boşanmış bir erkekle evlenmek
boşanmış bir erkek veya kadınla evlenmenin hiç evlenmemiş veya uzun süre sevgili hayatı yaşamışıyla evlenilmesi arasında hiçbir farkı yoktur nazarımda. insanlar anlaşamayabilir, verilen sözler geçerliliğini yitirebilir, pekala aşk da bitebilir. bu durumda yollar ayrılır ve yeni hayatlar kurulur. artık eskisi kadar da önem arz ettiğini düşünmüyorum. hem boşanmış bir erkek veya kadınla evlenmek için hala ailesinden icazat alma gereği duyan bir insanla siz evlenmeyin zaten.
devamını gör...
adolf hitler
adolf'u anlamak için kavgam kitabını iyi okumak ve 1939 kadar olan sürecini araştırıp anlamak lazım.
nasıl ki cumhuriyet tarihine baktığımız'da atatürk'ün vefatından sonra, türkiye siyasi, ekonomi iç sorunlar ile dış ilişkilerde asla iyileşme olmuyor ve devamında bugüne değin süregelen. siyasilerin kendi şahsi çıkarları için hayırsız evladın hoyratça baba mirası sömürmesi gibi devlet, millet, ülke ve değerlerini geçmişin bedelini bilemeden sömür-düler/yorlar.
aslında çok iyi bir ideolojiye sahip, düşünce ile eylem arasındaki dengesizlik ve tutarsızlık sonucu kendini halkını ve dunyayı felakete sürüklemesine sebep olan hırs ve gurur tutkunu.
kendimce mükemmel zeka, yönetim ve gözlemleme sahibi.
(zayıfa acımak doğaya aykırıdır. "adolf hitler")
nasıl ki cumhuriyet tarihine baktığımız'da atatürk'ün vefatından sonra, türkiye siyasi, ekonomi iç sorunlar ile dış ilişkilerde asla iyileşme olmuyor ve devamında bugüne değin süregelen. siyasilerin kendi şahsi çıkarları için hayırsız evladın hoyratça baba mirası sömürmesi gibi devlet, millet, ülke ve değerlerini geçmişin bedelini bilemeden sömür-düler/yorlar.
aslında çok iyi bir ideolojiye sahip, düşünce ile eylem arasındaki dengesizlik ve tutarsızlık sonucu kendini halkını ve dunyayı felakete sürüklemesine sebep olan hırs ve gurur tutkunu.
kendimce mükemmel zeka, yönetim ve gözlemleme sahibi.
(zayıfa acımak doğaya aykırıdır. "adolf hitler")
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
sözlüğe katıldığım zamanlardan beri aklımda olan, bazı yazarlardan da benzer minvalde şeyler duyduğum bir mesele var.
bunu öneri haline getirmek istiyorum. ve bu konu bence çok önemli.
beğendim ve favorilere ekle butonlarının yanına bir de okudum butonu gelsin.
gelsin ki ne kadar okunduğumuz belli olsun.
tanımı sonuna kadar okuyan yazar bassın o butona. ya da basmasın fark etmez.
yalnız bu buton gelirse, sahte bir okunma reytingini de beraberinde getirir.
okudum butonunun karma puana etki etmemesi ise bunun çözümü olabilir.
ne kadar okunduğumuz beğenilmekten de favorilenmekten de önemli.
bunu öneri haline getirmek istiyorum. ve bu konu bence çok önemli.
beğendim ve favorilere ekle butonlarının yanına bir de okudum butonu gelsin.
gelsin ki ne kadar okunduğumuz belli olsun.
tanımı sonuna kadar okuyan yazar bassın o butona. ya da basmasın fark etmez.
yalnız bu buton gelirse, sahte bir okunma reytingini de beraberinde getirir.
okudum butonunun karma puana etki etmemesi ise bunun çözümü olabilir.
ne kadar okunduğumuz beğenilmekten de favorilenmekten de önemli.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
hasretinden prangalar eskittim
seni, anlatabilmek seni.
iyi çocuklara, kahramanlara.
seni anlatabilmek seni,
namussuza, halden bilmeze,
kahpe yalana.
ard- arda kaç zemheri,
kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
bir ben uyumadım,
kaç leylim bahar,
hasretinden prangalar eskittim.
saçlarına kan gülleri takayım,
bir o yana
bir bu yana...
seni bağırabilsem seni,
dipsiz kuyulara,
akan yıldıza,
bir kibrit çöpüne varana,
okyanusun en ıssız dalgasına
düşmüş bir kibrit çöpüne.
yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansız inen akşamlardan,
bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
seni anlatabilsem seni...
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini...
(bkz: ahmed arif)
iyi çocuklara, kahramanlara.
seni anlatabilmek seni,
namussuza, halden bilmeze,
kahpe yalana.
ard- arda kaç zemheri,
kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
bir ben uyumadım,
kaç leylim bahar,
hasretinden prangalar eskittim.
saçlarına kan gülleri takayım,
bir o yana
bir bu yana...
seni bağırabilsem seni,
dipsiz kuyulara,
akan yıldıza,
bir kibrit çöpüne varana,
okyanusun en ıssız dalgasına
düşmüş bir kibrit çöpüne.
yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansız inen akşamlardan,
bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
seni anlatabilsem seni...
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini...
(bkz: ahmed arif)
devamını gör...
norveç deyince akla gelenler
ellerine krem süren balıkçılar.
devamını gör...
evli bir kadının kocasından başka bir erkeğe arkadaşım demesi
ne absürt başlık.
devamını gör...
acı çekmek
bazen bağımlısı olduğumu düşündüğüm, bazen gölge gibi beni izlediğine ikna olduğum, bazen başka bir evrende işlediğim bir suçun laneti olduğuna inandığım duygudur.
mavi neymiş? acı çekmek huydur bende. gider bulurum bana acı verecek ne varsa. ben bulmazsam o bulur zaten beni. dağ dağa kavuşmaz, ben acıya kavuşurum. çok mutlu olduğum her an duyduğum o tedirginlik bu kaçınılmaz vuslat yüzündendir.
ama öyle az buz acı çekmem ben. nuh’a haber eyleyin de gelsin de tufan görsün kadar acı çekerim. çok rekabetçiyimdir de doğuştan. herkesten çok acı çekerim. kimseye bırakmam birinciliği.
herkesin baş etme yöntemi vardır acıyla. ama ben acı çekerken sigara bile içmem acım hafiflemesin diye. ben seppuku’ya meydan okur gibi acı çekerim. migren ağrısı gibi düşün bunu, ağrı geçmesin diye uyumam, bütün ışıkları açarım, müziğe ses veririm. acıdan korkan onun gibi olsun.
ağlamam ben acı çekerken. gözyaşı acıya merhemmiş. ben yara tam kabuk bağlamadan o yarayı tırnaklayan çocuğum, etini kanayana kadar kaşıyan o çocuk benim. limon kolonyası ile gözlerini yıkayan çocuk benim.
ama acı çekersem, derdim hep kendi kendime, güzel bir nedeni olmalı. ama hep yarım kalır benim isteklerim. yani gerçek olur gibi yapar ama vaz geçer sonra. benim isteklerim neden yön değiştirdiğini hiç anlamadığın hamamböceği gibidir. böcek deyince kafka geldi aklıma ama şu an kafka’yı düşünemem, 21 yıldır düşmedi zaten yakamdan.
evet zihnim biraz bulanık. ne diyordum en son? sen hatırlarsın söylediklerimi. hatırladın. acı çekmek için güzel bir neden. bu nokta önemli. buna nokta demek saçma. kendi cümleni saçma bulmak aptalca. saçma bulduğun cümleyi sil gitsin. hayat da böyle mi olsa? ve ben artık şu güzel nedeni anlatıp bu tanımı bitirsem mi?
güzel bir nedenim var acı çekmek için. ferdi kusura bakmasın, bu gece ona ihtiyacım yok. kendim hallederim bu konuyu. kafka’ya zaten iki paragraf üstte yol verdim. kaldım kendimle baş başa. bu acı böyle güzel aferin tanrı’ya.
mavi neymiş? acı çekmek huydur bende. gider bulurum bana acı verecek ne varsa. ben bulmazsam o bulur zaten beni. dağ dağa kavuşmaz, ben acıya kavuşurum. çok mutlu olduğum her an duyduğum o tedirginlik bu kaçınılmaz vuslat yüzündendir.
ama öyle az buz acı çekmem ben. nuh’a haber eyleyin de gelsin de tufan görsün kadar acı çekerim. çok rekabetçiyimdir de doğuştan. herkesten çok acı çekerim. kimseye bırakmam birinciliği.
herkesin baş etme yöntemi vardır acıyla. ama ben acı çekerken sigara bile içmem acım hafiflemesin diye. ben seppuku’ya meydan okur gibi acı çekerim. migren ağrısı gibi düşün bunu, ağrı geçmesin diye uyumam, bütün ışıkları açarım, müziğe ses veririm. acıdan korkan onun gibi olsun.
ağlamam ben acı çekerken. gözyaşı acıya merhemmiş. ben yara tam kabuk bağlamadan o yarayı tırnaklayan çocuğum, etini kanayana kadar kaşıyan o çocuk benim. limon kolonyası ile gözlerini yıkayan çocuk benim.
ama acı çekersem, derdim hep kendi kendime, güzel bir nedeni olmalı. ama hep yarım kalır benim isteklerim. yani gerçek olur gibi yapar ama vaz geçer sonra. benim isteklerim neden yön değiştirdiğini hiç anlamadığın hamamböceği gibidir. böcek deyince kafka geldi aklıma ama şu an kafka’yı düşünemem, 21 yıldır düşmedi zaten yakamdan.
evet zihnim biraz bulanık. ne diyordum en son? sen hatırlarsın söylediklerimi. hatırladın. acı çekmek için güzel bir neden. bu nokta önemli. buna nokta demek saçma. kendi cümleni saçma bulmak aptalca. saçma bulduğun cümleyi sil gitsin. hayat da böyle mi olsa? ve ben artık şu güzel nedeni anlatıp bu tanımı bitirsem mi?
güzel bir nedenim var acı çekmek için. ferdi kusura bakmasın, bu gece ona ihtiyacım yok. kendim hallederim bu konuyu. kafka’ya zaten iki paragraf üstte yol verdim. kaldım kendimle baş başa. bu acı böyle güzel aferin tanrı’ya.
devamını gör...
sütyen
cup cup beden beden dantelli dantelsiz destekli desteksiz renk renk üretilen kadın iç giysisi.
devamını gör...
rita
rita; sıra dışı, dediğim dedik çaldığım düdük, kendi tavrı ve tarzı olan, bakış açısı ve yaklaşımıyla ezber bozan bir öğretmen ve bu dizi onun hayatını konu almış durumda. mille dinesen, bu rolü oynayan oyuncu ve pek biçilmiş kaftan.
dizi komedi ve drama türlerinde 5 sezon 40 bölüm olarak çekilmiş. kalabalık bir senarist ve yönetmen kadrosu mevcut.
senaristleri; christian torpe, marie osterbye, thomas levin, christina sederqvist, mette heeno, stefan jaworski, christoffer örnfelt, simon odid weil, jenny lund maden, jannik tai mosholt, ına bruhn
yönetmenleri; lars kaalund, jannik johansen, kathrine windfeld, mogens hagedorn, natasha arthy olacak şekilde sıralanabilir.
başrollerinde,
mille dinesen
lise baastrup
carsten bjornlund
ellen hillingso
nikolaj groth
morten vang simonsen
sara hjort ditlevsen
kristoffer fabricius bulunmakta.
rita, dizinin başında 3 çocuğuyla birlikte yaşar. çekişmeleri, yardımlaşmaları, hayata farklı pencerelerden bakmaları, kimi zaman eğlenceli, kimi zaman gergin, kimi zaman üzgün diyalogları dizide bayağı iyi işlenmiş. değişik bir aile onlar. özellikle anneleri. bazen annelerine annelik yapmak zorunda bile kalan çocuklar, bazen huysuz mu huysuz, anlayışsız olan çocuklar. güzel denge doğrusu. ilerleyen sezonlarda kuşlar yuvadan uçuyor ve rita yalnız kalıyor.
özel hayatı da pek karışık. erkekler için fazlasıyla zor bir kadın. güçlü ve kendi başına buyruk. hayatına giren erkekleri tam manasıyla etkilesede zamanla onlar için yorucu, yıpratıcı bir kadına dönüşüyor.
dizi boyunca hemen hemen her bölümde bir çocuğun hayatına dokunuyor rita. dizi böyle akıp gidiyor. aileleriyle, arkadaşlarıyla, okuldaki diğer öğretmenlerle ya da dışarıdaki insanlarla olan tüm problemlerine eğiliyor. bazen kendilerinden bile koruyor öğrencilerini.
dizi ara ara sıkıcılaşıyor, bazı bölümler sanki her konu birbirinin aynıymış gibi bir hissiyat yaratıyor ama yine de izlenmeye değer. açıkçası bana biraz arka sokaklar havası verdi. onun örgüsü gibi.
aslında benim dizideki favorim başta rita'ydı fakat bir süre sonra hjordis (lise baastrup) onun önüne geçti. okula yeni başlayan şaşkın, heyecanlı, acemi bir öğretmen. fakat zamanla öyle bir hal alıyor ki rita'yı bile sarsıp kendine getirebilecek kadar güçlü bir karaktere evriliyor. özellikle rita'nın şımarıklık gösterdiği dönemlerde dizide yıldız gibi parlıyor.
dizi genel olarak izlenmeye değer. dediğim gibi ara ara boşluğa düştüğü oluyor ama hemen toparlıyor.hem dramanın hem komedinin bir işlenmesi de oldukça ilgi çekici. boş zaman değerlendirmelik olarak izlenebilir. tavsiye ederim.
iyi seyirler...
dizi komedi ve drama türlerinde 5 sezon 40 bölüm olarak çekilmiş. kalabalık bir senarist ve yönetmen kadrosu mevcut.
senaristleri; christian torpe, marie osterbye, thomas levin, christina sederqvist, mette heeno, stefan jaworski, christoffer örnfelt, simon odid weil, jenny lund maden, jannik tai mosholt, ına bruhn
yönetmenleri; lars kaalund, jannik johansen, kathrine windfeld, mogens hagedorn, natasha arthy olacak şekilde sıralanabilir.
başrollerinde,
mille dinesen
lise baastrup
carsten bjornlund
ellen hillingso
nikolaj groth
morten vang simonsen
sara hjort ditlevsen
kristoffer fabricius bulunmakta.
rita, dizinin başında 3 çocuğuyla birlikte yaşar. çekişmeleri, yardımlaşmaları, hayata farklı pencerelerden bakmaları, kimi zaman eğlenceli, kimi zaman gergin, kimi zaman üzgün diyalogları dizide bayağı iyi işlenmiş. değişik bir aile onlar. özellikle anneleri. bazen annelerine annelik yapmak zorunda bile kalan çocuklar, bazen huysuz mu huysuz, anlayışsız olan çocuklar. güzel denge doğrusu. ilerleyen sezonlarda kuşlar yuvadan uçuyor ve rita yalnız kalıyor.
özel hayatı da pek karışık. erkekler için fazlasıyla zor bir kadın. güçlü ve kendi başına buyruk. hayatına giren erkekleri tam manasıyla etkilesede zamanla onlar için yorucu, yıpratıcı bir kadına dönüşüyor.
dizi boyunca hemen hemen her bölümde bir çocuğun hayatına dokunuyor rita. dizi böyle akıp gidiyor. aileleriyle, arkadaşlarıyla, okuldaki diğer öğretmenlerle ya da dışarıdaki insanlarla olan tüm problemlerine eğiliyor. bazen kendilerinden bile koruyor öğrencilerini.
dizi ara ara sıkıcılaşıyor, bazı bölümler sanki her konu birbirinin aynıymış gibi bir hissiyat yaratıyor ama yine de izlenmeye değer. açıkçası bana biraz arka sokaklar havası verdi. onun örgüsü gibi.
aslında benim dizideki favorim başta rita'ydı fakat bir süre sonra hjordis (lise baastrup) onun önüne geçti. okula yeni başlayan şaşkın, heyecanlı, acemi bir öğretmen. fakat zamanla öyle bir hal alıyor ki rita'yı bile sarsıp kendine getirebilecek kadar güçlü bir karaktere evriliyor. özellikle rita'nın şımarıklık gösterdiği dönemlerde dizide yıldız gibi parlıyor.
dizi genel olarak izlenmeye değer. dediğim gibi ara ara boşluğa düştüğü oluyor ama hemen toparlıyor.hem dramanın hem komedinin bir işlenmesi de oldukça ilgi çekici. boş zaman değerlendirmelik olarak izlenebilir. tavsiye ederim.
iyi seyirler...
devamını gör...
kadıköy’de donarak ölen evsiz
çok mu zor sığınma evleri yapmak, içinde sıcak yemeklerin olması? kendileri saraylarda yaşıyor halk donarak can veriyor. cidden mükemmel bir ülkede yaşıyoruz.
devamını gör...
depresyon belirtileri
size söylenen sozler vızıltı gibi algilaniyorsa beynimizde.. hayırlı olsun.. nur topu gibi depresyonumuz var artık..
devamını gör...
siyah bez örtülü küp şeklinde binaya tapmak
yanlış tespitler barındıran bir iddia.
birincisi; islamiyette tek kıble yoktur, iki kıble vardır*. diğer kıble, mescid-i aksa dır.
ikincisi; kabe nin içinde, islami hakimiyet öncesi, putların olması; kabe nin kutsallığına atfedilmiştir.
yani, kabe kutsallığını putlardan değil, bilakis putların kutsallığını, kabe'ye isnad etmiş olabileceği iddiası doğrudur.
üçüncüsü; kıble, tapınma ritüelinin muhattabı değildir. tapınma ritüelinin yönüdür. eğer yön tespit edilemiyor ise, herhangi bir yöne dönmek yeterlidir. bu durum bile, kabe nin tapınılan simge* olmadığının delilidir.
birincisi; islamiyette tek kıble yoktur, iki kıble vardır*. diğer kıble, mescid-i aksa dır.
ikincisi; kabe nin içinde, islami hakimiyet öncesi, putların olması; kabe nin kutsallığına atfedilmiştir.
yani, kabe kutsallığını putlardan değil, bilakis putların kutsallığını, kabe'ye isnad etmiş olabileceği iddiası doğrudur.
üçüncüsü; kıble, tapınma ritüelinin muhattabı değildir. tapınma ritüelinin yönüdür. eğer yön tespit edilemiyor ise, herhangi bir yöne dönmek yeterlidir. bu durum bile, kabe nin tapınılan simge* olmadığının delilidir.
devamını gör...
charles bukowski
kasabanın en güzel kızıyla yıllar önce kalbimi kazanmış ardından üslubu nedeniyle kişisel tarihimin tozlu raflarına kaldırılmışken, kitlelerin dehası'yla kendisine hayranlık duymamı sağlayan yazar. sırf kitlelerin dehası bile hayatın suratına niye tükürmekle kalmayıp işediğini, en gerçekçi eylemi olan yazmayı bile niçin yeterince umursamadığını anlamak için yeter.
satırlarıyla dünyayı onurlandırdığı için teşekkür ettiğim adam.
onun için yazmak para kazandıran bir boşaltım işlemiydi. boşaltım sırasında bir insan ne kadar ince olabilirse o kadar olmayı seçti.
satırlarıyla dünyayı onurlandırdığı için teşekkür ettiğim adam.
onun için yazmak para kazandıran bir boşaltım işlemiydi. boşaltım sırasında bir insan ne kadar ince olabilirse o kadar olmayı seçti.
devamını gör...
başımıza icat çıkarma denilen çocuk (yazar)
entel görünümlü yazarlara çıkarıp sallamayı seven*, sözlükte troll başlık ve içeriğin de* olması gerektiğini düşünüp bunu hakkıyla tatbik eden*, dimağına yaşar kemal'in düşün çiyi düşmüşçesine "sözlük on binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir; her çiçeğin ayrı bir rengi ve kokusu vardır. bir çiçeğin koparılması bir rengin, bir kokunun yok olmasıdır. tek dile, tek renge kalmış bir sözlük hapı yutmuştur." mottosu doğrultusunda hareket eden ve yine devamla "bizi düşünmeye alıştırmamışlar. ('başımıza icat çıkarma çocuk!' sözüyle örselemişler.) üstelik de düşünmeyelim diye ellerinden geleni yapmışlar. düşünmeye çalışanları da hep uçurmuşlar." şeklinde düşündüğüne kalıbımı basabileceğim yazardır ki öylece bir entry taramasıyla bile tebessüm ettirme potansiyeline sahip olduğunu çıkarıp* gösterecektir.
devamını gör...
hiçbir şey olmadıysa bile kesinlikle bir şeyler oldu
şu an sözlüğü en iyi anlatan cümle. anlamadığım bişiler oluyor. herkes birbirine girmiş durumda olayları kaçırıyorum. annesiyle babasının kavgasını izleyen küçük çocuklar gibiyim.
devamını gör...
kafayı boşaltma yöntemleri
çok fazla yolu vardır. birkaçını yazayım:
1) kısa bir yürüyüş yapıp temiz hava almak.
2) sevdiğin müzikleri kısık bir sesle dinlemek.
3) mandala boyamak.
4) ince ama çok şey anlatan bir kitap okumak. ( stefan zweig kitapları gibi).
5) nefes egzersizleri yapmak.
6) orijinal bir tütsü yakmak ve kokusunu içine çekmek.
7) yemek yapmak.
8) aşırıya kaçmamak şartıyla sevdiğin bir yemeği veya tatlıyı yemek.
9) yine aşırıya kaçmamak şartıyla çekirdek çitlemek.
10) sevdiğin bir şeyleri izlemek.
11) sevdiğin insanlarla sohbet etmek.
tanım: kafayı boşaltma yöntemlerini paylaştığımız başlık.
1) kısa bir yürüyüş yapıp temiz hava almak.
2) sevdiğin müzikleri kısık bir sesle dinlemek.
3) mandala boyamak.
4) ince ama çok şey anlatan bir kitap okumak. ( stefan zweig kitapları gibi).
5) nefes egzersizleri yapmak.
6) orijinal bir tütsü yakmak ve kokusunu içine çekmek.
7) yemek yapmak.
8) aşırıya kaçmamak şartıyla sevdiğin bir yemeği veya tatlıyı yemek.
9) yine aşırıya kaçmamak şartıyla çekirdek çitlemek.
10) sevdiğin bir şeyleri izlemek.
11) sevdiğin insanlarla sohbet etmek.
tanım: kafayı boşaltma yöntemlerini paylaştığımız başlık.
devamını gör...
güne bir söz bırak
"düşüncelerin neyse hayatın da odur. hayatın gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir."
william shakespeare
william shakespeare
devamını gör...
mercimek çorbası salçalı mı salçasız mı yapılır sorunsalı
iki türlü de yapılır. iki türlüsü de efsanedir.*
devamını gör...
