hayatını evden işe işten eve şeklinde yaşayan insan
size daima, çalışmanın bir lanet ve emeğinse kötü bir talih olduğu söylendi... fakat siz acı içindeyken doğumunuzu bir ıstırap,bedeninizi taşımayı alanınıza yazılmış bir lanet olarak adlandırıyorsanız, ben ancak şöyle yanıtlarım: orada yazılanları sadece ama sadece alınteriniz yıkayıp götürecektir... bir de size, hayatın bir karanlık olduğu söylendi ve siz de kendi bıkkınlığınızda ancak bıkmışların size söylediğini tekrarlarsınız.
halil cibran/ ermiş
halil cibran/ ermiş
devamını gör...
yazılı olmayan ilişki kuralları
özel alan diye bir şey var biliyor musunuz? kişiye özel, orayı her an istediğiniz gibi aşmamanız gerekiyor. kişiye sormanız gerekiyor.
çünkü öznel bir alan. ne kadar sevseniz de birbirinizi o özel alanları aşmayın lütfen.
çünkü öznel bir alan. ne kadar sevseniz de birbirinizi o özel alanları aşmayın lütfen.
devamını gör...
aleksandr litvinenko
putin'in pis tarafının gerçekten çok acımasız olduğunun kanıtı.
putin yüzerken, ata binerken, köpekleriyle oynarken, fit vücuduyla çok ''karizmatik'' görünüyor ve biz onun aslında bir kgb ajanı olduğunu unutuyoruz.
filmlerde izlediğimiz tüm casusluk hikayeleri ise gerçek. bir yerlerde yaşandı veya yaşanıyor.
bunun en çarpıcı örneği; 2015 yılında gerçekleşti. rusya istihbaratında çalışan aleksandr litvinenko, putinin gerçekleştirdiği yolsuzluğu ortaya çıkardıktan sonra londra'ya kaçtı. 2000 yılında siyasi sığınma aldı ve ingiliz istihbaratında çalışmaya başladı.
bulunduğu yerde, putinin en azılı muhaliflerinden biri oldu.
anna politkovskaya, diye bir gazeteci var ve bu gazeteci rusyanın çeçenistan'da insan hakları ihlalleri ortaya çıkarıyor ve 7 ekimde de vurularak ölüyor. litvinenko ise onun ölümünün arkasındaki vuran ve vurduranı araştırmaya başlıyor ve eski kgbli dostlarından yardım istiyor. eski kgb li dostları ise olayla ilgisi bulunan kişilerin listesini kendisine vereceklerini söyleyerek litvinenko'yu yemliyorlar.
londra'da millenium hotelde eski arkadaşlarıyla buluşan litvinenko içilen çayların ardından gece ayrıldılar. ve gece olduğunda litvinenko rahatsızlanmaya başlamıştı. nedeni ise çayına polonyum-210 radyoaktif maddesi idi.
o artık çoktan ölü bir adamdı.
çayı içtikten 22 gün sonra, 23 kasım 2006'da 44 yaşında ölmüştür.
benim anlamadığım nokta;
bu radyoaktif maddelerden nasıl oluyor da sadece kendisi etkileniyor. çay fincanlarından ,çay takımlarını tutana, yıkanan bulaşık makinesindeki tüm çatallara bıçaklara kadar herkesi etkilemesi lazımdı. gerçekten inanılmaz!
''
''
putin yüzerken, ata binerken, köpekleriyle oynarken, fit vücuduyla çok ''karizmatik'' görünüyor ve biz onun aslında bir kgb ajanı olduğunu unutuyoruz.
filmlerde izlediğimiz tüm casusluk hikayeleri ise gerçek. bir yerlerde yaşandı veya yaşanıyor.
bunun en çarpıcı örneği; 2015 yılında gerçekleşti. rusya istihbaratında çalışan aleksandr litvinenko, putinin gerçekleştirdiği yolsuzluğu ortaya çıkardıktan sonra londra'ya kaçtı. 2000 yılında siyasi sığınma aldı ve ingiliz istihbaratında çalışmaya başladı.
bulunduğu yerde, putinin en azılı muhaliflerinden biri oldu.
anna politkovskaya, diye bir gazeteci var ve bu gazeteci rusyanın çeçenistan'da insan hakları ihlalleri ortaya çıkarıyor ve 7 ekimde de vurularak ölüyor. litvinenko ise onun ölümünün arkasındaki vuran ve vurduranı araştırmaya başlıyor ve eski kgbli dostlarından yardım istiyor. eski kgb li dostları ise olayla ilgisi bulunan kişilerin listesini kendisine vereceklerini söyleyerek litvinenko'yu yemliyorlar.
londra'da millenium hotelde eski arkadaşlarıyla buluşan litvinenko içilen çayların ardından gece ayrıldılar. ve gece olduğunda litvinenko rahatsızlanmaya başlamıştı. nedeni ise çayına polonyum-210 radyoaktif maddesi idi.
o artık çoktan ölü bir adamdı.
çayı içtikten 22 gün sonra, 23 kasım 2006'da 44 yaşında ölmüştür.
benim anlamadığım nokta;
bu radyoaktif maddelerden nasıl oluyor da sadece kendisi etkileniyor. çay fincanlarından ,çay takımlarını tutana, yıkanan bulaşık makinesindeki tüm çatallara bıçaklara kadar herkesi etkilemesi lazımdı. gerçekten inanılmaz!
''
''
devamını gör...
rodrigo'nun gitar konçertosu
deniz gezmiş'in darağacından önceki son dinlemek istediği yapıt.
1936 yılında ispanya'da hitler ve mussolini destekli, general franco komutasındaki askeri faşist güçler, seçimle işbaşına gelen sosyalistlerin "halk cephesi" koalisyonuna karşı ayaklanır. ve ispanya, tüm dünyanın gözü önünde korkunç bir iç savaşa sürüklenir.
üç yıl süren iç savaş, maalesef halk cephesi’nin yenilgisiyle sonuçlanır ve ispanya'da franco'nun -1975 yılında ölümüne kadar kırk yıl sürecek olan- diktatörlük dönemi başlar.
konçerto altı yüz bin kişinin öldüğü bu iç savaşı, cephelerde faşizme karşı direnen devrimcilerin umutlu coşkusunu ve sonrasında yönetimi ele geçiren diktatör franco'nun kendi halkına yaşattığı acıları ve yaptığı zulümleri anlatır
.
1936 yılında ispanya'da hitler ve mussolini destekli, general franco komutasındaki askeri faşist güçler, seçimle işbaşına gelen sosyalistlerin "halk cephesi" koalisyonuna karşı ayaklanır. ve ispanya, tüm dünyanın gözü önünde korkunç bir iç savaşa sürüklenir.
üç yıl süren iç savaş, maalesef halk cephesi’nin yenilgisiyle sonuçlanır ve ispanya'da franco'nun -1975 yılında ölümüne kadar kırk yıl sürecek olan- diktatörlük dönemi başlar.
konçerto altı yüz bin kişinin öldüğü bu iç savaşı, cephelerde faşizme karşı direnen devrimcilerin umutlu coşkusunu ve sonrasında yönetimi ele geçiren diktatör franco'nun kendi halkına yaşattığı acıları ve yaptığı zulümleri anlatır
devamını gör...
jane austen
milli terbiye roman'ları ile meşhur olmuştur.
devamını gör...
ahmet piriştina
karadeniz vilayetlerinden sökülen parke taşlarını izmir'e getirmiş. gündoğdu meydanı çevresi gibi tarihi alanlara döşettirmiş.
rahmetli vizyon sahibi biriymiş gerçekten.
rahmetli vizyon sahibi biriymiş gerçekten.
devamını gör...
280 kişinin aynı anda aynı sayfaya bakması
milyarlarca insanla aynı gökyüzüne baktığımız için pek şaşırmadığım durumdur.
devamını gör...
memleketinin adını söylemeden anlat
en büyük yüz ölçümüne sahip şehir.
devamını gör...
din istismarını önlemenin yolları
önlenemez. tarih boyunca bu böyle olmuştur. bu yüzdendir ki marx din kitlelerin afyonudur demiştir. birileri daima bir dini, ilahi veya değil veyahut kendi kurduğu, istismar edecek ve amacına ulaşmada güvenli bir yol olarak kullanacaktır. çünkü kutsallara sırt yaslamak son derece huzur vericidir. hem bu durumda makyavelizmin iki temel iktidarda kalma yolu birden uygulanabilmektedir. çünkü dinlerle hem korku hem sevgi sağlanabilir.
bu demek değildir ki dinler yalan. inanç kişiseldir. ancak dinler, insanlık tarihi boyunca olduğu gibi son insana dek istismar edilecektir.
bu demek değildir ki dinler yalan. inanç kişiseldir. ancak dinler, insanlık tarihi boyunca olduğu gibi son insana dek istismar edilecektir.
devamını gör...
kırmızı kurşun kalemin silinme zorluğu
gönül yarası gibidir, hep iz kalır.
devamını gör...
baba tarafı vs anne tarafı
30a doğru yaklaşınca baba tarafının tırt, anne tarafının has kadro olduğu gerçeğini yaşamak
devamını gör...
yapımböyle film
sunucusu çok tatlı. alakam olmayan konuları bile dinletiyor sohbeti çok güzel.
devamını gör...
cahit sıtkı tarancı
yaş 35 yolun yarısı eder dante gibi ortasındayız ömrün demiştir.
devamını gör...
pazar günü erken kalkmak için bir sebep
günü dolu dolu geçirme çabası içine girmektir.
ben şahsen öyle yaptım birazdan kanepede sızacağım gibi duruyor allah sonumuzu hayretsin.
ben şahsen öyle yaptım birazdan kanepede sızacağım gibi duruyor allah sonumuzu hayretsin.
devamını gör...
herkes 07 kullanırken 05 kullanan kişi
bu kadar hiddetlenecek ne olduğunu anlamadığım başlıktır. daha ince yazmak için 0.5 uçlu kalem almış, alırken insanlardan izin mi istemesi gerekiyordu?
devamını gör...
lensle uyumak
uzun yolculuklarda defalarca yaptığım ve zararını görmediğim tercih.lens en kalitelisi olmalı.
devamını gör...
ödünç verilen kitabın bir türlü geri gelmemesi
geri istemekte ayıp oluyo, ne diyip geri isticeksin yani ver ben tekrar okumak istiyorum desen olmaz, başkasına ödünç vermek için istiyorum desen kim bunun için kitabı hevesle isteyecek kadar ileri gider ki sonuç olarak zordur, geri gelmemesi durumunda kitabı hatırlatacak bir kaç söz söylenebilir, kitabı hala bitiremedin mi ya diye ufak ufak alttan mesaj verilebilir, geri gelmesi umut edilir.
devamını gör...
aşkım biz şimdi neyiz
devamını gör...
türk silahlı kuvvetleri'ne girişte irticai faaliyetlere karışmamış olma şartının kaldırılması
üst edit: hâlâ namaz kılıyohh diye bizi orduya almıyolla yazan embesiller var. siz iflah olmayacak gerizekalılarsınız.
bunu bile gerçekten hâlâ savunan insanları göstermiş başlık. başörtüsü ile hiçbir alakası yok bu olayın. islamcı ağlaklığı tam da böyle bir şey. oruç tutup namaz kılmayla irticai faaliyet mi olur? o yasanın tarihine falan baktın mı hiç? hayır 28 şubata baktın oradan ahkam kesiyorsun. irticai faaliyetlere karışmak din ile devlet işlerini bir araya getirip, kendi dini görüşün için görevi kötüye kullanma/kullanma potansiyelidir. abdülhamit devrinden gelen bir kavram. varsa yoksa 28 şubat post modern darbesi, analarımızın başörtüsü de bilmem ne. oruç tutan insanlara cahil ve yobaz diyenler varmış kıyamam siz neler çekmişsiniz öyle vah vah. bu toprklarda sekülerlerin, ateistlerin, alevilerin neler çektiğinden haberiniz var mı sizin? bu savunduğunuz siyasal islam bu ülkenin ordusundan tüm kurumlarına kadar yerle bir etti (bkz: ergenekon-balyoz davaları) o davanın bir tane de savcısı vardı hani. bu savcının da zekeriya öz'ün heykelini dikeceğiz diyen bir yalakası. ne çabuk unuttunuz o günleri? gidin abdülbaki erol'un kucağına oturun diyeceğim ama sağlık bakanlığından eğitim bakanlığına kadar oturttunuz zaten. son yasayla da adamın kucağında yer kalmamıştır. ismailağa ve iskender paşa cemaatlerini falan hiç saymıyorum. neyse size de yer bulunur elbet.
bunu bile gerçekten hâlâ savunan insanları göstermiş başlık. başörtüsü ile hiçbir alakası yok bu olayın. islamcı ağlaklığı tam da böyle bir şey. oruç tutup namaz kılmayla irticai faaliyet mi olur? o yasanın tarihine falan baktın mı hiç? hayır 28 şubata baktın oradan ahkam kesiyorsun. irticai faaliyetlere karışmak din ile devlet işlerini bir araya getirip, kendi dini görüşün için görevi kötüye kullanma/kullanma potansiyelidir. abdülhamit devrinden gelen bir kavram. varsa yoksa 28 şubat post modern darbesi, analarımızın başörtüsü de bilmem ne. oruç tutan insanlara cahil ve yobaz diyenler varmış kıyamam siz neler çekmişsiniz öyle vah vah. bu toprklarda sekülerlerin, ateistlerin, alevilerin neler çektiğinden haberiniz var mı sizin? bu savunduğunuz siyasal islam bu ülkenin ordusundan tüm kurumlarına kadar yerle bir etti (bkz: ergenekon-balyoz davaları) o davanın bir tane de savcısı vardı hani. bu savcının da zekeriya öz'ün heykelini dikeceğiz diyen bir yalakası. ne çabuk unuttunuz o günleri? gidin abdülbaki erol'un kucağına oturun diyeceğim ama sağlık bakanlığından eğitim bakanlığına kadar oturttunuz zaten. son yasayla da adamın kucağında yer kalmamıştır. ismailağa ve iskender paşa cemaatlerini falan hiç saymıyorum. neyse size de yer bulunur elbet.
devamını gör...