61.
okurken motive olup gaza geldiğim, kitabın bitmesi ile eski hayatıma devam ettiğim kitap türü.
devamını gör...
62.
anlık gaza gelmelerden başka bir şey değil. belki o bile değil.
devamını gör...
63.
okuyunuz, okutunuz. tabii sadece boş vaatlerde bulunan ve sırf gaza getirme amaçlı yazılan türlerine dikkat edin.
devamını gör...
64.
-hayatım b.ktan
+hayatınızı düzeltin (smiley)
-mutsuzum
+mutlu olun (smiley)
+hayatınızı düzeltin (smiley)
-mutsuzum
+mutlu olun (smiley)
devamını gör...
65.
yazık kitaplardır. boş yüreklendirmelerin, tümüyle özünden uzaklaşmış özlü sözlerin, yalan yanlış hap bilgilerin pompalandığı kitaplardır. gelişimi sağlamaz hatta ki kişi kendini geliştim sanır yanılgıya kapılır bi de bunun aptal bilgeliğini yaşar .
devamını gör...
66.
anlık gaz etkisi yapan ama etkisi 5 dakikayla sınırlı olan kitaplardır.
devamını gör...
67.
büyüdükçe bana asla uygun olmadığını düşündüğüm kitaplardır . insanın içini bir tek kendisi bilir o kitapları okudukça bir kalıba sokturuluyormuşum gibi hissediyordum. şuan buna asla izin veremem
devamını gör...
68.
pook's book.
devamını gör...
69.
genellikle boş olan bestseller kitaplardır, piyasa kitaplarıdır. bir kitabın okuyucunun kişisel gelişimine katkı sağlaması için her yerinde "ben kişisel gelişim kitabıyım" diye bağırması, içinde şunu istiyorsan şunu yap şeklinde direktifler vermesi çok yakışıksız bir şey. seveni de vardır elbet. şahsen ben daha edebi bir eserin dolambaçlı yollarından geçerek gelişmeyi tercih ederim.
devamını gör...
70.
okuyanların bi havalara girdiği, yazarından başkasına bi gelişim sağlamayan kitaptır.
devamını gör...
71.
son zamanlarda herkesin başarılı olmak üzere tavsiye verdiği kitaplardır. sloganları ise ekseriyetle şöylelerdir:
-sen istersen yaparsın!
-hedefine odaklan ve gerçekleştir!
-başarıyı istersen kimse seni tutamaz!
-şunu, bunu yaparsan başarılı olursun!
-kimse seni durduramaz!
liste böyle uzayıp gider. esasında çok tehlikelidir. kişi kitabı alır okur ve kendini kaf dağında hisseder. kitap öyle kolay anlatır ki başarıyı, kişiyi bir balon gibi şişirir adeta. balon şişer, yükselir ve belli bir seviyede patlar.
kişi de aynı şekilde gaza gelir, enerjisi yükselir ve sonunda gerçekler kişiyi yere çakar. üstelik zarar vererek yere çakar. çünkü kişisel gelişim kitapları genelde çok çalışmanın, emek vermenin, insanların baskısına tahammül etmenin, bazı şeylerden feragat etmenin zorluğundan bahsetmez. kişiyi sadece yapabilmeye odaklar. gerçekler öyle mi? bir hedefin için çalışmaya başla bakalım. sabrın ne kadarına yetecek? tökezlediğin anda kişisel gelişim kitabın sana yetişebilecek mi? işlerin ters gittiğinde içinde bulunduğun durumla baş edebilecek misin? dostum bütün şartları sağladığın halde işinin yine ters gitme ihtimali var. bunların hepsini kaldırabilecek misin? işte kişisel gelişimin balon kitapları sana bunlardan bahsetmez. seni olanca aç gözlülüğünle sadece hedefine odaklamaya çalıştırır. sana sadece yalancı bir hülya yaşatır. bu kitapların saçmalığını tek soruyla sorgulatayım. etrafınızda "x kişisel gelişim kitabını okudum ve kariyerimde zirveye yerleştim" diyen kaç kişi var?
-sen istersen yaparsın!
-hedefine odaklan ve gerçekleştir!
-başarıyı istersen kimse seni tutamaz!
-şunu, bunu yaparsan başarılı olursun!
-kimse seni durduramaz!
liste böyle uzayıp gider. esasında çok tehlikelidir. kişi kitabı alır okur ve kendini kaf dağında hisseder. kitap öyle kolay anlatır ki başarıyı, kişiyi bir balon gibi şişirir adeta. balon şişer, yükselir ve belli bir seviyede patlar.
kişi de aynı şekilde gaza gelir, enerjisi yükselir ve sonunda gerçekler kişiyi yere çakar. üstelik zarar vererek yere çakar. çünkü kişisel gelişim kitapları genelde çok çalışmanın, emek vermenin, insanların baskısına tahammül etmenin, bazı şeylerden feragat etmenin zorluğundan bahsetmez. kişiyi sadece yapabilmeye odaklar. gerçekler öyle mi? bir hedefin için çalışmaya başla bakalım. sabrın ne kadarına yetecek? tökezlediğin anda kişisel gelişim kitabın sana yetişebilecek mi? işlerin ters gittiğinde içinde bulunduğun durumla baş edebilecek misin? dostum bütün şartları sağladığın halde işinin yine ters gitme ihtimali var. bunların hepsini kaldırabilecek misin? işte kişisel gelişimin balon kitapları sana bunlardan bahsetmez. seni olanca aç gözlülüğünle sadece hedefine odaklamaya çalıştırır. sana sadece yalancı bir hülya yaşatır. bu kitapların saçmalığını tek soruyla sorgulatayım. etrafınızda "x kişisel gelişim kitabını okudum ve kariyerimde zirveye yerleştim" diyen kaç kişi var?
devamını gör...
72.
(bkz: zırva)
devamını gör...
73.
çoğu boş gelen kitaplar benim için. çoğu yazdım demek için kitap yazıyor. bu konuda uzman isimlere demiyorum tabii bunları. hazır gelmişken bir de kitap önerisi yapayım. mitch albom- zamanı anlamak. benim için çok değerli ve özel bir kitap umarım sizin için de öyle olur. roman olarak yazılmış bir kişisel gelişim kitabı denilebilir sanırım.
devamını gör...
74.
sokakta 100 kişiye x konuda daha iyi olmak için ne yapabiliriz diye sorun ve topladığınız cevapları 100 başlıkta x ismiyle yayıncıya gönderin. ortalama bir kişisel gelişim kitabı çıkar bu şekilde.
devamını gör...
75.
yolunu bulmuş tiplerin yazdığı kitaplardır. kişisel gelişim kitabı diye sunulan şeylerin hepsi okurken anlamsız geliyor. kendine güven diyenlerin yaşadığı dünya ile benim gördüğüm dünya baya farklı. kişisel gelişim kendine güvenmekle olmaz, okumakla anlamakla olur. bir etkinlikte getirmişlerdi kendine kişisel gelişim uzmanı diyen bir tipi. kitaplarını da getirmiş satıyordu. kalkın ayağa müzikle ellerinizi havaya doğru kaldırıp sallayın diyordu. nasıl kişisel geliştim o anda anlatamam.
saçmalıktır.
saçmalıktır.
devamını gör...
76.
kişisel gelişim mi istiyorsun? come on!!! sadece çalışacaksın istediğin konuda. şu iki kelime için cilt cilt kitap yazıyorlar. kolpa olduğunu bildigim halde kitapçıda bu türden bir kitaba göz atmıştım. şöyle bir şey yazıyordu "insanların senin başarılı olduğunu düşünmesi için ofiste hızlı adımlarla meşgulmüş gibi yürü." lan bunun gelişimle ne alakası var? bu bir tür dostlar alışverişte görsün dolandırıcılığı.
devamını gör...
77.
profesyonel birinin elinden çıkınca güzel, biraz takipçim oldu diye yaşam koçluğuna soyunan birinin elinden çıkınca gülünç
devamını gör...
78.
yakın arkadaşların okuyup etkilenmesi ile şiddetle size tavsiye edilen popüler bir türdür. siz isteksizlik gösterdikçe ısrarları da artar. en sonunda tamam okurum diyip elinize aldığınızda size tavsiye edilenleri içinizde kendi kendinize cevaplayıp tüm soruların zaten cevabına sahio olduğunuzu görür ve cengiz aymatov unuza geri dönersiniz. arada okuması keyifli şeylere de denk gelirsiniz lakin hayat felsefesi yapmayacaksanız okuduklarınız da beğendiğiniz bakış açıları da buhar olup havaya karışır kısa sürede
devamını gör...
79.
kişisel gelişemeyenlerin kişisel gelişemeyenler için yazdığı kişisel gelişime neden olması düşünülemeyecek safsatalardır.
kitap okuyarak elbette gelişir insan, bunun aksini iddia etmek eşyanın tabiatına aykırı ama bunu sağlayacağını bu kadar fütursuzca iddia eden kitaplara tamamen ön yargılı yaklaşılmalı bence.
her zaman yaptığım gibi konuyu somutlaştırmak için iki örnek anlatacağım. vaz geçemiyorum bu huyumdan.
ilk anım üniversite zamanından. yine alttan aldığım bir derste hocamız derse girer girmez bizim kişisel gelişimimizi sağlayacağını düşündüğü bir kitap aldırdı bize. arabasından ben taşıdım kitapları. ticaret işi bittikten sonra kişisel gelişmeye başladık zaten.
sonra dedi ki: “ eğer bir barda oturuyorsanız ve orda beğenmediğiniz bir kadın varsa, o ne içiyorsa ondan söyleyin, o nasıl oturuyorsa öyle oturun, o ne söylüyorsa aynı konudan bahsedin.”
ben derslerden kalmak için sınav notuna ihtiyacım olmadığı için el kaldırıp “ daha karaktersiz olmamız içim başka yapmamız gereken bir şey var mı hocam” diye sorunca bu örnek taca çıktı ve konu başka bir boyuta taşındı.
dedi ki saygıdeğer hocamız: “ kendinizi kötü hissedince gözlerinizi kapatın.” kapattı tabii ki herkes çünkü bu ders yüzünden gerçekten kötü hissediyorduk. “ sonra kendinizi bir kumsalda yürürken hayal edin, dalgalar ayaklarınıza dokunsun.”
ben kalmayı kafaya koyduğum için herkesin içinde bulunduğu trans anını mahvetmek pahasına “ hocam gökdelenlerde mi yaşıyoruz? ülkenin üç tarafı denizle çevrili, kötü hissedersem gider ayağımı sokarım.” dedim. aslında kurduğum mantık tam doğru sayılmazdı ankara’da olduğumuz için ama belirtmek istediğim noktayı açıkça ortaya koymuştum.
ders sonunda bir mucize oldu ve hoca beni yanına çağırıp artık derse gelmememi, dersi geçtiğimi söyledi. böylelikle kişisel gelişimim en azından bu konuda tamamlanmış oldu.
ikinci anım ise meslek hayatında yaşadığım bir anı. bir sabah evden çıkmadan önce özgür mumcu’nun bir yazısını okudum. yeni yönetici tipi hakkında bir yazı idi bu. ve bunların hepsinin masalarının üzerinde kişisel gelişim kitapları tuttuğundan bahsediyordu. yetersizliklerini böyle maskelediklerinden bahsederken de birkaç madde daha sıkıştırmıştı araya.
okula vardığımda okulun yeni müdürü beni odasına çağırdı. okulda ilk günü olduğu için öğretmenlerle tanışıyormuş ve tabii ki ilk beni görmek istedi. zira ben okulun en ters, en muhalif, en sevilen öğretmenlerinden biriydim.
içeri girince gözüme çarpan ilk şey masanın üzerinde üst üste duran kişisel gelişim kitapları idi. kahkaha atmaktan kendimi alamadım, çok gençmişsiniz hocam diyerek üstünü örttüm tabii ki kahkahanın. ve özgür’ün ne kadar haklı olduğunu müdürümüz bana zaman içinde kanıtladı. cemaatçilere öğretmenler odası balkonunda yemek verdikten iki ay sonra sokakta türk bayrağı sallayıp demokrasi nöbeti tutarken gördüm kendisini.
özetle şunu anlatmak istiyorum, kişisel gelişecekseniz bunu kendi başınıza yapabilirsiniz. kimsenin ticari hedefi olmayın.
kitap okuyarak elbette gelişir insan, bunun aksini iddia etmek eşyanın tabiatına aykırı ama bunu sağlayacağını bu kadar fütursuzca iddia eden kitaplara tamamen ön yargılı yaklaşılmalı bence.
her zaman yaptığım gibi konuyu somutlaştırmak için iki örnek anlatacağım. vaz geçemiyorum bu huyumdan.
ilk anım üniversite zamanından. yine alttan aldığım bir derste hocamız derse girer girmez bizim kişisel gelişimimizi sağlayacağını düşündüğü bir kitap aldırdı bize. arabasından ben taşıdım kitapları. ticaret işi bittikten sonra kişisel gelişmeye başladık zaten.
sonra dedi ki: “ eğer bir barda oturuyorsanız ve orda beğenmediğiniz bir kadın varsa, o ne içiyorsa ondan söyleyin, o nasıl oturuyorsa öyle oturun, o ne söylüyorsa aynı konudan bahsedin.”
ben derslerden kalmak için sınav notuna ihtiyacım olmadığı için el kaldırıp “ daha karaktersiz olmamız içim başka yapmamız gereken bir şey var mı hocam” diye sorunca bu örnek taca çıktı ve konu başka bir boyuta taşındı.
dedi ki saygıdeğer hocamız: “ kendinizi kötü hissedince gözlerinizi kapatın.” kapattı tabii ki herkes çünkü bu ders yüzünden gerçekten kötü hissediyorduk. “ sonra kendinizi bir kumsalda yürürken hayal edin, dalgalar ayaklarınıza dokunsun.”
ben kalmayı kafaya koyduğum için herkesin içinde bulunduğu trans anını mahvetmek pahasına “ hocam gökdelenlerde mi yaşıyoruz? ülkenin üç tarafı denizle çevrili, kötü hissedersem gider ayağımı sokarım.” dedim. aslında kurduğum mantık tam doğru sayılmazdı ankara’da olduğumuz için ama belirtmek istediğim noktayı açıkça ortaya koymuştum.
ders sonunda bir mucize oldu ve hoca beni yanına çağırıp artık derse gelmememi, dersi geçtiğimi söyledi. böylelikle kişisel gelişimim en azından bu konuda tamamlanmış oldu.
ikinci anım ise meslek hayatında yaşadığım bir anı. bir sabah evden çıkmadan önce özgür mumcu’nun bir yazısını okudum. yeni yönetici tipi hakkında bir yazı idi bu. ve bunların hepsinin masalarının üzerinde kişisel gelişim kitapları tuttuğundan bahsediyordu. yetersizliklerini böyle maskelediklerinden bahsederken de birkaç madde daha sıkıştırmıştı araya.
okula vardığımda okulun yeni müdürü beni odasına çağırdı. okulda ilk günü olduğu için öğretmenlerle tanışıyormuş ve tabii ki ilk beni görmek istedi. zira ben okulun en ters, en muhalif, en sevilen öğretmenlerinden biriydim.
içeri girince gözüme çarpan ilk şey masanın üzerinde üst üste duran kişisel gelişim kitapları idi. kahkaha atmaktan kendimi alamadım, çok gençmişsiniz hocam diyerek üstünü örttüm tabii ki kahkahanın. ve özgür’ün ne kadar haklı olduğunu müdürümüz bana zaman içinde kanıtladı. cemaatçilere öğretmenler odası balkonunda yemek verdikten iki ay sonra sokakta türk bayrağı sallayıp demokrasi nöbeti tutarken gördüm kendisini.
özetle şunu anlatmak istiyorum, kişisel gelişecekseniz bunu kendi başınıza yapabilirsiniz. kimsenin ticari hedefi olmayın.
devamını gör...
80.
fazla kafayı takarsanız bu kitaplara kendinizi tanrı olarak görürsünüz.
devamını gör...