unutulmayan kitap başlangıç cümleleri
başlık "çünkümutluyumm" tarafından 19.05.2021 14:17 tarihinde açılmıştır.
1.
bazı kitaplar ilk cümleden içine alır sizi. sizin ilk cumlesine vurulduğunuz kitaplar hangileriydi?
benimki;
birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. içimdeki sıkıntı eridi.
aylak adam/ yusuf atılgan
benimki;
birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. içimdeki sıkıntı eridi.
aylak adam/ yusuf atılgan
devamını gör...
2.
zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı hem aptallık, hem inanç devriydi hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana, sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece "daha" sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.
iki şehrin hikâyesi-charles dickens
.
iki şehrin hikâyesi-charles dickens
devamını gör...
3.
"toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma. 'ne zaman' demişti, 'birini tenkide davranacak olsan, hatırdan çıkarma, herkes senin imkanlarında gelmemiştir dünyaya!''"
muhteşem gatsby
muhteşem gatsby
devamını gör...
4.
“adam gibi oku sonra sağda solda yanlış nakledip canımı sıkma benim”
otobiyografi, nikiforenko, metis yay 2021
otobiyografi, nikiforenko, metis yay 2021
devamını gör...
5.
“ ertesi gün hiç kimse ölmedi. “
büyük usta jose saramago’nun ölüm bir varmış bir yokmuş kitabının başlangıç cümlesidir.
müthiş bir cümle olmasının nedenlerinden biri romanın tek cümleyle özetlenmiş olmasını sağlamasıdır. bu ilk cümle romanla ilgili bir beklenti yaratır ve roman da bu beklentiyi fazlasıyla karşılar.
roman böyle başlar, böyle de biter.
büyük usta jose saramago’nun ölüm bir varmış bir yokmuş kitabının başlangıç cümlesidir.
müthiş bir cümle olmasının nedenlerinden biri romanın tek cümleyle özetlenmiş olmasını sağlamasıdır. bu ilk cümle romanla ilgili bir beklenti yaratır ve roman da bu beklentiyi fazlasıyla karşılar.
roman böyle başlar, böyle de biter.
devamını gör...
6.
"gregor samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu."
franz kafka -dönüşüm
franz kafka -dönüşüm
devamını gör...
7.
fiyatı 75 tl.
devamını gör...
8.
benim adım kinyas. gün ağrıyor. başım ağrıyor. ismimi kendime ben verdim. bitmeyen bir öfke ve bitmeyen bir mutsuzluğun ifadesi. bütün insanlara kızgınım. yaşadıkları için. hayattan midem bulanıyor... ateşle oynarım. yeterince benzin ve karşımda oturan adamın ceketinin iç cebindeki çakmakla dünyayı yakabilirim. benim adım neron. geceleri, çaldığım arabalarla gezerim. tokyo'da doğdum. iki zenciye üç gram kokain karşılığında bileklerimi kestirttim. sabah uyandığımda okyanus beni yıkadı. benim adım steve mcqueen. bütün bildiklerimi kusarak hayatta kalıyorum. david bowie'yi rüyamda gördüm. sabah bir gözüm yoktu. şiir yazdım. tam üç tane. birini rendeleyip makarna sosuma kattım. diğerini yakıp küllerini kum saatine koydum. biraz zaman kazandım böylece. sonuncusunu ise şimdi yazdım. işte geliyor:
sözlerimin sonunu duymadığın zaman.
cümlelerimin sonunu duymadığın zaman.
değiştiriyorum son kelimelerimi.
değiştiriyorum sonumu.
kendimi ölümsüz olarak görüyorum. mekân ve zamandan kopalı yıllar oluyor. bir kıza âşık olmuştum. onu görmek için altı saat yol almam gerekiyordu. bir sabah, treni kaçırdım. âşık olmaktan vazgeçtim. kendinden vazgeçmenin ne olduğunu asıl ben bilirim. benim adım kaygusuz abdal. tanrı'dan vazgeçtim. ölmekten vazgeçtim. çünkü ölürsem ve eğer yukarıda beni ödül ve ceza sisteminin bekçileri bekliyorsa çok büyük kavgalar etmem gerekecekti. ölmek istemiyorum, çünkü tanrı'yı da öldürürüm diye korkuyorum. ve böyle bir vefata benim dışımda kimse dayanamaz... platon'un mağara istiaresi'ne karşılık, ben de kuyu istiaresi'ni yazdım: doğdukları andan itibaren düşen insanların, yanlarından hızla geçen fırsatlara ve başka insanlara tutunup tırmanmalarını ve bunu sadece doğdukları andaki yüksekliklerine erişebilmek için yaptıklarını anlattım. ancak ellerini ağızlarına sokup, parmaklarını ısırıp hiçbir şeye tutunmamaya kararlı olanları da anlattım. ve sordum, tanrı'nın yukarıda mı yoksa aşağıda mı olduğunu. eskiden poker oynardım. şimdi de, tanrı’nın aşağıda, kuyunun dibinde olduğuna oynuyorum. hayatım masada, birkaç kırmızı oyun fişiyle.
az yedim, çok içtim. hâlâ içiyorum, içki ayırmadım. alkolü kendime yakıştırdım. her türlü uyuşturucudan tattım. bağımlılıktan nefret ettim. gitmemi, terk etmemi engeller diye. ne bir maddeye, ne de bir insana bağlandım. sırf bunu kendime kanıtlamak için eroin kullandım, âşık oldum, ikisini de arkama bakmadan bırakıp gittim. geçmişe tükürüp geleceği çiğnedim. bugünü ise uyuyarak geçirdim. benim adım houdini. dünyayı bir oyuncağa çevirdim. ayak basmadığım yer kalmadı. kalan varsa, onları da amuda kalkar geçerim! duvarlara, bedenime resimler çizdim. bir gün öyle gürledim ki önümde duran şarap kadehi çatladı. benim adım hitler. kendi ordumu kurmak için bir sürü kadına tohumlarımı bıraktım... şimdiyse ağlıyorum. hepimiz için. çünkü hiçbiri
işe yaramadı...
sözlerimin sonunu duymadığın zaman.
cümlelerimin sonunu duymadığın zaman.
değiştiriyorum son kelimelerimi.
değiştiriyorum sonumu.
kendimi ölümsüz olarak görüyorum. mekân ve zamandan kopalı yıllar oluyor. bir kıza âşık olmuştum. onu görmek için altı saat yol almam gerekiyordu. bir sabah, treni kaçırdım. âşık olmaktan vazgeçtim. kendinden vazgeçmenin ne olduğunu asıl ben bilirim. benim adım kaygusuz abdal. tanrı'dan vazgeçtim. ölmekten vazgeçtim. çünkü ölürsem ve eğer yukarıda beni ödül ve ceza sisteminin bekçileri bekliyorsa çok büyük kavgalar etmem gerekecekti. ölmek istemiyorum, çünkü tanrı'yı da öldürürüm diye korkuyorum. ve böyle bir vefata benim dışımda kimse dayanamaz... platon'un mağara istiaresi'ne karşılık, ben de kuyu istiaresi'ni yazdım: doğdukları andan itibaren düşen insanların, yanlarından hızla geçen fırsatlara ve başka insanlara tutunup tırmanmalarını ve bunu sadece doğdukları andaki yüksekliklerine erişebilmek için yaptıklarını anlattım. ancak ellerini ağızlarına sokup, parmaklarını ısırıp hiçbir şeye tutunmamaya kararlı olanları da anlattım. ve sordum, tanrı'nın yukarıda mı yoksa aşağıda mı olduğunu. eskiden poker oynardım. şimdi de, tanrı’nın aşağıda, kuyunun dibinde olduğuna oynuyorum. hayatım masada, birkaç kırmızı oyun fişiyle.
az yedim, çok içtim. hâlâ içiyorum, içki ayırmadım. alkolü kendime yakıştırdım. her türlü uyuşturucudan tattım. bağımlılıktan nefret ettim. gitmemi, terk etmemi engeller diye. ne bir maddeye, ne de bir insana bağlandım. sırf bunu kendime kanıtlamak için eroin kullandım, âşık oldum, ikisini de arkama bakmadan bırakıp gittim. geçmişe tükürüp geleceği çiğnedim. bugünü ise uyuyarak geçirdim. benim adım houdini. dünyayı bir oyuncağa çevirdim. ayak basmadığım yer kalmadı. kalan varsa, onları da amuda kalkar geçerim! duvarlara, bedenime resimler çizdim. bir gün öyle gürledim ki önümde duran şarap kadehi çatladı. benim adım hitler. kendi ordumu kurmak için bir sürü kadına tohumlarımı bıraktım... şimdiyse ağlıyorum. hepimiz için. çünkü hiçbiri
işe yaramadı...
devamını gör...
9.
yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.
-kör baykuş, sadık hidayet.
-kör baykuş, sadık hidayet.
devamını gör...
10.
“bütün mutlu aileler birbirine benzer ama her mutsuz ailenin kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.”
devamını gör...
11.
"bir duvar vardı. önemli görünmüyordu. kesilmemiş taşlardan örülmüş, kabaca sıvanmıştı; erişkin biri üzerinden uzanıp bakabilir, bir çocuk bile üzerine tırmanabilirdi. yolla kesiştiği yerde bir kapısı yoktu; orada yerin geometrisine indirgeniyordu: bir çizgiye, bir sınır fikrine. ama fikir gerçekti. önemliydi. yedi kuşak boyunca o duvardan daha önemli bir şey olmamıştı.
bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. neyin içeride neyin dışarda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı."
ursula guin - mülksüzler
bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. neyin içeride neyin dışarda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı."
ursula guin - mülksüzler
devamını gör...
12.
sizi rahatsız etmeye geldim. (bkz: ali şeriati)
devamını gör...
13.
devamını gör...
14.
daha gözünüzün ilk kelimesine temas etmesiyle sizi içine alan kitaplara ait cümlelerdir.
az sonra yazacağım cümlenin yazılmamış olması beni dehşete düşürdü. her gün 3 vakit favlanıyor, rtlenip insta story'e atılıyor oysaki. bu sözü herhangi bir timeline'da görmediğim gün paniğe kapılıyorum. sonra burnumdan derin bir nefes alıp sakinleşerek bir yerlerde birileri mutlaka paylaşıyordur diye kendimi teskin ediyorum. sanıyorum ki altına bir gün nazım hikmet, bir gün cemal süreya hatta ilyas salman yazılıp paylaşıldığı için kime, hangi kitaba ait olduğu, giriş cümlesi olup olmadığı bilinmiyor zaar.
şu isyan dolu girizgahımı güzel olan her şeyin değersizleştirilmesine dair bir eleştiri olarak alın lütfen.* bambaşka bir yazarın kitabıyla kahve storysi içine de konuk olsa gram değersizleşmiyor cümle, her şeye rağmen beni hep etkiliyor ne yalan söyleyeyim. şahsen türk romanları içinde özellikle en vurucu giriş cümlelerinden biri olduğunu düşünüyorum samimiyetle. keşke popüler kültüre yem olmasa da herkes bilinçle, değerinin farkında olsa bazı güzel şeylerin. ilk defa paylaşma görevini üstleniyorum çok heyecanlıyım çocuklar. nazikçe gerçekten ait olduğu bir yere iliştiriyorum... *
"hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.''
orhan pamuk, (bkz: masumiyet müzesi)
dip not olarak bir karakter eleştirisi: bir cümleye neden bu kadar yükseldiğimi de bilmiyorum. işte hep böyleyim; ben zaten bir şeyleri az sevmeyi hiç beceremiyorum...
az sonra yazacağım cümlenin yazılmamış olması beni dehşete düşürdü. her gün 3 vakit favlanıyor, rtlenip insta story'e atılıyor oysaki. bu sözü herhangi bir timeline'da görmediğim gün paniğe kapılıyorum. sonra burnumdan derin bir nefes alıp sakinleşerek bir yerlerde birileri mutlaka paylaşıyordur diye kendimi teskin ediyorum. sanıyorum ki altına bir gün nazım hikmet, bir gün cemal süreya hatta ilyas salman yazılıp paylaşıldığı için kime, hangi kitaba ait olduğu, giriş cümlesi olup olmadığı bilinmiyor zaar.
şu isyan dolu girizgahımı güzel olan her şeyin değersizleştirilmesine dair bir eleştiri olarak alın lütfen.* bambaşka bir yazarın kitabıyla kahve storysi içine de konuk olsa gram değersizleşmiyor cümle, her şeye rağmen beni hep etkiliyor ne yalan söyleyeyim. şahsen türk romanları içinde özellikle en vurucu giriş cümlelerinden biri olduğunu düşünüyorum samimiyetle. keşke popüler kültüre yem olmasa da herkes bilinçle, değerinin farkında olsa bazı güzel şeylerin. ilk defa paylaşma görevini üstleniyorum çok heyecanlıyım çocuklar. nazikçe gerçekten ait olduğu bir yere iliştiriyorum... *
"hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.''
orhan pamuk, (bkz: masumiyet müzesi)
dip not olarak bir karakter eleştirisi: bir cümleye neden bu kadar yükseldiğimi de bilmiyorum. işte hep böyleyim; ben zaten bir şeyleri az sevmeyi hiç beceremiyorum...
devamını gör...
15.
1919 yılı mayısının 19'uncu günü samsun'a çıktım.
devamını gör...
16.
binlercesini bir araya koyun
daha az kötülerin,
kafes daha neşesiz olur.
hobbes'a ait olsa da stendhal - kırmızı ve siyah'ın başında yazar.
daha az kötülerin,
kafes daha neşesiz olur.
hobbes'a ait olsa da stendhal - kırmızı ve siyah'ın başında yazar.
devamını gör...
17.
"bugün anne öldü. belki de dün, bilmiyorum. bakımevinden bir telgraf aldım:'anneniz vefat etti. cenaze yarın. saygılar.' bundan bir şey anlaşılmıyor. belki dün ölmüştür."

"privet drive dört numarada oturan mr ve mrs dursley, son derece normal olduklarını söylemekten gurur duyarlardı, sağ olun efendim.garip ya da gizemli işlere bulaşacak son kişilerdi, böyle saçmalıklara kafa yormazlardı çünkü."

"beth annesinin ölümünü elinden klipsli not levhası tutan bir kadından öğrendi. ertesi gün herald-leader'da fotoğrafı çıktı.maplewood yolundaki gri evin sundurmasında çekilmiş fotoğrafta beth sade, pamuklu bir elbiseyle görünüyordu daha o zamandan gösterişsizdi."

" yarın sabah öleceğim.
en azından engizisyoncular hücremde beni ziyaret ettiklerinde bana bunu söylüyorlar.haftalardır buradayım...bunu, yalnızca önüme getirilen öğünleri saydığım için biliyorum.
bir gün.iki gün.
dört gün.bir hafta.
iki hafta.
üç hafta.
bundan sonra saymayı bıraktım."
~adelina *

"privet drive dört numarada oturan mr ve mrs dursley, son derece normal olduklarını söylemekten gurur duyarlardı, sağ olun efendim.garip ya da gizemli işlere bulaşacak son kişilerdi, böyle saçmalıklara kafa yormazlardı çünkü."

"beth annesinin ölümünü elinden klipsli not levhası tutan bir kadından öğrendi. ertesi gün herald-leader'da fotoğrafı çıktı.maplewood yolundaki gri evin sundurmasında çekilmiş fotoğrafta beth sade, pamuklu bir elbiseyle görünüyordu daha o zamandan gösterişsizdi."

" yarın sabah öleceğim.
en azından engizisyoncular hücremde beni ziyaret ettiklerinde bana bunu söylüyorlar.haftalardır buradayım...bunu, yalnızca önüme getirilen öğünleri saydığım için biliyorum.
bir gün.iki gün.
dört gün.bir hafta.
iki hafta.
üç hafta.
bundan sonra saymayı bıraktım."
~adelina *
devamını gör...
18.
ben hasta bir adamım...
devamını gör...
19.
evimden çok uzakta, sibirya ormanlarının derinliklerinde hiç tanımadığım insanlarla birlikteydim. ilk zamanlar şaşkın, üşümüş belki biraz da tedirgindim fakat tüm bunlara rağmen bana gülümseyen, kendiminkine çok yakın bir dil konuşan bu insanların yanında, nedenini kavrayamasam da kendimi evimde gibi hissediyordum.
selcen küçüküstel- ren geyiği türkleri dukhalar.
selcen küçüküstel- ren geyiği türkleri dukhalar.
devamını gör...
20.
ölümden mutlu son çıkar mı?
devamını gör...
"unutulmayan kitap başlangıç cümleleri" ile benzer başlıklar
başlangıç
10