21.
ülkemiz için ise bu hep vardı zaten. sadece görünür değildi.
devamını gör...
22.
sağdan soldan duyulan cümlelerle analiz kasma aktivitesi, fikir paylaşma platformları var olduğundan beri süregelen bir detay olmakla birlikte, aşikare hale gelmiş bir mevzu olan sosyal çürümeyi sırf insanlar dile getiriyor diye sinirlenmek de bu çürümeye destek atmak değil midir diye felsefik sürüklemelere müdahil edilesi sorunsal.
kokuyor ortalık,
koktu demek için diplomaya değil burna ihtiyacımız var sadece.
hiç.
kokuyor ortalık,
koktu demek için diplomaya değil burna ihtiyacımız var sadece.
hiç.
devamını gör...
23.
hem de öyle bir çürüme ki eşek ölüsü bile böyle çürüyüp kokamaz. burnumuzda mandalla gezeceğiz bu gidişle ama o da çare olmayacak gibi. herkes ektiğini biçecek bu hep böyle oldu, yine aynısı olacak. sen hizaya gelmezsen seni hizaya sokarlar, sokacaklar da hem de anırta anırta.
devamını gör...
24.
milli bayramlarda atatürk paylaşımı yapan beyaz yakalılar mide bulandırıyor diye atatürkçülükten rahatsız oluyor musun?
böyle bi yere varılmaz. konunun özünden uzaklaşmak sosyal çürümeye sebep olanları korumak demektir. bu ülkede hissedilenin ötesinde bi çürüme var.
benim de antipopülizmin kayığına bindiğim çiğ zamanlar oldu. anonim kimliğin arkasında zırvaladığım bi ömür bıraktım ekşide. hoşuma da gidiyordu ama şartlar bu kadar kötü değildi.
yine saçmalarım. şu ana kadar hiç mantıklı cümle kurmadım. profil burada. sadece foseptik çukurunun içinde olduğumuzu bile bile, hepimiz aynı bokun içindeyken, çocuğumuzu-evladımızı geçtim kedimizi sokağa bırakamadığımız, tavuk yiyerek öldüğümüz, bir zamanlar önüne ekmek attığımız doktor diplomalı rus fahişelere dönüştüğümüz, kurumsal kimliğimize sendika mührü bastırmak için kuyruktaki en masumun ciğerini söktüğümüz cennet vatanımızda rahatsızlık verecek en son kişinin dijital sığırlar olduğunu bilmemiz lazım. yoksa ben de rahatsızım breaking bad'in bu kadar övülmesinden ama tuvalette bile güldür güldür izliyorum.
böyle bi yere varılmaz. konunun özünden uzaklaşmak sosyal çürümeye sebep olanları korumak demektir. bu ülkede hissedilenin ötesinde bi çürüme var.
benim de antipopülizmin kayığına bindiğim çiğ zamanlar oldu. anonim kimliğin arkasında zırvaladığım bi ömür bıraktım ekşide. hoşuma da gidiyordu ama şartlar bu kadar kötü değildi.
yine saçmalarım. şu ana kadar hiç mantıklı cümle kurmadım. profil burada. sadece foseptik çukurunun içinde olduğumuzu bile bile, hepimiz aynı bokun içindeyken, çocuğumuzu-evladımızı geçtim kedimizi sokağa bırakamadığımız, tavuk yiyerek öldüğümüz, bir zamanlar önüne ekmek attığımız doktor diplomalı rus fahişelere dönüştüğümüz, kurumsal kimliğimize sendika mührü bastırmak için kuyruktaki en masumun ciğerini söktüğümüz cennet vatanımızda rahatsızlık verecek en son kişinin dijital sığırlar olduğunu bilmemiz lazım. yoksa ben de rahatsızım breaking bad'in bu kadar övülmesinden ama tuvalette bile güldür güldür izliyorum.
devamını gör...
25.
yukarda çok güzel bir örneği var. vatandaş öyle bi sıkılmış ki boğazından normalini unutmuş. birisi halatını gevşetir diye korkuyor. hırsızın hiç suçu yok gerçekten.
devamını gör...
26.
devamını gör...
27.
devamını gör...
28.
‘ne düşündüğü’ yerine ‘ne düşünülmesi ve ne yapılması gerektiği’ ile ilgilenen bir toplum yapısında, yargılama ve eleştiri üzerine kurulu ilişkilerle ne kendimizi ne de başkalarını memnun edemeden yaşıyoruz.”
devamını gör...
29.
(bkz: islam)
"eskiden rüşvetin raconu vardı. artık racon falan kalmadı, kim kimden ne koparırsa."
"şu ihaleye bir de kuşlarla ilgili bilimsel makale eklesek."
"gömlek aldık hediye olarak, reddetti, şaşırdık. baktık ki sonradan sürgün edildi."
"rüşveti yemeyen, bazen dayağı yiyor."
"yani ihale alacaksan, önce o tarikata vermen gerekeni veriyorsun, sonra ihaleni alıyorsun."
türkiye'de dönen rüşvet çarkını tüm çıplaklığıyla ele aldık.
çok sayıda kaynakla görüştük.
bugünkü durumu ayrıntılı olarak, birinci elden tanıkların anlatımlarıyla aktardık.
rüşvet denilince herkesin aklına güncel ya da tarihi bir örnek geliyordur mutlaka. böyle bir habere de tarihten bir yaprağı hatırlatmadan başlamak olmaz. şimdi gelin önce 90’lı yıllarda yaşadığımız iki ‘tarih’ olmuş gündemi hep birlikte hatırlayıp hemen sonrasında “bu kadar da olmaz” diyeceğinizi düşündüğümüz güncel öykümüze, akp türkiyesi’nde yaşananlara geçelim.
kaynak
ihaleye giren bir şirket yetkilisinin, ihale bedeli bilimsel makale talep eden kamu görevlisiyle karşılaşmışlığı dahi var.
bir inşaat mühendisi olan ilgili kamu görevlisi, kendisi adına kaleme alınmış bilimsel makale talep ediyor. talep tuhaf karşılanıp etik bulunmayınca da öfkeleniyor. sonuç olarak ilgili şirket, o kurumdan bir daha ihale alamıyor.
"sonradan öğrendim ki, bu çok ama çok yaygın bir uygulamaymış" diyor. "kamu kurumundaki görevliler, verdikleri ihale karşılığında kendileri yazmış gibi, tek imzalı, bilimsel kriterlere uygun makaleler istiyor."
konuyu anlatırken şaşkınlık hali sürüyor ilgili ismin, “kamu kurumlarında çalışanların makalelerini araştırsınlar, neler çıkar neler!” diyor.
"eskiden rüşvetin raconu vardı. artık racon falan kalmadı, kim kimden ne koparırsa."
"şu ihaleye bir de kuşlarla ilgili bilimsel makale eklesek."
"gömlek aldık hediye olarak, reddetti, şaşırdık. baktık ki sonradan sürgün edildi."
"rüşveti yemeyen, bazen dayağı yiyor."
"yani ihale alacaksan, önce o tarikata vermen gerekeni veriyorsun, sonra ihaleni alıyorsun."
türkiye'de dönen rüşvet çarkını tüm çıplaklığıyla ele aldık.
çok sayıda kaynakla görüştük.
bugünkü durumu ayrıntılı olarak, birinci elden tanıkların anlatımlarıyla aktardık.
rüşvet denilince herkesin aklına güncel ya da tarihi bir örnek geliyordur mutlaka. böyle bir habere de tarihten bir yaprağı hatırlatmadan başlamak olmaz. şimdi gelin önce 90’lı yıllarda yaşadığımız iki ‘tarih’ olmuş gündemi hep birlikte hatırlayıp hemen sonrasında “bu kadar da olmaz” diyeceğinizi düşündüğümüz güncel öykümüze, akp türkiyesi’nde yaşananlara geçelim.
kaynak
ihaleye giren bir şirket yetkilisinin, ihale bedeli bilimsel makale talep eden kamu görevlisiyle karşılaşmışlığı dahi var.
bir inşaat mühendisi olan ilgili kamu görevlisi, kendisi adına kaleme alınmış bilimsel makale talep ediyor. talep tuhaf karşılanıp etik bulunmayınca da öfkeleniyor. sonuç olarak ilgili şirket, o kurumdan bir daha ihale alamıyor.
"sonradan öğrendim ki, bu çok ama çok yaygın bir uygulamaymış" diyor. "kamu kurumundaki görevliler, verdikleri ihale karşılığında kendileri yazmış gibi, tek imzalı, bilimsel kriterlere uygun makaleler istiyor."
konuyu anlatırken şaşkınlık hali sürüyor ilgili ismin, “kamu kurumlarında çalışanların makalelerini araştırsınlar, neler çıkar neler!” diyor.
devamını gör...
30.
akp ve recep tayyip erdoğan'ın başa gelmesiyle 24 senedir hızla devam eden, toplumun yozlaşması, etik ve ahlaktan uzaklaşması durumu. bakın kutuplaşmadan, ötekileştirmelerden, nefretten vs bahsetmedim bile.
eskiden de olurdu tek tük suçlar, hırsızlıklar, cinayetler ama çürümenin normalleştirilmesi durumu yoktu. bana göre bu sosyal arızaların vuku bulmasından çok, bu durumun normalleştirilmesi insanı çok üzüyor.
ve en kötüsü de insanların hayalleri çalınıyor. eskiden de insanlar fakirdi ama hayalleri vardı. belli bir partiye üye olmayan da bir yerlere gelebiliyordu. halbuki şimdi öyle mi? akp'ye üye olmadan bir yerden bir ihale kap bakalım!
yani uzun lafın kısası ciasal islam bir ülkenin zehiridir. hastalık yapar. hastalığın adı da sosyal çürümedir. sonunda ölür gidersiniz.
eskiden de olurdu tek tük suçlar, hırsızlıklar, cinayetler ama çürümenin normalleştirilmesi durumu yoktu. bana göre bu sosyal arızaların vuku bulmasından çok, bu durumun normalleştirilmesi insanı çok üzüyor.
ve en kötüsü de insanların hayalleri çalınıyor. eskiden de insanlar fakirdi ama hayalleri vardı. belli bir partiye üye olmayan da bir yerlere gelebiliyordu. halbuki şimdi öyle mi? akp'ye üye olmadan bir yerden bir ihale kap bakalım!
yani uzun lafın kısası ciasal islam bir ülkenin zehiridir. hastalık yapar. hastalığın adı da sosyal çürümedir. sonunda ölür gidersiniz.
devamını gör...
31.
gelir adaletsizliğinin aşırıya kaçmadı sonucu normal bir durum.
aşırıya kaçma yolunda curuduk,sonra bir baktık ki birşeyler değişmiş.
aşırıya kaçma yolunda curuduk,sonra bir baktık ki birşeyler değişmiş.
devamını gör...