kanın seksi daha da zevkli kılması durumu
kafa sözlükteki bram stroker esintisi.
devamını gör...
ağza kürekle vurma hissi yaratan sözler
sürekli eleştirenler. misal;
- abi baksana kara ne kadar güzel bembeyaz.
- tamam da abiiğ eriyince hep çamur olcak görürüm o zaman ben güzeli ehe ehe!
bu aşamada kömür küreği ile bir adet seri mouthshot yapılmalıdır. akabinde o karlar ile acısını dindirecektir birey.
- abi baksana kara ne kadar güzel bembeyaz.
- tamam da abiiğ eriyince hep çamur olcak görürüm o zaman ben güzeli ehe ehe!
bu aşamada kömür küreği ile bir adet seri mouthshot yapılmalıdır. akabinde o karlar ile acısını dindirecektir birey.
devamını gör...
30 ağustos zafer bayramı
haddini hududunu bilmeden emperyalizmin tetikçiliğine soyunmuş işgalci, tecavüzcü, yağmacı, kundakçı yunan ordusunu, türk'ün kahredici hışmı ile dumlupınar'da boğduğumuz, türk'ün mübarek harim-i ismetine uzatılan eli kırdığımız yüce başkomutanlık meydan savaşı zaferi, 100.yılında! kutlu olsun! atatürk'ün de dediği gibi şu anda büyük türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne erişmenin en derin sevinci ve heyecanı içindeyim! türk milleti'nin şanlı tarihindeki bu kıymetli zafer bağımsızlığımızın, şerefimizin, namusumuzun nişanesidir, kıymetini bilelim. tıpkı ülkemizin kıymetini bilmemiz gerektiği gibi... bu şanlı zaferin beyni, hazırlayıcısı, planlayıcısı olan gazi ve müşir mustafa kemal paşa hazretlerinin de yüce türk ordusu'nun neferlerinin de hakkını ödeyemeyiz... hepsinin ruhları şad olsun... kocatepe eteklerinden hücuma kalkıp hiç durmadan izmir'e kadar yalın ayak düşman kovalayan dedemin dedesi türk piyade çavuşu hasan dedeme de ayrıca rahmet dileyip, hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.
devamını gör...
el alem ne der terör örgütü
--- alıntı ---
nasrettin hocanın meşhur bir hikayesi vardır, hikaye aynen şöyle gelişiyor;
nasrettin hoca bir gün köyden şehre eşekle gitmektedir. eşeğe oğlunu bindirmiş, kendisi eşeğin yularından tutmuş yürüyor, biraz gittikten sonra yolda iki kişi bunlara bakıp gülüyor, baksanıza koca genç delikanlı eşeğe binmiş yaşlı adam yürüyor bu olacak iş mi diyorlar, bunun üzerine nasrettin hoca oğlunu eşekten indirip kendisi biniyor, biraz daha gittikten sonra bu sefer karşılarına çıkan biri yuh olsun be bacak kadar oğlan yürüyor kazık kadar adam eşeğe binmiş, insan sakalından utanır demiş ve bunun üzerine nasrettin hoca eşekten iniyor ve yürümeye devam ediyorlar.
biraz daha geçtikten sonra yine köylünün biri bunlarda da akıl var mı, insanlar eşeği yanlarına ne için almışlar acaba? koca iki adam yürüyor eşek boşta anlamadım gitti demiş, ve bunun üzerine nasrettin hoca oğluyla beraber eşeğe binmiş, az zaman geçtikten sonra yan kahvehanelerden birinden şu ses yükselmiş; şu zalimlere bakın zavallı hayvana iki kişi biner mi? bunlar ne biçim insan…, ve bunun üzerine nasrettin hoca bir la havle çekip oğlum gördün mü insanların ağzı torba değil ki bağlayasın herkes istediğini söyler biz en iyisi bildiğimiz gibi yapalım.
--- alıntı ---
ve maalesef çoğu insan bu örgütün doğal üyesi olduğundan ne yöne baksanız oracıkta itham ederler sizi. en iyisi kayda değer bir şeyler söylüyor mu acaba diye birazcık kulak kabartıp yoluna devam etmek olabilir. ya da hiç bakmamak, görmemek, dinlememek. bilemedim. bu da örgütün gizi gücü olsa gerek. ya ciddi ve yapıcı bir şey söyleyecekse.
nasrettin hocanın meşhur bir hikayesi vardır, hikaye aynen şöyle gelişiyor;
nasrettin hoca bir gün köyden şehre eşekle gitmektedir. eşeğe oğlunu bindirmiş, kendisi eşeğin yularından tutmuş yürüyor, biraz gittikten sonra yolda iki kişi bunlara bakıp gülüyor, baksanıza koca genç delikanlı eşeğe binmiş yaşlı adam yürüyor bu olacak iş mi diyorlar, bunun üzerine nasrettin hoca oğlunu eşekten indirip kendisi biniyor, biraz daha gittikten sonra bu sefer karşılarına çıkan biri yuh olsun be bacak kadar oğlan yürüyor kazık kadar adam eşeğe binmiş, insan sakalından utanır demiş ve bunun üzerine nasrettin hoca eşekten iniyor ve yürümeye devam ediyorlar.
biraz daha geçtikten sonra yine köylünün biri bunlarda da akıl var mı, insanlar eşeği yanlarına ne için almışlar acaba? koca iki adam yürüyor eşek boşta anlamadım gitti demiş, ve bunun üzerine nasrettin hoca oğluyla beraber eşeğe binmiş, az zaman geçtikten sonra yan kahvehanelerden birinden şu ses yükselmiş; şu zalimlere bakın zavallı hayvana iki kişi biner mi? bunlar ne biçim insan…, ve bunun üzerine nasrettin hoca bir la havle çekip oğlum gördün mü insanların ağzı torba değil ki bağlayasın herkes istediğini söyler biz en iyisi bildiğimiz gibi yapalım.
--- alıntı ---
ve maalesef çoğu insan bu örgütün doğal üyesi olduğundan ne yöne baksanız oracıkta itham ederler sizi. en iyisi kayda değer bir şeyler söylüyor mu acaba diye birazcık kulak kabartıp yoluna devam etmek olabilir. ya da hiç bakmamak, görmemek, dinlememek. bilemedim. bu da örgütün gizi gücü olsa gerek. ya ciddi ve yapıcı bir şey söyleyecekse.
devamını gör...
1 mayıs 2021 normal sözlük mobil görünümünün güncellenmesi
sözlüğe girince şok oldum. yanlış yere mi geldim? beni bırakıp gittiniz mi? diye söylenecektim ki güncelleme geldiğini anladım. bence çok güzel olmuş. arada böyle yenilikler iyi oluyor. ellerine sağlık iko!
devamını gör...
istanbul
taşı toprağı altın olan şehir.
bir kaç ayda bir görmesem nevrim dönüyor.
kalan ömrümü geçirmek istediğim şehir.
bekle beni istanbul.
hatta,
bekle bizi istanbul
bir kaç ayda bir görmesem nevrim dönüyor.
kalan ömrümü geçirmek istediğim şehir.
bekle beni istanbul.
hatta,
bekle bizi istanbul
devamını gör...
sözlükte yazar tanıma yöntemi
kiminin bir kaç hesap açarak yaptığı hede.
arada bana yazan oluyor, biliyor musunuz falan nick de benim, diye. hadi ya, memnun oldum, diyorum. bir tür yazar tanımaca.
daha eğlenceli ve daha az yorucu olanı ise bir arkadaşı sözlüğe sokarak olandır.
kim neymiş ne değilmiş gör.
sonra demle çayını al tatlını bak dmlere arkadaşla. olmasa da olur da, bir şekilde akşam olsun diyenlere tam bir pandemi eğlencesi.
hoş, yoktur burda öyle güldürecek yazarlar, hep entelektüeliz de mi? bende ironi yaptım zaten. hadi iyi yazmalar.
arada bana yazan oluyor, biliyor musunuz falan nick de benim, diye. hadi ya, memnun oldum, diyorum. bir tür yazar tanımaca.
daha eğlenceli ve daha az yorucu olanı ise bir arkadaşı sözlüğe sokarak olandır.
kim neymiş ne değilmiş gör.
sonra demle çayını al tatlını bak dmlere arkadaşla. olmasa da olur da, bir şekilde akşam olsun diyenlere tam bir pandemi eğlencesi.
hoş, yoktur burda öyle güldürecek yazarlar, hep entelektüeliz de mi? bende ironi yaptım zaten. hadi iyi yazmalar.
devamını gör...
başörtülü biri ile evlenmek
ayrıştıra ayrıştıra bi hal oldunuz dediğim hede. (bkz: herkesin hayatına kimse karışamaz) bir öğrenemediniz sadece insan olarak bakmayı.
t: tüm sevenlere mutlu huzurlu birlikte bir ömür diliyorum.
t: tüm sevenlere mutlu huzurlu birlikte bir ömür diliyorum.
devamını gör...
türk gencinin ömrünü mahveden üç şey
kültür şoku, kimlik bunalımı ve terbiyesizlik.
devamını gör...
temassız var mı sorusu
eskiden temassız çekmek için yalvarırdık, şimdi kartta temassız yoksa surat yiyoruz kasiyerden.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
hüviyetsiz büyücüm,
gözlerini çaldığın ölülerin kusursuz dinginliğiyle
hep susan bir kadının ağzından sarkmak nasıldır,
yitirdiklerimin tadını da alıyor musun?
son mermimle uyurken ben koyun koyuna
ve potansiyel suçlu iken solgun kahkahalar
söyle
deniz ay ışığını ağırlar mı bir gün gözlerimde?
-hangi oyunun kuralı bu
bir kadehte devriliyor çağlar...
uyanırsan bir gün o boşluğa
tutarsız yağmurlarla yıkanmışsa düşlerin
geride kalmışsan
koşuyorsan
ve direniyorsan hâlâ
- güverteden kristal gürültüler geliyor
seslerin düeti gözyaşı kadar sıcak
ve denize aitmiş gibi tuzlu ve ıslak
iki parmak arasına sıkışmışsa gecelerin
son mermini sabah akşam diziyorsan boğazına
sövgülerini büyütüyorsan keman sesi yerine
ölü kadınların parmaklarını arala
ki geçsin rüzgar
avuçlarını yara yara
nedir beklediğin
ey geçmişi kayıp!
hep yarına mı doğar sesin?
sır değil artık gördüklerin
-işittim ve itaat ettim
mühürlü düşlerim ağzının kilidine sokuldu
kırıldı dişlerin
gölgeler krallığı dediğin nedir ki
antik şehirlerden kalma bir koleksiyondur sesi,
ezeli ve ebedi,
camların düşlerle buğulanması en fazla
bir ipeği okşar gibi yumuşak
ve tarihi hiçe sayarak
gözlerini çaldığın ölülerin kusursuz dinginliğiyle
hep susan bir kadının ağzından sarkmak nasıldır,
yitirdiklerimin tadını da alıyor musun?
son mermimle uyurken ben koyun koyuna
ve potansiyel suçlu iken solgun kahkahalar
söyle
deniz ay ışığını ağırlar mı bir gün gözlerimde?
-hangi oyunun kuralı bu
bir kadehte devriliyor çağlar...
uyanırsan bir gün o boşluğa
tutarsız yağmurlarla yıkanmışsa düşlerin
geride kalmışsan
koşuyorsan
ve direniyorsan hâlâ
- güverteden kristal gürültüler geliyor
seslerin düeti gözyaşı kadar sıcak
ve denize aitmiş gibi tuzlu ve ıslak
iki parmak arasına sıkışmışsa gecelerin
son mermini sabah akşam diziyorsan boğazına
sövgülerini büyütüyorsan keman sesi yerine
ölü kadınların parmaklarını arala
ki geçsin rüzgar
avuçlarını yara yara
nedir beklediğin
ey geçmişi kayıp!
hep yarına mı doğar sesin?
sır değil artık gördüklerin
-işittim ve itaat ettim
mühürlü düşlerim ağzının kilidine sokuldu
kırıldı dişlerin
gölgeler krallığı dediğin nedir ki
antik şehirlerden kalma bir koleksiyondur sesi,
ezeli ve ebedi,
camların düşlerle buğulanması en fazla
bir ipeği okşar gibi yumuşak
ve tarihi hiçe sayarak
devamını gör...
geceye bir anı bırak
hani her dönem müfettiş okula gelirdi.kafasına göre bir sınıfa girerdi.
olay yeri; sınıf
ders; ingilizce
konu; simple present tense
hiç gelmiyecekmiş gibi kaynattığımız derse, ansızın müfettiş ve yanında müdürümüz derse girdi.sonra müfettiş en arka sıraya geçti.hocamız kaldığı yerden anlatmaya devam etti.oysaki dersin bitmesine son 10 dakika kalmıştı.müfettiş ayağa kalktı.iki adım yürüdü.bana nişan alarak;
"do you like ......?" diye sordu.
ne sorduğunu daha hatırlamıyorum.
bi halt anlamıyorum ki cevaplayayım.sustukça tekrar tekrar, yavaş yavaş sormaya başladı.soruyu tekrar ettikçe, müdürün ve hocanın bakışları sertleşti.en sonunda müfettiş şöyle sordu.
"yes or no"
cevap verdikten sonra müfettiş kahkaha atarak çıktı.
rahatlamıştım.oysaki eyşan hocamın "aferim sana.kimsenin veremeyeceği cevabı verdin salak."diyene kadar.
(bkz: or)
olay yeri; sınıf
ders; ingilizce
konu; simple present tense
hiç gelmiyecekmiş gibi kaynattığımız derse, ansızın müfettiş ve yanında müdürümüz derse girdi.sonra müfettiş en arka sıraya geçti.hocamız kaldığı yerden anlatmaya devam etti.oysaki dersin bitmesine son 10 dakika kalmıştı.müfettiş ayağa kalktı.iki adım yürüdü.bana nişan alarak;
"do you like ......?" diye sordu.
ne sorduğunu daha hatırlamıyorum.
bi halt anlamıyorum ki cevaplayayım.sustukça tekrar tekrar, yavaş yavaş sormaya başladı.soruyu tekrar ettikçe, müdürün ve hocanın bakışları sertleşti.en sonunda müfettiş şöyle sordu.
"yes or no"
cevap verdikten sonra müfettiş kahkaha atarak çıktı.
rahatlamıştım.oysaki eyşan hocamın "aferim sana.kimsenin veremeyeceği cevabı verdin salak."diyene kadar.
(bkz: or)
devamını gör...
üniversitede yaşanmış en büyük pişmanlık
hocalarla rakıya gitmek. (mide hassasiyeti olan arkadaşlar okumasın)
açılın garip bir hikayem var. bölüm temsilcilik ekibimizle elde ettiğimiz başarının ardından sorumlu hocalarla rakıya gitme kararı alınır. bir adet prof.dr bir adet yar.doç. 3 adet asistan ve 7 öğrenci olmak üzere rakıya gidilir. eski evimin olduğu mahallede müdavimi olduğum meyhane tercih edilir (aklıma s.ç.yım.) gecenin ortasına doğru bir problem yok gibi yemekler yenilir rakılar içilir müzik eşliğinde dans edilir. olanlar bizim çocukların gazıyla duble duble rakı içen asistanların sapıtmasıyla başlar. yaşça bizden 2-3 yaş büyük asistanlar içtikçe içer. ilk faul yan masanın sürahisini (allahtan su vardı içinde) yan masadaki kadının üstüne dökülmesiyle başlar. çok içmenin etkisiyle büyük hareketler sonucu olmuştur. üstüne birde özür dileneceği yerde ''ne var canım ölmedin ya'' tarzı söylemlerde bulunulmuştur. neyse ki yaşlı olan prof hocamız araya girmiştir ve olay tatlıya bağlanmıştır. gecenin sonunda işler iyice sarpa sarmaya başlamıştır. asistanlardan (yaşça küçük olanlar kadın büyük olan erkek) erkek olan kadın öğrenci arkadaşlarımıza inceden yanlayama başlamıştır. prof olan hocamız olayın farkına varmış ve ben artık izninizi isteyeyim direk ayrılmıştır (tam bir beyefendi). yar.doç olan hocamızda farkına varır ve oda hemen kalkar. gece sonuna geldiğimizde klasik olarak işletmeciyle hocalar arasında bir hesap sıkıntısı yaşanmıştır. işletmeciyi de yakından tanırım. gözleriyle beni neyle uğraştırıyorsun bakışları atmaktadır bana. bende yerin dibine geçmekteyimdir. güç belada olsa mekandan çıkış yapılmıştır.
tam rahatladım derin bir nefes alacakken süper zeki arkadaşlarımdan biri ''senden nefret ediyor olabilirim'' in evi çok yakın hadi çay içmeye gidelim der. ve zaten kendini kaybetmiş hocalarım ve süper zeki arkadaşlarım tarafından bu fikir harika karşılanır ve evime gelinir. çay demlenir ama kimse çay içmez çünkü evde doğum günümden kalan 4 adet şarap vardır. kadın öğrencilere yanlayan hocamız işi abartır ve öğrencilerin numaralarını almaya çalışır hatta bir tanesine hadi birlikte çıkalım der. ama yüz bulamaz kadın öğrenciler rahatsız olup evden ayrılır. daha sonra bir amacı kalamayn erkek hocada ayrılır. herkes 10 dk arayla çıkış yapar. geriye en yakın arkadaşım (erkek) ve 2 kadın asistan hoca kalır. ama durum çok kötüdür çünkü arkadaşım çoktan sızmıştır ve ben sonuna kadar ayılmışımdır. 2 kadın hocada tuvaletten asla çıkmamaktadır. yarım saat boyunca salonda bekledikten sonra asistanlardan biri benden yardım ister. tuvaletten seslenir. ve içeri girdiğimde hayatımın en kötü manzarasıyla karşılaşırım. kadın hocalarımdan biri klozette oturuyor. evet bildiğin oturuyor ve tahmin edin. üstüne üstlük etrafına kusmuş. tıpkı bir ayin gibi etrafına çember çizmiş kırmızı(şarap diye tahmin ediyorum) bir kusmuktan ve ortasında tuvaletini yapıyor ama gözlerini de açamıyor. diğer kadın hoca şok içerisinde zaten bir an bir birimize bakıyoruz. sağlam olan hoca için taksi çağırıyorum ve gönderiyorum. neden gönderdin diye soranlar için peşin cevap bu kadın hocamızda kusmuştur ama daha usturuplu bir şekilde bunu lavaboya yapmıştır yarım saattir meğerse onu temizlemekteymiş. ayakta zor durması nedeniyle kendisine hızlıca yol verilmiştir. iptal olan kadın hocamızı ise küvete oturtuyorum ve suyu açıyorum. sabah kendine geldiğinde utanmasın diye etrafı temizliyorum. olanlar yetmezmiş gibi kusmuk temizliyorum. kafamda hep hastaneyi arasam mı düşüncesi var. sıcak suyun altında oturuyor. kahve yapıyorum ama gözünü bile açamıyor. yaz mevsiminden mütevellit beyaz t-shirt giymiş ve onun ıslandığını düşünün birde. zaten şortunu ben çektim. utançtan yerin dibine geçiyorum her banyoya geldiğimde. neyse sonuç olarak rezalet bir gece oluyor devamında yaşananları yazamayacak kadar utandığım için paylaşmak istemiyorum.
ve evet ben bu hocalarla 1 yıl daha aynı okulda aynı derslerde bulunuyorum. olayın asıl kahramanı kadın hocamız defalarca benden özür diliyor. ama ikimizde asla aynı ortamda bulunmuyoruz. ben zaten temsilcilikten o hafta ayrılıyorum. hocamızın derslerinde en arkada oluyorum ve mezuniyet eğlencesinde kendisini meyve suyu içerken görüyorum.*
arkadaşlar asla saygı duyduğunuz insanlarla aynı ortamda sarhoş olmayın sonucu çok kötü oluyor.
açılın garip bir hikayem var. bölüm temsilcilik ekibimizle elde ettiğimiz başarının ardından sorumlu hocalarla rakıya gitme kararı alınır. bir adet prof.dr bir adet yar.doç. 3 adet asistan ve 7 öğrenci olmak üzere rakıya gidilir. eski evimin olduğu mahallede müdavimi olduğum meyhane tercih edilir (aklıma s.ç.yım.) gecenin ortasına doğru bir problem yok gibi yemekler yenilir rakılar içilir müzik eşliğinde dans edilir. olanlar bizim çocukların gazıyla duble duble rakı içen asistanların sapıtmasıyla başlar. yaşça bizden 2-3 yaş büyük asistanlar içtikçe içer. ilk faul yan masanın sürahisini (allahtan su vardı içinde) yan masadaki kadının üstüne dökülmesiyle başlar. çok içmenin etkisiyle büyük hareketler sonucu olmuştur. üstüne birde özür dileneceği yerde ''ne var canım ölmedin ya'' tarzı söylemlerde bulunulmuştur. neyse ki yaşlı olan prof hocamız araya girmiştir ve olay tatlıya bağlanmıştır. gecenin sonunda işler iyice sarpa sarmaya başlamıştır. asistanlardan (yaşça küçük olanlar kadın büyük olan erkek) erkek olan kadın öğrenci arkadaşlarımıza inceden yanlayama başlamıştır. prof olan hocamız olayın farkına varmış ve ben artık izninizi isteyeyim direk ayrılmıştır (tam bir beyefendi). yar.doç olan hocamızda farkına varır ve oda hemen kalkar. gece sonuna geldiğimizde klasik olarak işletmeciyle hocalar arasında bir hesap sıkıntısı yaşanmıştır. işletmeciyi de yakından tanırım. gözleriyle beni neyle uğraştırıyorsun bakışları atmaktadır bana. bende yerin dibine geçmekteyimdir. güç belada olsa mekandan çıkış yapılmıştır.
tam rahatladım derin bir nefes alacakken süper zeki arkadaşlarımdan biri ''senden nefret ediyor olabilirim'' in evi çok yakın hadi çay içmeye gidelim der. ve zaten kendini kaybetmiş hocalarım ve süper zeki arkadaşlarım tarafından bu fikir harika karşılanır ve evime gelinir. çay demlenir ama kimse çay içmez çünkü evde doğum günümden kalan 4 adet şarap vardır. kadın öğrencilere yanlayan hocamız işi abartır ve öğrencilerin numaralarını almaya çalışır hatta bir tanesine hadi birlikte çıkalım der. ama yüz bulamaz kadın öğrenciler rahatsız olup evden ayrılır. daha sonra bir amacı kalamayn erkek hocada ayrılır. herkes 10 dk arayla çıkış yapar. geriye en yakın arkadaşım (erkek) ve 2 kadın asistan hoca kalır. ama durum çok kötüdür çünkü arkadaşım çoktan sızmıştır ve ben sonuna kadar ayılmışımdır. 2 kadın hocada tuvaletten asla çıkmamaktadır. yarım saat boyunca salonda bekledikten sonra asistanlardan biri benden yardım ister. tuvaletten seslenir. ve içeri girdiğimde hayatımın en kötü manzarasıyla karşılaşırım. kadın hocalarımdan biri klozette oturuyor. evet bildiğin oturuyor ve tahmin edin. üstüne üstlük etrafına kusmuş. tıpkı bir ayin gibi etrafına çember çizmiş kırmızı(şarap diye tahmin ediyorum) bir kusmuktan ve ortasında tuvaletini yapıyor ama gözlerini de açamıyor. diğer kadın hoca şok içerisinde zaten bir an bir birimize bakıyoruz. sağlam olan hoca için taksi çağırıyorum ve gönderiyorum. neden gönderdin diye soranlar için peşin cevap bu kadın hocamızda kusmuştur ama daha usturuplu bir şekilde bunu lavaboya yapmıştır yarım saattir meğerse onu temizlemekteymiş. ayakta zor durması nedeniyle kendisine hızlıca yol verilmiştir. iptal olan kadın hocamızı ise küvete oturtuyorum ve suyu açıyorum. sabah kendine geldiğinde utanmasın diye etrafı temizliyorum. olanlar yetmezmiş gibi kusmuk temizliyorum. kafamda hep hastaneyi arasam mı düşüncesi var. sıcak suyun altında oturuyor. kahve yapıyorum ama gözünü bile açamıyor. yaz mevsiminden mütevellit beyaz t-shirt giymiş ve onun ıslandığını düşünün birde. zaten şortunu ben çektim. utançtan yerin dibine geçiyorum her banyoya geldiğimde. neyse sonuç olarak rezalet bir gece oluyor devamında yaşananları yazamayacak kadar utandığım için paylaşmak istemiyorum.
ve evet ben bu hocalarla 1 yıl daha aynı okulda aynı derslerde bulunuyorum. olayın asıl kahramanı kadın hocamız defalarca benden özür diliyor. ama ikimizde asla aynı ortamda bulunmuyoruz. ben zaten temsilcilikten o hafta ayrılıyorum. hocamızın derslerinde en arkada oluyorum ve mezuniyet eğlencesinde kendisini meyve suyu içerken görüyorum.*
arkadaşlar asla saygı duyduğunuz insanlarla aynı ortamda sarhoş olmayın sonucu çok kötü oluyor.
devamını gör...
yakın arkadaşın sana zarar veren biriyle yakın olması
o kadar da yakın olmadığınızı gösterir.
devamını gör...
profil fotoğrafı kedi olan yazarlar
profil fotoğrafı kendi olan yazarlar diye okuduğum başlıktır.
bütün profil fotoğrafı kedi olan yazarlardan özür diliyorum.
hepiniz çok tatlısınız. (kedilere diyorum)
bütün profil fotoğrafı kedi olan yazarlardan özür diliyorum.
hepiniz çok tatlısınız. (kedilere diyorum)
devamını gör...
wells
kendisini dipsiz bir kuyuya benzetebilirim. böyle kat kat olan ama dibi görünmeyen ama her katı sürprizlerle dolu.
kendisindeki cevherin daha binde 1’i profilindedir. özellikle edebiyat konusunda büyük bir portföyü var. açıklamaları da anlaşılır; anlatım tarzı da gerçekten çok iyi.
ayrıca günde 300 karma kazanmayı da öğrendi*. arada gidecek gibi tanımları oluyor. sözlüğün edebiyat kısmı için gerçekten kayıp olur diye düşünüyorum ve daim olsun diyorum.
kendisindeki cevherin daha binde 1’i profilindedir. özellikle edebiyat konusunda büyük bir portföyü var. açıklamaları da anlaşılır; anlatım tarzı da gerçekten çok iyi.
ayrıca günde 300 karma kazanmayı da öğrendi*. arada gidecek gibi tanımları oluyor. sözlüğün edebiyat kısmı için gerçekten kayıp olur diye düşünüyorum ve daim olsun diyorum.
devamını gör...



