islamda kadına verilen değer
literatürde olup; pratikte unutulandır.
devamını gör...
instagram tipi tanım beğenme özelliği
adam 1 dakika da 16 beğeni aldı. demek ki bu işten anlıyor.
devamını gör...
düşün ki atatürk bunu okuyor
başaramadık. özür dileriz.
devamını gör...
799'uncu tanımda bırakıp normal sözlük’ü terk etmek
o nasıl bir havadır? bir nevi nobel'i elinin tersiyle itmek, oscar heykelciğini alıp yere çarpmak, altın portakal'a sırtını dönmek, uruguay'ın evvelki mütevazi devlet başkanı josé mujica gibi kendi halinde yaşamaktır.
not: bunu yapacak şahıs varsa giderken mesaj at. seni şimdiden merak ediyorum dostum.
not: bunu yapacak şahıs varsa giderken mesaj at. seni şimdiden merak ediyorum dostum.
devamını gör...
normal sözlük'teki z kuşağı yazarlar
z kuşağı kadar kafanıza meteor düşsün demek istiyorum imdat artık ya.
engelle geç lütfen. valla ekşi’de yazmak daha iyiydi. küfür yiyorduk ama arada başımızı da okşuyorlardı burada sadece dışlanıyoruz. modlar göreve lütfen
engelle geç lütfen. valla ekşi’de yazmak daha iyiydi. küfür yiyorduk ama arada başımızı da okşuyorlardı burada sadece dışlanıyoruz. modlar göreve lütfen
devamını gör...
normal sözlük - koruncuk vakfı yılbaşı hediye ve yardım etkinliği
öncelikle böyle bir projeye girişen herkese teşekkür ederim. böyle bir iyiliğin içinde ufak da olsa yer alabilmek, hiç tanımadığım insanların yüzlerinde küçücük de olsa bir tebessüm oluşturabileceğimi bilmek beni o kadar mutlu etti ve o kadar heyecanlandırdı ki, bazı şeylerin ne kadar basit olduğunu fark ettim. aslında hepimiz iyi insanlarız, içimizde iyilik barındırıyoruz. iyilik içinde bulunduğu ruhu güzelleştirmekle beraber eğer dışarı taşar ve gerçek amacına ulaşır, başka ruhlara da dokunabilirse ancak kendini gerçekleştirebilir. bizim sıkıntımız iyi olmamakta değil. bizim sıkıntımız bu iyiliği doğru yönlendirememekte. bizim sıkıntımız gözümüzün önünde duran bazı gerçekleri görememekte, görmek istememekte, düşünmekten kaçmaktadır. hızla akıp giden dünyanın meşguliyetine kendimizi o kadar kaptırıyor, kendi hayatlarımızda kendimizi o kadar kaybediyoruz ki; gerçekten yardıma ihtiyacı olan insanları görmeyebiliyor, insanları mutlu etmenin ne kadar kolay olduğunu unutuyoruz. keşke hepimiz bunu her zaman görebilsek, düşünebilsek de içimizdeki iyilik her zaman başka ruhlara da bulaşabilse. kendi adıma yeni yılda bu gerçekleri gördüğünüz, bizlere de hatırlatıp böyle bir projede yer almama vesile olduğunuz için teşekkür ederim. bu etkinlikte bir şekilde emeği geçen, yardımı dokunan herkesin yüreğine sağlık.
devamını gör...
beyin yakan filmler
devamını gör...
hakka sığındık
mahalli konuları romanımıza sokan büyük (bkz: natüralist) (bkz: hüseyin rahmi gürpınar) tarafından 1919 yılında ispanyol gribinin buhranı ve birinci dünya savaşasının yaklaşan günlerindeki ekonomik kötü durumu bugün bize hiç yabancı gelmeyecek karakterle ele aldığı güldürücü ve düşündürücü unsurları bir potada ustalıkla işleyen romanıdır.
okuduğum eser (bkz: iş kültür yayınları) tarafından (bkz: banu işlet)'in günümüz türkçesine uyarlaması ile 2021 yılında basılmıştır.
usta yazarımız, bizi istanbul'un olağan mahallelerinden birinde varlıklı iki aile ile diğer vatandaşların olduğu bir yaşam kesitini ele alarak olayları ele alır.
bir polisiye roman tadında ve güldürü unsurları ile beni oturduğum yerden zıplatacak kadar güldüren bu eser, ülkenin sorunlarından bağımsız değildir aslında. kitabın sonunda aslında bir ders verme durumu vardır. o dönem kitabı okuyanları düşündüğümüzde yazarımızın başına sıkça sorun açan (bkz: ittihak ve terakki) eleştirisi, vatandaşın sorunlarına kulak tıka durumu çok kuvvetli bir biçimde dile getiriliyor.
kitabın iki karakteri olan (bkz: hacı ferhat efendi) ve (bkz: hafız ishak efendi), yazarımızın tabiriyle
ittihat ve terakki idaresinin inkar olunamaz bir gayreti ,bir kadirşinaslığı, alçakları kayırışı, efendiliği vardır. çevirdiği hile dolabının koluna yapışanları korur, gözetir, çapullara boğar ve bazen tövbe yoksulu olmak derecesinde ihya eder. hiçbir idare, kullarını, gözdelerini ödüllendirmekte,, zenginleştirmekte bu derece ileri gitmemiştir.
günümüzü düşününce kültürün devamlılığı, insanların yaşayışının hayata bakışının süreğenliğini gözlemlemek açısından heyecan verici. ayrıca günümüz koşullarını düşünerek o günleri değerlendirmek ayrıca zihinlerde önemli bir nokta açıyor.
okuduğum eser (bkz: iş kültür yayınları) tarafından (bkz: banu işlet)'in günümüz türkçesine uyarlaması ile 2021 yılında basılmıştır.
usta yazarımız, bizi istanbul'un olağan mahallelerinden birinde varlıklı iki aile ile diğer vatandaşların olduğu bir yaşam kesitini ele alarak olayları ele alır.
bir polisiye roman tadında ve güldürü unsurları ile beni oturduğum yerden zıplatacak kadar güldüren bu eser, ülkenin sorunlarından bağımsız değildir aslında. kitabın sonunda aslında bir ders verme durumu vardır. o dönem kitabı okuyanları düşündüğümüzde yazarımızın başına sıkça sorun açan (bkz: ittihak ve terakki) eleştirisi, vatandaşın sorunlarına kulak tıka durumu çok kuvvetli bir biçimde dile getiriliyor.
kitabın iki karakteri olan (bkz: hacı ferhat efendi) ve (bkz: hafız ishak efendi), yazarımızın tabiriyle
ittihat ve terakki idaresinin inkar olunamaz bir gayreti ,bir kadirşinaslığı, alçakları kayırışı, efendiliği vardır. çevirdiği hile dolabının koluna yapışanları korur, gözetir, çapullara boğar ve bazen tövbe yoksulu olmak derecesinde ihya eder. hiçbir idare, kullarını, gözdelerini ödüllendirmekte,, zenginleştirmekte bu derece ileri gitmemiştir.
günümüzü düşününce kültürün devamlılığı, insanların yaşayışının hayata bakışının süreğenliğini gözlemlemek açısından heyecan verici. ayrıca günümüz koşullarını düşünerek o günleri değerlendirmek ayrıca zihinlerde önemli bir nokta açıyor.
devamını gör...
yumurtalı ekmek
kesinlikle az miktarda( dilim başına iki küp şeker kadar olsa kâfi) tereyağında kızartılmalıdır.
sıvı yağda olunca tuhaf bir kokusu oluyor. üstelik çok yağ emiyor.
sıvı yağda olunca tuhaf bir kokusu oluyor. üstelik çok yağ emiyor.
devamını gör...
bir yerde okumuştum diyen insan
"bir yerde okumuştum" cümlesini konuşmanın gidişatını belirlemek için kullanırım. "nerede okumuştun?" diye sorulursa belirtir, daha çok detay veririm. sorulmazsa, pek de ilgisini çekmediğini anlar konuşmamı daha kısa tutarım.
devamını gör...
affetmek
çok uzun zamandır insanları affetmek zorunda kalmamak (ve tabi af dilemek zorunda da kalmamak) için yüzeysel ilişkiler kurmaya gayret sarfediyorum. gerçekten sevdiğim değer verdiğim insanlardan gelen ya da gelebilecek zararları da çok ciddiye almıyorum. belki de sevdiklerim bana zarar vermemek için çok çaba gösteriyordur da ben gormuyorumdur.artık hiç kimseyi benimle olan ilişki durumuna göre yargilamiyor ya da eleştirmiyorum. dışarıdan bir gözle bakıp, onun kişiliğine uygun olan davranış bu, ondan bu beklenir demek daha az acıtıyor canımı. şimdiye kadar bana yamuk yaptigini düşündüğüm herkesi hem affettim hem de yok saydım. kimsenin günahı benimkinden daha çok değil diye düşünmeye programlı bir beynim var, belki onu affedersem allah'da benim hatalarımı affeder diye umut ederek yaşıyorum. ancak bir kişi var, tek bir kişi. onu henüz affedebilmis değilim. biraz zaman geçsin inşallah onu da affedecegim. affetmek gerçekten acıyı çok azaltan, nefsi kör eden, kişinin kendisini sevmesini saglayan bir davranış. ne mutlu affetmeyi bilenlere.
devamını gör...
normal sözlük'ün yazarları motive etmesi
bir yazar olarak katıldığım başlıktır.
burada tanım giriyoruz. tanım okuyoruz. hem öğreniyoruz hem öğretiyoruz. bilmediğimiz şeyler oluyor öğrenip yazarlar okusun diye öğretiyoruz.
bazen insan motive olamıyor. sözlük sayesinde motive oluyorum tanım girmek için öğrenmek istiyorum. uzun zamandır film tanımı girmedim gideyim bir film izleyeyim diyorum. uzun zamandır kitap tanımı girmedim gideyim kitap okuyayım diyorum. güzel oluyor. sadece böyle hisseden ve düşünen ben miyim bilmiyorum.
gideyim kitabıma devam edeyim daha madalya alacağım.
edit: burada bahsettiğim madalya mevzusu puan ile ilgili bir durum değil. insanların yazdığım tanımları okuyup " aaa ilginçmiş " demesini seviyorum. beni motive eden durum tam olarak bu.
daha önce sıkça söylediğim gibi tutsun diye yazsaydık atardık. biz insan gibi önünüze koyuyoz.
burada tanım giriyoruz. tanım okuyoruz. hem öğreniyoruz hem öğretiyoruz. bilmediğimiz şeyler oluyor öğrenip yazarlar okusun diye öğretiyoruz.
bazen insan motive olamıyor. sözlük sayesinde motive oluyorum tanım girmek için öğrenmek istiyorum. uzun zamandır film tanımı girmedim gideyim bir film izleyeyim diyorum. uzun zamandır kitap tanımı girmedim gideyim kitap okuyayım diyorum. güzel oluyor. sadece böyle hisseden ve düşünen ben miyim bilmiyorum.
gideyim kitabıma devam edeyim daha madalya alacağım.
edit: burada bahsettiğim madalya mevzusu puan ile ilgili bir durum değil. insanların yazdığım tanımları okuyup " aaa ilginçmiş " demesini seviyorum. beni motive eden durum tam olarak bu.
daha önce sıkça söylediğim gibi tutsun diye yazsaydık atardık. biz insan gibi önünüze koyuyoz.
devamını gör...
orta çağ'da yaşayacak olsan yapacağın meslek
mumcu olurdum. çeşitli kokulu mumlar üretir; onları şekillendirdiğim bazı eşyalara monte eder, paraya para demezdim. arada da 3 alana 1 bedava kampanyasıyla, müşteri bağlılığını da arttırırım.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
dünyanın en pahalı defterinin kimde olduğunu biliyor musunuz?
bilmiyorsunuz, hemen söyleyeyim:
dünyanın en pahalı defteri, leonardo da vinci'ye ait codex leicester'dır ve 72 sayfalık bu defter, 1994 yılında, bill gates tarafından, 30,8 milyon dolara satın alınmıştır.
bilmiyorsunuz, hemen söyleyeyim:
dünyanın en pahalı defteri, leonardo da vinci'ye ait codex leicester'dır ve 72 sayfalık bu defter, 1994 yılında, bill gates tarafından, 30,8 milyon dolara satın alınmıştır.
devamını gör...
sözlükte birbirini tanıdığını düşündüğünüz yazarlar
bazen gerçekten şaşırıyorum neyi kaçırıyorum diye. bir grup var, birlikte hareket ederek sanki her gün birilerini gündeme taşıyor gibiler. o zaman diyorum ki herhalde bunların hepsi aynı apartmanda oturuyor ve tüm sözlüğü kendilerince evirip çeviriyorlar. (bkz: sözlüğü bir apartmandan yönetiyorlarmış) gibi bir durum var da bizden mi saklıyorsunuz?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının birbirlerini övmesi
yadsınamaz bir gerçektir.
yıllardır profesyonel bir sözlük okuyucusu olduktan sonra* kafa, benim ilk sözlük yazarı deneyimini tattığım bir mecra oldu. başlarda bu nickaltı övgü muhabbeti hemen dikkatimi çekti. "aa, ne kadar kibar insanlar, güzel ifadelerle beğendikleri yazarları motive ediyorlar." demiştim. ilk kez sözlük yazarı olan kişilerin de bu klişeye dahil olmasıyla birlikte bu "övgü yarışı" bambaşka bir noktaya ulaştı.
bir süre sonra, kendimce yaptığım gözlemlerden çıkardığım sonuca göre, aslında gerçekten kıymetli yazarlar için başladığını düşünüdüğüm bu övgü işinde, ipin ucunun çoktan kaçırılmış olduğunu fark ettim. öyle ki, bazı yazarların bir diğerini överken kullandıkları cümleleri görünce, cıvık olarak nitelendirebileceğim bu yazarları, sanki smokin giymiş, önünü iliklemiş de öyle yazıyor gibi tahayyül etmeye başladım.
hatta yazarların pek çoğu, birbirlerini överken basmakalıp sözler kullanmaktan bile kaçınmamaya başladı. birbirini tekrar eden övgüler peş peşe yığılmaya başlayınca, bu işin samimiyetini sorgulamak durumunda kaldım. çünkü bazı yazarlar, bir başkasını överek kendini ön plana çıkarmaya çabalıyor gibiydi. her sosyal mecrada olduğu gibi burada da "tık"* alma hevesinin, nitelik ve kaliteyi talan ettiğine tanıklık ettikten sonra bu hususu fazla önemsememeye başlayıp, akışına bıraktım.
hatta başlarda irrite olduğum bu övgü yarışında benim kafamı rahatlatan olay, seri artı oy veren melekler oldu. parmağıyla ekranda bulunan bazı piksellere seri bir şekilde dokunmayı becerebilen kişilerin övgülere mazhar olduğunu gördükten sonra, bu işin samimi bir beğeniyi ifade etmekten çok, sözlük içi lobicilik olduğunu fark ettim. yeni yazarlar, bir süre takıldıktan sonra bu beğeni-övgü-takip lobiciliğini tecrübe edebilirler. belki de bu zaten sosyal medyanın doğasında olan bir şeydir, kullanmadığım için ben yeni fark etmiş olabilirim.
kimseye nereye, ne yazacaklarını tembihleyecek değilim. istediklerini yazıp çizebilirler. istedikleri yazarların tanımlarını okumadan beğenebilirler. karşılığında o yazarların içi boş övgülerinden tatmin olabilyorlarsa, ne mutlu onlara. ancak dışarıdan bakılınca bence* komik duruma düştüklerinin farkında değiller.
epeydir bu konuda söyleyeceklerimi biriktirip bir anda patlattıktan sonra, son sözüm de bu konudan rahatsızlık duyan yazarlara gelsin. burası kamuya açık bir platform, çeşit çeşit yazar var ve hepsi kuralları ihlal etmeden istediklerini yapmakta özgürler.* o yüzden şu övmüş şu beğenmiş gibi detaylara çok takılmayın. beğendiğiniz yazarlar için tabii ki övgü dolu tanımlar girin ama bunu yaparken... neyse siz daha iyisini bilirsiniz.
yıllardır profesyonel bir sözlük okuyucusu olduktan sonra* kafa, benim ilk sözlük yazarı deneyimini tattığım bir mecra oldu. başlarda bu nickaltı övgü muhabbeti hemen dikkatimi çekti. "aa, ne kadar kibar insanlar, güzel ifadelerle beğendikleri yazarları motive ediyorlar." demiştim. ilk kez sözlük yazarı olan kişilerin de bu klişeye dahil olmasıyla birlikte bu "övgü yarışı" bambaşka bir noktaya ulaştı.
bir süre sonra, kendimce yaptığım gözlemlerden çıkardığım sonuca göre, aslında gerçekten kıymetli yazarlar için başladığını düşünüdüğüm bu övgü işinde, ipin ucunun çoktan kaçırılmış olduğunu fark ettim. öyle ki, bazı yazarların bir diğerini överken kullandıkları cümleleri görünce, cıvık olarak nitelendirebileceğim bu yazarları, sanki smokin giymiş, önünü iliklemiş de öyle yazıyor gibi tahayyül etmeye başladım.
hatta yazarların pek çoğu, birbirlerini överken basmakalıp sözler kullanmaktan bile kaçınmamaya başladı. birbirini tekrar eden övgüler peş peşe yığılmaya başlayınca, bu işin samimiyetini sorgulamak durumunda kaldım. çünkü bazı yazarlar, bir başkasını överek kendini ön plana çıkarmaya çabalıyor gibiydi. her sosyal mecrada olduğu gibi burada da "tık"* alma hevesinin, nitelik ve kaliteyi talan ettiğine tanıklık ettikten sonra bu hususu fazla önemsememeye başlayıp, akışına bıraktım.
hatta başlarda irrite olduğum bu övgü yarışında benim kafamı rahatlatan olay, seri artı oy veren melekler oldu. parmağıyla ekranda bulunan bazı piksellere seri bir şekilde dokunmayı becerebilen kişilerin övgülere mazhar olduğunu gördükten sonra, bu işin samimi bir beğeniyi ifade etmekten çok, sözlük içi lobicilik olduğunu fark ettim. yeni yazarlar, bir süre takıldıktan sonra bu beğeni-övgü-takip lobiciliğini tecrübe edebilirler. belki de bu zaten sosyal medyanın doğasında olan bir şeydir, kullanmadığım için ben yeni fark etmiş olabilirim.
kimseye nereye, ne yazacaklarını tembihleyecek değilim. istediklerini yazıp çizebilirler. istedikleri yazarların tanımlarını okumadan beğenebilirler. karşılığında o yazarların içi boş övgülerinden tatmin olabilyorlarsa, ne mutlu onlara. ancak dışarıdan bakılınca bence* komik duruma düştüklerinin farkında değiller.
epeydir bu konuda söyleyeceklerimi biriktirip bir anda patlattıktan sonra, son sözüm de bu konudan rahatsızlık duyan yazarlara gelsin. burası kamuya açık bir platform, çeşit çeşit yazar var ve hepsi kuralları ihlal etmeden istediklerini yapmakta özgürler.* o yüzden şu övmüş şu beğenmiş gibi detaylara çok takılmayın. beğendiğiniz yazarlar için tabii ki övgü dolu tanımlar girin ama bunu yaparken... neyse siz daha iyisini bilirsiniz.
devamını gör...
inyupikler
alaska’da yaşayan tek eskimo toplumu, bu nedenle alaska inuitleri olarak da geçer.
kendilerini “gerçek insan” anlamına gelen “iñupiaq” olarak adlandırırlar. iñuk “insan”, piaq ”gerçek” demektir.

inyupikler, dillerini “gerçek insana benzer” anlamına gelen ıñupiatun olarak adlandırırlar. nüfusu 13 bin civarı olan inyupikler’in ancak 3 bini kendi dilini konuşabiliyor bugün.
şamanist inanışları olan ve avcı/ toplayıcı yaşam tarzını sürdüren inyupikler iki gruba ayrılıyor.
- denize yakın yerlerde fok, balina, kuş ve mors gibi deniz memelilerini avlayarak yaşamlarını sürdürenler taġiuġmiut yani “deniz halkı”.
- iç bölgelerde rengeyiği avlayarak yaşamını sürdürenler nunamiut yani “kara halkı”.

inyupikler’in dna analizi sonuçlarına göre alaska, kanada ve grönland’da yaşayan bütün eskimoların kuzey alaska’dan yayıldığı tespit edilmiş durumda.
ateşsizlik sebebiyle geliştirdikleri ilginç yemekleri var: çiğ olarak yenen balina derisi yemeği maktak bunlardan biri. kahvaltıda quaq adını verdikleri çiğ olarak dondurulmuş et ya da balık tüketiyorlar. kurutulmuş et; uiḷaq, fermente edilmiş balina eti ile birlikte dil ve çiğ balina derisinin mikserle çekilerek hazırladıkları mikigaq,
fok yağında kızartılarak yarı kurutulmuş et haline getirdikleri igamaaqłuk, eti haşlayarak tükettikleri ıgaapiaq ve çiğ olarak tükettikleri erimiş ren geyiği yağı ile ince kıyılmış ren geyiği etinden yaptıkları bir çeşit dondurma yani akutaq diğer yemekleri arasında.
maktak:

uiḷaq:

kaynak
kaynak
kaynak
kendilerini “gerçek insan” anlamına gelen “iñupiaq” olarak adlandırırlar. iñuk “insan”, piaq ”gerçek” demektir.

inyupikler, dillerini “gerçek insana benzer” anlamına gelen ıñupiatun olarak adlandırırlar. nüfusu 13 bin civarı olan inyupikler’in ancak 3 bini kendi dilini konuşabiliyor bugün.
şamanist inanışları olan ve avcı/ toplayıcı yaşam tarzını sürdüren inyupikler iki gruba ayrılıyor.
- denize yakın yerlerde fok, balina, kuş ve mors gibi deniz memelilerini avlayarak yaşamlarını sürdürenler taġiuġmiut yani “deniz halkı”.
- iç bölgelerde rengeyiği avlayarak yaşamını sürdürenler nunamiut yani “kara halkı”.

inyupikler’in dna analizi sonuçlarına göre alaska, kanada ve grönland’da yaşayan bütün eskimoların kuzey alaska’dan yayıldığı tespit edilmiş durumda.
ateşsizlik sebebiyle geliştirdikleri ilginç yemekleri var: çiğ olarak yenen balina derisi yemeği maktak bunlardan biri. kahvaltıda quaq adını verdikleri çiğ olarak dondurulmuş et ya da balık tüketiyorlar. kurutulmuş et; uiḷaq, fermente edilmiş balina eti ile birlikte dil ve çiğ balina derisinin mikserle çekilerek hazırladıkları mikigaq,
fok yağında kızartılarak yarı kurutulmuş et haline getirdikleri igamaaqłuk, eti haşlayarak tükettikleri ıgaapiaq ve çiğ olarak tükettikleri erimiş ren geyiği yağı ile ince kıyılmış ren geyiği etinden yaptıkları bir çeşit dondurma yani akutaq diğer yemekleri arasında.
maktak:

uiḷaq:

kaynak
kaynak
kaynak
devamını gör...


