sahibinin sesiyle okunan cümleler
başlık "son feci mars" tarafından 02.12.2020 01:10 tarihinde açılmıştır.
941.
"ünlü futbolcu hakan ünal, jet sosyete ajda hanım, iş insanı ali bey, hepsi burada"
devamını gör...
942.
oooooooooh.
devamını gör...
943.
nereye sıçacaklar?
eski video sivaslı abimizin tonu ile ama..
eski video sivaslı abimizin tonu ile ama..
devamını gör...
944.
devamını gör...
945.
"kutlamıyorum"
devamını gör...
946.
değerli yolcularımız, lütfen gemi iskeleye yanaşırken halat mahaline girmeyiniz, inişlerinizi mutlaka yolcu rampası üzerinden yapınız ve dikkatli olunuz. yolculuk süresince çocuklarınızı yanınızdan ayırmayınız. can yelekleri koltukların altında ve can yeleği dolaplarındadır. lütfen çevrenizin ve denizlerimizin temizliğine özen gösteriniz ve çöplerinizi denize atmayınız.
devamını gör...
947.
ea sports, it’s in the game
belli bir kafa hareketi yapmadan bu söylenemiyor…*
youtube.com/shorts/K_l6z3Ul...
belli bir kafa hareketi yapmadan bu söylenemiyor…*
youtube.com/shorts/K_l6z3Ul...
devamını gör...
948.
devamını gör...
949.
bu grup daha genç ananı tanıyor olamazlar.
devamını gör...
950.
tatlı rüyalar..
devamını gör...
951.
baba necla gitti. bavulunu mavulunu toplayıp gitti. kocamı da aldı. kocamı da aldığğğğğğğğ.
devamını gör...
952.
hareket saati geçmiş otobüs kaptanlarının dikkatine! peronları acilen boşaltmanız gerekmektedir, aksi halde cezai işlem uygulanacaktır.
devamını gör...
953.
ayyygaaassss dudidüüüü.
bu ikisi bir arada cümledir benim için.*
bu ikisi bir arada cümledir benim için.*
devamını gör...
954.
'bu fakir burada durdukça...!'
(bu ipucu cümlesinin arkasından, her neyin olmayacağı söyleniyorsa: bilin ki o şey kısa süre sonra olacaktır..)
(bu ipucu cümlesinin arkasından, her neyin olmayacağı söyleniyorsa: bilin ki o şey kısa süre sonra olacaktır..)
devamını gör...
955.
(bkz: burdayım be burdayım)
devamını gör...
956.
ismet özel - münacaat (kendi sesinden)
bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.
hata yapmak
fırsatını adem ve veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.
çeşme var, kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.
gençtim ya, ne fark eder deyip geçerdim
nehrin uğultusu da olur, dalların hışırtısı da
gözyaşı, çiğ tanesi, gizli dert veya verem
ne fark eder demişim
bilmeden farkı istemişim.
vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
arastadan ırmaklara çark ettiren dargınlık!
yola madem
çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
hava bozar, yüzüm eğik giderdim yine
yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
yola devam ederdim.
gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.
oysa bu sürgün yeri, bu pıtraklı diyar
ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
ah, bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
gönendi dünya bundan istifade
dünya bayındırladı:
bir yakış, bir yanış tasarımı beride
öte yakada bir benî adem
her gün küsülü kaldık.
bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
artık bu yaşa erdirdin beni, anladım
gençken almadın canımı, bilmedim
demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
çiğ tanesi sanmak ne cüret, gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher.
şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.
hata yapmak
fırsatını adem ve veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.
çeşme var, kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.
gençtim ya, ne fark eder deyip geçerdim
nehrin uğultusu da olur, dalların hışırtısı da
gözyaşı, çiğ tanesi, gizli dert veya verem
ne fark eder demişim
bilmeden farkı istemişim.
vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
arastadan ırmaklara çark ettiren dargınlık!
yola madem
çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
hava bozar, yüzüm eğik giderdim yine
yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
yola devam ederdim.
gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.
oysa bu sürgün yeri, bu pıtraklı diyar
ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
ah, bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
gönendi dünya bundan istifade
dünya bayındırladı:
bir yakış, bir yanış tasarımı beride
öte yakada bir benî adem
her gün küsülü kaldık.
bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
artık bu yaşa erdirdin beni, anladım
gençken almadın canımı, bilmedim
demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
çiğ tanesi sanmak ne cüret, gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher.
şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
devamını gör...
957.
“göklerdeeen gelen bir karar vardır”
devamını gör...
958.
"hizmetkar olmaya geldik"
uzun adam educatedear remix haliyle.
uzun adam educatedear remix haliyle.
devamını gör...
959.
"dizi atv'de izlenir"
devamını gör...
960.
mumdan çıkmış yangın.
devamını gör...