leyla ile mecnun replikleri
herşeyi salla çayı demle hacı.
devamını gör...
bana bir şeyhler oluyor
altan erkekli’nin yalnızlık tiradını hafızalara kazımış tiyatro oyunudur.
devamını gör...
çölde su arasam ütü bulurum
bir insanın ne kadar şanssız ne kadar talihsiz olduğunu anlatmak için kullanılan ve çölde denk gelinen kutup ayısının bir diğer versiyonu olan sözün ilk kısmıdır.
günlük hayatımda ne çok kullandığım sözlerden biridir. zira ben bu sözü çok sık kullanacak kadar şanssız ya da talihsiz olabiliyorum. daha önce çocukluğumda kendi zeka seviyem yüzünden yaşadığım ve dünyada çok az kişinin başına gelmiş olabilecek saman balyası olayından bahsetmiştim.
bu söze ilk kez 2008 yılında izlediğim ve vasat bulmama rağmen bir yandan da eğlendiğim murat şeker’in yönettiği, başrollerinde sarp apak, gürgen öz ve tuba ünsal’ın oynadığı, daha sonradan ün konusunda alıp yürüyen serenay sarıkaya’nın ise bir görünüp kaybolduğu plajda filminde rast gelmiştim. bu sözü filmde sarp apak’ın canlandırdığı karakter söylemekte idi.
sözün devam kısmında çocukluğumuz kahramanlarından birinin adının geçiyor oluşu çok önemli ve ruha dokunur olsa da bu kahramanın bahsedilen kısmı o kadar da hoş değil.
çölde su ararken ütü bulan talihsiz bir insan voltran’ı oluşturduğunda da kafiye gereği mecburen neresi olacaktır tahmin edebilirsiniz.
günlük hayatımda ne çok kullandığım sözlerden biridir. zira ben bu sözü çok sık kullanacak kadar şanssız ya da talihsiz olabiliyorum. daha önce çocukluğumda kendi zeka seviyem yüzünden yaşadığım ve dünyada çok az kişinin başına gelmiş olabilecek saman balyası olayından bahsetmiştim.
bu söze ilk kez 2008 yılında izlediğim ve vasat bulmama rağmen bir yandan da eğlendiğim murat şeker’in yönettiği, başrollerinde sarp apak, gürgen öz ve tuba ünsal’ın oynadığı, daha sonradan ün konusunda alıp yürüyen serenay sarıkaya’nın ise bir görünüp kaybolduğu plajda filminde rast gelmiştim. bu sözü filmde sarp apak’ın canlandırdığı karakter söylemekte idi.
sözün devam kısmında çocukluğumuz kahramanlarından birinin adının geçiyor oluşu çok önemli ve ruha dokunur olsa da bu kahramanın bahsedilen kısmı o kadar da hoş değil.
çölde su ararken ütü bulan talihsiz bir insan voltran’ı oluşturduğunda da kafiye gereği mecburen neresi olacaktır tahmin edebilirsiniz.
devamını gör...
birçok yazarın siyasi başlıklara değinmemesi
değinmekle siyâsi sorunlar çözülseydi değinirdim.
devamını gör...
ta'm e guilass
kirazın tadı olarak da bildiğimiz, abbas kiyarüstemi yapımı iran sinemasından bir dram filmi. bireysel bir problemin yanında pek çok sosyolojik gerçeği de iran sinemasının duruluğuyla gözler önüne seren film. bu cümleden sonraki her cümlem çok ciddi miktarda spoiler içereceği için devam edip etmemek size kalmış.
filmde intiharına 20 küreklik toprakla ortak olacak birini arayan bedii, çöp toplayarak geçinen bir adamla karşılaştığında ona üzerindeki kıyafette yazan sözcüğün anlamını bilip bilmediğini sorar. ne yazdığını da ben söylemeyivereyim, izleyen görür. bedii, mimiklerini neredeyse hiç kullanmayan bir adam olmasına rağmen duygu ve kararlarının etkisini gözleri ve göğsünde görülür. filmin bazı sahnelerinde bir tahta gibi duran göğsü heyecanlandığını, nefes alışverişinin hızlandığını belli eder şekilde hızlı ve ritmik bir biçimde iner kalkar.
çekim planlarında güzergahı aracın içinden sadece kuşlar uçarken görürüz. ne zaman kuşlar uçar, o zaman yolu arabanın gözünden izletir kamera. arabasına binen son kişi olan türk adamın bıldırcınları kestiğini öğrendiğinde verdiği tepki de bu mesajı doğrular nitelikte. 20 kürek toprağın pazarlığı süresince durmadan taşınan topraklar, toprakla çalışan insanlar, toprağın kullanıldığı araziler görülüyor. bu toprak çalışmalarından birinde bedii'nin gölgesi ile dökülen toprak birbirine karışıyor ve beni en çok etkileyen sahne de bu diyebilirim.
türk adamla anlaşmasının ardından bir soru işareti bırakıyor, neden çukura kendi aracıyla gitmiyor? teklifini kabul eden birini bulduğu için mi, bıldırcınlar öldüğü için mi, ölmeye kararlı olduğu için mi yoksa zaten ölmekten vazgeçtiği için mi? ki izleyiciyi bu belirsizlikle baş başa bırakıp gidiyor kiyarüstemi.
bedii kendini en mutlu hissettiği yerin, edindiği en iyi arkadaşların askerde olduğu bilgisini sunuyor bize. sıra sıra askerlerden hemen sonra görüyoruz, sıra sıra çocukları. bir... iki... üç... kirazın tadını yeniden almak istemiyor musun?
filmde intiharına 20 küreklik toprakla ortak olacak birini arayan bedii, çöp toplayarak geçinen bir adamla karşılaştığında ona üzerindeki kıyafette yazan sözcüğün anlamını bilip bilmediğini sorar. ne yazdığını da ben söylemeyivereyim, izleyen görür. bedii, mimiklerini neredeyse hiç kullanmayan bir adam olmasına rağmen duygu ve kararlarının etkisini gözleri ve göğsünde görülür. filmin bazı sahnelerinde bir tahta gibi duran göğsü heyecanlandığını, nefes alışverişinin hızlandığını belli eder şekilde hızlı ve ritmik bir biçimde iner kalkar.
çekim planlarında güzergahı aracın içinden sadece kuşlar uçarken görürüz. ne zaman kuşlar uçar, o zaman yolu arabanın gözünden izletir kamera. arabasına binen son kişi olan türk adamın bıldırcınları kestiğini öğrendiğinde verdiği tepki de bu mesajı doğrular nitelikte. 20 kürek toprağın pazarlığı süresince durmadan taşınan topraklar, toprakla çalışan insanlar, toprağın kullanıldığı araziler görülüyor. bu toprak çalışmalarından birinde bedii'nin gölgesi ile dökülen toprak birbirine karışıyor ve beni en çok etkileyen sahne de bu diyebilirim.
türk adamla anlaşmasının ardından bir soru işareti bırakıyor, neden çukura kendi aracıyla gitmiyor? teklifini kabul eden birini bulduğu için mi, bıldırcınlar öldüğü için mi, ölmeye kararlı olduğu için mi yoksa zaten ölmekten vazgeçtiği için mi? ki izleyiciyi bu belirsizlikle baş başa bırakıp gidiyor kiyarüstemi.
bedii kendini en mutlu hissettiği yerin, edindiği en iyi arkadaşların askerde olduğu bilgisini sunuyor bize. sıra sıra askerlerden hemen sonra görüyoruz, sıra sıra çocukları. bir... iki... üç... kirazın tadını yeniden almak istemiyor musun?
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
ben öğretmen çocuğuyum. ilkokul zamanıma denk gelir. rahmetli babam sınav kağıtlarını eve getirir, bir iki gün içinde okur ve geri götürürdü. ben de bazı zamanlar e. s. isimli öğrencinin kağıdını sırf soyadına gıcık olduğum için alır. bazı cevaplarını yanlış olacak şekilde değiştirirdim. başka hiçbir öğrencinin kağıdına dokunmadım.
e. s. senden özür dilerim.
e. s. senden özür dilerim.
devamını gör...
uyumamak için direnmek
ruhsal yapının fizyolojik yapıya başkaldırısı. *
devamını gör...
huzursuzluk yaratan olaylar
yaklaşık 20 yıldır türk siyasetinde olan her olay huzursuzluk yaratıyor.
devamını gör...
dilin kemiği yok
bir atasözüdür. mesela birini sert bir dille eleştirir küfreder bir kişi ağzına ne gelirse söyler, boşboğazlık eder.
sonrada dilin kemiği yok ki der. yani ağzına ne gelirse söyleyebilir hatta söyler. sen bunu yumuşak bir dille de söyleyebilir miydin ? söyleyebilirsen neden öyle yapmadın ? farz etki söylediklerinde de haksız çıktın. ne olacak peki ?
"düzeltmek için çok geç." dedi kırmızı kraliçe: "bir şeyi bir kez söyledin mi; bu onu kalıcı hâle getirir; artık, sen de onun sonuçlarına katlanmak zorundasındır." - lewis carroll
sonrada dilin kemiği yok ki der. yani ağzına ne gelirse söyleyebilir hatta söyler. sen bunu yumuşak bir dille de söyleyebilir miydin ? söyleyebilirsen neden öyle yapmadın ? farz etki söylediklerinde de haksız çıktın. ne olacak peki ?
"düzeltmek için çok geç." dedi kırmızı kraliçe: "bir şeyi bir kez söyledin mi; bu onu kalıcı hâle getirir; artık, sen de onun sonuçlarına katlanmak zorundasındır." - lewis carroll
devamını gör...
insanı yoran şeyler
beklentiler. athenanın da dediği gibi beklentiler sadece üzer.
herkese iyi gelmeye çalışmak,herkese kendini sevdirmeye çalışmak.
paranın araç olmaktan çıkıp amaç haline gelmesi.
herkese iyi gelmeye çalışmak,herkese kendini sevdirmeye çalışmak.
paranın araç olmaktan çıkıp amaç haline gelmesi.
devamını gör...
ismail türküsev
haftasının nasıl geçtiğini öğrenmek istediğimiz nadide o tarz mı şeflerindendir. lanet olsun böyle kurumsallığa da metin yazarlığına da diyerek komedyen olmuştur.
ps: umarım haftaları iyi geçiyordur.*
ps: umarım haftaları iyi geçiyordur.*
devamını gör...
ellerin ağızdan daha fazla alkol tüketmesi
covid-19 ile gerçekleşen durum.
devamını gör...
istek parçanın çalmasını beklemek
gençliğimde heyecanla beklerdim. radyoya mesaj atar veya telefonla istek parçası isterdim.
hele bir de anons edince " x'den y'ye gelsin bu romantik parça " diye, bütün dünya benim olurdu.
hey gidi günler...
hele bir de anons edince " x'den y'ye gelsin bu romantik parça " diye, bütün dünya benim olurdu.
hey gidi günler...
devamını gör...
küyerelleşme
roland robertson'un küreselleşme ve yerelleşme yönündeki baskılar arasındaki kopmaz birliği açığa vuran ifadesidir.
küresel olanla yerel olanın, farklı coğrafi alanlarda değişik sonuçlar doğuracak şekilde, birbirlerinin içine girmesidir.
bir sosyoloji tabiridir.
bu duruma örnek olarak, mc donald's gibi küresel firmaların türkiye'de standart menülerine, tavuk döner gibi yerel yemekleri eklemesi verilebilir.
küresel olanla yerel olanın, farklı coğrafi alanlarda değişik sonuçlar doğuracak şekilde, birbirlerinin içine girmesidir.
bir sosyoloji tabiridir.
bu duruma örnek olarak, mc donald's gibi küresel firmaların türkiye'de standart menülerine, tavuk döner gibi yerel yemekleri eklemesi verilebilir.
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
tarikatlar.
devamını gör...
bir tanımın kalitesi nasıl ölçülür sorusu
nerden baktığına bağlı. benim baktığım yerden bir tanım kalitelidir, bir başkası aynı tanıma başka bir yerden bakınca kaliteli bulmayabilir. güzellik gibidir, göreceli.
ama burda şunlar kalitelidir, bunlar çöptür diyen bir kafa var. herkesi aynı yerden bakmaya zorluyorlar. kısacası benim hoşuma giden her tanım kalitelidir. benim yerime kimse karar veremez.
ama burda şunlar kalitelidir, bunlar çöptür diyen bir kafa var. herkesi aynı yerden bakmaya zorluyorlar. kısacası benim hoşuma giden her tanım kalitelidir. benim yerime kimse karar veremez.
devamını gör...
bülbülü öldürmek
1930ların amerikasında maycomb adında kendi halinde ufak bir kasabada yaşayan scout isimli küçük bir kızın ağzından aktarılan adaletsizlik hikayesi. o zamanlarda şu an yaşadığımız dönemden de fazla olan siyahi karşıtlığı ve onlara karşı uygulanan önyargılı tutumu, gözünde yalan olmayan ama biz yetişkinlerin bütün kötülükleri onlara aşılamayı görev edindiğimiz masum çocukların gözünden izliyoruz. yazar harper lee otobiyografik sayılabilecek bu eserinin ana karakteri scout'da kendi kişiliği ve hayatından izler sergilemiş. kitabı okurken başka bir yargısız infaz hikayesi olan yeşil yol'u anımsadım ister istemez.
kitaptan alıntı bir pasaj aslında o dönemin hukuk sisteminin özeti niteliğinde;
" bizim mahkemelerimizde, beyaz adamın dünyasıyla siyah adamın dünyası karşı karşıya geldiğinde, her zaman beyaz adam kazanır. bu ne kadar çirkin olursa olsun hayatın bir gerçeği."
"yalnızca tek bir tür insan varsa, o zaman neden hiç geçinemiyorlar? hepsi birbirine benziyorsa, niçin özel bir çaba harcayarak birbirlerini aşağılıyorlar, scout, galiba bir şeyleri anlamaya başlıyorum. galiba öcü radley bunca zamandır evden çıkmamasını anlamaya başlıyorum... dışarı çıkmamak istediği için içeride kalıyor."
devamını gör...
kaldık böyle
"işgal" adlı güzel bir eser yapan grup.
devamını gör...
ikizler burcu
tanrının insanlara lütfudur. kıymetleri bilinmez.
devamını gör...
