zihinde yer etmiş anonslar
başlık "eski bir majeste" tarafından 17.11.2020 22:34 tarihinde açılmıştır.
101.
halkapınar station is the transfer station for passengers that will take izban.
devamını gör...
102.
overlokçu ayağınıza geldi.
devamını gör...
103.
babanemin ölüm sabahı selasi ,2 yıl da geçmiş olsa hala kulaklarımda çınlar...
devamını gör...
104.
yaşlılara, hamile ve bebekli insanlara lütfen yer veriniz, iniş ve binişlerde öncelik tanıyınız.
devamını gör...
105.
vurguncular vurguncular…bugün lale sinemasında.
devamını gör...
106.
dıdıdım dımdım dıdıdım dımdım, kalabak su.
devamını gör...
107.
patates 10 lira patates 10 lira afyon patates 10 lira
devamını gör...
108.
2-2.
devamını gör...
109.
ding dong... bir hasta için acil ab rh(+) kana ihtiyaç vardır. kan grubu uyanların kızılay'a bağışta bulunması önemle rica olunur. ding dong.
gelecekteki durak odtü. next station is odtü.
gelecekteki durak odtü. next station is odtü.
devamını gör...
110.
dırının dın dın dırının dın dın dırının dıdın-dıdıdıdıdıdıdın-aygaz- dındındın
iip-raa-gaaaaaaaz
pattesçi geldi doğancı geldi, ödemiş'in sarı pattesi geldi, tatlı-beyaz soğanlar geldi
karadut, karadut, karadut, şifalı dut
eskiler alırım, eskicieeeeeeeeeeeeeeee
bilumum otobüs (özellikle dinlenme tesisi) anonsu. (çok kere uzun otobüs yolculuğu yaptım.)
söke'deki kimi sinema filmi reklamı ve genel seçim ve belediye başkanlığı seçimi anonsları. mesela:
kırık ok isimli bir filmi haftalarca tanıtmışlardı 90'larda, minibüsle dolaşıp anonslarını yaparak.
selami alkan (mhp'den adaydı 90'larda): söke'nin yüzü gülüyor. selami alkan iş başına geliyor.
hadi bakalım yarınlara, 2000'li yıllara. 20 ekim pazar günü, bütün oylar anap'a. anavatan en başta, o en büyük yarışta, geliyor mesut yılmaz, gülerek, bilerek en başta - sezen aksu'nun "hadi bakalım kolay gelsin, bir acayip zor yarış, bana ne aman, ben anlamam, çok hesaplı ince iş... diye giden şarkısına böyle sözler yazarak yapmışlardı bu şarkıyı ve 90'ların erken zamanlarında bunu çalan minibüsler söke'de sürekli gezerdi. bunu tamamen hafızamdan yazdım. bir iki kelime farkı olabilir mesela "gülerek bilerek en başta" kısmı gibi yerlerde. 20 ekim pazar günü net ama. tamamen hafızamda orası. netten seçim tarihlerine bakma ihtiyacı bile hissetmiyorum. çok net hatırlıyorum zira.
iip-raa-gaaaaaaaz
pattesçi geldi doğancı geldi, ödemiş'in sarı pattesi geldi, tatlı-beyaz soğanlar geldi
karadut, karadut, karadut, şifalı dut
eskiler alırım, eskicieeeeeeeeeeeeeeee
bilumum otobüs (özellikle dinlenme tesisi) anonsu. (çok kere uzun otobüs yolculuğu yaptım.)
söke'deki kimi sinema filmi reklamı ve genel seçim ve belediye başkanlığı seçimi anonsları. mesela:
kırık ok isimli bir filmi haftalarca tanıtmışlardı 90'larda, minibüsle dolaşıp anonslarını yaparak.
selami alkan (mhp'den adaydı 90'larda): söke'nin yüzü gülüyor. selami alkan iş başına geliyor.
hadi bakalım yarınlara, 2000'li yıllara. 20 ekim pazar günü, bütün oylar anap'a. anavatan en başta, o en büyük yarışta, geliyor mesut yılmaz, gülerek, bilerek en başta - sezen aksu'nun "hadi bakalım kolay gelsin, bir acayip zor yarış, bana ne aman, ben anlamam, çok hesaplı ince iş... diye giden şarkısına böyle sözler yazarak yapmışlardı bu şarkıyı ve 90'ların erken zamanlarında bunu çalan minibüsler söke'de sürekli gezerdi. bunu tamamen hafızamdan yazdım. bir iki kelime farkı olabilir mesela "gülerek bilerek en başta" kısmı gibi yerlerde. 20 ekim pazar günü net ama. tamamen hafızamda orası. netten seçim tarihlerine bakma ihtiyacı bile hissetmiyorum. çok net hatırlıyorum zira.
devamını gör...
111.
lütfen inenlere öncelik tanıyınız. kocatepe. aracımız ataköy-şirinevler yönüne gidecektir.
devamını gör...
112.
(bkz: bursa'dan gol haberi var)
devamını gör...
113.
aramıza yeni katılan taze yazarımız, kendisine hoş geldin diyor keyifli sözlükler diliyorum.
devamını gör...
114.
alın size tablarını çıkardım ;
doooo laaa miiiii laaaaa
doooo laaa si mi
la fa re fa re re mi fa do si laaaaaaaaa
(dooo laaaa) aygaaazzzzzz
doooo laaa miiiii laaaaa
doooo laaa si mi
la fa re fa re re mi fa do si laaaaaaaaa
(dooo laaaa) aygaaazzzzzz
devamını gör...
115.
konuşmak ister misin?
devamını gör...
116.
serdar gürler basaksehir maçı gol anonsu
devamını gör...
117.
attention plz!
last call booked on pegasus airlines, flight number pcxxxx to xxxx is ready for departure. passengers are requested to proceed to gate number xxxx.
last call booked on pegasus airlines, flight number pcxxxx to xxxx is ready for departure. passengers are requested to proceed to gate number xxxx.
devamını gör...
118.
'yetersiz bakiye' akbil anonsu. lanet olsun ya, keşke fiziyim güzel olucagini bahtım güzel olsaydı ayol. hay allahiskom nedir bu başıma gelenler ayol, nedir bu çektiyim??? melih gökçek istifa! hofff!!!
devamını gör...
119.
aradığınız kisiye su anda ulasilamiyor. lutfen daha sonra tekrar deneyiniz.
devamını gör...
120.
''kaldırma!! kaldırma itoğlu it, kaldırma!!''
''dur, geliyorum oraya!''
ortaokul 2'deyim... 19 mayıs etkinlikleri yapılacak statta ve ben de birçok arkadaşım gibi görevliyim.
benim görevim basit aslında... elimde iki adet karton var, biri kırmızı biri beyaz... verilen komutlar doğrultusunda kaldırıyorum, indiriyorum.
kulağını iyi vereceksin, o kadar. yanındakiyle muhabbet falan edersen, dikkatin dağılırsa, senkronize hareket edemezsen falan büyük sıkıntı..
dikkat çekersin, sırıtırsın... işini doğru düzgün yapmış olmazsın.
''kaldır'' diyecekler kaldıracaksın...
''indir'' diyecekler indireceksin..
o zamanlar kamera teknolojisi şimdiki gibi değil... tam olarak ne yapmaya çalıştığımızı, ne ürettiğimizi halen daha bilmiyorum.
türk bayrağı yaptığımızı biliyorum ama ispatlayamam mesela...
ben bile görmedim yani, ne bir görsel ne bir şey... o derece...
neyse mevzuya gelelim...
ben en alt sıradayım.. önümde kimse yok. ay yıldız'daki hilalin altında bir yerlerdeyim ve rengim de kırmızı.
hemen üstümde beyaz karton tutan bir eleman var. sağım solum kırmızı.
organizasyonun başında, sıradan ortaokul öğretmenleri var. bizi onlar yönlendiriyorlar.
yalnız en başlarında biri var... adı aklıma gelmedi şimdi.
çok sert bir öğretici!
ama öyle böyle değil.
bağırarak konuşan, agresif hareketler sergileyen..
uzun boylu, zayıf... şişe dibi gözlük kullanan, korkutucu biri..
(cem özer'e benzetirdim tip olarak.)
biz stadyumun açık tribünündeyiz, o da 70 metre karşıda, sahanın diğer tarafındaki protokol tribününün üst bölümünde, basın mensupları için ayrılmış alanda...
mikrofonla ''şöyle yapın böyle yapın'' diyor sürekli, biz de yapıyoruz.
(fena bir güneşin altında.)
genellikle sinirli tabii kendisi..
hiçbir zaman memnun olmuyor.
kısa bir zamanı var ve elinden geldiğinde çabuk öğretmeye çalışıyor bazı şeyleri...
şimdi anlıyorum aslında kendisi de, kullandığı yöntemler pek kabul edilebilir değildi gerçekten de... özellikle de, direkt muhatap olanlar adına..
bu öğretmenimiz, yine çok öfkelendi bir şeye ama, net bir şey de söylemedi...
benim bulunduğum bölge ile ilgili bir sorunu olduğunu biliyorum, daha önce yaşadığım tecrübelerden...
o nedenle ekstra dikkatliyim her zaman ama o an, ne oldu bilmiyorum... dikkatim dağıldı ve koptum gibi oldu sanki...
hoparlörden en son duyduklarım şunlardı;
''kaldırma!! kaldırma itoğlu it, kaldırma!!''
''dur, geliyorum oraya!''
''lan!! noluyor?'' dedim bir baktım, tribünlerden aşağıya inmiş, geliyor bu...
koca bir tribün dolusu öğrenci ve direkt benim bulunduğum bölgeye doğru yöneldi!
koşmuyor ama yürümüyor da...
beden eğitimi öğretmeni zaten kendisi ve gerçekten çok seri...
hızlı ve öfkeli!
söve söve geliyor...
elleriyle kollarıyla falan..
bildiğin, benim bulunduğum noktaya doğru geliyor!
o an yaşadığım gerginliği size anlatamam...
geldi geldi geldi...
ben altıma işeyeceğim artık! o derece dolmuşum...
13 yıllık kalbim, güm güm atıyor.
geldi geldi geldi... hatta o gelmeden önce elleri kolları geldi..
''aha da geliyor dayak'' derkeeen... o eller, kollar, arkamdaki çocuğa yöneldi!
adam, benim önümden, arkamdaki çocuğa uzandı!
çocuğu, oradan tutup bir alışı var..
ve bir dövüşü...
dövmenin yanında o hakaretler!
yazık lan gerçekten...
çok üzülmüştüm çocuğun düştüğü duruma...
o çocuk ben de olabilirdim çok rahatlıkla.
o değil, teselli de edemiyoruz çocuğu...
vermişler elimize bi karton.. kafamızı oynatamıyoruz.
üzülüyoruz sadece ve halimize şükrediyoruz...
ulan arkadaş, koreografi mi sunuyoruz, ''esir kampında sıradan bir gün'' belgeseli mi çekiyoruz, belli değil...
''dur, geliyorum oraya!''
ortaokul 2'deyim... 19 mayıs etkinlikleri yapılacak statta ve ben de birçok arkadaşım gibi görevliyim.
benim görevim basit aslında... elimde iki adet karton var, biri kırmızı biri beyaz... verilen komutlar doğrultusunda kaldırıyorum, indiriyorum.
kulağını iyi vereceksin, o kadar. yanındakiyle muhabbet falan edersen, dikkatin dağılırsa, senkronize hareket edemezsen falan büyük sıkıntı..
dikkat çekersin, sırıtırsın... işini doğru düzgün yapmış olmazsın.
''kaldır'' diyecekler kaldıracaksın...
''indir'' diyecekler indireceksin..
o zamanlar kamera teknolojisi şimdiki gibi değil... tam olarak ne yapmaya çalıştığımızı, ne ürettiğimizi halen daha bilmiyorum.
türk bayrağı yaptığımızı biliyorum ama ispatlayamam mesela...
ben bile görmedim yani, ne bir görsel ne bir şey... o derece...
neyse mevzuya gelelim...
ben en alt sıradayım.. önümde kimse yok. ay yıldız'daki hilalin altında bir yerlerdeyim ve rengim de kırmızı.
hemen üstümde beyaz karton tutan bir eleman var. sağım solum kırmızı.
organizasyonun başında, sıradan ortaokul öğretmenleri var. bizi onlar yönlendiriyorlar.
yalnız en başlarında biri var... adı aklıma gelmedi şimdi.
çok sert bir öğretici!
ama öyle böyle değil.
bağırarak konuşan, agresif hareketler sergileyen..
uzun boylu, zayıf... şişe dibi gözlük kullanan, korkutucu biri..
(cem özer'e benzetirdim tip olarak.)
biz stadyumun açık tribünündeyiz, o da 70 metre karşıda, sahanın diğer tarafındaki protokol tribününün üst bölümünde, basın mensupları için ayrılmış alanda...
mikrofonla ''şöyle yapın böyle yapın'' diyor sürekli, biz de yapıyoruz.
(fena bir güneşin altında.)
genellikle sinirli tabii kendisi..
hiçbir zaman memnun olmuyor.
kısa bir zamanı var ve elinden geldiğinde çabuk öğretmeye çalışıyor bazı şeyleri...
şimdi anlıyorum aslında kendisi de, kullandığı yöntemler pek kabul edilebilir değildi gerçekten de... özellikle de, direkt muhatap olanlar adına..
bu öğretmenimiz, yine çok öfkelendi bir şeye ama, net bir şey de söylemedi...
benim bulunduğum bölge ile ilgili bir sorunu olduğunu biliyorum, daha önce yaşadığım tecrübelerden...
o nedenle ekstra dikkatliyim her zaman ama o an, ne oldu bilmiyorum... dikkatim dağıldı ve koptum gibi oldu sanki...
hoparlörden en son duyduklarım şunlardı;
''kaldırma!! kaldırma itoğlu it, kaldırma!!''
''dur, geliyorum oraya!''
''lan!! noluyor?'' dedim bir baktım, tribünlerden aşağıya inmiş, geliyor bu...
koca bir tribün dolusu öğrenci ve direkt benim bulunduğum bölgeye doğru yöneldi!
koşmuyor ama yürümüyor da...
beden eğitimi öğretmeni zaten kendisi ve gerçekten çok seri...
hızlı ve öfkeli!
söve söve geliyor...
elleriyle kollarıyla falan..
bildiğin, benim bulunduğum noktaya doğru geliyor!
o an yaşadığım gerginliği size anlatamam...
geldi geldi geldi...
ben altıma işeyeceğim artık! o derece dolmuşum...
13 yıllık kalbim, güm güm atıyor.
geldi geldi geldi... hatta o gelmeden önce elleri kolları geldi..
''aha da geliyor dayak'' derkeeen... o eller, kollar, arkamdaki çocuğa yöneldi!
adam, benim önümden, arkamdaki çocuğa uzandı!
çocuğu, oradan tutup bir alışı var..
ve bir dövüşü...
dövmenin yanında o hakaretler!
yazık lan gerçekten...
çok üzülmüştüm çocuğun düştüğü duruma...
o çocuk ben de olabilirdim çok rahatlıkla.
o değil, teselli de edemiyoruz çocuğu...
vermişler elimize bi karton.. kafamızı oynatamıyoruz.
üzülüyoruz sadece ve halimize şükrediyoruz...
ulan arkadaş, koreografi mi sunuyoruz, ''esir kampında sıradan bir gün'' belgeseli mi çekiyoruz, belli değil...
devamını gör...