nikolay vasilyeviç gogol
başlık "kitap var dediler geldik" tarafından 07.11.2020 14:00 tarihinde açılmıştır.
21.
''rus edebiyatı gogol'un paltosundan çıktı'' sözlerine mazhar olmuş sevdiğimiz bir edebiyatçı.
devamını gör...
22.
paltosu ile ünlü önemli bir edebiyatçı. dostoyevski'nin de dediği gibi, "hepimiz gogol'un paltosundan döküldük".
edebiyat tarihinde çok önemli bir kilometre taşıdır.
edebiyat tarihinde çok önemli bir kilometre taşıdır.
devamını gör...
23.
hepimiz gogol'un paltosundan çıktık dedirten yazardır.
devamını gör...
24.
delirmenin binbir türlü yolu var biri de ; gogol olmak.
devamını gör...
25.
rus arama motoru.
devamını gör...
26.
paltosu ile her yazara ilham olmuş, okurken "bu nasıl benim aklıma gelmedi?" diye düşündüren yazar. fakat çoğumuzun aklına gelebilecek konularda yazsa da öyle bir olay örgüsü kuruyor ki herhalde yazarlık budur diyerek hayranlıkla okumaya devam ediyorsunuz.
devamını gör...
27.
hemşerim kendisi. ukrayna poltava doğumlu. bizim oralarda çok severler. klasik okumaya buradan da başlayabilrisiniz. palto ve burun çok bilinen kitaplarıdır. iki kez okuyun ama onları. bir böyle birkaç yıl aralıkla
devamını gör...
28.
"hiçbir şey yalnızlık içinde yaşamaktan, doğanın gösterisinin tadını çıkarmaktan ve ara sıra kitap okumaktan daha keyifli olamaz."
bu güzel sözlerin sahibi ukrayna asıllı rus roman ve oyun yazarı.
bu güzel sözlerin sahibi ukrayna asıllı rus roman ve oyun yazarı.
devamını gör...
29.
dostoyevski hepimiz gogölün paltosundan çıktık diyerek gogölü boşa yüceltmemiştir. o döneme kadar bilindik kurallar içinde bir edebiyat anlayışı dışına çıkarak arkasından gelenlere de yol göstermiştir. her ne kadar palto ve burun eseri bize ruslar kadar anlam taşımasa da paltodan ye kürküm ye burundan da kibirli insanlara söylenen burnu düşse yerden almaz sözünü akla getirir. oysa baktığınız zaman kibirli insan için burun herşeydir ve birgün düşerse yana yakıla arayacaktır. ölü canlar romanı arkadaşı puşkin`in önermesi üzerine yazılmış, 2. cildini yazarken puşkin düello sonucu ölmüş ve gogöl buna çok üzülerek 2. cildi yakmıştır. bu yüzden kitap eksiktir fakat bu haliyle bile efsane bir kitaptır.
devamını gör...
30.
keşke oturup sohbet edebilseydim dediğim yazar. bambaşka bir kafası olduğuna inaniyorum.
devamını gör...
31.
bir delinin hatıra defteri; yalnızlıktan öldü o.yalnızlık soğuktan daha soğuktur.şimdi hala bazı kelimelerin onu ısıtabileceğini sanıyor musunuz? .bu alıntıyla şimdi de kendimle başbaşayım . kalbimin isiyle düşüncelerimi yakıyorum.beni ölüme daha da yakınlaştıran yazar
devamını gör...
32.
palto, burun, müfettiş gibi eserlerini okuduğum, az bulunan bir yazar. gerçek yaşamını kendi hayatıma uyarladigim yazar...
devamını gör...
33.
rus edebiyatının baş yazarı. hatta dosto amca hepimiz onun paltosundan çıktık demiştir.
devamını gör...
34.
"bir delinin hatıra defteri" kitabını okuduğumda deli olduğunu düşündüğüm ve sonra delirerek öldüğünü öğrendiğim bir yazar.
devamını gör...
35.
"hepimiz gogol'un paltos..." bu cümleyi kurmadan entry gireni vuruyorlar herhalde.*
ölü canlar okuduğum ilk ve son* kitabıdır. uzun zaman önce okuduğum bu kitabından gördüğüm kadarıyla kendisi ev, bağ, bahçe, çalılık vs. anlatmayı baya seviyor. o yüzden üzerimde biz yan yana yürüyormuşuz da o an gördüğü şeyleri hiç durmadan bana anlatıyormuş gibi bir etki bıraktı. anlattığı şeyleri ben zaten gördüğümden dolayı anlattığı için sinirleniyorum ama bir taraftan da yanından ayrılmaya gönlüm el vermiyor. seviyorum kendisini.
ölü canlar okuduğum ilk ve son* kitabıdır. uzun zaman önce okuduğum bu kitabından gördüğüm kadarıyla kendisi ev, bağ, bahçe, çalılık vs. anlatmayı baya seviyor. o yüzden üzerimde biz yan yana yürüyormuşuz da o an gördüğü şeyleri hiç durmadan bana anlatıyormuş gibi bir etki bıraktı. anlattığı şeyleri ben zaten gördüğümden dolayı anlattığı için sinirleniyorum ama bir taraftan da yanından ayrılmaya gönlüm el vermiyor. seviyorum kendisini.
devamını gör...
36.
palto kitabıyla rus edebiyatının zirvesini oluşturmuş kişidir.
hepimiz gogol’un paltosundan çıktık söylemi bu yüzdendir.
teknik ve tarz olarak ilktir.
büyük yazardır. kendisinden sonra gelen yazarlar ondan etkilenmişlerdir.
hepimiz gogol’un paltosundan çıktık söylemi bu yüzdendir.
teknik ve tarz olarak ilktir.
büyük yazardır. kendisinden sonra gelen yazarlar ondan etkilenmişlerdir.
devamını gör...
37.
insanları iyi tanımış olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
38.
"hepimiz gogol'ün palt..."

oraya da daha sonra geliriz elbet...
sevmiyorum, ölüp bitiyorum. tapıyorum. kitap okurken "bu adam ben" dediğimiz çoğu an vardır, martin eden'ın ceket cebinde şarap, viski şişesi ve buruşmuş kitap taşıyan olağanüstü kısa süreli dostu(düşün ki adını unutmuşum ve ismini google'dan yazıyorum, brissenden) , ştoltz, ya da pip'in aşık olduğu o genç kızın erkek hali olarak, ya da olaylardan fark ettirmeden güzelce kaçan gringoire olarak gördüm kendimi birçok sefer. birçok okumada bazı zamanlar "bu karakter tam ben" dedirtti. ancak tek bir kişi, okuma yaptığım bütün seferlerde tek bir kişi "kendimi görüyorum ama onun gibi bir seviyeye çıkabilir miyim acaba bir gün?" dedirtti bana,o da bir karakter değil, bir yazarın ta kendisi nikolay vasilyeviç.
kolay sıkılıyor. bazen çok uzun yazıp abartıyor yazılarını, bazen tamamen keyfi "tamam bu kadar yeter" diyor ve ortadan kesip atıyor. kadın düşmanı değil ama kadınlarla aşırı dalga geçiyor. kadın olsam acayip hoşnut olurdum dilinden. kadınların içindeki güç, şaşa tutkusuna hep dokunduruyor ama hiç hakaret etmiyor. hakaret ettiği zaman da bunu roman karakterlerinin üzerine yıkıyor* çünkü kaçışın kısayollarını bulmuş.
üstad sıfatı içi boş bir sıfat artık. ayak serçe parmağımı sallasam üstada çarpıyor. o yüzden bu adam gogol, sıfatlar üstü. nev-i şahsına münhasır.
internet üzerinde neredeyse herşeyim ona gönderme üzerine. banka şifreleri dahil birçok şifre onunla bağlantılı. tek bir falsosu var benim için ama onun yerinde olsam ben de bu haraketi yapardım, o da kendi kültürünü biraz da olsa arkaplanda bırakmış.
eğlenceli şeyler yazan, insanların hafiften neşelendiği şeyleri yazan kişi olarak normal yaşamında sıkıcı bir insan olduğunu düşünüyorum. ben de biraz böyleyim. bendeki hadsizliğe baksana, kendimi gogol zannediyorum, haddim olmadan...
2 sayfa girdi var bu başlıkta. yakında bu sayfaların en az 10-15 girdisi tolstoyun trençkotu'na ait olacak. seviyorum sözlük, çok seviyorum. ölümü, depresifliği, kuşkucu karakteri, alaycılığı, ingilizlere öykünülen kara mizahın tanrısı olması, sarkazm ve ironi konusunda birçok kere dans etmesi...

oraya da daha sonra geliriz elbet...
sevmiyorum, ölüp bitiyorum. tapıyorum. kitap okurken "bu adam ben" dediğimiz çoğu an vardır, martin eden'ın ceket cebinde şarap, viski şişesi ve buruşmuş kitap taşıyan olağanüstü kısa süreli dostu(düşün ki adını unutmuşum ve ismini google'dan yazıyorum, brissenden) , ştoltz, ya da pip'in aşık olduğu o genç kızın erkek hali olarak, ya da olaylardan fark ettirmeden güzelce kaçan gringoire olarak gördüm kendimi birçok sefer. birçok okumada bazı zamanlar "bu karakter tam ben" dedirtti. ancak tek bir kişi, okuma yaptığım bütün seferlerde tek bir kişi "kendimi görüyorum ama onun gibi bir seviyeye çıkabilir miyim acaba bir gün?" dedirtti bana,o da bir karakter değil, bir yazarın ta kendisi nikolay vasilyeviç.
kolay sıkılıyor. bazen çok uzun yazıp abartıyor yazılarını, bazen tamamen keyfi "tamam bu kadar yeter" diyor ve ortadan kesip atıyor. kadın düşmanı değil ama kadınlarla aşırı dalga geçiyor. kadın olsam acayip hoşnut olurdum dilinden. kadınların içindeki güç, şaşa tutkusuna hep dokunduruyor ama hiç hakaret etmiyor. hakaret ettiği zaman da bunu roman karakterlerinin üzerine yıkıyor* çünkü kaçışın kısayollarını bulmuş.
üstad sıfatı içi boş bir sıfat artık. ayak serçe parmağımı sallasam üstada çarpıyor. o yüzden bu adam gogol, sıfatlar üstü. nev-i şahsına münhasır.
internet üzerinde neredeyse herşeyim ona gönderme üzerine. banka şifreleri dahil birçok şifre onunla bağlantılı. tek bir falsosu var benim için ama onun yerinde olsam ben de bu haraketi yapardım, o da kendi kültürünü biraz da olsa arkaplanda bırakmış.
eğlenceli şeyler yazan, insanların hafiften neşelendiği şeyleri yazan kişi olarak normal yaşamında sıkıcı bir insan olduğunu düşünüyorum. ben de biraz böyleyim. bendeki hadsizliğe baksana, kendimi gogol zannediyorum, haddim olmadan...
2 sayfa girdi var bu başlıkta. yakında bu sayfaların en az 10-15 girdisi tolstoyun trençkotu'na ait olacak. seviyorum sözlük, çok seviyorum. ölümü, depresifliği, kuşkucu karakteri, alaycılığı, ingilizlere öykünülen kara mizahın tanrısı olması, sarkazm ve ironi konusunda birçok kere dans etmesi...
devamını gör...
39.

ölümü ve birkaç ayrıntı üzerine...
42 yaşında öldü. tolstoy'un öldüğü yaştan tam 40 yıl daha az yaşadı. 1809, tolstoy da 1928 doğumlu olduğu için onun ölümü tolstoy'un henüz kendini bile bulamadığı bir döneme denk geliyor. aslında bir nevi kayıp çünkü puşkin'den etkilenen gogol gibi gogol'den manen değil sadece fiziken de etkilenen bir tolstoy'dan söz edebilirdik.
tolstoy, anna karenina'yı 50, insan ne ile yaşar'ı 57, ivan ilyiç'in ölümü'nü 58, diriliş'i 71 yaşında yazdı.
gogol ölü canlar'ın kalan bölümlerini (ki yazılmış metinler de sonlara doğru çok fazla eksik bölümler içeriyor) birçok faktör sebebiyle(muhtemel ölüm korkusu-dine yakınlaşma-delirme vs. vs.) yazamıyor. yazdıklarını da zaten o başlıkta da söylediğim üzere yakıyor.
tolstoy'un gogol'ün yaşamadığı yaş günlerinde(40'lı yaşlardan 80'li yaşlara kadar) yazdıklarına bakarak "neler neler kaçırdık" diyebiliriz. fakat açık ve net şekilde ruhsal-zihinsel sağlığı, yıllar geçtikçe yerinden oynamaya başladığı için diğer bir ihtimal olan "aslında hayırlı da olmuş. efsanesini kötü intiba sebebiyle gölge altında bırakabilirdi" de diyebiliriz. çünkü ortaya çıkmaya başladığını düşündüğümüz bazı korkuları yüzünden kendini frenlediği apaçık ortada olan bir durum.
ölü canlar'ı yakması ne kadar zor bir karakter olduğunu ve bünyesinin ne kadar hassas olduğunun kanıtlarından birisi.
42 yaşında bir yazar için - ki yazarlarda yazım yeteneği bir kartopu gibi. genelde çığa dönüşmesi 50'li yaşların başları, ortalarında gerçekleştiği için, genç yaşta hayatını kaybeden müzisyenler için söylenilen "keşke yaşasaydı da eserlerine yenilerini ekleseydi" cümlesi gogol için de gayet söylenebilir - verdiği eserler ve özellikle öykülerdeki gerilim unsurları, rüya tasvirleri, uyanık-uykuda olma git gelleri derken oluşturduğu tarz zamanının ötesinde.
rüya tasvirleri konusunda ufak bir parantez açmak ve biraz da olsa değinmek gerekirse gonçarov'un daha sonraki aylarda hakkında onlarca ayrı ayrı tanım gireceğim oblomov'unda ilia ilyiç'in çocukluğunda rüyalarındaki malum çukur, dostoyevski'nin ise suç ve ceza'daki olağanüstü çocuk ve gözü önünde işkence gören at sahnesi tasvirleri ile gogol'ün öykülerindeki rüya tasvirleri ortak bir nokta adeta. ki vladimir tolstoy'un güzel bir anlatım yaptığı "sizinle aynı odada bulunabilir ve konuşamayabiliriz. olabilir böyle bir şey, gayet mümkün. tam da bu bahsettiğim duruma benzer 1877 yılında bir ders sırasında tolstoy ve dostoyevski'nin aynı ortamda bulunmalarına rağmen, ortak arkadaşları strakhov'a rağmen birbirleriyle tek bir cümle bile konuşmaları gibi... salovyeva'nın felsefe dersinde aynı ortamdalardı ve strakhov onları, ikisinin ortak arkadaşı olmasına ve sürekli ikisiyle de mektuplaşmasına rağmen nasıl olduysa konuşturmadı. nadir görülebilecek bir andı ve sonrasında iki yazar da bu durumdan pişmanlık duydular... devamında zaten birbirlerine nasıl ilham verdikleri hepim(n)izin malumudur" beyanında ve sonrasında eklediği gibi iki insan aynı dönemde konuşmasalar da birbirlerine nasıl etki ettiklerini vurgulamasından böyle iki dehanın birbirini etkileyebileceğini anlıyoruz. bu vladimir tolstoy anısı olmasa da 3 ayrı yazarın (gogol-goncarov-dostoyevski) güzel bir ortak noktada bilerek ya da bilmeyerek birleştiğini ve rüya tasviri konusundaki ortaklıklarını görüyor, biliyoruz okuduğumuz romanlar öykülerde...
doktor tarasyenkov'un gogol'ün son günleri anılarında anlattığı üzere, polisler gogol'ün ölümü sonrasında cenaze evine gelmeden önce(1.5 saatlik süre boyunca ) doktoru tarasyenkov bütün odaları ve dolapları teker teker karıştırma şansına sahip olduğunu ve gerek not defterleri gerek te paraları aldığını söylüyor. paraların ihtiyaç sahiplerine ve kilise törenine gideceğini önceden söylediği için bu durumla polis gelmeden tarasyenkov ilgileniyor. moskova üniversitesi profesörü şevyrova'da olan emanet 2000 ruble de "bu para benim değil" denilerek gogol adına, sonra kullanılmak üzere profesörde bulunuyor. doğal olarak öldüğünde üzerinde nakit para bulunamıyor.
"ölümü sonrası bağış miktarı olarak, genç ve ihtiyaç sahibi bilim öğrencilerine 2500 ruble ve ölü canlar'ın ikinci bölümü için 170 ruble vardı.
resmi polis kayıtlarında vasiyet ve not defterleri bulunduğu yazılı."

görseldeki kişi vasiliy gippius, dönemin insanlarının da anılarında bahsettikleri gizemli, tescilli yalancı gogol hakkında "insanlar onun yalancı çoban olduğuna inandılar ve söylediği hiçbir şeyin doğru olmadığını kabullendiler." diyor. çok iyi hikaye yazan ve birçok editörü bazı öykülerinde metinlerini çaldığı için haklı olarak aşağılayan (başka bir kitabının başlığında yazacağım bunun hakkında) gogol'ün arsız bir yalancı olma ve insanları alay konusu yaptığı için sevilmeme ihtimali çok yüksek. bu yüzden gippius'un söylediklerine ben kayıtsız inanıyorum. adam sarkastik yaşamın sembollerinden birisi. pembe yalanları iyice büyütüp işi dalgaya vurmuş olabilir.
"mektupları ve yazışmalarında gözlendiği gibi; kendini gizleme, olmadığı yerlerde(bazen yurtdışı) olduğunu iddia etme, sürekli yalan söylemek gibi özellikleri var. birçok metinde olmadığı birisi olarak kendini ifade ettiği bariz. düzenli olarak, author(anlatıcı)olduğu birçok metinde de tıpkı mektuplarda olduğu gibi kendisi değil bir başkası olarak yazdığına emin olabilirsiniz. onu daha sonra anlatan kişiler zorlansınlar hatta hakkında gerçekleri yazamasınlar diye gerçek hayatta olduğu yerler yerine bambaşka yerlerden tasvirler yapıyordu, bunları görmek için gönderdiği bazı mektuplar dahi yeterli"
şöyle bir ayrıntı var ki, mektubunda hakaret ettiği bir departman görevlisi hakkında söyledikleri üzerine araştırma yapılıyor ve gogol'ün adamla hayatı boyunca görüştüğüne dair bile kanıt yok. sürekli bulunduğu yer ve ortamlar ile ilgili yalan söylemesi dışında, insanları zan altında bıraktığı birçok mektup ta olduğu vasiliy gippius vb. kişiler tarafından iddia ediliyor. aslında iddia değil birçoğu kanıt.

gogol ve puşkin tasviri.

gogol ve puşkin yine aynı ortamdalar.

zhukovski'de akşam toplantıları ismiyle bir eser. soldan 4. sıradaki gogol ama bu fotoğrafı kaldırabilirim. çünkü çok küçük görünüyor.
yalancılık konusunda ve bu mistik karakteri konusunda sadece bir kişiden alıntı yapsak ta objektif değil tam tersi gayet taraflı yorumlar var. birçoğu gogol'ün hayatında bulunmuş, etrafında bulunmuş insanlar fakat ne olursa olsun işin içinde başka çıkar ilişkileri de olabilir. okuduğumuzda fark ediyoruz ki bu kadar insanın neredeyse aynı görüşte olması da söylenilenlerin gerçekçiliği konusundakm kuşkuları azaltıyor.

bir diğer mektupta, tasvirde gogol'ün tam karşısında duran sırtı bize hafif dönük olan kişi olan sergey timofeeviç aksakov'un sözleri ki gerçekten tuhaf. ölümü sonrasında dokunaklı yazı, kitaplarda dahi ortada olan durumu, gogol'ün olumsuz durumunu açıklar gibi:
"arkadaşlarıyla bile içten, samimi, dürüst ve açık sözlü değildi. beğenileri, yaşam koşulları, yazdığı kitaplar ve hatta ailesi ile ilgili bütün konularda...
gogol'de sadece iki mod vardı, yaratım ve dinlenme. net anlaşılıyor ki gogol etrafındaki çok az insanı kendine kabul etti ve onlardan etkilendi. yanında bulunanlara çok az kulak verdi. ne onların ne konuştuklarını dinliyor ne de onlara ne söylediği ile ilgili bir özen gösteriyordu..."
bir başka gogol yazısında görüşmek üzere...
devamını gör...
40.
vasil vasil vasil. gereken hızda söylerseniz yanınızda aniden mükemmel bir rus edebiyatı klasiği beliriyor. metronomu kaçırmamak önemli.*
devamını gör...