kopyala yapıştır ile tanım giren yazar
saklanamayan yazardır, hemen farkediliyordur.
devamını gör...
yazarların küçük hırsızlıkları
ilkokulda yanımda oturan kız arkadaşımın kokulu silgisini çalmıştım. amacım silginin tadına bakmaktı. çok güzel kokuyordu kendime engel olamadım.
devamını gör...
bir cümleyle hayattan öğrendiklerimiz
bir cümleye indirgenmemesi gerektiğini öğrendim.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
balkondayım, take me to church çalıyor fonda. sigara içerek tanım okuyorum. bir gram sıkılmadım çünkü harika insanları takip ediyormuşum. bir kez daha fark ettim. hem kendimin hem onların alınlarından öpüyorum. *
devamını gör...
en karizmatik mitolojik yaratık
elf
doğaüstü varlık türüdür. elfler iskandinav, anglo sakson ve cermen kültür kollarına ayrılan kuzey kültürünün çok popüler bir halk inanışı figürüdür. aslen iskandinavya ve ingiltere mitolojisinde yer aldığı varsayılan peri halkına verilen addır. elfler kimi zaman iyi yürekli, şefkatli, hastalıkları iyileştiren, bitkilerin ve taşların gizli sırlarını öğreten varlıklarken; kimi zaman zararlı, hilekâr ve tehlikeli olabilirler. şaşırtıcı güzelliktedir (biz burayı baz almıyoruz) melodik bir ses tonuna sahiptirler. elfler 1200 yıldan fazla yaşarlar. bu yaşamın sonucunda ya yaşamdaki kötülüklerden sıkıldıkları için ölümü tercih ederler ya da bilinmeyen bir diyara göç ederler. bu nedenle elflerin ölümsüz oldukları söylenir. elfler narindirler ancak hızlı ve güçlüdürler.
doğaüstü varlık türüdür. elfler iskandinav, anglo sakson ve cermen kültür kollarına ayrılan kuzey kültürünün çok popüler bir halk inanışı figürüdür. aslen iskandinavya ve ingiltere mitolojisinde yer aldığı varsayılan peri halkına verilen addır. elfler kimi zaman iyi yürekli, şefkatli, hastalıkları iyileştiren, bitkilerin ve taşların gizli sırlarını öğreten varlıklarken; kimi zaman zararlı, hilekâr ve tehlikeli olabilirler. şaşırtıcı güzelliktedir (biz burayı baz almıyoruz) melodik bir ses tonuna sahiptirler. elfler 1200 yıldan fazla yaşarlar. bu yaşamın sonucunda ya yaşamdaki kötülüklerden sıkıldıkları için ölümü tercih ederler ya da bilinmeyen bir diyara göç ederler. bu nedenle elflerin ölümsüz oldukları söylenir. elfler narindirler ancak hızlı ve güçlüdürler.
devamını gör...
arthur rimbaud
mahlasıma söz konu olan sembolist fransız ozandır. uzun zaman sonra şiirlerine göz attım. tekrar anladım bu aykırı şairi neden sevdiğimi. rimbaud'u sevmemin en büyük nedeniymiş ona benzediğimi düşünmek.
rimbaud'nunkine benzer bir çocukluk yaşamış gençler, genellikle onun şiirine hayran olurlar, çünkü orada belli belirsiz bir şekilde akraba bir ruh görürler.
beden asla yalan söylemez alice miller
sayfa 55
rimbaud'nunkine benzer bir çocukluk yaşamış gençler, genellikle onun şiirine hayran olurlar, çünkü orada belli belirsiz bir şekilde akraba bir ruh görürler.
beden asla yalan söylemez alice miller
sayfa 55
devamını gör...
afrodit
güzelliğin, şehvetin ve fuhşun mabudesi olan aphrodite bir şafak vakti kıbrıs adasının mersin ağaçları ile kaplı bir sahilinde bir sedef çanak içinde şaheser bir inci gibi doğdu. bu şey, evvela tüm mabudlar alemini velveleye verdi; kadınlar kıskandı erkekler de sahibi olmak istediler. kocası ares ve aresten olma oğlu da eros’tur. eski yunanda sembolü de altın elmadır. bu elmanın sembolü oluşu şu şekilde belirtilmektedir;
zeus bir gün olympus dağında büyük bir ziyafet verir ve bu öyle şatafatlı bir ziyafettir ki kevser şarabı içilip anberiye yeniyordu. derken bu ziyafetin en güzel bir anında masanın ortasına birden bir altın elmanın yuvarlandığı görüldü ve bu altın elmanın üzerinde “en güzel dişi mabuda”, diye yazılmıştı. bu altın elmanın sahibi kim olacak diye oldukça uzun süre tartışıldı lakin bir netice elde edilemedi. bunun üzerine bu yükü bir faniye yüklemeye karar verildi. kim yapar diye münakaşa edildi ve sonucunda çanakkale boğazı yakınında troya kralının oğlu paris’in seçmesine karar verildi ve paris hemen olympus dağına getirildi.
paris, faniler arasındaki en güzel erkekti, namı oldukça çoktu ve dilber bir erkekti (onun ile ilgili lakaplar da bulunur; zeusun sakisi, ceylan ayaklı, bakireleri baştan çıkaran oğlan...). meclis toplanınca parisin önünden sırası ile dişi mabudlar geçmeye başladı;
1- hera, inanılmaz bir debdebe ve gösteriş ile geçti. aile sadakati, analık ve şefkatin temsiliydi hera, başında yıldızlardsn bir çelenk, giysileri ise aile fazileti mücevherleri ile doluydu.
2-athena geçti. bakire olan bu mabud muhteşemengiz güzelliği ile ilmin, sanatın, zekanın temsilcisi sayılıyordu. geçerken başında altın bir miğfer elinde ise altın bir kargı bulunuyordu.
3-sıra artemis’e geldi. bakire olan artemis de bekaretin, saflığın, temizliğin ve tazeliğin temsili idi. alnında bir ay parçası, elinde altın yay ve oklar ile yanında altından ahular ve ceylanlar vardı.
4-aphrodite ise çırılçıplak anadan üryan bir vaziyette paris’in önünden geçti. ne elması ne mücevheri ne de başka bir süsü vardı... o ana dek kimsede bulunmayan eşsiz bir kadınlık cazibesi bulunmaktaydı. adeta bakışları konuşuyordu...
paris de bu altın elmayı mabudların mabudu olan aphrodite’e verdi. aphrodite de bunun karşılığında bir hediye sunmak için bir gece paris’in koynuna girdi.
aphrodite öyle bir varlıktı ki mabudlar içinde onu tatmayan yok denebilirdi. öyle dişi öyle güzel idi ki... fanilerden de sevgilileri oldu bunlardan birisi lübnanlı bir genç olan adonistir. fakat kıskanç kocası aresin gazabına uğrayan bu delikanlı paramparça nir halde can verdi (ares yaban domuzu kılıgına girerek onu öldürdü). aphrodite bundan çok etkilenip günlerce ağlayınca zeus da bu gözyaşlarına dayanamadı ve adonis’i kan renginde bir çiçeğe dönüştürdü. bu “gelincik” çiçeğidir sevgili dostlar. yani adonis gelincik çiçeğine dönüşmüştür.
sevgili dostlarım, bu gibi pek çok rivayet ve mitler, mitolojik öyküler eski edebiyat (divan edebiyatı) şiirlerinde geçmektedir. muhteşem bir suret ile baş döndürmektedirler. eğer ufacık bir katkım oldu ise ne mutlu... öperim gözlerinizden... sevgiler.
zeus bir gün olympus dağında büyük bir ziyafet verir ve bu öyle şatafatlı bir ziyafettir ki kevser şarabı içilip anberiye yeniyordu. derken bu ziyafetin en güzel bir anında masanın ortasına birden bir altın elmanın yuvarlandığı görüldü ve bu altın elmanın üzerinde “en güzel dişi mabuda”, diye yazılmıştı. bu altın elmanın sahibi kim olacak diye oldukça uzun süre tartışıldı lakin bir netice elde edilemedi. bunun üzerine bu yükü bir faniye yüklemeye karar verildi. kim yapar diye münakaşa edildi ve sonucunda çanakkale boğazı yakınında troya kralının oğlu paris’in seçmesine karar verildi ve paris hemen olympus dağına getirildi.
paris, faniler arasındaki en güzel erkekti, namı oldukça çoktu ve dilber bir erkekti (onun ile ilgili lakaplar da bulunur; zeusun sakisi, ceylan ayaklı, bakireleri baştan çıkaran oğlan...). meclis toplanınca parisin önünden sırası ile dişi mabudlar geçmeye başladı;
1- hera, inanılmaz bir debdebe ve gösteriş ile geçti. aile sadakati, analık ve şefkatin temsiliydi hera, başında yıldızlardsn bir çelenk, giysileri ise aile fazileti mücevherleri ile doluydu.
2-athena geçti. bakire olan bu mabud muhteşemengiz güzelliği ile ilmin, sanatın, zekanın temsilcisi sayılıyordu. geçerken başında altın bir miğfer elinde ise altın bir kargı bulunuyordu.
3-sıra artemis’e geldi. bakire olan artemis de bekaretin, saflığın, temizliğin ve tazeliğin temsili idi. alnında bir ay parçası, elinde altın yay ve oklar ile yanında altından ahular ve ceylanlar vardı.
4-aphrodite ise çırılçıplak anadan üryan bir vaziyette paris’in önünden geçti. ne elması ne mücevheri ne de başka bir süsü vardı... o ana dek kimsede bulunmayan eşsiz bir kadınlık cazibesi bulunmaktaydı. adeta bakışları konuşuyordu...
paris de bu altın elmayı mabudların mabudu olan aphrodite’e verdi. aphrodite de bunun karşılığında bir hediye sunmak için bir gece paris’in koynuna girdi.
aphrodite öyle bir varlıktı ki mabudlar içinde onu tatmayan yok denebilirdi. öyle dişi öyle güzel idi ki... fanilerden de sevgilileri oldu bunlardan birisi lübnanlı bir genç olan adonistir. fakat kıskanç kocası aresin gazabına uğrayan bu delikanlı paramparça nir halde can verdi (ares yaban domuzu kılıgına girerek onu öldürdü). aphrodite bundan çok etkilenip günlerce ağlayınca zeus da bu gözyaşlarına dayanamadı ve adonis’i kan renginde bir çiçeğe dönüştürdü. bu “gelincik” çiçeğidir sevgili dostlar. yani adonis gelincik çiçeğine dönüşmüştür.
sevgili dostlarım, bu gibi pek çok rivayet ve mitler, mitolojik öyküler eski edebiyat (divan edebiyatı) şiirlerinde geçmektedir. muhteşem bir suret ile baş döndürmektedirler. eğer ufacık bir katkım oldu ise ne mutlu... öperim gözlerinizden... sevgiler.
devamını gör...
normal sözlük'te futbol konuşulmaması
futbol sevdiği halde başlık açmayan sevgili yazarlarımız sayesindedir.
devamını gör...
kadınların zeki erkek sevmesi
ben akademik zeka da seviyorum arkadaşlar ama en önemlisi eq.
halden anlayan, empati kuran erkekler ilişki başlatma ve sürdürme konusunda daha başarılılar.
bunlara ek düzgün bir diksiyon ve kulağa hoş gelen bir ses konu, kendini dinletebilme becerilerinin gelişmiş olması benim için tercih etme sebebi.
halden anlayan, empati kuran erkekler ilişki başlatma ve sürdürme konusunda daha başarılılar.
bunlara ek düzgün bir diksiyon ve kulağa hoş gelen bir ses konu, kendini dinletebilme becerilerinin gelişmiş olması benim için tercih etme sebebi.
devamını gör...
maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi
bu hiyerarşi de bir madde de yer alan cinsellik kısmı var. dersteyiz tam oraya geldik hoca sordu: "cinsel ihtiyaçlarınızı karşılıyor musunuz?" herkes bir şok oldu birbirine bakıyor besyocu bir sivri övünerek el kaldır "evet hocam" diye. neler yapıyorsun dedi "eh işte kız arkadaşlarım var falan" dedi. hoca onu oturtarak arkadaşlar görüyorum ki aslında hepiniz karşılıyorsunuz bunu öndeki kıza dönüp "sen dedi mini etek giymiyor musun ruj sürmüyor musun evet yapıyorsun bunu kadınlar mı yapar erkekler mi o halde sen cinsel ihtiyaçlarını karşılıyorsun demek ki, cinsiyetiniz neyse bir kadın ya da bir erkek gibi yaşıyorsanız bu ihtiyacı karşılıyorsunuzdur " dedi. tabi ilk duyunca herkesin algısı bambaşkaydı orası ayrı. bu da böyle bir anım teşekkürler.
devamını gör...
türkiye
dünyanın en güzel ama ne yazık ki en bahtı kara ülkesi.
devamını gör...
emir kipi şeklinde kurum adları
bağkur, çaykur.
devamını gör...
hatıra olsun diye saklanan garip nesneler
doğum günlerimde pastanın üzerine konulmuş olan kutlama kartları. kutlanmasını istemem ama zorla kullandığında da üzerindeki kartı alıp kumbarama atarım..
devamını gör...
yaşar usta
münir özkul'un bizim aile'de canlandırdığı kurgusal karakterdir. sözlükte moderatör olsa; ''ömründe bir karıncayı bile incitmemiş olan ben yaşar usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni'' demek yerine ''ömründe bir karıncayı bile incitmemiş olan ben yaşar usta, hiç düşünmeden sol frame'de sallandırırım seni.'' demeyi tercih edebilirdi.
edit: gece gece benjamin düşürmüştür aklıma. #71724
edit: gece gece benjamin düşürmüştür aklıma. #71724
devamını gör...
kişilik doğuştan mı gelir çevreden mi edinilir sorunsalı
ikisinin karışımı olup talihi de es geçmemek lazım.
devamını gör...
10 parmak klavye kullanmak
hayatı kolaylaştıran ve bir o kadar zorlaştırandır. kendine yazarken güzel. iş yerinde bir keşfettiler mi bütün yazı işleri başına yıkılır.
öykü veya deneme yazarken düşünce hızına yetişmeyi sağlar. konuşur gibi yazarsın.
öykü veya deneme yazarken düşünce hızına yetişmeyi sağlar. konuşur gibi yazarsın.
devamını gör...




