elbiseyi giymeden önceki ürkeklik ve masumluk, elbiseyi giydikten sonraki gözlerde oluşan ışıltı ve dopdolu bir gülümseme.
şu çocuğu alıp sıkı sıkı sarılıp bir daha bırakmayacaksın, anca öyle hak ettiği kadar sevilir sanki.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ülkedeki cehaletin somut göstergelerinden biridir. bu olaydan çıkarmamız gereken sonuç nedir?
dinin insanlara vahşeti (tanrı için) normalleştirilmesi mi, yoksa insanların din denen olgunun arkasına saklanıp gerçek nefretlerini açığa çıkarması mı?
hasta bir toplum evet inkâr edemeyiz ama nasıl bu kadar kolay manipüle olabiliyorlar? şu an yaşadığımız hayat onların eseri. yönetildiğimiz kişileri bunlar başa getirdi. ne kadar rahatsız edici bir gerçek değil mi? eğitilmemiş toplum domino taşı ya da aşağıya yuvarlanan kar topu gibi gelip bize dokundu.
devamını gör...

kardeş payı
devamını gör...

toplumbilimci emre kongar'ın deneme kitabıdır. hoca kendisi için yaşamın anlamını iki kelimeyle özetliyor: sevmek ve üretmek. bu bakımdan tolstoy'un yaşam felsefesini de çağrıştıyor. büyük yazar da sevmek, sevilmek ve üretmek gerektiğini söylüyordu. emre kongar yakın tarihimizin önemli isimlerinden biri olması ve yaşı dolayısıyla da pek çok olayı bizzat yaşaması bakımından dikkate değer bir isim. kültür bakanlığı müsteşarlığı yaptığı günlere de değiniyor kitabında. aziz nesin öldüğünde bütün okullarda aziz nesin köşesi kurdurduğunu anlatıyor. aziz nesin yakın dostu zaten. aydınlar dilekçesinden de bahsediyor. 12 eylül faşizmine karşı kaleme alınan dilekçe. sonradan bu dilekçenin cılkı çıkıyor ama. ibrahim tatlıses filan imzalıyor dilekçeyi. sonra askerler tepki gösterinde ibrahim tatlıses şöyle çark ediyor: "biz kahvede oturuyorduk, getirip imzalattılar. okumadık. " emre kongar bu olaydan sonra bir daha toplu imzalanan hiçbir metne katılmadığını belirtiyor. yök'ün kuruluşuna ve ihsan doğramacı'nın yediği nanelere değiniyor. eski dostu ihsan doğramacı'nın ne menem bir insan olduğunu anlatıyor. üniversiteleri baskı altına almak için nasıl hevesli olduğunu ifade ediyor. yök-kondu profesörlerden bahsediyor. bu kavram gazeteci çetin emeç'e aitmiş. yök'ün dışarıdan insanlara profesörlük unvanı dağıttığı o karanlık dönemleri anlatıyor. sanatçılara, öğretmenlere, türkücülere filan verilen profesörlük unvanını alaylı bir serzenişle anlatıyor. kendi çocukluğunu ve gelişim sürecini anlatıyor. vahidettin'in köşkünü filan. yahya kemal'in masa arkadaşı olan felsefe öğretmeni babasından bahsediyor. pardayyanlar üzerine izlenimlerini paylaşıyor. sartre konuşuyor. meşhur top sakalına karışılmasından bahsediyor. bunun karısını ilgilendirdiğini ifade ediyor. profesörlük için haksız yere bekletilen insanların yazgısını anlatıyor. kitaplardan söz ediyor. velhasıl dolu dolu denemeler bunlar. tekrar tekrar okurum bazılarını.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biri şu an beynimi yerinden söküp, yarın taksa ne güzel olur? azıcık sessizlik yahu, sus be susssss...
devamını gör...

tanımları okurken bir tanımda neden öncesinden bahsedilmiyor falan denilmiş. - edit: üstten silip alta gitmiş, yılan gibi mübarek kayıp gidiyor.

olayın öncesi değil, 33 insanın cayır cayır yakılarak katledilmesi asıl olay.

asıl olay, kurtulamayacakları bir binanın içerisinde, dışarı çıkmalarına engel olan cahil, yobaz, gerici, gözünü kan bürümüş, şerefsizliklerini, hainliklerini, kahpeliklerini, köpekliklerini sayılarının çokluğuyla uygulamaya koymaktan beis görmeyen bir kalabalık ve bu olaylar olurken sessiz sedasız bir köşede kuyruğunu kıstırıp seyreden görevliler.

asıl olay, 20. yüzyıl sonunda, böyle bir vahşetin göz göre göre yaşanması.

güneydoğunun g sini bilmeyen bebelerin gelip burada ama onlar bölücü, tererö diye klavye delikanlığı yapmaları kadar bu vahşilerle ortak bir çok yanları olduğundan maalesef eminim.

zira bulunduğunuzda o pembe poponuzdan soluyacağınız ortamlarda 7 yıl dağ tepe dolaşarak teröristleri eşek cennetine yollayan eski bir tsk mensubu olarak,

her kim olursa olsun, ister terörist, ister düşman; bir insanın ki burada 33 insandan basediyoruz...
savunmasızken,
silahsızken,
köşeye sıkışmışken,
kaçamayacakken
yakılarak öldürülmesine karşı olmayanın insan olmayı ve şerefi, haysiyeti, onuru bilmediğini adım gibi biliyorum.

çıkıntılık yapacağım diye, ceddinize sövdürmeyin.
devamını gör...

1526 yılında mohaç meydan savaşında ii. lajos'un askerlerine karşı savaşırken başımıza gelmiş durumdur.

küffar ile savaşın en hararetli noktasında cepheleri hiç durmadan bombalıyorduk, pargalı ibrahim paşa kesinkez ikaz etmişti: "normal bomba serbest, sis yok beyler unutmayın!" diye. herkes anlamış görünüyordu ancak birdenbire, "açılın beyler bombalıyorum!" diye bir ses duyduk. ondan sonra hepimiz bir anda kör olmuş gibi bir metre bakış açısından uzağı göremez hale gelmiştik. içimizden bir hıyar, paşayı duymamış ve normal bomba alacağına sis almıştı. bombayı da uzağa atamadı düşman kör olacağına biz iptal hale gelmiştik.

bu basiretsiz durum, yeniçerilerimizden bazılarının ölmesine ve malkoçoğlu bali bey'in savaşta körü körüne kılıç sallamasına neden olmuştu.

allahtan savaş farkla bizim galibiyetimizle sonuçlandı da kelleleri koruyabildik.

not: arkadaş ocaktan atıldı, 200 sopa falaka yedikten sonra son ulufesine el konuldu.
devamını gör...

sanki söz konusu aşının böyle bir sorun oluşturabileceğini biliyorduk da, o yüzden almadık kafasının , bu minvalde oluşturmaya çalıştığı algı çabası.
bu aşıyı sen istesen de alamıyorsun zaten , adamlar uzun süreli tüm üretimlerinin anlaşmasını aylar öncesinden yapmışlar.

sen beğensen de beğenmesen de seve seve çin aşısına mahkumsun .
haa, ondan da 10+20+20 olmak üzere 3 partide toplam 50 milyon doz gelecek.
üstüne 10 tane daha desen , olsa dükkan senin dedi bile adamlar ..
kimsenin sus pus olduğu falan yok.
durum bu kadar net .
devamını gör...

keşke biraz da erkek çocuklarını nasıl yetiştirmeliyiz diye vaaz verilse. eminim çok daha düzgün bir nesil yetişir bu sayede. her şeyin suçlusu kadınlar olmaktan çıkar.
devamını gör...

allah'ım sen büyüksün , sen bilirsin ama ? insanlara beyin dağıtırken niye bizim bu ülkemizi pas geçtin?
devamını gör...

ülkemizde sık karşılaşılan sevimsiz gerçek.

ben insanlara saygısızlık yapmamayı, düşünemeden, fark etmeden, yani istemeyerek onları kırdığımda geri adım atmayı öğrendim ailemden. bu bir eksiklik yahut zavallılık değil. laf dalaşına girip karşı tarafı "alt etmek" marifet olsaydı, onun da âlâsını yapardım ama son derece anlamsızdır böyle şeyler. bunu öğrenmemiş olan varsa bu onun eksiğidir. o nedenle kibarlık "forever" diyorum.
devamını gör...

bana hiç uğramayan mafyadır.

gelsenize panayır var.
devamını gör...

zulmün olduğu yerde tarafsızlık namussuzluktur. sözünün sahibidir.
devamını gör...

kötü olduğunun göstergesidir. bence psikolojiden değil kalpten kayanklı bir şeydir, bu gibi insanların kalpleri kararmıştır.
devamını gör...

küfür serbest olsa neler derim de kendimi tutuyorum. siz beni etmiş kabul edin lütfen.
devamını gör...

ilk resmi fragman geldi;



trilogy'nin üzerinden çok zaman geçti ve dünya sinema tarihini kökünden değiştiren bir filmden bahsediyoruz ancak ben fragmanı beğenenlerdenim. zaten belli aksiyon dinamiklerine sadık kalınarak ve üzerine günümüz cgi teknolojosi eklenerek yapılan birşey çıkacaktı karşımıza. bu nedenle fragman bana tatmin edici geldi. hatta renk cümbüşüne bayıldım. benim merak ettiğim işin felsefe ve hikayenin bittiği kısımdan sonrasıyla alakalı.

taşları yerine daha sağlam oturtabilmek adına sinemaya gitmeden evvel matrix külliyatını tekrar hatim edeceğim ama yine de fragmandan anladıklarımı belirteyim;

hapların bolluğuna bakacak olursak trilogy'den hemen sonra neo, matrix evreninde bir arızaya sebep olmuş ve sanki onu düzeltebilmek adına tekrar tekrar denemelerde bulunuyor gibi. yine bazı karakterlerin farklı hallerini görmemiz matrix evreninde birşeylerin yolunda gitmediğine işaret ediyor. ( burada kastım thrinity eski haliyle gözükürken morpheus'un gençlik hallerini görüyoruz. tabii ben o kişinin morpheus olduğunu tahmin ediyorum ) thrinity'nin neo'yu tanımaması, neo'nun da anksiyetik hallerine bakacak olursak yine gerçeklikle matrix evreni iç içe geçmiş gibi bir görüntü veriyor.

ben heyecanlandım doğrusu. christmas'ı sabırsızlıkla bekliyoruz. ağacımı süsleyip soluğu sinemada alırız artık.
devamını gör...

beğenilere anında dönen, ilgili yazar.
tanımlarına dikkat ettim, düzeyi çok güzel.
okunası keyifli tanımları var.
aynen böyle devam diyorum samimiyetine istinaden.*
devamını gör...

bu bir ağır işsiz başlığıdır kabul ediyorum. çok fazla işim var ama kafama takıldı işte. dedim ki tüm kafastore'u kapatsam kaç karma lazım.

sözlük özellikleri için: 8 bin karma puan
müzik rozetleri için: 40 bin 500 karma puan
takım rozetleri için: 11 bin 500 karma puan
film rozetleri için: 71 bin karma puan
dizi rozetleri için: 52 bin 500 karma puan
basketbol rozetleri için: 11 bin 500 karma puan
oyun rozetleri için: 5 bin karma puan

toplam 200 bin karma ediyor arkadaşlar. ne yazık ki sözlükte en yüksek karması olan yazarın (bkz: daddy) bile ancak bu toplamın beşte biri kadar karması var. tabi bu şimdilik böyle. her an yeni rozetler de gelebilir. herkese bol kazançlı günler dilerim.
devamını gör...

nickimden de anlaşıldığı üzere hala aramaktayım. tüm bu hobiler ve fobiler benim mi yoksa bir şekilde bana dayatıldı mi? ıstediğim meslekte miyim yoksa öylece sürükleniyor muyum? gerçek ben miyim yoksa ailemin, arkadaşlarımın, öğretmenlerimin ya da herhangi şekilde tanıştığım insanların yansıması miyim? üzüntülerim ve sevinçlerim benim mi yoksa buna mi alıştırıldım? seçimlerim benim seçimlerim mi? gibi sürekli devam eden sorularla boğuşmaktayım hemen her gün. umarım bir gün bulurum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim