizlik olarak bulup hor görürler. son derece utanan gerçek, insanların arasından kaçıp tekrar kuyuya geri döner ve kuyunun derinliklerinde sonsuza kadar saklanır. yalan ise arsız bir şekilde gerçek'in o muhteşem sureti içinde yüzyıllarca dolaşmaya devam eder.
işte dünya da çıplak gerçeği görmek istemeyip kuyunun dibine mahkum eden insanoğlu, yalanın her haline hayran bir şekilde yaşamını sürdürmüştür.
devamını gör...















