normal sözlük gartic.io etkinlikleri
çok sevgili yazarımız ve usta ressamımız pablo mellisho ile uzun görüşmelerimiz sonucu gartic phone etkinliği düzenleme kararı aldık. yine aynı günde ve aynı saatte, yani cumartesi günü 22:00'da gerçekleşecek olan bu etkinliğe katılmak için "ben varım" yazmanız yeterli.
oda maksimum 30 kişi olabiliyor aklınızda bulunsun.
oyundan kısaca bahsetmek gerekirse,
tıpkı bugün oynadığımız gartic oyununda olduğu gibi amacımız yine resim çizmek ve çizilen resimleri tahmin etmek lakin ufak bir farkla. bu sefer önce her oyuncunun bir cümlelik bir hikaye başlatması gerekecek. örneğin "trollerden bıkmış kafa sözlük yazarı", "kırmızı oje süren tavşan" gibi. nasıl bir hikaye oluşturacağınız tamamen size kalmış durumda. hayal gücünüzü sonuna kadar kullanın. daha sonra oluşturmuş olduğunuz hikaye rastgele olarak bir başka kullanıcının ekranına gelecek ve o kullanıcı da sizin hikayenizi resmedecek. daha sonra çizilmiş olan resim yine bir başka kullanıcının ekranına gelecek ve o kullanıcı da resimde ne anlatıldığını tahmin edecek. döngü bu şekilde sürüp gidiyor. herkes çizimlerini ve tahminlerini bitirdiğinde odanın yöneticisi çizimleri ve tahminleri bir albüm şeklinde gösterime sunacak. bir bakıma kulaktan kulağa gibi. ortaya çok eğlenceli senaryolar ve çizimler çıkacağına eminim. oyunda ne yazık ki chat yok tek kötü özelliği belki de bu. ve kesinlikle ses kullanma özelliği yok. sesinizi açmak veya konuşmak zorunda kalmayacaksınız içiniz rahat olsun.
katılımcıların adını buraya ekleyeceğim
odayı kurduğumda belirlediğimiz saatten (22:00) 10 dakika önce katılımcılara oda linkini atacağım. böylece tam zamanında başlamış ve beklememiş olacağız.
son olarak herhangi bir sorunuz, aklınıza takılan bir şey olursa portakal atmaktan çekinmeyin.
katılımcı listesi:
devrin
bengaripsengüzeldünyaumutlu
je-
mementomori
evernevergreen
merdumgiriz_
summer queen
oda maksimum 30 kişi olabiliyor aklınızda bulunsun.
oyundan kısaca bahsetmek gerekirse,
tıpkı bugün oynadığımız gartic oyununda olduğu gibi amacımız yine resim çizmek ve çizilen resimleri tahmin etmek lakin ufak bir farkla. bu sefer önce her oyuncunun bir cümlelik bir hikaye başlatması gerekecek. örneğin "trollerden bıkmış kafa sözlük yazarı", "kırmızı oje süren tavşan" gibi. nasıl bir hikaye oluşturacağınız tamamen size kalmış durumda. hayal gücünüzü sonuna kadar kullanın. daha sonra oluşturmuş olduğunuz hikaye rastgele olarak bir başka kullanıcının ekranına gelecek ve o kullanıcı da sizin hikayenizi resmedecek. daha sonra çizilmiş olan resim yine bir başka kullanıcının ekranına gelecek ve o kullanıcı da resimde ne anlatıldığını tahmin edecek. döngü bu şekilde sürüp gidiyor. herkes çizimlerini ve tahminlerini bitirdiğinde odanın yöneticisi çizimleri ve tahminleri bir albüm şeklinde gösterime sunacak. bir bakıma kulaktan kulağa gibi. ortaya çok eğlenceli senaryolar ve çizimler çıkacağına eminim. oyunda ne yazık ki chat yok tek kötü özelliği belki de bu. ve kesinlikle ses kullanma özelliği yok. sesinizi açmak veya konuşmak zorunda kalmayacaksınız içiniz rahat olsun.
katılımcıların adını buraya ekleyeceğim
odayı kurduğumda belirlediğimiz saatten (22:00) 10 dakika önce katılımcılara oda linkini atacağım. böylece tam zamanında başlamış ve beklememiş olacağız.
son olarak herhangi bir sorunuz, aklınıza takılan bir şey olursa portakal atmaktan çekinmeyin.
katılımcı listesi:
devrin
bengaripsengüzeldünyaumutlu
je-
mementomori
evernevergreen
merdumgiriz_
summer queen
devamını gör...
fantastik edebiyat
kaçış edebiyatı diye burun kıvıranlara en güzel cevabı,fantastik edebiyatın babası olan tolkien vermiştir: "kendini hapiste bulduğunda dışarı, evine gitmeye çalışan biri neden hor görülüyor? ya da kaçamıyorsa, hapishane duvarları ve gardiyanlar dışında bir şeylerden konuşmasın mı?"
kaçış edebiyatını sevmeyenler hapishanenin gardiyanlarıdır şeklinde tolkien'e atfedilen lafın aslıdır aynı zamanda.
kaçış edebiyatını sevmeyenler hapishanenin gardiyanlarıdır şeklinde tolkien'e atfedilen lafın aslıdır aynı zamanda.
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
saat gecenin 3'ü. hava biraz serin ama çok üşütmüyor. hafif bir esinti sadece. karşıda uçsuz bucaksız bir deniz, denizin kenarında gecenin sessizliği ile konuşan bir kadın. altında eski bir eşofman, üzerinde ince, örme bir ceket.* aklında ise sorular. düşünüyor, "ne yapacağım?" diyor. ardından bir ses duyuyor yanından.
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da hiç çay içmedik
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da çay içmedik,
solunda oturan adam söylüyor bu şarkıyı. yüzünün yarısı görünüyor adamın. kirli sakallarını, karakteristik burnunu ve kalın kaşlarını seçebiliyor genç kadın. adam neden oturduğunu bilmiyor bu kadının yanına, "neden burada? neden bu şarkıyı söylüyor şu anda? ne yapıyor?", bilmiyor. kadın ise anlam veremeden susuyor öylece. bu nahif ve güzel sesi dinliyor sadece. devam ediyor adam.
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
makes hanım’ı kim sevmez?
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
yerimde olmayı kim istemez?
adam içindeki meraka yenilip yarıda kesiyor şarkıyı.
- ne işiniz var burada, bu saatte?
- sizin için bir önemi mi var?
- oldukça endişeli ve meraklı görünüyorsunuz, rahatsız etmek istememiştim. iyi akşamlar.
adam kalkıyor ve gidiyor kadının yanından, istemeye istemeye...
kadın düşünüyor, ne oldu len az önce?
ertesi gece, saat 4
kadın yine oturmuş denizle sohbet ediyor. sahil bomboş. ileride içen birkaç kişi dışında ortam sessiz. kadın onları duymuyor bile. ileriden bir adam geliyor, yanındaki banka oturuyor. kadın tanıyor bu adamı ama nereden? bilemiyor. önüne dönüyor kadın. düşüncelere dalıyor bir kez daha. sabah 6 suları, gün doğmaya başlıyor. "bir gece daha bitti. artık gitmeli " diye geçiriyor aklından. yanındaki uzun saplı çantasını almaya yeltendiği sırada yandaki bankta oturan adamı görüyor. adamın varlıģını dahi unutmuş kadın. ama adam hala orada. sonra hatırlıyor kadın. bu o adam, dün yanında şarkı söyleyen. kalkıyor banktan, hiç düşünmeden adamın yanına doğru ilerliyor. bunu fark eden adam büyük bir gülümseme ile karşılıyor kadını.
-merhaba.
-merhaba?
-siz dünkü beyefendi değil misiniz? şu şarkıyı söyleyen hani?
- ah, evet benim.
- ...
- dün düşünceli halinizi görünce merak etmiştim. bu gece de burada olacağınızı tahmin ettim. yanılmadım.
-size ne bundan?
- size karşı içimde bilemediğim bir merak var, merak ediyorum sizi.
-tamam da neden? tanışıyor muyuz daha önceden ?
- sanmıyorum.
-o zaman?
- bilmem...
hiçbir şey söylemeden adamın yanından ayrılıyor kadın. "ne tuhaf bir adam..." diye düşünüyor içinden.
gece saat 4 suları. adam sessiz adımlarla geliyor sahile. kadını arıyor gözleri. kadın yok etrafta.
"rahatsız ettim herhalde kadıncağazı. ah salak kafam, kapatsana çeneni." diye kızıyor kendisine. biçare oturuyor kadının her zamanki oturduğu banka. takıyor kulaklığını, başlıyor yakamozu izlemeye. adamın aklında kadın, peki ya kadın???
sabah gün doğmaya başlıyor. adam gidemiyor buradan. "ya gelirse o güzel kadın?" düşüncesi ile. bir yandan da korkuyor kadını rahatsız etmiş olmaktan. "neden? " diyor. "neden bu merakım? ". kendisi de cevap veremiyor buna.
ileriden biri geliyor, görüyor adam. yoksa o kadın mı? değil, olsa tanırdı çünkü. ama o gibi...
bir heyecan sarıyor adamı. ileriden, kendisine bol gelen örme ceketi ve elinde bez bir çanta ile ilerleyen o kadını artık net görüyor. kocaman bir gülümseme peydah oluyor adamın yüzünde. çaktırmadan önüne dönüyor, daha fazla rahatsız etmemek için kadını. kadın kendisine doğru ilerlemeye devam ediyor, görüyor fakat yanına oturmayacak biliyor. oysa ne güzel olurdu yanına otursa, diye düşünüyor.
- günaydın, diyor kadın.
-günaydın?
-rahatsız mı ediyorum?
-ah hayır, asla. oturur musunuz?
gülümseyerek oturuyor kadın.
- çay ister misiniz? emirgan'da değiliz ama olsun.
şaşırıyor adam.
-tabii isterim. teşekkürler.
kadın bez çantanın içinden kırmızı bir termos ve iki karton bardak çıkartıyor. adam şaşkın ve heyecanlı. başlıyorlar gün doğumunu izlerken çay içmeye. içleri sıcacık. çaydan mı? birlikte oldukları için mi? onlar da anlayamıyorlar...
tam 1 hafta boyunca bu iki kişi her gece buluşmaya başlıyorlar burada. birbirlerine şiirler okuyor, şarkılar söylüyor, hikayeler okuyorlar ve en önemlisi susuyorlar.
gecelerden birinde, her zamanki gibi güneş tepeye çıkıncaya kadar sohbet ediyorlar deniz eşliğinde.
- o zaman bu gece burada görüşmek üzere.
- peki saat 2 uygun mudur?
- anlaştık o zaman. saat 2'de burada.
adam kadının beklemediği bir şey yaparak sarılıyor kadına. kadın şaşkın bir şekilde sarıyor kollarını adama. iki şaşkın ve mutlu ruh, ayrılıyor o sabah bir kez daha.
gece kadın bekliyor adamı. saat 1.57. 3 dakika var. biliyor kadın, gecikmez bu adam. nereden biliyor bunu? onu da bilmiyor ama neredeyse emin gecikmeyeceğinden.
saat 3.39.
4.12
5.56
7.03
adam gelmedi, kadın ise bekledi sabaha kadar. "gelmeyecek demek ki" diyerek cebindeki sigaraya uzandı kadın. eline farklı bir şey değdi, hissetti. 4'e katlanmış bir kağıt parçası. okudu yavaşça bu birkaç kelimeyi. gözünden bir damla yaş aktı, denize karıştı. deniz sonsuza kadar o bir damla göz yaşını taşıdı. kadın ise affetmedi bu adamı.
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da hiç çay içmedik
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da çay içmedik,
solunda oturan adam söylüyor bu şarkıyı. yüzünün yarısı görünüyor adamın. kirli sakallarını, karakteristik burnunu ve kalın kaşlarını seçebiliyor genç kadın. adam neden oturduğunu bilmiyor bu kadının yanına, "neden burada? neden bu şarkıyı söylüyor şu anda? ne yapıyor?", bilmiyor. kadın ise anlam veremeden susuyor öylece. bu nahif ve güzel sesi dinliyor sadece. devam ediyor adam.
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
makes hanım’ı kim sevmez?
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
yerimde olmayı kim istemez?
adam içindeki meraka yenilip yarıda kesiyor şarkıyı.
- ne işiniz var burada, bu saatte?
- sizin için bir önemi mi var?
- oldukça endişeli ve meraklı görünüyorsunuz, rahatsız etmek istememiştim. iyi akşamlar.
adam kalkıyor ve gidiyor kadının yanından, istemeye istemeye...
kadın düşünüyor, ne oldu len az önce?
ertesi gece, saat 4
kadın yine oturmuş denizle sohbet ediyor. sahil bomboş. ileride içen birkaç kişi dışında ortam sessiz. kadın onları duymuyor bile. ileriden bir adam geliyor, yanındaki banka oturuyor. kadın tanıyor bu adamı ama nereden? bilemiyor. önüne dönüyor kadın. düşüncelere dalıyor bir kez daha. sabah 6 suları, gün doğmaya başlıyor. "bir gece daha bitti. artık gitmeli " diye geçiriyor aklından. yanındaki uzun saplı çantasını almaya yeltendiği sırada yandaki bankta oturan adamı görüyor. adamın varlıģını dahi unutmuş kadın. ama adam hala orada. sonra hatırlıyor kadın. bu o adam, dün yanında şarkı söyleyen. kalkıyor banktan, hiç düşünmeden adamın yanına doğru ilerliyor. bunu fark eden adam büyük bir gülümseme ile karşılıyor kadını.
-merhaba.
-merhaba?
-siz dünkü beyefendi değil misiniz? şu şarkıyı söyleyen hani?
- ah, evet benim.
- ...
- dün düşünceli halinizi görünce merak etmiştim. bu gece de burada olacağınızı tahmin ettim. yanılmadım.
-size ne bundan?
- size karşı içimde bilemediğim bir merak var, merak ediyorum sizi.
-tamam da neden? tanışıyor muyuz daha önceden ?
- sanmıyorum.
-o zaman?
- bilmem...
hiçbir şey söylemeden adamın yanından ayrılıyor kadın. "ne tuhaf bir adam..." diye düşünüyor içinden.
gece saat 4 suları. adam sessiz adımlarla geliyor sahile. kadını arıyor gözleri. kadın yok etrafta.
"rahatsız ettim herhalde kadıncağazı. ah salak kafam, kapatsana çeneni." diye kızıyor kendisine. biçare oturuyor kadının her zamanki oturduğu banka. takıyor kulaklığını, başlıyor yakamozu izlemeye. adamın aklında kadın, peki ya kadın???
sabah gün doğmaya başlıyor. adam gidemiyor buradan. "ya gelirse o güzel kadın?" düşüncesi ile. bir yandan da korkuyor kadını rahatsız etmiş olmaktan. "neden? " diyor. "neden bu merakım? ". kendisi de cevap veremiyor buna.
ileriden biri geliyor, görüyor adam. yoksa o kadın mı? değil, olsa tanırdı çünkü. ama o gibi...
bir heyecan sarıyor adamı. ileriden, kendisine bol gelen örme ceketi ve elinde bez bir çanta ile ilerleyen o kadını artık net görüyor. kocaman bir gülümseme peydah oluyor adamın yüzünde. çaktırmadan önüne dönüyor, daha fazla rahatsız etmemek için kadını. kadın kendisine doğru ilerlemeye devam ediyor, görüyor fakat yanına oturmayacak biliyor. oysa ne güzel olurdu yanına otursa, diye düşünüyor.
- günaydın, diyor kadın.
-günaydın?
-rahatsız mı ediyorum?
-ah hayır, asla. oturur musunuz?
gülümseyerek oturuyor kadın.
- çay ister misiniz? emirgan'da değiliz ama olsun.
şaşırıyor adam.
-tabii isterim. teşekkürler.
kadın bez çantanın içinden kırmızı bir termos ve iki karton bardak çıkartıyor. adam şaşkın ve heyecanlı. başlıyorlar gün doğumunu izlerken çay içmeye. içleri sıcacık. çaydan mı? birlikte oldukları için mi? onlar da anlayamıyorlar...
tam 1 hafta boyunca bu iki kişi her gece buluşmaya başlıyorlar burada. birbirlerine şiirler okuyor, şarkılar söylüyor, hikayeler okuyorlar ve en önemlisi susuyorlar.
gecelerden birinde, her zamanki gibi güneş tepeye çıkıncaya kadar sohbet ediyorlar deniz eşliğinde.
- o zaman bu gece burada görüşmek üzere.
- peki saat 2 uygun mudur?
- anlaştık o zaman. saat 2'de burada.
adam kadının beklemediği bir şey yaparak sarılıyor kadına. kadın şaşkın bir şekilde sarıyor kollarını adama. iki şaşkın ve mutlu ruh, ayrılıyor o sabah bir kez daha.
gece kadın bekliyor adamı. saat 1.57. 3 dakika var. biliyor kadın, gecikmez bu adam. nereden biliyor bunu? onu da bilmiyor ama neredeyse emin gecikmeyeceğinden.
saat 3.39.
4.12
5.56
7.03
adam gelmedi, kadın ise bekledi sabaha kadar. "gelmeyecek demek ki" diyerek cebindeki sigaraya uzandı kadın. eline farklı bir şey değdi, hissetti. 4'e katlanmış bir kağıt parçası. okudu yavaşça bu birkaç kelimeyi. gözünden bir damla yaş aktı, denize karıştı. deniz sonsuza kadar o bir damla göz yaşını taşıdı. kadın ise affetmedi bu adamı.
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
hukuka o kadar inanmıyoruz ki suç işleyen de cezayı veren de biz seyirciler de hiçbir şeyin değişmeyeceğini biliyoruz. acı ve gerçek olan işte bu bilinç.
devamını gör...
badem çiçeği festivali
bademiyle ünlü muğla’nın datça ilçesinde 2018 yılından beri düzenlenen bir festivaldir. badem çiçeklerinin bahara erken merhabalarının kutlandığı festival bu sene pandemi nedeniyle online olarak gerçekleştirilecektir, tabi biz uzaktakiler için. ordakiler için nerdeyse hergün festival.
bu sene 12-14 şubat tarihleri arasında datça belediyesi’nin instagram ve facebook hesaplarından saat:14:00’te canlı bağlantılar olacakmış. güzel vakit geçirmek için izlenesi bence...
bu sene 12-14 şubat tarihleri arasında datça belediyesi’nin instagram ve facebook hesaplarından saat:14:00’te canlı bağlantılar olacakmış. güzel vakit geçirmek için izlenesi bence...
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
içki masasında kadehleri tokuştururken kullanılan "şerefe" kelimesinin masadaki manası; "burada olan burada kalır, bu masada anlatılanlar aramızda kalacak bunun için şeref sözü verir misin" olduğudur.
zira rakı masasında veya içki masasında bir çok insan özelini, dertlerini, sevinçlerini beraber ona eşlik eden arkadaşına anlatır.bu sebeple o masada kalmasını ister konuşmanın.racon budur.ama çok az kişi bilir.
zira rakı masasında veya içki masasında bir çok insan özelini, dertlerini, sevinçlerini beraber ona eşlik eden arkadaşına anlatır.bu sebeple o masada kalmasını ister konuşmanın.racon budur.ama çok az kişi bilir.
devamını gör...
tanımadığın biriyle sohbet etmek
tekel bayiim olduğu için her gün yaptığım şey.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
dünya çapında tarihi çağları ilk çağ, orta çağ, yeni çağ ve yakın çağ olarak dörde ayırıyoruz fakat bunların başlangıç - bitiş tarihlerini ve olaylarını avrupa'ya göre daha farklı kabul ediyoruz.
yani, siz bir yabancıya "istanbul'un fethi çağ açıp çağ kapattı, yeni çağ bununla başladı." derseniz size bir yerleriyle güler çünkü ona göre yeni çağ amerika'nın keşfedilmesiyle başlamıştır.
aşağıya tarihi çağların bize ve avrupa'ya göre kabul edilen iki farklı şekliyle şemalarını bırakıyorum, isteyen inceleyip karşılaştırabilir.


tanım: az bilinen bilgilerin paylaşıldığı başlık.
yani, siz bir yabancıya "istanbul'un fethi çağ açıp çağ kapattı, yeni çağ bununla başladı." derseniz size bir yerleriyle güler çünkü ona göre yeni çağ amerika'nın keşfedilmesiyle başlamıştır.
aşağıya tarihi çağların bize ve avrupa'ya göre kabul edilen iki farklı şekliyle şemalarını bırakıyorum, isteyen inceleyip karşılaştırabilir.


tanım: az bilinen bilgilerin paylaşıldığı başlık.
devamını gör...
normal sözlük yazarından gelen bayram mesajı
beni de oldukça mutlu eden mesajdır. birkaç kişiden aldım sağ olsunlar.* ben de burdan tüm sözlüğe iyi bayramlarrr diliyorumm.
devamını gör...
reddedilme korkusu ile açılamamak
bir şeyi yapıp pişman olmak, yapmayıp pişman olmaktan yeğdir her zaman. zira sonucu bilemezsiniz, belki her şey çok güzel olur, kim bilir.
devamını gör...
sek (yazar)
sevgili sözlüktaş sek'in sesini duymak, benim bir aylık mutluluğuma eşit bir duygu.
devamını gör...
sevgililer günü
sevgililer günü, aziz valentin günü (st valentines day) olarakta bilinir.
her yıl, şubatın 14.günü heyecan, aşk ve romantizmin kutlandığı özel bir gün olduğu için, bir çok ülke de yaşayan insanlar tarafından kutlanır.
bu özel gün, kimi için romantik, kimi için de ticari özelliklere sahiptir.
her yıl, şubatın 14.günü heyecan, aşk ve romantizmin kutlandığı özel bir gün olduğu için, bir çok ülke de yaşayan insanlar tarafından kutlanır.
bu özel gün, kimi için romantik, kimi için de ticari özelliklere sahiptir.
devamını gör...
yalova
termalleri ile ünlü olan ilimizdir.
devamını gör...
durup dururken ağlamak
durup dururken değildir o bir tükenmişlik bir dolmuşluk vardır ortada.
devamını gör...
sözlük yazarlarını şaşırtan şeyler
sevdiğim kızın beni seviyor olması. nasıl olabiliyor bu anlamıyorum bu yüzden şaşırıyorum
edit : artık şaşırmıyorum dostlarım sevmiyormuş
edit : artık şaşırmıyorum dostlarım sevmiyormuş
devamını gör...
biz çocukken
herşey daha masum ve gerçekti.
devamını gör...
ben küçükken sarışınmışım
kahverengi gözlü birinin güneş’e 42 derecelik açıyla bakınca gözlerinin elaya dönmesi iddiası ile kapışacak olan iddia.
devamını gör...
büyük kanyon
arizona eyaletinde kolorado nehri çevresinde yer alan kanyon. ingilizce'de grand canyon olarak geçer. 446 km uzunluğundadır, derinliği de yer yer 2km'ye kadar ulaşır. genel olarak kuru bir havaya sahiptir, hava sıcaklığı yazları 40 dereceye kadar çıkabilirken, kışları -20lere inebilir, bu sebeple genelde gelen turistleri şaşırtır.
mesela şahsen ben hava las vegas'da 30 derece iken birlikte günübirlik grand canyon'a gideceğimiz arkadaşımın "montları almayalım bence, elimizde kalır" demesi üzerine sabahın saat 6sında yola çıkarken üşüyebileceğimizi hatırlatarak ikimizin de hayatını kurtarmışımdır. çünkü o gün hava kanyonda -10 dereceymiştir
tabi ayrıca inanılmaz güzel manzarası vardır, çok güzel fotoğraf çekilir, mesela:
mesela şahsen ben hava las vegas'da 30 derece iken birlikte günübirlik grand canyon'a gideceğimiz arkadaşımın "montları almayalım bence, elimizde kalır" demesi üzerine sabahın saat 6sında yola çıkarken üşüyebileceğimizi hatırlatarak ikimizin de hayatını kurtarmışımdır. çünkü o gün hava kanyonda -10 dereceymiştir
tabi ayrıca inanılmaz güzel manzarası vardır, çok güzel fotoğraf çekilir, mesela:
devamını gör...

