her şeyden önce, erkeğin doğası gereği aşkta vefasızlığa, kadının ise sürekli sadakata eğilimli olduğu gerçeği vardır. erkeğin aşkı, doyum bulduğu andan itibaren belirgin bir biçimde azalır: hemen hemen bütün öteki kadınlar onu, sahip olmuş olduğu kadından daha fazla çekerler: erkek değişiklik özler. kadının aşkı ise, özellikle o andan sonra artmaya başlar. bu, türü koruyup onun varlığını sürdürmeye, bu bakımdan da olabildiğince fazla çoğalmaya yönelik doğanın amacının bir sonucudur. bildiğimiz gibi erkek, kendisine yeterince kadın sunulduğu takdirde, kolayca yılda yüz çocuk meydana getirebilir: kadın ise, istediği kadar çok erkeğe sahip olsun, ikiz ihtimalini hesaba katmazsak, yılda sadece bir çocuk dünyaya getirebilir. bu nedenle erkeğin gözü hep başka kadınlardadır; kadın ise buna karşılık tek bir erkeğe sımsıkı sarılır: çünkü doğa onu içgüdüleri gereği ve hiç düşünmeden, gelecekteki doğumun besleyicisi ve koruyucusunu yanında tutup korumaya sürükler. bundan ötürü erkeğin eşine sadakati yapaydır, kadının ki doğaldır; dolayısıyla da, kadının ihaneti, nesnel olarak, sonuçları bakımından olduğu kadar, öznel olarak doğaya aykırılığı bakımından da erkeğinkinden çok daha az bağışlanabilir bir ihanettir.

arthur schopenhauer/aşkın metafiziği
devamını gör...

yaprak sarma.
devamını gör...

(bkz: hani nerede)
olmayan hede.
dershaneye giden arkadaşlarım var. ama okullar kapalı. köy okullarından bahsetmiyorum bile.
devamını gör...

sözlüğe girer girmez aldığım iyi haberdir. zaten bağımlısı olmuşuz buranın, bir de dergisinin bağımlısı oluruz.
devamını gör...

bana, nietzsche gibi merhameti hakir gören bir adamın kırbaçlanan bir at karşısında merhametine yenik düşmesini anımsatan film . benim gibi , duyguları bir yük olarak gören ve bundan uzak durmayı tercih eden bir insanı hıçkıra hıçkıra ağlatmıştır. hâlâ şeriat isteyen insanlar görüyorum bu ülkede , ne dilediğinize dikkat edin derler.
devamını gör...

şu başlığı açmak niyetindeydim, açıldığını görünce çok mutlu oldum.
türkiyede herkes tarafından olduğu bilinen ama baştakilerin ısrarla inkar ettiği durum. tabi halk da kör ve sağır taklidi yapıyor bu olaya.
çıplak arama insanı alçaltan, aşağılayan, insan onurunu ayaklar altına alan bir hak ihlalidir.
bunu yaparak cezaevlerindeki insanlara psikolojik ve fiziksel şiddet uyguluyorlar.
hatta okuduğum haberde bir kadına jandarmaların önünde çıplak arama yapıp otur kalk hareketleri yaptırmışlar, jandarma utanıp arkasını dönmüş.
daha duymadığımız neler neler oluyordur allah bilir.
bu bir zulümdür arkadaşlar, hiçbir şekilde bahanesi olamaz.


umarım bu başlık üstte kalır.
devamını gör...

haydaaaa!
yıktın perdeyi eyledin viran!
bak sevgili yazar. erkek arkadaşlarım var çünkü muhabbetlerini seviyorum. çünkü beğenilerimiz yakın. asla öyle tipiyle falan alakası yok. ne arkadaşların var nice kadının beğeneceği tipleri ve kariyerleri var lakin benim için onlar sadece arkadaş hepsi bu...
devamını gör...

erkek olanlar fularsız dolaşamazlar.
devamını gör...

fiyatına bakmadan alışveriş yapmak
devamını gör...


"dünya güzeldi, içim de güzel olsun istedim. içimde bir suçluluk, hatta kötülük yokmuş gibi yaparsam, yavaş yavaş kötülüğü unuturdum. böylece hiçbir şey olmamış gibi yapmaya başladım. hiçbir şey olmamış gibi yaparsanız ve gerçekten de hiçbir şey olmuyorsa, hiçbir şey olmaz sonunda."


kırmızı saçlı kadın, orhan pamuk
devamını gör...

gülümsemesinin ardında bir acı saklayan kimse demektir.
devamını gör...

biomorphism 1924 - 1955 yılları arasında avrupada vuku bulmuş bir sanat akımı.*
biyomorfik sanat eserlerinde, hem biraz da olsa tanınabilir hem de tanımlanamaz olan gerçek nesnelerin soyutlanmış tasvirlerini görürüz. aşinalık* ve belirsizlik* arasındaki bu ilişkiyi vurgulayan nesneler genellikle insan vücudu ile doğal manzara arasındaki etkileşim olarak karşımıza çıkar.
başka bir deyişle de biyomorfist sanat, doğal yaşamın gücüne odaklanır ve biyolojik biçimleri şekilsiz ve belli belirsiz tanınabilir ipuçlarıyla harmanlayıp organik şekiller ortaya çıkarır. biyomorfizmin sürrealizm ve art nouveau ile güçlü bağlantıları vardır. joan miro ve picasso resimlerinde biyomorfik nesnelere rastlanır.
resimde biyomorfistler, sanatçının derin iç gerçekliğiyle olan bilinçsiz bağlantısına erişmek için genellikle automatism'i kullanmıştır.


biomorphism genellikle şöyle tanımlanır: sezgisel... duygusal... organik veya biyomorfik. .. eğrisel.... mistik, spontane ve irrasyonel olanın yüceltilmesi.


biomorphism terim olarak ilk kez sanat tarihçi alfred h. barr tarafından 1936 yılında kullanılmıştır. barr, bu akımın paul gaugin ve henri matisse gibi sanatçıların yanı sıra fovizm akımından da etkilendiğini söyler.
eserlerinde biomorphism etkilerini açıkça görebileceğimiz en bilinen sanatçılar :joan miro, jean arp, yves tanguy ve antoni gaudi.


mama, papa is wounded! by yves tanguy
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


personages with star by joan miro
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


interior of la sagrada familia by antoni gaudi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

denizde yüzerken bir anda büyük bir fırtına çıktı. kıyıdan epey uzaklaşmış olan ben geri dönmeye çalışırken, arkamdan gelen dev dalgalar da beni adeta dövüyordu. arada bir dalgaların altına sürüklüyor, yüzeye çıkmamı da zorlaştırırken, aynı zamanda nefesinin gitgide tükenmesine ve su yutmama neden oluyordu.

böyle bir vaziyet altında iken, bir de üstüne hiç istemeyeceğim türden bir olay geldi: vefat etmiş dedemden kalma antika bir para kolyesi boynumdan kurtulup suyun dibine düştü. şans getirsin diye zamanında kolye yapmıştım ve hep boynumda taşırdım. o benim için çok önemli bir parçaydı. asla ve asla onu almadan gidemezdim. dalgalar bir yandan beni döverken, azıcık kalan son nefesimle suya daldım. neyse ki daldığım yer çok derin olmamakla birlikte 5 metreden biraz daha derindi. ancak yine de deniz gözlüğüm yoktu ve suyun dibini göremiyordum. yaklaşık 30 saniye boyunca kolyeyi bulmak için kumu eşeleyip durdum. ancak bir türlü elim ona çarpmıyordu ve nefesim de halim de hiç yoktu. o yüzden bir süreliğine yüzeye çıkmaya karar verdim. nefes nefese olmama rağmen, o panik içinde sadece birkaç saniye soluklandım, ve tekrar daldım. ikinci dalışımda son nefesime kadar o kolyeyi arıyordum. diyaframım daha önce hiç bu kadar sıkışmamıştı ve öleceğimi düşünüyordum. en sonunda, elim o metal hissiyatını aldı ve kolyeyi de buldum. suyun altında iken hemen boynuma taktım, ve boynumdan bir daha düşmeyecek şekilde kolyeyi boynuma doğru gerdim.

ancak, kolyeyi bulmanın mutluluğunu fazla yaşayamadım. birkaç kulaç daha attıktan sonra yorgunluktan bayılmışım. bu andan sonra, artık kıyıya çıplak göz ile görülebilecek kadar yaklaşmıştım. balıkçı abilerimden biri olan kemal abi de, çok şanslıyım ki beni görmüş ve kurtarmış. uyandığım zaman onun teknesi de kıyının dibine vurmuştu ve o an denizde yüzen tüm ahali etrafımda toplanmıştı. sağolsun oradaki herkes de sonrasında bana yardımcı olup beni evime kadar götürecekti. böyle uzaktan söyleyince karizmatik olmuyor biliyorum ama; eğer kemal abi olmasa orada boğularak çoktan ölmüş tüm bile. kendisine olan borcum ödenmez gerçekten. işte böyle, benim de mucizevi hikayem budur...
devamını gör...

çok sevdim. enerji uyumu bu olsa gerek. arkadaşlarımı gönülden kutluyorum .
devamını gör...

hicbir sey yapmak istememek nereye kadar ki? diri diri toprağa giremeyecegin için istemeye istemeyede olsa çarkı döndürmen gerekir.
devamını gör...

trt’nin; müzik çeşitleri, radyo tiyatrosu, sesli kitap vs barındıran ve tahminimden çok daha iyi olan uygulaması.
dinlemek istediğin müzikleri moduna göre seçmen de ayrı bir keyifli.
devamını gör...

ben birkaç kere karanlık havada mezarlığın yanından geçtim. şimdiye kadar bir öcü ya da hortlağın çıkıp saldırdığına da rastlamadım. o yüzden geçerken de ıslık çalma gereği duymadım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

elma ağaçları tüm dünya anlatılarında yeniden doğuşun ve üremenin sembolüdür. hikayeler, masallar, filmler ve resimleri süsleyen elma motifinin bu denli sevilerek kullanılması sebepsiz değildir elbet. yasak meyve incir mi elma mı bilinmez ama tüm dünyada en yaygın inanç yasak meyvenin elma olduğu düşüncesidir. elma miti söylencelerde, masallarda hatta dinsel kıssalarda havva’nın adem’e yedirdiği bilgi ağacının meyvesi ve insanlığın cennetten kovulmasına neden olan meyve olarak var olmuş ve kendine sanat eserlerinde, yazınsal alanında yer bulmuş özel bir meyve olarak geçer.

aslında hiçbir kutsal kitapta, bilgi ağacının elma ağacı olduğuna dair bilgi olmamasına karşın çoğunlukla yasak meyvenin elma olduğu miti çok yaygın olarak geçmişten günümüze kadar gelmiştir. bu ağaç iyiyi ve kötüyü bilme ölçütü sunan bilgi ağacıdır. adem ve havva’nın cennetten kovulmasına neden olan bu meyve çoklukla görsellerde yılanın ağzından havva’yı baştan çıkartmak ve yasak olanı yaptırmak için ona sunulan elma şeklinde tasvir edilir. elma ilk günahla ilintili olarak görülmüş çünkü elma sözcüğü latince kökenli malus, malum yani kötü, günah anlamına gelen kelime ile bağdaştırılmıştır. adem ile havva’nın bu meyveyi yedikten sonra cennetten kovulması ve bunun beraberinde dünyaya kötülük getirmesi olarak da düşünülür.

resim: adem’in düşüşü ve ağıt ressam hugo van der goes 1479
kaynak dergipark
devamını gör...

gerçekten çok takdir ettiğim ve saygı duyduğum insan modelidir.
zira muhtemelen yaşama hevesini, ya da özgüvenini bu videolardan karşılıyordur.
saygı duyarım, ben o insanlardan değilim mesela. geçen sene motivasyon videoları delileri için efsane bir video keşfettim açıkçası.
sözlükte de olduğunu tahmin ederek o videoyu bırakıyorum şuraya.
buradan
devamını gör...

bu aralar sözlükte sayıları artan tiptir. bu başlıkla ben de aralarına dahil olmuş oluyorum sanırım. evet sayımız hızla artıyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim