hoşlanılan yazarın tanımını beğenip favlayıp mesaj atıp takibe almak
bütün tuşlara basıp oyunu geçmeye çalışmak.
devamını gör...
yazarların kalbine yara olan film
(bkz: vizontele)
sevdiklerimle, ailemle hep birlikte olduğumuz zamanların, tüm güzel günlerin vesikasıdır. bugüne kadar hayatımın en güzel yıllarının temsilidir. çok severim, gülerim ama izlerken çok hüzünlenirim. elim gitmez kolay kolay açıp izlemeye. biraz da filmden bahsedelim.
açık ara en sevdiğim, neredeyse her repliğine her sahnesine hakim olduğum yılmaz erdoğan şaheseridir. türk sinemasının pik noktasıdır. her karakteri ayrı bir film yapılabilir. bir tanesini anlatayım, ahmet'i.
ahmet, hikayesi yürek burkan biridir.
ahmet alkoliktir. gençken leman adında kaymakamın kızına aşıktır. leman onu seviyordur, o lemanı. ama bu ilişki olmamıştır zira sınıf farkı vardır aralarında. leman koskoca kaymakamın kızıdır. o ise gariban ahmettir. aralarına neler girmişti? hangi duyguların katilleri üşüşmüşlerdi başlarına? leman, iki sene kalmıştır orada.
bu 2 senede ne hayaller kurmuştur ahmet kim bilir. lemanla evlenecek, bir yuvası, çocukları olacaktır. seviyordur işte lemanı. hayatını bu sevdanın üstüne kurma fikri ne kadar da muhteşemdir.
ama dedik ya, leman kooskoca kaymakamın kızıdır be. belki de istemişlerdir ama vermemiştir babası. ahmet kimdi ki? sevginin ne önemi vardı, para, makam, mevki olmadıktan sonra!
leman izmire gitmiştir. gitmeden önce ahmet'e bir mektup bırakmıştır, "izmire gelirsen ara" demiştir.
ahmet beş sene sonra hazırlandı, belki yüzük de aldı yanına, sağdan, soldan biriktirdiği parasıyla gitti izmire. ne umutlarla, ne hayallerle gitmişti. o yolculuk nasıl geçmişti acaba? 2. dakikada sıçrayıp topu köşeye taktığı gibi yüzüğü de takacaktı lemanın parmağına. evleneceklerdi, çocukları olacak, damdan düşüp bileğini kıracaktı. ahmet kendi elleriyle götürecekti çocuğunu çıkıkçıya. "yarın koşar" haberini aldığında rahatlayacaklar, sarılıp eve döneceklerdi.
büyük işler yapacaktı ahmet. sevgisi, onun motivasyonuydu. leman olacaktı ya yanında, gerisi boştu. bu sevdanın gücüyle artosları bile dümdüz edebilirdi ahmet. ah o artoslar. ne büyük hayal kırıklıklarına şahit olmuş yüce artoslar. belki de artosları bu denli büyüten ve ulaşılmamış yapan, şahit olduğu acılardı.
ahmet gitti izmire, lemanı aradı. ne kadar da heyecanlıydılar. buluştular. ama davetsiz bir misafir daha vardı.
leman evlenmişti...
kocası da gelmişti. o çay ne kadar da acı gelmişti ahmete. hayalleri o cam bardağın düşmesi gibi paramparça olmuştu. ahmet kalan bir miktar parasıyla içti. sonra evine döndü. acılıydı. yıllarca atamadı üstünden bu kederi. kendini alkole verdi. kendi gibi acılarla, kederlerle dolu, bambaşka hikayelerin kahramanlarıyla demlendi. içti. her gün içti.
alkolik olan ahmeti belki kurtulur, düzen kurar diye gülizarla evlendirdiler. gülizar, gariban bir kızdı. aynı sınıfın insanlarıydılar. bu insanların kaderi güzel olamazdı ki! şan yoktu, şöhret yoktu, para yoktu. şerefleri vardı bir de en hasından sevgileri. ama başkalarına...
evlendiler ahmetle gülizar. 3 çocukları oldu. ahmet, gülizarı hiç sevmedi. hayatları daha da kötüye gitti. yazık olan bir gülizar, yazık olan bir ahmet. ahmet içmeye devam etti. ölene kadar da içecektir. bir gün bu evliliği, reis bey ile oturduğu bir sofrada, kendisine çıkışılınca, dayanamayarak "evlendirirken bana mı sordunuz?" diyecek ve tüm bu yaşanılanları içerisinde binlerce yaşanmışlık içeren bir cümleye özetleyecektir.
geriye kocaman bir keder kalmıştır. ve bu kederin mahvettiği ahmet, gülizar ve sevgisiz büyüyen, sahipsizlikten kendi başlarına büyüyen üç çocuk. ahmet'in hikayesi yer yer umut, kocaman bir sevgi ama hayatı mahveden bir kederle noktalanmıştır.ahmet bir de can kardeşi rıfat'ın ölümünü öğrenmiştir. herşeyin üstüne bir de kardeşi gitmiştir. leman yok, rıfat yok.
camiiye gidecek ve diz çökecektir allah'ın karşısında. yıllardır kızgındır yaradana. ama ona meydan okuyamayacaktır. zayıflığını, acizliğini alıp çıkmıştır allah'ın karşısına. dizlerinin bağı çözülüp oturduğunda "tamam, sen kazandın" mı demişti acaba? allah'a hala öfkeli miydi ? ahmet, bunca acıya dayanamayacak, bir süre sonra siroz olacaktır. yine bir içki masasında, leman'ı, ona korneri kullanan can kardeşi rıfat'ı düşünürken, aniden fenalaşacak ve hayata gözlerini yumacaktır. bize de paranızın, şanınızın allah belasını versin diyeceğimiz bir dünya bırakacaktır.
yeni ahmetler, lemanlar, gülizarların olmayacağı bir dünya kurmak bu kadar mı zordur? değildir. bencilliğimizi, para denilen sahte kağıt parçalarına tapışımızı, gösterişimizi bıraktığımız zaman, duygulara değer verdiğimiz zaman bu dünyayı kurabiliriz. en azından çabalar, çabalarken de ölürüz.,son anında lemanları düşünerek, içki masalarında ölen bir kişiyi dahi kurtarabilmişsek, kazanmışızdır.
filmde, ahmetle alakalı birkaç sahne, kendisinin de birkaç repliği vardır. bu kadar az sahne ve replikten böyle bir hikayeyi kafamızda oluşturabilen bir yılmaz erdoğan gerçeği var. bu adam gibi birinin döneminde yaşadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.
ahmet'in ağzından:
o zamanlar kaymakamın bir kızı vardı ya "leman"
saçları taa buralarında.
rüzgarda yürüdü mü sanki pelerin sahibi bir balerin gibi oluyordu.
o gün de maça gelmiş. ben davamlı terliyorum, daha maç başlamadan haa.
neyse maç başladı, hemen bir korner oldu. korneri bizim rıfat atmıştı, bir yükseldim topa ikinci dakkada köşeye taktım topu.
alkış, kıyamet. bir döndüm bizim leman ayağa kalkmış alkışlıyor.
-kaç sene kalmıştı o kız burada?
2 sene. giderken bana bir mektup bırakmıştı, izmire gelirsen ara diye, ben de 5 sene sonra gittim.
-ee bulabildin mi?
buldum. hatta bir de çay içtik. ben o bir de kocası.
o ara golü yemişiz haberimiz yok anlayacağın.
sevdiklerimle, ailemle hep birlikte olduğumuz zamanların, tüm güzel günlerin vesikasıdır. bugüne kadar hayatımın en güzel yıllarının temsilidir. çok severim, gülerim ama izlerken çok hüzünlenirim. elim gitmez kolay kolay açıp izlemeye. biraz da filmden bahsedelim.
açık ara en sevdiğim, neredeyse her repliğine her sahnesine hakim olduğum yılmaz erdoğan şaheseridir. türk sinemasının pik noktasıdır. her karakteri ayrı bir film yapılabilir. bir tanesini anlatayım, ahmet'i.
ahmet, hikayesi yürek burkan biridir.
ahmet alkoliktir. gençken leman adında kaymakamın kızına aşıktır. leman onu seviyordur, o lemanı. ama bu ilişki olmamıştır zira sınıf farkı vardır aralarında. leman koskoca kaymakamın kızıdır. o ise gariban ahmettir. aralarına neler girmişti? hangi duyguların katilleri üşüşmüşlerdi başlarına? leman, iki sene kalmıştır orada.
bu 2 senede ne hayaller kurmuştur ahmet kim bilir. lemanla evlenecek, bir yuvası, çocukları olacaktır. seviyordur işte lemanı. hayatını bu sevdanın üstüne kurma fikri ne kadar da muhteşemdir.
ama dedik ya, leman kooskoca kaymakamın kızıdır be. belki de istemişlerdir ama vermemiştir babası. ahmet kimdi ki? sevginin ne önemi vardı, para, makam, mevki olmadıktan sonra!
leman izmire gitmiştir. gitmeden önce ahmet'e bir mektup bırakmıştır, "izmire gelirsen ara" demiştir.
ahmet beş sene sonra hazırlandı, belki yüzük de aldı yanına, sağdan, soldan biriktirdiği parasıyla gitti izmire. ne umutlarla, ne hayallerle gitmişti. o yolculuk nasıl geçmişti acaba? 2. dakikada sıçrayıp topu köşeye taktığı gibi yüzüğü de takacaktı lemanın parmağına. evleneceklerdi, çocukları olacak, damdan düşüp bileğini kıracaktı. ahmet kendi elleriyle götürecekti çocuğunu çıkıkçıya. "yarın koşar" haberini aldığında rahatlayacaklar, sarılıp eve döneceklerdi.
büyük işler yapacaktı ahmet. sevgisi, onun motivasyonuydu. leman olacaktı ya yanında, gerisi boştu. bu sevdanın gücüyle artosları bile dümdüz edebilirdi ahmet. ah o artoslar. ne büyük hayal kırıklıklarına şahit olmuş yüce artoslar. belki de artosları bu denli büyüten ve ulaşılmamış yapan, şahit olduğu acılardı.
ahmet gitti izmire, lemanı aradı. ne kadar da heyecanlıydılar. buluştular. ama davetsiz bir misafir daha vardı.
leman evlenmişti...
kocası da gelmişti. o çay ne kadar da acı gelmişti ahmete. hayalleri o cam bardağın düşmesi gibi paramparça olmuştu. ahmet kalan bir miktar parasıyla içti. sonra evine döndü. acılıydı. yıllarca atamadı üstünden bu kederi. kendini alkole verdi. kendi gibi acılarla, kederlerle dolu, bambaşka hikayelerin kahramanlarıyla demlendi. içti. her gün içti.
alkolik olan ahmeti belki kurtulur, düzen kurar diye gülizarla evlendirdiler. gülizar, gariban bir kızdı. aynı sınıfın insanlarıydılar. bu insanların kaderi güzel olamazdı ki! şan yoktu, şöhret yoktu, para yoktu. şerefleri vardı bir de en hasından sevgileri. ama başkalarına...
evlendiler ahmetle gülizar. 3 çocukları oldu. ahmet, gülizarı hiç sevmedi. hayatları daha da kötüye gitti. yazık olan bir gülizar, yazık olan bir ahmet. ahmet içmeye devam etti. ölene kadar da içecektir. bir gün bu evliliği, reis bey ile oturduğu bir sofrada, kendisine çıkışılınca, dayanamayarak "evlendirirken bana mı sordunuz?" diyecek ve tüm bu yaşanılanları içerisinde binlerce yaşanmışlık içeren bir cümleye özetleyecektir.
geriye kocaman bir keder kalmıştır. ve bu kederin mahvettiği ahmet, gülizar ve sevgisiz büyüyen, sahipsizlikten kendi başlarına büyüyen üç çocuk. ahmet'in hikayesi yer yer umut, kocaman bir sevgi ama hayatı mahveden bir kederle noktalanmıştır.ahmet bir de can kardeşi rıfat'ın ölümünü öğrenmiştir. herşeyin üstüne bir de kardeşi gitmiştir. leman yok, rıfat yok.
camiiye gidecek ve diz çökecektir allah'ın karşısında. yıllardır kızgındır yaradana. ama ona meydan okuyamayacaktır. zayıflığını, acizliğini alıp çıkmıştır allah'ın karşısına. dizlerinin bağı çözülüp oturduğunda "tamam, sen kazandın" mı demişti acaba? allah'a hala öfkeli miydi ? ahmet, bunca acıya dayanamayacak, bir süre sonra siroz olacaktır. yine bir içki masasında, leman'ı, ona korneri kullanan can kardeşi rıfat'ı düşünürken, aniden fenalaşacak ve hayata gözlerini yumacaktır. bize de paranızın, şanınızın allah belasını versin diyeceğimiz bir dünya bırakacaktır.
yeni ahmetler, lemanlar, gülizarların olmayacağı bir dünya kurmak bu kadar mı zordur? değildir. bencilliğimizi, para denilen sahte kağıt parçalarına tapışımızı, gösterişimizi bıraktığımız zaman, duygulara değer verdiğimiz zaman bu dünyayı kurabiliriz. en azından çabalar, çabalarken de ölürüz.,son anında lemanları düşünerek, içki masalarında ölen bir kişiyi dahi kurtarabilmişsek, kazanmışızdır.
filmde, ahmetle alakalı birkaç sahne, kendisinin de birkaç repliği vardır. bu kadar az sahne ve replikten böyle bir hikayeyi kafamızda oluşturabilen bir yılmaz erdoğan gerçeği var. bu adam gibi birinin döneminde yaşadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.
ahmet'in ağzından:
o zamanlar kaymakamın bir kızı vardı ya "leman"
saçları taa buralarında.
rüzgarda yürüdü mü sanki pelerin sahibi bir balerin gibi oluyordu.
o gün de maça gelmiş. ben davamlı terliyorum, daha maç başlamadan haa.
neyse maç başladı, hemen bir korner oldu. korneri bizim rıfat atmıştı, bir yükseldim topa ikinci dakkada köşeye taktım topu.
alkış, kıyamet. bir döndüm bizim leman ayağa kalkmış alkışlıyor.
-kaç sene kalmıştı o kız burada?
2 sene. giderken bana bir mektup bırakmıştı, izmire gelirsen ara diye, ben de 5 sene sonra gittim.
-ee bulabildin mi?
buldum. hatta bir de çay içtik. ben o bir de kocası.
o ara golü yemişiz haberimiz yok anlayacağın.
devamını gör...
fransa'da gençlere kültür harcamaları için 300 euro ödenmesi
3000 liraya tekabül ediyor.
(bkz: coğrafya kaderdir)
(bkz: coğrafya kaderdir)
devamını gör...
yüze çarpan top
ıslaksa pek bi acıtır.
devamını gör...
bir insanı unutmak
can dündar'ın hiç şiiri
en güzel yorumuyla... *
ahmet faruk nalbantoğlu
"sen hala bu kadar sevgili iken?
özlemek,
bu kadar özlemek,
etini kemiğini yakarcasına özlemek...
çok kötü degil mi?"
en güzel yorumuyla... *
ahmet faruk nalbantoğlu
"sen hala bu kadar sevgili iken?
özlemek,
bu kadar özlemek,
etini kemiğini yakarcasına özlemek...
çok kötü degil mi?"
devamını gör...
meslek ve soyadı uyumu
(bkz: güven kurtul)
mesleğini tahmin edemeyen varsa bana mesaj atsın ki onu ifşa edeyim şuracıkta.
eki eki: ben başlığı yeni bir boyuta taşıyıp; meslek ile ad-soyad uyumu yakalamışım.
mesleğini tahmin edemeyen varsa bana mesaj atsın ki onu ifşa edeyim şuracıkta.
eki eki: ben başlığı yeni bir boyuta taşıyıp; meslek ile ad-soyad uyumu yakalamışım.
devamını gör...
kafa sözlük
+yakındaki kitabın x sayfasından bir cümle söyle başlıkları
+....... olan kadınlar/erkekler başlıkları
+....... yapmayan erkek/kadın başlıkları
+internette herhangi bir şey aradığınızda karşınıza çıkan haber sitesi deryası gibi "gündem" sekmesi başlıkları
+internette arayarak rahatça bulabildiğin bir şeye ".... oldu ne yapmalıyım" diye açılan başlıklar
+çoğu kişinin okumadığı vikipedi kopyala yapıştırları.
+çaylakların ... olması, erkek/kadının ... olması, cem yılmaz'ın ... olması, .....partili olanların ... olması gibi kendi fikrini başlık açarak bağırmaya çalışan portakalsever başlıkları
+her gün oynanıyor olan müsabakalar için her gün ayrı açılan başlıklar(.....tarihli ....müsabakası)
+ünlülerin/ünsüzlerin/herhangi birinin o gün söylediği bir söz için açılan başlıklar (.....kişisinin....demesi)
+şaka maka ... olması başlıkları
+muhtelif sözlüklerden direkt alınıp kopyalanan başlıklar
portakalseverler bu başlıkları gerçekten sürekli görmek istiyor mu bilmiyorum. akışta anlık var olan ve hemen sonra sözlüğün derinliklerine gömülen başlıklar/giriler bunun tam tersini söylüyor benim gördüğüm kadarıyla.
bu başlıklar açılacak mı? evet açılacak, bu da değil sorun. fakat bunun bir sınırı olacak mı? ileride bir gün sözlüğe girdiğimde her yerin survivor başlıklarıyla bezeli olmasını ne engelleyecek mesela? bilmem kaç saatlik programda yaşanan her an için başlık açılmasını ne engelleyecek? ya da bir şey engelleyecek mi?
herkes istediğini yazabilir tabi fakat burası bir sözlük değil mi, buranın belli başlı kuralları yok mu? (ben öyle bir kurallar silsilesi okudum diye hatırlıyorum) ha yoksa tabi her şey olabilir.
burası ansiklopedi değil tabi ki, herkes sürekli bilgi vermek zorunda da değil. açıkçası benim de en sevdiğim giriler açılan başlık hakkında kendi tecrübelerini paylaşan portakalseverlerin girileri oluyor. fakat bu demek değil ki başlıkta ayrı, giride ayrı kendi fikrini püskürt bu güzel portakal bahçesine.
bazen rastgele başlıklara girip rastgele bir portakalseverin profiline giriyorum. portakalseverler genellikle çok şeker insanlar. bazılarını anlamak çok güç ama, girilerinde sürekli kendi fikirlerini püskürtmekle meşguller ya da hiçbir anlamı olmayan şeyler yazmakla. ben üşenmiyorum, sözlüğün kurallarıyla çelişen ultra müthiş bir şey gördüğümde basıyorum şikayete.
sürekli bir şeylerden şikayet ediyor gibi göründüm, hiç de öyle değil. seviyorum bu portakal bahçesini, özellikle de moderatörlerini.
zaman içinde hep birlikte göreceğiz gündem sekmesi survivor ve kadın/erkek başlıklarıyla dolacak mı? umarım yaşanmaz, çünkü burayı seviyorum.
ekleme: sözlüğün akıbetinin iyi olmasını dilediğim için çaylak girilerini okumayı ve oylamayı da seviyorum.
ekleme: artık demir almak günü gelmişse zamandan, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
+....... olan kadınlar/erkekler başlıkları
+....... yapmayan erkek/kadın başlıkları
+internette herhangi bir şey aradığınızda karşınıza çıkan haber sitesi deryası gibi "gündem" sekmesi başlıkları
+internette arayarak rahatça bulabildiğin bir şeye ".... oldu ne yapmalıyım" diye açılan başlıklar
+çoğu kişinin okumadığı vikipedi kopyala yapıştırları.
+çaylakların ... olması, erkek/kadının ... olması, cem yılmaz'ın ... olması, .....partili olanların ... olması gibi kendi fikrini başlık açarak bağırmaya çalışan portakalsever başlıkları
+her gün oynanıyor olan müsabakalar için her gün ayrı açılan başlıklar(.....tarihli ....müsabakası)
+ünlülerin/ünsüzlerin/herhangi birinin o gün söylediği bir söz için açılan başlıklar (.....kişisinin....demesi)
+şaka maka ... olması başlıkları
+muhtelif sözlüklerden direkt alınıp kopyalanan başlıklar
portakalseverler bu başlıkları gerçekten sürekli görmek istiyor mu bilmiyorum. akışta anlık var olan ve hemen sonra sözlüğün derinliklerine gömülen başlıklar/giriler bunun tam tersini söylüyor benim gördüğüm kadarıyla.
bu başlıklar açılacak mı? evet açılacak, bu da değil sorun. fakat bunun bir sınırı olacak mı? ileride bir gün sözlüğe girdiğimde her yerin survivor başlıklarıyla bezeli olmasını ne engelleyecek mesela? bilmem kaç saatlik programda yaşanan her an için başlık açılmasını ne engelleyecek? ya da bir şey engelleyecek mi?
herkes istediğini yazabilir tabi fakat burası bir sözlük değil mi, buranın belli başlı kuralları yok mu? (ben öyle bir kurallar silsilesi okudum diye hatırlıyorum) ha yoksa tabi her şey olabilir.
burası ansiklopedi değil tabi ki, herkes sürekli bilgi vermek zorunda da değil. açıkçası benim de en sevdiğim giriler açılan başlık hakkında kendi tecrübelerini paylaşan portakalseverlerin girileri oluyor. fakat bu demek değil ki başlıkta ayrı, giride ayrı kendi fikrini püskürt bu güzel portakal bahçesine.
bazen rastgele başlıklara girip rastgele bir portakalseverin profiline giriyorum. portakalseverler genellikle çok şeker insanlar. bazılarını anlamak çok güç ama, girilerinde sürekli kendi fikirlerini püskürtmekle meşguller ya da hiçbir anlamı olmayan şeyler yazmakla. ben üşenmiyorum, sözlüğün kurallarıyla çelişen ultra müthiş bir şey gördüğümde basıyorum şikayete.
sürekli bir şeylerden şikayet ediyor gibi göründüm, hiç de öyle değil. seviyorum bu portakal bahçesini, özellikle de moderatörlerini.
zaman içinde hep birlikte göreceğiz gündem sekmesi survivor ve kadın/erkek başlıklarıyla dolacak mı? umarım yaşanmaz, çünkü burayı seviyorum.
ekleme: sözlüğün akıbetinin iyi olmasını dilediğim için çaylak girilerini okumayı ve oylamayı da seviyorum.
ekleme: artık demir almak günü gelmişse zamandan, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
devamını gör...
tuvalet kağıdı
çok önemli bir üründür.
asıl amacı popo silmek olsa da üstteki yazar arkadaşın da dediği gibi odada burun silmek için de tutulur.
parfümlüleri hem çok pahalı hem de işe yaramazdır. hele ki burnunuzu silmek için sakın ola ki parfümlüsünü kullanmayınız.
ayrıca eskiden köylerde tuvalet kağıdı olmadığı için insanların çoğu taş kullanılmış bunun yerine.
asıl amacı popo silmek olsa da üstteki yazar arkadaşın da dediği gibi odada burun silmek için de tutulur.
parfümlüleri hem çok pahalı hem de işe yaramazdır. hele ki burnunuzu silmek için sakın ola ki parfümlüsünü kullanmayınız.
ayrıca eskiden köylerde tuvalet kağıdı olmadığı için insanların çoğu taş kullanılmış bunun yerine.
devamını gör...
lets drink dude
bonservis olan sevgili yazarın nickaltını açmayıp ne yapacaktım yahu? kaptım kendisini. aşırı samimi olan bir yazar, güldürmüştür beni efenim. tanımlarını paylaştığı zaman burayı güncelleyeceğim. huş geldin sevgili yazar!
devamını gör...
merdumgiriz_
senede bir gün olan, insanların moralini yükseltmeye yarayan, sözlükteki bir çok insan tarafından sevilen birinin doğum gününü kutlamak için insanlar bişiler yazmış, kutlamış etmiş, her ne ise.
biri de gelmiş ilim bilim diyor, önce sen git formatı öğren de ondan sonra cikcik öt diyesim var ama neyse. böyle bok atan insanları sevmiyorum ben, bak canım lale, bilmediğinden adım gibi eminim ama bu sözlükte başlık engelle diye bişi var, görmek istemiyorsan engelle geç, senin uyduruk başlıklarına biz sabrediyorsak sen de sabretmeyi öğren..
neyse, doğum günün kutlu olsun ufaklık, nice mutlu senelere..
edit :derin deniz bilmememnesi diye biri yazmıştı, sildi kaçtı lale..
biri de gelmiş ilim bilim diyor, önce sen git formatı öğren de ondan sonra cikcik öt diyesim var ama neyse. böyle bok atan insanları sevmiyorum ben, bak canım lale, bilmediğinden adım gibi eminim ama bu sözlükte başlık engelle diye bişi var, görmek istemiyorsan engelle geç, senin uyduruk başlıklarına biz sabrediyorsak sen de sabretmeyi öğren..
neyse, doğum günün kutlu olsun ufaklık, nice mutlu senelere..
edit :derin deniz bilmememnesi diye biri yazmıştı, sildi kaçtı lale..
devamını gör...
allah taksiratını affetsin
ölen kişinin günah ve kusurlarının affedilmesi için söylenen, bir nevi dua sayılabilecek cümle.
bazı kişiler tarafından "allah tahsilatını affetsin." şeklinde, yani çok yanlış bir biçimde kullanılır. taksirat "kusurlar, suçlar" anlamına gelirken, tahsilat "alacakların yasal yollardan alınması" anlamındadır.
bazı kişiler tarafından "allah tahsilatını affetsin." şeklinde, yani çok yanlış bir biçimde kullanılır. taksirat "kusurlar, suçlar" anlamına gelirken, tahsilat "alacakların yasal yollardan alınması" anlamındadır.
devamını gör...
kendini evleneceği insana saklayan insan
yeminle bu ve benzer konulara yorulan kafa ilimle uğraşsa şimdi dünyaya corona aşısı ihraç ediyor olurduk.
devamını gör...
yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
bizim bir terzi abimiz var, biraz hacı hoca ama biraz da aykırı takılır cinsten. bir gün bir gülüş attı, aklıma kapı arkasından sinsi sinsi gülerek bakan nuri alço' yu getirdi. ben de dayanamadım, kızdırmak pahasına dedim ki:
- "hacı abi, az önce bir gülüşün vardı ya, aynı nuri alço' ya benzedin gülerken " dedim. ben, bu nuri alço'yu falan tanımaz derken anında ters köşe yapacak cevabı yapıştırdı.
"ulen i... iyi ki bir sırıttık sana da, sırıtmasaydık bu sefer coşkun'a mı benzetecektin?"
- "hacı abi, az önce bir gülüşün vardı ya, aynı nuri alço' ya benzedin gülerken " dedim. ben, bu nuri alço'yu falan tanımaz derken anında ters köşe yapacak cevabı yapıştırdı.
"ulen i... iyi ki bir sırıttık sana da, sırıtmasaydık bu sefer coşkun'a mı benzetecektin?"
devamını gör...
yemekten kıl çıkması
açık konuşayım çok uzun ve tomar tomar kıl çıkmadıysa kenara koyarım ve yemeğine devam ederim.
ha küçük bir kıldan da midem bulanırsa ilgili kişiye sessizce söylerim ve yardımcı olmasını isterim.
tabii ki doğru olanı işi temiz yapmak ama sonuçta robotlar yapmıyor bu yemekleri ve saç kılı kolay dökülen bir şey.
mesela tırnak çıksa veya sümük sv çıksa yemeğinin içinden boyutuna vs bakmam direkt ilgili kişiye söylerim.
çünkü tırnak, sümük gibi parçalar kolay kolay çıkan, dökülen şeyler değildir.
ha küçük bir kıldan da midem bulanırsa ilgili kişiye sessizce söylerim ve yardımcı olmasını isterim.
tabii ki doğru olanı işi temiz yapmak ama sonuçta robotlar yapmıyor bu yemekleri ve saç kılı kolay dökülen bir şey.
mesela tırnak çıksa veya sümük sv çıksa yemeğinin içinden boyutuna vs bakmam direkt ilgili kişiye söylerim.
çünkü tırnak, sümük gibi parçalar kolay kolay çıkan, dökülen şeyler değildir.
devamını gör...
ayrılma klişeleri
çok yoğun bir dönem geçiriyorum,
psikolojim çok bozuk,
ailemle sorunlarım var,
sen çok iyi birisin ama ben yapamıyorum, bu günlerde kendimi çok kötü hissediyorum,
seni gerçekten seviyorum ama kendimden emin olamıyorum,
sana yetemediğimi farkettim,
seni mutlu edemiyorum,
ben öyle çok arayan soran biri değilim zaten telefonu elime almıyorum,
aslında sürekli arayıp sürekli yanına gelebilirim ama korkuyorum...
gibi devam eden cümleleri içinde barındırır. sizi seven size ilgi göstermekten ve sizinle olmaktan mutlu olandır, unutmayın.
psikolojim çok bozuk,
ailemle sorunlarım var,
sen çok iyi birisin ama ben yapamıyorum, bu günlerde kendimi çok kötü hissediyorum,
seni gerçekten seviyorum ama kendimden emin olamıyorum,
sana yetemediğimi farkettim,
seni mutlu edemiyorum,
ben öyle çok arayan soran biri değilim zaten telefonu elime almıyorum,
aslında sürekli arayıp sürekli yanına gelebilirim ama korkuyorum...
gibi devam eden cümleleri içinde barındırır. sizi seven size ilgi göstermekten ve sizinle olmaktan mutlu olandır, unutmayın.
devamını gör...
müşfik kenter
hayat ıskalamayı affetmez.
twitter.com/tunctataker/sta...
twitter.com/tunctataker/sta...
devamını gör...
güne anlamlı bir atasözü bırak
ucuz atta çabukluk arama, kişniyorsa sana yeter.
fareye aslan nedir demişler, kediyi göstermiş.
gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz.
fareye aslan nedir demişler, kediyi göstermiş.
gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz.
devamını gör...
