apandissiz bir yazarın apandisli yazarlara tavsiyeleri
apandis, diğer adı kör bağırsaktır.görevi anne karnında bağırsakların oluşumunu sağlamaktır. bağırsaklar oluşunca işlevsiz olur. sağ tarafımızda göbeğimiz ile paralel bir yerde bulunur. ağrısı çok fecidir, önce mideye kramp girer sonra apandis bölgesinde ağrı başlar. yürüyemez, yemek yiyemez hale gelirsiniz. dudaklar kurudur, su içseniz bile. ateşlenirsiniz. patlarsa zehirlenip ölme ihtimaliniz var. çok dikkat ediniz.
bol bol su içiniz.
bağırsakları çalıştırıcı lifli besinler tüketiniz.
çok fazla katı beslenmemeye özen gösteriniz.
tuvalet alışkanlığı edininiz.
bol bol su içiniz.
bağırsakları çalıştırıcı lifli besinler tüketiniz.
çok fazla katı beslenmemeye özen gösteriniz.
tuvalet alışkanlığı edininiz.
devamını gör...
karma puanı yükseltme
bir kaç önemli nokta ile yapılabilecek eylem.
-bilgi verici başlıklara yazmak.
-orhun abideleri gibi yazmak. uzun uzun.
-başlık açmak. özellikle tutacağına inandığınız bir başlık varsa hiç beklemeyin. direkt siz açın. çünkü ilk tanımlar herkes tarafından görülür.*
-başka yazarları beğenin. bazen onlar da sizi beğenir böylelikle tatlış tatlış beğenileşirsiniz.*
-komik olun. kimse duvar kadar sıkıcı birinden hoşlanmaz.
-sabahın köründe tanım girmeyin. gecenin bir yarısında da. akışa bakın. birkaç saniyede bir yenileyin. eğer akıyorsa girin.
-bunun gibi rehberler yapın. güzel oluyor.
-bilgi verici başlıklara yazmak.
-orhun abideleri gibi yazmak. uzun uzun.
-başlık açmak. özellikle tutacağına inandığınız bir başlık varsa hiç beklemeyin. direkt siz açın. çünkü ilk tanımlar herkes tarafından görülür.*
-başka yazarları beğenin. bazen onlar da sizi beğenir böylelikle tatlış tatlış beğenileşirsiniz.*
-komik olun. kimse duvar kadar sıkıcı birinden hoşlanmaz.
-sabahın köründe tanım girmeyin. gecenin bir yarısında da. akışa bakın. birkaç saniyede bir yenileyin. eğer akıyorsa girin.
-bunun gibi rehberler yapın. güzel oluyor.
devamını gör...
e-kitap vs normal kitap
kendimce şöyle bir karşılaştırma yapacak olursam;
e-kitap taşınma kolaylığı ve işaretlemek istediğim yerleri kolay işaretleyebilme fırsatı sunuyor. bir kelime aratıp onun geçtiği yerleri kolayca bulabiliyorum. ancak şöyle komik bir durum söz konusu ki, ekrandan okuduğum bir şeye sayfadan okuduğum kadar dikkat veremiyorum. satır atlama eğilimi falan gösteriyorum, gözlerimi daha hızlı kaydırmaya çalışıyorum. ayrıca e-kitapta işaretlediğim satırlara/paragraflara genelde tekrar bakmıyorum. oysa normal kitapta arada sayfaları karıştırıp tekrar okuyorum. sayfa karıştıramamak benim için büyük bir dezavantaj, örneğin aynı anda 40. ve 60. sayfalara bakamam e-kitapta. bir de ne kadar okuduğumu, ne kadar sayfa kaldığını normal kitapta görmek daha çok hoşuma gidiyor. özetle "çerez" olarak niteleyebileceğimiz okunması kolay, keyifli bir şeyler okuyacaksam e-kitap benim için daha avantajlı olur, hem daha hızlı okurum. ciddiyetle okuyacaksam normal kitabı tercih ederim.
ps: konuyu neden bu kadar ciddiye alıp iki sayfa essay yazdığımı da bilmiyorum.*
e-kitap taşınma kolaylığı ve işaretlemek istediğim yerleri kolay işaretleyebilme fırsatı sunuyor. bir kelime aratıp onun geçtiği yerleri kolayca bulabiliyorum. ancak şöyle komik bir durum söz konusu ki, ekrandan okuduğum bir şeye sayfadan okuduğum kadar dikkat veremiyorum. satır atlama eğilimi falan gösteriyorum, gözlerimi daha hızlı kaydırmaya çalışıyorum. ayrıca e-kitapta işaretlediğim satırlara/paragraflara genelde tekrar bakmıyorum. oysa normal kitapta arada sayfaları karıştırıp tekrar okuyorum. sayfa karıştıramamak benim için büyük bir dezavantaj, örneğin aynı anda 40. ve 60. sayfalara bakamam e-kitapta. bir de ne kadar okuduğumu, ne kadar sayfa kaldığını normal kitapta görmek daha çok hoşuma gidiyor. özetle "çerez" olarak niteleyebileceğimiz okunması kolay, keyifli bir şeyler okuyacaksam e-kitap benim için daha avantajlı olur, hem daha hızlı okurum. ciddiyetle okuyacaksam normal kitabı tercih ederim.
ps: konuyu neden bu kadar ciddiye alıp iki sayfa essay yazdığımı da bilmiyorum.*
devamını gör...
anksiyete
asla edebiyatı yapılamayacak çok acı bir şeydir.
devamını gör...
balina ile mandalina
fazıl hüsnü dağlarca'nın "dağlarca çocuklarda" serisinden bir çocuk kitabı.
denize düşen bir mandalinacık ile bir balinanın dostluğunu anlatıyor diye son derece klişe bir tanım cümlesi yazayım önce. dağlarca'nın yıldızlardan bahsederek başladığı, dalgalara, ağaçlara, dallara, bembeyaz köpüklere öyle özgün anlamlar yükleyerek yazdığı bir kitap ki, bu dostluk sadece iki çocuğun değil, iki aşığın da dostluğu olabilir mi diye sormadan edemiyor insan kendine. örneğin mandalinanın balinanın sesini tanımlayışı:
a a güzel bir ses
sanki ırmak
sanki türkü
sanki ilkyaz yeli
ses mi belli değil
beni beklediği mi belli değil
sonra mandalina ile balinanın tanışmasının üzerine balinanın içinden geçen sözler:
ne mutlu ağaçmış o
çocukları böylesine
tatlı
ne mutlu ağaçmış o
çocukları böylesine
sıcak
derken kavuşma üzerine:
denize yeşim yeşim
yansırken
mandalina ağaçları
sanki yaşlı bir anneye
mektup gelir
ta uzaklardaki çocuğundan
ve son olarak yalnızlığa dair:
çocuklar uyur uyumaz
sallanır uzaklarda ağaçlar
güneşli gecede
sever balığın biri
ağacın birini
kim yalnızsa
o daha çok duyar
ıssız yerleri
ister balina olsun
ister mandalina
kim yalnızsa o daha çok
en eski bir türkü
kim yalnızsa çocuklar
o daha çok benzer
başkasına
yıl 1977, bu kitap belki de sevgiyi en iyi sezen çocuklar için yazılmış. bir devrin çocukları böyle güzel öykülerle büyümüş. hem düşleyecek bir dünya dolusu şey vermiş yazar okurlarına, hem de olanca naifliği ve sadeliği içeren sözcükleri yan yana koyup belki dört beş yaşından seksen doksanına dek nesillere edebi bir tat sunmuş bu şiirsel hikayeyle. yapı kredi yayınları'ndan edinilebilir, hem çocuklara hem de biraz çocuk kalmışlara.
denize düşen bir mandalinacık ile bir balinanın dostluğunu anlatıyor diye son derece klişe bir tanım cümlesi yazayım önce. dağlarca'nın yıldızlardan bahsederek başladığı, dalgalara, ağaçlara, dallara, bembeyaz köpüklere öyle özgün anlamlar yükleyerek yazdığı bir kitap ki, bu dostluk sadece iki çocuğun değil, iki aşığın da dostluğu olabilir mi diye sormadan edemiyor insan kendine. örneğin mandalinanın balinanın sesini tanımlayışı:
a a güzel bir ses
sanki ırmak
sanki türkü
sanki ilkyaz yeli
ses mi belli değil
beni beklediği mi belli değil
sonra mandalina ile balinanın tanışmasının üzerine balinanın içinden geçen sözler:
ne mutlu ağaçmış o
çocukları böylesine
tatlı
ne mutlu ağaçmış o
çocukları böylesine
sıcak
derken kavuşma üzerine:
denize yeşim yeşim
yansırken
mandalina ağaçları
sanki yaşlı bir anneye
mektup gelir
ta uzaklardaki çocuğundan
ve son olarak yalnızlığa dair:
çocuklar uyur uyumaz
sallanır uzaklarda ağaçlar
güneşli gecede
sever balığın biri
ağacın birini
kim yalnızsa
o daha çok duyar
ıssız yerleri
ister balina olsun
ister mandalina
kim yalnızsa o daha çok
en eski bir türkü
kim yalnızsa çocuklar
o daha çok benzer
başkasına
yıl 1977, bu kitap belki de sevgiyi en iyi sezen çocuklar için yazılmış. bir devrin çocukları böyle güzel öykülerle büyümüş. hem düşleyecek bir dünya dolusu şey vermiş yazar okurlarına, hem de olanca naifliği ve sadeliği içeren sözcükleri yan yana koyup belki dört beş yaşından seksen doksanına dek nesillere edebi bir tat sunmuş bu şiirsel hikayeyle. yapı kredi yayınları'ndan edinilebilir, hem çocuklara hem de biraz çocuk kalmışlara.
devamını gör...
yazarların yaptığı en büyük dalgınlık
gözümde gözlükle yarım saat boyunca harıl harıl gözlük aradım.
devamını gör...
ilkokul öğretmeniyle halen görüşmek
ilkokul öğretmenimin seneler sonra sosyal medyadan beni bulması ve istek göndermesi ile tekrardan kendisiyle görüşme fırsatım oldu. canım öğretmenim benim gibi bir çok öğrencisini unutmamış, sosyal medyadan arayıp bulmuş. ne kadar şanslıyız, bizler için bir onurdur. değerli bir hanımefendidir, saygımız sonsuzdur.
devamını gör...
günaydın sözlük
güüünaaayyydıııınnnn sözlük ahalisinin güzel insanları.
bir ablam vardı ''hışım çıktı'' tabirini çok kullanırdı. ben bu sabah hışım çıkmış vaziyette, hatta çarpılmış halde evime gitmeye çalışıyorum. az kaldı çok az, on beş dakika sonra yatağıma cumburlop yapmayı hayal ediyorum.
hani insan dakika sayar da bunu sözlüğe neden yazar dimi ama işte o haldeyim. anlayın halimden.
uykunuzu alarak uyandığınız zımba gibi, bomba gibi, pörfekto bir gün diliyorum size. öpüyorum güzel yanacıklarınızdan.. *
bir ablam vardı ''hışım çıktı'' tabirini çok kullanırdı. ben bu sabah hışım çıkmış vaziyette, hatta çarpılmış halde evime gitmeye çalışıyorum. az kaldı çok az, on beş dakika sonra yatağıma cumburlop yapmayı hayal ediyorum.
hani insan dakika sayar da bunu sözlüğe neden yazar dimi ama işte o haldeyim. anlayın halimden.
uykunuzu alarak uyandığınız zımba gibi, bomba gibi, pörfekto bir gün diliyorum size. öpüyorum güzel yanacıklarınızdan.. *
devamını gör...
google'ın tarayıcı trafiğini izlemeyi bırakması
google, 2022 itibariyle kullanıcıların tarayıcı trafiğini izlemeyi bırakmaya karar verdiğini duyurdu.
amerika merkezli teknoloji devi google'dan çarşamba günü yapılan açıklamada, gelecek yıldan itibaren chrome internet tarayıcısında bulunan mevcut web sayfası trafiğini izleme teknolojisinin kaldırılacağı ifade edildi.
buradan
devamını gör...
bir tweet görseli bırak
ilgili tweet ispanya'dan turkiye'ye orman yanginlarini sondurmek icin gonderilmis personel tarafindan atildi. tercumesi de şu sekildeymis; "madem ki kardeş olarak geldik dünyaya, önde veya arkada değil; gidelim el ele, yan yana" william shakespeare...
kotu giden her seye ragmen guzel insanlarin varligi insanin umudunu yesertiyor be sozluk. iyi ki varlar, hep var olsunlar...
kotu giden her seye ragmen guzel insanlarin varligi insanin umudunu yesertiyor be sozluk. iyi ki varlar, hep var olsunlar...
devamını gör...
2 nisan 2021 polisin orantısız şiddet uygularken ellerine dezenfektan sıkması
kongreler lebaleb doluyken kadıköy'de gençlerin eylem yapması yasaklandı. dün işkenceyle onlarca öğrenci göz altına alındı. bir de dalga geçer gibi polislerin bu tutumları var tabi.
devamını gör...
ders çalışırken kronometre tutmak
düzenli olarak yapılmasını ayrıca konuşmak gerekir ama bana sorsan günde 8 saat çalışıyorum (mesela) ama kronometre benimle aynı fikirde değil.
devamını gör...
çocukken hayal edilen tanrı şekli
çok küçükken havada oturan dev bir adamdı sonra selenayı izleyince yüce honos oldu.
devamını gör...
kafa sözlük
çizgisini tam olarak çözemediğim, büyüyüp kaliteli bir mecra haline gelmesini dilediğim sözlük.
-reaksiyon eksikliği diye bir olay var. açtığın başlık elinde kalıyor, kimse tarafından rağbet görmeyince senin de başlık açasın gelmiyor... sayıya bağlı tabi ileride çözülür ama o zaman da akışta yer almak imkansızlaşacak.
-küfrün yasak oluşunun detaylarını da tam olarak anlamadım: mesela hay aptal kafam, hay salak kafam, falan demek de mi yasak? yani kendimize de mi küfredemeyeceğiz?
-tamam küfür yasak. peki b.k demek de mi yasak? b.k bu yahu! içimizde taşıyoruz adını mı diyemeyeceğiz? birine hakaret olarak bittabi söylenmemeli ama başlığı bile kapatılmış. halbuki ben o başlığa girip “kalın bağırsak muhteviyatı” türünden şeyler yazacaktım.
-ve çok belirgin olarak sezdiğim bir muhafazakarlık hakim. ya da öyle denk geldi. muhafazakar tayfaya elbette saygılıyım ama bir ateist olarak bu ortamda ne kadar tutunabileceğimi bilemiyorum. daralırım çünkü ben.
-cinsel içerikli başlıkların dışlanması olayı. varlığını hissettiren bir kesim, cinsel içerikli başlık eleştirisi yapıp duruyor. ne olacak yani? hep yemek tarifi mi vereceğiz? yasak mı seks? pardon seks dedim. seks üzerine felsefe yapmak istiyorum mesela ben. falanca seks pozisyonunun felsefik argümanlarını irdelemek istiyorum diyelim tanımımda. sanırım buna da müsaade yok.
-ve bir de herkesin birbirini karşılıklı beğeni ve favori yağmuruna tutup birbirlerinin puanlarını arttırmaya çabalamaları. kuzum siz hiç mi yorulmuyorsunuz? ne bu puan aşkı? beğeniden gelen puanın katsayısı düşürülsün. tanım girmek daha değerli olsun bence.
-ve bir de dikkat ettim herkesin beğenisi aynı kıymette değil. düşük karmalı biri beğeni atıyor ibre zerre oynamıyor, fakat yüksek karmalılardan gelen beğeni daha bir kıymete tabi. gibi. geldi. bana.
-ve en sevmediğim: nickaltı yorumlarındaki enteresanlık. bir yazarın nasıl şöyle bir tanımı olabilir: beğenileriyle mutlu eden yazar. tek özelliği bu yani. beğenileri. artık ne kadar paraladıysa kendini. neyse işte o konu da bana ters.
-ve ve ve... en ufak bir eleştiride parlayan bir tayfa var. herhangi bir detay eleştiriliyor mesela, hemen altına doluşuyorlar: beğenmeyen gider başka sözlükte yazar. pardon da canım biz zaten orayı beğenmeyerekten buraya geldik. ve geldiğimiz bu yeri güzelleştirmeye çalışıyoruz.
-ve en sinirlerimi bozan şeyin ise : kimsenin ironiden zerre anlamaması. okumuyor kimse. baştan bir iki cümle okuyup hooop aşağıya döşeme aşamasına geçiyor. e böyle şeyler de insanın canına tak ettiriyor ve insanın yazası gelmiyor. yazsam da dümdüz yazarım. sanatsız. tatsız tuzsuz.
-bu yazıdaki eleştirileri yazarlardan bir kısmının okumayıp: o zaman başka kapıya, diyeceklerinden o kadar eminim ki! bari yönetim okusun. yoksa ben başka kapıya giderim sorun değil.
şimdilik biraz daha buralardayım. bir hevesle geldiğim bu yeni oluşumdan boynu bükük ayrılmam umarım.
edit: benjamin’den gerekli yanıtları aldım. sözlük kurallarını daha dikkatli okumam gerekiyor. fikirlerim bir nebze de olsa değişti, muhafazakarlık konusunda özellikle. sanırım ben biraz sert bakmışım olaya. eğlenmeye ve yazmaya devam edebilirim o vakit. yok yok ben ikna oldum, bu adam gerçekten sözlüğün iyi bir yere gelmesini istiyor...
-reaksiyon eksikliği diye bir olay var. açtığın başlık elinde kalıyor, kimse tarafından rağbet görmeyince senin de başlık açasın gelmiyor... sayıya bağlı tabi ileride çözülür ama o zaman da akışta yer almak imkansızlaşacak.
-küfrün yasak oluşunun detaylarını da tam olarak anlamadım: mesela hay aptal kafam, hay salak kafam, falan demek de mi yasak? yani kendimize de mi küfredemeyeceğiz?
-tamam küfür yasak. peki b.k demek de mi yasak? b.k bu yahu! içimizde taşıyoruz adını mı diyemeyeceğiz? birine hakaret olarak bittabi söylenmemeli ama başlığı bile kapatılmış. halbuki ben o başlığa girip “kalın bağırsak muhteviyatı” türünden şeyler yazacaktım.
-ve çok belirgin olarak sezdiğim bir muhafazakarlık hakim. ya da öyle denk geldi. muhafazakar tayfaya elbette saygılıyım ama bir ateist olarak bu ortamda ne kadar tutunabileceğimi bilemiyorum. daralırım çünkü ben.
-cinsel içerikli başlıkların dışlanması olayı. varlığını hissettiren bir kesim, cinsel içerikli başlık eleştirisi yapıp duruyor. ne olacak yani? hep yemek tarifi mi vereceğiz? yasak mı seks? pardon seks dedim. seks üzerine felsefe yapmak istiyorum mesela ben. falanca seks pozisyonunun felsefik argümanlarını irdelemek istiyorum diyelim tanımımda. sanırım buna da müsaade yok.
-ve bir de herkesin birbirini karşılıklı beğeni ve favori yağmuruna tutup birbirlerinin puanlarını arttırmaya çabalamaları. kuzum siz hiç mi yorulmuyorsunuz? ne bu puan aşkı? beğeniden gelen puanın katsayısı düşürülsün. tanım girmek daha değerli olsun bence.
-ve bir de dikkat ettim herkesin beğenisi aynı kıymette değil. düşük karmalı biri beğeni atıyor ibre zerre oynamıyor, fakat yüksek karmalılardan gelen beğeni daha bir kıymete tabi. gibi. geldi. bana.
-ve en sevmediğim: nickaltı yorumlarındaki enteresanlık. bir yazarın nasıl şöyle bir tanımı olabilir: beğenileriyle mutlu eden yazar. tek özelliği bu yani. beğenileri. artık ne kadar paraladıysa kendini. neyse işte o konu da bana ters.
-ve ve ve... en ufak bir eleştiride parlayan bir tayfa var. herhangi bir detay eleştiriliyor mesela, hemen altına doluşuyorlar: beğenmeyen gider başka sözlükte yazar. pardon da canım biz zaten orayı beğenmeyerekten buraya geldik. ve geldiğimiz bu yeri güzelleştirmeye çalışıyoruz.
-ve en sinirlerimi bozan şeyin ise : kimsenin ironiden zerre anlamaması. okumuyor kimse. baştan bir iki cümle okuyup hooop aşağıya döşeme aşamasına geçiyor. e böyle şeyler de insanın canına tak ettiriyor ve insanın yazası gelmiyor. yazsam da dümdüz yazarım. sanatsız. tatsız tuzsuz.
-bu yazıdaki eleştirileri yazarlardan bir kısmının okumayıp: o zaman başka kapıya, diyeceklerinden o kadar eminim ki! bari yönetim okusun. yoksa ben başka kapıya giderim sorun değil.
şimdilik biraz daha buralardayım. bir hevesle geldiğim bu yeni oluşumdan boynu bükük ayrılmam umarım.
edit: benjamin’den gerekli yanıtları aldım. sözlük kurallarını daha dikkatli okumam gerekiyor. fikirlerim bir nebze de olsa değişti, muhafazakarlık konusunda özellikle. sanırım ben biraz sert bakmışım olaya. eğlenmeye ve yazmaya devam edebilirim o vakit. yok yok ben ikna oldum, bu adam gerçekten sözlüğün iyi bir yere gelmesini istiyor...
devamını gör...
sevgili edinme konusunda hiçbir şey yapmayan insan
böyle şeyler çabalayarak olmaz zaten. birini sevmeye uğraşmak ya da biri seni sevsin diye uğraşmak saçmalıktan başka bir şey değildir ayrıca gerçek de değildir. akışına bırakmak en iyisidir.
devamını gör...
fellah köftesi
ankara'da tanıştığım, bana yönelen nasıl buldun bakışlarına karşı biçare bir şekilde, iyiymiş dediğim, yer ile yeksan olan tansiyonumu sıfırlayan yemek.*
hiç benlik değil.
onca buğday, onca yoğurt, onca sarmısak ile aram hoş olamadı bir türlü.
üstüne servis edilecek tatlı varsa, ben onu alayım sadece.
hiç benlik değil.
onca buğday, onca yoğurt, onca sarmısak ile aram hoş olamadı bir türlü.
üstüne servis edilecek tatlı varsa, ben onu alayım sadece.
devamını gör...
başlık açarken dikkat edilmesi gereken kurallar
kural denildiğinde genellikle tanımlar üzerinde yoğunlaşıldığından sık sık gözden kaçırılan ve sonradan da haklı olarak "başlığa müdahale" edilmesine neden olan kurallar.
- öncelikle, başlıkların sonuna nokta koymayınız ama tanımların sonuna mutlaka nokta koyunuz.
- başlıklarınız mümkünse arkadaşınızla sohbet eder gibi olmasın. mesela kalkıp "kar yağmasından bıktım" şeklinde öznel başlıklar açmayın. bunu, "kar yağışının kabak tadı vermesi" şekline dönüştürürseniz, yani genellerseniz, büyük ihtimalle silinmeyecektir ya da değiştirilmeyecektir başlığınız.
- başlıkları açarken arama kutusundan birkaç şekilde aratınız. bazı şeyler 2 farklı isimle bilinir. birini arayıp bulamadığınızda diğeriyle açılmış olabileceğini düşünüp o şekilde de arama yapınız.
örneğin barnum etkisi başlığını açmak istediğinizde, bunun forer etkisi olarak da bilindiğini göz önüne alınız ve ikisini birden aratınız. birinden biri açılmışsa, yazacaklarınızı onun altına yazınız. yahut diğerini açıp, zaten önceden açılmış olan versiyona bkz verebilirsiniz sanırım.
- cümleleriniz düzgün olsun. anlatım bozukluğu içeren başlıklar değiştirilir. yukarıda süleyman soylu ile ilgili başlık örneği verilmiş mesela. öyle hatalar yapmamaya çalışın. başlıkta ne anlatmaya çalıştığınız,düzgünce ve açıkça ifade edilmiş olsun kısaca.
benim aklıma gelenler de şimdilik bu kadar.
- öncelikle, başlıkların sonuna nokta koymayınız ama tanımların sonuna mutlaka nokta koyunuz.
- başlıklarınız mümkünse arkadaşınızla sohbet eder gibi olmasın. mesela kalkıp "kar yağmasından bıktım" şeklinde öznel başlıklar açmayın. bunu, "kar yağışının kabak tadı vermesi" şekline dönüştürürseniz, yani genellerseniz, büyük ihtimalle silinmeyecektir ya da değiştirilmeyecektir başlığınız.
- başlıkları açarken arama kutusundan birkaç şekilde aratınız. bazı şeyler 2 farklı isimle bilinir. birini arayıp bulamadığınızda diğeriyle açılmış olabileceğini düşünüp o şekilde de arama yapınız.
örneğin barnum etkisi başlığını açmak istediğinizde, bunun forer etkisi olarak da bilindiğini göz önüne alınız ve ikisini birden aratınız. birinden biri açılmışsa, yazacaklarınızı onun altına yazınız. yahut diğerini açıp, zaten önceden açılmış olan versiyona bkz verebilirsiniz sanırım.
- cümleleriniz düzgün olsun. anlatım bozukluğu içeren başlıklar değiştirilir. yukarıda süleyman soylu ile ilgili başlık örneği verilmiş mesela. öyle hatalar yapmamaya çalışın. başlıkta ne anlatmaya çalıştığınız,düzgünce ve açıkça ifade edilmiş olsun kısaca.
benim aklıma gelenler de şimdilik bu kadar.
devamını gör...
babaların garip huyları
erken ölmek...
devamını gör...

