normal sözlük yazarlarının en büyük zaafları
zaafım lahmacun sanırım. ya da bir buçuk adana olabilir.
devamını gör...
eyluling
kendisini mutlaka bir yerlerde görebileceğiniz yazardır. girdiğiniz başlıkta tanımını göremezseniz bilin ki tanımları okuyup artı oyluyordur. bildirimlerde sıkça karşılaşırız kendisiyle.*
devamını gör...
ilyas sezar
izmir cayır cayır, yanıyoruz diyorum.
sahile hangi terlikle gitsem karar veremedim diyor.
resmen nispet kavramından 1 dakika önce doğmuş.
gözlerim yaşlı, bana bir peçete lütfen...
sahile hangi terlikle gitsem karar veremedim diyor.
resmen nispet kavramından 1 dakika önce doğmuş.
gözlerim yaşlı, bana bir peçete lütfen...
devamını gör...
erdal bakkal
herkesin sempatisini kazanmış bakkal.
(bkz: çay erdal bakkalda içilir)
(bkz: çay erdal bakkalda içilir)
devamını gör...
hayranı olunan film müzikleri
devamını gör...
iyi kazanıp fakir gibi yaşayan insanlar
fakir gibi yaşamak diye bir şey yoktur. fakirler, hayati ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde bir standartta yaşarlar. onların yaşam kalitesi sosyal devlet ilkesiyle koruma altına alınmıştır.
bunun dışında her şey lükstür ve vergilendirilir. örneğin ekmekte vergi %1'dir ki bu semboliktir. türkiye cumhuriyeti sosyal bir devlettir ancak sosyal düzenlemeler çok değişmez. sosyal refahla ilgili bir kanun çıkacaksa bu genellikle toplumsal baskıyla olur. örneğin covid-19 yardım paketi, diğer devletlerin kendi vatandaşına helikopter para dağıttığını gören türk halkının twitter üzerinden kampanya başlatmasıyla çıkan bir düzenlemedir.
yani almanya'da zengin ile fakiri arasında sosyal olarak denklik vardır. her ikisi standart kalitede bir hayat yaşar. ancak alman zengin ile alman fakir arasındaki sosyal fark tatil planlamasında, otomotivde, lüks çanta ve giyimde, emlak-konutta ortaya çıkmaktadır.
bir alman için çok pahalı bir arabaya binmek zenginlik göstergesi değil aptallık göstergesidir. çünkü pahalı arabaların vergisi çok olur, daha fazla yakıt tüketirler ve saire. oysa araba nedir? bir taşıttır. görevi nedir? seni bir yerden uzak bir yere taşımaktır.
alman için araba budur işte. bir zenginlik göstergesi olarak görülmez.
ama türkiye'de tam tersidir. zenginlik demek çok para harcamaktır. oysa çok para harcarsan zengin olamazsın ki. denklem yanlış.
liseyi bitirseniz çok güzel olacak aslında.
bunun dışında her şey lükstür ve vergilendirilir. örneğin ekmekte vergi %1'dir ki bu semboliktir. türkiye cumhuriyeti sosyal bir devlettir ancak sosyal düzenlemeler çok değişmez. sosyal refahla ilgili bir kanun çıkacaksa bu genellikle toplumsal baskıyla olur. örneğin covid-19 yardım paketi, diğer devletlerin kendi vatandaşına helikopter para dağıttığını gören türk halkının twitter üzerinden kampanya başlatmasıyla çıkan bir düzenlemedir.
yani almanya'da zengin ile fakiri arasında sosyal olarak denklik vardır. her ikisi standart kalitede bir hayat yaşar. ancak alman zengin ile alman fakir arasındaki sosyal fark tatil planlamasında, otomotivde, lüks çanta ve giyimde, emlak-konutta ortaya çıkmaktadır.
bir alman için çok pahalı bir arabaya binmek zenginlik göstergesi değil aptallık göstergesidir. çünkü pahalı arabaların vergisi çok olur, daha fazla yakıt tüketirler ve saire. oysa araba nedir? bir taşıttır. görevi nedir? seni bir yerden uzak bir yere taşımaktır.
alman için araba budur işte. bir zenginlik göstergesi olarak görülmez.
ama türkiye'de tam tersidir. zenginlik demek çok para harcamaktır. oysa çok para harcarsan zengin olamazsın ki. denklem yanlış.
liseyi bitirseniz çok güzel olacak aslında.
devamını gör...
iskenderiye kütüphanesi
m.ö. 3'cü yüzyılda mısır'da kurulmuş antik bir kütüphane. kaynaklara göre bu kütüphanede 900.000 veya 100.000 ya da 150.000 cilt el yazması vardı. beni şaşırtan tarafı, m.ö. 3'cü yüzyılda bile bu kadar çok el yazmasının bulunmasıdır. kütüphanenin kurucusuysa büyük iskender'dir. kütüphane maalesef günümüzde yok, neden yok, çünkü yakıldı. bu çok üzücü bir olaydır, yani düşünsenize 2300 yıl öncesine ait el yazmalar, kütüphaneyle birlikte yok oldu. belki de tarihin bilmediği büyük bir yazarın yazdığı yazılar da, bu kütüphaneyle birlikte gittiler. belki de muhteşem eserleriyle tanınanacak olan nice yazarlar, bu kütüphanenin yakılmasıyla birlikte, unutulmaya mahkum bir hale geldiler. ayrıca, kütüphanenin hz. ömer tarafından yakıldığına dair de yanlış bir bilgi vardır.
m.s. 300'lü yılların sonlarında mısırın valisi theophilos (ö.412(?)), mısır'da yer alan hristiyanlara ait olmayan, osiris tapınağına ait bir bölgeyi, kilise inşa etmeleri için hristiyanlara verir. burda kazılar yapılır ve bir taş bulunur, ki taşın üzerinde bazı yazılar vardır (belli ki çok eski dönemlere ait yazıtlar bulmuşlar). bunun üzerine şakalaşıp, dalga geçmeye başlarlar. bu putperestleri kızdırır ve bir isyan başlatır. bir savaş gerçekleşir, ve insanlar "topluluklar halinde" öldürülürler. imparator, theophilos'a "neden hâlâ eski dine mensup insan sayısı bu kadar çok?" diye sorunca, o da sebebi iskenderiye kütüphanesi olarak açıklar. o burda eski putperestlik geleneğini devam ettiren yazıtların olduğunu söyler. imparator da, bu yazıtların hepsinin yok edilmesini ister. kütüphanedeki tüm eserler yakılır ve böylece insanlık tarihi için çok büyük bir felaket gerçekleşmiş olur.
ayrıca şunu da söylemek de fayda vardır ki, m.ö. 48 yılında, sezar'ın askerlerinin yanlışlıkla kütüphanenin bir kısmını yaktığı da söylentiler arasındadır. * *
m.s. 300'lü yılların sonlarında mısırın valisi theophilos (ö.412(?)), mısır'da yer alan hristiyanlara ait olmayan, osiris tapınağına ait bir bölgeyi, kilise inşa etmeleri için hristiyanlara verir. burda kazılar yapılır ve bir taş bulunur, ki taşın üzerinde bazı yazılar vardır (belli ki çok eski dönemlere ait yazıtlar bulmuşlar). bunun üzerine şakalaşıp, dalga geçmeye başlarlar. bu putperestleri kızdırır ve bir isyan başlatır. bir savaş gerçekleşir, ve insanlar "topluluklar halinde" öldürülürler. imparator, theophilos'a "neden hâlâ eski dine mensup insan sayısı bu kadar çok?" diye sorunca, o da sebebi iskenderiye kütüphanesi olarak açıklar. o burda eski putperestlik geleneğini devam ettiren yazıtların olduğunu söyler. imparator da, bu yazıtların hepsinin yok edilmesini ister. kütüphanedeki tüm eserler yakılır ve böylece insanlık tarihi için çok büyük bir felaket gerçekleşmiş olur.
ayrıca şunu da söylemek de fayda vardır ki, m.ö. 48 yılında, sezar'ın askerlerinin yanlışlıkla kütüphanenin bir kısmını yaktığı da söylentiler arasındadır. * *
devamını gör...
online listesi aslında bir yalan mı sorunsalı
düşüncelerime tercüman olan sorudur, yazarı tebrik ediyorum öncelikle. ben de son zamanlarda acayip merak etmeye başladım bu durumu. yazanlar gelen beğeniler dahil 30 kişiden fazlasını sayamam yazar olarak. bu olayda bir gariplik var, snowpiercer dizisine dönmeye başladı olay.
devamını gör...
cumhurbaşkanına şiir yazan akademisyen
diyarbakır dicle üniversitesi almanca bölümü öğretim üyesi ibrahim halil demir, cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan’a 'sana ömrümden ömür vermek isterim' başlıklı 100 kıtalık şiir yazdı.buradan
devamını gör...
kafa sözlük'ün 200 günü tamamlaması
yıllar ve on yılarca devam edecek bir sözlüğün başlangıcı bu. nice 200'lere..
devamını gör...
okul bitmemiş kabusu
okul biteli 4 sene oldu. 4 koca sene. hala görüyorum. ayda bir kere muhakkak. her seferinde de aşağı yukarı aynı rüya. mat2, zemin mekaniği ve bir seçmeli dersten kaldığımı, okula geri dönüp bunları vermem gerektiğini söylüyorlar. ama ben bunları geçtim diye söylenip duruyorum rüyamda.
kendimi sakinleştiriyorum her seferinde. bitirdin olm sen üniversiteyi yat geri uyu diye.
askerlik bitmemiş kabusu bunun yanında çiçek kalıyor. 2-3 ayda bir geliyor. pek sıkıntı yaratmıyor.
kendimi sakinleştiriyorum her seferinde. bitirdin olm sen üniversiteyi yat geri uyu diye.
askerlik bitmemiş kabusu bunun yanında çiçek kalıyor. 2-3 ayda bir geliyor. pek sıkıntı yaratmıyor.
devamını gör...
elli liranın yeni yirmi tl olması
hiperenflasyon yaşanan ülkelerde paranın aşırı değer kaybetmesi ile ortaya çıkan kaçınılmaz sondur. üretimin olmadığı, sürekli sıcak paraya ihtiyaç duyan ekonomilerde görülür.
aklımda kalan en eski parasal hatıra 30 bin liraya kutu kola aldığımdır. şu an 4 lira desek (eski parayla 4 milyon). yüz katından fazla bir değer kaybı. çok fazla söze gerek yok hakim bey.
aklımda kalan en eski parasal hatıra 30 bin liraya kutu kola aldığımdır. şu an 4 lira desek (eski parayla 4 milyon). yüz katından fazla bir değer kaybı. çok fazla söze gerek yok hakim bey.
devamını gör...
rütbe profil uyumu
valla 10000 karma olayım rütbemi versinler de isterse uyumsuz olsun. *
devamını gör...
the book of boba fett
bu sene çıkmış bir disney plus dizisi. adından da anlaşılacağı üzere boba fett öyküsüdür. jeday’ın dönüşünden sonra boba’nın başından neler geçmiş onu öğreniyoruz.
yönetmenler ise the mandalorian dizisi ile aynı kadro. jon favreau ve dave filoni. soundtrack desen, o da mando’nun soundtrack’ini besteleyen kişi taradından bestelenmiş; ludwig göransson.
the mandalorian ile güzel bir iş çıkaran bu kadro hiç şüphesiz boba fett’i de çok iyi kotarmış. hem göze hem kulağa ziyafet gibi sahnelerle bezeli çoğu sahnesi. hele bi açılış müziği var ki, defalarca dinlenilesi.
konuya gelecek olursak, boba fett jabba’nın yerine daimyo ilan etmiş kendini. yanına da bir yardımcı almış ve sağdan soldan haraç kesiyor. pek tabii kredisi az olduğu için kimsecikler tınlamıyor kendisini. boba ise varlığını hissettirmek için tek yol siyaset deyip soluğu belediye reisinin yanında alıyor derken olaylar gelişiyor. ara ara da boba’nın geçmişinden enstantaneler görüyoruz. başına neler gelmiş, tusken’larla nasıl tanışmış vesaire hep öğreniyoruz. bu geçmiş sahnelerinde göze en çok çarpan detaylar ise dune kitaplarına kibarca gönderilen selamlar oldu benim için. belki de bu sebeple bi başka sevdim bu diziyi diğer star wars işlerine kıyasla.
bir diğer detay ise dizideki karakterlerin isimlerinin telafuzunun güzelliği oldu benim için ilginç şekilde. fennec shand, garsa fwip, mok shaiz, lortha peel… insan bu isimleri duyar duymaz bir yakınlık hissediyor nedense. neyse efendim çok övdük yeter. 8/10 dizi.
not: star wars evrenine çok aşina değilim, idare edin yanlışım olduysa. *
yönetmenler ise the mandalorian dizisi ile aynı kadro. jon favreau ve dave filoni. soundtrack desen, o da mando’nun soundtrack’ini besteleyen kişi taradından bestelenmiş; ludwig göransson.
the mandalorian ile güzel bir iş çıkaran bu kadro hiç şüphesiz boba fett’i de çok iyi kotarmış. hem göze hem kulağa ziyafet gibi sahnelerle bezeli çoğu sahnesi. hele bi açılış müziği var ki, defalarca dinlenilesi.
konuya gelecek olursak, boba fett jabba’nın yerine daimyo ilan etmiş kendini. yanına da bir yardımcı almış ve sağdan soldan haraç kesiyor. pek tabii kredisi az olduğu için kimsecikler tınlamıyor kendisini. boba ise varlığını hissettirmek için tek yol siyaset deyip soluğu belediye reisinin yanında alıyor derken olaylar gelişiyor. ara ara da boba’nın geçmişinden enstantaneler görüyoruz. başına neler gelmiş, tusken’larla nasıl tanışmış vesaire hep öğreniyoruz. bu geçmiş sahnelerinde göze en çok çarpan detaylar ise dune kitaplarına kibarca gönderilen selamlar oldu benim için. belki de bu sebeple bi başka sevdim bu diziyi diğer star wars işlerine kıyasla.
bir diğer detay ise dizideki karakterlerin isimlerinin telafuzunun güzelliği oldu benim için ilginç şekilde. fennec shand, garsa fwip, mok shaiz, lortha peel… insan bu isimleri duyar duymaz bir yakınlık hissediyor nedense. neyse efendim çok övdük yeter. 8/10 dizi.
not: star wars evrenine çok aşina değilim, idare edin yanlışım olduysa. *
devamını gör...
three days grace
kanadalı rock ve alternatif metal grubudur. grup ilk olarak 1992 groundswell ismiyle kurulmuştur. çıkardıkları ilk albüm, grubun istediği etkiye ulaşmayınca 1995 yılında groundswell dağılmış ardından 1997'de ismini ve üyelerini değiştiren grup, three days grace ismini almıştır.
neden three days grace ismi diye sorulduğunda grubun eski vokalisti adam gontier "bir şeyleri değiştirmek için sadece 3 günümüz vardı,bu da bize ilham kaynağı oldu". demiştir.
one-x ve three days grace albümleri dinlemeye değerdir.
neden three days grace ismi diye sorulduğunda grubun eski vokalisti adam gontier "bir şeyleri değiştirmek için sadece 3 günümüz vardı,bu da bize ilham kaynağı oldu". demiştir.
one-x ve three days grace albümleri dinlemeye değerdir.
devamını gör...
hayatından sürekli birilerinin eksilmesi
--- alıntı ---
anason, kokarken sofralar
yaşlandırıyor, seni aynalar
her geçen yıl, birer birer
masadan eksiliyor dostlar
--- alıntı ---
anason, kokarken sofralar
yaşlandırıyor, seni aynalar
her geçen yıl, birer birer
masadan eksiliyor dostlar
--- alıntı ---
devamını gör...
küçükken inandığımız yalanlar
cennet ve cehennemin varlığı diyesim var ama linç yeme ihtimaline karşı demiycem
devamını gör...
george orwell
"hiçbir yararı olmayacağını bile bile insan kalmanın çok önemli olduğunu düşünüyorsan, onları yendin demektir."
"rüşvetçi, politikacıları, düzenbazları, hırsızları ve hainleri seçen halk, kurban değil suç ortağıdır."
"belki de insan sevilmekten çok, anlaşılmayı istiyordu."
birçok sözünde gerçekleri ve doğruları söylemiş ingiliz romancı, gazeteci ve eleştirmendir. hayvan çiftliği ve 1984 en meşhur eserleridir. hayvan çiftliği siyasi bir taşlamadır aslında. 1984 ise ingiliz edeyatının ilk ve en ünlü anti-ütopik edebi eserlerindendir. kesinlikle okunması gereken bir yazardır. ben de buraya onun en sevdiğim sözlerinden birkaçını koymak istedim.
"rüşvetçi, politikacıları, düzenbazları, hırsızları ve hainleri seçen halk, kurban değil suç ortağıdır."
"belki de insan sevilmekten çok, anlaşılmayı istiyordu."
birçok sözünde gerçekleri ve doğruları söylemiş ingiliz romancı, gazeteci ve eleştirmendir. hayvan çiftliği ve 1984 en meşhur eserleridir. hayvan çiftliği siyasi bir taşlamadır aslında. 1984 ise ingiliz edeyatının ilk ve en ünlü anti-ütopik edebi eserlerindendir. kesinlikle okunması gereken bir yazardır. ben de buraya onun en sevdiğim sözlerinden birkaçını koymak istedim.
devamını gör...

