zaman tüneli
yeni nesil kızların yemek yapmaktan bihaber oluşu
geçen sene soğan doğrarken dilinin ucu dışarı çıkan ben, bugün terbiyeli kereviz yaptım. umudunuzu kaybetmeyin.
devamını gör...
normal sözlük
yazarların, yazarların ve kendilerinin tanımlarını, koleksiyon ya da kütüphane gibi depolayabileceği bir uygulamaya ihtiyaç olduğunu düşündüğüm aygıt.
ben, elimi attı mı hafızama ve ilgi duyduğum, takip ettiğim tanımlara dokunabilmek istiyorum. listelerimi ve profilimi toparlamaya çalışmak windows işlemleri kadar kolay olmalı. kendime özel klasörler istiyorum.
ayrıca medyatik paylaşımların (fotoğraf, müzik, video vs.) tanımlardan ayrılarak kendilerine özel bir sekmeye yönlendirilmelerini de istiyorum. hatta bazı multi medya seçenekler özelden görüşme alanı geliştirilerek, o alana hapsedilmeli.
tüm bunların bazılarını daha önce de istemiştim.
ben, elimi attı mı hafızama ve ilgi duyduğum, takip ettiğim tanımlara dokunabilmek istiyorum. listelerimi ve profilimi toparlamaya çalışmak windows işlemleri kadar kolay olmalı. kendime özel klasörler istiyorum.
ayrıca medyatik paylaşımların (fotoğraf, müzik, video vs.) tanımlardan ayrılarak kendilerine özel bir sekmeye yönlendirilmelerini de istiyorum. hatta bazı multi medya seçenekler özelden görüşme alanı geliştirilerek, o alana hapsedilmeli.
tüm bunların bazılarını daha önce de istemiştim.
devamını gör...
sigmund freud sözleri
"hiçbir erkek yatmak istemediği bir kadınla arkadaş olmaz."
ben değil freud diyor. yanlış anlaşılmasın.
ben değil freud diyor. yanlış anlaşılmasın.
devamını gör...
sofrada niye tuzluk yok diyerek karısını döven erkek
dostum erkek demişsin ama bu ilkel yaşam formu .
devamını gör...
sofrada niye tuzluk yok diyerek karısını döven erkek
kahvede gazeteyi vermedi diye orda bulunanlardan hakaret işiten erkektir...
babasının zamanında kemerle dövdüğü erkektir
annesinin bir kere başını okşamadığı büyüdüğü eve hep fazlalık olan iğrenç erkektir.
okulda kimse onla sıra arkadaşı bile olmak istemez
erkek değildir aslında sadece korktuğu için ibne ( böylesine eşcinsel demek olmaz bariz ibne bunlar) olduğunu kabül edemez
gariban yani sahipsiz bir kızla evlenmiştir yoksa o tuzluğu ona sokarlar dibine vura vura tuzu dökerler...
babasının zamanında kemerle dövdüğü erkektir
annesinin bir kere başını okşamadığı büyüdüğü eve hep fazlalık olan iğrenç erkektir.
okulda kimse onla sıra arkadaşı bile olmak istemez
erkek değildir aslında sadece korktuğu için ibne ( böylesine eşcinsel demek olmaz bariz ibne bunlar) olduğunu kabül edemez
gariban yani sahipsiz bir kızla evlenmiştir yoksa o tuzluğu ona sokarlar dibine vura vura tuzu dökerler...
devamını gör...
yrp suruç ilçe başkanının yere kola dökmesi
yeniden refah partisi şanlıurfa suruç ilçe başkanının israil'i protesto etmek maksadıyla yere pepsi kola dökmesi hadisesidir .
buradan
buradan
devamını gör...
sofrada niye tuzluk yok diyerek karısını döven erkek
eşini dövmek için bin tane sebep bulabilen erkektir.
eskiden böyleymiş.. büyüklerimiz anlatırdı..
yani atalarımızın, dedelerimizin ninelerimizi dövmek için yaptıklarını duyunca çocukken üzülüyordum.
nerde lan bu tuzluk?
-unuttum bey. hemen getiririm
bu kaçıncı ulan? dalga mı geçiyorsun sen benimle?
-yok estağfurullah. öyle şey olur mu bey?
gel lan buraya pat küt!!!
yazıklar olsun...
yazıklar olsun.
eskiden böyleymiş.. büyüklerimiz anlatırdı..
yani atalarımızın, dedelerimizin ninelerimizi dövmek için yaptıklarını duyunca çocukken üzülüyordum.
nerde lan bu tuzluk?
-unuttum bey. hemen getiririm
bu kaçıncı ulan? dalga mı geçiyorsun sen benimle?
-yok estağfurullah. öyle şey olur mu bey?
gel lan buraya pat küt!!!
yazıklar olsun...
yazıklar olsun.
devamını gör...
yeni nesil kızların yemek yapmaktan bihaber oluşu
yağ, salça, soğan bu üçlü varsa üstüne ne koyarsan koy yemek oluyor zaten. (bkz: türk mutfağı)
devamını gör...
sigmund freud sözleri
kimseye laf anlatmak,
kimseyle uğraşmak,
haklı çıkmaya çalışmak istemiyorsun.
her ruh kendi yolculuğunda
deyip konuyu kapatıyorsun kafanda.
beklenti yok, hayal kırıklığı yok,
öfke ve hırs yok,
sakin durgun bir su gibi oluyor insan.
suyu bulandırmak isteyenleri de,
uzak tutuyorsun hayatından.
yorgunluk değil, olgunluk diyorlar buna..
olgunlaştıkça kimseyle,
uğraşasın gelmiyor.
kendini yetiştirememiş,
insanlardan uzaklaşıyorsun.
seni hasta edecek insanlarla ,
birlikte, olmaktan vazgeçiyorsun *
kimseyle uğraşmak,
haklı çıkmaya çalışmak istemiyorsun.
her ruh kendi yolculuğunda
deyip konuyu kapatıyorsun kafanda.
beklenti yok, hayal kırıklığı yok,
öfke ve hırs yok,
sakin durgun bir su gibi oluyor insan.
suyu bulandırmak isteyenleri de,
uzak tutuyorsun hayatından.
yorgunluk değil, olgunluk diyorlar buna..
olgunlaştıkça kimseyle,
uğraşasın gelmiyor.
kendini yetiştirememiş,
insanlardan uzaklaşıyorsun.
seni hasta edecek insanlarla ,
birlikte, olmaktan vazgeçiyorsun *
devamını gör...
müzik grubundaki aşırı havalı ve isyankar baterist
sanki biraz da izleyicileri gaza getirmek için yapılan eskizler olduğunu düşünürüm, bunu bir isim veriliyorlar ama onu unuttum seyredenleri coşturmak için özel olarak birtakım coşturucu doğaçlama ya da önceden planlanmış hareketler yapan kişiye galiba osmanlı da şatır deniliyordu
devamını gör...
rengarenk
kitapla ilgili bir hikaye anlatarak ancak anlatabilirim size kitabı. ilerde bir gün belki biri merak ederse diye yazıyorum bu yazıyı. şimdilerde pek bir kıymeti yok malum çünkü yalnız başına oracıkta duruyor. ilk kitap ilk çocuk gibidir, aynı zorlukları yaşar. önden gider ve eksik noksan ne varsa hepsini o yaşar tüm eleştirileri o alır. ondan sonra gelen kardeşlerine kendi yaptığı hataları yapmalarına izin vermez. neyse size kitaptan bir şiir ile kitabın küçük bir parçasını yazayım.
ben şiirim, şair değilim
şair olsaydım yazardım.
yazmadığıma göre, evet ben şiirim
şu an oynamakla meşgulüm sadece,
günü geldiğinde okurum herhalde. yerine
günü geldiğinde okunurum herhalde
olması gerekirdi.
neden uzun uzun açıklama yaptığımı anladınız mı?
bundan sonra daha dikkat ederim eminim. kitapta yer alan anlamı da güzel ama benim vermek istediğim mesaj orijinal halinde daha iyi diye düşünüyorum.
yani sözün özü size kitabımı biraz anlatmak istedim daha doğrusu sana sayın okuyucu, kitabımda çoğunlukla kısa sözler ya da tek kıtalık şiirler var uzun şiirler de var tabi. zaten o nedenle adı rengarenk her tattan biraz var diye. iyi okumalar umarım kitabım sana bir şeyler katar ya da katmıştır.
ben şiirim, şair değilim
şair olsaydım yazardım.
yazmadığıma göre, evet ben şiirim
şu an oynamakla meşgulüm sadece,
günü geldiğinde okurum herhalde. yerine
günü geldiğinde okunurum herhalde
olması gerekirdi.
neden uzun uzun açıklama yaptığımı anladınız mı?
bundan sonra daha dikkat ederim eminim. kitapta yer alan anlamı da güzel ama benim vermek istediğim mesaj orijinal halinde daha iyi diye düşünüyorum.
yani sözün özü size kitabımı biraz anlatmak istedim daha doğrusu sana sayın okuyucu, kitabımda çoğunlukla kısa sözler ya da tek kıtalık şiirler var uzun şiirler de var tabi. zaten o nedenle adı rengarenk her tattan biraz var diye. iyi okumalar umarım kitabım sana bir şeyler katar ya da katmıştır.
devamını gör...
müzik grubundaki aşırı havalı ve isyankar baterist
ginger baker isimli, cream'in geçen senelerde vefat eden davulcusu bunun sebebidir. ahahahah. metal davulcuları, onun isyanla falan davula sert vurduğunu sanıp ona özenmişler. baker ise, heavy metalden nefret ettiğini hatta tiksindiğini açıklamıştı. o senelerde mikrofonlama sistemi bugünkü gibi olmadığından mecburen öyle çalıyormuş.
devamını gör...
gürültü önleyici kulaklık
aşırı ise yarıyor samsung buds 2 aldım müzik acmasam bile ortamın sesini inanılmaz kesiyor. bazen müzik açmadan takip kafa dinliyorum.
devamını gör...
müzik grubundaki aşırı havalı ve isyankar baterist
aklıma kanıt'ın bir bölümünde; küvete bırakılan saç kurutma makinesi yüzünden elektrik akımına kapılarak ruhunu teslim edip ahirete irtihal eyleyen, rock grubunun egoist ve isyankâr üyesi geldi. lâkin onun saçları kısaydı.
devamını gör...
müzik grubundaki aşırı havalı ve isyankar baterist
bu parçada bence şiir yazıyor bu isyankâr, havalı baterist.*
devamını gör...
the wonderful story of henry sugar
roald dahl'ın aynı adlı öyküsünden uyarlama 2023 netflix yapımı 37 dakikalık kısa film. wes anderson'un yönetmenliğini yaptığı 4 kısa filmden biri. diğerleri için the swan, poison (film), the rat catcher.
4 filmi de bitirdim şükürler olsun. aralarında en uzunu bu olmasına rağmen hiç sıkılmadım. hepsi birbirinden güzel ama ben en çok şeker henry'nin inanılmaz öyküsü ve kuğu filmlerini sevdim.
film babadan kalan parası ile zengin bir hayat yaşayan, ömrü boyunca çalışmak zorunda kalmayan bir adamın öyküsü. henry rahat bir hayat yaşamasına rağmen hep daha fazla para peşinde koşuyor. bunun en kolay yolu da para. yine bir gün partilerden partilere koşarken bir evde bir kütüphaneye giriyor. orada okuduğu bir araştırma sonucu dünyanın en zengin insanı olmanın mümkün olabileceğini düşünüp kendini geliştiriyor. bu yöntem ne mi? görmeden görmek. o nasıl mümkün olabilir diyorsunuz ama oluyor. bunun film olduğunu unutmamak lazım tabii. ne kadar bu gerçek bir hayattır dense de.
çok güzeldi. sonunu da çok sevdim. insanın her şeyi elde edebileceğini bilmesi ve hayatta heyecan kalmaması onu ne kadar iyi bir insana dönüştürüyor gördük. bir an bunalıma girip intihar mı edecek diye düşünmedim değil. mutlaka izleyin.
4 filmi de bitirdim şükürler olsun. aralarında en uzunu bu olmasına rağmen hiç sıkılmadım. hepsi birbirinden güzel ama ben en çok şeker henry'nin inanılmaz öyküsü ve kuğu filmlerini sevdim.
film babadan kalan parası ile zengin bir hayat yaşayan, ömrü boyunca çalışmak zorunda kalmayan bir adamın öyküsü. henry rahat bir hayat yaşamasına rağmen hep daha fazla para peşinde koşuyor. bunun en kolay yolu da para. yine bir gün partilerden partilere koşarken bir evde bir kütüphaneye giriyor. orada okuduğu bir araştırma sonucu dünyanın en zengin insanı olmanın mümkün olabileceğini düşünüp kendini geliştiriyor. bu yöntem ne mi? görmeden görmek. o nasıl mümkün olabilir diyorsunuz ama oluyor. bunun film olduğunu unutmamak lazım tabii. ne kadar bu gerçek bir hayattır dense de.
çok güzeldi. sonunu da çok sevdim. insanın her şeyi elde edebileceğini bilmesi ve hayatta heyecan kalmaması onu ne kadar iyi bir insana dönüştürüyor gördük. bir an bunalıma girip intihar mı edecek diye düşünmedim değil. mutlaka izleyin.
devamını gör...
müzik grubundaki aşırı havalı ve isyankar baterist
hep vardır böyle biri bateri çalma rolünü üstlenen. uzun saçlarını dalga dalga savurmak suretiyle hırçın hamlelerle bagetlerini kullanır ve davula vurur. bir şeylere isyanı vardır sürekli. aynı zamanda grubun diğer üyeleriyle her ne kadar uyumlu hareket etse de davranışsal ve ruhsal açıdan onlardan soyutlanmıştır. ya hayatın boşluğunun ayrımına varıp bu farkındalığını öfkeye dönüştürüyor ve öfkesini vuruşlarına yansıtıyor, ya da özel hayatında yaşadıkları incitmiş onu ve hıncını bagetlerden alıyor. ülkenin durumuna sinirlenip böyle şeyler yaptıklarını düşünmüyorum çünkü ekonomi fazlasıyla iyiyken ve dünya sakinken de bu baterist arkadaşlar hep böyle çalıyordu şarkıları. uzun saçları ve umursamaz görünen tavırları nedeniyle havalı, ani ve sert hareketleri nedeniyle de isyankâr olarak nitelendiriyorum ben bu adamları. karizmasına odaklanırsanız zevk alırsınız ve fakat içlerindeki siniri fark ettikçe siz de gerilir ve yanınızdaki arkadaşı dürtüp ortamdan tüyme isteğiyle dolup taşarsınız.
''kalk la necati kalk! baterist jokere bağladı.''
dikkat edin, solist hep coşkuludur şarkıyı söylerken ve liderdir de aynı zamanda. grubun diğer üyelerini yönlendirir ve şarkıyı nasıl seslendireceği, nerelerde nağme yapacağı, nerede yükselip alçalacağı konusunda bilgilendirir diğer üyeleri. gitarist klasiktir, işini yapar. sınırların ötesine pek çıkmaz gitarist. garanticidir ama ortama uyumu, duygu durumu ve performansı istikrar içerir. sürpriz görmezsin. her maçı 6/10 veya 7/10 reytingle oynayan çalışkan sol bek gibidir. klarnetçi ortalığın anasını ağlatır, gizli kahramandır. klarnet konusunda değişik istek ve fantezilere gark eder insanı. şarkının duygusunu 10 kat yükseltip moda sokar adamı. olmayan aşkın acısını çekersin icra ettiği notaları duyarken. piyano ile çalınan eserlerde piyanist gitaristten de sadedir. profesyoneldir, avrupai ve klastır. bir gizli kahraman da odur. işini yaptıktan sonra sessizce kenara çekilir ve alkışlayasın gelir ayakta.
ama dediğim gibi bu bateristler başka abi :) bunlar sanki büyük bir psikolojik patlamanın tetikleyicisidir. bir bateriste yarım saat bile maruz kalsanız o gün etrafa dalasınız gelir eften püften sebeplerden. sizi hiç rahatsız etmeyen alt kat komşusunun hareketli çocuğu o şarkıları dinledikten sonra cinnet sebebidir adeta. içinize atıp sustuklarınızı daha rahat, daha cüretkâr tavırlarla söylersiniz o bateristi gördükten sonra. gereksiz özgüven verir. o özgüven sonra iş açar başınıza. alkolden farkı yoktur, o an sadece bir şeylerin etkisindesinizdir ve normalde hiç sizlik olmayan davranışları uygularsınız bir bir. suçu bateriste atarsınız akabinde. onun o isyankâr, atarlı giderli, eyvallahı olmayan havalı hâlleri size de sirayet etti sanırsınız fakat onda durduğu gibi durmaz sizde tabii. sonra pişmanlık aşamaları ve bir daha bateri ile bestelenmiş şarkıları dinlerken kendine mukayyet olacağına dair boş sözler...
''yaramıyorsa dinleme kardeşim, aile var lan burada!''
''kalk la necati kalk! baterist jokere bağladı.''
dikkat edin, solist hep coşkuludur şarkıyı söylerken ve liderdir de aynı zamanda. grubun diğer üyelerini yönlendirir ve şarkıyı nasıl seslendireceği, nerelerde nağme yapacağı, nerede yükselip alçalacağı konusunda bilgilendirir diğer üyeleri. gitarist klasiktir, işini yapar. sınırların ötesine pek çıkmaz gitarist. garanticidir ama ortama uyumu, duygu durumu ve performansı istikrar içerir. sürpriz görmezsin. her maçı 6/10 veya 7/10 reytingle oynayan çalışkan sol bek gibidir. klarnetçi ortalığın anasını ağlatır, gizli kahramandır. klarnet konusunda değişik istek ve fantezilere gark eder insanı. şarkının duygusunu 10 kat yükseltip moda sokar adamı. olmayan aşkın acısını çekersin icra ettiği notaları duyarken. piyano ile çalınan eserlerde piyanist gitaristten de sadedir. profesyoneldir, avrupai ve klastır. bir gizli kahraman da odur. işini yaptıktan sonra sessizce kenara çekilir ve alkışlayasın gelir ayakta.
ama dediğim gibi bu bateristler başka abi :) bunlar sanki büyük bir psikolojik patlamanın tetikleyicisidir. bir bateriste yarım saat bile maruz kalsanız o gün etrafa dalasınız gelir eften püften sebeplerden. sizi hiç rahatsız etmeyen alt kat komşusunun hareketli çocuğu o şarkıları dinledikten sonra cinnet sebebidir adeta. içinize atıp sustuklarınızı daha rahat, daha cüretkâr tavırlarla söylersiniz o bateristi gördükten sonra. gereksiz özgüven verir. o özgüven sonra iş açar başınıza. alkolden farkı yoktur, o an sadece bir şeylerin etkisindesinizdir ve normalde hiç sizlik olmayan davranışları uygularsınız bir bir. suçu bateriste atarsınız akabinde. onun o isyankâr, atarlı giderli, eyvallahı olmayan havalı hâlleri size de sirayet etti sanırsınız fakat onda durduğu gibi durmaz sizde tabii. sonra pişmanlık aşamaları ve bir daha bateri ile bestelenmiş şarkıları dinlerken kendine mukayyet olacağına dair boş sözler...
''yaramıyorsa dinleme kardeşim, aile var lan burada!''
devamını gör...

