yazıp yazmamak arasında kararsız kalmadım. yazmam gerektiğini biliyordum çünkü ne yazacağımı düşünmeme bile gerek yoktu aslında. kendisi yıllar öncesinde kaldığı arafı şu serzenişle anlatmıştı:
“anlaşılmadan benimsenmek ve tanınmadan dışlanmak”
muhafazakar kesim tarafından anlaşılmadan benimsenen; liberal tarafın şiirlerini bile okumadan dışladığı bir şair düşünün.
necip fazıl’ın siyasi yönünü ben de hiç sevmedim. siyasete girmemesi gerekirdi bence.
ama bu onun şiirlerini okumama engel değildi, okudum da.
başlığa baktığımda adamın ne dediğini bilmeden öven insanları gördüm.
sırf adamı sevmediği için şiirlerine “vasat” diyen insanları da gördüm.
ikisinin de yıllar önce söylenmiş olan bir sözün, (hatta belki onlar doğmadan önce söylenmiş olan bu sözün) muhatabı olmaları ne kadar garip!
velhasıl kelam şairin kişiliği hakkında yorum yapma hakkı bende yok çünkü; onu tanımıyorum. ama şiirlerini okudum.
keskin bir kalemle alaycı bir dehanın bu satırlarda birleşmesine ise şiir dedim...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eski ticaret bakanı ruhsar pekcan'la gündeme gelen, yasalara aykırı, şahsım hükümetinin şahsımın eşimin özel kalem müdürlüğü.
kaynak
efendim müdürlük değil, yardımcı tahsisi deniliyor. ne fark eder ki. resmi olarak kamu çalışanı mı?
bilmeyenler için söyleyeyim, biz buna şaşırıyoruz ya. valilerin eşlerinin bile tahsisli yardımcısı olduğunu biliyor muydunuz? yıllar önce istanbul valisinin eşi için yardımcı bayan, valinin eşinin kartvizitini verdiğinde öğrenmiştim. kartvizit ve yardımcı sahibi vali eşleri varken cb eşinin neden olmasın değil mi? onun neyi eksik.
devamını gör...

55 yıldır sözlük yazarıyım. kendi kardeşinin sevgilisine nick altında övgü yazdığı için yazar hesabı kapatan admin gördüm. her türlü hilenin hurdanın döndüğü yerdir sözlükler. çok da beklentiye girmeden yazın. vakit geçiriyoruz işte. sözlük alt tarafı.

(bkz: sözlük bana karı bul lan allahlı)
devamını gör...

kölelik, tutsaklık, esirlik demek sözlük anlamında.
ama şu an insanları esaret altına alan endişe, günlük siyaset, para, taraftarlık, günlük siyaset, bağımlılıklar, rutinler, tüketim çılgınlığı, alışkanlıklar. biz mi hayatımızı yönetiyoruz, alışkanlıklarımızın esiri mi olmuşuz belli değil.
yeni dünyanın cesur insanları-sinan canan-tedx
devamını gör...

karşındakini kendisinden daha fazla önemsediğinde, tabiri caizse kraldan çok kralcı olunmaya kalkıldığında çok üzen, tokat etkisi bırakan bir söz. bu tokadı yemek lazım aslında, ki bir daha enayilik yapmayalım.
devamını gör...

günaydın sözlük. yapacak hiçbir iş yokken erken kalkmak işkence.
üstelik çok yorucu geçen bir günün sabahında.
ama vücudum beni dinlemiyor, aha şöyle:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pandemiden önce asla yapmadığım olayın pandemi sırasında köpeği oldum. her yanımdan dedikodu fışkırıyor.
devamını gör...

genellikle çocuklarda görülen,klinik olarak epilepsi ile ortaya çıkan ve tipik olarak temporal lobun yüzeyel kısmına yerleşen grade 1 düşük dereceli nöronal tümördür.
dnet olarak kısaltması yapılır.
devamını gör...

kafa sözlük yazarlarını yarış atı yapmaya yemin etmiş başlıklardan biri.
en iyi yazan,en çok yazan,en çok beğenilen.instagram hesabı açmışım gibi hissetmeye başladım.
yapmayın,etmeyin romalılar.
devamını gör...

latince kökenli bir kavram olup, başkalarına fayda sağlama, hiçbir beklenti içinde olmadan başka kişiyi kötülükten ve zararlardan koruma amaçlı yardım davranışıdır.
bir çeşit ahlak davranışı ve dünya görüşü olup auguste comte tarafından ortaya atılmıştır. başka insanların mutlu olmasına önem vermek en yüce ahlak ilkesidir.
devamını gör...

"sakın ola hiçbir şey için üzülme kızım.
bol bol öfkelen, dövüş, savaş, küfür et ama üzülme.

insanı üzüntü çürütür."

zülfü livaneli

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pantolon,cep telefonu,kumanda ve uydu alıcı gibi elektronik eşyalar.
devamını gör...

2015 yapımı aksiyon filmi. yönetmenliğini denis villeneuve, görüntü yönetmenliğini ise roger deakins yapmakta. daha önce de prisoners'ın prodüksiyonunda beraber çalışan bu ikili, iyi bir kimya yakalamış bence. zira sicario'dan sonra blade runner 2049'da da beraber çalışmışlardır. filmin soundtrack'lerinde ise johann johannsson var. kendisini de denis ile başka filmlerde beraber çalışırken gördük. (bkz: arrival)

pek tabii bu üçlüyü bir aksiyon filminin prodüksiyonunda görmek heyecan verici. hele ki johann johannsson müzikleri ve villeneuve filmleri hayranı olan ben için. filmi bilgisayardan izledim maalesef. sinemada görme fırsatım olmadı. o yüzden biraz üzgünüm. büyük ekranda daha kaliteli bir ses ile izlemek çok güzel olurdu.
gelelim oyuncu kadrosuna. emily blunt, josh brolin ve benicio del toro başrollerde. üçünün de oyunculuğunu izlemek ayrı ayrı keyifliydi. emily'nin zaman geçtikçe kafayı sıyırması, benicio'nun soğukkanlılığı, josh brolin'in rahatlığı:)) filme o kadar doğal bir hava katmış ki anlatamam. ama josh brolin'in oyunculuğuna ayrı bir hayran kaldım. o etkileyici ses tonu ile her repliği çok efsane duruyordu. terlikli kahraman!?
filmin bir aksiyon filmi olduğunu söylemiştim. denis villeneuve filmleri genelde durgun tonda geçmesi ile bilinir. bu durgunluk bu filme, abartısız aksiyon sahneleri, doğal oyunculuklar ve harika bir sinematografi olarak yansımış. iyi mi olmuş? bence çok iyi olmuş. bir aksiyon filminde yüz tane bomba patlamadan da gerilim sağlanabiliyormuş, onu gördük. ve yine bunda besteci johann johannsson'un da payı büyük.
ara ara izlediğim nadir filmlerden oldu bu sebeplerle. her izlediğimde ayrı ayrı detaylara takılarak yeni şeyler keşfediyorum hatta.

bundan sonrası biraz spoiler'lı inceleme.


meksika-abd sınırında uyuşturucu karteline ait bir binaya baskında arkadaşlarından birkaçını kaybeden başrol hanım kate'e, kartel'e yapılacak baskında yer almak için bir teklif gelir. pek tabii kendisi kabul eder. bu teklif ise operasyonun başı olan matt'ten gelmiştir. operasyon için yola koyulan ikili uçakla meksika'ya gidecektir. ama uçakta alejandro da vardır. kate ilk başta alejandro'nun kim olduğu hakkında pek fikir sahibi olmasa da pek soru sormaz. olaylar geliştikçe kate, kendisinin sürekli geri plana atıldığını görür ve sorular sormaya başlar. filmin sonuna doğru cevaplarını almaya başlayan kate, kendisinin bu operasyonda sadece bir piyon olduğunu anlar. orada olmasının tek nedeni ise olayları fbi nezdinde legal bir zemine oturtmaktır. bu arada alejandro'nun ise filmde sözle bahsi hiç geçmeyen sicario(medellin) olduğunu öğrenir. alejandro ise bu yola ailesi uyuşturucu baronu tarafından katledildikten sonra girmiştir.
olaylar sona yaklaşırken alejandro, baronu ve ailesini öldürür, kate'e ise olayların tamamen legal olduğunu imzalatan bir kağıt imzalatır. zorla.
senaryoda da gördüğümüz üzere çıkarları uyuşan herkes herkesle çalışıyor. ortada pek etik kalmamış. bir tek bizim kate sütten çıkmış ak kaşık. ama o da piyon işte...

filmin en sevdiğim yanı ise yine sinematografisi oldu. roger deakins bu film için 50-60'ların bilinen yönetmeni jean-pierre melville'den esinlendiğini belirtmiş. peki nasıl tezahür etmiş bu esinlenme; geniş açılar, durgun kamera, uzak ve uzun çekimler ve tek seferde çekilmiş aksiyon sahneleri. çok normal olayları uzun çekimlerle betimlemesi, bizde ister istemez bir beklenti oluşturuyor ve şöyle diyoruz; işte şimdi bişeyler olacak, bu sakinlik hayra alamet değil, kesin önemli bir şey gerçekleşecek!
tabi bu süre uzadıkça gerilim de artıyor. buna filmdeki en iyi örnek otoyol sahnesidir herhalde. trafiğe takılan bir konvoy var, konvoyda önemli bir tutuklu, çevrede eskort polis araçları ve onların da çevresinde birkaç araçta kartelin silahlı adamları. aksiyona girilmeden önce kamerada öyle bir betimleniyor ki o sahne, daha silahlar ateşlenmeden soğuk soğuk terletiyor seyirciyi.
deakins'ın sözleri ile anlatacak olursak; aksiyon yapmaya çalışılmıyor kamerada. aksiyon sadece ve sadece gösteriliyor. iyi bir şekilde.

yine deakins doğal ışıkla çalışmayı seven bir sinematograf olduğundan ötürü, filmdeki renkler de çok doğal, patlamıyor gözünüzde. bazı sahneler için sırf güneş ışığı ile çalıştığı bile söyleniyor. ama iş gece çekimlerine gelince olay karmaşıklaşıyor. zira ortada sadece ay ışığı var.
hatta ve hatta tünel sahnesinde o da yok. peki deakins ne yapıyor? ışık kullanmak yerine filmi gece görüş kamerası ile çekiyor o sekansta.
olmuş mu derseniz, bence harika olmuş. siyah beyaz drone çekimleri ve yer yer kullanılan yeşilimsi gece görüşü, o sekansın ruhunu yansıtıyor. doğal bir gerginlik oluşturuyor.


uzun lafın kısası, ben sevdim filmi. gerçekçi aksiyon sevenler de kaçırmasın derim. umarım villeneuve ve deakins'ı daha pek çok yapımda beraber çalışırken görürüz. rip johann johannsson :(
devamını gör...

sistem gitti.
devamını gör...

gerçek anlamda "tanım" başlıkları açan müzik zevkini de çok sevdiğim yazardır kendisi.
devamını gör...

incil ve tevratla birlikte en sevdiğim fantastik kitap :)
üçü de aynı, 1001 gece arap masalları.
devamını gör...

hayatımda aldığım en iyi kararlardan biri olabilir. açıkçası yaptırana kadar oldukça tereddütlüydüm ölene kadar vücudumda bu dövmeyi taşımaktan memnun olacak mıyım diye fakat ince eleyip sık dokuyarak tam olarak beni ifade eden bir dövme yaptırdım. ve şimdi çok mutluyum. hatta sizinle de paylaşmak istiyorum, sizce de güzel mi? yorumlarda belirtebilirsiniz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: nerede lütfen söyleyin)
devamını gör...

bir eliyle amuda kalkarken, diğer elini kafasının üzerinden götürüp kulağını tutup, çektikçe göz kırpıp öpücük atıyorsa, ve bu sırada odağını dengesi yerine sizden alamıyorsa ilgileniyordur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim