karısı çalıştığı halde evde yardım etmeyen erkek
başlık "nick istemeyen adam" tarafından 10.02.2026 16:46 tarihinde açılmıştır.
1.
düşüncesiz, hanzo erkektir. karın çalışıyorsa sen de ev işlerinden %50 sorumlusun.
devamını gör...
2.
işte beylesini ezeceksin. özellikle şahin uçuran, kahvede gevezelik yapan karadenizliler! erkek demeye utanıyor insan. kadın hem dışarının hem içerinin işini yapıyor.
devamını gör...
3.
partneride çalışıyorsa iş bölümü eşit şekilde olmalı.
ilerleyen dönəmde evi saracak huzursuzluktan muzdarip olacağından habersiz, axmaq heriftir.
ilerleyen dönəmde evi saracak huzursuzluktan muzdarip olacağından habersiz, axmaq heriftir.
devamını gör...
4.
bu tarz kerestelerin böyle olmasının/kalmasının sebebi de yine başka bir kadındır maalesef. bu süt oğlanlar, hep anacıkları yüzünden böyle kütük kalıyorlar.
(bkz: ataerkil kültür kaynaklı kronik düşüncesizlikler)
(bkz: ataerkil kültür kaynaklı kronik düşüncesizlikler)
devamını gör...
5.
karısını çalıştırdığı yetmezmiş gibi
bi de evde iş kitleyen erkek
erkekliğin yüz karası erkek
prostat olasıca
kadına bakmayı beceremşyorsanız evlenmeyin kardeşim
bi de evde iş kitleyen erkek
erkekliğin yüz karası erkek
prostat olasıca
kadına bakmayı beceremşyorsanız evlenmeyin kardeşim
devamını gör...
6.
devamını gör...
7.
yanlış yapandır.
devamını gör...
8.
erkek çocuğuna hiç ev işi yaptırmayan annenin oğlu bu, tanıdım hemen.
devamını gör...
9.
babamın evinde koca yoktu diyip şutlayacağımız adam hem para kazanıp, hem de evin tüm yükünü ben sırtlanıyorsam imzaya gerek yok yalnız yaşarım ayol
devamını gör...
10.
çalışmasın o zaman.
ev işinden nefret ederim.
bana ne.
ev işinden nefret ederim.
bana ne.
devamını gör...
11.
asalak eştir. sayısı çok olduğu için günümüz evliliklerinin azalmasının asıl sebebidir.
devamını gör...
12.
direkt "türk erkeğidir."
türk kültüründe erkekler yanlış yetiştirildiği için, kadının görevi erkeği "eylemekmiş" gibi bir algı var. sanki kadın sadece erkeği memnun etmek için yaratılmış, kadının erkeği tatmin etmek( her anlamda) dışında görevi yokmuş gibi bir algı manipülasyonu var.
yabancı erkekler gayet evlerini temizleyip, kendi yemeklerini yapabiliyorlar. her türlü kişisel ihtiyaçlarını karşılayıp, kendi bireysel ihtiyaçlarını partnerlerinin üzerine "yıkmıyorlar." eğer erkeklerin sorumluluk algısı ve kadına bakış açısı coğrafyadan coğrafyaya değişkense, bu tamamen "kültür farklılığıdır." kültürü ise, maalesef toplum inşa eder. yeni jenerasyonları yetiştirerek ve onlara kendi acayip kurallarını öğretip üstüne itaat etmelerini bekleyerek.
azınlık var mı? tabii ki! bu toplumda yetişen müthiş adamlarda var ama geldikleri ailelere baktığınız zaman neden algısal olarak bozulmadıklarını anlıyorsunuz. iyi ailelere doğan çocukların sınıf farklılığının getirdiği sayısız güzel standartlara sahip olduğunu görmek iç yakıyor. türk toplumunda sınıf farkı maddiyatın ötesinde "zihniyet farkı" anlamına geliyor. bu yüzden toplumdaki normal bir adamla yaşadığınız ilişkiyle, yüksek sınıftan biriyle yaşadığınız ilişki arasında entelektüel açıdan çok fark var.
şu sıralar teyzem sırf bu tarz hususlar yüzünden kendi eşini boşuyor. bakın "boşanıyorlar" demiyorum. davanın açılmasını isteyen teyzem. 2.5 ay önce evlendi ve 3-4 gün önce eşine ayrılmak istediğini, kendisiyle kafa yapısı sebebiyle uyuşamadığını söyledi. eşine ayrılmak istediğini söyledikten 1-2 gün sonra evini ayırdı. boşanma dilekçesi oluşturuldu, daha dava açılmadığı halde teyzem ayrı yaşamaya başladı. eşi ve tüm ailesi arayı bulmaya çalışsa da, teyzem sınırı çizdi ve asla bu konuda geri adım atmıyor. öyle bir keskinliği var ki, o taraftan kimse yeni evinin adresini dahi bilmiyor.
bu örneği şu sebeple size vermek istedim: kimse bosanmak için evlenmez. aslında az önce size 2.5 ayda teyzemi canından bezdirmiş narsist, kontrol manyağı, ciddi problemleri olan bir adamı anlattım ve bu adamın toplum tarafından pohpohlandığı bir sistemde yaşıyor olduğumuzu yinelemek istedim. hastalıklı bir insan olmasına rağmen, tüm saygısızlıkları "normalize" ediliyor çünkü o bir erkek :) :) :) :)
teyzemin ayrılma kararı ataerkil zihniyet tarafından( maalesef adı akraba bunların) çok saçma yerlere çekildi fakat teyzem başı dik şekilde hepsine hadlerini bildirdi, tüm bağlarını kopardı da. kimseyle muhattap olmuyor, dava gününün belirlenmesini bekliyor.
bu toplumda kadın olmak bir sınav ama çok güzel bir sınav. özgürlüğün için savaş verdiğin bir toplumda büyüdüysen, çok güçlü olmayı öğreniyorsun. farkındalık pahalı bir erdemdir. deneyimle kazanılır. bu coğrafyanın kadını diğer coğrafyalarda ( batı) yaşayan kadınlara nazaran bu konuda +10 öndedir.
teyzemin durumundan örnek vermek istiyorum. bu ülkede kadın okumak zorunda. okumuyorsa dahi, mutlaka çalışıp; kendi parasını kazanmalı. yoksa bu geri zihniyet içerisinde hayatta kalma ihtimali çok zor. teyzemin kimseye eyvallahı yok çünkü cebinde parası ve kendi standartlarını kurabilmesini sağlayan bir gücü var. olmasaydı? evlendiği deliye mahkum kalacaktı ve kim bilir psikolojisi ne hale gelecekti. bunun yerine, zaten kendi ayakları üzerinde duran bir kadın olduğu için, bazı şeyler ters geldiği anda resti çekti ve eşini boşuyor.
final sözü: kızlar okuyun, kadınlar mutlaka çalışın. bu ülkede hayatınız kendi ellerinizde.
türk kültüründe erkekler yanlış yetiştirildiği için, kadının görevi erkeği "eylemekmiş" gibi bir algı var. sanki kadın sadece erkeği memnun etmek için yaratılmış, kadının erkeği tatmin etmek( her anlamda) dışında görevi yokmuş gibi bir algı manipülasyonu var.
yabancı erkekler gayet evlerini temizleyip, kendi yemeklerini yapabiliyorlar. her türlü kişisel ihtiyaçlarını karşılayıp, kendi bireysel ihtiyaçlarını partnerlerinin üzerine "yıkmıyorlar." eğer erkeklerin sorumluluk algısı ve kadına bakış açısı coğrafyadan coğrafyaya değişkense, bu tamamen "kültür farklılığıdır." kültürü ise, maalesef toplum inşa eder. yeni jenerasyonları yetiştirerek ve onlara kendi acayip kurallarını öğretip üstüne itaat etmelerini bekleyerek.
azınlık var mı? tabii ki! bu toplumda yetişen müthiş adamlarda var ama geldikleri ailelere baktığınız zaman neden algısal olarak bozulmadıklarını anlıyorsunuz. iyi ailelere doğan çocukların sınıf farklılığının getirdiği sayısız güzel standartlara sahip olduğunu görmek iç yakıyor. türk toplumunda sınıf farkı maddiyatın ötesinde "zihniyet farkı" anlamına geliyor. bu yüzden toplumdaki normal bir adamla yaşadığınız ilişkiyle, yüksek sınıftan biriyle yaşadığınız ilişki arasında entelektüel açıdan çok fark var.
şu sıralar teyzem sırf bu tarz hususlar yüzünden kendi eşini boşuyor. bakın "boşanıyorlar" demiyorum. davanın açılmasını isteyen teyzem. 2.5 ay önce evlendi ve 3-4 gün önce eşine ayrılmak istediğini, kendisiyle kafa yapısı sebebiyle uyuşamadığını söyledi. eşine ayrılmak istediğini söyledikten 1-2 gün sonra evini ayırdı. boşanma dilekçesi oluşturuldu, daha dava açılmadığı halde teyzem ayrı yaşamaya başladı. eşi ve tüm ailesi arayı bulmaya çalışsa da, teyzem sınırı çizdi ve asla bu konuda geri adım atmıyor. öyle bir keskinliği var ki, o taraftan kimse yeni evinin adresini dahi bilmiyor.
bu örneği şu sebeple size vermek istedim: kimse bosanmak için evlenmez. aslında az önce size 2.5 ayda teyzemi canından bezdirmiş narsist, kontrol manyağı, ciddi problemleri olan bir adamı anlattım ve bu adamın toplum tarafından pohpohlandığı bir sistemde yaşıyor olduğumuzu yinelemek istedim. hastalıklı bir insan olmasına rağmen, tüm saygısızlıkları "normalize" ediliyor çünkü o bir erkek :) :) :) :)
teyzemin ayrılma kararı ataerkil zihniyet tarafından( maalesef adı akraba bunların) çok saçma yerlere çekildi fakat teyzem başı dik şekilde hepsine hadlerini bildirdi, tüm bağlarını kopardı da. kimseyle muhattap olmuyor, dava gününün belirlenmesini bekliyor.
bu toplumda kadın olmak bir sınav ama çok güzel bir sınav. özgürlüğün için savaş verdiğin bir toplumda büyüdüysen, çok güçlü olmayı öğreniyorsun. farkındalık pahalı bir erdemdir. deneyimle kazanılır. bu coğrafyanın kadını diğer coğrafyalarda ( batı) yaşayan kadınlara nazaran bu konuda +10 öndedir.
teyzemin durumundan örnek vermek istiyorum. bu ülkede kadın okumak zorunda. okumuyorsa dahi, mutlaka çalışıp; kendi parasını kazanmalı. yoksa bu geri zihniyet içerisinde hayatta kalma ihtimali çok zor. teyzemin kimseye eyvallahı yok çünkü cebinde parası ve kendi standartlarını kurabilmesini sağlayan bir gücü var. olmasaydı? evlendiği deliye mahkum kalacaktı ve kim bilir psikolojisi ne hale gelecekti. bunun yerine, zaten kendi ayakları üzerinde duran bir kadın olduğu için, bazı şeyler ters geldiği anda resti çekti ve eşini boşuyor.
final sözü: kızlar okuyun, kadınlar mutlaka çalışın. bu ülkede hayatınız kendi ellerinizde.
devamını gör...
13.
erkeklere hakaret eden yazarların hepsinin paris'te büyüdüğünü düşünüyorum. çamaşır asan, yemek yapan babalar yeni neslimizi büyütmüş demek ki, ne güzel..
benim sorunum iş güç meselesi değil, daha onunla alakalı bir fikir belirtmiyorum da, kadınlara yaranmak için böyle feminist vs bir görüntü çizen erkekler beklentiyi yükselttikten sonra evin içine girdiğinde ne oluyor?
- vaatlerini yerine getirmeyip yalancı durumuna düşüyor,
- abartılmış vaatlerini yerine getirmeye çalışırken komik duruma düşüyor.
sonuç: en iyi ihtimalle boşanma..
benim nazarımda bu tarz hemcinslerimin genel temsilcisi ilkkan yedinci'dir. bak o, gerçek bir karakterdi.
benim sorunum iş güç meselesi değil, daha onunla alakalı bir fikir belirtmiyorum da, kadınlara yaranmak için böyle feminist vs bir görüntü çizen erkekler beklentiyi yükselttikten sonra evin içine girdiğinde ne oluyor?
- vaatlerini yerine getirmeyip yalancı durumuna düşüyor,
- abartılmış vaatlerini yerine getirmeye çalışırken komik duruma düşüyor.
sonuç: en iyi ihtimalle boşanma..
benim nazarımda bu tarz hemcinslerimin genel temsilcisi ilkkan yedinci'dir. bak o, gerçek bir karakterdi.
devamını gör...