mustafa kemal atatürk
"büyük olmak için kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. fakat sen buna karşı direneceksin, önüne sonsuz engeller de yığacaklardır; kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin."
hayatımın merkezindeki yüce insan.
ruhun şad olsun.
hayatımın merkezindeki yüce insan.
ruhun şad olsun.
devamını gör...
bir ebeveynin çocuğuna yapacağı en büyük iyilik
kendine yetmeyi öğretmektir.
devamını gör...
ilginç tatlı isimleri
tavuk göğsü . ilk duyduğumda bildiğimiz tavuğun göğsü sanmıştım. meğersem olay bambaşka bir şeymiş.
devamını gör...
dile takılan şarkı sözleri
tatlı gülüş pek yaraşır, gözleri ömre bedel
ah ne güzel ne güzel seni sevmek,
ah ne güzel ne güzel
gözleri aşka gülen
ah ne güzel ne güzel seni sevmek,
ah ne güzel ne güzel
gözleri aşka gülen
devamını gör...
beğeni sınırlaması
işin aslına bakarsanız bu tarz mevzulara çok takılmamak lazım. özellikle sosyal medya egemenliğinin her geçen gün arttığı internet ortamında, bu tarz hareketler davranış biçimi haline gelmiş durumda.
insanlardaki kendini görünür kılma çabası, beğenilme ve onaylanma isteği had safhada, karşınızda gürül gürül akan bir coşku seli var. bunun önüne yasaklarla geçebilmeniz mümkün değil. zira bunun başka sonuçları olacaktır.
şöyle ki; insanların yoğun olarak bir arada bulunduğu mecralarda, herkes kendine yakın olana doğru meyleder. küçük gruplaşmalar başlar. bu gruplaşmalar bir çembere dönüşür ve bu bağlamda kimse o çemberin dışına çıkmak istemez. kendinize yakın olanı ileti kalitesi çok da önemli olmadan beğenmeye başlarsınız. mevzu zaten al gülüm ver gülüm olayına dönmüştür.
sözlüklerde durum böyledir ve ne yazık ki, siz ne kadar kendinizi parçalasanız da bu durum değişmeyecektir. bu mevcut gerçekliğe yasaklama ve sınırlama getirdiğinizde, ilk tercih her zaman çemberin içerisine olacaktır ve sonrasında limit dolduğunda, sizin ya da başkalarının değerli gördüğü iletilerin bırakın oylanmasını, okunması durumu bile ortadan kalkacaktır. ki bu daha kötü
ayrıca bu tarz ortamlarda sözlüğün kalitesini düşürecek, insanları kin ve düşmanlığa sevk edecek ayrıştırıcı hareketler dışında, insanların ne yaptığı çokta umurunuzda olmasın derim. zira herkes kendi meşrebince bir şeyler yazıyor, çiziyor. seri artı almak sizin benim, onun, bunun hoşuna gitmiyor olsa da, bundan hoşlanan ve keyif alan insanlar var. bırakınız yapsınlar, bırakınız butonlara bassınlar.
asıl önemli olan sizin kendi tavrınızdır. durduğunuz yerdir. kendi paylaşımlarınızı kimsenin paylaşımları ile kıyaslamanıza lüzum yoktur. neyi nasıl yaptığınızı zaten biliyorsunuzdur. sizin emeğinizin hakkını verenler var olduğu müddetçe de, diğer tarafta akan gürül gürül coşku selinin umurunuzda olmaması gerekir.
serzenişinizde sonuna kadar haklı olsanız dahi bunları göz önünde bulundurun derim. okumak isteyen, keyifli ve bilgilendirici iletilere ulaşmak isteyen bir şekilde bunu başarıyor. kendi adıma söyleyeyim, her gün keyifli ve kaliteli iletileri olan yazarları bulup, yazılarının inciğini cıncığını çıkarıyorum. okuyorum ve hak ettikleri beğeniyi, o iletileri cidden beğendiğim için bırakıp ortadan kayboluyorum. bundan mahrum kalıp, iletileri okumayıp, seri artılama çılgınlığına kapılanlar aslında kendileri kaybediyorlar. çünkü sözlükte cidden kaliteli pek çok paylaşım var. bundan mahrum kalmak, onlara odaklanmamak sizin/bizim sorunumuz değil. bizatihi onların sorunu.
o yüzden bu sorunu onlara bırakalım, isterlerse kendileri çözsünler...
insanlardaki kendini görünür kılma çabası, beğenilme ve onaylanma isteği had safhada, karşınızda gürül gürül akan bir coşku seli var. bunun önüne yasaklarla geçebilmeniz mümkün değil. zira bunun başka sonuçları olacaktır.
şöyle ki; insanların yoğun olarak bir arada bulunduğu mecralarda, herkes kendine yakın olana doğru meyleder. küçük gruplaşmalar başlar. bu gruplaşmalar bir çembere dönüşür ve bu bağlamda kimse o çemberin dışına çıkmak istemez. kendinize yakın olanı ileti kalitesi çok da önemli olmadan beğenmeye başlarsınız. mevzu zaten al gülüm ver gülüm olayına dönmüştür.
sözlüklerde durum böyledir ve ne yazık ki, siz ne kadar kendinizi parçalasanız da bu durum değişmeyecektir. bu mevcut gerçekliğe yasaklama ve sınırlama getirdiğinizde, ilk tercih her zaman çemberin içerisine olacaktır ve sonrasında limit dolduğunda, sizin ya da başkalarının değerli gördüğü iletilerin bırakın oylanmasını, okunması durumu bile ortadan kalkacaktır. ki bu daha kötü
ayrıca bu tarz ortamlarda sözlüğün kalitesini düşürecek, insanları kin ve düşmanlığa sevk edecek ayrıştırıcı hareketler dışında, insanların ne yaptığı çokta umurunuzda olmasın derim. zira herkes kendi meşrebince bir şeyler yazıyor, çiziyor. seri artı almak sizin benim, onun, bunun hoşuna gitmiyor olsa da, bundan hoşlanan ve keyif alan insanlar var. bırakınız yapsınlar, bırakınız butonlara bassınlar.
asıl önemli olan sizin kendi tavrınızdır. durduğunuz yerdir. kendi paylaşımlarınızı kimsenin paylaşımları ile kıyaslamanıza lüzum yoktur. neyi nasıl yaptığınızı zaten biliyorsunuzdur. sizin emeğinizin hakkını verenler var olduğu müddetçe de, diğer tarafta akan gürül gürül coşku selinin umurunuzda olmaması gerekir.
serzenişinizde sonuna kadar haklı olsanız dahi bunları göz önünde bulundurun derim. okumak isteyen, keyifli ve bilgilendirici iletilere ulaşmak isteyen bir şekilde bunu başarıyor. kendi adıma söyleyeyim, her gün keyifli ve kaliteli iletileri olan yazarları bulup, yazılarının inciğini cıncığını çıkarıyorum. okuyorum ve hak ettikleri beğeniyi, o iletileri cidden beğendiğim için bırakıp ortadan kayboluyorum. bundan mahrum kalıp, iletileri okumayıp, seri artılama çılgınlığına kapılanlar aslında kendileri kaybediyorlar. çünkü sözlükte cidden kaliteli pek çok paylaşım var. bundan mahrum kalmak, onlara odaklanmamak sizin/bizim sorunumuz değil. bizatihi onların sorunu.
o yüzden bu sorunu onlara bırakalım, isterlerse kendileri çözsünler...
devamını gör...
akıl gözü
“seni bulmaktan önce aramak isterim.
seni sevmekten önce anlamak isterim.
seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
sana hep, hep yeniden başlamak isterim.”
özdemir asaf şiiri.
seni sevmekten önce anlamak isterim.
seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
sana hep, hep yeniden başlamak isterim.”
özdemir asaf şiiri.
devamını gör...
30 yaşına gelip de dişi hiç çürümemiş insan
tebrik edilesi, diş bakımına çok özen gösteren insanlardan sadece biri.
peki bu konuda olay sadece bakımda mıdır, o da tartışmalı konulardan biridir.
peki bu konuda olay sadece bakımda mıdır, o da tartışmalı konulardan biridir.
devamını gör...
elin direksiyondaki en uygun pozisyonu
yerli üretim olmadığından mıdır, elin direksiyonu, tanımı?
el sürekli direksiyonda mıdır?
dünya durmadan dönüyor, direksiyon da dönünce elin başı dönmüyor mu?
togg üretilince, yerlinin, direksiyondaki en uygun pozisyonu da el tarafından tartışılır mı?
el sürekli direksiyonda mıdır?
dünya durmadan dönüyor, direksiyon da dönünce elin başı dönmüyor mu?
togg üretilince, yerlinin, direksiyondaki en uygun pozisyonu da el tarafından tartışılır mı?
devamını gör...
boğulmuş akış
daralan bir kesit alanı boyunca hızı artan bir akışın, ses hızına ulaştıktan sonra hızını artıramaması durumuna verilen ad. bu noktadan sonra akış ses hızını geçemez ve boğulur, akışı düzensizleşir, verim azalır. bu günlük hayattaki uygulamalarda istenmeyen bir durumdur, bunun önüne geçmek için genelde akışın geçtiği kesit alanı büyütülür, ancak kesit alanına farklı müdahaleler de yapılır.

turbolu araçlarda belirli bir devirden sonra aracın torkunun azalıp, yığılmasının sebebi budur.. yani, aracın maksimum tork aralığının üst tarafını belirleyen unsur budur.. çünkü gaz vermeye devam ettikçe, motor devri arttıkça, turbodan geçen havanın hızı giderek artar ve bir yerden sonra bu havanın hızı, ses hızına ulaşır ve daha da hızlanamaz.. boğulur.. bu sebeple turbonun vereceği güç sınırlanmış olur..
peki bu yığılmanın önüne nasıl geçilir? ilk paragrafta kesit alanı büyütülür demiştim, yani daha büyük bir turbo koyabilirsiniz (bkz: petrolheadlerin yüzündeki gülümsemeleri görüyorum) böylece turbodan geçen havanın hızı hemen ses hızına ulaşamayacak, dolayısıyla basıncınız da artacaktır.. maksimum tork aralığınız da büyüyecek, turbonun boyutlarına göre daha üst devirlerde de maksimum torku alabileceksiniz..
ikinci bir yöntem ise kesit alanına müdahale demiştik bunun bir örneği vgt tipi turbolardır, yani değişken geometrili turbolar.. turboya girecek hava gaz pedalına basma miktarınıza göre açısı değişen kanatçıkların arasından geçerek gider, böyle havanın hızı kontrol altına alınır.. turbonun dönüş hızı kontrol edilir..
bunun dışında turboya girecek havayı farklı şekillerde müdahalelerle verimli olacak şekilde kontrol altına alan inovasyonlar da vardır.. #446101

turbolu araçlarda belirli bir devirden sonra aracın torkunun azalıp, yığılmasının sebebi budur.. yani, aracın maksimum tork aralığının üst tarafını belirleyen unsur budur.. çünkü gaz vermeye devam ettikçe, motor devri arttıkça, turbodan geçen havanın hızı giderek artar ve bir yerden sonra bu havanın hızı, ses hızına ulaşır ve daha da hızlanamaz.. boğulur.. bu sebeple turbonun vereceği güç sınırlanmış olur..
peki bu yığılmanın önüne nasıl geçilir? ilk paragrafta kesit alanı büyütülür demiştim, yani daha büyük bir turbo koyabilirsiniz (bkz: petrolheadlerin yüzündeki gülümsemeleri görüyorum) böylece turbodan geçen havanın hızı hemen ses hızına ulaşamayacak, dolayısıyla basıncınız da artacaktır.. maksimum tork aralığınız da büyüyecek, turbonun boyutlarına göre daha üst devirlerde de maksimum torku alabileceksiniz..
ikinci bir yöntem ise kesit alanına müdahale demiştik bunun bir örneği vgt tipi turbolardır, yani değişken geometrili turbolar.. turboya girecek hava gaz pedalına basma miktarınıza göre açısı değişen kanatçıkların arasından geçerek gider, böyle havanın hızı kontrol altına alınır.. turbonun dönüş hızı kontrol edilir..
bunun dışında turboya girecek havayı farklı şekillerde müdahalelerle verimli olacak şekilde kontrol altına alan inovasyonlar da vardır.. #446101
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
gecenin karanlığında sayfaları hızlıca çevirip , kahvesini yudumlayıp oturmuştu bay b ama ters giden bir şeyler vardı.. banyodaki lamba titrek bir mum gibi dans ediyordu. derken çat ! ışık sönmüştü . ardından bir gölgenin hareket ettiğini gördü bay b ama bunu gördüğüne inanmak istemiyordu . hemen telefonu çevirdi ama hızlanan fırtına ile sanırım telefon da çalışmıyordu peki ne olacaktı şimdi? salondaki lambada da titremeler başladı , lamba can çekişiyordu derken çat ! o da patladı . bay b kibriti çaktı hemen. o da neydi öyle! uzun , sivri kulaklı , ten rengi etten daha kırmızı bir varlık. gözleri bal kahvesiydi. bay b'nin etrafında turlamaya başladı. bay b başının döndüğünü hissediyordu, hey! 1 dk ne oluyor diyemeden bayıldı. gözlerini açtığında kendini bir vahşi tekerlemeyi işitirken buldu. kıyafetleri de yoktu artık. kırmızı şey ensesinde onu kokluyordu derken kırmızı şey iniltili bir sesle onu ısırdı. bay b , çaresiz bir şekilde nereden geldiği bile belli olmayan vahşi bir şarkı eşliğinde ölümle burun burunaydı ama neydi bu peki ? bay b akan kanının buhar olduğunu gördü , kalp atışları hızlanıyordu gittikçe sanırım son anlarıydı. ancak aniden salon aydınlanmıştı. kırmızı şey adete eriyordu bir mum gibi . bay b gözlerini kapadı açtığında çırılçıplak ve yaralıydı ama hayattaydı. belki de biraz dinlense iyi olacaktı. bu anlattıklarına da kimse inanmayacaktı.
devamını gör...
rıfat ılgaz
ya ezenden yana olacaksın ya da ezilenden. bu işin az şekerlisi, çok şekerlisi olmaz.*
devamını gör...
normal sözlük dertleşecek yazarlar veri tabanı
#1552286 nolu tanımı giren kankama , sonuna kadar katılıyorum.
branş önemli.
ben aile içi dertleri ve iş ortamı dertlerini dinlerim.
bana da teknik dertleri dinleyecek yazar lazım.
telefon arızaları, araç arızaları, beyaz eşya arızaları gibi.
derdimi dinleyecek, benimle dertlenecek, sonra makul ve mantıklı çözüm önerecek.
hadi inşallah.
branş önemli.
ben aile içi dertleri ve iş ortamı dertlerini dinlerim.
bana da teknik dertleri dinleyecek yazar lazım.
telefon arızaları, araç arızaları, beyaz eşya arızaları gibi.
derdimi dinleyecek, benimle dertlenecek, sonra makul ve mantıklı çözüm önerecek.
hadi inşallah.
devamını gör...
kırmızı vs beyaz vs rose şarap
kırmızı.
devamını gör...
tağut
tağut t-ğ-y kökünden gelir
tuğyan yani haddi aşan, isyan eden, sınırı aşan anlamlarına gelir.
allaha karşı isyan eden haddi aşanlara, rabblik iddiasında bulunanlara, kanun koyma yetkisini allah yerine kendine verenlere, şeriat harici kanunlarla/sistemlerle yönetenlere tağut denir.
ilgili (bazı) ayetler:
kendilerine kitap’tan pay (ilim) verilen kimseleri görmedin mi? onlar cibte ve tağuta iman ediyorlar ve kâfirler için: “bunlar, müminlerden daha doğru bir yol üzeredir.” diyorlar. (4/nîsa, 51)
sana indirilene (kur’ân) ve senden önce indirilen (kitaplara) iman ettiğini zannedenleri görmedin mi? inkâr etmekle emrolundukları hâlde tağuta muhakeme olmak istiyorlar. şeytan onları (hakka geri dönüşü zor) uzak bir saptırmayla saptırmak ister. (4/nîsa, 60)
iman edenler allah yolunda savaşırlar. kâfirler ise tağutun yolunda savaşırlar. (öyleyse) şeytanın dostlarıyla savaşın. şüphesiz şeytanın hilesi pek zayıftır. (4/nîsa, 76)
dinde zorlama yoktur. rüşd/hak, batıldan (kesin bir biçimde) ayrılmıştır. her kim (reddetmek, tekfir etmek, teberrî etmek suretiyle) tağutu inkâr eder ve allah’a iman ederse kopması olmayan sapasağlam kulp (olan kelime-i tevhid’e) tutunmuş (ve islam dinine girmiş) olur. allah (işiten ve dualara icabet eden) semi’, (her şeyi bilen) alîm’dir. (2/bakara, 256)
de ki: “size allah katındaki cezası bundan daha kötü olan bir şeyi haber vereyim mi? allah’ın lanet ettiği, ona karşı öfkelendiği, aralarından maymunlar ve domuzlar kıldığı ve tağuta kul eyledikleridir. bunlar, (allah katında) yerleri daha kötü ve dosdoğru yoldan sapmış olanlardır.” (5/mâide, 60)
edit: firavun da bir tağuttu, şimdikiler de tağut.
tuğyan yani haddi aşan, isyan eden, sınırı aşan anlamlarına gelir.
allaha karşı isyan eden haddi aşanlara, rabblik iddiasında bulunanlara, kanun koyma yetkisini allah yerine kendine verenlere, şeriat harici kanunlarla/sistemlerle yönetenlere tağut denir.
ilgili (bazı) ayetler:
kendilerine kitap’tan pay (ilim) verilen kimseleri görmedin mi? onlar cibte ve tağuta iman ediyorlar ve kâfirler için: “bunlar, müminlerden daha doğru bir yol üzeredir.” diyorlar. (4/nîsa, 51)
sana indirilene (kur’ân) ve senden önce indirilen (kitaplara) iman ettiğini zannedenleri görmedin mi? inkâr etmekle emrolundukları hâlde tağuta muhakeme olmak istiyorlar. şeytan onları (hakka geri dönüşü zor) uzak bir saptırmayla saptırmak ister. (4/nîsa, 60)
iman edenler allah yolunda savaşırlar. kâfirler ise tağutun yolunda savaşırlar. (öyleyse) şeytanın dostlarıyla savaşın. şüphesiz şeytanın hilesi pek zayıftır. (4/nîsa, 76)
dinde zorlama yoktur. rüşd/hak, batıldan (kesin bir biçimde) ayrılmıştır. her kim (reddetmek, tekfir etmek, teberrî etmek suretiyle) tağutu inkâr eder ve allah’a iman ederse kopması olmayan sapasağlam kulp (olan kelime-i tevhid’e) tutunmuş (ve islam dinine girmiş) olur. allah (işiten ve dualara icabet eden) semi’, (her şeyi bilen) alîm’dir. (2/bakara, 256)
de ki: “size allah katındaki cezası bundan daha kötü olan bir şeyi haber vereyim mi? allah’ın lanet ettiği, ona karşı öfkelendiği, aralarından maymunlar ve domuzlar kıldığı ve tağuta kul eyledikleridir. bunlar, (allah katında) yerleri daha kötü ve dosdoğru yoldan sapmış olanlardır.” (5/mâide, 60)
edit: firavun da bir tağuttu, şimdikiler de tağut.
devamını gör...
hiçbir yere ait olamamak
bireyin kendini yalnızca kendine ait hissetmesi gerektiği düşüncesindeyim. yer , zaman, kişi üçlemesinden hiçbirine ait olmak için çabalamayın. bu üç faktör dinamiktir. her koşulda var olan ise yalnız sizsinizdir.
hemen her yere gidebilir ve hiçbir yere dönmeyebilirim.
içinizden hiçbirinize ait hissedemiyorum.
*şarkı sözlerini aklıma getiren başlık.
hemen her yere gidebilir ve hiçbir yere dönmeyebilirim.
içinizden hiçbirinize ait hissedemiyorum.
*şarkı sözlerini aklıma getiren başlık.
devamını gör...
louis bonaparte'in 18 brumaire'i
karl marx'ın fransız üçlemesinin ikinci kitabı olan der 18te brumaire des louis napoleon aslında isim konusunda oldukça kafa karıştırıcı bir eser çünkü aynı zamanda der 18te brumaire des louis bonaparte olarak da biliniyor ve dilimize de louis bonaparte'ın 18 brumaire'i olarak çevrilmiştir. kitap isminde içeriğini açıkça belli eden bir ironiye de sahiptir aynı zamanda. fransız devrimini bitirdiği düşünülen 18 brumaire darbesi napoléon bonaparte'ı iktidara taşıyan bir olaydı ve oldukça kısa olan bu eserin içeriği de amcasının yolundan giden iii.napoleon veya bilinen adıyla louis bonaparte'ın kendini imparator ilan etmesi ve cumhuriyeti yıkması üzerine napoléon bonaparte ve louis bonaparte'ın yaptığı bu iki darbenin kıyaslanması üzerinedir. döneminin fransası hakkında oldukça güçlü analizlerin bulunduğu bir eser ve kendi adıma fazla gözardı edildiğini düşünüyorum. ilk başta dergide yayımlanmış olan bu eser şu meşhur cümle ile başlıyor:
"hegel bemerkt irgendwo, daß alle großen weltgeschichtlichen thatsachen und personen sich so zu sagen zweimal ereignen. er hat vergessen hinzuzufügen: das eine mal als große tragödie, das andre mal als lumpige farce" (hegel, bir yerde, şöyle bir gözlemde bulunur: bütün tarihsel büyük olaylar ve kişiler, hemen hemen iki kez yinelenir. hegel eklemeyi unutmuş: birinci kez trajedi olarak, ikinci kez komedi olarak.)
"aber die revolution ist gründlich. sie ist noch auf der reise durch das fegefeuer begriffen. sie vollbringt ihr geschäft mit methode. bis zum 2. dezember 1851 [anm. staatsstreich louis napoleons] hatte sie die eine hälfte ihrer vorbereitung absolviert, sie absolviert jetzt die andre. sie vollendete erst die parlamentarische gewalt, um sie stürzen zu können. jetzt, wo sie dies erreicht, vollendet sie die exekutivgewalt, reduziert sie auf ihren reinsten ausdruck, isoliert sie, stellt sie sich als einzigen vorwurf gegenüber, um alle ihre kräfte der zerstörung gegen sie zu konzentrieren. und wenn sie diese zweite hälfte ihrer vorarbeit vollbracht hat, wird europa von seinem sitze aufspringen und jubeln: "brav gewühlt, alter maulwurf!“
ama devrim, işi, sonuna kadar götürür. o, araftan (purgatoire) ancak henüz geçiyor. işini yöntemle yürütüyor. 2 aralık 1851’e kadar hazırlıklarının ancak yarısını tamamladı, şimdi de öteki yarısını tamamlıyor. onu devirebilmek için önce parlamenter iktidarı yetkinleştiriyor. bir kez bu ereğe varıldıktan sonra, yürütme gücünü yetkinleştiriyor, onu en yalın ifadesine indirgiyor, onu tecrit ediyor,bütün tahrip kuvvetlerini onun üzerine toplayabilmek için bütün kendi kusurlarını ona yöneltiyor, ve, o, hazırlık çalışmasının ikinci yarısını tamamladığı zaman, avrupa yerinden sıçrayacak ve bayram edecek: “iyi kavramışsın ihtiyar köstebek"
"hegel bemerkt irgendwo, daß alle großen weltgeschichtlichen thatsachen und personen sich so zu sagen zweimal ereignen. er hat vergessen hinzuzufügen: das eine mal als große tragödie, das andre mal als lumpige farce" (hegel, bir yerde, şöyle bir gözlemde bulunur: bütün tarihsel büyük olaylar ve kişiler, hemen hemen iki kez yinelenir. hegel eklemeyi unutmuş: birinci kez trajedi olarak, ikinci kez komedi olarak.)
"aber die revolution ist gründlich. sie ist noch auf der reise durch das fegefeuer begriffen. sie vollbringt ihr geschäft mit methode. bis zum 2. dezember 1851 [anm. staatsstreich louis napoleons] hatte sie die eine hälfte ihrer vorbereitung absolviert, sie absolviert jetzt die andre. sie vollendete erst die parlamentarische gewalt, um sie stürzen zu können. jetzt, wo sie dies erreicht, vollendet sie die exekutivgewalt, reduziert sie auf ihren reinsten ausdruck, isoliert sie, stellt sie sich als einzigen vorwurf gegenüber, um alle ihre kräfte der zerstörung gegen sie zu konzentrieren. und wenn sie diese zweite hälfte ihrer vorarbeit vollbracht hat, wird europa von seinem sitze aufspringen und jubeln: "brav gewühlt, alter maulwurf!“
ama devrim, işi, sonuna kadar götürür. o, araftan (purgatoire) ancak henüz geçiyor. işini yöntemle yürütüyor. 2 aralık 1851’e kadar hazırlıklarının ancak yarısını tamamladı, şimdi de öteki yarısını tamamlıyor. onu devirebilmek için önce parlamenter iktidarı yetkinleştiriyor. bir kez bu ereğe varıldıktan sonra, yürütme gücünü yetkinleştiriyor, onu en yalın ifadesine indirgiyor, onu tecrit ediyor,bütün tahrip kuvvetlerini onun üzerine toplayabilmek için bütün kendi kusurlarını ona yöneltiyor, ve, o, hazırlık çalışmasının ikinci yarısını tamamladığı zaman, avrupa yerinden sıçrayacak ve bayram edecek: “iyi kavramışsın ihtiyar köstebek"
devamını gör...
normal sözlük yazar kalitesi
ayrıca benim gibi birinin, ayın en iyi yazarlar listesinde 511. sırada olması, burada kimsenin kaliteden anlamadığı anlamına geliyor.
devamını gör...
dr. strangelove
sinema ve yönetmenlik üzerine ders niteliğinde bir filmdir ve bence stanley kubrick'in en iyilerindendir.
peter george'un "red alert" isimli romanından uyarlanmıştır.
film türkçe'ye dr. garipaşk olarak çevrilmiş, 1964 yapımı siyah beyaz bir politik hicivdir. yönetmenin kara mizah unsurlarıyla harmanladığı filmi bolca ironi içerir ki filmin efsane repliği de bunun en net göstergesidir.
"bayım, burada kavga edemezsiniz! burası savaş odası."
("gentlemen, you can't fight in here! this is the war room")
ayrıca peter sellers'in üç rolde döktürdüğü film olarak da hafızalarımıza kazınmıştır.
peter george'un "red alert" isimli romanından uyarlanmıştır.
film türkçe'ye dr. garipaşk olarak çevrilmiş, 1964 yapımı siyah beyaz bir politik hicivdir. yönetmenin kara mizah unsurlarıyla harmanladığı filmi bolca ironi içerir ki filmin efsane repliği de bunun en net göstergesidir.
"bayım, burada kavga edemezsiniz! burası savaş odası."
("gentlemen, you can't fight in here! this is the war room")
ayrıca peter sellers'in üç rolde döktürdüğü film olarak da hafızalarımıza kazınmıştır.
devamını gör...
normal sözlük hunidaşlar kulübü
hah bi siz eksiktiniz yoo..
tse2.mm.bing.net/th?id=OGC....
örgüt şarkısını, ups pardon kulüp şarkısını* beğendim, dediğim çiçeği burnunda kulübümüz...
hunim yok ama ne çıkar, k a t ı l ı y o r u m doktor.
ne de olsa 9 aydır nerde çatlak var, rehabilite ede ede oldum rehabilitasyon merkezi .. e bi hunim eksikti o da oldu olacak.. .
ve tabii.
hoş geldin deyin, yakarım burayı.. .
tse1.mm.bing.net/th?id=OGC....
tse2.mm.bing.net/th?id=OGC....
örgüt şarkısını, ups pardon kulüp şarkısını* beğendim, dediğim çiçeği burnunda kulübümüz...
hunim yok ama ne çıkar, k a t ı l ı y o r u m doktor.
ne de olsa 9 aydır nerde çatlak var, rehabilite ede ede oldum rehabilitasyon merkezi .. e bi hunim eksikti o da oldu olacak.. .
ve tabii.
hoş geldin deyin, yakarım burayı.. .
tse1.mm.bing.net/th?id=OGC....
devamını gör...
