gözlük kullananların korkulu rüyası
kucağa bebek alıp sevmek.
yeni yeni konuşmaya ya da oynamaya başlayan bebeği, gözünüzde gözlük varken kucağınıza aldınız mı hapı yuttunuz demektir. hadi kucağınıza kediyi aldınız, kedi sıkılınca ya da kızınca patisini rastgele hedef gözetmeden sallar. ama o yüzünüze sevimli ve sinsi sinsi gülen bebek bir anda o minicik eliyle gözlüğünüze yapışıverir. erken davranıp elindeki gözlüğü yere atıp kırmadan kurtarabilirseniz ne mutlu size.
yeni yeni konuşmaya ya da oynamaya başlayan bebeği, gözünüzde gözlük varken kucağınıza aldınız mı hapı yuttunuz demektir. hadi kucağınıza kediyi aldınız, kedi sıkılınca ya da kızınca patisini rastgele hedef gözetmeden sallar. ama o yüzünüze sevimli ve sinsi sinsi gülen bebek bir anda o minicik eliyle gözlüğünüze yapışıverir. erken davranıp elindeki gözlüğü yere atıp kırmadan kurtarabilirseniz ne mutlu size.
devamını gör...
ikiden fazla dil bilen insan
programlama dilleri sayılıyorsa beni de yazın dediğim kişi listesi.
gerçi kullanmaya kullanmaya unutmaya başladım sanırım onu da...
gerçi kullanmaya kullanmaya unutmaya başladım sanırım onu da...
devamını gör...
güneş ve dünya'nın dönüşü hakkında bilimsel konuşma yapan konyalı gençler
her ne kadar birbirlerine yanlış bilgiler verseler de akranları gibi boş boş siyaset ya da futbol muhabbeti yapmayıp bilime kafa yordukları için gözümü yaşartan konyalı gençler.
-şurası gışş, dediği yerin de güneş simgesine yakın tarafta olması da ayrı komik*.
-güneş gendi etrafında döner mi sözlük?
-şurası gışş, dediği yerin de güneş simgesine yakın tarafta olması da ayrı komik*.
-güneş gendi etrafında döner mi sözlük?
devamını gör...
ulusal yas ilan etmek için gereken koşullar
bu ülkenin vatandaşlarının ne zaman canlarının değeri oldu?
hepimiz biliyoruz ki paran kadar değerlisin, ülken için can vermişsin hiç önemi yok, geride kalanlara maaş bağlanır, bir iki kişiye iş verilir gerisi hak getire.
bizim kimler için yas ilan ettiğimiz ortada .
hepimiz biliyoruz ki paran kadar değerlisin, ülken için can vermişsin hiç önemi yok, geride kalanlara maaş bağlanır, bir iki kişiye iş verilir gerisi hak getire.
bizim kimler için yas ilan ettiğimiz ortada .
devamını gör...
iltifat mı hakaret mi olduğu belli olmayan cümleler
görmeyeli çok değişmissin cümlesidir. iyi bir değişim mi kötü bir değişim mi belli değildir.
devamını gör...
ayhan ışık
16 haziran 1979 yılında, balkonda güneşlenirken beyin kanaması sonucu hayatını kaybetmiş. tabi o dönemin büyük film yıldızının ani ölüm haberi bir fırtına gibi yayılmış, bomba etkisi yapmış, memleketi matem havasına büründürmüştür.
devamını gör...
dokuzuncu hariciye koğuşu
peyami safa'nın kaleme aldığı " insan ruhunun derinliklerine hitap eden" aşkı ızdırabı ve çaresizliği anlatan psikolojik bir romandır.
yalana her şey isyan etmelidir. eşya bile;
damlardan kiremitler uçmalıdır, camlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır.
--9. hariciye koğuşu--
kısaca özeti buyrun;
romanın kahramanı 15 yaşında ismi tam olarak verilmeyen bir erkek çocuktur. 7 yaşından beri ayağındaki kemik sorunundan dolayı yaşamının büyük bir kısmını hastane koridorunda geçirir. daha sonraları ayağının kesileceği haberini alır .iyileşmesi biraz zor ama rahatlık içerisinde yaşaması gerekmektedir ancak fakir bir ailede yaşayan çocuk için bu biraz zordur.
uzaktan akrabaları olan paşa erenköy'e çağırarak onun yanına alır. paşa'nın bir de kızı vardır nüzhet adında. nüzhete aşık olmuştur. nüzhet kendisinden 4 yaş büyüktür. nüzhet de ona karşı boş değildir aynı zamanda. tabii nüzhet'i isteyen biri daha vardır ki o da 35 yaşındaki doktor ragıp bey. annesi nüzhet'i doktor ragıp bey vermek isterken paşa bunu istememektedir. bir gün ailenin kendisi hakkında konuşmalarına şahit olur çocuk bundan çok etkilenerek üzülür ve orayı terk etme kararı alarak oradan ayrılmayı düşünür tam ayrılacağı gün annesi oraya gelmektedir. o yüzden eve gidemez .bacağının tam iyileşeceği yolda giderken daha da kötüleşir ameliyat olması gerekir. ameliyat için dokuzuncu hariciye koğuşu na yatırılır. doktorlar çok çaba sarf ederler ve bacak kesilmekten kurtulur. nihayetinde bacak biraz kısalsada tamamen iyileşmiştir. tam dokuzuncu hariciye koğuşu ndan çıkacağı gün doktor ragıp bey ve nüzhetin evlendiği haberini alır .
tabii yapacak bir şey yoktur...
bu arada kitaptaki kahraman ve nüzhet'in orasının açılmasının sebebi nüzhet'in yalan söylemesi dir.
nüzhet bana yalan söyledi...
dünyadaki hiçbir nüzhet yalan söylememelidir.
yalana her şey isyan etmelidir. eşya bile;
damlardan kiremitler uçmalıdır, camlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır.
--9. hariciye koğuşu--
kısaca özeti buyrun;
romanın kahramanı 15 yaşında ismi tam olarak verilmeyen bir erkek çocuktur. 7 yaşından beri ayağındaki kemik sorunundan dolayı yaşamının büyük bir kısmını hastane koridorunda geçirir. daha sonraları ayağının kesileceği haberini alır .iyileşmesi biraz zor ama rahatlık içerisinde yaşaması gerekmektedir ancak fakir bir ailede yaşayan çocuk için bu biraz zordur.
uzaktan akrabaları olan paşa erenköy'e çağırarak onun yanına alır. paşa'nın bir de kızı vardır nüzhet adında. nüzhete aşık olmuştur. nüzhet kendisinden 4 yaş büyüktür. nüzhet de ona karşı boş değildir aynı zamanda. tabii nüzhet'i isteyen biri daha vardır ki o da 35 yaşındaki doktor ragıp bey. annesi nüzhet'i doktor ragıp bey vermek isterken paşa bunu istememektedir. bir gün ailenin kendisi hakkında konuşmalarına şahit olur çocuk bundan çok etkilenerek üzülür ve orayı terk etme kararı alarak oradan ayrılmayı düşünür tam ayrılacağı gün annesi oraya gelmektedir. o yüzden eve gidemez .bacağının tam iyileşeceği yolda giderken daha da kötüleşir ameliyat olması gerekir. ameliyat için dokuzuncu hariciye koğuşu na yatırılır. doktorlar çok çaba sarf ederler ve bacak kesilmekten kurtulur. nihayetinde bacak biraz kısalsada tamamen iyileşmiştir. tam dokuzuncu hariciye koğuşu ndan çıkacağı gün doktor ragıp bey ve nüzhetin evlendiği haberini alır .
tabii yapacak bir şey yoktur...
bu arada kitaptaki kahraman ve nüzhet'in orasının açılmasının sebebi nüzhet'in yalan söylemesi dir.
nüzhet bana yalan söyledi...
dünyadaki hiçbir nüzhet yalan söylememelidir.
devamını gör...
çocukken alınmadığı için yazarları bugün de üzen şeyler
yok.
tek bir oyuncağım dahi olmadı.
ağaçlar, kuşlar, kediler, inekler, tavuklar, böcekler vb. ile oynadım.
hala da onlar ile oynarım.
tek bir oyuncağım dahi olmadı.
ağaçlar, kuşlar, kediler, inekler, tavuklar, böcekler vb. ile oynadım.
hala da onlar ile oynarım.
devamını gör...
altın boynuz
haliç'in mitolojik aşk ve ihanet hikâyesinden mütevellit aldığı isimdir.
hovarda zeus, argos prensesi io ile işi pişirir. bu durum karısı hera'nın kulağına gider. hera malum olduğunuz üzere kıskanç ve şirret bir kadındır. zeus hera'nın io'ya yapabileceklerinden fena halde tırsar.
korku dağları etrafını sarmış olan zeus totosundan soğuk terler akıtmaktadır ve aklına bir çözüm gelir. io'yu ineğe dönüştürür. hemde altın boynuzları olan bir ineğe...
tabi hera hafiye gibi kadın, önünde sonunda bunu da öğrenir.
dünyadaki en tehlikeli şey aldatılmış bir kadının intikam tam tamları çalmasıdır. hele aldatılan kadın tanrıça ise durum çok daha vahimdir.
hera bu kızgınlık ve hırsla ineğe at sineği musallat eder. çok pis yaratıktır vesselam. düşmanıma bile böyle eziyet dilemem.
inek, prenses at sineğinden kaçacağım deyü kendini oralara buralara vurur. kıtalar aşar. ama bir türlü bundan kurtulmanın yolunu bulamaz.
tesadüf o ya inek prenses bugün haliç'in bulunduğu yerde at sineğini üstünden silkelemeye çalışırken, boynuzları zemine girer çıkar ve derin yarıklar oluşturur.
bu yarıklar altın boynuz marifetiyle oluştuğu içinde, bölge o isimle anılmaya başlar.
ha bir de bizans'ın fethinden hemen önce bizanslıların tüm mal varlıklarını gemileri batırmak suretiyle, senelik %8 faizle haliçe yatırdıklarına dair bir rivayet vardır.
hatta japonlar gelecek, bu zenginlikleri bizim için çıkaracaktır ama hala yüzde üzerinde anlaşılamamıştır.
hovarda zeus, argos prensesi io ile işi pişirir. bu durum karısı hera'nın kulağına gider. hera malum olduğunuz üzere kıskanç ve şirret bir kadındır. zeus hera'nın io'ya yapabileceklerinden fena halde tırsar.
korku dağları etrafını sarmış olan zeus totosundan soğuk terler akıtmaktadır ve aklına bir çözüm gelir. io'yu ineğe dönüştürür. hemde altın boynuzları olan bir ineğe...
tabi hera hafiye gibi kadın, önünde sonunda bunu da öğrenir.
dünyadaki en tehlikeli şey aldatılmış bir kadının intikam tam tamları çalmasıdır. hele aldatılan kadın tanrıça ise durum çok daha vahimdir.
hera bu kızgınlık ve hırsla ineğe at sineği musallat eder. çok pis yaratıktır vesselam. düşmanıma bile böyle eziyet dilemem.
inek, prenses at sineğinden kaçacağım deyü kendini oralara buralara vurur. kıtalar aşar. ama bir türlü bundan kurtulmanın yolunu bulamaz.
tesadüf o ya inek prenses bugün haliç'in bulunduğu yerde at sineğini üstünden silkelemeye çalışırken, boynuzları zemine girer çıkar ve derin yarıklar oluşturur.
bu yarıklar altın boynuz marifetiyle oluştuğu içinde, bölge o isimle anılmaya başlar.
ha bir de bizans'ın fethinden hemen önce bizanslıların tüm mal varlıklarını gemileri batırmak suretiyle, senelik %8 faizle haliçe yatırdıklarına dair bir rivayet vardır.
hatta japonlar gelecek, bu zenginlikleri bizim için çıkaracaktır ama hala yüzde üzerinde anlaşılamamıştır.
devamını gör...
arkadaşının arkadaşın olmadığını anladığın an
çıkar ilişkisini fark ettiğim andır. hatta arttırıyorum bizzat dolandırıldığım andır.
devamını gör...
ilkokulun ilk günü yaşananlar
en çok heveslendiğim ve bir an önce gelmesini beklediğim gündü.
efendim ben okumayı yazmayı biraz erken söktüm. o da meraktan. ablamla ağabeyim oturup bir kağıtta bir şeyler okuyorlardı ve ben de bir şey anlamıyordum. yani okumayı sökmem aslında kıskançlığımdan geldi bir anlamda.
okumayı yazmayı söktüğümde 5 yaşımdaydım. ablam da erken söktüğünden okula erken yazdırılmıştı. benim dönemimde okula başlama yaşı 7 idi. ablam erken başladığında , sınıftakiler de büyük olunca adaptasyon sorunu yaşadığından beni erken yazdırmadılar okula.
ben de çocukluk arkadaşım meryem ile evden kaçıp okula gitme planları yapardım. önünde çiçek baskı olan bir de çantam vardı; ona kitap defter koyup ana yola çıkıp bir araba durdurmaya bile kalktıydık(kazara yaşıyorum resmen).
neyse efendim tüm çabam başarısız olunca ben 7 yaşıma kadar bekledim. okula başladığım gün de en mutlu olduğum günlerden biriydi. ama bir gariplik vardı; ben olabildiğince mutlu iken,çocuklar ağlıyordu. çok garipseyip , ‘okula başladılar mutlu olmaları lazım’ diye düşündüğümü dün gibi hatırlıyorum.
ilk iki sınıfı okutan öğretmenim de iyiydi. sadece derste türkiye haritası çizmeme kızardı; o da ayrı bir hikaye konusu.
efendim ben okumayı yazmayı biraz erken söktüm. o da meraktan. ablamla ağabeyim oturup bir kağıtta bir şeyler okuyorlardı ve ben de bir şey anlamıyordum. yani okumayı sökmem aslında kıskançlığımdan geldi bir anlamda.
okumayı yazmayı söktüğümde 5 yaşımdaydım. ablam da erken söktüğünden okula erken yazdırılmıştı. benim dönemimde okula başlama yaşı 7 idi. ablam erken başladığında , sınıftakiler de büyük olunca adaptasyon sorunu yaşadığından beni erken yazdırmadılar okula.
ben de çocukluk arkadaşım meryem ile evden kaçıp okula gitme planları yapardım. önünde çiçek baskı olan bir de çantam vardı; ona kitap defter koyup ana yola çıkıp bir araba durdurmaya bile kalktıydık(kazara yaşıyorum resmen).
neyse efendim tüm çabam başarısız olunca ben 7 yaşıma kadar bekledim. okula başladığım gün de en mutlu olduğum günlerden biriydi. ama bir gariplik vardı; ben olabildiğince mutlu iken,çocuklar ağlıyordu. çok garipseyip , ‘okula başladılar mutlu olmaları lazım’ diye düşündüğümü dün gibi hatırlıyorum.
ilk iki sınıfı okutan öğretmenim de iyiydi. sadece derste türkiye haritası çizmeme kızardı; o da ayrı bir hikaye konusu.
devamını gör...
mokasen
kuzey amerika'daki kızılderililer tarafından giyilen, tek parça deriden yapılmış, yumuşak ayakkabıdır.
orijinali algonkin dilinde makasin'dir.
orijinali algonkin dilinde makasin'dir.
devamını gör...
duyulunca mutlu eden sözler
seni tanıdığıma çok memnun oldum.
devamını gör...
verdikten sonra pişman olunan şeyler
kitap.
geri getirmiyorlar çünkü.
geri getirmiyorlar çünkü.
devamını gör...
1-7 mart yeşilay haftası
her yıl 01-07 mart tarihleri arasında kutlanan yeşilay haftası' nda alkolün, sigaranın, uyuşturucu madde kullanmanın bireye ,aileye ve topluma verdiği zararları topluma anlatılır ve bilinçlendirme yapılır.
herhangi bir şeye bağımlı olup, esir olmadan özgürce istediğim gibi yaşıyorum.
bağımlı olma ,özgür ol!
yeşilay gönüllüsü olarak ,yeşilay haftamız kutlu olsun...
yeşilay tarihçesi
bağımlılıklarla asırlık mücadele
yeşilay, birinci dünya savaşı sırası ve sonrasında işgal güçlerinin toplumumuzda alkol ve uyuşturucu maddeleri yaygınlaştırmasını ve işgale karşı mücadele ruhunun yıkılmasını önlemek amacıyla dönemin şeyhülislam'ı ibrahim haydarizade'nin himayesinde, dr. mazhar osman uzman ve arkadaşları tarafından sultan vahdeddin'in izniyle 5 mart 1920'de istanbul'da "hilal-i ahdar" adıyla kurulmuştur. yeşilay'ın kurulduğu 1 - 7 mart tarihleri ülkemizde yeşilay haftası olarak kutlanmaktadır.
"hilal-i ahdar" ismi daha sonra "yeşil hilal" ve "yeşilay" olarak değiştirilmiş, 1934 yılında mustafa kemal atatürk'ün cumhurbaşkanlığı, ismet inönü'nün başbakanlığında, bakanlar kurulu kararıyla yeşilay'a "kamuya yararlı dernek statüsü" verilmiştir.
kuruluşundan günümüze bağımlılık türleri arttıkça yeşilay'ın da tüzüğünde çalışma alanları çeşitlenmiş, alkolden sonra sigara, uyuşturucu madde, kumar ve yakın tarihte teknoloji bağımlılığı yeşilay'ın mücadele alanına dahil olmuştur.
herhangi bir şeye bağımlı olup, esir olmadan özgürce istediğim gibi yaşıyorum.
bağımlı olma ,özgür ol!
yeşilay gönüllüsü olarak ,yeşilay haftamız kutlu olsun...
yeşilay tarihçesi
bağımlılıklarla asırlık mücadele
yeşilay, birinci dünya savaşı sırası ve sonrasında işgal güçlerinin toplumumuzda alkol ve uyuşturucu maddeleri yaygınlaştırmasını ve işgale karşı mücadele ruhunun yıkılmasını önlemek amacıyla dönemin şeyhülislam'ı ibrahim haydarizade'nin himayesinde, dr. mazhar osman uzman ve arkadaşları tarafından sultan vahdeddin'in izniyle 5 mart 1920'de istanbul'da "hilal-i ahdar" adıyla kurulmuştur. yeşilay'ın kurulduğu 1 - 7 mart tarihleri ülkemizde yeşilay haftası olarak kutlanmaktadır.
"hilal-i ahdar" ismi daha sonra "yeşil hilal" ve "yeşilay" olarak değiştirilmiş, 1934 yılında mustafa kemal atatürk'ün cumhurbaşkanlığı, ismet inönü'nün başbakanlığında, bakanlar kurulu kararıyla yeşilay'a "kamuya yararlı dernek statüsü" verilmiştir.
kuruluşundan günümüze bağımlılık türleri arttıkça yeşilay'ın da tüzüğünde çalışma alanları çeşitlenmiş, alkolden sonra sigara, uyuşturucu madde, kumar ve yakın tarihte teknoloji bağımlılığı yeşilay'ın mücadele alanına dahil olmuştur.
devamını gör...














