roman / eğlence-mizah / edebiyat
9.5 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

aziz nesin'in toplumsal eleştiri yaptığı mükemmel romanı. kimliği olmayan bir bireyin kimlik sahibi olmak için girdiği çabaları gösterir.

karakaplı nizami bey'e de selam olsun.
devamını gör...
aziz nesin'le lise yıllarımda tanışmama vesile olan kitaptır. aslında başta radyo tiyatrosu olarak yazılmış, ilgi görünce sahne oyunu ve bir gazetede çizgi roman olarak canlandırılmış, daha sonra kitap haline getirilmiştir. bu saydıklarım arasında tam olarak kaçıncı sıraya giriyor bilmiyorum fakat 1974 yılında gösterime giren ve başrolde halit akçatepe'yi gördüğümüz bir film de çekilmiş.

kitabın ana karakteri yaşar o kadar saf ve temiz kalpli ki.. aynı oranda da talihsiz biri. çocukken kimliğini almaya gittiğinde çanakkale'de şehit olduğu söyleniyor ve bir türlü vermiyorlar kimliğini. yaşar okula gidecek; kimliği yok, yaşamıyor. askere gidecek ama bir şekilde yaşıyor. evlenecek yaşamıyor, aileden kalan borçlar var, yaşıyor. yani anlayacağınız yaşar ne yaşıyor ne de yaşamıyor.

aziz nesin, yaşar yaşamaz'ı bu kadar sevmemizin ve geçmişte oyun, çizgi roman, roman ve film versiyonlarının büyük bir merakla beklenmesinin nedenini, hepimizin içinde bir yaşar yaşamaz'lık olduğuna bağlar. gerçekten de öyledir. çoğu zaman trajikomik olaylar yaşıyoruz ve bu olaylar ne kadar anlamsız ve acı da olsa gülmekten kendimizi alamıyoruz. eh, nihayetinde mizah yönümüz gelişmiş bir milletiz. yoksa nasıl yaşardık yaşanmaz bir devirde, ne yaşayıp ne yaşamayarak?
devamını gör...
ülkemizde gerçek örneklerine sıkça rastlanmış bir güldürüdür. çok komik ama çokta üzücüdür. yaşar her işinde yaşamamak engeliyle karşılaşır. ama o da nedir, devlet vergi alacağı zaman veya onu hapse atacağı zaman yaşar yaşar olur. ne zaman yaşar'ın işi yaşamaya düşse bu sefer devlet onu yaşamaz kabul eder.
devamını gör...
çeşitli sebepler yüzünden mapuslara düşen yaşar yaşamaz'ın mapustaki arkadaşlarına anlattığı hayat hikayesi.

devletin işine gelince ölü saydığı, işine gelince de yaşıyor saydığı bir garibanın hikayesi.
devamını gör...
lisede amatör tiyatro topluluğumuzla s*çıp batırdığımız aziz nesin'in kitabından uyarlanmış oyun. halka yukarıdan bakan il başkanı karakterini ve yaşar'ın mapusa girdiği vakitler ortaya çıkan mahkumlardan birini canlandırmıştım.

daha iyi bir bürokrasi eleştirisi yoktur. yeni nesil yönetim anlayışları geliştirilmesi ve artık kamu kurumlarındaki işlerin kolaylaştırılması gerekir. devlet, insan için vardır. sen insanı yaşat ki insan da devleti yaşatsın.

günümüzde hâlâ bir yerlerde yaşarlar olduğuna eminim. kara kaplı defterler insan hayatından daha kıymetliymiş!
devamını gör...
ilk kez 1977 yılında yayınlanan bir aziz nesin romanıdır. sadece devlet vatandaş ilişkisini konu almamıştır yazar bu kitapta. yaşar'ın hayatı üzerinden her okuyucu kendi çıkmaz düzenini keşfediyor.

bu kitabın bence enteresan hikayesi yaşar'ın talihsizliği yazar aziz nesin'in de peşini bırakmamış. aziz nesin bu kitabı önce radyo oyunu için yazıyor. oyun çok seviliyor. tiyatro oyunu yapılmak isteniyor. yapılıyor da. aziz nesin telif ücretini alamıyor. ardından 1974 yılında film yapılıyor, film çok izlense de aziz nesin yine telif ücretini alamıyor. sonra çizgi roman olarak bir gazetede yayınlanır. yine 1974 yılında trt(!) için tv dizisi yapılıyor. halk tarafından çok sevilince 1977 yılında roman olarak basılıyor.



yaşamak istiyorum, yaşayamıyorum; ölmek istiyorum, ölemiyorum.



- "siz gerçekten polis gelsin istiyorsanız benim dediğimi yapın. öyle sizin çağırdığınız gibi polis çağırılmaz."
- "ya nasıl çağırılır?"
- "çıkın şu bankın üstüne. sonra da ordan,'bu ne biçim düzen? bu ne rezalet! bu ne alçaklık! bu ne utanmazlık!' diye bağırın. işte o zaman, yerden mantar gibi polis biter, havadan karga gibi polis düşer, sen de şaşar kalırsın..."
devamını gör...
yaşadığımız coğrafyada yaşanan ve yaşanma ihtimali yüksek olan absürt durumların en iyi tasvirini yapan yazarın eşsiz kitabıdır. bu eserle yazar, madaralı roman ödülünü almıştır.

yazar; toplumsal adaletsizlik ve bürokrasi eleştirisini çatık kaşlarla değil kahkahalar attırarak okumanızı sağlıyor.
ağlanacak halimize gülüyoruz cümlesi, kitaplarının özeti niteliğinde.

aziz nesin sanki üzüntümüze teselli vermek için bu yola başvurmuş.
gülmek devrimci bir eylemdir. mizahi anlatımın önemi bu cümlede daha iyi anlaşılıyor.

her şey sanki olması gerektiği gibi işliyormuş izlenimi veren sistem kitap karakterimizin en büyük sınavı. devlet bir hata yapıyor olamaz mı?
devlet seni öldürebilir hemde iki defa. kimliğin olmayabilir, sen yok olabilirsin. kitap karakteri devlet tarafından yok sanılsada, devletin ona ihtiyacı olduğu anda var olmak zorundadır. nasıl yani? bol kafa yanmalı... yok artık!
bu kadar da olmaz denilen yerlerin olduğu satırlar. ah be yaşar sen niye doğdun?

nesin'in mürekkebi hiç tükenmemiş. çok yazmaktan sağ eline kramp giren 'yazar krampı' denilen hastalığa sahip olsa da, yılmamış hep yazmış.

özetle bu kitapta, bürokratik hataların insan hayatını nasıl mahvettiği anlatılıyor. devlet'in kestiği parmak acımaz fakat acımayan da yer kalmaz... ölsen ölemezsin yaşasan yaşayamazsın. yaşar'ın ki de o hesap. hesabı çarşıya uymayanların hikayesi.

adam idama götürülüyor.
- üzülme arkadaş beterin beteri var.
+ ulan bundan beteri olur mu?
- olur. seni asmaya götürüyorlar yine senden öncekini kazığa oturtturmuşlardı.
devamını gör...
bu kitap benim aziz nesin ile ilk tanışma kitabım.  hep türk edebiyatında eksik olduğumu söyler,  elimden geldiğince de tanışmaya çalışırım. aziz nesin'le de ilk bu şekilde tanışmam gerektiği önerisini aldım. kitabı okumadan önce hakkında hiçbir fikrim yoktu. ilk sayfada imzasını da görünce bir mutlu olmadım değil.  sonra kitabın telif haklarının  nesin vakfı'na ait olduğunu görüp,  bu vakfın yoksul ve eğitime muhtaç çocuklara yardım ettiğini de okuyunca daha kitaba başlamadan sevdim desem yeridir.

sonrasında kitabın oluşumu kitabın baş karakteri yaşar yaşamaz tarafından  anlatılıyor.
önce hikaye radyo tiyatrosu olarak yazılmış.  o kadar sevilmiş ki tiyatroda da oynanmış.  sonra film olsun istemişler bir de filmi çekilmiş. gazetede çizgi roman olmuş sonra da televizyon programı.  en sonunda da ısrarlarla kitap haline gelmiş.  böyle bir üne sahip daha kaç kitap vardır ki? bunları okudukça bilmiyor oluşuma,  yeni tanışıyor oluşuma biraz kızsam da kendi kendime iyi ki okumuşum bu hikayeyi.

konuya gelecek olursak yaşar yaşamaz okula gidecek yasa geldiğinde nüfus kağıdı istenir bunu çıkarmak için nüfus müdürlüğüne giderler bir ne olsun? çanakkale savaşında şehit düşmüştür.  sen yaşamıyorsun derler. karşınızdayım dese de ikna edemez. okula gidemez. ama ne zaman kendisi için resmi bir iş olsa yaşamıyorsun denir, askere giderken yaşıyorsun,  vergi alınacakken yaşıyorsun,  delisin tımarhaneye yatacaksın derken yaşıyorsun. başından tonlarca badire geçen yaşar bir gün hapse düşer ve işte hikayesini koğuş arkadaşlarına anlatırken biz de dinleriz.

yer yer kahkahalar attım,  yer yer ülkenin halinin asla değişmediğini görünce üzüldüm,  hak verdim. aslında çok güzel de eleştiri yapıyor aziz nesin burada, anlayana..

ben çok sevdim ve bundan sonra da aziz nesin kitaplarını edinip okumaya karar verdim.

bir çırpıda 340 sayfalık kitap okutuyor kendini bence bir şans verilmeli.

keyifli okumalar...
devamını gör...
aziz nesin'in usta işi bir şekilde ilmek ilmek işlediği, keskin zeka ürünü sistem eleştirileri içeren tekrar tekrar okumalık eseri. hikayenin ana kahramanı yaşar doğumundan itibaren bir çatışmanın içinde debelenir. ne yaşar ne de yaşamaz adında da geçtiği gibi. varlığını kabul ettirme mücadelesiyle geçer ömrü. hikayenin başında atılan düğüme zaman içerisinde yeni düğümler eklenir ve siz de okurken bu düğümleri çözmeye çalışırsınız yaşar'la beraber.

benim en beğendiğim kısım devlet dairesinde yetkilisi aradığı ve sürekli oradan oraya sürüklendiği bölümdü. hangimizin işi düştüğünde bu olayları yaşamadan kurtulduğu oldu ki bu yerlerde.

aziz nesin'in insana okumayı sevdirecek cinsten romanı.
devamını gör...
okuduğum ve izlediğim en iyi sistem eleştirisi içeren yapıtlardan birisidir.

üstün bir aziz nesin zekası örneğidir.

bulursanız hem kitabını okuyun, hem tiyatro oyununa gidin hem de 1975 yılında çekilen filmini izleyin.
devamını gör...
nesiller boyu tekrar eden hikaye..
benim başıma gelen olay, eğer filme çekilse kimse gülmezdi. çünkü herkes “aynısı bana oldu” derdi.
nüfus müdürlüğüne gittim. konu basitti aslında, adres değişikliği bildirimi… e-devlet’ten yapamadım çünkü sistem “taşınma tarihiniz ile kira sözleşmesi tarihi uyuşmuyor” dedi. ben taşınırken zamanı büktüm sanki.. yani sistem öyle hissetmiş.
kapıdan girdim, güvenlik sordu:
“randevunuz var mıydı?”
“var” dedim.
baktı.
“bu randevu yarın için”
gösterdim. bugünün tarihi yazıyor.
“ekran geç açılıyor” dedi.
içeri aldılar. daha filmin müziği başlamadı herhalde.
sıra geldi. memur adres değişikliğini açtı.
“kira kontratı” dedi.
verdim.
“ee ıslak imza yok”
kontrat e-devlet’ten alınmış. devletin verdiği belgeye devlet “ıslak değil” dedi. yaşar olsa burada gözlerini kırpmazdı sözlük ama ben kırptım.
“ev sahibiniz imzalayacak” dedi.
“ev sahibi almanya’da” dedim.
“ıslak imza şart”
ben de “almanya’ya mı gideyim yani?” diye baktım. cevap vermedi. bilgisayarına döndü. bu ülkede cevapsız kalan sorular resmî olarak sorulmamış sayılır öğren bunları..
çıktım, notere gittim. noter baktı:
“ev sahibi gelmeden olmaz”
devlet dairesine geri döndüm. başka bir memur denk geldi.
“e-devlet’ten tekrar deneyin” dedi.
“az önce sistem izin vermedi”
“bazen veriyor”
bazen. türkiye’de bürokrasinin en net zaman tanımı..
tekrar denedim. bu sefer sistem açıldı. memur sevindi. ben sevindim. tam onaylarken sistem dondu. ekranda “lütfen bekleyiniz” yazıyor. o yazı var ya, türkiye’de nesiller boyu aktarılmıştır sanırım.
“çıkış yapalım” dedi memur.
çıktı.
sistem kapandı..
“öğle arasına giriyoruz” dedi.
saat 11.52.
ben bankta otururken düşündüm.. yaşar şimdi olsa kimlik cebinde mi diye kontrol ederdi. ben ettim. kimlik yok. muhtemelen x-ray bandında kaldı. güvenliğe gittim.
“kimliğim yok” dedim.
“kimlik olmadan içeri giremezsiniz”
“kimlik içeride” dedim.
“dilekçe yazın”
dilekçeyi kimliksiz yazdım. altına imza attım. kime ait olduğu belirsiz bir imza.
kimliği buldular. saat 15.40. tekrar sıraya girdim. aynı memur.
“bu işlemi sabah başlattık” dedim.
“yeni bir başvuru açmam lazım” dedi.
“sabahkini..?”
“sistem kapandı.”
o an anladım: ben adresimi değil, kendimi taşıyamamıştım.
işlem bitti. çıkışta memur:
“adres değişikliğiniz hayırlı olsun” dedi.
dışarı çıktım. aynı sokak, aynı bina, aynı ben... sadece devlet kayıtlarında biraz daha az varım.
yaşar ne yaşar ne yaşamaz filminde adam vardı ama yoktu.
benim yaşadığım da aynıydı. adresim vardı ama sistemde yoktu.. kimliğim vardı ama cebimde değildi.. gün vardı ama bana ait değildi..
eve döndüm. kapıyı açtım. oturdum. adresim belliydi ama devlet hariç herkes biliyordu.
film burada biter sözlükcüm.
çünkü devamı zaten her gün tekrar oynuyor..
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yaşar ne yaşar ne yaşamaz" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim