201.
toksik arkadaşlığı bitirmek gercekten arkaşın toksik mi değil mi karar vermek.
devamını gör...
202.
stor perde asmak helede kısaysanız çok çok zorrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
devamını gör...
203.
gözünün içine bakıla bakıla yalan söylenirken, inanıyormuş gibi yapmak.
devamını gör...
204.
flashbelleği güvenli modla çıkartmak.
devamını gör...
205.
kendim
devamını gör...
206.
okumak (eğitim anlamında).
"okumanın nesi zor aq?" diyebilirsiniz ancak türkiye gibi bir ülkede okumak cidden zordur. ben okumaktan bahsettiğim zaman, insanın gözünün önüne çalışılması gereken birkaç kitap ve sığır bir öğrenci geliyor. gel gelelim zeki olsa dahi, bir öğrencinin böylesi bir sistemde eğitim alması ciddi anlamda zordur.

eğitimin niteliksizliğini ve siyasi propaganda malzemesi haline gelmesini geçiyorum; bunlar zaten bildiğimiz şeyler. resme bir adım geriden baktığımızda, bir öğrencinin okumasında tek etkenin pozitif bilimleri anlama yeteneği olmadığını anlarsınız. iyi bir öğrencinin arkasında, zeka ile birlikte hem ilgi sahibi hem de imkan sahibi olması gerekir.

bir şeyleri yapabilmek için ona uğraşmanızın yanında kafanızın da basması gerekiyor. allah bu yeteneği kimi insana vermiş, kimine vermemiş. yani şunu diyebilir misin: "allah herkese zekayı pay etmiştir." hayır kardeşim etmemiştir, senden daha zeki olanı da var, senden daha aptal olanı da var. önemli olan, senin sahip olduğun zekayı ilgili olduğun alanda etkili bir biçimde kullanmaktır. bir anlamda sahip olduğun zekaya göre iş yapmaya çalışmaktır. sonuçta 100 ıq'lu bir insandan 140 ıq'luk bir kapasite bekleyemem ama aynı ölçüde 140 ıq'um varsa bu zekayı 100 ıq'luk adamın yapacağı işe heba edemem. burada önemli olan, insanın kendi zekasına göre hareket etmesi, bir anlamda kendi yeterliliklerini fark etmesidir. yoksa çalışmayla her şey elde edilebilir. önemli olan, kendi çalışmanı organize edebilmendir.

işte bu durum bizim ülkemizde yok. merdiven altı bir dersanede, 20 yıldır aynı işi yapmaktan ciğeri sönmüş hocaların olduğu okullarda ben böyle şeylerin gerçekleşmesini hiç mi hiç beklemiyorum.

ikinci bir gerekçe de ilgi sahibi olman. bizim ülkemizde bu da yok. memlekette neredeyse hiç kimse ilgi duyduğu mesleği yapamıyor, neredeyse hiç kimse ilgi duyduğu bölümde değil. kimisi çok iyi bir zannatkar olacakken anadolu liselerine sürülmüş, kimisi sanatçı olacakken doktor yapılmaya çalışılmış, kimisi edebiyat öğretmeni olmak isterken mühendis yapılmış... bu örnekler sabaha kadar çoğaltılır. peki bu öğrenciler salak mı da yapamayacakları yahut sevemeyecekleri alanlara yöneliyorlar? hayır kardeşim, bu durum çocukların başındaki hocaların işgüzarlığı. bu ülkede öğrenci rehberliği, öğrenci koçluğu vs. hepsi fasa fiso. rehberliğin ve öğrenci koçluğunun temeli, öğrencileri gazlamak ve "nasıl buna günde 700 soru çözdürürüm" kafası üzerine kurulmuş durumda. motivasyon konuşmaları yapmalar, sınavın önemini vurgulamalar, çalışma programları hazırlamalar falan, rehber hoca değil metin hara sanki aq. bir tek birbirinize sarılın falan demiyor.

bir de imkan sahibi olmak çok önemli. burada kast ettiğim imkan mali durumu da kapsıyor ancak mali durumdan ibaret değil. öğrenciye hayatta yok gösterecek insanların varlığına da ihtiyaç duyuluyor. bu ihtiyacı öğretmenlerin karşılamasını beklemiyorum zira mühendis/eczacı olmak isteyen bir çocuk, meslek hayatına hazırlanırken sadece öğretmenlerine bağlı kalmamalıdır. olmak istediği mesleğin erbablarıyla görüşmeli, hiç olmadı anne babası bu konuda ona destek olmalıdır. fakat yine ülkedeki pek çok öğrencinin bu imkanı yok. öğrencilerin çoğunluğu alt tabakadan geldikleri için anne babalar doğal olarak çocuklarına yardımcı olamıyor. ayrıyeten alt tabakanın çocukları, üzücü bir şekilde hep anne babaları gibi gerek işçilerle gerek şoförlerle gerekse ev hanımlarıyla muhatap oluyor. ben eğitim hayatım boyunca en çok bunun eksiğini çektim. mühendis olmaya karar verdiğimde, etrafımda danışabileceğim hiçbir mühendis olmadı.

uzun lafın kısası, okumak/eğitim almak bu toplum için kitap açıp problem çözmek gibi avelce bir duruma eşdeğer geliyor. ne sistem, ne ebeveynler ne de rehberlik hizmetleri bu çocukların ihtiyaç duyduğu şeyi vermiyor. özellikle alt tabakadan gelenlerin işi daha zor zira attıkları her adımda birkaç düşünmeleri gerekiyor.

umarım okumanın neden bu kadar zor olduğunu anlatabilmişimdir.
devamını gör...
207.
bir aktiviteyi rutin olarak devam ettirmek
devamını gör...
208.
insanları anlayabilmek. en çok da kendini...
devamını gör...
209.
güvenmek.
devamını gör...
210.
başarıya ulaşmak.
devamını gör...
211.
ehliyet sınavı parkur alanı
devamını gör...
212.
türkiyede yaşamak.
devamını gör...
213.
kafaya takmamak ve öfkelenmemek
asla enerji gerektirmeyen ve de basit şeyler meselaa bunlar (!)
devamını gör...
214.
bilmiyorum demek.
devamını gör...
215.
yogada o kolay bunu yaparım dediğiniz her hareket.
devamını gör...
216.
için yanarken bile sesinin çıkmaması
devamını gör...
217.
ağlamamaya çalışmak.... boğazının acıması, konuşurken sesinin çatallaşması, gözlerinin bir anda dolması, alt tarafı ağlamayacağım derken daha da dibe batmak, karşındaki insanın anlamaması için verilen uğraş...
devamını gör...
218.
insanlarla iletişim kurmak. izlerken oldukça kolay gözüküyor, kafamın içinde binlerce düşünce akıyor ama insan ağzını açıp ses tellerini titreştirecek cesareti kendinde bulamıyor. ağzını kapatıp yutkunmakla yetiniyor bazı zamanlarda. hoş çoğu zaman en iyisi de bu oluyor.
devamını gör...
219.
1500 metrelik subay koşusudur.

askerliğimi yedek subay olarak yaptığım gemlik askeri veteriner okulunda denetleme esnasında maruz kaldığım yoğunluğu azaltılmış işkencedir.

ilk 500 metrede alice harikalar diyarında gibi laaaa laaaa la la la la diye koştuğum sonra hızımı düşürdüğüm sonra iki üstçavuşun koluma girip beni koşturmak için çabaladığı koşuda “ beni bırakın kendinizi kurtarın” kahramanlığını yaptım, artık bırakma noktasına gelip yürürken arkamdan bir askeri cip kornası ile irkildim. dönüp baktığımda denetlemeci albaylardan birinin aracı olduğunu görüp koşmaya yeltendim ama mümkün olmadı.

aracın yanına gidip tekmil verdim, komutan sen ne iş yaparsın dediğinde hemen söyledim, meğer albayla meslektaşmışız. beni araca aldı ve yolun dirsek yaptığı yeri gösterip “ seni şurda bırakacağım sonra yardırıp geç çizgiyi” dedi.

beni orda bıraktığında öyle bir koşmaya başladım ki usain bolt görse sütten kesilir. sona gelmiş kan revan içindeki subayları geçip sona vardığımda alkışlar naralarla karşılandım.

demem o ki koşmak çok zor.
devamını gör...
220.
musluk tamir etmek net. videolar izledikten sonra çok kolay ben şu musluğa bi el atayım deyip demir boruyu yerinden sökenler ve evi su basanlar anlar.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kolay gibi görünen ama çok zor olan şeyler" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim