herkesin kendi çapında bi zekası var dolayısıyla nik vermek saçma olur. misal biri sanat konusunda uzmandır diğeri de bilimde, biri gündemi takip edip mantıklı tanım girer beriki ise edebiyat dünyasına hakimdir. değişiyor işte yazardan yazara.
devamını gör...

haberi gördüğümden beri kanım dondu. ama başlıktaki tanımları görünce de neye uğradığımı şaşırdım.
sokaklardaki hayvanları imkanı olduğunca besleyen bir insan olarak elbette insanlara saldırmaya eğilimli hayvanların iyi koşullardaki barınaklarda bakılmasını savunuyorum ben de, itlaf edilmelerini değil ama. ki üniversitede köpekler tarafından saldırıya uğradım. bu yüzden de hayvanlardan nefret edip hiçbir yerde türcü yorumlar yapmadım. size göre yaşamaya değer görülen hayat/yaşamaya değer görülmeyen hayatlar var ve buna göre bazı canlıların hayatları hakkında söz sahibi olabileceğinizi düşünüyorsunuz. bu arada bazı çocukların yaşamlarının da bazı çocukların yaşamlarından daha değerli olduğunu düşündüğünüze o kadar eminim ki. umarım bir gün bazı insanlar da sizin hayatınızın değersiz olduğuna karar verip "telef etmek" istemezler sizi. yazık.
devamını gör...

bugün de yeni ve güzel bir bilgi edinmemi sağlamış, yazar arkadaşımız. kendisine bir de buradan teşekkür etmek istedim, bilgi güçtür.
nice yıllar yazdıklarını okumak dileğiyle.
devamını gör...

muasır medeniyetler seviyesine neden çıkamayacağımızı şimdi daha iyi anlıyorum.
devamını gör...

avam kamarası* ve lordlar kamarası* isimli iki meclisi bulunan parlamento. avam kamarası alt meclis, lordlar kamarası üst meclistir. avam kamarası daha yetkilidir.

ingiliz parlamentosu'nda yasa tasarısı iki mecliste ayrı ayrı tartışılır. fakat iki mecliste de aynı beş adım, aynı sırayla uygulanır:
- ilk okuma
- ikinci okuma
- komite aşaması
- rapor aşaması
- üçüncü okuma

ilk okuma yasa tasarısının avam kamarası'na ve lordlar kamarası'na resmi olarak sunulması aşamasıdır. bu aşamada tartışma veya oylama yoktur. tasarı basitçe tanıtılır ve ikinci okuma tarihi belirlenir.

ikinci okuma en önemli aşamadır. bu aşamada tasarının genel ilkeleri tartışılır ve oylama yapılır. tasarı ikinci okumayı geçerse bir sonraki aşamaya, yani komite aşamasına geçer. geçemezse tasarı düşer.

komite aşaması tasarının kamaranın ilgili komitesinde ayrıntılı bir şekilde ayrıntılı olarak ele alındığı aşamadır. komite üyeleri tasarıyı değiştirebilir veya yeni maddeler ekleyebilir ancak tasarıyı düşüremezler.

rapor aşaması komite başkanının, komitenin hazırladığı tasarıyı kamaraya sunduğu aşamadır. kamara tasarının değiştirilmiş şeklini gözden geçirir ve bu şekli üzerinde değişiklik yapabilir.

üçüncü okuma son aşamadır. bu aşamada ayrıntılı bir tartışma yapılmaz sadece bazı küçük değişiklikler yapılabilir. ancak kamara tasarının son halinden hoşnut olmazsa, yasa tasarısı komisyona geri gönderilebilir. tasarının son hali kamaraya geldiğinde oylama yapılır. kamara üyeleri oylama yoluyla tasarıyı kabul edip etmemeye karar verirler.

eğer bu adımlar sonucunda avam kamarası ve lordlar kamarası ortak bir karara varamazsa, birbirlerinin önerdiği değişiklikleri tartışarak tasarıyı geri gönderirler. bu süreç "pin pon süreci" olarak bilinir. ancak ingiliz parlamentosu asimetrik bir parlamentodur ve avam kamarası daha güçlüdür. dolayısıyla anlaşmazlık devam ederse avam kamarası'nın kararı uygulanır. lordlar kamarası'nın sadece avam kamarası'nın aldığı kararı bir yıl süreyle erteleme hakkı vardır. ancak bu süre mali yasa tasarıları için sadece 30 günle sınırlıdır.

ayrıca bakınız:
(bkz: avam kamarası): #1299664
(bkz: lordlar kamarası): #1299737
devamını gör...

yumuşak doku enfeksiyonu sebebiyle olandır. yayılan enfeksiyon ızdırap verir ve ağrılar geceleri kudurur.
devamını gör...

15 yıl köyde yaşadım.köy çocuğuyum. haliyle bazı şeyler söyleme konusunda hakkım olduğunu düşünüyorum.

öncelikle öyle pembe kıçlı bir romantizm değildir köyde yaşamak. doğanın dilinden ve hayvanların dilinden anlayacaksınız. ineklerin b.kunu temizlerken iğrenmeyecek, memesinden kene koparırken tırsmayacaksınız. köyde iş hiçbir zaman bitmez. sabahları daima erken kalkmak zorundasınız. kış şartları zorludur. çamuru var ,akan damlar olur.uğraşacaksınız.
toprağı işleyemeyi bileceksiniz.

ha bunun karşılığı ne dersen, eğer yalnızlığa alışmış ve sakinlik seviyorsanız, huzurludur. temiz havası, toprak kokusu. bunlar kıymetli şeyler. doğaya ait olduğunuzu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmazsınız.
devamını gör...

"hissettiklerim, hissettirmediklerim yüzündendir."
"özgürlüğe bir adım daha mı yaklaşmak istiyorsun ? o zaman kendini öldürebilecek kadar cesur ol"
"hiçbir şeyi dilemediğin an aslında her şeye de sahip olduğun tek andır"
devamını gör...

sözlüğün amblemini beğenmiyorum. kafa sözlüğün amblemi
devamını gör...

sadece kapağından ve isminden içeriğini tahmin ederek uzak durduğum ve yorumları okuduğumda da ne kadar isabetli bir karar verdiğimi anladığım kitap. yani bilemiyorum, böyle bir kitabın içinden okuyucuyu ters köşe yapacak bir şeylerin çıkması ihtimali o kadar az ki, bunu anlamamak için hiç kitap okumamış ya da daha dün doğmuş olmak falan gerek sanırım.

çok güzel kitaplar, çok başarılı yazarlar var. mümkünse insanlar onlara yönelmeli diye düşünüyorum. "şöyle hafif bir şeyler okuyayım da eğlenceli vakit geçireyim..." diye okumak istiyorsanız o zaman da mesela muzaffer izgü kitaplarına falan göz atın derim.

size gerçekten bir şeyler katacak kitaplar değerlidir. ha diyorsanız ki ben bu kitaptan bile sonuç/ders çıkarır kendime bir şeyler katarım, o zaman başka.

son olarak, bunlar sürekli okuyan bir insanın naçizane tavsiyeleri. uyup uymamak tabii ki herkesin kendi kararı. sadece vakit kadar değerli bir şeyi harcayabileceğiniz çok daha iyi yerler varken daha azıyla yetinmeyin diyorum ve susuyorum.
devamını gör...

kanzuk: içerde misin?
pembekriko: içerdeyim patron.
devamını gör...

albert camus - yabancı
devamını gör...

(bkz: sinan kaynakçı)
devamını gör...

yani haddinden fazla düşünmek bunu siz de yapıyor musunuz:( hayat kalitesini aşırı derecede etkileyen bir durum ve kendinizi nasıl o delikten geri çıkartabiliyorsunuz?
devamını gör...

az önce kafa sözlük başlığını gördüğüm yer. evet şimdi burdayım. kimse bilsin istemiyorum beni burda açıkçası. kaçıp saklanma alanım ve içimi özgürce döktüğüm yer olsun.
devamını gör...

katil zanlısı, olay yerinde ağlayarak kendini yerden yere atmış. artık, bir cinayet mahallinde kim çok ağlıyor ve kendini yerden yere atıyorsa, birinci şüpheli o oluyor.
devamını gör...

huhatam olmak istemiyordur belki.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydın, günaydın, günaydın...
günaydın demiş miydim?

açıkçası eski bayramlardan dem vurduk vurduk vurmasına ama bayramın artık benim için her manada içi boş.

gerek inanç olsun gerek o eski heyecan olmayışı gerekse geride bıraktıklarımızın hasretini en çok bu zamanlarda duyuyor olmamız.

bilinçaltı bir beklentiye sokuyor yahu bizi o eski kalabalık aileyle geçirilen güzel günler geliyor işte hatıra...

geçen sene bazı sosyal medya zımbırtılarından şu bayram mesajını paylaşmışım.

şimdi eski bayramlar gelir hatıra!
kimsenin bilmediği, senin en derinlerinde yaşadığın...
mutlu, umutlu çocuklar...
en güvendikleri en sevdikleri en sevildikleri yerde; baba ocağında, ana kucağında...
giymişler bayramlıklarını, kurulmuşlar bayram sofrasına... şimdi onların keyfine diyecek yok...
şimdi onlardan şen, oradan daha huzurlu başka bir yer yok...
bir yerlerde yeniden aynı umut ve huzurla buluşmak umuduyla... iyi bayramlar...

şu fotolarıda eklemişim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

anneciğim ve babacığımla sene bilmem kaçta bir bayram sabahı.
eğer üç, dört yaşlarındaysam ben orada var bir otuz yılı.

yahu demir yatağın köşesinden sarkan örtü bile ayrı bir huzur veriyor şimdi bakınca.

çocukların anlamsız mutluluğu, bayramları iple çekerdik yahu o zamanlar.

bir kere kıyafet alınırdı. oo efsaneydi en güzel en cicikli kıyafetleri alırlardı. bir kaç gece önceden başlardım geceleri yatağımın ucunda onlara bakarak hayaller kurarak uyumaya... bayram şangır şungur beraber yapılan kahvaltılar, gülmeler, eğlenmeler... sonra akraba ziyaretleri...

yav çocuk değilsinde nesin işte keyif aldığın şeye bak. akraba ziyareti hahah evlerden ırak.

babamın dayısına giderdik güzel bir muhitte otururdu istanbulda. evler tek katlı, ağaçlı bahçeler içinde.

ne zaman oraya gitsek hem bize poşet poşet çikolatalar verirdi hem de harçlık.

parayı gözümüz hiç görmezdi zaten kapıdan çıkar çıkmaz canım anam alırdı elimizden.

şimdiki çocuklar çikolata verince burun kıvırıyor. hoş haklılar şimdi çikolataların bile tadı yok.

inananlara iyi bayramlar eder inanmayanlara hadi gidin az biraz daha uyuyun derim.

ben ev kalabalık malum uyuyamadım. yıllar sonra en kalabalık bayramım olacak nasıl mutluyum anlatamam? ühüü hüühh neysem azcuk idare edeceğiz tek yaşama alışmış insanın cehennemi bu kalabalık anlar.

günaydın günaydın gü-nay-dınnnnnnn...
devamını gör...

özlemek, insanın mutlu ve huzurlu olduğu anlara dönme isteğidir. sonuçta bir burukluk, boğazda bir düğüm kalacaktır.
özlemek, insanın tekrar güzel ve iyi hissetmek için çırpınışıdır.
özlemenin iyi yanı hala bir şeyler hissedebildiğimizin kanıtıdır. hissedebildiğimiz sürece insanlığımız adına umut var olacaktır.
devamını gör...

insanların mutluluğuyla mutlu olabilen insandır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim