zaman tüneli
kelaynak
devamını gör...
spiritüel narsizm
narsizm türleri arasında en tehlikelisidir çünkü, narsizmin bu türüne sahip olan kişiler yani spiritüel narsistler, din, kişisel gelişim veya mistik konuları da işin içine katarak insanların duygularını sömürürler. esasen bu tarz konularla ilgilenenlerden egolarını* kontrol altına almaları beklenir ama onlar, kendilerini diğer insanlardan üstün görürler yani kibir abidesidirler. o üstün şahsiyet, lütfedip çok değerli fikirlerini sizinle paylaştığı için şanslısınızdır. bu tarz kişiler, aşırı bilgilidirler, karizmatik bir duruşları ve etkileyici bir konuşma tarzları vardır, onların bildiği bir sır vardır ve onu lütfedip size söylerse, hayatınız değişecektir. bazı insanlar, eğer para almıyorlarsa, kendilerine güvenilebileceğini söylüyorlar ama bence, hiçbir suretle bu insanlara güvenilmemelidir çünkü, insanların dini, spiritüel veya mistik konulara güvenini sarsarlar. narsizmin hem de spiritüel olanıyla insanları istismar eden bu insanımsıların nereden bakarsanız bakın yatacak yeri yoktur.
devamını gör...
kathy bates
tam/asıl ismi kathleen doyle bates olan 1948 doğumlu abd'li aktris. ataları arasında ingiliz, irlandalı, iskoç ve alman bireyler bulunmaktadır.* tiyatroda, beyaz perdede ve tv'de birçok iş yapmış ve hala yapmakta olan üretken ve başarılı bir oyuncudur. özellikle de oynadığı, sosyal çevresine karşı dik durabilen güçlü kadın karakterlerle tanınır. bir stephen king uyarlaması olan 1990 çıkışlı misery (sadist)* filmindeki oyunculuğuyla 1991 senesinde oscar ödülü kazanmıştır.
memphis'te doğmuş ve sonra dallas'ta bir üniversitede tiyatro öğrenimi görmüştür. 1969 senesinde bfa* derecesini aldıktan sonra 1970 senesinde new york'a gelir ve çeşitli ve alakasız işler yaparken bir yandan da oyunculuk kariyeri yapma peşindedir. küçük sahne rollerinde oynadıktan sonra 1971 senesinde çek asıllı milos forman'ın ilk amerikan filmi olan taking off'ta görür izleyiciler kendisini. ilk broadway dışı* işi ise vanities (1976)* adlı tv filmindeki joanne rolüdür ve bu da onun straight time (1978) filminin oyuncu kadrosuna seçilmesini sağlar. 70'lerin sonları ve 80'lerde aktris birçok tiyatro ve film prodüksiyonunda yer alır.
ve 1990 senesine geldiğimizde ona oscar ile birlikte altın küre ödülü de getirecek, misery filmindeki psikopatik annie wilkes karakteriyle eğlence* sektörünün aranan isimlerinden biri olur usta oyuncu. 90'lar kendisi için çok verimli ve başarılarla dolu bir dönem olmuştur aktrislik kariyerinde ve onun ne denli çok yönlü olabildiğini de gözler önüne sermiştir. 1998'deki primary colors filminde canlandırdığı libby holden karakteriyle büyük övgüler almış ve bir oscar ödülü adaylığı da kazanmıştır.
2000'lerde de birçok farklı yapımda başarılı oyunculuklar sergileyen bates, clint eastwood'un yönettiği richard jewell (2019) filmindeki bobi jewell tiplemesiyle bir kere daha oscar'a aday gösterilir*. 2000'lerde bazı filmlerde ses oyunculuğu* da yapmıştır usta isim; örneğin: charlotte's web (2006), bee movie (2007), the golden compass (2008)*.
bates, tv için de birçok şey yapmıştır kariyeri süresince. örneğin dash and lilly (1999) isimli tv filminde, tv yönetmeni* olarak çalışmıştır. veya, meşhur dizi six feet under'da bettina karakterini oynamakla kalmamış, yapımın 5 bölümünü de yönetmiştir bu marifetli amerikalı. onun oyunculuk yaptığı bir başka önemli tv yapıtı ise the office'tir. orada da jo bennett karakteriyle çok kez dizinin izleyicilerinin karşısına çıkmıştır kathy bates, 2010-2011 senelerinde. 2012'ye geldiğimizde ise usta oyuncu two and a half men dizisindeki konuk oyunculuğuyla ilk emmy ödülünü kazanır. ama aktrisin başarıları hız kesmemektedir. 2013 senesinde american horror story'nin 3. sezon kadrosuna oyuncu olarak katılan bates, madame delphine lalaurie karakteriyle bu sefer de yardımcı kadın oyuncu kategorisindeki emmy ödülüne sahip olur.
kaynak: www.britannica.com/biograph...
kathy bates, gerçekten de en beğendiğim oyunculardan biridir. kendisini ilk hangi filmde görmüştüm tam hatırlayamasam da; dolores claiborne, misery, the war at home, about schmidt gibi filmlerde ona hep hayran kalmıştım. cidden de oyunculuğu muazzam bence kadının; tonton teyze, psikopat abla, ukala yenge rollerini falan olabiliyor mesela ve hepsinde de inandırıcı oluyor. yetenekleri sınırsız mıdır bilemem ama kafasına koyup ön hazırlığını iyi yaparsa kraliçe ii. elizabeth'i de, köylü nineyi da oynayabilir bence. büyük oyuncu gerçekten. hayranıyım.
memphis'te doğmuş ve sonra dallas'ta bir üniversitede tiyatro öğrenimi görmüştür. 1969 senesinde bfa* derecesini aldıktan sonra 1970 senesinde new york'a gelir ve çeşitli ve alakasız işler yaparken bir yandan da oyunculuk kariyeri yapma peşindedir. küçük sahne rollerinde oynadıktan sonra 1971 senesinde çek asıllı milos forman'ın ilk amerikan filmi olan taking off'ta görür izleyiciler kendisini. ilk broadway dışı* işi ise vanities (1976)* adlı tv filmindeki joanne rolüdür ve bu da onun straight time (1978) filminin oyuncu kadrosuna seçilmesini sağlar. 70'lerin sonları ve 80'lerde aktris birçok tiyatro ve film prodüksiyonunda yer alır.
ve 1990 senesine geldiğimizde ona oscar ile birlikte altın küre ödülü de getirecek, misery filmindeki psikopatik annie wilkes karakteriyle eğlence* sektörünün aranan isimlerinden biri olur usta oyuncu. 90'lar kendisi için çok verimli ve başarılarla dolu bir dönem olmuştur aktrislik kariyerinde ve onun ne denli çok yönlü olabildiğini de gözler önüne sermiştir. 1998'deki primary colors filminde canlandırdığı libby holden karakteriyle büyük övgüler almış ve bir oscar ödülü adaylığı da kazanmıştır.
2000'lerde de birçok farklı yapımda başarılı oyunculuklar sergileyen bates, clint eastwood'un yönettiği richard jewell (2019) filmindeki bobi jewell tiplemesiyle bir kere daha oscar'a aday gösterilir*. 2000'lerde bazı filmlerde ses oyunculuğu* da yapmıştır usta isim; örneğin: charlotte's web (2006), bee movie (2007), the golden compass (2008)*.
bates, tv için de birçok şey yapmıştır kariyeri süresince. örneğin dash and lilly (1999) isimli tv filminde, tv yönetmeni* olarak çalışmıştır. veya, meşhur dizi six feet under'da bettina karakterini oynamakla kalmamış, yapımın 5 bölümünü de yönetmiştir bu marifetli amerikalı. onun oyunculuk yaptığı bir başka önemli tv yapıtı ise the office'tir. orada da jo bennett karakteriyle çok kez dizinin izleyicilerinin karşısına çıkmıştır kathy bates, 2010-2011 senelerinde. 2012'ye geldiğimizde ise usta oyuncu two and a half men dizisindeki konuk oyunculuğuyla ilk emmy ödülünü kazanır. ama aktrisin başarıları hız kesmemektedir. 2013 senesinde american horror story'nin 3. sezon kadrosuna oyuncu olarak katılan bates, madame delphine lalaurie karakteriyle bu sefer de yardımcı kadın oyuncu kategorisindeki emmy ödülüne sahip olur.
kaynak: www.britannica.com/biograph...
kathy bates, gerçekten de en beğendiğim oyunculardan biridir. kendisini ilk hangi filmde görmüştüm tam hatırlayamasam da; dolores claiborne, misery, the war at home, about schmidt gibi filmlerde ona hep hayran kalmıştım. cidden de oyunculuğu muazzam bence kadının; tonton teyze, psikopat abla, ukala yenge rollerini falan olabiliyor mesela ve hepsinde de inandırıcı oluyor. yetenekleri sınırsız mıdır bilemem ama kafasına koyup ön hazırlığını iyi yaparsa kraliçe ii. elizabeth'i de, köylü nineyi da oynayabilir bence. büyük oyuncu gerçekten. hayranıyım.
devamını gör...
guardian: the lonely and great god
başlığı sol frame'de görünce çok heyecanlandım. guilty pleasure dizim... 2017-2021 tarihleri arasında her sene izledim çünkü bu diziyi. yayınlanırken izliyordum, sonra her sene ilk kar yağdığı vakit (dizide özel bir vakit oluyor bu) ben de dönüp bir daha izlerdim.
forever çok sevdiğim için benzer bir konuda olması hasebiyle dikkatimi çekmişti goblin. forever'da da ölümsüz bir adam konu alınıyor, goblin'de de.
goblin, vakti zamanında yaşadığı yerin en ileri gelen askeri, komutanı olan kim shin adında bir adamı konu almaktadır. bu adam savaşlarda o kadar başarılıymış ki, halk artık kraldan çok ona hürmet eder hâle gelmiş. kralın sağ kolu bu durumu fark edip kralla beraber kim shin'i öldürmek ister. bu yolda kendi karısını dâhi feda eden kralın hiç acıması yoktur. kim shin'i öldüren kişi kendi askeri olur ve öldürdüğü kendi kılıcı ise lanetlenmiştir.
bu lanet, ancak ve ancak gelini olacak kişi tarafından kaldırılabilecektir. ve lanet yüzünden, kim shin ölümsüz olmuştur.
kaderine yazılmış olan kişi, yani evleneceği kişi haricinde kimse lanetini bilemez, göğsünde saplı olan kılıcı göremez bile. bu şekilde kim shin, yüzyıllarca yaşar.
yüzyıllarca süren bu yaşamında elbette çok varlıklı olur, çok kültürlü olur. dünyaya bizzat tanık olmuş olur. fakat bir sorun vardır ki: yalnızdır. çünkü yüzyıllar boyu eşi olacak kişiyle karşılaşmayı beklemiştir. birileriyle yakınlık kurmaktan da çekinir çünkü sonunda onlar ölümlüdür, sevdiği herkesi toprağa vermek kim shin'e acı verdiği için insanlarla yakınlaşmamayı öğrenmiştir.
ayrıca lanetin getirisi olan birkaç gücü de vardır kim shin'in. fakat bu güçlerinin hiçbirini insanların hayatını değiştirip etki etmek için kullanmamıştır, zirâ tanrının yazgısını değiştirmek istemez.
fakat bir gün, çok içtiği bir vakit bu düşüncesini unutarak ölüm döşeğindeki hamile bir kadına yardım eder ve gücüyle onu kurtarır. tanrının yazgısını bir nevi değiştirmiş olur, ölmesi gereken biri ölmemiştir. aslında yüzyıllarca beklediği yazgısı da kendi elindeymiş.
hamile kadını kurtardığında ölmesi gereken bebek, goblin'in gelini olur. seneler sonra bir şekilde karşılaşırlar.
ama asıl olaylar bundan sonra başlayacaktır.
dizi reenkarnasyonu da ele almaktadır. geçmiştekilerin hâlâ bir şekilde hayatında olması ortaya çıktıkça tüm yaşananlar dallanıp budaklanır. ayrıntılar arttıkça, hatırlananlar arttıkça ve yeni yaşananlar da eklendikçe konular daha çok içine çeker.
ayrıca goblin gibi ölümsüz olan, insanların canlarını almakla görevli bir azrail de vardır dizide. dizi hem dram konusunda iyidir, hem de komiktir. azrail ve sunny'nin hikayesi; goblin ve gelinin hikayesinden daha çok canımı yakar, o hikaye daha güzeldir bence.
kılıcı tek görebilen ve çekip çıkarabilecek olan aşkını bulan goblin, bunu ona söylemez. bu sefer de aşık olmuştur ve yüzyıllardır beklediği ölüme kendini hazır hissetmediğini fark eder. henüz yeni yetişkin olmuş gelini, aşkı ise olanları çok sonra öğrenir.
dizinin 13. bölümü favori bölümüm bu arada.
normalde fantastik şeyleri pek sevmem. ama kore dizilerinde/filmlerinde efektlerin güzel yapıldığını düşünüyorum. mesela memories of alhambra diye bir dizi daha vardı, bir sanal gerçeklik oyunu gerçeğe dönüşüveriyordu. ve dizideki efektler falan çok hoşuma gitmişti. bu dizide de aynı şekilde, efektler yerindeydi. hakan muhafız gibi değildi en azından. *
öncelikle ben başrol, goblin rolündeki, kim shin rolündeki gong yoo'yu çok beğeniyorum. oyuncu olarak beğeniyorum yani. tatlı da adam. squid game'de metroda kart veren ve oyun oynatan adam olarak da çok tanındı mesela. diğer yapımlarının da birçoğunu izledim, iyi bir oyuncu. silenced filmini özellikle öneririm. orada da bir öğretmen rolünde. train to busan da zombi vs severler için ideal bir film.
ben böyle 6 ay - 1 sene civarı bir ülkeye takılıyorum. dizi/film/şarkı sektörlerini sömürüyorum. sonra başka ülkeye geçiyorum. 2017-2018 benim kore ve japon dizi filmleri izlediğim, müzikleri dinlediğim dönemdi. mesela 2016'nın tamamında hint filmi izlemiştim, şarkıları dinlemiştim. sonra rus, fransız, ingiliz, iran derken hep gelişti ve değişti dizi/film sektörüne merakım.
her ne kadar tonlarca daha iyisini izlemiş olsam da ilk kore yapımı dizim goblin'di, belki de onun için yeri ayrdırı. ve üstelik kore dizilerine önyargılıydım. onun için şaşırdım herhalde, böyle bir şey beklemiyordum. hâlâ da biri kore dizisi izlemek istiyorum dese olağanüstü bir şeylere katlanabilecekse goblin öneririm. dram dizileri de güzel oluyor. itaewoon class, reply 1988 vs de önerebilirim.. ama vasatın altında da çok fazla dizileri var maalesef. klişe çok seviyorlar.
ya bir de korelilerde şöyle bir şey var: ya tüm diziyi çok kötü yapıp harika bir finalle akıllarda kalıcı bir şeyler yapıyorlar ya da tüm diziyi güzel yapıp finalde içine ediyorlar. goblin'in finalini de pek sevmem mesela. yine de 16 bölümün hakkını yemeyeceğim. izlenir.
başrol gong yoo kore sektöründe iyi bir oyuncudur onu da geçtim, dizideki diğer tüm oyuncular ve hatta dizi müzikleri, bunları söyleyenler dâhi seçkin kişilerdir. goblin'in gelini rolündeki kim go-eun'u pek sevmesem bile azrail rolündeki lee dong-wook çook iyi bir oyuncudur. yoo in-na ile olan kimyaları o kadar beğenilmiştir ki dizinin ardından sırf ikisinin başrolde olduğu (bkz: touch your heart) diye bir dizi daha çıkmıştır.
btob grubundan tanınan yook sung-jae'den tutun, kim min jae, kim sohyun seçkin oyuncular olup yan roller bile çok önemsenmiştir.
kore dizilerinde neredeyse her dizi 16 bölüm olur. bu dizi de öyle. onun için su gibi gidiyor. ayrıca her dizi için bir albümü çıkarırlar. bu dizinin albümü de yine kore müziğinin seçkin müzisyenleri tarafından seslendirilmiştir. özellikle ailee ve soyou'nun seslendirdikleri favorimdir. crush, chanyeol, punch, mamamoo, heize gibi önemli isimler de seslendirmiştir.
bir kore dizisi izlemek isterseniz başlangıç için ideal olabilir. en azından klişe ve saçma şeylere mâruz kalmamış olursunuz.
forever çok sevdiğim için benzer bir konuda olması hasebiyle dikkatimi çekmişti goblin. forever'da da ölümsüz bir adam konu alınıyor, goblin'de de.
goblin, vakti zamanında yaşadığı yerin en ileri gelen askeri, komutanı olan kim shin adında bir adamı konu almaktadır. bu adam savaşlarda o kadar başarılıymış ki, halk artık kraldan çok ona hürmet eder hâle gelmiş. kralın sağ kolu bu durumu fark edip kralla beraber kim shin'i öldürmek ister. bu yolda kendi karısını dâhi feda eden kralın hiç acıması yoktur. kim shin'i öldüren kişi kendi askeri olur ve öldürdüğü kendi kılıcı ise lanetlenmiştir.
bu lanet, ancak ve ancak gelini olacak kişi tarafından kaldırılabilecektir. ve lanet yüzünden, kim shin ölümsüz olmuştur.
kaderine yazılmış olan kişi, yani evleneceği kişi haricinde kimse lanetini bilemez, göğsünde saplı olan kılıcı göremez bile. bu şekilde kim shin, yüzyıllarca yaşar.
yüzyıllarca süren bu yaşamında elbette çok varlıklı olur, çok kültürlü olur. dünyaya bizzat tanık olmuş olur. fakat bir sorun vardır ki: yalnızdır. çünkü yüzyıllar boyu eşi olacak kişiyle karşılaşmayı beklemiştir. birileriyle yakınlık kurmaktan da çekinir çünkü sonunda onlar ölümlüdür, sevdiği herkesi toprağa vermek kim shin'e acı verdiği için insanlarla yakınlaşmamayı öğrenmiştir.
ayrıca lanetin getirisi olan birkaç gücü de vardır kim shin'in. fakat bu güçlerinin hiçbirini insanların hayatını değiştirip etki etmek için kullanmamıştır, zirâ tanrının yazgısını değiştirmek istemez.
fakat bir gün, çok içtiği bir vakit bu düşüncesini unutarak ölüm döşeğindeki hamile bir kadına yardım eder ve gücüyle onu kurtarır. tanrının yazgısını bir nevi değiştirmiş olur, ölmesi gereken biri ölmemiştir. aslında yüzyıllarca beklediği yazgısı da kendi elindeymiş.
hamile kadını kurtardığında ölmesi gereken bebek, goblin'in gelini olur. seneler sonra bir şekilde karşılaşırlar.
ama asıl olaylar bundan sonra başlayacaktır.
dizi reenkarnasyonu da ele almaktadır. geçmiştekilerin hâlâ bir şekilde hayatında olması ortaya çıktıkça tüm yaşananlar dallanıp budaklanır. ayrıntılar arttıkça, hatırlananlar arttıkça ve yeni yaşananlar da eklendikçe konular daha çok içine çeker.
ayrıca goblin gibi ölümsüz olan, insanların canlarını almakla görevli bir azrail de vardır dizide. dizi hem dram konusunda iyidir, hem de komiktir. azrail ve sunny'nin hikayesi; goblin ve gelinin hikayesinden daha çok canımı yakar, o hikaye daha güzeldir bence.
kılıcı tek görebilen ve çekip çıkarabilecek olan aşkını bulan goblin, bunu ona söylemez. bu sefer de aşık olmuştur ve yüzyıllardır beklediği ölüme kendini hazır hissetmediğini fark eder. henüz yeni yetişkin olmuş gelini, aşkı ise olanları çok sonra öğrenir.
dizinin 13. bölümü favori bölümüm bu arada.
normalde fantastik şeyleri pek sevmem. ama kore dizilerinde/filmlerinde efektlerin güzel yapıldığını düşünüyorum. mesela memories of alhambra diye bir dizi daha vardı, bir sanal gerçeklik oyunu gerçeğe dönüşüveriyordu. ve dizideki efektler falan çok hoşuma gitmişti. bu dizide de aynı şekilde, efektler yerindeydi. hakan muhafız gibi değildi en azından. *
öncelikle ben başrol, goblin rolündeki, kim shin rolündeki gong yoo'yu çok beğeniyorum. oyuncu olarak beğeniyorum yani. tatlı da adam. squid game'de metroda kart veren ve oyun oynatan adam olarak da çok tanındı mesela. diğer yapımlarının da birçoğunu izledim, iyi bir oyuncu. silenced filmini özellikle öneririm. orada da bir öğretmen rolünde. train to busan da zombi vs severler için ideal bir film.
ben böyle 6 ay - 1 sene civarı bir ülkeye takılıyorum. dizi/film/şarkı sektörlerini sömürüyorum. sonra başka ülkeye geçiyorum. 2017-2018 benim kore ve japon dizi filmleri izlediğim, müzikleri dinlediğim dönemdi. mesela 2016'nın tamamında hint filmi izlemiştim, şarkıları dinlemiştim. sonra rus, fransız, ingiliz, iran derken hep gelişti ve değişti dizi/film sektörüne merakım.
her ne kadar tonlarca daha iyisini izlemiş olsam da ilk kore yapımı dizim goblin'di, belki de onun için yeri ayrdırı. ve üstelik kore dizilerine önyargılıydım. onun için şaşırdım herhalde, böyle bir şey beklemiyordum. hâlâ da biri kore dizisi izlemek istiyorum dese olağanüstü bir şeylere katlanabilecekse goblin öneririm. dram dizileri de güzel oluyor. itaewoon class, reply 1988 vs de önerebilirim.. ama vasatın altında da çok fazla dizileri var maalesef. klişe çok seviyorlar.
ya bir de korelilerde şöyle bir şey var: ya tüm diziyi çok kötü yapıp harika bir finalle akıllarda kalıcı bir şeyler yapıyorlar ya da tüm diziyi güzel yapıp finalde içine ediyorlar. goblin'in finalini de pek sevmem mesela. yine de 16 bölümün hakkını yemeyeceğim. izlenir.
başrol gong yoo kore sektöründe iyi bir oyuncudur onu da geçtim, dizideki diğer tüm oyuncular ve hatta dizi müzikleri, bunları söyleyenler dâhi seçkin kişilerdir. goblin'in gelini rolündeki kim go-eun'u pek sevmesem bile azrail rolündeki lee dong-wook çook iyi bir oyuncudur. yoo in-na ile olan kimyaları o kadar beğenilmiştir ki dizinin ardından sırf ikisinin başrolde olduğu (bkz: touch your heart) diye bir dizi daha çıkmıştır.
btob grubundan tanınan yook sung-jae'den tutun, kim min jae, kim sohyun seçkin oyuncular olup yan roller bile çok önemsenmiştir.
kore dizilerinde neredeyse her dizi 16 bölüm olur. bu dizi de öyle. onun için su gibi gidiyor. ayrıca her dizi için bir albümü çıkarırlar. bu dizinin albümü de yine kore müziğinin seçkin müzisyenleri tarafından seslendirilmiştir. özellikle ailee ve soyou'nun seslendirdikleri favorimdir. crush, chanyeol, punch, mamamoo, heize gibi önemli isimler de seslendirmiştir.
bir kore dizisi izlemek isterseniz başlangıç için ideal olabilir. en azından klişe ve saçma şeylere mâruz kalmamış olursunuz.
devamını gör...
inside out
çok sevimli bol ayrıntılı pek bir hoş ailecek izlenebilecek bir animasyon filmi.
her şeyden önce ortada neşe vardı diye başlayan kontrol mekanizması üzüntü, korku, öfke ve tiksintiyle devam ediyor. kişilik adaları, çekirdek anılar, bunların çöküşü ve kişinin boşluğa sürüklenişinin mekanizması güzel düşünülmüş. en önemlisi her anının üzüntü içerebileceği, mutluluğun dahi içinde üzüntü olabileceği, hayatta her daim sadece mutluluğa tutunulamayacağı fikri vardı.
hoş olan diğer detaylara gelecek olursak;
- olur olmadık zamanda zihin kütüphanesinden sakız reklamının müziğinin devreye girmesi,
- annenin babayla her kavgasında zamanında bahama adalarında reddettiği pilotu düşünmesi, sonlara doğru aynı pilotu öğretmenin de düşlemesi, dolayısıyla pilotun yürüyüşken olduğunun anlatılması,
- bilinçaltındaki korkuların en büyüğünün anneannesinin süpürgesi, brokoli ve doğum günü palyaçosu olması,
- garson kızın sinirli olması ama neye sinirli olduğunu kendisinin de bilmemesi,
- otobüs şoförünün kontrol merkezinde sadece öfkenin olması,
- başrol kızını görünce tüm sistemi çöken çocuğun zihnindeki her parça.
hepsi çok hoş detaylardı, peş peşe zihinlere dalarak oluşturdukları fikrin dibini sıyırmışlar bence, gayet makul.
ayrıca puberte tuşu da nedir ki gerçekten, hiç önemli değil muhtemelen.*
her şeyden önce ortada neşe vardı diye başlayan kontrol mekanizması üzüntü, korku, öfke ve tiksintiyle devam ediyor. kişilik adaları, çekirdek anılar, bunların çöküşü ve kişinin boşluğa sürüklenişinin mekanizması güzel düşünülmüş. en önemlisi her anının üzüntü içerebileceği, mutluluğun dahi içinde üzüntü olabileceği, hayatta her daim sadece mutluluğa tutunulamayacağı fikri vardı.
hoş olan diğer detaylara gelecek olursak;
- olur olmadık zamanda zihin kütüphanesinden sakız reklamının müziğinin devreye girmesi,
- annenin babayla her kavgasında zamanında bahama adalarında reddettiği pilotu düşünmesi, sonlara doğru aynı pilotu öğretmenin de düşlemesi, dolayısıyla pilotun yürüyüşken olduğunun anlatılması,
- bilinçaltındaki korkuların en büyüğünün anneannesinin süpürgesi, brokoli ve doğum günü palyaçosu olması,
- garson kızın sinirli olması ama neye sinirli olduğunu kendisinin de bilmemesi,
- otobüs şoförünün kontrol merkezinde sadece öfkenin olması,
- başrol kızını görünce tüm sistemi çöken çocuğun zihnindeki her parça.
hepsi çok hoş detaylardı, peş peşe zihinlere dalarak oluşturdukları fikrin dibini sıyırmışlar bence, gayet makul.
ayrıca puberte tuşu da nedir ki gerçekten, hiç önemli değil muhtemelen.*
devamını gör...
gizemcik (yazar)
ablam hiç yormuyor kendini, tek kelime adam olana çok bile.
devamını gör...
niteliksiz bir yazar olmak
88 tanım 87 takipçim bulunmakta. her ne kadar sizleri göremesem duyamasamda hepinizi sevmekteyim canlar
devamını gör...
15 eylül 2023 örsan övmen'in chp genel başkan adayı olması
4 ö etti.
devamını gör...
stalklandığını fark etmek
fark etmeye gerek yoktur. biraz zihni yorunca anlaşılır zaten.
devamını gör...
suriyeli kız güzelliği
ya beyaz rengin ne olduğu hakkında fikriniz yok ya da suriyeli sandığınız kadınlar suriyeli değil.
bak bana cümle içinde ırkçılık yaptırdınız ya, öf.
bak bana cümle içinde ırkçılık yaptırdınız ya, öf.
devamını gör...
15 eylül 2023 örsan övmen'in chp genel başkan adayı olması
örsan öymen, chp’nin genel başkan adayı oldu.
özgür özel için ise şunları söyledi;
-chp'nin bu hale gelmesinde sesini çıkarmayanlar, katkısı olanlar değişimi nasıl yapacak?
-genel başkan adayı olanlarda samimiyet göremiyorum.
•halk tv
özgür özel için ise şunları söyledi;
-chp'nin bu hale gelmesinde sesini çıkarmayanlar, katkısı olanlar değişimi nasıl yapacak?
-genel başkan adayı olanlarda samimiyet göremiyorum.
•halk tv
devamını gör...
tayt giyen bir kız sekse tabu olarak bakıyor mudur sorusu
ülke homofobikliğinden kurtulup taytı herkes giyse bir rahatlayacaklar ama işte vurduruyor derler korkusuyla hep uzaklar*
devamını gör...
cimilli ibo
ah yoldaş ah.
devamını gör...
agatha christie
agatha mary clarissa miller christie mallowan
1890/1976 yılları arasında yaşamış ingiliz yazar. polisiye türünün en önemli isimlerinden biridir. hercule pairot karakterinin yaratıcısıdır, onlarca kitaba imza atmıştır.
kendisi bir disleksi hastasıdır, babası erkenden ölmüş, annesi tarafından büyütülmüş ve kendini geliştirmesine yardımcı olmuştur. kaynağı doğrulanmamakla birlikte 11 gün kaybolduğu rivayet edilir.
belki de romanında kaybedeceği kişinin ne hissedeceğini anlamak için bunu bizzat yaşamak istemiştir.
hercule poirot, zekası, espri yeteneği, keskin gözlemciliği ve avrupalı nezaketi ile dikkat çeken belçikalı bir dedektiftir. cinayetleri “küçük gri hücreler” dediği beynini kullanarak çözmesi ve bu arada da ingiliz yüksek sınıfının özel yaşamının saklı yönlerini ortaya dökmesi ile tanınır.

herkesin aynı anda mutlu olamaması çok kötü.
1890/1976 yılları arasında yaşamış ingiliz yazar. polisiye türünün en önemli isimlerinden biridir. hercule pairot karakterinin yaratıcısıdır, onlarca kitaba imza atmıştır.
kendisi bir disleksi hastasıdır, babası erkenden ölmüş, annesi tarafından büyütülmüş ve kendini geliştirmesine yardımcı olmuştur. kaynağı doğrulanmamakla birlikte 11 gün kaybolduğu rivayet edilir.
belki de romanında kaybedeceği kişinin ne hissedeceğini anlamak için bunu bizzat yaşamak istemiştir.
hercule poirot, zekası, espri yeteneği, keskin gözlemciliği ve avrupalı nezaketi ile dikkat çeken belçikalı bir dedektiftir. cinayetleri “küçük gri hücreler” dediği beynini kullanarak çözmesi ve bu arada da ingiliz yüksek sınıfının özel yaşamının saklı yönlerini ortaya dökmesi ile tanınır.

herkesin aynı anda mutlu olamaması çok kötü.
devamını gör...
niteliksiz bir yazar olmak
hem mühendis hem bilmem ne gibi olmak gibidir.
adam tam bir arıza rıza baba.
adam tam bir arıza rıza baba.
devamını gör...






