iddia ediyorum bize 12 yıl okulda bu sistemle o kadar saat ingilizce ders vereceklerine her ders o yaşa özel bir çizgi diziyi ingilizce alt yazılı ve orijinal dilde izletseler bugün herkes temel seviyede ingilizce biliyor olurdu.
devamını gör...

ilk zamanlar yanından geçerken küçük oğlum ağlıyordu korkudan. sonra zamanla alıstık. yesildere'de ki atatürk heykeline dünyanın lafını edenler bunun için hiç bir şey söylemedi ya en çok buna üzülüyorum. neticede ikisi de heykel ve ikisine de gerek yok. bu kadar geniş bir alanın bu kadar boş bir yığınla heba edilmesi güzel izmir'in tercihi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yurtdışında yaşayan arkadaşlar da iyi bilir.
hiç bir ülkede, gün boyunca aralıksız bir şekilde " son dakika " haberleri geçmiyor.
bizde ise her saniye " son dakika " haberleri.
maşallah haber kanallarının alt tarafı hep kırmızı.
bu da haliyle vatandaşın canını sıkıyor.
devamını gör...

olur olmaz her şeye karışmak. etki ve yetkisi bulunmadığı halde konuşmak, eyleme geçmek.

ayrıca (bkz: salça olmak)
devamını gör...

ıslak mendille önce yüzümü sonra elimi son olarakta ayakkabılarımı silmek.
yemek tabağını ekmekle sıyırmak.
salatanın suyuna ekmek banmak.
devamını gör...

öyle bir şey yok. her şey pahalı çünkü.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

zaman çarkı evreninde tek güç’ü ya da diğer adıyla gerçek kaynak’ı yönlendirme yetisine sahip büyücüler.

bilindiği üzere tek güç’ün bir dişil yarısı (bkz: saidin) bir de eril yarısı (bkz: saidar) bulunmaktadır ve saidar shai’tan tarafından kirletildikten sonra saidar’a uzanan her erkek aes sedai zamanla engellenemez biçimde çıldırmış ve ölmüştür.
erkek aes sedailerin sonuncusu da ölünceye kadar sürecek olan dünyanın kırılışı gerçekleşmiştir.
öyle ki bu erkek aes sedailer dünyanın coğrafyasını değiştirmiş , dağlar batırıp çıkartmış , denizleri kurutup yaratmışlardır. dünyanın kırılışı 100 sene sürmüştür.

daha sonraki yıllarda erkek aes sedailer var oldularsa da kadın aes sedailer tarafından yakalanıp ehlileştirilmiş ve gerçek kaynakla olan bağlarını kaybetmişlerdir. ehlileştirilen aes sedai gerçek kaynağı hissetmeye devam eder ama ona dokunamaz. ehlileştirilen aes sedailer genellikle mutsuzluktan ölürler.
erkek aes sedailerin ehlileştirilmesi ve ölmeleri sonucu artık çok seyrek görülmeye başlamışlardır.
karaethon döngüsü kehanetine göre yeniden doğacak olan ejder yönlendirebilen bir erkek olacak ve tarmon gai’don’da gölge ile savaşacaktır.

aes sedailerin şehirleri tarvalon’dur ve merkezleri ise tarvalon’daki beyaz kule’dir.
beyaz kule’de aes sedailer ajahlara ayrılmıştır ve her ajahı temsil eden bir renk kullanılmaktadır. bütün ajahların üstündeki rütbe ise amyrlin makamıdır. amyrlin’ler hayat boyu hizmet vermek üzere aes sedai ajahlarından seçilirler.

kırmızı( kızıl ) ajah : amaçları tek güçü amaç dışı kullananları avlamaktır. tam bir erkek düşmanı olan bu ajah üyelerinin muhafızları da bulunmamaktadır.

gri ajah : bu arkadaşlar tam bir diplomattır , barışı , düzeni korurlar.

yeşil ajah : bu arkadaşlar ise kızılların aksine erkekleri pek severler. birden çok muhafız aldıkları ve bazılarının muhafızlarıyla evlendikleri bile görülmüştür.savaş temel uzmanlık alanlarıdır , her an son savaşı beklerler.

kahverengi ajah : celal şengör’ün dahil olduğunu düşündüğüm ajahtır zira bu arkadaşlar bilgiye , bilmeye , bilgi edinme yolları bulmaya aşıktırlar. yazılı , yazısız her türlü kaynağı incelemek yegane görevleridir.

sarı ajah : bu arkadaşlar lokman hekimdir.şifa konusunda yetenekli üyelerden oluşurlar ve kırılma esnasında kaybolan şifa bilgilerini bulmayı hedeflerler.

mavi ajah : iki gözümün çiçeği moiraine sedai’nin de dahil oldu keskin zekalılara ve gelişkin haberleşme ağına sahip ajahtır.doğruluk ve adalet temel şiarlarıdır.

beyaz ajah : bu arkadaşlar filozoftur, düşün düşün düşün düşün… başka işleri yoktur.

kara ajah : bu ajah resmen yoktur ve aes sedailer arasında varlığı iddia bile edilmez. fakat vardırlar karanlıklar efendisine hizmet ederler. (bkz: karanlıkdostu)

kaynak : zaman çarkı serisi
devamını gör...

geçmiş tozdur, üfle gitsin.
devamını gör...

henri bergson tarafında ortaya atılmış, karl popper tarafından geliştirilmiş teori. açık toplum devletin bireylerin düşüncelerine baskı yapmadığı ve tek doğru belirlemediği bir toplum anlayışıdır. bu teori karl popper'in ortaya konan bilginin zaman içinde yenilendiği ve bunun değişmesi gerektiği fikri ile örtüşür. çünkü eğer bugünkü doğrularımız zaman içinde değişirse hali ile topluma bir doğruyu dayatamayız, saçma olur. açık toplumlara avrupa ve amerika toplumlarını örnek gösterebiliriz.
devamını gör...

(bkz: üşeniyorum o halde yarın) sözünü sıklıkla söylemeleridir.
devamını gör...

durup durup saati soran, şiyirleri** ile beni düşünce denizlerinde gezintiye çıkaran, cevap verince de susmuyor diyen yazardır. söyle, ölmedim ama hafif sürünüyorum ne etti sana?!!*
edit: yeni şiyiri gözlerimi yaşarttı, ağlıyorum şu an duygusallıktan.*
devamını gör...

saat 15'te iyi akşamlar, 19'da iyi günler demek.
tost yapacakken malzemeleri çıkardığımı unutup dolabı tekrar açıp "allah allah nerde bunlar ya" diye malzemeleri aramak.
devamını gör...

geceye gizem ve güzellik katan, ayın en çekici hali.

ne zaman dolunay olsa,
kaldırıp başımı baksam ona,
kimler bakıyor diye düşlerim,
içlerinde acaba var mıdır ruh eşim?
devamını gör...

bu ara yeni moda. birine iki yudum bişicik desek hoopp hemen mesaj ‘durumu iyi değil üstüne gitme’

sanki üstüne 4 çeker sürüyoruz. bu kadar hassas yapıda olan varsa böyle anonim yerlerde bilinki kuşları sapanla vuruyolla.

hayat acımasız. orman kanunu hüküm sürüyor 2021 yılında hala.

yüreği bu kadar kırık dökük olan varsa.. gitsin ameliyat olsun hocam.
devamını gör...

mutfak camında çay içiyorum. ay lav chaiiiiii.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


“hayır, kanımda böylesine hararetle mayalanan şey utanç değildi, öfke değildi, kendimden tiksinme değildi; içimde tutuşan, taşkınlığın parlak, harlı alevleriyle kıvılcımlanan şey sevinçti, esrik bir sevinç; çünkü yıllar, yıllar sonra ilk kez o dakikalarda yeniden gerçek anlamda yaşadığımı, duygularımın felçleşmiş, ama henüz ölmemiş olduklarını, tutkunun o sıcak kaynağının her şeye rağmen kayıtsızlığımın pas tutmuş yüzeyinin altında bir yerlerde gizlice akmayı sürdürmüş olduğunu hissettim ve şimdi rastlantının sihirli değneği dokununca yüreğime kadar ulaşmıştı.”


herkesin; duygusal bir boşluğa düştüğü, hayatının gün geçtikçe anlamsızlaştığını fark ettiği ve artık ne olursa olsun bu durumdan çıkamayacakmış gibi hissettiği zamanları olmuştur. umut tükenir, kalp ve ruh sonsuz bir karanlığa gömülür. yalnızlık ve çaresizlik, adeta bir sarmaşığın duvarı kapladığı gibi yüreğinizi sarar; çabaladıkça bir bataklıktaymışçasına daha da dibe battığınızı hissedersiniz. kısaca yaşıyormuş gibi hissetmezsiniz. işte kitabımızın ana karakteri baron friedrich michael von r. da kendini böyle bir boşlukta buluyor ama dışarıdan bakıldığında mutsuz olmaması için hiçbir nedeni yok gibi: viyana’nın üst sınıflarından, ömrünü zenginlik ve bolluk içinde geçiriyor ve istediği hemen hemen her şeye sahip olabiliyor. karakterimizin hayatının bu akışı sıradan bir günde birbirinden farklı olaylarla değişiyor.

kitabı okurken aklıma maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi geldi. maslow’un oluşturduğu bu hiyerarşiye göre alt düzeydeki ihtiyaçlar karşılanmadan üst düzeydeki ihtiyacın karşılanması anlamsızdır ve her yeni ihtiyacın giderilmesi yeni bir ihtiyacı da beraberinde getirir ama yeni bir ihtiyacın ortaya çıkması için öncekinin tamamen giderilmiş olmasına gerek yoktur. bu ihtiyaçlar hiyerarşisinde en üst düzeydeki ihtiyaçlar, kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarıdır ve kitaptaki karakterimiz de kendini bir şekilde tatmin etme, gerçekleştirme çabası içindeydi ve buna adım adım ulaşıyordu. üstelik bu kitap maslow’un kuramından -1943- çok önce, 1922’de yazıldı ve bence bu bile stefan zweig’a, onun kitaplarındaki derin psikolojik analizlere hayran olmak için yeterli bir sebep.
her bir satırını, her bir sayfasını yüreğimde hissettiğim bir kitabı okumayalı uzun bir süre olmuştu ve sizlere de tavsiye ederim.
devamını gör...

ercan saatçi'nin elinden çıkmış olmasına şaşırdığım efsane bir şarkıdır.



ne seveni ne de gideni
hepsinden vazgeçtim
aşklarım dillere düştü sayenizde
e buymuş aşk bestesi dedikleri
ne dünyayı yakarım ne de kırarım kadehleri
sevgiye inanmaz oldum sayenizde
tükenmiş delikanlı aşk dedikleri
ne gülerim ne de kızarım ne de arkasından ağlarım
yüreğim aşklara küstü sayenizde
e bıktım artık fahişe gönüllerden
ne okyanuslar kadar derin ne de gökyüzü kadar sakin
fikirler altüst oldu sayenizde
korktum artık çarkların dönüşünden

offf allahım offf
nedendir hep zorda sana gelişim
offf allahım offf
ofları tekerledim sayenizde

sevgiyi tükettim sayenizde
kendimi kaybettim sayenizde
nayraninininam sayenizde
devamını gör...

kendi kendine ingilizce konuşurken lafın lafı açması
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim