yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
başlık "gulliver" tarafından 13.12.2020 19:00 tarihinde açılmıştır.
461.
kafamız var yazıyoruz.
devamını gör...
462.
okumak.
sırf bi şeyler okumak için gelip kendimi saçmalarken buluyorum hep.
sırf bi şeyler okumak için gelip kendimi saçmalarken buluyorum hep.
devamını gör...
463.
uykusuzluk ve işsizlikten ne yapacağımı bilmediğim için klavye delikanlısı kesilip ona buna kükrüyorum.
devamını gör...
464.
kafamın içinde bir şeyler, birileri var. dışarı çıkmayı bekleyen. anlatmamı, yazmamı bekleyen birileri var. sürekli beynimi işgal ediyorlar.
devamını gör...
465.
muadillerine göre az ama öz kişinin kullanımı sonucu, muadillerinde bilgi alışverişi esnasinda bikkinlik getiren hususlarla daha az karşılaşma
devamını gör...
466.
yazma isteği
devamını gör...
467.
twitter'ı kapattım.
devamını gör...
468.
içimdeki sesi bastıramamak.
devamını gör...
469.
acılar...
mutsuz geçen çocukluğum...
kelimelere dökerek içimde katran karası olan hüzünlerimi, biraz olsun sulandırmış oluyorum...
yazmak, günden güne iyileşmeme yardımcı oluyor...
benimle aynı yollardan geçenlerle duygudaşlık yapmak...
anlaşılma ihtiyacımı gidermek...
bir derdi olan yazar...
dertsiz birinin yazdığını görmedim ben...
derdini anlatmanın en güzel yoludur yazmak...
zihni berraklaştırıp karar vermeyi kolaylaştırıyor...
hayata dair yol haritası çıkartmamı sağlıyor...
kelimeler, hep en iyi dostum oldu...
önceleri sadece okurdum, hiç yazamazdım...
okuduğum yazılarda kendi duygularımı parça parça bulur,
"vay be dünya üzerinde benimle aynı şeyleri hisseden birileri varmış"
diyerek acımı az da olsa hafifletirdim...
sonra baktım ki içimdeki acılar beni dürtüyor, kelimeler teker teker dışarı çıkmak için beni dürtüyor...
akabinde, yazmaya başladım, yazdım, yazdım, durmaksızın yazdığım, gözyaşlarımın sicim gibi aktığı,
aşırı yağmurlu günlerde arabada giderken sileceklerin yağmur sularına yetişemediği gibi,
benim de gözyaşlarım o kadar çok aktı ki yazılarımın çoğu okunamaz hale geldi..
sırf gözyaşlarımdan oluşan günlüklerim oldu, o da yetmezmiş gibi annem o günlükleri bulup yaktı,
"hatırda kalmaz, satırda kalır, yazma" dedi, yazmamı engelledi...
onun yüzünden yıllarca yazmadım, küstüm kaleme kağıda... *
bir gün baktım ki içimdeki acı halen taze, ne yapsam geçmiyor...
annem kusura bakma ben yine yazmaya başladım...
açtığın yaralar ancak böyle kapanmaya başlıyor...
hep dersin ya "insanlara faydalı olalım", oluyorum işte...
yazarak faydalı oluyorum işte...
yazdığım yazıları/tercüme ettiğim makaleleri okuyup
"yüreğimde bir yerlere dokundunuz, çok teşekkürler" diyorlar...
hani hep "üzerinde ölü toprağı serpilmiş gibisin" dediğin o kızın,
artık o toprağı üzerinden atmaya başladı...
senin gibi olmamı hiç istemezdin,
ben yazarak kendim olma yolunu seçtim işte, daha ne olsun...
mutsuz geçen çocukluğum...
kelimelere dökerek içimde katran karası olan hüzünlerimi, biraz olsun sulandırmış oluyorum...
yazmak, günden güne iyileşmeme yardımcı oluyor...
benimle aynı yollardan geçenlerle duygudaşlık yapmak...
anlaşılma ihtiyacımı gidermek...
bir derdi olan yazar...
dertsiz birinin yazdığını görmedim ben...
derdini anlatmanın en güzel yoludur yazmak...
zihni berraklaştırıp karar vermeyi kolaylaştırıyor...
hayata dair yol haritası çıkartmamı sağlıyor...
kelimeler, hep en iyi dostum oldu...
önceleri sadece okurdum, hiç yazamazdım...
okuduğum yazılarda kendi duygularımı parça parça bulur,
"vay be dünya üzerinde benimle aynı şeyleri hisseden birileri varmış"
diyerek acımı az da olsa hafifletirdim...
sonra baktım ki içimdeki acılar beni dürtüyor, kelimeler teker teker dışarı çıkmak için beni dürtüyor...
akabinde, yazmaya başladım, yazdım, yazdım, durmaksızın yazdığım, gözyaşlarımın sicim gibi aktığı,
aşırı yağmurlu günlerde arabada giderken sileceklerin yağmur sularına yetişemediği gibi,
benim de gözyaşlarım o kadar çok aktı ki yazılarımın çoğu okunamaz hale geldi..
sırf gözyaşlarımdan oluşan günlüklerim oldu, o da yetmezmiş gibi annem o günlükleri bulup yaktı,
"hatırda kalmaz, satırda kalır, yazma" dedi, yazmamı engelledi...
onun yüzünden yıllarca yazmadım, küstüm kaleme kağıda... *
bir gün baktım ki içimdeki acı halen taze, ne yapsam geçmiyor...
annem kusura bakma ben yine yazmaya başladım...
açtığın yaralar ancak böyle kapanmaya başlıyor...
hep dersin ya "insanlara faydalı olalım", oluyorum işte...
yazarak faydalı oluyorum işte...
yazdığım yazıları/tercüme ettiğim makaleleri okuyup
"yüreğimde bir yerlere dokundunuz, çok teşekkürler" diyorlar...
hani hep "üzerinde ölü toprağı serpilmiş gibisin" dediğin o kızın,
artık o toprağı üzerinden atmaya başladı...
senin gibi olmamı hiç istemezdin,
ben yazarak kendim olma yolunu seçtim işte, daha ne olsun...
devamını gör...
470.
kafamdaki tilkiler başka türlü susmuyor da ondan.
devamını gör...
471.
günlük yerine burası daha samimi...
devamını gör...
472.
yıllardır kendi çapımda uğraş veriyorum hem eğlenceli hem öğretici
devamını gör...
473.
zihnimde sonu olmayan binlerce düşünce ve senaryo var bunları kendime saklamak kendi benliğimi değersizleştirir diye yazma ihtiyacı hissediyorum ve zihnimi paylaşabileceğim her platforma açık olduğum için kafa sözlükteyim.
devamını gör...
474.
anladığım kadarıyla birçok kişiyi ekşiden biri buraya davet etti
iyikide davet etmiş.
iyikide davet etmiş.
devamını gör...
475.
çevremdeki insanlarla konuşmanın beni kesmemesi.
devamını gör...
476.
normal değilim.
devamını gör...
477.
başlıklar arasında dolaşmak, çoğunlukla okurken “benimde bu konuda ki fikrim” şeklinde yazarak ifade zenginliği yaratmak
devamını gör...
478.
boş zaman.
devamını gör...
479.
iki tane ben var.. biri sussa biri konuşuyor.. sözlüğe bayiliyor ikisi de.. seviyorum sizi yazarlarım.. caylaklarim..
devamını gör...
480.
benim için öyle bi neden yok, herhangi bir foruma üye olmaktan farksız sözlük yazarı olmak. burası aktif bi yerde olduğu için, radyosu vs. daha çok hoşuma gidiyor.
devamını gör...