bir meriçin günlüğü
sevgili günlük. bugün elit bir kafede otururken yan masaya tam bir afet-i devran, esmer güzelinin biri oturdu. meriçliğim içimde kıpırdadı resmen, kız sigarasını ağzına koyar koymaz altın zippo çakmağımı çınn sesi ile açıp seri bir şekilde ateşledim. kız şöyle bir gözlerimin içine baktı, sigarayı ağzından çekip; "uuğğşt küpek, sen beni ne sandın" demesin mi..
nerden geldiğimi şaşırdım, kıza bak çıkan sese, şiveye bak. sonra garson geldi; "abi ne yaptın yaa? çingene abi bu kız, babası at yarışından yüklü para tutturmuş, öyle düzelttirdi kaportayı takılıyor burada" deyince kendime geldim. demek ki neymiş? ota b*ka meriçlik yapıp zıplamamak gerekiyormuş.*
not: bu tanımda geçen hiç bir cümle gerçek değildir, tamamen eğlence amaçlı yazılmıştır. ben sigara içmiyorum lan bir kere, el alemin sigarası ne yakıcam.*
nerden geldiğimi şaşırdım, kıza bak çıkan sese, şiveye bak. sonra garson geldi; "abi ne yaptın yaa? çingene abi bu kız, babası at yarışından yüklü para tutturmuş, öyle düzelttirdi kaportayı takılıyor burada" deyince kendime geldim. demek ki neymiş? ota b*ka meriçlik yapıp zıplamamak gerekiyormuş.*
not: bu tanımda geçen hiç bir cümle gerçek değildir, tamamen eğlence amaçlı yazılmıştır. ben sigara içmiyorum lan bir kere, el alemin sigarası ne yakıcam.*
devamını gör...
gönlünün alınmasını beklemek
athena'nın 'ben böyleyim' şarkısında da dediği gibi; "beklentiler sadece üzer" o yüzden beklemeyin güzel kardeşlerim.
devamını gör...
heian dönemi
heian dönemi, klasik japon tarihinin son kısmıdır ve ms 794 - 1185 yıllarını kapsar. nara döneminin devamıdır. japon tarihinde şiir ve edebiyatın önemli olduğu bir dönemdir. ayrıca bu dönemde samuray sınıfı da yükselişe geçmiş ve sonucunda japonya'da feodal düzenin başlamasının yolu açılmıştır.
devamını gör...
sabaha bir ayet bırak
yarı ölüm olan uykudan uyanmanın bile kocaman umutlara meyyal olduğu sabahları daha da bereketli kılmak için aklıma gelen göğüs ferahlatan bir ayet bırakarak başlayayım.
hiç kimse kendisi için gizlenen müjde ve mutluluğu bilemez
secde suresi/17. ayet
hiç kimse kendisi için gizlenen müjde ve mutluluğu bilemez
secde suresi/17. ayet
devamını gör...
kürtlerin ana dilde eğitim hakkı
türklerin almanya'da türkçe eğitim istemesi ile kürtlerin türkiye'de kürtçe eğitim istemesi aynı şeyler değildir kürtler bu ülkeye sonradan gelmemişlerdir zira.
devamını gör...
yeryüzündeki değişimler
bu başlık altında dünya ve türkiye üzerindeki pek çok bölgenin geçmiş uzay görüntüleriyle günümüzdeki görüntülerini sunacağım. nüfusun hızla artması doğayı olabildiğince tahrip etmekte, doğal alanlar yok olmakta ve ekosistem zarar görmektedir. bu olumsuzluklar günümüzde büyük bir sorun gibi gözükmese de uzun süreçte etkisini bizden sonraki nesiller görecektir.
ilk olarak artvin'in hopa ilçesindeki değişimi göreceğiz. görseli incelediğimizde konut sayısının arttığı, kıyı bölgesine dolgu alanların yapıldığı, nehir yatağının kontrole alındığı ve nehir üzerine birkaç köprü yapıldığı gözükmektedir.
ilk olarak artvin'in hopa ilçesindeki değişimi göreceğiz. görseli incelediğimizde konut sayısının arttığı, kıyı bölgesine dolgu alanların yapıldığı, nehir yatağının kontrole alındığı ve nehir üzerine birkaç köprü yapıldığı gözükmektedir.
devamını gör...
haçlı seferleri
haçlı sefeerlerini anlatmaya başlamadan önce o dönemde avrupa’nın çeşitli özelliklerine bakmak gerekiyor.
o dönemde avrupa’da yönetim şekli olarak feodalite (derebeylik) sistemi vardı.
yine bu dönemde avrupa’da skolastik düşünce (her şeyin cevabının kutsal kitaplarda arandığı düşünce şekli) hakimdi.
din olarak ise hristiyanlık dini hakimdi ve kilise çok önemli yetkilere sahipti. enterdi (bir ülkenin veya topluluğun tamamının dinden çıkarılması), aforoz (bir kişinin dinden çıkarılması), endüljans (para karşılığında günahların affedilmesi, cennetten arsa satılması) bu yetkilerden bazılarıydı.
kilisenin yöneticisi de papa olduğu için bu dönemde avrupa’da resmen tek kişilik otorite hakimdi yani.
zaten haçlı seferleri de tüm yetkileri elinde toplamış olan papa’nın teşvikiyle müslümanların üzerine doğru gerçekleştirilen seferlerdir.
hristiyanlar 11. yüzyıl ve 13. yüzyıl arasında doğu’ya doğru (müslümanların hakim olduğu zengin ticaret yolları ve topraklar üzerine) seferler düzenlemiş, bunlara da haçlı seferleri denmiştir.
ancak bu seferlerin sadece 4 tanesinin çok önemli sonuçları vardır. bu haçlı seferlerine yukarıdaki tanımlarda yazar arkadaşlarımız tarafından değinildiği için ben bunlarla ilgili bir şey yazmayacağım, sadece neden ve sonuçları hakknda bilgi vereceğim.
haçlı seferlerinin nedenleri:
1) türklerin anadolu coğrafyasında önemli ilerlemeler kaydetmesi üzerine, zaten kavimler göçü ile ikiye ayrılmış ve güçsüzleşmiş olan bizans imparatorluğunun avrupalı güçlü devletlerden yardım istemesi,
2) 3 büyük dinin kutsal merkezi olan kudüs’ün o dönemde müslümanların elinde bulunması dolayısıyla buranın müslümanların elinden alınmak istenmesi,
3) papa’nın ve diğer din adamlarının eğemenliklerini çok daha geniş coğrafyalara yaymak ve güçlenmek istemeleri,
4) o dönemde oldukça yoksul durumda olan avrupalı devletlerin, doğu’nun zenginliklerine ulaşmak istemeleri,
5) yine avrupalı devletlerin baharat yolu ve ipek yolu gibi önemli ticaret yollarını ele geçirmek istemeleri,
6) kilise yönetiminin ve tutucu hristiyanların, halkı müslümanlara karşı kışkırtması,
7) senyörlerin macera arayışı,
8) selçuklu devleti’nin iç ve dış karışıklıklar yaşaması sonucu zayıflamasının hristiyan alemini güçlendirmesi.
haçlı seferlerinin sonuçları:
1) türklerin islam dünyasını haçlılara karşı koruması üzerine islam dünyasındaki önemleri ve otoriteleri arttı,
2) ortadoğu ve türk islam topraklarının zarara uğradı,
3) türklerin batıya doğru ilerleyişi bir süre durdu,
4) anadolu-türk siyasi birliğinin sağlanması gecikti,
5) haçlılar, müslümanların elinden almak istedikleri kudüs’ü ve anadolu’yu, dolayısıyla da önemli ticaret yollarını elde edemedi,
6) kilise yönetiminin ve din adamlarının otoriteleri sarsıldı,
7) derebeylerin çoğunluğunun bu seferler esnasında hayatlarını kaybetmesi nedeniyle avrupa’da derebeylik sistemi zayıfladı ve merkezi krallıklar güç kazandı,
8) toprak soylularının bu seferlerde hayatını kaybetmesi sonucu topraklar halkın eline geçti, avrupa’da halkın maddi durumu iyileşti,
9) akdeniz limanları, ticaretin canlanması üzerine önem kazandı, bu durum venediklilerin ve cenevizlilerin önemli kazançlar elde etmesini sağladı,
10) avrupalı devletler türk-islam dünyasını daha yakından tanıma fırsatı buldu,
11) kağıt, matbaa, pusula gibi buluşlar avrupalılar tarafından öğrenildi, bu durum yeniçağ avrupası’ndaki gelişimin temelini oluşturdu.
o dönemde avrupa’da yönetim şekli olarak feodalite (derebeylik) sistemi vardı.
yine bu dönemde avrupa’da skolastik düşünce (her şeyin cevabının kutsal kitaplarda arandığı düşünce şekli) hakimdi.
din olarak ise hristiyanlık dini hakimdi ve kilise çok önemli yetkilere sahipti. enterdi (bir ülkenin veya topluluğun tamamının dinden çıkarılması), aforoz (bir kişinin dinden çıkarılması), endüljans (para karşılığında günahların affedilmesi, cennetten arsa satılması) bu yetkilerden bazılarıydı.
kilisenin yöneticisi de papa olduğu için bu dönemde avrupa’da resmen tek kişilik otorite hakimdi yani.
zaten haçlı seferleri de tüm yetkileri elinde toplamış olan papa’nın teşvikiyle müslümanların üzerine doğru gerçekleştirilen seferlerdir.
hristiyanlar 11. yüzyıl ve 13. yüzyıl arasında doğu’ya doğru (müslümanların hakim olduğu zengin ticaret yolları ve topraklar üzerine) seferler düzenlemiş, bunlara da haçlı seferleri denmiştir.
ancak bu seferlerin sadece 4 tanesinin çok önemli sonuçları vardır. bu haçlı seferlerine yukarıdaki tanımlarda yazar arkadaşlarımız tarafından değinildiği için ben bunlarla ilgili bir şey yazmayacağım, sadece neden ve sonuçları hakknda bilgi vereceğim.
haçlı seferlerinin nedenleri:
1) türklerin anadolu coğrafyasında önemli ilerlemeler kaydetmesi üzerine, zaten kavimler göçü ile ikiye ayrılmış ve güçsüzleşmiş olan bizans imparatorluğunun avrupalı güçlü devletlerden yardım istemesi,
2) 3 büyük dinin kutsal merkezi olan kudüs’ün o dönemde müslümanların elinde bulunması dolayısıyla buranın müslümanların elinden alınmak istenmesi,
3) papa’nın ve diğer din adamlarının eğemenliklerini çok daha geniş coğrafyalara yaymak ve güçlenmek istemeleri,
4) o dönemde oldukça yoksul durumda olan avrupalı devletlerin, doğu’nun zenginliklerine ulaşmak istemeleri,
5) yine avrupalı devletlerin baharat yolu ve ipek yolu gibi önemli ticaret yollarını ele geçirmek istemeleri,
6) kilise yönetiminin ve tutucu hristiyanların, halkı müslümanlara karşı kışkırtması,
7) senyörlerin macera arayışı,
8) selçuklu devleti’nin iç ve dış karışıklıklar yaşaması sonucu zayıflamasının hristiyan alemini güçlendirmesi.
haçlı seferlerinin sonuçları:
1) türklerin islam dünyasını haçlılara karşı koruması üzerine islam dünyasındaki önemleri ve otoriteleri arttı,
2) ortadoğu ve türk islam topraklarının zarara uğradı,
3) türklerin batıya doğru ilerleyişi bir süre durdu,
4) anadolu-türk siyasi birliğinin sağlanması gecikti,
5) haçlılar, müslümanların elinden almak istedikleri kudüs’ü ve anadolu’yu, dolayısıyla da önemli ticaret yollarını elde edemedi,
6) kilise yönetiminin ve din adamlarının otoriteleri sarsıldı,
7) derebeylerin çoğunluğunun bu seferler esnasında hayatlarını kaybetmesi nedeniyle avrupa’da derebeylik sistemi zayıfladı ve merkezi krallıklar güç kazandı,
8) toprak soylularının bu seferlerde hayatını kaybetmesi sonucu topraklar halkın eline geçti, avrupa’da halkın maddi durumu iyileşti,
9) akdeniz limanları, ticaretin canlanması üzerine önem kazandı, bu durum venediklilerin ve cenevizlilerin önemli kazançlar elde etmesini sağladı,
10) avrupalı devletler türk-islam dünyasını daha yakından tanıma fırsatı buldu,
11) kağıt, matbaa, pusula gibi buluşlar avrupalılar tarafından öğrenildi, bu durum yeniçağ avrupası’ndaki gelişimin temelini oluşturdu.
devamını gör...
killerqueen (yazar)
kendisine yakışır bir rütbe almış olan yazardır. mesaj alımı kapalı olmasa oradan bir tebrik gönderecektim lakin kısmet burayaymış.*
ayrıca keyifli, bazen mizahi yönünü açığa vuran yazar. keyifle takip ediyorum..
ayrıca keyifli, bazen mizahi yönünü açığa vuran yazar. keyifle takip ediyorum..
devamını gör...
misvak'ın közcü gazetesi yok mu karikatürü
mizah yapmak için gerekli malzemeler;
bir tutam kıvrak zeka
kafi miktarda gözlem ve analiz yeteneği
bir demet illiyet bağı
bir tatlı kaşığı yetenek
önemli not: egemen yanlaması otu, güce tapar gümeci bu yemeği yaparken kullanılmamalidır. bir tutamı dahi yemeği bozar. fazlası ise zehirler. ahçının yeteneğine güvenmiyorsanız sakın tüketmeyiniz.
bir tutam kıvrak zeka
kafi miktarda gözlem ve analiz yeteneği
bir demet illiyet bağı
bir tatlı kaşığı yetenek
önemli not: egemen yanlaması otu, güce tapar gümeci bu yemeği yaparken kullanılmamalidır. bir tutamı dahi yemeği bozar. fazlası ise zehirler. ahçının yeteneğine güvenmiyorsanız sakın tüketmeyiniz.
devamını gör...
geceye bir türkü sözü bırak
kara tren gecikir belki hiç gelmez.
devamını gör...
vatandaş
tahsin yücel romanıdır.
“dünyanın en döküntü ismine sahiptir şaban baş…”
insanlardan çekinerek yürür yollarda, hep sırtını dayayacağı bir duvar vardır sanki peşi sıra yürüyen… senin gibi biridir o ama, bir haksızlıkla karşılaştığında bir değişiklik olur ki onda, dışarıdan bakınca anlayamazsın belki ama içten içe patlamaya hazırlanan, ilk parti lavları dilinin yardımıyla ağzının içinde dolaştıran bir volkan bulunur bedeninde ve birden o artık bir telefon kulübesine ihtiyacı olmayan bir kahramana dönüşür.
telefon kulübesine ihtiyacı yoktur ama yine de benzer bir ortama ihtiyaç duyar, ordan çıktığı anda yapması gerkeni yapmıştır artık. umumi tuvaletler onun dönüşümünü sağladığı yerlerdir. hela duvalarına kapılarına yazılarını yazmaya başlar ve daha az kötü kokmayan köşelerine sinmiş yazı yazmakta olan köşe yazarlarından daha etkili olmaya başlar vatandaş volkan baş, ya da şaban baş.
bir isyan hareketidir vatandaş’ın yaptığı ve bunnu tüm içtenliğiyle bir meslektaşına anlatır. vatandaş hem sözü dinlenen, yazdıkları merak edilen, hela ücretlerine zam yapılmasına neden olabilecek kadar popüler bir adam olurken bir yandan da sakıncalı bir yazara dönüşür.
tahsin yücel’in 5 yaprağa sığdırmayı umduğu bu öykü, zamanla kendi kalıplarını kırarak bir romana dönüşmeyi başarmıştır. ben hala bu romanın öyküsünün tahsin yücel’e yazımının ise vatandaş’a ait olduğuna inanıyorum. şimdi bu yazıyı okuduktan sonra, çalıştığın yerin tuvaletine gidip vatandaş imzalı bir yazı arayabilirsin, bir umumi tuvalete gidip 50 kuruşa müthiş bir eleştiri yazısı okumayı umabilirsin ya da gider kitabı alırsın ve vatandaş’la tanışırsın. sonra, yani bu kitabı okuduktan sonra tuvalet kapılarındaki yazılara bakışın değişecektir…
“dünyanın en döküntü ismine sahiptir şaban baş…”
insanlardan çekinerek yürür yollarda, hep sırtını dayayacağı bir duvar vardır sanki peşi sıra yürüyen… senin gibi biridir o ama, bir haksızlıkla karşılaştığında bir değişiklik olur ki onda, dışarıdan bakınca anlayamazsın belki ama içten içe patlamaya hazırlanan, ilk parti lavları dilinin yardımıyla ağzının içinde dolaştıran bir volkan bulunur bedeninde ve birden o artık bir telefon kulübesine ihtiyacı olmayan bir kahramana dönüşür.
telefon kulübesine ihtiyacı yoktur ama yine de benzer bir ortama ihtiyaç duyar, ordan çıktığı anda yapması gerkeni yapmıştır artık. umumi tuvaletler onun dönüşümünü sağladığı yerlerdir. hela duvalarına kapılarına yazılarını yazmaya başlar ve daha az kötü kokmayan köşelerine sinmiş yazı yazmakta olan köşe yazarlarından daha etkili olmaya başlar vatandaş volkan baş, ya da şaban baş.
bir isyan hareketidir vatandaş’ın yaptığı ve bunnu tüm içtenliğiyle bir meslektaşına anlatır. vatandaş hem sözü dinlenen, yazdıkları merak edilen, hela ücretlerine zam yapılmasına neden olabilecek kadar popüler bir adam olurken bir yandan da sakıncalı bir yazara dönüşür.
tahsin yücel’in 5 yaprağa sığdırmayı umduğu bu öykü, zamanla kendi kalıplarını kırarak bir romana dönüşmeyi başarmıştır. ben hala bu romanın öyküsünün tahsin yücel’e yazımının ise vatandaş’a ait olduğuna inanıyorum. şimdi bu yazıyı okuduktan sonra, çalıştığın yerin tuvaletine gidip vatandaş imzalı bir yazı arayabilirsin, bir umumi tuvalete gidip 50 kuruşa müthiş bir eleştiri yazısı okumayı umabilirsin ya da gider kitabı alırsın ve vatandaş’la tanışırsın. sonra, yani bu kitabı okuduktan sonra tuvalet kapılarındaki yazılara bakışın değişecektir…
devamını gör...
dinin nedir namaz kılıyor musun oruç tutuyor musun soruları
aynı zamanda osmanlı devleti'nin günümüzdeki genel kanının aksine sünni müslüman heteroseksüel bir devlet yapılanması hedeflemediğine dair de ipuçları veren sözdür. osmanlı'da günümüzden çok daha hoşgörülü bir ortam vardı. ecdadına hayran olup kendisinden farklı olana tahammülü olmayan kötü kalpli insanlara duyurulur. gerçi bir şey fark eder mi, sanmam.
devamını gör...
viking satrancı
iskoçya’da yapılan kazılarda, ortaçağa ait bir manastır olduğu zannedilen bir mekanda ortaya çıkartılan bir masa üstü oyunu. oyunun norveçlilere ait hnefatafl oyunu olduğu düşünülüyor.
hnefatafl; strateji becerilerini, savaş stratejilerini geliştirmek üzere krallar için tasarlanmış bir oyun. acelecilikleriyle ünlü vikingler'de bile hiçbir savaşa ön hazırlıksız girişilmezdi, krallar taktik becerilerini bu tip oyunlarla geliştirirler, hazırlık yaparlardı.
oyunun mantığı şu: “kralını dört köşeden birine ilk götüren oyuncu oyunu kazanır”
oyun parçaları genellikle balina kemiği, cam ve kehribar gibi pahalı ve kaliteli malzemelerden yapılsa da sadece toplumun üst kesiminin oynadığı bir oyun değil hnefatafl, tüm katmanların oynadığı bir oyun.
hnefatafl’da bir oyuncunun merkeze yerleştirilmiş bir kralı ve onu savunan savaşçıları, diğer oyuncunun ise, tahtanın kenarlarına yerleştirilmiş piyonları vardı. kralın amacı tahtanın çevresine veya köşelerine kaçmaktır. 13 x 13 veya 11 x 11'lik bir tahtada oynanmış olabileceği düşünülen oyunun o zaman nasıl oynandığı tam olarak bilinmiyor.
eski iskandinavcada hnef , "yumruk" ve tafl , "masa" demektir.
oyun bugün de oynanıyor

kaynak
hnefatafl; strateji becerilerini, savaş stratejilerini geliştirmek üzere krallar için tasarlanmış bir oyun. acelecilikleriyle ünlü vikingler'de bile hiçbir savaşa ön hazırlıksız girişilmezdi, krallar taktik becerilerini bu tip oyunlarla geliştirirler, hazırlık yaparlardı.
oyunun mantığı şu: “kralını dört köşeden birine ilk götüren oyuncu oyunu kazanır”
oyun parçaları genellikle balina kemiği, cam ve kehribar gibi pahalı ve kaliteli malzemelerden yapılsa da sadece toplumun üst kesiminin oynadığı bir oyun değil hnefatafl, tüm katmanların oynadığı bir oyun.
hnefatafl’da bir oyuncunun merkeze yerleştirilmiş bir kralı ve onu savunan savaşçıları, diğer oyuncunun ise, tahtanın kenarlarına yerleştirilmiş piyonları vardı. kralın amacı tahtanın çevresine veya köşelerine kaçmaktır. 13 x 13 veya 11 x 11'lik bir tahtada oynanmış olabileceği düşünülen oyunun o zaman nasıl oynandığı tam olarak bilinmiyor.
eski iskandinavcada hnef , "yumruk" ve tafl , "masa" demektir.
oyun bugün de oynanıyor

kaynak
devamını gör...
tercüman
relax ukdesi.
sözlü olarak veya işaret dili ile dil çevirisi yapan meslek grubuna 'tercüman' denir.
mütercim tercümanlık ise yazılı metinlerin çevirisini yapan meslek grubudur.
sözlü olarak veya işaret dili ile dil çevirisi yapan meslek grubuna 'tercüman' denir.
mütercim tercümanlık ise yazılı metinlerin çevirisini yapan meslek grubudur.
devamını gör...
ümitcan uygun'un tahliye edilmesi
aleyna çakır cinayetiyle ilgili olmaksızın, yalnızca sosyal medya hesabı üzerinden uyuşturucu kullanımına dair paylaşım yaptığı için altı aydır tutukluluğu süren herifin, bu suçla ilgili tutukluluğunun sona erdiği ifadesini içeren haber. "adalet" dediğimiz mecra, kendisini aleyna çakır cinayeti'nin baş şüphelisi olarak tutuklamaya yeterli delil görmemişti yanlış hatırlamıyorsam. kendisinden rutin adli testler dahi istenmedi.
adalet sadece bir mecra evet.
adalet sadece bir mecra evet.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ölüm tercihleri
fikirlerimden dolayı toplum tarafından linç edilerek öldürülmeyi çok havalı bulurdum bir zamanlar ama şimdi vito corleone gibi yeterince ihtiyarladıktan sonra portakal bahçesinde torunumla oynarken küçük bir heart attackla tahtalıköye yol alabilirim gibi.
devamını gör...
cinsellik benim için ikinci plandadır diyen erkek
toplumda cinsellik konusunda tabuların derin ve sistematik bir o kadar da karmaşık olması sebebiyle saçmalamak zorunda kalan bireyin kurduğu cümledir. birinci sırada ne olabilir? kime göre bu sıralama normal kabul ediliyor? çirkinse sapık, yakışıklıysa çapkın mı diyeceğiz? zenginin gayri-meşru çocuğu aşk meyvesiyken fakirin macerası sonucu doğana piç mi denmeli? bak işte felsefe karın mı doyurur diyorlar? buradaki problemin kilidi felsefi sorgulama. (konu nereye geldi sinirlenince...affola)
devamını gör...
normal sözlük'te çaylaklık
sözlük son günlerdeki artış sebebiyle abazanuslarla beraber trollerin ilgi odağı haline geldi yeni gelenler arasında cidden kaliteli yazarlar var ama büyük bir çoğunluğu ekşiden şikayetçi olup şikayetçi olduğu durumların aynısını sözlüğe taşıyor. sözlüğün değerlenmesi durumunu göz önünde bulunduranlar ne olur ne olmaz diyerek birinci nesil yazar hesabı açarak hesabı pasif bir şekilde bırakıp döviz gibi değerlenmesini bekliyor. şimdilik çaylaklık sistemi gelmese bile en azından bir tarih duyurmadan sözlüğe üye olanların ikinci nesil olarak başlaması ve moderatörlerinde troll avına çıkması gerekir.
devamını gör...
ahmet hamdi tanpınar
ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında
devamını gör...
