felsefe-düşünce
9.5 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

(bkz: stoik) imparator marcus aurelius tarafından neredeyse iki bin yıl önce kaleme alınmış harikulade bir eserdir.

kitabın adından da anlaşılacağı üzere, filozof imparator bu eserinde hiçbir edebi kaygı ve yayınlama amacı gütmeden kendi hayatına dair düşüncelerini kaleme almıştır.

nasıl bir eğitim aldığından yakın çevresi ile ilişkilerine, ahlâk üzerine fikirlerinden hayatında doğru veya yanlış olarak nitelendirdiği seçimlerine kadar pek çok deneyiminden notlar çıkarmıştır. (bkz: stoacılık) ekolüne ilgi duyuyorsanız, kendi yaşamınızı da bu yönde kontrol edebilmek için mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

hatta felsefeyle hiç ilgilenmiyor olsanız bile, sadece bir imparatorun yaşamına ve fikirlerine tanıklık edebilmek için bir göz atabilirsiniz. kaldı ki bu imparator, yaşadığı dönemde dünyanın en varlıklı, en tanınmış, en güçlü, en çok korkulan aynı zamanda sevilen şahsiyeti olarak yaşamını sürdürmekteydi.

kendisine böylesine fantastik bir yaşam bahsedilmiş olmasına rağmen bu imparator, eski bir köle olan (bkz: epiktetos)'a hayranlık duymasıyla ünlüdür. tabiri caizse onca şatafatın içinde köle ruhlu biri gibi yaşamıştır. bu nasıl mümkün olabilir diyorsanız, yanıtı kitabın satırlarında gizli.
devamını gör...
roma'nın en başarılı 4 imparatorundan birisi ve aynı zamanda stoacı bir filozof olan (bkz: imparator marceus aurelius) tarafından yazılmış, kendisinden önceki imparatorları ve filozofları eleştirdiği ve kendi vicdan muhasebesini yaptığı eseridir.

hasan ali yücel klasikleri dizisi içerisindedir.
devamını gör...
(bkz: marcus aurelius)'un kendisiyle hesaplaşma içerisinde olduğu. mantığa uygun yaşamak, ölüm, hayat, eleştiriler vb. üzerine yazdığı aslında bir günlük gibi olan günlük notlardan oluşuyor.
kitaptan en sevdiğim sözler:
"kelimeler fikirdir, gerçek değil. tek gerçek eylemdir."
"eğer bir şey başkası için mümkünse, senin içinde mümkündür."
devamını gör...
imparator filozof (bkz: marcus aurelius) tarafından yazılmış, stoa felsefesine ilgi duyanlar için mükemmel bir giriş kitabı diyebilirim. kitapta genel olarak stoa felsefesi ve stoacılığın insan yaşamı üzerine etkileri anlatılıyor. insanın doğayla uyumlu olması gerektiği, doğanın düzeni insanın da düzeni olduğundan doğadan gelen her şeyi olduğu gibi kabul etmek gerektiğini ve karşı çıkılmaması gerektiğini çok sık vurguluyor. bir diğer vurgu insanın iyi olması gerektiği ve eğer iyi olursanız iyilik bulursunuz mottosu. genel olarak bize önerdikleri: *bilge olmak, bilmeye çalışmak, öğrenmek *adaletli olmak * cesaretli olmak ve *minimal bir yaşam benimsemek.
acı, öfke gibi duyguların var olabileceğini ama bunların üzerinde durur ve takılır kalırsak bunların ızdıraba döneceğini anlatmaya çalışıyor.
benim çok dikkatimi çeken ve çok önemli bulduğum noktalardan birisi de ölümle ilgili düşünceleri. ölümü var olduğunu sürekli aklımızda tutmamızı ve bunun yani ölümün de yaşamın bir parçası olduğunu vurguluyor sürekli. bütün o eskide kalmış zenginler, alimler, bilgeler, tiranlar, köleler hepsi şimdi öldü sen de öleceksin bunu bilerek yaşa diyor bize.
bu kitabı okuduktan sonra stoa felsefesine olan merakım baya bir arttı. hemen diğer kitapları da okuyup kendimi bu noktada geliştirme isteği geldi. herkese de tavsiye ederim.
devamını gör...
stoa felsefesi filozoflarindan marcus aurelius'ca (ayni zamanda kendisi roma'nin buyuk imparatorlarindandir) kaleme alinmis, felsefe /kisisel gelisim alanina hitap edecek kadim bir eser.

turkiye is bankasi/hasan ali yucel klasikleri icerisinde yayinlaniyor. ince denebilecek ortalama 130 sayfalik bir kitap. kitabin sunus bolumunde de belirtildigi gibi aurelius 169 sonlari/170 yillari arasinda bu kitabi kaleme almis. eseri tek bir kitap olarak ele alsak da esasinda 12 ayri kitabin birlestirilmesiyle ortaya cikarilmistir.
eserin cok hosuma giden bir yani var; okudugumuz cogu eser gibi direk okuyucuya hitap etmiyor. aurelius eseri kaleme alirken bir nevi kendine hatirlatmak istedigi ogutleri not aliyor, bu da eser icerisinde okuyucuya kitap okumanin otesinde daha samimiyetle yazilmis bir karalama defteri okuyor hissi olusturuyor.

kitap icerisinde stoa felsefesinin genel hatlari ve kabul gormus yasalarindan kesitler gormek mumkun. bundan mutevellit de eser bu felsefe dalinin en onemli kaynaklarindan biri olarak kabul ediliyor.
eser icerisinde ele alinan iki olgu insan ve dogadir. insan var olan tum canlilarin lideri olarak kabul gorur ama bu vasfi onu dogadan ve doganin butunlugunden ayirmamalidir. aksine insan dogayla ve toplumla ne kadar uyumluysa o denli mutlu yasar. cunku insan, doganin/toplumun bir parcasidir ve parcasindan uzaklastikca aslinda eksilir, mutsuzlasir, fitratindan/insanligindan yitirir. dogaya ve yine topluma katki saglayan her eylem iyiliktir,erdemlidir. aksi hali ise insana ve evrene kotuluktur.

insanin toplumsal yanina da fazlasiyla deginiyor aurelius. kisinin her bir eyleminin, kendine yukledigi her bir huyun sadece kendini etkilemedigi topluma da ciddi etkileri bulundugunu savunuyor. konuyla alakali su sozunu ozellikle fazlasiyla sevdim;


sen nasil toplumsal duzenin bir parcasiysan, her eylemin de yasayan toplumsal duzenin mukemmel bir parcasidir.gerek iliskili olsun, gerek iliskisiz. toplumsal hedefe yonelmeyen her eylemin, tipki demokratik bir devletteki uyumlu toplumdan kendini ayristiran bir kisi gibi, senin yasamini parcalar, birligini bozar.


kitabi fazlasiyla sevdim ben. arada sirada bir iki sayfa dahi olsa acip okunacak, okunmasi gerekecek bir eser bence. altini defalarca fosforlu kalemle cizmek isteyeceginiz nice guzel cumleye bu kitap icerisinde denk gelmeniz buyukce bir ihtimal. tavsiye edili mi, tabii ki...


neyi sık sık dusunuyorsan, aklin da ona benzer bir sey olacaktir. cunku ruhu dolduran dusuncelerdir...

hic kimsenin basina yaradilisi geregi katlanamayacagi hicbir sey gelmez.

intikam almanin en iyi yolu, intikam alinacak kisiye benzememektir.

yuz zihne bagli olarak guzellesip seklini degistirirken, zihnin kendi kendine guzellesip seklini degistirememesi ne acikli.

icini kaz. iyiligin kaynagi icindedir ve sen kazidikca fiskirmaya hazirdir.

akilli bir canlinin karakterinde adaletle bagdasmayan hicbir erdem gormuyorum, ama hazla bagdasmayan bir erdem goruyorum; irade.

devamını gör...
marcus aurelius'un unlu kitabi.

bu kitabin methini hep duymustum ama nedense icimden bir turlu okumak gelmemisti. sonunda okudum ve cok sasirdim. sanirim bu kitaba duzulen methiyeler yuzunden beklentim yuksekti. kitabin adi kendime dusunceler oldugu icin aslinda baskasi icin yazilmamis ve o yuzden dusunceler cok daginik. imparator surekli kendisiyle celisen bir kafa yapisina sahip. bazen cok tanri diyor, bazen tek tanri diyor. bir sayfada olum yok olustur diyor, hemen ardindan olumden sonraki hayattan bahsediyor.
ayrica hayalleri olan ama sorumluluklari yuzunden bunlari gerceklestirme firsati bulamamis bir adammis bu marcus aurelius. buyuk bir filozof olmak istemis ya da buyuk bir sair olup edebi eserler kaleme almak istemis ama olmamis. bunun yarattigi hayal kirikligi ve huzun de dusuncelerine yansimis.

eserin onemi ve unu bence yazarin roma imparatoru olmasindan geliyor. siradan biri bu kitabi yazmis olsa kimse okumazdi. icinde onemli tespitler var ama ozgun diyebilecegimiz hic bir sey yok. gene de kafasi karmakarisik bir roma imparatorunun dusuncelerini okumak isteyenler icin guzel bir kitap.
devamını gör...
yazarının sadece kendisini muhâtap alarak yazdığı bir kitaptır. bu kitapta başkalarına seslenme, onlara bir öğüt verme tavır ve endişesi yoktur. ancak, burada anlatılanlar, aslında insanlığın da düşüncesini meşgul eden meseleler, dertler, tasalar, duygu ve fikirler olup, anlatıcının didaktik ve üstenci bir dille değil de kendisi için bir çözüm arayışının ürünüdür. özellikle, bu anlatıcı maddî pek çok şeyi istediği an, hiç zahmet çekmeden elde edebileceği niteliğe sahip ve fakat kendisini buna rağmen içten gelen bir disiplinle kısıtlamaya muktedir olabilen bir kimse ise kuşkusuz, kendine yönelik düşüncelerinin ne olduğu hususunun insanlığın merakını hak etmesi doğal karşılanmalıdır.

dinî metinlerde anlatıldığına göre allah, insanlığa neden yaratıldığını, yaratıcısının kim olduğunu, dünya ve âhiret mutluluğunun nasıl elde edilebileceğini bir rivâyete göre yüz yirmi dört bin nebi (elçi) göndererek bildirmiş. bunlardan yirmi beş peygamberin ismi kur'an'da geçmektedir. belki marcus aurelius da yaşadığı zamanın toplumuna gönderilmiş bir allah elçisi idi. bunu bilemiyoruz. ancak, kitabında kaydettiği kendine yönelik kimi eleştiriler, her insanın yüzleşmek zorunda olduğu eleştirilerdir. bundan başka, marcus aurelıus düşüncelerinde, islâm'a ait renkler de görmek mümkündür.

kitabından küçük bir iktibas: ''sabah kalkmayı canın istemezse şunu düşünebilirsin: ''insanlık görevi için kalkıyorum. eğer bunun için doğdu isem, bunun için dünyaya gönderildi isem niye huysuzlanıp duruyor ve canımı sıkıyorum. örtülere sarılarak kendimi ısıtayım diye mi yaratıldım ben? ''ama, bu çok keyiflidir!'' '' öyleyse sen bu dünyaya keyif çatmak için mi geldin, eyleme geçmek için, çaba harcamak için değil mi?!''
devamını gör...
roma’da doğup büyüyen, 40 yaşında tahta çıkan ünlü stoacı filozof marcus aurelius’un kişinin kendi kendine yaptığı vicdan muhasebesi, hayat dinginliği ve yetkinliğine ulaşmak için verdiği çaba ve dünyanın gelip geçiciliği üzerine nükteli notlar halinde yazdığı 12 kitaplık yapıtıdır kendime düşünceler.

kitap, stoacılık felsefesinin temelleri üzerine kurulmuş olup ‘’ katlan ve kendini tut ‘’ ifadeleri ile başlar. bu yönüyle f.nietzsche’nin yıllar sonra ifade ettiği ‘’amor fati’’ kalıbını; yani yazgımızı sevmemiz gerekliliğini bizlere anlatır. aurelius’a göre bilge kişi gerçekliğin karşısında özgür ve etkilenmezdir, yazgısının ona getirdiğine dingince katlanır. bu yönüyle; evrende gerçekleşen olayların bilimsel ve fiziksel yasalarla belirlendiğini ve bunları değiştirmenin mümkün olmadığını ifade eden deterministik görüşün bir başka versiyonudur.

insanın ruhuna, duygu ve düşüncelerine yön verip hükmedebilme yetisine sahip bir varlık olduğunu ve başkalarına bağımlı bir mutluluktan kaçınması gerekliliğini belirten aurelius bunu da kendime düşünceler’de şu şekilde ifade eder.

‘’ kendine kötü davranıyorsun ruhum, kendini yüceltmek için başka fırsatın olmayacak. çünkü herkesin yaşamı yalnızca bir an sürer, seninki de belki artık sona ermek üzere ama hala kendine saygı duymuyorsun, mutluluğunu başkalarının ruhlarında olup bitenlere bağımlı olmasına izin veriyorsun. için huzur dolmalı. başkalarının sağladığı ya da sağlayacağı yardıma ya da dinginliğe gereksinimin olmasın. kısacası dimdik durmalısın, başkaları ayakta tutmamalı seni.‘’



izlenim ve görüşlerini; beden, ruh, zihin üçgeni etrafında toplayan aurelius bunu da; izlenimler bedene, dürtüler ruha, yargılar zihne şeklinde ifade eder. ona göre başımıza gelenlerden sonra yazgımızın dokunduğu her şeyi önce kabul etmek sonra sevmek, göğsümüzde bulunan tanrısallığı kirletmemek, onu her zaman dinginlik içinde tutmak, tanrı’dan geleni olgunca kabullenmek, gerçeğe aykırı söz söylememek ve adalete ters düşen davranışta bulunmamak mutluluğun anahtarlarıdır. insanın zorluklar karşısında kendi içine çekilebilme yeteneği de ona göre bir erdemdir. beden savaşını sürdürürken, ruhun savaşı bırakması ise utanç verici bir erdemsizliktir. bazıları kırsal bölgelerde, deniz kıyılarında ya da dağlarda kendi içlerine çekilebilecekleri bir yer ararlar. ama buna gerek yoktur. çünkü kişi istediği anda kendi içine çekilebilir ve insanın çekilebileceği hiçbir yer kendi içinden daha dingin ve daha erinçli olamaz. öyleyse sürekli olarak kendini sığınacak yere kişi kendini uyarlamalı ve orada kendini yenilemelidir. yaşama yeniden başlama gücü kişinin kendi ellerindedir. ama daha önce tüm yaşadıklarını etraflıca gözden geçirmek kaydıyla…


kitapta ifade edilen bir diğer düşünce ise dışsal faktörlerin aslında bizleri etkilemediği ya da etkileyemeyeceğidir. oluşan bütün sorunlar, yaşadığımız bütün tedirginlikler içimizdeki ve zihnimizdeki yarattığımız düşüncelerden kaynaklanır. şu anda görülen her şey çok kısadır ve çok da kısa bir zamanda tekrar değişime uğrayacaklardır. var olmayacaklardır. insan da işte bu yüzden kendisinin de böyle ne çok değişikliğe tanık olduğunu sürekli aklında tutmalıdır. ona göre evren değişim, yaşamsa bir kanıdır. insan önünde yaşanacak daha on bin yıl varmış gibi yaşamamalı, yaşadıkça elinden geldiğinin en iyisi olmalıdır. yaşam boyunca da daha iyi bir kanı sahibi olup erdemli kalabilmek için yalnızca eylemlerimizi değil gereksiz düşüncelerimizi de ortadan kaldırmalıyız. çünkü böylece bu düşüncelerin ardından gelecek olan gereksiz ve faydasız eylemler de kendiliğinden ortadan kalkacaktır. bu eylem ve düşünce bağlamında başarılı olan insan bazı niteliklere de kendiliğinden haiz olacaktır. içtenlik, onur, direnç, dünyevi hazlara karşı ilgisizlik, yetingenlik, iyi niyet, özgürlük, yalınlık, ağırbaşlılık, yüce gönüllülük gibi…


insanın yazgısı aurelius’a göre baştan belirlidir. bu sebeple evren ve doğa uyumu içinde olmayan hiçbir şey de insanın başına gelmeyecektir. bu düşünceden hareketle geçmişin ve geleceğin içinde her şeyin yok olup gittiği sınırsız uçurumu düşünebilmeli insan. öyleyse bütün bunların ortasında gurura kapılmak, çırpınmak ya da her şey bitmişçesine yakınmak stoacılıkla bağdaşmayacaktır. çünkü sıkıntılarımız hiçbir zaman uzun bir zaman sürmeye yazgılı değillerdir. ona göre fikirlerde ve eylemlerde takılı kalmamak da çok önemlidir. bunu da

‘’eğer birisi fikirlerimin ve eylemlerimin yanlış olduğunu kanıtlayarak beni ikna ederse seve seve değiştiririm onları. çünkü benim aradığım her zaman gerçekliktir. gerçeklerden kimse zarar görmez. yanılgılarında ve bilgisizliklerinde direnenlerden başka…’’
diye ifade etmektedir.



stoacıların düşüncelerinin günümüze kadar gelip hala güncelliğini koruyor olmasında belki de en önemli etken kendilerine memento mori felsefesini temel olarak alıp savundukları birçok düşünceyi de bu eksende meydana getirmiş olmalarıdır. ‘’ fani olduğunu hatırla. ‘’ ‘’ öleceğini hatırla.’’ ‘’ bir gün öleceksin, bunu unutma ve şimdiyi yaşa.’’ gibi anlamlara gelen bu deyiş stoacılar arasında mutlu yaşam için sürekli akılda tutulması gereken bir olgu olarak var olmuştur. öyle ki; marcus aurelius da bu sözün sürekli aklında olması gerekliliğine inanmış ve sadece bu sözü ara sıra kulağına fısıldaması için birini görevlendirmiştir.
kendime düşünceler’de okuyucularına kişinin dikkatini şimdiki zamana çevirmesi gerektiğini ifade eder ve ayrıca sahip olmaktan mutluluk duyulan şeylerin aşırı değerlendirilmemeye kişinin kendini alıştırmasını çünkü onlar bir gün yitirilirse derinden sarsıntı duyulacağını belirtir. kişi başına ne gelirse gelsin, başlarına aynı şey gelince üzülüp şaşkına dönen insanları düşünmeli, gözünün önüne getirmeli ve ‘’ şimdi o insanlar nerede? ‘’ diyebilmelidir.


insan doğasının birincil ilkesi ise toplumsal yarar olmalıdır. ardından ise kişi bedenin ve ruhunun tutkularına direnebilmelidir. çünkü ussal ve zihinsel etkinliğin başlıca özelliği kendine sınırlar koymak ve duyuların ya da içgüdülerin etkisine yenik düşmemektir. marcus aurelius her eylemin sonunda kişinin kendine şunu sorması gerektiğini belirtir.

‘’ bu beni nasıl etkileyecek? sonunda pişman olacak mıyım? kısa bir süre daha yaşayıp belki de öleceğim. her şey yok olacak. şu anda yapmakta olduğum eylem ussal bir varlığın doğasına denk düşüyorsa ve ortak yarara yönelikse ve tanrı’nın uyduğu yasaya uyan bir insanın eylemi ise daha fazla ne isteyebilirim? bir dış nedenden dolayı üzülüyorsan, aslında canını sıkan bu değil, onun hakkında edindiğin yargılardır. bu yargılarından da istediğin her an vazgeçmeyi başarabilirsin.’’



marcus aurelius kitabın son kısımlarında ise utanmaz diye tabir ettiği kişilerden bahseder. utanmazın biri bizi incittiğinde ne yapmalıyız? ağlanıp sızlanmalı mı yoksa daha farklı eylem ve düşünceler ile bu ağlanmaları savuşturmalı mı? işte bu noktada kişi kendine dünyada utanmazların bulunmaması olanaklı mıdır? olanaksızdır. öyleyse olanaksız olanı istemeyi bırak. çünkü seni üzen bu insan da dünyada var olması kaçınılmaz olan utanmazlardan biridir. bu düşünceyi kötü olan her insanla karşılaştığında aklında tutmalı ve bu tür insanların her zaman var olacağını bilmeli ve bu düşünceyi aklından çıkarmadığında da onlardan gelecek kötülüklere daha kolay katlanacağını söylemektedir. bu düşünceler ekseninde ele alındığında kitap stoacılığın önde gelen filozoflarından aurelius’un hayata dair düşüncelerini ve stoacılık felsefesinin temellerini oluşturmaktadır ve şahsımca bu felsefeye merak duyan her birey tarafından okunmalıdır.
devamını gör...
marcus aurelius tarafından kaleme alınmış eser. çevirip türkçe'ye kazandırdıkları için son derece minnettarım, okumuş olduğuma en memnun olduğum eserlerden biridir. ne zaman okusam beni etkileyen ilk ve en önemli şey, günümüzden yaklaşık 1900 yıl önce yaşamış birinin notlarını bu kadar kolay okuyabilmek oluyor. ve bu kişi bir roma imparatoru tabii.* dönemin en büyük imparatorluğunun başındaki isim.

o satırları yazan koca cihana hükmeden bir roma imparatoru evet ama içeriğe bakınca sanki sıradan bir vatandaşı dinliyormuş gibi hissediyor insan. olayın asıl büyüsü burda. aurelius ün hakkında, evren hakkında, doğa, insan, ölüm ve yazgı hakkında çok şey anlatıyor. bunları defalarca okumuşumdur. başucu kitaplarımdan biri çünkü. ilk okuduğumda kısacık dediğim şeyi okumam epey zaman almıştı, çünkü cümleler üzerine uzun uzun düşünerek gitmem gerekmişti. hala daha öyle roman okur gibi hızlı okumam. okuyana çok şey katacaktır.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kendime düşünceler" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim