durum öykücüsü olan anton çehov altıncı koğuşta küçük bir kasabanın hastanesinde bir doktorun ve deli diye kapatılan genç hastanın felsefik konuşmalarındaki müthiş tespitler ve toplumun bizden olmayanı dışlamasını çok iyi işlemektedir.
hasta gramov ile doktor andrey arasında geçen rus klasiklerinden olan çehov'un yazdığı bu eseri, bir duvar ustası gibi tek tek örmüş resmen.
andrey’in “benim hastalığım, yirmi yıl içinde bütün kasabada tek bir akıllı adam bulabilmemdir. ama o da bir deli!” sözü bu hikayenin tek başına özeti aslında. hacmi küçük ama ağırlığı büyük olan kitaplardandır altıncı koğuş. diyalogların bir çoğunun altı çizilmesi gereken bu kitap iyi okuyucuların kitaplığında yer almalıdır mutlaka.
bir kaç altı çizilmiş satır: "namussuz insanların karnı tok ve sırtı pektir; namuslu insanlarsa bir lokma ekmeğe muhtaçtır."
"... eğer ölüm herkesin normal ve meşru sonu ise ne diye insanların ölmesini engelliyoruz?"
no: okumayanlar için; bu kitabı okurken yanınızda bir not defteri bulundurun. yukarıdaki alıntı satırlardan çok satırla karşılaşacaksınız. kitabı benim gibi çizmek istemeyenler not defterine yazsın.
devamını gör...

olur bazen.

olmamıştır, 2 tarafın beklentileri, hayata bakış açıları farklıdır, onun hayatında şu an sizden çok daha fazla önem taşıyan insanlara yakın olup zaman geçirmesi gerekiyordur. iki tarafın da iyiliğini ister, iki tarafa da mutluluklar dilersiniz olur biter.

ha sevgi biter mi?
yoo, bitmiyor, bitmez.

ama şu an için en mantıklısı budur ve bazen duygusallık arka plana atılıp mantığa "hadi sıra sende oğlum" deme vaktidir.
devamını gör...

bu hükümetle aramızda çok toksik bir ilişki var.
her geçen gün romantikleşiyorlar.
en son gözlerimizdeki parıltıdan falan bahsediyorlardı.
durup durup "bu millet donsuz çünkü akp'ye si...yi seviyor." demesinler? ürperdim.
devamını gör...

önce yüklü miktarda bir pasaport harcı ödemesi gereken gençlerdir.
devamını gör...

fransız yazar andré gide tarafından yazılmış ve dilimize kalpazanlar olarak çevrilmiş eser. çoğu okurun aksine ben yazarın zaman zaman romanın içine hiç düşünmeden dalmasını oldukça seviyorum çünkü sanıyorum ben sanatçıyı eserinden ayrı bir noktaya koymakta pek başarılı değilim bundan ötürü bana oldukça gerçek hissettiriyor bu gibi durumlar.

gide, roman içinde roman yazması bir yana aslında bilinen bütün teknikleri de hiçe sayıyor yazarken. okurken, karakterlerin sayfalarca anlatılan iç dünyasında kayboluyorsunuz. mekan ve karakterlerin görünüşlerini neredeyse çok az aktarmasından dolayı eleştirilen bir eser ama buna başka bir açıdan yaklaşma taraftarıyım; karakterler kendi iç dünyalarına öyle gömülüyorlar ve iç hesaplaşmalarıyla o kadar boğuşmak durumunda kalıyorlar ki zaman ve mekan onlar için silikleşiyor ve neredeyse dikkat edilmeyecek bir hâle geliyor. gide bunu bu amaçla ve isteyerek mi yaptı bilmiyorum ama bence yetersiz mekan betimlemeleri bir noktada karakterlerin bulanık ve belirsiz bakışını okuyucuya hissettirmek için oldukça hoş bir yol olmuş. baba figürü, özgürlük ve seçimlerimiz üzerine güzel noktalara değiniyor.

--- alıntı ---

“si on pouvait recouvrer l'intransigeance de la jeunesse, ce dont on s'indignerait le plus c'est de ce qu'on est devenu.”

"hiçbir zaman sandığım gibi değilim. kendim sandığım varlık bile durmadan değişiyor, öyle ki, çoğu zaman, ben birleştirmesem, sabahki varlığım akşamki varlığımı tanımayacak."

“düşünceleri ne kadar yoldan saparsa o kadar fazla sarılırlar ahlaka; o kadar ki, kimi özgür düşüncelileri sofulukta herkesi gölgede bırakır...”

--- alıntı ---
devamını gör...



"yorma, beni har vurup harman savurup, durma
beni olmadığım bir adam yerine koyma, yapma

derdim büyük dermanın yok hiç, sorma
farkına vardığında çok geç olacak
geri dönülmez bir yoldayız
bi' düşünsen aslında karar vermeden
düşmanın değil yanındayım."
devamını gör...


güzel anılar biriktirdim senden,
dudağıma solgun gülücükler getiren.
özenle sakladım belleğimde,
bir yığın oldu daha şimdiden.
nasıl olsa bir sonu olacaktı bu aşkın
bir gün apansız gerçekleşiveren.

bir terazinin durgun pirinç kefesine
pat diye inince kara kiloluk,
nasıl kalkar havaya birdenbire
boş kalan zavallı kefe.
nasıl titreşir terazi uzun süre,
denge sağlanıncaya kadar başka şeylerle.

anılarla bozdum o dengeyi ben önce,
ikimiz için de yaptım bunu.
yaşadığımız günlerden biriktirdim sessizce,
bir kefede sana hiç sezdiremeden.
koyabilirsin kara kiloyu artık,
bak terazi nasıl kolay gelecek dengeye.

mutluydum ben yine de kendimce.
senin girdilerin, çıktılarım benim
doğrusu uygundu birbirine,
yan yana gelince bir resmi tamamlayan.
vazgeçilmezdi ellerin sonra,
yangınımdan yorgan döşek kaçıran.

ama inan sonludur aşk da,
kovalar sonunu kendi kendinin.
bana bir uçurum gerek şimdilerde,
yeterince dik ve derin.
bir çavlan istiyorum çünkü,
kırmak için kristalini hayatın ve şiirin.


muhteşem dizelerin sahibidir.
devamını gör...

yanar döner hareketi için seçtiğim,pelerini, şapkası,dizlikleri karizmasını arttıran efsane street fighter 2 karakteri.
devamını gör...

çirkinleşmek
bir olayı anlatırken savunurken haddinizi aştığınız oldu mu? kesin farketmediniz bir anda köpürdüğünüz. üstelik size göre çok haklısınız, bu uğurda ne yaparsanız yapın en haklı sizsiniz. o an karşıdan hamle geldi yaşasın daha da çok hırçınlaşabilirsiniz.

çünkü her zaman en haklı biziz..

ağzınızda ne varsa çıkardığınız ortaya. bir ayna olsa karşınızda bu ben miyim deyip çeki düzen verecek frenleyeceksiniz kendinizi. çünkü herkes aynaya baktığında güzel görünmek ister.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kim bu ayna'nın karşındaki bağıran, çağıran ağzında küfürler savuran. üslubu yok, çamura yatmış bir yandan sana fırlatmış. karşındaki değil be savaştığın, içindekine sahip çıkamıyorsun. tüm kötücülleri dışarı çıkarıp ona buna bulaştırmak derdin. mikrop saçıyor senin içindeki dalgacı, herkes'ten nefret eden, ego'sunu dizginleyemeyen küçük canavar. önce seni yuttu şimdi av'ı peşinde.

neden nefret'i tercih ettin?

sevgi'yi istediğin zamanlardaki masum haline yapılan ihanetler çok canını yaktı. beni yaktı sen de, siz de yanın derdiyse mesele, açmadan ağzını bir düşünmelisin, indirmeye çalıştığın belki bir masum canıdır.

çirkinlikte sevgi gibi bulaşıcı. bağırana önce ağlayarak tepki verirsin, ürperirsin. sonra gaddarlaşır sende bağırmaya başlarsın. güzelliklere olan inancını kaybettiğinde tüm teslimiyetin çirkinliklere olacak. iyi düşün... güzel düşün.. bekle .. sen iyiysen senin dünyanda bir şeyler değişmek zorunda. olacak, olacak...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2003 yılına gider malum olayı engellerdim.
devamını gör...

#1031912
1. inanırlar mı korkusundan çok, bana daha çok zarar verir mi korkusu yaşıyorum. ama korkarak yaşanmaz, sesimizi çıkarmak zorundayız.

2. kendi mesleğimi bırakın başka mesleklerden erkekler bile karışıyor. “sen bulamamışsındır dur bir de ben bakayım.” diyen var. uzmanlık alanım oldukça spesifik olmasına rağmen bunu demeye hak hala bulunuyor.

işin özünün kendinden eminlik olduğunu düşünmekteyim. kendinizden eminseniz kimse ağzını açamaz size karşı. ha, hala geldi çen çen konuşuyor diyelim, “sizin başka işiniz yok mu, kendi işinize bakın.” derim.
devamını gör...

rafet el roman-leyla.
devamını gör...

henüz yazar değil okuyucu ve beğenici olanlardır zannımca.kendilerini yazmak için hazırlıyor olabilirler.
devamını gör...

esenler'den sonra favorim. toplumdan, köklerimden uzaklaştığımı hissettiğimde ikisinden birinden bilet alır. 4 saat erkenden otogara gider ve uzaklara bakarak hayatın anlamını sorgularım.
devamını gör...

ben müracaat edemem, siz benim yerime başvurabilir misiniz?

t: başkası adına yaparım ama kendim için yapamam,gider ağlarım.*
devamını gör...

sedat pekerin 8. videosunda bahsettiği tır meselesinden sonra aklanmış gazeteci.
devamını gör...

nasıl bir his biliyor musun?
oda geniş ama sığamıyorsun,
bak kapı orada ama çıkamıyorsun,
pencere açık ama nefes alamıyorsun,
birşeyler düğüm düğüm dizilmiş boğazına,
ama ne yutabiliyorsun ne atabiliyorsun…
sorarsan eğer ‘hayat nasıl’ diye,
‘tatsız tuzsuz ekmek gibi’ dersem, anlar mısın?


bu dizelerin, cemal süreya'ya ait olduğu söylenilir.lakin bazı kaynaklar bunun doğru olmadığını sahibi'nin henüz tespit edilemediğini belirtir. *

kim yazmışsa helal olsun. diyeceklerim bu kadar.
devamını gör...

insanlar doymak nedir bilmiyor. sevgiye, saygıya, iyiliğe çabucak doyan insan, kötülüğe, zorbalığa doyamıyor. iyiliğe aç olansa bir kırıntı için bin cefa çekiyor. yoruldum, yıldım bi bitmediniz demekten usandım.
devamını gör...

evrene çok geniş ölçekte baktığımızda ortaya çıkan, örümcek ağı benzeri yapı. çok sayıda galaksinin bulunduğu süper kümeler ile bunların arasındaki void adlı boşluklardan oluşur.


bu şekilde bir görüntüye sahiptir:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim