161.
kendinizi diğer bir zindana kitlemekten ibarettir
devamını gör...
162.
kitap okumayan insan eksik kalmış demektir.
devamını gör...
163.
son 3 yıldır kendimce uyguladığım bir şeyden bahsedeyim. okuduğum kitapların adlarını değil, sayfa sayılarını yani gerçek sayfa sayılarını liste halinde yazıyorum. listeye dahil edilmeyecek kitapların sayılarını da dahil etmiyorum. gerek internet üzerinde okuduğum makale, gerek artık basmakalıp olmuş bir iddiaya verilmiş cevap niteliğindeki bir yazı, benim için belirli sayfalar halinde bu listede oluyor. yani listede bir de internette okuduğum bazı şeylerin sayfa sayıları yan liste olarak bulunuyor. bu şekilde, bu düzeni oturtarak zararlı, çöp olan şeyleri okumamaya ve onları kısa kesip bırakmaya alıştım.
insanımız değil, dünya insanı çok aptal olduğu için, yani kendimizi aşağılık kompleksi ile kandıramıza gerek yok bu global bir sorun, kitap okumak eylemi kurguları okumak ve olmayan karakterleri okumak değildir. kitap okumak, söz konusu şahsın yani kitabı yazan kişinin dünya görüşlerinin ya da dünya görüşlerinin tam aksine görüşlerin yansıması olduğu için, aslında yaptığınız şey eğlencelik kurgular okumak değil - ki üst satırda listeye dahil etmediğim metinler bu kategoriye girer - bazı dahilerin hayat görüşlerinden dünyayı görmüş, vizyonunuzu genişletmiş olursunuz. bu insanlar ile aynı dönemde yaşayın ya da yaşamayın fark etmez, aynı masada yemek yemeniz mümkün bile değilken, victor hugo'nun kafasından geçenleri les miserables'de ezilmişlerin hikayesi değil, kurgunun yanında hugo'nun hayat görüşlerine bakış atmak için, notre dame'ın kamburu'nda kilise üst katında o loş ortamda malum 3 kişinin yaptıkları tuhaf ama hakikaten kafa açıcı konuşmalarında heyecanlanmak için; kardeşler tanışıyor bölümünde karamazov kardeşler'de fyodor'un tanrının metni gibi yazdığı metinde yaptığı sorgulama, alyoşa değil kendisine karşılık olarak bir karakter yaratmış olduğu alyoşa'ya tamamen kendini yansıtan ve çeşitli sorgulamalar yapan ivan karamazov* üzerinden yönelttikleri ile, hayatının son demlerinde din üzerine, inanç üzerine yaşadıkları, kafasının içindeki karamazovları, kafasının içindeki kadın ve erkekleri yansıtması olarak okursunuz. tolstoy prens andrey'i anlatırken bilirsiniz ki o prens andrey bir yerlerde yaşamış ve o karakterin üzerinden sosyete, aristokrasi, askeriye içindeki gözlemlerinin ve hayat görüşünün bir karışımını ortaya çıkarıyor lev...
insanoğlu hep sorgulama yapıyor ve yaparken de bu sorgulamaların çoğunu aklında kurguladıktan sonra unutup gidiyor. sorgulamaları metinlere yansıtanlar eğer beyinleri kadar elleri de yetenekli ise efsanevi yazarlar oluyorlar fakat bu sizin "ben düşünmedim" değil "ben de düşündüm" dediğiniz şeyler olurken farkında olduğunuz şey o insanları sizden farklı kılanın çoğu zaman düşünme yetenekleri değil, yansıtma yetenekleri. yukarıdaki bir yazar arkadaş ne güzel söylemiş " kitap okumak vakit ayrılması değil vaktin ona göre ayarlanması gereken bir şeydir" minvalinde. yani günde okuduğunuz metinler değil, sayfa sayıları değil, verdiğiniz mesaidir önemli olan. o gün mesaiyi hakkında verdiyseniz zaten 15 sayfa okursunuz ve öyle bir ufuk genişlemesi yaşarsınız ki hayretler içerisinde sadece 15 sayfa okuyarak bunu yaşadığınıza şasarsınız. ancak o günkü 15 sayfa, aslında o güne kadarki 15.000 sayfanın birikimi ve o 15 sayfanın da eklenmesiyle görüşlerinizin yükselen bir inşaat gibi bütün haline gelmesinin yansımasıdır.
vakit ayırmayın, 60-65 yıllık ömrünüzde vaktiniz düşünerek, sürekli sorgulayarak geçsin. celal şengör, 2 yıl ömür biçilen ama 50 yıl daha yaşayan stephen hawking ile ilgili kafasını gösterip "bu çalıştığı sürece ölmüyorsun" dediğinde en çok hak verdigim cümlelerden birisi olmuştu bu ve hakikaten hayatın büyük bir felsefe sorgu mekanizmasından ibaret olduğunu, yaşamın hayat suyunun düşünce oldugunu anlamıştım. bu yüzden okuma maratonu olmadı hiçbir zaman önemli olan; gerektiği zaman sadece 10 sayfa okuyup eline kağıt kalem alıp bir şeyler karalayabilmek önemli olandı aslında. kendine yapılan yatırım, herşeyden öte.
not: yukarıdaki "kitap okumak, söz konusu şahsın yani kitabı yazan kişinin dünya görüşlerinin ya da dünya görüşlerinin tam aksine görüşlerin yansıması olduğu için" cümlesinin en büyük örneği jack london'ın martin eden'ıdır ki cümle ona ithafen yazılmıştır.
insanımız değil, dünya insanı çok aptal olduğu için, yani kendimizi aşağılık kompleksi ile kandıramıza gerek yok bu global bir sorun, kitap okumak eylemi kurguları okumak ve olmayan karakterleri okumak değildir. kitap okumak, söz konusu şahsın yani kitabı yazan kişinin dünya görüşlerinin ya da dünya görüşlerinin tam aksine görüşlerin yansıması olduğu için, aslında yaptığınız şey eğlencelik kurgular okumak değil - ki üst satırda listeye dahil etmediğim metinler bu kategoriye girer - bazı dahilerin hayat görüşlerinden dünyayı görmüş, vizyonunuzu genişletmiş olursunuz. bu insanlar ile aynı dönemde yaşayın ya da yaşamayın fark etmez, aynı masada yemek yemeniz mümkün bile değilken, victor hugo'nun kafasından geçenleri les miserables'de ezilmişlerin hikayesi değil, kurgunun yanında hugo'nun hayat görüşlerine bakış atmak için, notre dame'ın kamburu'nda kilise üst katında o loş ortamda malum 3 kişinin yaptıkları tuhaf ama hakikaten kafa açıcı konuşmalarında heyecanlanmak için; kardeşler tanışıyor bölümünde karamazov kardeşler'de fyodor'un tanrının metni gibi yazdığı metinde yaptığı sorgulama, alyoşa değil kendisine karşılık olarak bir karakter yaratmış olduğu alyoşa'ya tamamen kendini yansıtan ve çeşitli sorgulamalar yapan ivan karamazov* üzerinden yönelttikleri ile, hayatının son demlerinde din üzerine, inanç üzerine yaşadıkları, kafasının içindeki karamazovları, kafasının içindeki kadın ve erkekleri yansıtması olarak okursunuz. tolstoy prens andrey'i anlatırken bilirsiniz ki o prens andrey bir yerlerde yaşamış ve o karakterin üzerinden sosyete, aristokrasi, askeriye içindeki gözlemlerinin ve hayat görüşünün bir karışımını ortaya çıkarıyor lev...
insanoğlu hep sorgulama yapıyor ve yaparken de bu sorgulamaların çoğunu aklında kurguladıktan sonra unutup gidiyor. sorgulamaları metinlere yansıtanlar eğer beyinleri kadar elleri de yetenekli ise efsanevi yazarlar oluyorlar fakat bu sizin "ben düşünmedim" değil "ben de düşündüm" dediğiniz şeyler olurken farkında olduğunuz şey o insanları sizden farklı kılanın çoğu zaman düşünme yetenekleri değil, yansıtma yetenekleri. yukarıdaki bir yazar arkadaş ne güzel söylemiş " kitap okumak vakit ayrılması değil vaktin ona göre ayarlanması gereken bir şeydir" minvalinde. yani günde okuduğunuz metinler değil, sayfa sayıları değil, verdiğiniz mesaidir önemli olan. o gün mesaiyi hakkında verdiyseniz zaten 15 sayfa okursunuz ve öyle bir ufuk genişlemesi yaşarsınız ki hayretler içerisinde sadece 15 sayfa okuyarak bunu yaşadığınıza şasarsınız. ancak o günkü 15 sayfa, aslında o güne kadarki 15.000 sayfanın birikimi ve o 15 sayfanın da eklenmesiyle görüşlerinizin yükselen bir inşaat gibi bütün haline gelmesinin yansımasıdır.
vakit ayırmayın, 60-65 yıllık ömrünüzde vaktiniz düşünerek, sürekli sorgulayarak geçsin. celal şengör, 2 yıl ömür biçilen ama 50 yıl daha yaşayan stephen hawking ile ilgili kafasını gösterip "bu çalıştığı sürece ölmüyorsun" dediğinde en çok hak verdigim cümlelerden birisi olmuştu bu ve hakikaten hayatın büyük bir felsefe sorgu mekanizmasından ibaret olduğunu, yaşamın hayat suyunun düşünce oldugunu anlamıştım. bu yüzden okuma maratonu olmadı hiçbir zaman önemli olan; gerektiği zaman sadece 10 sayfa okuyup eline kağıt kalem alıp bir şeyler karalayabilmek önemli olandı aslında. kendine yapılan yatırım, herşeyden öte.
not: yukarıdaki "kitap okumak, söz konusu şahsın yani kitabı yazan kişinin dünya görüşlerinin ya da dünya görüşlerinin tam aksine görüşlerin yansıması olduğu için" cümlesinin en büyük örneği jack london'ın martin eden'ıdır ki cümle ona ithafen yazılmıştır.
devamını gör...
164.
gereksiz bir eylem.
devamını gör...
165.
bir nevi bir distopyanın içinde olmaktır.
devamını gör...
166.
2-3 farklı şey öğrenmek için bir sürü sayfa çevirme zahmetine katlanmaktır.
devamını gör...
167.
her nerede olursanız olun başka bir dünyaya ışınlanmanın yegane yolu kitap okumak. karşınızdaki sayfalara iliştirilmiş harflerle örülü cümleler arasında yoğrulmaya başladıkça anı yok sayıp zamanda kaybolarak yeni bir yerde kendinizi bulabiliyorsunuz; teknolojiye bile ihtiyaç duymadan, bu kadar basit bir şekilde üstelik. sayfalar arasında kaybolup o her bir satırına sıkıca sarıldığınız kitapları okuduğunuzu sanırken kitaplar da aslında sizi okur, içinizdekileri görür, boşlukları doldurur, çoğu kez dimağınızın temellerinden başlayarak duvarlarına ufak ufak tuğlalar örmeye başlar ve yükselterek aydınlığa kavuşmanız için sizi karanlıktan korur.
devamını gör...
168.
benim için en rahatlatıcı eylem. okumadıkça keyifsiz ve mutsuz olurum.
devamını gör...
169.
merak etmeyen hiç kimse kitap okuyamaz. merak, okumanın niyetidir.
devamını gör...
170.
siyasetin çokça konuşulduğu, kaçamadığımız bu günlerde kendini dışarıya kapatmanın, tartışmalara girmemenin ve en önemlisi ağzı olan herkesi dinlememenin en güzel yoludur.
devamını gör...
171.
kitap olmasaydı nabardım acaba
devamını gör...
172.
abartmıyorum 15 yılım temiz....
az önce tarantino'nun ayak fetişi olduğunu öğrendim, hangi kitapta yazar bu?
az önce tarantino'nun ayak fetişi olduğunu öğrendim, hangi kitapta yazar bu?
devamını gör...
173.
okumak, gözlerin ve zihnin satırlar arasında kayıp gitmesi değildir böyle olmamalıdıd.
okumak kitabın suyunu sıkmaktır. istifade edip düşünebilmektir.
çoğu kişi kitaplarda nicelik kısmına odaklanmış. önemli olan sayı değil. nitelikli bir kitapta senin ondan nasıl yararlandığın.
demem o ki malumat ile bilgi arasında aman sallayın. kime ne anlatıyom. yardırın.
okumak kitabın suyunu sıkmaktır. istifade edip düşünebilmektir.
çoğu kişi kitaplarda nicelik kısmına odaklanmış. önemli olan sayı değil. nitelikli bir kitapta senin ondan nasıl yararlandığın.
demem o ki malumat ile bilgi arasında aman sallayın. kime ne anlatıyom. yardırın.
devamını gör...
174.
yapmayı en sevdiğim şey.
çok fazla şey etmemek lazım
çok fazla şey etmemek lazım
devamını gör...
175.
bisiklet binmeye çok benzetiyorum kitap okumayı. tadına vardığında ayrılmak istemiyorsun ama ara verdiğin an öyle bir uzaklaşıyorsun ki sanki hiç okuma yazma bilmiyormuş gibi mesafeli oluveriyorsun kitaplarla.
devamını gör...
176.
gun icinde okuyacak vakit bulamiyorsaniz hergun uyumadan once 10 sayfa okumaniz ayda 1 kitap bitirmenizi saglar. kitap okumak ufkunuzu acar, hayal gucunuzu genisletir. kitap okumak candir.
devamını gör...
177.
kitap alıp okuyamayınca üzülme hastalığına tutulanlar için en güzel hayallerdendir.
devamını gör...
178.
film izlediğim kadar kitap okusam kesin felsefeden kafanızda tahta bırakmazdım. neyse ki film merakım ağır basıyor.
devamını gör...
179.
bütün savaşlar daha başlamadan bitmiştir.
-sun tzu
hayatımızı bir bütün olarak ele alırsak kadın-erkek ilişkisinden tutun en ufak bir başarıyı elde etmeye çalışırken bile bu sözün işlediğini fark edersiniz. hayatta kalmak için, elenmemek için güçlü olmanız gerek.
“if you know the enemy and know yourself, you need not fear the result of a hundred battles. if you know yourself but not the enemy, for every victory gained you will also suffer a defeat. if you know neither the enemy nor yourself, you will succumb in every battle.”
-sun tzu
hayatımızı bir bütün olarak ele alırsak kadın-erkek ilişkisinden tutun en ufak bir başarıyı elde etmeye çalışırken bile bu sözün işlediğini fark edersiniz. hayatta kalmak için, elenmemek için güçlü olmanız gerek.
“if you know the enemy and know yourself, you need not fear the result of a hundred battles. if you know yourself but not the enemy, for every victory gained you will also suffer a defeat. if you know neither the enemy nor yourself, you will succumb in every battle.”
devamını gör...
180.
ara verince üşenilen bir şey haline dönüşüveriyor. spor yapmaya ara verirsin de dönünce her yerin et keser ya kitap okumaya ara verince de böyle saçma bir şey oluşuyor hatta.
devamını gör...
"kitap okumak" ile benzer başlıklar
e-kitap okumak
263