1.
sevgiliye verilen sessiz bir sözdür. insanın kısıtlı sonsuzluğuna davetinin temsilidir. hem kokusu hem rengiyle aşktır.
devamını gör...
2.
rıfat ılgaz’ın aşağıda ki şiirini aklıma getiren ve mor renklisine ve kokularına bayıldığım ağaç türüne verilen isim.
“leylak getiriyorsun bana güneşli bir gün
onu saçlarından topladığın belli
bir leylak bahçesisin karşımda
böyle kucağında kalsa daha iyi
bir vazoya bırakıp gidiyorsun
sen gidiyorsun leylaklar kalıyor mu sanki
önce renkleri gidiyor arkandan
nesi varsa gidiyor soyunarak
her vazoya baktıkça karşımdasın ne tuhaf
her kokladıkça dönüp dönüp geliyorsun
düşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikçe
yaprak yaprak gelişiyorsun
leylak leylak bakıyorsun gözlerimin içine
ölümsüz bir mevsim oluyorsun.”
“leylak getiriyorsun bana güneşli bir gün
onu saçlarından topladığın belli
bir leylak bahçesisin karşımda
böyle kucağında kalsa daha iyi
bir vazoya bırakıp gidiyorsun
sen gidiyorsun leylaklar kalıyor mu sanki
önce renkleri gidiyor arkandan
nesi varsa gidiyor soyunarak
her vazoya baktıkça karşımdasın ne tuhaf
her kokladıkça dönüp dönüp geliyorsun
düşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikçe
yaprak yaprak gelişiyorsun
leylak leylak bakıyorsun gözlerimin içine
ölümsüz bir mevsim oluyorsun.”
devamını gör...
3.
aklımda hep istanbul rengi olarak kalmış renk, çiçek.
dolaşırken, hele de zaman bu zamana yakın bir mevsim ise her köşesinden çıkardı o şehrin, vapura binerdim, deniz ortası leylak, kuzguncuk; masa üstü leylak, karaköy; iskele üstü leylak, topkapı şerefe üstü leylak, gülhane? baştan aşağı leylak!
lalelerden az önce istila ederdi bu şehri bu renk, bu koku, bu çiçek!
e5 kenarından göz kırpar, galata kulesinden el sallar, beşiktaş'ta ermeni bir babaannenin bahçesinde var olur, misafir ederdi beni, öyle bir leylak, öyle güzel bir renk, öyle bir özlem!!
vakti geliyor, varmak üzere
vakti geliyor, kokmak üzere
vakti geliyor leylakların,
içinde sen yok ben yok şehre
üstelik bir de bahar akın etmek üzere!
puh!
dolaşırken, hele de zaman bu zamana yakın bir mevsim ise her köşesinden çıkardı o şehrin, vapura binerdim, deniz ortası leylak, kuzguncuk; masa üstü leylak, karaköy; iskele üstü leylak, topkapı şerefe üstü leylak, gülhane? baştan aşağı leylak!
lalelerden az önce istila ederdi bu şehri bu renk, bu koku, bu çiçek!
e5 kenarından göz kırpar, galata kulesinden el sallar, beşiktaş'ta ermeni bir babaannenin bahçesinde var olur, misafir ederdi beni, öyle bir leylak, öyle güzel bir renk, öyle bir özlem!!
vakti geliyor, varmak üzere
vakti geliyor, kokmak üzere
vakti geliyor leylakların,
içinde sen yok ben yok şehre
üstelik bir de bahar akın etmek üzere!
puh!
devamını gör...
4.
bir renk tonuna ismini veren, hoş görüntüsü ve kokusu ile bahçeleri süsleyen çok yıllık bir bitki. nisanın sonuna doğru açan çiçekleriyle baharın gerçek gelişini haber verir. bir de aklıma ezginin günlüğünden hişt şarkısını getirir: "leylaklar açmış gördün mü?"
devamını gör...
5.
şu günlerde açmakta olandır.
devamını gör...
6.
odada bir demet leylak var, arada burnuma misss gibi kokusu geliyor. önce baharın gelişine seviniyorum, sonra da o kokuyu içime çekebildiğime.
devamını gör...
7.
bir dönem yaşadığımız lojmanların, mis gibi kokan, çok koklayınca bayabilen, çocukluğumu hatırlatan çiçeği.
şarkısı bile var.
leylakları, sümbülleri soldurdun gonca gülleri
aşkla yanan gönülleri
dın dın dınım...
şarkısı bile var.
leylakları, sümbülleri soldurdun gonca gülleri
aşkla yanan gönülleri
dın dın dınım...
devamını gör...
8.
